Hava Durumu

#Karacabey

Kırsal Haber - Karacabey haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karacabey haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’dan Doğan Matlı, Üç Şirketiyle  Türkiye’nin Sanayi Devleri Arasında Haber

Bursa’dan Doğan Matlı, Üç Şirketiyle Türkiye’nin Sanayi Devleri Arasında

Bursa’nın Karacabey ilçesinde temelleri atılan ve tüm şirketlerinin merkezi halen Bursa’da olan Matlı Şirketler Grubu, üç şirketiyle İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları listelerinde yer aldı. Proyem İSO 500’de 152’nci, Keskinoğlu 160’ıncı sıraya yerleşirken, Yörsan İSO İkinci 500’de bir yılda 47 basamak yükselerek 175’inci oldu. 1965 yılında Bursa’nın Karacabey ilçesinde başlayan üretim yolculuğunu bugün Türkiye’nin yedi bölgesine taşıyan Matlı Şirketler Grubu; tarımsal ham maddeden hayvan beslemeye, süt, yumurta ve piliç eti üretiminden lojistik, dağıtım ve markalaşmaya uzanan bütünleşik yapısıyla faaliyet gösteriyor. 29 şirketi, 7 bini aşkın çalışanı, 10 binden fazla tedarikçisi, iki Ar-Ge merkezi ve 81 ilde 1.000’i aşkın bayisi bulunan Grubun ulaştığı sanayi ölçeği, İstanbul Sanayi Odası listelerine üç ayrı şirketle yansıdı. Entegre üretim sisteminin üç güçlü halkası listelerde Matlı Şirketler Grubu bünyesinde hayvan besleme alanında faaliyet gösteren Proyem, Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 152’nci sırada yer aldı. Piliç eti, yumurta ve ileri işlenmiş gıda üretimi gerçekleştiren Keskinoğlu ise İSO 500’de 160’ıncı oldu. Süt ve süt ürünleri alanında faaliyet gösteren Yörsan da Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 175’inci sıraya yükseldi. Bu sonuçlarla Matlı Şirketler Grubu’nun hayvan beslemeden süt, yumurta ve piliç eti üretimine uzanan değer zinciri, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları araştırmalarında üç ayrı şirketle temsil edildi. Yörsan bir yılda 47 basamak yükseldi Matlı Şirketler Grubu’nun 2022 yılında bünyesine kattığı Yörsan, İSO İkinci 500’deki hızlı yükselişiyle dikkat çekti. Geçen yıl listeye ilk kez 222’nci sıradan giren Yörsan, bu yıl 47 basamak ilerleyerek 175’inci sıraya yerleşti. Yörsan’ın yeniden üretime kazandırılmasının ardından ürünleri 2023 yılında tüketicilerle yeniden buluşturuldu. Üretim altyapısı, insan kaynağı, dağıtım ağı, ürün portföyü ve marka iletişimine yönelik yatırımlarla desteklenen Yörsan, Susurluk’taki tesisinde günlük 1.500 ton çiğ süt işleme kapasitesiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Yörsan’ın İSO İkinci 500’de bir yılda gerçekleştirdiği yükseliş, Matlı Şirketler Grubu’nun bünyesine kattığı köklü şirketleri yalnızca yeniden üretime geçirmekle kalmadığını; yatırım, istihdam, dağıtım ve markalaşma çalışmalarıyla yeniden büyütebildiğini ortaya koydu. Proyem İSO 500’deki güçlü konumunu sürdürüyor Matlı Şirketler Grubu’nun hayvan besleme alanındaki ana kuruluşu Proyem, ilk kez girdiği 2017 yılından bu yana İSO 500’de yer almaya devam ediyor. Proyem, bu yıl elde ettiği 152’ncilikle Grubun İSO 500’de en üst sırada bulunan şirketi oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üretim tesisleriyle faaliyet gösteren Proyem, tarımsal ham madde, hayvan besleme, hayvancılık ve gıda üretimi arasındaki bağlantıyı kurarak Matlı’nın entegre üretim sisteminin temel halkalarından birini oluşturuyor. Keskinoğlu İSO 500’de 160’ıncı sırada İSO 500’de 2021 yılından bu yana yer alan Keskinoğlu, Matlı Şirketler Grubu bünyesinde açıklanan son sonuçlarla listede 160’ıncı sıraya yerleşti. Matlı Şirketler Grubu’nun 2023 yılında bünyesine kattığı Keskinoğlu; piliç eti, sofralık yumurta, pastörize yumurta, ileri işlenmiş gıda ve ambalaj üretimine uzanan entegre yapısıyla faaliyet gösteriyor. Proyem’in hayvan besleme alanındaki üretim gücü ile Keskinoğlu’nun piliç eti, yumurta ve ileri işlenmiş gıda kapasitesinin aynı yapı altında buluşması, Matlı’nın gıda değer zincirinin farklı aşamalarını birlikte yönetmesini sağlıyor. Özer Matlı: “Bursa’dan aldığımız güçle ülkemiz için üretirken kentimize de değer katıyoruz” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, İSO sonuçlarının Bursa’da başlayan, merkezi halen Bursa’da olan ve Türkiye çapında büyüyen üretim yolculuklarının somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Matlı, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Matlı Şirketler Grubu’nun temelleri 61 yıl önce Bursa’nın Karacabey ilçesinde atıldı. Bugün 29 şirketimizle tarımdan hayvan beslemeye, süt ve et ürünlerinden lojistik, enerji ve hizmet alanlarına uzanan büyük bir üretim ekosistemini yönetiyoruz. Proyem ve Keskinoğlu’nun İSO 500’de, Yörsan’ın ise İSO İkinci 500’de yer alması, Bursa’dan başlayan üretim yolculuğumuzun ulaştığı ölçeğin somut bir karşılığıdır.” Matlı Şirketler Grubu’nun büyümesini Bursa’dan bağımsız görmediklerini vurgulayan Özer Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz Bursa’dan doğduk, Bursa’nın üretim kültürüyle büyüdük. Tüm şirketlerimizin merkezi Bursa’da. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yatırım yaparken merkezimizle, insan kaynağımızla, tedarik ilişkilerimizle ve oluşturduğumuz ekonomik hareketlilikle Bursa’ya değer üretmeyi sürdürüyoruz. Grubumuz büyüdükçe Bursa’nın ticaret ve sanayi birikiminin, girişimcilik gücünün ve üretim kabiliyetinin de Türkiye çapında daha görünür hale geldiğine inanıyoruz.” “Bursa’ya değer katmayı yalnızca yeni tesisler veya ekonomik büyüklükler üzerinden değerlendirmiyoruz. İstihdam oluşturmak, yerel üreticimizi ve tedarikçimizi güçlendirmek, gençlerimize yeni çalışma alanları açmak, kentimizin marka değerine katkı sağlamak ve Bursa’nın üretimdeki öncü konumunu geleceğe taşımak da sorumluluğumuzun bir parçasıdır.” Proyem, Keskinoğlu ve Yörsan’ın aynı üretim sistemi içindeki önemine dikkat çeken Matlı, şunları kaydetti: “Biz şirketleri yalnızca aynı çatı altında bir araya getirmiyoruz. Üretim kabiliyetlerini, insan kaynağını, teknolojiyi, dağıtımı ve marka gücünü ortak bir sistem içinde geliştiriyoruz. Proyem’in köklü üretim birikimi, Keskinoğlu’nun entegre yapısı ve Yörsan’ın bir yılda 47 basamak yükselmesi, bu yaklaşımın ölçülebilir sonuçlarıdır.” Yörsan’ın yeniden üretime kazandırılmasına ayrıca değinen Özer Matlı, şöyle devam etti: “Yörsan’ı bünyemize kattığımızda köklü bir sanayi ve marka değerini yeniden üretimle buluşturmak üzere kapsamlı bir çalışma başlattık. Üretim hatlarını devreye aldık, istihdam oluşturduk, dağıtım yapısını geliştirdik ve markayı yeniden Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırdık. Yörsan’ın İSO İkinci 500’de bir yılda 47 basamak yükselmesi, gerçekleştirdiğimiz yatırımların ve ekiplerimizin emeğinin üretim performansına yansımasıdır.” 29 şirketle Türkiye’nin yedi bölgesinde Matlı Şirketler Grubu bugün 29 şirketi, 7 bini aşkın çalışanı, 10 binden fazla tedarikçisi, iki Ar-Ge merkezi ve 81 ildeki 1.000’i aşkın bayisiyle Türkiye’nin yedi bölgesinde faaliyet gösteriyor. Hayvan beslemeden süt, yumurta ve piliç eti üretimine; tarımsal ham madde tedarikinden lojistik, depolama ve dağıtıma kadar farklı süreçleri bütünleşik bir yapı içerisinde yöneten Grup, üretim, teknoloji, markalaşma ve istihdam yatırımlarıyla büyümesini sürdürüyor.

TİGEM’de Hasat Seferberliği: Ülke Genelinde Bereketli Sezon Başladı Haber

TİGEM’de Hasat Seferberliği: Ülke Genelinde Bereketli Sezon Başladı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), 2026 üretim sezonu hububat hasadı çalışmalarını hızlandırdı. Çukurova’dan Karacabey’e, Aksaray’dan Bursa’ya kadar geniş bir coğrafyada, sertifikalı tohumluk üretimi ve verimli tarım uygulamalarıyla hasat süreci titizlikle yönetiliyor. ​TİGEM bünyesindeki tarım işletmeleri, modern ekipman ve planlı üretim anlayışıyla ülke tarımına değer katmaya devam ediyor. Hasat döneminin başlamasıyla birlikte; verimliliği artırmak, ürün kayıplarını minimuma indirmek ve en yüksek kaliteyi yakalamak amacıyla ülke genelindeki işletmelerde hummalı bir çalışma yürütülüyor. ​Çukurova’da Modern Hasat Teknolojileri ​Çukurova Tarım İşletmesi, 2026 sezonuna Ziyabey-98 buğday çeşidiyle hızlı bir giriş yaptı. İşletmede toplam 24 bin 152 dekar buğday ekili alanda hasat faaliyetleri devam ediyor. ​Üretim sezonunda öne çıkan çeşitler: ​Golia: 14 bin 693 dekar ​Ziyabey-98: 8 bin 193 dekar ​Şahika: 1.266 dekar ​Aksaray Koçaş’ta Tohumluk Hasadı Hız Kazandı ​TİGEM Koçaş Tarım İşletmesi, 2025-2026 güzlük ekilişleri kapsamında tohumluk hasadına başladı. Aksaray’da yürütülen çalışmalarda toplam 7 bin 695 dekar alan hasat edilecek. ​Hasat edilecek ürün çeşitleri: ​Arpa (Refleksiyon, Kral 97, Burakbey): 5 bin 518 dekar ​Tohumluk Tritikale: 343 dekar ​Tohumluk Fiğ: 1.834 dekar ​700 Yıllık Gelenek: Karacabey Tarım İşletmesi ​Osmanlı döneminden günümüze uzanan yaklaşık 700 yıllık köklü bir tarımsal üretim mirasına sahip olan Karacabey Tarım İşletmesi, 2026 hububat hasadına start verdi. Bursa’nın Karacabey ilçesinde yer alan işletme, sadece bitkisel üretimle değil, aynı zamanda büyükbaş-küçükbaş hayvancılık, safkan Arap atı ve Türk çoban köpekleri (Kangal ve Akbaş) yetiştiriciliğiyle de tarım sektörünün lokomotifi konumunda. ​Karacabey'de hasat verileri: ​Toplam Hasat Alanı: 15 bin 367 dekar ​Pehlivan Buğdayı: 3 bin 214 dekar ​Flamura 85 Buğdayı: 12 bin 153 dekar ​Ekipman Gücü: 6 biçerdöver ve 6 kamyon ​"Tohumlukta Öncü, Üretimde Güçlü" ​TİGEM, sertifikalı tohumluk ve üstün vasıflı damızlık üretimindeki öncü konumuyla çiftçilere yüksek verimli ürünler sunmaya devam ediyor. Tüm işletmelerde teknik ekiplerin koordinasyonunda, ürünlerin en uygun zamanda hasat edilmesi için 7/24 esaslı bir çalışma takvimi uygulanıyor. Bu stratejik hamleler, Türkiye’nin gıda arz güvenliğine ve tarımsal ekonomisine doğrudan katkı sağlıyor.

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm Haber

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm

Türkiye'nin tarımsal üretim gücünü teknolojiyle buluşturan Tat Gıda'nın geleneksel hale gelen Dijital Tarla Günü etkinliği, sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirerek tarımın dönüşüm sürecine ışık tuttu. Tat Gıda, Bursa'nın Karacabey ilçesinde düzenlediği 9. Dijital Tarla Günü'nde dijital tarım uygulamalarının üretime sağladığı somut kazanımları ve sürdürülebilir tarım vizyonunu paylaştı. Şirket, yapay zekâ destekli sulama sistemleriyle su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlarken, dijital tarım uygulamalarını kullanan üreticilerde verimin yüzde 16 ila 28 arasında arttığını açıkladı. Tarımda dijital dönüşümün çevresel sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine sağladığı katkıların da öne çıktığı etkinlikte, sektörün geleceğine yönelik önemli mesajlar verildi. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş’in ev sahipliğinde Camandıra Çiftliği’nde gerçekleştirilen 9. Dijital Tarla Günü etkinliğine Mustafakemalpaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nuri Oruç, Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürü Davut Aytek, Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir ve Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem ile akademisyenler, çiftçiler, sektör paydaşları ve çözüm ortakları katıldı. BASF ve BASF Nunhems’in platin sponsor, Türkiye İş Bankası ve Sarten’in altın sponsor, United Genetics Turkey, Solares, Subutay Bulut Nakliyat, Baştürk Cam, Akca Lojistik, Özler Plastik ve Omnia Nişasta’nın gümüş sponsor olarak destek verdiği Tat Gıda 9. Dijital Tarla Günü’nün açılışında konuşan Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş, veri odaklı üretim modelleri sayesinde çiftçilerin verimliliğini artırırken doğal kaynakların korunmasına da önemli katkılar sağladıklarını söyledi. “Sözleşmeli üretim modelimizi dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımda dönüşüme öncülük ediyoruz" Tat Gıda'nın 2016 yılında başlattığı Dijital Tarım Programı'nın bugün Türkiye'de örnek gösterilen uygulamalardan biri haline geldiğini belirten Veysel Memiş, sözleşmeli üretim modelini dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımsal üretimde dönüşüme öncülük ettiklerini söyledi. Dijital tarım uygulamalarının kapsamını her yıl genişlettiklerini kaydeden Memiş, bugün 400'ün üzerinde çiftçinin dijital tarım ekosistemine dahil olduğunu ve 20 bin dekardan fazla alanda dijital uygulamaların aktif olarak kullanıldığını ifade etti. Son iki yılda gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi veren Veysel Memiş, 15 bin dekardan fazla alanda uydu destekli bitki sağlığı takibi yapıldığını, 585 tarlanın dijital olarak izlendiğini ve 500'ün üzerinde toprak analiziyle üreticilere özel gübreleme programları oluşturulduğunu belirtti. Dijital takip sistemleri sayesinde yüzlerce problemli alanın erken dönemde tespit edilerek hızlı müdahale imkânı sağlandığını dile getirdi. Dijitalleşmenin sahadaki en önemli çıktısının verim artışı olduğunu vurgulayan Veysel Memiş, uydu teknolojileri, sensörler ve dijital karar destek sistemlerinden yararlanan üreticilerin verimlerinin geleneksel yöntemlerle üretim yapan çiftçilere kıyasla yüzde 16 ila yüzde 28 arasında daha yüksek gerçekleştiğini açıkladı. Bu sonuçların teknolojinin tarım sektöründe yalnızca bir yenilik değil, aynı zamanda verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir araç olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Veysel Memiş, dijital dönüşümün üreticilerin gelir seviyelerine de doğrudan katkı sunduğunu kaydetti. “Yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandı” Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmalarını sadece verim artışıyla sınırlı değerlendirmediğini belirten Veysel Memiş, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan uygulamaların da önemli sonuçlar verdiğini söyledi. Toprak analizleriyle bilinçli gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırıldığını ifade eden Veysel Memiş, yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandığını, veri temelli bitki koruma uygulamalarıyla ise pestisit kullanımının yüzde 44 oranında azaltıldığını açıkladı. Türkiye'de sözleşmeli sanayi domatesi üretiminin tamamında yüzde 100 damla sulama sistemi kullanan öncü üretici gruplarından biri olduklarını belirten Veysel Memiş, bu modelin hem su verimliliği hem de karbon ayak izinin azaltılması açısından güçlü bir sürdürülebilirlik örneği oluşturduğunu vurguladı. Tat Gıda'nın sürdürülebilir tarım hedeflerini uluslararası projelerle desteklediğini belirten Memiş, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile yürütülen Yeşil Tarım Projesi kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması, su verimliliğinin artırılması ve çevresel etkilerin ölçülmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Şirketin aynı zamanda Avrupa Birliği Horizon Europe Programı tarafından desteklenen SolarHub Projesi'nin Türkiye'deki ana paydaşlarından biri olduğunu kaydeden Memiş, proje kapsamında tarım ve yenilenebilir enerji sistemlerinin entegrasyonuna yönelik yenilikçi uygulamaların sahada test edildiğini ve üreticilerle buluşturulduğunu ifade etti. “Temel amacımız teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak” Tarımsal üretim alanlarında yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Veysel Memiş, çiftçilerin bu dönüşümden en yüksek faydayı sağlaması amacıyla eğitimler, çalıştaylar ve uluslararası bilgi paylaşım faaliyetleri gerçekleştirdiklerini söyledi. Tarımın geleceğinin nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inandıklarını vurgulayan Memiş, Ege Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen programlar kapsamında bugüne kadar 217 üniversite öğrencisine uygulamalı dijital tarım eğitimi verildiğini açıkladı. Ayrıca yüzlerce üreticinin dijital tarım teknolojileri ve yeni nesil üretim yöntemleri konusunda eğitim programlarına katıldığını belirten Veysel Memiş, teknolojik dönüşümün ancak bilgi paylaşımı ve üretici katılımıyla kalıcı hale gelebileceğini ifade etti. 9. Dijital Tarla Günü'nün temel amacının teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak ve başarılı uygulamaları paylaşmak olduğunu belirten Veysel Memiş, şunları söyledi: "Tarımın geleceğinin veriyle desteklenen, çevreye duyarlı, kaynaklarını verimli kullanan ve çiftçisini merkeze alan bir anlayışla şekilleneceğine inanıyoruz. Bugün sahada gördüğümüz her teknoloji ve her uygulama, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir tarım sistemi oluşturma hedefimizin bir parçasıdır. Çiftçilerimiz, iş ortaklarımız, akademisyenlerimiz ve teknoloji sağlayıcılarımızla birlikte tarımın geleceğini inşa etmeye devam edeceğiz." Dijitalleşme, finansman ve sürdürülebilirlik aynı platformda buluştu Etkinlik kapsamında katılımcılara Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmaları ve sahada elde edilen sonuçları anlatan özel bir tanıtım filmi de izletildi. Programın ilk oturumunda Tat Gıda Bilgi Teknolojileri ve Proje Yönetim Direktörü Çiğdem Şahin, şirketin dijital dönüşüm vizyonunu ve geleceğe yönelik stratejik hedeflerini anlattı. Şahin, dijitalleşmenin yalnızca verimlilik artışı sağlamadığını, aynı zamanda doğal kaynakların korunması, üretim süreçlerinin optimize edilmesi ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi açısından kritik rol üstlendiğini belirtti. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Tat & BASF Dijital İş Birliği ve Sürdürülebilirlik" panelinde, BASF Tarım Çözümleri Türkiye ve Azerbaycan Ülke Müdürü Mustafa Yüksel ile BASF Nunhems Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan ve Pakistan Ülke Müdürü Önder Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda dijital teknolojilerin tarımsal üretime etkileri, sürdürülebilirlik hedefleri, yenilikçi tarım uygulamaları ve özel sektör iş birliklerinin sektöre sağladığı katkılar ele alındı. Katılımcılar, tarımın geleceğinde teknoloji ve sürdürülebilirliğin birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğuna dikkat çekti. Programın “Sürdürülebilir Tarım Ekosistemi ve İş Bankası Tarım Bankacılığı” panelinde ise sürdürülebilir tarım ekosistemi ve tarım bankacılığı konusu gündeme geldi. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat'ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdür Yardımcısı Mustafa Alper Devran ile Tat Gıda'nın sözleşmeli üretim modeli içerisinde uzun yıllardır yer alan genç üreticiler Mustafa Demirel ve Eren Çağan deneyimlerini paylaştı. Panelde tarımın finansmanı, sürdürülebilir üretim modelleri, üreticilerin finansmana erişimi ve sözleşmeli üretimin sağladığı avantajlar değerlendirildi. Üreticiler sahadaki deneyimlerini aktarırken, finansman mekanizmalarının tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından taşıdığı önem vurgulandı.

Bursa Leylek Şenliği Coşkuyla Başladı Haber

Bursa Leylek Şenliği Coşkuyla Başladı

Leyleklerin izinde Bursa’nın doğal ve kültürel mirasına sahip çıkılan Bursa Leylek Şenliği, Karacabey’e bağlı Eskikaraağaç köyündeki kortej yürüyüşüyle başladı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin, Karacabey Belediyesi ve Bursa Kültür, Turizm ve Tanıtma Birliği’nin katkılarıyla düzenlediği ‘Bursa Leylek Şenliği’, büyük bir coşkuya sahne oldu. Avrupa Doğal Yaşamı Koruma Vakfı’nın (Euronatur) Avrupa Leylek Köyleri Ağı’nda (ESVN) Türkiye’yi temsil eden Karacabey’e bağlı Eskikaraağaç Köyü’nde gerçekleştirilen Bursa Leylek Şenliği, gün boyu düzenlenen etkinliklerle Bursalılara keyifli bir gün yaşattı. DOĞAYLA İÇ İÇE BİR ŞENLİK Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşlara ücretsiz ulaşım imkânı da sağladığı şenlikte, ilk olarak TDF Bursa İl Temsilciliği ile doğa yürüyüşü düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu yürüyüşle, her yaştan vatandaş hafta sonunu doğayla iç içe geçirdi. Uluabat Gölü’ndeki sandal gezisine katılanlar, eşsiz manzaranın tadını doyasıya çıkardı. Yaren Leylek ve Balıkçı Adem Yılmaz’ın dostluğu ile dünya genelinde artık bilinir hale gelen Eskikaraağaç Avrupa Leylek Köyü’ndeki şenlikte, Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından hazırlanan ‘Uluslararası Adem Amca ve Yaren Leylek Poster Sergisi’ de ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. BUFSAD-Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği’nin ‘Uluabat’ın Köyleri’ temalı fotoğraf sergisinde, Uluabat Gölü çevresinde bulunan köylerin yaşam izleri katılımcılara sunuldu. Fotoğraf çekme atölyesinden Leylek Postanesi’ne dans etkinliklerinden yüz boyama atölyesine kadar birbirinden keyifli etkinliklerin yapıldığı şenlik, çocuklar başta olmak üzere tüm vatandaşlara eğlenceli ve keyifli bir zaman geçirme imkanı sundu. İki gün sürecek olan şenlik, Eskikaraağaç köyündeki ‘Leylek Korteji’ ile başladı. Kortej sırasında göl kenarında Doğa Koruma ve Milli Parklar 2. Bölge Müdürlüğü'nce rehabilitasyonu tamamlanan bir leylek doğaya salındı. Büyükşehir Belediye Bandosu eşliğinde yapılan yürüyüşte, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba’nın yanı sıra AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, siyasi parti temsilcileri, Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının, derneklerin ve kooperatiflerin temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. “ADEM AMCA İLE YAREN LEYLEK’İN DOSTLUĞU, ÜLKE SINIRLARINI AŞTI” Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Yaren Leylek ile Balıkçı Adem amcanın dostluğunun hayat verdiği etkinliğin bir festivalden çok daha fazlası olduğunu vurguladı. Şenlik vesilesiyle doğaya duyulan saygıyı hep birlikte büyüttüklerini belirten Başkan Vekili Biba, “Eskikaraağaç mahallemiz, göçmen kuşların en önemli duraklarından biridir. Balıkçı Adem amcamız ile Yaren Leylek’in güzel dostluğu, ülke sınırlarını aşarak tüm dünyanın ilgisini çekmiştir. Bu dostluk, doğayla kurulan bağın ne kadar güçlü olabileceğini hepimize kanıtlamıştır” dedi. EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜRLER Eskikaraağaç denildiğinde doğaya sahip çıkan, kuşlarıyla, gölüyle ve insanıyla örnek gösterilen bir yaşam kültürünün akla geldiğini belirten Başkan Vekili Biba, sürecin uluslararası alanda duyulmasını sağlayan Euronatur ve Avrupa Leylek Köyleri Ağı’na teşekkür etti. İş birlikleri sayesinde Eskikaraağaç’ın Avrupa çapında ‘Kuş Dostu Köy’ kimliğini kazandığını hatırlatan Başkan Vekili Biba, “Özellikle merhum Profesör Doktor İsmet Arıcı’yı ve eşi Franziska Arıcı’yı da şükranla anmak istiyorum. Eskikaraağaç’ın, bugün uluslararası ölçekte tanınan bir doğa destinasyonu haline gelmesinde emekleri çok büyüktür” diye konuştu. “EKOLOJİK DENGEYİ KORUMAK İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Uluabat Gölü ve çevresinin, biyolojik çeşitliliği çok yüksek bir sulak alan olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, bölgenin göçmen kuşların yaşam döngüsü için oldukça kritik bir bölge olduğunu söyledi. Son yıllarda ekolojik dengede yaşanan değişimleri gördüklerini ve yakından takip ettiklerini ifade eden Başkan Vekili Biba, “Kuşlarımızın beslenme alanlarında yaşadığı sorunların farkındayız. Sazlık alanların durumu, çayır ve meraların kalitesi için bilimsel çalışmalar yapılması şarttır. Bizler, bunun bilincindeyiz. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Karacabey Belediyesi ve bakanlıklarımızla ortak hareket ediyoruz. Ekolojik dengeyi korumak ve bu habitatı iyileştirmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Balıkçı Adem amcayı, Kadın Dernek Başkanı Gülten Kovan’ı ve Muhtar Abdullah Hızlı’yı, Avrupa Leylek Köyleri Ağı içerisinde yer alan Bulgaristan’ın Belozem kasabasına gerçekleştirilecek teknik inceleme gezisiyle ödüllendireceklerini de açıklayan Başkan Vekili Biba, Büyükşehir Belediyesi ve Karacabey Belediyesi’nin himayesinde yapılacak gezide, iyi uygulama örneklerinin yerinde görüleceğini dile getirdi. AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ise, Adem Amca ile Yaren Leyleğin dostluğuna bir kez daha şahitlik ettiklerini belirtti. Her canlının birer emanet olduğu bilinciyle hareket ederek ekolojik dengeyi koruduklarını anlatan Gözgeç, dünyanın ilk hayvan hastanesinin de Bursa’da kurulduğunu hatırlattı. Eskikaraağaç Muhtarı Abdullah Hızlı da festivalin düzenlenmesinde emeği geçen Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Karacabey Belediyesi’ne teşekkür etti. Konuşmaların ardından Başkan Vekili Şahin Biba ve protokol üyeleri, Balıkçı Adem Yılmaz ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası’nın da sahne aldığı gecede, Başkan Vekili Biba stantları ve çocukların hazırladığı atölyeleri tek tek gezerek vatandaşlarla sohbet etti.

Matlı Şirketler Grubu’ndan Stratejik Satın Alma Haber

Matlı Şirketler Grubu’ndan Stratejik Satın Alma

Türkiye’nin önde gelen sanayi ve gıda gruplarından Matlı Şirketler Grubu, gıda ve tarım odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda önemli bir satın almaya imza attı. Grup, İzmir Çiğli’de faaliyet gösteren Yakamoz Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin hisselerini devralarak bitkisel yağ üretiminde kapasitesini ve entegre yapısını güçlendirdi. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan tesisle birlikte Matlı Grubu; yem, hayvansal üretim ve gıda alanlarındaki yatırımlarına bitkisel yağ üretimini de ekleyerek tarımdan sofraya uzanan entegre zincirini daha da sağlamlaştırdı. Temelleri “Altınyağ” markasıyla atılan ve Türkiye’nin en köklü bitkisel yağ tesisleri arasında yer alan Yakamoz Yağ, modern altyapısı ve yüksek üretim kapasitesiyle dikkat çekiyor. Tesis; günlük 700 tona kadar soya fasulyesi işleme kapasitesine sahip olup ayçiçeği, kanola, keten ve aspir gibi farklı yağlı tohumların işlendiği kırma hatlarıyla faaliyet gösteriyor. Günlük 350 ton rafine yağ üretim kapasitesine sahip tesiste, 21 bin 600 ton kapasiteli yağlı tohum depolama çelik siloları ile 13 adet ham yağ tankı bulunuyor. “Protein Şirketi” vizyonunda yeni halka Matlı Şirketler Grubu, tarım ve gıda başta olmak üzere 10 farklı sektörde faaliyet gösteren entegre yapısıyla Türkiye’nin protein ekosistemini güçlendirmeyi hedefliyor. Grup için protein; yalnızca bir ürün değil, gıda güvenliği, sağlıklı nesiller ve güçlü bir ekonomi açısından stratejik bir unsur olarak konumlanıyor. Türkiye’yi kişi başı protein tüketiminde Avrupa Birliği ve OECD ortalamalarına taşımayı amaçlayan Grup; yerli üretimi, yem ve hammadde fiyatlarında istikrarı ve toplumsal bilinçlenmeyi önceliklendiriyor. 60 yıllık deneyimiyle yatırımlarını, Ar-Ge çalışmalarını ve üretim kapasitesini sürekli artıran Matlı; tarımdan perakendeye, enerjiden lojistiğe kadar “topraktan sofraya” tüm süreci tek çatı altında yönetiyor. 10 Sektörde 30 Şirket, 12 Marka Bugün Matlı Şirketler Grubu; 30 şirketi, 12 markası, 2 Ar-Ge merkezi, binlerce çalışanı ve yaygın bayi ağıyla Türkiye ekonomisinin stratejik aktörleri arasında yer alıyor. Entegre üretim modeli ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla gıda zincirinin tüm halkalarında katma değer yaratmayı hedefliyor. Yakamoz Yağ’ın bünyeye katılmasıyla birlikte Matlı Grubu; hammadde tedarik güvenliğini artırırken bitkisel ve hayvansal üretimi kapsayan protein odaklı büyüme stratejisinde güçlü bir sinerji oluşturmayı amaçlıyor. Bu adım, grubun Türkiye’nin protein merkezi olma hedefi doğrultusunda attığı stratejik hamlelerden biri olarak değerlendiriliyor. Özer Matlı; “Tarımdan sofraya uzanan entegre yapımız var” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, satın almaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Karacabey’den çıkan ve bugün Türkiye’ye mal olmuş bir marka olarak, stratejik sektörlerin başında gelen tarıma kararlılıkla yatırım yapmaya devam ediyoruz. Yakamoz Yağ’ın bünyemize katılması, yalnızca bitkisel yağ üretiminde kapasite artışı değil; tarımdan sofraya uzanan entegre yapımızı tamamlayan, protein ekosistemimizi daha da güçlendiren stratejik bir adımdır. Gıda güvenliğinin ve sürdürülebilir üretimin her geçen gün daha fazla önem kazandığı bir dönemde, hammadde tedarik güvenliğini artıran yatırımları son derece kritik görüyoruz. Bu satın alma ile hem ülkemizin tarım ve gıda sektörüne uzun vadeli katkı sağlamayı hem de Türkiye’yi protein alanında bölgesel bir merkez haline getirme hedefimize bir adım daha yaklaşmayı amaçlıyoruz.”

CHP'li Sarıbal’dan Köyümü Geri Ver Teklifi Haber

CHP'li Sarıbal’dan Köyümü Geri Ver Teklifi

​CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 2012 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile mahalle statüsüne alınan ve ortak malları belediyelere devredilen köyler için tarihi bir adım attı. TBMM’ye sunulan kanun teklifiyle, kırsal niteliğini koruyan yerleşimlerin yeniden "Köy" statüsüne kavuşması ve gasp edilen taşınmazlarının iade edilmesi hedefleniyor. ​CHP Bursa Milletvekili ve Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Orhan Sarıbal, kırsal yaşamın tasfiyesine yol açan 6360 Sayılı Kanun’un yarattığı mağduriyetleri gidermek amacıyla hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sundu. Teklif yasalaşırsa, "kırsal mahalle" kriterlerini taşıyan yerleşim yerleri, başka bir işleme gerek kalmaksızın yeniden köy tüzel kişiliği kazanacak; meralarından ekipmanlarına kadar tüm varlıkları köylüye geri verilecek. ​“İDARİ SADELEŞME DEĞİL, KIRSAL TASFİYE” ​Sarıbal, yaptığı açıklamada 2014 yılında uygulamaya giren düzenlemenin köyleri "mülksüzleştirdiğini" vurguladı. Köylerin mülkiyetindeki mera, yaylak, su kaynakları ve taşınmazların belediyelere devredilmesinin tarımsal üretimi baltaladığını belirten Sarıbal, şunları söyledi: ​"Köylerin bütçeleri ve karar alma mekanizmaları yok edildi. 2020’de getirilen ‘kırsal mahalle’ kavramı ise pansuman bir tedbir olmaktan öteye gidemedi; mülkiyet sorunlarını çözmedi. Biz, köylünün ortak mal rejimini yeniden tesis etmek istiyoruz." ​HÜRRİYET KÖYÜ ÖRNEĞİ: "BİR GECEDE MÜLKSÜZ KALDILAR" ​Teklifin gerekçesinde Bursa Karacabey’deki Hürriyet Köyü örneğine dikkat çeken Sarıbal, köylülerin kendi paralarıyla satın aldıkları 652 dönümlük arazinin belediyeye geçmesini "somut bir mağduriyet fotoğrafı" olarak niteledi. 1951 yılında Bulgaristan’dan göç edenlerin emeğiyle kurulan köyün meralarının bugün sanayi bölgelerine ve uydukent projelerine tahsis edildiğini hatırlatan Sarıbal, "Bu örnek, Türkiye’nin dört bir yanındaki yüzlerce köyün ortak dramıdır. Köylünün toprağına ve ortak yaşamına yasal güvence şarttır" dedi. ​TEKLİF NELERİ ÖNGÖRÜYOR? ​Meclis’e sunulan teklif kabul edildiği takdirde: ​Otomatik Statü Değişikliği: 5216 sayılı Kanun kapsamında "kırsal mahalle" niteliği taşıyan yerleşimler, hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın yeniden Köy statüsü kazanacak.​Malların İadesi: Köy tüzel kişiliğinin kaldırılmasıyla belediyelere veya kamu kurumlarına devredilen her türlü taşınır/taşınmaz mal, hak ve alacak, yeni kurulan köy tüzel kişiliğine geri dönecek ve köy adına tescil edilecek.​Uygulama Birliği: Sürece ilişkin usul ve esaslar, Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle netleştirilerek ülke genelinde eşgüdüm sağlanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.