Hava Durumu

#Ithalat

Kırsal Haber - Ithalat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ithalat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı'' Haber

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa üretimiyle ilgili değerlendirmelerde bulunarak Toprak Mahsulleri Ofisi’ne çağrı yaptı. Gürer, artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin korunması gerektiğini belirterek, bu yıl açıklanacak alım fiyatının çiftçiyi yeniden üretime yönlendirecek seviyede olması gerektiğini söyledi. Türkiye’de 2026 yılında yağışların yeterli seviyede gerçekleşmesi nedeniyle buğday ve arpada verim artış öngörüldüğünü ifade eden Ömer Fethi Gürer, bazı bölgelerde hasat dönemine girildiğini belirtti. Çukurova’da kısa süre içinde hasadın yaygınlaşacağını anımsatan Gürer, buna rağmen halen alım fiyatının açıklanmamış olmasını eleştirdi. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Bu yıl yağışların olumlu seyretmesiyle buğday ve arpada rekolte artışı bekleniyor. Ancak üreticinin gözü açıklanacak alım fiyatında. Çiftçi ekim yaparken yüksek maliyetlerle mücadele etti. Şimdi ürününü zarar etmeden satabilmek istiyor” dedi. “2002’DE 19,5 MİLYON TONDU, 2025’TE 17,9 MİLYON TONA GERİLEDİ” Türkiye’nin buğday üretiminde yıllar içinde gerileme yaşadığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “2002 yılında ülkemizde 19 milyon 500 bin ton buğday yetişmişti. 2025 yılında ise bu rakam 17 milyon 900 bin tona kadar geriledi. Geçtiğimiz yıl ani hava değişimleri nedeniyle ciddi rekolte kaybı yaşandı. Bu yıl ise verim beklentisi daha yüksek görünüyor,” dedi. Gürer, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday ihtiyacı bulunduğunu belirterek, üretimde yaşanan düşüşün ithalat baskısını artırdığına dikkat çekti. “PİYASA TÜCCARA BIRAKILIRSA ÇİFTÇİ KAYBEDİYOR” Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üreticiyi koruyacak bir fiyat politikası uygulaması gerektiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, piyasada oluşacak düşük fiyatların çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek, “Toprak Mahsulleri Ofisi bu yıl alım fiyatını girdi maliyetleri artı makul bir kârla bir an önce açıklamalı ve çiftçinin arpası, buğdayı mutlaka teminatıyla alınmalı. Piyasa tüccara bırakılmamalı. Çünkü piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatı oluşuyor. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiftçi zarar ediyor ve bir sonraki yıl buğdaydan, arpadan uzaklaşıyor,” şeklinde konuştu. “YURT DIŞINDAN 6 İLE 10 MİLYON TON BUĞDAY ALINIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin dâhilînde işleme rejimi kapsamında her yıl milyonlarca ton buğday ithal ettiğini ifade ederek, “Ülkemiz yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday tüketiyor. Ancak dahilinde işleme rejimi kapsamında yurt dışından her yıl 6 ila 10 milyon ton arasında buğday alınıyor. Bu buğday un ve makarna yapılarak yeniden ihraç ediliyor. Oysa o buğdayı da bizim çiftçimiz üretebilir,” dedi Tarım arazilerindeki kayba da dikkat çeken Gürer, “2002 ile 2024 yılları arasında yaklaşık 2 milyon 800 bin hektar tarım arazisi devre dışı kaldı. Eğer bu alanlarda üretim devam etseydi bugün ithalata ihtiyaç duymadan kendi buğdayımızı üretip ihraç edebilirdik,” diye konuştu. “SULU TARIMDA MALİYET 20 LİRA, KURU TARIMDA 21 LİRAYI AŞIYOR” Üretim maliyetlerinin çiftçiyi zorladığını vurgulayan Gürer, “Sulu tarımda buğdayın kilogram maliyeti yaklaşık 20 lira seviyesinde oluşuyor. Kuru tarımda ise bu rakam 21 liranın üzerine çıkıyor. Bu nedenle en az 24 liranın üzerinde bir alım fiyatı açıklanmalı ki çiftçi emeğinin karşılığını alabilsin,” dedi. Gürer, üreticinin kazanmasının yalnızca çiftçi açısından değil, ülkenin gıda güvenliği açısından da zorunlu olduğunu belirterek, “Çiftçi para kazanırsa yeniden buğday ve arpa üretimine yönelir. Ürün deseni korunur. İthalatçı politikalar yerine kendi çiftçimizi, kendi üreticimizi desteklemeliyiz. Bunun yolu da üretilen ürünün değerinde alınmasından geçiyor,” diye konuştu. “1 KİLO BUĞDAYDAN 8 SİMİT ÇIKIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin emeğinin yeterince karşılık bulmadığını ifade ederek, “Bugün 1 kilo buğdaydan yaklaşık 800 gram un elde ediliyor. O undan da 8 simit çıkıyor. Simidin içinde un var, tuz var, kira var, işçilik var. Ama buğday bir yıllık emeğin sonucu üretiliyor. Çiftçinin emeği korunmadan üretimde sürdürülebilirlik sağlanamaz,” dedi. “RUSYA’NIN, UKRAYNA’NIN BUĞDAYINA MUHTAÇ OLMAYALIM” Türkiye’nin buğdayda tam anlamıyla kendine yeter hale gelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli üretimin stratejik önemine dikkat çekerek, “Çiftçi refahı sağlanırsa ülkemiz buğdayda kendi kendine yeter noktaya gelir. Bugün yaklaşık yüzde 97 seviyesinde bir yeterlilikten söz ediliyor ama üretim desteklenirse tamamen kendi kendimize yetebiliriz. Rusya’nın, Ukrayna’nın buğdayına muhtaç olmayız,” şeklinde konuştu.

Ediz Ün: “Türkiye Ayçiçeği İthalatında Dünya Birincisi Oldu” Haber

Ediz Ün: “Türkiye Ayçiçeği İthalatında Dünya Birincisi Oldu”

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, son yıllarda artan ithalat, düşük alım fiyatları ve kuraklık nedeniyle yağlık ayçiçeği üretiminin gerilediğini, buna karşılık ithalatın rekor seviyelere ulaştığını belirtti. Ün, uygulanan tarım politikalarının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını savundu. Türkiye’de 58 ilde yağlık ayçiçeği üretimi yapıldığını ifade eden Ediz Ün, “Ülkemizin dörtte üçünde ayçiçeği üretimi gerçekleştiriliyor. Ancak 2025 yılında 1,6 milyon tonluk üretimle son 9 yılın en düşük seviyesine geriledik. 2025’teki yağlık ayçiçeği üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 12, üretimin zirve yaptığı 2022 yılına göre ise yüzde 30 azaldı. Üstelik son 4 yıldır üst üste üretim düşüyor. Daha önce böyle bir tablo yaşanmamıştı” dedi. Edirne’nin geçmişte yağlık ayçiçeği üretiminde Türkiye birincisi olduğunu hatırlatan Ün, bugün üçüncü sıraya gerilediğini belirterek şunları söyledi: “Son 15 yılda Edirne’deki üretim yüzde 48 azaldı. Bu, bölgede yaşanan kuraklık ve tarlaların suya kavuşturulamamasından kaynaklanmaktadır. Edirne’nin temel tarımsal ürünlerinden biri olan ayçiçeğinde yaşanan bu gerileme hem bölge hem de Türkiye açısından büyük kayıptır.” “İthalatta dünya birincisiyiz” Ayçiçeği ithalatındaki artışa da dikkat çeken Ün, geçen yılın ilk 3 ayında 393 bin ton olan yağlık ayçiçeği ithalatının bu yıl aynı dönemde yüzde 54 artarak 607 bin tona yükseldiğini ifade etti. “İthalat 1,5 kattan fazla arttı. Üstelik bu ithalat tam da ekim öncesi dönemde yapılıyor” diyen Ün, AKP dönemindeki ithalat politikalarını şu sözlerle eleştirdi: “AKP döneminde ayçiçeği tohumu ve türevleri ithalatına 30 milyar dolar ödendi. Bu rakam, yaklaşık 57 milyon ton ayçiçeğine karşılık geliyor. Yani Türkiye’nin yaklaşık 30 yıllık üretimine eş değer bir ithalat yapılmış durumda. Düşünebiliyor musunuz, 30 yıllık üretim kadar ürün dışarıdan alınmış. İthalatı o kadar abarttılar ki Türkiye her yıl ayçiçeği ithalatında dünya birincisi oluyor.” İthalatın ağırlıklı olarak komşu ülkelerden yapıldığını belirten Ün, “İthalatın yüzde 40’ı Romanya’dan, yüzde 38’i Moldova’dan, yüzde 19’u ise diğer sınır komşumuz Bulgaristan’dan geliyor. Kısacası Türkiye’ye gelen her 10 ayçiçeği tohumunun 6’sı Romanya ve Bulgaristan’dan geliyor. Biz neden üretmiyoruz, neden ihraç eden ülke konumunda değiliz? Çünkü ithalatı seven bir AKP iktidarı ve bundan beslenen çevreler var” ifadelerini kullandı. “Tarımda dışa bağımlılık her geçen gün artıyor” Ekim sezonunun sürdüğünü hatırlatan Ün, üreticinin en büyük beklentisinin ürününün para edip etmeyeceği ve devlet desteği olduğunu belirtti. “Üretici bugün şunu soruyor: ‘Ürünüm para edecek mi, zarar edersem devlet yanımda olacak mı?’ Ancak görüyoruz ki AKP iktidarı ithalattan vazgeçmiyor. ‘Dışarıda ucuzsa ithal et’ anlayışını her geçen gün daha da sertleştirerek sürdürüyorlar. Bu politika belki birilerini zengin ediyor olabilir ama Türkiye tarımda her geçen gün kan kaybediyor, dışa bağımlılığı artıyor” diyen Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Buradan AKP iktidarını uyarıyorum. Bir an önce aklınızı başınıza alın. Giderayak bu ülkenin tarımına daha fazla zarar vermeyin.”

CHP'li Kış: "Türkiye Tarım Ülkesiydi, İthalat Ülkesine Dönüştürüldü" Haber

CHP'li Kış: "Türkiye Tarım Ülkesiydi, İthalat Ülkesine Dönüştürüldü"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye’de tarımsal üretimde yaşanan çöküş ile vatandaşın giderek büyüyen borç yükünü birlikte değerlendirerek iktidarın ekonomi politikalarına sert sözlerle yüklendi. Kış, “Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye, bugün portakalı İran’dan, buğdayı savaş halindeki ülkelerden, mercimeği Kanada’dan ithal eder hâle getirildi. Vatandaş ise maaşıyla değil kredi kartıyla yaşamaya zorlanıyor” dedi. Türkiye’nin gerçek gündeminin “geçim krizi” olduğunu vurgulayan Kış, üretimden kopan çiftçinin de borç altında ezilen vatandaşın da aynı ekonomik düzenin mağduru olduğunu söyledi. “TÜRKİYE TARIM ÜLKESİYDİ, İTHALAT ÜLKESİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ” Tarım ürünleri ithalatına ilişkin verileri değerlendiren Kış, yalnızca yılın ilk üç ayında yaklaşık 6,4 milyar dolarlık tarım ithalatı yapılmasının Türkiye açısından alarm niteliğinde olduğunu belirtti. Kış, “Konya Ovası yıllarca tahıl ambarı olarak anıldı. Bugün ise Türkiye, savaşın ortasındaki Rusya ve Ukrayna’dan yüz milyonlarca dolarlık buğday ithal ediyor. Bu tablo sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir çöküştür” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin narenciye üretim merkezi olan Akdeniz Bölgesi’ne rağmen portakal ithal edilmesini de eleştiren Kış, şunları söyledi: “Mersin’den Adana’ya, Antalya’dan Muğla’ya kadar narenciye bahçeleriyle dolu bir ülkede yaşıyoruz. Buna rağmen İran’dan ve KKTC’den portakal ithal ediyoruz. Çiftçi dalındaki ürünü maliyetini kurtarmadığı için toplatamazken, market rafındaki fiyat vatandaşın cebini yakıyor.” Kış, yalnızca portakal değil; elma, patates, mercimek, nohut, pirinç, pamuk ve çay gibi ürünlerde de ithalatın hızla arttığına dikkat çekti. “Çay ülkesi denilen Türkiye’nin Sri Lanka’dan, Hindistan’dan ve Kenya’dan çay ithal etmesi; Çukurova’nın pamuğunu kaybedip ABD ve Brezilya’dan pamuk almak zorunda kalması, tarım politikalarının iflas ettiğinin göstergesidir” diyen Kış, üreticinin yüksek maliyetler nedeniyle toprağını terk ettiğini söyledi. “ÇİFTÇİ ÜRETEMİYOR, VATANDAŞ KREDİ KARTIYLA YAŞIYOR” BDDK verilerine göre Türkiye’de toplam kredi hacminin bir yılda 18,3 trilyon liradan 25,5 trilyon liraya yükseldiğini hatırlatan Kış, vatandaşın artık temel ihtiyaçlarını bile borçlanarak karşıladığını ifade etti. Takibe düşen kredi miktarının da 308 milyar liradan 703 milyar liraya çıktığını belirten Kış, “Bu rakamlar bize şunu söylüyor: İnsanlar artık geçinmek için kredi kartına yükleniyor ve önemli bir kısmı bu borçları ödeyemiyor” dedi. Asgari ücretin yılın ilk aylarında büyük ölçüde eridiğini söyleyen Kış, milyonlarca yurttaşın açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı. “Bugün Türkiye’de insanlar maaşıyla değil, kredi kartıyla yaşıyor. Emekliler yeniden çalışmak zorunda kalıyor. Asgari ücretli, daha maaşı cebine girmeden borcunu düşünmeye başlıyor. Bu tablo ekonomik kriz değil; doğrudan doğruya bir hayat pahalılığı felaketidir.” “ÜRETİM BİTTİKÇE BORÇ BÜYÜYOR” Tarımda yaşanan çöküş ile vatandaşın borç yükü arasında doğrudan bağ bulunduğunu ifade eden Kış, yanlış ekonomi politikalarının Türkiye’yi hem ithalata hem de finansal bağımlılığa sürüklediğini söyledi. Kış, “Üretimden koparılan çiftçi tarlasını bırakıyor, tüketici ise kredi kartına mahkûm ediliyor. Türkiye üreten bir ekonomi olmaktan çıkarılıp borçla ayakta duran bir ülkeye dönüştürüldü” dedi. Sanayicilerin ve iş dünyasının da mevcut vergi sisteminden şikâyet ettiğini belirten Kış, ekonomideki güvensizlik ortamının yatırım kararlarını da olumsuz etkilediğini söyledi. “HALKIN GERÇEK GÜNDEMİ AÇLIK VE GEÇİM MÜCADELESİDİR” İktidarın ekonomik tabloyu perdelemek için yapay gündemler oluşturduğunu savunan Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin gerçek gündemi; kredi kartı borcunu ödeyemeyen milyonlardır, üretmekten vazgeçen çiftçidir, geçinemediği için yeniden iş arayan emeklidir. Saray başka gündemler konuşabilir ama vatandaşın gündemi mutfaktır, pazardır, borçtur, geçim savaşıdır.”

Gürer: "Kişi Başına Düşen Tarım Arazisi 22 Yılda Yüzde 32 Azaldı!" Haber

Gürer: "Kişi Başına Düşen Tarım Arazisi 22 Yılda Yüzde 32 Azaldı!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kişi başına düşen tarım toprağı 4,09 dekardan 2,79 dekara gerilediğini, 22 yılda 2,5 milyon hektardan fazla arazi üretim dışına çıktığını belirtti. CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarım topraklarındaki erimenin yalnızca üreticiyi değil, Türkiye’nin gıda güvencesi açısından da risk yarattığını belirtti. Gürer “Toprak azalıyor, nüfus artıyor, İthal ürün artıyor. Nüfusa göre çiftçi sayısı da azalıyor. Tarım sayımı yapılmadığı için mevcut verilere göre dahi sorunlar katlıyor.” Dedi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, son 24 yıllık süreçte Türkiye’de tarım alanlarında yaşanan daralmanın düşündürücü boyutlara ulaştığını belirterek, üretime elverişli topraklarının farklı amaçlarla kullanılıp elden çıktığını söyledi. Ömer Fethi Gürer, “Tarım yalnızca çiftçinin meselesi değildir. Toprak kaybı bugün sofraya, yarın ülkenin gıda üretimine geleceğine yansıyacak önemli bir sorundur” dedi. ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ YOK OLDU Türkiye’de kamu verilerine göre 2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar olan toplam tarım alanının 2024 yılında 24 milyon 24 bin hektara düştüğünü hatırlattı.Bu veriler farklı kaynaklarda daha da düşük görüldüğünü ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Kamu verilerine göre dahi 22 yılda 2 milyon 555 bin hektar, yani 25,5 milyon dekar tarım arazisinin kaybedildiğini vurguladı. Kaybedilen alanın neredeyse Ankara’nın yüzölçümüne denk geldiğini belirten TBMM Tarım ,Orman,Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, toplam tarım arazilerindeki yüzde 9,6’lik daralmanın önemli bir küçülme olduğunu söyledi. Gürer, “Bu yalnızca rakam değil; üretim dışına çıkan toprak, ekilemeyen alan, büyüyen ithalat baskısı ve üretim daralması ile olası gıda riskidir” diye konuştu. HER SAAT 18,5 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE TOPRAK KAYBI Tarım arazilerindeki kaybın zamana yayıldığında dikkat çeken erime görüldüğünü belirten Gürer, ortalama her yıl 116 bin hektar , her ay 9 bin 700 hektar , her gün 320 hektar tarım alanının üretim dışına çıktığını ifade etti. “Bu hesapla her saat yaklaşık 18,5 futbol sahası büyüklüğünde tarım toprağı kaybedilmiş durumda” diyen Gürer, bunun doğal değil, tarım araziler yanlış kullanımından kaynaklandığını ifade etti KİŞİ BAŞINA DÜŞEN TARIM TOPRAĞI ERİDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım arazilerindeki gerilemenin nüfus artışı ile birlikte daha çarpıcı hale geldiğini belirtti. 2002 yılında 65 milyon nüfusa karşılık kişi başına 4,09 dekar tarım arazisi düştüğünü anımsatan Gürer, bugün 86 milyon nüfusla bu miktarın 2,79 dekara gerilediğini kaydetti. Bu verinin kişi başına düşen tarım toprağında yaklaşık yüzde 32’lik erimeye işaret ettiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Daha çok insanı daha az toprakla beslemeye çalışıyoruz. Bu gidişat bir uyarıdır” dedi. EKİLEN TARLALAR AZALIYOR Toplam tarım alanlarındaki daralmanın yanı sıra aktif üretim yapılan arazilerde de önemli gerileme yaşandığını ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2002 yılında 17 milyon 935 bin hektar olan işlenen-ekilen tarım alanının 2024 yılında 16 milyon 822 bin hektara düştüğünü söyledi. Bu alanda 1 milyon 113 bin hektarlık kayıp yaşandığını vurgulayan Gürer, “Toprağın var olması yetmiyor, üretimde kalması gerekiyor. Üretim dışına çıkan her alan gıda zincirinde kırılma yaratıyor” diye konuştu. “ÇİFTÇİ TOPRAĞINI TERK ETMEMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, verimli arazilerin imara açılması, sanayi ve enerji yatırımları baskısı, tarım kesimi girdi maliyetleri artması, düşük alım fiyatları ile tüccara bırakılan piyasa borç yükü ve icralar , yetersiz sulama ve plansız tarım politikalarının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Gürer, “Tarım toprağı gıda demektir, bağımsızlık demektir. Toprağı kaybeden ülke gıda egemenliğinde sorun yaşar. Artan ithalatın, azalan üretimin ve yükselen gıda fiyatlarının aynı zincirin halkalarıdır.Çözüm var kamucu,planlı,kooperatifçiliği öne alan,doğru zamanında kanuna uygun desteklerle süreç olumlu kılınabilir 1980 yılında 28 milyon hektar olan tarım alanı 2025 yılında 24 milyon hektar altına gerilemesi yapılan yanlışların yansımasıdır,” dedi.

ESO Başkanı Kesikbaş’tan İhracat Analizi: “Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır” Haber

ESO Başkanı Kesikbaş’tan İhracat Analizi: “Üreten Kesim Desteklenirse Türkiye Kazanır”

Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2026 yılı ilk çeyrek dış ticaret verilerini değerlendirdi. Türkiye genelinde ihracat düşerken Eskişehir’in artış yakaladığına dikkat çeken Kesikbaş, "Güçlü sanayi, güçlü ülke demektir" mesajını verdi. Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin dış ticaret rakamlarını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye’nin ihracat performansını ve imalat sektörünün karşılaştığı zorlukları analiz eden Kesikbaş, ekonomik kalkınmanın anahtarının üretim destekleri ve finansmana erişim olduğunu vurguladı. Türkiye Genelinde Dış Ticaret Açığı Alarm Veriyor 2026’nın Ocak-Mart dönemine ait verileri paylaşan Kesikbaş, Türkiye genelindeki tabloyu şu sözlerle özetledi: İhracat: Yüzde 3,1 azalarak 63 milyar 279 milyon dolar oldu. İthalat: Yüzde 4,7 artışla 91 milyar 957 milyon dolara yükseldi. Ortaya çıkan dış ticaret açığının döviz ihtiyacını ve finansman yükünü artırdığını belirten Kesikbaş, "Bu tablo, geleceğe dair belirsizliklerin çoğalması anlamına gelir. Türkiye’nin güçlü yarınlara ulaşması için tüketerek değil, üreterek büyümesi şarttır" dedi. Eskişehir İhracatta Direncini Koruyor Türkiye genelindeki düşüşe rağmen Eskişehir’in pozitif ayrıştığını vurgulayan ESO Başkanı, şehrin başarı grafiğine dikkat çekti: “Eskişehir’imiz yılın ilk üç ayında yüzde 0,5 artışla 969 milyon dolarlık ihracata ulaşmıştır. Bu başarı, üretim iradesinden vazgeçmeyen sanayicimizin, mühendismizin ve işçimizin ortak emeğidir.” “İmalat Sektörü Kendi Enflasyonunu Yüzde 18’e Çekti” Sanayicinin verimlilik ve maliyet disiplini konusunda üzerine düşeni yaptığını belirten Kesikbaş, çarpıcı bir veri paylaştı: İmalat sektörü, kendi enflasyonunu yüzde 18 seviyelerine kadar indirmeyi başardı. Ancak gıda ve hizmet sektöründeki yüksek artışların, yüksek faiz ve kredi maliyetleri aracılığıyla yine üreticinin omzuna yüklendiğini ifade eden Kesikbaş, sanayicinin nefes alabilmesi için acil çözüm bekledikleri noktaları sıraladı. Sanayici İçin Acil Destek Talebi Kesikbaş, ekonomik ve stratejik bağımsızlık için güçlü sanayinin şart olduğunu belirterek şu çözüm önerilerinde bulundu: İhracatçıların finansmana erişimi kolaylaştırılmalıdır. Eximbank ve Merkez Bankası reeskont kredi destekleri artırılmalıdır. Üretici firmalara yönelik devlet teşvikleri güçlendirilmelidir. Başkan Kesikbaş, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Üreticiye verilen her destek; ülkeye yatırım, istihdam ve döviz olarak geri dönecektir. Türkiye’nin geleceği tüketimde değil, üretimdedir.”

CHP'li Gürer: "TÜİK Verileri İle Çiftçinin Yaşadığı Gerçekler Farklı" Haber

CHP'li Gürer: "TÜİK Verileri İle Çiftçinin Yaşadığı Gerçekler Farklı"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki maliyet artışlarını, hayvancılık verilerini ve çiftçinin yaşadığı ekonomik sorunları değerlendirdi. Gürer, özellikle Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilerin sahadaki gerçekleri yansıtmadığını belirterek, çiftçinin artan maliyetler nedeniyle icralık hale geldiğini söyledi. “TÜİK VERİLERİ ÇİFTÇİNİN HİSSETTİĞİ MALİYETİ YANSITMIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer TÜİK’in açıkladığı tarımsal girdi fiyat endeksini değerlendirdi. Gürer, “Türkiye İstatistik Kurumu aylık olarak çiftçinin maliyetlerindeki artış veya azalışı açıkladı. Tarım kesiminin tarımsal üretim yaparken kullandıkları tohum, gübre, ilaç, mazot, yem, elektrik gibi mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişim gösteren tablo içerik olarak geneli kapsayan ama veri olarak çiftçinin hissettiğini yansıtmayan bir tablo oldu” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, “2026 yılı Şubat ayında bir önce aya göre %3.10'luk artış, 2025 yılı Aralık ayına göre %7.8'lik artış, 2025 yılının aynı ayına göre 31.5'lik artış ve son 12 aylık ortalama artışa göre %33.4 artış TÜİK tarafından gerçekleştiği belirtildi. Dikkat çeken tarım ilaçları, gübre ve toprak geliştiricilerdeki artışın orana düşük yansımasıydı,” dedi. “VETERİNER HİZMETLERİ ARTIŞI YÜKSEK GÖSTERİLİYOR, BESİCİ YEMDEN ŞİKÂYETÇİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, verilerde veteriner hizmetlerindeki artışın dikkat çektiğini ancak sahada ise veteriner değil yem fiyat artışı konuşulduğunu söyledi. Gürer “Veteriner hizmetlerinin %41.37'lik artışı dikkat çekmekte. Son dönemlerde yapılan istatistiklerde bu bağlamda veteriner hizmetleri ile ilgili artış yüksek olarak ortalamaya yansımakta. Oysa alana gittiğimizde veteriner hizmetlerine yönelik hayvancılık yapanlardan ya da besicilerden böyle şikayetler almıyoruz. Genelde yem fiyatlarındaki artışı belirtiyorlar.” Dedi. Gürer, çiftçilerin özellikle yem fiyatlarından dert yandığını belirterek, “İthal yemlerin her ay düzenli bir artış gerçekleştiğini, 1 litre süt satarak 1,5 kilo yem alamadıklarını ifade etmektedirler.” Diye konuştu. “YEM FİYATLARINDAKİ ARTIŞ DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR” Yem fiyatlarındaki artışın da TÜİK verileri için düşük kaldığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvan yemindeki artış ise %37.7 olarak gösteriliyor. Süt yemi, arpa, yonca, saman, silaj, pamuk tohumu küspesi, soya gibi yem fiyatlarının artışı dikkate alındığında yemdeki bu artış da düşük bir rakamı ifade ediyor,” diye konuştu. “PESTİSİT KULLANIMI BAZI BÖLGELERDE DÜNYA ORTALAMASININ ÇOK ÜSTÜNDE” Tarım ilaçları konusunda da değerlendirmelerde bulunan CHP’li Ömer Fethi Gürer, ortalama verilerin yanıltıcı olduğunu belirterek, “Örneğin tarım ilaçlarında pestisit kullanımında dünya ortalaması hektara 2.6 kg. Ülkemizde ise bakanlık bu verileri hektara 2.1 kilogram olarak açıklıyor. Rakam olarak söylenen doğru ama bir de işin öbür boyutu var. Ülkemizde 10 tane üretimi yüksek illeri aldığımızda bu veri 6.7–7 kilograma çıkıyor,” Akdeniz'de, Çukurova'da özellikle sebze üretimi yapılan bölgeleri dikkate aldığımızda bu kez hektara 9 kilo 9,5 kiloya kadar çıktığını görüyoruz. Yani dünya ortalaması 2.6'nın altında görünüp 2.3 kilogram hektara tarım zehir Türkiye'de kullanılıyor dersek genel ortalamaya doğru yansıtıyor. Ama üretim bölgelerini değerlendirmeye alırsak bu kere 9,5 kiloya hektara da çıkıyor ki bu dünya ortalamasının çok çok üzerinde.” “GÜBRE FİYATLARI KATLANDI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübre fiyatlarındaki artışın da düşük gösterildiğini ifade ederek, “Gübre ve toprak gelişiminde de %38.36'lık bir oran var ki bu oranın da çok çok üzerinde gübre fiyatları arttı. Üre gübre İran'da savaşın etkisiyle 30.000 Tl rakamını geçti ton fiyatı. DAP gübre 40.000'e Tl dayandı. Bu rakamları göz önünde bulundurursak gübrenin ihtiyaç olduğu dönemde kullanılanlar esas alınırsa bu oranın çok yüksek olduğu görülür,” şeklinde konuştu. “HAYVAN VARLIĞI ARTIŞI GERÇEKÇİ DEĞİL” Hayvancılık verilerine de değinen Ömer Fethi Gürer, açıklanan artışların sahadaki verilerle örtüşmediğini belirtti: “TÜİK'e Tarım ve Orman Bakanlığı büyükbaş hayvan verilerini ilettiğinde 2025 yılı için %4.3 oranında büyükbaş hayvan varlığımız arttığı görülüyor. 17.709.000 baş olarak da bu varlık açıklanıyor. Küçükbaşta da %5.4 oranında artışla 57.874.000 baş küçükbaş hayvanımız olduğu görülüyor.2025 yılında şap hastalığından dolayı rakamları bakanlık vermese de alanda yaptığımız gözlemlere göre 2 milyona yakın hayvan ya telef. Ya şartlı kesime gitti. Bunun yanı sıra Kurban Bayramında 1 milyona yakın büyükbaş hayvan kesildi. 2 milyona yakın da her yıl et tüketiminde hayvan kesiliyor. Bu durumda %4'lük artış çok iddialı bir rakam,” dedi. “TÜRKİYE KIRMIZI ETTE YÜZDE 93 YETERLİLİKTE AMA İTHALAT SÜRÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kırmızı et verilerini de değerlendirdi. Gürer, “Bakanlığa yazılı soru önergesi verdim. Bakanlık yanıtında Türkiye'nin et arzında %93'lük bir yeterliliği olduğunu belirtiyor. Kırmızı et arzında kendi kendine yeterince oranımız %93 oldukça yüksek bir seviyedir diyor. Yani %93'ü yüksek bir seviye olarak belirtiyor ve ithalat için %7'lik bir açığımız var diyor,”dedi ve buna rağmen ithalatın sürdüğünü de belirtti. “ÇİFTÇİ İCRALIK HALE GELDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin borç yüküne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizde üretilen ürünler bağlamında yaşanan sorunlar çiftçiyi icralık ediyor. Çünkü çiftçi para kazanamıyor. Nisan ayında 6393 tarla, 64 traktör, 29 tarım makinesi icra yoluyla satışa çıkması çiftçinin yaşadığı enflasyonun esas somut göstergesi bunlar.” Gürer, çiftçilerin borç yükünün arttığını da ifade ederek, “1 trilyon 400 milyar bankalar ve finans kuruluşlarına kredi borcu olan çiftçi, piyasaya olan borçlarıyla 1 trilyon 500 milyar gibi cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanmasını yaşıyor,” diye konuştu. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÇİFTÇİYİ ÜRETİMDEN KOPARIYOR” Açıklanan verilerin alım fiyatlarını da belirlenmesini etkilediğini söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Girdiyi düşük gösterdiğiniz zaman alım fiyatları da ona göre düşük açıklanıyor. Çünkü kriter olarak TÜİK'in tarımsal girdilerle ilgili maliyetleri öne çıkıyor. Onun üzerinden alım fiyatı yapıldığında çiftçi gerçek bir alım fiyatı değerlendirmesiyle karşılaşılmıyor,” dedi. “Alım fiyatı taban fiyatı olmadığı için tüccar da çiftçinin borcunu dikkate alarak onu tarlasında, bahçesinde boğuyor. TMO ayağa gitmiyor. Tüccar gidiyor. Borçlu olan çiftçi de ürününü başa baş noktasında ya da altında fiyatta tüccara satmak zorunda kalıyor,” dedi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hesaplamaların önemine ve bölgesel olarak değerlendirilmesinin önemine değinerek, “Mayıs ayında Çukurova'da buğday hasadı başlayacak. Kuru tarımda 140 kilo alınırken sulu tarımda 600 kiloya kadar buğday alınabiliyor. Bu farklılık dikkate alınmadan yapılan hesaplamalar doğru sonuç vermez,” şeklinde konuştu. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR” CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde yaşanan sorunlarla ilgili düzenlediği basın toplantısını şu sözlerle tamamladı: “Yalnızca tarımsal üretim girdi maliyetleri üzerinden genele bakarsak çiftçinin yaşadığı sorunlar artar. Düşük alım fiyatı topraktan çiftçiyi uzaklaştırır. 2 milyon 300 bin civarında çiftçimiz kalmışken yapılması gereken çiftçinin gerçek maliyeti üzerine hesaplama yapmaktır. TÜİK verileri kıstas alınarak değil çiftçinin gerçek maliyeti üzerinden fiyatlandırma yapılması ihtiyaçtır.”

Çiğ Süt Üreticisi Alarm Veriyor: "Maliyet 30 TL, Satış 22 TL!" Haber

Çiğ Süt Üreticisi Alarm Veriyor: "Maliyet 30 TL, Satış 22 TL!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'deki çiğ süt sektöründe yaşanan derin krizi TBMM gündemine taşıdı. Gürer, artan yem maliyetleri ve açıklanmayan süt fiyatları nedeniyle küçük üreticilerin üretimden çekildiğini belirterek, "Süt tozu ithal edeceğinize besiciye yemi sübvanse edin" çağrısında bulundu. ​TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında süt üretimindeki düşüşü, ithalat verilerini ve üreticinin içinde bulunduğu mali çıkmazı rakamlarla ortaya koydu. ​Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Neden Açıklanmadı? ​Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) Ocak 2026’da çiğ süt tavsiye fiyatını 22,22 TL olarak belirlediğini ve Nisan ayında güncelleme sözü verdiğini hatırlatan Gürer, Nisan ayının ortasına gelinmesine rağmen sessizliğin sürdüğünü ifade etti. Gürer, "Üretici Nisan ayını bekliyordu ancak hâlâ bir açıklama yok. Belirsizlik üretimi bitiriyor," dedi. ​Üretim Maliyetleri 30 TL’ye Dayandı ​Yem fiyatlarındaki fahiş artışlara dikkat çeken Gürer, bir litre çiğ sütün üretim maliyetinin küçük aile işletmeleri için 28-30 TL bandına ulaştığını vurguladı. ​Yem Fiyatları: Ocak ayında 900 TL olan 50 kiloluk süt yemi, Nisan ayı itibarıyla 1100 TL’yi geçti. ​Günlük Gider: Bir ineğin günlük yem maliyeti Şubat ayında 317 TL iken, bugün 440 TL’ye fırladı. ​Süt Üretimi Düşerken İthalat Artıyor ​TÜİK verilerini paylaşan Gürer, ticari işletmelerde toplanan inek sütü miktarının 2025 yılı Şubat ayında bir önceki yıla göre %11 azalarak 887 bin tona gerilediğini belirtti. Üretimdeki bu düşüşe rağmen mamul üretimindeki artışın ve süt tozu ithalatının çelişki yarattığını ifade etti: ​"2026 yılının sadece ilk iki ayında 228 ton süt tozu ithal edilerek yurt dışına 611 bin dolar ödendi. Kendi üreticimizi desteklemek yerine dövizi dışarıya gönderiyoruz." ​"Bir İnek Kesilince Beş Buzağı Kaybediliyor" ​Maliyetleri karşılayamayan üreticilerin anaç ineklerini kesime göndermek zorunda kaldığını belirten Ömer Fethi Gürer, bu durumun hayvancılığın geleceğini tehlikeye attığını söyledi. Gürer, "Bir ineği satıp diğerine yem alıyorlar. Kırsalda ahırlar boşalıyor. Bir ineğin kesilmesi, gelecekte doğacak beş buzağının yok olması demektir," uyarısında bulundu. ​Çözüm Önerisi: 1 Litre Süt = 1,5 Kilo Yem ​Üreticilerin çiğ süt fiyatının artmasından ziyade maliyetlerin düşürülmesini talep ettiğini ifade eden Gürer, kalıcı çözüm için şu formülü sundu: "Dünya standartlarında üreticinin sürdürülebilirliği için 1 litre süt sattığında 1,5 kilo yem alabilmesi gerekir. Mevcut tabloda bu imkansız hale gelmiştir."

CHP'li Ayhan Barut: "İnekler Kesime Gidiyor, Tereyağı İthal Ediliyor!" Haber

CHP'li Ayhan Barut: "İnekler Kesime Gidiyor, Tereyağı İthal Ediliyor!"

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, hayvancılık sektöründe yaşanan krizi TBMM gündemine taşıdı. Süt maliyetlerinin 30 lirayı aştığını vurgulayan Barut, üretici desteklenmezken yapılan tereyağı ithalatına "Yazıklar olsun" diyerek tepki gösterdi. ​"Süt Maliyeti 30 Lirayı Aştı, Üretici Çıkmazda" ​TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Genel Kurul'da yaptığı konuşmada hayvancılık sektöründeki maliyet artışlarına dikkat çekti. Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) açıkladığı rakamların sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini belirten Barut, kaba yemden mazota kadar her kalemde fiyatların katlandığını ifade etti. ​Barut, "Maliyet 30 lirayı aşarken üreticilere dayatılan bu çıkmazı reddediyoruz. Çiftçimiz sütünü tavsiye edilen fiyatın bile altında satmak zorunda kalıyor," dedi. ​"Hayvansal Üretimde Sürdürülebilirlik İmkansız" ​İktidarın tarım politikalarını eleştiren Barut, ahırların boşaldığını ve borç yükü altındaki üreticilerin anaç ineklerini kesime göndermek zorunda kaldığını vurguladı. Türkiye’nin temel gıda ürünlerinde bile dışa bağımlı hale getirilmesine tepki gösteren Barut, şu ifadeleri kullandı: ​"İnekler kesime giderken, tereyağını bile ithal ediyor bu iktidar. Bu yanlış politikalarla hayvansal üretimde sürdürülebilirlik imkansızdır. Tarım ve hayvancılık can çekişip köyler boşalırken seyretmeyin!" ​Çözüm Önerisi: Süt ve Yem Paritesi ​Krizden çıkış yolunun üreticiye gerçek anlamda destek vermekten geçtiğini belirten Ayhan Barut, acil önlem alınması gereken noktaları şöyle sıraladı: ​Süt ve yem paritesine uygun düzenlemeler yapılmalı. ​Üretim maliyetleri (yem, saman, mazot) sübvanse edilmeli. ​Üreticinin alın teri ve emeği korunarak ithalat bağımlılığına son verilmeli. ​"Köyler Boşalıyor, Üretici Borç Batağında" ​Köylerdeki nüfusun azaldığına ve üretimin durma noktasına geldiğine dikkat çeken CHP'li Barut, iktidarı maliyet gerçeklerini görmeye davet etti. Zararına üretim yapmaya çalışan çiftçinin feryadına kulak verilmesi gerektiğini belirterek, hayvancılığın stratejik önemine vurgu yaptı.

​Çiftçiye Müjde: Bazı Gübrelerde Gümrük Vergisi Sıfırlandı! Haber

​Çiftçiye Müjde: Bazı Gübrelerde Gümrük Vergisi Sıfırlandı!

Ticaret Bakanlığı, tarımsal üretimde maliyetleri düşürmek ve arz güvenliğini sağlamak amacıyla üre, azotlu ve kompoze gübrelerde gümrük vergilerini sıfırladı. İşte yeni ithalat rejimi kararının detayları... ​Ticaret Bakanlığı, gıda ve tarım sektöründe hammadde arz güvenliğini korumak ve spekülatif fiyat hareketlerinin önüne geçmek amacıyla kritik bir adım attı. İthalat Rejimi Kararında yapılan değişiklikle, tarımsal üretimin en temel girdilerinden olan gübre çeşitlerinde gümrük vergisi oranları sıfıra indirildi. ​Üre ve Azotlu Gübrelerde Vergi Yükü Kalktı ​Küresel gerilimlerin tarımsal girdi fiyatları üzerindeki olumsuz etkilerini minimize etmeyi hedefleyen Bakanlık, Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli bir çalışma yürüttü. Bu kapsamda; ​Üre cinsi eşyanın gümrük vergisi tamamen sıfırlandı. ​Temel nitelikteki azotlu ve kompoze gübreler de vergi muafiyeti kapsamına alındı. ​Maliyet Artışlarına Karşı Dinamik Tedbir ​Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiği ve fiyat hareketlerinin anlık olarak izlendiği vurgulandı. Özellikle spekülatif fiyat artışlarını önceden engellemek amacıyla alınan bu kararın, üretici ve tüketici refahını dengeli bir şekilde koruması hedefleniyor. ​"Bakanlığımız, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı üreticilerimizi ve tüketicilerimizi korumaya yönelik tüm tedbirleri almaya devam etmektedir." ​Gübre Arz Güvenliği Güçlendiriliyor ​Yapılan bu düzenleme ile çiftçilerin ekim sezonunda en büyük gider kalemlerinden biri olan gübreye daha uygun şartlarda erişebilmesi planlanıyor. Vergi indirimi sayesinde, küresel kaynaklı maliyet artışlarının iç piyasaya yansımasının önüne geçilmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.