Hava Durumu

#Karadeniz

Kırsal Haber - Karadeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karadeniz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trabzon Gastronomi Festivali’ne Yoğun İlgi Haber

Trabzon Gastronomi Festivali’ne Yoğun İlgi

Trabzon Gastronomi Festivali, ikinci gününde de yoğun ilgiyle devam ediyor. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti Trabzon Milletvekilleri Adil Karaismailoğlu ve Yılmaz Büyükaydın da festival alanındaki stantları ziyaret ederek, katılımcılarla buluştu. Trabzon’un zengin mutfak kültürünü tanıtmak, geçmişten günümüze taşınan yöresel lezzetleri yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla düzenlenen Trabzon Gastronomi Festivali, yoğun katılımla devam ediyor. Birbirinden özel lezzetlerin ve etkinliklerin yer aldığı festivali ikinci gününde Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti Trabzon Milletvekilleri Adil Karaismailoğlu ve Yılmaz Büyükaydın, AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu ve İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Cihan ziyaret etti. Başkan Genç ve beraberindeki heyet festival alanındaki stantları tek tek gezerek yöresel ürünler ve hazırlanan lezzetler hakkında bilgi aldı. ARDA TÜRKMEN’E YOĞUN İLGİ Festivalin ikinci gününde ünlü şef Arda Türkmen’in gerçekleştirdiği atölye çalışması ve söyleşi programı vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Gastronomi tutkunlarının ilgiyle takip ettiği programda Türkmen, bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaşarak gastronomi kültürüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Festival kapsamında çocuklara yönelik etkinlikler de büyük beğeni topladı. Gün boyunca düzenlenen çocuk oyun atölyeleri, “İbiş Mutfakta” tiyatro oyunu, rulo kaygana atölyesi, yüz boyama ve lego etkinlikleri minik ziyaretçilere keyifli anlar yaşattı. Çocuklar hem eğlendi hem de Trabzon'un yöresel mutfak kültürünü yakından tanıma fırsatı buldu. BAŞKAN GENÇ’TEN FESTİVALE DAVET Başkan Genç, festivalin şehrin kültürel ve gastronomik değerlerinin tanıtılması açısından önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “Trabzon, tarihi, kültürü, doğal güzellikleri ve köklü mutfak geleneğiyle çok özel bir şehir. Gastronomi de bu zenginliğimizin en önemli parçalarından birini oluşturuyor. Yüzyıllardır sofralarımızda yer alan yöresel lezzetlerimiz, yalnızca birer yemek değil, aynı zamanda geçmişimizden bugüne taşıdığımız kültürel mirasımızdır. Bu mirası korumak, tanıtmak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur. Trabzon Gastronomi Festivali’ni de bu anlayışla hayata geçirdik. 1 Kasım Pazar gününe kadar devam edecek festivalimize tüm hemşehrilerimizi ve şehrimizi ziyaret eden misafirlerimizi davet ediyorum” dedi. Festival kapsamında bu akşam saat 20.30’da Karadeniz’in sevilen sanatçısı Resul Dindar sahne alacak.

Ağıralioğlu: "Devlet Kendi Çiftçisinin Rakibi Değil, Teminatı Olacaktır" Haber

Ağıralioğlu: "Devlet Kendi Çiftçisinin Rakibi Değil, Teminatı Olacaktır"

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye'deki tarım ve hayvancılık politikalarını sert bir dille eleştirdi. Çiftçinin yaşadığı mağduriyetleri sıralayan Ağıralioğlu, üretimi destekleyecek yeni tarım vizyonunu açıkladı. ​Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye genelindeki çiftçilerin ve tarım üreticilerinin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çeken kapsamlı bir açıklama yaptı. Karadeniz’den Ege’ye, Anadolu’nun dört bir yanındaki üreticilerin emeklerinin karşılığını alamadığını belirten Ağıralioğlu, mevcut tarım politikalarını eleştirerek çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. ​"Kendi Üreticisiyle Rekabet Eden Devlet Olur Mu?" ​Ağıralioğlu, farklı bölgelerdeki ürün ve üretici durumlarını örnek göstererek tablonun ciddiyetini vurguladı. Karadeniz'de fındık üreticisinin sesini duyurmaya çalıştığını ifade eden Ağıralioğlu, Ege'de ise geçen yıl 80 liraya satılan üzüme bu yıl tüccarın 60 lira bile vermediğini ifade etti. Ağıralioğlu, temmuz ayında buğdayını 12 liradan satmak zorunda kalan çiftçinin bugün aynı buğdayın 19 liraya çıktığını gördüğünü, besicinin ise karkas et fiyatlarında bir yıldır yerinde saydığını belirtti. ​Kiraz, kayısı, elma, erik ve salçalık domates üreticisinin zarar ettiğini ya da ürünü üç yıl önceki fiyatlara satmak zorunda kaldığını vurgulayan Ağıralioğlu, zeytin hasadı başlamasına rağmen fiyatların hâlâ belirsiz olmasına tepki gösterdi. ​Ağıralioğlu, durumu Artvinli bir vatandaşın "Bereketin kıtlığını çekiyoruz" sözleriyle özetleyerek "Kendi üreticisiyle rekabet eden devlet olur mu?" sorusunu yöneltti. ​"Çiftçimizi Aracının İnsafına, Tefecinin Eline Bırakmayacağız" ​Türkiye'nin milyarlarca dolarını hububat, yem bitkileri ve bakliyat ithalatına harcadığını belirten Yavuz Ağıralioğlu, kendi kendine yeten bir tarım düzeni kuracaklarını ifade etti. ​Ağıralioğlu, iktidara gelmeleri halinde uygulayacakları tarım modelini şu sözlerle detaylandırdı: ​"Üreticinin gübresini, tohumunu, ilacını, mazotunu karşılayacak; mahsulünü önceden belirlenmiş, maliyetini karşılayan ve kârını güvence altına alan bir fiyatla alacağız. Çiftçiyi bankanın faizine, aracının insafına, tefecinin eline bırakmayacağız. Girdisini vereceğiz, mahsulünü alacağız." ​"Planlanamayan Üretim İthalata Yol Açıyor" ​Tarımda planlamanın hayati bir rol taşıdığına değinen Ağıralioğlu, kontrolsüz üretimin israfa, yetersiz üretimin ise bağımlılık yaratan ithalata sebep olduğunu söyledi. ​Devletin ana görevinin üretimi planlamak olduğunu vurgulayan Ağıralioğlu, "Sayamadığınız tarımı nasıl planlayacaksınız? Planlayamadığınız üretimi nasıl yöneteceksiniz? Çiftçimizin ihtiyacı sadaka değil, emeğinin karşılığıdır. Bizim anlayışımızda devlet, kendi çiftçisinin rakibi değil, teminatı olacaktır. Bu topraklarda bereketin kıtlığını değil, bereketin hakkını verdiğimiz günleri yaşayacağız" diyerek sözlerini tamamladı.

Palamut Bolluğu Fiyatları Düşürdü, İSTDEMBİR'den Çağrı Geldi Haber

Palamut Bolluğu Fiyatları Düşürdü, İSTDEMBİR'den Çağrı Geldi

İstanbul İli Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği (İSTDEMBİR), bu sezon denizlerde yaşanan yoğun palamut avcılığının piyasadaki arzı artırarak fiyatları düşürdüğünü belirterek, palamut avcılığına geçici olarak ara verilmesi çağrısında bulundu. Artan avcılık fiyatları aşağı çekti İSTDEMBİR tarafından yapılan duyuruda, yoğun avcılık nedeniyle piyasaya sunulan palamut miktarının aşırı arttığı ve bunun balık fiyatlarında düşüşe yol açtığı belirtildi. Fiyatların gerilemesiyle balıkçıların ekonomik kayıplar yaşadığına dikkat çekilen duyuruda, kayıplarını telafi etmek isteyen balıkçıların daha fazla avcılığa yönelmesinin ise piyasadaki arzı artırarak fiyatların daha da düşmesine neden olduğu ifade edildi. Birlik, bu durumun sektör açısından ekonomik olarak sürdürülemez bir kısır döngü oluşturduğunu vurguladı. Palamut avcılığına geçici ara talebi Denizlerin bereketinin ekonomik kayba dönüşmemesi, piyasa dengesinin yeniden sağlanması ve balıkçıların emeklerinin karşılığını alabilmesi amacıyla palamut avcılığına geçici olarak ara verilmesi talep edildi. Çağrıya göre avcılığa 8 Ekim 2026 saat 00.00’dan başlayarak 12 Ekim 2026 Pazartesi günü saat 08.00’e kadar ara verilmesi isteniyor. Amaç avcılığı tamamen durdurmak değil İSTDEMBİR Yönetim Kurulu, önerilen uygulamanın temel amacının avcılığı tamamen durdurmak olmadığını belirtti. Birlik, geçici uygulamayla piyasadaki dengenin yeniden sağlanmasını, balıkçıların ekonomik kayıplarının azaltılmasını ve denizlerin bereketinin sürdürülebilir biçimde değerlendirilmesini hedeflediğini bildirdi.

Türkiye'nin Fındık İhracatı Yeni Sezona Hızlı Başladı Haber

Türkiye'nin Fındık İhracatı Yeni Sezona Hızlı Başladı

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KİB), 2026/27 sezonunun ilk ayı olan Eylül 2026 dönemine ait Türkiye fındık ihracatı verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan veriler, Türkiye’nin fındık ihracatında geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla hem miktar hem de gelir bazında dikkat çeken bir artış yakaladığını ortaya koyuyor. Eylül 2026 Döneminde İhracatta Belirgin Artış 01-30 Eylül 2026 tarihleri arasında Türkiye, toplam 18.929 ton iç fındık ihracatı gerçekleştirerek 192.083.755 dolar döviz girdisi sağladı. Bu rakamlar, fındık sektörünün yeni sezona güçlü ve hareketli bir başlangıç yaptığını gösteriyor. Son 3 Sezonun Eylül Ayı Karşılaştırması İhracat performansını geçmiş yıllarla kıyasladığımızda, fındık sektöründeki dalgalanma ve toparlanma süreci belirgin bir şekilde göze çarpıyor: Eylül 2025 Dönemi: Geçtiğimiz yılın aynı ayında 13.926 ton iç fındık ihraç edilmiş ve karşılığında 143.978.657 dolar gelir elde edilmişti. Eylül 2024 Dönemi: İki yıl önce ise 24.633 tonluk ihracatla 195.400.171 dolarlık bir değere ulaşılmıştı. Bu veriler ışığında, Eylül 2026 döneminde gerçekleşen 18.929 tonluk ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine göre miktar bazında yaklaşık %36'lık bir artışa işaret ediyor. Elde edilen gelir bazında ise 143,9 milyon dolardan 192 milyon doların üzerine çıkılarak önemli bir değer kazanımı sağlandı. Türkiye, kaliteli üretimi ve yüksek ihracat potansiyeliyle dünya fındık pazarındaki lider konumunu korumaya ve küresel pazarlara katma değer sunmaya devam ediyor.

Karadeniz’de Gemi Trafiği Açılana Kadar Boş Tır Girişine İzin Verildi Haber

Karadeniz’de Gemi Trafiği Açılana Kadar Boş Tır Girişine İzin Verildi

Karadeniz’de gemi trafiğinin yeniden açılmasına kadar Türkiye’ye özellikle Rusya, Azerbaycan ve Gürcistan’dan yük almak amacıyla boş tır girişine izin verildi. Adana Çiftçiler Birliği, kararın tır taşımacılığına yönelik artan talebin karşılanması açısından önem taşıdığını bildirdi. Boş tır girişine geçici izin Adana Çiftçiler Birliği tarafından yapılan açıklamada, Karadeniz’deki gemi trafiğinin açılmasına kadar tır taşımacılığına yoğun talep oluşacağı değerlendirmesiyle Türkiye’ye boş tır girişine izin verildiği belirtildi. Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru’nun da yer aldığı açıklamada, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun talimatı doğrultusunda, Ulaştırma Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Çağlar Tabak ile gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda düzenlemenin hayata geçirildiği ifade edildi. Rusya, Azerbaycan ve Gürcistan’dan yük almak için Karara göre, özellikle Rusya, Azerbaycan ve Gürcistan’dan Türkiye’ye yük almak amacıyla gelecek tırların boş olarak ülkeye girişine izin verilecek. Uygulamanın Karadeniz’deki gemi trafiği yeniden açılıncaya kadar sürmesi öngörülüyor. Adana Çiftçiler Birliği, alınan kararın taşımacılık faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve oluşabilecek yoğun talebin karşılanması açısından önem taşıdığını belirtti. Üreticiler adına teşekkür Adana Çiftçiler Birliği açıklamasında, sürece destek veren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Adana Milletvekili Abdullah Doğru ve Ulaştırma Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Çağlar Tabak’a üreticiler adına teşekkür edildi.

Giresun Ziraat Odası’ndan Fındık Fiyatları İçin Acil Tedbir Çağrısı Haber

Giresun Ziraat Odası’ndan Fındık Fiyatları İçin Acil Tedbir Çağrısı

Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, fındık üreticisinin emeğinin karşılığını alabilmesi için fındık fiyatının yükselmesine yönelik 5 acil tedbir alınması gerektiğini belirtti. Fındık üreticisinin bugün en önemli sorununun yalnızca ürününü satmak değil, emeğinin karşılığını alabilmek olduğunu belirten Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, serbest piyasada oluşan fiyat ile üreticinin beklentisi arasındaki farkın giderek büyüdüğünü ifade etti. Üreticinin maliyetleri artarken, fındığın gerçek değerini bulamamasının kabul edilebilir olmadığını belirten Karan, fındık fiyatının yükselmesi için günübirlik açıklamalar değil, kalıcı ve uygulanabilir bir piyasa politikası ortaya konulması gerektiğini kaydetti. Karan, fındık fiyatının yükselmesi için alınması gereken 5 acil tedbiri şöyle sıraladı: TMO piyasada etkin olmalı Karan, birinci olarak TMO'nun piyasada etkin olması gerektiğini belirtti. TMO'nun alımlarının güçlü ve düzenli şekilde devam etmesi, üreticinin karşısında güvenilir bir alternatif oluşturması gerektiğini ifade eden Karan, TMO'nun açıkladığı fiyatın serbest piyasa açısından da önemli bir referans noktası olduğunu belirtti. Üretici düşük fiyattan satışa mecbur bırakılmamalı İkinci olarak üreticinin fındığını düşük fiyattan satmaya mecbur bırakılmaması gerektiğini belirten Karan, üreticinin borç ve finansman baskısı nedeniyle ürününü hasat döneminde elinden çıkarmasının fiyatların üzerindeki arz baskısını artırdığını ifade etti. Karan, üreticiye uygun koşullarda finansman sağlanması ve fındığını değerini bulana kadar muhafaza edebilmesinin önünün açılması gerektiğini belirtti. Üretici örgütleri güçlendirilmeli Üçüncü olarak üretici örgütlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Karan, kooperatifler ve üretici birliklerinin daha etkin bir pazarlama yapısına kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Karan, üreticinin tek tek pazarlık yapan değil, örgütlü şekilde piyasaya çıkan güçlü bir taraf haline getirilmesi gerektiğini belirtti. Fındık piyasasında rekabet artırılmalı Dördüncü olarak fındık piyasasında rekabetin artırılması gerektiğini belirten Karan, alıcı sayısının ve ihracat kanallarının artırılmasının üreticinin sınırlı sayıda alıcıya bağımlı kalmasını önleyeceğini ifade etti. Karan, fındık piyasasında rekabet ne kadar güçlenirse üreticinin pazarlık gücünün de o kadar artacağını belirtti. Rekolte ve piyasa verileri şeffaf olmalı Beşinci olarak rekolte ve piyasa verilerinin şeffaf olması gerektiğini belirten Karan, farklı kurumların birbirinden farklı rekolte rakamları açıklamasının piyasadaki beklentileri etkileyebildiğini ifade etti. Karan, üreticinin, tüccarın ve sanayicinin güvenebileceği şeffaf ve bilimsel bir rekolte sistemi oluşturulması gerektiğini belirtti. "Fındık üreticisi zararına satış yapmak zorunda değildir" Karan, fındık üreticisinin zararına satış yapmak zorunda olmadığını belirterek, üreticiye sadece “fındığını satma, bekle” demenin de yeterli olmadığını ifade etti. Üreticinin bekleyebilmesi için finansman desteği, güçlü TMO alımı ve örgütlü pazarlama sisteminin birlikte hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Karan, taleplerinin fındık fiyatının yapay yollarla yükseltilmesi olmadığını vurguladı. Karan, üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, rekabetin bulunduğu, şeffaf ve sürdürülebilir bir piyasa düzeninin kurulmasını talep ettiklerini belirtti. Fındığın Karadeniz'in sadece tarım ürünü olmadığını, milyonlarca insanın geçim kaynağı ve Türkiye'nin önemli ihracat değerlerinden biri olduğunu belirten Karan, üreticinin alın terinin karşılığını bulacağı bir piyasa için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.

Fındıkta 2026 Üretim Sezonu Sahada Değerlendirildi Haber

Fındıkta 2026 Üretim Sezonu Sahada Değerlendirildi

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ile Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından Samsun, Giresun ve Trabzon illerinde 2026 yılı fındık üretim sezonuna yönelik saha ziyaretleri gerçekleştirildi. Ziyaretlerde kamu kurumları, sektör temsilcileri ve fındık üreticileriyle bir araya gelinerek sezonun genel durumu değerlendirildi. Fındık Üretim Sahasında Paydaşlarla Görüşüldü Saha ziyaretleri, Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Entomoloji Uzmanı Dr. Mansur Uluca ile Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü temsilcisi Hüseyin Akyazı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. Program kapsamında Samsun, Giresun ve Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlükleri ile Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ziyaret edildi. Bunun yanı sıra Toprak Mahsulleri Ofisi, özel sektör temsilcileri ve fındık üreticileriyle görüşmeler yapıldı. Fındık alım noktalarında da incelemelerde bulunularak 2026 üretim sezonunun genel seyri ve ürünün mevcut durumu değerlendirildi. Hastalık ve Zararlılarla Mücadele Çalışmaları Ele Alındı Gerçekleştirilen görüşmelerde, fındıkta verim ve kaliteyi artırmaya yönelik sezon boyunca yürütülen hastalık ve zararlılarla mücadele çalışmaları değerlendirildi. Bu kapsamda uygulanan mücadele yöntemleri ve elde edilen sonuçların yanı sıra üreticilerin ve sektör paydaşlarının saha deneyimleri ile önerileri de ele alındı. 2027 Üretim Sezonu İçin Çalışmalar Planlanacak Saha ziyaretlerinde 2027 üretim sezonunda yürütülmesi planlanan çalışmalar hakkında da değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretler ve paydaşlarla gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda elde edilen bilgilerin, fındıkta verim ve kaliteyi artırmaya yönelik çalışmaların planlanmasına katkı sağlaması bekleniyor.

Adana Limonunda İhracat Endişesi: Üretici Alternatif Rota Bekliyor Haber

Adana Limonunda İhracat Endişesi: Üretici Alternatif Rota Bekliyor

Türkiye’nin önemli limon üretim merkezlerinden Adana’da mayer cinsi limonda hasat sürerken, ihracat sürecindeki belirsizlik üretici ve tüccarı endişelendiriyor. Rusya ve Ukrayna’ya yönelik ihracatta yaşanan sorunlar nedeniyle alternatif ihracat rotalarının açılması bekleniyor. Adana’da limon hasadı devam ederken, üreticiler ihracat pazarlarındaki hareketliliğin artmasını bekliyor. Türkiye’nin narenciye üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan kentte, mayer cinsi limonun hasadı 11 Eylül’de başladı. Turunçgil Kesim ve İhraç Tarihlerini Belirleme Komisyonu tarafından limonun ihraç tarihi ise 21 Eylül’de açıklandı. Bu yıl Adana genelinde yaklaşık 218 bin dönüm alanda limon üretimi yapılırken, kentte 710 bin ton rekolte hedefleniyor. Limon üreticisi alternatif ihracat rotası bekliyor Adana’da limon ihracatında önemli pazarlar arasında yer alan Rusya ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle Karadeniz’e yönelik gemi trafiğinde yaşanan sorunlar, ihracat sürecine ilişkin endişeleri artırıyor. Bölgede hasat devam etmesine rağmen geçmiş yıllara kıyasla kesimin daha yavaş ilerlediği belirtilirken, üretici ve tüccarlar limonun farklı pazarlara ulaştırılabilmesi için alternatif ihracat rotalarının oluşturulmasını bekliyor. Arjantin ve Güney Afrika limonu ihracatı etkiliyor Adana limonunda ihracat talebinin şu aşamada sınırlı olmasında, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bazı pazarlarda Arjantin ve Güney Afrika menşeli limonların bulunmasının da etkili olduğu belirtiliyor. Sektör temsilcileri, söz konusu ülkelerden yapılan limon ihracatının eylül ayı sonunda azalmasıyla birlikte ekim ayında Türk limonuna yönelik dış talebin artabileceğini değerlendiriyor. “Alıcı bekliyoruz, alıcılar yok” Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Adana Ovası’nda geçmiş yıllardaki yoğunluğun henüz görülmediğini belirterek, limon hasadının devam ettiğini ancak kesimin önceki yıllara göre yavaş ilerlediğini ifade etti. Doğan, yurt dışından talebin şu anda düşük olduğunu, ancak ekim ayında talebin hızlanmasını beklediklerini belirtti. Arjantin ve Güney Afrika limonlarının piyasadaki arzının azalmasının ardından Türk limonuna yönelik talebin artabileceğini kaydetti. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan ayrıca, piyasada geçen yıldan kalan depolanmış limonların da bulunduğunu ve bu limonların toptan 25-30 lira seviyelerinden piyasaya sunulduğunu ifade etti. Üretim maliyetlerinin de yükseldiğine dikkat çeken Doğan, limonun mevcut piyasa koşullarında üretici açısından maliyet baskısı oluşturduğunu belirtti.

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor! Haber

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor!

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle Rusya ve Ukrayna’ya yönelik yaş meyve ve sebze ihracatında ortaya çıkan lojistik krizi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Kış; Ticaret, Tarım ve Orman ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarına ayrı ayrı soru önergeleri verirken, sorunun bütün yönleriyle araştırılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi. Kış, “Mersin üretiyor, Türkiye kazanıyor. Şimdi Mersinli üreticinin emeğine sahip çıkma zamanı. Ürün daldayken çözüm üretilmezse yarın çok geç olabilir” dedi. Türkiye’nin narenciye üretim ve ihracatının merkezi Mersin’de yeni sezon, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunlarının gölgesinde başladı. Rusya Federasyonu ve Ukrayna’ya deniz yoluyla ulaşımda yaşanan güçlükler, bölgedeki üretici ve ihracatçılarda ciddi endişeye yol açtı. Sektör temsilcileri, mevcut koşulların devam etmesi hâlinde Rusya ve Ukrayna pazarlarına ihracatın aksayabileceği, karayolu taşımacılığında kapasite sorunu yaşanabileceği ve artan navlun maliyetlerinin üretici fiyatlarını aşağı çekebileceği uyarısında bulunuyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış da Mersinli üreticilerin ve sektör temsilcilerinin çağrısını Meclise taşıyarak üç ayrı bakanlığa soru önergesi verdi ve Meclis Araştırması açılmasını istedi. MERSİN TÜRKİYE'NİN NARENCİYE İHRACATINDA ZİRVEDE Kış, sorunun Mersin açısından taşıdığı ekonomik büyüklüğe dikkat çekti. 2025 yılında Türkiye, narenciye ihracatından 1 milyar 477 milyon dolar gelir elde ederken bunun 696 milyon 257 bin dolarlık bölümü tek başına Mersin’den gerçekleştirildi. Türkiye’nin aynı dönemde Rusya’ya yaptığı narenciye ihracatı 461 milyon doları, Ukrayna’ya yaptığı ihracat ise 106 milyon doları aştı. Kış, Mersin’in üretimde olduğu kadar ihracat ve lojistikte de Türkiye açısından stratejik bir merkez olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’nin narenciyesini Mersin üretiyor, paketliyor ve dünyaya gönderiyor. Geçen yıl yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatını tek başına gerçekleştiren bir kentten söz ediyoruz. Dolayısıyla Karadeniz’de yaşanan sorun Mersin için yalnızca bir lojistik problem değildir. Binlerce üreticinin geliri, on binlerce insanın geçimi ve ülkemizin ihracat geliri söz konusudur.” “ÜRÜN DALDA BEKLEMEZ” Narenciyenin uzun süre bekletilebilecek bir ürün olmadığına dikkat çeken Kış, hükümetin kriz derinleştikten sonra değil, ürün henüz bahçedeyken harekete geçmesi gerektiğini söyledi. “Üreticimiz bir yıl boyunca bahçesine bakıyor. Gübreyi, ilacı, mazotu, sulamayı, işçiliği cebinden karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde de ‘Gemi yok, güzergâh yok, navlun pahalı, pazar kapalı’ denilerek bütün faturayı çiftçinin önüne koyamazsınız. Ürün dalda beklemez. Üreticinin borcu da beklemez. Çözüm bugün üretilmek zorundadır.” ÜÇ BAKANLIĞA ÜÇ AYRI ÖNERGE Kış, sorunun tek bir bakanlığın görev alanıyla sınırlı olmadığını belirterek Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle üç ayrı soru önergesi verdi. Ticaret Bakanlığına yönelttiği önergede Rusya ve Ukrayna pazarlarının korunması, alternatif ihracat pazarları, yabancı plakalı boş tırların Türkiye’den ihracat yükü alabilmesi, navlun desteği ve alternatif ticaret güzergâhlarını soran Kış, ihracat sezonu öncesinde gerekli tedbirlerin neden alınmadığının açıklanmasını istedi. Tarım ve Orman Bakanlığına ise doğrudan üreticinin geleceğini soran Kış; ihracatta daralma yaşanması hâlinde ürünün dalında kalmasını önleyecek bir müdahale mekanizmasının bulunup bulunmadığını, üreticiye ilave destek sağlanıp sağlanmayacağını, borçların ertelenmesi ve kamu eliyle alım seçeneklerinin değerlendirilip değerlendirilmediğini gündeme getirdi. “MERSİN–ST. PETERSBURG HATTI İÇİN DAHA NE BEKLENİYOR?” Kış’ın Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına verdiği önergenin merkezinde ise Mersin Limanı yer aldı. Sektör temsilcilerinin de dile getirdiği, Mersin Limanı’ndan Rusya’nın St. Petersburg Limanı’na başka bir limana uğramadan doğrudan yaş meyve ve sebze taşıyacak bir gemi hattı oluşturulması önerisini Meclise taşıyan Kış, hattın teknik ve ekonomik fizibilitesinin yapılıp yapılmadığını ve ne zaman faaliyete geçirilebileceğini sordu. Kış şöyle konuştu: “Mersin’in limanı var, üretimi var, ihracatçısı var, lojistik altyapısı var. Sektör de çözüm önerisini ortaya koyuyor. Mersin’den St. Petersburg’a doğrudan hat mümkünse vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Karayolunda kapasite artırılabiliyorsa gerekli düzenleme yapılmalıdır. Alternatif güzergâh oluşturulabiliyorsa bugünden oluşturulmalıdır. Üreticinin ürünü daldayken bürokrasinin karar vermesini aylarca bekleyemeyiz.” KONUYU MECLİS ARAŞTIRMASINA DA TAŞIDI Gülcan Kış, üç soru önergesinin yanı sıra Mersin ve Çukurova’daki narenciye üreticilerinin karşı karşıya bulunduğu ihracat ve lojistik sorunlarının bütün yönleriyle incelenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını da istedi. Araştırma önergesinde Karadeniz’deki gelişmelerin yaş meyve ve sebze ihracatına etkisinden alternatif transit güzergâhlara, navlun maliyetlerinden yeni ihracat pazarlarına, üreticinin gelir kaybının önlenmesinden Mersin’in liman ve soğuk zincir kapasitesinin geliştirilmesine kadar sektörün temel sorunlarının araştırılması talep edildi. “MERSİN YARDIM İSTEMİYOR, EMEĞİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR” Mersinli üreticinin artan girdi maliyetleri nedeniyle zaten ağır bir ekonomik yük altında olduğuna dikkat çeken Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Mersinli çiftçi sadaka istemiyor. Üretiyor, istihdam yaratıyor, ihracat yapıyor, Türkiye’ye döviz kazandırıyor ve emeğinin karşılığını istiyor. Biz de Mersin’in hakkını, üreticimizin alın terini sonuna kadar savunacağız. Rusya ve Ukrayna’ya giden yol tıkanıyorsa o yolu açmak devletin görevidir. Alternatif pazar gerekiyorsa bulmak devletin görevidir. Ürün dalında kalma tehlikesiyle karşı karşıyaysa üreticiyi korumak devletin görevidir. Yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatı yapan Mersin’i ve binlerce üreticimizi kendi kaderine terk edemezsiniz. Üreticinin bir yıllık emeği göz göre göre heba edilemez. Mersin’in ürünü dalda kalmayacak; Mersinli üreticinin hakkını Mecliste de her platformda da takip edeceğiz.” ...

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.