Hava Durumu

#Iş Birliği

Kırsal Haber - Iş Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Döngüsel Tekstilde Türkiye-Hollanda İş Birliği Fırsatları Ele Alındı Haber

Döngüsel Tekstilde Türkiye-Hollanda İş Birliği Fırsatları Ele Alındı

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) ile Hollanda Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, döngüsel tekstil değer zinciri, geri dönüşüm teknolojileri, izlenebilirlik ve Avrupa Birliği gereklilikleri değerlendirildi. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB), Hollanda Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle “Döngüsel Tekstil Değer Zinciri: Hollanda-Türkiye İş Birliği Fırsatları” başlıklı etkinlik gerçekleştirdi. Etkinlikte, Türkiye ile Hollanda arasında döngüsel tekstil alanındaki iş birliği fırsatları, tekstil atıklarının değerlendirilmesi ve sürdürülebilir iş ortaklıklarının geliştirilmesine yönelik konular ele alındı. Türkiye’de Döngüsel Tekstil Değer Zincirine Geçiş Araştırması Paylaşıldı Program, İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi Vakur Besim Özek ile Hollanda Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu Ticaret ve Ekonomi Ataşesi Niels Veenis’in açılış konuşmalarıyla başladı. Açılış konuşmalarının ardından Onur Akpulat, “Türkiye’de Döngüsel Tekstil Değer Zincirine Geçiş” başlıklı pazar araştırmasının bulgularını katılımcılarla paylaştı. Politika, Pazar ve İş Dünyası Perspektifleri Değerlendirildi Etkinlik kapsamında düzenlenen “Politika, Pazar ve İş Dünyası Perspektifleri” başlıklı panelin moderatörlüğünü İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi Besim Özek üstlendi. Panelde, T.C. Ticaret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdür Yardımcısı Umut Can Gök, İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi Necat Altın, SaXcell B.V. İcra Kurulu Üyesi ve Pazarlama Direktörü Süleyman Kocasert ile Aksa Akrilik Tekstil Pazarlama Müdürü Enida Hançer görüşlerini paylaştı. Tekstil Atıkları, Geri Dönüşüm Teknolojileri ve AB Gereklilikleri Gündemdeydi Türkiye ile Hollanda arasında döngüsel tekstil değer zincirine yönelik iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği etkinlikte; tekstil atıklarına erişim, geri dönüşüm teknolojileri, izlenebilirlik ve Avrupa Birliği (AB) gereklilikleri ele alındı. Toplantıda ayrıca, döngüsel tekstil alanında ortaya çıkan fırsatların sürdürülebilir iş ortaklıklarına dönüştürülmesi için atılması gereken adımlar üzerinde duruldu. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, etkinliğin ardından Hollanda Krallığı İstanbul Başkonsolosluğuna, konuşmacılara ve katılımcılara iş birlikleri ve katkılarından dolayı teşekkür etti.

Süt Üreticilerinin Geleceği Masaya Yatırıldı Haber

Süt Üreticilerinin Geleceği Masaya Yatırıldı

Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği, 2026 yılı faaliyetlerini değerlendirmek ve süt sektörünün geleceğine yönelik yol haritasını belirlemek amacıyla yıl sonu değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda üreticilerin ekonomik beklentileri, sürdürülebilir süt üretimi ve sektörün rekabet gücü ele alındı. Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği tarafından düzenlenen 2026 Yılı Değerlendirme Toplantısı'nda, süt üreticilerinin karşılaştığı sorunlar ve sektörün geleceğine yönelik çalışmalar görüşüldü. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, toplantıda birlik faaliyetleri, süt üretimindeki gelişmeler, üreticilerin ekonomik beklentileri, sürdürülebilir üretim ve sektörün rekabet gücünün artırılmasına yönelik çalışmalar değerlendirildi. Salih Çelik: Süt Üreticilerimizin Her Zaman Yanındayız Toplantıya katılan Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Salih Çelik, süt üreticilerinin ülke hayvancılığı, kırsal kalkınma ve gıda arz güvenliği açısından üstlendiği önemli role dikkat çekti. Süt üretiminin sürdürülebilirliğinde üreticilerin emeğinin ve fedakârlığının büyük önem taşıdığını vurgulayan Çelik, Bakanlık olarak üreticilerin desteklenmesi ve sektörün güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti. Çelik, sektörde yaşanan sorunların çözümünde tüm paydaşların iş birliği içerisinde hareket etmesinin önemine değinerek ortak akıl, istişare ve güçlü koordinasyonun süt sektörünün geleceği açısından belirleyici olduğunu belirtti. Sürdürülebilir Süt Üretimi ve Üreticilerin Ekonomik Beklentileri Ele Alındı Toplantıda söz alan katılımcılar, süt üreticilerinin karşılaştığı sorunlara yönelik çözüm önerilerini paylaştı. Görüşmelerde üreticilerin ekonomik açıdan güçlendirilmesi, örgütlü yapının geliştirilmesi ve süt sektöründe sürdürülebilirliğin sağlanması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca süt sektörünün mevcut durumu değerlendirilerek üretim faaliyetlerinin geliştirilmesi ve rekabet gücünün artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Süt Sektörünün Geleceğine Yönelik Çalışmalar Değerlendirildi Toplantı, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek çalışmalara ilişkin değerlendirmelerin yapılmasının ardından sona erdi. Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği, ülke hayvancılığının gelişmesine, süt üretiminin sürdürülebilirliğine ve üreticilerin hak ve menfaatlerinin korunmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceğini bildirdi.

İBB'den COP31 Yolunda İstanbul Çalıştayı Haber

İBB'den COP31 Yolunda İstanbul Çalıştayı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde “COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı” gerçekleştirildi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “COP31 sürecinde yerel yönetimler, iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil, karar ortağı da olmalıdır. Türkiye'nin iklim hedefleri belirlenirken, İklim Kanunu uygulanırken, finansman mekanizmaları oluşturulurken belediyelerimizin deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Çünkü iklim kriziyle mücadele, ayrışarak değil, dayanışarak başarılabilir. İstanbul olarak biz bu dayanışmaya hazırız. Bilgimizi, deneyimimizi, sahada öğrendiklerimizi paylaşmaya hazırız. Anadolu'nun dört bir yanındaki belediyelerimizle, ülkemizin bütün şehirleriyle ortak çalışmalar yürütmeye hazırız. Yalnızca ülkemizdeki şehirlerle değil, dünyanın farklı kentleriyle de güçlü iş birlikleri geliştiriyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelede ortak çözümler üretiyoruz. Dünyanın önde gelen kentlerini buluşturan C40 Büyük Kentler İklim Liderliği Grubu’nun Türkiye’den ilk ve tek üyesiyiz” dedi. İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir de, “Bugün burada hem bir akademisyen olarak hem de hemşehrilerimizin derdini dert edinen Nuri Bey'le ve çalışma arkadaşlarımızla bir kamu yöneticisi olarak bulunuyorum. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu İstanbul vizyonu doğrultusunda tüm birikimimizi, İstanbul’un tüm birikimini, tarihini, görkemini biz geleceğe taşımak istiyoruz. Yani güzel bir tarih aldık ama başarılı olmanın kriteri bu tarihi geleceğe taşıyabilecek miyiz? Yani bundan 100 yıl sonra da İstanbul’un surlarını çocuklarımız, torunlarımız görebilecek mi? Galata Kulesi’ni görebilecek mi? İşte ondan sonra başarılı olup olmadığımızla yargılanacağız. Bugünlerde bunu söylemek zor. Önümüzdeki günlerde hem emisyon ticaret sistemini hem de karbon vergisini daha fazla tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de iklim krizi yok diye bakamayız; Asya’da ya da bölgemizde ortaya çıkacak bir iklim krizi göçü, Türkiye’nin bütün sosyoekonomisini bozar. Bugün burada ortaya konacak önerilerin tüm şehirlerimizin iklim dirençli hâle gelmesine katkı sunmasını ve başta İstanbullu vatandaşlarımız olmak üzere bütün dünya halklarının iklim krizinden en az zararla etkilenmesini diliyorum” şeklide konuştu. İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler ise konuşmasında, “Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun 2019'da imzaladığı taahhütle İstanbul’un 2050 yılında hem iklim nötr hem de dirençli bir şehir olmasını hedefledik. 2021'de İklim Değişikliği Eylem Planı'nı, 2023'te Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı'nı hazırladık. Verilerimizin şeffaflığı sayesinde uluslararası raporlama platformu CDP’nin 'Şehirler A Listesi'ne 3 yıldır üst üste girerek dünyadaki en başarılı %15'lik dilimde yer aldık. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 'İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu' kapsamında 100 Net Sıfır şehirden biri seçildik ve İklim Şehir Sözleşmemiz tescillendi” ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde “Uygulama COP’u” temasıyla düzenlenecek COP31 öncesinde, yerel iklim eylemlerini güçlendirmek amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı öncülüğünde anlamlı bir buluşmaya imza atıldı. İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Florya Kampüsü’nde düzenlenen “COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı”, İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından sırasıyla İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ve İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler birer konuşma yaptı. Çok seviyeli yönetişim anlayışıyla şehirlerin ortak iklim gündeminin masaya yatırıldığı organizasyonda; uzmanlar, yerel yöneticiler ve paydaşlar thematic çalışma masalarında mevcut durum analizi yaparak İstanbul’un COP31 sürecindeki stratejik yol haritasını şekillendirdi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, konuşmasına şöyle devam etti; “Meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, özel sektörümüzün ve finans kuruluşlarımızın değerli temsilcileri, COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayımıza hoş geldiniz. Sizlere, bir buçuk yılı aşkın süredir hukuksuzca Silivri'de tutulan, İstanbul'un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nun selamlarını getirdim. Ekrem Başkanımızın İstanbul için ortaya koyduğu vizyonla, bu şehrin doğasını, yaşamını ve geleceğini korumak için çalışmaya devam ediyoruz.” “İKLİM KRİZİ BUGÜN HAYATIMIZIN TAM ORTASINDADIR” “Bugün burada iklim değişikliğini, şehirlerimizin geleceğini ve hepimizin ortak sorumluluğunu konuşmak için bir aradayız. Ama açıkça söylemek isterim: İklim krizi artık uzak bir gelecek senaryosu değildir. İklim krizi bugün hayatımızın tam ortasındadır. Bazen günlerce süren kuraklıkla, bazen aşırı sıcaklarla, bazen de birkaç saat içinde bütün bir şehrin hayatını etkileyen şiddetli yağışlarla karşımıza çıkıyor. Daha birkaç hafta önce İstanbul'da yaşadığımız yoğun yağışlar, bu gerçeği hepimize bir kez daha hatırlattı. 14 Ekim'de İstanbul, son derece şiddetli yağışlarla karşı karşıya kaldı. Beykoz'da metrekareye yaklaşık 270 kilogram yağış düştü. Sarıyer'de, Eyüpsultan'da ve birçok ilçemizde yağışlar günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Cadde ve sokaklarımızda su baskınları yaşandı. O günlerde AKOM'da, sahada, dere kenarlarında, alt geçitlerde gece gündüz çalışan binlerce mesai arkadaşımız vardı. Valiliğimizle, ilçe belediyelerimizle, ilgili kamu kurumlarımızla koordinasyon içinde çalıştık. Bu vesileyle sahada emek veren bütün çalışma arkadaşlarıma ve dayanışma gösteren herkese yürekten teşekkür ediyorum. Ama burada bir gerçeği de açıkça ifade etmek zorundayız: Afetlerle mücadele etmek kadar, afetler yaşanmadan önce hazırlıklı olmak da bizim sorumluluğumuzdur. İşte bugün burada bulunmamızın en önemli nedenlerinden biri budur. İklim krizi bize üç önemli gerçeği hatırlatıyor. Birincisi, iklim krizi aynı zamanda bir adalet meselesidir. Çünkü aşırı yağışlardan, sellerden, sıcak hava dalgalarından ve kuraklıktan herkes aynı ölçüde etkilenmiyor. En büyük zorluğu çoğu zaman dar gelirli ailelerimiz, yaşlılarımız, çocuklarımız çekiyor. Bizim belediyecilik anlayışımızda hiçbir hemşehrimiz kaderine terk edilemez. Bu nedenle iklim politikalarını sosyal politikalardan ayrı düşünemeyiz. Bir mahallemizi sel riskine karşı korumak da bir çocuğumuzun sağlıklı bir çevrede büyümesini sağlamak da aynı sorumluluğun parçasıdır. Biz buna adil bir İstanbul mücadelesi diyoruz. İBB Hep Yanında derken de tam olarak bunu kastediyoruz. İkincisi, doğayı korumadan şehirlerimizi koruyamayız. Yıllar boyunca dere yataklarının daraltılması, doğal alanların yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kalması, su havzalarının ve yeşil alanların zarar görmesi şehirlerimizin kırılganlığını artırdı.” “ŞEHİRLERİMİZİ PLANLARKEN DOĞAYI KARŞIMIZA DEĞİL, YANIMIZA ALMAK ZORUNDAYIZ” “Doğanın kendi dengesi vardır. Suyun akacağı yolu kapatırsanız, o su kendisine başka bir yol bulur. Bu nedenle şehirlerimizi planlarken doğayı karşımıza değil, yanımıza almak zorundayız. Dere yataklarını, ormanlarımızı, su havzalarımızı ve tarım alanlarımızı korumak zorundayız. Yeşiliyle, suyuyla, toprağıyla, bütün canlılarıyla birlikte düşünmek zorundayız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz. İSKİ'mizle altyapımızı güçlendirmek, taşkın risklerini azaltmak, derelerimizi daha güvenli hale getirmek için çalışıyoruz. Yaşam Vadilerimizle, parklarımızla ve yeşil alanlarımızla İstanbul'un nefes alacağı yeni alanlar oluşturuyoruz. Üçüncüsü ise afetin partisi, siyasi görüşü, kimliği olmaz. Bir mahalleyi su bastığında, bir aile yardıma ihtiyaç duyduğunda kimseye hangi partiye oy verdiği sorulmaz. Sorulmamalıdır da. Bizim görevimiz, ihtiyaç duyulan her yerde vatandaşımızın yanında olmaktır. Bu nedenle afetlerle mücadelede bütün kurumların iş birliği içinde çalışması son derece önemlidir. Valiliğimiz, belediyelerimiz, kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, meslek odalarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız aynı sorumluluğu paylaşmalıdır. Üstelik bu iş birliği yalnızca afet yaşandığında değil, afet yaşanmadan önce de kurulmalıdır. Bilgiyi paylaşmalı, riskleri birlikte belirlemeli, kararları ortak akılla almalıyız.” “VATANDAŞIN HAYATINA DOKUNAN UYGULAMALARI ÇOĞU ZAMAN YEREL YÖNETİMLER GERÇEKLEŞTİRİYOR” “Türkiye, COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bunu ülkemiz adına son derece önemli ve değerli buluyoruz. Antalya'da dünyanın dört bir yanından temsilciler bir araya gelecek. İklim krizine karşı ortak hedefler, yeni sorumluluklar ve çözüm yolları konuşulacak. COP31 kapsamında düzenlenecek üç ayrı panelde yer alarak Belediyemizin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği projeleri, geliştirdiği uygulamaları ve edindiği deneyimleri uluslararası katılımcılarla paylaşacağız. Aynı zamanda yerel yönetimlerin iklim kriziyle mücadelede üstlendiği sorumluluğu, karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini de bu önemli platformda dile getireceğiz. Çünkü inanıyorum ki iklim kriziyle mücadelede şehirlerin deneyimi, yerel yönetimlerin birikimi ve sahadaki gerçekler uluslararası iklim politikalarının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Ancak burada önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. İklim müzakerelerinde devletler karar alıyor ama bu kararların önemli bir bölümü şehirlerde hayata geçiriliyor. Vatandaşın hayatına dokunan uygulamaları çoğu zaman yerel yönetimler gerçekleştiriyor. Bu nedenle şehirlerin sesi yalnızca toplantı salonlarının dışında değil, karar masalarında da duyulmalıdır.” “ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİNDEN KAZANDIĞIMIZ BİLGİ VE DENEYİMİ ÜLKEMİZİN BÜTÜN ŞEHİRLERİYLE PAYLAŞMAYI DA SORUMLULUĞUMUZ OLARAK GÖRÜYORUZ” “Buradan açık bir çağrı yapmak istiyorum: COP31 sürecinde yerel yönetimler, iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil, karar ortağı da olmalıdır. Türkiye'nin iklim hedefleri belirlenirken, İklim Kanunu uygulanırken, finansman mekanizmaları oluşturulurken belediyelerimizin deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Çünkü iklim kriziyle mücadele, ayrışarak değil, dayanışarak başarılabilir. İstanbul olarak biz bu dayanışmaya hazırız. Bilgimizi, deneyimimizi, sahada öğrendiklerimizi paylaşmaya hazırız. Anadolu'nun dört bir yanındaki belediyelerimizle, ülkemizin bütün şehirleriyle ortak çalışmalar yürütmeye hazırız. Yalnızca ülkemizdeki şehirlerle değil, dünyanın farklı kentleriyle de güçlü iş birlikleri geliştiriyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelede ortak çözümler üretiyoruz. Dünyanın önde gelen kentlerini buluşturan C40 Büyük Kentler İklim Liderliği Grubu’nun Türkiye’den ilk ve tek üyesiyiz. Aynı zamanda ICLEI Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı içerisinde aktif çalışmalar yürütüyoruz. Sayın Ekrem İmamoğlu Başkanımızın liderliğinde, 2021 yılında İstanbul’da kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı bünyesinde ise 78 üyeyle iklim değişikliği konusunda ortak projeler geliştiriyor, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Uluslararası iş birliklerinden kazandığımız bilgi ve deneyimi ülkemizin bütün şehirleriyle paylaşmayı da sorumluluğumuz olarak görüyoruz.” “YAŞANABİLİR SOKAKLARIYLA BİR İSTANBUL BIRAKMAK ZORUNDAYIZ” “Bugün burada büyükşehir belediyelerimizden ilçe belediyelerimize, akademisyenlerimizden meslek odalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan özel sektör ve finans kuruluşlarımızın temsilcilerine kadar çok kıymetli bir birliktelik var. Bu tabloyu son derece değerli buluyorum. Çünkü iklim kriziyle mücadelede hiçbir kurumun tek başına başarılı olması mümkün değildir. Hepimizin bilgisine, emeğine, deneyimine ve dayanışmasına ihtiyacımız var. Bugünkü çalıştayımızın da bu ortak akla önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Çalışmalarımızın teknik boyutlarını Daire Başkanımız Ayşen Erdinçler, finansman boyutunu ise Genel Sekreterimiz Volkan Demir sizlerle paylaşacaklar. Ben sözlerimi tamamlamadan önce bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Bizim çocuklarımıza karşı bir sorumluluğumuz var. Temiz havası, sağlıklı suyu, korunan ormanları, güvenli mahalleleri ve yaşanabilir sokaklarıyla bir İstanbul bırakmak zorundayız. Bir çocuğumuzun yağmurdan korkmadığı, bir ailemizin evini su basacağı endişesi taşımadığı, bir esnafımızın emeğinin bir gecede yok olmadığı bir İstanbul için çalışmak zorundayız.” “EKREM BAŞKANIMIZIN ORTAYA KOYDUĞU VİZYONLA, 16 MİLYON HEMŞEHRİMİZİN BİZE VERDİĞİ SORUMLULUKLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ” “Biz İstanbul'u seviyoruz. Bu şehrin insanını, doğasını, tarihini, kültürünü seviyoruz. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu vizyonla, 16 milyon hemşehrimizin bize verdiği sorumlulukla çalışmaya devam ediyoruz. Bugün burada ortaya konacak fikirlerin, geliştirilecek önerilerin ve kurulacak iş birliklerinin COP31 sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Çalıştayımızın İstanbul'umuz, ülkemiz ve bütün şehirlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu kıymetli buluşmada emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma ve siz değerli katılımcılara teşekkür ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.” İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ise konuşmasında iklim finansmanındaki yapısal engelleri ve çözüm önerilerini vurgulayarak şu şekilde devam etti; “İSTANBUL ÖZELİNDE HEMŞEHRİLERİMİZİN ŞİMDİ VE GELECEKTE İKLİM KRİZİNDEN EN AZ ETKİLENMELERİ İÇİN NE YAPABİLECEĞİMİZDİR “Biz 10 sene sonra, 15 sene sonra büyük bir plazanın 35. katından İstanbul’u seyretmek istemiyoruz. Biz çalışma arkadaşlarımızla kendi yaptığımız, yapımında ufak da olsa katkı sunduğumuz bir yaşam vadisinde kahve içerek sohbet etmek istiyoruz. İstanbul’a 15 sene sonra, 20 sene sonra bunlar lazım; plazalar lazım değil. Bu ülkenin, bu İstanbul’un nefes alması lazım. Bizim amacımız; İstanbul özelinde hemşehrilerimizin şimdi ve gelecekte iklim krizinden en az etkilenmeleri için ne yapabileceğimizdir.” “İKLİMLE MÜCADELENİN EN ÖNEMLİ KONUSU AMA EN AZ KONUŞULAN KONUSU FİNANSMANDIR” “İklimle mücadelenin en önemli konusu ama en az konuşulan konusu finansmandır. İklim konusu konuşulurken bunun eylem dili hedefler ve taahhütler ise, uygulama dili ise finansmandır. Ancak şehirlerin iklim finansmanına erişimi konusunda mali özerklik eksikliği, finansman maliyetinin yüksekliği, süreçlerin öngörülemezliği ve proje hazırlama kapasitesi gibi yapısal engeller bulunuyor. Uluslararası finansman kurumları artık var olan projeye kredi vermek yerine, kendi vizyonlarına uygun proje üretilmesini bekliyor. Bu nedenle finansmana erişebilmek için tersten bakıp, fon şartlarına uygun projeler hazırlamamız gerekiyor.” “BÜTÜN DÜNYA HALKLARININ İKLİM KRİZİNDEN EN AZ ZARARLA ETKİLENMESİNİ DİLİYORUM” “Bugün burada hem bir akademisyen olarak hem de hemşehrilerimizin derdini dert edinen Nuri Bey'le ve çalışma arkadaşlarımızla bir kamu yöneticisi olarak bulunuyorum. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu İstanbul vizyonu doğrultusunda tüm birikimimizi, İstanbul’un tüm birikimini, tarihini, görkemini biz geleceğe taşımak istiyoruz. Yani güzel bir tarih aldık ama başarılı olmanın kriteri bu tarihi geleceğe taşıyabilecek miyiz? Yani bundan 100 yıl sonra da İstanbul’un surlarını çocuklarımız, torunlarımız görebilecek mi? Galata Kulesi’ni görebilecek mi? İşte ondan sonra başarılı olup olmadığımızla yargılanacağız. Bugünlerde bunu söylemek zor. Önümüzdeki günlerde hem emisyon ticaret sistemini hem de karbon vergisini daha fazla tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de iklim krizi yok diye bakamayız; Asya’da ya da bölgemizde ortaya çıkacak bir iklim krizi göçü, Türkiye’nin bütün sosyoekonomisini bozar. Bugün burada ortaya konacak önerilerin tüm şehirlerimizin iklim dirençli hâle gelmesine katkı sunmasını ve başta İstanbullu vatandaşlarımız olmak üzere bütün dünya halklarının iklim krizinden en az zararla etkilenmesini diliyorum. ” “KARARLARI ULUSAL HÜKÜMETLER ALIYOR ANCAK SAHADA UYGULAMAYI BİZ YEREL YÖNETİMLER YAPIYORUZ” Açılışın son konuşmasını İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler yaptı. Erdinçler de konuşmasında, “Dünya nüfusunun yaklaşık %70’i şehirlerde yaşıyor ve insani faaliyetlerden kaynaklanan gazlar iklim değişikliğine neden oluyor. Şehirler hem iklim krizinin sebebi hem mağduru hem de çözüm ortağıdır. Dolayısıyla temsil edilmeleri ve özellikle COP organizasyonlarında karar alma süreçlerine doğrudan katılmaları hayati önem taşıyor. Kararları ulusal hükümetler alıyor ancak sahada uygulamayı biz yerel yönetimler yapıyoruz. Bu yüzden karar mekanizmalarının içinde doğrudan yer almamız gerekiyor” şeklide konuştu. Erdinçler konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı; “EKREM İMAMOĞLU’NUN 2019'DA İMZALADIĞI TAAHHÜTLE İSTANBUL’UN 2050 YILINDA HEM İKLİM NÖTR HEM DE DİRENÇLİ BİR ŞEHİR OLMASINI HEDEFLEDİK” “Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun 2019'da imzaladığı taahhütle İstanbul’un 2050 yılında hem iklim nötr hem de dirençli bir şehir olmasını hedefledik. 2021'de İklim Değişikliği Eylem Planı'nı, 2023'te Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı'nı hazırladık. Verilerimizin şeffaflığı sayesinde uluslararası raporlama platformu CDP’nin 'Şehirler A Listesi'ne 3 yıldır üst üste girerek dünyadaki en başarılı %15'lik dilimde yer aldık. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 'İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu' kapsamında 100 Net Sıfır şehirden biri seçildik ve İklim Şehir Sözleşmemiz tescillendi.” “ATIK YÖNETİMİNDE TARİHİ ADIMLAR ATTIK” “Atık yönetiminde tarihi adımlar attık. Geri kazanıma giden atık oranımızı 2019'daki %5 seviyesinden %26’lara çıkardık; vahşi/düzenli depolamaya giden atık miktarını ise %95-96’lardan %74’e düşürdük. 2050 yılında doğrudan depolamayı tamamen bitirmeyi hedefliyoruz. Biyometanizasyon ve atık yakma tesislerimizle çöpten yıllık 1,4 milyon megavatsaat elektrik üretiyoruz. Bu üretim, 2,5 milyon insanın yıllık elektrik ihtiyacını karşılarken 4,5 milyon ton karbondioksit eşleniği sera gazının atmosfere salınımını engelliyor. Ayrıca İSKİ ile kayıp-kaçak su oranını %20,5'ten %18,48'e düşürdük; Ulaşımda raylı sistemleri, elektrikli filoları ve deniz taksilerini yaygınlaştırıp yeşil alanlarımızı hızla artırıyoruz.” Açılış konuşmalarının ardından çalıştay, “Çok seviyeli Yönetişim COP 31 Antalya’ya giderken Şehirlerin Ortak Ajandası” oturumu ile devam etti.

Manavgat’ta Muz Üreticilerinin Sorunları Masaya Yatırıldı Haber

Manavgat’ta Muz Üreticilerinin Sorunları Masaya Yatırıldı

Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO), Muz Birliği Yönetim Kurulu üyeleriyle bir araya gelerek artan üretim maliyetlerini, ithalatın yerli üretime etkilerini ve su kaynaklarının verimli kullanımını değerlendirdi. Manavgat'ın 2025 yılında Türkiye muz üretiminin yaklaşık yüzde 20'sini karşıladığı belirtildi. Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO), Muz Birliği Yönetim Kurulu üyeleriyle MATSO hizmet binasında bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda muz üretim sektörünün mevcut durumu, üreticilerin karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri ele alındı. Muz üretiminde artan maliyetler ve ithalatın etkileri görüşüldü Toplantıda, muz üreticilerinin karşı karşıya kaldığı artan üretim maliyetleri ve ithalatın yerli üreticiler üzerindeki etkileri değerlendirildi. Ayrıca su kaynaklarının verimli kullanılmasına yönelik yapılabilecek çalışmalar üzerinde duruldu. Üreticilerin rekabet gücünün artırılması ve Manavgat'ta muz üretiminin geliştirilmesi amacıyla sektör temsilcileri arasında iş birliğinin önemine dikkat çekildi. Manavgat, Türkiye muz üretiminin yaklaşık yüzde 20'sini karşılıyor Örtü altı tarım yatırımlarıyla Türkiye'nin önemli muz üretim merkezlerinden biri haline gelen Manavgat'ın, 2025 yılında ülke genelindeki muz üretiminin yaklaşık yüzde 20'sini karşıladığı belirtildi. MATSO tarafından yapılan açıklamada, 2026 yılında Manavgat'taki muz üretiminin daha da artırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Yerli muz üretiminin geliştirilmesi hedefleniyor Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası, üreticilerin emeğinin korunması, rekabet gücünün artırılması ve bölgedeki muz üretiminin daha ileriye taşınması için ortak akıl ve iş birliği içerisinde çalışmaların sürdürüleceğini bildirdi. Açıklamada, sektörün mevcut sorunlarına yönelik çözüm önerilerinin değerlendirilmesine ve üreticilerin desteklenmesine yönelik çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Kahire Su Haftası’nda Türkiye’nin Su Yönetimi Vizyonu Anlatıldı Haber

Kahire Su Haftası’nda Türkiye’nin Su Yönetimi Vizyonu Anlatıldı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, Mısır’da düzenlenen Kahire Su Haftası oturumlarına katılarak Türkiye’nin su yönetimi, tarımsal sulama ve uluslararası su iş birliklerine yönelik yaklaşımını katılımcılarla paylaştı. Tarım ve Orman Bakanlığının açıklamasına göre oturumlarda, Türkiye’nin su kaynaklarının yönetimine ilişkin vizyonunun yanı sıra bölgesel ve küresel ölçekte yürütülen iş birliği çalışmaları ele alındı. Özbekistan ile Su Alanında İş Birliği Oturumlarda, Türkiye ile Özbekistan arasında imzalanan “Su Alanında İş Birliği Yol Haritası” da gündeme geldi. Söz konusu yol haritası, iki ülkenin su alanındaki ortak çalışmalarına yönelik iş birliği çerçevesinde değerlendirildi. COP31 Hazırlıkları Uluslararası Katılımcılarla Paylaşıldı Kahire Su Haftası kapsamında Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) için yürütülen hazırlıklar da katılımcılara aktarıldı. Görüşmelerde, Türkiye’nin küresel ölçekte ortak çalışma vizyonu ve su diplomasisine yönelik yaklaşımı üzerinde duruldu. Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye’nin uluslararası su politikalarında etkin rol üstlenmeye, su yönetimi alanındaki bilgi birikimini paylaşmaya ve ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye devam edeceğini bildirdi.

Adana İçin Ortak Akıl Haber

Adana İçin Ortak Akıl

Adana Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahbaz’a yönelik tebrik ve destek ziyaretleri yoğun şekilde devam ediyor. Mazbatasını aldıktan sonra çiçeklerle karşılanarak başkanlık koltuğuna oturan Başkan Mehmet Şahbaz’a, iş dünyasından sivil toplum kuruluşlarına, hemşehri derneklerinden vatandaşlara kadar toplumun farklı kesimlerinden çok sayıda ziyaretçi hayırlı olsun dileklerinde bulunuyor. Farklı sektör ve kesimlerin temsilcilerini ağırlayan ATO’da, tebriklerin yanı sıra Adana ekonomisinin gelişimi, iş dünyasının beklentileri ve yeni döneme ilişkin çalışma başlıkları da gündeme geliyor. ADANA İÇİN ORTAK AKIL Adana’nın üretim, ticaret, sanayi ve yatırım potansiyelini daha ileri taşımak amacıyla iş dünyasının tüm bileşenleriyle iletişime önem verdiklerini belirten ATO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şahbaz, ziyaretlerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Başkan Mehmet Şahbaz, “Göreve başladığımız ilk günden itibaren gördüğümüz ilgi, samimiyet ve destek bizleri son derece mutlu ediyor. Adana, ortak değerlerimiz ve hepimizin ortak sorumluluğudur. Şehrimizin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunmak için iş dünyamızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, hemşehri derneklerimizle ve tüm paydaşlarımızla birlikte çalışacağız. Odamızın kapısı üyelerimize ve Adana’mıza katkı sunmak isteyen herkese açık. Birlik ve beraberlik içinde, ortak akılla hareket ederek kentimiz ve üyelerimiz için çalışmayı sürdüreceğiz” dedi. BİRLİK VE BERABERLİK VURGUSU Başkan Şahbaz’a yönelik ziyaretler, ATO’nun kentteki farklı kesimleri buluşturan rolünü de ön plana çıkarıyor. Adana’nın ekonomik potansiyelinin değerlendirilmesi, işletmelerin rekabet gücünün artırılması ve yeni iş birliği olanaklarının geliştirilmesi, yeni dönemin öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. ATO, üyeleri ve kentin tüm paydaşlarıyla istişare içinde hareket ederek üretim, ticaret ve yatırımın gelişmesine katkı sunmayı sürdürüyor.

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım Haber

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım

Denizli Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kent vizyonu kapsamında hazırladığı Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) Lansmanı ve İş Birliği Protokolü imza törenini geniş bir katılımla gerçekleştirdi. DBB Kongre ve Kültür Merkezi Mehmet Gazi Salonu’nda düzenlenen törene Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın, DBB Genel Sekreteri Bülent Bozbaş, belediye bürokratları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda genç katıldı. “Geleceğe miras bırakma yolculuğu” Törende konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, küresel iklim krizine karşı dayanışmanın önemine dikkat çekti. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakma sorumluluğuna vurgu yapan Başkan Çavuşoğlu, "Bu işin hikayesi tamamen 'ben' değil 'biz' diyebilen bir nesille geleceği yaratmaktan ibaret. Kendi hırslarının ve zenginleşmelerinin fütursuzluğundan kurtulup, başkalarının ve geleceğin mutluluğuna ortak olan insanların sayısını çoğalttığımızda birçok sorunu da çözeceğiz. Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bu yana doğanın, çevrenin, suyun ve atığın en doğru şekilde yönetilmesi için çaba sarf ediyoruz. Birlikte elimizi taşın altına koyarak geleceğe bırakacağımız mirasa daha çok sahip çıkacağız" ifadelerini kullandı. "Gezegenin rengi değişiyor, enerji bağımsızlığı şart" İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın ise konuşmasında küresel ısınmanın yarattığı gıda, su ve enerji krizlerine değindi. Sanayi devriminden bu yana küresel ölçekte yaşanan tahribatın son 25 yılda zirveye ulaştığını belirten Yalçın, "Dünyanın rengi maviden pembeye, kırmızıya doğru ilerliyor. Gelecekte kuraklık nedeniyle yaşanacak tarımsal krizler ve göçler bilimsel bir gerçek. Bu süreçte yerel yönetimlerin imar planlarından enerji üretimine kadar sorumluluk alması gerekiyor. Binaların üzerine güneş enerjisi sistemlerinin entegre edilmesi artık bir tercih değil, imar anlayışımızın doğal bir parçası olmalı" dedi. Enerji bağımsızlığının milli bağımsızlığın temeli olduğunu vurgulayan Yalçın, "Dünyadaki savaşların ana sebebi enerjidir. Bu ülke gelecekte de tam bağımsız kalacaksa, kendi enerjisini kendi üretmek zorunda. Denizli’de attığımız bu imza, kentin 2050 yılı için koyduğu karbon nötr hedefine giden yolda çok kıymetli bir adımdır" diye konuştu. 8 aşamalı yol haritası ve bütüncül yaklaşım Süreç ve teknik detaylar hakkında sunum yapan Denizli Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Umut Somyürek, YİDEP’in sadece bir çevre planı değil; ulaşım, altyapı, halk sağlığı, tarım ve afet yönetimini kapsayan bütüncül bir yatırım programı olduğunu ifade etti. İklim Kanunu ve ilgili yönetmelik doğrultusunda başlatılan 8 aşamalı yol haritasını aktaran Somyürek, teknik altyapı ve veri toplama süreçlerinin ardından kent genelinde sera gazı envanterinin hesaplanacağını ve risk analizlerinin çıkarılacağını belirtti. Denizli’nin orman yangınları, su güvenliği, kentsel ısı adaları ve jeotermal kaynakların korunması gibi belirgin kırılganlıkları olduğunu kaydeden Somyürek, belirlenecek uyum ve azaltım eylemlerinin Valilik onayı ve kamuoyunun katılımıyla hayata geçirileceğini vurguladı. Törende ayrıca Denizli Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Enerji A.Ş. arasında işbirliği protokolü imzalandı. Akademik panelde "Denizli’nin iklim geleceği" masaya yatırıldı Protokol imza töreninin ardından düzenlenen "Denizli'nin İklim Geleceği" başlıklı akademik panele uzman isimler katılarak kentin iklim vizyonunu çok yönlü olarak ele aldı. Moderatörlüğünü Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Yaşar’ın üstlendiği oturumda panelistler şu isimlerden oluştu: Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış – PAÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Prof. Dr. Görkem Gülhan – PAÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Dr. Öğr. Üyesi Yağmur Meltem Aydın Kızılkaya – PAÜ Çevre Mühendisliği Bölümü, İbrahim Engin Demirci – DESKİ Arıtma Tesisleri Daire Başkanı, Aykut Atlas – Denizli Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Ersin Aydın – İstanbul Enerji A.Ş. Enerji Yönetimi ve Proje Müdürü kentin iklim geleceğine yönelik birikimlerini paylaştı. Soru-cevap bölümü ve görüşlerin alınmasının ardından program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

SÜR-KOOP ve FAO Türkiye Temsilciliği’nden Sektör İçin Stratejik Hamle Haber

SÜR-KOOP ve FAO Türkiye Temsilciliği’nden Sektör İçin Stratejik Hamle

Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilciliği, su ürünleri sektörüne ivme kazandıracak yeni bir proje için bir araya geldi. İki kurum arasında planlanan stratejik çalışmaların altyapısını oluşturmak, sürece dair karşılıklı değerlendirmelerde bulunmak ve gelecek adımları netleştirmek amacıyla kritik bir koordinasyon toplantısı düzenlendi. Saha Yöntemleri ve Operasyonel Partnerler Masadaydı Görüşmede, projenin başından sonuna kadar sorunsuz ilerlemesi adına izlenecek idari ve operasyonel yol haritası belirlendi. Uygulama sürecinde karşılaşılabilecek resmi prosedürler ve bunlara yönelik çözüm yolları ele alınırken, tarafların üstleneceği idari ve operasyonel sorumluluklar detaylandırıldı. Toplantının odağında yer alan en önemli başlıklardan biri de projenin sahadaki başarısını doğrudan etkileyecek olan operasyon partnerleri oldu. Faaliyetlerin sahada etkin şekilde hayata geçirilmesi amacıyla, potansiyel iş birliği modelleri ve lojistik ihtiyaçlar kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Sürdürülebilir İletişim ve Güçlü Koordinasyon Mesajı Projenin belirlenen hedeflere ulaşmasında düzenli iletişim ve koordinasyonun hayati bir rol oynayacağı vurgulandı. SÜR-KOOP ve FAO Türkiye heyetleri, projenin sonraki aşamalarında da bilgi akışını kesintisiz sürdürme ve kurumsal iş birliğini güçlendirerek devam ettirme konusunda mutabakata vardı. Toplantıda Yer Alan Heyetler Sektörün geleceği açısından kritik önem taşıyan bu buluşmaya; FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, Ramazan Çelebi, Işılay Özcan ve Özcan Türkoğlu, SÜR-KOOP Genel Başkanı Ramazan Özkaya, Genel Koordinatör Reyhan Alacayaka Yakışır ve Su Ürünleri Mühendisi Kaan Kahraman karılım sağladı. SÜR-KOOP’tan FAO Türkiye Heyetine Teşekkür Verimli geçen toplantının ardından SÜR-KOOP yönetimi, sürece sundukları katkılardan dolayı memnuniyetlerini dile getirerek şu açıklamayı yaptı: "SÜR-KOOP olarak, bu önemli toplantının gerçekleşmesine katkı sağlayan başta FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Sayın Ayşegül Selışık olmak üzere; değerli temsilciler Ramazan Çelebi, Işılay Özcan ve Özcan Türkoğlu'na göstermiş oldukları samimi ilgi, yapıcı yaklaşımlar ve değerli katkıları için teşekkürlerimizi sunarız."

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu Haber

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesi ve iklim politikalarının yerel düzeyde hayata geçirilmesi amacıyla Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversiteleri İzmir’de buluşturdu. “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısında iklim adaleti, metropoliten yönetişim, iklim finansmanı ve kentler arası bilgi paylaşımı ele alınırken, yerel iklim çözümlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için iş birliği olanakları değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversitelerle yürütülen “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısına ev sahipliği yaptı. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, CLI-MET Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ile Avrupa’nın farklı kentlerinden temsilciler katıldı. Toplantıda kentlerin iklim politikaları ve uygulama deneyimleri paylaşılırken, yerel yönetimlerin kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim ve iş birliği olanakları ele alındı. “İklim adaletinden de söz etmeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, iklim değişikliğinin artık uzak bir gelecek sorunu olmadığını belirterek aşırı sıcaklık, kuraklık, su stresi ve orman yangınlarının etkilerinin kentlerde doğrudan hissedildiğini söyledi. İklim krizinin toplumun tüm kesimlerini eşit etkilemediğine dikkat çeken Okyay, “Yaşlı insanlar, çocuklar, düşük gelirli topluluklar, göçmenler ve hâlihazırda kırılganlıkları bulunan insanlar orantısız bir yük taşıyabiliyor. İklim eyleminden söz ettiğimizde iklim adaletinden de söz etmeliyiz” dedi. “Asıl zorluk hedefleri uygulamaya dönüştürmek” Prof. Dr. Okyay, iklim değişikliğiyle mücadelede halk sağlığı, sosyal politika, gıda sistemleri, hareketlilik ve kentsel planlama gibi alanların birlikte ele alındığını belirtti. Güçlü iklim hedeflerinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Okyay, “Asıl zorluk, bu hedefleri uygulamaya dönüştürmek” dedi. Bunun için kurumsal kapasite, teknik bilgi, güçlü ortaklıklar ve finansmana erişimin yanı sıra kentler arası bilgi paylaşımının önemine dikkat çekti. “Şehirler uygulama laboratuvarlarıdır” Prof. Dr. Pınar Okyay, şehirlerin iklim politikalarının uygulandığı alanların yanı sıra çözüm üretme kapasitesine de sahip olduğunu belirterek, “şehirlerin uygulama laboratuvarları olduğunu kaydetti. İklim finansmanının yerel yönetimler için daha erişilebilir olması gerektiğini vurgulayan Okyay, “CLI-MET gibi ağlar kentlerin kapasitesini geliştirmesi ve başarılı uygulamaların şehirler arasında paylaşılması açısından önemli. İzmir bu çabaya aktif olarak katkıda bulunmak istiyor” ifadelerini kullandı. “İklim sorununun çözümü de şehirlerde” Proje Koordinatörü Ignazio Vinci, iklim değişikliğiyle mücadelenin çevresel olduğu kadar sosyal ve ekonomik boyutları da bulunduğunu belirterek, kentlerin farklı paydaşları bir araya getirme ve iklim politikalarını yerel düzeyde uygulama kapasitesine dikkat çekti. Metropoliten ölçekte iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim politikalarının toplumsal ve ekonomik etkileri nedeniyle sivil toplum ve diğer paydaşlarla diyalog ortamlarının oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi. “İklim politikaları kent sınırlarının ötesinde ele alınmalı” Ignazio Vinci, Avrupa’nın yoğun ve çok merkezli kentsel yapısının iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği için önemli bir zemin sunduğunu belirtti. Kent merkezleri ile çevresindeki yerleşimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim, ulaşım ve hareketlilik gibi sorunların işlevsel kentsel alan ölçeğinde ele alınmasının önemine dikkat çekti. Metropoliten yönetişim masaya yatırıldı Almanya TU Dortmund Üniversitesi’nden Prof. Dr. Karsten Zimmermann, “Metropoliten Yönetişim Cevapsa, Soru Neydi?” başlıklı sunumunda metropoliten yönetişimin önemini ele aldı. Arazi kullanımı, toplu taşıma, altyapı ve kamusal hizmetlerde koordinasyon ihtiyacına dikkat çeken Zimmermann, işlevsel kentsel alanlarla idari sınırlar arasındaki uyumsuzluğun metropoliten ölçekte yönetişim mekanizmalarını gerekli kıldığını belirtti. Avrupa kentleri deneyimlerini paylaştı Çalıştay kapsamında, Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar (METREX) bünyesinde görev yapan Viviana Rubbo’nun moderatörlüğünde “Büyükşehir Ölçeğinde İklim Zorlukları” başlıklı panel düzenlendi. Rubbo, farklı yönetim modellerine sahip Avrupa bölgeleri arasında uzmanlık ve deneyim paylaşımını güçlendiren METREX’in 1996’dan bu yana 50’nin üzerinde üyeyi bir araya getirdiğini belirtti. Kuruluşun kapasite geliştirme, araştırma ve uzmanlık ağlarının yanı sıra Avrupa kurumları nezdinde savunuculuk çalışmaları yürüttüğünü aktardı. “Başarılı uygulamaları farklı bölgelere aktarıyoruz” Panele çevrim içi katılan Coimbra Metropoliten Bölgesi Birinci Genel Sekreteri Jorge Brito, iklim değişikliğinin bölgede artan etkilerine dikkat çekti. Avrupa Birliği destekli projelerle orman yangınlarına karşı dirençlilik, doğa temelli çözümler ve istilacı türlerle mücadele alanlarında çalışmalar yürüttüklerini belirten Brito, başarılı uygulamaların yerelde test edilerek farklı bölgelere aktarılması ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Ukrayna Lviv Belediyesi’nden Roman Kizyma, savaş koşullarında bölgesel iş birliğinin ve gelecek kuşaklar için dirençli kentler oluşturmanın önemine dikkat çekti. İklim değişikliğinin etkilerinin Lviv’de de hissedildiğini belirten Kiselev, özellikle su yönetimi ve altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları aktardı. Milano’da veriye dayalı iklim politikaları İtalya’nın Milano Metropoliten Şehri yönetiminden Francesca Framba, iklim değişikliğine uyum çalışmalarını sürdürülebilir kalkınma yaklaşımıyla yürüttüklerini belirtti. İklim ve çevre politikalarında araştırma, yenilikçilik ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının önemine dikkat çeken Framba, su, enerji ve atık gibi kaynakların yönetimine ilişkin bilimsel verileri politika süreçlerine aktardıklarını söyledi. Üç günlük çalıştay, tematik çalışma gruplarının toplantıları ile devam edecek ve çarşamba günü yapılacak saha ziyaretleriyle sona erecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.