Hava Durumu

#İzmir Büyükşehir Belediyesi

Kırsal Haber - İzmir Büyükşehir Belediyesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İzmir Büyükşehir Belediyesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir, Dünya Bağcılık Turizminin Buluşma Noktası Olacak Haber

İzmir, Dünya Bağcılık Turizminin Buluşma Noktası Olacak

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentin bağcılık kültürünü uluslararası alanda tanıtmaya yönelik çalışmaları sürüyor. Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Bağcılık Rotası Iter Vitis’in Hırvatistan’da düzenlenen Genel Kurulu’nda Urla Bağ Yolu “En İyi Bağ Yolu” ödülünü kazandı. Toplantıda ayrıca Iter Vitis’in 2027 Genel Kurulu ve Uluslararası Konferansı’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenleneceği açıklandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin köklü bağcılık mirasını korumak, yerel üreticileri desteklemek ve İzmir’i uluslararası turizm rotalarında daha görünür kılmak amacıyla yürüttüğü çalışmaların karşılığını almaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal üyesi olduğu Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Bağcılık Rotası Iter Vitis’in Hırvatistan’ın Ilok kentinde gerçekleştirilen Genel Kurulu’nda İzmir, iki uluslararası ödülle öne çıktı. Iter Vitis Ödülleri’nde Urla Bağ Yolu, “En İyi Bağ Yolu” ödülünün sahibi oldu. İzmir’in bağcılık alanındaki bir diğer uluslararası başarısı ise Monreve Group Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas’ın “2026 Iter Vitis Elçisi” seçilmesi oldu. Genel kurulda, 7-9 Nisan 2027 tarihlerinde düzenlenecek Iter Vitis Genel Kurulu ve Uluslararası Konferansı’na İzmir’in ev sahipliği yapacağı da duyuruldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 7-9 Nisan 2027 tarihlerinde yapılacak Iter Vitis Genel Kurulu ve Uluslararası Konferansı, “From Grape to Heritage: Archaeology of Taste – Üzümden Mirasa: Tadımın Arkeolojisi” temasıyla gerçekleştirilecek. Yaklaşık 120 uluslararası katılımcının İzmir’e gelmesinin beklendiği organizasyon, kentin bağcılık geleneğini, gastronomisini, arkeolojik zenginliklerini dünyaya tanıtmak açısından önemli bir fırsat sunacak. Hırvatistan’daki genel kurulda İzmir’in ev sahipliğini duyuran Iter Vitis temsilcisi Emanuela Panke, İzmir’in bağcılık kültürünün ve bağlar arasında kurulan iş birliğinin önemine dikkat çekti. İzmir Bağ Yolu kültürel mirası ortak bir çatıda buluşturuyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Iter Vitis üyeliği kapsamında oluşturulan İzmir Bağ Yolu, kentin köklü bağcılık kültürünü, üreticilerini, bağ peyzajlarını ve kültürel mirasını ortak bir çatı altında buluşturuyor. 17 ana üye, 4 aday üye ve 1 onursal üye olmak üzere toplam 22 üyeden oluşan rota ile yerel üreticilerin desteklenmesi, bağcılık kültürünün korunması ve bağ turizminin geliştirilmesi hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu çalışmayla kentin yalnızca deniz ve güneş turizmiyle değil, gastronomisi, üretim kültürü, kırsal mirası ve özgün deneyim rotalarıyla da uluslararası turizmde daha görünür hale gelmesini amaçlıyor. Hırvatistan’da İzmir’i temsil ettiler Hırvatistan’ın Ilok kentinde gerçekleştirilen Iter Vitis Genel Kurulu ve Uluslararası Konferansı’na İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü’nden Birim Şefi Sinem Soygül ve Proje Sorumlusu Ezgi Gökçe Güven katıldı. Organizasyonda Urla Bağ Yolu’nu temsilen İkidenizarası Winery sahibi Özgü İşseven, Monreve Group Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas, Genel Müdür Yardımcısı Pelin İspir, Lucien Arkas Şarapçılık Genel Müdürü Ali Boz ve Kurumsal İletişim Müdürü Gözde Kaydırak da yer aldı. İzmir 2027’de üç uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacak Iter Vitis Genel Kurulu ve Uluslararası Konferansı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Turizm Şube Müdürlüğü’nün 2027 yılı için duyurduğu üçüncü uluslararası organizasyon oldu. İzmir Good Travel Summit ve TBEX Seyahat Yazarları Kongresi için de hazırlıklar sürüyor. Farklı ülkelerden turizm profesyonellerini, seyahat yazarlarını ve kültür rotaları temsilcilerini İzmir’de buluşturacak organizasyonların, kentin uluslararası tanıtımına ve turizm çeşitliliğine katkı sağlaması hedefleniyor. Iter Vitis nedir? 2009 yılında Avrupa Konseyi Kültür Rotası olarak sertifikalandırılan Iter Vitis, bağcılık kültürünü ve asma mirasını ulusal sınırları aşan ortak bir kültürel değer olarak tanıtmayı amaçlıyor. Avrupa ve Akdeniz coğrafyasındaki bağcılık bölgelerini, gelenekleri, üreticileri ve kültürel mirası buluşturan rota; sürdürülebilir turizmi, kültürler arası etkileşimi ve yerel kalkınmayı destekliyor.

Zeytinde Ortak Akıl Sahaya Taşınıyor Haber

Zeytinde Ortak Akıl Sahaya Taşınıyor

Türkiye’nin yağlık zeytin üretiminin yüzde 20’sini karşılayan İzmir’de, zeytinin geleceği için oluşturulan ortak akıl sahaya taşınıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zeytin Danışma Kurulu ve Zeytin Çalıştayı ile belirlenen yol haritası doğrultusunda üreticiye yönelik desteklerini sürdürüyor. Kemalpaşa’da düzenlenen programda 391 zeytin üreticisine hasat ve tarımsal mücadele desteği sağlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Zeytin Çalıştayı’nda üretimin sürdürülebilirliği, verim ve kalitenin korunması ile üreticinin güçlendirilmesine yönelik ortaya konan yaklaşımın ardından, sahadaki çalışmalarını sürdürüyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, zeytin üretiminde verim ve kaliteyi korumak, üretim maliyetlerini azaltmak ve hastalık ile zararlılarla mücadeleyi güçlendirmek amacıyla Kemalpaşa’daki üreticilere yönelik desteklerine devam ediyor. Kemalpaşa’da düzenlenen programda üreticilerle bir araya gelen İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, Başkan Vekili Erdal Karagöz, Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üreticilerin taleplerini dinledi. Program kapsamında 391 zeytin üreticisi desteklerden faydalandı. Üreticilere zeytin hasat örtüsü, bordo bulamacı ve zeytin sineğiyle mücadele için diamonyum fosfat gübresi ve tuzak şişesi desteği sağlandı. “Üreticimizi kaybetmemeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, artan üretim maliyetleri karşısında üreticinin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Karakülçe, “Toprak bir ana; bizleri sarıp sarmalıyor. Toprak vermezse biz de bir şey alamayız. Bugün bütün girdileriniz, bütün giderleriniz artmış durumda. Burada belediyelerimiz ellerinde bulunan kaynaklarla üreticiye ne verebilir, üreticiyi daha çok neye teşvik edebilir, bunun gayreti içerisindeyiz. Çünkü üretmek başka bir mesele. Pek çok şeyi kaybediyoruz, üreticimizi de kaybediyoruz. Eğer gerçekten bir faydamız olabiliyorsa, üreticiye dokunabiliyorsak bu bizim için çok kıymetli” dedi. “Çiftçimize destek olmak için çalışıyoruz” Kemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Türkmen de tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan yurttaşların ekonomik koşullar nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Son dönemde başta çiftçimiz, hayvancımız ve çalışanımız ciddi şekilde sıkıntılar içerisinde. En azından onlara destek verebilmek için hem ilçe belediyemiz hem Büyükşehir Belediyemiz ciddi katkılar sağlamaya çalışıyor. Bu tür yardımların çok değerli olduğunun altını çizmek istiyorum. İnşallah yapılan bu katkılar üreticilerimize fayda sağlar” diye konuştu. Türkmen, üreticiye sağlanan destekler nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkan Vekili Erdal Karagöz de İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Dr. Cemil Tugay’ın selamlarını üreticilere iletti. “Mesele önce para kazanmak değil, üretmek” Destekten yararlanan 65 yaşındaki zeytin üreticisi Keramettin Şimşek, emekli olduktan sonra zeytin üretimine başladığını söyledi. Artan maliyetlere rağmen üretmeye devam ettiğini belirten Şimşek, “Maliyetler yüksek. Mazotu, gübresi, diğer giderleri var. Ama burada mesele önce para kazanmak değil, üretmek. Biz üretirsek bunu birileri görür. Bu ülkede bu ürün yetişiyor, bunun için çalışan insanlar var. Üretimi gençlere de yaymak lazım” dedi. “Fayda faydadır” Kiraz, erik ve zeytin üreticisi Hacer Duman da son yıllarda yükselen maliyetlerin üreticiyi zorladığını belirterek, “Son yıllarda işler bozuk. Şeftalileri bile bu sene doğru düzgün satamadık. Maliyetleri hiç sormayın, onlar zaten uçtu. Çiftçilerin desteklenmesi çok güzel bir şey. Destek lazım zaten. Bana hasat örtüsü ve bordo bulamacı verecekler. Katkısı olmaz mı? Olur tabii. Fayda faydadır; karıncanın denize faydası varmış” diye konuştu. Türkiye’nin yağlık zeytininin yüzde 20’si İzmir’den Zeytine yönelik çalışmaların önemi İzmir’in Türkiye üretimindeki payıyla da ortaya çıkıyor. 2025 verilerine göre kentte 850 bin 453 dekar alanda 359 bin 970 ton yağlık zeytin üretiliyor. Bu üretimle İzmir, Türkiye’nin toplam yağlık zeytin üretiminin yüzde 20’sini karşılıyor. Sofralık zeytin de dahil edildiğinde kentteki toplam zeytin alanı 959 bin 984 dekara, toplam üretim ise 401 bin 879 tona ulaşıyor. Kemalpaşa’da 50 bin 850 dekar yağlık, 8 bin 111 dekar sofralık olmak üzere toplam 58 bin 961 dekar zeytin alanı bulunuyor. İlçede yıllık toplam zeytin üretimi 15 bin 506 ton olarak gerçekleşiyor.

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor Haber

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel politikaları güçlendirmek ve Avrupa kentleri arasındaki bilgi paylaşımını artırmak amacıyla yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında Avrupa’dan uzman, akademisyen ve yerel yönetim temsilcilerini İzmir’de ağırladı. Proje heyeti, İzmir’in iklim krizine karşı doğa temelli uygulamalarından Kadifekale Mahalle Bostanı’nı da yerinde inceledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa’daki üniversite ve metropol yönetimleriyle birlikte yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında ilk paydaş buluşması İzmir’de yapıldı. Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde, Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje ile büyükşehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor. İklim krizi ile mücadele çalışmalarını inceledi İzmir’de düzenlenen buluşmada iklim adaleti, iklim finansmanı, kentlerin iklim politikaları ve farklı şehirlerde yürütülen çalışmalar ele alındı. Avrupa’nın farklı kentlerinden gelen uzman, akademisyen ve belediye temsilcileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim kriziyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği uygulamaları da yerinde inceleme fırsatı buldu. Heyetin ziyaret noktalarından biri Kadifekale Mahalle Bostanı oldu. “İzmir öncü kent” İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Müdürü Yiğit Beydağ, projenin iklim değişikliğiyle mücadelenin yerel düzeyde güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Projenin yalnızca kent yönetimlerinin deneyim paylaşımını değil, öğrencilerin de iklim politikalarının geliştirilmesi süreçlerine dahil edilmesini amaçladığını belirten Beydağ, “İzmir burada öncü bir kent oldu. İklim değişikliğiyle ilgili konuların yerelde gündeme alınmasını, şehirlerin politikalar üretmesini ve çalışmalar yapmasını amaçlayan bir proje. Aynı zamanda bir Erasmus projesi. Öğrencilerin fikirlerini alarak üniversite döneminden itibaren iklim politikalarına dahil edilmelerini amaçlıyor. Bu açıdan önemli bir çalışma” diye konuştu. “İzmir gündemde kalmaya devam ediyor” İzmir’in proje kapsamında yürüttüğü çalışmaların Avrupa’daki paydaşlara aktarılmasının önemine değinen Beydağ, “İzmir’in iklim politikalarına ne kadar önem verdiğini, iklim değişikliğiyle ilgili konularda öncü bir kent olduğunu bir kez daha ortaya koymuş olduk. Projede çok önemli ülkeler ve üniversiteler yer alıyor. Daha önce yaptığımız çalışmaları kendilerine yerinde gösterdik ve çok beğendiler. İzmir, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yürüttüğü çalışmalarla Avrupa genelinde gündemde kalmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Vinci: “İklim sorunlarına bir yanıt” Projenin lider ortağı Palermo Üniversitesi’nden Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ise çalışmanın temel amacının üniversiteler, yerel yönetimler ve Avrupa’daki metropoliten alanlar arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek olduğunu söyledi. Üç yıl sürecek projenin iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmeyi amaçladığını belirten Vinci, toplumun sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Vinci, “İklim, son yıllarda en önemli konulardan biri. Bu proje de iklim sorunlarına bir yanıt niteliğinde. Ancak iklim değişikliğine karşı bir yanıt, toplumu sürece dahil etmeden mümkün değil. Toplumda farkındalık yaratmak ve farklı bilgi türlerini bir araya getirmek gerekiyor” dedi. “İzmir mükemmel bir örnek” İzmir’in proje ortakları arasında yer alma nedenlerine de değinen Vinci, kentin metropoliten yapısının iklim değişikliğinin etkilerinin yanı sıra çözüm üretme açısından da önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Vinci, “İzmir, metropoliten yapının tipik bir örneği. Trafik yoğunluğu, nüfus yoğunluğu ve çevresel sorunlar gibi metropollere özgü birçok mesele burada görülüyor. Ancak burada yaşayan insan sayısı aynı zamanda çözüm üretmek için önemli bir güç. Kentler, iklim değişikliğine karşı yanıtın hızlandırılabileceği yerlerdir” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu bilgi ve deneyim birikiminin de projede etkili olduğunu söyleyen Vinci, “İzmir mükemmel bir örnek ve bu nedenle kenti ortaklığın içinde görmek istedik” ifadelerini kullandı. Avrupa ortaklığı Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje üç yıl sürecek. Proje kapsamında kentlerin karşı karşıya olduğu iklim riskleri değerlendirilecek, farklı şehirlerin deneyimleri paylaşılacak ve yerel yönetimlerin iklim politikalarını daha etkin uygulayabilmesine yönelik yöntemler geliştirilecek. Projede İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Palermo Üniversitesi, Dortmund Teknik Üniversitesi, Madrid Teknik Üniversitesi, Milano Belediyesi ve Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar Ağı (METREX) ortak olarak yer alıyor.

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu Haber

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesi ve iklim politikalarının yerel düzeyde hayata geçirilmesi amacıyla Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversiteleri İzmir’de buluşturdu. “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısında iklim adaleti, metropoliten yönetişim, iklim finansmanı ve kentler arası bilgi paylaşımı ele alınırken, yerel iklim çözümlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için iş birliği olanakları değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversitelerle yürütülen “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısına ev sahipliği yaptı. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, CLI-MET Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ile Avrupa’nın farklı kentlerinden temsilciler katıldı. Toplantıda kentlerin iklim politikaları ve uygulama deneyimleri paylaşılırken, yerel yönetimlerin kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim ve iş birliği olanakları ele alındı. “İklim adaletinden de söz etmeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, iklim değişikliğinin artık uzak bir gelecek sorunu olmadığını belirterek aşırı sıcaklık, kuraklık, su stresi ve orman yangınlarının etkilerinin kentlerde doğrudan hissedildiğini söyledi. İklim krizinin toplumun tüm kesimlerini eşit etkilemediğine dikkat çeken Okyay, “Yaşlı insanlar, çocuklar, düşük gelirli topluluklar, göçmenler ve hâlihazırda kırılganlıkları bulunan insanlar orantısız bir yük taşıyabiliyor. İklim eyleminden söz ettiğimizde iklim adaletinden de söz etmeliyiz” dedi. “Asıl zorluk hedefleri uygulamaya dönüştürmek” Prof. Dr. Okyay, iklim değişikliğiyle mücadelede halk sağlığı, sosyal politika, gıda sistemleri, hareketlilik ve kentsel planlama gibi alanların birlikte ele alındığını belirtti. Güçlü iklim hedeflerinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Okyay, “Asıl zorluk, bu hedefleri uygulamaya dönüştürmek” dedi. Bunun için kurumsal kapasite, teknik bilgi, güçlü ortaklıklar ve finansmana erişimin yanı sıra kentler arası bilgi paylaşımının önemine dikkat çekti. “Şehirler uygulama laboratuvarlarıdır” Prof. Dr. Pınar Okyay, şehirlerin iklim politikalarının uygulandığı alanların yanı sıra çözüm üretme kapasitesine de sahip olduğunu belirterek, “şehirlerin uygulama laboratuvarları olduğunu kaydetti. İklim finansmanının yerel yönetimler için daha erişilebilir olması gerektiğini vurgulayan Okyay, “CLI-MET gibi ağlar kentlerin kapasitesini geliştirmesi ve başarılı uygulamaların şehirler arasında paylaşılması açısından önemli. İzmir bu çabaya aktif olarak katkıda bulunmak istiyor” ifadelerini kullandı. “İklim sorununun çözümü de şehirlerde” Proje Koordinatörü Ignazio Vinci, iklim değişikliğiyle mücadelenin çevresel olduğu kadar sosyal ve ekonomik boyutları da bulunduğunu belirterek, kentlerin farklı paydaşları bir araya getirme ve iklim politikalarını yerel düzeyde uygulama kapasitesine dikkat çekti. Metropoliten ölçekte iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim politikalarının toplumsal ve ekonomik etkileri nedeniyle sivil toplum ve diğer paydaşlarla diyalog ortamlarının oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi. “İklim politikaları kent sınırlarının ötesinde ele alınmalı” Ignazio Vinci, Avrupa’nın yoğun ve çok merkezli kentsel yapısının iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği için önemli bir zemin sunduğunu belirtti. Kent merkezleri ile çevresindeki yerleşimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim, ulaşım ve hareketlilik gibi sorunların işlevsel kentsel alan ölçeğinde ele alınmasının önemine dikkat çekti. Metropoliten yönetişim masaya yatırıldı Almanya TU Dortmund Üniversitesi’nden Prof. Dr. Karsten Zimmermann, “Metropoliten Yönetişim Cevapsa, Soru Neydi?” başlıklı sunumunda metropoliten yönetişimin önemini ele aldı. Arazi kullanımı, toplu taşıma, altyapı ve kamusal hizmetlerde koordinasyon ihtiyacına dikkat çeken Zimmermann, işlevsel kentsel alanlarla idari sınırlar arasındaki uyumsuzluğun metropoliten ölçekte yönetişim mekanizmalarını gerekli kıldığını belirtti. Avrupa kentleri deneyimlerini paylaştı Çalıştay kapsamında, Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar (METREX) bünyesinde görev yapan Viviana Rubbo’nun moderatörlüğünde “Büyükşehir Ölçeğinde İklim Zorlukları” başlıklı panel düzenlendi. Rubbo, farklı yönetim modellerine sahip Avrupa bölgeleri arasında uzmanlık ve deneyim paylaşımını güçlendiren METREX’in 1996’dan bu yana 50’nin üzerinde üyeyi bir araya getirdiğini belirtti. Kuruluşun kapasite geliştirme, araştırma ve uzmanlık ağlarının yanı sıra Avrupa kurumları nezdinde savunuculuk çalışmaları yürüttüğünü aktardı. “Başarılı uygulamaları farklı bölgelere aktarıyoruz” Panele çevrim içi katılan Coimbra Metropoliten Bölgesi Birinci Genel Sekreteri Jorge Brito, iklim değişikliğinin bölgede artan etkilerine dikkat çekti. Avrupa Birliği destekli projelerle orman yangınlarına karşı dirençlilik, doğa temelli çözümler ve istilacı türlerle mücadele alanlarında çalışmalar yürüttüklerini belirten Brito, başarılı uygulamaların yerelde test edilerek farklı bölgelere aktarılması ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Ukrayna Lviv Belediyesi’nden Roman Kizyma, savaş koşullarında bölgesel iş birliğinin ve gelecek kuşaklar için dirençli kentler oluşturmanın önemine dikkat çekti. İklim değişikliğinin etkilerinin Lviv’de de hissedildiğini belirten Kiselev, özellikle su yönetimi ve altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları aktardı. Milano’da veriye dayalı iklim politikaları İtalya’nın Milano Metropoliten Şehri yönetiminden Francesca Framba, iklim değişikliğine uyum çalışmalarını sürdürülebilir kalkınma yaklaşımıyla yürüttüklerini belirtti. İklim ve çevre politikalarında araştırma, yenilikçilik ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının önemine dikkat çeken Framba, su, enerji ve atık gibi kaynakların yönetimine ilişkin bilimsel verileri politika süreçlerine aktardıklarını söyledi. Üç günlük çalıştay, tematik çalışma gruplarının toplantıları ile devam edecek ve çarşamba günü yapılacak saha ziyaretleriyle sona erecek.

İzmir’den Akdeniz Kentlerine İklim İş Birliği Çağrısı Haber

İzmir’den Akdeniz Kentlerine İklim İş Birliği Çağrısı

İzmir’den Akdeniz kentlerine iklim iş birliği çağrısı Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Avrupa iş birliğinde düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi’nde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentler arası iş birliğinin somut projelere, teknik kapasiteye ve finansmana dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Okyay, COP31’in yerel yönetimler, gençler ve kadınların etkin katılımıyla uygulamaya odaklanması gerektiğini belirtti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede uluslararası iş birliklerini güçlendirmek ve yerel çözümlerin yaygınlaştırılmasına katkı sunmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Muğla’da düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi’ne katılan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentler arasındaki deneyim paylaşımının somut uygulamalara dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Europe iş birliğiyle 28-29 Eylül tarihlerinde düzenlenen zirvede; iklim dirençli kentler, kuraklık, su stresi, aşırı sıcaklar, orman yangınları, seller ve iklim finansmanı gibi başlıklar ele alındı. Akdeniz kentleri, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar ve akademi dünyasını bir araya getiren zirvede, COP31 öncesinde bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi de gündeme geldi. “Akdeniz’i yaşayan bir iklim laboratuvarına dönüştürebiliriz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Ortak Sorunlardan Bölgesel Eyleme: Akdeniz İş Birliğinin Güçlendirilmesi” başlıklı panelde yaptığı konuşmada, uluslararası kent ağlarının yalnızca deneyim paylaşımına değil, ortak çözümlerin geliştirilmesine ve uygulanmasına katkı sunması gerektiğini belirtti. İzmir’in ICLEI, UCLG, U20, WHO Sağlıklı Kentler Ağı ve NetZeroCities gibi uluslararası ağlardaki çalışmalarına değinen Okyay, Akdeniz kentlerinin aşırı sıcaklar, kuraklık, su stresi, yangınlar ve seller gibi ortak risklerle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Okyay, “Akdeniz’i iklim ve sağlık uyumu açısından yaşayan bir laboratuvara dönüştürebiliriz. Bir kentte geliştirilen çözüm başka bir kentte uyarlanabilir, geliştirilebilir, etkisi ölçülebilir ve ölçeklendirilebilir. İklim risklerimiz sınır tanımıyor; çözümlerimiz ve bilgimiz de sınır tanımamalı” diye konuştu. Kent ağları finansmana erişimi kolaylaştırmalı Uluslararası iş birliğinin, teknik kapasitesi ve kaynakları sınırlı belediyeler için önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Okyay, kent ağlarının iyi uygulama paylaşımının ötesine geçmesi gerektiğini söyledi. Belediyelerin proje geliştirme, uluslararası ortaklık kurma ve finansmana erişim süreçlerinde desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Okyay, özellikle küçük ve orta ölçekli belediyelerin iklim yatırımlarını hayata geçirmesini kolaylaştıracak mekanizmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti. COP31 için uygulama vurgusu Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’in, iklim taahhütlerini somut ve izlenebilir adımlara dönüştüren bir süreç olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Okyay, iklim eyleminin önemli bir bölümünün kentlerde hayata geçirileceğine dikkat çekti. İzmir’in COP31 hazırlıklarına yerel düzeyde de katkı sunduğunu ifade eden Okyay, İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği iş birliğiyle gerçekleştirilen Yerel COP, COP Gençlik ve COP Kadın buluşmalarının önemini vurguladı. Bu çalışmalarla küresel iklim gündeminin yerel yönetimlerin, gençlerin ve kadınların deneyimleriyle buluşturulmasının amaçlandığını belirten Okyay, şöyle konuştu: “Bir Uygulama COP’undan söz ediyorsak, uygulamanın nerede gerçekleşeceğini de konuşmalıyız. İklim eyleminin önemli bir bölümü kentlerde hayata geçecek. Bu nedenle belediyelerin yanı sıra gençlerin, kadınların ve yerel toplulukların COP sürecinin aktif aktörleri olması gerekiyor. İzmir’de Yerel COP, COP Gençlik ve COP Kadın çalışmalarıyla tam da bu yaklaşımı güçlendirmeye çalışıyoruz.” İklim yatırımları aynı zamanda sağlık yatırımı İklim politikalarının yerelden küresele, küreselden yeniden yerele uzanan bir iş birliği ve öğrenme süreciyle güçlenebileceğini belirten Prof. Dr. Okyay, kentlerde geliştirilen çözümlerin uluslararası ağlar aracılığıyla paylaşılmasının önemine değindi. İklim yatırımlarının halk sağlığına katkılarının da görünür kılınması gerektiğini vurgulayan Okyay, yeşil alanların artırılması, gölgeleme uygulamaları, temiz ulaşım, su güvenliği ve dirençli gıda sistemlerinin aynı zamanda sağlık ve sağlıkta eşitlik yatırımları olduğunu ifade etti.

Karaburun’un Nergis Üretimine Büyük Destek Haber

Karaburun’un Nergis Üretimine Büyük Destek

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karaburun’un simgesi nergisin üretimini korumak ve artırmak amacıyla üreticiye 300 bin nergis soğanı desteği programını başlattı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Karaburun’da düzenlenen törenle nergis soğanlarını üreticilere teslim etti. Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın ev sahipliğindeki programa önceki dönem İzmir milletvekillerinden Kani Beko, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Candaş Yeter ve Mustafa Õzuslu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, üreticiler ve yurttaşlar katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Halk Dansları Topluluğu da programda gösteri sergiledi. Tugay: Karaburun İzmir’in canı ciğeridir Karaburun’un İzmir için özel ve değerli bir bölge olduğunu belirten Başkan Tugay, “Karaburun İzmir’in canı ciğeridir. Çok özel ve değerli bir bölgedir. Onun için çalışacağız. Büyükşehir Belediyesi’nin ya da belediyelerin mevzuatında ‘üreticiye destek olun’ diye bir şart yok. Ancak böylesine kıymetli bir değeri görmezden gelme şansınız da yok. Eğer bu şehrin evladıysanız ve değerinin farkındaysanız çalışacak, destek olacaksınız. Biz de bu geleneğe sahip çıkmaktan onur duyuyoruz” dedi. “Ortada bir sorun varsa ‘Biz ne yapabiliriz?’ diye soruyoruz” Mandalina üreticilerinin yaşadığı sorunları dinlediklerini belirten Tugay, “Ortada bir sorun varsa kendimize ‘Bu durumda biz ne yapabiliriz?’ diye soruyoruz” dedi. Tugay, üreticilerin mandalinalarını boylayıp ayırabileceği ve paketleyebileceği bir tesisin kurulumu konusunun gündeme geldiğini aktardı. Karaburun’un bahçelerini daha fazla İzmirliyle buluşturmak istediğini belirten Tugay, “Binlerce İzmirliyi buraya getirip mandalina ağaçlarından ürün toplamalarını, mandalinaları evlerine götürmelerini istiyoruz. Organizasyon ve toplanan ürünlerin ücretlerini de biz karşılayalım şeklinde değerlendirmelerde bulunduk. Söylenen her söz, iletilen her konu can kulağıyla dinleniyor ve takip ediliyor. Siz problemleriniz ve isteklerinizi bize iletmeye devam edin” ifadelerini kullandı. “12 milyon nergis çok iyi bir rakam” Karaburun’un nergis üretimindeki önemine dikkat çeken Tugay, “Geçen yıl ülkemizde üretilen 43 milyon nergisin 12 milyonu Karaburun’da üretildi. Bu çok iyi bir rakam ve desteklenmeyi hak ediyor. Bu yıl üreticilerimize 300 bin nergis soğanı dağıtacağız” dedi. Başkan Tugay, törenin ardından soğanları üreticilere teslim etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, 2026 dikim döneminde nergis soğanlarını Karaburun’un 15 mahallesine ulaştıracak. Girgin Erdoğan: “Karaburun’un tarımsal geleceğine yapılan bir yatırım” Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’mızın gerçekleştirdiği nergis soğanı dağıtımını sadece bir destek değil, Karaburun’umuzun tarımsal geleceğine yapılan bir yatırım olarak görüyoruz. Toprağımızla buluşacak her soğan yeni bir üretimin başlangıcıdır. Üretilen her nergis ise üreticimizin emeğine, aile ekonomisine ve Karaburun’un yerel kalkınmasına katkı demektir. Sizler toprağınızı işledikçe bu toprakların hikayesi yaşamaya devam edecektir” ifadelerini kullandı. Türkiye’deki her dört nergisten biri Karaburun’dan Karaburun’un nergis üretimindeki gücü rakamlara da yansıyor. 2025 verilerine göre Türkiye genelinde 942 bin 300 metrekarelik alanda 43 milyon 568 bin adet nergis üretildi. İzmir’de ise 353 bin metrekarelik alanda 12 milyon 2 bin adet nergis yetiştirildi ve kentteki üretimin tamamı Karaburun’da gerçekleştirildi. Bu rakamlarla Karaburun tek başına Türkiye nergis üretiminin dörtte birinden fazlasını karşılarken İzmir, üretim alanı ve miktarında Mersin’in ardından Türkiye’de ikinci sırada yer aldı. İlk etapta 150 bin soğan 300 bin nergis soğanının dağıtımı iki etapta gerçekleştirilecek. İlk etapta 150 bin soğan Karaburun’un 6 mahallesindeki üreticilere ulaştırılacak. Kalan 150 bin soğanın ise ilk dağıtımın ardından 10 gün içerisinde teslim edilmesi planlanıyor. Böylece toplam 15 mahallede yeni nergisler toprakla buluşacak. Karaburun’da da nergis desteğinin yanı sıra tarımsal sulama, zeytin üretimi, küçük ölçekli balıkçılık ve bitkisel üretim alanlarında çalışmalar yürütülüyor. Parlak Sulama Tesisi’nin Ulamış’taki tesisle birlikte yenilenmesi için yaklaşık 30 milyon liralık çalışma sürerken, Parlak Sulama Göleti’ne 90 kW gücünde güneş enerjisi tesisi kurulması planlanıyor. Kırsal üretime 1,4 milyar liralık kaynak İzmir Büyükşehir Belediyesi, kırsalda üretimin devamlılığını sağlayacak çalışmalarını sürdürüyor. İzmir’in kırsalında 55 bin 600 üretici bulunuyor. 2026 yılında Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bütçesi kapsamında 1,4 milyar liralık kaynak ayrıldı. Kaynak; üreticinin işini kolaylaştırmak, suyun daha verimli kullanılmasını sağlamak ve üretimi güçlendirmek için değerlendiriliyor.

Çocukluk Hayalleriyle İzmir Tarımına Güç Oluyorlar Haber

Çocukluk Hayalleriyle İzmir Tarımına Güç Oluyorlar

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki saha ekipleri, ailelerinden aldıkları ilhamla İzmirli üreticinin derdine derman oluyor. Küçük yaşlardan itibaren tarım ve hayvancılıkla iç içe büyüyen personel, Büyükşehir Belediyesi çatısı altında gece gündüz demeden çocukluk hayallerini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve üretimin her aşamasında çiftçilerin yanında yer almak amacıyla uzman kadrosuyla sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan ekipler, yalnızca projeleri hayata geçirmekle kalmıyor; çocukluk hayallerini, mesleklerine duydukları tutkuyu ve üreticiye olan saygılarını da sahaya yansıtıyor. Teknik personelden veteriner hekimlere, ziraat mühendislerinden saha görevlilerine kadar tüm ekip, İzmir tarımını daha güçlü ve sürdürülebilir kılmak için özveriyle çalışıyor. Çocukluk Hayali Olan Mesleğiyle Üreticinin Yanında Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığında görev yapan Veteriner Hekim Atakan Kahraman, mesleğine olan tutkusunu şu sözlerle dile getiriyor: "Benim için bu meslek sonradan seçilmiş bir yol değil. Çocukluğumdan beri hayvanların içindeydim; küçüklüğümden beri hep 'Veteriner olacağım.' diyordum. Çünkü onların dili yok ama dertleri var; o dertleri anlayabilmek beni her zaman çok etkiledi. Bir üreticiyle konuşurken aslında sadece bir hastalığı ya da tıbbi bir uygulamayı anlatmıyorsunuz, onun emeğini korumaya çalışıyorsunuz. Çünkü o hayvan, üreticinin geçimi ve umududur. Bazen üreticilerimiz 'Hocam, biz bunu yıllardır yanlış yapıyormuşuz.' diyor. O an durup düşünüyorsunuz; küçücük bir bilginin, doğru bir dokunuşun ne kadar büyük bir fark yarattığını görünce 'İyi ki buradayım.' diyorsunuz." "Üretici 'İyi ki Geldiniz' Dediğinde Bütün Yorgunluk Gidiyor" Çocukluk yıllarından itibaren annesinin mesleğinden ilham alarak çiftçilerin yardımına koşan Ziraat Yüksek Mühendisi Şevval Kahramanoğlu Tümer, sahadaki deneyimlerini şöyle aktarıyor: "Benim için sahada olmak bir görevden çok daha fazlası. Çocukken annem Köy Hizmetlerinde çalışıyordu; okuldan çıkar çıkmaz onun yanına gider, mühendislerin çalışmalarını izlerdim. O zamanlar belki tam anlamıyordum ama şimdi görüyorum ki o günler beni ben yapmış. Bir köye gittiğinizde sadece teknik bilgi vermiyorsunuz; orada bir gönül bağı kuruyorsunuz. İnsanlar sizi tanıyor ve güveniyor; bazen bir üretici sırf derdini paylaşmak için bile yolunuzu gözlüyor. Bana zaman zaman 'Ahıra da böyle mi geliyorsun?' diye soruyorlar. Evet; saçım yapılı, makyajım yerinde sahaya çıkıyorum. Çünkü işimi çok seviyorum; kendime de işime de saygı duyuyorum. Zor olduğu doğru, bazen bir günde 200 kilometre yol yapıyoruz; ancak bir üretici 'İyi ki geldiniz.' dediğinde tüm yorgunluğumuz uçup gidiyor. O an yaptığınız işin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hissediyorsunuz." "Gece 3’te Doğuma Gidersin, Sabah Yine İşinin Başındasın" Üreticinin en kıymetli varlığı olan hayvanların sağlığı için zaman kavramı gözetmeksizin mücadele veren Veteriner Hekim Müslüm Aydın ise aile mesleğini Büyükşehir bünyesinde sürdürdüğünü belirterek şunları söylüyor: "Gece saat 3’te doğuma gidersiniz, sabah yine işinizin başında olursunuz. Yeri gelir kendiniz aç kalırsınız ama hayvanınızı doyurursunuz; bu iş büyük bir fedakârlık ister. Ben üreticinin ne yaşadığını çok iyi biliyorum. O yüzden sahaya çıktığımda sadece ders anlatan değil, halden anlayan biri olmaya çalışıyorum. Bir insanın tüm emeğini hayvanına vermesi ve bazen o emeğin karşılığını alamaması çok zor. İşte biz tam bu noktada devreye giriyoruz."

Çeşme Kıyılarından 1,5 Ton Atık Çıkarıldı Haber

Çeşme Kıyılarından 1,5 Ton Atık Çıkarıldı

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Uluslararası Kıyı Temizliği etkinlikleri kapsamında Çeşme Yıldızburnu Balıkçı Barınağı’nda kıyı ve deniz temizliği yaptı. Dalgıçların deniz tabanında, ekiplerin kıyıda yürüttüğü çalışmalarda plastik şişeler, metal parçaları ve çeşitli evsel atıkların da aralarında bulunduğu yaklaşık 1,5 ton atık toplandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin kıyılarını ve deniz ekosistemini korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Uluslararası Kıyı Temizliği (International Coastal Cleanup-ICC) etkinlikleri kapsamında bu kez Çeşme’de kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Çeşme Belediyesi ve Yıldızburnu Balıkçı Barınağı ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe TURMEPA ve Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi de destek verdi. Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan da çalışmaya katıldı. Yörük: Denizlerimizin çöp alanına dönüşmesine izin vermemeliyiz İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Deniz Koruma Şube Müdürlüğü Bölge Sorumlusu Saygın Yörük, deniz kirliliğinin önemli bölümünün insan faaliyetlerinden kaynaklandığına dikkat çekti. Yörük, “Bugün kıyıdan ve deniz tabanından plastik şişelerden metal parçalara kadar çok farklı türde atık çıkardık. Kısa bir çalışma sonucunda yaklaşık 1,5 ton atık toplanması, aslında bize önemli bir mesaj veriyor. Denizlerimizin çöp alanına dönüşmesine izin vermemeliyiz. Denizlere ulaşan atıklar yalnızca görüntü kirliliğine yol açmıyor, deniz canlılarını ve kıyı ekosistemini de tehdit ediyor. Ekiplerimizle temizlik çalışmalarını sürdürüyoruz ancak kalıcı çözüm, atıkların denize ulaşmasını önlemek. Yurttaşlarımızdan da kıyılarımızı ve denizlerimizi koruma konusunda daha duyarlı olmalarını istiyoruz” dedi. Dalgıçlar deniz tabanını temizledi Çalışmalar karada ve denizde eş zamanlı yürütüldü. İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri kıyıda temizlik yaparken, İzmir İtfaiyesi AKS dalış ekipleri de deniz tabanındaki atıkları çıkardı. Çalışmalarda plastik şişeler, ambalaj atıkları, metal parçaları ve çeşitli evsel nitelikli atıkların da aralarında bulunduğu yaklaşık 1,5 ton atık toplandı. Deniz tabanından çıkarılan atıklar kıyıda bir araya getirilerek kirliliğin boyutuna dikkat çekildi. Toplanan atıklar, ayrıştırılmak ve uygun şekilde bertaraf edilmek üzere ilgili birimlere teslim edildi. Temiz deniz için güç birliği Dünyanın farklı ülkelerinde eş zamanlı çalışmalarla gerçekleştirilen Uluslararası Kıyı Temizliği etkinlikleri, denizlere ulaşan atıkların azaltılmasına ve kıyı kirliliği konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasına katkı sağlıyor. Çeşme’deki çalışma da yerel yönetimleri, meslek kruluşlarını ve sivil toplum örgütlerini temiz hedefinde buluşturdu.

İEF, 95’inci Yılında da İzmir’in Kalbi Oldu Haber

İEF, 95’inci Yılında da İzmir’in Kalbi Oldu

Bu yıl 5-13 Eylül tarihleri arasında İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından “Fuar Şethn Kalbinde” sloganıyla Kültürpark’ta düzenlenen 95’inci İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF); ticaret, kültür, sanat, eğlence ve deneyimi bir araya getirdi. Dokuz gün süren fuarı toplam 560 bin 295 kişi ziyaret etti. İzmir Enternasyonal Fuarı, dokuz gün boyunca Kültürpark’ın tamamına yayılan etkinliklerle her yaştan ziyaretçiyi buluşturdu. Bu yıl ilk kez 65 yaş ve üzeri vatandaşlar ile 7 yaş altı çocukların ücretsiz ziyaret edebildiği fuardan, Genç İzmirim Kart sahibi gençler ise indirimli giriş hakkıyla yararlandı. Çim Konserleri’nden Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’ndaki gösterilere, sergilerden çocuk ve gençlik alanlarına, uluslararası sokak gösterilerinden interaktif deneyimlere uzanan geniş programıyla misafirlerini ağırlayan fuarda; konserler, tiyatro oyunları, gösteriler, çocuk-gençlik etkinlikleri ile opera ve dans performansları ücretsiz olarak gerçekleştirildi. Çim Konserleri’nde Yıldızlar Sahne Aldı Fuarın gelenekselleşen Çim Konserleri, dokuz gün boyunca müzikseverleri bir araya getirdi. Emir Can İğrek ve Levent Yüksel Migros sponsorluğunda sahne alırken; Yıldız Tilbe, Mert Demir, Model, Gülşen, Teoman ve Semicenk de sevilen şarkılarını fuar ziyaretçileri için seslendirdi. 9 Eylül İzmir’in kurtuluşunun coşkusu ise Model konseriyle İzmir Enternasyonal Fuarı’nda yaşandı. Fuar ziyaretçilerinden yoğun ilgi gören konserlerde, sanatçıların şarkılarına on binlerce kişi eşlik etti. Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nda Sanat Rüzgârı Kültürpark Atatürk Açıkhava Tiyatrosu; fuar boyunca tiyatro, stand-up, müzikli ve interaktif gösterilere ev sahipliği yaptı. Salih Bademci’nin “Sesler” performansıyla başlayan programda; Nezaket Erden “Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit” oyunuyla, Doğu Demirkol ise stand-up gösterisiyle sahne aldı. Çok Güzel Hareketler 2, “Abur Cubur Show”, Atakan Çelik ve Safa Sarı’nın “Sonkiüçdört” gösterisi ile Binnur Kaya ve Mert Fırat’ın rol aldığı “İki Kişilik Oyun” ziyaretçilerden tam not aldı. İzmirliler her akşam Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nu hıncahınç doldurdu. Müzik ve Dans Kültürpark’ın Sokaklarına Yayıldı Fuar boyunca ana sahne programlarının yanı sıra Kültürpark’ın farklı noktalarında flash mob gösterileri, opera ve dans etkinlikleri düzenlendi. Ziyaretçilerin arasına karışan dansçıların ve opera sanatçılarının sürpriz flash mob performansları fuar alanına renk kattı. “Şef Sensin” etkinliğinde ise ziyaretçiler, mini orkestranın başına geçerek seçtikleri eserleri yönetme deneyimi yaşadı. Dört Dörtlük Kültür-Sanat Programı İEF’nin kültür-sanat programında, Nâzım Hikmet’in yaşamını ve sanatını anlatan “ROMANTİKA / Bir Ömrün Seyrüseferi” sergisi öne çıktı. Atlas Pavyonu’ndaki sergide Nâzım Hikmet’in el yazmaları, kişisel eşyaları, fotoğrafları ve eserleri ziyaretçilerle buluştu. Bunun yanı sıra “Kültürpark 90 Yaşında” sergisi Kültürpark’ın tarihine ışık tutarken, “Sanatın Durakları – Hüseyin Terzioğlu Koleksiyonu” çağdaş Türk resminin farklı dönemlerini gözler önüne serdi. İzmir Mutfak Müzesi’nin “Açılışa Doğru” sergisi ise kentin zengin gastronomi mirasını ziyaretçilerle buluşturdu. Gençler ve Çocuklar İçin Özel Deneyim Alanları İEF’de gençler için hazırlanan Gençlik Alanı’nda teknoloji, spor ve eğlence bir araya geldi. Dijital XOX, Smoothie Bike ve interaktif oyunların yanı sıra çeşitli spor ve beceri etkinlikleri gençlere farklı deneyimler sundu. Çocuk Alanı’nda ise Şirinler, Maşa ile Koca Ayı, Gupi ile Kucho gibi sevilen maskot karakterler; oyunlar, dans ve müzik gösterileri, atölyeler ve tematik etkinliklerle miniklerle buluştu. Hot Wheels, Dinoverse, Barbie, Angry Birds, Robocar Poli ve Jurassic Age alanlarında da oyun, spor ve sanat dolu interaktif etkinlikler düzenlendi. Fransız Ekip “Les Légendaires” ile Dev Görsel Şölen Fransa’dan gelen Efsanevi Yolculuk (Les Légendaires) topluluğu, fuarın uluslararası etkinlikleri arasında büyük beğeni topladı. Dev ışıklı kuklalar, dansçılar ve akrobatlardan oluşan gösteride, yaklaşık 4,5 metre yüksekliğindeki “Beyaz Tilki” karakteri Kültürpark sokaklarında ziyaretçilerle buluştu. Üç gün boyunca süren gösteriler, fuarın en dikkat çekici açık alan performanslarından biri oldu. 95 Yıllık Geleneğe Yeni Alanlar Ekledi Folkart ana sponsorluğu ve Migros etkinlik sponsorluğunda düzenlenen İEF, 95 yıllık köklü geleneklerini yeni deneyim alanlarıyla zenginleştirdi. İlk kez yer alan İzeltaş Usta İşi Arena’da oyun, yarışma ve etkinliklerle ustalık deneyimi yaşandı. Red Bull Karton Tekne Etkinlik Alanı’nda atölyeler, takım çalışması etkinlikleri ve DJ performansları düzenlendi. Red Bull Karton Tekne Yarışması ise 13 Eylül’de Kültürpark Gölü’nde heyecan dolu anlara sahne oldu. Sergilenen otomotiv ve tekne alanları da fuarın ticari ve deneyim odaklı yapısını güçlendirdi. Gıda Alanı’nda Ferah ve Hijyenik Ortam Bu yıl Gıda Alanı’nda yapılan düzenlemelerle ziyaretçilere daha ferah ve hijyenik bir ortam sunuldu. Duman ve koku oluşumunu engellemek amacıyla dumanlı pişirme yöntemlerine izin verilmezken, hijyen ve gıda güvenliği denetimleri fuar boyunca aralıksız sürdürüldü. Belediye Sokağı’nda Hizmetler Deneyimle Anlatıldı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerini eğlenceli ve interaktif yöntemlerle tanıttığı Belediye Sokağı, fuarın en çok ziyaret edilen noktalarından biri oldu. Farklı yaş gruplarına yönelik bilgi yarışmaları, interaktif uygulamalar, atölyeler ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirildi. Ayrıca İZMAR da fuarda güvenilir, kaliteli ve uygun fiyatlı ürünlerini tüketicilerle buluştururken; İZMAR markalı yeni tahin ve pekmez ürünlerini ilk kez satışa sundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.