Hava Durumu

#İstihdam

Kırsal Haber - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu Üniversitesi ile TAŞFED Arasında İş Birliği Protokolü Haber

Anadolu Üniversitesi ile TAŞFED Arasında İş Birliği Protokolü

Anadolu Üniversitesi ile Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu (TAŞFED) arasında eğitim, staj, istihdam, Ar-Ge ve sektörel iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan “Eğitim, Uygulama, Araştırma ve Sektörel İş Birliği Protokolü” imzalandı. Rektörlük Senato Salonunda gerçekleştirilen törende protokole Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ile TAŞFED Yönetim Kurulu Başkanı Bayram Özrek imza attı. Törenin ardından karşılıklı hediye ve plaket takdiminde bulunulurken TAŞFED heyeti, Eskişehir Meslek Yüksekokulunu (EMYO) da ziyaret ederek inceleme ve görüşmeler gerçekleştirdi. Protokol ile ulusal ve uluslararası gastronomi normları ile gıda güvenliği ve hijyen standartlarına uygun nitelikli mutfak profesyonellerinin yetiştirilmesi ve öğrencilerin mesleki yeterliliklerinin artırılması hedefleniyor. İş birliği kapsamında Türk mutfak mirasının korunması, kayıt altına alınması ve modernize edilerek dünyaya tanıtılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bunun yanı sıra sürdürülebilir mutfak pratikleri, sıfır atık ve inovatif mutfak teknolojileri alanlarında da ortak çalışmalar yürütülecek. Rektör Adıgüzel: “Eğitim ve sektör arasındaki bağı güçlendirmeyi önemsiyoruz” Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel üniversite-sektör iş birliklerinin öğrencilerin mesleki gelişimine ve eğitim süreçlerinin niteliğinin artırılmasına önemli katkılar sunduğunu belirtti. Gastronomi alanında akademik bilgi ile sektör deneyiminin bir araya getirilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Adıgüzel, TAŞFED ile imzalanan protokolün öğrencilerin uygulamalı eğitim olanaklarını geliştirmesinin yanı sıra staj ve istihdam süreçlerini de güçlendireceğini ifade etti. Rektör Adıgüzel iş birliği kapsamında Türk mutfak kültürünün araştırılması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik çalışmaların da gerçekleştirileceğini belirterek protokolün Anadolu Üniversitesinin eğitim, uygulama ve araştırma faaliyetlerine katkı sağlayacağını söyledi. Başkan Özrek: “Türk gastronomisinin geleceği adına önemli bir adım” TAŞFED Başkanı Bayram Özrek ise Anadolu Üniversitesi ile gerçekleştirilen iş birliğinin Türk gastronomisinin geleceği açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Eğitimden sektörel uygulamalara, staj ve istihdamdan Ar-Ge çalışmalarına kadar geniş bir çerçevede yürütülecek iş birliğiyle gençlerin mesleki yetkinliklerinin güçlendirilmesini ve sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesini amaçladıklarını ifade eden Özrek, Türk mutfak kültürünün gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Özrek iş birliğine sağladıkları katkılar dolayısıyla Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Aşçılık Programı Müdürü Doç. Dr. Osman Güldemir’e teşekkür etti. Protokol kapsamında EMYO Aşçılık Programının ders içeriklerinin sektörün güncel ihtiyaçları doğrultusunda TAŞFED uzmanlarının danışmanlığında güncellenmesi ve TURAK gibi ulusal ve uluslararası akreditasyon süreçlerine teknik destek sağlanması planlanıyor. TAŞFED bünyesindeki usta şeflerin EMYO uygulama mutfaklarında gerçekleştirilecek masterclass ve atölye çalışmalarına katılarak bilgi ve deneyimlerini öğrencilerle paylaşması da hedefleniyor. Öğrencilerin mesleki deneyimlerini artırmaya yönelik olarak TAŞFED’e bağlı üye dernekler ile iş birliği yapılan otel ve restoran zincirlerinde staj olanaklarının geliştirilmesi, Anadolu Üniversitesi Kariyer Merkezi ile ortak kariyer günleri ve mentörlük programlarının düzenlenmesi planlanıyor. Türk mutfak kültürüne yönelik ortak projeler geliştirilecek İş birliği kapsamında Türk mutfak kültürü, coğrafi işaretli ürünler ve sürdürülebilir gastronomi başlıklarında TÜBİTAK, BAP, Kalkınma Ajansı ve Erasmus+ gibi ulusal ve uluslararası kaynaklara yönelik ortak projeler geliştirilmesi hedefleniyor. Öğrencilerin Uluslararası İstanbul Gastronomi Festivali başta olmak üzere çeşitli yarışmalara katılımının TAŞFED tarafından teknik koçlukla desteklenmesi ve Eskişehir’de tematik mutfak etkinliklerinin düzenlenmesi de protokol kapsamında yer alıyor. Protokol kapsamında eğitim kalitesinin artırılması amacıyla endüstriyel mutfak ekipmanlarının tanıtılması ve inovatif araçların temininde de ortak çalışmalar yürütülecek. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber) anahaber.anadolu.edu.tr

Kastamonu’da Kalkınmaya Değer Katan Projelere Ziyaret Haber

Kastamonu’da Kalkınmaya Değer Katan Projelere Ziyaret

Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) tarafından Kastamonu’da hayata geçirilen, üretim, istihdam, kadın emeği, temiz enerji ve mesleki eğitime katkı sağlayan projeler yerinde incelendi. Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Zeyneb Ersayın ve KUZKA Genel Sekreteri Mehmet Akif Eraslan’ın katılımıyla gerçekleştirilen saha ziyaretinde, Kastamonu’da bölgesel kalkınmaya katkı sunan projeler değerlendirildi. Temiz enerji ve girişimcilik aynı projede buluştu Saha ziyaretinin duraklarından biri, girişimciliği desteklemek ve işletmelerin maliyetlerini azaltmak amacıyla hayata geçirilen İŞGEM Güneş Enerji Santrali oldu. Proje, temiz enerji kullanımının yanı sıra girişimcilik ekosistemine sağladığı katkıyla öne çıkıyor. Tarımsal üretime katma değer Kastamonu Arı Yetiştiricileri Birliği Bal Paketleme Tesisi de ziyaret kapsamında incelendi. Tesis, yöresel ve katma değerli tarımsal üretimin güçlendirilmesine katkı sağlıyor. Kadın emeği üretime dönüşüyor Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen Hanönü Kadın Kooperatifi Sera Projesi de saha ziyaretinin önemli durakları arasında yer aldı. Proje, kadınların üretim süreçlerine daha etkin katılımını destekleyerek yerel ekonomiye katkı sunuyor. Geleneksel el sanatları geleceğe taşınıyor Ziyaret kapsamında Halk Eğitim Merkezi Ahşap İşleme Atölyesi de incelendi. Geleneksel ahşap işleme sanatının mesleki eğitim yoluyla gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlayan çalışma, yerel becerilerin korunmasına katkı sağlıyor. Kastamonu’daki saha ziyaretinde incelenen projelerin; üretim, istihdam, kadın emeği, temiz enerji ve mesleki eğitim başlıklarında bölgesel kalkınmaya katkı sunduğu belirtildi. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı, TR82 Bölgesi’nde sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor.

Gönen Sera OTB’de Müjde: 1,7 Milyar TL’lik Kaynak Sağlandı Haber

Gönen Sera OTB’de Müjde: 1,7 Milyar TL’lik Kaynak Sağlandı

AK Parti Balıkesir Milletvekili ve Genel Sekreter Yardımcısı Ali Taylan Öztaylan, Gönen Sera Organize Tarım Bölgesi’nde (OTB) çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirterek, proje için 2026 yılında 1,7 milyar TL finansman desteği sağlandığını açıkladı. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 5 milyar TL’nin üzerinde finansman kaynağıyla yatırım programına alınan Gönen Sera OTB’nin, toplam 8 milyon metrekarelik alanda Balıkesir’in tarımsal üretim ve istihdam kapasitesine önemli katkı sunacağını ifade eden Öztaylan, 2027 yılında da gerekli finansman desteğinin devam etmesi için sürecin takipçisi olduklarını söyledi. Projenin 1 milyon metrekarelik ilk etap alanında parsel bazlı kazı ve dolgu çalışmalarının tamamlandığını belirten Öztaylan, yatırımcıların bölgeye gelebilmesi için gerekli altyapı çalışmalarında da son aşamaya gelindiğini kaydetti. Atık su, yağmur suyu, sulama ve içme suyu, yol, arıtma tesisi, jeotermal terfi hattı ve elektrik gibi altyapı imalatlarına yönelik ihale hazırlıklarının sürdüğünü belirten Öztaylan, altyapı ihalesinin ekim ayında gerçekleştirilmesinin ve çalışmaların 2027 yılının ilk yarısında tamamlanarak alanın yatırımcılara teslim edilmesinin hedeflendiğini açıkladı. Öztaylan, “Gönen Sera Organize Tarım Bölgesi, Balıkesir’in tarımsal geleceği açısından stratejik bir yatırımdır. Gönen’i modern tarımın, teknolojik seracılığın, yüksek katma değerli üretimin ve istihdamın önemli merkezlerinden biri haline getireceğiz. Bu büyük yatırımın her aşamasının takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

TARGET Projesi Kapsamında Yeni Finansman İmkanı Haber

TARGET Projesi Kapsamında Yeni Finansman İmkanı

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ile Ziraat Bankası, tarım ve gıda sektöründeki yatırımların finansmanına yönelik iş birliğini hayata geçirdi. TARGET Projesi kapsamında imzalanan protokolle, yatırımcılara uzun vadeli finansman imkânı sunulacak. TARGET Projesi kapsamında yeni finansman imkânı Türkiye Tarım-Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi (TARGET) kapsamında gerçekleştirilen iş birliği protokolü, İstanbul’da düzenlenen imza töreniyle hayata geçirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın genel koordinasyonunda yürütülen, TKDK tarafından uygulanan ve Dünya Bankası tarafından finanse edilen TARGET Projesi kapsamında, tarım ve gıda alanında yatırım yapacak işletmelerin finansmana erişiminin desteklenmesi amaçlanıyor. Yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar finansman TARGET Projesi kapsamında yatırım tutarının yüzde 80’ine kadar geri ödemeli finansman sağlanabilecek. Proje büyüklüğüne göre 10 milyon ABD dolarına kadar kullandırılabilecek finansman, azami 2 yılı ödemesiz olmak üzere 7 yıla kadar vadeyle sunulacak. Finansman desteği; tarım ve gıda sektöründeki tesislerin inşası ile makine ve ekipman yatırımlarında kullanılabilecek. İlk fazda 750 milyon dolarlık kaynak TARGET Projesi kapsamında 10 yıllık dönemde toplam 5,3 milyar ABD doları tutarında finansman sağlanması planlanıyor. Projenin ilk fazında ise 750 milyon ABD dolarlık kaynağın kullandırılması öngörülüyor. “Tarım-gıda değer zincirinin farklı halkalarındaki yatırımları destekleyeceğiz” İmza töreninde konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, TARGET Projesi’nin tarım ve gıda sektöründe yatırımların güçlendirilmesi ve kırsal refahın artırılması açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Bağcı, tarım ve gıda sektörünün sürdürülebilir gelişimi, üretim kapasitesinin artırılması ve üreticilerin rekabet gücünün güçlendirilmesi için finansmana erişimin önemine dikkat çekerek, TARGET Projesi ile üretimden işlemeye, depolamadan lojistiğe kadar tarım-gıda değer zincirinin farklı halkalarındaki yatırımların destekleneceğini ifade etti. Protokol, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Dr. Ahmet Bağcı, TKDK Başkanı Dr. Ahmet Antalyalı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

10. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi Başladı Haber

10. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi Başladı

Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen 10. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresi (UGTAK26), Ramada Plaza by Wyndham Eskişehir’de başladı. Kongre başkanlığını Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz, kongre dönem başkanlığını ise Prof. Dr. Emrah Özkul yürüttüğü kongrenin açılışına Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Vali Yardımcıları Akın Ağca ve Oğuz Şenlik, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, Genel Sekreter Ecevit Öksüz, İl Kültür ve Turizm Müdürü Bülent Avnamak ile Eskişehir’in önde gelen firmalarının temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Rektör Adıgüzel: “İyi bir mutfağa sahip olabilirsiniz ancak onu iyi tanıtmak ve iyi anlatmak gerekir” Açılış konuşmasında mutfak kültürünün bir toplumu anlamadaki kilit rolüne değinen Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tanıtım ve hikâyeleştirmenin önemini vurguladı. Rektör Adıgüzel konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Çok iyi bir mutfağa sahip olabilirsiniz ancak bunu çok iyi tanıtmazsanız, çok iyi anlatmazsanız ve hikâyeleştirmezseniz sahip olduğunuz değerler yerel sınırlar içinde kalır. Eskişehir, çibörek ve balaban köftenin çok ötesinde zengin bir göçmen mutfağı birikimine sahip. Bu gastronomik değerlerin görünür kılınması ve yerel lezzetlerin bir arada sunulabileceği alanların oluşturulması turizm açısından büyük önem taşıyor.” Rektör Adıgüzel ayrıca Anadolu Üniversitesi Yayınları arasından çıkacak olan “Eskişehir Göçmen Mutfağı” eserinin yeniden basımı için hazırlık yaptıklarını müjdeleyerek üniversitenin nitelikli insan kaynağı ve bilimsel araştırmalarla kentin gastronomi potansiyeline katkı sunmayı sürdüreceğini belirtti. Prof. Dr. Yılmaz: “Kongremize olan ilginin artarak devam ettiğini görüyoruz” Kongrenin 10’uncusunu Eskişehir’de gerçekleştirmekten duydukları memnuniyeti dile getiren Turizm Fakültesi Dekanı ve Kongre Organizasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz, kongreye gösterilen ilginin her geçen yıl arttığını ifade etti. Prof. Dr. Yılmaz, konuşmasında şunları söyledi: “Bu yıl 303 bildiriyle bugüne kadarki en yüksek sayıya ulaştık. Kongremizin gerçekleştirilmesinde üniversite yönetimimizin, kurullarımızın ve destek veren paydaşlarımızın katkıları büyük. Özellikle lisansüstü öğrencilerimizin bu tür akademik etkinliklerde daha fazla yer almasını önemsiyoruz. Kongreler, öğrencilerimizin akademik çevrelere kendini tanıtması ve yeni bağlantılar kurması adına önemli bir fırsat sunuyor.” Yılmaz ayrıca, gastrofizik gibi yeni disiplinlerle etkileşime giren gastronomi çalışmalarının bilimsel derinliğine de dikkat çekti. Prof. Dr. Özkul: “Her kongre mesleki ilerlememiz için önemli bir gelişim alanı oluşturdu” UGTAK Dönem Başkanı Prof. Dr. Emrah Özkul ise gastronominin yalnızca yemek tariflerinden ibaret olmadığını vurgulayarak “Bir tarif, toplumların tarihine, kültürel mirasına ve değişim süreçlerine dair önemli izler taşır. Yerel kültürün turizmle dönüşümü, üreticilerin ekonomik kazanımları ve geleneksel bilginin korunması temel tartışma konularımız arasında yer alıyor. Eskişehir’in göçlerle zenginleşen mutfak mirası, kongrenin bu kentte yapılmasını çok daha anlamlı kılıyor.” dedi. Masadaki lezzet ağızda değil beyinde başlıyor Kongrenin ilk oturumunda, gastronomi ve nörobilim arasındaki ilişki, duyuların yeme-içme deneyimindeki rolü ve nörogastronomi alanındaki güncel yaklaşımlar üzerine sunum gerçekleştiren Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Charles Spence konuşmasında şunlara değindi: “Gastronomi ve nörobilimin kesişiminde yer alan gastrofizik disiplini, yeme-içme deneyimini yalnızca tat alma duyusuyla sınırlamayıp multisensöriyel (çok duyulu) bir yolculuğa dönüştürüyor. Yerel mutfak kültürü; ses, ışık, hikâye anlatımı ve görsel sunumlarla birleştirilerek küresel ölçekte gastrodiplomasi aracına dönüştürülebiliyor. Tabağın renginden yiyeceğin ismine kadar her unsur, tüketicinin satın alma ve lezzet algısını doğrudan etkiliyor. Yapay zekâ tarafından üretilen yemek görsellerinin insan zihninde gerçek yemeklerden daha iştah açıcı algılanabildiği ortaya konuyor.” Tarihsel kültürel miras ve ses gastrofizikle buluşuyor Geleneksel tatların nörogastronomik yaklaşımlarla modern sunumlara entegre edilebileceğini belirten Prof. Dr. Charles Spence, Osmanlı saray mutfağındaki gül suyu, şerbet ve yenilebilir çiçek kullanımı ile Ege mutfağındaki kabak çiçeği dolması gibi geleneksel unsurların modern gastronomi anlayışı içerisinde yeniden yorumlanabileceğini ifade ederken Müzik ve ses frekanslarının tat algısı üzerindeki etkilerine de değinen Prof. Dr. Spence, Sesin aynı zamanda acılık ve baharat hissinin algılanmasında da etkili olabileceğini aktardı. Kongrenin ilk günü tamamlandı UGTAK26’nın ilk panelinin ardından Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel tarafından Oxford Üniversitesinden Prof. Dr. Charles Spence’e plaket ve çiçek takdim edildi. Program, Kongre Dönem Başkanı Prof. Dr. Emrah Özkul tarafından kongreye ev sahipliği yapan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’e teşekkür edilmesi ve plaket takdim edilmesiyle devam etti. Ürün geliştirme ve duyusal araştırmalardan gastronomik mirasa, destinasyon markalaşmasından sürdürülebilir turizme, yapay zekâdan akıllı mutfak uygulamalarına kadar farklı temaların ele alındığı kongrenin ikinci gününde şeflerin katılımıyla çeşitli buluşmalar gerçekleştirilecek. Bilimsel oturumlarda ise tabak tasarımı, menü dili, restoran ve otel deneyimi, gastrodiplomasi, coğrafi işaretler, gıda atığı ve dijital marka kimliği gibi başlıklar ele alınacak. Kongrenin üçüncü günü çevrim içi sunumlarla devam edecek. Programın son gününde kuram ve araştırma yöntemleri, gastronomik yaratıcılık, kültürel kimlik ve bellek, yer ve ülke markalama, sürdürülebilir gıda sistemleri, iklim, eğitim, istihdam, hukuk ve sağlık konularındaki çalışmalar katılımcılarla buluşacak. Kaynak: Anadolu Üniversitesi Haber Ajansı(AnaHaber) Kaynak: anahaber.anadolu.edu.tr

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi Haber

KTO Başkanı Gülsoy Dış Ticaret Verilerini Değerlendirdi

Kayseri, Ağustos ayında 333 milyon 760 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos Ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, “Küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyamızı tebrik ediyorum. Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin yolu daha fazla üretmekten, daha yüksek katma değer oluşturmaktan ve ihracatçının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktan geçiyor.” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ağustos ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, rakamları ve sektörel gelişmeleri paylaştı. Kayseri’nin Ağustos ayı ihracat performansına değinen Başkan Gülsoy, “Ağustos ayında 333 milyon 760 bin 481 dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,88 oranında bir artış yaşanmıştır. İthalatımız ise 163 milyon 79 bin 418 dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 19,68 artış gerçekleşmiştir.“ diye konuştu. 8 AYDA 2 MİLYAR 630 MİLYON 148 BİN DOLARLIK PERFORMANS 2026 yılının ilk 8 aylık verilerini de paylaşan Gülsoy, “Yılın ilk 8 ayında toplam ihracat rakamımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 5,64 artışla 2 milyar 630 milyon 148 bin 629 dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat rakamlarımız ise yüzde 5,86 oranında artışla 1 milyar 253 milyon 491 bin 54 dolar seviyesine çıkmıştır.” dedi. Kayseri olarak Ağustos ayında dünya genelinde 150 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdiklerini ifade eden Gülsoy, “En çok ihracat yaptığımız ilk 10 pazarımız; Almanya, ABD, Polonya, İtalya, Irak, Fransa, Fas, Romanya, Hollanda ve Mısır olarak sıralanmıştır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Demir ve Demir Dışı metaller, Deri ve Deri Mamulleri, Elektrik ve Elektronik, Halı, İklimlendirme Sanayii, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri gibi sektörlerde artış yaşanırken; Çelik, Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri, Hazırgiyim ve Konfeksiyon, Hububat sektöründe azalış yaşanmıştır.“ dedi. Ağustos ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Başkan Gülsoy, küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyasını tebrik etti. Küresel pazarlarda fiyat rekabetinin giderek zorlaştığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, özellikle yüksek üretim ve finansman maliyetlerinin firmaların fiyatlama gücünü ve rekabet kapasitesini sınırladığını belirtti. Gülsoy, ''Bugün ihracatçımız global rakiplerinin yanı sıra yüksek üretim maliyetleri, finansmana erişim ve giderek daralan rekabet marjlarıyla da mücadele ediyor. Bu şartlarda bile elde edilen her ihracat artışını çok kıymetli buluyoruz; fakat bizim için mevcut seviyeyi korumak hiçbir zaman yeterli olmayacak. Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin yolu daha fazla üretmekten, daha yüksek katma değer oluşturmaktan ve ihracatçının küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaktan geçiyor'' dedi. İHRACATÇININ MALİYETLERİNİ DÜŞÜRMEK ZORUNDAYIZ Hedeflerinin; katma değeri yüksek, sürdürülebilir ve rekabetçi bir ihracat yapısını güçlendirmek olduğunu vurgulayan Gülsoy, artan maliyetler karşısında ihracatçının pazardaki konumunu koruyabilmesinin ve yaptığı ihracattan sağlıklı bir kazanç elde edebilmesinin her geçen gün daha önemli hale geldiğine işaret etti. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın 1 Ekim itibarıyla özellikle emek yoğun, katma değerli üretim yapan ve istihdama katkı sağlayan sektörlerde döviz dönüşüm desteğinin artırılacağı yönündeki açıklamasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Gülsoy, bu tür desteklerin ihracatçının rekabet gücünü koruması açısından kritik önem taşıdığını ifade etti. YENİ PAZARLARA ULAŞMAK ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR Küresel ticarette artan korumacılık ve rekabet karşısında pazar çeşitliliğinin artırılmasının hayati önem taşıdığına vurgu yapan Gülsoy, firmaların mevcut pazarlarını korurken yeni pazarlara da mutlaka ulaşması gerektiğini kaydetti. Başkan Gülsoy, ''Biz de firmalarımızın yeni pazarlara açılması, ihracatçı sayımızın artması ve mevcut ihracatçılarımızın küresel pazarlarda daha güçlü hale gelmesi için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Üreten, istihdam sağlayan ve dünyanın dört bir yanına Kayseri menşeli ürünleri ulaştıran tüm firmalarımıza ve kıymetli çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum.'' ifadelerini kullandı.

Menteşe’de Yayla Kavunu ve Ata Sebzelerinde Hasat Heyecanı Haber

Menteşe’de Yayla Kavunu ve Ata Sebzelerinde Hasat Heyecanı

Muğla’nın Menteşe ilçesinde, yöreye özgü Yayla kavunu ile Ata tohumlarından yetiştirilen sebzelerin hasadı gerçekleştirildi. Karabağlar Yaylası’nda düzenlenen hasada Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar ile beraberindeki teknik ekip katıldı. Menteşe’de yöresel tarım ürünlerinin korunması, üretimin sürdürülebilir hale getirilmesi ve Ata tohumlarının yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında hasat gerçekleştirildi. Ata sebzeleri yetiştiricisi Mehmet Yıldız’a ve Yayla kavunu üreticisi Halise Dural’a ait bahçelerde gerçekleştirilen hasatta, Ata tohumlarından elde edilen sebzeler ile Muğla’nın kendine özgü lezzetiyle öne çıkan Yayla kavunları toplandı. Hasada; Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Süreyya Can, Menteşe İlçe Tarım ve Orman Müdürü Eren Kaçmaz ve teknik personel katıldı. Karabağlar Yaylası’nda Geleneksel Üretim Sürüyor Hasat programında açıklamalarda bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Karabağlar Yaylası’nın kendine özgü bitki örtüsü, doğal yapısı ve tarımsal üretim kültürüyle Muğla açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Baydar, Karabağlar Yaylası’nın jeomorfolojik yapısı ve Muğla iklimi nedeniyle kış aylarında yoğun yağış aldığını, bazı bölümlerin kısa süreli olarak su altında kaldığını ifade etti. Yaz aylarında ise yaylanın hem üretim hem de yaşam alanı olarak kullanıldığını belirten Baydar, geleneksel üretim kültürünün kuşaktan kuşağa aktarıldığını söyledi. Koruma altında bulunan Karabağlar Yaylası’nın kendine özgü “irim”leriyle de dikkat çektiğini belirten Baydar, yağışlı dönemlerde ulaşım yollarının aynı zamanda drenaj kanalı işlevi gördüğünü kaydetti. Yayla Kavunu Susuz Yetiştiriliyor Karabağlar Yaylası başta olmak üzere Düğerek, Ortaköy ve Orhaniye mahallelerinde yaklaşık 400 dekar alanda Yayla kavunu yetiştiriciliği gerçekleştiriliyor. Mayıs ayında toprak tava geldiğinde dikimi yapılan kavunlar, üretim sürecinde sulama yapılmadan yetiştiriliyor. İki kez çapalama ve boğaz doldurma işlemlerinin ardından kavunların hasadı ağustos sonu ile eylül başında gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 3-4 kilogram ağırlığa ulaşan Yayla kavunları, ağırlıklı olarak kışlık tüketim amacıyla değerlendiriliyor. Sapından koparıldıktan sonra tarlada bir gün bekletilen ve sap kısmı mühürlenen kavunlar pazara sunulabildiği gibi askıya alınarak kış aylarında da tüketilebiliyor. Muğla’nın geleneksel Yayla kavunları; Paris, Pıtraklı ve Hırsız Almaz gibi yerel isimlerle anılıyor. Paris Kavunu Altı mühürlü, dilimli veya dilimsiz düz kışlık tipleri bulunan Paris çeşidi, kendine özgü aroması ve kokusuyla öne çıkıyor. Haziran ayında ekimi yapılan çeşit, uygun koşullarda nisan ayına kadar saklanabiliyor. Uzun süre muhafaza edilebilmesi ve lezzeti nedeniyle üreticiler tarafından tercih ediliyor. Pıtraklı Kavun Karabağlar Yaylası’na özgü geleneksel yerel çeşitlerden biri olan Pıtraklı kavun, kabuğundaki pıtraklı ve dokulu görünümüyle tanınıyor. İnce kabuğu, kendine özgü kokusu ve aromasıyla dikkat çekiyor. Hırsız Almaz Kavunu Yaylanın bereketli topraklarında sulama yapılmadan yetiştirilen Hırsız Almaz çeşidi ise hem kültürel değeri hem de kendine özgü görünümüyle biliniyor. Şekli nedeniyle yörede bu isimle anılan kavunun dış görünümünün aksine iç kısmının oldukça lezzetli olduğu belirtiliyor. Kırkağaç Kavunuyla Ürün Çeşitliliği Artırılıyor Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen TAKE projeleri kapsamında, TAGEM Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle temin edilen ve yüzde 75 Bakanlık hibesiyle desteklenen Kırkağaç çeşidi kavun tohumları da üreticilerle buluşturuldu. Yuvarlak yapısı, çizgili görünümü, sıkı eti ve tatlı aromasıyla öne çıkan Kırkağaç kavunu, yüksek verimiyle de dikkat çekiyor. Yaklaşık 7-8 kilogram ağırlığa ulaşabilen çeşidin, 1963’ten günümüze Ata Sebzeleri Projesi kapsamında korunan yuvarlak tipinin tamamen yerli ve Ata tohumu niteliğinde olduğu belirtildi. Her türlü toprakta yetiştirilebilen Kırkağaç kavununun, kendi tohumundan yeniden üretilebilmesi ve diğer kavun çeşitlerine göre daha uzun süre dayanabilmesi üreticiler açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Ata Sebzeleri Projesiyle 5,5 Milyondan Fazla Fide Üreticiyle Buluşturuldu Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projeleri kapsamında, 2021 yılında başlatılan ve Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte yürütülen Ata Sebzeleri Projesi kapsamında önemli miktarda üretim gerçekleştirildi. Proje kapsamında 2025 yılına kadar toplam 5 milyon 560 bin adet fide üreticilerle buluşturulurken, Ata Sebzeleri Projeleri için toplam 8 milyon 255 bin TL kaynak ayrıldı. 2026 yılında ise 2 milyon 177 bin TL bütçe ile 200 bin domates, 210 bin biber ve 90 bin patlıcan fidesinin yanı sıra 20 kilogram kavun, 20 kilogram kınalı bamya ve 1 kilogram marul tohumu olmak üzere toplam 500 bin Ata sebze fidesi ve 40 kilogram Ata tohumu, il genelinde 500 üreticiye yüzde 75 Tarım ve Orman Bakanlığı hibesiyle dağıtıldı. Ata Tohumları Üreticilere Katkı Sağlıyor Ata sebzelerinin yüksek adaptasyon kabiliyeti ve üreticilerin kendi tohumlarını sonraki yıllarda yeniden kullanabilmesi, projenin öne çıkan yönleri arasında yer alıyor. Ata tohumlarından elde edilen ürünler ise kendine özgü tat, doku, koku ve aromalarıyla pazarda ilgi görüyor. Muğla’nın sahil ve yüksek kesimlerinde gerçekleştirilen üretimler sayesinde yaklaşık 9 ay boyunca açıkta sebze üretimi yapılabiliyor. Proje kapsamında üreticilerin daha az tarımsal ilaç ve gübre kullanarak kaliteli ürün elde etmeleri hedefleniyor. Özellikle kadın üreticilerden projeye yönelik olumlu geri dönüşler alındığı ve Ata Sebzeleri Projesi’nin kadın üreticilere istihdam imkânı oluşturduğu ifade edildi. Yem Bitkileri Üretimi de Destekleniyor Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 2026 yılında kaba yem ihtiyacının karşılanmasına yönelik yem bitkileri üretim projeleri de hayata geçirildi. Bu kapsamda yüzde 75 Tarım ve Orman Bakanlığı hibesiyle 100 üreticiye 1000 dekar alanda kullanılmak üzere silajlık mısır tohumu temin edildi. Üretimin yüzde 50’sinden fazlasının damla sulama sistemiyle gerçekleştirilmesi sağlandı. Ayrıca 94 üreticiye 2000 dekar alanda üretim yapılmak üzere sorgum tohumu temin edildi. Hedef Sürdürülebilir Tarım Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yürütülen projelerle üreticilerin desteklenmesi, yerel ve Ata tohumlarının korunarak gelecek nesillere aktarılması, tarımsal üretimde çeşitliliğin artırılması ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaştırılmasını hedefliyor. İl Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmede, “Sürdürülebilir tarım ve çevre bilinciyle üreticimizi destekleyerek üretime katkı sunmak. Üretimin ve emeğin yanındayız.” mesajı verildi.

Tarımda Büyük Yatırım Hamlesi Haber

Tarımda Büyük Yatırım Hamlesi

Planlı tarımsal üretimi güçlendirmek, tarım ile sanayiyi bütünleştirmek ve Türkiye'nin üretim kapasitesini artırmak amacıyla Organize Tarım Bölgelerinde (OTB) yeni bir yatırım hamlesi başlatıldı. Eylül 2026 döneminde 14 ildeki 17 Organize Tarım Bölgesinde toplam 690 yatırım alanı, ön tahsis ve parsel tahsisi yoluyla yatırımcıların hizmetine sunuluyor. ​16 Bin Dekarlık Alanda Güçlü Üretim Zinciri ​Toplam 16 milyon 954 bin metrekare (yaklaşık 16.954 dekar) büyüklüğündeki yatırım alanlarının 280'i parsel tahsisi, 410'u ise ön tahsis kapsamında yatırımcılara açılıyor. ​Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür Dr. Osman Yıldız, OTB'lerin Türkiye'nin planlı üretim, yatırım, istihdam, ihracat ve gıda arz güvenliği hedeflerinde stratejik bir görev üstlendiğini belirtti. Yıldız, "Sera üretiminden hayvancılığa, su ürünlerinden işleme, paketleme, depolama ve lojistiğe kadar uzanan güçlü ve bütünleşik bir üretim zincirinin önünü açıyoruz" dedi. ​Stratejik Kalkınma Hamlesi ve Avantajlar ​Bu çalışmanın yalnızca bir arsa tahsisi olmadığını, Türkiye'nin yeni tarımsal üretim üslerini kuran stratejik bir kalkınma hamlesi olduğunu vurgulayan Dr. Osman Yıldız, şu ifadelere yer verdi: ​"Organize Tarım Bölgelerimizde üretim, işleme, paketleme, depolama, lojistik ve pazarlama faaliyetlerini aynı merkezde buluşturuyoruz. Güçlü altyapı, ihtisaslaşmış üretim modeli ve yatırımcı odaklı yaklaşımımız sayesinde tarımsal yatırımların daha hızlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir şekilde hayata geçirilmesini sağlıyoruz." ​Üretime kazandırılacak her parselin daha fazla yatırım, yüksek üretim kapasitesi, yeni istihdam alanları, güçlü ihracat ve güvenli gıda arzı anlamına geldiğini belirten Yıldız, yatırımcıları Türkiye'nin üretim gücüne değer katmaya davet etti. ​Başvuru Süreçleri ve Detaylar ​Ön tahsis ve parsel tahsisi işlemleri, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri kapsamında yürütülecek. ​Yatırımcılar; tahsise açılan alanların büyüklükleri, nitelikleri, metrekare bedelleri ve başvuru süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgilere Bakanlık ve Genel Müdürlüğün resmî web sayfalarından ya da ilgili Organize Tarım Bölgesi müdürlüklerinden ulaşabilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.