Hava Durumu

#İhracat

Kırsal Haber - İhracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İhracat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AHBİB'in Nisan Ayı İhracatında Bakliyat, Pastacılık ve Şeker Mamulleri Öne Çıktı Haber

AHBİB'in Nisan Ayı İhracatında Bakliyat, Pastacılık ve Şeker Mamulleri Öne Çıktı

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, nisan ayında 173,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini açıkladı. Yılın dördüncü ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 oranında artış sağladıklarını vurgulayan AHBİB Başkanı Veysel Memiş, Irak ve Suriye pazarında derinleştiklerini, en güçlü ivmelenmeyi Cibuti, İran, Suudi Arabistan, Ürdün ve Tunus pazarında yakaladıklarını belirtti. Bakliyat, pastacılık ve şeker mamulleri öne çıktı 2025 yılı Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda üyelerin büyük desteğiyle yeniden başkanlığa seçilerek güven tazeleyen Başkan Veysel Memiş, AHBİB’in nisan ayı ihracat performansını ürün gruplarına göre değerlendirirken bakliyat, pastacılık ürünleri ile şeker ve şeker mamullerinin dikkat çekici ihracat rakamlarıyla öne çıktığını vurguladı. Yılın dördüncü ayında 209 bin 760 ton ürünü uluslararası pazarlarda dövize dönüştürdüklerini belirten Başkan Veysel Memiş, “Bölge ihracatında bakliyat, 52,4 milyon dolarlık değeri ve yüzde 32’lik payıyla lider konumda yer aldı. Yüzde 87’lik artış kaydettiğimiz bu grup içinde özellikle kırmızı mercimek, 41,4 milyon dolar değer ile toplam ihracatımızın yüzde 25’ini oluşturdu. Katma değeri yüksek ürünler arasında yer alan pastacılık ürünleri, 33,7 milyon dolarlık ihracatla yüzde 34’lük büyüme sağladı. Şeker ve şeker mamulleri ihracatı ise 22,4 milyon dolara ulaştı.” dedi. Lokomotif pazarlar Orta Doğu ve Afrika Nisan ayında bölge ihracatının lokomotif pazarlarının Irak, Suriye, Cibuti, Sudan, Almanya, İran, Suudi Arabistan, İtalya, Rusya ve Ürdün olduğunu bildiren Veysel Memiş, bu ülkelerin AHBİB’in ihracatında istikrar ve büyümenin temelini oluşturduğunu, özellikle katma değeri yüksek ürünlerdeki artışın Türkiye’nin küresel tarım rekabetçiliğini güçlendirdiğini vurguladı. Başkan Veysel Memiş, şunları söyledi: “AHBİB’in nisan ayı ihracat rakamlarını ülke bazında analiz ettiğimizde, geleneksel pazarlarımızdaki güçlü duruşun kararlılıkla sürdüğünü görüyoruz. Bölge ihracatımızda Irak, 18,5 milyon dolarlık hacmi ve yüzde 11’lik pazar payı ile liderlik koltuğundaki yerini korudu. Irak’ı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artış sağlayarak 13,9 milyon dolarlık hacme ulaşan ve yüzde 8 pay alan Suriye yakından takip etti. Nisan ayının en dikkat çeken performansı ise Cibuti’den geldi. Bu pazarımızda yakaladığımız yüzde 482’lik rekor çıkışla 10,3 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaşarak yüzde 6’lık bir pay elde ettik.” Yeni hizmet döneminde temel öncelikler ve hedefler Yeni hizmet dönemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başkan Veysel Memiş, ihracatı daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya taşıma sözü verdi. 2022 yılından bu yana yürüttükleri görev süresince somut çıktılara odaklandıklarını vurgulayan Başkan Veysel Memiş, “Hedef pazarlara yönelik 4 sektörel ticaret heyeti organize ederken, dünya genelinde 19 uluslararası fuara katılım sağlayarak yeni iş bağlantılarının yolu açtık. İhracatçı firmaların gücüne güç katmak amacıyla 4 UR-GE projesi hayata geçirdik. Yurt dışı pazarlama ve eğitim programlarıyla firmaların kurumsal altyapısını geliştirdik. Sektör içi koordinasyonu sağlamak adına 9 istişare toplantısı gerçekleştirdik. Başarıyı ödüllendirmek amacıyla 4 büyük ödül töreni düzenledik. Tüm hamlelerin neticesinde 2025 yılı itibarıyla 1,8 milyar dolarlık devasa bir ihracat hacmine ulaştık. Yeni hizmet döneminde kazanılan başarıların üzerine koyarak ilerleyeceğiz. Temel önceliğimiz, sektörümüzün ihtiyaçlarını her platformda en gür sesle ifade etmek ve ihracatçımızın küresel rekabet gücünü artırmaktır.” diye konuştu.

Kanatlı Eti Sektöründe İhracat Krizi: "Stoklar Şişiyor, Pazarlar Kaybediliyor" Haber

Kanatlı Eti Sektöründe İhracat Krizi: "Stoklar Şişiyor, Pazarlar Kaybediliyor"

Türkiye’nin kanatlı eti üretiminde rekor artış yaşanırken, ihracat kısıtlamaları sektörde alarm zillerinin çalmasına neden oldu. ASHİB Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz, ihracat kapılarının kapalı kalmasının 30 yıllık dış pazarların kaybına ve üretimde zorunlu daralmaya yol açabileceği uyarısında bulundu. ​Türkiye İhracatçılar Meclisi Sektörler Konseyi ve ASHİB Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz, kanatlı eti sektöründeki güncel durumu değerlendirdi. Üretimin rekor seviyelere ulaştığı 2026 yılında, ihracat kanallarının kapalı olması nedeniyle depolarda yüz binlerce ton ürünün biriktiğini vurguladı. ​Üretimde Rekor Artış, İhracatta Büyük Düşüş ​Türkiye’nin kanatlı eti üretim kapasitesi her geçen yıl büyürken, nisan ayı ihracat verileri kısıtlamaların negatif etkisini gözler önüne serdi. Yamanyılmaz’ın paylaştığı verilere göre: 2025 yılında kanatlı eti üretimi %11’in üzerinde artarak 2 milyon 848 bin tona ulaştı. 2026’nın ilk iki ayında ise üretim %3,6 artışla 475 bin tonu geçti. Nisan ayında ihracat, miktar bazında %23,9, değer bazında ise %47,8 oranında geriledi. İç tüketimin yaklaşık 2 milyon ton olduğu sektörde, şu an depolarda 250-300 bin ton civarında ürün birikmiş durumda. ​"30 Yıllık Pazarlar Çin’e Kaptırılıyor" ​Özellikle Orta Doğu ve Afrika pazarlarında Türkiye’nin çok güçlü bir ağa sahip olduğunu belirten Yamanyılmaz, sürdürülebilir tedarik sağlanamadığı için alıcıların alternatif ülkelere yöneldiğini söyledi: ​"Irak gibi en yakın pazarlarımıza artık Çin’den ürün girmeye başladı. Biz bu pazarlar için yıllarca emek verdik. İhracatın durmasıyla müşteriler başka tedarikçilere gidiyor; kaybedilen bir pazarı yeniden kazanmak çok zordur." ​Maliyet Baskısı ve Üretici Yatırımları Tehlikede ​Enerji, işçilik ve yem maliyetlerindeki yükselişe rağmen kanatlı etinin en düşük fiyat artışı yaşanan ürünlerden biri olduğunu ifade eden Yamanyılmaz, ihracat yasağının fiyatları düşürmediğini, aksine üreticinin kazancını eriterek yatırımları durma noktasına getirdiğini savundu. ​Çözüm Önerisi: Kotalı İhracat Modeli ​Sektörün nefes alabilmesi için devletten acil adım beklediklerini ifade eden Ali Can Yamanyılmaz, çözüm önerisini şu sözlerle dile getirdi: "En azından ilk etapta kotalı da olsa ihracat açılmalı. Bu sayede hem stoklar eritilir hem de dış pazardaki varlığımız korunur. İhracat açılmazsa üretimde zorunlu kısıtlama gelecek. Bu da uzun vadede arzın azalmasına ve tüketicinin daha pahalı ürün almasına neden olacak."

Reis Gıda’dan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Mesajı Haber

Reis Gıda’dan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Mesajı

Türkiye’nin köklü markalarından Reis Gıda, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda; gıda güvenliği, tarımda dijitalleşme ve genç kuşakların üretime katılımının hayati önemine dikkat çekti. Şirket, "Bakliyat Köyleri" projesiyle yerli üretimi desteklemeye devam ediyor. ​Reis Gıda, gıda güvenliğinin temel taşı olan çiftçilerin emeğini görünür kılmak ve tarımın yarınlarını güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir değerlendirme paylaştı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin sadece bölgesel değil, küresel ölçekte bir güç olduğunu vurgulayan Reis Gıda, üretimin sürdürülebilirliği için "insan" odaklı bir yaklaşımın şart olduğunu belirtti. ​Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Stratejik Gücü ​Reis Gıda'dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Dünya Çiftçiler Günü, yalnızca toprağa emek veren insanları kutladığımız bir gün değil; gıda güvenliğini, kırsal kalkınmayı, gençlerin tarıma katılımını ve üretimin geleceğini yeniden düşünmemiz gereken güçlü bir çağrıdır. Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üretici sayısı artarken, tarım nüfusunun yaşlanması, su stresi, iklim baskısı ve gençlerin sektöre kazandırılması, geleceğin tarım gündemini belirleyen temel başlıklar arasında yer alıyor. Toprağın bereketi, insanlığın ortak geleceğini besleyen en kıymetli güçlerden biridir. Bu bereketin gerçek taşıyıcıları ise emeğiyle üretimi mümkün kılan, toprağı bilgiyle buluşturan ve her mevsim ülkesinin gıda güvencesine katkı sunan çiftçilerimizdir. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, bu büyük emeği görünür kılmak, üretimin merkezindeki insanı yeniden hatırlamak ve tarımın yarınlarını daha güçlü kurmak için çok anlamlı bir fırsattır. Türkiye, tarımsal üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve güçlü üretim kültürüyle çok önemli bir tarım ülkesidir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı başı verilerine göre Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısı yaklaşık 2,36 milyon civarındadır. (ÇKS) kayıtlı ekili alan yaklaşık 170 milyon dekar (17 milyon hektar) seviyesine ulaşmıştır. Son beş yılda kayıtlı çiftçi sayısında 190 bin artış yaşanmıştır. Aynı dönemde tarım sektörü 2024 yılında 2 trilyon 428 milyar liralık hasılaya ulaşarak GSYH’ye yüzde 5,6 katkı sundu. TÜİK’in 2025 işgücü istatistiklerine göre ise istihdamın yüzde 14,0’ı tarım sektöründe yer aldı. Bu tablo, tarımın Türkiye ekonomisi, istihdamı ve gıda arzı açısından taşıdığı stratejik önemi açık biçimde gösteriyor Türkiye sahip olduğu geniş tarım arazileri, iklim avantajları, yetişmiş insan kaynağı ve üretim kültürü sayesinde sadece bölgesel bir gıda tedarikçisi değil; aynı zamanda gıda güvenliğini aşan ölçekte ihracat ve yatırım odaklı bir tarım endüstrisinin taşıyıcısı olabilecek büyük bir potansiyele sahip. Bu nedenle tarıma artık sadece geleneksel bir üretim alanı olarak değil, sürdürülebilir büyümenin stratejik sahası olarak bakmak gerekiyor. Sayılar artarken asıl mesele üretimde kuşak devamlılığı Bugün tarımda en kritik başlıklardan biri, yalnızca kayıtlı üretici sayısı değil, üretimin kuşaklar boyunca sürdürülebilirliğidir. Resmî kayıtlarda ÇKS’ye dahil olan çiftçi sayısında artış görülüyor. Bununla birlikte yaş dağılımı, tarımın genç kuşaklar için daha güçlü bir gelecek alanına dönüştürülmesi gerektiğini ortaya koyuyor. TZOB verilerine göre Türkiye’de kayıtlı çiftçilerin yüzde 34’ü 65 yaş ve üzerindeyken, yüzde 34,6’sı 50-64 yaş grubunda bulunuyor; 18-24 yaş grubunun payı ise yüzde 1 seviyesinde. TZOB’un 2025 değerlendirmesinde kırsalda yaş ortalamasının 59’a ulaştığı da vurgulanıyor. Bu veriler, tarımda devamlılığın önümüzdeki dönemde gençleşme, eğitim, teknolojiye erişim ve gelir istikrarı başlıklarıyla birlikte ele alınmasını gerekli kılıyor. Gençlerin tarımı daha ölçülebilir, daha yönetilebilir, daha yenilikçi ve daha kazançlı bir alan olarak görmesi için teknoloji büyük bir dönüştürücü güç sunuyor. Dijitalleşme sayesinde tarım, sadece fiziksel emekle tanımlanan bir alan olmaktan çıkıp veri analizi, yazılım, sensör sistemleri, uzaktan izleme, robotik uygulamalar ve yeni nesil girişimcilikle gençler için yeniden cazip hale gelebilir. Gençler için tarımı geleceğin mesleğine dönüştürmek gerekiyor Dünya genelinde de asıl büyük meselelerden biri gençlerin tarımda nasıl daha güçlü yer alacağı. FAO’nun 2025 tarihli çalışmasına göre, çalışan gençlerin yüzde 44’ü tarım-gıda sistemlerinden geçimini sağlıyor. Ancak aynı rapor, gençlerin bu alandaki payının 2005’teki yüzde 54 seviyesinden 2021’de yüzde 44’e gerilediğini gösteriyor. Avrupa’da da benzer bir tablo var. Eurostat’a göre Avrupa Birliği’nde 2020 itibarıyla çiftlik yöneticilerinin yüzde 57,6’sı 55 yaş ve üzerindeyken, 40 yaş altı genç çiftçilerin oranı yüzde 11,9 düzeyinde kalıyor. Bu tablo bize çok açık bir şey söylüyor: Tarım, gençler için daha yüksek teknolojiyle, daha güçlü gelir modeliyle, daha itibarlı bir kariyer alanı olarak yeniden anlatılmalı. Gençlerin tarımı daha ölçülebilir, daha yönetilebilir, daha yenilikçi ve daha kazançlı bir alan olarak görmesi için teknoloji büyük bir dönüştürücü güç sunuyor. Dijitalleşme sayesinde tarım, sadece fiziksel emekle tanımlanan bir alan olmaktan çıkıp veri analizi, yazılım, sensör sistemleri, uzaktan izleme, robotik uygulamalar ve yeni nesil girişimcilikle gençler için yeniden cazip hale gelebilir. Kaynakları Koruyan, Verimliliği Artıran Yeni Tarım Anlayışı Bugün artık tarımda asıl ihtiyaç, sadece üretim miktarını artırmak değildir. Asıl ihtiyaç; suyu daha verimli kullanan, toprağı koruyan, girdi kullanımını optimize eden, verimliliği yükselten ve kaliteyi sürdürülebilir biçimde artıran daha akıllı bir üretim modelidir. Yeni yazıda da belirtildiği gibi, dünya daha fazla değil, mevcut kaynakla daha fazla değer yaratmayı konuşuyor. Türkiye’nin de bu yeni döneme çok güçlü biçimde uyum sağlaması gerekiyor. Verimlilik meselesi artık sadece ekonomik bir başlık değil; aynı zamanda gıda egemenliği, ihracat kapasitesi ve kırsal istikrar açısından stratejik bir konudur. Tarımsal verimlilikte yaşanacak her iyileşme, üreticinin gelirinden ülkenin rekabet gücüne kadar çok geniş bir alana katkı sunacaktır. Tarımın geleceği, kaynakları daha çok tüketen değil; mevcut kaynakları daha akıllıca yöneten sistemlerde şekillenecektir. İklim değişikliği çiftçinin omzundaki yükü büyütüyor Bugün çiftçiyi yalnızca maliyetlerle ya da pazara erişimle değerlendirmek yeterli olmuyor. İklim değişikliği, su stresi, ani hava olayları ve üretim planlaması artık tarımın ana belirleyicileri arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerinin bazı bölgelerde derinleşmesi, kuraklık riskinin artması, damlama sulama, anıza ekim ve iklim koşullarına dayanıklı yeni çeşit geliştirme çalışmalarını daha önemli hale getirmektedir. Bu tablo, verimliliğin artık yalnızca daha çok üretmek anlamına gelmediğini; aynı zamanda daha az suyla, daha doğru planlamayla ve daha güçlü bilgi altyapısıyla üretmek anlamına geldiğini gösteriyor. Kadın emeği, yerli tohum ve kırsal kalkınma birlikte güç kazanıyor Tarımın geleceği konuşulurken kadın üreticilerin katkısı ayrı bir başlık olarak ele alınmalı. FAO’ya göre kadınlar tarımsal iş gücünün neredeyse yarısını oluştururken, tarım arazilerinin yalnızca yüzde 15’ine sahip bulunuyor. Bu veri, kadın emeğinin üretimde ne kadar güçlü olduğunu; mülkiyet, fırsat ve görünürlük açısından ise daha çok alan açılması gerektiğini ortaya koyuyor. Biz de Reis Gıda olarak üretimin sürdürülebilirliğini, yerli tohumların korunmasını, kadın üreticilerin güçlenmesini ve kırsalda yaşamın devamlılığını birlikte ele alıyoruz. Bakliyat Köyleri yaklaşımımızın özünde de bu anlayış yer alıyor: Toprağı koruyan, yerel bilgiyi yaşatan, teknolojiyi üreticiyle buluşturan ve gelecek nesillere güçlü bir tarım mirası bırakan bir üretim kültürü. Tarımın güçlü kalması; çiftçinin üretimde kalmasıyla, gençlerin toprağa umutla bakmasıyla, kadın üreticilerin daha çok güçlenmesiyle, suyun verimli kullanılmasıyla ve teknolojinin sahada daha yaygın karşılık bulmasıyla mümkün olacaktır. Çiftçilerimiz, yalnızca tarlayı ekip biçen insanlar değildir; onlar ülkemizin gıda hafızasını, üretim kültürünü ve geleceğe uzanan bereket zincirini taşıyan en kıymetli emek sahipleridir. Bu nedenle 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde bir kez daha güçlü bir ifadeyle söylemek isterim: Toprağa değer, sofralara bereket ve geleceğe umut katan tüm çiftçilerimizin emeği çok kıymetlidir. Türkiye’nin tarımsal gücü, çiftçisinin bilgisiyle, sabrıyla, emeğiyle ve üretme kararlılığıyla büyümeye devam edecektir. Bizlere düşen görev ise bu emeği daha görünür, daha güçlü ve daha sürdürülebilir kılacak adımları hep birlikte çoğaltmaktır."

Yaş Meyve Sebze İhracatında Bülent Sarıkaya Dönemi Haber

Yaş Meyve Sebze İhracatında Bülent Sarıkaya Dönemi

Türk yaş meyve sebze sektörü, 2025 yılı Nisan ayında sergilediği performansla göz doldurdu. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (AKİB) seçimli genel kurulunda başkanlığa seçilen Bülent Sarıkaya, göreve rekor rakamlarla başladı. Nisan ayında ihracat, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 40 artışla 329,4 milyon dolara ulaştı. ​AKİB’de Yeni Yönetim ve Sürdürülebilirlik Vizyonu ​Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda, Sarıkaya Tarım temsilcisi Bülent Sarıkaya bayrağı Ferhat Gürüz’den devraldı. Tek listeyle girilen seçimlerin ardından açıklama yapan Sarıkaya, yeni dönemde temel önceliklerinin ihracatta sürdürülebilirlik ve katma değerli üretim olduğunu vurguladı. ​Başkan Sarıkaya, "Üretici ile ihracatçı arasındaki bağı güçlendirerek küresel rekabet gücümüzü artıracağız. Lojistik maliyetlerin optimizasyonu ve pazar çeşitliliği stratejik rotamız olacak," dedi. ​Nisan Ayı İhracat Verileri: Mandalina ve Limon Zirvede ​Türkiye’nin nisan ayı yaş meyve sebze ihracat verilerini paylaşan Sarıkaya, sektörün başarısında AKİB’in kilit rol oynadığını belirtti. Toplam ihracatın yüzde 44’ünü tek başına sırtlayan AKİB, 143,7 milyon dolarlık dış satıma imza attı. Öne çıkan ürünler ise şu şekilde; ​Mandalina: Yüzde 326 artışla 82,2 milyon dolar. ​Limon: Yüzde 57 artışla 52,3 milyon dolar. ​Domates: 49 milyon dolar ihracat geliri. ​Öne Çıkan Diğer Ürünler: Portakal, havuç, turp ve nar ihracat hacminde en güçlü ivmeyi yakalayan gruplar oldu. ​Irak Pazarında %222’lik Değer Patlaması ​Nisan ayında en dikkat çekici büyüme Irak pazarında yaşandı. Irak, hem miktar hem de değer bazında Türkiye'nin bir numaralı ihracat rotası konumuna yükseldi. ​Irak: İhracat geliri yüzde 222 artışla 98,9 milyon dolara çıktı. ​Rusya: 43,9 milyon dolarlık gelirle yerini korudu. ​Romanya: Değer bazında yüzde 16 artışla 40,7 milyon dolarlık performans sergiledi. ​Suudi Arabistan ve Gürcistan: Dinamik yükselişiyle dikkat çeken diğer önemli pazarlar oldu. ​Hedef Kuzey Amerika: Kanada Çıkartması ​Pazar çeşitlendirme stratejisi kapsamında rotayı Kuzey Amerika’ya çeviren AKİB, Kanada’nın Toronto şehrinde düzenlenen CPMA Convention and Trade Show’a katıldı. Türk narenciyesi, narı ve incirinin kalitesini Kanadalı profesyonel alıcılara tanıtan birlik, uluslararası arenadaki güvenilir tedarik zinciri imajını güçlendirdi.

Çiftçinin Alın Teri Erken Mücadeleyle Korunuyor Haber

Çiftçinin Alın Teri Erken Mücadeleyle Korunuyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, zorlu koşullarda var olma mücadelesi veren çiftçiyi dirençli hale getirmek için, ülke genelinde hızla yayılarak milyonlarca dolarlık zarara neden olan kahverengi kokarca böceğine karşı mücadele başlattı. Ürünlere zarar veren istilacı türe karşı, üreticiler bilinçlendirilerek feromon tuzağı dağıtımına başlandı. 1000 adet tuzakla başlayan dağıtım İzmir geneline yayılacak. Böylece hem çiftçinin emeği hem de kentin gıda güvenliği korunacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye genelinde son dönemde hızla yayılmaya başlayan, önemli ihracat kalemleri arasındaki ürünlere zarar veren kahverengi kokarca böceğine karşı harekete geçti. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, çiftçilerin ekonomik kayıp yaşamaması ve İzmir’in ihracat payında düşüş yaşanmaması için kent genelinde zararlıya karşı mücadele ve bilinçlendirme çalışmasına başladı. İzmir’in üretimde lider olduğu satsuma mandalina, mısır, kiraz ve domates başta olmak üzere fındık, elma, armut, turunçgiller, ceviz, biber, patlıcan gibi çok sayıda meyve ve sebzede hasar bırakarak ekonomik kayba neden olan kahverengi kokarca böceğiyle mücadele kapsamında çiftçiye feromon tuzağı dağıtıldı. Zararlının yayılımı kontrol altına alınacak Çalışma Bakırçay Havzası’nda Bergama’dan başladı. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın ziraat mühendisleri, çiftçiyle bir araya gelerek kahverengi kokarca böceğinin zararlarına karşı üreticiyi bilgilendirdi. İlk etapta 1000 adet feromon tuzağı dağıtıldı. Dağıtımı yapılan tuzaklar aracılığıyla zararlının yoğun görüldüğü alanlarda popülasyonunun takibi sağlanarak, mücadelenin zamanında ve etkin şekilde yürütülmesi sağlanacak. Böylelikle zararlının yayılımı kontrol altına alınarak erken müdahale sağlanmış olacak. Ekolojik, sürdürülebilir mücadele Sahada tuzakların kurulumu hakkında çiftçiyi bilgilendiren Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli ziraat mühendisi Barış Pasin, “Ülkemizde son yıllarda yayılan kahverengi kokarca zararlısıyla ilgili bir mücadele çalışması içerisindeyiz. Bu mücadeleyi daha efektif, daha kontrollü sağlayabilmek için feromon tuzağı dağıtıyoruz. Bu projenin asıl amacı, tuzakla canlının popülasyonunu ölçmek ve popülasyonun tespit edilmesi halinde üremesini engelleyebilmek için mücadele yönüne geçmek. Üreticilerimizi de bu konuda bilinçlendirebilmek istiyoruz. Ekolojik, sürdürülebilir bir mücadele yöntemi ile vatandaşlarımızla daha temiz, daha duyarlı bir üretim sahası oluşturabilmek” diye konuştu. “Öncülüğünü yapmış olacağız” Tuzak desteğinden faydalanan Bergamalı üretici Erol Akkul ise “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetine şimdiden teşekkür ediyoruz. Kahverengi kokarca böceğini inşallah burada görmeyiz. Görürsek de mücadelenin öncülüğünü yapmış olacağız. Yayılmasını engellenmek için öncelik bu tuzakların kurulumunu yapıyoruz” dedi. Bir sezonda 3 bin yumurta bırakan istilacı tür Kahverengi kokarca böceği, tarımsal üretimde önemli ölçüde kayıplara neden olan tahripkâr ve istilacı bir zararlı olarak tanımlanıyor. Genellikle yaprakların altına, meyve kabuklarına ya da genç sürgünlere yumurta bırakan zararlılar, bir yaprağın üzerine tek seferde 28 yeşil yumurta, bir sezonda ise 3 bin yumurta yumurtlayabiliyor. Meyvelerin kökünü 20 günde kurutabilen kahverengi kokarca, günde 30 kilometre uçabiliyor. Bitkileri emmek için hortumunu kullanan zararlı beslendiği meyvelerin dış yüzeyinde nekroz alanları veya çukurlu bölgeler oluşabileceği gibi, yapraklarda benekler ortaya çıkabiliyor. Tohum kaybı ve bitki patojenlerinin bulaşmasına da sebep olabilen tür, hem ekonomik hem de ekolojik açıdan ciddi kayıplara yol açıyor. İhracatta milyonlarca dolarlık zarara neden oluyor Zararlı, mahsulde lekelenme, buruşma ve çökmelere neden oluyor. Bu durum hem hasat edilebilir ürün miktarını hem de kaliteyi düşürüyor. Hasat edilen ürünlerde tespit edilmesi halinde ise özellikle Avrupa ihracatında kabul sorunlarına yol açabiliyor. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi’nde hızla yayılmaya başlayan kahverengi kokarca böceği, geçtiğimiz yıllarda yalnızca fındık üretiminde 500 milyon dolara varan zarara neden oldu. Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan’da da fındık hasadının yaklaşık üçte birini tahrip eden bu türe karşı İzmir’de mücadele erken dönemde başlatılmış oldu.

Hayvansal Gıda Sektöründen TİM Başkanı Mustafa Gültepe’ye Tam Destek Haber

Hayvansal Gıda Sektöründen TİM Başkanı Mustafa Gültepe’ye Tam Destek

TİM seçimleri heyecanı yaşanırken, gıda sektörünün güçlü temsilcilerinden "istikrar" vurgusu geldi. TİM Sektörler Konseyi Üyesi ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz, Mustafa Gültepe’nin yeniden adaylığını desteklediklerini açıkladı. ​"Tecrübe ve İstikrar İhracatın Güvencesidir" ​Sektör adına açıklamalarda bulunan Ali Can Yamanyılmaz, gıda güvenliğinin küresel ekonomideki kritik rolüne değinerek şunları söyledi: "Türkiye’ye net döviz girdisi sağlayan su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü, dünya pazarında hassas bir dengede ilerliyor. Mustafa Gültepe’nin vizyoner liderliği, sektörümüzün rekabet gücünü koruması için hayati bir önem taşıyor. Tecrübe ve istikrar, bu zorlu yolda en büyük sermayemizdir." ​Maliyet Artışlarına Karşı Stratejik Öngörü ​Yamanyılmaz, üretim maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde çözüm odaklı yaklaşımların önemine dikkat çekti. Yamanyılmaz, Mustafa Gültepe’nin ihracatçıya sunduğu çözüm odaklı projeler, maliyet baskısı altındaki sektörlere nefes aldırdığını ifade ederken Türkiye’nin yeni ihracat rekorlarına ulaşmasında Gültepe’nin tecrübesinin belirleyici olduğu vurgulandı. ​Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Dijital Dönüşüm ​Su ürünleri ve hayvansal gıda sektörünün geleceğinin sürdürülebilirlik üzerine kurulu olduğunu belirten Yamanyılmaz, "Gültepe Başkanımızın döneminde ivme kazanan Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum çalışmaları ve dijital dönüşüm hamleleri, sektörümüzün global pazarlardaki kalıcılığını perçinleyecektir" dedi. ​"İhracatın Şampiyonlar Ligi’nde Hedef Yeni Rekorlar" ​Sözlerini birlik ve beraberlik mesajıyla tamamlayan ASHİB Başkan Yardımcısı, katma değeri yüksek gıda ihracatının önemine değinerek; "Mustafa Gültepe liderliğinde Türkiye ihracatının Şampiyonlar Ligi'ndeki yerini sağlamlaştıracağına ve yeni rekorlara imza atacağına yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

Levrek ve Çipurada Fileto İhracatı Güç Kattı Haber

Levrek ve Çipurada Fileto İhracatı Güç Kattı

İhracatın yıldız sektörlerinden su ürünleri sektörü ihracatta başarı hikayesi yazmaya 2026 yılının Ocak – Nisan döneminde de devam etti. Türk su ürünleri sektörü, 2026 yılının Ocak – Nisan döneminde ihracatını yüzde 21 artırarak 737 milyon dolara ulaştırdı. Levrek ve çipurada fileto ihracatındaki güçlü artış, sektörün katma değerli üretimde önemli bir dönüşüm yaşadığını ortaya koydu. Türk su ürünleri sektörü 2026 yılının dört aylık diliminde her ay ortalama 32 milyon dolarlık ihracat artış hızı yakaladı. Taze fileto levrek ihracatı yüzde 45 arttı Levrek, çipura, Türk somonu, orkinos, alabalık, kaya levreği ve diğer su ürünleri kategorilerinin tamamında ihracat artış başarısı gösterildiğine değinen Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, “Su ürünleri sektörümüzde levrek ihracattaki liderliğini sürdürdü. 2025 yılının ocak – nisan döneminde 197 milyon dolar olan levrek ihracatı 2026 yılının ilk dört ayında yüzde 31’lik artışla 257 milyon dolara ulaştı. Levrek ihracatının 120 milyon dolarlık kısmı taze olarak ihraç edilirken, 70 milyon dolarlık kısmı taze fileto olarak ihraç edildi. 2025 yılının ocak – nisan döneminde 48 milyon dolar olan taze fileto levrek ihracatı yüzde 45 artış gösterdi. Çipura ihracatı yüzde 13’lük artışla 170 milyon dolardan 192 milyon dolara yükseldi. Çipura ihracatında da dondurulmuş fileto ihracatı yüzde 41’lik artışla 14,5 milyon dolardan 20,5 milyon dolara yükseldi.” dedi. Başkan Demir, “Artık tüketici sadece kaliteli ürünü değil, aynı zamanda pratik, işlenmiş ve kullanıma hazır ürünleri tercih ediyor. Biz de sektör olarak üretim modelimizi bu talebe göre dönüştürüyoruz. Özellikle fileto ürün grubunda yakaladığımız artış, Türk firmalarının işleme teknolojilerindeki gelişimini ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü net biçimde gösteriyor. Türkiye su ürünleri sektörü bugün sadece üretim hacmiyle değil, kalite standartları, sürdürülebilir üretim yaklaşımı ve yüksek katma değerli ürün çeşitliliğiyle dünya pazarlarında güçlü bir konuma sahip. Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda Türk su ürünlerine yönelik güven ve talep artıyor. Önümüzdeki dönemde işlenmiş ürün yatırımlarının artmasıyla birlikte kilogram başına ihracat değerimizi daha yukarı taşıyacağımıza inanıyoruz.” diye konuştu. Tüketici işlenmiş ürüne yöneldi, ortalama ihraç fiyatımız arttı Tüketici tercihlerinin işlenmiş ürünlere kaydığını söyleyen Ufuk Atakan Demir, işlenmiş ürün ihracatındaki artışın ortalama ihraç fiyatını da yukarı taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: “2025 yılının ocak – nisan döneminde ortalama ihraç fiyatımız 7 dolar seviyesindeyken, 2026 yılının aynı döneminde 8,7 dolara çıktı. Türk su ürünlerinin ihraç fiyatı dolar bazında yüzde 23 artış gösterdi. Üçüncü sırada 121,5 milyon dolarlık ihracatla Türk somonu yer aldı. Türk somonunun ihracat tutarı 2025 yılının 4 aylık diliminde 117 milyon dolar olmuştu. Türk somonu ihracatındaki artış yüzde 3 olarak kayıtlara geçti. Orkinos ihracatı yüzde 155’lik rekor artışla 18,5 milyon dolardan 47,3 milyon dolara çıktı. Türkiye, alabalık ihracatından 42,6 milyon dolar döviz geliri elde etti. Alabalık ihracatı yüzde 6 artış kaydetti. Diğer su ürünleri ihracatımız yüzde 15’lik artışla 58 milyon dolardan 67 milyon dolara yükseldi.” Su ürünleri ihracatında aslan payı Egeli balıkçıların Başkan Demir, “2026 yılının ilk dört aylık döneminde Türkiye’nin 737 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının 491 milyon dolarlık büyük dilimini Birliğimiz üyesi ihracatçılar gerçekleştirdi. Egeli ihracatçılar olarak Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 67’sini yaptık. Bir başka ifadeyle her üç balık ihracatımızın ikisinin altında Egeli ihracatçıların imzası vardı. Levrek ve çipura ihracatında daha parlak bir başarı hikayesi yazdık. Türkiye’nin levrek ihracatının yüzde 90’ını, çipura ihracatının yüzde 85’ini tek başımıza gerçekleştirdik.” dedi. Türk su ürünleri sektörü, 21-23 Nisan 2026 tarihlerinde Barcelona’da dünyanın en büyük deniz ürünleri fuarından biri olan Seafood Expo Global’de Türk su ürünleri sektörünün gücünü ve potansiyelini dünyanın dört bir tarafından gelen satın almacılara gösterdi. Türkiye pavilyonu, fuar boyunca gerçekleştirdiği tanıtım ve tadım etkinlikleriyle öne çıktı. Ünlü şeflerin Türk su ürünleriyle hazırladığı özel menüler katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Fuar ile eş zamanlı olarak 21 Nisan 2026 tarihinde Barcelona Marina’da yer alan Velissima Restaurant’ta “Mediterranean Taste of Turkish Seafood” temalı tadım etkinliğine imza atıldı. Bu etkinlik; Ege, İstanbul ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri tarafından ortaklaşa yürütülen Turkish Seafood Turquality Projesi kapsamında organize edildi. Söz konusu etkinliğe Türk su ürünleri ihracatçı firma temsilcileri, yerli ve yabancı basın mensupları, potansiyel yabancı alıcı ve distribütörler, sektörün önde gelen kurum ve kuruluşları ile yabancı sosyal medya etkileyicileri katıldı. Dünyaca ünlü şefler Francesco Mattana ve Thomas Straker da Turkish Seafood Turquality Projesi kapsamında organize edilen bu tadım etkinliğine katılarak Türk su ürünlerinin eşsiz lezzetlerini deneyimledi ve ürün çeşitliliği hakkında bilgi aldı. Etkinlikte yabancı şefler tarafından Türk balıklarıyla hazırlanan özel pişirim ve sunumlar gerçekleştirilirken, Türk su ürünlerinin yüksek kalitesi, çeşitliliği ve dünya mutfağına entegrasyonu vurgulandı. Su ürünleri sektörü; kapsamlı tanıtım faaliyetleriyle Türk su ürünlerinin özellikle Akdeniz gastronomisindeki güçlü konumunun uluslararası alanda daha da pekiştirilmesine katkı sağladı. Türk su ürünleri sektörü 2025 yılını 2 milyar 243 milyon dolarlık ihracat performansıyla geride bırakmıştı. Sektör, 2030 yılında 3,5 milyar dolar dövizi ülkemize kazandırmak için çabalarını sürdürüyor.

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu Haber

Üreticiden Yatırımcıya Sektörün Buluşma Noktası Olivtech Oldu

Gurme İzmir Olivtech Fuarı, üreticiden yatırımcıya sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Üç gün boyunca 6 bin 500’ü aşkın ziyaretçiyi ağırlayan fuarda; zeytin ve zeytinyağı, süt ürünleri ve tarım teknolojileri alanındaki yenilikler sergilenirken, uluslararası iş bağlantıları ve yeni yatırım fırsatları da gündemin odağı oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, üç gün boyunca sektörün tüm paydaşlarını İzmir’de buluşturdu. Yerli ve yabancı toplam 6 bin 504 ziyaretçinin ağırlandığı fuarda, üretimden paketlemeye ve tüketime uzanan geniş bir çerçevede Türkiye’nin farklı şehirlerinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan 100’ün üzerinde katılımcı yer aldı. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar ve deneyim alanlarıyla zenginleşen Olivtech’te; tarımda dönüşümden markalaşmaya, gıdada kaliteden gastronomiye kadar pek çok konu ele alındı. Üniversiteler, kamu kurumları, kooperatifler ve sektör temsilcilerinin katkılarıyla hazırlanan etkinlik programı kapsamında; zeytin ve zeytinyağı üretim teknolojileri, süt ve peynir üretiminde değer zinciri, bağcılık ve şarapçılık trendleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ile tüketim alışkanlıkları üzerine oturumlar gerçekleştirildi. Fuarda, İzmir Bağ Yolu’nun da lansmanı gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri, fuarın hem ticari hacim hem de uluslararası bağlantılar açısından verimli geçtiğini ifade etti. Ziyaretçi ilgisi GEA Türkiye’den İlker Altıoğlu, fuarın çok verimli geçtiğini belirterek, “Küresel belirsizlikler nedeniyle daha düşük yoğunluk bekliyorduk, ancak beklediğimizden çok daha fazla yatırımcı ve müşteri vardı. Özellikle teknolojiye yatırım yapmak isteyen, ne istediğini bilen profesyonellerle bir araya geldik. Fuarda sergilediğimiz ekipmanlar özellikle kaliteli ve yüksek polifenollü zeytinyağı üretimine yatırım yapmak isteyen üreticilerden ilgi gördü. Bir önceki fuara göre daha yoğun bir ziyaretçi ilgisiyle karşılaşmak bizi çok mutlu etti. Önümüzdeki dönemlerde de Olivtech’te yer almaya devam edeceğiz” dedi. Yeni cihazlar tanıtıldı Haus Makine Türkiye Genel Müdürü Yetkin Ateş, yaklaşık 80 yıllık geçmişe sahip firmanın bugün 80’e yakın ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini söyleyerek, “Bu yıl Olivtech’te yeni makinelerimizin yanı sıra otomatik tartım cihazımız ve proses analiz sistemlerimizin lansmanını gerçekleştirdik. Özellikle yüksek polifenollü kaliteli zeytinyağı üretimine yönelik geliştirdiğimiz makinemiz yoğun ilgi gördü. Fuar boyunca yeni yatırımcılarla ve müşteri adaylarıyla sürekli temas halindeydik. Katılımın ve geri dönüşlerin yüksek olması bizi çok memnun etti” diye konuştu. “Verimli geçti” Polat Makine Yurtiçi Satış Müdürü Emirhan Polat, 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren firmanın bugün 40’a yakın ülkeye ihracat yaptığını belirterek “Olivtech, sektör için çok önemli bir fuar. Hem mevcut müşterilerimizi hem de yeni yatırımcıları burada ağırlıyoruz. Fuar bizim için çok verimli geçti” ifadelerini kullandı. “Fuardan memnun ayrılıyoruz” Tutkun Makine Türkiye Satış Müdürü Hüseyin Gür, 1984 yılında kurulan firmanın sofralık zeytin işleme makineleri ürettiğini belirterek Azerbaycan’dan İtalya’ya Yunanistan’dan, ABD’ye kadar birçok ülkeye satış yaptıklarını söyledi. İzmirli bir firma olarak fuarda yer almaktan mutluluk duyduklarını dile getiren Gür, “Uluslararası belirsizliklere karşın beklentimizin üzerinde bir taleple karşılaştık. Fuardan yeni iş bağlantıları kurarak, memnun ayrılıyoruz Fuarın zeytin ihtisas konusunda daha da büyümesini ve güçlenmesini istiyoruz” şeklinde konuştu. “Sektörün lokomotif fuarlarından” Arma Endüstri Sahibi Tufan İlhan ise butik üreticilere yönelik ekipman çözümleri sunduklarını belirterek, “Zeytinyağı, şarap, meyve suyu, sirke ve sıvı gıda üretimi yapan işletmelere yönelik ürün tedariki yapıyoruz. Olivtech, sektörün lokomotif fuarlarından biri. Yıllardır katılıyoruz. Ticari açıdan yeni projeler geliştirdiğimiz, müşterilerimizle yeniden buluştuğumuz verimli bir fuar oldu” dedi. “Müşteri portföyümüz gelişti” Halıcı Süt Ürünleri sahibi Osman Halıcı, 1981 yılında kurulan firmalarının bugün günlük yaklaşık 120 ton süt işlediğini belirterek, fuarın yeni iş bağlantıları açısından önemli katkı sağladığını belirtti. Halıcı, “Üç gün boyunca hem mevcut müşterilerimiz hem de yeni müşterilerimizle buluştuk. İyi bağlantılar kurduk, müşteri portföyümüzü geliştirdik” diye konuştu. “Bu fuarı çok seviyoruz” Özgün Zeytincilik Satış Sorumlusu Cüneyt Alay da firmanın bu yıl 35’inci yılını kutladığını belirterek, “Olivtech’te, İzmir’de müşterilerimizle bir araya gelmek bizim için çok değerliydi. Büyük ilgi gördük. İzmir’i ve Olivtech’i çok seviyoruz” ifadelerini kullandı.

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.