Hava Durumu

#İto

Kırsal Haber - İto haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İto haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İTO Başkanı Avdagiç: "Büyük Jeoekonomik Fırsatı Kaçırmamalıyız" Haber

İTO Başkanı Avdagiç: "Büyük Jeoekonomik Fırsatı Kaçırmamalıyız"

Küresel tedarik zincirlerinde ‘en ucuz üretim’ modelinden ‘dayanıklı üretim’ anlayışına geçiş hızlanırken, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Avrupa’ya yakın üretim kapasitesi ve enerji koridorlarındaki konumuyla Türkiye’nin önünde büyük bir jeoekonomik fırsat bulunduğunu söyledi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, küresel ekonomide enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine, ticaret politikalarından finansal istikrara kadar uzanan geniş bir alanda yeni bir dönemin başladığını belirtti. Türkiye’nin bu dönemde makroekonomik dengelenmeyi sürdürürken reel sektörün üretim gücünü de koruması gerektiğini vurgulayan Avdagiç, dezenflasyon sürecinin üretim ve ihracatı zayıflatmayacak bir finansal yapı ile desteklenmesinin önemine işaret etti. Avdagiç, Türkiye ekonomisinde iki farklı tablonun aynı anda görüldüğünü söyledi. Dezenflasyon programı ve makroekonomik dengelenme açısından önemli kazanımlar elde edildiğini kaydeden Avdagiç, yüksek faiz ve artan maliyetlerin ise üretici ve ihracatçı üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Avdagiç, “Önümüzdeki dönemin temel sorusu artık ‘enflasyon ne kadar düşecek?’ değildir. Asıl soru, ‘enflasyon düşürülürken Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesi nasıl korunacak?’ sorusudur. Bir tarafta dezenflasyon programı ve makroekonomik dengelenmede önemli kazanımlar sağladık. Diğer tarafta yüksek faiz ve maliyetler üretim ve ihracat tabanı üzerinde belirgin bir baskı oluşturuyor. Biz birini tercih etmek, enflasyonu düşürürken üretimden vazgeçmek durumunda değiliz” dedi. ÜRETİMİN ROTASI DEĞİŞİYOR Dünya ticaretinde son yıllarda belirginleşen parçalanmanın devam ettiğine dikkat çeken Avdagiç, ülkelerin ticaret politikalarında güvenlik ve jeopolitik kaygıların daha fazla öne çıkmaya başladığını söyledi. ABD’nin yeni tarifelerinin ticaret ortakları açısından belirsizliği artırdığını belirten Avdagiç, şirketlerin de buna karşılık üretim ve tedarik zincirlerini yeniden düzenlediğini kaydetti. Bu değişimin şirketlerin üretim yeri tercihlerini de etkilediğini ifade eden Avdagiç, maliyetin tek belirleyici olduğu üretim modelinin geride kalmaya başladığını, tedarik güvenliği ve pazara erişiminin giderek daha fazla önem kazandığını söyledi. Avdagiç, “Küresel ekonomide ‘en ucuz üretim’ modelinden ‘dayanıklı üretim’ modeline geçiş görüyoruz. Jeopolitik açıdan güvenli, lojistik olarak erişilebilir ve tüketici pazarlarına yakın üretim merkezlerinin önemi artıyor. Tedarik zincirlerinde çeşitlendirme, kritik ara mallarda stoklama ve üretimin tüketici pazarlarına yaklaştırılması maliyetleri yükseltiyor. Ancak bu tablo, Türkiye gibi Avrupa pazarına yakın ve güçlü üretim kapasitesine sahip ülkeler açısından önemli fırsatlar da getiriyor” diye konuştu. AVRUPA’YA YAKINLIK AVANTAJI Türkiye’nin sanayi altyapısı ile Avrupa pazarlarına yakınlığının önümüzdeki dönemde daha değerli hale gelebileceğini belirten Avdagiç, küresel şirketlerin tedarik kaynaklarını çeşitlendirme arayışının Türkiye açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Avrupa’nın savunma, enerji ve tedarik güvenliğini yeniden ele aldığı bir dönemde Türkiye’nin üretim altyapısını geliştirmesinin önem taşıdığını vurgulayan Avdagiç, “Şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirdiği, Avrupa’nın savunma ve enerji güvenliğini yeniden yapılandırdığı bir dönemde Türkiye’nin üretim altyapısını büyüterek gelecekte oluşacak büyük jeoekonomik fırsatı kaçırmaması gerekiyor” dedi. Üretim kapasitesindeki artışın teknoloji yatırımlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini ifade eden Avdagiç, finansmana erişim ve ihracatçının rekabet gücünün de bu sürecin temel başlıkları arasında yer aldığını kaydetti. ENERJİDE MERKEZ ÜLKE HEDEFİ Hürmüz’de yaşanan gelişmeleri hatırlatarak, küresel enerji piyasalarının jeopolitik gelişmelere daha duyarlı hale geldiğini belirten Avdagiç, enerji arz güvenliğinin ülkelerin ekonomi politikalarında daha fazla yer tuttuğunu söyledi. Enerji fiyatlarında yaşanan hareketlerin artık sektörler veya ülkelerle sınırlı kalmadığını ifade eden Avdagiç, “Küresel enerji şoku artık geçici bir dışsal risk değil, dünya ekonomisinin tamamına yayılan bir maliyet şokuna dönüşüyor” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin coğrafi konumunun bu alanda önemli imkanlar sunduğuna dikkat çeken Avdagiç, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin bu süreçte transit ülke olmanın ötesine geçerek enerji ticaretinin fiyatlama, depolama, finansman ve dağıtım süreçlerinde daha etkin bir merkez haline gelmesi hedefinde daha hızlı yol almaya ihtiyacımız var.” FİNANSAL İSTİKRARDA YENİ DÖNEM Küresel ekonomideki dönüşümün finans piyasalarında da görüldüğüne işaret eden Avdagiç, finansal istikrarın giderek merkez bankalarının kendi başlarına yönettiği bir alan olmaktan çıktığını söyledi. Ülkeler arasındaki para politikası ve finansal koordinasyonun önem kazandığını belirten Avdagiç, Japonya ile ABD arasında Yen üzerinden yürütülen operasyonları bunun güncel örneklerinden biri olarak gösterdi. Avdagiç, “Japonya-ABD Yen operasyonu, finansal istikrarın artık merkez bankalarının ötesinde hükümetler arası koordinasyon gerektirdiğinin en çarpıcı örneklerinden biridir” dedi. Enerji fiyatlarının jeopolitik gelişmelerden daha fazla etkilenmesi, küresel ticaretin farklı bloklar arasında parçalanması ve finansal istikrar için ülkeler arası koordinasyon ihtiyacının artmasının dünya ekonomisinin önündeki yeni şartları ortaya koyduğunu belirten Avdagiç, Türkiye’nin bu değişimi yakından okuyarak kendi ekonomik kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini söyledi. COĞRAFİ AVANTAJI KALICI KAZANIMA ÇEVİRMELİ Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantajın kalıcı ekonomik kazanıma çevrilmesi için üretim, finansman ve ihracat politikalarının aynı hedef doğrultusunda ele alınması gerektiğini kaydeden Avdagiç, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için dezenflasyonu üretim ekonomisini aşındırmayan bir finansal mimariyle desteklememiz, ihracatçının rekabet gücünü öncelikler arasına koymamız ve Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde sahip olduğu coğrafi avantajını kalıcı ekonomik güce dönüştürmemiz gerekiyor.” TÜRKİYE 3 TEMEL DÖNÜŞÜM ÜZERİNDE YÜKSELİR İTO Başkanı Şekib Avdagiç Türkiye’nin stratejik yöneliminin üç temel dönüşüm üzerinde yükseleceğini belirterek, bunları şöyle sıraladı: Jeostratejik konumun jeoekonomik güce dönüştürülmesi Üretim ekonomisinin teknoloji ekonomisine evrilmesi Transit ülke kimliğinin ‘karar verici merkez ülke’ konumuna taşınması. Avdagiç, “Küresel ekonomi enerji, ticaret ve finans alanlarında daha parçalı ve müdahaleci bir yapıya dönüşüyor. Biz pasif biçimde küresel koşullara uyum sağlamakla yetinemeyiz. Bizim için üretim kapasitesinin korunması, teknoloji yatırımlarının hızlandırılması, ihracat finansmanının güçlendirilmesi ve Avrupa tedarik zincirlerine entegrasyonun derinleştirilmesi artık makroekonomik istikrar kadar stratejik öneme sahiptir” dedi

İTO Başkanı Şekib Avdagiç: ''Türkiye Pahalı Algısı Çok Tehlikeli!'' Haber

İTO Başkanı Şekib Avdagiç: ''Türkiye Pahalı Algısı Çok Tehlikeli!''

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, enflasyon ile döviz kuru arasındaki makasın ihracatçı üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek, ihracatın artması ve bununla beraber ithalatın kontrol altında tutulması için dengeleyici bir yaklaşım beklentisi içinde olduklarını söyledi. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından 10’uncusu düzenlenen İstanbul Hazır Giyim ve Moda Fuarı’nın açılış programı İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa katılan İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, ihracatçıların karşı karşıya bulunduğu maliyet ve rekabet sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Avdagiç, enflasyon ile döviz kuru arasındaki makasın ihracatçının uzun süredir gündeme getirdiği önemli konular arasında yer aldığını söyledi. “İHRACATÇIYI ZORLAMAYA DEVAM EDİYOR” Kur ve enflasyon arasındaki farkın şirketler üzerindeki etkisine değinen Avdagiç, söz konusu tablonun ihracatçıları zorlamaya devam ettiğini ifade etti. Avdagiç, bu durumun yalnızca ihracata değil, yurt içindeki ticarete de yansıdığını belirtti. Kur-enflasyon makasının ihracatçılar üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Avdagiç, yurt içindeki ticaretin de aşağı yönlü etkilendiğini söyledi. Türkiye’de yabancıların yaptığı alışverişlerdeki değişime dikkat çeken Avdagiç, yabancı kredi kartlarıyla yapılan harcamaların azaldığını ifade etti. YABANCI KREDİ KARTLARIYLA HARCAMALAR AZALIYOR Avdagiç, tüketim hareketlerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Yabancıların alışverişi azalıyor. Yabancı kredi kartları ile Türkiye'de yapılan alışverişte azalma, Türk kredi kartları ile de yurt dışında yapılan alışverişlerde artma görülüyor.” Avdagiç bu tablonun Türkiye’deki fiyat seviyelerinin dışarıdan gelen tüketicilerin harcama tercihleri üzerindeki etkisini gösterdiğini kaydetti. “TÜRKİYE PAHALI” ALGISINA DİKKAT ÇEKTİ İTO Başkanı Avdagiç, döviz kurunun turizm sektörü üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Son dönemde en sık karşılaşılan ifadelerden birinin “Türkiye pahalı” söylemi olduğunu belirten Avdagiç, bu algının yerleşmesinin risk oluşturduğunu söyledi. Avdagiç, fiyat algısının kalıcı hale gelmesinin yalnızca alışveriş veya ihracat açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. İTO Başkanı şu ifadeleri kullandı: “Şu anda en çok karşılaştığımız konulardan bir tanesi de 'Türkiye pahalı' algısı. Bu çok tehlikeli bir söylem. 'Türkiye pahalı' algısı belirli bir kitleye yerleşirse, orta ve uzun vadede mal ihracatının yanında, alışverişin yanında turizmi de vuracaktır.” İHRACATIN REKABET GÜCÜ Avdagiç’in değerlendirmelerinde ihracatçıların rekabet gücünün korunması konusu öne çıktı. Kur ile maliyetler arasındaki dengenin bozulmasının özellikle dış pazarlarda faaliyet gösteren şirketlerin fiyatlama ve rekabet imkanlarını zorlaştırdığına işaret etti. İTO Başkanı Avdagiç, mevcut şartlarda sürdürülebilirliğe ilişkin imkanların çok kısıtlı hale geldiğini belirtti. İhracatçıların faaliyetlerini sürdürebilmesi ve dış pazarlardaki konumunu koruyabilmesi açısından daha dengeli bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Avdagiç, Türkiye’nin ihracatının artmaya devam etmesi gerektiğini belirtirken, ithalatın da kontrol altında tutulmasının önemine dikkat çekti. Dış ticaret dengesinin korunması açısından iki tarafı birlikte gözeten bir yaklaşımın gerekli olduğunu söyledi. “DENGELEYİCİ BİR YAKLAŞIM BEKLENTİSİ İÇİNDEYİZ” İTO Başkanı Şekib Avdagiç, ihracatçıların beklentisini şu sözlerle özetledi: Türkiye’nin ihracatının artmaya devam etmesi ve ithalatın kontrol altında tutulması için dengeleyici bir yaklaşım beklentisi içinde olduklarını ifade etti. Avdagiç, kur-enflasyon dengesi, rekabetçilik ve “Türkiye pahalı” algısının önümüzdeki dönemde hem ihracat hem de turizm açısından yakından izlenmesi gereken başlıklar arasında bulunduğunu vurguladı.

İTO ve Güvenilir Ürün Platformu’ndan Reis Gıda’ya Stratejik Ziyaret Haber

İTO ve Güvenilir Ürün Platformu’ndan Reis Gıda’ya Stratejik Ziyaret

İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve Güvenilir Ürün Platformu, "İsrafa Dur De" projesi kapsamında Reis Gıda’nın merkez fabrikasını ziyaret etti. Ziyarette, gıda israfını önleyen üretim stratejileri, sıfır atık uygulamaları ve sürdürülebilirlik projeleri yerinde incelendi. ​İTO Başkan Yardımcısı Ahmet Özer ve Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak, gıda sektörünün öncü markalarından Reis Gıda’nın üretim tesislerinde incelemelerde bulundu. Görüşmede, tarladan sofraya uzanan tedarik zincirinde kayıpların nasıl asgariye indirildiği ve yerli üretimin sürdürülebilirliğe katkısı masaya yatırıldı. ​Gıda İsrafı ile Mücadelede Bütüncül Üretim Disiplini ​Reis Gıda, gıda kaybını sadece tüketim aşamasında değil, hammaddenin fabrikaya girişinden sevkiyat aşamasına kadar her noktada kontrol altında tutuyor. Sıfır atık yaklaşımıyla hareket eden şirket; dökülme kaynaklı kayıpların önlenmesi, paketleme firelerinin azaltılması ve veri odaklı üretim planlaması ile verimliliği en üst seviyeye çıkarıyor. ​Reis Gıda için israf sadece ürün kaybı anlamına gelmiyor; aynı zamanda emek, zaman, enerji ve su gibi kıymetli kaynakların da korunması hedefleniyor. ​Türkiye’nin Gıda İsrafı Karnesi: Yılda 23 Milyon Ton Kayıp ​TİSVA’nın 2025 İsraf Raporu verilerine göre Türkiye, gıda israfında dünyada 15. sırada yer alıyor. Ülkemizde her yıl çöpe giden 23 milyon ton gıda, yaklaşık 900 bin ailenin yıllık geçimine eş değer bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Kişi başına yıllık gıda israfının 102 kg seviyesinde olduğu tahmin edilirken, israfta yapılacak %2’lik bir iyileşmenin bile ekonomiye 10 milyar TL tasarruf sağlayabileceği vurgulanıyor. ​Sürdürülebilirlik Vizyonu ve “Bakliyat Köyleri” Projesi ​Reis Gıda’nın toplumsal fayda odaklı çalışmaları arasında öne çıkan başlıklar şunlar: ​10x20x30 Girişimi: Dünya Kaynakları Enstitüsü liderliğindeki küresel projeye katılan Reis Gıda, 2030’a kadar gıda kaybını %50 azaltmayı taahhüt ediyor. ​Reis Bakliyat Köyleri: Türkiye’de bir ilk olan bu modelle; yerli üretim destekleniyor, planlı tarım yaygınlaştırılıyor ve tarladaki kayıplar önleniyor. ​Sosyal Market Desteği: Ambalajı deforme olmuş ancak tüketilebilir durumdaki ürünler, sosyal marketler aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılarak israfın önüne geçiliyor. ​Işılay Reis: "İsrafı Önlemek Geleceği Korumaktır" ​Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, gıda güvenliğinin temelinde "koruma" kültürünün yattığını belirtti. Reis, "Gıda kaybı ve israfı çok yönlü bir sorumluluk alanıdır. Üretim süreçlerinde kaynakları verimli kullanarak sadece ekonomik kaybı değil; toprağı, suyu ve geleceğimizi koruyoruz," ifadelerini kullandı.

CHP'li Kış: "Gıda Fiyatları Kontrolden Çıktı!" Haber

CHP'li Kış: "Gıda Fiyatları Kontrolden Çıktı!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, son açıklanan enflasyon verilerini ve küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkisini değerlendirerek, enflasyonun yeniden yükseliş eğilimine girdiğini ve önümüzdeki aylarda bu artışın daha da hızlanabileceğini söyledi. Kış, özellikle gıda fiyatlarındaki sert artışın vatandaşın mutfağını doğrudan vurduğunu belirtti. Şubat ayı verilerine göre enflasyonun farklı kurumların hesaplamalarında da yükseldiğine dikkat çeken Kış, TÜİK’e göre yüzde 2,96, İstanbul Ticaret Odası’na göre yüzde 3,85 ve ENAG’a göre yüzde 4,01 olarak gerçekleştiğini hatırlattı. Yılın ilk iki ayında enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 7,95, İTO’ya göre yüzde 8,59 ve ENAG’a göre yüzde 10,58 seviyesine çıktığını belirten Kış, yıllık enflasyonun da bütün endekslerde yükseldiğini söyledi. Şubat sonu itibarıyla yıllık enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 31,53, İTO’ya göre yüzde 37,88 ve ENAG’a göre yüzde 54,14seviyesine ulaştığını belirten Kış, “Hangi veriye bakarsanız bakın tablo aynı: Enflasyon yeniden yükseliyor” dedi. “Daha yılın başında hedefin yarısına gelindi” İktidarın ve Merkez Bankası’nın 2026 yılı için yüzde 16 enflasyon hedefi koyduğunu hatırlatan Kış, ilk iki ayda yaşanan yüzde 7,95’lik artışın hedefin neredeyse yarısına ulaştığını söyledi. “Bu hedefin gerçekleşebilmesi için yılın geri kalan 10 ayında aylık enflasyonun ortalama yüzde 0,8’in altında kalması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarında bunun gerçekleşmesi neredeyse imkânsızdır” diyen Kış, enflasyonla mücadelede gerçekçi bir program olmadığını savundu. “Savaşın etkisi marttan itibaren hissedilecek” Ocak ve şubat aylarındaki enflasyonun büyük ölçüde Türkiye’nin iç ekonomik dinamiklerinden kaynaklandığını belirten Kış, mart ayından itibaren küresel gelişmelerin de fiyatları yukarı çekeceğini söyledi. Ham petrol fiyatlarının kısa sürede 60 dolardan 103 dolara çıkarak yüzde 70’ten fazla arttığını, doğalgaz fiyatlarında ise yüzde 80’e yakın artış yaşandığını belirten Kış, savaşın uzun sürmesi halinde petrol fiyatlarının 200 dolara kadar çıkabileceğiyönünde tahminler yapıldığını söyledi. Kış, iktidarın akaryakıt zamlarını ÖTV indirimleriyle sınırlamaya çalıştığını ancak bu politikanın sürdürülebilir olmadığını belirterek, “ÖTV indirilecek alan kalmadığında zamlar kaçınılmaz hale gelecek. Bu da tarımdan sanayiye kadar bütün sektörlerde maliyet patlaması anlamına geliyor” dedi. “Emeklinin ve çalışanın maaşı iki ayda eridi” Yüksek enflasyonun sabit gelirli kesimleri hızla yoksullaştırdığını belirten Kış, yıl başında yapılan maaş artışlarının daha ilk iki ayda büyük ölçüde eridiğini söyledi. 2026 yılı başında işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19 zam yapıldığını hatırlatan Kış, “Ocak ve şubat aylarında gerçekleşen yüzde 7,95’lik enflasyon, bu zammın yüzde 61’ini daha şimdiden eritti” dedi. En düşük 20 bin liralık emekli maaşının yaklaşık 1.595 lirasının iki ay içinde eridiğini belirten Kış, memurlar için de benzer bir tablo olduğunu ifade etti. “En düşük 61 bin 890 liralık memur maaşının 4 bin 920 lirası sadece iki ayda eridi. 28 bin 75 liralık asgari ücretin ise 2 bin 232 lirası enflasyon karşısında yok oldu” diyen Kış, maaşların enflasyona yetişemediğini söyledi. “Gıda fiyatları kontrolden çıktı” Kış, en çarpıcı artışın gıda fiyatlarında yaşandığını belirterek TÜİK verilerine göre ocak ayında gıda fiyatlarının yüzde 6,59, şubat ayında ise yüzde 6,89 arttığını söyledi. “Sadece iki ayda gıda fiyatları yüzde 13,93 arttı. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 36,44 seviyesine çıktı” diyen Kış, Türkiye’nin bu oranla dünyada İran’dan sonra ikinci sırada yer aldığını ifade etti. Şubat ayında özellikle temel gıda ürünlerinde yaşanan artışların dikkat çekici olduğunu belirten Kış, şu örnekleri verdi: • Domates, biber ve salatalık gibi sebzelerin fiyatı aylık yüzde 33, yıllık yüzde 88arttı. • Taze baklagillerin fiyatı aylık yüzde 21,6, yıllık yüzde 155 arttı. • Tereyağı fiyatı aylık yüzde 16,4, yıllık yüzde 38,2 arttı. • Süt fiyatları aylık yüzde 15,4, yıllık yüzde 34 arttı. • Yoğurt fiyatları aylık yüzde 14,9, yıllık yüzde 30 arttı. • Portakal ve mandalina fiyatları aylık yüzde 12,8, yıllık yüzde 57 arttı. • Peynir fiyatı aylık yüzde 10,4, yıllık yüzde 27 arttı. “Dünyada gıda ucuzluyor, Türkiye’de pahalanıyor” CHP’li Kış, FAO verilerine göre dünyada gıda fiyatlarının son bir yılda yüzde 1 azaldığını, Türkiye’de ise aynı dönemde hızla arttığını vurguladı. “Dünya gıda fiyatları düşerken Türkiye’de artıyorsa bunun nedeni küresel kriz değil, yanlış ekonomi politikalarıdır” diyen Kış, vatandaşın mutfağındaki krizin giderek derinleştiğini söyledi. Kış açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Enflasyon artık sadece bir ekonomik veri değil, vatandaşın günlük hayatının en ağır gerçeği haline geldi. Mutfakta yangın var. İktidar ise hâlâ bu yangını görmezden geliyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.