Hava Durumu

#Izlenebilirlik

Kırsal Haber - Izlenebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Izlenebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Yumaklı: ''GEKİS ile Her Büyükbaş Hayvanın Dijital Bir Kimliği Olacak'' Haber

Bakan Yumaklı: ''GEKİS ile Her Büyükbaş Hayvanın Dijital Bir Kimliği Olacak''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hayata geçirilen Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi (GEKİS) ile her büyükbaş hayvanın dijital bir kimliğinin olacağını belirterek, "Doğumundan itibaren sağlık kayıtları, aşıları ve hareketleri güvenli biçimde takip edilecek." dedi. Yumaklı, Rusya Tarım Bakanlığı tarafından başkent Moskova'da düzenlenen “2. Uluslararası Veteriner Güvenliği Forumu"nun ana oturumunda konuştu. Türkiye'nin Avrupa, Asya, Kafkasya ve Orta Doğu'nun kesişiminde bulunduğuna işaret eden Yumaklı, yoğun hayvan ve hayvansal ürün hareketleri nedeniyle veteriner güvenliğini erken uyarı, aşılama, izlenebilirlik, laboratuvar altyapısı ve uluslararası iş birliğine dayanan bir sistem olarak ele aldıklarını belirtti. Bakan Yumaklı, veteriner güvenliğinin hayvan hastalıklarıyla mücadelenin yanı sıra gıda arz güvenliği, halk sağlığı, kırsal ekonomi ve uluslararası ticaret açısından da önem taşıdığını dile getirdi. Sınır aşan hayvan hastalıklarına karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan Yumaklı, SAT-1 tipi şap hastalığının 2025 ve 2026 yıllarında tarihsel yayılım alanının ötesine geçerek birçok ülkede görüldüğünü, Türkiye'de de yaklaşık 60 yıl sonra yeniden tespit edildiğini anlattı. Yumaklı, “Bakanlığımız hızla harekete geçmiş, Şap Enstitümüz SAT-1'e karşı aşı geliştirerek üretime başlamıştır." dedi. Şapla mücadele kapsamında 2025 yılında 23,8 milyon doz aşının sahaya gönderildiğini aktaran Yumaklı, büyükbaş hayvanlarda ilk tur aşılama oranının yüzde 92'ye ulaştığını bildirdi. HASTALIKLARDA İZLENEBİLİRLİĞİN ÖNEMİ Bakan Yumaklı, hastalıklarla mücadelede aşılama kadar izlenebilirliğin de önemli olduğunu dile getirerek, “Bu kapsamda Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi'ni (GEKİS) hayata geçirdik . GEKİS ile her büyükbaş hayvanımızın dijital bir kimliği olacak. Doğumundan itibaren sağlık kayıtları, aşıları ve hareketleri güvenli biçimde takip edilecek. Böylece dijitalleşmeyi doğrudan biyogüvenlik sistemimizin bir parçası haline getiriyoruz." dedi. Yüksek patojeniteli kuş gribini de yakından izlediklerini ifade eden Yumaklı, göçmen kuşların geçiş güzergahında bulunan Türkiye'de risk temelli gözetim ve erken uyarı çalışmalarının sürdüğünü, bu yıl ticari kanatlı işletmelerindeki biyogüvenlik kurallarını güçlendirdiklerini kaydetti. Bakan Yumaklı, bruselloz, tüberküloz, kuduz, şarbon ve koyun-keçi vebasına karşı aşılama, gözetim ve kontrol programlarını “Tek Sağlık" yaklaşımıyla yürüttüklerini anlattı. Türkiye'nin uluslararası ticaret ve ulaştırma koridoru olması nedeniyle transit hayvan ve hayvansal ürün hareketlerini de biyogüvenlik açısından takip ettiklerini belirten Yumaklı, sınır kontrol noktaları, sağlık sertifikasyonu, risk analizleri ve izlenebilirlik sistemleriyle biyolojik riskleri kontrol altında tutmaya çalıştıklarını söyledi. Yumaklı, amaçlarının uluslararası ticaretin kesintisiz sürdürülmesi ile hayvan ve halk sağlığının korunması arasında denge kurmak olduğunu ifade etti. LABORATUVAR ALTYAPISI GÜÇLENDİRİLİYOR Laboratuvar altyapısına ilişkin çalışmalara da değinen Yumaklı, Dünya Bankası iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında veteriner kontrol enstitülerinin altyapısını güçlendirdiklerini, Türkiye'ye 14 BSL-2 ve 7 BSL-3 laboratuvar kazandırmayı hedeflediklerini bildirdi. Yumaklı, söz konusu yatırımları ulusal teşhis kapasitesinin yanı sıra bölgesel erken uyarı ve uluslararası bilimsel iş birliği açısından da stratejik gördüklerini dile getirdi. Gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler ile antimikrobiyal direncin de veteriner güvenliğinin bir parçası olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik güvenliği çiftlikten sofraya bütün gıda zincirinde ele aldıklarını, hayvanlardan insanlara bulaşabilen etkenleri ve gıda kaynaklı salgınları izlediklerini söyledi. Hayvan hastalıklarının sınır tanımadığını vurgulayan Yumaklı, epidemiyolojik verilerin zamanında paylaşılması, yeni hastalıkların hızla bildirilmesi ve referans laboratuvarları arasında iş birliği yapılması çağrısında bulundu. Bakan Yumaklı, Türkiye'nin Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla yakın iş birliği içinde çalıştığını, bilgi birikimini ve saha deneyimini ortaklarıyla paylaşmaya hazır olduğunu kaydetti. Bakan Yumaklı'nın katıldığı oturumda Rusya Tarım Bakanı Oksana Lut, Rusya Federal Bitki Sağlığı Denetim Servisi (Rosselhoznadzor) Başkanı Sergey Dankvert de veteriner güvenliğine ilişkin değerlendirmede bulundu.​

Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu Yayınlandı Haber

Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu Yayınlandı

Türkiye arıcılığının sürdürülebilir geleceği ve arı sağlığının korunmasına yönelik düzenlenen Arı Sağlığı Çalıştayı’nın Sonuç Raporu yayımlandı. Raporda, Türkiye arıcılığının geleceği için 10 öncelikli adım ortaya konuldu. Arı sağlığı dört başlıkta ele alındı Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği koordinasyonunda; TAGEM, HAYGEM ve GKGM iş birliğiyle Ankara Türkiye Milli Botanik Bahçesi’nde düzenlenen çalıştaya akademisyenler, kamu temsilcileri, veteriner hekimler ve sektör paydaşları katıldı. Çalıştayda arı sağlığı sorunları; hastalıklar ve tedavi yönetimi, pestisitler ve çevresel riskler, arı ürünlerinde kalite ve kalıntı ile eğitim, denetim ve politika başlıkları altında değerlendirildi. Arıcılık için 10 öncelikli adım Çalıştay sonucunda hazırlanan raporda, arı sağlığının “Tek Sağlık” yaklaşımıyla bütüncül olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Raporda öncelikli olarak; • Ulusal Arı Sağlığı Referans Laboratuvarının kurulması, • Dijital Erken Uyarı Sisteminin oluşturulması, • Gezginci arıcılıkta sağlık sertifikasının zorunlu hale getirilmesi, • Varroa için ulusal mücadele programının uygulanması, • Pestisit uygulamalarında arıcı bildirim sisteminin kurulması, • Kalıntısız ürün destek modelinin geliştirilmesi, • Uzman veteriner hekim istihdamının artırılması, • Arıcı eğitim ve sertifikasyon sisteminin oluşturulması, • Arı ürünlerinde ulusal izlenebilirlik sisteminin kurulması, • Ulusal Arı Sağlığı Yönetim Sisteminin oluşturulması önerildi. Hedef sürdürülebilir arıcılık Sonuç raporunda, sağlıklı arı kolonilerinin korunması için hastalıklarla mücadelenin yanı sıra çevresel risklerin azaltılması, gıda güvenliği, eğitim, denetim ve dijital izlenebilirliğin birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği tarafından yayımlanan raporun, kamu, akademi ve sektör iş birliğiyle Türkiye arıcılığının geleceğine yönelik çalışmalara katkı sağlaması hedefleniyor. Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu Arı sağlığı ve sürdürülebilir arıcılığa ilişkin detaylı değerlendirmelerin yer aldığı Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu’na aşağıdaki PDF dosyasından ulaşabilirsiniz. https://tab.org.tr/wp-content/uploads/2026/08/Ari-Sagligi-Calistayi-Sonuc-Raporu.pdf

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülecek, Küresel Çevre Fonu (GEF) finansmanıyla desteklenen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanacak "Doğa Temelli Çözümler Yoluyla Tarım-Gıda Sisteminin Sürdürülebilirliğinin ve Dayanıklılığının Artırılması Projesi"nin hazırlık çalışmaları tamamlandı. Türkiye, Küresel Programın Parçası Olacak Türkiye, Çin, Hindistan, Arjantin ve Kazakistan'ın da aralarında bulunduğu 32 ülkenin yer aldığı GEF Gıda Sistemleri Entegre Programı'nın önemli bir bileşeni olarak projede yer alacak. Proje, özellikle buğday üretimi ile hayvancılık ve mera sistemleri olmak üzere iki kritik üretim alanına odaklanacak. Proje 6 İlde Hayata Geçirilecek Proje; Tekirdağ, Niğde, Nevşehir, Bingöl, Kahramanmaraş ve Kars olmak üzere 6 ilde uygulanacak. Projenin temel amacı, doğa temelli çözümleri tarım sektörüne entegre ederek gıda sistemlerinden kaynaklanan çevresel baskıların azaltılmasına katkı sağlayacak. Bu kapsamda biyolojik çeşitlilik kaybı, toprak bozulumunun artması, tatlı su kaynakları üzerindeki baskı, tarımsal besin kirliliği ve sera gazı emisyonları gibi temel çevresel sorunların azaltılması hedefleniyor. Kurumsal İş Birliği ve Yeni Mekanizmalar Proje kapsamında kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirecek mekanizmalar ile özel sektör ve üretici temsilcilerini bir araya getiren iş birliği platformları oluşturulacak; doğa temelli çözümlerin ulusal politika ve stratejilere entegrasyonunu destekleyecek yol haritası, uygulama rehberleri ve kapasite geliştirme programları hazırlanacak. Sürdürülebilir Üretim ve Karbon Emisyonlarının Azaltılması Buğday ve hayvancılık değer zincirlerinde sürdürülebilir üretimi desteklemek amacıyla ürün takip ve izlenebilirlik sistemleri, sürdürülebilirlik standartları ve finansman mekanizmaları geliştirilecek; özel sektör yatırımları ile kamu-özel sektör iş birlikleri teşvik edilecek. Pilot illerde doğa temelli uygulamalar hayata geçirilerek 5 bin hektar bozulmuş alan restore edilecek, 800 bin hektar tarımsal alanda sürdürülebilir yönetim uygulamalarının yaygınlaştırılması desteklenecek ve yaklaşık 5,2 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunun azaltılması veya tutulması sağlanacaktır. Eğitim ve Kapasite Geliştirme Faaliyetleri Ayrıca çiftçiler, teknik personel, kooperatifler ve özel sektör temsilcilerine yönelik eğitim, yayım ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülerek 5 bin 386 doğrudan yararlanıcıya ulaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında geliştirilecek izleme, raporlama ve doğrulama sistemi ile bilgi yönetimi ve deneyim paylaşım mekanizmaları sayesinde uygulama sonuçları izlenecek, başarılı örneklerin ulusal ölçekte yaygınlaştırılması desteklenecek. 48 Ayda Sürdürülebilir Dönüşüme Katkı Sağlayacak 48 ay süreyle uygulanacak projenin, Türkiye'de tarım ve gıda sistemlerinin sürdürülebilir dönüşümüne, kırsal alanlarda iklim dayanıklılığının artırılmasına ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına önemli katkılar sunması bekleniyor.

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar Haber

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar

Türkiye’nin dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatında 2026 yılı hedefleri büyüdü. Yılın ilk yarısında 752 milyon dolarlık ihracat başarısı gösteren sektör, yıl sonunda toplam 2 milyar dolar barajını aşmayı hedefliyor. ​Türk kuru meyve sektörü, küresel pazarlardaki güvenilir tedarikçi konumunu 2026 yılının ilk yarısında perçinledi. Ege Bölgesi’nin sektördeki öncü rolü dikkat çekerken, toplam ihracatın yüzde 62’lik kısmını tek başına gerçekleştiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EKMİB), 465 milyon dolarlık performansla zirvedeki yerini korudu. ​Ege İhracatçısı Sektörün Lokomotifi Oldu ​2026 yılının ilk altı ayını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, Türkiye’nin yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle küresel pazarlarda tercih edildiğini belirtti. ​Başkan Gabay, sektörün başarısının arkasında yatan temel unsurları şu sözlerle özetledi: ​"Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün yeterli değil. Üretimin çevresel sorumluluk, izlenebilirlik ve gıda güvenliği ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin anahtarıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı, ihracatçılar ve üniversitelerimizle birlikte yürüttüğümüz yatırımlarla Türk kuru meyveleri, dünyanın dört bir yanında gönül rahatlığıyla tüketiliyor." ​İhracatta Yeni Pazar Hedefleri: Hindistan ve TURQUALITY ​Avrupa Birliği ve ABD gibi geleneksel pazarlardaki güçlü varlığını koruyan sektör, rotasını Uzak Doğu ve Güney Asya’ya çevirdi. Özellikle Hindistan pazarında büyümeyi hedefleyen EKMİB, TURQUALITY Projesi ile Türk kuru meyvelerinin marka değerini ve bilinirliğini artırmaya yönelik tanıtım faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. ​Sektörel Veriler ve 2026 İhracat Raporu ​2026 yılı ocak-haziran dönemi verilerine göre sektörün durum analizi şu şekilde: ​Çekirdeksiz Kuru Üzüm: 215 milyon dolar ile ihracatın lideri. ​Kuru İncir: 136 milyon dolar ile yükselişini sürdürdü. ​Kuru Kayısı: Yaşanan don olayı nedeniyle 60 milyon dolar seviyesinde kaldı. ​İngiltere İhracatta Zirveye Yerleşti ​EKMİB verilerine göre, 2026’nın ilk yarısında 94 ülkeye ihracat gerçekleştirildi. İngiltere, 81 milyon dolarlık talep ile Türkiye’nin kuru meyve ihracatında ilk sırada yer alırken; Almanya 55,2 milyon dolarla ikinci, ABD ise 54,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Fransa ve İtalya ise Türk kuru meyvelerinin en yoğun tercih edildiği diğer Avrupa pazarları oldu. ​Gelecek Vizyonu: Bilim ve Teknoloji Temelli Üretim ​İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında üniversiteler ve TÜBİTAK ile ortak projeler yürüttüklerini belirten Gabay, bilimsel veriye dayalı üretimin sektörün en önemli rekabet gücü olacağını vurguladı. Yılın ikinci yarısında beklenen rekolte artışlarıyla birlikte Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde ise 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşılması hedefleniyor.

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması Haber

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması

AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü aynı masa etrafında buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını çizdi. “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi” Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık zeytinyağının önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Başkan Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, “Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir” dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. “Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli” diye konuştu. “Premium marka yaratmadan dünya raflarına giremeyiz” Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, “Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor” dedi. Ayvalık’ta şu anda çok sayıda markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, “Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz” ifadelerini kullandı. “Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak” Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu “zeytinyağının bankacılık sistemi” olarak tanımlayarak şunları söyledi: “Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak.” Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. “Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek” dedi. Bergama’dan Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, “Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak” dedi. “Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz” Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, “Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik” diye konuştu. “Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor” Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. “Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız” diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. “Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz” Kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun bir ilk olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, “Örnek bir lisanslı zeytinyağı depoculuğu yok. Biz ilkini yapmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak” dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.

Eskişehir’in Arıcılık Vizyonu Avrupa’ya Taşındı Haber

Eskişehir’in Arıcılık Vizyonu Avrupa’ya Taşındı

Eskişehir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği düzeyinde bal üretim standartlarını belirlemeyi hedefleyen “bestHONEY” (En İyi Bal İçin Hijyen, Paketleme ve Üretim Standartlarının AB Düzeyine Getirilmesi) Erasmus+ projesinin beşinci uluslararası toplantısı, 08-10 Nisan 2026 tarihleri arasında Fransa’nın Compiègne kentinde gerçekleştirildi. ​Uluslararası Ortaklıklarla Bal Standartları Yükseliyor ​Fransa, İtalya ve İspanya’dan ortakların katılımıyla düzenlenen organizasyon, Compiègne Teknoloji Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı. Açılış programında konuşan Prof. Dr. Claire Rossi, Erasmus+ projelerinin kurumsal iş birliği ve karşılıklı öğrenme süreçlerindeki stratejik rolüne dikkat çekti. ​Toplantıda söz alan Eskişehir Tarım ve Orman İl Müdürü, mesleki iş birliği projelerinin Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki tarımsal entegrasyona katkısını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: ​"Uluslararası ortaklıklar, sadece bugünün standartlarını iyileştirmekle kalmıyor, aynı zamanda gelecekteki projelerimiz için de güçlü bir zemin hazırlıyor. Fransa’da edindiğimiz tecrübeler, Türk arıcılık sektörünün vizyonuna değer katacaktır." ​Teknik Gezilerle Modern Arıcılık Yerinde İncelendi ​Üç gün süren program kapsamında teorik sunumların yanı sıra saha ziyaretlerine de ağırlık verildi: ​Vieux-Moulin Teknik Gezisi: Katılımcılar, bölgedeki bir arıcılık tesisini ziyaret ederek Fransa’daki arıcılık faaliyetlerini teknik düzeyde inceledi. ​Menevillers Aile İşletmesi Ziyareti: Modern arıcılık uygulamaları ve yüksek kaliteli Fransız balının üretim süreçleri yerinde gözlemlendi. ​Eskişehirli Uzmanlardan Teknik Sunumlar ​Eskişehir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bünyesinde görev yapan gıda mühendisleri ve uzmanlar, projenin temel taşlarını oluşturan teknik konularda kapsamlı sunumlar gerçekleştirdi. Sunumlarda öne çıkan başlıklar şunlar oldu: ​Personel Hijyeni: Bal paketleme tesislerinde zorunlu hijyen kuralları. ​Gıda Güvenliği ve Mevzuat: Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği, tehlike analizi (HACCP) ve izlenebilirlik prosedürleri. ​İşyeri ve Etiketleme: Bal tesislerinin fiziksel gereklilikleri ve AB uyumlu etiketleme kuralları. ​Proje Koordinatörü Veteriner Hekim Dr. Hatice Olcay, bugüne kadar tamamlanan faaliyetler ve bütçe yönetimi hakkında katılımcıları bilgilendirirken, projenin gelecek dönem yol haritasını paylaştı. ​Program, katılımcılara sertifikalarının takdim edilmesi ve yeni iş birliği temennileriyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.