Hava Durumu

#Irak

Kırsal Haber - Irak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Irak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güneydoğu’nun Ramazan Bereketi Orta Doğu ve Afrika Pazarlarından Haber

Güneydoğu’nun Ramazan Bereketi Orta Doğu ve Afrika Pazarlarından

Güneydoğu Anadolu'da hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı Ocak ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 7,1 daralma ile 279,9 milyon dolar oldu. İhracatın tonaj olarak yüzde 12,3 gerilemeyle 355,5 bin ton olduğu bu dönemde 88,4 bin ton makarna, 63,8 bin ton buğday unu, 35,8 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 11,6 artış ile 56,6 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı %1,2 gerilemeyle 48,9 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 5,9’a ulaştığı bu dönemde ihracatı oransal olarak en fazla düşen ürünler yemler, soya fasulyesi ve kakaosuz şeker mamulleri oldu. Türkiye’nin Orta Doğu ülkelerine gerçekleştirdiği 296 milyon dolarlık hububat ihracatının yüzde 40’tan fazla kısmı Güneydoğu’dan gerçekleşirken, Afrika’ya yapılan 213,9 milyon dolarlık hububat ihracatı içinde bölgenin payı 46,4’e yükseldi. “Ramazan öncesi, temel gıda ürünlerine yönelik talep doğal olarak hızlandı” Bölgenin temel gıda alanında güçlü ve sürdürülebilir tedarik yapısıyla Orta Doğu ve Afrika pazarlarında üstlendiği role dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, bölge ihracatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Dünya genelinde yaklaşık 2 milyar Müslüman nüfusun yarısına yakınının yaşadığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyası hem ticari ilişkilerimizin uzun yıllardır istikrarlı biçimde geliştiği hem de temel gıda ürünlerinde arz güvenliğinin kritik önem taşıdığı bölgeler. Geçen yıl 2,7 milyar dolar hacimle Güneydoğu’nun hububat sektörü ihracatında yüzde 76,3 paya sahip olan bu bölgelerde Irak, Suriye, Cibuti, Gana, Sudan ve Somali gibi ülkeler en büyük pazarlarımız arasında yer alıyor. Bu ülkeler girişimlerimizin sahada karşılık bulduğu, güven ilişkisiyle büyüyen stratejik ortaklarımız olarak da öne çıkıyor. Ramazan ayı öncesi dönemde bu pazarlarda temel gıda ürünlerine yönelik talebin doğal olarak hızlandığını görüyoruz. Biz de bu dönemi yalnızca bir satış takvimi olarak değil, tedarik sürekliliği ve piyasa istikrarı açısından sorumluluk gerektiren bir süreç olarak ele alıyoruz. İhracatçılarımız fiyat istikrarını gözeten, teslimat güvenilirliğini güçlendiren ve karşılıklı ticari güveni büyüten bir yaklaşımı merkeze alıyor; üretim, stok ve sevkiyat planlamasını bu hassasiyetle yapıyor. İslam coğrafyasında bereketin, paylaşmanın ve dayanışmanın simgesi olan Ramazan, aynı zamanda üreticilerimize ve ihracatçılarımıza da emeklerinin karşılığını veren bir bereket ayı. Bölgemiz bu coğrafyalarda sofralara güvenli gıdanın zamanında ulaşmasını sağlayan bir ticari sorumluluğu temsil ediyor.” “Tahsilat sorunları Irak’la ticaret akışımızı zorluyor” Bölgenin en yakın ve en büyük pazarlarından biri olan Irak pazarına ayrı bir parantez açan Kadooğlu, ülkede son dönemde ödeme ve tahsilat süreçlerinde yaşanan teknik ve bankacılık kaynaklı sorunların ticaret akışını etkilemeye devam ettiğini belirterek şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl Irak’a ihracatımızda yüzde 16,8’lik bir daralma yaşanmıştı, bu yıl Ocak ayında ise aylık bazda gerileme yüzde 30’u aştı. Sahada yaşanan temel sorun, Kuzey Irak’ın Türkiye’ye açılan kapısı olan İbrahim Halil Sınır Kapısının Irak Merkezi Hükümeti tarafından uygulamaya geçirilen ASYCUDA sistemine henüz entegrasyon sağlamamış olmasıdır. Bu yapısal aksaklık nedeniyle, ihracat bedellerinin bankacılık sistemi üzerinden tahsili imkânsız hale gelmiştir. ASYCUDA sistemine tam entegre olunmaması ve Iraklı ithalatçılar tarafından ön beyan şartının yerine getirilememesi nedeniyle ihracat fiilen tamamlanmasına rağmen, Irak Merkez Bankası nezdinde ödeme süreçlerinin bloke olması firmalarımızı ciddi bir nakit akışı baskısıyla karşı karşıya bırakıyor. Bu durum sadece ticari hacmi değil, üretim planlamasını ve finansal dengeleri de doğrudan etkiliyor. Öte yandan, son dönemde uygulamaya alınan bazı gümrük düzenlemeleri ve mali yükler konusunda Irak’taki yerel tüccar ve esnafın maliyet artışlarına ilişkin tepkilerini kamuoyuna yansıttığını görüyoruz. Bu tablo, sorunun yalnızca ihracatçıları değil, piyasanın tüm aktörlerini etkileyen bir nitelik taşıdığını gösteriyor. Habur hattında günlük araç geçişlerinde yüzde 40-50’yi bulan düşüşler yaşanması, sorunun sahadaki etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Ramazan ayı gibi, temel gıda talebinin arttığı bir dönemde ödeme kanallarında yaşanan bu tıkanıklık piyasa istikrarını zorluyor. Beklentimiz, ilgili makamlar nezdinde yürütülen girişimlerle birlikte ya İbrahim Halil Gümrüğü’nün ASYCUDA sistemine entegrasyonunun hızlandırılması ya da bu süreç tamamlanıncaya kadar geçici ve işlevsel bir bankacılık mekanizmasının devreye alınmasıdır.”

Yaş Meyve Sebze İhracatında Mandalina Lokomotif Ürün Oldu Haber

Yaş Meyve Sebze İhracatında Mandalina Lokomotif Ürün Oldu

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Gürüz, Türkiye’nin ocak ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 45 artış sağlayarak 513,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini açıkladı.Yılın ilk ayında yüzde 49 artışla 258,6 milyon dolar ihracat değerine ulaşan Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatına yüzde 50 oranında destek verdiğini vurgulayan Başkan Ferhat Gürüz, “Türkiye geneli yaş meyve sebze ihracatı ocak ayında miktarda yatay seyrederken değerde güçlü artış kaydetti. Ancak alt kalemlere bakıldığında sektör içinde ciddi bir ayrışma yaşandığı görülüyor. Narenciye ihracatındaki sıçrama sektörün değer üretme kapasitesini ortaya koyarken, yaş meyvede yaşanan sert daralma yapısal risklere işaret ediyor.” dedi. “Türk yaş meyve sebze sektörü Berlin’de küresel rekabet gücünü pekiştirdi” Küresel yaş meyve ve sebze sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan Fruit Logistica Fuarı’na milli katılım organizasyonunu 23’üncü kez başarıyla gerçekleştirdiklerini kaydeden Başkan Ferhat Gürüz, 4-6 Şubat tarihleri arasında Almanya’nın Berlin kentinde Türk ihracatçıların uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurmasını sağlayarak 2026 ve sonrası ihracat hedefleri için önemli bir zemin oluşturduklarını söyledi. Başkan Ferhat Gürüz, “Bu yıl 90 ülkeden yaklaşık 2.500 firmanın katıldığı ve 151 ülkeden alıcının ziyaret ettiği Fruit Logistica’da, yapay zekâ, otomasyon, dijital lojistik çözümleri ve sürdürülebilir tarım uygulamaları ön plana çıktı.995 metrekarelik milli katılım alanında 39 Türk firmasının yer aldığı fuar, Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ihracatındaki rekabet gücünü ve küresel pazardaki konumunu pekiştirmesi açısından kritik bir platform sundu. Berlin Büyükelçimiz Sayın Gökhan Turan ve Berlin Ticaret Başmüşavirimiz Sayın Devran Ayık, Türkiye standını ziyaret ederek ihracatçı firmalarla bir araya geldi. Fuarda Türk firmaları; taze meyve ve sebzenin yanı sıra paketleme, soğuk zincir, kalite kontrol ve işleme teknolojileri alanlarında da potansiyel alıcılarla görüşmeler gerçekleştirdi.” diye konuştu. Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında Avrupa Birliği ülkelerinin yüzde 30,6 olduğunu, diğer Avrupa ülkelerinin payının ise yüzde 6,1 düzeyinde oluştuğunu ifade eden Başkan Ferhat Gürüz, şunları söyledi: “Avrupa’da taze ve sürdürülebilir ürün talebinin artması, Türkiye’nin organik ve iyi tarım uygulamalarıyla üretilen ürünlerini öne çıkarıyor. Dijital tedarik zinciri ve izlenebilirlik çözümleri, Türk ihracatçılara premium pazarlara erişim imkânı sağlıyor. Lojistik ve depolama altyapısındaki gelişmeler, Türkiye’yi bölgesel bir dağıtım merkezi haline getirme potansiyeli taşıyor. Yakın coğrafyadaki üretim avantajı, Avrupa’nın tedarik risklerini azaltmak için Türkiye’ye yönelmesini destekliyor. Bu kapsamda Fruit Logistica Fuarı’nı Türkiye’nin yaş meyve ve sebze sektöründe küresel marka algısını güçlendirmesi, yeni pazarlara açılması ve katma değerli ihracat hedeflerini desteklemesi açısından önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriyoruz.” “Mandalina lokomotif ürün oldu, pazar çeşitlendirmesi hızlandı” Türkiye’nin ocak ayındaki yaş meyve ve sebze ihracatını ürün grupları ve ülkelere göre değerlendiren Başkan Ferhat Gürüz, şöyle konuştu: “Türkiye genelinde yaş meyve sebze ihracatında ilk 20 ürün verileri, sektörün değer odaklı dönüşümünün somut sonuçlarını ortaya koyuyor. Mandalinanın yüzde 131 artış ve 215,3 milyon dolarlık ihracat değeriyle liderliğini güçlendirmesi ve toplam ihracattan yüzde 42 pay alması, narenciyenin Türkiye’nin tarımsal ihracat vizyonunda stratejik bir kaldıraç görevi üstlendiğini gösteriyor. İkinci sırada yüzde 31 artış ve 60,7 milyon dolar diğer ile limon, üçüncü sırada yüzde 4 azalış ve 48,2 milyon dolar değer ile domates yer aldı. Ülke bazında ise yüzde 161 artış sağladığımız Irak 139,5 milyon dolar değerle ilk sırada yer aldı. Yüzde 60 artış ve 103,1 milyon dolar değer ile Rusya Federasyonu ikinci, yüzde 8 artış ve 38,8 milyon dolar değer ile Romanya üçüncü oldu. Söz konusu dönemde ihracat hacminde ivmelenme yakaladığımız pazarlar arasında Irak ile birlikte Gürcistan, Çekya, Macaristan ve Beyaz Rusya öne çıkarken, Doğu Avrupa ve Kafkasya hattındaki bu genişleme Türk yaş meyve sebze ihracatının pazar çeşitlendirme stratejisinin somut sonuçlarını ortaya koydu.”

Hububat İhracatı Ocak Ayında 929,5 Milyon Dolar Oldu Haber

Hububat İhracatı Ocak Ayında 929,5 Milyon Dolar Oldu

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, Ocak ayında 929,5 milyon dolarlık ihracat yaptı. İhracatın miktar bazında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 13,8 gerilediği bu dönemde, değer bazında yüzde 9,3’lük bir düşüş kaydedildi. En fazla ihraç edilen ürün 88,2 milyon dolar ile ayçiçek yağı olurken, birim fiyatlarındaki artışa bağlı olarak bu kalemde bir gerileme yaşanmadı. 86,2 milyon dolar ihracat ile çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer alırken, onu 76,1 milyon dolar ihracat ile tatlı bisküvi ve gofretler takip etti. Sektörün bir numaralı ihracat pazarı Irak'a hububat ihracatı aylık bazda yüzde 34,3 gerileyerek 108,5 milyon dolar olarak kaydedildi. ABD pazarındaki büyümesini sürdüren sektör, yüzde 10 artış sağladığı bu ülkede 62,4 milyon dolara ulaştı. “Gıda ticaretine yönelen Rus şirketlerle ile ortaklık imkanını önemsemeliyiz” İhracat verileri ekseninde küresel gıda ticaretini etkileyen gelişmeleri yorumlayan TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında Türkiye için büyük önem taşıyan Rusya ile ilgili değerlendirmelerde bulundu: “Dünya tahıl üretimi ve ihracatında kilit bir aktör olan Rusya, tarımda yalnızca hammadde satan bir ülke olmaktan çıkarak, küresel gıda zincirinin daha yukarı halkalarına yerleşmeyi hedefleyen yeni bir stratejiye yönelmiş görünüyor. Rus şirketlerinin devlet desteğiyle yurt dışında buğday unu, ayçiçek yağı ve gıda işleme tesisleri kurmaya teşvik edilmeleri, Moskova’nın bu konuda kararlı olduğunun bir işareti. Rusya’nın doğrudan üçüncü ülkeler için katma değerli ürün üreten bir oyuncu olma arzusunun arkasındaki temel nedenler ise ekim alanları sürekli genişlemesine rağmen, baskılanan fiyatlar nedeniyle tarımsal karlılığın gerilemesi ve hububat ekiminden uzaklaşan çiftçilerin yağlı tohum üretimine yönelmesi… Türkiye güçlü sanayi altyapısı ile bugüne kadar DİR kapsamında buğday, ham ayçiçeği yağı ve mısır gibi ithal girdileri katma değerli ürünlere dönüştürerek uluslararası pazarlara sunan bir ülke oldu. Türk gıda sanayiine önemli bir rekabet avantajı sağlayan bu ilişkide, Rusya’nın kendi şirketlerini yurt dışında değirmencilik ve işleme yatırımlarına yönlendirmesi sonrası ikinci bir faza geçebiliriz. Rusya’nın yurt dışı işleme yatırımlarıyla pazarlara doğrudan girmeye başladığı bir ortamda, hem alternatif tedarik kaynaklarını stratejik biçimde güçlendirmeli hem de yüksekliği nedeniyle atıl kalabilen kapasitelerimiz için de Rus şirketlerle ortaklıkları önemsemeliyiz.” “Hindistan’la iş birlikleri de yeni fırsatlar yaratabilir” Rusya’nın Çin ve Hindistan gibi büyük pazarlarla derinleşen ilişkilerine dikkat çeken ve AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın küresel ticaret üzerindeki muhtemel etkilerini, gıda sektörü adına değerlendiren Tiryakioğlu şunları ifade etti: “Türkiye’nin AB’ye gerçekleşen gıda ihracatı kotalarla sınırlı olduğundan, bu anlaşmanın AB’ye yaptığımız hububat ihracatımıza önemli bir etkisi olmayacaktır. Hindistan’ın küresel ihracat lideri olduğu pirincin hassas tarım kalemi olarak kapsam dışında tutulması, bu ürünün AB pazarına sınırsız ve gümrüksüz şekilde girmesinin önünü kapıyor. Dolayısıyla Hindistan’dan AB’ye yönelik şimdilik bir ‘pirinç seli’ beklenmiyor. Ancak anlaşmanın dolaylı etkileri olacaktır. Hindistan bugün yılda yaklaşık 12 milyar dolarlık pirinç ihraç eden, buna karşılık dünya genelinden 5 milyar doların üzerinde bakliyat ithal eden bir ülke. Yani bazı ürünlerde fiyat belirleyici bir tedarikçi, bazı ürünlerde ise büyük bir alıcı… AB ile yapılan bu anlaşma Hindistan’ın yatırım çekme kapasitesini, tarımsal sanayi altyapısını ve küresel ticaretteki ağırlığını daha da artıracaktır. Bu da Hindistan’ı sadece ham ürünlerde değil, işlenmiş gıda ve katma değerli tarım ürünlerinde de güçlü bir oyuncu haline getirecektir. Hindistan’ın gıda üretiminde daha istikrarlı, daha ölçekli ve rekabetçi bir tedarikçi haline gelmesi, özellikle Ortadoğu, Afrika ve Asya gibi pazarlarda fiyat ve hacim rekabetini sertleştirebilir. Hububat sektörü ihracatımızın yıllık ortalama 45 milyon dolar olduğu Hindistan ile kuracağımız yeni iş birlikleri, iki ülke için de kazan kazan anlamına gelen önemli fırsatlar yaratabilir.”

AB’nin MERCOSUR ve Hindistan Anlaşmaları Türkiye İçin Tehdit Haber

AB’nin MERCOSUR ve Hindistan Anlaşmaları Türkiye İçin Tehdit

Küresel ticarette jeopolitik risklerin arttığı, korumacılık eğilimlerinin kalıcı hale geldiği ve rekabet koşullarının sertleştiği 2025 yılında 16,8 milyar dolarlık ihracat başarısına imza atan Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), 2026 yılına da 1,41 milyar dolarla başlangıç yaptı. AKİB Koordinatör Başkanı Veysel Memiş, yılın ilk ayında yaş meyve sebze ve hazır giyim sektörlerinde belirgin bir ivme yakaladıklarını belirterek, Fas, Gürcistan, Hollanda, Polonya ve Rusya pazarlarında yüzde 334’e varan ihracat artışları sağlandığını açıkladı. “Irak pazarındaki uygulama farklılıkları ihracatı düşürdü, Cumhurbaşkanımızdan destek bekliyoruz” Irak’ta yaşanan iç siyasi ve idari sorunların Türkiye’nin bu ülkeye ihracatında ocak ayında yüzde 8,4 daralmaya neden olduğunu açıklayan Başkan Veysel Memiş, “AKİB geneli olarak Irak’a ihracatımız bu dönemde yüzde 5 daralırken hububat, bakliyat sektöründeki daralma ise yüzde 63’ü buldu. Bu düşüşün devam etmesinden endişeliyiz.” dedi. Irak merkezi yönetimi ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki uygulama farklılıklarının, ticareti doğrudan olumsuz etkilediğine dikkat çeken Veysel Memiş, “Sorunun çözümü yalnızca ihracatçıların çabasıyla mümkün görünmemektedir. Devletler arası düzeyde güçlü bir diplomatik müdahaleye ihtiyaç var. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Irak ile yürütülen üst düzey temaslarda bu konunun öncelikli gündem maddesi haline gelmesini bekliyoruz.” diye konuştu. “AB’nin MERCOSUR ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı STA’lar ciddi riskler barındırıyor” Bölgesel ihracatta ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6’lık sınırlı bir gerileme yaşandığını ifade eden Başkan Veysel Memiş, “İhracatçılarımız artan işçilik, enerji, hammadde ve işletme maliyetleriyle mücadele ederken, küresel pazarlarda da koşullar ağırlaşıyor. Jeopolitik belirsizlikler, ticarette korumacı duvarlar ve zorlaşan pazara giriş şartları rekabet gücümüzü baskılıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Özellikle Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nin yeni ticaret anlaşmalarına işaret eden Başkan Memiş, AB’nin MERCOSUR (Güney Amerika Ortak Pazarı) ülkeleri ve Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının, orta ve uzun vadede Türkiye açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Bu anlaşmaların yalnızca AB pazarında pay kaybına yol açmayacağını, aynı zamanda Hindistan ve Güney Amerika menşeli ürünlerin AB üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz girişinin önünü açacağını da belirten Memiş, “Hazır giyimden otomotive, mücevherden makineye kadar birçok stratejik sektörümüz bu süreçten olumsuz etkilenebilir. Dolayısıyla Türkiye’nin de ticari diplomasi hamlelerini hızlandırması gerekiyor. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başta olmak üzere, benzer nitelikte iş birliklerinin hayata geçirilmesini bekliyoruz.” dedi. “100 milyar TL’lik finansman paketi sanayi için kritik destek” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imalat sanayisine yönelik açıklanan 100 milyar liralık uygun koşullu finansman paketini de değerlendiren Başkan Veysel Memiş, şunları söyledi: “Uzun vade, düşük maliyet ve KGF destekli yapısıyla bu paket; üretim çarklarının durmaması, istihdamın korunması ve firmalarımızın rekabet gücünü muhafaza edebilmesi açısından kritik önem taşıyor. Finansmana erişimin güçlenmesi, yalnızca kısa vadeli bir rahatlama değil, aynı zamanda sanayimizin ihracat ve katma değer odaklı dönüşümünü destekleyecek stratejik bir imkândır. Doğru ve verimli kullanılması halinde bu finansman desteği, sadece geçici bir rahatlama sağlamayacak; sanayimizin üretim, ihracat ve katma değer odaklı büyüme sürecine de kalıcı katkı sunacaktır.” “Yaş meyve sebzede yüzde 46, hazır giyimde yüzde 20 artış sağladık” AKİB’in ocak ayı ihracatını bağlı Birliklere göre ele alan Başkan Veysel Memiş, özellikle yüzde 46 artışla yaş meyve sebze sektörünün öne çıktığını, hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün de yüzde 20 artışla ivmelenmeyi sürdürdüğünü dile getirdi. Başkan Veysel Memiş, şöyle konuştu: “Yılın ilk ayında Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 423,2 milyon dolar değer ile ilk sırada yer aldı. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 287,2 milyon dolar değer ile ikinci sırada yer alırken, bu Birliğimizi 275,2 milyon dolar değer ile Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz takip etti. Yine ocak ayında sırasıyla Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 138,5 milyon dolar, Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 91,7 milyon dolar, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 78,2 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 47,6 milyon dolar ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 29,8 milyon dolar ihracat değerine ulaştı.” “Yüzde 334 artış yakaladığımız Fas pazarı ocak ayının yıldızı oldu” Başkan Veysel Memiş, ocak ayındaki ülke bazlı performansın hem geleneksel hem de alternatif pazarlarda önemli sinyaller verdiğini vurguladı. Başkan Veysel Memiş, “Ocak ayı ihracatımızda Irak, 118,7 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korudu. Yakın coğrafyada Irak, AKİB ihracatının lokomotifi olmaya devam ediyor. Küçük bir gerilemeye rağmen bu pazar istikrarını muhafaza ediyor. İkinci sıraya 94,4 milyon dolarla Rusya Federasyonu yükseldi. Rusya’ya ihracatımızda yüzde 50’lik güçlü bir artış yakaladık. Üçüncü sırada 88,4 milyon dolarla ABD yer aldı. ABD pazarı yüksek hacmini korurken seçici talep yapısı nedeniyle daha dengeli bir seyir izledi. Hollanda 68,2 milyon dolar, İtalya 65,6 milyon dolar, İspanya 63,6 milyon dolar ve Almanya 59 milyon dolar ihracatla üst sıralarda yer aldı. Bu tablo, AB pazarında rekabet gücümüzün devam ettiğini gösteriyor. En dikkat çekici performanslardan biri Fas’ta yaşandı. Bu ülkeye ihracatımız 69,2 milyon dolara çıkarak yüzde 334 arttı. Fas, Ocak 2026’nın açık ara yıldızı oldu. Polonya’ya ihracatımız 32,2 milyon dolarla yüzde 52 arttı, Gürcistan’a ihracatımız 26,1 milyon dolara ulaşarak yüzde 167 artış gösterdi. Geleneksel pazarlardaki gücümüzü korurken, Rusya, Fas, Polonya ve Gürcistan gibi pazarlarda yakaladığımız yüksek oranlı artışlar, pazar çeşitlendirme stratejimizin doğru yolda olduğunu ortaya koyuyor.”

İstanbul İhracatçı Birlikleri’nden, 12 Milyar 732 Milyon Dolarlık İhracat Haber

İstanbul İhracatçı Birlikleri’nden, 12 Milyar 732 Milyon Dolarlık İhracat

İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), 2025 yılında, bir önceki yıla kıyasla, ihracatını yüzde 5.7 oranında artırarak, bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliği ile toplamda 12 milyar 732 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. İİB Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “İstanbul İhracatçıları, ihracatını artırmaya yönelik etkinlikleri ile 2025 yılını yoğun bir şekilde geçirdi. Birliklerimiz, geçtiğimiz yıl, 8 farklı ülkede düzenlenen 13 önemli ve büyük fuarın Türkiye Milli Katılımını gerçekleştirdi. 15 farklı ülkede, bölgenin büyük fuarlarına info stantlı 27 katılım sağladık. Birliklerimiz, bir önceki sene 7 olan UR-GE projesi sayısını, 2025 yılında yeni başlayan projelerimizle beraber 9’a çıkarttı” dedi. İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), bünyesinde bulunan yedi ihracatçı birliğine üye farklı şehirlerde faaliyet gösteren 20 bini aşkın firma ile 2025 yılında 12 milyar 732 milyon dolar tutarında ihracat yaparak, bir önceki yıla kıyasla, yüzde 5.7 oranında ihracat artışı sağladı. İstanbul İhracatçıları, geçtiğimiz yıl, 198 ülke pazarına ürün sattı ve ülke ihracatındaki payını yüzde 5.4’e çıkarttı. İstanbul İhracatçı Birlikleri, aralık ayında ise bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 17.7 oranında artış ile 1 milyar 295 milyon dolar tutarında ihracat yaptı. 2025 yılında, Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracat arttı İstanbul İhracatçı Birlikleri (İİB), geçtiğimiz yıl, değer bazında en fazla ihracatı 773 milyon dolar ile ABD’ye gerçekleştirdi. Mal grupları bazında; ABD’ye en fazla hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektöründen şeker ve şeker mamulleri alt sektörü ile gemi, yat ve hizmetleri satıldı. İİB, ABD’nin ardından değer bazında en fazla Irak, Almanya, Birleşik Krallık ve Norveç’e ihracat yaptı. İİB tarafından yapılan ihracatta, Irak’a en fazla ağaç ve orman ürünleri ile hayvansal mamuller; Almanya’ya fındık ve mamulleri; Birleşik Krallık’a kağıt ve karton ürünleri ile hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri şeker ve şeker mamulleri alt sektörü; Norveç’e ise gemi, yat ve hizmetleri çıktı. Ülke grupları baz alındığında ise İİB’nin en fazla ihracat yaptığı bölge, 3 milyar 301 milyon dolar ile Avrupa Birliği ülkeleri oldu. Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracat, 2025 yılında, bir önceki yıla kıyasla yüzde 7.7 oranında arttı. İİB bünyesinde bulunan birliklerden İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR), 2025 yılında, 3 milyar 856 milyon dolar; İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 3 milyar 743 milyon dolar; Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB), 2 milyar 244 milyon dolar; İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB), 1 milyar 341 milyon dolar; İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İFMİB), yaklaşık 729 milyon dolar; İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 627 milyon dolar; İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KUMİB) ise 344 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirdi. Özkan: 2025 yılında yakaladığımız ihracat artışının 2026 yılında da devam edeceğini öngörüyoruz İstanbul İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Erkan Özkan, “İstanbul İhracatçı Birlikleri, 2025 yılını yüzde 5.7 oranında artış ile tamamlayarak, iyi bir yıllık ihracat rakamına ulaştı. Geçtiğimiz yılın ihracat rakamlarına detaylı bakarsak, ülke grupları bazında, önemli artışlara imza attık. 2025 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 7.7 oranında artış ile Avrupa Birliği ülkelerine 3 milyar 301 milyon dolar, Diğer Avrupa ülkelerine yüzde 13.7 artış ile 1 milyar 464 milyar dolar, Afrika ülkelerine yüzde 4.8 oranında artış ile 1 milyar 279 milyon dolar, Bağımsız Devletler Topluluğuna yüzde 5.1 oranında artış ile 1 milyar 58 milyon dolar, Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Bölgesi ülkelerine yüzde 15.2 oranında artış ile 909 milyon dolar tutarlarında ihracat gerçekleştirdik. İstanbul İhracatçıları, ihracatını artırmaya yönelik etkinlikleri ile 2025 yılını yoğun bir şekilde geçirdi. Birliklerimiz, geçtiğimiz yıl, 8 farklı ülkede düzenlenen 13 önemli ve büyük fuarın Türkiye Milli Katılımını gerçekleştirdi. 15 farklı ülkede, bölgenin büyük fuarlarına info stantlı 27 katılım sağladık. Birliklerimiz, bir önceki sene 7 olan UR-GE projesi sayısını, 2025 yılında yeni başlayan projelerimizle beraber 9’a çıkarttı. Eğitimlerimize de ara vermeden devam ettik. Genel sekreterliğimiz, 2000’e yakın ihracatçının katılımı ile ücretsiz 33 farklı eğitim düzenledi. Farklı ülkelere yönelik ticaret ve alım heyeti programlarımız hız kesmeden devam etti. İİB, geçtiğimiz yıl, 3 farklı ülkeye 3 sektörel ticaret heyeti, farklı ülkelere yönelik 15 alım heyeti programı organize etti. İİB; 2025 yılında, bir önceki yıla kıyasla, yüzde 5.1 oranında üye firma sayısını artırarak, büyümeye devam etti. Yeni yılda, dünya ticaretinden daha fazla pay almayı, hedef pazarlarımızda ürünlerimizi tanıtıcı etkinlikler, organizasyonlar yapmayı planlamaktayız. Sürdürülebilir, katma değerli üretimi önceleyen; bir büyüme stratejisini esas alacağız. 2026 yılının ilk çeyreğinden itibaren çeşitli ülkelere yapmayı planladığımız fuar ve heyet faaliyetlerinin çalışmalarına başladık, üyelerimizle sık sık bir araya gelerek sektörün istek ve ihtiyaçlarına yönelik faaliyetler yapmayı sürdüreceğiz. 2025 yılında yakaladığımız ihracat artışının 2026 yılında da devam edeceğini öngörüyoruz. Geçtiğimiz yıl, ihracatımıza katkısı olan bütün ihracatçı firmalarımızı başarılarından dolayı tebrik ederim” dedi.

Kadooğlu: ''Irak'la Yaşanan Kriz Yüzünden İhracatçılar Yüzde 12 Oranında Zarar Ediyor'' Haber

Kadooğlu: ''Irak'la Yaşanan Kriz Yüzünden İhracatçılar Yüzde 12 Oranında Zarar Ediyor''

Kuzey Irak yönetiminin gümrük işlemlerinde ASYCUDA sistemine geçmemesi ihracatçıları mağdur ediyor. İhraç ettikleri ürünlerin parasını düşük kur üzerinden transfer etmek zorunda kalan ihracatçılar yüzde 12 oranında zarar ediyor. Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, Kuzey Irak yönetiminin gümrük kapılarında ASYCUDA sistemine geçmesi için girişimlerin devam ettiğini söyledi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından geliştirilen ASYCUDA (Automated System for Customs Data) sisteminin gümrük işlemlerinin bilgisayar ortamında yürütülmesini sağladığını hatırlatan Kadooğlu, “Dünya genelinde 108 ülke tarafından kullanılan sistem, dış ticaretin kayıt altına alınmasını ve ticari malların takibini sağlıyor. Sisteme kayıtlı tüccarlar, Irak’a yapılan ithalat işlemlerinde 1.320 dinarlık resmi dolar kurundan yararlanabiliyor. Ancak Kuzey Irak’ta ASYCUDA sistemi yürürlükte olmadığı için 1.480 dinar olan serbest piyasa kuru ile işlem yapıyor. Bu da yüzde 12 oranında net bir zarar demektir” diye konuştu. Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin gümrük kapılarında ASYCUDA sistemine geçmesi için teknik bir engel bulunmadığına dikkat çeken Kadooğlu, sorunun çözümü için çalışmaların devam ettiğini bildirerek şöyle devam etti: “Gümrük işlemlerinin dijitalleşmesini sağlayan ASYCUDA sistemi Irak genelindeki sınır kapılarında yüzde 75 oranında uygulanıyor. Sadece Kuzey Irak Bölgesel yönetiminin kapılarında uygulanmıyor. Kuzey Irak merkezli 25’ten fazla şirket halihazırda ASYCUDA sistemi üzerinden işlem yapıyor. Bu şirketlerin malları bölgesel yönetimin dışındaki kapılardan sorunsuz bir şekilde geçiyor. Yaptığımız görüşmelerde, Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin kontrolünde bulunan sınır kapılarının sisteme entegrasyonu hakkında teknik bir uyuşmazlık bulunmadığını öğrendik. Ancak burada yönetimin bir karar alması gerektiği ifade ediliyor. İnanıyoruz ki yakın bir zamanda bölgesel yönetimin alacağı kararla iki ülke arasındaki ticarette elektronik sistem uygulanmaya başlar ve sorunlar çözülmüş olur. Gümrük kapılarının ASYCUDA sistemine entegre edilmemesinin en büyük etkisi para transferlerinde görülüyor. Özellikle dolar havaleleriyle doğrudan bağlantılı olan ‘gümrük ön bildirimi’ (beyan) süreci işlemiyor.” Bundan böyle sisteme kaydedilmemiş hiçbir Dolar transferine izin verilmeyeceğini de hatırlatan Kadooğlu şunları söyledi: “Bölge ihracatçılarının para transferlerini kolaylaştırmanın ve ticaretin sürdürülebilirliğinin tek yolu sınır kapılarında ASYCUDA sistemine geçilmesidir. Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin kontrolünde kapılarda bu sistemin uygulanmıyor olması rekabet adaletini de olumsuz yönde etkiliyor. Ürünlerini Irak Merkez bankası kurunu baz alarak satış yapan firmalar, havalelerin durması yüzünden serbest piyasa kurundan aldıkları döviz ile yüze 12 oranında net zarar ediyor. Sorunun çözümü için Irak Merkez Bankası ile görüşüyoruz. Havale konusunda haklı olduğumuzu söylüyorlar. 1 Ocak 2026 tarihinden önce gelen malların paralarının havalesinin yapılması gerektiğini ifade ediyorlar. Fakat Irak Merkez Bankasına bağlı olan Gümrükler Genel Müdürlüğü kabul etmiyor. Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminin sınır kapılarında ASYCUDA sistemine geçilmediği sürece hiçbir havalenin yapılmayacağını belirtiyorlar. Ürünlerini Irak Merkez bankası kurunu baz alarak satış yapan firmalar, havalelerin durması yüzünden serbest piyasa kurundan aldıkları döviz ile yüzde 12 oranında net zarar ediyor. Serbest piyasadaki talep arttıkça bu makasın daha da açılacağından endişe ediyoruz.” Basra ve Ürdün kapısından giren ürünlerin havalesinde bir sorun yaşanmadığını da vurgulayan Kadooğlu, en büyük sıkıntıyı Türk ihracatçıların yaşadığını ve yetkili makamlarla birlikte sorunun çözümü için çabaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.