Hava Durumu

#Kalite

Kırsal Haber - Kalite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Türkiye’nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Değer Rekoru: İlk Çeyrekte 1,3 Milyar Dolar! Haber

Türkiye’nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Değer Rekoru: İlk Çeyrekte 1,3 Milyar Dolar!

Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatı, 2026 yılının ilk çeyreğinde tarihi bir başarıya imza attı. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (AKİB) verilerine göre, ihracat hacmi sınırlı kalsa da elde edilen gelir yüzde 35 artışla 1,3 milyar dolara ulaştı. Sektör, miktar bazlı büyümeden ziyade katma değer odaklı bir dönüşümün sinyallerini veriyor. ​Hacim Düştü, Katma Değer Kazandı ​2026 yılının Ocak-Mart dönemine dair verileri paylaşan AKİB Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Gürüz, toplam ihracat miktarının yüzde 3 gerileyerek 1,07 milyon tona düştüğünü belirtti. Ancak bu düşüşe rağmen gelirdeki dev artış, birim fiyatların yükseldiğini ve Türk ürünlerinin küresel pazarda daha değerli hale geldiğini kanıtladı. ​Başkan Gürüz, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi: ​“Artık rekabetin yönü değişti; miktar değil katma değer, hacim değil doğru konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu dönüşüm, sektörümüzün kalite ve pazar çeşitliliğindeki başarısını ortaya koymaktadır.” ​İhracatın Yıldızı: Mandalina ve Soğan ​Yılın ilk üç ayında ürün bazlı performansta mandalina açık ara liderliği göğüsledi. Toplam ihracat gelirinin yüzde 33’ünü tek başına karşılayan mandalina, 434,4 milyon dolarlık bir girdi sağladı. ​Mandalina: Değerde %85 artışla 434,4 milyon dolar. ​Domates: 180 milyon dolarla ikinci sırada. ​Biber: %35 artışla 155 milyon dolar. ​Soğan ve Şalot: Miktarda %2 bin 596, değerde %1.440 artışla dönemin en dikkat çeken sıçramasını yaptı. ​Irak ve Rusya Pazarın Ana Taşıyıcısı ​Ülke bazlı verilerde Irak, yüzde 104’lük rekor bir değer artışıyla Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı konumuna yükseldi. Irak’ı, miktar bazlı düşüşe rağmen değerde yüzde 32 büyüme kaydeden Rusya Federasyonu takip etti. ​Avrupa pazarında ise marka algısı güçleniyor: ​Romanya: 126 milyon dolar (%20 artış). ​Almanya: 79,8 milyon dolar (%29 artış). ​Polonya: %42 değer artışı. ​Gürcistan: %235 değer artışı. ​AKİB’den Sektöre Güçlü Destek ​Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, bu dönemde Türkiye geneli ihracata yüzde 49 oranında katkı sağladı. Birlik, yüzde 38’lik artışla 643,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek sektörün lokomotifi olmayı sürdürdü. ​Türkiye, 2026’nın geri kalanında da stratejik ürün-pazar eşleşmeleri ve veri odaklı ticaret anlayışıyla küresel pazardaki payını artırmayı hedefliyor.

TÜSEDAD, Tarım Bakanı Yumaklı ile Görüştü Haber

TÜSEDAD, Tarım Bakanı Yumaklı ile Görüştü

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Yönetim Kurulu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve bakanlık bürokratlarıyla Ankara’da bir araya gelerek üreticinin sorunlarını masaya yatırdı. Toplantıda çiğ süt tavsiye fiyatlarından besilik hayvan ithalatına kadar hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren önemli kararlar paylaşıldı. ​İşte zirveden öne çıkan başlıklar ve üreticilerin bilmesi gereken detaylar: ​Çiğ Süt Fiyatları Nisan Ayında Yeniden Belirleniyor ​Üreticilerin en çok merak ettiği konuların başında gelen çiğ süt tavsiye fiyatı hakkında Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) mevcut işleyişine dair bilgilendirme yapıldı. Üç Aylık Periyot: USK, çiğ süt fiyatlarını üç ayda bir değerlendirmeye ve açıklamaya devam edecek. Nisan Müjdesi: Son olarak Ocak ayında belirlenen fiyatların ardından, Nisan ayı içerisinde yeni bir fiyat artışı beklentisiyle güncelleme yapılacağı ifade edildi. ​Kalite Odaklı Fiyatlandırma: Bakanlık, açıklanan fiyatın "tavsiye" niteliğinde olduğunu hatırlatarak; sütün kalitesi, hijyen standartları ve tonajına göre piyasada fiyat farklılıklarının oluşabileceğini vurguladı. ​Hayvancılık Desteklemelerinde Yeni Strateji: Kalite ve Hijyen ​Bakanlık yetkilileri, hayvancılık desteklemelerinin temel amacının üreticiyi ayakta tutmak olduğunu belirtti. Ancak yeni dönemde desteklerin kaliteyi yükseltme odaklı planlandığı, hijyen standartlarını artıran işletmelerin uzun vadede gelirlerini daha fazla güvence altına alacağı kaydedildi. ​Besilik Hayvan İthalatı ve Dağıtım Takvimi ​Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından yürütülen besilik hayvan ithalatı sürecine dair güncel veriler paylaşıldı: 2025 Taahhütleri: Planlanan dağıtım süreci hız kesmeden devam ediyor. Gemi Planlaması: Hali hazırda 4 geminin sevkiyat planlaması yapılmış durumda. Teslimat Tarihi: İthal edilen hayvanların dağıtımının bu ay sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. ​Su Kısıtı Olan Bölgelerde Silajlık Mısır Ekimi ​Su kısıtı uygulanan bölgelerdeki üreticileri ilgilendiren silajlık mısır ekimi kurallarında bu yıl bir değişiklik yapılmayacağı, mevcut uygulamaların aynen süreceği bildirildi. TÜSEDAD, sistemin tam olarak oturmasının ardından süt ve besi hayvancılığının yoğun olduğu bölgelere özel istisnalar getirilmesi için girişimlerini sürdüreceğini beyan etti. ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu, üyelerden gelen tüm taleplerin ve çözüm önerilerinin Bakan İbrahim Yumaklı’ya yazılı bir rapor halinde sunulduğunu belirterek, üreticinin sesi olmaya devam edeceklerini vurguladı.

Trabzon’da Kahverengi Kokarca Seferberliği: Büyükşehir’den Tam Destek! Haber

Trabzon’da Kahverengi Kokarca Seferberliği: Büyükşehir’den Tam Destek!

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, fındık ve diğer tarım ürünlerine büyük zarar veren kahverengi kokarca ile mücadele için sahaya indi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalara, Büyükşehir Belediyesi 20 personel ve 10 araçlık ekibiyle güç katıyor. ​Karadeniz tarımının ve bölge ekonomisinin en büyük tehditlerinden biri haline gelen kahverengi kokarca zararlısına karşı Trabzon’da topyekün mücadele başlatıldı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, zararlının popülasyonunu kontrol altına almak ve yayılımını durdurmak amacıyla ilaçlama ve saha çalışmalarına hız verdi. ​Kışlaklar Mercek Altında: 10 Ekip Sahada ​Zararlının kış aylarını geçirdiği depo, mesken ve kapalı alanlarda yürütülen ilaçlama çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Büyükşehir Belediyesi, 10 farklı ekip ve toplam 20 personelle tüm ilçelerde kapsamlı bir mücadele programı uyguluyor. Ruhsatlı biyosidal ürünlerin kullanıldığı çalışmalarda, zararlının bahar aylarında kışlaklardan çıkarak tarım arazilerine yayılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. ​Ekonomik Tehdit Kapıda: Fındıktan Sebzeye Geniş Risk ​Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, kahverengi kokarcanın sadece fındık değil; elma, armut, şeftali, Trabzon hurması ve sebze türlerinde de ciddi kalite kayıplarına neden olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Zararlının kışlaklardan çıkışından önce popülasyonun azaltılması, ilimiz ekonomisi için hayati önem taşımaktadır. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile koordineli olarak yürüttüğümüz bu mücadele sayesinde, üreticilerimizin uğrayabileceği zararları en aza indirmeyi amaçlıyoruz." ​Üreticiye Destek, Ürüne Kalite ​Yapılan kapsamlı ilaçlama çalışmalarıyla tarımsal verimliliğin korunması ve fındıkta pazar değerini düşüren "lekeli iç" gibi sorunların engellenmesi planlanıyor. Trabzon genelindeki tüm ilçelerde eş zamanlı devam eden mücadeleyle, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda yerel üretimin korunması amaçlanıyor.

Alanya Keçiboynuzu İçin Dev Adım! Haber

Alanya Keçiboynuzu İçin Dev Adım!

Antalya Valiliği öncülüğünde başlatılan "Coğrafi İşaretler Seferberliği" meyvelerini vermeye devam ediyor. Alanya Keçiboynuzu, Avrupa Birliği (AB) nezdinde tescil başvurusu yapılan Antalya’nın 3. ürünü oldu. Antalya Valisi Hulusi Şahin’in öncülüğünde ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, Alanya Keçiboynuzu (Alanya Harnup) için Avrupa Birliği (AB) Menşe Adı Koruması (PDO) başvurusu resmen yapıldı. Teknik ve bilimsel hazırlıkların ardından Alanya Ticaret ve Sanayi Odası, Alanya Kaymakamlığı’nda imzalanan evraklarla süreci uluslararası boyuta taşıdı. Alanya Keçiboynuzu’nun Sırrı: İklim ve Toprak Uyumu Alanya Keçiboynuzu’nu dünyadaki benzerlerinden ayıran en temel özellik, ilçenin mikroklimal yapısına sağladığı mükemmel adaptasyon. Ceratonia siliqua türü ağaçlardan elde edilen bu özel meyve, Alanya’nın kendine has doğasında eşsiz bir aromaya kavuşuyor. Ürünün Ayırt Edici Özellikleri Nelerdir? Görünüm ve Tat: Kahverengi, uzun ve düz yapısıyla dikkat çeken Alanya Harnup, tatlı ve hafif bir aromaya sahiptir. Sıcaklık İhtiyacı: Yıllık ortalama 20°C sıcaklığın altına düşmeyen, yazın 35°C’ye çıkan Alanya iklimi, meyvenin kalitesini en üst seviyeye taşır. Toprak Yapısı: Bitki, mineral bakımından zengin olmayan ancak Alanya’da yaygın olan Terra-Rossa toprak tipini severek ideal yetişme ortamını bulur. Kuraklık Direnci: Derinlere inen kök sistemi sayesinde, yıllık 515 mm yağış alan bölgede su kaynaklarını en verimli şekilde kullanır. Ekonomik Değeri ve Küresel Hedefler Avrupa Birliği tescil süreci, Alanya Keçiboynuzu’nun sadece yerel bir ürün değil, uluslararası pazarda aranan bir marka haline gelmesini hedefliyor. Antalya’nın daha önce tescil sürecine giren ürünlerinin ardından Alanya Harnup, bölge ekonomisine yüksek katma değer sağlamaya hazırlanıyor. "Bilimsel ve Kurumsal Hazırlık Tamamlandı" Alanya Ticaret ve Sanayi Odası ve Alanya Keçiboynuzu Üretici Birliği’nin aylar süren titiz çalışmaları, ürünün genetik özelliklerinden toprak analizine kadar tüm verileri kapsıyor. Alanya'nın ılıman kışları sayesinde don riskinden korunan bu özel bitki, artık Avrupa mutfaklarında ve sanayisinde "tescilli bir kalite" olarak yer almayı bekliyor.

Denizli Kekiği İçin Tarihi Adım Haber

Denizli Kekiği İçin Tarihi Adım

Dünya kekik üretiminin merkezi Denizli, "Denizli Kekiği"ni Avrupa Birliği’nde tescil ettirmek için kolları sıvadı. DENİB ve Kurtluca Kooperatifi arasında imzalanan protokol ile Denizli kekiği, Avrupa raflarında tescilli bir marka olarak yer almaya hazırlanıyor. ​Denizli Kekiği Avrupa Birliği Tescili İçin Güçlerini Birleştirdi ​Denizli tarımının en stratejik ürünlerinden biri olan Denizli Kekiği, uluslararası arenada hak ettiği değeri bulmak üzere dev bir adım attı. Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) ve S.S. Kurtluca Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Avrupa Birliği (AB) nezdinde menşe adı ile coğrafi işaret tescili için iş birliği protokolü imzaladı. ​DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen imza törenine; Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, Denizli İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Saffet Üge, Kurtluca Kooperatif Başkanı Mustafa Acat ve DENİB Yönetim Kurulu Üyesi Süreyya Çalışkan katıldı. ​Dünya Kekiğinin Yüzde 80’i Denizli’den! ​Protokol töreninde konuşan DENİB Başkanı Hüseyin Memişoğlu, Denizli’nin kekik üretimindeki mutlak liderliğine dikkat çekti. Memişoğlu’nun paylaştığı çarpıcı veriler şöyle: ​Global Tedarik: Dünyada ticarete konu olan kekiğin %80-85’i Türkiye tarafından karşılanıyor. ​Üretim Üssü: Türkiye'deki kekik üretim alanlarının %90,5’i Denizli’de bulunuyor. ​İhracat Geliri: 16 bin 881 ton kekik ve kekik yağı ihracatından 81,8 milyon dolar gelir elde ediliyor. ​Hedef Tür: AB başvurusuna konu olan tür, yüksek aromalı bilyalı kekik (Origanum Onites). ​"Avrupa Birliği tescili ile kekiğimiz sadece bir tarım ürünü değil; kökeni belli, kalitesi tescilli küresel bir marka olacak." — Hüseyin Memişoğlu ​Neden Denizli Kekiği? Ayırt Edici Özellikler ​DENİB Yönetim Kurulu Üyesi Süreyya Çalışkan, Denizli kekiğinin neden eşsiz olduğunu şu sözlerle özetledi: ​Bilyalı Yapı: Görsel ve fiziksel kalite. ​Yüksek Karvakrol Değeri: Güçlü aroma ve şifa kaynağı. ​Uzun Raf Ömrü: İhracat için büyük avantaj. ​Geleneksel Üretim: Bölge çiftçisinin uzmanlığı ve iklimsel elverişlilik. ​Kurtluca Kooperatifi Başkanı Mustafa Acat ise üretimde elle hasat yöntemini kullandıklarını vurgulayarak, ilaç kullanımını sıfıra indirdiklerini ve tamamen doğal yöntemlerle kaliteyi koruduklarını belirtti. ​Yerel Destek, Küresel Vizyon ​Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, 2021 yılında Türkiye'de tescillenen kekiğin AB yolculuğunun heyecan verici olduğunu belirterek, yerel üreticinin emeğinin uluslararası pazarda korunmasının stratejik önemine değindi. İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Saffet Üge ise kurum olarak sahadaki teknik desteğin süreceğini ifade etti. ​Denizli Kekiği Hangi Ülkelere İhraç Ediliyor? ​Başta ABD, Almanya, İtalya, Kanada, Polonya, Hollanda, Fransa, Japonya ve Avustralya olmak üzere onlarca ülke Denizli kekiğini tercih ediyor. AB tescili ile birlikte bu listeye daha yüksek katma değerli pazarların eklenmesi bekleniyor.

Dorlion Zeytinyağı Kalitesini Uluslararası Ödüllerle Tescilledi! Haber

Dorlion Zeytinyağı Kalitesini Uluslararası Ödüllerle Tescilledi!

Eskişehir’in bereketli Sakarya Vadisi topraklarından doğan Dorlion Zeytinyağı, ulusal ve uluslararası standartlardaki kalitesini aldığı prestijli ödüllerle kanıtlamaya devam ediyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle bir dünya markası olma yolunda ilerleyen Dorlion, hem yerel üreticinin ekonomisine katkı sağlıyor hem de tüketicilere en doğal lezzeti sunuyor. ​Zeytin Dostu Derneği’nden 4 Büyük Ödül ​Zeytinyağı sektörünün en prestijli organizasyonlarından biri olan Zeytin Dostu Derneği 19. Naturel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması, bu yıl Dorlion’un başarısına sahne oldu. Yarışma sonuçlarına göre Dorlion Zeytinyağı şu ödüllere layık görüldü: ​2 Altın Ödül: Özel seri ürünler kategorisinde. ​1 Premium Ödül: Üstün kalite ve asidite oranı başarısı. ​1 Gümüş Ödül: Olgun hasat kategorisinde. ​Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Ziraat Mühendisi Sevgi Mişe, bu başarının sırrını şu sözlerle özetledi: "Sakarya Vadisi’nin zeytinlerini aynı gün içerisinde, hiçbir bekletme yapmadan titizlikle sıkıyoruz. Bu ödüller, kalite ve emeğimizin en somut göstergesidir." ​Üreticiden Tam Destek: "Pazar İmkanımız Arttı" ​Sarıcakaya Zeytin Üreticileri Birliği Başkanı Osman Afşin Güngör, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin teşviklerine vurgu yaparak, "Ürünlerimizin profesyonel bir markaya dönüşmesi bizler için büyük bir pazar imkanı yarattı. Zeytinlerimizin bu denli yüksek ödüller alması bizleri gururlandırıyor," dedi. ​Markalaşma Yolunda Dev Adım: Dorlion ​Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder ise zeytinin ekonomik değerine dikkat çekti. Zeytin turizminin bölge için önemine değinen Güder, Dorlion’un Türkiye’nin stratejik zeytin markalarından biri haline geldiğini belirtti. ​Tüketicilerin Vazgeçilmezi: "İlaç Niyetine İçiyoruz" ​Doğallığı ve nefaseti ile sofraların baş tacı olan Dorlion Zeytinyağı, uygun fiyat politikasıyla da her kesime hitap ediyor. Sağlıklı yaşam için zeytinyağını tercih eden vatandaşlar, ürünün hem lezzetinden hem de güvenilirliğinden oldukça memnun.

Eskişehir’in Gururu Dorlion Zeytinyağı’na "Premium" Ödül Haber

Eskişehir’in Gururu Dorlion Zeytinyağı’na "Premium" Ödül

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Sarıcakaya’da üretilen Dorlion Natürel Sızma Zeytinyağı, ulusal arenada kalitesini tescilledi. Zeytindostu Derneği tarafından düzenlenen 19. Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’na damga vuran Dorlion, gönderdiği 4 numunenin tamamıyla ödül alırken, "Özel Seri" ile en prestijli kategori olan Premium Ödülü’nün sahibi oldu. ​Orta Sakarya Vadisi’nden Dünya Standartlarında Üretim ​Sarıcakaya ilçesinin kendine has mikroklima koşullarında, sürdürülebilir tarım yöntemleriyle üretilen Dorlion zeytinyağları, İç Anadolu’nun zeytincilikteki potansiyelini gözler önüne serdi. Didim Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşen törende, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Hale Senem Acar, ödülü Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay’ın elinden aldı. ​105 Numune Arasından Sıyrıldı: Sadece 5 Marka Premium Oldu ​Bu yıl titizlikle incelenen 105 numune arasından sadece 5 marka "Premium" kategorisine yükselmeyi başardı. Dorlion Özel Seri, aroma çeşitliliği ve duyusal zenginliğiyle; Şirince, Yatağan ve Milas gibi zeytinciliğin kalbi sayılan bölgelerdeki dev markalarla aynı listede yer alarak uluslararası standartlarda bir kalite yakaladığını kanıtladı. ​Dorlion markasının kazandığı ödüllerin tam listesi: ​Dorlion Özel Seri (2. Parti): Premium Ödül ​Dorlion Özel Seri (1. ve 3. Parti): Altın Ödül ​Dorlion Olgun Hasat: Gümüş Ödül ​İç Anadolu’nun Tek Ödüllü Markası: Dorlion ​Yarışmanın bölgesel dağılımında Ege Bölgesi ağırlığını korurken, İç Anadolu’dan gelen 4 ödülün tamamının Dorlion’a ait olması büyük bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçti. ​Zeytindostu Derneği Başkanı Dr. Hilmi Yıldırım, Eskişehir’in kısa sürede yazdığı bu başarı hikayesine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: ​"Sarıcakaya’da yetiştirilen zeytinler, yüksek oleokantal ve polifenol değerleriyle Türkiye zeytinciliği için stratejik öneme sahip. Sağlık ve kalite odaklı bu üretim anlayışı takdire şayandır." ​Analizler Noter Huzurunda Yapıldı ​Dorlion zeytinyağlarının başarısı tesadüf değil. Yarışmaya katılan tüm numuneler önce Türk Gıda Kodeksi kapsamında kimyasal analizlerden geçirildi, ardından noter huzurunda kör tadım yöntemiyle uzman panalistler tarafından değerlendirildi. ​Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, yüksek fenolik içerikli zeytinyağı üretimi ve üretici eğitimleriyle bölgedeki tarımsal kalkınmayı zirveye taşımaya devam ediyor.

Tarımı Hor Görenler, Yarını Zor Görür! Haber

Tarımı Hor Görenler, Yarını Zor Görür!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, gıda güvenliği ve egemenliği açısından Türkiye'nin büyük bir risk altında olduğunu vurguladı. Mazot ve gübre fiyatlarının tarımı ve çiftçiyi vurduğunu, iktidarın yangını seyrettiğini belirten Barut, bu koşullarda traktörün kontağının dahi çevrilemediğini, adeta altına dönen gübreyi çiftçinin bir gram bile atamadığını vurguladı. "GÜBRE ADETA ALTIN OLDU" Meclis Genel Kurulu'nda İYİ Parti'nin grup önerisi üzerine CHP Grubu adına kürsüye çıkan Ayhan Barut, "2026 yılı gıda güvenliğimiz ve gıda egemenliğimiz açısından çok risk altındadır. Çünkü tarımsal üretimin en önemli temel girdilerinden olan mazotun litresi 80 liraya, gübrenin tonu da 35 bin liraya dayanmıştır. Bu fiyatlarla ekim, dikim yapmak mümkün değildir. Bu fiyatlarla ekim yapmak değil, çiftçi, traktörünün kontağını dahi çeviremez durumdadır; aynı zamanda, gübre de altınla eş değer olmuş, gübrenin gramını dahi tarlasına atamaz durumdadır" dedi. ÖZELLEŞTİRME VE KAPATMA TEPKİSİ Tarımsal üretimde gübre kullanımının öneminden söz eden Barut, iktidarın yanlışlarına da dikkat çekerek şunları anlattı: "Gübre kullanmakla üründe kalite artar, rekolte artar. Üründe gübre kullanmayınca yüzde 20 ila yüzde 80 arasında rekolte kaybı olacaktır. İşte, bu nedenle diyoruz ki: 2026 yılında gıda egemenliğimiz tehlike altındadır. Türkiye'de çiftçimizin kullanmış olduğu gübre yılda 6,5 milyon tondur ve mazot da 3 milyar litredir. Bunların da tamamı -gübrenin yüzde 90'ı, mazotun da tamamı dışa bağımlıdır. Peki, neden dışa bağımlıyız? Çünkü bir zamanlar gübre fabrikaları vardı, kamuya ait, devlete ait; İGSAŞ vardı, TÜGSAŞ vardı, Kütahya, Samsun gübre fabrikaları vardı. Bunlar ne oldu şimdi? Ya özelleştirildi, ya kapatıldı. Bu krize Hürmüz Boğazı'ndaki yaşanan savaşın etkisi de eklenince maalesef çiftçinin mazot ve gübredeki sıkıntısı çok daha arttı ve savaşın şu anda en ağır faturasını da maalesef çiftçimiz ödemektedir. Bu nedenle, çiftçilerimiz bu söylediğim nedenlerden dolayı yabancıların eline ya da özel sektörün eline terk edilmiş durumdadır." "GÜBREDE FİYAT ARTIŞ 135 KATA ULAŞTI" Gübre ve mazot başta olmak üzere tarımsal üretim maliyetlerindeki fahiş artışa değinen Barut, sözlerini şöyle tamamladı: "Gelin, rakamlarla bir tabloya bakalım: 2002 yılında AKP iktidara geldiğinde ürenin 1 tonu 261 liraydı, üre gübrenin; şu anda 35 bin lira, tamı tamına 135 kat artmış durumda. Yine, AKP iktidarı iktidara geldiğinde mazotun litresi 1,1 liraydı, şu anda 76 lira yani 80 liraya dayanmış durumda. Yaklaşık 70 kat fiyat artmış durumda. Buradan sesleniyorum, 'Gübrede, stokta sorun yoktur' diyenlere sesleniyorum: Gelin, Çukurova'ya davet ediyorum, gübre var mı, yok mu değerli arkadaşlar, bir görelim. Olan da gübreyi maalesef şu anda stoklamış ve satmıyor. Tam ekim, dikim dönemi ama çiftçi şu anda perişan değerli arkadaşlar. Yapılması gereken çok basit, tıpkı İspanya'nın yaptığı gibi çiftçiyi ve tarımı koruyacak adımlar atılmalıdır. Mazottaki ve gübredeki ÖTV, KDV kaldırılmalıdır. Eğer bu destekler de yetmiyorsa bunlara ek destek verilmelidir. Tarımı hor görenler değerli arkadaşlar, yarını zor görür. Çiftçiyi desteklerseniz tüketiciyi de desteklemiş olursunuz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.