Hava Durumu

#İsveç

Kırsal Haber - İsveç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsveç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Somon İhracatında Hedefi Dünya Genelinde İlk Üçe Girmek Haber

Türkiye’nin Somon İhracatında Hedefi Dünya Genelinde İlk Üçe Girmek

Türk somonu ihracatında son yıllarda dikkat çekici bir başarı hikayesine imza atan Türk su ürünleri sektörü, 4 yıllık süreçte yakaladığı ivmeyle Çin, Fransa, Almanya, Litvanya, Rusya Federasyonu, Avustralya gibi ülkeleri geride bırakarak dünya genelinde 11. sıraya yükseldi. Türkiye'nin somon ihracatında yeni hedefi dünya genelinde ilk üçe girmek. Türk somonu, 2019 yılında Türk su ürünleri ihracatından yüzde 2,8 pay alıyorken, 2026 yılında Türk su ürünleri ihracatının yüzde 24’ünü temsil eder hale geldi. Türk somonu ihracatçıları, somon ihracatında dünya ihracatının üçte birini tek başına yapan Norveç’in tanıtım ve pazarlama stratejisine yön veren Norveç Deniz Ürünleri Konseyi’nin çalışma modelini hayata geçirmek istiyor. Türk somonunun bugünü ve geleceği Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde düzenlenen Türk Somonu Çalıştayı’nda masaya yatırıldı. Kızıltan: “Dünya somon ihracatından aldığımız pay yüzde 0,8’ten yüzde 1,7’ye yükseldi” Çalıştayda konuşan Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türk somonunun 40 ülkeye ihraç edilir konuma geldiğini, 2026 yılının ocak-eylül dönemindeki 1 milyar 810 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının yüzde 24’ünü Türk somonunun temsil ettiğini, Türk somonu ihracatının 9 aylık dönemde 431 milyon dolara ulaştığını dile getirdi. Somon ihracatının dünya genelinden 39 milyar doları aşan bir hacme sahip olduğu bilgisini veren Kızıltan, “Norveç, 12,5 milyar dolarlık ihracatla ilk sırada yer alıyor. Şili 6,4 milyar dolar, İsveç 4,8 milyar dolarla takip ediyor. Türkiye 2025 yılı sonunda dünya somon ihracatından yüzde 1,7’lik payla 11. sırada. 2021 yılı sonrasında yakaladığımız ivmeyle Çin, Fransa, Almanya, Litvanya, Rusya Federasyonu, Avustralya’yı geride bıraktık. 2021 yılında dünya somon ihracatında yüzde 0,8 pay alıyorken 2025 yılı sonunda yüzde 1,7’ye yükseldik” şeklinde konuştu. Erling Haaland Norveç Somonunun Marka Büyükelçisi “Norveç Deniz Ürünleri Konseyi, Norveç deniz ürünlerinin küresel pazardaki değerini ve bilinirliğini artırmak amacıyla dünya genelinde kapsamlı ve çok kanallı tanıtım yapıyor” diyen Kızıltan sözlerini şöyle sürdürdü; “Norveçli deniz ürünü ihracatçılarının ödediği ihracat vergilerinden karşılanan konsey, dünyanın en büyük markasız ortak gıda pazarlama organizasyonlarından birisi konumunda. Norveç Deniz Ürünleri Konseyi 2025 yılında çoğunluğu Norveç somonu için olmak üzere 43,5 milyon dolarlık tanıtım bütçesine sahip. 2026 bütçesi 45 milyon dolara yükseldi. 19 milyar dolara ulaşan somon tanıtım bütçesiyle ABD, İtalya, İspanya, Çin, Güney Kore ve Fransa başta olmak üzere çok sayıda ülkede Norveç somonu tanıtım çalışmaları yapılıyor. Norveç somonunun tanıtımı için ünlü isimlerle çalışılıyor. Norveçli ünlü futbolcu Erling Haaland ile uzun soluklu anlaşma yapıldı. Haaland Marka Büyükelçiliği görevine getirildi. Dünya genelinde reklam ve sosyal medya çalışmaları yapılıyor. Tanınmış şefler, beslenme uzmanları ve influencer’larla çalışıyorlar. Türk somonu için Norveç somonuna benzer bir tanıtım programını hayata geçirdiğimiz takdirde dünyanın en çok somon ihraç eden ilk üç ülkesinden biri olacak güce sahibiz.” Kılıçkaya; “Bugünkü seviye çok daha büyük bir ihracat potansiyelinin başlangıcı” Türk somonunun, yakaladığı ihracat ivmesi ve dünya pazarlarında giderek güçlenen konumuyla ülkemizin su ürünleri sektöründe ortaya çıkan yeni fırsatların en somut örneklerinden biri hâline geldiğinin altını çizen Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, Türk somonunun başta Rusya ve Vietnam olmak üzere uluslararası pazarlarda giderek artan talebiyle önemli bir gelişim potansiyelini ortaya koyduğunu kaydetti. Kılıçkaya, “Türk somonunun bugün ulaştığı seviyeyi bir sonuçtan ziyade, çok daha büyük bir ihracat potansiyelinin başlangıcı olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Türkyılmaz: “Türk somonu ihracatında pazar çeşitliliğini artırmalıyız” Türk somonunu, tarım sektöründe gelişimin dikkat çekici örneklerinden birisi olarak tanımlayan Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Türk somonunun uluslararası pazarlarda önemli bir yer edindiğini vurguladı. “Türk somonu ihracatının belirli pazarlarda yoğunlaşması pazar çeşitliliğinin artırılmasını gerekli kılmaktadır” tespitinde bulunan Türkyılmaz, “Yeni pazarlara erişim, ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi ve birim ihracat değerinin yükseltilmesi; kalite, güvenilirlik ve markalaşmayla birlikte ele alınmalıdır. Bugünkü çalıştayın temel başlıklarından biri olan standartlaşma konusunun Türk somonunun sürdürülebilir gelişimi açısından büyük önem taşıdığını ifade etmek isterim. Ürün tanımı ve sınıflandırması, kalite özellikleri, hasat ve işleme uygulamaları, izlenebilirlik ve pazarlama süreçlerinin ortak bir anlayışla ele alınması gerektiğine inanıyorum. Türk somonu elbette biyolojik olarak gökkuşağı alabalığıdır. Bununla birlikte, ülkemizde gelişen üretim modeli ve ticari kimliği sayesinde uluslararası pazarlarda kendine özgü bir konum kazanmıştır. Bu konumun güçlendirilmesi için bilimsel doğruluk, ilgili mevzuat, ürün kalitesi, tüketici güveni ve ticari beklentilerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Geçmişte yürütülen çalışmaların birikiminden yararlanarak ortak bir yaklaşım geliştirilmesini ve somut sonuçlara ulaşılmasını önemsiyoruz” ifadelerini kullandı. Türk Somonu Çalıştayı’nda; Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi, TİM Tarım Kurulu, Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu, su ürünleri sivil toplum kuruluşları Türk somonunun ihracat hedeflerine ulaşması için bir araya geldi. Türk somonu ihracatında baş döndürücü yükseliş Türkiye, 2019 yılında 29 milyon dolarlık Türk somonu ihraç ediyorken, 2020 yılında 56,8 milyon dolarlık ihracata imza attı. Türk su ürünleri sektörü 2021 yılında 131 milyon dolarlık Türk somonu ihracat hacmine ulaşırken, 2022 yılında 363,1 milyon dolara sıçradı. Türk somonu ihracatı 2023 yılında 396 milyon dolara, 2024 yılında 458,5 milyon dolara ilerledi. 2025 yılında 520 milyon dolarla tarihi zirveyi gördü.

Ulusal Gıda Politikası Olmadan Kriz Yönetilemez! Haber

Ulusal Gıda Politikası Olmadan Kriz Yönetilemez!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, küresel gıda sisteminin iklim krizi, savaşlar ve enerji maliyetlerinin etkisiyle yeniden şekillendiğini belirtti, buna karşılık Türkiye’de iktidarın tarımı plansız ve korumasız bıraktığını ifade etti. Sarıbal, “Gıda krizi kapıda değil, içeride. Türkiye’nin gıda krizini yönetebilmesi için ilk adım, gıdayı stratejik alan ilan etmektir. Bu çerçevede Gıda Bakanlığı’nın kurulması, gıda güvencesinin ulusal güvenlik başlığına alınması, ürün planlaması, desteklerin artırılması, kooperatiflerin güçlendirilmesi, stratejik ürünlerde taban fiyat ve üretim garantisinin sağlanması gerekiyor” dedi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de yaptığı basın açıklamasında Türkiye’de derinleşen gıda krizine dikkati çekerek iktidarın tarım politikalarını eleştirdi. Sarıbal, küresel gıda sisteminin iklim krizi, savaşlar ve enerji maliyetlerinin etkisiyle hızla yeniden şekillendiğini, buna karşılık Türkiye’de iktidarın tarımı plansız ve korumasız bıraktığını söyledi. “Gıda krizi kapıda değil, içeride” diyen Sarıbal, bu eğilimin gıdayı ekonomik olmaktan çıkartıp jeopolitik ve güvenlik başlığı haline getirdiğini belirterek, “Türkiye’nin gıda krizini yönetebilmesi için ilk adım, gıdayı stratejik alan ilan etmektir. Bu çerçevede Gıda Bakanlığı’nın kurulması, gıda güvencesinin ulusal güvenlik başlığına alınması, ürün planlaması, desteklerin artırılması, kooperatiflerin güçlendirilmesi, stratejik ürünlerde taban fiyat ve üretim garantisinin sağlanması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın 2026 Küresel Görünüm Raporu’na göre gelecek yıl 318 milyon kişinin kriz seviyesinde veya daha kötü açlıkla karşı karşıya kalacağına dikkati çeken Sarıbal, bu rakamın 2019’a göre iki kat arttığını belirtti. BM ve FAO değerlendirmelerinde ise tarım ve gıda sistemlerindeki hatalı uygulamaların çevresel, sosyal ve sağlık maliyetlerinin yıllık 12,7 trilyon dolara ulaştığına işaret edildiğini hatırlattı. DÜNYA GIDA STOKLUYOR, TÜRKİYE SEYREDİYOR Milletvekili Sarıbal, İsveç, Norveç, Hindistan ve Endonezya’nın pirinçten buğdaya kadar stratejik ürün stokladığını aktardı. İsveç hükümetinin Soğuk Savaş’tan bu yana ilk kez tarım ve gıdada stratejik bütçe ayırdığını hatırlatan Sarıbal, 2026 bütçesinden 57 milyon doların tahıl depolarına ayrıldığını söyledi. 2025 yılında Türkiye’nin fiziksel üretim kaybıyla karşı karşıya kaldığını belirten Sarıbal, bitkisel üretimde 16 milyon tonluk düşüş yaşandığını dile getirdi. 2026’da kişi başı tüketimin yaklaşık 100 kilogram azalması beklendiğini kaydeden Sarıbal, bunun daha düşük beslenme, daha yüksek sağlık maliyetleri ve toplumsal riskler yaratacağını vurguladı. “BUĞDAY ÜRETİMİ KİŞİ BAŞI 295 KİLODAN 208 KİLOYA DÜŞTÜ” Türkiye’de buğday üretimindeki dramatik gerilemeye dikkati çeken Sarıbal, “2002 yılında AKP iktidara geldiğinde kişi başı buğday üretimi kriz yılı olmasına rağmen 295 kilogramdı. Aradan geçen 23 yılda bu miktar 87 kg azalarak 208 kilograma düştü. Halkımızın neden ekmeği pahalıya yediği bu gerçeğin altında yatıyor. Yoksa Rusya ve Ukrayna’dan buğday ithal edip un ihracatında zirvedeyiz diye övünmek marifet değil” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE GIDA ENFLASYONUNDA ZİRVEDE! OECD verilerini paylaşan Sarıbal, Türkiye’nin gıda enflasyonunda: 1. sırada, dünya genelinde 5. Sırada yer aldığını belirterek, “Saray rejimi ülkemizi dünyada gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkelerden biri haline getirmiştir. Dünyada gıda fiyatları 2025 Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 oranında gerilerken, Türkiye’de yüzde 28,3 oranında artmıştır. Son bir yılda fiyat artışları ekmekte yüzde 43,1, dana etinde yüzde 48,1, taze balıkta yüzde 50,9, meyvelerde yüzde 42,7, margarinde yüzde 41,9, şebeke suyunda yüzde 58,9’a ulaşmıştır. 2003 yılından bu yana ortalama fiyatlar 35,1 kat, gıda fiyatları ise 49,3 kat artmıştır. Bu tablo; ücret artışlarının kağıt üzerinde büyütülüp, alım gücünün ise raflarda törpülendiği bir yoksullaştırma politikasıdır” dedi. GİRDİ MALİYETLERİ PATLADI Tarımın uzun süredir plansız, korumasız ve yönsüz bırakıldığını söyleyen Sarıbal, maliyetlerin dövize endeksli olduğunu hatırlatırken, “Mazot, gübre, yem dövize bağlı, destekler geç ve yetersiz, ithalat yerli üreticiyi tasfiye ediyor, hayvancılıkta ithalat kalıcı hale geldi. 2025 yılında üretici fiyatlarındaki artışlar yüzde 36,01, bazı kalemlerde artış yüzde 100’ün üzerine çıktı. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerdeki fiyat artışı ile birlikte maliyet baskısı da devam ediyor. Son dönemde hızla yükselen girdi maliyetleri, çiftçilerin ekonomik yükünü ciddi biçimde artırdı. ÜRE gübresi önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 51 oranında zamlanırken, 20.20.0 kompoze gübresindeki artış yüzde 46’yı aştı. DAP gübresinde yüzde 41’lik bir yükseliş görülürken, amonyum nitrat ve amonyum sülfat gübrelerinin fiyatları da yüzde 33 oranında arttı. Benzer şekilde yem fiyatları da yükseldi. Son bir yıl içinde süt ve besi yemi fiyatları yüzde 30 civarında artış gösterdi” diye konuştu. “DÜNYAYI DOYURACAĞIZ” YALANIYLA ENDÜSTRİYEL TARIM DAYATILDI İktidarı “her şey yolunda masalı” anlatmakla eleştiren Sarıbal, halkın çareyi tarihi geçmiş ürünlerin satıldığı marketlerde kuyruklarda aradığını söyledi. Yerel tohumların tasfiye edildiğini, hibrit ve GDO’lu tohumlara bağımlılık yaratıldığını, monokültür üretimin teşvik edildiğini söyleyen Sarıbal, Büyükşehir Yasası’nın en ağır darbelerden biri olduğunu vurguladı. Köylerin mahalleye dönüştürülmesiyle meraların yok edildiğini, gençlerin göç ettiğini ve köy tüzel kişiliğinin ortadan kaldırıldığını belirtti. Bu manzaranın neoliberal tarım politikalarının sonucu olduğunu belirten Sarıbal; “Devlet tarımdan çekildi, tarım şirketlere bırakıldı, küçük üretici tasfiye edildi. İthalat çözüm diye dayatıldı, çiftçi borç batağına sürüklendi, pazara ulaşımın önüne engeller konuldu. Sonra da soğan, patates stoklayan tüccar masalları anlatıldı. Bu masalları bin yıl da anlatsanız sorunu asla çözemezsiniz. Gıda fiyatlarındaki fahiş artışların önüne geçmenin yolu şirketleri değil, küçük aile tarımını desteklemektir. Yerel tohumlarını özgür bırakın. Girdi maliyetlerini düşürün. Köyleri ve köylü haklarını iade edin. Üretici ile tüketici arasındaki zinciri kısaltın. Küçük üreticilerin örgütlenmesini engellemeyin. Meraları amaç dışı kullanıma, ranta açmayın. İthalatı değil üretimi teşvik edin. Yani ranttan değil emekten, üretmekten yana politikalar uygulayın” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.