Hava Durumu

#İzmir

Kırsal Haber - İzmir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İzmir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Tugay: ''Zeytinin Değerini Ekonomiye Yansıtmalıyız'' Haber

Başkan Tugay: ''Zeytinin Değerini Ekonomiye Yansıtmalıyız''

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu Zeytin Konseyi ikinci kez toplandı. İzmir’in milyonlarca zeytin ağacına sahip olmasına rağmen üretimin yeterli katma değer oluşturmadığına dikkat çeken Başkan Dr. Cemil Tugay, kalite, markalaşma ve doğru pazarlama stratejileriyle zeytinciliğin ekonomik gücünün artırılması gerektiğini vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde, kentin binlerce yıllık kadim kültürü ve önemli geçim kaynaklarından biri olan zeytinin geliştirilmesi amacıyla kurulan Zeytin Konseyi ikinci toplantısını gerçekleştirdi. Zeytin ve zeytinyağının topraktan sofraya uzanan tüm aşamalarını değerlendirerek doğru üretim ve pazarlama stratejilerinin oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefleyen konsey, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın yönetiminde Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda bir araya geldi. Toplantıda, İzmir zeytini ve zeytinyağının geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunulurken, fidan seçiminden hasada, analiz süreçlerinden yağ sıkımına kadar üretim zincirinin tüm aşamalarında yaşanan sorunlar ve geliştirilmesi gereken alanlar ele alındı. “Türkiye’nin yağlık zeytin üretiminin yüzde 18’i İzmir’de” Toplantıda İzmir’deki zeytin üretimine ilişkin rakamları aktaran Başkan Tugay, “İzmir genelinde 846 bin dekar alanda yağlık, 104 bin dekar alanda ise sofralık zeytin üretimi yapılıyor. Türkiye’deki toplam yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18’ini tek başına İzmir karşılıyor. Sofralık zeytinde ise ülke payımız yüzde 4,86 seviyesinde. İzmir’de yaklaşık 16 milyon meyve veren yağlık, 1,9 milyon ise meyve veren sofralık zeytin ağacı bulunuyor. Zeytin, İzmir’in birçok ilçesinde birinci ve en baskın tarımsal faaliyet alanını oluşturuyor. Zeytinde en yüksek ihtisaslaşmamız Yarımada Havzası’nda. En yüksek zeytin alanına sahip ilçemiz ise Bayındır. İzmir’de gerçekten konsey kurmaya hak edecek kadar zeytincilik faaliyetleri var” şeklinde konuştu. Zeytinde ekonomik sürdürülebilirlik vurgusu İzmir’in zeytin ve zeytinyağında kalite standartlarının oluşturulması, markalaşma ve üretim kalitesinin artırılması hedeflerine dikkat çeken Başkan Dr. Cemil Tugay, mevcut üretim yapısının kente ve üreticiye yeterli katma değeri sağlayıp sağlamadığının sorgulanması gerektiğini söyledi. Başkan Tugay, “İzmir’deki zeytin üretimi acaba yeterince katma değer sağlıyor mu? İnsanların emeği hakkıyla karşılık buluyor mu? Burada bir sorun var. Nerede hata yapıldığını ortaya koyup bunun üzerine çalışmamız lazım. Zeytinde verimlilikle ilgili çalışmalar yapılmalı, verim kaybının önüne geçilmeli ve üretim artırılmalı. Üretim maliyetleri düşürülmeli. İnsanlar ürettiklerinin para etmesini istiyor. Bugün zeytin para etmezse insanlar ağaçlarını kesecek duruma gelebilir. Bizim bunu ön plana çıkarmamız gerekiyor” dedi. Zeytine yalnızca romantik bir bakışla yaklaşılmaması gerektiğini vurgulayan Tugay, “Zeytine romantik boyutuyla değil, herkes için değerli olan ekonomik boyutuyla bakmalıyız. Ortada temel bir ihtiyaç var. Zeytinde iyi bir iş modeli, kaliteli üretim, markalaşma ve doğru pazarlama olduğunu düşünmeliyiz. Elbette zeytin kültürünü ve tarihini korumaya yönelik çalışmalar yapılabilir; buna itirazımız yok. Ancak bunun nasıl sürdürülebilir olacağı da önemli. Herkesin ekonomik sürdürülebilirliğe ihtiyacı var. En yüksek katma değeri sağlayacak ürünü elde edip bunu iyi pazarlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. İzmir Zeytinyağı markası için yol haritası Toplantıda tüm katılımcıların görüşlerini dinleyen Başkan Dr. Cemil Tugay, konsey üyelerinin taleplerini de değerlendirerek yakın zamanda bir zeytin çalıştayı düzenlemeyi planladıklarını açıkladı. Konseyin ikinci buluşmasında, İzmir zeytinyağı kimliğinin oluşturulması ve markalaştırılması, kalite standartlarının belirlenmesi, taklit ve tağşişle mücadele, doğru analiz ve fidan seçimleri ile üretici ve tüketiciye yönelik eğitimler ele alındı. Ayrıca İzmir’e özgü zeytin türlerinin geliştirilmesi ve iklim krizi başta olmak üzere kalite kaybına neden olan faktörlerle mücadele gibi birçok konu da masaya yatırıldı. Konseye kimler katıldı? Başkan Tugay’ın yönetiminde bir araya gelen konseye Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkililerinin yanı sıra İzmir Planlama Ajansı (İZPA) Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Prof. Dr. Yusuf Kurucu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Nehir Yüksel, İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeleri Günay Baysal, Gündüz Kaya, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Fikret Akova ve Meltem Zengin, Zeytinyağı Uzmanı Dr. Ümmühan Tibet, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Didar Sevim, Dr. Özgür Dursun, Ege Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Zafer Can, Prof. Dr. Aykan Candemir, Bergama Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selahattin Sezgin, Gödence Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Özcan Kokulu, Ödemiş Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği’nden Özge Demir, Ulusal Tarım Gıda Birliği’nden Bilal Özdemir, Bergama Belediyesi Tarım Danışmanı Dr. Sumru Eltez katıldı.

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 557 Milyon Dolarlık İhracat Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 557 Milyon Dolarlık İhracat

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Mayıs ayında yüzde 4,8 azalışla 1 milyar 557 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye’nin ihracatı ise Mayısta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,3 azalarak 22 milyar 504 milyon dolar oldu. EİB’nin 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde ihracatı yüzde 1,9 artışla 7 milyar 709 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 2 artışla 18 milyar 649 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi ihracatı Mayıs ayında yüzde 2 artışla 883 milyon dolar, tarım ihracatı ise yüzde 14 azalışla 546 milyon dolar olarak gerçekleşti. 242 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği zirvedeki yerini korudu. Demir demirdışı metaller ihracatçıları Mayıs ihracatını yüzde 2,6 artırdı. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 154 milyon dolar, Ege Maden İhracatçıları Birliği 128 milyon dolarlık ihracatla Mayıs ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 102 milyon dolarlık döviz getirdi. Ege Tütün İhracatçıları Birliği 88 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Mayıs ayında 79 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 77 milyon dolar, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 61 milyon dolarlık, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 29 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 20 milyon dolarlık dövizi, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise ihracatını 8 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Ege Bölgesi’nin ihracatı 2 milyar 583 milyon dolar Ege Bölgesi, Mayıs ayında 2 milyar 583 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İzmir’de yerleşik iki serbest bölge İzmir’in ihracatına 255 milyon dolarlık katkı sağladı. Mayıs ayında İzmir, 1 milyar 462 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi ihracatının yüzde 56’sını tek başına gerçekleştirdi Denizli, Mayıs ayında 382 milyon dolar, Manisa 344 milyon dolar ihracat yaptı. Muğla Mayıs ayında 107 milyon dolarlık ihracatı, Balıkesir 104 milyon dolarlık ihracatı Türkiye’ye kazandırdı. Aydın, Mayıs ayında 84 milyon dolarlık döviz getirisine imza attı. Kütahya’nın ihracatı 41 milyon dolar, Afyonkarahisar’ın ihracatı 31 milyon dolar olarak gerçekleşti. Uşak 24 milyon dolarlık ihracat yaptı. İhracatçımız varlığını güçlendirmeye devam ediyor Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Mayıs ayında yaşanan takvim etkisinin ihracat rakamlarına yansıdığını belirterek, “Milli ve dini bayramlar nedeniyle geçen yıla göre yaklaşık 6 iş günü eksik çalıştığımız bir ayı geride bıraktık. Bu durum Ege Bölgesi ihracatında yaklaşık 500 milyon dolarlık bir kayba neden oldu. Ancak ihracatçımız üretmeye, istihdam yaratmaya ve yeni pazarlarda varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Mayıs ayında Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz ile Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz ihracatlarını artırarak pozitif ayrıştı.” dedi. 19 milyar dolar seviyesini aşmayı hedefliyoruz Avrupa Birliği ve ABD pazarlarında talebin canlılığını sürdürdüğüne dikkat çeken Öztürk, “En büyük iki ihracat pazarımız olan AB ve ABD'den gelen siparişlerde olumlu sinyaller alıyoruz. Haziran ayıyla birlikte ihracat performansımızın yeniden ivme kazanmasını ve yıllık bazda Ege İhracatçı Birlikleri ihracatının 19 milyar dolar seviyesini aşmasını hedefliyoruz. Çin’de ürün fiyatlarının yükselmesi ve kapasite kullanım oranlarının düşmeye başlaması, Türk ihracatçısı açısından rekabet avantajı oluşturuyor. Özellikle Avrupa ve ABD pazarlarında alternatif tedarikçi arayışlarının arttığı bir dönemde Türkiye'nin üretim gücü ve lojistik avantajı daha fazla öne çıkıyor.” diye konuştu. İhracatı destekleyen politikalarla ihracat yeniden büyümenin itici gücü haline gelmeli Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin üretim ve ihracat odaklı bir anlayışla mümkün olacağını belirten Öztürk şunları söyledi: “Üretici fiyatlarının yaklaşık 40 aydır artış gösterdiği bir ortamda sanayi ihracatçılarımızın rekabet gücünü koruyabilmesi için desteklenmesi büyük önem taşıyor. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde büyümesini sürdürse de sanayi sektörü yüzde 0,8 daralma yaşadı. Büyümenin kalıcı ve sağlıklı olabilmesi için üretim ve ihracatın ekonomiye daha fazla katkı sunması gerekiyor. Son altı çeyrektir ihracat büyümeye yeterli katkıyı veremiyor. Önümüzdeki dönemde üretimi ve ihracatı destekleyen politikalarla ihracatın yeniden büyümenin itici gücü haline gelmesini sağlamalıyız. Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasının yolu üretimden, yatırımdan ve ihracattan geçiyor.”

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu Haber

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu

Türkiye’nin geleneksel lezzetleri arasında yer alan turşu ürünleri, 2025 yılında dünya pazarlarında liderliğini pekiştirdi. Türkiye 2025 yılında 458 milyon dolarlık turşu ihraç ederken, İzmir, 207 milyon dolarlık turşu ihracatıyla dünyanın turşusunu kurma başarısı gösterdi. Türkiye, 2025 yılında iklim krizinde hammadde sorunu yaşamasına rağmen turşu ihracatında yüzde 2,5’luk artışa imza atarak 447 milyon dolardan 458 milyon dolara ilerledi ve 500 milyon dolar hedefine ulaşmak için büyük bir adım attı. Türkiye’nin turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefine bir adım kaldı. Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton meyve sebze ürettiği bilgisini veren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, sezonunda tüketilemeyen meyve sebzelerin yıl boyunca tüketilmesi amacıyla kurulan turşuların, Türk sofraları yanında dünyanın dört bir tarafındaki sofralara lezzet ve şifa olduğunu vurguladı. Turşu ihracatında 2026 yılı hedefi 500 milyon doları geçmek Turşu ihracatının 2024 yılında 447 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle meyve sebze üretiminde düşüşler yaşandı. Bunun etkisiyle turşu ihracatımız miktar bazında 332,1 milyon kilogramdan 311 milyon kilograma geriledi. Miktardaki düşüşe rağmen ihracat gelirimiz yüzde 2,5’luk artışla 458 milyon dolara ulaştı. Bu tablo katma değerli ihracat ve birim fiyat performansındaki yükseliği ortaya koydu. 2026 yılında meyve sebze üretiminde daha verimli bir sezon geçiriyoruz. Turşu ürünlerinin sağlıklı beslenme trendinden dolayı dünya genelinde daha fazla talep görmesiyle birlikte ürün çeşitliliği, markalaşma ve katma değerli üretim yatırımlarıyla 2026 yılında turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefini aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. İzmir, Türkiye’nin turşu ihracatının yüzde 45’ini yaptı Türkiye’nin turşu ihracatında İzmir’in 207 milyon dolarlık tutarla açık ara birinci olduğunun altını çizen Başkan Uçak şöyle devam etti: “İzmir, turşu sektörünün lokomotifi olmayı sürdürüyor. İzmir, turşu ihracatından yüzde 45 pay alıyor. İzmir’i 65 milyon dolarla Bursa, 52 milyon dolarla Manisa takip etti. İstanbul, Aydın, Gaziantep ve Hatay da ihracata güçlü katkı veren iller arasında yer aldı. Türk turşusunu en çok Almanlar, Amerikalılar ve İngilizler sevdi Türkiye, 2025 yılında 128 ülkeye turşu ihraç ederken, Türk turşusunu en çok Almanlar sevdi. Almanya, 84,5 milyon dolarlık Türk turşusu talep ederken, ikinci sırada 42,3 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. İngiltere 32,5 milyon dolarlık turşu ithalatıyla zirvenin üçüncü basamağının sahibi olurken, Romanya’ya 19 milyon dolarlık, Hollanda’ya 16,5 milyon dolarlık turşu ihraç edildi.

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin! Haber

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin!

Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu’dan kurbanlık hayvanların derilerinin ekonomiye kazandırılması çağrısı geldi. Ege İhracatçı Birlikleri’nde basın toplantısı düzenleyen Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Kurban Bayramı döneminde yanlış kesim ve muhafaza yöntemleri nedeniyle yüz binlerce derinin ekonomiye kazandırılamadan yok olduğunu belirterek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zincirindeki kritik rolüne dikkat çekti. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretecek deri çöp oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzümü ve zamanında tuzlama yapılmaması nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba olduğununun altını çizen Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebilirdi. Bunun yanında jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi bir hammadde kaybı yaşanıyor. Deri sektörü için hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir anlayışla ekonomiye kazandırılıyor. Bu yönüyle sektörümüz güçlü bir döngüsel ekonomi örneği oluşturuyor” dedi. Kurban derilerinin korunmasına yönelik alınması gereken önlemleri de sıralayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanmasıyla ilgili yerel yönetimler ve STK’lar harekete geçirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara vermesinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Kesim yapacak kasaplara yönelik bilgilendirme notları hazırlanması çok önemli. Deri yüzüm teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve muhafaza koşulları konusunda standart uygulamaların yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde kurban derileri ekonomiye kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin sektörün ihracat kapasitesini artırmak amacıyla fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına yoğun şekilde devam edeceğini dile getiren Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli biçimde kapsamlı bir yol haritası oluşturdukları bilgisini verdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun yıllardır Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu üstlendiği Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firmayla katılım için hazırlıklarının tamamladıklarını dillendiren Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini de 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde düzenleyeceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla gerçekleşmişti. 2026 yılında Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılım sağlayacak” ifadelerini kullandı. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılı şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu yapılacağını, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini açıkladı. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden gerçekleştirilen deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma içerisindeki yalnızca 31 firma tarafından yapıldığına dikkat çeken Gündoğdu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda saha çalışmalarını başlattıklarını belirten Gündoğdu, ilk etapta deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini ifade etti. Önümüzdeki süreçte tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği şehirlerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları gerçekleştirileceğini belirten Gündoğdu, firmalardan gelecek talepler doğrultusunda şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme çalışmalarının ihracata önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu ifade eden Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdamı artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğini sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini vurgulayan Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci ve sürdürülebilir üretim imajına da önemli katkı sunacağını dile getirdi. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına ulaştığını ifade etti.

İzQ’dan Küresel Ekosisteme Açılan Kapı Haber

İzQ’dan Küresel Ekosisteme Açılan Kapı

İzmir’i inovasyon ve girişimciliğin önde gelen şehirlerinden biri yapma hedefiyle çalışmalarını sürdüren İzQ, yatırımcılara ilham veren bir organizasyona daha imza attı. Uzman isimlerin eğitim verdiği “İzQ Yatırıma Hazırlık Programı” na katılan girişimciler kısa süre içinde, yatırım stratejilerini netleştirerek finansal yapılarını güçlendirdi, veri odası hazırlığı ve yatırımcı sunumları konusunda yetkinlik kazandı. Programa katılan girişimciler arasından öne çıkanlar Fransa’da düzenlenen VivaTech teknoloji fuarına giderek çalışmalarını bir üst lige taşıyacak. 16 GİRİŞİMCİ KATILDI İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi, KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü ve EGİAD Melekleri iş birliğiyle, Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında yürütülen “İzQ Yatırıma Hazırlık Programı” tamamlandı. 22 gün süren, 4 modülden oluşan ve Demo Day ile tamamlanan programa, toplam 70 başvuru alınırken, içlerinden seçilen 16 girişim programa katılmaya hak kazandı. HEDEF FRANSA Etkinliğin finalinde, ürününü geliştirmiş ve ilk satışlarını gerçekleştirmiş teknoloji girişimleri, program boyunca elde ettikleri kazanımları yatırımcılara ve ekosistem paydaşlarına sundu. Değerlendirme sonucunda öne çıkan 4 girişim (Asklepion, Danex AI, Onysoft AI ve Rendera), 17-20 Haziran tarihlerinde Fransa’da düzenlecek olan VivaTech teknoloji fuarına katılmaya hak kazanarak uluslararası ekosistemle buluşma fırsatı elde etti. ÖZGENER: GİRİŞMCİLER İÇİN KILAVUZ OLDU İzQ Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, programın girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıya dikkat çekerek, “İlk günden beri hedefimiz, henüz yolun başında olan girişimcilerimize yol göstermek. Bu anlamda paydaşlarımızla birlikte düzenlediğimiz Yatırıma Hazırlık Programı, fikri olan, bu fikri yatırıma dönüştürmek için çabalayan tüm girişimcilerimiz için bir kılavuz oldu. Kısa süre içerisinde çok önemli isimlerden eğitim aldılar ve yol haritalarını belirlediler. Yapılan bu çalışmayı kentimiz ve ülkemiz için çok kıymetli buluyorum. Önümüzdeki günlerde, daha fazla girişimcimizin faydalanacağı etkinlikler düzenlemek için çalışmalarımıza devam ediyor olacağız” dedi. YELKENBİÇER: VİVATECH ÖNEMLİ BİR FIRSAT İzQ İcra Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, “Program süresince girişimcilerimiz yalnızca yatırımcı karşısına çıkmaya değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyüme ve uluslararası açılım hedeflerine de hazırlanmış oldu. VivaTech gibi dünyanın önde gelen teknoloji fuarlarından birine katılım, girişimlerimizin küresel ağlara erişimi açısından son derece kıymetli bir fırsat sunuyor” ifadelerini kullandı. ARSLAN: İŞ GELİŞTİRME FIRSATLARINA ERİŞİMİ ÖNEMSİYORUZ KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent Arslan, “Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında desteklediğimiz bu program ile girişimlerin yatırım süreçlerine daha güçlü hazırlanmasını ve uluslararası iş geliştirme fırsatlarına erişimini önemsiyoruz. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı’nın, girişimcilerimizin küresel pazarlara açılma yolculuğunda önemli bir basamak oluşturduğuna inanıyoruz” dedi. YILMAZ: DOĞRU HAZIRLIK, DOĞRU TEMAS ÖNEMLİ EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz, “Erken aşama girişimlerin yatırım yolculuğunda doğru hazırlık, doğru temaslar ve doğru yönlendirme büyük önem taşıyor. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı ile girişimcilerin yatırımcı beklentilerini daha iyi anlayan, iş modellerini daha güçlü ifade edebilen ve uluslararası fırsatlara daha açık bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Master Planı Çalışmalarında Sona Yaklaştı Haber

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Master Planı Çalışmalarında Sona Yaklaştı

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kapsamında üreticilerin emeği ve kırsal kalkınmanın önemi bir kez daha gündeme gelirken, İzmir Büyükşehir Belediyesi kırsalda topyekûn kalkınmayı hedefleyen Tarım Master Planı çalışmalarında sona yaklaştı. Kooperatifleri merkeze alan plan; toprağı ve suyu koruyan üretim modeli, gıda güvenliği, dirençli kırsal ekonomi ve genç nüfusun göçünü önleyecek politikalarla İzmir tarımına yeni bir yol çiziyor. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, üretimi sürdüren çiftçinin emeğini, gıda güvenliğindeki kritik rolünü ve kırsal kalkınmanın önemini hatırlatırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi de tarımın geleceğine yön veren adımlarıyla öne çıkıyor. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay öncülüğünde hazırlanan Tarım Master Planı, İzmir’in kırsal kalkınma rotasını belirledi. Sürdürülebilir tarım, gıda güvenliği ve krizlere karşı dirençli bir kent hedefiyle oluşturulan yol haritasında kooperatifler merkezde yer aldı. Kırsal Çalışma Grubu Tarım Gıda Komisyonu tarafından yürütülen çalışmanın detaylarını Prof. Dr. Yusuf Kurucu paylaştı. İzmirli çiftçileri kooperatif çatısı altında güçlendirmeyi amaçlayan plan kapsamında, ziraat odalarıyla birlikte kent genelindeki 163 kırsal kalkınma kooperatifi, 81 sulama kooperatifi ve 45 su ürünleri kooperatifiyle kapsamlı görüşmeler yapıldı. Planın ilk aşamasında kooperatif temsilcileri Başkan Tugay ile bir araya gelirken, ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın uzman ekipleri sahaya çıkarak tüm kooperatifleri yerinde ziyaret etti. Yapılan görüşmeler sonucunda üreticilerin talepleri önceliklendirilerek uygulama süreci başlatıldı. “Büyükşehir’in kırsal kalkınma politikalarının merkezinde kooperatifler var” Başkan Dr. Cemil Tugay ile tarımda, kırsal kalkınmada bütüncül olarak bir yol haritası belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Bu yol haritası üzerinde yapılacak işlerin pek çoğu, kooperatiflerle kesişiyor. Yani İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kırsal hizmetler, tarım politikaları konusunda kooperatifler merkezde oldu. Yapacağımız her çalışmayı mümkünse kooperatifler aracılığıyla yapmak istiyoruz. Eğer kırsal kalkınmayı geliştirmek istiyorsak, biz yine kooperatifler aracılığıyla bunu yapacağız. Bizlerle sadece onların yanına gittiğimiz zaman değil, her zaman iletişime geçebilirler. Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın kapıları açık. Sadece 2026'da değil, bütçeyi artırarak ilerleyen yıllarda da kırsal kalkınma yolunda yine kooperatiflerle iş birliği yapmaya devam edeceğiz. Onlar bizlere taleplerini ilettiği sürece biz de mevzuat ve ekonomik koşullar elverdiği sürece bunları gerçekleştirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı. Kooperatiflerin ortak endişesi susuzluk Kooperatiflerle yapılan görüşmelerin ışığında Tarım Master Planı’nın ana hedeflerini aktaran Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Üç yıl üst üste kuraklık yaşadık. Bu sene biraz yağmur yağdı ama iklim bilimcilere göre gelecek yıllarda maalesef bu böyle devam etmeyecek; iklim bilimciler kuraklık riskinin devam edeceğini söylüyor. Kısa sürede aldığımız ve sellere neden olan yağışlar da iklim değişikliğinin bir sonucudur. Kooperatifler bize geldiğinde tamamı, yani üç grup kooperatif de iklim değişikliğinin etkisinden bahsettiler. Kırsal kalkınma ve sulama kooperatiflerinin hepsi 2025 yılı ve öncesinde yaşanan susuzluktan, kuraklıktan bahsettiler. Dolayısıyla biz de önlemlerimizi değişen iklim koşullarıyla uyumlu olarak alıyoruz” dedi. Kurucu, iklim değişikliğine uyum konusunda kooperatiflerle iş birliği yaptıklarını belirterek “Salma sulamayı damlamaya geçirmek, damlamayı toprak altı damlamaya geçirmek, aşırı gübrelemeden kaçınmak, daha az gübre vermek, bilinçli hayvancılık yapmak, toprağın organik maddesini artırmak gibi çalışma hedeflerimiz var” diye konuştu. Gençlerin olması şart İkinci ana konunun, genç nüfusun kırsaldan kente göçü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Kırsalda genç nüfus neredeyse kalmadı. Çok büyük kayıp var. Bu çok önemli ve duvara çarpacağımızın bir resmidir. Kırsalda genç nüfusu tutabilmek için, onların sosyal refahını sağlayabilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla kooperatiflerde de gençlerin olmasını istiyoruz. Yani yapılacak işin, bir yıllık iki yıllık değil, sürdürülebilir olması gerekiyor. Bunun için de gençlerin olması şart. Başkan Dr. Cemil Tugay’ın tutumu kırsaldaki gelişmişliği dengelemek, kırsaldaki istihdamı yerinde tutmak üzerine. Özellikle bunu sağlayabilirsek, kırsaldan göçü engellemiş olacağız. Tamamıyla durdurmamız mümkün değil ama yüzde 10, yüzde 15 oranında göçü azaltma çabasında başarılı olabilirsek, bilin ki kırsaldaki üretim gelecek için umut verir hale gelecek” dedi. Tarımda teknolojiyi önerdiklerini vurgulayan Kurucu, “Tarımsal teknolojinin gelişmesi lazım ancak 65-75 yaş aralığındaki çiftçilere yeni tarımsal teknolojiyi öğretmek çok zor. Onlardan, bundan sonra 10 yıl daha bir tarımsal üretimin içerisinde kalmalarını beklemek de çok zor. Bu nedenle gençlere çok önem veriyoruz. İstediğimiz, genç nüfusun yerinde kalması. Burada başlattığımız ‘Toprağın Genç Aklı’ projesi, sevindirici bir şekilde karşılık buldu ve çok umut vericiydi. Arkadaşlarımız çalışmalarına devam edecekler” diye konuştu. “İzmir’in dirençli bir gıda üreticisi olması gerekiyor” Pandemi, susuzluk ve gıda krizi gibi konulara dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Başka krizler gelebilir. Bu gibi durumlarda İzmir’in dirençli bir gıda üreticisi olması gerekiyor. Mutlaka kendi gıdasını ulaşılabilir ve güvenli bir şekilde İzmirliye ulaştırması lazım. Kooperatifçilik; gıda üretimi ve gıda güvenliği, gıdaya ulaşabilmek için temel bir direnç sağlayan yapıdır. Bu yapıyı kaybetmemek lazım. Başkanımız Dr. Cemil Tugay, tarıma ve gıda sağlığına özellikle önem veriyor. Bireysel olarak üreticileri denetlemek mümkün değil. Ama kooperatifler, kendi ortaklarının ürettiği ister sebze meyve olsun, ister süt ve süt ürünleri olsun tüm üretimleri denetleyebilirler. O yüzden gıda sağlığı temel hedefine ulaşmak için de bizim kooperatiflerle iş birliği yapmamız gerekiyor” şeklinde konuştu. “Amacımız çok kooperatif değil, ortağı çok, dirençli kooperatif” Mevcut kooperatiflerin yapılarının güçlendirilmesi için eğitimlerin başlatıldığını ifade eden Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Kırsalda gittiğinizde kooperatiflere karşı bir güven kaybı var. Bu güven kaybının temel nedeni yönetimsel sorunlar olabiliyor. Hatalar yapıyorlar; hatalar yapınca bu kez karşılığı bir ceza, borç gibi bir şeyler gelebiliyor ve güven kaybı oluyor; kooperatif tasfiyeye gidiyor, iflasa gidiyor. Bunları engellemek için de önce kendi birimimize kooperatifle ilgili mevzuat eğitimi verdik. Kooperatifler bizden eğitim talep etti, onları da planlıyoruz. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı aracılığıyla da kooperatifçilik eğitimini biz yerinde onlara vereceğiz. Amacımız çok sayıda kooperatif olsun diye değil, ortağı çok olan kooperatifler olsun. Kazansınlar ve bu kazançlarını eşit dağıtabilsinler, dirençli olsunlar” dedi. “Doğayı kirletmeden, yerinde üretim” 2025 Dünya Kooperatifçilik Yılı’nın "Kooperatifler daha iyi bir dünya kurar" mottosunu hatırlatan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, “Bugün Fransa'da, Almanya'da, Danimarka’da tarım ne kadar güçlü ve dirençli. Bu direnci, kooperatifler ve onun üst çatı kooperatifleriyle, yani devasa kooperatifleşmeyle sağlamışlar. Gıda fiyatı çok oynamaz, çiftçinin geliri regüle edilmiştir, iniş çıkışlar yaşanmaz. Çiftçi kırsalda kalmaktan memnundur. Bizim de bunu sağlamamız gerekiyor. Bu nedenle kooperatifler bizim temel kalkınma stratejilerimizin merkezinde oturuyor. Sürdürülebilir tarımsal üretim bizim temel hedeflerimizin içerisinde. Bunların kurumsal olarak yapılmaya devam edilmesi gerekiyor. Önemli dediğim şey de gıda ve su. Özellikle suyu da kirletmeden, toprağı da kirletmeden, üreticiyi de yerinde tutarak üretim yapmak” ifadelerini kullandı.

Ege Bölgesi’nin Nisan Ayı İhracatı Arttı Haber

Ege Bölgesi’nin Nisan Ayı İhracatı Arttı

Ege Bölgesi’nin nisan ayı ihracatında 4 milyar dolar barajının aşılmasına ramak kaldı.Ticaret Bakanlığı’nın faaliyet illerine göre, Ege Bölgesi 2025 yılı nisan ayında 3 milyar 440 milyon dolar ihracat gerçekleştirmişken, 2026 yılı nisan ayında yüzde 13,6’lık artışla 3 milyar 908 milyon dolara yükseldi. Ege Bölgesi’nin ocak-nisan dönemindeki ihracatı 13 milyar 882 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7’lik gerileme yaşanmasına rağmen, nisan ayında yakalanan çift haneli artış bölge ihracatında toparlanma sinyali verdi. 2026 yılının ilk çeyreğinde 720 milyon dolara ulaşan ihracat kaybı, nisan ayındaki başarılı performans sonrasında 237 milyon dolara düştü. İzmir Türkiye’de üçüncü sırada yer aldı Ege Bölgesi’nin ihracat üssü konumundaki İzmir, nisan ayında 2 milyar 40 milyon dolarlık ihracata imza atarak bölgenin liderliğini sürdürdü. İzmir, Türkiye genelinde en çok ihracat yapan üçüncü il olurken, Ege Bölgesi ihracatının yüzde 52’sini tek başına gerçekleştirdi. İzmir’in nisan ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,7 artış gösterdi. Ancak İzmir’in ocak-nisan dönemi ihracatı yüzde 3,2 düşüşle 7 milyar 382 milyon dolar oldu. Manisa’nın ihracatta kan kaybı durdu Ege Bölgesi’nin ihracatında ikinci sırada yer alan Manisa, 2026 yılının ilk üç aylık döneminde ihracatta yaşadığı kan kaybını nisan ayında durdurdu. Nisan ayında Manisa’nın ihracatı yüzde 12,1’lik artışla 599,4 milyon dolardan 671,8 milyon dolara ilerlerken, Manisa, 2026 yılının dört aylık diliminde 2,3 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Denizli’de çarklar daha hızlı dönüyor Ege Bölgesi’nin ihracatını domine eden illerden Denizli’de çarklar nisan ayında daha hızlı döndü. Denizli’nin nisan ayında ihracatı yüzde 29’luk artışla 351,6 milyon dolardan 452 milyon dolara tırmandı. Denizli’nin dört aylık dönemdeki ihracatı da yüzde 9’luk artışla 1 milyar 460 milyon dolardan 1 milyar 593 milyon dolara ilerledi. Ege Bölgesi’nde ihracat sıralamasında ilk üçte yer alan İzmir, Manisa ve Denizli’nin nisan ayı ihracatı yüzde 12’lik artışla 2 milyar 828 milyon dolardan 3 milyar 163 milyon dolara yükseldi. Üç il Ege Bölgesi ihracatından yüzde 81 pay aldı. Ege Bölgesi ihracat artış rekortmeni Balıkesir oldu Nisan ayında ihracatını yüzde 52’lik dikkat çekici 168 milyon dolardan 255,7 milyon dolarla taşıyan Balıkesir, Ege Bölgesi illeri arasında ihracat artış rekortmeni oldu. Aydın’ın nisan ayı ihracatı yüzde 23,2 artışla 173,6 milyon dolar olurken, Muğla yüzde 5,4’lük artışla 113,6 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Kütahya yüzde 13,5 artışla 93,6 milyon dolara, Uşak ise yüzde 41,3 artışla 37,6 milyon dolara ulaştı. Ege Bölgesi’nde nisan ayındaki ihracatı gerileyen tek il Afyonkarahisar oldu. 2025 yılı nisan ayında 86,8 milyon dolarlık ihracata imza atan Afyonlu ihracatçılar, 2026 yılı nisan ayında yüzde 19’luk kayıpla 70 milyon dolar ihracat seviyesine indiler. Öztürk: “Nisan’da iki gün fazla çalışma ve parite ihracatı artırdı Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Nisan ayında ihracattaki artışın altında 2025 yılına göre iki iş günü fazla ihracat yapılması ve paritenin yattığını vurguladı. İhracat artışının kalıcı olması için ihracatçılara sağlanan TCMB döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’ten 5’e çıkarılmasını beklediklerinin altını çizen Öztürk; “Döviz dönüşüm desteği oranını artırmak yanında 3’er aylık dönemlerde uzatılması yerine yıllık kararlar alınmasını bekliyoruz. Bu sayede ihracatçılarımızın öngörüleri artacaktır. İhracatçının nefes alabileceği finansman koşullarının oluşturulması, kur-enflasyon dengesinin daha sağlıklı yönetilmesi ve özellikle katma değerli üretimi destekleyen politikaların artırılması ihracat performansımızın daha da pozitif bir tabloya dönüşmesini sağlayacaktır. İhracatçının güç kaybetmesi sadece dış ticareti değil; üretimi, yatırımı, istihdamı ve ülkemizin büyüme hedeflerini de doğrudan etkiler” diye konuştu.

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu Haber

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu

Gurme İzmir Olivtech Fuarı, üreticiden yatırımcıya sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Üç gün boyunca 6 bin 500’ü aşkın ziyaretçiyi ağırlayan fuarda; zeytin ve zeytinyağı, süt ürünleri ve tarım teknolojileri alanındaki yenilikler sergilenirken, uluslararası iş bağlantıları ve yeni yatırım fırsatları da gündemin odağı oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, üç gün boyunca sektörün tüm paydaşlarını İzmir’de buluşturdu. Yerli ve yabancı toplam 6 bin 504 ziyaretçinin ağırlandığı fuarda, üretimden paketlemeye ve tüketime uzanan geniş bir çerçevede Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan 100’ün üzerinde katılımcı yer aldı. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar ve deneyim alanlarıyla zenginleşen Olivtech’te; tarımda dönüşümden markalaşmaya, gıdada kaliteden gastronomiye kadar pek çok konu ele alındı. Üniversiteler, kamu kurumları, kooperatifler ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla hazırlanan etkinlik programı kapsamında; zeytin ve zeytinyağı üretim teknolojileri, süt ve peynir üretiminde değer zinciri, bağcılık ve şarapçılık trendleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ile tüketim alışkanlıkları üzerine oturumlar gerçekleştirildi. Fuarda, İzmir Bağ Yolu’nun da lansmanı gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri, fuarın hem ticari hacim hem de uluslararası bağlantılar açısından verimli geçtiğini ifade etti. Ziyaretçi ilgisi GEA Türkiye’den İlker Altıoğlu, fuarın çok verimli geçtiğini belirterek, “Küresel belirsizlikler nedeniyle daha düşük yoğunluk bekliyorduk, ancak beklediğimizden çok daha fazla yatırımcı ve müşteri vardı. Özellikle teknolojiye yatırım yapmak isteyen, ne istediğini bilen profesyonellerle bir araya geldik. Fuarda sergilediğimiz ekipmanlar özellikle kaliteli ve yüksek polifenollü zeytinyağı üretimine yatırım yapmak isteyen üreticilerden ilgi gördü. Bir önceki fuara göre daha yoğun bir ziyaretçi ilgisiyle karşılaşmak bizi çok mutlu etti. Önümüzdeki dönemlerde de Olivtech’te yer almaya devam edeceğiz” dedi. Yeni cihazlar tanıtıldı Haus Makine Türkiye Genel Müdürü Yetkin Ateş, yaklaşık 80 yıllık geçmişe sahip firmanın bugün 80’e yakın ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini söyleyerek, “Bu yıl Olivtech’te yeni makinelerimizin yanı sıra otomatik tartım cihazımız ve proses analiz sistemlerimizin lansmanını gerçekleştirdik. Özellikle yüksek polifenollü kaliteli zeytinyağı üretimine yönelik geliştirdiğimiz makinemiz yoğun ilgi gördü. Fuar boyunca yeni yatırımcılarla ve müşteri adaylarıyla sürekli temas halindeydik. Katılımın ve geri dönüşlerin yüksek olması bizi çok memnun etti” diye konuştu. “Verimli geçti” Polat Makine Yurtiçi Satış Müdürü Emirhan Polat, 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren firmanın bugün 40’a yakın ülkeye ihracat yaptığını belirterek “Olivtech, sektör için çok önemli bir fuar. Hem mevcut müşterilerimizi hem de yeni yatırımcıları burada ağırlıyoruz. Fuar bizim için çok verimli geçti” ifadelerini kullandı. “Fuardan memnun ayrılıyoruz” Tutkun Makine Türkiye Satış Müdürü Hüseyin Gür, 1984 yılında kurulan firmanın sofralık zeytin işleme makineleri ürettiğini belirterek Azerbaycan’dan İtalya’ya Yunanistan’dan, ABD’ye kadar birçok ülkeye satış yaptıklarını söyledi. İzmirli bir firma olarak fuarda yer almaktan mutluluk duyduklarını dile getiren Gür, “Uluslararası belirsizliklere karşın beklentimizin üzerinde bir taleple karşılaştık. Fuardan yeni iş bağlantıları kurarak, memnun ayrılıyoruz Fuarın zeytin ihtisas konusunda daha da büyümesini ve güçlenmesini istiyoruz” şeklinde konuştu. “Sektörün lokomotif fuarlarından” Arma Endüstri Sahibi Tufan İlhan ise butik üreticilere yönelik ekipman çözümleri sunduklarını belirterek, “Zeytinyağı, şarap, meyve suyu, sirke ve sıvı gıda üretimi yapan işletmelere yönelik ürün tedariki yapıyoruz. Olivtech, sektörün lokomotif fuarlarından biri. Yıllardır katılıyoruz. Ticari açıdan yeni projeler geliştirdiğimiz, müşterilerimizle yeniden buluştuğumuz verimli bir fuar oldu” dedi. “Müşteri portföyümüz gelişti” Halıcı Süt Ürünleri sahibi Osman Halıcı, 1981 yılında kurulan firmalarının bugün günlük yaklaşık 120 ton süt işlediğini belirterek, fuarın yeni iş bağlantıları açısından önemli katkı sağladığını belirtti. Halıcı, “Üç gün boyunca hem mevcut müşterilerimiz hem de yeni müşterilerimizle buluştuk. İyi bağlantılar kurduk, müşteri portföyümüzü geliştirdik” diye konuştu. “Bu fuarı çok seviyoruz” Özgün Zeytincilik Satış Sorumlusu Cüneyt Alay da firmanın bu yıl 35’inci yılını kutladığını belirterek, “Olivtech’te, İzmir’de müşterilerimizle bir araya gelmek bizim için çok değerliydi. Büyük ilgi gördük. İzmir’i ve Olivtech’i çok seviyoruz” ifadelerini kullandı.

İZTO Başkanı Özgener:"Zaman, En Az Finansman Kadar Kritik" Haber

İZTO Başkanı Özgener:"Zaman, En Az Finansman Kadar Kritik"

İzmir Ticaret Odası, KOSGEB’den Eximbank’a, SGK’dan PTT’ye kadar kentin 8 önemli kurumunu üyeleriyle aynı masada buluşturdu. Özellikle finansmana destek konusunda birinci ağızdan en doğru bilgiye ulaşılmasını sağlayan etkinlik kapsamında toplam 149 önemli görüşme yapıldı. Tüm kurumlara yoğun ilgi gösterilen etkinlikte, KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü, 32 üyenin sorularını yanıtlayarak ilk sırada yer aldı. İZMİR’DE BİR İLK İzmir Ticaret Odası, İzmir’de bir ilki gerçekleştirerek, “Kamu Hizmetleriyle Üyelerimizi Aynı Masada Buluşturuyoruz” etkinliği düzenledi. KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü, İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İzmir İl İrtibat Ofisi, İzmir Kalkınma Ajansı, Türk Eximbank Ege ve Anadolu Bölge Müdürlüğü ile PTT yetkililerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda, üyeler ihtiyaç duydukları konularda hızlı ve etkin çözümlere ulaşırken, kamu kurumları ile iş dünyası arasındaki iletişim ve iş birliği de güçlendirildi. FİNANSMANA ERİŞİM BİRİNCİ SIRADA Randevu sistemiyle yüzyüze yürütülen görüşmelere, tarım, gıda, tekstil, sağlık, tıbbi cihaz, bilişim, bankacılık, taşımacılık, danışmanlık, sigorta, otomotiv, makine, inşaat-yapı ve hizmetler sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar katılım sağladı. Görüşülen konular arasında; ihracat finansmanı, sigorta primi teşvik, destek ve indirimleri, istihdam ile asgari ücret desteği, kırsal kalkınma ve tarımsal destekler, yatırım destek ofisi ve kalkınma ajansı destekleri, PTT’nin indirimli tarifleri yer aldı. ÜYELERDEN YOĞUN İLGİ Etkinlikte; KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü ile 32,İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile 30, Türk Eximbank Ege ve Anadolu Bölge Müdürlüğü ile 22, İzmir Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü ile 16, İzmir Kalkınma Ajansı ile 14, İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile 13, T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. (PTT) ile 12, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İzmir İl İrtibat Ofisi ile 10 olmak üzere toplam 149 görüşme gerçekleştirildi. ÖZGENER: ZAMAN EN AZ FİNANSMAN KADAR KRİTİK Etkinliğe gösterilen yoğun ilginin, iş dünyasının kamu hizmetlerine doğrudan erişim sağlayan bu tür platformlara duyduğu ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Günümüz rekabet koşullarında zaman, en az finansman kadar kritik bir unsur. Üyelerimizin doğru bilgiye en kısa sürede ulaşabilmesi, destek ve teşvik mekanizmalarından etkin şekilde faydalanabilmesi için yeni modeller geliştirmeye devam ediyoruz. Bu buluşmayla yalnızca sorulara yanıt vermedik; aynı zamanda kamu ile iş dünyası arasında güçlü, sürdürülebilir bir iletişim zemini oluşturduk. İzmir Ticaret Odası olarak hedefimiz; üyelerimizin iş süreçlerini hızlandıran, maliyetlerini azaltan ve rekabet güçlerini artıran somut çözümler üretmek. Bu modelin, kentimizde iş yapma kültürünü daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de benzer uygulamaları yaygınlaştırarak, üyelerimizi ihtiyaç duydukları her alanda doğru paydaşlarla buluşturmaya devam edeceğiz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.