Hava Durumu

#İzmir

Kırsal Haber - İzmir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İzmir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor Haber

Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’de Yatırımlar Hız Kesmiyor

İzmir’in Dikili ilçesinde 65 milyon dolarlık Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçirilen Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB), yüksek teknoloji, yenilenebilir enerji ve tarımsal sanayiyi aynı merkezde buluşturarak Türkiye’nin tarımsal dönüşümüne öncülük ediyor. Avrupa’nın en büyük jeotermal sera üretim merkezlerinden biri olması planlanan projede çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. ​Stratejik Dönüşüm ve Uluslararası Finansman Desteği ​Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen proje; Türkiye’nin üretim, ihracat, istihdam ve gıda arz güvenliği hedeflerine güçlü katkılar sağlıyor. Dünya Bankası destekli Türkiye İklim Akıllı ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP) kapsamında sağlanan yaklaşık 65 milyon dolarlık finansman, Türkiye tarım sektörüne aktarılan en büyük uluslararası fonlar arasında yer alıyor. ​Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Dikili OTB’nin yalnızca modern seralardan ibaret olmadığını; üretimden işlemeye, paketlemeden ihracata kadar tüm süreçleri tek bir sistemde birleştiren dev bir ekosistem olduğunu vurguladı. ​3 Milyon Metrekarelik Alanda Entegre Üretim Modeli ​Toplam 3 milyon 38 bin 787 metrekarelik devasa bir alanda kurulan Dikili OTB, modern sera teknolojileri ile jeotermal enerjiyi harmanlıyor. Proje altyapısında şu donatılar yer alıyor: ​50 adet yüksek teknolojili sera parseli ​47 adet tarımsal sanayi parseli ​Eğitim ve araştırma merkezleri ​Paketleme, depolama ve işleme tesisleri ​İdari ve sosyal donatı alanları ​Yenilenebilir enerji sistemleri ile ileri düzey lojistik altyapı ​2026 Yatırımları ve Tamamlanan Altyapı Çalışmaları ​Bölgede bugüne kadar gerçekleştirilen fiziki altyapı çalışmaları şu başlıklar altında toplandı: ​8 milyon 300 bin metreküp kazı ve dolgu çalışması tamamlandı. ​97 bin metreküp taş istinat duvarı imalatı gerçekleştirildi. ​Yüksek ve orta gerilim enerji hatlarının deplasmanı bitirildi; kanalizasyon ve yağmur suyu hatları oluşturuldu. ​İçme suyu ile jeotermal üretim kuyularında hedef debi ve sıcaklık değerlerine ulaşıldı. ​2026 yılı yatırımları kapsamında Dünya Bankası kaynaklarından yaklaşık 2,2 milyar TL ödenek tahsis edilerek çalışmaların kesintisiz sürmesi sağlandı. ​Üretim, İstihdam ve İhracat Hedefleri ​Tam otomasyon sistemleri ve dijital tarım uygulamalarıyla geleceğin tarım modelini temsil eden Dikili OTB, tam kapasiteye ulaştığında şu ekonomik ve sosyal kazanımları sunacak: ​Yıllık 80 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi ​3 bin 500 kişiye doğrudan istihdam imkânı ​Kadın istihdamında %75’e varan oran ​Yıl boyunca kesintisiz, yüksek katma değerli ve ihracat odaklı üretim ​Jeotermal enerjinin gücüyle enerji maliyetlerinin düşürüldüğü, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim ilkelerinin benimsendiği bu dev üs; Türkiye’nin küresel tarım pazarlarındaki rekabet gücünü zirveye taşıyacak.

Dikili OTB'de İlk Ruhsatlar Yatırımcılara Teslim Edildi Haber

Dikili OTB'de İlk Ruhsatlar Yatırımcılara Teslim Edildi

İzmir’de tarımın dönüşümüne önemli katkılar sağlayacak İzmir Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi'nde (Dikili OTB) ilk ruhsatlar düzenlenerek yatırımcılara teslim edildi. Yatırımcıların belirlenen yasal süre içerisinde projelerini tamamlamasının ardından bölgede hızla üretime başlanması hedefleniyor. Altyapı Yatırımları ve Ruhsatlandırma Süreçleri Eş Zamanlı Olarak Devam Ediyor Avrupa'nın en büyük jeotermal ısıtmalı sera organize tarım bölgelerinden biri olarak hayata geçirilen Dikili OTB'de altyapı yatırımları planlanan takvim doğrultusunda devam ederken, yatırımcıların üretim hazırlıklarını başlatmalarına imkan sağlayacak ruhsatlandırma süreçleri de eş zamanlı olarak yürütülüyor. Çakan: "Önemli Bir Dönüm Noktası" İlk ruhsatların yatırımcılara teslim edilmesinin proje açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahin Çakan, “Bugün bölgemiz adına son derece anlamlı ve gurur verici bir gelişmeyi hep birlikte yaşıyoruz. İlk ruhsatlarımızı yatırımcılarımıza teslim ederek uzun süredir büyük bir özveriyle yürüttüğümüz çalışmaların somut sonuçlarını görmeye başladık. Ruhsatlarını alan tüm yatırımcılarımıza hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum” dedi. Bakan Yumaklı’dan "Vizyon" Vurgusu Dikili Jeotermal Isıtmalı Sera OTB’nin yalnızca yatırımcısına kazanç sağlayan bir üretim alanı değil, aynı zamanda ülkemizin gıda arz güvenliğine, ihracatına, istihdamına ve sürdürülebilir tarım hedeflerine katkı sunacak örnek bir kalkınma projesi olduğuna dikkat çeken Çakan, sözlerine şöyle devam etti: “T.C. Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı, Dikili Jeotermal Kaynaklı Sera OTB ile tarımda yeni bir dönem başladığını sosyal medya hesaplarından kamuoyuna duyurdu. Sayın Bakanımız, bölgemizin Türkiye'nin tarımsal üretim vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını belirterek projenin modern teknolojiyi, kaynak verimliliğini ve yenilenebilir enerji altyapısını aynı çatı altında buluşturacağını ifade etti. Bu vesileyle başta Sayın Bakanımız olmak üzere projemize emek veren herkese, tüm paydaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.”

Şen Şeftali Şenliği 28 Haziran'da Haber

Şen Şeftali Şenliği 28 Haziran'da

Tarım kenti Efes Selçuk’un bereketli topraklarında 28 Haziran 2026 Pazar günü Belevi Şen Şeftali Şenliği düzenlenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı ve Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın destekleriyle gerçekleştirilecek şenlik; üreticilerin yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekmek, üretime devam eden çiftçilerle dayanışmayı güçlendirmek, üretici ve tüketiciyi bir araya getirmek amacıyla düzenleniyor. Belevi’nin bereketli topraklarından sofralara ulaşan şeftalinin yolculuğuna katkı sunmayı hedefleyen şenlik, 28 Haziran Pazar günü saat 16.30’da gerçekleştirilecek şeftali hasadı ile başlayacak. Ardından Şenlik Korteji düzenlenecek, protokol üyeleri üretici stantlarını ziyaret edecek. Ziyaretlerin ardından Efes Selçuk Belediyesi Halk Oyunları Ekibi Zeybek Gösterisi ile Şenliği renklendirecek. ŞENLİK KEŞKEĞİ ÇOCUKLARA UMUT OLACAK Bu yıl şenlik keşkeği, Efes Selçuk’taki DMD hastası çocuklara destek olmak amacıyla satışa sunulacak. Keşkek dövme etkinliğinin ardından açılış konuşmaları gerçekleştirilecek. Şenlik alanında Efes Selçuk ve Belevi’de ikamet eden üreticilerin el sanatları ve yerel lezzetler stantları yer alacak. EN GÜZEL ŞEFTALİ ÖDÜLLENDİRİLECEK Gün boyunca Belevi Şen Çocuk Atölyesi’nin “Tiridine Bandım” Gösterisi, En Güzel Şeftali Yarışması, Şef Ramazan Adsız ile Şeftalili Zerde Tatlısı Yapımı Atölyesi, Efes Selçuk Belediyesi Halk Oyunları Ekibi Bursa Yöresi gösterisi gibi etkinlikler düzenlenecek. Şenlik kapsamında çocuklar için renkli atölyeler de düzenlenecek. Türkiye’nin yanı sıra dünya çapında da önemli bir tarımsal değer alan şeftali üreticileri, En Güzel Şeftali Yarışmasında ürünlerini yarıştıracak. Belevi Şen Şeftali Şenliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi Türk Müziği Orkestrası Konseri ile sona erecek. “GELİN HEP BERABER ŞEN ŞEFTALİ ŞENLİĞİ’NDE ŞENLENELİM” Belevi Şen Şeftali Şenliği’nin bu yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenleneceğini belirten Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, tüm yurttaşları şenliğe davet etti. Başkan Sengel, “28 Haziran Pazar günü Belevi Şen Şeftali Şenliğimizi gerçekleştiriyoruz. İki yıldır ekonomik sebepler nedeniyle yapamadığımız şenliğimizi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay ve ilgili kurumlarımızın desteğiyle yeniden gerçekleştirecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu mutluluğu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yerel ekonominin güçlenmesi, üreticilerimizin desteklenmesi ve bölgemizde emek veren herkesin katma değerinin artması açısından çok önemli bir buluşma olacak. Stant başvurularımız da başladı. Tüm hemşehrilerimizi 28 Haziran’da Belevi Şen Şeftali Şenliğimize bekliyoruz. Gelin hep beraber şenlenelim” dedi. 28 Haziran’da düzenlenecek Belevi Şen Şeftali Şenliği ile ilgili ayrıntılı bilgiler Efes Selçuk Belediyesi sosyal medya hesaplarında yer alıyor.

Başkan Tugay: ''Zeytinin Değerini Ekonomiye Yansıtmalıyız'' Haber

Başkan Tugay: ''Zeytinin Değerini Ekonomiye Yansıtmalıyız''

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu Zeytin Konseyi ikinci kez toplandı. İzmir’in milyonlarca zeytin ağacına sahip olmasına rağmen üretimin yeterli katma değer oluşturmadığına dikkat çeken Başkan Dr. Cemil Tugay, kalite, markalaşma ve doğru pazarlama stratejileriyle zeytinciliğin ekonomik gücünün artırılması gerektiğini vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde, kentin binlerce yıllık kadim kültürü ve önemli geçim kaynaklarından biri olan zeytinin geliştirilmesi amacıyla kurulan Zeytin Konseyi ikinci toplantısını gerçekleştirdi. Zeytin ve zeytinyağının topraktan sofraya uzanan tüm aşamalarını değerlendirerek doğru üretim ve pazarlama stratejilerinin oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefleyen konsey, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın yönetiminde Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda bir araya geldi. Toplantıda, İzmir zeytini ve zeytinyağının geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunulurken, fidan seçiminden hasada, analiz süreçlerinden yağ sıkımına kadar üretim zincirinin tüm aşamalarında yaşanan sorunlar ve geliştirilmesi gereken alanlar ele alındı. “Türkiye’nin yağlık zeytin üretiminin yüzde 18’i İzmir’de” Toplantıda İzmir’deki zeytin üretimine ilişkin rakamları aktaran Başkan Tugay, “İzmir genelinde 846 bin dekar alanda yağlık, 104 bin dekar alanda ise sofralık zeytin üretimi yapılıyor. Türkiye’deki toplam yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18’ini tek başına İzmir karşılıyor. Sofralık zeytinde ise ülke payımız yüzde 4,86 seviyesinde. İzmir’de yaklaşık 16 milyon meyve veren yağlık, 1,9 milyon ise meyve veren sofralık zeytin ağacı bulunuyor. Zeytin, İzmir’in birçok ilçesinde birinci ve en baskın tarımsal faaliyet alanını oluşturuyor. Zeytinde en yüksek ihtisaslaşmamız Yarımada Havzası’nda. En yüksek zeytin alanına sahip ilçemiz ise Bayındır. İzmir’de gerçekten konsey kurmaya hak edecek kadar zeytincilik faaliyetleri var” şeklinde konuştu. Zeytinde ekonomik sürdürülebilirlik vurgusu İzmir’in zeytin ve zeytinyağında kalite standartlarının oluşturulması, markalaşma ve üretim kalitesinin artırılması hedeflerine dikkat çeken Başkan Dr. Cemil Tugay, mevcut üretim yapısının kente ve üreticiye yeterli katma değeri sağlayıp sağlamadığının sorgulanması gerektiğini söyledi. Başkan Tugay, “İzmir’deki zeytin üretimi acaba yeterince katma değer sağlıyor mu? İnsanların emeği hakkıyla karşılık buluyor mu? Burada bir sorun var. Nerede hata yapıldığını ortaya koyup bunun üzerine çalışmamız lazım. Zeytinde verimlilikle ilgili çalışmalar yapılmalı, verim kaybının önüne geçilmeli ve üretim artırılmalı. Üretim maliyetleri düşürülmeli. İnsanlar ürettiklerinin para etmesini istiyor. Bugün zeytin para etmezse insanlar ağaçlarını kesecek duruma gelebilir. Bizim bunu ön plana çıkarmamız gerekiyor” dedi. Zeytine yalnızca romantik bir bakışla yaklaşılmaması gerektiğini vurgulayan Tugay, “Zeytine romantik boyutuyla değil, herkes için değerli olan ekonomik boyutuyla bakmalıyız. Ortada temel bir ihtiyaç var. Zeytinde iyi bir iş modeli, kaliteli üretim, markalaşma ve doğru pazarlama olduğunu düşünmeliyiz. Elbette zeytin kültürünü ve tarihini korumaya yönelik çalışmalar yapılabilir; buna itirazımız yok. Ancak bunun nasıl sürdürülebilir olacağı da önemli. Herkesin ekonomik sürdürülebilirliğe ihtiyacı var. En yüksek katma değeri sağlayacak ürünü elde edip bunu iyi pazarlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. İzmir Zeytinyağı markası için yol haritası Toplantıda tüm katılımcıların görüşlerini dinleyen Başkan Dr. Cemil Tugay, konsey üyelerinin taleplerini de değerlendirerek yakın zamanda bir zeytin çalıştayı düzenlemeyi planladıklarını açıkladı. Konseyin ikinci buluşmasında, İzmir zeytinyağı kimliğinin oluşturulması ve markalaştırılması, kalite standartlarının belirlenmesi, taklit ve tağşişle mücadele, doğru analiz ve fidan seçimleri ile üretici ve tüketiciye yönelik eğitimler ele alındı. Ayrıca İzmir’e özgü zeytin türlerinin geliştirilmesi ve iklim krizi başta olmak üzere kalite kaybına neden olan faktörlerle mücadele gibi birçok konu da masaya yatırıldı. Konseye kimler katıldı? Başkan Tugay’ın yönetiminde bir araya gelen konseye Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkililerinin yanı sıra İzmir Planlama Ajansı (İZPA) Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Prof. Dr. Yusuf Kurucu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Nehir Yüksel, İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeleri Günay Baysal, Gündüz Kaya, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Fikret Akova ve Meltem Zengin, Zeytinyağı Uzmanı Dr. Ümmühan Tibet, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Didar Sevim, Dr. Özgür Dursun, Ege Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Zafer Can, Prof. Dr. Aykan Candemir, Bergama Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selahattin Sezgin, Gödence Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Özcan Kokulu, Ödemiş Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği’nden Özge Demir, Ulusal Tarım Gıda Birliği’nden Bilal Özdemir, Bergama Belediyesi Tarım Danışmanı Dr. Sumru Eltez katıldı.

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 557 Milyon Dolarlık İhracat Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 557 Milyon Dolarlık İhracat

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Mayıs ayında yüzde 4,8 azalışla 1 milyar 557 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye’nin ihracatı ise Mayısta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,3 azalarak 22 milyar 504 milyon dolar oldu. EİB’nin 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde ihracatı yüzde 1,9 artışla 7 milyar 709 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 2 artışla 18 milyar 649 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi ihracatı Mayıs ayında yüzde 2 artışla 883 milyon dolar, tarım ihracatı ise yüzde 14 azalışla 546 milyon dolar olarak gerçekleşti. 242 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği zirvedeki yerini korudu. Demir demirdışı metaller ihracatçıları Mayıs ihracatını yüzde 2,6 artırdı. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 154 milyon dolar, Ege Maden İhracatçıları Birliği 128 milyon dolarlık ihracatla Mayıs ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 102 milyon dolarlık döviz getirdi. Ege Tütün İhracatçıları Birliği 88 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Mayıs ayında 79 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 77 milyon dolar, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 61 milyon dolarlık, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 29 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 20 milyon dolarlık dövizi, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise ihracatını 8 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Ege Bölgesi’nin ihracatı 2 milyar 583 milyon dolar Ege Bölgesi, Mayıs ayında 2 milyar 583 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İzmir’de yerleşik iki serbest bölge İzmir’in ihracatına 255 milyon dolarlık katkı sağladı. Mayıs ayında İzmir, 1 milyar 462 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi ihracatının yüzde 56’sını tek başına gerçekleştirdi Denizli, Mayıs ayında 382 milyon dolar, Manisa 344 milyon dolar ihracat yaptı. Muğla Mayıs ayında 107 milyon dolarlık ihracatı, Balıkesir 104 milyon dolarlık ihracatı Türkiye’ye kazandırdı. Aydın, Mayıs ayında 84 milyon dolarlık döviz getirisine imza attı. Kütahya’nın ihracatı 41 milyon dolar, Afyonkarahisar’ın ihracatı 31 milyon dolar olarak gerçekleşti. Uşak 24 milyon dolarlık ihracat yaptı. İhracatçımız varlığını güçlendirmeye devam ediyor Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Mayıs ayında yaşanan takvim etkisinin ihracat rakamlarına yansıdığını belirterek, “Milli ve dini bayramlar nedeniyle geçen yıla göre yaklaşık 6 iş günü eksik çalıştığımız bir ayı geride bıraktık. Bu durum Ege Bölgesi ihracatında yaklaşık 500 milyon dolarlık bir kayba neden oldu. Ancak ihracatçımız üretmeye, istihdam yaratmaya ve yeni pazarlarda varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Mayıs ayında Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz ile Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz ihracatlarını artırarak pozitif ayrıştı.” dedi. 19 milyar dolar seviyesini aşmayı hedefliyoruz Avrupa Birliği ve ABD pazarlarında talebin canlılığını sürdürdüğüne dikkat çeken Öztürk, “En büyük iki ihracat pazarımız olan AB ve ABD'den gelen siparişlerde olumlu sinyaller alıyoruz. Haziran ayıyla birlikte ihracat performansımızın yeniden ivme kazanmasını ve yıllık bazda Ege İhracatçı Birlikleri ihracatının 19 milyar dolar seviyesini aşmasını hedefliyoruz. Çin’de ürün fiyatlarının yükselmesi ve kapasite kullanım oranlarının düşmeye başlaması, Türk ihracatçısı açısından rekabet avantajı oluşturuyor. Özellikle Avrupa ve ABD pazarlarında alternatif tedarikçi arayışlarının arttığı bir dönemde Türkiye'nin üretim gücü ve lojistik avantajı daha fazla öne çıkıyor.” diye konuştu. İhracatı destekleyen politikalarla ihracat yeniden büyümenin itici gücü haline gelmeli Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin üretim ve ihracat odaklı bir anlayışla mümkün olacağını belirten Öztürk şunları söyledi: “Üretici fiyatlarının yaklaşık 40 aydır artış gösterdiği bir ortamda sanayi ihracatçılarımızın rekabet gücünü koruyabilmesi için desteklenmesi büyük önem taşıyor. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde büyümesini sürdürse de sanayi sektörü yüzde 0,8 daralma yaşadı. Büyümenin kalıcı ve sağlıklı olabilmesi için üretim ve ihracatın ekonomiye daha fazla katkı sunması gerekiyor. Son altı çeyrektir ihracat büyümeye yeterli katkıyı veremiyor. Önümüzdeki dönemde üretimi ve ihracatı destekleyen politikalarla ihracatın yeniden büyümenin itici gücü haline gelmesini sağlamalıyız. Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasının yolu üretimden, yatırımdan ve ihracattan geçiyor.”

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu Haber

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu

Türkiye’nin geleneksel lezzetleri arasında yer alan turşu ürünleri, 2025 yılında dünya pazarlarında liderliğini pekiştirdi. Türkiye 2025 yılında 458 milyon dolarlık turşu ihraç ederken, İzmir, 207 milyon dolarlık turşu ihracatıyla dünyanın turşusunu kurma başarısı gösterdi. Türkiye, 2025 yılında iklim krizinde hammadde sorunu yaşamasına rağmen turşu ihracatında yüzde 2,5’luk artışa imza atarak 447 milyon dolardan 458 milyon dolara ilerledi ve 500 milyon dolar hedefine ulaşmak için büyük bir adım attı. Türkiye’nin turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefine bir adım kaldı. Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton meyve sebze ürettiği bilgisini veren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, sezonunda tüketilemeyen meyve sebzelerin yıl boyunca tüketilmesi amacıyla kurulan turşuların, Türk sofraları yanında dünyanın dört bir tarafındaki sofralara lezzet ve şifa olduğunu vurguladı. Turşu ihracatında 2026 yılı hedefi 500 milyon doları geçmek Turşu ihracatının 2024 yılında 447 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle meyve sebze üretiminde düşüşler yaşandı. Bunun etkisiyle turşu ihracatımız miktar bazında 332,1 milyon kilogramdan 311 milyon kilograma geriledi. Miktardaki düşüşe rağmen ihracat gelirimiz yüzde 2,5’luk artışla 458 milyon dolara ulaştı. Bu tablo katma değerli ihracat ve birim fiyat performansındaki yükseliği ortaya koydu. 2026 yılında meyve sebze üretiminde daha verimli bir sezon geçiriyoruz. Turşu ürünlerinin sağlıklı beslenme trendinden dolayı dünya genelinde daha fazla talep görmesiyle birlikte ürün çeşitliliği, markalaşma ve katma değerli üretim yatırımlarıyla 2026 yılında turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefini aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. İzmir, Türkiye’nin turşu ihracatının yüzde 45’ini yaptı Türkiye’nin turşu ihracatında İzmir’in 207 milyon dolarlık tutarla açık ara birinci olduğunun altını çizen Başkan Uçak şöyle devam etti: “İzmir, turşu sektörünün lokomotifi olmayı sürdürüyor. İzmir, turşu ihracatından yüzde 45 pay alıyor. İzmir’i 65 milyon dolarla Bursa, 52 milyon dolarla Manisa takip etti. İstanbul, Aydın, Gaziantep ve Hatay da ihracata güçlü katkı veren iller arasında yer aldı. Türk turşusunu en çok Almanlar, Amerikalılar ve İngilizler sevdi Türkiye, 2025 yılında 128 ülkeye turşu ihraç ederken, Türk turşusunu en çok Almanlar sevdi. Almanya, 84,5 milyon dolarlık Türk turşusu talep ederken, ikinci sırada 42,3 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. İngiltere 32,5 milyon dolarlık turşu ithalatıyla zirvenin üçüncü basamağının sahibi olurken, Romanya’ya 19 milyon dolarlık, Hollanda’ya 16,5 milyon dolarlık turşu ihraç edildi.

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin! Haber

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin!

Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu’dan kurbanlık hayvanların derilerinin ekonomiye kazandırılması çağrısı geldi. Ege İhracatçı Birlikleri’nde basın toplantısı düzenleyen Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Kurban Bayramı döneminde yanlış kesim ve muhafaza yöntemleri nedeniyle yüz binlerce derinin ekonomiye kazandırılamadan yok olduğunu belirterek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zincirindeki kritik rolüne dikkat çekti. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretecek deri çöp oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzümü ve zamanında tuzlama yapılmaması nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba olduğununun altını çizen Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebilirdi. Bunun yanında jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi bir hammadde kaybı yaşanıyor. Deri sektörü için hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir anlayışla ekonomiye kazandırılıyor. Bu yönüyle sektörümüz güçlü bir döngüsel ekonomi örneği oluşturuyor” dedi. Kurban derilerinin korunmasına yönelik alınması gereken önlemleri de sıralayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanmasıyla ilgili yerel yönetimler ve STK’lar harekete geçirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara vermesinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Kesim yapacak kasaplara yönelik bilgilendirme notları hazırlanması çok önemli. Deri yüzüm teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve muhafaza koşulları konusunda standart uygulamaların yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde kurban derileri ekonomiye kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin sektörün ihracat kapasitesini artırmak amacıyla fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına yoğun şekilde devam edeceğini dile getiren Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli biçimde kapsamlı bir yol haritası oluşturdukları bilgisini verdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun yıllardır Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu üstlendiği Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firmayla katılım için hazırlıklarının tamamladıklarını dillendiren Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini de 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde düzenleyeceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla gerçekleşmişti. 2026 yılında Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılım sağlayacak” ifadelerini kullandı. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılı şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu yapılacağını, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini açıkladı. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden gerçekleştirilen deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma içerisindeki yalnızca 31 firma tarafından yapıldığına dikkat çeken Gündoğdu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda saha çalışmalarını başlattıklarını belirten Gündoğdu, ilk etapta deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini ifade etti. Önümüzdeki süreçte tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği şehirlerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları gerçekleştirileceğini belirten Gündoğdu, firmalardan gelecek talepler doğrultusunda şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme çalışmalarının ihracata önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu ifade eden Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdamı artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğini sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini vurgulayan Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci ve sürdürülebilir üretim imajına da önemli katkı sunacağını dile getirdi. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına ulaştığını ifade etti.

İzQ’dan Küresel Ekosisteme Açılan Kapı Haber

İzQ’dan Küresel Ekosisteme Açılan Kapı

İzmir’i inovasyon ve girişimciliğin önde gelen şehirlerinden biri yapma hedefiyle çalışmalarını sürdüren İzQ, yatırımcılara ilham veren bir organizasyona daha imza attı. Uzman isimlerin eğitim verdiği “İzQ Yatırıma Hazırlık Programı” na katılan girişimciler kısa süre içinde, yatırım stratejilerini netleştirerek finansal yapılarını güçlendirdi, veri odası hazırlığı ve yatırımcı sunumları konusunda yetkinlik kazandı. Programa katılan girişimciler arasından öne çıkanlar Fransa’da düzenlenen VivaTech teknoloji fuarına giderek çalışmalarını bir üst lige taşıyacak. 16 GİRİŞİMCİ KATILDI İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi, KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü ve EGİAD Melekleri iş birliğiyle, Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında yürütülen “İzQ Yatırıma Hazırlık Programı” tamamlandı. 22 gün süren, 4 modülden oluşan ve Demo Day ile tamamlanan programa, toplam 70 başvuru alınırken, içlerinden seçilen 16 girişim programa katılmaya hak kazandı. HEDEF FRANSA Etkinliğin finalinde, ürününü geliştirmiş ve ilk satışlarını gerçekleştirmiş teknoloji girişimleri, program boyunca elde ettikleri kazanımları yatırımcılara ve ekosistem paydaşlarına sundu. Değerlendirme sonucunda öne çıkan 4 girişim (Asklepion, Danex AI, Onysoft AI ve Rendera), 17-20 Haziran tarihlerinde Fransa’da düzenlecek olan VivaTech teknoloji fuarına katılmaya hak kazanarak uluslararası ekosistemle buluşma fırsatı elde etti. ÖZGENER: GİRİŞMCİLER İÇİN KILAVUZ OLDU İzQ Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, programın girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıya dikkat çekerek, “İlk günden beri hedefimiz, henüz yolun başında olan girişimcilerimize yol göstermek. Bu anlamda paydaşlarımızla birlikte düzenlediğimiz Yatırıma Hazırlık Programı, fikri olan, bu fikri yatırıma dönüştürmek için çabalayan tüm girişimcilerimiz için bir kılavuz oldu. Kısa süre içerisinde çok önemli isimlerden eğitim aldılar ve yol haritalarını belirlediler. Yapılan bu çalışmayı kentimiz ve ülkemiz için çok kıymetli buluyorum. Önümüzdeki günlerde, daha fazla girişimcimizin faydalanacağı etkinlikler düzenlemek için çalışmalarımıza devam ediyor olacağız” dedi. YELKENBİÇER: VİVATECH ÖNEMLİ BİR FIRSAT İzQ İcra Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, “Program süresince girişimcilerimiz yalnızca yatırımcı karşısına çıkmaya değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyüme ve uluslararası açılım hedeflerine de hazırlanmış oldu. VivaTech gibi dünyanın önde gelen teknoloji fuarlarından birine katılım, girişimlerimizin küresel ağlara erişimi açısından son derece kıymetli bir fırsat sunuyor” ifadelerini kullandı. ARSLAN: İŞ GELİŞTİRME FIRSATLARINA ERİŞİMİ ÖNEMSİYORUZ KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent Arslan, “Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında desteklediğimiz bu program ile girişimlerin yatırım süreçlerine daha güçlü hazırlanmasını ve uluslararası iş geliştirme fırsatlarına erişimini önemsiyoruz. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı’nın, girişimcilerimizin küresel pazarlara açılma yolculuğunda önemli bir basamak oluşturduğuna inanıyoruz” dedi. YILMAZ: DOĞRU HAZIRLIK, DOĞRU TEMAS ÖNEMLİ EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz, “Erken aşama girişimlerin yatırım yolculuğunda doğru hazırlık, doğru temaslar ve doğru yönlendirme büyük önem taşıyor. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı ile girişimcilerin yatırımcı beklentilerini daha iyi anlayan, iş modellerini daha güçlü ifade edebilen ve uluslararası fırsatlara daha açık bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Master Planı Çalışmalarında Sona Yaklaştı Haber

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Master Planı Çalışmalarında Sona Yaklaştı

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kapsamında üreticilerin emeği ve kırsal kalkınmanın önemi bir kez daha gündeme gelirken, İzmir Büyükşehir Belediyesi kırsalda topyekûn kalkınmayı hedefleyen Tarım Master Planı çalışmalarında sona yaklaştı. Kooperatifleri merkeze alan plan; toprağı ve suyu koruyan üretim modeli, gıda güvenliği, dirençli kırsal ekonomi ve genç nüfusun göçünü önleyecek politikalarla İzmir tarımına yeni bir yol çiziyor. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, üretimi sürdüren çiftçinin emeğini, gıda güvenliğindeki kritik rolünü ve kırsal kalkınmanın önemini hatırlatırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi de tarımın geleceğine yön veren adımlarıyla öne çıkıyor. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay öncülüğünde hazırlanan Tarım Master Planı, İzmir’in kırsal kalkınma rotasını belirledi. Sürdürülebilir tarım, gıda güvenliği ve krizlere karşı dirençli bir kent hedefiyle oluşturulan yol haritasında kooperatifler merkezde yer aldı. Kırsal Çalışma Grubu Tarım Gıda Komisyonu tarafından yürütülen çalışmanın detaylarını Prof. Dr. Yusuf Kurucu paylaştı. İzmirli çiftçileri kooperatif çatısı altında güçlendirmeyi amaçlayan plan kapsamında, ziraat odalarıyla birlikte kent genelindeki 163 kırsal kalkınma kooperatifi, 81 sulama kooperatifi ve 45 su ürünleri kooperatifiyle kapsamlı görüşmeler yapıldı. Planın ilk aşamasında kooperatif temsilcileri Başkan Tugay ile bir araya gelirken, ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın uzman ekipleri sahaya çıkarak tüm kooperatifleri yerinde ziyaret etti. Yapılan görüşmeler sonucunda üreticilerin talepleri önceliklendirilerek uygulama süreci başlatıldı. “Büyükşehir’in kırsal kalkınma politikalarının merkezinde kooperatifler var” Başkan Dr. Cemil Tugay ile tarımda, kırsal kalkınmada bütüncül olarak bir yol haritası belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Bu yol haritası üzerinde yapılacak işlerin pek çoğu, kooperatiflerle kesişiyor. Yani İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kırsal hizmetler, tarım politikaları konusunda kooperatifler merkezde oldu. Yapacağımız her çalışmayı mümkünse kooperatifler aracılığıyla yapmak istiyoruz. Eğer kırsal kalkınmayı geliştirmek istiyorsak, biz yine kooperatifler aracılığıyla bunu yapacağız. Bizlerle sadece onların yanına gittiğimiz zaman değil, her zaman iletişime geçebilirler. Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın kapıları açık. Sadece 2026'da değil, bütçeyi artırarak ilerleyen yıllarda da kırsal kalkınma yolunda yine kooperatiflerle iş birliği yapmaya devam edeceğiz. Onlar bizlere taleplerini ilettiği sürece biz de mevzuat ve ekonomik koşullar elverdiği sürece bunları gerçekleştirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı. Kooperatiflerin ortak endişesi susuzluk Kooperatiflerle yapılan görüşmelerin ışığında Tarım Master Planı’nın ana hedeflerini aktaran Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Üç yıl üst üste kuraklık yaşadık. Bu sene biraz yağmur yağdı ama iklim bilimcilere göre gelecek yıllarda maalesef bu böyle devam etmeyecek; iklim bilimciler kuraklık riskinin devam edeceğini söylüyor. Kısa sürede aldığımız ve sellere neden olan yağışlar da iklim değişikliğinin bir sonucudur. Kooperatifler bize geldiğinde tamamı, yani üç grup kooperatif de iklim değişikliğinin etkisinden bahsettiler. Kırsal kalkınma ve sulama kooperatiflerinin hepsi 2025 yılı ve öncesinde yaşanan susuzluktan, kuraklıktan bahsettiler. Dolayısıyla biz de önlemlerimizi değişen iklim koşullarıyla uyumlu olarak alıyoruz” dedi. Kurucu, iklim değişikliğine uyum konusunda kooperatiflerle iş birliği yaptıklarını belirterek “Salma sulamayı damlamaya geçirmek, damlamayı toprak altı damlamaya geçirmek, aşırı gübrelemeden kaçınmak, daha az gübre vermek, bilinçli hayvancılık yapmak, toprağın organik maddesini artırmak gibi çalışma hedeflerimiz var” diye konuştu. Gençlerin olması şart İkinci ana konunun, genç nüfusun kırsaldan kente göçü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Kırsalda genç nüfus neredeyse kalmadı. Çok büyük kayıp var. Bu çok önemli ve duvara çarpacağımızın bir resmidir. Kırsalda genç nüfusu tutabilmek için, onların sosyal refahını sağlayabilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla kooperatiflerde de gençlerin olmasını istiyoruz. Yani yapılacak işin, bir yıllık iki yıllık değil, sürdürülebilir olması gerekiyor. Bunun için de gençlerin olması şart. Başkan Dr. Cemil Tugay’ın tutumu kırsaldaki gelişmişliği dengelemek, kırsaldaki istihdamı yerinde tutmak üzerine. Özellikle bunu sağlayabilirsek, kırsaldan göçü engellemiş olacağız. Tamamıyla durdurmamız mümkün değil ama yüzde 10, yüzde 15 oranında göçü azaltma çabasında başarılı olabilirsek, bilin ki kırsaldaki üretim gelecek için umut verir hale gelecek” dedi. Tarımda teknolojiyi önerdiklerini vurgulayan Kurucu, “Tarımsal teknolojinin gelişmesi lazım ancak 65-75 yaş aralığındaki çiftçilere yeni tarımsal teknolojiyi öğretmek çok zor. Onlardan, bundan sonra 10 yıl daha bir tarımsal üretimin içerisinde kalmalarını beklemek de çok zor. Bu nedenle gençlere çok önem veriyoruz. İstediğimiz, genç nüfusun yerinde kalması. Burada başlattığımız ‘Toprağın Genç Aklı’ projesi, sevindirici bir şekilde karşılık buldu ve çok umut vericiydi. Arkadaşlarımız çalışmalarına devam edecekler” diye konuştu. “İzmir’in dirençli bir gıda üreticisi olması gerekiyor” Pandemi, susuzluk ve gıda krizi gibi konulara dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Başka krizler gelebilir. Bu gibi durumlarda İzmir’in dirençli bir gıda üreticisi olması gerekiyor. Mutlaka kendi gıdasını ulaşılabilir ve güvenli bir şekilde İzmirliye ulaştırması lazım. Kooperatifçilik; gıda üretimi ve gıda güvenliği, gıdaya ulaşabilmek için temel bir direnç sağlayan yapıdır. Bu yapıyı kaybetmemek lazım. Başkanımız Dr. Cemil Tugay, tarıma ve gıda sağlığına özellikle önem veriyor. Bireysel olarak üreticileri denetlemek mümkün değil. Ama kooperatifler, kendi ortaklarının ürettiği ister sebze meyve olsun, ister süt ve süt ürünleri olsun tüm üretimleri denetleyebilirler. O yüzden gıda sağlığı temel hedefine ulaşmak için de bizim kooperatiflerle iş birliği yapmamız gerekiyor” şeklinde konuştu. “Amacımız çok kooperatif değil, ortağı çok, dirençli kooperatif” Mevcut kooperatiflerin yapılarının güçlendirilmesi için eğitimlerin başlatıldığını ifade eden Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Kırsalda gittiğinizde kooperatiflere karşı bir güven kaybı var. Bu güven kaybının temel nedeni yönetimsel sorunlar olabiliyor. Hatalar yapıyorlar; hatalar yapınca bu kez karşılığı bir ceza, borç gibi bir şeyler gelebiliyor ve güven kaybı oluyor; kooperatif tasfiyeye gidiyor, iflasa gidiyor. Bunları engellemek için de önce kendi birimimize kooperatifle ilgili mevzuat eğitimi verdik. Kooperatifler bizden eğitim talep etti, onları da planlıyoruz. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla da kooperatifçilik eğitimini biz yerinde onlara vereceğiz. Amacımız çok sayıda kooperatif olsun diye değil, ortağı çok olan kooperatifler olsun. Kazansınlar ve bu kazançlarını eşit dağıtabilsinler, dirençli olsunlar” dedi. “Doğayı kirletmeden, yerinde üretim” 2025 Dünya Kooperatifçilik Yılı’nın "Kooperatifler daha iyi bir dünya kurar" mottosunu hatırlatan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Bugün Fransa'da, Almanya'da, Danimarka’da tarım ne kadar güçlü ve dirençli. Bu direnci, kooperatifler ve onun üst çatı kooperatifleriyle, yani devasa kooperatifleşmeyle sağlamışlar. Gıda fiyatı çok oynamaz, çiftçinin geliri regüle edilmiştir, iniş çıkışlar yaşanmaz. Çiftçi kırsalda kalmaktan memnundur. Bizim de bunu sağlamamız gerekiyor. Bu nedenle kooperatifler bizim temel kalkınma stratejilerimizin merkezinde oturuyor. Sürdürülebilir tarımsal üretim bizim temel hedeflerimizin içerisinde. Bunların kurumsal olarak yapılmaya devam edilmesi gerekiyor. Önemli dediğim şey de gıda ve su. Özellikle suyu da kirletmeden, toprağı da kirletmeden, üreticiyi de yerinde tutarak üretim yapmak” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.