Hava Durumu

#Kapasite Geliştirme

Kırsal Haber - Kapasite Geliştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kapasite Geliştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu Haber

Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi COP17 kapsamında yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarını ve Antalya’da düzenlenecek COP31 hedeflerini anlattı. Yumaklı, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nın Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellendiğini belirtti. Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 17. Taraflar Konferansı (COP17) kapsamında Erivan’da düzenlenen Liderler Zirvesi ve Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı. Yumaklı, katılımcı ülke temsilcileri ve uluslararası kuruluşların temsilcilerine hitap ederek biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Dünya Gıda Günü’nü kutlayarak başlayan Yumaklı, biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulması ve doğal ekosistemlerin korunması için uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin ortak bir yol haritası sunduğunu belirten Yumaklı, bundan sonraki süreçte taahhütlerin somut uygulamalara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda finansmana ve teknolojiye erişimin kolaylaştırılması, kapasite geliştirme çalışmalarının artırılması ve bilimsel iş birliğinin güçlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi Güncelleniyor Türkiye’nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer aldığını ve zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu belirten Bakan Yumaklı, doğal zenginliklerin korunmasının gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğunu dile getirdi. Yumaklı, Türkiye’nin Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nı Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Doğanın korunması ile sürdürülebilir kalkınma birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan hedeflerdir. Bu nedenle biyolojik çeşitliliğin korunmasını yalnızca çevre politikalarının değil, kalkınma politikalarımızın da ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz.” Bakan Yumaklı, özellikle gelişmekte olan ülkelerin biyolojik çeşitlilik hedeflerine ulaşabilmesi için uluslararası desteğin artırılması gerektiğini de vurguladı. Ülkelerin farklı koşullarının ve kalkınma önceliklerinin gözetilmesinin, ortak sorumluluk ve hakkaniyet anlayışının güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti. İklim Değişikliği ve Biyolojik Çeşitlilik İçin Ortak Mücadele İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi bozulumunun birbiriyle bağlantılı küresel sorunlar olduğuna dikkat çeken Yumaklı, bu alanlarda yürütülen çalışmaların birbirini tamamlaması gerektiğini belirtti. İklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki baskıyı artırdığını, ekosistemlerin bozulmasının ise iklim değişikliğinin etkilerini ağırlaştırdığını ifade eden Yumaklı, arazi bozulumunun gıda güvenliği, su kaynakları ve kırsal geçim kaynakları üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Bu nedenle Birleşmiş Milletler’in Rio Sözleşmeleri kapsamındaki süreçler arasında sinerjinin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. COP31 Antalya’da Düzenlenecek: Hedef Somut Sonuçlar Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e de değinen Bakan Yumaklı, Antalya’da gerçekleştirilecek konferansın iklim değişikliğiyle mücadele ve çevresel hedefler açısından önemli bir fırsat sunacağını belirtti. Yumaklı, Türkiye’nin COP31’i iklim taahhütlerinin somut eylemlere dönüştürüldüğü bir “Uygulama COP’u” olarak gerçekleştirmeyi hedeflediğini ifade ederek şunları söyledi: “Türkiye olarak COP31’i, iklim taahhütlerinin somut eyleme dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u’ olarak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu çerçevede iklim değişikliğiyle mücadele ile biyolojik çeşitliliğin korunması, arazi ve gıda güvenliği gibi alanlar arasındaki sinerjiyi güçlendirmek istiyoruz.” Türkiye’nin uluslararası iş birliğini güçlendirmeye, deneyimlerini paylaşmaya ve ortak çözümlerin geliştirilmesine katkı sunmaya kararlı olduğunu belirten Yumaklı, ikili iş birliği platformlarına da önem verdiklerini kaydetti. Sulak Alanların Restorasyonu ve Sürdürülebilir Tarım Ön Planda COP17 kapsamında düzenlenen Yuvarlak Masa Toplantısı’nda da konuşan Bakan Yumaklı, doğanın korunmasının yalnızca çevresel bir konu olmadığını; toplumsal refah, dayanıklılık ve sürdürülebilir kalkınma açısından temel bir gereklilik olduğunu ifade etti. Gıda güvenliği, su kaynakları, insan sağlığı ve ekonomik refahın sağlıklı ekosistemlere bağlı olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik çeşitlilik kaybının geçim kaynaklarını tehdit ettiğini ve mevcut kırılganlıkları derinleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı’nda doğal ekosistemlerin korunması, bozulan alanların iyileştirilmesi ve biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımının kalkınma politikalarıyla bütünleştirildiğini aktaran Yumaklı, şu çalışmaların önemine işaret etti: Sulak alanların restorasyonuErozyonla mücadeleOrmanların korunmasıSürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıBiyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik politikaların ülkelerin ihtiyaçlarını ve kalkınma önceliklerini dikkate alması gerektiğini de vurguladı. Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi’ne Vurgu Türkiye’nin ortaklık geliştirdiği Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi’nin, ekosistem restorasyonu ile sürdürülebilir kalkınmanın birlikte ilerletilebileceğini gösteren önemli örneklerden biri olduğunu belirten Yumaklı, girişimin uluslararası dayanışmanın önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Yumaklı, bozulan arazilerin iyileştirilmesi, yerel geçim kaynaklarının desteklenmesi ve toplumsal dayanıklılığın artırılmasının gönüllü iş birliğiyle desteklenebileceğini kaydetti. Bakan Yumaklı’dan Uluslararası İş Birliği Mesajı Konuşmasının sonunda Antalya’da düzenlenecek COP31’e dikkat çeken Bakan Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadelede verilen sözlerin somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin uluslararası ortaklarıyla iş birliğini geliştirmeye ve deneyimlerini paylaşmaya hazır olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve küresel çevre hedeflerine ulaşılması için ortak hareket etmenin önemini bir kez daha dile getirdi.

Bakan Yumaklı FAO’da Duyurdu: Türkiye’den Dev Su ve Kuraklık Hamlesi! Haber

Bakan Yumaklı FAO’da Duyurdu: Türkiye’den Dev Su ve Kuraklık Hamlesi!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, su varlığına göre havza bazında ürün üretiminin bilimsel veriler doğrultusunda planlandığını belirterek, kuraklıkla mücadelede erken uyarı sistemlerinin önemine dikkat çekti. Türkiye'nin 25 havzasının tamamı için Kuraklık Yönetim Planları'nın hazırlandığını açıklayan Yumaklı, Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi'nin 2027 yılında tamamlanmasının hedeflendiğini bildirdi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) Roma'daki genel merkezinde düzenlenen Dünya Gıda Haftası kapsamındaki Roma Su Diyaloğu Programı'na katılarak konuşma yaptı. Yumaklı, Türkiye'nin su yönetimi, tarımsal üretim planlaması, kuraklıkla mücadele ve uluslararası iş birliği konularındaki çalışmalarını anlattı. Ulusal Su Planı ile Havza Bazlı Üretim Planlanıyor Türkiye'nin gelecek 10 yıla yönelik bir Ulusal Su Planı hazırladığını belirten Bakan Yumaklı, su kaynaklarının durumuna göre tarımsal üretimin planlandığını ifade etti. Yumaklı, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu kapsamda, su varlığına göre hangi havzada hangi ürünün üretileceğini bilimsel veriler doğrultusunda planlıyoruz. Böylece çiftçimize hem suyu koruyan hem de gelirini güvence altına alan bir üretim imkânı sunuyoruz.” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşımla su kaynaklarının korunması ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması hedefleniyor. 25 Havzanın Tamamında Kuraklık Yönetim Planı Hazırlandı Kuraklık yönetimini su yönetimi yaklaşımının ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini belirten Yumaklı, Türkiye'deki 25 havzanın tamamı için Kuraklık Yönetim Planları'nın hazırlandığını açıkladı. Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi'nin 2027 yılında tamamlanmasının hedeflendiğini bildiren Yumaklı, amaçlarının kuraklık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine riskleri önceden belirlemek olduğunu vurguladı. Yumaklı, tarım, sanayi ve kentlerde suyun verimli kullanılması için de projeler yürütüldüğünü kaydetti. Su Kaynaklarının Adil ve Sürdürülebilir Kullanımı Önem Taşıyor Su yönetiminin hukuki ve kurumsal boyutunun önemine değinen Bakan Yumaklı, mevcut su kaynaklarının kullanıcılar, sektörler ve ekosistemlerin ihtiyaçları arasında adil, şeffaf ve sürdürülebilir biçimde tahsis edilmesi gerektiğini belirtti. Suyun yalnızca yönetilmesi ve tahsis edilmesi gereken bir doğal kaynak olarak ele alınamayacağını ifade eden Yumaklı, suyun gıda üretiminin yanı sıra insan hayatının da temelini oluşturduğunu söyledi. Gazze'deki İnsani Duruma Dikkat Çekti Su ve gıdaya erişimin korunmasının özellikle kriz ve çatışma dönemlerinde daha büyük önem taşıdığını vurgulayan Yumaklı, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insani krizlerin temel ihtiyaçlara erişimin hayati niteliğini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Gazze'de yaşanan ağır insani duruma dikkat çeken Yumaklı, özellikle çocukların yeterli gıdaya, temiz suya ve insani yardıma erişimde yaşadığı güçlüklerin üzüntü verici olduğunu ifade etti. Yumaklı, “Gıda ve suyun hiçbir koşulda siviller üzerinde baskı veya cezalandırma aracı olarak kullanılmaması gerektiğine inanıyoruz.” dedi. Bu temel ihtiyaçlara güvenli ve kesintisiz erişimin sağlanmasının ortak bir insani sorumluluk olduğunu belirten Yumaklı, bu sorumluluğun yalnızca kriz dönemleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini dile getirdi. FAO ile Su Yönetiminde Uluslararası İş Birliği Su kaynaklarının korunması, gıdaya erişimin güvence altına alınması ve ülkelerin değişen iklim koşullarına hazırlanmasının güçlü bir uluslararası iş birliği gerektirdiğini belirten Yumaklı, FAO'nun kapasite geliştirme, veri ve bilgi paylaşımı ile teknik iş birliği yoluyla ülkelere sağladığı desteğin önemine işaret etti. Bakan Yumaklı, kuraklık erken uyarı sistemleri, havza bazlı su tahsisi, modern sulama ve dijital su yönetimi alanlarında ülkeler arasındaki deneyim paylaşımının artırılması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin FAO ve Küresel Çevre Fonu ile Gediz Havzası'nda yürüttüğü Sürdürülebilir ve Entegre Su Kaynakları Yönetimi Projesi'ni bu iş birliğinin somut örneklerinden biri olarak gösteren Yumaklı, uluslararası ortak projelerin su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine katkı sunduğunu belirtti. Yumaklı, bu alandaki iş birliğinin daha da ileri taşınmasıyla su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine daha güçlü katkılar sağlanabileceğini ifade etti. COP31'de Su, Gıda ve İklim Bağlantısı Gündeme Taşınacak Türkiye'nin gelecek ay Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapacağını hatırlatan Bakan Yumaklı, su, gıda ve iklim arasındaki ilişkinin konferans gündeminin merkezinde yer alacağını söyledi. Bu amaçla başlatılan Turkuaz Nexus Girişimi'nin su, gıda ve iklim bağlantılarını, ülkelerin kendi şartlarına göre yön verebileceği ortak bir mekanizmada bir araya getirmeyi hedeflediğini belirten Yumaklı, girişim kapsamında sahada uygulanabilecek somut çözümlerin de desteklenmek istendiğini kaydetti. Yumaklı, uluslararası katılımcıları Antalya'da düzenlenecek COP31'e davet ederek su, gıda ve iklim alanlarındaki ortak çalışmalara katkı sunmaya çağırdı.

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu Haber

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesi ve iklim politikalarının yerel düzeyde hayata geçirilmesi amacıyla Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversiteleri İzmir’de buluşturdu. “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısında iklim adaleti, metropoliten yönetişim, iklim finansmanı ve kentler arası bilgi paylaşımı ele alınırken, yerel iklim çözümlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için iş birliği olanakları değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversitelerle yürütülen “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısına ev sahipliği yaptı. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, CLI-MET Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ile Avrupa’nın farklı kentlerinden temsilciler katıldı. Toplantıda kentlerin iklim politikaları ve uygulama deneyimleri paylaşılırken, yerel yönetimlerin kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim ve iş birliği olanakları ele alındı. “İklim adaletinden de söz etmeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, iklim değişikliğinin artık uzak bir gelecek sorunu olmadığını belirterek aşırı sıcaklık, kuraklık, su stresi ve orman yangınlarının etkilerinin kentlerde doğrudan hissedildiğini söyledi. İklim krizinin toplumun tüm kesimlerini eşit etkilemediğine dikkat çeken Okyay, “Yaşlı insanlar, çocuklar, düşük gelirli topluluklar, göçmenler ve hâlihazırda kırılganlıkları bulunan insanlar orantısız bir yük taşıyabiliyor. İklim eyleminden söz ettiğimizde iklim adaletinden de söz etmeliyiz” dedi. “Asıl zorluk hedefleri uygulamaya dönüştürmek” Prof. Dr. Okyay, iklim değişikliğiyle mücadelede halk sağlığı, sosyal politika, gıda sistemleri, hareketlilik ve kentsel planlama gibi alanların birlikte ele alındığını belirtti. Güçlü iklim hedeflerinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Okyay, “Asıl zorluk, bu hedefleri uygulamaya dönüştürmek” dedi. Bunun için kurumsal kapasite, teknik bilgi, güçlü ortaklıklar ve finansmana erişimin yanı sıra kentler arası bilgi paylaşımının önemine dikkat çekti. “Şehirler uygulama laboratuvarlarıdır” Prof. Dr. Pınar Okyay, şehirlerin iklim politikalarının uygulandığı alanların yanı sıra çözüm üretme kapasitesine de sahip olduğunu belirterek, “şehirlerin uygulama laboratuvarları olduğunu kaydetti. İklim finansmanının yerel yönetimler için daha erişilebilir olması gerektiğini vurgulayan Okyay, “CLI-MET gibi ağlar kentlerin kapasitesini geliştirmesi ve başarılı uygulamaların şehirler arasında paylaşılması açısından önemli. İzmir bu çabaya aktif olarak katkıda bulunmak istiyor” ifadelerini kullandı. “İklim sorununun çözümü de şehirlerde” Proje Koordinatörü Ignazio Vinci, iklim değişikliğiyle mücadelenin çevresel olduğu kadar sosyal ve ekonomik boyutları da bulunduğunu belirterek, kentlerin farklı paydaşları bir araya getirme ve iklim politikalarını yerel düzeyde uygulama kapasitesine dikkat çekti. Metropoliten ölçekte iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim politikalarının toplumsal ve ekonomik etkileri nedeniyle sivil toplum ve diğer paydaşlarla diyalog ortamlarının oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi. “İklim politikaları kent sınırlarının ötesinde ele alınmalı” Ignazio Vinci, Avrupa’nın yoğun ve çok merkezli kentsel yapısının iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği için önemli bir zemin sunduğunu belirtti. Kent merkezleri ile çevresindeki yerleşimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim, ulaşım ve hareketlilik gibi sorunların işlevsel kentsel alan ölçeğinde ele alınmasının önemine dikkat çekti. Metropoliten yönetişim masaya yatırıldı Almanya TU Dortmund Üniversitesi’nden Prof. Dr. Karsten Zimmermann, “Metropoliten Yönetişim Cevapsa, Soru Neydi?” başlıklı sunumunda metropoliten yönetişimin önemini ele aldı. Arazi kullanımı, toplu taşıma, altyapı ve kamusal hizmetlerde koordinasyon ihtiyacına dikkat çeken Zimmermann, işlevsel kentsel alanlarla idari sınırlar arasındaki uyumsuzluğun metropoliten ölçekte yönetişim mekanizmalarını gerekli kıldığını belirtti. Avrupa kentleri deneyimlerini paylaştı Çalıştay kapsamında, Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar (METREX) bünyesinde görev yapan Viviana Rubbo’nun moderatörlüğünde “Büyükşehir Ölçeğinde İklim Zorlukları” başlıklı panel düzenlendi. Rubbo, farklı yönetim modellerine sahip Avrupa bölgeleri arasında uzmanlık ve deneyim paylaşımını güçlendiren METREX’in 1996’dan bu yana 50’nin üzerinde üyeyi bir araya getirdiğini belirtti. Kuruluşun kapasite geliştirme, araştırma ve uzmanlık ağlarının yanı sıra Avrupa kurumları nezdinde savunuculuk çalışmaları yürüttüğünü aktardı. “Başarılı uygulamaları farklı bölgelere aktarıyoruz” Panele çevrim içi katılan Coimbra Metropoliten Bölgesi Birinci Genel Sekreteri Jorge Brito, iklim değişikliğinin bölgede artan etkilerine dikkat çekti. Avrupa Birliği destekli projelerle orman yangınlarına karşı dirençlilik, doğa temelli çözümler ve istilacı türlerle mücadele alanlarında çalışmalar yürüttüklerini belirten Brito, başarılı uygulamaların yerelde test edilerek farklı bölgelere aktarılması ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Ukrayna Lviv Belediyesi’nden Roman Kizyma, savaş koşullarında bölgesel iş birliğinin ve gelecek kuşaklar için dirençli kentler oluşturmanın önemine dikkat çekti. İklim değişikliğinin etkilerinin Lviv’de de hissedildiğini belirten Kiselev, özellikle su yönetimi ve altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları aktardı. Milano’da veriye dayalı iklim politikaları İtalya’nın Milano Metropoliten Şehri yönetiminden Francesca Framba, iklim değişikliğine uyum çalışmalarını sürdürülebilir kalkınma yaklaşımıyla yürüttüklerini belirtti. İklim ve çevre politikalarında araştırma, yenilikçilik ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının önemine dikkat çeken Framba, su, enerji ve atık gibi kaynakların yönetimine ilişkin bilimsel verileri politika süreçlerine aktardıklarını söyledi. Üç günlük çalıştay, tematik çalışma gruplarının toplantıları ile devam edecek ve çarşamba günü yapılacak saha ziyaretleriyle sona erecek.

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülecek, Küresel Çevre Fonu (GEF) finansmanıyla desteklenen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanacak "Doğa Temelli Çözümler Yoluyla Tarım-Gıda Sisteminin Sürdürülebilirliğinin ve Dayanıklılığının Artırılması Projesi"nin hazırlık çalışmaları tamamlandı. Türkiye, Küresel Programın Parçası Olacak Türkiye, Çin, Hindistan, Arjantin ve Kazakistan'ın da aralarında bulunduğu 32 ülkenin yer aldığı GEF Gıda Sistemleri Entegre Programı'nın önemli bir bileşeni olarak projede yer alacak. Proje, özellikle buğday üretimi ile hayvancılık ve mera sistemleri olmak üzere iki kritik üretim alanına odaklanacak. Proje 6 İlde Hayata Geçirilecek Proje; Tekirdağ, Niğde, Nevşehir, Bingöl, Kahramanmaraş ve Kars olmak üzere 6 ilde uygulanacak. Projenin temel amacı, doğa temelli çözümleri tarım sektörüne entegre ederek gıda sistemlerinden kaynaklanan çevresel baskıların azaltılmasına katkı sağlayacak. Bu kapsamda biyolojik çeşitlilik kaybı, toprak bozulumunun artması, tatlı su kaynakları üzerindeki baskı, tarımsal besin kirliliği ve sera gazı emisyonları gibi temel çevresel sorunların azaltılması hedefleniyor. Kurumsal İş Birliği ve Yeni Mekanizmalar Proje kapsamında kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirecek mekanizmalar ile özel sektör ve üretici temsilcilerini bir araya getiren iş birliği platformları oluşturulacak; doğa temelli çözümlerin ulusal politika ve stratejilere entegrasyonunu destekleyecek yol haritası, uygulama rehberleri ve kapasite geliştirme programları hazırlanacak. Sürdürülebilir Üretim ve Karbon Emisyonlarının Azaltılması Buğday ve hayvancılık değer zincirlerinde sürdürülebilir üretimi desteklemek amacıyla ürün takip ve izlenebilirlik sistemleri, sürdürülebilirlik standartları ve finansman mekanizmaları geliştirilecek; özel sektör yatırımları ile kamu-özel sektör iş birlikleri teşvik edilecek. Pilot illerde doğa temelli uygulamalar hayata geçirilerek 5 bin hektar bozulmuş alan restore edilecek, 800 bin hektar tarımsal alanda sürdürülebilir yönetim uygulamalarının yaygınlaştırılması desteklenecek ve yaklaşık 5,2 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunun azaltılması veya tutulması sağlanacaktır. Eğitim ve Kapasite Geliştirme Faaliyetleri Ayrıca çiftçiler, teknik personel, kooperatifler ve özel sektör temsilcilerine yönelik eğitim, yayım ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülerek 5 bin 386 doğrudan yararlanıcıya ulaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında geliştirilecek izleme, raporlama ve doğrulama sistemi ile bilgi yönetimi ve deneyim paylaşım mekanizmaları sayesinde uygulama sonuçları izlenecek, başarılı örneklerin ulusal ölçekte yaygınlaştırılması desteklenecek. 48 Ayda Sürdürülebilir Dönüşüme Katkı Sağlayacak 48 ay süreyle uygulanacak projenin, Türkiye'de tarım ve gıda sistemlerinin sürdürülebilir dönüşümüne, kırsal alanlarda iklim dayanıklılığının artırılmasına ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına önemli katkılar sunması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.