Hava Durumu

#Iklim Adaleti

Kırsal Haber - Iklim Adaleti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iklim Adaleti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu Haber

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesi ve iklim politikalarının yerel düzeyde hayata geçirilmesi amacıyla Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversiteleri İzmir’de buluşturdu. “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısında iklim adaleti, metropoliten yönetişim, iklim finansmanı ve kentler arası bilgi paylaşımı ele alınırken, yerel iklim çözümlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için iş birliği olanakları değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversitelerle yürütülen “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısına ev sahipliği yaptı. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, CLI-MET Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ile Avrupa’nın farklı kentlerinden temsilciler katıldı. Toplantıda kentlerin iklim politikaları ve uygulama deneyimleri paylaşılırken, yerel yönetimlerin kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim ve iş birliği olanakları ele alındı. “İklim adaletinden de söz etmeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, iklim değişikliğinin artık uzak bir gelecek sorunu olmadığını belirterek aşırı sıcaklık, kuraklık, su stresi ve orman yangınlarının etkilerinin kentlerde doğrudan hissedildiğini söyledi. İklim krizinin toplumun tüm kesimlerini eşit etkilemediğine dikkat çeken Okyay, “Yaşlı insanlar, çocuklar, düşük gelirli topluluklar, göçmenler ve hâlihazırda kırılganlıkları bulunan insanlar orantısız bir yük taşıyabiliyor. İklim eyleminden söz ettiğimizde iklim adaletinden de söz etmeliyiz” dedi. “Asıl zorluk hedefleri uygulamaya dönüştürmek” Prof. Dr. Okyay, iklim değişikliğiyle mücadelede halk sağlığı, sosyal politika, gıda sistemleri, hareketlilik ve kentsel planlama gibi alanların birlikte ele alındığını belirtti. Güçlü iklim hedeflerinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Okyay, “Asıl zorluk, bu hedefleri uygulamaya dönüştürmek” dedi. Bunun için kurumsal kapasite, teknik bilgi, güçlü ortaklıklar ve finansmana erişimin yanı sıra kentler arası bilgi paylaşımının önemine dikkat çekti. “Şehirler uygulama laboratuvarlarıdır” Prof. Dr. Pınar Okyay, şehirlerin iklim politikalarının uygulandığı alanların yanı sıra çözüm üretme kapasitesine de sahip olduğunu belirterek, “şehirlerin uygulama laboratuvarları olduğunu kaydetti. İklim finansmanının yerel yönetimler için daha erişilebilir olması gerektiğini vurgulayan Okyay, “CLI-MET gibi ağlar kentlerin kapasitesini geliştirmesi ve başarılı uygulamaların şehirler arasında paylaşılması açısından önemli. İzmir bu çabaya aktif olarak katkıda bulunmak istiyor” ifadelerini kullandı. “İklim sorununun çözümü de şehirlerde” Proje Koordinatörü Ignazio Vinci, iklim değişikliğiyle mücadelenin çevresel olduğu kadar sosyal ve ekonomik boyutları da bulunduğunu belirterek, kentlerin farklı paydaşları bir araya getirme ve iklim politikalarını yerel düzeyde uygulama kapasitesine dikkat çekti. Metropoliten ölçekte iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim politikalarının toplumsal ve ekonomik etkileri nedeniyle sivil toplum ve diğer paydaşlarla diyalog ortamlarının oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi. “İklim politikaları kent sınırlarının ötesinde ele alınmalı” Ignazio Vinci, Avrupa’nın yoğun ve çok merkezli kentsel yapısının iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği için önemli bir zemin sunduğunu belirtti. Kent merkezleri ile çevresindeki yerleşimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim, ulaşım ve hareketlilik gibi sorunların işlevsel kentsel alan ölçeğinde ele alınmasının önemine dikkat çekti. Metropoliten yönetişim masaya yatırıldı Almanya TU Dortmund Üniversitesi’nden Prof. Dr. Karsten Zimmermann, “Metropoliten Yönetişim Cevapsa, Soru Neydi?” başlıklı sunumunda metropoliten yönetişimin önemini ele aldı. Arazi kullanımı, toplu taşıma, altyapı ve kamusal hizmetlerde koordinasyon ihtiyacına dikkat çeken Zimmermann, işlevsel kentsel alanlarla idari sınırlar arasındaki uyumsuzluğun metropoliten ölçekte yönetişim mekanizmalarını gerekli kıldığını belirtti. Avrupa kentleri deneyimlerini paylaştı Çalıştay kapsamında, Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar (METREX) bünyesinde görev yapan Viviana Rubbo’nun moderatörlüğünde “Büyükşehir Ölçeğinde İklim Zorlukları” başlıklı panel düzenlendi. Rubbo, farklı yönetim modellerine sahip Avrupa bölgeleri arasında uzmanlık ve deneyim paylaşımını güçlendiren METREX’in 1996’dan bu yana 50’nin üzerinde üyeyi bir araya getirdiğini belirtti. Kuruluşun kapasite geliştirme, araştırma ve uzmanlık ağlarının yanı sıra Avrupa kurumları nezdinde savunuculuk çalışmaları yürüttüğünü aktardı. “Başarılı uygulamaları farklı bölgelere aktarıyoruz” Panele çevrim içi katılan Coimbra Metropoliten Bölgesi Birinci Genel Sekreteri Jorge Brito, iklim değişikliğinin bölgede artan etkilerine dikkat çekti. Avrupa Birliği destekli projelerle orman yangınlarına karşı dirençlilik, doğa temelli çözümler ve istilacı türlerle mücadele alanlarında çalışmalar yürüttüklerini belirten Brito, başarılı uygulamaların yerelde test edilerek farklı bölgelere aktarılması ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Ukrayna Lviv Belediyesi’nden Roman Kizyma, savaş koşullarında bölgesel iş birliğinin ve gelecek kuşaklar için dirençli kentler oluşturmanın önemine dikkat çekti. İklim değişikliğinin etkilerinin Lviv’de de hissedildiğini belirten Kiselev, özellikle su yönetimi ve altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları aktardı. Milano’da veriye dayalı iklim politikaları İtalya’nın Milano Metropoliten Şehri yönetiminden Francesca Framba, iklim değişikliğine uyum çalışmalarını sürdürülebilir kalkınma yaklaşımıyla yürüttüklerini belirtti. İklim ve çevre politikalarında araştırma, yenilikçilik ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının önemine dikkat çeken Framba, su, enerji ve atık gibi kaynakların yönetimine ilişkin bilimsel verileri politika süreçlerine aktardıklarını söyledi. Üç günlük çalıştay, tematik çalışma gruplarının toplantıları ile devam edecek ve çarşamba günü yapılacak saha ziyaretleriyle sona erecek.

Bugün Doğan Bebekler İki Kat Daha Fazla "Yangın Havası"na Maruz Kalacak! Haber

Bugün Doğan Bebekler İki Kat Daha Fazla "Yangın Havası"na Maruz Kalacak!

Avrupa genelinde orman yangınları yıkıcı etkisini sürdürürken, Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma çarpıcı bir gerçeği gözler önüne serdi. Mevcut iklim politikalarının devam etmesi durumunda, bugün doğan bebekler ömürleri boyunca büyükanne ve büyükbabalarına kıyasla iki kat daha fazla "yangın havası" koşullarıyla karşı karşıya kalacak. ​İspanya, Sırbistan ve Bosna Hersek'te devam eden orman yangınları, bu yaz Avrupa genelinde yaşanan krizin devamı niteliğini taşıyor. Henüz Ağustos ayı dahi başlamadan önce İstanbul'un yüzölçümünün yaklaşık yarısı büyüklüğündeki bir alan kül olmuş, yüzbinlerce kişi güvenli bölgelere tahliye edilmişti. Bu tablo, gelecek nesillerin karşılaşacağı riskleri yeniden gündemin merkezine taşıdı. ​Akdeniz Havzası'nda Risk Daha Büyük: Fazladan Beş Yıl ​Mevcut iklim politikalarının sürdüğü ve küresel ısınmanın yüzyıl sonuna kadar 2,6°C’yi aştığı senaryoyu temel alan araştırma, şu dikkat çekici sonuçları ortaya koyuyor: ​Bugün doğan bir çocuk, önceki nesillere kıyasla yaşamı boyunca fazladan üç yıl boyunca yangın havası koşullarıyla yaşayacak. ​Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası'nda ise bu olumsuz sürenin beş yıla kadar uzayabileceği öngörülüyor. ​"Yangın Havası" Nedir? ​Sıcak, kuru ve rüzgârlı hava koşullarını ifade eden "yangın havası" kavramı; yangın çıkma olasılığını artırıyor, alevlerin daha hızlı yayılmasına yol açıyor ve söndürme çalışmalarını sekteye uğratıyor. İklim değişikliği bu koşulların sıklığını ve şiddetini tırmandırdığı için, orman yangını riski artık daha önce nadir görülen coğrafyalarda ve mevsimlerde bile kendini gösteriyor. ​Tehlikeyi Azaltmak Hâlâ Mümkün ​Araştırmanın en umut verici yönü ise bu geleceğin henüz kesinleşmemiş olması. Emisyonların Paris Anlaşması'nın hedeflediği 1,5°C sınırına uygun şekilde azaltılması hâlinde tablonun ciddiyeti hafifletilebiliyor: ​Avrupa genelinde maruziyet 1,3 yıl azaltılabilecek. ​Yalnızca Güney Avrupa'da bu kazanç 2 yıldan fazla olacak. ​Uzmanlardan "İklim Adaleti ve Yatırım" Vurgusu ​Çalışmanın başyazarı ve Belçika’daki Vrije Universiteit Brussel’dan (VUB) doktora araştırmacısı Rosa Pietroiusti, iklim krizindeki sorumluluğu en az olan gençlerin sonuçları en ağır şekilde yaşayacağına dikkat çekerek, "Gençlerin öncülük ettiği iklim adaleti hareketleri ve hukuki girişimler tam da bu nedenle hükümetlerden ve şirketlerden daha iddialı adımlar talep ediyor" dedi. ​VUB Profesörü Wim Thiery ise güneş ve rüzgâr enerjisi maliyetlerinin düşmesiyle fosil yakıt kullanımında hızlı kesintiler yapmanın kesinlikle mümkün olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: ​"Önlediğimiz her bir derecelik ısınma, bir çocuğun yaşamı boyunca maruz kalacağı yangın riskinin azalmasını sağlar; onlara dolu dolu ve daha sağlıklı bir yaşam ve eğitim fırsatı verir. Paris Anlaşması’na uygun olarak fosil yakıt emisyonlarını azaltmak - yangın önleme, hazırlıklılık ve daha dayanıklı peyzajlara yapılan yatırımlarla birlikte - genç Avrupalıları amansız ve ölümcül olabilecek yangın sezonlarından koruyabilmek için hayati önemde." Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Environmental Research Letters

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.