Hava Durumu

#İthalat

Kırsal Haber - İthalat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İthalat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP’li Gürer: ''Türkiye Derin Bir Yoksulluk Ve Üretim Sorunu Yaşıyor'' Haber

CHP’li Gürer: ''Türkiye Derin Bir Yoksulluk Ve Üretim Sorunu Yaşıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, partisinin 81 ilde başlattığı saha çalışmaları kapsamında bulunduğu Kırşehir’de açıklamalarda bulundu. CHP Kırşehir İl Başkanı Baran Genç ile CHP il Başkanlığında açıklamalar yapan Gürer, Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nu da ziyaret etti. Ziraat Odası, Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği ve hayvancılık yapanlarla buluştu. Esnaf gezdi. CHP il binasında il başkanı Baran Genç ile açıklamalar yapan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve tarımsal açıdan tarihinin en ağır süreçlerinden birini yaşadığını söyledi. Gürer, “Vatandaş cebindeki parayla raftaki ürünü alamıyor. Çiftçi borçlu, emekli geçinemiyor, genç işsiz, esnaf dar boğazda” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye’nin dört bir yanında sahada olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “Genel Başkanımızın talimatıyla 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri görevlendirildi ve alan çalışması yapılıyor. O ilde olan milletvekili farklı illere gönderiliyor. Diğer arkadaşlarımız da illere dağıldı” diye konuştu. CHP örgütlerinin hiçbir zaman halktan kopmadığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, il örgütü, ilçe örgütü, kadın kolları ve gençlik kollarıyla hiçbir zaman alandan çekilmedik. Hep sahadayız. Çalışmalarımızı belediye başkanı olan illerimizde belediye başkanlarımızla birlikte sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. “CUMHURİYET TARİHİNİN EN AĞIR EKONOMİK SORUNLARI YAŞANIYOR” Türkiye’de ekonomik tablonun her geçen gün ağırlaştığını söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emekliden çiftçiye, işçiden esnafa kadar toplumun tüm kesimlerinin büyük sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. “Ekonomik anlamda büyük bir yıkımın yaşandığı bir süreçteyiz” diyen Gürer, “Emeklinin, asgari ücretlinin büyükşehirlerde ev kirası kadar bir gelirle yaşam mücadelesi verdiği yerde sorunlar arttı. Çiftçinin de esnafın da emeklinin de sanayicinin de engellinin de yaşadığı sorunlar belki de Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik sorunlarının oluştuğu bir süreci yarattı” dedi. Toplumsal yapıda da ciddi bozulmalar yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik krizin sosyal sonuçlarına dikkat çekti. Gürer, “Boşanmalar arttı. Madde bağımlılığı 10 yaşına kadar düştü. Aile yapıları bozuldu. İşsizlik patladı. Genç işsizliği aile evindeki boşta kalan genç için yeni tanımlar yarattı” dedi. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geldiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Cebindeki parayla raftaki ürünü alamayan insanlarımızın varlığında dolaylı bir kıtlığın yaşandığı bir sürece geldik. Et ve süt ürünlerinin çoğu artık birçok eve girmiyor. Tabaklar küçüldü. Günlük üç öğün yemek yiyen ailelerin bir kısmı iki öğüne düştü” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de milyonlarca insanın açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşadığına dikkat çekerek, “50 milyona yakın insanımız açlık ve yoksulluk sınırının altında bir gelire sahip. Devletten yardım alan 4,5 milyon hane olduğu ilgili bakanlığın açıklamalarında yer alıyor” diye konuştu. “TEK KİŞİYE BIRAKILAN YETKİ ÜLKEYİ SORUNLU NOKTAYA TAŞIDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Gürer, mevcut sistemin karar alma süreçlerini zayıflattığını belirterek, “Serbest piyasa ekonomisinin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra ülke yönetiminde daha çok sorun oluştu. Çünkü bakan kavramında yer alan kişiler artık eskiden müsteşarların yaptığı görevi yapan atanmış kişiler haline geldi. Tek bir yetkili var: Cumhurbaşkanı. O bugün Tayyip Bey olur, yarın Ahmet olur, öbür gün Mehmet olur, fark etmez. Ama sistemde tek kişiye bırakılan yetki ülkeyi problemli noktaya taşıdı,” dedi. “ÇİFTÇİ 1,5 TRİLYON LİRA BORÇLU” Tarım sektöründeki tabloya ilişkin de veriler paylaşan CHP’li Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ağır borç yükü altında üretim yapmaya çalıştığını belirterek, “Bankalara ve finans kuruluşlarına çiftçilerin 1 trilyon 377 milyar lira borcu var. Piyasaya olan borçlarla birlikte toplam borcun yaklaşık 1,5 trilyon liraya ulaştı” şeklinde konuştu. Çiftçi sayısının artmadığını, tarım alanlarının ise daraldığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nüfusumuz artıyor ama çiftçi sayımız artmıyor. Tarım alanlarımız daralıyor. 21 üründe arz açığı var. Pamuğun ürettiğimizin yarısını ithal ediyoruz. Mercimeğin ürettiğimizin yarısını ithal ediyoruz. Ayçiçeğinde, hububatta ve bakliyatta Türkiye artık dışa bağımlı hale getirildi” dedi. “HAYVAN GELİYOR AMA ET FİYATI DÜŞMÜYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ithalata rağmen et fiyatlarının düşmediğini belirterek, “Geçen yıl 739 bin hayvan getirildi, bu yıl 500 bin hayvan daha getirilecek. Hayvan geliyor ama hayvan varlığımız artmıyor. Et fiyatları düşmüyor” ifadelerini kullandı. Et ve Süt Kurumu’nun yaklaşımını da eleştiren Ömer Fethi Gürer, “Bu tür kuruluşlar kâr etmek için değil, halka uygun fiyatla et ve hayvan sunmak için vardır. Ama buraları bile ticari kafayla, tüccar zihniyetiyle yönetiyorlar” dedi. “6 BİN 700 FABRİKANIN KONKORDATO İLAN ETMESİ DÜŞÜNDÜRÜCÜ” Ekonomik sıkıntının yalnızca tarımla sınırlı olmadığını belirten Gürer, sanayide de ciddi bir daralma yaşandığını söyleyerek, “Sanayide bir yılda 6 bin 700 fabrikanın konkordato ilan etmiş olması düşündürücüdür. Sanayicinin konkordato ilan etmesi işsizliği getirir. Bunun yanında hammadde aldığı kuruluşları da sıkıntıya sokar. Eğer çiftçide ve işçide para yoksa esnaf iş yapamaz. Türkiye zincirleme şekilde vatandaşın boğazının sıkıldığı bir süreci yaşıyor” ifadelerini kullandı. CHP’NİN TARIM POLİTİKALARINI ANLATTI Cumhuriyet Halk Partisi’nin yenilenen programında tarıma ilişkin önemli düzenlemelerin yer aldığını belirten Gürer, “Tarım kesiminin mazotunda ÖTV’yi ve KDV’yi kaldıracağız. Milli gelirin yüzde 1’inin çiftçiye vereceğiz” dedi. Gürer, “2026 yılı için milli gelirin yüzde 1’i 722 milyar liraya denk geliyor. Ama çiftçiye verilmesi gereken yerine yalnızca 168 milyar liralık destek veriliyor” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı destek rakamlarının doğrudan çiftçiye verilen destek olmadığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Barajdan gölete kadar her şeyi kapsayan bir değerlendirme yapılıyor. Ama resmi program hedeflerinde çiftçiye verilen destek 168 milyar lira olarak görülüyor” dedi. “Taban fiyat uygulamasını yeniden getireceğiz” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, CHP’nin üreticiyi koruyan yeni bir tarım modeli hedeflediğini belirterek “Gübrede ve yemde mutlaka sübvansiyon sağlayacağız. Tekrar taban fiyat uygulamasını getirip alım fiyatı adı altında tüccarın oluşturduğu piyasayı sonlandıracağız” diye konuştu. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşu haline getirileceğini ifade eden Gürer, kadınların ve gençlerin kırsala dönüşünü desteklemek amacıyla SGK primlerinin karşılanacağını söyledi. Gürer, “Alım garantili üretime geçeceğiz. Tarladaki ürün israfının önüne geçeceğiz. Katma değerli üretimi artıracağız. Üreticinin kazandığı, tüketicinin uygun fiyatla ürüne ulaştığı bir sistem kuracağız” dedi. “İTHALAT LOBİLERİNİN OLUŞTURDUĞU SİSTEMİ DEĞİŞTİRECEĞİZ” Türkiye’nin yerli üretim yerine ithalata dayalı bir anlayışla yönetildiğini belirten TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yerli üreticiye öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üreten ürettiğinden kazanacak, tüketen uygun fiyatla ürün alacak. Aracıların ve ithalat lobilerinin oluşturduğu sistemi ortadan kaldıracağız. Bugün hayvancılıkta Holstein, Montofon, Angus gibi isimler konuşuluyor. Oysa bizim kırmızı karamız, boz ineğimiz, sarı kızımız vardı. Yerel koşullara uygun bu hayvan ırklarını geliştirip çoğaltmak yerine bugün Türkiye’de dışa bağımlı bir anlayış sürdürülüyor,” dedi. CHP 81 İLDE SAHADA CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, CHP Kırşehir İl Başkanı Baran Genç ve Merkez İlçe Başkanı Gürkan Yağmur ile birlikte Kırşehir Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fuat Polat, Kırşehir Ziraat Odası Başkanı Mevlüt Toprak ve Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nu ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyaretlerde tarım, hayvancılık, üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunlar, artan maliyetler ve kırsalda yaşanan sıkıntılar ele alınırken, Gürer üreticilerin ve vatandaşların sorunlarını sahada birebir dinlediklerini belirtti.

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!" Haber

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!"

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan "Kırmızı Et Üretim İstatistikleri"ne ilişkin değerlendirmede bulundu. Ün, kontrolsüz ithalata rağmen yerli üretimin çöktüğünü vurgulayarak, hayvancılık sektörünün bir "yok oluş" sürecine girdiğini ifade etti. Et Üretiminde Son 5 Yılın En Düşük Seviyesi Açıklanan verilerin bir başarı değil, bir felaket senaryosu olduğunu belirten Ediz Ün, şunları söyledi: Üretim Kaybı Hızlanıyor: "2025 yılı verilerine göre kırmızı et üretimi yaklaşık 1,9 milyon ton seviyesinde kaldı. Bu rakam, son 5 yılın en düşük seviyesidir. Geçen yıla oranla %10, iki yıl öncesine göre ise %21’lik bir üretim kaybı yaşıyoruz. Son iki yıldır üst üste yaşanan bu düşüş, sektörün yapısal bir krize girdiğinin kanıtıdır." İthalat Çare Olmadı: "Milyonlarca canlı hayvan ithal edilmesine rağmen hayvan sayımızı artıramıyoruz. Sığır, manda, koyun ve keçi varlığımız hem bir önceki yıla hem de iki yıl öncesine göre gerilemiş durumda. Kesilen hayvan sayısı azaldıkça et üretimi de doğal olarak dibe vuruyor." "14,3 Milyar Doları Elin Çiftçisine Verdik" Türkiye’nin kaynaklarının ithalata kurban edildiğini vurgulayan Ün, yerli ve milli söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi: "Türkiye, 2010 yılından bugüne kadar 8 milyon büyükbaş, 3,2 milyon küçükbaş ve 500 bin ton et ithalatı için toplam 14,3 milyar dolar ödedi. Bugün mevcut 17 milyon büyükbaş hayvanımızın yarısından fazlası ithal kökenli. Yem dışarıdan, ilaç dışarıdan, çoban dışarıdan; hayvancılığa dair ne varsa ithal! Hal böyleyken bize 'yerli ve milli' edebiyatı yapanların samimiyeti, ancak timsah gözyaşlarından ibarettir." Süt Üretimi de Alarm Veriyor Krizin sadece etle sınırlı kalmadığını, süt üretiminde de tarihi bir gerileme yaşandığını belirten Ün, şöyle devam etti: "Etteki başarısızlık sütte de aynı şiddette hissediliyor. Çiğ süt üretimi bir önceki yıla göre %5 azalarak 21,4 milyon tona geriledi. 2020 yılında 23,5 milyon ton olan üretim, son 5 yılda %9 eridi. Daha vahimi, son sekiz yılın en düşük çiğ süt üretimini yaşıyoruz. Çiğ süt tavsiye fiyatları maliyetleri karşılamadığı sürece kimse üretim yapmaz. Makyajlanmış veriler bile artık bu acı gerçeği gizleyemiyor." "Gıda Egemenliğimiz Tehlikede" AKP’nin tarım politikalarının bir "milli güvenlik sorunu" haline geldiğini belirten Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Üzülerek ifade ediyorum ki; bu ülkenin tarım politikası iflas etmiştir. AKP iktidarda kaldığı her gün, ülkemizin gıda egemenliğinin yabancı devletlere ve küresel şirketlere devredilmesi anlamına gelmektedir. Bu toprakların varoluş nedeninin tarım olduğunu öğrenemediler, bilseler de gereğini yapmadılar. Ancak üreticimizle el ele vererek, tarımı ve hayvancılığı bu karanlıktan çıkaracak ve ülkemizi yeniden ayağa kaldıracağız."

KTO Başkanı Gülsoy: ''Dinamik Bir Destek Kalkanı Oluşturulması Şart'' Haber

KTO Başkanı Gülsoy: ''Dinamik Bir Destek Kalkanı Oluşturulması Şart''

Kayseri, Mart ayında 314 milyon 106 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mart Ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, “Küresel pazarlardaki daralmaya ve maliyet artışlarına rağmen ihracatçımız büyük bir özveriyle mücadele ediyor. Bu direnci korumak için reel sektörü destekleyecek mekanizmalar hayati önem taşıyor” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı Mart ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, rakamları ve sektörel gelişmeleri paylaştı. Kayseri’nin Mart ayı ihracat performansına değinen Başkan Gülsoy, “Mart ayında 314 milyon 106 bin 541 dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,45 oranında bir azalış yaşansa da sanayicimiz dünyanın dört bir yanına ulaşmaya devam ediyor. İthalatımız ise 154 milyon 959 bin 912 dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 23,63 artış gerçekleşmiştir.“ diye konuştu. İLK ÇEYREKTE 924 MİLYON DOLARLIK PERFORMANS 2026 yılının ilk üç aylık verilerini de paylaşan Gülsoy, “Yılın ilk çeyreğinde toplam ihracat rakamımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 0,71’lik sembolik bir azalışla 924 milyon 429 bin 851 dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat rakamlarımız ise yüzde 0,37 oranında gerileyerek 430 milyon 378 bin 207 dolar seviyesine kalmıştır.” dedi. Kayseri olarak Mart ayında dünya genelinde 145 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdiklerini ifade eden Gülsoy, “En çok ihracat yaptığımız ilk 10 pazarımız; Almanya, Avusturya, Polonya, ABD, Belçika, İtalya, Fransa, Fas, Irak ve Mısır olarak sıralanmıştır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Elektrik ve Elektronik, Makine ve Aksamları, Kuru Meyve ve Mamulleri, Kimyevi Madde ve Mamulleri, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri, Halı gibi sektörlerde artış yaşanırken; Demir ve Demir Dışı Metaller, Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri, Çelik, Tekstil ve Hammaddeleri, Madencilik Ürünleri, İklimlendirme Sanayii sektöründe azalış yaşanmıştır.“ dedi. “DİNAMİK BİR DESTEK KALKANI ŞART” Sanayicinin üzerindeki maliyet yüküne dikkat çeken Başkan Gülsoy, “Enerji, lojistik ve finansman maliyetlerinin yükseldiği bu dönemde ihracat yapmak zor hale gelmiştir. Artan maliyetler karşısında sanayicinin sermayesini koruyacak dinamik bir destek kalkanı oluşturulması şarttır. Ticaretin önündeki en büyük engel öngörülemezliktir; ancak Kayserili tüccarımız bu süreci aktif bir şekilde yönetmektedir” dedi. İhracatın sürdürülebilirliği için yüksek teknoloji ve yeşil dönüşümün kaçınılmaz olduğunu hatırlatan Gülsoy, “Ülkemiz için rekabet eden, istihdam sağlayan ve ekonomimize değer katan tüm ihracatçı üyelerimize ve çalışanlarına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Hububatta Korkutan Tablo: 2 Yılda 8 Milyon Ton Üretim Kaybı! Haber

Hububatta Korkutan Tablo: 2 Yılda 8 Milyon Ton Üretim Kaybı!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında hububat üretimindeki sert düşüşü ve artan ithalat rakamlarını verilerle ortaya koydu. Gürer, "Üretici üretimden kaçıyor, dışa bağımlılık katlanıyor" diyerek gıda arzı güvenliği konusunda uyardı. Üretim Verilerinde Alarm: Buğday ve Arpada Büyük Düşüş 2024 ve 2025 yılı üretim verilerini kıyaslayan Ömer Fethi Gürer, hububatın stratejik kalemlerinde yaşanan kaybın boyutlarını paylaştı. Gürer’in paylaştığı verilere göre; iki yıllık toplam üretim kaybı 8 milyon tonu aştı. 2025 yılı üretimindeki düşüş oranları: Arpa: %25,9 azalış Yulaf: %26,3 azalış Çavdar: %20,9 azalış Buğday: %13,7 azalış Gürer, 2002 yılına göre nüfusun 30 milyon artmasına rağmen buğday üretiminin 19,5 milyon tondan 17,9 milyon tona gerilediğine dikkat çekerek acı tabloyu özetledi. Buğday İthalatına Milyarlarca Dolar Gidiyor Yurt içinde üretim düşerken ithalatın hız kesmediğini belirten Gürer, yurt dışına ödenen döviz miktarını açıkladı. 2025 Yılı: 4,5 milyon tondan fazla buğday ithalatı için 1 milyar 159 milyon dolar ödendi. 2026 Başlangıcı: Yılın ilk döneminde 915 bin ton buğday karşılığında 231 milyon dolar yurt dışına gitti. Gürer ayrıca, "Dahilde İşleme Rejimi" (DİR) kapsamındaki verilerin "ticari sır" denilerek gizlendiğini ve gerçek ithalat boyutunun tam olarak bilinemediğini savundu. "TMO Çiftçiyi Yalnız Bıraktı, Destekler Kağıt Üstünde Kaldı" Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) alım politikalarını eleştiren Gürer, ofisin alım miktarının 12 milyon tondan 2,5 milyon ton seviyelerine gerilediğini belirtti. Maliyetler ve Destek Uçurumu: Mazot Fiyatı: 80 TL sınırına dayandı. Borç Yükü: Çiftçinin toplam kredi borcu 1 trilyon 300 milyar liraya ulaştı. Destek Yetersizliği: Tarım Kanunu'na göre 2026'da verilmesi gereken destek 772 milyar TL olması gerekirken, bütçede ayrılan pay sadece 168 milyar TL. "Milli gelirin %1'i çiftçiye verilmelidir diyen yasaya uyulmuyor. Çiftçi zarar ettiği için ekmiyor, zevkine tarlasını boş bırakmıyor." Kırsalda Yaşam Bitiyor: Gıda Arzı Risk Altında Okulların ve sağlık ocaklarının kapandığı, internetin olmadığı bir kırsalda üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, "Traktörü, tarlası ve hayvanı elinden giden çiftçiye sahip çıkılmazsa, Türkiye'nin geleceğinde ciddi gıda sorunları yaşanacak" dedi.

Pirinçte İthalat Patlaması! Haber

Pirinçte İthalat Patlaması!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye’nin pirinç ithalatındaki korkutucu artışı rakamlarla gözler önüne serdi. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalatın yaklaşık 5 kat arttığını belirten Ün, Türkiye'nin bir "ithalat cennetine" dönüştürüldüğünü savundu. ​Pirinç İthalatı Yüzde 376 Arttı! ​TÜİK’in dış ticaret verilerini analiz eden Ediz Ün, 2026 yılının ilk iki ayına ait verilerin tarımdaki çöküşü kanıtladığını söyledi. Ün'ün paylaştığı rakamlara göre:​İhracat düştü, geçen yıl 10 bin ton olan pirinç ihracatı, bu yıl %30 azalarak 7 bin tona geriledi. ​İthalat patladı, geçen yıl 11 bin ton olan ithalat, %376 artışla 52 bin tona yükseldi. ​Ün, bu durumu "Neredeyse 5 katlık bir artış söz konusu. Kendi kendine yeten Türkiye, pirinçte dışa bağımlı hale getirildi" sözleriyle eleştirdi. ​Dünyanın Pirincini Türkiye Alıyor: İşte Tedarikçi Ülkeler ​Türkiye’nin sofrasındaki pirincin büyük bir kısmının artık ithal olduğunu vurgulayan Ün, 52 bin tonluk ithalatın yapıldığı ülkeleri şöyle sıraladı: Hindistan: %23, Arjantin: %17, Çin: %13, Uruguay: %12, Yunanistan: %11 ​"Çeltik Başkenti Edirne’de Üretim Kan Kaybediyor" ​Türkiye’deki çeltik üretiminin merkezi olan Trakya ve özellikle Edirne’deki düşüşe dikkat çeken Ziraat Mühendisi Ediz Ün, üretimin 2019'dan bu yana yerinde saydığını ifade etti: ​"Türkiye üretiminin %38’ini tek başına karşılayan Edirne’de, 2019 yılında 432 bin ton olan üretim, 2024’te 391 bin tona geriledi. AKP iktidarı üretimi planlamak yerine ithalatı tercih ederek çiftçiyi cezalandırıyor." ​"Faize Kaynak Var, Çiftçiye Yok!" ​Gıda güvenliğinin bir milli güvenlik sorunu olduğunu hatırlatan Ün, hükümetin bütçe tercihlerini de eleştirdi. Savaş ve kriz dönemlerinde diğer ülkelerin çiftçisini koruduğunu belirten Edirne Milletvekili, "Faiz ödemelerine kaynak bulan iktidar, üretim maliyetleri altında ezilen çiftçiye yeterli desteği vermiyor" dedi. ​Çözüm Önerileri: ​Alım Fiyatları: Çiftçiye kazanç sağlayacak taban fiyatlar belirlenmeli. ​Maliyet Desteği: Gübre, mazot ve ilaç gibi üretim maliyetleri düşürülmeli. ​Üretim Planlaması: İthalat odaklı değil, üretim odaklı politikalara dönülmeli. ​Ediz Ün, açıklamasını "Cumhuriyet nasıl tarımla ayağa kalktıysa, ülkemiz de yeniden üretimle güçlenecektir" diyerek noktaladı.

Kayseri İhracatta Engel Tanımıyor Haber

Kayseri İhracatta Engel Tanımıyor

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı Şubat ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi. Küresel krizlere ve bölgesel gerilimlere rağmen Kayseri, ihracat rakamlarını artırarak ekonomiye değer katmaya devam ediyor. ​Şubat Ayı İhracat Rakamlarında Yüzde 7,99 Artış ​TÜİK verilerine göre Kayseri, Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına oranla yüzde 7,99 artış göstererek 319 milyon 54 bin 873 dolar ihracat gerçekleştirdi. Aynı dönemde ithalat rakamı ise 145 milyon 885 bin 574 dolar olarak kaydedildi. ​Başkan Ömer Gülsoy, zorlu şartlar altında üretim yapan üyelerine teşekkür ederek, "Savaş ve krizlere rağmen büyük bir özveriyle mücadele veren, ülkemiz için rekabet eden ve istihdam sağlayan tüm ihracatçılarımızı yürekten kutluyorum" dedi. ​Yılın İlk İki Ayında Dış Ticaret Dengesi Güçlendi ​2026 yılının ilk iki ayını kapsayan veriler, Kayseri ekonomisinin üretim odaklı büyümesini kanıtlar nitelikte: ​Toplam İhracat: 610 milyon 871 bin 528 dolar (Geçen yıla göre %0,85 artış). ​Toplam İthalat: 275 millyon 417 bin 834 dolar (Geçen yıla göre %10,19 azalış). ​Bu verilerle birlikte Kayseri, dış ticaret fazlası verme konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. ​Kayseri’nin En Çok İhracat Yaptığı İlk 10 Pazar ​Şubat ayında dünya genelinde 152 ülkeye ulaşan Kayseri’nin en güçlü ticari partnerleri şunlar oldu: Almanya, ​Avusturya, ​İtalya, Polonya, Fransa, ​ABD, Irak, ​Birleşik Krallık, ​Romanya, ​Hollanda ​Sektörel Analiz: Hangi Sektörler Yükselişte? ​Başkan Gülsoy, ihracatın sektörel dağılımını da paylaştı. Elektrik ve Elektronik, Demir ve Demir Dışı Metaller, Çelik ve Tekstil sektörlerinde artış yaşanırken; Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri ile Makine sektörlerinde kısmi bir azalış gözlemlendi. ​"Hürmüz Boğazı'ndaki Kriz Dünya Ekonomisini Tehdit Ediyor" ​Küresel piyasalardaki jeopolitik risklere dikkat çeken Gülsoy, Orta Doğu’daki gerilimin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı. ​"Dünya enerji ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı’nın devre dışı kalması, petrol arzının beşte birini tehlikeye atmıştır. Bu durum, nakliye ve sigorta maliyetlerini artırarak tedarik zincirlerinde derin bozulmalara yol açmaktadır." ​"İhracatçının Rekabet Gücü Korunmalı" ​Gülsoy, sürdürülebilir büyüme için ihracatçıya verilen desteklerin artırılması gerektiğini belirtti. Kayseri sanayisinin her türlü krizi aşacak güçte olduğunu hatırlatan Başkan, "Biz her zaman istikrardan yanayız. Tüm risklere rağmen üretmeye ve ülkemize döviz kazandırmaya devam edeceğiz" diyerek sözlerini noktaladı.

Mutfaktaki Yangın Sönmüyor, Çiftçinin Çarkı Dönmüyor Haber

Mutfaktaki Yangın Sönmüyor, Çiftçinin Çarkı Dönmüyor

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki borçlanmanın sadece Türk Lirası bazında değil, döviz bazında da ciddi bir seviyeye ulaştığını verilerle gözler önüne serdi. Gürer, gıda fiyatlarındaki 66 aylık kesintisiz artış ile çiftçinin 54 aydır aralıksız artan kredi borçlarının, AKP tarafından kurulan "üretenin de tüketenin de kaybettiği" bir sömürü sistemi olduğunu belirtti. BORÇ DAĞI 4 YILDA 1 TRİLYON TL BÜYÜDÜ! CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki nakdi kredi hacminin 2022 yılından bu yana ulaştığı yüksek artışa dikkat çekerek, "AKP’nin kurduğu bu bozuk düzende çiftçinin sırtındaki yük, artık taşınamaz bir noktaya gelmiştir. 2022 yılının Ocak ayında 173 milyar 25 milyon TL olan toplam borç, 2026 yılının aynı ayında 1 trilyon 269 milyar 989 milyon TL’ye fırlamıştır. Bu, sadece dört yıl içinde çiftçinin borcunun tam 1 trilyon 96 milyar 963 milyon TL artması demektir. Oransal olarak baktığımızda ise karşımıza çıkan tablo bir yıkımdır: Çiftçinin borcu 4 yılda tam %634 oranında artırılmıştır! Üretenin borcu bu denli katlanırken, tüketicinin ucuz gıdaya ulaşması imkansız hale getirilmiştir," diye konuştu. "BORÇ SADECE TL DEĞİL, DOLAR BAZINDA DA İKİYE KATLANDI!" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2022-2026 yılları arasındaki tarımsal kredi verilerini dolar kuruyla kıyaslayarak, iktidarın "borç odaklı" bir tarım modeli inşa ettiğini belirtti. İşte Gürer’in paylaştığı o çarpıcı tablo: Gürer, tablodaki verileri şöyle yorumladı: "AKP iktidarı döneminde borçlanma sadece kağıt üzerinde artmıyor. 2022'de çiftçinin sırtındaki yük 12,9 milyar dolar iken, bugün bu rakam 29,6 milyar dolara çıkmıştır. Yani çiftçinin borcu dolar bazında bile %129 oranında artmış!" dedi. 66 AYDIR KESİNTİSİZ ZAM, 54 AYDIR KESİNTİSİZ BORÇ! Gıda fiyatlarındaki yükselişin 5,5 yıldır durmaksızın devam ettiğini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sistemin nasıl bir çıkmaza girdiğini şu sözlerle özetledi: "Tüketici perişan. Ağustos 2020’den beri her ay bir önceki aydan daha pahalı gıda tüketiyoruz. Şubat 2026 itibarıyla aylık gıda enflasyonu %6,89 olmuş. İktidar, halkın mutfağındaki yangını izlemekle yetiniyor. Tüketici bu haldeyken üreticinin durumu da farklı değil. Çiftçinin bankalara borçlanma serisi 54 aydır kesintisiz artarak sürüyor. Çiftçi tarlasına girmeden borçlanıyor, ürünü hasat ediyor yine borçlu çıkıyor. AKP öyle bir mekanizma kurdu ki; çiftçi bankaya çalışıyor, vatandaş ise markette etiketlerle savaşıyor." "BU SİSTEMİN MİMARI AKP'DİR" Ömer Fethi Gürer, "Bu tesadüfi bir kriz değildir. Planlı üretimden kaçan, ithalatı teşvik eden ve çiftçinin girdi maliyetlerini (mazot, gübre, ilaç) dünya fiyatlarının üzerine çıkaran bu zihniyet, hem üreteni hem de tüketeni mağdur etmiştir. Bugün sofradaki ekmek pahalıysa sebebi çiftçinin tarladaki borcudur. Çiftçinin borcu dolar bazında ikiye katlanırken, halkın alım gücü de yerle bir olmuştur." ÇÖZÜM ÇAĞRISI: "BORÇLARI DONDURUN, ÜRETİMİ DESTEKLEYİN!" Ömer Fethi Gürer, iktidara acil eylem çağrısında bulunarak, “Tarımsal kredilerin faizleri derhal silinmeli ve ana para uzun vadeye yayılmalıdır. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı, girdi maliyetleri makul seviyeye çekilmelidir. İthalat odaklı politikalardan vazgeçilip, yerli üreticiyi koruyan bir fiyat politikası benimsenmelidir.”

Şekerin Tadı Kaçtı, Acısı Vatandaşa Kaldı! Haber

Şekerin Tadı Kaçtı, Acısı Vatandaşa Kaldı!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ramazan Bayramı öncesi şeker ve çikolata fiyatlarındaki artışlara dikkat çekti. Gürer, vatandaşın bayram şekeri ve lokum almakta zorlandığını söyledi. "BAYRAMDAN BAYRAMA MİSAFİR ŞEKERİ" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayramın vazgeçilmezi olan ikramlıkların bir yıl içinde ulaştığı fiyat seviyesini piyasa verileriyle ortaya koydu. Geçen yılın bayram dönemine kıyasla raflardaki değişime dikkat çeken Gürer, dar gelirlinin bayram hazırlığı yapamaz hale geldiğini vurguladı. Marketlerde Bayram Şekeri fiyatı arttı: Gürer “Geçen yıl 199 TL’ye satılan popüler bayram şekerleri 2026 yılında 259 TL’ye çıktı. İkramlık çikolataların kilogram fiyatı ise ortalama 589 TL’den 749 TL’ye yükseldi” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Bayram demek paylaşmak demek, ikram etmek demek. Ancak 450 gramlık bir kutu çikolatanın 269 liradan 375 liraya çıktığı bir düzende, asgari ücretli ve emekli misafirine ne ikram edecek? İktidarın yanlış ekonomi politikaları, halkın en temel geleneklerini bile elinden alıyor,” ifadelerini kullandı. "CEVİZ VE KOLONYADAKİ ARTIŞ BİLE KORKUTUYOR" Sadece şeker ve çikolatada değil, bayram sofralarının ve ikramlarının tamamında büyük bir maliyet artışı yaşandığını belirten Gürer, ceviz ve kolonya fiyatlarındaki yükselişe de değindi. Bayram tatlılarının ana malzemesi olan ceviz ve bayramın simgesi kolonyanın fiyatlarının geçen yıla göre katlandığını ifade etti. Gürer, "Vatandaş tatlısına ceviz koyarken, bayramlaşırken döktüğü kolonyayı bile damla damla hesaplamak zorunda kalıyor," dedi. İTHALAT LOBİSİ BOŞ DURMUYOR İktidarın yanlış tarım politikalarının bayram öncesi mutfaklardaki yangını hissettirdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, 2025 yılına ait dış ticaret verilerini paylaştı. Gürer, Ülkemiz şekerde kendi kendine yeten bir ülke iken şeker fabrikaları özelleştirilmesi sonrası ithal şeker girişi de arttı. Bir süre yapılır durur beklentisi ithalatın sürdüğünü gösteriyor.2025 yılında şeker ithalatı için dışarıya tam 65 milyon 999 bin 996 dolar ödendi. Sadece bir yıl içinde 109 bin 963 ton şeker ithal edildi. Kendi şeker fabrikalarımızı özelleştirenler, şeker pancarı üreticisini küstürenler bugün ithal şekere yol açtı. Dışarıdan milyonlarca dolarlık şeker alıyoruz ama halkımız yine pahalı şeker yiyor. 2026 yılında bir paket kaliteli çikolatanın fiyatı 199 liradan 330 liraya fırlamışsa, düşünmek lazım.. Bu bayram, mutfaktaki yangının en net görüldüğü bayram olacak.” dedi. GLİKOZ ŞURUBUNDA DA İTHALAT Şeker piyasasındaki dengesizliğin sanayi tipi tatlandırıcılara da yansıdığını ifade eden Gürer, glikoz şurubu ithalatındaki artışa dikkat çekti. Gürer, halk sağlığı açısından riskli olan bu tabloyu şu rakamlarla özetledi: "Şeker türevlerinde de durum farksız. 2025 yılında 21 bin 31 ton glikoz şurubu ithal edilerek karşılığında 17 milyon 897 bin 691 dolar ödeme yapıldı. İthalat miktarı bir önceki seneye göre yüzde 7 oranında artış gösterdi."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.