Hava Durumu

#Kamu Politikası

Kırsal Haber - Kamu Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Politikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı Haber

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal desteklerin yasal hedefin oldukça altında kaldığını belirterek Tarım Kanunu’nun uygulanması çağrısında bulundu. 2026 yılı için tarımsal destekleme programlarına 168 milyar TL ayrıldığını ifade eden Güder, yasal ölçüt olarak gösterilen yüzde 1’lik oranın karşılanabilmesi için tarımsal desteklerin artırılması gerektiğini vurguladı. Güder, artan üretim maliyetleri, iklim değişikliğinin etkileri ve çiftçilerin yaş ortalamasının yükselmesinin tarımın geleceği açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Türkiye’de tarımsal destekleme politikaları, üreticilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlar ve tarım sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak ele alınamayacağını belirten Güder, gıda güvencesinin sağlanması, kırsal yaşamın korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılması için üreticilerin desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Tarımsal üretimin devamlılığı açısından kamu desteklerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Güder, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan düzenlemenin gereğinin yerine getirilmesini istedi. Söz konusu madde kapsamında tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın (GSMH) yüzde 1’inden az olmaması gerektiğini hatırlatan Güder, mevcut destekleme ödeneklerinin bu hedefin gerisinde kaldığını belirtti. Tarımsal Destekler Yasal Hedefin Gerisinde Kaldı Tarımsal desteklerin yıllar içerisindeki seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selma Güder, desteklerin ekonomik büyüklük içerisindeki payının giderek azaldığına dikkat çekti. Güder’in paylaştığı verilere göre, 2016 yılında gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı yaklaşık yüzde 0,44 olan tarımsal destekler, 2024 yılında yüzde 0,21 seviyesine geriledi. 2026 yılı bütçesinde tarımsal destekleme programları için 168 milyar TL kaynak ayrıldığını belirten Güder, bu tutarın ekonomik büyüklükle karşılaştırıldığında yetersiz kaldığını savundu. 2026 yılı için yaklaşık 77 trilyon TL olarak öngörülen GSYH üzerinden yapılan hesaplamada, yüzde 1’lik oranın 770 milyar TL’ye karşılık geldiğini ifade eden Güder, bütçede ayrılan tarımsal destekleme ödeneğinin bu tutarın oldukça altında olduğunu kaydetti. GSMH ile GSYH’nin farklı ekonomik göstergeler olduğuna dikkat çeken Güder, karşılaştırmaların aynı kavramlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, mevcut tablonun tarımsal desteklerin artırılması ihtiyacını ortaya koyduğunu ifade etti. “Bu Yalnızca Bütçedeki Bir Eksiklik Değil” Tarımsal desteklerin yetersiz kalmasının yalnızca bütçeyle ilgili bir sorun olmadığını belirten Güder, yaşanan durumun üreticilerin üretime devam edebilme gücünü ve Türkiye’nin gıda güvencesini doğrudan etkilediğini söyledi. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri karşısında ciddi bir mücadele verdiğini dile getiren Güder, mazot, gübre, tohum, yem, enerji, sulama ve işçilik giderlerindeki artışların üreticilerin ekonomik yükünü ağırlaştırdığını kaydetti. İklim değişikliğinin etkilerinin de tarımsal üretimdeki riskleri artırdığını belirten Güder, kuraklık, don, aşırı yağış ve diğer doğal afetlerin üretim süreçlerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Üreticilerin hem üretim maliyetlerini hem de hasat döneminde ürünlerini hangi fiyatla satabileceklerini öngörmekte zorlandığını vurgulayan Güder, belirsizliklerin çiftçileri daha fazla borçlanmaya ittiğini ve bazı üreticilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürmekte güçlük çektiğini belirtti. Güder, üreticilerden daha fazla üretim yapmaları beklenirken temel girdi maliyetlerini karşılamada yetersiz kalan desteklerle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanamayacağını dile getirdi. Üreticinin Üretimden Çekilmesi Gıda Fiyatlarını da Etkiliyor Tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca çiftçilerin gelirleriyle sınırlı olmadığını belirten Selma Güder, üreticilerin üretimden uzaklaşmasının toplumun tamamını ilgilendiren sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Üretici sayısının azalmasının kırsal nüfusun gerilemesine, tarımsal istihdamın daralmasına ve ülkenin üretim kapasitesinin zayıflamasına yol açabileceğini ifade eden Güder, üretimde yaşanabilecek gerilemenin tüketicilerin gıdaya erişimini de zorlaştırabileceğini kaydetti. Tarımsal desteklerin bir lütuf olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Güder, bu desteklerin üretimin devamlılığını sağlayan önemli bir kamu politikası aracı olduğunu belirtti. Doğru planlanan desteklerin üreticilerin gelirlerini koruyacağını, tarımsal üretim planlamasını güçlendireceğini ve kırsal kalkınmaya katkı sağlayacağını ifade eden Güder, Türkiye’nin tarımsal üretimde dışa bağımlılığının azaltılması açısından da destekleme politikalarının önem taşıdığını söyledi. “Destekler Zamanında ve Öngörülebilir Olmalı” Tarımsal desteklerin yalnızca miktarının artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Güder, destekleme sisteminin üreticilerin gerçek ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Desteklerin üretim maliyetlerini dikkate alması, enflasyon karşısında üreticilerin yaşadığı kayıpları gözetmesi ve üretim takvimine uygun şekilde ödenmesi gerektiğini vurgulayan Güder, çiftçilerin geleceğe yönelik planlama yapabilmesi için destekleme politikalarının öngörülebilir olmasının önemine işaret etti. Güder, tarımsal desteklerin üreticiyi ayakta tutan, üretim kapasitesini koruyan ve sürdürülebilirliği esas alan bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odasından Tarımsal Destekler İçin 6 Talep TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve üreticilerin ekonomik açıdan güçlendirilmesi amacıyla taleplerini de sıraladı. Güder’in açıkladığı talepler şöyle: - Tarım Kanunu uygulanmalı: 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi hayata geçirilmeli ve tarımsal desteklere ayrılan kaynak yasal hedef doğrultusunda artırılmalı. - Destekler üretim maliyetlerini karşılamalı: Artan girdi maliyetleri ve enflasyon nedeniyle üreticilerin yaşadığı kayıplar dikkate alınmalı. - Ödemeler zamanında yapılmalı: Tarımsal destekler üretim takvimine uygun, düzenli ve öngörülebilir biçimde ödenmeli. - Küçük üreticiler korunmalı: Küçük ve orta ölçekli üreticiler ile genç çiftçiler ve kırsalda üretimini sürdürmeye çalışan kesimler özel olarak desteklenmeli. - İklim değişikliğine karşı önlem alınmalı: Su ve toprak kaynaklarının korunması, iklim krizine uyum, sürdürülebilir üretim ve tarımsal araştırma-yayım faaliyetleri desteklenmeli. - Bilimsel veriler esas alınmalı: Üretim planlaması ve tarımsal desteklerin hazırlanması süreçlerinde meslek odalarının, üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görüşleri dikkate alınmalı. Güder, tarımsal destekleme politikalarının yalnızca kısa vadeli ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda değil, Türkiye’nin uzun vadeli üretim kapasitesini koruyacak şekilde oluşturulması gerektiğini ifade etti. Genç Çiftçi Oranı Yüzde 5: “Tarımın Geleceği Bitiyor!” Tarım sektörünün geleceğine ilişkin en önemli sorunlardan birinin üreticilerin yaş ortalamasının yükselmesi olduğunu belirten Selma Güder, çiftçilerin yaş dağılımına ilişkin verileri paylaştı. Güder’in açıklamasına göre, Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması erkeklerde 58, kadınlarda ise 61 seviyesinde bulunuyor. Üreticilerin yüzde 35’inin 50-64 yaş aralığında olduğunu belirten Güder, 18-32 yaş arasındaki genç çiftçilerin oranının ise yalnızca yüzde 5 olduğunu söyledi. Gençlerin tarımsal üretime katılımının sınırlı kalmasının sektörün geleceği açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurgulayan Güder, bu tablonun kırsal yaşamın devamlılığı ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından alarm verdiğini ifade etti. Gençlerin tarımda kalabilmesi için ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesi gerektiğini belirten Güder, üreticilerin yalnızca mali desteklerle değil, kırsalda yaşamayı mümkün kılacak hizmetlerle de desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Köyden Kente Göçün Önlenmesi İçin Kırsal Yaşam Güçlendirilmeli Kırsaldan kentlere göçün önlenmesinin tarım politikalarının temel hedeflerinden biri olması gerektiğini ifade eden Güder, köylerde yaşam ve üretim koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu. İstihdam, iskân, eğitim ve altyapı hizmetlerinin kırsal bölgelerde güçlendirilmesi gerektiğini belirten Güder, bu çalışmaların tarımsal desteklerle birlikte bütüncül bir anlayışla yürütülmesinin önem taşıdığını söyledi. Gençlerin ve üretici ailelerin kırsalda yaşamaya devam edebilmesi için tarımsal üretimin ekonomik açıdan sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Güder, kırsal kalkınmanın yalnızca tarım sektörüne yönelik desteklerle sınırlı tutulmaması gerektiğini dile getirdi. “Tarımsal Destekler Stratejik Bir Yatırım Olarak Görülmeli” Tarımdaki sorunların etkilerinin üreticilerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Selma Güder, üretimin gerilemesinin gıda fiyatlarından toplumun beslenme koşullarına kadar birçok alanı etkilediğini ifade etti. Tarımsal desteklere ayrılan kaynağın yalnızca bir kamu harcaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Güder, bu kaynakların toplumun bugünü ve geleceği için stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını söyledi. Güder, açıklamasında yetkililere çağrıda bulunarak tarımsal desteklerin yasal hedefe uygun seviyeye çıkarılması, üreticilerin borç ve maliyet baskısı altında yalnız bırakılmaması ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir sistemin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin korunması, üreticilerin üretimden kopmasının önlenmesi ve gelecek kuşakların gıdaya erişiminin güvence altına alınması için tarımsal destekleme politikalarında somut adımlar atılması gerektiğini belirten Güder, Tarım Kanunu’nda öngörülen hedefin yerine getirilmesi çağrısını yineledi.

İBB'den Silivri'de Ayçiçeği Hasat Şenliği Haber

İBB'den Silivri'de Ayçiçeği Hasat Şenliği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından sağlanan yağlık ayçiçeği tohumu hasat şenliğinde konuşan Nuri Aslan, “Ekrem Başkanımızın İstanbul’da başlattığı; üreticiyi destekleyen, emeği koruyan, halkın sofrasını büyüten bu anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü çiftçi üretirse İstanbul kazanır. Üretici güçlenirse Türkiye güçlenir.” diye konuştu. Silivri’de Gazitepe Mahallesi’nde yapılan Ayçiçeği Hasat Şenliği’ne; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Silivri Belediye Başkanvekili Yalçın Ekici, Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özer, meclis üyeleri, muhtarlar, İBB bürokratları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, çiftçiler ve üreticiler katıldı. Kürsüde çiftçiler adına söz alan Silivri Ziraat Odası Başkanı Sabri Özer, “Verilen bu tohumların maliyetlerimizi ne kadar düşürdüğünü görerek yaşıyoruz. Bu dağıtımlar için Ekrem Başkan ile Bora Başkan’a selamlarımı iletiyorum” dedi. SİLİVRİ BELEDİYESİ BAŞKANVEKİLİ EKİCİ: “EKREM İMAMOĞLU’NA SİLİVRİ ADINA TEŞEKKÜR EDİYORUM” Daha sonra kürsüye gelen Silivri Belediye Başkanvekili Yalçın Ekici, “Tarımsal desteklerin İstanbul’da yeniden güçlü bir kamu politikası hâline geçmesine yönelik öncülük eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığımıza, emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarımıza Silivri adına teşekkür ediyorum.” diye konuştu. “CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ SAYIN EKREM İMAMOĞLU’NUN SELAMLARINI İLETİYORUM” Konuşmasına “1,5 yılı aşkın süredir hukuksuz biçimde Silivri’de tutulan İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını iletiyorum.” diyerek başlayan Nuri Aslan, “Ekrem Başkanımız 2019 yılında göreve geldiğinde, ‘İstanbul’un kırsalında tarım yapılacak, üretici desteklenecek’ dedi. O gün buna inanmayanlar oldu. Bugün ise İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tarım politikalarının nasıl takip edildiğini, örnek alındığını görüyoruz. Bundan da ancak mutluluk duyarız.” ifadelerini kullandı. “SİLİVRİ’DE ÇİFTÇİMİZİN, ÜRETİCİMİZİN YANINDAYIZ” Çiftçiliğin zorluklarına da değinen İBB Başkanvekili Aslan, “Mazot pahalı, gübre pahalı, tohum pahalı, yem pahalı. Üretmenin maliyeti her geçen gün artıyor. Biz de tam bu nedenle dedik ki: ‘İBB Hep Yanında’. Biz İstanbul için gerçekten çok çalışıyoruz. Dün çocuklarımız, gençlerimiz ve ailelerimiz için yeni eğitim desteklerimizi açıkladık. Bugün Silivri’de çiftçimizin, üreticimizin yanındayız. Yarın İstanbul’un başka bir köşesinde başka bir ihtiyaca koşacağız.” dedi. “BU YIL 3 BİN 537 TORBA YAĞLIK AYÇİÇEĞİ TOHUMU DAĞITTIK” Ayçiçeği hasadının detaylarını paylaşan Aslan, “Bugün burada hasadını yaptığımız ayçiçeğinin yolculuğu aylar önce başladı. İstanbul’un toprağına ve iklimine uygun tohumları araştırdık, belirledik, aldık ve çiftçimize dağıttık. Sadece bu yıl 3 bin 537 torba yağlık ayçiçeği tohumu dağıttık. Bu tohumlar yaklaşık 106 bin dekar alanda toprakla buluştu. Ayrıca 2026 yılında bin 410 dekar alanda 10 farklı ayçiçeği çeşidinin denemesini yaptık. Başarılı sonuç aldığımız çeşitleri 2027 yılında çiftçilerimize destek olarak vereceğiz. Bakın, çok çarpıcı bir rakam: Bugün İstanbul’da tarlada gördüğünüz yaklaşık her iki ayçiçeğinden birinin tohumu İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından çiftçimize verildi. İşte bizim üreticiye bakışımız budur.” diye konuştu. “SADECE 2026’DA 300 MİLYON LİRALIK TARIMSAL DESTEK SAĞLAYACAĞIZ” İBB’nin desteklerinin ayçiçeğiyle sınırlı olmadığını söyleyen Aslan, “2020’den bugüne 81 milyon adet yazlık ve kışlık sebze fidesini, 15 bin 917 torba yağlık ayçiçeği tohumunu, 8 bin 730 torba silajlık mısır tohumunu ve 1 milyon 211 bin litre mazotu üreticimizle buluşturduk. Buğdaydan arpaya, gübreden sulama malzemelerine; hayvancılıktan arıcılığa, balıkçılığa kadar üretimin her alanında vatandaşımızın yanında olduk. 2026 yılına kadar sağladığımız tarımsal girdi desteğinin toplam değeri 667 milyon liraya ulaştı. Sadece 2026 yılında ise 300 milyon liralık tarımsal destek sağlayacağız. Çünkü ‘İBB Hep Yanında’ demek; İstanbul’un kaynağını İstanbul’un insanıyla buluşturmak demektir. Tohumda çiftçinin, tarlada üreticinin, denizde balıkçının, sofrada İstanbullunun yanında olmak demektir.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl İstanbul genelinde yaklaşık 45 ila 50 bin ton yağlık ayçiçeği elde edilmesini bekliyoruz. Bunun karşılığında yaklaşık 20 ila 22 bin ton yağ üretilecek. Yağışların uygun gitmesi, kaliteli tohum ve çiftçimizin emeği sayesinde yüzde 10’un üzerinde verim artışı bekliyoruz. İşte bereket dediğimiz budur. Ama bu bereket kendiliğinden gelmiyor. Bu bereketin içinde sabahın ilk ışığında tarlasına giden çiftçimizin alın teri var. Toprağına küsmeyen, üretmekten vazgeçmeyen insanımız var. Ve üreticisini yalnız bırakmayan bir belediyecilik anlayışı var.” “EKREM BAŞKANIMIZIN İSTANBUL’DA BAŞLATTIĞI ANLAYIŞI KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ” “Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize bundan bir asır önce yönümüzü gösterdi: Bu memleket üretecek. Çiftçisi, köylüsü, üreticisi başı dik yaşayacak. Çünkü Cumhuriyet, aynı zamanda üretimde bağımsızlık demektir. Biz de Ekrem Başkanımızın İstanbul’da başlattığı; üreticiyi destekleyen, emeği koruyan, halkın sofrasını büyüten bu anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü çiftçi üretirse İstanbul kazanır. Üretici güçlenirse Türkiye güçlenir. Tarlada da, okulda da, hayatın her alanında İBB Hep Yanında.”

İZTO’da "KURGAN" Zirvesi Haber

İZTO’da "KURGAN" Zirvesi

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, 1 Ekim 2025 itibarıyla devreye alınan ve “vergi denetiminde devrim” olarak nitelendirilen Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN), İzmir’de tüm detaylarıyla masaya yatırıldı. Birbirinden farklı sektörlerde hizmet veren iş insanlarının katılımıyla gerçekleşen bilgilendirme toplantısında, yapay zeka destekli vergi denetimi sistemi olarak tanımlanan ve tüm mali işlemleri anlık olarak analiz ederek, sahte belge kullananları ve riskli mükellefleri tespit etmeyi amaçlayan sistem hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) Bilgilendirme Toplantısı, İzmir Ticaret Odası ev sahipliğinde yoğun bir katılımla düzenlendi. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı, İzmir Defterdarı Ömer Alanlı ve İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Gökhan Arıkan’ın açılış konuşması yaptığı toplantıya, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Meclis Başkan Yardımcıları Mehmet Tahir Özdemir ve Nevzat Artkıy ile üyeler katıldı. ATCI: KAYITDIŞILIK ORANI YÜZDE 30 SEVİYELERİNE ULAŞTI Vergi Denetim Kurulu’nun son iki yılda yoğun denetim sürecine girmesinin temel gerekçesinin kayıt dışılık oranının yaklaşık yüzde 30 seviyelerine ulaşması olduğunu belirten T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı, “Sahte belge kullanımı yaklaşık 30 yıldır Türkiye’nin en büyük mali sorunlarından biri. Beyana dayalı vergi sisteminin sağlıklı işlemesi için vergi ahlakının güçlendirilmesi gerekiyor. Sadece ceza odaklı değil rehberlik edici ve yönlendirici denetim anlayışının esas alınması önemli. Vergi idaresinde “ceza kes – düzeltme bekle” yaklaşımından uzaklaşılarak, mükellefi ikna eden ve gönüllü uyumu artırmayı hedefleyen akıllı uyum (smart compliance) modeline geçilmesi gerekiyor” dedi. AMAÇ, VERGİ UYUMUNU KALICI ŞEKİLDE ARTIRMAK Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) aracılığıyla, potansiyel riskli işlemlerin erken aşamada tespit edilmesinin ve kullanıcı mükelleflerin uyarılarak sürece uyum sağlamalarının hedeflendiğini belirten Atcı sözlerine şöyle devam etti: “Yapay zeka ve ileri veri analiz teknolojileri denetim süreçlerinde yoğun şekilde kullanılarak reaktif denetimden proaktif denetime geçilmesi, geçmiş yıllar yerine güncel risklerin anlık olarak izlenmesi başarı oranını artırıyor. Bu noktada yeni denetim yaklaşımının temel amacının vergi uyumunu kalıcı biçimde artırmak, kamu gelir kayıplarını azaltmak ve adil bir vergi sistemi oluşturmak olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum” ALANLI: ÖNCELİKLİ BİR KAMU POLİTİKASI OLARAK ELE ALINMALI Ekonominin sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde ilerleyebilmesi için kayıt dışı ekonomi ve sahte belge düzenlenmesiyle mücadelenin öncelikli bir kamu politikası olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan İzmir Defterdarı Ömer Alanlı, “Geçmiş dönemde mükellef inceleme süreçleri 5 yıla kadar uzayabiliyor, hatta bazı dosyaların zamanaşımına uğrayabiliyordu. Yeni denetim yaklaşımıyla mükelleflerin iz bırakmadan işlem yapmalarının önüne geçildiğini görüyoruz. Risk Analiz Merkezi tarafından belirlenen kriterler doğrultusunda riskli olduğu değerlendirilen mükelleflerin incelemeye sevk ediliyor. Bu noktada sahada görev yapan denetim elemanları ile Risk Analiz Merkezi’nin çalışmalarının uyum içinde yürütülmesi sistem etkinliğinin artması açısından önem taşıyor. KURGAN sistemi ile mükellefler olası riskler konusunda önceden uyarılıyor ve ileride karşılaşabilecekleri hukuki ve mali sonuçlara karşı tedbir almaya yönlendiriliyor. Uygulama yeni olduğu için bazı aksaklık ve eksiklikler yaşanabilir. Ancak meslek mensuplarından ve paydaşlardan gelen geri bildirimler dikkate alınarak çözüm odaklı bir yaklaşım benimseyebiliriz” dedi. ARIKAN: KURGAN’IN EN ÖNEMLİ KATKISI, ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK İzmir Ticaret Odası olarak teknolojiyi merkeze alan, veriye dayalı ve şeffaflığı esas alan tüm dönüşüm süreçlerini güçlü şekilde desteklediklerini ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Gökhan Arıkan, “Şirketlerin mali verilerini ileri analiz yöntemleriyle değerlendirerek riskleri erken aşamada tespit eden, önleyici denetim anlayışını esas alan çağdaş bir gözetim sistemi olan KURGAN, yalnızca kamunun vergi uyumunu artırmasına hizmet eden bir araç değil; aynı zamanda özel sektör için güçlü bir kurumsallaşma mekanizması olarak da karşımıza çıkıyor. Sanayiden ticarete, inşaattan turizme, lojistikten tarıma, finansal hizmetlerden perakendeye kadar ekonomimizin tüm sektörleri bu sistemden doğrudan etkilenecek. Çünkü KURGAN’ın odağında yalnızca rakamlar değil; şirketlerin finansal davranışları, sürdürülebilirliği ve uzun vadeli sağlamlığı yer alıyor. İş dünyamız açısından KURGAN’ın sağladığı en önemli katkılardan bir diğeri ise, öngörülebilirlik. Bu sayede şirketlerimiz, mali süreçlerini daha şeffaf ve düzenli yürüttükçe, denetim risklerini önceden görebilecek, belirsizlikler azalacak ve daha sağlıklı planlama yapabilecek” dedi. BAKANLIK’TAN DETAYLI SUNUM Açılış konuşmalarının ardından, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erhan Selim tarafından bir sunum gerçekleştirildi. Selim sunumunda, KURGAN sisteminin teknik altyapısını, risk analiz mekanizmasını, uygulama aşamalarını ve sahte belgeyle mücadele stratejisindeki yerini detaylı biçimde katılımcılarla paylaştı. Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) Hakkında: Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi, kurumun mali ve idari süreçlerini önceden belirlenen kriterler doğrultusunda sürekli izleyen, olası riskleri erken aşamada tespit eden ve yönetime veri temelli karar desteği sunan bütüncül bir yapıdır. Bu sistem sayesinde süreçlerde şeffaflık ve hesap verebilirlik güçlendirilirken, kaynakların etkin kullanımı ve mevzuata uyum da güvence altına alınmaktadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.