Hava Durumu

#İthalat

Kırsal Haber - İthalat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İthalat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Tarım, Gıda ve İçecek Sektörünün Haziran 2026 Dış Ticaret Verileri Açıklandı Haber

Türkiye Tarım, Gıda ve İçecek Sektörünün Haziran 2026 Dış Ticaret Verileri Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Dış Ticaret Verileri temel alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan ve Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Veri Panelinden derlenen bilgilere göre, Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörü 2026 yılının Haziran ayında 14 milyar dolar ihracat, 14,19 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi. ​Söz konusu dönemde sektörün ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre %4,37 oranında bir artışla 13,41 milyar dolardan 14 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde yapılan ithalat ise %18,3 artışla 12 milyar dolardan 14,19 milyar dolara çıktı. Bu dönemde birim ihracat değeri %16,06 oranında artarak ton başına 1.564 dolar oldu. ​Özel Ticaret Sistemi (ÖTS) çerçevesinde yayınlanan verilere göre, 2026 yılında aylık bazda ihracat geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında %25,62 artışla 2,37 milyar dolar seviyesine ulaşırken, ithalat ise %62,26 artarak 2,85 milyar dolar olarak gerçekleşti. ​En Çok İhracat ve İthalat Yapılan Ülkeler ​Tarım, gıda ve içecek sektörünün en çok ihracat gerçekleştirdiği ülkeler sıralamasında 1,540 milyar dolarla Irak ilk sırada yer aldı. İkinci sırada yer alan Almanya’ya yapılan ihracat %13,60 artışla 1,125 milyar dolar olurken, üçüncü sırada ise 982,8 milyon dolar ve %17,82'lik artışla Rusya Federasyonu yer aldı. ​En çok ithalat yapılan ülkeler sıralamasında da zirvede yine Rusya Federasyonu bulundu. Rusya’dan gerçekleştirilen ithalat 2,185 milyar dolar oldu. İkinci sırayı 1,819 milyar dolarlık ithalatla Brezilya alırken, 1,318 milyar dolarlık ithalatın yapıldığı Ukrayna ise üçüncü sırada yer aldı. ​Öne Çıkan İhraç ve İthal Ürünler ​Haziran 2026 döneminde ihracatta öne çıkan ürünler sıralamasında %13,82'lik artışla Fındık İçi ilk sırada yer aldı ve fındık içi ihracatı 754,2 milyon doları geçti. İkinci sıradaki Rafine Ayçiçek Yağı ihracatında %20,01 artış yaşanarak 661,8 milyon dolar değerinde satış gerçekleştirildi. Ambalajlı Fındık ise 502,4 milyon dolarlık değeri ve %40,35'lik ihracat artışıyla üçüncü sırada kendisine yer buldu. ​Aynı ayda en çok ithalatı gerçekleştirilen ürün 1,232 milyar dolarla Soya Fasulyesi oldu. Soya fasulyesini 1,084 milyar dolarla Dane Mısır ve 746,3 milyon dolarla Ham Ayçiçeği Yağı ithalatı takip etti. ​Sektörel Bazda Dış Ticaret Rakamları ​2026 yılı Haziran ayı dış ticaret verileri sektörel bazda incelendiğinde, en fazla ihracatın 2,369 milyar dolar ile Yaş Meyve/Sebze sektöründe yapıldığı görüldü. Bu sektörü yaklaşık 1,497 milyar dolarla Şekerli Mamuller Sektörü ve yaklaşık 1,439 milyar dolarla Sert Kabuklu Meyveler Sektörü izledi. Yaş Meyve/Sebze sektörünün toplam ihracat içindeki payı %20,01 olurken, Şekerli Mamuller sektörünün payı %12,64, Sert Kabuklu Meyveler sektörünün payı ise %12,16 olarak kayıtlara geçti. ​Yine aynı dönemde en fazla ithalat 4,131 milyar dolar ile Hayvan Yemi sektöründe gerçekleştirildi. Hayvan Yemi sektörünün ardından en çok ithalat yapan diğer sektörler sırasıyla 2,089 milyar dolarla Bitkisel Yağ ve 1,044 milyar dolarla Şekerli Mamuller Sektörü oldu. ​Söz konusu dönemde Hayvan Yemi sektörünün toplam ithalat içindeki payı %34,80, Bitkisel Yağ sektörünün payı %17,60, Şekerli Mamuller sektörünün payı ise %8,79 olarak gerçekleşti. Kaynak: Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu

CHP'li Gürer: “Mısır Alım Fiyatı En Az 17 Lira Olmalı” Haber

CHP'li Gürer: “Mısır Alım Fiyatı En Az 17 Lira Olmalı”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bazı bölgelerde mısır hasadının başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) henüz alım fiyatı açıklamamasını eleştirdi. Belirsizliğin tüccarın fiyatları düşük tutmasına yol açtığını belirten Gürer, üreticinin mağdur olmaması için kilogram fiyatının en az 17 lira olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. ​TMO Fiyat Açıklamadı, Tüccar Piyasayı Düşük Tutuyor ​Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hasadın başlamasıyla birlikte üreticilerin gözünü TMO’ya çevirdiğini ancak kurumun henüz fiyat duyurusu yapmamasının piyasada belirsizlik yarattığını ifade etti. ​TMO'nun sessizliğinin tüccarlar tarafından fırsata çevrildiğini belirten Gürer, fiyatların düşük tutulduğunu vurguladı. Gürer çiftçinin emeğinin karşılığını alabilmesi için TMO alım fiyatının derhal kamuoyuna duyurulması gerektiği dile getirdi. ​“Mısırın Kilogram Fiyatı En Az 17 Lira Olmalı” ​Gübre, mazot, ilaç, tohum ve sulama giderlerindeki aşırı artışların çiftçiyi omuzlayamayacağı bir noktaya getirdiğine dikkat çeken CHP’li Gürer, artan maliyetler ve makul kâr beklentisinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti: ​"Çiftçimiz yüksek girdi maliyetleriyle mücadele ediyor. TMO, üreticinin belini büken bu maliyetleri dikkate alarak mısır alım fiyatını kilogram başına en az 17 lira olarak açıklamalıdır." ​Türkiye’de Mısır Üretimi Var, İthalat Baskısı Devam Ediyor ​Mısırın tanelik, yağlık ve yemlik olarak kritik bir stratejik ürün olduğuna işaret eden Ömer Fethi Gürer, yerli üretime rağmen ithalat bağımlılığının sürdüğünü kaydetti. TÜİK verilerine göre bu yıl yaklaşık 8 milyon tonluk mısır üretimi öngörülmesine karşın, yaklaşık 3 milyon tonluk ithalat beklentisi bulunuyor. 2024-2025 döneminde mısır ithalatının 5,5 milyon tona kadar yükseldiği hatırlatılarak, yerli üreticinin desteklenmesinin hayati önem taşıdığı vurgulandı. ​“Yanlış Politikalar Üreticiyi Tarımdan Uzaklaştırıyor” ​Uygulanan yanlış fiyat politikalarının üreticiyi topraktan ve üretimden soğuttuğunu belirten Gürer, sözlerini şu uyarılarla tamamladı: ​"Açığın oluşmaması için çiftçinin refahını sağlayacak bir alım fiyatı esas alınmalıdır. Üreticiler bu anlamda acil fiyat beklemektedir. Düşük alım fiyatları, üreticinin o üründen hızla uzaklaşmasına neden olmaktadır."

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks" Haber

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin kırmızı et politikası ile canlı hayvan ithalatı rakamlarına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. İktidarın ithalatla fiyatları düşürme politikasının başarısız olduğunu belirten Gürer, yıllık ithalat kotalarının daha ilk altı ayda dolduğuna dikkat çekti. ​Yıllık İthalat Kotası İlk Altı Ayda Tükendi ​Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı boyunca toplam 500 bin baş besilik sığır ithal edileceğini açıkladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 6 ayında bu rakamın %80'inden fazlasına ulaşıldığını belirtti. Yılın ilk yarısında toplam 412 bin 343 baş sığır ithal edildiğini vurgulayan Gürer, son 1,5 yıldaki toplam ithalatın ise 1 milyon 151 bin başı bulduğunu ifade etti. ​Yabancı besicilere sadece 6 ayda 736 milyon 951 bin dolar ödendiğini belirten Gürer, "Gemiler dolusu hayvan getiriyoruz, servet harcıyoruz ama vatandaşın et yemeği için tabağı yine boş" dedi. ​Okyanus Ötesinden İthalat: İlk 6 Ayda Hangi Ülkeden Kaç Sığır Geldi? ​Gürer'in paylaştığı verilere göre, 2026 yılının ilk yarısında en çok canlı hayvan ithal edilen ülkeler ve adetleri şu şekilde sıralandı: ​Brezilya: 250.983 baş ​Uruguay: 147.866 baş ​Avustralya: 8.572 baş ​Azerbaycan: 2.633 baş ​Estonya: 1.280 baş ​Letonya: 609 baş ​Polonya: 400 baş ​"Yeni Nesiller Antrikotun Tadını Bilmeden Büyüyecek" ​Brezilya ve Uruguay gibi ülkelerden okyanuslar aşılarak binlerce hayvan getirilmesine rağmen sektör sorunlarının çözülemediğini vurgulayan Gürer, dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin et almakta zorlandığını söyledi. Yerli besicinin artan yem ve ahır giderleri altında ezildiğini belirten Gürer, "Bu gidişle yeni nesiller antrikotun, bonfilenin ve pirzolanın tadına bakamadan büyüyecek. Kendi besicisini desteklemeyenler, başka ülkelerdeki besicileri zengin ediyor" diye konuştu. ​Yılbaşından Günümüze Et Fiyatlarındaki Artış Dikkat Çekti ​Kırmızı et fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken CHP'li Gürer, yılbaşından bu yana yaşanan değişimleri şu rakamlarla özetledi: ​Dana Kıyma: Yılbaşında 690 TL iken bugün 850 TL ​Dana Kuşbaşı: Yılbaşında 740 TL iken bugün 920 TL ​Dana Antrikot: Yılbaşında 950 TL iken bugün 1.495 TL ​Dana Bonfile: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Pirzola: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Kuşbaşı: Yılbaşında 930 TL iken bugün 1.320 TL ​"Çözüm İthalat Değil, Yerli Üretim" ​Artan maliyetlerin besiciyi, kira, işçilik, elektrik, mazot ve nakliye zamlarının ise kasapları zor durumda bıraktığını belirten Gürer, krizden yine ithalatçıların ve aracıların karlı çıktığını ifade etti. İthalatın kalıcı bir çözüm olmadığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, ülke hayvancılığının geliştirilerek yerli üretimin desteklenmesi ve mera hayvancılığının yaygınlaştırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

CHP’li Gürer: ''Türkiye Derin Bir Yoksulluk Ve Üretim Sorunu Yaşıyor'' Haber

CHP’li Gürer: ''Türkiye Derin Bir Yoksulluk Ve Üretim Sorunu Yaşıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, partisinin 81 ilde başlattığı saha çalışmaları kapsamında bulunduğu Kırşehir’de açıklamalarda bulundu. CHP Kırşehir İl Başkanı Baran Genç ile CHP il Başkanlığında açıklamalar yapan Gürer, Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nu da ziyaret etti. Ziraat Odası, Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği ve hayvancılık yapanlarla buluştu. Esnaf gezdi. CHP il binasında il başkanı Baran Genç ile açıklamalar yapan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve tarımsal açıdan tarihinin en ağır süreçlerinden birini yaşadığını söyledi. Gürer, “Vatandaş cebindeki parayla raftaki ürünü alamıyor. Çiftçi borçlu, emekli geçinemiyor, genç işsiz, esnaf dar boğazda” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye’nin dört bir yanında sahada olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “Genel Başkanımızın talimatıyla 81 ilde Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri görevlendirildi ve alan çalışması yapılıyor. O ilde olan milletvekili farklı illere gönderiliyor. Diğer arkadaşlarımız da illere dağıldı” diye konuştu. CHP örgütlerinin hiçbir zaman halktan kopmadığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, il örgütü, ilçe örgütü, kadın kolları ve gençlik kollarıyla hiçbir zaman alandan çekilmedik. Hep sahadayız. Çalışmalarımızı belediye başkanı olan illerimizde belediye başkanlarımızla birlikte sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. “CUMHURİYET TARİHİNİN EN AĞIR EKONOMİK SORUNLARI YAŞANIYOR” Türkiye’de ekonomik tablonun her geçen gün ağırlaştığını söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, emekliden çiftçiye, işçiden esnafa kadar toplumun tüm kesimlerinin büyük sıkıntılar yaşadığını dile getirdi. “Ekonomik anlamda büyük bir yıkımın yaşandığı bir süreçteyiz” diyen Gürer, “Emeklinin, asgari ücretlinin büyükşehirlerde ev kirası kadar bir gelirle yaşam mücadelesi verdiği yerde sorunlar arttı. Çiftçinin de esnafın da emeklinin de sanayicinin de engellinin de yaşadığı sorunlar belki de Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik sorunlarının oluştuğu bir süreci yarattı” dedi. Toplumsal yapıda da ciddi bozulmalar yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik krizin sosyal sonuçlarına dikkat çekti. Gürer, “Boşanmalar arttı. Madde bağımlılığı 10 yaşına kadar düştü. Aile yapıları bozuldu. İşsizlik patladı. Genç işsizliği aile evindeki boşta kalan genç için yeni tanımlar yarattı” dedi. Vatandaşın temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geldiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Cebindeki parayla raftaki ürünü alamayan insanlarımızın varlığında dolaylı bir kıtlığın yaşandığı bir sürece geldik. Et ve süt ürünlerinin çoğu artık birçok eve girmiyor. Tabaklar küçüldü. Günlük üç öğün yemek yiyen ailelerin bir kısmı iki öğüne düştü” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de milyonlarca insanın açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşadığına dikkat çekerek, “50 milyona yakın insanımız açlık ve yoksulluk sınırının altında bir gelire sahip. Devletten yardım alan 4,5 milyon hane olduğu ilgili bakanlığın açıklamalarında yer alıyor” diye konuştu. “TEK KİŞİYE BIRAKILAN YETKİ ÜLKEYİ SORUNLU NOKTAYA TAŞIDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Gürer, mevcut sistemin karar alma süreçlerini zayıflattığını belirterek, “Serbest piyasa ekonomisinin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra ülke yönetiminde daha çok sorun oluştu. Çünkü bakan kavramında yer alan kişiler artık eskiden müsteşarların yaptığı görevi yapan atanmış kişiler haline geldi. Tek bir yetkili var: Cumhurbaşkanı. O bugün Tayyip Bey olur, yarın Ahmet olur, öbür gün Mehmet olur, fark etmez. Ama sistemde tek kişiye bırakılan yetki ülkeyi problemli noktaya taşıdı,” dedi. “ÇİFTÇİ 1,5 TRİLYON LİRA BORÇLU” Tarım sektöründeki tabloya ilişkin de veriler paylaşan CHP’li Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ağır borç yükü altında üretim yapmaya çalıştığını belirterek, “Bankalara ve finans kuruluşlarına çiftçilerin 1 trilyon 377 milyar lira borcu var. Piyasaya olan borçlarla birlikte toplam borcun yaklaşık 1,5 trilyon liraya ulaştı” şeklinde konuştu. Çiftçi sayısının artmadığını, tarım alanlarının ise daraldığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nüfusumuz artıyor ama çiftçi sayımız artmıyor. Tarım alanlarımız daralıyor. 21 üründe arz açığı var. Pamuğun ürettiğimizin yarısını ithal ediyoruz. Mercimeğin ürettiğimizin yarısını ithal ediyoruz. Ayçiçeğinde, hububatta ve bakliyatta Türkiye artık dışa bağımlı hale getirildi” dedi. “HAYVAN GELİYOR AMA ET FİYATI DÜŞMÜYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ithalata rağmen et fiyatlarının düşmediğini belirterek, “Geçen yıl 739 bin hayvan getirildi, bu yıl 500 bin hayvan daha getirilecek. Hayvan geliyor ama hayvan varlığımız artmıyor. Et fiyatları düşmüyor” ifadelerini kullandı. Et ve Süt Kurumu’nun yaklaşımını da eleştiren Ömer Fethi Gürer, “Bu tür kuruluşlar kâr etmek için değil, halka uygun fiyatla et ve hayvan sunmak için vardır. Ama buraları bile ticari kafayla, tüccar zihniyetiyle yönetiyorlar” dedi. “6 BİN 700 FABRİKANIN KONKORDATO İLAN ETMESİ DÜŞÜNDÜRÜCÜ” Ekonomik sıkıntının yalnızca tarımla sınırlı olmadığını belirten Gürer, sanayide de ciddi bir daralma yaşandığını söyleyerek, “Sanayide bir yılda 6 bin 700 fabrikanın konkordato ilan etmiş olması düşündürücüdür. Sanayicinin konkordato ilan etmesi işsizliği getirir. Bunun yanında hammadde aldığı kuruluşları da sıkıntıya sokar. Eğer çiftçide ve işçide para yoksa esnaf iş yapamaz. Türkiye zincirleme şekilde vatandaşın boğazının sıkıldığı bir süreci yaşıyor” ifadelerini kullandı. CHP’NİN TARIM POLİTİKALARINI ANLATTI Cumhuriyet Halk Partisi’nin yenilenen programında tarıma ilişkin önemli düzenlemelerin yer aldığını belirten Gürer, “Tarım kesiminin mazotunda ÖTV’yi ve KDV’yi kaldıracağız. Milli gelirin yüzde 1’inin çiftçiye vereceğiz” dedi. Gürer, “2026 yılı için milli gelirin yüzde 1’i 722 milyar liraya denk geliyor. Ama çiftçiye verilmesi gereken yerine yalnızca 168 milyar liralık destek veriliyor” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı destek rakamlarının doğrudan çiftçiye verilen destek olmadığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Barajdan gölete kadar her şeyi kapsayan bir değerlendirme yapılıyor. Ama resmi program hedeflerinde çiftçiye verilen destek 168 milyar lira olarak görülüyor” dedi. “Taban fiyat uygulamasını yeniden getireceğiz” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, CHP’nin üreticiyi koruyan yeni bir tarım modeli hedeflediğini belirterek “Gübrede ve yemde mutlaka sübvansiyon sağlayacağız. Tekrar taban fiyat uygulamasını getirip alım fiyatı adı altında tüccarın oluşturduğu piyasayı sonlandıracağız” diye konuştu. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşu haline getirileceğini ifade eden Gürer, kadınların ve gençlerin kırsala dönüşünü desteklemek amacıyla SGK primlerinin karşılanacağını söyledi. Gürer, “Alım garantili üretime geçeceğiz. Tarladaki ürün israfının önüne geçeceğiz. Katma değerli üretimi artıracağız. Üreticinin kazandığı, tüketicinin uygun fiyatla ürüne ulaştığı bir sistem kuracağız” dedi. “İTHALAT LOBİLERİNİN OLUŞTURDUĞU SİSTEMİ DEĞİŞTİRECEĞİZ” Türkiye’nin yerli üretim yerine ithalata dayalı bir anlayışla yönetildiğini belirten TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yerli üreticiye öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üreten ürettiğinden kazanacak, tüketen uygun fiyatla ürün alacak. Aracıların ve ithalat lobilerinin oluşturduğu sistemi ortadan kaldıracağız. Bugün hayvancılıkta Holstein, Montofon, Angus gibi isimler konuşuluyor. Oysa bizim kırmızı karamız, boz ineğimiz, sarı kızımız vardı. Yerel koşullara uygun bu hayvan ırklarını geliştirip çoğaltmak yerine bugün Türkiye’de dışa bağımlı bir anlayış sürdürülüyor,” dedi. CHP 81 İLDE SAHADA CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, CHP Kırşehir İl Başkanı Baran Genç ve Merkez İlçe Başkanı Gürkan Yağmur ile birlikte Kırşehir Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fuat Polat, Kırşehir Ziraat Odası Başkanı Mevlüt Toprak ve Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nu ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyaretlerde tarım, hayvancılık, üreticilerin yaşadığı ekonomik sorunlar, artan maliyetler ve kırsalda yaşanan sıkıntılar ele alınırken, Gürer üreticilerin ve vatandaşların sorunlarını sahada birebir dinlediklerini belirtti.

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!" Haber

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!"

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan "Kırmızı Et Üretim İstatistikleri"ne ilişkin değerlendirmede bulundu. Ün, kontrolsüz ithalata rağmen yerli üretimin çöktüğünü vurgulayarak, hayvancılık sektörünün bir "yok oluş" sürecine girdiğini ifade etti. Et Üretiminde Son 5 Yılın En Düşük Seviyesi Açıklanan verilerin bir başarı değil, bir felaket senaryosu olduğunu belirten Ediz Ün, şunları söyledi: Üretim Kaybı Hızlanıyor: "2025 yılı verilerine göre kırmızı et üretimi yaklaşık 1,9 milyon ton seviyesinde kaldı. Bu rakam, son 5 yılın en düşük seviyesidir. Geçen yıla oranla %10, iki yıl öncesine göre ise %21’lik bir üretim kaybı yaşıyoruz. Son iki yıldır üst üste yaşanan bu düşüş, sektörün yapısal bir krize girdiğinin kanıtıdır." İthalat Çare Olmadı: "Milyonlarca canlı hayvan ithal edilmesine rağmen hayvan sayımızı artıramıyoruz. Sığır, manda, koyun ve keçi varlığımız hem bir önceki yıla hem de iki yıl öncesine göre gerilemiş durumda. Kesilen hayvan sayısı azaldıkça et üretimi de doğal olarak dibe vuruyor." "14,3 Milyar Doları Elin Çiftçisine Verdik" Türkiye’nin kaynaklarının ithalata kurban edildiğini vurgulayan Ün, yerli ve milli söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi: "Türkiye, 2010 yılından bugüne kadar 8 milyon büyükbaş, 3,2 milyon küçükbaş ve 500 bin ton et ithalatı için toplam 14,3 milyar dolar ödedi. Bugün mevcut 17 milyon büyükbaş hayvanımızın yarısından fazlası ithal kökenli. Yem dışarıdan, ilaç dışarıdan, çoban dışarıdan; hayvancılığa dair ne varsa ithal! Hal böyleyken bize 'yerli ve milli' edebiyatı yapanların samimiyeti, ancak timsah gözyaşlarından ibarettir." Süt Üretimi de Alarm Veriyor Krizin sadece etle sınırlı kalmadığını, süt üretiminde de tarihi bir gerileme yaşandığını belirten Ün, şöyle devam etti: "Etteki başarısızlık sütte de aynı şiddette hissediliyor. Çiğ süt üretimi bir önceki yıla göre %5 azalarak 21,4 milyon tona geriledi. 2020 yılında 23,5 milyon ton olan üretim, son 5 yılda %9 eridi. Daha vahimi, son sekiz yılın en düşük çiğ süt üretimini yaşıyoruz. Çiğ süt tavsiye fiyatları maliyetleri karşılamadığı sürece kimse üretim yapmaz. Makyajlanmış veriler bile artık bu acı gerçeği gizleyemiyor." "Gıda Egemenliğimiz Tehlikede" AKP’nin tarım politikalarının bir "milli güvenlik sorunu" haline geldiğini belirten Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Üzülerek ifade ediyorum ki; bu ülkenin tarım politikası iflas etmiştir. AKP iktidarda kaldığı her gün, ülkemizin gıda egemenliğinin yabancı devletlere ve küresel şirketlere devredilmesi anlamına gelmektedir. Bu toprakların varoluş nedeninin tarım olduğunu öğrenemediler, bilseler de gereğini yapmadılar. Ancak üreticimizle el ele vererek, tarımı ve hayvancılığı bu karanlıktan çıkaracak ve ülkemizi yeniden ayağa kaldıracağız."

KTO Başkanı Gülsoy: ''Dinamik Bir Destek Kalkanı Oluşturulması Şart'' Haber

KTO Başkanı Gülsoy: ''Dinamik Bir Destek Kalkanı Oluşturulması Şart''

Kayseri, Mart ayında 314 milyon 106 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mart Ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, “Küresel pazarlardaki daralmaya ve maliyet artışlarına rağmen ihracatçımız büyük bir özveriyle mücadele ediyor. Bu direnci korumak için reel sektörü destekleyecek mekanizmalar hayati önem taşıyor” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı Mart ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, rakamları ve sektörel gelişmeleri paylaştı. Kayseri’nin Mart ayı ihracat performansına değinen Başkan Gülsoy, “Mart ayında 314 milyon 106 bin 541 dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,45 oranında bir azalış yaşansa da sanayicimiz dünyanın dört bir yanına ulaşmaya devam ediyor. İthalatımız ise 154 milyon 959 bin 912 dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 23,63 artış gerçekleşmiştir.“ diye konuştu. İLK ÇEYREKTE 924 MİLYON DOLARLIK PERFORMANS 2026 yılının ilk üç aylık verilerini de paylaşan Gülsoy, “Yılın ilk çeyreğinde toplam ihracat rakamımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 0,71’lik sembolik bir azalışla 924 milyon 429 bin 851 dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat rakamlarımız ise yüzde 0,37 oranında gerileyerek 430 milyon 378 bin 207 dolar seviyesine kalmıştır.” dedi. Kayseri olarak Mart ayında dünya genelinde 145 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdiklerini ifade eden Gülsoy, “En çok ihracat yaptığımız ilk 10 pazarımız; Almanya, Avusturya, Polonya, ABD, Belçika, İtalya, Fransa, Fas, Irak ve Mısır olarak sıralanmıştır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Elektrik ve Elektronik, Makine ve Aksamları, Kuru Meyve ve Mamulleri, Kimyevi Madde ve Mamulleri, Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri, Halı gibi sektörlerde artış yaşanırken; Demir ve Demir Dışı Metaller, Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri, Çelik, Tekstil ve Hammaddeleri, Madencilik Ürünleri, İklimlendirme Sanayii sektöründe azalış yaşanmıştır.“ dedi. “DİNAMİK BİR DESTEK KALKANI ŞART” Sanayicinin üzerindeki maliyet yüküne dikkat çeken Başkan Gülsoy, “Enerji, lojistik ve finansman maliyetlerinin yükseldiği bu dönemde ihracat yapmak zor hale gelmiştir. Artan maliyetler karşısında sanayicinin sermayesini koruyacak dinamik bir destek kalkanı oluşturulması şarttır. Ticaretin önündeki en büyük engel öngörülemezliktir; ancak Kayserili tüccarımız bu süreci aktif bir şekilde yönetmektedir” dedi. İhracatın sürdürülebilirliği için yüksek teknoloji ve yeşil dönüşümün kaçınılmaz olduğunu hatırlatan Gülsoy, “Ülkemiz için rekabet eden, istihdam sağlayan ve ekonomimize değer katan tüm ihracatçı üyelerimize ve çalışanlarına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Hububatta Korkutan Tablo: 2 Yılda 8 Milyon Ton Üretim Kaybı! Haber

Hububatta Korkutan Tablo: 2 Yılda 8 Milyon Ton Üretim Kaybı!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında hububat üretimindeki sert düşüşü ve artan ithalat rakamlarını verilerle ortaya koydu. Gürer, "Üretici üretimden kaçıyor, dışa bağımlılık katlanıyor" diyerek gıda arzı güvenliği konusunda uyardı. Üretim Verilerinde Alarm: Buğday ve Arpada Büyük Düşüş 2024 ve 2025 yılı üretim verilerini kıyaslayan Ömer Fethi Gürer, hububatın stratejik kalemlerinde yaşanan kaybın boyutlarını paylaştı. Gürer’in paylaştığı verilere göre; iki yıllık toplam üretim kaybı 8 milyon tonu aştı. 2025 yılı üretimindeki düşüş oranları: Arpa: %25,9 azalış Yulaf: %26,3 azalış Çavdar: %20,9 azalış Buğday: %13,7 azalış Gürer, 2002 yılına göre nüfusun 30 milyon artmasına rağmen buğday üretiminin 19,5 milyon tondan 17,9 milyon tona gerilediğine dikkat çekerek acı tabloyu özetledi. Buğday İthalatına Milyarlarca Dolar Gidiyor Yurt içinde üretim düşerken ithalatın hız kesmediğini belirten Gürer, yurt dışına ödenen döviz miktarını açıkladı. 2025 Yılı: 4,5 milyon tondan fazla buğday ithalatı için 1 milyar 159 milyon dolar ödendi. 2026 Başlangıcı: Yılın ilk döneminde 915 bin ton buğday karşılığında 231 milyon dolar yurt dışına gitti. Gürer ayrıca, "Dahilde İşleme Rejimi" (DİR) kapsamındaki verilerin "ticari sır" denilerek gizlendiğini ve gerçek ithalat boyutunun tam olarak bilinemediğini savundu. "TMO Çiftçiyi Yalnız Bıraktı, Destekler Kağıt Üstünde Kaldı" Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) alım politikalarını eleştiren Gürer, ofisin alım miktarının 12 milyon tondan 2,5 milyon ton seviyelerine gerilediğini belirtti. Maliyetler ve Destek Uçurumu: Mazot Fiyatı: 80 TL sınırına dayandı. Borç Yükü: Çiftçinin toplam kredi borcu 1 trilyon 300 milyar liraya ulaştı. Destek Yetersizliği: Tarım Kanunu'na göre 2026'da verilmesi gereken destek 772 milyar TL olması gerekirken, bütçede ayrılan pay sadece 168 milyar TL. "Milli gelirin %1'i çiftçiye verilmelidir diyen yasaya uyulmuyor. Çiftçi zarar ettiği için ekmiyor, zevkine tarlasını boş bırakmıyor." Kırsalda Yaşam Bitiyor: Gıda Arzı Risk Altında Okulların ve sağlık ocaklarının kapandığı, internetin olmadığı bir kırsalda üretimin sürdürülebilir olmadığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, "Traktörü, tarlası ve hayvanı elinden giden çiftçiye sahip çıkılmazsa, Türkiye'nin geleceğinde ciddi gıda sorunları yaşanacak" dedi.

Pirinçte İthalat Patlaması! Haber

Pirinçte İthalat Patlaması!

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye’nin pirinç ithalatındaki korkutucu artışı rakamlarla gözler önüne serdi. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalatın yaklaşık 5 kat arttığını belirten Ün, Türkiye'nin bir "ithalat cennetine" dönüştürüldüğünü savundu. ​Pirinç İthalatı Yüzde 376 Arttı! ​TÜİK’in dış ticaret verilerini analiz eden Ediz Ün, 2026 yılının ilk iki ayına ait verilerin tarımdaki çöküşü kanıtladığını söyledi. Ün'ün paylaştığı rakamlara göre:​İhracat düştü, geçen yıl 10 bin ton olan pirinç ihracatı, bu yıl %30 azalarak 7 bin tona geriledi. ​İthalat patladı, geçen yıl 11 bin ton olan ithalat, %376 artışla 52 bin tona yükseldi. ​Ün, bu durumu "Neredeyse 5 katlık bir artış söz konusu. Kendi kendine yeten Türkiye, pirinçte dışa bağımlı hale getirildi" sözleriyle eleştirdi. ​Dünyanın Pirincini Türkiye Alıyor: İşte Tedarikçi Ülkeler ​Türkiye’nin sofrasındaki pirincin büyük bir kısmının artık ithal olduğunu vurgulayan Ün, 52 bin tonluk ithalatın yapıldığı ülkeleri şöyle sıraladı: Hindistan: %23, Arjantin: %17, Çin: %13, Uruguay: %12, Yunanistan: %11 ​"Çeltik Başkenti Edirne’de Üretim Kan Kaybediyor" ​Türkiye’deki çeltik üretiminin merkezi olan Trakya ve özellikle Edirne’deki düşüşe dikkat çeken Ziraat Mühendisi Ediz Ün, üretimin 2019'dan bu yana yerinde saydığını ifade etti: ​"Türkiye üretiminin %38’ini tek başına karşılayan Edirne’de, 2019 yılında 432 bin ton olan üretim, 2024’te 391 bin tona geriledi. AKP iktidarı üretimi planlamak yerine ithalatı tercih ederek çiftçiyi cezalandırıyor." ​"Faize Kaynak Var, Çiftçiye Yok!" ​Gıda güvenliğinin bir milli güvenlik sorunu olduğunu hatırlatan Ün, hükümetin bütçe tercihlerini de eleştirdi. Savaş ve kriz dönemlerinde diğer ülkelerin çiftçisini koruduğunu belirten Edirne Milletvekili, "Faiz ödemelerine kaynak bulan iktidar, üretim maliyetleri altında ezilen çiftçiye yeterli desteği vermiyor" dedi. ​Çözüm Önerileri: ​Alım Fiyatları: Çiftçiye kazanç sağlayacak taban fiyatlar belirlenmeli. ​Maliyet Desteği: Gübre, mazot ve ilaç gibi üretim maliyetleri düşürülmeli. ​Üretim Planlaması: İthalat odaklı değil, üretim odaklı politikalara dönülmeli. ​Ediz Ün, açıklamasını "Cumhuriyet nasıl tarımla ayağa kalktıysa, ülkemiz de yeniden üretimle güçlenecektir" diyerek noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.