Hava Durumu

#İhracat

Kırsal Haber - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Limon Gibi Üretici de Tüketici de Sıkılıyor'' Haber

Gürer: ''Limon Gibi Üretici de Tüketici de Sıkılıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, limon ithalatına ilişkin verileri değerlendirerek mevcut tarım politikalarını eleştirdi. Limon üretimi olan bir ülkede ithalat yapılmasının yanlış olduğunu belirten Gürer, fiyat dalgalanmalarının hem üreticiyi hem tüketiciyi mağdur ettiğini söyledi. Türkiye’nin limon ithalatına ödediği dövize dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde limon ithalatı 2024 yılında 2.054 ton olarak gerçekleşti. Bu ithalat için 1 milyon 941 bin 609 dolar yurt dışına ödendi. Ülkemizde ise limon üretici elinde kaldı.5 liraya bahçede satamadı, üretici de ürün kaldı. Rafta ise ürün fiyatı katladı. İthalatta yapıldı. 2025 yılında limon ithalatı 2.130 ton oldu ve yaklaşık 2 milyon 370 bin dolar döviz yurt dışına gitti. 2025 yılında bu kere tüccar alım yaptı. Ağustos ayında erkenci limon hasadı ile başlayan süreç Ocak 2026’da büyük ölçüde sona erdi. Limon stokta var. Buna rağmen 2026 yılında sadece bir ayda 705 ton limon ithalatı yapıldı ve bunun karşılığında 549 bin 344 dolar ödeme gerçekleştirildi. Stokta limon fiyatı artabileceği düşünen Ticaret Bakanlığıgümrük vergisi düşürüp ithalatı kolaylaştırdı” dedi. “LİMON VERGİSİ %54’TEN %10’A DÜŞÜRÜLDÜ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İthalatla ilgili yeni bir karar alındı. Limondaki vergi oranı yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldü ve Temmuz ayı sonuna kadar da bu uygulamanın devam edeceği bildirildi. Ülkemizde limonda erkenci hasat Ağustos ayında başlar, Aralık ayı sonu ile Ocak ortalarına kadar devam eder. Hasat edilen limonların bir bölümü de depolanarak piyasaya sunulur. 2025 yılı ürünü depoda var “ifadelerini kullandı. “DEPOLARDA ÜRÜN VAR AMA FİYATLAR DENGESİZ” Depolarda stok bulunan ürünlere dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Şu anda çiftçinin elinde çok fazla ürün kalmamış olabilir ama depolarda stoklanmış limonlar var. Bu ürünlerin depoya giriş fiyatı yüksekti. İktidar da limon fiyatlarındaki artışı frenlemek için ithalat vergisini düşürdü ve fiyatları dengelemeye çalışıyor. Ancak bu tür müdahalelerin piyasadaki dengeleri etkiliyor. Ürün üreticiden çıkınca Tüccar bu işten kazanıyor. Üreten ve tüketen kaybediyor “ diye konuştu. Gürer, “Bir yerde üretici ürettiği üründen para kazanamazsa bu işten soğur. Bu tür uygulamalar piyasa dengesini de bozuyor.” dedi. “RAFLARDA 150 LİRA, ÜRETİCİDE 5 LİRA” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fiyat dalgalanmalarının üretici ve tüketici açısından ciddi sorun yarattığını belirterek, “Bir bakıyorsunuz limon market rafına 100–150 liradan giriyor. Bir bakıyorsunuz 2024 yılında olduğu gibi üreticinin elinde 5 liradan bile alıcı bulamıyor. Bu sürekli değişkenlik hem üretici hem tüketici açısından ciddi bir sorun yaratıyor,” dedi. “PLANLI VE ÖNGÖRÜLEBİLİR POLİTİKA ŞART” Fiyatları dengelemek için yapılan ithalat kararlarının sorunu çözmeyeceğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, planlı bir tarım politikası gerektiğini belirterek, “Fiyat dengelemek için yapılan bu tür uygulamalarda planlı, öngörülebilir ve dengeli bir politika izlemek gerekiyor. Çünkü bu kez de tüccar zarar ediyor. Tüccar zarar ettiğinde ürün alımında geri duruyor ve bu da tarladaki ürünün sorun yaşamasına yol açıyor. Tüccar geri durduğu yerde kamu alıma girerek stoklanabilir ürün piyasayı dengeleyebilir. Kooperatifçilikte bu bağlamda geliştirilip üreten ve tüketen korunması sağlanabilir.” diye konuştu. “ÜRETEN KORUNURSA SORUN ÇÖZÜLÜR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün üreticiyi koruyan kamucu bir modelden geçilmesi gerektiğini ifade ederek, “Olması gereken; makul bir kâr hesabı yapılması, girdi maliyetlerinin dikkate alınması ve kamucu bir anlayışla üreticinin zarar etmeyeceği bir sistem kurulmasıdır. Aynı zamanda tüketici de limona uygun fiyatla ulaşabilmelidir,” dedi. “İTHALATLA OYNAYARAK SORUN ÇÖZÜLMEZ” İthalat ve ihracat kararlarıyla sürekli oynanmasının kalıcı çözüm getirmeyeceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “Raftaki ürünün fiyatını düşürmenin yolu ithalat değil, daha çok üretim ve üretenin korunmasıdır. Üretenin girdi maliyetlerini düşürürseniz ve üretimi uygun koşullarda yapmasını sağlarsanız vatandaş da ürüne makul fiyatla ulaşır. Sürekli ithalatla oynayarak, ihracatla oynayarak sorun çözülmez. Narenciye üreticisi bir ülke olarak limon ithal etmek doğru değildir. Önce kendi kendine yeterliliğimizi sağlamalı, ardından katma değerli ürünler üretip dünyaya satacak politikalar geliştirmeliyiz.” dedi.

Yaş Meyve Sebze İhracatının Yıldızları Mersin'de Ödüllendirildi Haber

Yaş Meyve Sebze İhracatının Yıldızları Mersin'de Ödüllendirildi

Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında lider konumda bulunan Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2025 yılında ulaştığı 1,73 milyar dolarlık ihracat başarısına en büyük katkıyı sağlayan 50 üyesini ödüllendirdi. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Gürüz’ün ev sahipliğinde Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) hizmet binasında düzenlenen törene Mersin Vali Vekili İrfan Demiröz, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (ATHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Doğan, AKİB Genel Sekreteri Mehmet Ali Erkan, oda, borsa ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Türkiye genelinden çok sayıda sektör temsilcisi ve ihracatçı iş insanı katıldı. 2025 Yılı İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nin açılış konuşmasını yapan Başkan Ferhat Gürüz, Türkiye’nin 2025 yılında 3,7 milyar dolarlık yaş meyve sebze ihracatı gerçekleştirdiğini belirterek, bunun yaklaşık yüzde 50’sinin Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği tarafından yapıldığını vurguladı. Türk narenciye ihracatında da güçlü bir paya sahip olduklarını dile getiren Gürüz, 1,5 milyar dolarlık narenciye ihracatının yüzde 72’sinin birlik üyeleri tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti. “Net döviz girdisi sağlayan stratejik bir sektörüz” Yaş meyve sebze sektörünün ekonomiye sağladığı katkıya dikkat çeken Gürüz, ihracatın büyük ölçüde yerli üretime dayandığını belirtti. Gürüz, “İhracatımızın yaklaşık yüzde 95’i yerli üretimden oluşuyor. Otomotiv, tekstil veya kimya gibi sektörlerde ihracat rakamları yüksek olsa da ithalat oranları da oldukça fazla. Bizim sektörümüzde ise ithalat kalemi yok denecek kadar az. Bu nedenle net döviz girdisi açısından sektörümüz ülkemizin göz bebeğidir.” dedi. Sektörün iklim değişikliği, jeopolitik gelişmeler ve kur dalgalanmaları gibi birçok değişkene rağmen üretim ve ihracatı sürdürdüğünü belirten Gürüz, 2025 yılı performansına ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Olumsuz iklim koşullarına ve yüksek enflasyon-düşük kur politikasına rağmen yaş meyve sebze ihracatımız değer bazında yüzde 10 artış sağladı. 2025–2026 narenciye sezonunda ise şubat sonu itibarıyla Türkiye’nin narenciye ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 82 artış gösterdi.” “Zor koşullara rağmen ihracatta yüzde 10 artış sağladık” Yaş meyve sebze sektörünün sadece ihracat değil istihdam açısından da stratejik bir rol üstlendiğini ifade eden Gürüz, üretimden hasada, paketlemeden lojistiğe kadar milyonlarca kişinin geçimini bu sektörden sağladığını söyledi. Gürüz, sektörün dayanışma gücünü 6 Şubat depremleri sonrasında da gösterdiğini belirterek, ihracatçıların katkılarıyla Hatay’da üretimini sürdürmeye çalışan 460 çiftçiye yaşam konteyneri desteği sağladıklarını hatırlattı. Görev süresiyle ilgili de değerlendirmede bulunan Gürüz, nisan ayında yapılacak genel kurulda aday olmayacağını açıkladığını hatırlatarak, sektör içinde uzlaşı kültürünün korunması adına adayların ortak bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Konuşmasının sonunda ihracat şampiyonu firmaları tebrik eden Gürüz, sektörün büyümesine katkı sağlayan tüm ihracatçılara, çalışanlara ve kamu kurumlarına teşekkür etti. Kılıçkaya: Yaş meyve sebze sektörü tarım ürünleri ihracatında önemli yer tutuyor Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya ise tarım sektörünün Türkiye ihracatındaki stratejik rolüne dikkat çekti. Kılıçkaya, 2025 yılında tarım ürünleri ihracatının yüzde 0,2 artışla 32,6 milyar dolara yükseldiğini ifade etti. 2026’nın ilk iki ayında ise tarım ürünleri ihracatının 5,4 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirten Kılıçkaya, yaş meyve sebze sektörünün bu tablo içinde önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Kılıçkaya, 3,2 milyar doları aşan yaş meyve sebze ihracatı ile 2,6 milyar doların üzerindeki meyve sebze mamulleri ihracatının, üreticiden lojistiğe uzanan geniş bir ekonomik ekosistem oluşturduğunu vurguladı. İhracattaki artışın planlı politikaların sonucu olduğunu dile getiren Kılıçkaya, ihracatçıların fuar katılımından pazar araştırmasına, TURQUALITY, UR-GE projeleri, e-ihracat destekleri ve ticaret heyetlerine kadar geniş bir yelpazede desteklendiğini belirtti. Kılıçkaya, Bu kapsamda 2025 yılında ihracatçılara toplam 33 milyar TL destek sağlandığını, 2026 yılında ise bu tutarın 45 milyar TL’ye çıkarılacağını açıkladı. Tarım sektöründe 478 firmaya UR-GE desteği Tarım ürünleri sektöründe rekabet gücünü artırmak amacıyla yürütülen projelere de değinen Kılıçkaya, Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) kapsamında 20 projenin 478 firmanın katılımıyla devam ettiğini söyledi. Tarım sektöründe ayrıca 26 marka ve 21 TURQUALITY programı olmak üzere toplam 47 firmanın desteklendiğini belirten Kılıçkaya, Türk gıda ürünlerinin küresel pazarlarda marka değerinin güçlendirilmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Tarım ihracatının önündeki teknik engellerin kaldırılması için Gıda ve Tarım İhracatındaki Teknik Engellerin Aşılması Projesi’nin (GATE) hayata geçirildiğini belirten Kılıçkaya, bu kapsamda Kanada, Filipinler, Çin ve Endonezya pazarlarında önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi.Demiröz: Asıl yıldızlar üretendir, toprağa sevdalı olandır, üretimle değer oluşturan sizlersiniz Mersin Vali Vekili İrfan Demiröz de konuşmasında üretim ve ticaretin ülkenin kalkınmasındaki rolüne dikkat çekerek, “Asıl yıldızlar üretendir, toprağa sevdalı olandır. Anadolu’nun bereketli topraklarına emek veren, üretimle değer oluşturan sizler, bu ülkenin geleceğini inşa eden insanlarsınız.” dedi. Mersin’in üretim ve ticaret kültürüyle Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Demiröz, özellikle tarımsal üretim ve ihracatın stratejik önem taşıdığını belirtti. Toprağın verimli kullanılmasının önemine değinen Demiröz, üretimden uzaklaşmanın ülkeler için ciddi riskler barındırdığını söyledi. Konuşmasında iş dünyasının kamu ile güçlü bir iş birliği içinde olduğuna da dikkat çeken Demiröz, “Devlet ve iş dünyası birbirini tamamlayan iki güçtür. Devlet varsa yatırımcı vardır, yatırımcı varsa üretim ve istihdam vardır. Bu uyum sayesinde Türkiye büyümeye devam ediyor.” diye konuştu. Mersin iş dünyasının dayanışma örnekleriyle de öne çıktığını ifade eden Demiröz, kentte gerçekleştirilen sosyal sorumluluk ve kamu destekli projelerde iş insanlarının önemli katkılar sunduğunu belirterek, bu dayanışmanın Türkiye genelinde dikkat çektiğini söyledi. Ödül alan ihracatçıları tebrik eden Demiröz, üretim ve ihracata katkı sağlayan tüm iş insanlarına teşekkür ederek, “Türkiye’nin büyüme hikâyesinde sizlerin emeği ve vizyonu çok büyük pay taşıyor.” dedi.Yaş meyve sebze ihracatında 2025 yılı ihracatın yıldızları Törenin devamında Başkan Ferhat Gürüz, Vali Vekili İrfan Demiröz, İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya ve protokol üyeleri, yaş meyve sebze sektörünün koordinatörlük ve sekretarya hizmetlerini yürüten Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında en fazla ihracat gerçekleştiren üyelerine ödüllerini takdim etti. 2025 Yılı İhracatın Yıldızları listesinde şu firmalar yer aldı: Mir Mirsom Ticaret, Menas Mersin Zirai Ürünler, Tek Asya Tarım, Gül Gıda, Özler Tarım, ALN Narenciye, Altun Gıda, Yeni Ada, Feede Tarım, Biberciler iç Dış Gıda, Sin Gıda, Beş Yıldız, Polat Sebze Meyve Narenciye, Sarıkaya Narenciye, Celiller Tarım, Ak-Oruç Gıda, Er Mey Tarımsal Ürünler, Soylu Gıda, Aktur Taşımacılık, Eren Tarım Ürünleri, ZGR Narenciye Dış Ticaret, Ava Global Dış Ticaret, Dolce Dış Ticaret, Regen Gida Tarım Ürünleri, Özgür Yeter Gıda, Akan Narenciye, Aksun Tarımsal Ürünler, Lisa İthalat İhracat Nakliye, Değirmenciler Zirai Ürünler, Çınar Ambalaj, Semt Tarım Ürünleri, Karagözler Gıda, Arman Narenci̇ye, Sas Ziraat, Serhat Narenciye, Özler Ziraat, Karaali Sentetik Dokuma, Sim-Pa Orman Ve Tarım Ürünleri, FBA Plastik, Topal Narenciye, Üçel Narenciye, Vdexport, Tümen Tarım, Soom Gıda, Minerva Fruit, Arıdağ Agro, Sarıkaya Tarım, Cancumhur Tarım, Asi Zirai Ürünleri ve AYT Group.

Yörsan Afrika Pazarına Açıldı Haber

Yörsan Afrika Pazarına Açıldı

Matlı Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Yörsan, ihracat ağını genişleterek Afrika pazarına giriş yaptı. Yörsan’ın UHT süt ürünleri Afrika’daki raflarda yerini alırken, tüketici tadım etkinliklerinde ürünlere yüzde 92,3 oranında beğeni verildi. Türkiye’nin köklü süt ve süt ürünleri markalarından Yörsan, ihracat faaliyetlerini genişleterek Afrika pazarına giriş yaptı. Yaklaşık üç ay süren deniz taşımacılığının ardından bölgeye ulaşan Yörsan’ın UHT süt ürünleri, Afrika’daki satış noktalarında raflardaki yerini aldı. Matlı Şirketler Grubu çatısı altında faaliyet gösteren Yörsan, geleneksel ve modern süt ürünlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle uluslararası pazarlarda da dikkat çekiyor. Afrika pazarına yönelik gerçekleştirilen tüketici tadım etkinliklerinde Yörsan ürünleri yüksek oranda beğeni topladı. Tadım uygulamalarına katılan tüketicilerin %92,3’ü ürünleri beğendiğini ve yeniden satın almayı düşündüğünü ifade etti. Katılımcıların %60’ını kadınlar, %40’ını ise erkek tüketiciler oluşturdu. UHT teknolojisinin sağladığı uzun raf ömrü sayesinde uzak pazarlara erişimini güçlendiren Yörsan, Afrika’da oluşturduğu dağıtım kanallarıyla ürünlerini daha geniş bir tüketici kitlesiyle buluşturmayı hedefliyor. Pazardan gelen ilk tüketici geri bildirimleri ise Yörsan’ın ürün kalitesi ve lezzetinin farklı coğrafyalarda da güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor.

Mersinli Üreticinin Emeğine Adeta Limon Sıkılıyor Haber

Mersinli Üreticinin Emeğine Adeta Limon Sıkılıyor

Zirai don felaketinin etkilerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu üyesi ve CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, limon ithalatında gümrük vergisinin düşürülmesine ilişkin yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına sert tepki gösterdi. Kış, Mersin başta olmak üzere Türkiye’nin limon üretim merkezlerinde üreticinin büyük bir belirsizlik ve ekonomik baskı altında olduğunu belirterek, hükümetin tarım politikalarını “tutarsız ve günü kurtarmaya yönelik” sözleriyle eleştirdi. Resmî Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026’ya kadar yüzde 10’a indirildiğini hatırlatan Kış, bu kararın piyasada üretici aleyhine sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Kış, “Türkiye limon üretiminde dünyanın sayılı ülkelerinden biri. Mersin, Adana ve Hatay gibi üretim merkezlerinde çiftçiler yıl boyunca emek veriyor, maliyetlere katlanıyor. Ancak depolarda hâlâ limon dururken ithalatın önünün açılması üreticiye ‘sen üretme’ demekten başka bir şey değildir” dedi. “Önce ihracat yasağı, şimdi ithalat kolaylığı” Gülcan Kış, limon piyasasında son dönemde alınan kararların birbirini çürüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Daha kısa bir süre önce limona ihracat yasağı getirildi. Üreticinin dış pazarı kapatıldı. Şimdi ise ithalatın önü açılıyor. Bu nasıl bir planlama, nasıl bir tarım politikası? Bir tarafta depolarda ürününü satamayan çiftçi var, diğer tarafta ithalat kapısı aralanıyor. Bu tablo, Türkiye’de tarımın nasıl yönetildiğinin açık bir göstergesidir.” “Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor” Mersin’in Türkiye’de limon üretiminin kalbi olduğunu vurgulayan Kış, alınan kararların doğrudan bölge üreticisini etkilediğini söyledi. Kış, “Mersin’de binlerce aile limon üretiminden geçimini sağlıyor. Bahçelerde yıl boyunca verilen emek, yapılan masraf, işçinin alın teri var. Ama yanlış kararlarla Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor. İthal ürün piyasaya girdiğinde tüccar yerli limonu daha düşük fiyatla almak ister. Bunun bedelini de çiftçi öder” ifadelerini kullandı. “Tarım politikası ithalatla yönetilemez” Kış, Türkiye’de son yıllarda tarım politikalarının ithalata dayalı hale geldiğini belirterek hükümeti sert sözlerle eleştirdi. “Patateste, soğanda, ette, buğdayda aynı tabloyu gördük. Fiyat yükseldiğinde çözüm olarak ithalat kapısı açılıyor. Oysa sorun üretimde değil; planlamada, piyasa denetiminde ve üreticiyi koruyan politikaların eksikliğinde” dedi. Kış, limon kararının da bu yanlış yaklaşımın yeni bir örneği olduğunu vurgulayarak, “Tarımı ithalatla yönetemezsiniz. Çiftçi üretmezse sofradaki ürün de olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi koruyan güçlü ve sürdürülebilir bir tarım politikasıdır” diye konuştu. “Tarım Bakanlığı’nda bile istikrar yok” AKP iktidarının tarım politikalarında tutarsızlık içinde olduğunu ifade eden Kış, son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı’nda yaşanan değişikliklere dikkat çekti. “Tarım gibi stratejik bir alanda bile istikrar yok. AKP iktidarı döneminde Tarım Bakanlığı koltuğunda sürekli değişiklikler yaşandı. Son yıllarda bakanlar hızla değişirken, tarım politikası da sürekli yön değiştiriyor. Bu tablo, üreticinin neden yalnız bırakıldığını açıkça gösteriyor. Tarım yönetilemeyince bedelini çiftçi ödüyor.” “Üreticinin yanındayız” Zirai don felaketinin etkilerini araştıran Meclis Komisyonu’nda görev yaptığını hatırlatan Kış, sahada üreticilerin yaşadığı sorunları yakından gördüklerini belirtti. “Mersin’de, Adana’da, Hatay’da çiftçilerimizin yaşadığı sıkıntıları birebir dinliyoruz. Üretici maliyet altında eziliyor, ürününü değerinde satamıyor. Tarım politikalarının günü kurtaran kararlarla değil, üreticiyi merkeze alan uzun vadeli bir planlamayla yürütülmesi gerekiyor.” Kış, limon üreticilerinin sorunlarının takipçisi olacaklarını belirterek, “Çiftçinin emeğini korumak, üretimi sürdürülebilir hale getirmek ve Türkiye’yi yeniden güçlü bir tarım ülkesi yapmak için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Eskişehir Sanayisi Düşük Faizli İhracat Desteği Talep Ediyor Haber

Eskişehir Sanayisi Düşük Faizli İhracat Desteği Talep Ediyor

Türkiye’nin 2026 yılı Ocak-Şubat dönemine ilişkin dış ticaret verileri açıklandı. Buna göre Türkiye’nin ihracatı söz konusu dönemde yüzde 1,2 oranında azalarak 41,38 milyar dolar olurken, ithalat ise yüzde 3,1 artışla 58,96 milyar dolar seviyesine ulaştı. Böylece dış ticaret açığının devam ettiği bir tablo ortaya çıktı. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan Eskişehir ihracat rakamlarını değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir sanayisinin zorlu küresel koşullara rağmen üretim ve ihracattaki artışının sürdürdüğünü, ancak karlılıkların azaldığını ifade etti. Eskişehir Sanayisi Düşük Faizli İhracat Desteği Talep Ediyor Başkan Kesikbaş, Eskişehir’in ihracat performansını değerlendirirken sanayicilerin düşük faizli finansman ihtiyacına dikkat çekti. Kesikbaş, “Eskişehir’de faaliyet gösteren firmalarımız 2026 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,05 artışla 323,6 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ocak-Şubat döneminde ise ihracatımız yüzde 3,88 artarak 637,1 milyon dolara ulaştı. Türkiye genelinde ihracatın gerilediği bir dönemde Eskişehir’in artış kaydetmesi sanayimizin gücünü göstermektedir.” dedi. Kesikbaş, ihracatın sürdürülebilirliği için ihracatçı firmalara yönelik düşük faizli kredi ve finansman desteklerinin artırılması gerektiğini vurguladı. Rekabetçiliğimizi Artıracak Destekler Gerekli Türkiye’nin ithalat rakamlarının ihracattan daha yüksek olmasının dış ticaret açığının devam ettiğini gösterdiğini vurgulayan Kesikbaş, bu tabloyu tersine çevirmek için ihracatçıların desteklenmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Kesikbaş, “Katma değerli üretimi artıran verimlilik, teknoloji ve küresel entegrasyon odaklı teşviklerin güçlendirilmesi, ihracat finansmanına erişimin kolaylaştırılması ve sanayicimizin rekabet gücünü artıracak politikaların kararlılıkla uygulanması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Vergi Yapısı ve Enflasyon Dinamikleri Ekonomik İstikrarı Belirliyor Kesikbaş ayrıca mevcut ekonomik koşullara ilişkin yapısal bazı başlıklara da dikkat çekti. Türkiye’de gıda enflasyonunun halen dramatik seviyelerde seyretmesinin hem hanehalkı refahını hem de maliyet yapısını olumsuz etkilediğini belirten Kesikbaş, üretici üzerindeki KDV yükünün de rekabetçiliğe ciddi zarar verdiğini ifade ederek KDV’nin tüketim aşamasında tahsil edildiği bir sistemin yeniden tartışılması gerektiğini söyledi. Çalışan üzerindeki yüksek vergi yükünün hafifletilmesinin ise hem istihdamı destekleyeceğini hem de kayıt dışılığın azaltılmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Kesikbaş, bu alanlarda atılacak yapısal adımların enflasyonun düşürülmesi ve ekonomik istikrarın güçlendirilmesi açısından kritik olduğunu ifade etti. Sanayicimiz Jeopolitik Risklere Karşı Korunmalı Bölgemizde devam eden çatışmaların küresel ticaret dengelerini etkilediğine dikkat çeken Kesikbaş, “Jeopolitik riskler, lojistik ve enerji maliyetleri, tedarik zincirlerini doğrudan etkiliyor. Türkiye’nin ve Eskişehir sanayisinin bu süreçten en az etkilenmesi için ticaret diplomasisinin güçlendirilmesi, alternatif pazarlara erişimin artırılması ve sanayicimizin korunması büyük önem taşıyor.” dedi. Kesikbaş sözlerini, “Eskişehir sanayisi üretmeye, ihracat yapmaya ve ülkemizin ekonomik gücüne katkı sağlamaya aynı kararlılıkla devam edecektir.” diyerek tamamladı.

Limonda Gümrük Vergisinin Düşürülmesine Tepki Haber

Limonda Gümrük Vergisinin Düşürülmesine Tepki

Cumhurbaşkanı kararıyla limonda gümrük vergisinin yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürülmesine muhalefetten sert tepki geldi. İYİ Parti ve CHP temsilcileri, iktidarın yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalatı seçmesini "öngörüsüzlük" ve "çiftçiye darbe" olarak nitelendirdi. ​Resmi Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatında gümrük vergisinin önemli ölçüde düşürülmesi, tarım siyasetinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ve CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, yaptıkları açıklamalarla hükümeti sert sözlerle eleştirdi. ​Turhan Çömez: "Plansızlık Üreticiye Ağaç Söktürdü" ​İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, 3 yıl önce tarlada 1 TL olan limonun bugünkü durumunu "plansızlık ve beceriksizlik" olarak tanımladı. Çömez, maliyetlerini karşılayamayan üreticilerin ağaçlarını sökmek zorunda kaldığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: ​"İktidar artan limon fiyatlarına önlem olarak yine o dâhiyane çözümü devreye soktu: İthalat! Cumhurbaşkanı kararı ile gümrük vergisi yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldü. Hayırlı ithalatlar…" ​Ayhan Barut: "Bu Yangını Seyretmekten Vazgeçin" ​TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut ise kararı "üretime ve üreticiye vurulan bir darbe" olarak nitelendirdi. Doğu Akdeniz’deki narenciye üreticilerinin yıllardır feryat ettiğini belirten Barut, yanlış politikaların milli servete zarar verdiğini vurguladı. ​Barut, yaptığı basın açıklamasında şunları kaydetti: ​Üretici Desteklenmiyor: "Çiftçiyi desteklemek, ihracatı büyütmek gibi bir dertleri yok. İthalat sevdasıyla bir gece vakti karar alıyorlar." ​Milli Servet Yok Ediliyor: "Ürün para etmediği için dalında çürüdü, işçilik maliyetini bile karşılamadı. Çiftçimiz ağaçlarını kesmek zorunda kaldı." ​Çözüm İthalat Değil Üretim: "Gümrük vergisini düşürerek ithalatın önünü açacağınıza yerli üreticiyi destekleyin. Yanlıştan dönülmeli, bu karar derhal iptal edilmelidir." ​"İhracat Yasaklandı, Sorun Büyüdü" ​Muhalefet temsilcileri, iktidarın daha önce limon ihracatını yasaklayarak piyasayı kilitlediğini, şimdi ise yüksek fiyatların faturasını ithalat yoluyla yine üreticiye kestiğini savunuyor. Özellikle girdi maliyetleri, aşırı yağış ve zirai don gibi felaketlerle boğuşan çiftçinin, düşük gümrük vergili ithal ürün karşısında tamamen savunmasız bırakıldığı ifade ediliyor.

Jeopolitik Gerilim Bölgesel Ticaret Akışlarını Doğrudan Etkiliyor Haber

Jeopolitik Gerilim Bölgesel Ticaret Akışlarını Doğrudan Etkiliyor

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, şubat ayında 140,8 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini açıkladı. Başkan Veysel Memiş, küresel talepteki dalgalanmalara rağmen ürün çeşitliliği ve katma değerli üretimin ihracatta dengeleyici rol oynadığını vurgulayarak, “Şubat ayında bölge ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre sınırlı bir düşüş gösterdi; ancak işlenmiş gıda ürünlerimiz ve geniş ürün portföyümüzün güçlü performansı sayesinde ihracatımız istikrarlı bir şekilde yüksek seviyesini koruyor.” dedi. “Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim bölgesel ticaret akışlarını doğrudan etkiliyor” Küresel gelişmelerin sektöre yansımalarını değerlendiren Başkan Veysel Memiş, Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimin bölgesel ticaret akışlarını doğrudan etkilediğini belirterek, özellikle lojistik maliyetlerde yaşanan sert artışın ihracat planlamasını zorlaştırdığını söyledi. Veysel Memiş, “Orta Doğu’daki gerilim, ticaret rotalarının güvenliği ve maliyet yapısı üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Bölgenin içinde bulunduğu belirsizlik ortamı, hem ticaret akışını hem de fiyat dengelerini doğrudan etkiliyor. Bu süreçte bazı fırsatçı yaklaşımların maliyetleri spekülatif şekilde artırması ihracatçılar açısından önemli bir risk oluşturuyor.” diye konuştu. Navlun ve operasyonel giderlerde yaşanan artışın yalnızca taşıma ücretleriyle sınırlı kalmadığını ifade eden Veysel Memiş, özellikle savaş riski nedeniyle uygulanan ek primlerin lojistik maliyetlerini hızla yükselttiğine dikkat çekti. Veysel Memiş, “Yük taşıma ücretlerinin yanı sıra yükleme ve boşaltma bedelleri, liman hizmetleri, sigorta primleri ve risk farkları da ciddi oranlarda arttı. Özellikle savaş riski gerekçesiyle uygulanan ek teminat ve sigorta primleri toplam lojistik maliyetlerini katladı. Kısa süre içinde 4-5 kat seviyesine ulaşan bu artış, ihracatçının maliyet hesaplarını öngörülemez hale getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu. “Lojistik maliyetlerde dengeli ve makul bir yapı korunmalı” Artan maliyetlerin ihracatçıların kârlılığını doğrudan erittiğini vurgulayan Veysel Memiş, maliyetlerin fiyatlara yansıtılması halinde ise hedef pazarlarda rekabet avantajının zayıfladığına işaret etti. Veysel Memiş, “İhracatçı bu maliyet artışını tek başına üstlenemez. Fiyatlara yansıtıldığında ise rekabet gücü zayıflıyor ve sipariş akışı yavaşlıyor. Bu durum yalnızca maliyet artışı değil, aynı zamanda pazar kaybı riski anlamına geliyor. Bu nedenle lojistik maliyetlerde dengeli ve makul bir yapı korunmalı.” diye konuştu. Kriz dönemlerinde lojistik zincirinin kesintisiz işlemesinin ticaretin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını belirten Veysel Memiş, ani ve kontrolsüz maliyet artışlarının küresel tedarik zincirini de olumsuz etkilediğini dile getirdi. Veysel Memiş, “Lojistikte yaşanan sert dalgalanmalar yalnızca ihracatçıyı değil, ithalatçı firmaları ve nihai tüketicileri de etkiliyor. Tedarik güvenliğinin korunması için maliyetlerde öngörülebilir ve dengeli bir yapının sürdürülmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “En fazla ihracatı pastacılık ürünlerinde gerçekleştirdik; ülke bazında ise Suriye öne çıktı” AHBİB’in şubat ayı ihracatını ürün gruplarına göre değerlendiren Veysel Memiş, özellikle işlenmiş gıda ürünlerinin ihracatta önemli bir denge unsuru olmaya devam ettiğini vurguladı. Veysel Memiş, şunları söyledi: “Sektör ihracatımızda ürün çeşitliliğinin sağladığı avantajı açık şekilde görüyoruz. Pastacılık ürünleri 27,4 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 20’lik pay ile şubat ayında en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ürün grubu oldu. Tatlı bisküvi ve gofretler ise yaklaşık 8 milyon dolarlık ihracatla toplam ihracatımızın yüzde 6’sını oluşturdu. Bakliyat ürünlerinde ise küresel fiyat hareketleri ve talep değişimlerinin etkisi hissediliyor. Şubat ayında bakliyat ihracatımız 26,7 milyon dolar olarak gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23’lük bir gerileme yaşandı. Özellikle bezelye ve bazı baklagil kalemlerinde miktar ve değer bazında düşüşler dikkat çekti. Buna karşın kırmızı mercimek 19,6 milyon dolarlık ihracatla sektörümüzün en güçlü ürünlerinden biri olmaya devam etti. Bitkisel yağ grubunda ise güçlü bir performans yakaladık. Bu alandaki ihracatın sektör için önemli bir büyüme alanı oldu. Yağlı tohumlar ihracatımız yüzde 16 artışla 20,9 milyon dolara ulaştı. Özellikle yer fıstığı ve ayçiçeği tohumu ürünlerinde artan talep, bu ürün grubunun toplam ihracatımız içindeki payını güçlendirdi. AHBİB’in ülke bazında şubat ayı ihracat verilerine göre en fazla ihracatın komşu ülkelere gerçekleştirildiğini belirten Veysel Memiş, bölge pazarlarının sektör için stratejik önemini koruduğunu dile getirdi. Veysel Memiş, “Şubat ayında en fazla ihracatı 14,5 milyon dolar ve yüzde 11 pay ile Suriye’ye gerçekleştirdik. Bu ülkeyi 11,9 milyon dolar ve yüzde 9 pay ile Irak takip etti. Sudan 8,7 milyon dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer alırken Almanya 6,9 milyon dolar değer ile Avrupa pazarında önemli bir konumda bulunuyor.” dedi.

İhracatta Büyük Hedeflere Kadın ve Erkek Birlikte Yürüyerek Ulaşabiliriz Haber

İhracatta Büyük Hedeflere Kadın ve Erkek Birlikte Yürüyerek Ulaşabiliriz

Gelişmiş toplumların kadın – erkek birlikte çalışarak bugünlere geldiğinin altını çizen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’nin her alanda olduğu gibi sürdürülebilir kalkınma ve ihracat hedeflerine ulaşmasının yolunun kadın-erkek eşitliğini güçlendirmekten geçtiğini söyledi. Ege İhracatçı Birlikleri’nin dünyanın en büyük sürdürülebilirlik inisiyatifi olan Global Compact’a üye olan ilk ihracatçı birliği olduğunu hatırlatan Eskinazi, “Kadınların ekonomide, bilimde, eğitimde, sağlıkta ve yönetim kademelerinde güçlü şekilde temsil edildiği ülkelerin daha hızlı kalkındığını ve küresel rekabette daha güçlü konuma ulaştığını görüyoruz. Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünyadaki her şey kadının eseridir” sözünü ilke edinerek kadın erkek eşit temsiliyetini güçlendiren adımları atmalıyız. Bu adımları attığımız zaman Türkiye’nin gelişmiş ülkeler arasında yerini aldığını göreceğiz” şeklinde konuştu. Kalkınmanın yalnızca çevresel değil sosyal boyutlarıyla ele alınması gerektiğinin altını çizen Eskinazi şöyle devam etti: “OECD ve AB ülkelerinde kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 60’ın üzerinde. Türkiye’de ise yüzde 30’lar bandında. Araştırmalar, kadınların iş gücüne katılımının artmasının GSYH büyümesini önemli ölçüde desteklediğini gösteriyor. Kadınların üretimde, ihracatta ve karar alma süreçlerinde daha fazla yer alması Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracaktır. İhracatta büyük hedeflere ulaşmak istiyorsak kadın ve erkeklerin birlikte hareket ettiği bir ekonomik yapı kurmak zorundayız.” Birliğimizde 106 çalışanımızın 48’i erkek 58’i kadın Türkiye’nin ihracatta yüksek katma değerli üretim hedeflerine ulaşmasının insan kaynağının etkin kullanımıyla mümkün olacağını belirterek kadınların üretim ve ihracat ekosisteminde daha fazla yer almasının ekonomik büyüme açısından da büyük önem taşıdığını ifade eden Eskinazi, “Kadınların iş gücüne katılımı yalnızca sosyal bir kazanım değil aynı zamanda ekonomik büyüme için güçlü bir kaldıraçtır. Birliğimizde 106 çalışanımızın 48’İ erkek 58’i kadın. Ege İhracatçı Birlikleri’nde gelecek dönemlerde tecrübeli ve kadın- erkek temsiliyetini merkezine alan bir anlayışın hâkim olması için Ege İhracatçı Birlikleri Genç İhracatçılar Konseyini kurduk. GİK’de kadın ve erkek temsiliyeti eşit. 2026 yılı Nisan ayında EİB çatısı altındaki 12 ihracatçı birliğinde seçimli genel kurullar yapılacak. Bu süreç sonrasında yönetim ve denetim kurullarında kadın temsiliyetinin artmasını arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, üretimde, ihracatta, bilimde ve hayatın her alanında değer yaratan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak sözlerini noktaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.