Hava Durumu

#Karadeniz

Kırsal Haber - Karadeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karadeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Fındık İhracatında İstikrar: 8 Ayda Dev Gelir! Haber

Türkiye Fındık İhracatında İstikrar: 8 Ayda Dev Gelir!

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KİB) tarafından paylaşılan güncel verilere göre, 2025-2026 fındık ihraç sezonunun ilk sekiz aylık karnesi belli oldu. 1 Eylül 2025 tarihinde başlayan ve 30 Nisan 2026 itibarıyla tamamlanan dönemde Türkiye, dünya fındık piyasasındaki ağırlığını korumaya devam ediyor. ​Sezonun İlk 8 Ayında 1,7 Milyar Dolarlık İhracat ​Eylül 2025 - Nisan 2026 dönemini kapsayan sekiz aylık süreçte Türkiye, toplam 135 bin 12 ton fındık ihracatı gerçekleştirerek karşılığında 1 milyar 776 milyon 416 bin 816 dolar gelir elde etti. Geçtiğimiz 2024-2025 sezonunun aynı döneminde 237 bin 862 ton fındık ihraç edilerek 1,9 milyar dolar gelir sağlanmıştı. Miktar bazında bir önceki yıla göre düşüş gözlemlense de, 2023-2024 sezonunun aynı döneminde elde edilen 1,5 milyar dolarlık gelir seviyesinin üzerinde bir performans sergilenmesi dikkat çekiyor. ​Nisan Ayı Gelirlerinde Büyük Artış ​Sadece Nisan 2026 verileri incelendiğinde, ihraç edilen ürün miktarındaki sınırlı değişime rağmen elde edilen döviz girdisindeki artış öne çıkıyor. Nisan ayında 23 bin 382 ton fındık ihracatı yapılırken, bu satışlardan elde edilen toplam değer 332 milyon 396 bin 962 dolar oldu. ​Geçtiğimiz yılın nisan ayında (Nisan 2025) 25 bin 446 ton fındık karşılığında 209 milyon dolar gelir elde edilmişti. Bu veriler, 2026 yılı nisan ayında ihraç edilen fındığın birim değerinin, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre ciddi bir artış gösterdiğini ve Türkiye'nin fındık ihracatından daha yüksek katma değer sağladığını ortaya koyuyor. ​Grafiklerle Fındık İhracatının Seyri ​Sezonluk değişimler incelendiğinde, 2025/26 sezonunun miktar bazında 2023/24 ve 2024/25 sezonlarının gerisinde seyrettiği görülüyor. Ancak nisan ayı özelinde yakalanan 332 milyon dolarlık ihracat geliri, sektörün ekonomik değerini koruduğunun en önemli göstergesi oldu.

Trabzon’da Kahverengi Kokarca Seferberliği: Büyükşehir’den Tam Destek! Haber

Trabzon’da Kahverengi Kokarca Seferberliği: Büyükşehir’den Tam Destek!

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, fındık ve diğer tarım ürünlerine büyük zarar veren kahverengi kokarca ile mücadele için sahaya indi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalara, Büyükşehir Belediyesi 20 personel ve 10 araçlık ekibiyle güç katıyor. ​Karadeniz tarımının ve bölge ekonomisinin en büyük tehditlerinden biri haline gelen kahverengi kokarca zararlısına karşı Trabzon’da topyekün mücadele başlatıldı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, zararlının popülasyonunu kontrol altına almak ve yayılımını durdurmak amacıyla ilaçlama ve saha çalışmalarına hız verdi. ​Kışlaklar Mercek Altında: 10 Ekip Sahada ​Zararlının kış aylarını geçirdiği depo, mesken ve kapalı alanlarda yürütülen ilaçlama çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Büyükşehir Belediyesi, 10 farklı ekip ve toplam 20 personelle tüm ilçelerde kapsamlı bir mücadele programı uyguluyor. Ruhsatlı biyosidal ürünlerin kullanıldığı çalışmalarda, zararlının bahar aylarında kışlaklardan çıkarak tarım arazilerine yayılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. ​Ekonomik Tehdit Kapıda: Fındıktan Sebzeye Geniş Risk ​Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, kahverengi kokarcanın sadece fındık değil; elma, armut, şeftali, Trabzon hurması ve sebze türlerinde de ciddi kalite kayıplarına neden olduğu vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ​"Zararlının kışlaklardan çıkışından önce popülasyonun azaltılması, ilimiz ekonomisi için hayati önem taşımaktadır. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile koordineli olarak yürüttüğümüz bu mücadele sayesinde, üreticilerimizin uğrayabileceği zararları en aza indirmeyi amaçlıyoruz." ​Üreticiye Destek, Ürüne Kalite ​Yapılan kapsamlı ilaçlama çalışmalarıyla tarımsal verimliliğin korunması ve fındıkta pazar değerini düşüren "lekeli iç" gibi sorunların engellenmesi planlanıyor. Trabzon genelindeki tüm ilçelerde eş zamanlı devam eden mücadeleyle, "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda yerel üretimin korunması amaçlanıyor.

Meteoroloji’den Zirai Don Uyarısı! Nisan 2026 Hangi Bölgeler Riskli? Haber

Meteoroloji’den Zirai Don Uyarısı! Nisan 2026 Hangi Bölgeler Riskli?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 8-11 Nisan 2026 tarihleri arasında Marmara, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz bölgeleri için zirai don uyarısında bulundu. İşte don riskinin beklendiği iller ve dikkat edilmesi gereken tarihler... ​ANKARA – Tarım sektörü ve üreticiler için kritik bir hava tahmini raporu yayımlandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan son verilere göre; ülkemizin kuzey ve iç bölgelerinde yaşanacak ani sıcaklık düşüşlerine bağlı olarak zirai don tehlikesi kapıda. ​Zirai Don Ne Zaman Başlayacak? ​Yapılan değerlendirmelere göre zirai don riski, 8 Nisan 2026 Çarşamba (Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece) saat 00:00 itibarıyla başlayacak ve 11 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 09:00’a kadar etkisini sürdürecek. ​Don Riski Altındaki Bölgeler ve Risk Seviyeleri ​Soğuk hava dalgasının kademeli olarak doğuya doğru kayması beklenirken, bölgelere göre risk seviyeleri şu şekilde açıklandı: ​Hafif Şiddette Don: Marmara'nın güneydoğu kesimleri, İç Ege, İç Anadolu'nun kuzeyi ve Batı Karadeniz'in iç kesimlerinde Salı gecesinden itibaren etkili olacak. ​Orta ve Kuvvetli Şiddette Don: Çarşamba gecesinden itibaren Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'nun kuzeyinde don riskinin yer yer kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. ​Üretici ve Çiftçiler Dikkat: Tedbir Şart! ​Cumartesi gününe kadar devam etmesi beklenen soğuk hava dalgasına karşı başta çiftçiler ve üreticiler olmak üzere tüm vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması gerekiyor. Uzmanlar, özellikle çiçeklenme dönemindeki meyve ağaçları ve ekili alanların korunması için gerekli önlemlerin alınması konusunda uyarıyor. ​Meteoroloji yetkilileri, don tehlikesinin yaşanabileceği gece ve sabah saatlerinde yerel kaynaklı raporların yakından takip edilmesini öneriyor.

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs Haber

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Körfezi’nin kirlilikten arındırılması için liman, tersane ve Gediz Nehri’nin olumsuz etkilerinin önlenmesi gerektiğini ve bu konularda merkezi idareyle iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nda konuşan Başkan Tugay “Bize dip temizliği için gerekli yetkiyi vermezseniz, kil uygulamasına engel olursanız, Gediz Nehri’nin kirliliğini durdurmazsanız, davet ettiğimiz toplantılara gelmezseniz, bu soruna nasıl katkı vermiş olacaksınız?” dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda “Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın ikinci gün oturumlarının açılışına katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta konuşan Başkan Tugay, kamuoyunun İzmir Körfezi’nin yaşamış olduğu durum hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını söyledi. Merkezi hükümet de dahil olmak üzere farklı kesimlerden farklı şeyler söylendiğini vurgulayan Tugay, “İzmir’de bir sorun var ama bu sorunu kimse sahiplenmiyor ve çözüm için de yeterli çaba gösterilmiyor. Birbirilerinin üstüne sorumluluk atıyorlar gibi bir düşünce içindeler. Haklılar; maalesef bu bilgi kirliliği böyle bir algının ortaya çıkmasına neden oluyor” diye konuştu. “Yoğun nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir” İzmir Körfezi’nin yapısına değinen Başkan Tugay, “İzmir Körfezi, dünyada çok nadir olan körfezlerden birisi. Şehrin metropolü körfez çevresine yerleşmiş. Yoğun bir nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir. Benzer sorun çok yerde var ama insanların yerleşim yerlerinden uzak olduğu için bu şekilde gündeme gelmiyor. En uç kısmında bir liman olan bir körfez bu. Farklı havzalardan gelen tam 33 tane akarsu bu körfeze boşalıyor. Bunların içinde Gediz Nehri de var” dedi. “Gediz, körfezi kirletmiyor demek art niyetli” Gediz Nehri’nin körfezi kirletmediği iddialarının art niyetli olduğunu dile getiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Gediz’in kirli suyu kesinlikle körfeze giriyor. Gediz’in dışında da hepimizin bildiği birçok akarsu, pek çok yerden topladığı atıkları körfeze boşaltıyor. Bir kısmı kentsel ve sanayi atıkları, bir kısmı da doğal alüvyonlar. Dün hocamızın da söylediği gibi, körfez artık bir depolama alanı. En doğru ifadelerden birisi bu. Bu derelerden gelen atıklar körfezde dibe çöküyor ve birikiyor. Efes Antik Kenti’nin bir liman kentiyken bin yıllar içinde Küçük Menderes’in taşıdığı alüvyonlarla nasıl dolduğunu görüyorsunuz. Akarsu yataklarının yanında bu kaçınılmaz bir şey” şeklinde konuştu. “Koku ve balık ölümleri travmatize etti” İklim krizinin etkisiyle özellikle yaz aylarında sıkça görülen alg patlamasına bağlı koku ve balık ölümleri hakkında konuşan Başkan Tugay, konferansın temel amaçlarından birinin bu soruna biyolojik çözüm bulmak olduğunu belirtti. Başkan Tugay, “Çok rahatsız edici bir sorunla karşı karşıyayız. Körfezde ‘alg patlaması’ olarak adlandırılan biyolojik bir problem var. Yaz aylarında ortaya çıkan koku ve balık ölümleri, insanları adeta travmatize etti. İzmir Körfezi’nin kanalizasyon atıklarıyla kirletildiği ve bu durumun belediye hizmetlerinin yetersizliğinden kaynaklandığı yönünde suçlamalar yapılıyor. Ben 59 yaşındayım; kendimi bildim bileli İzmir Körfezi’nde koku ve kirlilik vardı ancak balık ölümleri yaşanmıyordu. Bu durumda şu soruyu sormalıyız: Sorun, son dönemde artan kentsel atık kirliliğinin bir sonucu mu, yoksa başka bir nedeni mi var? Cevap çok açık; bu durum farklı bir nedene dayanıyor. Alg patlaması yeni bir olgu. Üstelik yalnızca İzmir Körfezi’ne özgü değil, dünyanın birçok bölgesinde görülüyor. Avustralya’nın güney kıyılarında da bu durumun yaşandığını biliyoruz. İstanbul’a yaptığım yolculuk sırasında Karadeniz kıyılarında da alg oluşumlarını gözlemledim. Bu durum hem denizlerde hem de tatlı sularda ortaya çıkıyor. Bu, çağımızın yeni sorunlarından biri. Temel nedeni ise iklim krizi, artan hava sıcaklıkları ve deniz suyunun ısınması. İzmir Körfezi’nde de karasal alanlarda olduğu gibi sıcaklık rekorları kırılıyor. Yaz aylarında su sıcaklığı 30 dereceye kadar yükseldi. Bu aşırı sıcaklık, alglerin çok hızlı ve yoğun şekilde çoğalmasına neden oluyor” dedi. “Alg patlaması çözmemiz gereken ağır ve yoğun bir sorun” Sıcaklığın yanı sıra körfez dibinde biriken atıkların da alg patlamasını tetiklediğini belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “Bu toplantının düzenlenme amacı da, alg patlamasına biyolojik bir çözüm bulup bulamayacağımız sorusuna yanıt aramak. Çünkü biyolojik sorunlara kalıcı çözümler de yine biyolojik yöntemlerle geliştirilebilir. Ancak bugün itibarıyla alg patlamasıyla etkin şekilde mücadele edebilecek kesin bir yöntem bulunmuyor. Biz bu konuya dikkat çekmek ve İzmir’i bu alanda önemli bir bilimsel çalışma merkezi haline getirmek istiyoruz. Şehrimizdeki bilim insanlarının ve deniz biyologlarının bu meseleye daha fazla odaklanmasına ihtiyaç var. Vatandaşlarımız şunu bilsin ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuyu son derece ciddiye alıyor. Bu, bizim en öncelikli gündem maddelerimizden biri.” “Arıtma nedenli kirliliği durdurduk, 1 ton çamur çıkardık” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “sağlıklı körfez” hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmalara değinen Başkan Tugay, arıtma kaynaklı kirliliğin tamamen önlendiğini vurguladı. Körfezde kapsamlı temizlik çalışmalarının sürdüğünü belirten Tugay, “İzmir tarihinde yapılan en büyük dip temizliğini gerçekleştiriyoruz ve bu çalışmalara kararlılıkla devam edeceğiz. Şu ana kadar 1 milyon tondan fazla dip çamuru çıkarıldı. Bakanlıktan alınan 4 milyon tonluk izin kapsamında çalışmalarımız sürecek” ifadelerini kullandı. Körfezin yapısal özelliklerine de dikkat çeken Tugay, “Körfezin güney kesimi daha derinken, kuzey kesiminde ciddi bir sığlık söz konusu. Hatta körfezin orta kesimindeki derinlik yer yer 2 metreye kadar düşüyor. Bu durum, körfez suyunun açık denizle yeterince sirkülasyon yapmasını engelliyor. Su adeta bir göl gibi durağan, hareket çok sınırlı. Bu düşük sirkülasyon da alg patlamasını kolaylaştırıyor” diye konuştu. “Körfezin en sıkıntılı yerinde tersane ve yük limanı işletemezsiniz” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin körfez temizliği kapsamında müdahale edemediği alanlara dikkat çeken Başkan Tugay, yetki sınırlamalarına vurgu yaptı. Tugay, “Müdahale edemediğimiz en önemli noktalardan biri Gediz Nehri. Murat Dağı’ndan temiz çıkan su, Manisa ve İzmir’e ulaştığında kirlenmiş halde geliyor. Gediz Nehri, körfezin kirlenmesinde önemli bir etken” dedi. Körfezin yapısal özelliklerine uygun olmayan faaliyetlere de değinen Tugay, “Bu kadar sığ bir körfezin en uç ve en sığ noktasına tersane kurulamaz. Tersane kaynaklı kirlilik, ekiplerimiz tarafından defalarca ortaya kondu. Aynı şekilde, ağır yük gemilerinin atıklarını kontrolsüz şekilde bırakabildiği bir düzene de izin verilmemeli. Körfezin en hassas bölgesinde bu tür faaliyetlerin yürütülmesi doğru değil” ifadelerini kullandı. Bu konularda belediyenin yetkisinin bulunmadığını belirten Tugay, “Ne yazık ki bu alanlarda karar verme yetkisi bizde değil. Belediye olarak gemi atıklarını izleyebileceğimiz bir sistem kurma konusunda kararlıyız. Ancak bu sistemle yalnızca tespit yapabiliriz; yaptırım uygulama yetkimiz yok” diye konuştu. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin önemine de değinen Tugay, “Bazı çevreler konuyu çarpıtarak farklı yönlere çekmeye çalışıyor. Oysa biz kamuoyunun doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini çok önemsiyoruz” dedi. “Körfezin sürekli bir temizliğe ihtiyacı var” Başkan Tugay, konuşmasının devamında körfezde sürdürülebilir temizlik ihtiyacına dikkat çekerek şunları söyledi: “Körfezde sürekli ve sistemli bir temizliğe ihtiyacımız var. Bunun için özel donanımlı bir temizlik gemisi edinilmeli. Bu yatırımı ya biz yapmalıyız ya da bakanlık üstlenmeli. Bakanlığın İzmit Körfezi’nde yürüttüğü çalışmanın benzeri mutlaka İzmir Körfezi’nde de hayata geçirilmeli. Vakumlu sistemlerle dipte biriken çamuru çekmeli ve çevreye zarar vermeden bertaraf etmeliyiz. Bu konuyu bakanlıkla defalarca, hatta bakan düzeyinde görüştük. Ancak ne yazık ki beklediğimiz desteği alamıyoruz. Herhangi bir çözüm önerisi sunulmadığı gibi, sürekli suçlamalara maruz bırakılıyoruz. Gerekli yetkiler verilmezse, dip temizliği çalışmalarımız engellenirse, kil uygulamasına izin verilmezse, Gediz Nehri’ndeki kirlilik durdurulmazsa ve düzenlediğimiz toplantılara dahi katılım sağlanmazsa bu sorunu nasıl çözeceğiz? Biz inanıyoruz ki bu süreçte halkın doğru bilgilendirilmesi, bilinçlenmesi ve duyarlılığı büyük önem taşıyor. Bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili tüm kurumların çözüm sürecine aktif katkı sunması gerekiyor. Biz de belediye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha fazla ne yapabiliriz sorusuna yanıt aramaya, çalışmaya devam edeceğiz. Öte yandan İzmit Körfezi’nde uygulanan yöntemlerin İzmir’de de hayata geçirilmesi, sorunun çözümünü hızlandırabilir. Körfezde sürekli temizlik yapılmazsa zamanla dolma, karasallaşma ve doğal yapının kaybolması riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”

Fındık Tarımında Çocuk İşçiliğin Önlenmesi İçin Çalışma Haber

Fındık Tarımında Çocuk İşçiliğin Önlenmesi İçin Çalışma

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından “Türkiye’de Mevsimlik Fındık Tarımında En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesine Yönelik Kapsamlı Model Projesi” kapsamında, Karadeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (KİB) işbirliği ve ev sahipliğinde, KİB üyelerine yönelik olarak Türkiye’de Fındık Tedarik Zincirinde Çocuk İşçiliği Özen Yükümlülüğü ve Sorumlu İş Davranışı Eğitim Programı gerçekleştirildi. Çocuk Hakları Uzmanı Sezen Yalçın tarafından verilen eğitimde, çocuk işçiliğine ilişkin kavramsal çerçeve ve temel kavramlar kapsamlı biçimde ele alındı, çocuk işçiliği etkileri ve tarım sektörü özelinde çocuk işçiliği riskleri üzerinde duruldu. Bunun yanı sıra çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik uluslararası ve ulusal mevzuat çerçevesi ile işletmeler açısından sorumlu iş davranışı ilkeleri detaylı biçimde aktarıldı. Programın ikinci gününde ise çocuk işçiliğiyle mücadelede özen yükümlülüğü yaklaşımının temel adımları incelendi, tarım tedarik zincirinde özen yükümlülüğüne dikkat çekildi. Ayrıca çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri, çocuk işçiliği vakalarında izlenmesi gereken müdahale ve telafi mekanizmaları ile çocuk işçiliği riskleri karşısında işletmelerin üstlenmesi gereken sorumluluklara vurgu yapıldı. Firmaların aktif katılımı ve görüşleri doğrultusunda yürütülen program sonrasında katılımcılara ILO tarafından katılım belgeleri takdim edildi.

Türk Somonu İhracatın Yeni Devine Dönüştü Haber

Türk Somonu İhracatın Yeni Devine Dönüştü

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleme modelleriyle atağa kalkan Türk Somonu, son 8 yılda üretim ve ihracatta rekor üstüne rekor kırdı. 2017 yılında 57 milyon dolar olan ihracat geliri, 2025 yılı itibarıyla 500 milyon dolara ulaşarak dev bir başarı hikayesine dönüştü. ​Türkiye’nin su ürünleri sektöründe gerçekleştirdiği stratejik hamleler meyvelerini veriyor. "Karadeniz’in Gururu" olarak adlandırılan Türk Somonu, hem üretim hacmi hem de küresel pazardaki payı ile Türkiye ekonomisinin yeni lokomotiflerinden biri haline geldi. ​Üretimde 15 Katlık Dev Sıçrama ​2017 yılında başlayan serüven, aradan geçen kısa sürede inanılmaz bir büyüme katetti. Bakanlık verilerine göre; • ​2017 yılında 5 bin ton olan üretim kapasitesi, • ​2025 yılı itibarıyla 75 bin tona yükselerek tam 15 kat artış gösterdi. ​Karadeniz’deki tesis sayısı 100’e ulaşırken, sektörün toplam yıllık üretim kapasitesi ise 150 bin ton bandına dayandı. ​32 Ülkeye Türk İmzası ​Türk Somonu sadece miktar olarak değil, kalite olarak da dünya standartlarını belirlemeye başladı. Bugün itibarıyla 32 ülkeye ihraç edilen ürün, özellikle dünyanın en seçici pazarlarında büyük talep görüyor. En çok talep eden ülkeler listesinin başında ise şunlar yer alıyor: Rusya Federasyonu, Japonya, Vietnam, Belarus, ​Polonya ​Ekonomiye Yarım Milyar Dolarlık Katkı ​İhracat gelirlerinde yaşanan artış, sektörün katma değerli üretim gücünü gözler önüne serdi. 2017 yılında 57 milyon dolar seviyesinde olan ihracat rakamı, 2025 yılı projeksiyonları ve gerçekleşen verilerle 500 milyon dolar sınırına ulaştı. Su ürünleri sektöründe "taşıyıcı güç" haline gelen Türk Somonu, Türkiye’nin gıda ihracatındaki marka değerini güçlendirmeye devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.