Hava Durumu

#Katma Değer

Kırsal Haber - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kocaeli Büyükşehir’den Kırsalda Yeni Nesil Üretim Modeli Haber

Kocaeli Büyükşehir’den Kırsalda Yeni Nesil Üretim Modeli

Gıda arzının dünyanın öncelikli gündemlerinden biri olduğu günümüzde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarıma yönelik destekleriyle üretimi artırırken gençleri ve kadınları da tarıma teşvik ediyor. Büyükşehir’in desteklerinden yararlanan İzmit Dağköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ise doğal üretimiyle hem toprağın bereketini ekonomiye kazandırıyor hem de kırsal kalkınmaya katkı sunuyor. ÜRETİCİLER GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİREREK KAZANIYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı güçlendirmek, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve çiftçilerin gelir kaynaklarını artırmak amacıyla üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Kadın ve gençlerin tarımsal üretimde daha fazla yer almasını önemseyen Büyükşehir, kooperatifleşmeyi de üreticilerin güçlerini birleştirmesinde önemli bir araç olarak görüyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü yetkilileri ve ziraat mühendisleri, İzmit Emirhan Mahallesi’nden üreticilerin de katılımıyla üye sayısını artıran Dağköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni ziyaret etti. Kooperatif Başkanı Necla Akyazı’dan yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alınırken, üretim alanları gezilerek önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. ÜRETİCİLERLE YENİ ÜRÜNLER KONUŞULDU Ziyarette ilk olarak çilek üretim alanı incelenirken, ardından ahududu ve böğürtlen bahçeleri gezildi. Üreticilerle gerçekleştirilen görüşmelerde mevcut üretimin geliştirilmesi, yeni ürünlerin değerlendirilmesi ve kooperatifin daha fazla üreticiye ulaşması konuları ele alındı. Bölgenin tarımsal potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi ve üretimin çeşitlendirilmesine yönelik fikir alışverişinde bulunuldu. KADIN VE GENÇ ÜRETİCİLERE KOOPERATİF DESTEĞİ Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal destekleriyle üreticilerin üretim kapasitesinin artırılması, ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi ve pazarlama imkânlarının güçlendirilmesi hedefleniyor. “Fikir Sizden, Destek Bizden” projesi de bu anlayışın önemli örnekleri arasında yer alıyor. İzmit Dağköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi de Büyükşehir’in desteklerinden yararlanarak üretim altyapısını güçlendiren kooperatiflerden biri oldu. Kadın ve gençlerin öncülük ettiği kooperatiflerin desteklenmesiyle kırsalda üretimin devamlılığının sağlanması, genç nüfusun tarıma yönlendirilmesi ve üreticilerin birlikte hareket ederek daha güçlü bir ekonomik yapıya kavuşması amaçlanıyor. DOĞAL ÜRETİMLE KATMA DEĞER Dağköy Kooperatifi, Büyükşehir’in destekleriyle yaklaşık iki yıldır doğal yöntemlerle ahududu ve böğürtlen üretimi gerçekleştirerek ürünlerini tüketiciyle buluşturuyor. Bu yıl üretimine başlanan çilekte ise yeni üyelerin katılımıyla üretim alanlarının genişletilmesi planlanıyor. Emirhan Mahallesi Muhtarı Turan Aslan ve beraberindeki üreticilerin kooperatife üye olmasıyla iki mahallenin üreticileri ortak bir yapı altında buluştu. Böylece bölgedeki tarımsal üretim kapasitesinin ve ürün çeşitliliğinin artırılması hedefleniyor. 60 DEKARDA SEBZE ÜRETİMİ Kooperatifin 2 dekarlık serasında kornişon üretimi yapılırken, kooperatif ortakları da yaklaşık 60 dekarlık alanda çeşitli sebzeler yetiştiriyor. Üreticilerin elde ettiği ürünlerin pazarlaması kooperatif aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu sezon sözleşmeli tarım modeli kapsamında kornişon, salçalık domates, köy domatesi, pancar ve barbunya üretimi yapılıyor. Üretim sürecinde kimyasal ilaç ve kimyasal gübre kullanılmayarak doğayla uyumlu bir tarım anlayışı benimseniyor. Bu yöntemle hem toprağın korunması hem de sağlıklı ve güvenilir gıda üretiminin desteklenmesi amaçlanıyor. HEDEF, MODELİ ÇEVRE KÖYLERE YAYMAK Dağköy Kooperatifi Başkanı Necla Akyazı, gerçek üreticilerin kooperatif çatısı altında buluşmasının üretim açısından önemli bir güç oluşturduğunu belirterek, oluşturulan modelin çevredeki diğer köylere de yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini ifade etti. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadın ve genç üreticilerin desteklenmesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve doğal üretimin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarıyla kırsal alanlarda ekonomik hareketliliğe katkı sunuyor. Dağköy’de giderek büyüyen üretim modeli; üreticilerin dayanışmasını, toprağın bereketini ve emeğin ekonomik değere dönüşmesini aynı çatı altında buluşturarak kırsal kalkınmaya örnek oluyor.

AKİB İhracatını Yüzde 19 Artırarak 1,45 Milyar Dolara Taşıdı Haber

AKİB İhracatını Yüzde 19 Artırarak 1,45 Milyar Dolara Taşıdı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), 2026 yılının ağustos ayında ihracatını geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19 artırarak 1,45 milyar dolara taşıdı. AKİB’in yılın sekizinci ayındaki ihracat performansında demir ve demir dışı metaller, yaş meyve sebze, hazır giyim ve konfeksiyon sektörlerinde yüksek oranlı artışlar öne çıkarken Malta, Birleşik Krallık, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Libya, ABD pazarlarındaki güçlü hareketlilik dikkat çekti. AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, ağustos ayında bölge ihracatında rakamsal artış kadar ihracatın sektörler ve pazarlar arasındaki dağılımının da önemli olduğunu belirtti. Hıradağı, “Bu performans, Akdenizli ihracatçıların küresel ticaretteki dalgalanmalara rağmen üretim gücünü, girişimcilik kapasitesini ve pazar çeşitlendirme kabiliyetini koruduğunu ve geliştirdiğini gösteriyor. Sanayi ürünlerimizdeki yüksek ihracat hacmini tarım ve hazır giyim sektörlerimizdeki güçlü artışlarla birlikte değerlendirdiğimizde, AKİB’in değişen rekabet koşullarına hızla uyum sağlayan, yeni pazarlara erişim kapasitesini artıran dinamik bir ihracat yapısına sahip olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, bu güçlü tabanı yüksek katma değerli üretim, markalaşma, teknoloji ve inovasyon yatırımlarıyla daha ileri taşımak olacak. Akdeniz’i yalnızca yüksek ihracat yapan değil, küresel tedarik zincirlerinde daha fazla söz sahibi olan, teknoloji ve katma değer üreten güçlü bir üretim ve ihracat merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz.” dedi. “Bünyemizdeki 8 Birliğin 5'inde çift haneli artış yakaladık” AKİB'in ağustos ayı ihracat performansını bağlı Birlikler bazında değerlendiren Başkan Hıradağı, şunları söyledi: "Yılın sekizinci ayında en yüksek ihracat değerlerine demir ve demir dışı metaller, kimyevi maddeler ve mamulleri ile hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörlerinde ulaştık. Bünyemizdeki 8 Birliğin 5'inde çift haneli artış yakaladık. Yaş meyve ve sebzede yüzde 83, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 80, demir ve demir dışı metallerde yüzde 32 oranında ihracatımızı artırdık. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 456,4 milyon dolar değer ile ilk sırada yer aldı. Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 351,4 milyon dolar değer ile ikinci, Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 148,4 milyon dolar değer ile üçüncü sırada yer aldı. Yine ağustos ayında Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz 109,3 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 103,3 milyon dolar, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 98,2 milyon dolar, Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 91 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz ise 44,2 milyon dolarlık ihracata imza attı.” “İhracat haritamızdaki çift haneli büyümeler dikkat çekici” Ağustos 2026 döneminde de bölge ihracatının ülke bazında güçlü bir çeşitlilik sergilediğini belirten Hıradağı, özellikle Avrupa, Amerika ve Kuzey Afrika pazarlarında dikkat çekici artışlar yakalandığını söyledi. Ağustos ayında en fazla ihracatın 141,6 milyon dolarla Irak’a gerçekleştirildiğini kaydeden Hıradağı, ABD’ye 68,9 milyon dolar, İtalya’ya 59,1 milyon dolar, KKTC’ye 50,9 milyon dolar ve Malta’ya 49,6 milyon dolar ihracat yapıldığını ifade etti. Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre ihracat hacminde en güçlü ivmelenmenin yaşandığı ülkeleri değerlendiren Hıradağı, Malta, Birleşik Krallık, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Libya, ABD pazarlarının öne çıktığını vurguladı. Düşük baz etkisiyle Malta pazarında 5 haneli dikkat çekici bir sıçrama yaşandığını belirten Hıradağı, ağustos ihracatının bu ülkede 49,6 milyon dolara ulaştığını kaydetti. Birleşik Krallık'a yapılan ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 80 artışla 38,1 milyon dolara, KKTC'ye yönelik satışların yüzde 53 artışla 50,9 milyon dolara yükseldiğini belirten Hıradağı, Libya pazarının yüzde 51 artışla 30,1 milyon dolara, Amerika Birleşik Devletleri'nin ise yüzde 47 artışla 68,9 milyon dolara ulaştığını ifade etti. Hıradağı, Polonya, Ukrayna, Fransa, Mısır, Gürcistan, Rusya ve Fas pazarlarında da çift haneli artışlara imza attıklarını aktardı. Ocak-Ağustos 2026 döneminde AKİB’in toplam ihracatının yüzde 15 artışla 12,43 milyar dolara ulaştığını belirten Hıradağı, yıllıklandırılmış ihracatın ise 18,39 milyar dolar seviyesine yükseldiğini ifade etti. Hıradağı, yılın son çeyreğinde küresel pazarlardaki etkinliklerini daha da artırarak ihracatta sürdürülebilir büyümeyi güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti.

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı'dan "Yeni Nesil Sanayicilik" Vizyonu Haber

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı'dan "Yeni Nesil Sanayicilik" Vizyonu

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, geleceğin sanayicisinin sadece fabrikasını değil; enerjisini, verisini, karbonunu, finansmanını ve teknolojisini yönetebilen, dünyadaki değişimi önceden okuyan bir profile sahip olması gerektiğini belirtti. Karabağlı, adaylık sürecinde sanayicileri bu yeni nesil yeteneklerle donatmayı ana hedef olarak belirlediklerini dile getirdi. Başkan adaylığı kapsamında SwissÔtel Büyük Efes İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Karabağlı; adaylık vizyonunu, yönetim felsefesini ve hazırladıkları projeleri paylaştı. "Hayalim: İzmir’i Türkiye’nin Teknoloji Başkenti Yapmak" Mustafa Karabağlı, konuşmasında EBSO için çizdikleri vizyonu ve hedeflerini şu sözlerle özetledi:"Önümüzdeki 5-10 yılın sanayicisi sadece fabrikasını iyi yöneten sanayici olmayacak. Enerjisini, verisini, karbonunu, finansmanını ve teknolojisini yöneten; dünyadaki değişimi erkenden okuyabilen sanayici olacak. Bu yeteneklerle sanayicilerimizi donatmalıyız.Hayalim açık ve net: İzmir'i Türkiye’nin teknoloji başkenti yapmak. Üreten, teknolojiyi geliştiren, ihracat yapan, gençleri sanayiyle buluşturan, yeşil dönüşümde öncü, yüksek katma değer ve markalar yaratan, her zaman geleceğe hazırlanan bir İzmir sanayisi hedefliyoruz." Çıraklıktan Yerli Teknolojiye Uzanan Yolculuk Girişimcilik hayatına babasının demirci atölyesinde çırak olarak başladığını belirten Karabağlı, bugün yerli teknolojiyle geliştirilen %100 elektrikli hafif ticari araç üretimine uzanan bir tecrübeye sahip olduğunu vurguladı. Bu bilgi birikimini sanayicilerle paylaşmak ve yeni girişimlere destek olmak istediğini ifade etti. Sivil toplum kuruluşlarında uzun yıllardır aktif rol aldığını hatırlatan Karabağlı; ESİAD’da 12. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığını, EBSO’da ise 8 yıldır meclis üyeliği görevini sürdürdüğünü ve son 4 yıldır başkan adaylığı için hazırlık yürüttüğünü aktardı. Katılımcı ve Çoğulcu Yönetim Anlayışı Önerdikleri "Yeni Nesil Sanayicilik" anlayışının sadece bir isim değişikliği değil, yönetim felsefesinde köklü bir dönüşüm olduğunu söyleyen Karabağlı, şu değerlendirmelerde bulundu: Tepeden İnme Değil, Ortak Akılla Yönetim: EBSO’yu kararların tek merkezden alındığı bir yapıdan çıkarıp; meslek komitelerinin, çalışma komisyonlarının ve tüm üyelerin sürece dahil olduğu katılımcı bir modele dönüştüreceğiz. Kapsayıcı Temsil: Genç ve kadın sanayiciler başta olmak üzere tüm girişimcileri karar mekanizmalarına dahil edeceğiz. Çoğulculuk bizim için bir söylem değil, temel yönetim ilkesidir. Dönüşüm Hızı: Sanayide başarı artık sadece üretim miktarıyla değil; katma değer, markalaşma, dijitalleşme ve sürdürülebilirlikle ölçülüyor. Yapay zeka ve otomasyon çağında belirleyici olan faktör, dönüşüm hızı ve adaptasyon kabiliyetidir. "Odanın Bütçesi Faiz Geliri Yerine Sanayiciye Hizmete Dönüşmeli" Saha ziyaretlerinde sanayicilerin beklentilerini net bir şekilde gözlemlediklerini ifade eden Karabağlı, EBSO bütçesinin iki yıllık faiz gelirinin 200 milyon lira seviyesine ulaşmasını eleştirdi:"Tasarruf kuşkusuz önemlidir; ancak sanayicimiz, hizmet ve vizyon üretmesi gereken bir kurumun kasasında neden bu kadar para tutulduğunu ve faiz geliri elde edildiğini sorguluyor. Zorlu ekonomik koşulların yaşandığı bu dönemde bütçenin faizde bekletilmesi yerine sanayiciye hizmete dönüştürülmesi gerekirdi." EBSO Bir "Orkestra Şefi" Olacak İzmir’in sanayi kültürü, üniversiteleri, teknoloji ekosistemi, limanları ve yüksek yaşam kalitesiyle Türkiye’nin teknoloji başkenti olmaya en güçlü aday olduğunu vurgulayan Karabağlı, EBSO’nun tüm bu unsurları bir araya getiren bir "orkestra şefi" rolü üstleneceğini ifade etti. Öne Çıkan Projeler ve Dönüşüm Adımları Mustafa Karabağlı, "Birlikte üretmek, birlikte yönetmek" felsefesi doğrultusunda hayata geçirecekleri projeleri şöyle sıraladı: Meslek Komiteleri Analizi: Göreve gelir gelmez 52 meslek komitesinin güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditlerini (SWOT) analiz ederek sektörlerin detaylı röntgenini çekecekler. 100 Fabrika – 100 Dönüşüm: Gönüllü 100 sanayi kuruluşunun enerji tüketimi, dijitalleşme, yapay zeka entegrasyonu, verimlilik ve karbon ayak izi incelenerek özel dönüşüm reçeteleri hazırlanacak. EBSO; üniversite, teknoloji firması, teşvik ve finansman kaynaklarını sanayiciyle buluşturarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacak. Çözüm Destek Masaları & Sanayi Elçileri: Üyelere verilen hizmetler sistemli hale getirilecek. Yurtdışında uzmanlaşmış eski üst düzey yöneticilerden oluşacak "Sanayi Elçileri" ağıyla EBSO üyelerinin küresel ölçekte temsili sağlanacak. Üniversite-Sanayi İş Birliği: Ortak proje pazarları ve özel sanayi haftaları düzenlenecek. Genç Sanayici Meclisi kurularak yeni nesil sanayiciler tecrübeli isimlerle eşleştirilecek. EBSO Teknik Üniversitesi Hayali: EBSO Vakfı; araştırma, teknoloji geliştirme ve eğitim odaklı bir yapıya kavuşturulacak. Uzun vadede ise bir EBSO Teknik Üniversitesi kurulması hedeflenecek. Saha ve Mobil Hizmetler: Merkezden uzakta faaliyet gösteren üyeler için mobil hizmet araçları devreye sokulacak, yeni Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) kurulmasına öncelik verilecek. "Siyaset Dışı Bir Kurumuz, Herkese Eşit Mesafedeyiz" Gazetecilerin EBSO seçimlerinde siyasetin etkisi olup olmadığına yönelik sorusunu da yanıtlayan Karabağlı, tüm siyasi partilere eşit mesafede durduklarını vurguladı:"İşin, üretimin ve istihdamın tarafı olur; siyasi tarafı olmaz. Bizim tek pusulamız sanayicimizin ihtiyaçları ve EBSO’nun geleceğidir. Bugüne kadar benden siyasi bir söylem duymadınız. EBSO tamamen siyaset dışı bir kurumdur."

Interfresh Eurasia Fuarı İçin Geri Sayım Başladı Haber

Interfresh Eurasia Fuarı İçin Geri Sayım Başladı

Türkiye’ye son 1 yıllık süreçte 7 milyar doların üzerinde döviz kazandıran yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörlerinin vitrini konumundaki Uluslararası alıcıları ve meyve sebze sektörü profesyonellerini 8-10 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’de buluşturacak. Yaş meyve sebze sektörünün Türkiye’deki tek uluslararası fuarı olan Interfresh Eurasia Fuarı; Avrupa, Rusya, İngiltere ve Balkanlar başta olmak üzere 100’den fazla ülkeden uluslararası alım heyetlerini, ihracatçıları, üreticileri ve sektör profesyonelleri İzmir’de bir araya gelecek. Interfresh Eurasia Fuarı’na sayılı günler kala Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak ve Fuarın Organizatörü Ant Expo Fuarcılık Genel Koordinatörü Murat Özer, Ege İhracatçı Birlikleri’nde Basın Toplantısı düzenledi. 2026 yılında ihracatımız çıkışa geçti 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde yaş meyve sebze ihracatımızın çıkışa geçtiği bilgisini veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “Yaş meyve sebze ihracatımız yüzde 46’lık artışla 1 milyar 812 milyon dolardan 2 milyar 650 milyon dolara yükseldi. Son 1 yıllık ihracatımız 4 milyar 541 milyon dolar oldu. Meyve sebze mamulleri ihracatımızda 2,5 milyar doları aştı. İki sektörümüzün yıllık ihracatı 7 milyar doları aştı. Bizim için gurur verici olan bir diğer nokta ise bu ihracatın yaklaşık yüzde 20’sinin Ege Bölgesi’nden gerçekleştirilmiş olmasıdır” dedi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak 2025 yılında, iklim krizinin tüm olumsuz etkilerine rağmen 128 ülkeye 1 milyar 231 milyon dolarlık yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatı gerçekleştirdiklerini paylaşan Balık şöyle konuştu; “Bu başarı; üreticimizin, ihracatçımızın, paketlemecimizin, lojistik sektörümüzün ve tüm değer zincirimizin ortak başarısıdır. Önümüzdeki dönemde hedefimiz çok açık: Daha fazla üretmenin yanında, daha kaliteli, daha sürdürülebilir ve daha katma değerli üretmek; ürettiğimiz ürünleri daha fazla pazara ulaştırmak. Tam da bu noktada fuarların ve uluslararası ticari buluşmaların önemi ortaya çıkıyor. 8–10 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek Interfresh Eurasia Fuarı'nı bu nedenle son derece önemsiyoruz. Interfresh; üreticiyi, ihracatçıyı, ithalatçıyı, perakendeciyi, zincir marketleri, paketleme ve ambalaj sektörünü, lojistik firmalarını ve tarım teknolojileri sektörünü aynı çatı altında buluşturan önemli bir ticaret platformu. Biz bu fuara yalnızca ürünlerimizin sergilendiği bir organizasyon olarak bakmıyoruz. Interfresh’i, Türk yaş meyve sebze sektörünün dünyaya açılan vitrinlerinden biri olarak görüyoruz. Özellikle uluslararası alıcıların İzmir’e gelmesi, ihracatçılarımızla doğrudan temas kurması, yeni ticari bağlantıların oluşturulması ve Türk ürünlerinin yeni pazarlara girmesi açısından fuarın çok önemli fırsatlar sunduğuna inanıyoruz. Fuarın İzmir’de düzenlenmesini de ayrıca çok değerli buluyoruz. Çünkü İzmir; güçlü tarımsal üretim altyapısı, limanı, lojistik imkânları, ihracatçı firmaları, üniversiteleri, araştırma kuruluşları ve yüzlerce yıllık ticaret kültürüyle böyle bir uluslararası organizasyon için son derece doğru bir adres. Biz Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak Interfresh’in İzmir’de büyümesini, uluslararası niteliğinin her yıl daha da güçlenmesini ve dünyanın önde gelen yaş meyve sebze fuarlarından biri haline gelmesini arzu ediyoruz. Türkiye’nin üretim gücü var. Ege’nin ürün çeşitliliği ve ihracat tecrübesi var. İhracatçımızın dünyayla rekabet edecek bilgi birikimi ve dinamizmi var. Bizlere düşen görev, bütün bu gücü doğru organizasyonlarla, doğru alıcılarla ve doğru pazarlarla buluşturmak. Interfresh Eurasia’nın bu hedefimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.” Uçak: “Interfresh’i İzmir’e getirdik; şimdi Interfresh’i dünyaya tanıtmak istiyoruz” Interfresh Fuarı’nın Antalya’dan İzmir’e taşınması sürecinde Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak büyük bir çaba gösterdiklerini, İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin sahip olduğu üretim gücü, ihracatçı yapısı, liman ve lojistik olanakları ve güçlü tarım kültürüyle bu fuar için doğru adres olduğuna inandıklarını vurgulayan Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, bugün gelinen noktada yeni hedeflerinin Interfresh’i dünyaya tanıtmak olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin, taze meyve sebzede olduğu kadar işlenmiş ürünlerde de çok güçlü bir ülke olduğunu dillendiren Uçak; “Salça ve soslardan turşulara, kurutulmuş sebzelerden dondurulmuş ürünlere, meyve sularından konserve ürünlere kadar çok geniş bir ürün grubunda dünya pazarlarına ihracat gerçekleştiriyoruz. Ege Bölgesi ise bu sektörün Türkiye’deki en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri. Bu nedenle Interfresh’in sadece yaş meyve sebze ihracatçılarımız için değil, meyve sebze mamulleri ihracatı yapan firmalarımız için de önemli bir ticaret platformu olmasını istiyoruz. Son yıllarda fuar organizasyonunun bu alanda yaptığı çalışmaları ve mamul ürün ihracatçılarımıza daha fazla yer açılmasını değerli buluyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu tarafın daha da güçlenmesini arzu ediyoruz” şeklinde konuştu. Yurt dışından gelen alıcıların aynı fuarda hem Türkiye’nin taze ürünlerini hem de katma değerli, işlenmiş ürünlerini görebilmesinin önemli bir avantaj olduğunu paylaşan Uçak sözlerini şöyle tamamladı: “Böylece Türk meyve sebze sektörünün yalnızca üretim kapasitesini değil, sanayi, işleme ve katma değer yaratma gücünü de dünyaya gösterebiliriz. Bizim hedefimiz net: İzmir’i, yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörlerinde uluslararası alıcılarla ihracatçılarımızın buluştuğu önemli merkezlerden biri haline getirmek istiyoruz. Interfresh Eurasia’nın da bu hedefe hizmet eden, her yıl uluslararası niteliğini daha da artıran ve dünya çapında bilinen bir fuar haline gelmesi için üzerimize düşen katkıyı vermeye devam edeceğiz.” Murat Özer: “Uluslararası fuarlarda aktif rol aldık” Ant Expo Genel Koordinatörü Murat Özer, özellikle uluslararası alım heyetlerinin fuara kazandırılmasının sektörel ticaret açısından büyük önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: Uluslararası Alım Heyeti Programı Genişliyor Interfresh Eurasia Fuarı kapsamında yürütülen uluslararası iş geliştirme faaliyetleri doğrultusunda Avrupa, İngiltere, Rusya ve Balkan ülkelerinde çok sayıda sektör temsilcisi ile görüşmeler gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sonucunda perakende sektörünün satın alma yöneticileri, ithalatçı firmalar, ihracatçılar ve sektör profesyonellerinden oluşan, 100’den fazla ülkeden uluslararası alım heyetlerinin Interfresh Eurasia Fuarı’nı ziyaret etmesi hedefleniyor. Avrupa ve Orta Avrupa pazarlarında faaliyet gösteren perakende zincirlerinin satın alma departmanları, ithalatçı firmalar ve tedarikçi ağlarıyla görüşmeler sürerken; Balkan ülkeleri, İngiltere ve Rusya pazarlarında da yeni iş birlikleri için temaslar devam ediyor. Bunun yanı sıra Hindistan, Orta Doğu ve Asya pazarlarında yürütülen çalışmalar, bölgesel iş ortakları ve acenteler aracılığıyla sürdürülüyor. Bu bölgelerden gelecek VIP alıcı delegasyonlarının ise önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyor. Interfresh Eurasia’ya Kurumsal Destek Artarak Devam Ediyor 2018 yılından bu yana düzenlenen ve kısa sürede uluslararası yaş meyve sebze sektöründe önemli bir marka hâline gelen Interfresh Eurasia Fuarı, kamu kurumları ve sektör kuruluşlarının destekleriyle büyümesini sürdürüyor. İzmir Ticaret Odasının (İZTO) finansal desteği devam ediyor. Interfresh Eurasia’ya Yeni Güç: Interfood Eurasia Uluslararası alıcıların talepleri doğrultusunda sektörün kapsamı genişletilerek Interfood Eurasia Fuarı da hayata geçiriliyor. Meyve, sebze sektörünün yanı sıra; * Kurutulmuş ürünler * Dondurulmuş ürünler * Freeze-dry ürünler * Konserve ve turşu ürünleri * Meyve suları * Sebze ve meyve bazlı soslar * Reçeller * Gıda işleme ve paketleme teknolojileri gibi sektörün tamamlayıcı alanlarını kapsayan Interfood Eurasia, Interfresh Eurasia ile aynı çatı altında ve eş zamanlı olarak düzenlenecek.

Kandıra Fındığı Büyükşehir Güvencesinde Haber

Kandıra Fındığı Büyükşehir Güvencesinde

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Kandıra’ya kazandırılan “Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi”, fındık hasat döneminde üreticinin yüzünü güldürdü. Bahçelerden toplanan fındıklarını merkeze getiren çiftçiler; sağlıklı depolama, kurutma ve TMO’ya teslim imkânıyla ürünlerini güvence altına aldı. Üreticiler, “Artık emeğimiz boşa gitmiyor, ürünümüz değerinde karşılık buluyor” sözleriyle Büyükşehir’e teşekkür etti. KANDIRA’NIN FINDIĞINA BÜYÜKŞEHİR ELİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimin merkezi Kandıra’da çiftçinin yıllardır yaşadığı depolama ve kurutma sorununu çözüme kavuşturdu. Çalköy Mahallesi’nde hizmete açılan Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi, fındık hasadının başlamasıyla birlikte üreticileri ağırlamaya başladı. Bahçelerden özenle toplanan fındıklar merkeze taşınırken, çiftçiler ürünlerini modern ve güvenli koşullarda muhafaza etmenin rahatlığını yaşadı. FINDIK ARTIK EVLERDE BEKLETİLMEYECEK Daha önce fındıklarını evlerinde veya uygun olmayan alanlarda saklamak zorunda kalan üreticiler; rutubet, nem ve böceklenme nedeniyle ürünlerinde kalite ve değer kaybı yaşayabiliyordu. Büyükşehir’in hayata geçirdiği merkez sayesinde fındıklar uygun koşullarda kurutulup depolanırken, üreticinin ürünü erkenden ve düşük fiyata satma zorunluluğunun da önüne geçiliyor. TMO ALIMLARI AYNI MERKEZDE Toplam 2 bin 98 metrekare kapalı alana sahip merkez; depolama, ürün işleme ve Toprak Mahsulleri Ofisi alım noktası olmak üzere üç ayrı bölümden oluşuyor. Buğday, arpa, mısır ve fındığın depolanabildiği tesiste nem oranı yüksek ürünler kurutma sistemleriyle alım standartlarına uygun hale getiriliyor. TMO’nun da aynı noktada alım yapmasıyla üretici, ürününü uzak mesafelere taşımadan teslim edebiliyor. DURAN: HİÇBİR SIKINTIMIZ KALMADI Çalköy Muhtarı Yaşar Duran, merkezin köylüler için önemli bir ihtiyacı karşıladığını belirterek, “Daha önce ürünlerimizi Çerçilli’ye götürürken sıkıntı yaşıyorduk. Şimdi ise hiçbir sıkıntımız kalmadı. Köylülerimiz bu merkezde buğdayını, arpasını ve diğer ürünlerini depolayabiliyor. Emeğimizin boşa gitmediğini görüyoruz. Büyükşehir Belediyemizin bizim için yaptığı çok önemli çalışmalar var. Allah Büyükşehir’den razı olsun” dedi. ÇAKMAK: ÜRÜNÜMÜZ ARTIK DAHA DEĞERLİ Üretici Feyyaz Çakmak da daha önce Kandıra’da ciddi bir depolama sorunu yaşandığını vurguladı. Merkezin üretici mağduriyetini ortadan kaldırdığını ifade eden Çakmak, “Büyükşehir’in desteğinden çok memnunuz. Daha önce böyle bir imkânımız yoktu ve üreticimiz depolama konusunda mağdur oluyordu. Kandıra’ya böyle güzel ve değerli bir yatırım kazandırıldığı için çok mutluyuz. Ürünümüzü tüccara daha düşük fiyattan vermek zorunda kalıyorduk. TMO’nun burada alım yapmasıyla fındığımız daha değerli hale geldi. Tahir Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. SARIKAYA: NEM VE BÖCEKLENME SORUNU BİTTİ Üretici İbrahim Sarıkaya ise fındıklarını daha önce evde muhafaza ettiklerini anlatarak, “Evde depoladığımızda rutubet ve nem oluşuyordu. Ürünü uzun süre bekletmek zorunda kaldığımızda böceklenme yaşanabiliyordu. Bu tesis bizim için çok faydalı oldu. Fındığın burada uygun koşullarda saklanması kalitesini de olumlu etkiliyor. Ürünümüzü TMO aracılığıyla devlete vermek bizim için daha avantajlı. Kandıra hem tarım hem de turizm ilçesi. Böyle bir merkezin yapılması çok değerli bir yatırım oldu. Tarıma yönelik yatırımların devam etmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı. FINDIĞA KATMA DEĞER KAZANDIRILACAK Merkezin kurutma ve işleme bölümünde fındık kırma, kavurma ve paketleme işlemlerinin de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Böylelikle Kandıralı üreticinin fındığı yalnızca güvenli şartlarda saklanmayacak, işlenerek katma değerli bir ürüne dönüştürülecek. Büyükşehir’in yatırımıyla üreticinin nakliye maliyeti azalırken, fındığın kalitesi ve ekonomik değeri de korunacak.

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı Haber

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı

Adana Ticaret Borsası’nın (ATB) Ağustos ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Osman Bağış’ın başkanlığında, meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan ATB Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç, iklim değişikliği, su kaynakları, üretim maliyetleri, iş gücü ve küresel ticarette yaşanan dönüşümün tarım sektörünün geleceğinin yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirtti. Adana’nın yalnızca hammadde üreten değil; işleyen, depolayan, paketleyen, markalaştıran ve ihraç eden güçlü bir tarım ve gıda merkezi olması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, tarımın geleceği konuşulurken üreticinin emeğinin ve ekonomik sürdürülebilirliğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. “Artık yalnızca ‘Ne kadar üreteceğiz?’ sorusunu değil; ‘Daha verimli nasıl üreteceğiz, üreticimizin emeğinin karşılığını nasıl artıracağız ve kaynaklarımızı nasıl daha etkin kullanacağız?’ sorularını da birlikte düşünmeliyiz” diyen Bilgiç, üreticiden tüccara, sanayiciden ihracatçıya kadar tüm paydaşların aynı zincirin parçaları olduğunu ifade etti. Tarımda yeşil dönüşümün yalnızca çevre konusu olmadığını, aynı zamanda verimlilik, maliyet ve rekabet gücü anlamına geldiğini belirten Bilgiç, daha az su ve enerji kullanarak daha fazla üretim yapılması gerektiğini söyledi. Modern sulama sistemleri, hassas tarım, toprak analizi, dijital teknolojiler, yenilenebilir enerji ve doğru gübre kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çeken Bilgiç, üreticilerin bu dönüşüme hazırlanırken yeni yüklerle karşı karşıya bırakılmaması, doğru teknolojiye, bilgiye ve finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti. Adana’nın tarımsal hedefini dijital tarım, yeşil üretim, güçlü sanayi, etkin lojistik ve yüksek katma değerli ihracat bütünlüğü olarak ortaya koyan Bilgiç, kentin tarımsal potansiyelinin yüksek katma değere dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti. Mısır hasadının başladığı Adana’da üreticilerin bir yıllık emeklerinin karşılığını almak için yoğun bir dönemden geçtiğini belirten Bilgiç, tüm üreticilere bereketli bir sezon diledi. Hasat döneminde ürünlerin sağlıklı muhafaza edilmesi ve üreticinin ürününü doğru zamanda ve uygun şartlarda değerlendirebilmesinin önemine dikkat çeken Bilgiç, lisanslı depoculuğun bu noktada önemli bir imkan sunduğunu söyledi. Lisanslı depoculuğun üreticinin hasat döneminde ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kalmasının önüne geçebileceğini belirten Bilgiç, ürün senedi üzerinden finansmana erişimin kolaylaşacağını ve piyasanın daha düzenli işlemesine katkı sağlanacağını ifade ederek üreticileri lisanslı depoculuk imkanlarından daha fazla yararlanmaya çağırdı. Mısır hasadıyla ortaya çıkan tarımsal atıkların da önemli bir fırsat olduğunu belirten Bilgiç, bunların yalnızca bertaraf edilmesi gereken atıklar olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Tarımsal atıkların kompost ve organik gübre, hayvancılık, biyokütle ve enerji üretiminde değerlendirilebileceğini belirten Bilgiç, “Tarladan çıkan her değeri mümkün olduğunca yeniden ekonomiye kazandırmalıyız” dedi. Gençler ve kadınlar tarımda daha fazla yer almalı Adana’nın tarımsal geleceğinde Organize Tarım Bölgelerinin önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Bilgiç, bu alanların üretimin yanı sıra işleme, paketleme, depolama ve lojistik faaliyetlerinin geliştiği merkezlere dönüşmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektöründe nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığına dikkat çeken Bilgiç, tarımın artık yalnızca tarlada üretim yapmak anlamına gelmediğini vurguladı. Tarımın teknoloji, mühendislik, otomasyon, dijitalleşme, ticaret ve girişimcilik alanlarını da kapsadığını belirten Bilgiç, gençlerin ve kadınların bu alanlarda daha fazla yer almasının sektörün geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Adana’nın güçlü tarımsal altyapısı ve üretim kültürüyle büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Bilgiç, hedeflerinin bu potansiyeli yüksek katma değere dönüştürmek olduğunu söyledi. Bilgiç, üreticinin emeğini koruyan, su ve toprağı verimli kullanan, teknolojiden yararlanan, ürününü işleyerek katma değer oluşturan ve dünya pazarlarına ulaştıran bir tarım ekonomisinin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, Adana’nın yalnızca üreten değil, işleyen, markalaştıran ve ihraç eden bir tarım merkezi olması gerektiğini kaydetti. ATB olarak üretici, tüccar ve sanayicinin yanında olmaya ve sektörün ortak sorunlarına ortak akılla çözüm üretmeye devam edeceklerini belirten Bilgiç, mısır hasat döneminin tüm üreticilere ve sektör paydaşlarına hayırlı ve bereketli olmasını diledi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Süt Tankı Desteği Sürüyor Haber

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Süt Tankı Desteği Sürüyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarımsal kalkınma kooperatiflerine hibe ettiği süt soğutma tankı ekipman desteği ile süt üreticilerinin kazancını arttırıyor. Antalya genelinde kooperatiflere hibe edilen 34 adet süt soğutma tankı ile yıllık 39 bin 420 ton süt soğuk zincire girerek, üreticilerin litre başı 1.8 TL’den yıllık 70 milyon 956 bin TL soğutma pirimi kazanması sağlanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Kırsal Kalkınma Kooperatifleri aracılığı ile süt üreticilerine soğuk zincir şartlarını sağlamaları için hibe edilen soğutma tankları çiftçilerin üretimlerine katma değer katıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çiğ sütün kalitesini korumak ve kayıt altına almak için üreticilere verdiği süt soğutma primi ve süt toplayan firmaların ek desteğinden faydalanan üreticiler kilo başına 1.8 TL ek kazanç sağlıyor. KOOPERATİFLERE 34 SÜT SOĞUTMA TANKI HİBE EDİLDİ Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Şube Müdürü Dr. Asaf Özalp, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kırsal Kalkınma Kooperatifleri ile işbirliğinin güçlenerek devam ettiğini belirtti. Özalp, soğutma tankı hibelerine ilişkin şunları söyledi: “Üreticilerimizin süt soğutma pirimi alabilmeleri için 2019- 2026 yılları arasında hayvancılığın ve süt üretiminin yoğun olduğu bölgelerdeki kooperatiflerimize 34 adet 4 tonluk süt soğutma tankı hibe ettik. Bu tankları kullanan üreticilerimiz süt fiyatına ek litre başına 1.8 TL süt soğutma pirimi kazanabilmektedir. Ortalama %80 kapasite ile kullanımı hesaplanarak günlük 108 ton süt, yıllık ise yaklaşık 40 Bin ton süt soğutuluyor. Bu hibelerimiz sayesinde üreticilerimiz yıllık toplam 70 Milyonun üzerinde pirim kazanması sağlanıyor.” SÜT TANKI OLMAZSA OLMAZ Soğutma tankı hibeleri sayesinde sütleri en iyi şartlarda koruduklarını söyleyen Yuva Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Muhammed Tonbul, “Büyükşehir Belediyemiz kooperatifimize 2 adet süt tankı hibe etti. Kooperatiflerimiz aracılığı ile toplanıp soğutulan sütlerden üreticilerimiz ek soğutma pirimi kazanıyor. Sütlerimizi sabah ve akşam toplayarak soğutma tanklarımıza aktarıyoruz. Yuva mahallemizde günlük ortalama 14-15 ton süt toplayarak 3 derece soğutuyoruz. Süt tankı süt üretiminde olmazsa olmaz sütleri en iyi şartlarda koruyarak tüketicilere ulaşmasını sağlıyoruz. Köylümüze üreticilerimize verdiği destekler için Antalya Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederim” diye konuştu. BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR Elmalı Yuva Mahallesinde hayvancılık yapan Necati Toy ise “Mahallemizin sütlerinin toplandığı yere kooperatifimize Büyükşehir Belediyesi süt tankı hibe etmişti. Kooperatifimiz sabah erken saatlerde gelerek sütlerimizi alıyor. Süt sağma makinemizden bidonlara oradan tankımıza sütlerimizi aktarıyoruz. Soğutma tankı sayesinde hem kooperatifimiz sütü toplu aldığı için hem de süt soğutma primi aldığımız için bize kazanç ve kolaylık sağlıyor. Biz hayvancılara verdiği desteklerden dolayı Büyükşehir Belediyemize teşekkür ederiz” dedi.

Kayseri Pastırması Tescillendi, Sıra Sucuk ve Mantıda Haber

Kayseri Pastırması Tescillendi, Sıra Sucuk ve Mantıda

Globalden Yerele: Kayseri Panelinde konuşan Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri iş dünyasının gelecek vizyonunu “markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık” ekseninde ortaya koydu. Borsa İstanbul’da işlem gören 12 Kayseri şirketinin bulunduğunu belirten Gülsoy, “Hedefimiz borsadaki şirket sayımızı katlamak” dedi. Kayseri Ticaret Odası 2030 vizyonunun merkezinde şirketlerin büyütülmesi, sermaye piyasalarıyla buluşturulması, yüksek teknolojiye geçiş, ihracatın artırılması ve Orta Anadolu’nun üretim merkezi haline gelmesi bulunuyor. Mobilya, elektrikli ev aletleri ve çelik kapı sektörlerinde Türkiye’nin lider üreticisi konumunda olan Kayseri, kapsamlı bir dönüşüm projesi ve lojistik yatırımları ile büyüyecek. "KAYSERİLİ ŞİRKETLERİN BORSAYA AÇILMASI İVEDİLİKLE GÜNDEME ALINMALI" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar ile KTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen “Globalden Yerele: Kayseri” başlıklı panelde, küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin Kayseri’ye etkilerini ve şehrin önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini paylaştı. Kayseri Ticaret Odası’nın 2030 vizyonunda, iş dünyasının gelecek 10 yılına ilişkin ortaya konulan yol haritasında şirketlerin kurumsallaşmasından halka arzlara, dijital ve yeşil dönüşümden yüksek teknoloji yatırımlarına, yabancı ortaklıklardan lojistik altyapının güçlendirilmesine kadar kapsamlı bir dönüşüm hedefleniyor. “Kayseri deyince akla ticaret gelir, evet doğrudur. Ancak artık şirketlerimiz kurumsallığıyla da tüm ülkede örnek olmalıdır” diyen Gülsoy, gelecek dönemin asıl hedefinin Kayseri şirketlerini daha büyük ve daha güçlü yapılara dönüştürmek olduğunu vurguladı. Bu dönüşümün en dikkat çekici başlıklarından biri ise şirketlerin sermaye piyasalarıyla buluşturulması. KTO Başkanı Gülsoy, şirketlerin büyümesi ve rekabetçi kalabilmesi için bir yol haritası belirlediklerini söyleyerek, “Ekonominin kurtuluş reçetesini; markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık olarak belirledik” dedi ve Kayseri’de birçok firmanın ilk iki aşamada önemli mesafe aldığını ifade etti. “Markalaşma safhasını çoğu işletmemiz tamamlamış noktada. Kurumsallaşma kısmı da KOBİ’sinden büyük işletmesine kadar pek çok şirketimizde tamamlanmış durumda. Artık Kayserili şirketlerimizin bir sonraki safha olan halka açılmayı, yani borsaya açılmayı ivedilikle gündeme alması gerekli” diyen Gülsoy, “Önümüzdeki dönemi 2030 vizyonu hedeflerimiz çerçevesinde şirketlerimizin borsaya açılma dönemi olarak planlıyoruz” diye konuştu ve sermaye piyasalarından sağlanacak kaynağın yalnızca halka açılan şirketi değil, şehir ekonomisinin tamamını etkileyeceğini söyledi. "İHRACATÇIMIZA YÜZDE 5 İLAVE DESTEK NEFES OLUR" İhracatçılara verilen yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğine ek yüzde 5 destek verilmesi gerektiğinin de altını çizen Gülsoy, “Enflasyonun, girdi ve enerji maliyetlerinin yükseldiği, kârlılık oranlarının sıfıra indiği, aynı zamanda finansa erişimin de zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun için devletimizin ihracatçılarımıza artı yüzde 5 daha destek vermesini talep ediyoruz. Bizim güçlü ve büyük devletimiz için bu rakam hiçbir şey değil. Bu gerçekleşirse ihracatçımız için nefes olur, moral buluruz. Şunu da özellikle belirtmeliyim ki bizim iş dünyamız enseyi karartmıyor, devletine güvenerek çalışmaya ve üretmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. BORSA İSTANBUL’DA 12 KAYSERİ ŞİRKETİ VAR Kayseri’nin sermaye piyasalarında bugün ulaştığı nokta, 2030 hedefinin başlangıç noktası olarak gösteriliyor. Borsa İstanbul’da 12 Kayseri şirketi işlem görüyor. Ayen Enerji, Erbosan Boru, Formet Metal ve Cam, Kayseri Şeker Fabrikası, Karsu Tekstil, Lüks Kadife, Mega Metal, Meysu Gıda, Oylum Sınai Yatırımlar, Rainbow Polikarbonat, Temapol Polimer Plastik ve Yataş, Kayseri’nin Borsa İstanbul’daki temsilcileri arasında bulunuyor. Gülsoy, bu sayının Anadolu açısından önemli olduğunu ancak Kayseri için yeterli olmadığını belirtti. “Kayseri’mizden 12 şirketle Anadolu’da bu konuda lideriz. Konya ve Antep dokuzar halka açık şirket barındırıyor. Ancak bu başarı bize yeter mi? Asla yetmez” ifadelerini kullanan Gülsoy, “Borsaya açılan tek bir şirketimiz, Kayseri ekonomisine neredeyse milyarlık bir fon akışı sağlıyor. Halka açılan şirketlere gelen para neticede Kayseri ekonomisine, Kayseri’deki diğer şirketlere de dolaylı olarak akıyor” şeklinde konuştu. Bu nedenle halka arz, KTO açısından yalnızca şirketlerin finansman bulmasına yönelik bir yöntem olarak değil, şehir ekonomisini büyütecek bir mekanizma olarak değerlendiriliyor. KAYSERİ; MOBİLYA, ELEKTRİKLİ EV ALETLERİ VE ÇELİK KAPIDA TÜRKİYE’NİN LİDERİ Kayseri'de üç büyük organize sanayi bölgesi var. Kayseri OSB'de bin 200'den fazla fabrika ve 80 bin civarı çalışan, Mimarsinan OSB'de yaklaşık 200 civarı fabrika ve 10 bin civarı çalışan, İncesu OSB'de ise 270'den fazla parselin yarısı kadarında işletmeler faaliyet gösteriyor ve 4 bin civarı çalışan bulunuyor. OSB’ler dışındaki sanayi işletmelerimizde ve şehrimizdeki binlerce işletmede çalışan yüz binlerce kişi ile Kayseri ekonomisi ve ticareti değer yaratmaya devam etmektedir. Kayseri’nin gurur kaynağı olan şirketlerin aslında geçmişin KOBİ’leri olduğunun altını çizen KTO Başkanı Gülsoy, “Geçmişteki KOBİ’lerimiz günümüzün büyük işletmeleri haline geldi. Bu durum şimdiki küçük ve orta ölçekli işletmelerimize de örnek olmalıdır. Dünün KOBİ’si bugünün büyük işletmesi, bugünün büyük işletmesi yarının dünya çapında işletmesidir. Kayseri Ticaret Odası yönetimi olarak biz de işletmelerimizin büyümesine vesile olmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İSO İlk 500’de 11 ve İSO İkinci 500’de yer alan 15 firmamız göğsümüzü kabartmıştır. Bu güçlü firmalarımız başta olmak üzere, üretim kapasitesi yüksek pek çok şirketimizin sermaye piyasalarına adım atarak Borsaya açılmalarını hedefliyoruz” dedi. Şirketlerin halka açılması için ilgili kurumlarla iş birliği yapacaklarını da belirten Gülsoy, sonraki aşamada ise dünya ölçeğindeki fonların ve küresel şirketlerin Kayseri firmalarına yatırım yapması, kaynak sağlaması ve yabancı ortaklıklar kurması için ticaret odası olarak yurt içinde ve dışında gerekli Kayseri Lobisini oluşturacaklarını söyledi. Gülsoy ayrıca, “Ormanımız olmadığı halde mobilya ve mobilya yan sanayi üretiminde Türkiye birincisiyiz. Elektrikli ev aletleri ve çelik kapı üretiminde yine Türkiye birincisiyiz. Savunma sanayiinde ve tekstil ürünlerinde de söz sahibiyiz” ifadelerini kullandı. ORTA ANADOLU ÜRETİM HAVZASI KAYSERİ’NİN GELECEK YÜZ YILINI KURTARACAK Kayseri'nin önümüzdeki döneme dair en büyük stratejik hedefinin ise “Orta Anadolu Üretim Havzası” olduğunu kaydeden Gülsoy, sadece Kayseri’nin değil Türkiye’nin geleceğini de ilgilendiren, sanayinin Anadolu’ya yayılmasına yönelik önemli açıklamalarda bulundu. “Marmara Bölgesi artık doldu, taştı. Sanayiyi tek bir bölgeye hapsetmek, Marmara’nın omuzlarına bu kadar yük yüklemek hem o bölgeye hem de Türkiye’nin geleceğine yazıktır. Marmara’da yaşanacak yıkıcı bir deprem, Türkiye ekonomisinin şalterini indirmek demektir. Ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşantısını riske atmamak için, yumurtaların hepsini aynı sepete koymamalıyız” diyen Gülsoy, Kırıkkale’den Ankara’ya, Konya’dan Aksaray’a, Niğde’den Mersin’e ve Kayseri’ye uzanan bir üretim koridorunun şart olduğunu söyledi. Orta Anadolu Üretim Havzası projesini 2019 yılından bu yana dile getirdiklerini ve artık somut bir devlet politikasına dönüşmeye başladığını kaydeden Gülsoy, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Sanayi Alanları Master Planı ile Marmara’daki sanayi kümelenmesinin risk haritası çıkarılacak kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Buna göre İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte büyük sanayi tesisleri ve kritik altyapılar; ulaşım ve enerji bağlantıları da dikkate alınarak incelenecek. Marmara’daki yoğunluğu azaltma hedefi doğrultusunda, İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yeni sanayi havzaları oluşturulması planlanıyor. Kayseri’mizin de içinde bulunduğu 16 ili kapsayan bu stratejik hamle, Türkiye’nin ikinci büyük sanayi koridorunu inşa edecektir. Kayseri; sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir 'çekim merkezidir'. Biz bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz. Bu vizyoner kararla hem bölgesel kalkınma farkları azalacak hem de Türkiye ekonomisi deprem riskine karşı sigortalanmış olacaktır” diye konuştu. Gülsoy, bu projenin, Kayseri ticaretinin ve sanayisinin gelecek 100 yılını kurtaracak bir dönüm noktası olduğunu söyledi. KAYSERİ’NİN 20 YILLIK GELECEĞİ İÇİN STRATEJİK PROJELER HAYATA GEÇİRİLİYOR Kayseri Ticaret Odası (KTO), yalnızca günün ekonomik sorunlarına değil, Kayseri’nin önümüzdeki 10-20 yıllık geleceğine yönelik stratejik projelere de odaklanıyor. Oda Başkanı Gülsoy, rekabetin artık teknoloji, inovasyon ve yüksek katma değer üzerinden şekillendiğine dikkat çekerek yürüttükleri projeleri anlattı. Projeler arasında Kayseri Teknoloji ve İnovasyon Kampüsü (TEKMER) öne çıkıyor. Abdullah Gül Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında girişimci ve yatırımcıların aynı ekosistemde buluşturulması hedefleniyor. Robotik, yazılım, yapay zekâ, elektronik ve makine tasarımı gibi alanlarda çalışmaların yürütüleceği merkezde, fikir aşamasındaki projelerin prototipten ticarileşmeye ve uluslararasılaşmaya kadar desteklenmesi planlanıyor. KTO Başkanı, TEKMER’in Kayseri’nin geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Biz burada sıradan bir bina yapmıyoruz; girişimcimizin tüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen bütüncül bir ekosistem kuruyoruz” ifadelerini kullandım. Projenin kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi hedefleniyor. Odanın Avrupa Birliği destekli DigiConnect projesi ile KOBİ’lerin dijital dönüşümünün hızlandırılması ve Avrupa pazarlarıyla bağlantılarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında Çekya ve Belçika’daki ticaret odalarıyla iş birlikleri geliştirilirken, son olarak Prag’da Kayserili iş insanlarının katılımıyla B2B görüşmeleri gerçekleştirildi. Gülsoy, KAGUTİM projesinin ise tamamlanarak KTO bünyesinde aktif şekilde hizmet verdiğini söyledi. KTO’nun 2026 yılı çalışmalarının merkezinde yer alan Üretim ve İhracatta Dönüşüm Programı kapsamında ise 500’ün üzerinde firmanın ziyaret edilerek üretim, ihracat, dijital ve yeşil dönüşüm, insan kaynağı ve finansmana erişim gibi alanlarda analiz edilmesi planlanıyor. Bu çalışmaların ardından Kayseri Üretim ve İhracat Stratejik Eylem Planı hazırlanacak. Oda ayrıca uluslararası öğrencilerle firmaları buluşturan Global Talent Kayseri programı, TOKİ ile süreci yürütülen Kayseri Ticaret Karma Küçük Sanayi Sitesi, gençlere yönelik KTO ERVA Spor Kulübü, savunma sanayii ve yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren KİM Teknoloji ile verimlilik ve yeşil dönüşüm çalışmaları yürüten Kayseri Model Fabrika projelerini de sürdürüyor. KTO Başkanı, tüm bu çalışmaların ortak hedefinin Kayseri’nin yalnızca ticaret ve sanayi alanında değil, teknoloji, inovasyon, ihracat ve yüksek katma değerli üretimde de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri haline gelmesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Çok mal satıp az kazanmak" yerine, nitelikli, yüksek fiyatlı, katma değer yaratan, marka değeri olan ürün üreteceğiz. Kilogram başına düşen ihracat değerimizi üst seviyelere çıkaracağız. İdari süreçlerden üretim bandına, e-ticaretten e-ihracata kadar her alanda tam dijitalleşmiş bir Kayseri iş dünyası hedefliyoruz. Gençlerimizin ve kadınlarımızın enerjisini ticarete kazandırarak, krizlere dirençli, sürekli yeni fikirler üreten güçlü bir girişimcilik altyapısı inşa ediyoruz. Bizim bütün gayretimiz; tüccarımızın, sanayicimizin yükünü hafifletmek ve Kayseri’yi küresel ligde hak ettiği yere taşımak.” “ULAŞIM OLMADAN TİCARET OLMAZ” Kayseri’nin dünya devleriyle yarıştığını ve lojistik avantajı elinde tutanların bir adım öne geçtiğini kaydeden Gülsoy, şunları söyledi: “Altını çizerek söylüyorum: Ulaşım olmadan ticaret olmaz. Biz hiçbir zaman denizimiz yok diye hayıflanmadık, sızlanmadık. Raylı sistemle Kayseri’mizi Mersin’e, İskenderun’a bağlayacak o demiryolu koridoru bizim denizimizdir. Yeni Havalimanı Terminal Binası hizmete açıldı. Hızlı tren projemiz kararlılıkla sürdürülüyor. Şu an yüzde 50’si tamamlandı, 2028’de faaliyete geçecek. Otoyol bağlantımız için ilk ihale yapıldı. Yıllardır her platformda yüksek sesle dile getirdiğimiz Lojistik Merkez’in de bugün somut adımlara dönüşmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Şunun altını özellikle ve kalın harflerle çizmek istiyorum: Lojistik Merkez sadece bir depo alanı değildir. Kayseri’ye kurulacak bu Lojistik Merkez, sadece bu şehre değil, tüm Orta Anadolu Üretim Havzası’na can suyu olacaktır. Biz bu projeyi olursa iyi olur diye değil, Kayseri için olmazsa olmaz diyerek takip ediyoruz. Biliyoruz ki ulaşım kanallarını açtığımız her nokta; Kayseri için yeni bir pazar, yeni bir aş ve yeni bir iş demektir. Bu proje, Kayseri’nin üretim gücünü dünya pazarlarına taşıyan en büyük köprümüz olacaktır. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin teknik birikimi, Büyükşehir Belediyemizin öncülüğü, Sayın Valimiz ve yerel yönetimlerimizle el ele vererek, bu projenin her bir çivisi çakılana kadar takipçisi olacağız. Çünkü biliyoruz ki ulaşım varsa hareket vardır, ticaret vardır; ticaret varsa da bereket vardır.” KAYSERİ PASTIRMASI TESCİLLENDİ, SIRA SUCUK VE MANTIDA Kayseri denilince akıllara artık sadece ticaret ve sanayi şehri değil, binlerce yıllık gastronomi kültürü de geliyor. Kayseri Ticaret Odası da bu kadim lezzetlere ve coğrafi işaretli ürünlere yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Başkan Gülsoy, “Biz Kayseri’nin sadece bugününü ve geleceğini değil, binlerce yıllık kadim mirasını da korumayı görev biliyoruz” sözleriyle Kayseri mutfağına sahip çıktıklarını belirtti. Kayseri’nin şu anda 34 tescilli coğrafi işaretli ürünü olduğunu ve bu ürünlerin 17’sinin KTO tarafından tescil ettirildiğini belirtilen Gülsoy, “Şehrimizin tescilli markalarının yarısında Kayseri Ticaret Odası’nın alın teri, imzası var. Kayseri Pastırması'nın Avrupa Birliği nezdinde tescil edilmesi sürecinde Bulgaristan karşısında verdiğimiz o büyük hukuk mücadelesinin ve kazandığımız tarihi zaferin mimarı Kayseri Ticaret Odası’dır. Şimdi sırada sucuğumuz ve mantımız var. Kayseri Sucuğu ve Kayseri Mantısı’nın da coğrafi işaret tescilini almak için çalışmalarımızı tüm hızıyla, kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Süt Soğutma Tankı Desteği Üreticinin Yüzünü Güldürüyor Haber

Süt Soğutma Tankı Desteği Üreticinin Yüzünü Güldürüyor

Tarım ve hayvancılığı destekleyen, üreticiyi merkeze alan projeleriyle kırsal kalkınmaya yön veren Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, ‘Destek Büyükşehir’den, Üretim Çiftçiden’ sloganıyla yürüttüğü yüzde 50 hibeli 300 litre kapasiteli ‘Süt Soğutma Tankı Desteği’ projesini sürdürüyor. Kırsalda kalkınmanın öncüsü olan Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından, üreticilerin sütü hijyenik koşullarda muhafaza etmesine katkı sağlayan destek, süt üreticilerinin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Sütte kalite artıyor, üreticinin kazancı yükseliyor Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in öncülüğünde her geçen yıl kapsamı genişleyen tarımsal ve hayvansal destekler, üreticinin maliyet yükünü hafifletirken kırsalda üretimin sürdürülebilirliğine de önemli katkı sunuyor. Dağıtımı yapılan 300 litre kapasiteli süt soğutma tankları sayesinde süt, sağımın ardından kısa sürede 4 dereceye kadar soğutularak soğuk zincir korunuyor ve kalite kaybının önüne geçiliyor. Böylece üreticiler sütlerini daha hijyenik koşullarda muhafaza ederek değerinde satabilme imkanı bulurken, ürün kalitesi ve verimliliği de önemli ölçüde artış sağlıyor. Mersin Büyükşehir’den kırsal kalkınmaya güçlü destek Proje ile yalnızca süt kalitesinin yükseltilmesi değil; aynı zamanda gıda güvenliğinin artırılması, küçük ölçekli yetiştiricilerin pazarlama gücünün geliştirilmesi ve aile işletmelerinin ekonomik sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin yükünü hafifleten destek, kırsalda üretimin devamlılığı açısından da büyük önem taşıyor. Fideden fidana, sulama borusundan makine-ekipman desteğine, hayvancılıktan kooperatiflere kadar birçok alanda hayata geçirilen projelerle üretimin her aşamasında üreticinin yanında yer alan Büyükşehir, kırsal kalkınmayı güçlendiren yatırımlarıyla Mersin’i tarımın öncü kentlerinden biri haline getirmeye devam ediyor. Dr. Bebek: “Üreticilerimizin, daha kaliteli ürün elde etmelerini hedefliyoruz” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Mühendisi Dr. Dilek Tüney Bebek; projeyle amaçlarının, yetiştiricilerin sütü hijyenik koşullarda muhafaza etmesini sağlayarak kaliteyi artırmak, ürün kayıplarını azaltmak ve daha yüksek katma değer elde etmelerine katkı sunmak olduğunu vurguladı. Süt üretiminde soğuk zincirin korunmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Bebek, “Sağladığımız bu destek sayesinde üreticilerimizin hem daha kaliteli ürünü elde etmelerini hem de pazarlama süreçlerinde yanlarında olmayı planlamaktayız. Üreticilerimiz bu şekilde daha güçlü bir konuma ulaşıyorlar. Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerimizin yanında olmaya, tarım ve hayvancılığı destekleyen projeler üretmeye devam edeceğiz” dedi. 2025 yılında başlayan projeden faydalanan yetiştiriciler hakkında da bilgiler veren Bebek, “Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak yüzde 50 hibeli süt soğutma tankı projemizden 2025 yılında 100 yetiştiricimiz faydalandı. 2026 yılında da 100 yetiştiricimize yüzde 50 hibeli süt soğutma tankı dağıtmayı planlamaktayız. İhtiyacı olan ve kriterlere uyan yetiştiricilerimiz, ALO 185 Teksin üzerinden bizlere taleplerini iletebilirler” diye konuştu. Aydeniz Gilik: “Soğutma tankı elimizin altında ve sütümüzü kolaylıkla muhafaza edebiliyoruz” Tarsus Çakırlı Mahallesi’nde ikamet eden büyükbaş hayvan yetiştiricilerinden Aydeniz Gilik, mahallelerine her gün sütçü gelmediğinden ve süt soğutma tankı projesinden faydalanmadan önce de sütü muhafaza etme konusunda yaşadıkları zorluklardan bahsederek, “Sütçü gelmediği için, sütümüzü emanete bırakıyorduk. Şimdi bir aydır süt soğutma tankımızı kullanıyoruz. Gayet iyi. Emanete gittiğimizde zorlanıyorduk, saatinde götürmemiz lazımdı. Emanete bırakmak, kendi elinin altındaki gibi olmuyor. Süt soğutma tankımız ise elimizin altında ve istediğimiz saatte sütümüzü buraya döküp muhafaza edebiliyoruz” ifadelerini kullandı. Hizmetten duydukları memnuniyeti de aktaran Gilik, süt üretiminde soğuk zincirin de bozulmadığını belirterek, “Sütçüyle de anlaşma yaptık. İstediğimiz zaman geliyor, götürüyor. Belediye benim hayatımı kolaylaştırdı. Bu soğutma tankı olmadığı zaman, kovalarda sütleri biriktirip emanete götürmek zordu ama şimdi bir kova bile süt çıksa kolaylıkla getirip tanka dökebiliyorum. Belediyemize teşekkür ederiz. Hem cebimizden hem de vaktimizden tasarruf ettik” dedi. Ercan Gilik: “Süt soğutma tankı bize büyük kolaylık sağladı” Yetiştiricilerden Ercan Gilik de süt soğutma tankının kendilerine sağladığı faydadan bahsederek, “Bu olmadan hayatımız perişandı. Büyükşehir Belediye Başkanımız bizi bu dertten kurtardı. Önceden kovalarla yük taşıyorduk, kollarımız acıyordu. Şu anda ise memnunuz. Bize büyük kolaylık ve rahatlık. Sütümüzü ahırımızda sağıyor ve ardından tankımıza döküyoruz. Eskiden kovamızla sütçüye bıraksak sütümüz kesilirdi ama şu anda sütümüzü getirip tankımıza döktüğümüz için kesilme yapmıyor. Soğuk kalıyor” diye konuştu. Emine Şimşek “Sütümüzü artık daha değerli fiyattan satıyoruz” Büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Emine Şimşek ise süt soğutma tankına sahip olmadan önce sağdıkları sütü muhafaza edemedikleri için, kilometrelerce uzaklıktaki akrabalarına ya da komşularına götürmek zorunda kaldıklarını anlattı. Özellikle yaz aylarında soğuk zinciri sağlayamadıkları için sütün kalitesini korumakta güçlük çektiklerini ifade eden Şimşek, Mersin Büyükşehir’in yüzde 50 hibeli süt soğutma tankı desteğinden yararlandıktan sonra bu sorunun ortadan kalktığını söyledi. Tank sayesinde sütün tazeliğini ve kalitesini koruyabildiklerini belirten Şimşek, ürünlerini artık daha değerli fiyattan satabildiklerini dile getirerek, sağlanan destek dolayısıyla Başkan Vahap Seçer’e teşekkür etti. Şimşek, “Dolabımızda yer olmadığı için süt kesilebiliyordu. Ellerimizle götürüyorduk ve zorlanıyorduk. İşimiz şimdi kolaylaştı. Belediye Başkanımız bizlere süt soğutma tankı verdi, kendisine teşekkür ediyoruz. Sütümüz taze ve soğuk kalıyor. Ayrıca daha değerli fiyattan satıyoruz” ifadelerine yer verdi. Kadir Şimşek: “Süt soğutma tankımızın fiyatı bir yılda kendisini amorti edecek” Yetiştiricilerden Kadir Şimşek, süt soğutma tankı desteğinden faydalanmadan önce sütten yeterli verimi alamadıklarını dile getirerek, “Sütümüzün fiyatı düşük olduğundan para kazanamıyorduk. Araştırdık ve Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 50 hibeli süt soğutma tankı verdiğini öğrendik. Başvuru yaptık, onayladılar ve şu an memnunuz” dedi. Yüzde 50 hibe ile sahip oldukları süt soğutma tankının fiyatının bir yıl içerisinde kendisini amorti edeceğinden söz eden Şimşek, “Şu anda sütçüye verdiğimizden daha farklı fiyata satıyoruz. Şu durumda sütümüzün litresini 26 liraya alıyorlar. Süt soğutma tankının ikinci eli 75 bin liraydı. Biz Büyükşehir Belediyemizden sıfırını yüzde 50 hibeyle, aktarma pompası da içerisinde olacak şekilde daha ucuza aldık” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.