Hava Durumu

#Katma Değer

Kırsal Haber - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaş Meyve Sebze Sektörü 2026’nın İlk Yarısında Yüzde 49 Büyüdü! Haber

Yaş Meyve Sebze Sektörü 2026’nın İlk Yarısında Yüzde 49 Büyüdü!

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2026 yılının ilk altı ayında gösterdiği performansla Türkiye ekonomisine büyük bir katma değer sağladı. Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Sarıkaya, Ocak-Haziran döneminde 1,12 milyar dolarlık ihracat başarısına ulaştıklarını duyurarak, sektörün Türkiye genelindeki toplam ihracata yaklaşık yüzde 48 oranında katkı sunduğunu belirtti. ​Narenciye İhracatın Lokomotifi Oldu ​Sektörün büyümesinde en büyük payı narenciye grubu aldı. Toplam yaş meyve sebze ihracatının yaklaşık yüzde 55’ini oluşturan narenciye ürünleri, geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 66 artışla 620,5 milyon dolara ulaştı. ​Ürün bazındaki rekor performanslar ise dikkat çekti: ​Mandalina: 357,6 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 86 değer artışıyla listenin başında yer aldı. ​Şeftali: Yüzde 169 artışla 164,9 milyon dolara yükseldi. ​Limon: Birim fiyat avantajıyla yüzde 32 büyüme kaydetti. ​Diğer Ürünler: Portakal, kayısı ve kiraz-vişne grubunda üç haneli artışlar yakalanırken, greyfurt, nar ve sebze çeşitlerinde de istikrarlı büyüme devam etti. ​Rusya Liderliğini Korudu, Irak’ta “Rekor” Artış ​Küresel pazarlardaki çeşitliliğin ihracat ivmesini desteklediğini belirten Başkan Sarıkaya, hedef pazarlardaki başarıyı şu verilerle özetledi: ​Rusya Federasyonu: 402,5 milyon dolarla lider pazar olma konumunu sürdürdü (Yüzde 46 artış). ​Irak: Yüzde 315 gibi dikkat çekici bir oranla 245,5 milyon dolarlık ihracata ulaştı. ​Romanya: 113,1 milyon dolarlık hacimle üçüncü sırada yer aldı. ​Ayrıca Avrupa pazarında Polonya, Ukrayna ve Almanya’daki istikrarlı büyümenin yanı sıra; Çekya’da yüzde 124 ve Bulgaristan’da yüzde 48 oranındaki artışlar, Türk yaş meyve sebze ürünlerine olan küresel talebin güçlendiğini kanıtladı. ​"2026’yı Güçlü İhracat Rakamlarıyla Tamamlayacağız" ​Yılın ikinci yarısına dair hedeflerini paylaşan Bülent Sarıkaya, kalite ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmaların hız kesmeden devam edeceğini vurguladı. Sarıkaya, "Yeni pazarlara erişimi kolaylaştıran tanıtım faaliyetlerimiz, uluslararası fuar organizasyonları ve ticaret heyetlerimizle küresel pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştıracağız. Üreticimizden ihracatçımıza kadar tüm paydaşlarımızın ortak emeğiyle 2026 yılını başarıyla kapatacağız," dedi. ​Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında öncü rol üstlenen Akdeniz bölgesi, stratejik pazar çeşitliliği ve yüksek katma değerli ürün portföyü ile yılın geri kalanında da rekorlar kırmaya hazırlanıyor.

AKİB, 2026'nın İlk Yarısında İhracatını 9,68 Milyar Dolara Çıkardı Haber

AKİB, 2026'nın İlk Yarısında İhracatını 9,68 Milyar Dolara Çıkardı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), 2026 yılının ilk 6 aylık döneminde yüzde 17'lik büyüme yakalayarak 9,68 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Haziran ayında ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artışla 1,7 milyar dolarlık dış satıma imza atılarak Türkiye'nin dış ticaretine güçlü bir katkı sağlandı. ​Küresel ticaretteki rekabet ve belirsizliklere rağmen üretim ve yatırım hedeflerinden taviz vermeyen Akdeniz İhracatçı Birlikleri, 2026 yılına çift haneli büyüme rakamlarıyla damga vurmaya devam ediyor. ​"Başarımızın Temelinde Üretim Disiplini ve Uyum Kabiliyeti Var" ​AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, elde edilen ivmenin sadece rakamsal bir başarı olmadığını; bölgenin üretim altyapısının ve girişimcilik kültürünün bir sonucu olduğunu vurguladı. ​Hıradağı, ihracatın niteliğini artırmanın önemine dikkat çekerek şunları kaydetti: ​"Haziran ayında yakaladığımız %32'lik artış ve ilk altı aydaki %17'lik büyüme, doğru stratejilerin ve ihracatçılarımızın kararlılığının açık göstergesidir. Önceliğimiz; katma değer odaklı üretimi güçlendirmek, markalaşmayı hızlandırmak ve küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü kalıcı hale getirmektir." ​Sektörel İhracat Performansı: Kimya Zirvede, Tarımda Rekor Büyüme ​Ocak-Haziran 2026 döneminde bölge ihracatının lokomotifi Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği oldu. Birlik, 3,58 milyar dolarlık ihracat hacmiyle AKİB'in toplam ihracatının yaklaşık üçte birini tek başına gerçekleştirdi. ​Dönemin diğer öne çıkan sektörel performansları şu şekildedir: ​Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği, yüzde 15 artışla 2,18 milyar dolarlık ihracata imza attı. ​Dönemin en dikkat çeken sıçramasını yüzde 44'lük artışla 1,22 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yakaladı. ​Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, yüzde 1 artışla 901,3 milyon dolarlık ihracat yaptı. ​Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 547,6 milyon dolar, Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 500,5 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ise 172,2 milyon dolarlık ihracata ulaştı. ​Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, yüzde 26'lık artışla 290,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. ​Hedef Pazarlarda Çift Haneli Büyümeler ​AKİB, 2026'nın ilk yarısında pazar çeşitliliğini güçlendirerek Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Amerika'da önemli pazar paylarına ulaştı. ​Öne Çıkan Ülke Performansları: ​En Büyük Pazar: Irak (679,6 milyon dolar). ​Avrupa Pazarı: İtalya yüzde 20 artışla 655,2 milyon dolar, Romanya yüzde 35 artışla 631,5 milyon dolar, İspanya yaklaşık yüzde 100 artışla 510,1 milyon dolar, Malta yüzde 388 artışla 175,4 milyon dolar, Almanya yüzde 6 artışla 356,7 milyon dolar, Birleşik Krallık yüzde 26 artışla 224,7 milyon dolar ve Fransa yüzde 21 artışla 201,7 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı. ​Kuzey Afrika Pazarı: Fas yüzde 158 artışla 341,6 milyon dolar ve Mısır yüzde 24 artışla 296,6 milyon dolarlık ihracata yükseldi. ​Diğer Küresel Pazarlar: Rusya Federasyonu yüzde 33 artışla 519,7 milyon dolar ve ABD yüzde 17 artışla 360,3 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. ​Başkan Hıradağı, "Avrupa Birliği'nde pazar payımızı artırıyor, Orta Doğu'daki güçlü konumumuzu koruyor, Kuzey Afrika'da yeni fırsatlar yakalıyor ve Amerika pazarındaki etkinliğimizi büyütüyoruz. Farklı kıtalarda eş zamanlı büyüyebilme kabiliyetimiz, AKİB'in en büyük rekabet avantajıdır," ifadelerini kullandı.

Özer Matlı: "Tarımı ve KOBİ'leri Güçlendiren Bir Vizyon İnşa Edeceğiz" Haber

Özer Matlı: "Tarımı ve KOBİ'leri Güçlendiren Bir Vizyon İnşa Edeceğiz"

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Kent Hali esnafıyla bir araya gelerek yeni dönem vizyonunu paylaştı. Tarım ve gıda sektörünün Bursa ekonomisindeki stratejik rolüne vurgu yapan Matlı, "Üretenin, esnafın ve KOBİ'lerin sesinin güçlü duyulduğu, sorunlara gerçek çözümler üreten bir BTSO için yola çıktık" dedi. ​Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, seçim çalışmaları kapsamında Bursa Kent Hali Sebze ve Meyve Komisyoncu İş Adamları Derneği’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. Sektör temsilcilerinin talep ve beklentilerini dinleyen Matlı, Bursa’nın tarımsal potansiyelini katma değerli üretimle birleştireceklerini belirtti. ​"Tarımın Sesi BTSO'da Artık Daha Güçlü Duyulacak" ​Bursa ekonomisinin sadece otomotiv ve tekstil ile sınırlı olmadığını, tarımın şehrin en önemli değerlerinden biri olduğunu belirten Özer Matlı, yeni dönemdeki hedeflerini şu sözlerle özetledi: ​"Savunma sanayinin ardından en stratejik sektör gıdadır. Bursa’nın verimli tarım arazilerini koruyarak üretimi desteklemek zorundayız. Tarımın içinden gelen biri olarak buradaki emeğin kıymetini çok iyi biliyorum. Yeni dönemde tarımın daha çok konuşulduğu, KOBİ'lerin ve esnafın karar alma süreçlerinde daha güçlü temsil edildiği bir BTSO yapısı kuracağız." ​Coğrafi İşaretli Ürünlere Marka Desteği ​Bursa’ya özgü tarımsal ürünlerin ekonomik değerinin artırılması için somut adımlar atacaklarını ifade eden Matlı, özellikle Bursa siyahı incir, Deveci armudu, dağ çileği ve enginar gibi değerlerin ulusal pazarlarda daha güçlü yer alması için çalışacaklarını vurguladı: ​Katma Değer: Kurutma, işleme ve paketleme alanlarında sektöre destek sağlanacak. ​Markalaşma: Coğrafi işaretli ürünlerin markalaşması ve satış kanallarının güçlendirilmesi için profesyonel destek verilecek. ​Veri Tabanlı Yönetim: Tarımsal veriyi doğru analiz eden güçlü bir veri tabanı ile üyelerin stratejik kararlar alması sağlanacak. ​"BTSO, Sorunlara Çözüm Geliştiren Bir Kurum Olmalı" ​BTSO'nun yalnızca bir temsil makamı değil, üyelerinin finansmana erişim, lojistik ve depolama gibi sorunlarına çözüm geliştiren bir "çözüm merkezi" olması gerektiğini belirten Özer Matlı, "Makam için değil, Bursa'nın geleceği için bu yola çıktık. Üretim maliyetlerini düşüren, ticaretin önündeki engelleri kaldıran, sahayla sürekli temas halinde olan bir yönetim anlayışını hayata geçireceğiz" diye konuştu. ​Esnaftan Matlı'ya Tam Destek ​Bursa Kent Hali Sebze ve Meyve Komisyoncu İş Adamları Derneği Başkanı Aydın Akyol da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Özer Matlı'ya olan güvenlerini şu ifadelerle belirtti: ​"Sayın Özer Matlı'nın çıktığı bu yolun hayırlı olacağına inanıyoruz. Kendisiyle gönül gönüleyiz. Başkanımızın bu süreci büyük bir özveriyle yürüttüğünü görüyoruz; esnafımız olarak kendisine çıktığı bu yolda tam destek veriyoruz."

Safran Yetiştiriciliği Eğitimini Tamamlayan Üreticiler Sertifikalarını Aldı Haber

Safran Yetiştiriciliği Eğitimini Tamamlayan Üreticiler Sertifikalarını Aldı

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, katma değeri yüksek ve alternatif bir tarım ürünü olan safran bitkisinin üretimini yaygınlaştırmak amacıyla düzenlediği "Safran Bitkisi Yetiştiriciliği Eğitimi"ni tamamladı. İnönü ilçesinde gerçekleştirilen eğitimi başarıyla bitiren 44 üretici için coşkulu bir sertifika takdim töreni düzenlendi. İnönü İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda organize edilen törene; İnönü Kaymakamı Talha Atılay Teymur, İnönü Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil ve çok sayıda ilçe protokol üyesi ile teknik personel katıldı. Teori ve Uygulama Bir Arada: 44 Üretici Safran Yetiştiricisi Oldu İnönü İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Ziraat Mühendisi Rüstem Metin tarafından verilen eğitimlerde, üreticilere safranın dünyadaki tarihinden kalite kriterlerine kadar çok geniş bir yelpazede bilgi sunuldu. İki grup halinde toplam 44 üreticinin katıldığı kursta şu kritik başlıklar öne çıktı: Safran bitkisinin genel özellikleri, uygun iklim ve toprak koşulları Safran yumrusu seçiminde dikkat edilmesi gerekenler, ekim zamanı ve şekli Doğru hasat tekniği, drog olarak kullanılan stigmaların kurutulması ve saklanması Piyasadaki tağşiş (sahte) safran ürünlerinin ayırt edilme yöntemleri Teorik eğitimlerin yanı sıra, üreticilerin sahaya daha donanımlı inmesi amacıyla Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Oklubalı Orman Fidanlığına teknik geziler düzenlenerek uygulamalı eğitimler gerçekleştirildi. "Safran, İklim Değişikliğine Dirençli Stratejik Bir Bitkidir" Törende konuşan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, safranın bölge tarımı için önemine dikkat çekti. Çil, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Dünyanın en değerli baharatlarından biri olan safran; az alandan yüksek gelir getiren, su tüketimi düşük ve iklim değişikliğine karşı dirençli son derece stratejik bir bitkidir. İnönü ilçemizin toprak yapısı ve iklim özellikleri, bu katma değeri yüksek ürünün yetiştirilmesi için çok uygun bir potansiyele sahiptir. Bugün burada sertifikalarını alan 44 üreticimiz, sadece yeni bir ürün yetiştirmeyi öğrenmedi; aynı zamanda Eskişehir’imizin tarımsal çeşitliliğine ve ülkemiz ekonomisine büyük bir katma değer sağlama yolunda öncü bir adım attı. İl Müdürlüğü olarak, sahaya inecek ve üretime başlayacak olan çiftçilerimizin teknik anlamda her zaman yanında olmaya devam edeceğiz." Protokol üyeleri tarafından başarılı üreticilere sertifikalarının tek tek takdim edilmesinin ardından tören toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatını 22 Yılda Üçe Katladı Haber

Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatını 22 Yılda Üçe Katladı

Türk yaş meyve sebze sektörü, son 22 yılda üretim gücünü ihracata dönüştürerek önemli bir başarı hikâyesine imza attı. Sektörün ihracatı yüzde 175’lik artışla 1 milyon 337 bin ton’dan 3 milyon 669 bin tona ulaştı. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği AR-GE biriminin TÜİK verilerinden yaptığı derlemeye göre, Patates, Kuru Soğan, Domates, Hıyar, Biber, Karpuz, Elma, Şeftali-Nektarin, Kayısı, Kiraz, Portakal, Mandalina, Limon, İncir, Kivi, Muz, Üzüm, Çilek ve Nar üretimi ve ihracatı mercek altına alındı. Türkiye’nin yaş meyve sebze üretiminin ana omurgasını oluşturan 20 üründe 2002 yılında 34 milyon 292 bin ton seviyesinde olan üretim, 2024 yılında yüzde 50’lik artışla 51 milyon 560 bin ton seviyesine ulaştı. 2025 yılında yaşanan iklim krizi nedeniyle bu ürünlerin üretiminde yüzde 14’lük kayıp yaşandı ve üretim 44 milyon 350 bin tona geriledi. Türk yaş meyve sebze sektörü 2002 yılında 1 milyon 337 bin tonluk ihracat performansı ortaya koyarken, 2024 yılı sonunda yüzde 175’lik rekor artışla 3 milyon 669 bin tona ulaştı. 2002 yılında üretimin yüzde 3,8’i ihraç edilirken, 2024 yılında yüzde 7,1’e yükseldi Yaş meyve sebze sektörü, 2002 yılında ürettiği ürünlerin yüzde 3,8’ini ihraç edebiliyorken, 2024 yılında toplam üretimin yüzde 7,1’ini ihraç etme başarısı gösterdi. Balık: “İhracat üretimden daha hızlı büyüdü” Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, sektörün son 22 yılda üretimden ihracata uzanan zincirde önemli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, Türkiye'nin yaş meyve ve sebze üretimindeki gücünü uluslararası pazarlara daha etkin şekilde taşımayı başardığını söyledi. Yaş meyve ve sebze sektörünün üretim artışından çok daha yüksek bir ihracat performansı ortaya koyduğunu vurgulayan Cengiz Balık, şunları söyledi: "2002-2024 dönemine baktığımızda üretimimiz yaklaşık yüzde 50 artarken ihracatımız yüzde 175'in üzerinde büyüdü. Bu tablo, Türk yaş meyve sebze sektörünün sadece üretim yapan değil, aynı zamanda dünya pazarlarında güçlü bir şekilde rekabet eden bir yapıya kavuştuğunu gösteriyor. Üretimde elde ettiğimiz başarıyı ihracata dönüştürme kabiliyetimiz her geçen yıl güçleniyor. 2025 yılında yaş meyve sebze ihracatımız 3 milyar 704 milyon dolara ulaştı. 2026 yılında ihracatımızın 4,5 milyar doları aşmasını hedefliyoruz.” Mandalina yaş meyve sebze ihracatının lokomotifi oldu Yaş meyve sebze sektöründe ihracatta öne çıkan ürünler hakkında da bilgi veren Başkan Balık, özellikle mandalinanın son yılların ihracat yıldızı olduğunu söyledi. Balık; “Mandalina ihracatımız 2002 yılında 247 bin ton seviyesindeyken 2024 yılında 702 bin tona, 2025 yılında 1 milyon ton sınırına yaklaştı. Yaklaşık dört katlık bu artış, sektörümüzün uluslararası pazarlardaki başarısının en somut göstergelerinden biridir. Ürettiğimiz mandalinanın yüzde 45’ini ihraç ettik. 913 milyon dolarlık döviz geliri elde ettik.” Elma ihracatı yüzde 2110 arttı 2002 yılında 2 milyon 200 bin ton olan elma üretiminin 2024 yılında yüzde 101’lik artışla 4 milyon 420 bin tona çıktığının altını çizen Balık, elma ihracatının 2002 yılında 14 bin ton seviyesinde olan elma ihracatının 2024 yılında 315 bin tona fırladığını, elma ihracatının miktar bazında yüzde 2100 artış kaydettiğini, ortalama ihraç fiyatının da yüzde 43 arttığını ve 190 milyon dolar dövizi elma ihracatından kazandığımızı vurguladı. 2002 yılında incir, kivi, çilek ve muz ihracatı yokken günümüzde önemli ihraç kalemleri haline geldiğine dikkati çeken EYMSİB Başkanı Cengiz Balık, “İncirde 23 bin ton, çilekte 20 bin 854 ton, kivide 7 bin 230 ton ve muzda 4 bin 679 ton ihracat yapar konuma geldik. Bunun yanında limon, domates, kiraz, şeftali ve nektarin gibi ürünlerde de önemli ihracat başarıları elde ettik” ifadelerini kullandı. Katma değerli ihracatta önemli mesafe alındı Son 22 yılda yalnızca ihracat miktarlarının değil, ihracat birim fiyatlarının da önemli ölçüde yükseldiğine dikkat çeken Balık, Türk ürünlerinin dünya pazarlarında daha yüksek katma değer oluşturduğunu ifade etti. Balık sözlerini şöyle sürdürdü; “"Birçok üründe kilogram başına ihracat değerlerimiz birkaç kat arttı. 2002 yılında 0.58 USD/Kg olan ortalama ihraç fiyatımız 2024 yılı sonunda 1,28 USD/Kg’a yükseldi. Bu değişim, ürünlerimizin kalite, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve uluslararası standartlara uyum açısından önemli bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Artık sadece daha fazla ürün satan değil, ürününü daha değerli satan bir sektör konumundayız." İklim değişikliğine karşı ortak mücadele çağrısı İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin son yıllarda daha belirgin hale geldiğini ifade eden Cengiz Balık, sektörün sürdürülebilir büyümesi için üretim altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Balık; “Don, kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve düzensiz yağışlar üretim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Buna rağmen sektörümüz üretmeye, ihraç etmeye ve ülkemize döviz kazandırmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde su verimliliği, modern sulama sistemleri, tarımsal teknoloji yatırımları ve iklim dirençli üretim modelleri daha da önem kazanacak” ifadelerini kullandı. Hedef: Dünya pazarlarında daha güçlü bir Türkiye Türk yaş meyve ve sebze sektörünün güçlü üretim altyapısı, deneyimli üreticileri ve ihracatçılarıyla küresel pazarlardaki büyümesini sürdüreceğini vurgulayan Balık, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye, sahip olduğu iklim çeşitliliği, üretim kapasitesi ve lojistik avantajlarıyla dünyanın en önemli yaş meyve sebze tedarikçilerinden birisi konumunda. Önümüzdeki dönemde ürün çeşitliliğimizi artırarak, yeni pazarlara açılarak ve katma değerli ihracata odaklanarak ülkemizin yaş meyve sebze ihracatını daha da yukarı taşıyacağız.” Üretimde öne çıkan artışlar Kivi üretimi 23 yılda yaklaşık 36 kat arttı. Nar üretimi yaklaşık 11 kat büyüdü. Muz üretimi 9 katın üzerinde artış gösterdi. Kayısı üretimi yaklaşık 4 kat yükseldi. Mandalina üretimi yüzde 237 arttı. Elma üretimi iki katına çıktı. Şeftali-nektarin üretimi yaklaşık yüzde 160 büyüdü. İhracatta rekor büyüme 2002–2024 döneminde ihracat artışları üretim artışlarının da önüne geçti. Çilek ihracatı 400 katın üzerinde arttı. Kivi ihracatı yaklaşık 401 kat büyüdü. Elma ihracatı 22 kat yükseldi. Nar ihracatı 19 kat arttı. Kayısı ihracatı yaklaşık 14 kat büyüdü. Karpuz ihracatı 8 katı geçti. Şeftali-nektarin ihracatı yaklaşık 8,5 kat arttı. Kiraz ihracatı yaklaşık 4 kat yükseldi. Mandalina ihracatı yüzde 170’in üzerinde artış gösterdi.

Başkan Tugay: ''Zeytinin Değerini Ekonomiye Yansıtmalıyız'' Haber

Başkan Tugay: ''Zeytinin Değerini Ekonomiye Yansıtmalıyız''

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu Zeytin Konseyi ikinci kez toplandı. İzmir’in milyonlarca zeytin ağacına sahip olmasına rağmen üretimin yeterli katma değer oluşturmadığına dikkat çeken Başkan Dr. Cemil Tugay, kalite, markalaşma ve doğru pazarlama stratejileriyle zeytinciliğin ekonomik gücünün artırılması gerektiğini vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde, kentin binlerce yıllık kadim kültürü ve önemli geçim kaynaklarından biri olan zeytinin geliştirilmesi amacıyla kurulan Zeytin Konseyi ikinci toplantısını gerçekleştirdi. Zeytin ve zeytinyağının topraktan sofraya uzanan tüm aşamalarını değerlendirerek doğru üretim ve pazarlama stratejilerinin oluşturulmasına katkı sağlamayı hedefleyen konsey, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın yönetiminde Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda bir araya geldi. Toplantıda, İzmir zeytini ve zeytinyağının geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunulurken, fidan seçiminden hasada, analiz süreçlerinden yağ sıkımına kadar üretim zincirinin tüm aşamalarında yaşanan sorunlar ve geliştirilmesi gereken alanlar ele alındı. “Türkiye’nin yağlık zeytin üretiminin yüzde 18’i İzmir’de” Toplantıda İzmir’deki zeytin üretimine ilişkin rakamları aktaran Başkan Tugay, “İzmir genelinde 846 bin dekar alanda yağlık, 104 bin dekar alanda ise sofralık zeytin üretimi yapılıyor. Türkiye’deki toplam yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18’ini tek başına İzmir karşılıyor. Sofralık zeytinde ise ülke payımız yüzde 4,86 seviyesinde. İzmir’de yaklaşık 16 milyon meyve veren yağlık, 1,9 milyon ise meyve veren sofralık zeytin ağacı bulunuyor. Zeytin, İzmir’in birçok ilçesinde birinci ve en baskın tarımsal faaliyet alanını oluşturuyor. Zeytinde en yüksek ihtisaslaşmamız Yarımada Havzası’nda. En yüksek zeytin alanına sahip ilçemiz ise Bayındır. İzmir’de gerçekten konsey kurmaya hak edecek kadar zeytincilik faaliyetleri var” şeklinde konuştu. Zeytinde ekonomik sürdürülebilirlik vurgusu İzmir’in zeytin ve zeytinyağında kalite standartlarının oluşturulması, markalaşma ve üretim kalitesinin artırılması hedeflerine dikkat çeken Başkan Dr. Cemil Tugay, mevcut üretim yapısının kente ve üreticiye yeterli katma değeri sağlayıp sağlamadığının sorgulanması gerektiğini söyledi. Başkan Tugay, “İzmir’deki zeytin üretimi acaba yeterince katma değer sağlıyor mu? İnsanların emeği hakkıyla karşılık buluyor mu? Burada bir sorun var. Nerede hata yapıldığını ortaya koyup bunun üzerine çalışmamız lazım. Zeytinde verimlilikle ilgili çalışmalar yapılmalı, verim kaybının önüne geçilmeli ve üretim artırılmalı. Üretim maliyetleri düşürülmeli. İnsanlar ürettiklerinin para etmesini istiyor. Bugün zeytin para etmezse insanlar ağaçlarını kesecek duruma gelebilir. Bizim bunu ön plana çıkarmamız gerekiyor” dedi. Zeytine yalnızca romantik bir bakışla yaklaşılmaması gerektiğini vurgulayan Tugay, “Zeytine romantik boyutuyla değil, herkes için değerli olan ekonomik boyutuyla bakmalıyız. Ortada temel bir ihtiyaç var. Zeytinde iyi bir iş modeli, kaliteli üretim, markalaşma ve doğru pazarlama olduğunu düşünmeliyiz. Elbette zeytin kültürünü ve tarihini korumaya yönelik çalışmalar yapılabilir; buna itirazımız yok. Ancak bunun nasıl sürdürülebilir olacağı da önemli. Herkesin ekonomik sürdürülebilirliğe ihtiyacı var. En yüksek katma değeri sağlayacak ürünü elde edip bunu iyi pazarlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. İzmir Zeytinyağı markası için yol haritası Toplantıda tüm katılımcıların görüşlerini dinleyen Başkan Dr. Cemil Tugay, konsey üyelerinin taleplerini de değerlendirerek yakın zamanda bir zeytin çalıştayı düzenlemeyi planladıklarını açıkladı. Konseyin ikinci buluşmasında, İzmir zeytinyağı kimliğinin oluşturulması ve markalaştırılması, kalite standartlarının belirlenmesi, taklit ve tağşişle mücadele, doğru analiz ve fidan seçimleri ile üretici ve tüketiciye yönelik eğitimler ele alındı. Ayrıca İzmir’e özgü zeytin türlerinin geliştirilmesi ve iklim krizi başta olmak üzere kalite kaybına neden olan faktörlerle mücadele gibi birçok konu da masaya yatırıldı. Konseye kimler katıldı? Başkan Tugay’ın yönetiminde bir araya gelen konseye Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkililerinin yanı sıra İzmir Planlama Ajansı (İZPA) Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, Prof. Dr. Yusuf Kurucu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Nehir Yüksel, İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeleri Günay Baysal, Gündüz Kaya, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Fikret Akova ve Meltem Zengin, Zeytinyağı Uzmanı Dr. Ümmühan Tibet, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Didar Sevim, Dr. Özgür Dursun, Ege Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Zafer Can, Prof. Dr. Aykan Candemir, Bergama Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Selahattin Sezgin, Gödence Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Özcan Kokulu, Ödemiş Bademli Fidancılık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği’nden Özge Demir, Ulusal Tarım Gıda Birliği’nden Bilal Özdemir, Bergama Belediyesi Tarım Danışmanı Dr. Sumru Eltez katıldı.

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin! Haber

Kurban Derileri Çöpe Gitmesin!

Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu’dan kurbanlık hayvanların derilerinin ekonomiye kazandırılması çağrısı geldi. Ege İhracatçı Birlikleri’nde basın toplantısı düzenleyen Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Kurban Bayramı döneminde yanlış kesim ve muhafaza yöntemleri nedeniyle yüz binlerce derinin ekonomiye kazandırılamadan yok olduğunu belirterek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zincirindeki kritik rolüne dikkat çekti. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretecek deri çöp oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzümü ve zamanında tuzlama yapılmaması nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba olduğununun altını çizen Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebilirdi. Bunun yanında jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi bir hammadde kaybı yaşanıyor. Deri sektörü için hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir anlayışla ekonomiye kazandırılıyor. Bu yönüyle sektörümüz güçlü bir döngüsel ekonomi örneği oluşturuyor” dedi. Kurban derilerinin korunmasına yönelik alınması gereken önlemleri de sıralayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanmasıyla ilgili yerel yönetimler ve STK’lar harekete geçirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara vermesinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Kesim yapacak kasaplara yönelik bilgilendirme notları hazırlanması çok önemli. Deri yüzüm teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve muhafaza koşulları konusunda standart uygulamaların yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde kurban derileri ekonomiye kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin sektörün ihracat kapasitesini artırmak amacıyla fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına yoğun şekilde devam edeceğini dile getiren Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli biçimde kapsamlı bir yol haritası oluşturdukları bilgisini verdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun yıllardır Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu üstlendiği Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firmayla katılım için hazırlıklarının tamamladıklarını dillendiren Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini de 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde düzenleyeceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla gerçekleşmişti. 2026 yılında Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılım sağlayacak” ifadelerini kullandı. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılı şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu yapılacağını, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini açıkladı. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden gerçekleştirilen deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma içerisindeki yalnızca 31 firma tarafından yapıldığına dikkat çeken Gündoğdu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda saha çalışmalarını başlattıklarını belirten Gündoğdu, ilk etapta deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini ifade etti. Önümüzdeki süreçte tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği şehirlerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları gerçekleştirileceğini belirten Gündoğdu, firmalardan gelecek talepler doğrultusunda şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme çalışmalarının ihracata önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu ifade eden Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdamı artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğini sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini vurgulayan Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci ve sürdürülebilir üretim imajına da önemli katkı sunacağını dile getirdi. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına ulaştığını ifade etti.

Gıda Karma Sanayi Sitesi’nde Hazırlıklar Tamam Haber

Gıda Karma Sanayi Sitesi’nde Hazırlıklar Tamam

Tarım ve hayvancılık alanında önemli projelere imza atan Denizli Ticaret Borsası, şehrin önemli ihtiyaçlarından birine daha çare oluyor. Özellikle son yıllarda lisanslı depolama konusunda örnek projeyi hayata geçiren Denizli Ticaret Borsası Yönetimi, bu kez de Gıda Karma Sanayi Sitesi için hazırlıkları tamamladı. Denizli Ticaret Borsası iki ilçede kurduğu Çivril ve Tavas Lisanslı Depoculuk Tesisleri’yle üreticinin yanında olmuş ve 621 bin ceviz fidanı dağıtımıyla da ceviz üretiminde zirve koltuğuna oturmayı başarmıştı. Borsa, leblebi üreticilerinin kanayan yarası nohut tedariği içinde geliştirdiği tescilli Borsa-20 nohut çeşidini de geçtiğimiz ay üreticiyle ilk kez buluşturdu. Denizli Ticaret Borsası şimdi de kolları Gıda Karma Sanayi Sitesi kurulumu için sıvadı. Denizli’de Kocabaş mevkinde Honaz İlçesi-Dereçiftlik Mahallesi sınırları içerisinde 26 parselde toplamda 281 bin metrekare arazi üzerine kurulacak Gıda Karma Sanayi Sitesi, bölgenin en büyük üretim merkezlerinden biri olacak. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Tefenlili; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yayınladığı Denizli İl Sanayi Durum Raporunda, Denizli İlinde sanayi işletmelerinin sektörel dağılımı incelendiğinde; ilk sırada %41,48 ile Tekstil Ürünlerinin imalatı, ikinci sırada %15,78 ile Gıda Ürünlerinin imalatı, üçüncü sırada ise %6,87 ile Diğer Metalik Olmayan mineral Ürünlerinin imalatı alt sektörlerinin yer aldığı belirtilmiştir. 2020 yılı itibariyle sanayi kenti olan Denizli ilimizde gıda üretiminin ihtisaslaşması amacıyla Ticaret Borsası aracılığıyla girişimlere başlanılmıştır. Bu doğrultuda 2021 yılında Sınırlı Sorumlu Denizli Gıda Karma Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi kurulmuş ve kurulması hedeflenen Gıda Karma Sanayi Sitesi için dönemin Büyükşehir Belediye Başkanlığına bu alanda imar planlarının yapılması için Kooperatifimizce talepte bulunulmuştur” dedi. Tarım ürünlerine katma değer kazandıracak sanayi sitesine ihtiyaç olduğunu belirten Başkan İbrahim Tefenlili; “Tarım ve gıda sektöründe faaliyet gösteren firmaların belli bir bölgede kümelenmesi, üretim kapasitelerinin artmasına ve sektörün gelişimine katkı sağlayacak, bu yüzden Gıda Karma Sanayi Sitesi’nin faaliyete geçmesi şehrimiz açısından son derece önemli’ dedi. Bu konuda Hükümet ve yerel yönetimlerle güzel bir birliktelik sergilediklerini belirten Başkan Tefenlili, bu amaçla bir kooperatif kurduklarını ve kısa sürede bu bölgeyi şehir ekonomisine kazandıracaklarını ifade etti.

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması Haber

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması

AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü aynı masa etrafında buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını çizdi. “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi” Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık zeytinyağının önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Başkan Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, “Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir” dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. “Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli” diye konuştu. “Premium marka yaratmadan dünya raflarına giremeyiz” Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, “Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor” dedi. Ayvalık’ta şu anda çok sayıda markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, “Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz” ifadelerini kullandı. “Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak” Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu “zeytinyağının bankacılık sistemi” olarak tanımlayarak şunları söyledi: “Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak.” Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. “Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek” dedi. Bergama’dan Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, “Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak” dedi. “Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz” Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, “Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik” diye konuştu. “Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor” Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. “Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız” diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. “Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz” Kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun bir ilk olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, “Örnek bir lisanslı zeytinyağı depoculuğu yok. Biz ilkini yapmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak” dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.