Hava Durumu

#İklim Değişikliği

Kırsal Haber - İklim Değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim Değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım Haber

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım

Denizli Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kent vizyonu kapsamında hazırladığı Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) Lansmanı ve İş Birliği Protokolü imza törenini geniş bir katılımla gerçekleştirdi. DBB Kongre ve Kültür Merkezi Mehmet Gazi Salonu’nda düzenlenen törene Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın, DBB Genel Sekreteri Bülent Bozbaş, belediye bürokratları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda genç katıldı. “Geleceğe miras bırakma yolculuğu” Törende konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, küresel iklim krizine karşı dayanışmanın önemine dikkat çekti. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakma sorumluluğuna vurgu yapan Başkan Çavuşoğlu, "Bu işin hikayesi tamamen 'ben' değil 'biz' diyebilen bir nesille geleceği yaratmaktan ibaret. Kendi hırslarının ve zenginleşmelerinin fütursuzluğundan kurtulup, başkalarının ve geleceğin mutluluğuna ortak olan insanların sayısını çoğalttığımızda birçok sorunu da çözeceğiz. Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bu yana doğanın, çevrenin, suyun ve atığın en doğru şekilde yönetilmesi için çaba sarf ediyoruz. Birlikte elimizi taşın altına koyarak geleceğe bırakacağımız mirasa daha çok sahip çıkacağız" ifadelerini kullandı. "Gezegenin rengi değişiyor, enerji bağımsızlığı şart" İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın ise konuşmasında küresel ısınmanın yarattığı gıda, su ve enerji krizlerine değindi. Sanayi devriminden bu yana küresel ölçekte yaşanan tahribatın son 25 yılda zirveye ulaştığını belirten Yalçın, "Dünyanın rengi maviden pembeye, kırmızıya doğru ilerliyor. Gelecekte kuraklık nedeniyle yaşanacak tarımsal krizler ve göçler bilimsel bir gerçek. Bu süreçte yerel yönetimlerin imar planlarından enerji üretimine kadar sorumluluk alması gerekiyor. Binaların üzerine güneş enerjisi sistemlerinin entegre edilmesi artık bir tercih değil, imar anlayışımızın doğal bir parçası olmalı" dedi. Enerji bağımsızlığının milli bağımsızlığın temeli olduğunu vurgulayan Yalçın, "Dünyadaki savaşların ana sebebi enerjidir. Bu ülke gelecekte de tam bağımsız kalacaksa, kendi enerjisini kendi üretmek zorunda. Denizli’de attığımız bu imza, kentin 2050 yılı için koyduğu karbon nötr hedefine giden yolda çok kıymetli bir adımdır" diye konuştu. 8 aşamalı yol haritası ve bütüncül yaklaşım Süreç ve teknik detaylar hakkında sunum yapan Denizli Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Umut Somyürek, YİDEP’in sadece bir çevre planı değil; ulaşım, altyapı, halk sağlığı, tarım ve afet yönetimini kapsayan bütüncül bir yatırım programı olduğunu ifade etti. İklim Kanunu ve ilgili yönetmelik doğrultusunda başlatılan 8 aşamalı yol haritasını aktaran Somyürek, teknik altyapı ve veri toplama süreçlerinin ardından kent genelinde sera gazı envanterinin hesaplanacağını ve risk analizlerinin çıkarılacağını belirtti. Denizli’nin orman yangınları, su güvenliği, kentsel ısı adaları ve jeotermal kaynakların korunması gibi belirgin kırılganlıkları olduğunu kaydeden Somyürek, belirlenecek uyum ve azaltım eylemlerinin Valilik onayı ve kamuoyunun katılımıyla hayata geçirileceğini vurguladı. Törende ayrıca Denizli Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Enerji A.Ş. arasında işbirliği protokolü imzalandı. Akademik panelde "Denizli’nin iklim geleceği" masaya yatırıldı Protokol imza töreninin ardından düzenlenen "Denizli'nin İklim Geleceği" başlıklı akademik panele uzman isimler katılarak kentin iklim vizyonunu çok yönlü olarak ele aldı. Moderatörlüğünü Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Yaşar’ın üstlendiği oturumda panelistler şu isimlerden oluştu: Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış – PAÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Prof. Dr. Görkem Gülhan – PAÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Dr. Öğr. Üyesi Yağmur Meltem Aydın Kızılkaya – PAÜ Çevre Mühendisliği Bölümü, İbrahim Engin Demirci – DESKİ Arıtma Tesisleri Daire Başkanı, Aykut Atlas – Denizli Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Ersin Aydın – İstanbul Enerji A.Ş. Enerji Yönetimi ve Proje Müdürü kentin iklim geleceğine yönelik birikimlerini paylaştı. Soru-cevap bölümü ve görüşlerin alınmasının ardından program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Gıda Kaybı ve İsrafıyla Mücadelede Dönüşüm Zamanı Haber

Gıda Kaybı ve İsrafıyla Mücadelede Dönüşüm Zamanı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP öncülüğünde her yıl 29 Eylül'de Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü kutlanıyor. 2026 yılının teması ise “Gıda Kaybı ve İsrafını Azaltmanın Dönüştürücü Potansiyeli” olarak belirlendi. Bu yıl gerçekleştirilecek yedinci farkındalık gününde, gıda kaybı ve israfının azaltılmasının daha sürdürülebilir tarım-gıda sistemlerinin oluşturulmasındaki rolüne özellikle dikkat çekiliyor. Gıda Kaybı ve İsrafıyla Mücadelede “Üçlü Kazanım” TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, gıda kaybı ve israfıyla mücadelenin yalnızca açlıkla mücadele etmek anlamına gelmediğini; aynı zamanda üretimde harcanan toprağın, suyun, enerjinin ve insan emeğinin de heba olmasını engellediğini vurguladı. Yorgun yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''FAO, gıda kaybı ve israfının azaltılmasının dünyaya üç önemli alanda kazanım sağlayabileceğini vurguluyor: Gıda güvenliği ve daha iyi beslenme, doğal kaynakların ve iklimin korunması, verimlilik ve ekonomik büyüme. Başka bir ifadeyle, kaybolan veya çöpe giden gıdayı azaltmak yalnızca daha fazla insanın gıdaya erişmesine katkı sağlamıyor; aynı zamanda üretimde kullanılan toprağın, suyun, enerjinin ve emeğin de boşa harcanmasını önlüyor. Dünyada Gıdanın Önemli Bir Bölümü Sofraya Ulaşamıyor Gıda kaybı ile gıda israfı birbirinden farklı iki kavram. Gıda kaybı, ürünün hasattan başlayarak depolama, taşıma ve işleme süreçlerinde perakende noktasına ulaşmadan önce kaybedilmesini ifade ediyor. Gıda israfı ise perakende, restoran, toplu tüketim ve özellikle hane halkı seviyesinde tüketilebilecek gıdanın kullanılmadan atılması anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler'in güncel verilerine göre, dünyada üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 13,3'ü hasat sonrasında ve perakende aşamasına ulaşmadan önce kaybediliyor. Bunun üzerine, tüketiciye sunulan gıdanın yaklaşık yüzde 19'u da perakende, yeme-içme sektörü ve hanelerde israf ediliyor. Sadece 2022 yılında bu miktar 1,05 milyar tona ulaştı. Bu israfın en büyük bölümünün gerçekleştiği yer ise düşündüğümüzden çok daha yakınımızda: evlerimiz. UNEP verilerine göre dünyadaki toplam gıda israfının yaklaşık yüzde 60'ından haneler sorumlu. Hanelerde bir yılda yaklaşık 631 milyon ton gıda israf ediliyor. Bu, kişi başına yılda ortalama 79 kilogramlık evsel gıda israfına karşılık geliyor. Dünya genelinde evlerde her gün çöpe giden gıdanın, bir milyardan fazla öğüne karşılık geldiği hesaplanıyor. Birleşmiş Milletler'in 2026 değerlendirmesine göre 2025 yılında yaklaşık 645 milyon insan kronik yetersiz beslenmeyle, yaklaşık 2,1 milyar insan ise orta veya ciddi düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldı. Çöpe Attığımız Sadece Gıda Değil Bir ürün çöpe gittiğinde aslında yalnızca o ürünü kaybetmiyoruz. Onu yetiştirmek için kullanılan su, üretimde harcanan enerji, kullanılan tarım arazisi, ambalajı, depolanması, taşınması için tüketilen kaynaklar ve üretim sürecindeki insan emeği de boşa gitmiş oluyor. Bu nedenle gıda kaybı ve israfının iklim değişikliği üzerinde de doğrudan bir etkisi bulunuyor. FAO ve UNEP verileri, gıda kaybı ve israfının küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 8-10'undan sorumlu olduğunu ortaya koyuyor. Küresel ekonomiye maliyetinin ise yılda yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle gıdayı çöpe atmak aynı zamanda suyu, enerjiyi, toprağı ve ekonomik değeri çöpe atmak anlamına geliyor. 2030 Hedefi: İsrafı Yarı Yarıya Azaltmak Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 12.3 numaralı hedefi, 2030 yılına kadar kişi başına düşen küresel gıda israfının perakende ve tüketici düzeyinde yarı yarıya azaltılmasını, aynı zamanda üretim ve tedarik zincirindeki gıda kayıplarının önemli ölçüde düşürülmesini öngörüyor. Burada sorumluluk yalnızca üreticinin ya da tüketicinin değil; tarımdan sanayiye, lojistikten perakendeye, restoranlardan evlerimize kadar gıda zincirindeki bütün paydaşların ortak sorumluluğu bulunuyor. Küçük Değişiklikler, Büyük Sonuçlar Gıda israfını azaltmak için günlük hayatımızda uygulanabilecek yöntemler aslında oldukça basit: İhtiyacımız kadar alışveriş yapmak, öğünleri planlamak, gıdaları doğru koşullarda saklamak, son tüketim tarihi ile tavsiye edilen tüketim tarihi arasındaki farkı bilmek, artan yemekleri yeniden değerlendirmek ve tüketebileceğimiz miktardan fazlasını hazırlamamak atılabilecek en temel adımlar arasında bulunuyor. FAO da özellikle öğün planlamasını, gıdaların doğru saklanmasını ve artan yemeklerin değerlendirilmesini bireysel düzeyde alınabilecek temel önlemler arasında; Her bir gıdayı değerinde kullanmak, yalnızca bugünün kaynaklarını korumak değil; gelecek nesiller için daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir gıda sisteminin oluşmasına katkı sağlamak anlamına geliyor.''

ATSO'nun Kurakçıl Peyzaj Uygulaması Örnek Gösterildi Haber

ATSO'nun Kurakçıl Peyzaj Uygulaması Örnek Gösterildi

ATSO hizmet binası bahçesinde hayata geçirdiği kurakçıl peyzaj uygulaması, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından su verimliliği ve sürdürülebilir peyzaj açısından iyi uygulama örneği olarak değerlendirildi. ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Suyu korumak bugünün değil, geleceğin meselesi” dedi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya’nın sıcak ve kurak iklim koşullarına uygun, su tüketimini azaltan ve sürdürülebilir bir peyzaj anlayışını hizmet binası bahçesinde hayata geçirdi. Uygulama, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli tarafından yerinde incelendi. Yapılan değerlendirmede, ATSO Hizmet Binası bahçesindeki düzenlemenin su kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, sulama ihtiyacının azaltılması ve sürdürülebilir peyzaj yaklaşımının yaygınlaştırılması bakımından iyi uygulama örneği olduğu belirtildi. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, su kaynaklarının korunmasının Antalya’nın geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Hizmet binamızın bahçesinde hayata geçirdiğimiz kurakçıl peyzaj uygulaması, suyun verimli kullanılması konusunda attığımız somut adımlardan biri. Uygulamamızın, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından iyi bir örnek olarak değerlendirilmesinden memnuniyet duyuyoruz” dedi. “SUYU KORUMAK BUGÜNÜN DEĞİL, GELECEĞİN MESELESİ” ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya’nın iklim değişikliği ve su kaynakları açısından önemli bir süreçten geçtiğine dikkat çekerek, kurumların kendi hizmet alanlarında da su verimliliğini gözeten uygulamaları hayata geçirmesi gerektiğini söyledi. Başkan Hacısüleyman, “Antalya, iklim koşulları nedeniyle su kaynaklarını daha dikkatli ve verimli kullanmak zorunda olduğumuz bir kent. Bu nedenle kendi hizmet binamızın bahçesinde de klasik peyzaj anlayışı yerine, su tüketimini azaltan ve Antalya’nın iklimine uyum sağlayan bir yaklaşımı tercih ettik. Bitki seçiminden çim alanların sınırlandırılmasına, sulama zonlarından suyun kontrollü kullanılmasına kadar bütün süreci bu anlayışla ele aldık” dedi. HEDEFİMİZ FAERKINDALIK OLUŞTURMAK Uygulamanın yalnızca ATSO’nun kendi alanındaki bir düzenleme olmadığını vurgulayan Hacısüleyman, “Biz burada aynı zamanda bir farkındalık oluşturmayı hedefledik. Su verimliliği konusunda konuşmanın yanında, bunu kendi alanımızda uygulayarak göstermenin daha değerli olduğuna inanıyoruz. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan incelemede uygulamamızın kurakçıl peyzaj ilkeleriyle uyumlu ve iyi bir örnek olarak değerlendirilmesi de bu açıdan bizim için önemli” diye konuştu. Başkan Yusuf Hacısüleyman, suyun verimli kullanılmasının bireysel ve kurumsal bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Suyu korumak bugünün değil, geleceğin meselesi. Antalya’da su kaynaklarımızı korumaya yönelik doğru uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sunmak istiyoruz. ATSO olarak kendi çalışmalarımızda da bu anlayışı sürdürmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. ANTALYA’NIN İKLİMİNE UYGUN BİTKİLER TERCİH EDİLDİ ATSO Hizmet Binası bahçesindeki uygulamada, Antalya’nın sıcak ve kurak yaz koşullarına dayanıklı, düşük ve orta düzeyde su ihtiyacına sahip bitki türleri ağırlıklı olarak tercih edildi. Çim alanlar kullanım ihtiyacına göre sınırlandırılırken, kurakçıl bitkisel alanlar artırıldı. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmede ayrıca bitkilerin su ihtiyaçlarına göre farklı bitkisel ve sulama zonlarının oluşturulduğu, sulama suyunun ihtiyaç duyulan bölgelere kontrollü verilmesinin hedeflendiği ve bu yaklaşımın gereksiz su kayıplarının azaltılması açısından olumlu olduğu kaydedildi. Uygulamanın su verimliliğine katkısının izlenmesi amacıyla önümüzdeki dönemde sulama suyu tüketiminin ölçülmesi, bitkilerin gelişiminin takip edilmesi ve sulama programlarının mevsimsel koşullara göre güncellenmesi planlanıyor.

Bakan Kurum, Yenilebilir Enerji ve Elektrifikasyona Dikkat Çekti Haber

Bakan Kurum, Yenilebilir Enerji ve Elektrifikasyona Dikkat Çekti

New York’ta Türkevi’nde düzenlenen Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) Elektrifikasyon Günü-Bakanlar Toplantısı’nda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “2035'e kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefi, atıkların azaltılması hedefi, binaların enerji yoğunluğunu yine yüzde 25 azaltma hedeflerini gerçekleştirdiğimiz zaman 8 ila 10 gigaton bir emisyonu azalttığımızı hesap ediyoruz. Dolayısıyla aslında emisyonların yüzde 20'sine yakınını azaltmış oluyoruz. Amacımız bu” dedi. İklim değişikliğinin neden olduğu krizlere dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, “Nepal'de yaşanan sıkıntıyı hepimiz gördük. Bunların artık sayısı, sıklığı, şiddeti artıyor. İnsanlar afetlerde hayatlarını yitiriyor, şehirler zarar görüyor. Dolayısıyla hep birlikte artık irade göstermek mecburiyetindeyiz. Bu bir tercih değil, bir milli güvenlik meselesi” ifadelerini kullandı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Başkanı Murat Kurum, New York programı kapsamında Türkevi’nde düzenlenen Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) Elektrifikasyon Günü-Bakanlar Toplantısı’na katıldı. Toplantıda IRENA Genel Direktörü Francesco La Camera, COP28 Başkanı Sultan Ahmed Al Jaber ile çevre ve iklim alanında çalışan uluslararası kuruluşların temsilcileri de yer aldı. COP31’İN 2035 HEDEFLERİ Toplantının açılışında konuşan Bakan Kurum, yenilebilir enerji ve elektrifikasyonun önemine dikkat çekti: COP28'de yenilenebilir enerjinin 3 katına çıkarılması yönünde bir karar alındı. Bu memnuniyet verici bir karardı ama COP31'de biz bunu bir öteye daha taşıma ve bu anlamda da 2035'e kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefi koyduk. Bu ne anlama geliyor? Bugün dünya 50 ila 58 gigaton emisyon üretiyor. 2035'e kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefi, atıkların azaltılması hedefi, binaların enerji yoğunluğunu yine yüzde 25 azaltma hedeflerini gerçekleştirdiğimiz zaman yaklaşık 8 ila 10 gigaton bir emisyonu azalttığımızı hesap ediyoruz. Dolayısıyla aslında emisyonların yüzde 20'sine yakınını azaltmış oluyoruz. Amacımız bu. “BU BİR TERCİH DEĞİL, BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ” Bugün gelinen noktada artık hedeflerin gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Kurum, Nepal’de yaşanan sel felaketini örnek gösterdi: Nepal'de yaşanan sıkıntıyı hepimiz gördük. Bunların artık sayısı, sıklığı, şiddeti artıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü bir bakıyorsunuz en kurak yıl, en sıcak yıl, en sıcak ay, en sıcak gün verilerini veriyor. İnsanlar afetlerde hayatlarını yitiriyor, şehirler zarar görüyor. Dolayısıyla hep birlikte artık irade göstermek mecburiyetindeyiz. Bu bir tercih değil, bir milli güvenlik meselesi. “BİZ 2035'E KADAR YÜZDE 35 HEDEFİNİ YAKALAMAK İSTİYORUZ” Dünyada yaşanan pek çok krizin arka planında ‘enerjinin’ yattığına dikkat çeken Bakan Kurum, “Bugün yaşadığımız krizlere baktığınızda aslında bu krizlerin altlığında yine enerji krizi olduğunu görüyoruz. Bundan çok daha önce bu temelleri atmış olsaydık bu krizler bugün belki böyle sonuçlarla ülkeleri karşı karşıya bırakmayacaktı” dedi. “Peki ne getirecek bize 2035'e kadar 35 hedefi?” sorusunu sorarak şu tespitlerde bulundu: Muhakkak yeni şebekeler, depolama alanları, altyapı yatırımları gerekecek. Yani bazı ülkelere baktığınızda proje var ama altyapı yok veya o projeyi karşılayacak şebeke hattına sahip değil. Dolayısıyla hep birlikte bu yatırımları yapmamız lazım. Bugün küresel elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı yüzde 21. Biz 2035'e kadar yüzde 35 hedefini yakalamak istiyoruz ve bu hedef aslında bütün ülkelere aynı yolu tarif eden tek bir yaklaşım olmayacak. Ülkelerin farklı koşullarını, önceliklerini ve kalkınma yollarını gözetirken hepimizi ortak bir istikamete de götürüyor olacak. Burada da güçlü bir siyasi ivme yakalamak zorundayız. Bunu hep birlikte başarabiliriz. “ÜLKELERİ ELEKTRİFİKASYONU HIZLANDIRMAYA DAVET EDİYORUZ” Bu kapsamda hazırlanan COP31 Elektrifikasyon Taahhüdünü uluslararası toplumla paylaştıklarını kaydeden Bakan Kurum, şöyle devam etti: Antalya'da sürpriz bir karar olmayacak. Ne söylüyorsak, bugün ne konuşuyorsak Antalya'da da bunu söyleyeceğiz, onun başarısı için koşturacağız. Ülkeleri kendi koşulları doğrultusunda elektrifikasyonu hızlandıracak politika, yatırım ve uygulamaları güçlendirmeye davet ediyor olacağız. Bu anlamda IRENA'yla yapmış olduğumuz bu çalışmayı gerçekten çok kıymetli buluyoruz ve bugünkü Elektrifikasyon Günü'nü de bu açıdan önemli görüyoruz. “ANTALYA'DA ARTIK UYGULAMAYI, PROJEYİ KONUŞMAK İSTİYORUZ” Bakan Kurum, toplantıda şebeke ve depolama yatırımlarından sanayinin elektrifikasyonuna, yenilenebilir enerji entegrasyonundan finansmana ve yeni teknolojilere kadar farklı alanlarda somut çözüm ve uygulama örneklerini ele alacaklarını söyledi. Çıkacak öneri ve çözümlerin COP31 sürecine katkı sağlayacağının altını çizen Bakan Kurum, “Burada ortaya çıkacak önerilerin, iyi uygulamaların ve iş birliği imkanlarının New York’ta kalmasını istemiyoruz. Antalya'da bu süreci yürütmek, Antalya'da artık uygulamayı, projeyi konuşmak istiyoruz ve Antalya'da sonuç, netice almak istiyoruz” dedi.

Kızılırmak Havzası Stratejik Öneme Sahip Haber

Kızılırmak Havzası Stratejik Öneme Sahip

Kızılırmak Havzası'nın su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve havza genelindeki su politikalarının değerlendirilmesi amacıyla düzenlenen Kızılırmak Havzası Su Kurulu Toplantısı, Samsun'da gerçekleştirildi. Samsun'da düzenlenen toplantıya, Samsun Vali Yardımcısı Mehmet Fikret Çavuş başkanlık etti. Toplantıya Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Mahir Özcan, Samsun İl Tarım ve Orman Müdürümüz Kemal Yılmaz ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. Toplantıda, Kızılırmak Havzası'ndaki su kaynaklarının mevcut durumu, suyun etkin ve verimli kullanılması, kuraklıkla mücadele ve iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkileri ele alındı. Kızılırmak Havzası Stratejik Öneme Sahip Özellikle Samsun, Bafra Ovası ve Kızılırmak Deltası açısından büyük ekonomik ve ekolojik öneme sahip olan Kızılırmak Havzası'nın, tarım, sanayi, içme suyu ve doğal yaşam açısından taşıdığı önem toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının önemine dikkat çekilen toplantıda, iklim değişikliği, kuraklık ve artan su talebinin su yönetiminde daha planlı ve etkin politikaların uygulanmasını zorunlu hale getirdiği vurgulandı. Yetkililer, havza ölçeğinde su kaynaklarının korunması, mevcut kaynakların verimli kullanılması ve gelecek nesillere sağlıklı su kaynaklarının aktarılması amacıyla kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Toplantıda ayrıca Kızılırmak Havzası'nda su yönetiminin sürdürülebilir hale getirilmesine yönelik çalışmalar ve alınabilecek önlemler değerlendirildi.

Giresun’da Fındık Üreticilerine Sulama Desteği Haber

Giresun’da Fındık Üreticilerine Sulama Desteği

Giresun’da kuraklık ve iklim değişikliğiyle mücadele kapsamındaki tasarruflu sulama projelerinde imzalar atıldı. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı ile çiftçilere %70 hibe desteği sağlanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Kapsamında Bireysel Sulama Sistemlerinin Desteklenmesi (Tebliğ No: 2026/10) 2026 Yılı 21. Etap başvuruları sonuçlandı. Hak kazanan çiftçiler ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında hibe sözleşmeleri resmen imzalandı. Giresun İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz’ın makamında gerçekleşen imza töreniyle birlikte, bölgedeki fındık üreticilerine yönelik modern sulama yatırımlarının startı verildi. Fındık Bahçelerinde Yüzey Altı Damla Sulama Dönemi Projeye ilişkin açıklamalarda bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Ensar Yılmaz, hibe desteğinin ilimiz tarımına ve üreticilerimize hayırlı olmasını temenni ederek şu ifadeleri kullandı: "Giresun'da üç çiftçimiz, toplam 88,37 dekar fındık bahçesinde yüzey altı damla sulama sisteminden faydalanacaktır. Projelerin, hibe sözleşmesi imzalandıktan sonra 75 gün içerisinde tamamlanması gerekmektedir." 1.4 Milyon TL'yi Aşan Hibe Desteği Tasarruflu sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması amacıyla verilen desteğin mali detaylarını paylaşan Yılmaz, modern sulama yöntemlerinin önemine vurgu yaptı: Hibeye Esas Satın Alma Tutarı: 2.128.419,20 TL Sağlanan Hibe Oranı: %70 Bakanlıkça Karşılanacak Hibe Tutarı: 1.489.893 TL Yılmaz, projenin tamamlanmasının ardından ödemelerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gerçekleştirileceğini belirtti. Kuraklık ve İklim Değişikliğine Karşı Tasarruflu Sulama Küresel iklim değişikliği ve artan kuraklık riskine karşı tarımsal sulama altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden İl Müdürü Yılmaz, Bakanlığın tarımda su tasarrufunu teşvik eden bireysel sulama sistemlerine %50 ile %70 oranında hibe desteği vermeye devam edeceğini altını çizdi.

Bakan Kurum: ''Savunmaya Ayrılan Her Kuruş, Bu Gezegenin Can Suyuna da Ayrılmalıdır'' Haber

Bakan Kurum: ''Savunmaya Ayrılan Her Kuruş, Bu Gezegenin Can Suyuna da Ayrılmalıdır''

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde New York’ta düzenlenen COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programına katıldı. Küresel iş dünyasının liderleri ile bir araya gelen Bakan Kurum, “Silah harcamalarını artırarak kendimizi güvende hissedeceğimizi sanıyoruz. Oysa en büyük tehdit kapımızda; iklim krizi. Şunu asla unutmayın: Gelecekte yaşayacak bir dünya bırakılmadıktan sonra, korumaya çalıştığınız devletlerin de, yaptığınız askeri yatırımların da hiçbir anlamı kalmayacak. Devletlerin asıl savunma hattı, sınır boyları değil, doğamız ve iklimimiz olmalıdır. Savunmaya ayrılan her kuruş, bu gezegenin can suyuna da ayrılmalıdır” dedi. “İş dünyasının alıcı gücünü harekete geçirmesini bekliyoruz” diyen Bakan Kurum özel sektöre yatırım çağrısı yaptı: Antalya’ya yalnızca katılımınızı değil, projenizi, yatırımınızı, teknolojik çözümünüzü, ortaklığınızı ve somut taahhüdünüzü taşımanızı bekliyoruz. Türkiye'nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31'inci Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği ve başkanlığı, BM 81'inci Genel Kurulu ve New York İklim Haftası etkinlikleri kapsamında ABD'nin New York kentinde tanıtılmaya devam ediyor. COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programı düzenlendi. Bloomberg Genel Merkezi’nde gerçekleşen programda küresel iş dünyasının liderleri ile bir araya gelen COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, BM’de açıkladığı COP31 Eylem Gündemi’ni ayrıntılı olarak anlattı. “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE COP31 EYLEM GÜNDEMİ’Nİ RESMEN BAŞLATTIK” Programın açılış konuşmalarını, TOBB Başkanı ve COP31 İş Forumu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Bloomberg L.P. ve Bloomberg Philanthropies’in kurucusu, BM Genel Sekreteri’nin İklim Özel Temsilcisi Michael R. Bloomberg yaptı. Programda COP31 Eylem Gündemi’ne ilişkin konuşan Bakan Kurum, “Dün Birleşmiş Milletler’de COP31 Eylem Gündemi’ni resmen başlattık. Bugün bu gündemi küresel iş dünyasıyla buluşturuyoruz. Bu gündemi, iklim hedeflerinin uygulanmasını hızlandıracak bir çalışma zemini olarak hazırladık. Enerjiden sanayiye, şehirlerden gıda ve su güvenliğine, Sıfır Atık’tan döngüsel ekonomi anlayışıyla yeşil sanayileşmeye kadar çok geniş bir uygulama alanından bahsediyoruz” dedi. SON 10 YILDA İKLİM KAYNAKLI AFETLERİN EKONOMİYE MALİYETİ 2 TRİLYON DOLAR Son 10 yılda iklim kaynaklı afetlerin küresel ekonomiye maliyetinin 2 trilyon doları aştığını söyleyen Bakan Kurum, 2023 yılında sel, kuraklık ve aşırı sıcakların yol açtığı ekonomik kaybın ise 380 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Bakan Kurum, dünyada 666 milyon insanın elektriğe erişemediğini ve 2 milyar insanın ise kirletici pişirme yöntemlerine mahkum edildiğinin altını çizdi. Sanayi ile deniz ve hava taşımacılığının küresel emisyonların yüzde 30’unu oluşturduğuna dikkat çeken Bakan Kurum, atık sektörünün de insan kaynaklı metanın üçüncü büyük kaynağı olduğunu kaydetti. Bakan Kurum, küresel atık hacminin 2050’ye kadar yüzde 70 artmasının beklendiğini vurgulayarak, karbon fiyatları farklılaşırken Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasını bu yıl devreye alacağını belirtti. “OYSA EN BÜYÜK TEHDİT KAPIMIZDA; İKLİM KRİZİ” Bakan Kurum, iklim meselenin sadece ekonomik göstergelerden ibaret olmadığının altını çizerek, “Silah harcamalarını artırarak kendimizi güvende hissedeceğimizi sanıyoruz. Oysa en büyük tehdit kapımızda; iklim krizi. Şunu asla unutmayın: Gelecekte yaşayacak bir dünya bırakılmadıktan sonra, korumaya çalıştığınız devletlerin de, yaptığınız askeri yatırımların da hiçbir anlamı kalmayacak. Devletlerin asıl savunma hattı, sınır boyları değil, doğamız ve iklimimiz olmalıdır. Savunmaya ayrılan her kuruş, bu gezegenin can suyuna da ayrılmalıdır. Bu nedenle COP31 Başkanlığı olarak temel önceliğimizi uygulama olarak belirledik. Uygulamada iş dünyasının belirleyici rolü olacak. Yatırımı gerçekleştirecek, teknolojiyi ölçeklendirecek ve tedarik zincirlerini harekete geçirecek aktörlerin başında sizler geliyorsunuz. Türkiye de iş dünyası ve kamu kurumlarıyla bu sürece tecrübesini taşıyor. TOBB liderliğindeki COP31 İş Dünyası Elçiliği ve Forumu, özel sektörün sürekli katkısını sağlayacak” diye konuştu. COP31 SÜRECİNDE İŞ DÜNYASINI İLGİLENDİREN 6 BAŞLIK Konuşmasında elektrifikasyondan yeşil sanayileşmeye, Sıfır Atık’tan İklim Uygulama Köprüsü’ne, dirençli şehirlerden gıda güvenliğine kadar COP31’in 2035 Küresel Uygulama Hedefleri’nin önemine dikkat çeken Bakan Kurum, iş dünyasının ihtiyaçlarının yer aldığı 6 başlığı da katılımcılarla paylaştı: Birincisi, öngörülebilirliktir. Uzun ömürlü üretim tesisleri ve altyapı yatırımları kısa vadeli bir politika perspektifiyle planlanamaz. Kurallar açık, istikrarlı ve yatırım ufku boyunca öngörülebilir olmalıdır. İkincisi, karbon fiyat sinyalidir. Uzun vadeli yatırım kararları için bu sinyalin öngörülebilir olması ve farklı pazarlar arasında aşırı belirsizlik yaratmaması gerekiyor. Üçüncüsü, yeşil ürüne taleptir. Düşük karbonlu ürünlerin üretilmesi kadar güvenilir bir pazarın oluşması da önemlidir. Kamu alımları, ürün standartları, doğrulanabilir veriler ve uzun vadeli alım anlaşmaları bu pazarı büyütebilir. Dördüncüsü, finansman ve risktir. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda yüksek sermaye maliyeti iyi projelerin önünde engel oluşturuyor. Kalkınma bankaları, ihracat kredi kuruluşları ve imtiyazlı finansman, özel sermayenin yerine geçmeden riskleri azaltabilir. Bu noktada tüm uluslararası bankalardan bu sürece aktif bir şekilde katılımı bekliyoruz. Hep birlikte elimizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Beşincisi, bilgi, kapasite ve KOBİ’lerdir. Küresel tedarik zincirlerinde önemli yer tutan KOBİ’lerin dönüşüme katılması için teknik yardım, ortak metodolojiler, kapasite geliştirme ve uygulanabilir raporlama süreçleri gereklidir. “HER ALANDA OYUN KURUCU İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE VE UYUM OLMALI” Altıncısı ve sonuncusu olan ‘Veri ve Doğrulama’ya dikkat çeken Bakan Kurum, bu kapsamda iklim değişikliğinin tüm alanlarda ‘oyun kurucu’ niteliğinde olacağını söyledi: Yatırım dünyası güvenilir, standart, bağımsız ve karşılaştırılabilir veriye ihtiyaç duyuyor. COP31 bünyesinde OECD ile stratejik bir işbirliği yürütüyoruz. Bundan sonra ticaretin yönünü çizecek olan iklim değişikliğidir. Aklınıza neresi geliyorsa her alanda oyun kurucu iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum olmalıdır. Yine bu anlamda veriler, istatistikler önemli. OECD ile onların bilgisine, geçmiş tecrübesine dayalı olarak o verileri de tüm sektörlerle paylaşıyor olacağız. Güvenilir veri aslında yatırım altyapısının ayrılmaz bir parçasıdır ve bu anlamda da biz yatırımcıları aydınlatmaya gayret göstereceğiz. “SİZLERDEN SOMUT VE ÖLÇÜLEBİLİR TAAHHÜTLER BEKLİYORUZ” Bakan Kurum, konuşmasında iş dünyasının temsilcilerine çağrıda bulundu: Antalya’ya giderken sizlerden somut ve ölçülebilir taahhütler bekliyoruz. Takvimi, kapsamı ve göstergeleri belirlenmiş taahhütlerin COP31’in güçlü sonuçları arasında yer almasını istiyoruz. Yapılabilirliği çalışılmış, sahibi belli ve finansman ihtiyacı tanımlanmış projeleri yatırımcılarla buluşturmak istiyoruz. İş dünyasının alıcı gücünü de harekete geçirmesini bekliyoruz. Yeşil ürünlere yönelik alım taahhütleri ve uzun vadeli anlaşmalar yeni üretim yatırımlarının önünü açabilir. Dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılmalıdır. Büyük şirketlerin KOBİ tedarikçilerine bilgi, metodoloji, teknik kapasite ve finansmana erişim konusunda destek vermesini önemsiyoruz. ANTALYA’DA COP31 İŞ DÜNYASI VE YATIRIM ZİRVESİ DÜZENLENECEK COP31 İş Dünyası Forumu kapsamında devam edecek çalışma gruplarının önemini vurgulayan Bakan Kurum, “Elektrifikasyon, sanayi dekarbonizasyonu, gıda ve su güvenliği, iklim finansmanı, KOBİ’ler, gelişmekte olan ekonomiler, iklim teknolojileri ve yapay zeka alanlarında hazırlanan önerileri doğrudan bizlere, Başkanlığa iletebilirsiniz. Biz de bu konuda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile her alanda bu çalışmaları yürütüyor olacağız. 12 ve 13 Kasım’da Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31 İş Dünyası ve Yatırım Zirvesi, burada başlayan çalışmaların devamı olacaktır. New York’taki istişareleri, finansmana hazır projeleri, yatırım ortaklıklarını ve somut taahhütleri Antalya’ya taşımak istiyoruz” dedi. “NEW YORK’TA GÜÇLENEN İŞ BİRLİĞİNİ ANTALYA’DA SOMUT SONUÇLARA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ” Bakan Kurum, konuşmasını şöyle tamamladı: COP31 Eylem Gündemi’ni başlattık. Bugün New York’ta bu gündemin iş dünyasıyla uygulama bağını kuruyoruz. Antalya’ya yalnızca katılımınızı değil, projenizi, yatırımınızı, teknolojik çözümünüzü, ortaklığınızı ve somut taahhüdünüzü taşımanızı bekliyoruz. COP31’in başarısını yalnızca söylenen sözlerle veya alınan kararlarla ölçmeyeceğiz. Bu kararların ne kadarının projeye, yatırıma ve sahada ölçülebilir sonuçlara dönüştüğüne bakacağız. New York’ta güçlendirdiğimiz iş birliğini Antalya’da somut sonuçlara dönüştüreceğimize inanıyorum.

Başkentin İklim Değişikliği Cepte Haber

Başkentin İklim Değişikliği Cepte

Ankara Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve çevre bilincinin artırmak amacıyla geliştirdiği “İklim Ankara” mobil uygulamasını tanıtımını yaptı. İklim verilerinden karbon ve su ayak izi hesaplamasına, sıfır atık noktalarından vatandaş bildirimlerine kadar birçok özellik tek platformda buluştu. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), iklim değişikliği, sıfır atık, temiz hava ve enerji alanındaki çalışmalarını dijital ortama taşıyan “İklim Ankara” mobil uygulamasını düzenlenen lansmanla tanıttı. Ankara Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle, ABB İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı koordinasyonunda geliştirilen uygulama, Başkentlilerin iklim ve çevre verilerine kolayca ulaşmasını sağlarken, vatandaş ile belediye arasındaki iletişimi de dijital ortamda güçlendirecek. İKLİM VERİLERİNDEN KARBON AYAK İZİNE “İklim Ankara” uygulamasıyla kullanıcılar; iklim verilerine ulaşabilecek, kişisel karbon ve su ayak izlerini hesaplayabilecek, sıfır atık noktalarını harita üzerinden görüntüleyebilecek. Uygulamada ayrıca çevre alanındaki duyuru, etkinlik ve kampanyalar takip edilebilecek. İlk aşamada uygulama üzerinden 782 eczane ve 7 atık getirme merkezi görüntülenebilecek. Vatandaşlar, 12 farklı atık türü için hazırlanan interaktif rehber sayesinde ellerindeki atığın nasıl ayrıştırılacağını ve nereye teslim edilebileceğini de öğrenebilecek. Uygulamanın tamamlanma sürecinin ardından “İklim Ankara”, IOS ve Android platformlarından ücretsiz olarak kullanılabilecek. TÜZÜN: “EKONOMİK KALKINMAYI SAĞLAMAK İÇİN ÇEVREDEN VAZGEÇEMEYİZ” ABB Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevresel faktörlerin birlikte ele alınmasıyla mümkün olduğunu belirterek, “Son dönemde özellikle iklim değişikliğine uyum konusu bütün yönetim kademesinde konuşulan ve son olarak da ABB olarak katılım sağlayacağımız COP 31'de de ciddi anlamda tartışılacak, konuşulacak konuların başında geliyor. İklim değişikliğine uyumu kent içerisinde yaşayanlarla kırsal alanda yaşayanların etkilerini nasıl optimize edeceğiz ve beraber kullanacağız bunun üzerine çalışıyoruz. Kamu kuruluşlarının ve özel sivil toplum kuruluşlarının yaptığı ölçümler var. Arkadaşlarımız, bütün bunları bir araya getiren İklim Ankara diye bir platform yaptı. IOS ve Android marketlerden ücretsiz olarak indirebileceğiniz, iklim parametrelerine ulaşabileceğiniz, su ve karbon ayak izini hesaplayarak iklim üzerine bireysel etkinizi görebileceğiniz, ölçebileceğiniz bir platformdan bahsediyoruz. Bu platform karşılıklı veri alışverişini yapan bir yer. Yani bir vatandaş ve Ankara Büyükşehir arasında yönetişimi sağlayan bir platform” ifadelerini kullandı. ÖZTÜRK: “YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ BULUŞTURUYORUZ” ABB Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanı Ömer Faruk Öztürk ise, “İklim Ankara”nın çevre ve iklim alanındaki çalışmaları doğrudan vatandaşla buluşturmak amacıyla geliştirildiğini söyledi. Ankara Kalkınma Ajansı’nın 2026 İkiz Dönüşüm Programı hibe desteğiyle hayata geçirilen proje sayesinde yeşil dönüşüm ile dijital dönüşümün aynı çatı altında buluşturulduğunu belirten Öztürk, “Uygulama, içerisinde daire başkanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Sıfır Atık, İklim Değişikliği ve Temiz Tava ve Enerji Yönetim Şube Müdürlüklerimizin hizmetlerini tek bir platformda vatandaşlarımızla buluşturmaktadır. Sıfır atık alanında vatandaşlarımız atık getirme noktalarını harita üzerinden görüntüleyebilecekler, kendilerine en yakın noktaya ulaştırabilecekler. Vatandaşlarımız çevre alanındaki duyuruyu, etkinlik ve kampanyalarımızı takip edebilecek, fotoğraf ekleyerek talep ve bildirim oluşturabilecek ve bu süreç güncellemelerini uygulama üzerinden alabilecekler” diye konuştu. Ankara Kalkınma Ajansı İzleme ve Değerlendirme Birim Başkanı Abdülmelik Koçin de proje ile Ankara’nın yeşil ve dijital dönüşümüne katkı sağlamayı hedeflediklerini belirterek, ABB’nin iklim değişikliği, enerji ve sıfır atık alanlarında ürettiği verilerin ortak bir dijital yapıda toplanacağını söyledi. ABB, kullanıcıların geri bildirimleri doğrultusunda uygulamayı geliştirmeyi ve önümüzdeki dönemde platforma yeni hizmet ve modüller eklemeyi planlıyor.

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı Haber

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı

9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde Antalya Su Diyaloğu toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Yaklaşan COP31 öncesinde Antalya Ticaret Borsası ev sahipliğinde Antalya Su Diyaloğu düzenlendi. Tarım, turizm, ticaret ve sanayi sektöründe su yönetimi başlıklarının ele alındığı zirvede kentin su geleceği, iklim değişikliği ve kuraklık riskine karşı alınması gereken önlemler ele alındı. Toplantıya Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy katılırken, kamu, üniversite ve sektör temsilcileri de toplantıda yer aldı. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KAPIMIZIN ÖNÜNDE COP31 öncesi böyle bir toplantıyı düzenlediği için Antalya Ticaret Borsası’na teşekkür eden Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, “Hepimizin ortak derdi su. Buradaki herkes bu şehre su yönetimi ve suyun gelecek nesillere aktarılması ile ilgili çok büyük katkılar sağlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak da bizler de suyla ilgili önemli çalışmalara imza atıyoruz. Antalya iklim değişikliğini Manavgat yangınından sonra konuşur oldu. İklim değişikliği kapımızın önünde. Neler yapabiliriz, geleceğe nasıl katkı koyabiliriz diye baktığımızda çalışmalarımızı su ve su kaynaklarını daha verimli kullanmaya odaklandırdık” dedi. SU KAYNAKLARIMIZI KORUMALIYIZ ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya’nın artan nüfusu, turizm ve tarımsal faaliyetleriyle birlikte suya olan talebin de artacağını belirterek, su yönetiminde kaynakların daha verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti. Gülebay, ASAT’ın çalışmalarını su kaynaklarını korumak, kayıp ve kaçakları azaltmak, arıtılmış suyu yeniden kazanmak ve alternatif su kaynaklarını değerlendirmek olmak üzere dört temel hedef doğrultusunda sürdürdüğünü ifade etti. ANTALYA’NIN SU GELECEĞİ Su kaynaklarının gelecek nesiller için korunması gerektiğini vurgulayan Gülebay, içme suyu şebekelerinin yenilenmesi, SCADA ve akıllı ölçüm sistemlerinin geliştirilmesiyle su kayıplarının azaltılacağını söyledi. Arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin de Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Gülebay, “Hedefimiz daha fazla su tüketen bir Antalya değil, mevcut suyunu daha akıllı kullanan bir Antalya. ASAT olarak kaynaklarımızı koruyan, kayıpları azaltan, atık suyu yeniden kazanan ve gelecek nesillerin su hakkını güvence altına alan bir su yönetim sistemi için çalışıyoruz” dedi. BÜYÜKŞEHİR SUYU KORUYOR ÜRETİMİ BÜYÜTÜYOR Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Melike Kireçcibaşı da toplantıda “Yerel Yönetimlerde Tarımsal Su Yönetimi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Kireçcibaşı tarafından yapılan sunumda Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği projeler paylaşıldı. Melike Kireçcibaşı, “Büyükşehir Belediyesi olarak çiftçilerimizin daha verimli sulama yapabilmesi adına 2019 yılından bugüne 26 kapalı sistem tarımsal sulama tesisi yapılarak hizmete sunulmuştur. Sulama kooperatiflerine ve muhtarlıklara bugüne kadar 700 kilometrelik sulama borusu desteği sağladık. Eski açık sulama tesislerini revize ederek kapalı devre sulama sistemlerine dönüştürüldü. Böylece yüzde 75 su tasarrufu sağlandı. Antalya, 43 bin dekarlık modern sulama alanına kavuştu. Saniyede 2.875 litre su sağlanırken, bin kilometrelik de toplam boru hattı sağlandı. Üreticilerimize dijital tarım uygulamaları, biyolojik mücadele, fide ve fidan destekleri sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.