Hava Durumu

#Kayıt Dışı

Kırsal Haber - Kayıt Dışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kayıt Dışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMMOB ZMO: ''Tarımda İş Sağlığı Değil, "Yaşama Mücadelesi" Veriliyor!'' Haber

TMMOB ZMO: ''Tarımda İş Sağlığı Değil, "Yaşama Mücadelesi" Veriliyor!''

4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla bir açıklama yayımlayan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, tarım sektöründeki iş cinayetlerine dikkat çekti. Rapora göre Türkiye, ölümlü iş kazalarında Avrupa’da ilk sırada yer alırken, en çok can kaybı tarım sektöründe yaşanıyor. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO), çalışma hayatının en kanayan yaralarından biri olan iş sağlığı ve güvenliği (İSG) konusunda tarım sektörünün içinde bulunduğu vahim tabloyu gözler önüne serdi. "Tarımda iş güvenliği bir tercih değil, yaşama mücadelesidir" denilen açıklamada, 2026 yılının ilk verileri paylaşıldı. Tarım Sektörü İş Cinayetlerinde Başı Çekiyor ZMO tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de iş kazalarına bağlı ölümlerin yaklaşık %20’si tarım ve orman işkolunda gerçekleşiyor. Konuyla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''İş sağlığı ve güvenliği (İSG), Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization-ILO) tarafından temel bir insan hakkı olarak tanımlanmakta; çalışanların güvenli, sağlıklı ve insan onuruna yakışır koşullarda çalışmasını güvence altına almayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda çalışanlar; karşılaştıkları riskler hakkında bilgi edinme, gerekli eğitimleri alma, süreçlere katılma ve tehlike anında çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir. İşverenler ise riskleri önceden öngörmek, gerekli önlemleri zamanında almak ve güvenli çalışma ortamını sağlamakla yükümlüdür. İSG anlayışı, kazalar gerçekleştikten sonra müdahale etmeyi değil, henüz ortaya çıkmadan önlemeyi esas alır; fiziksel risklerin yanı sıra psikososyal tehditleri de kapsayan bütüncül bir yaklaşımı gerektirir. Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yasal çerçeve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile önemli kazanımlar sağlanmış olsa da, uygulama ve mevzuatın bazı noktalarında yapısal eksiklikler bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle yürütülen süreçlerin 6331 sayılı İSG Kanunuyla entegrasyonunda karmaşıklıklar yaşanabilmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği'nde bulunan bazı hükümler, uygulamadaki sıkıntılarla birleştiğinde yasal çerçevenin işlevselliğini azaltabilmektedir. Denetim mekanizmalarının yetersizliği, kayıt dışı istihdamın yaygınlığı, işverenlerin maliyet odaklı yaklaşımı ve eğitim eksiklikleri bu alandaki başlıca sorunlar arasında yer almaktadır. Bu sorunlar, özellikle tarım sektöründe daha belirgin hale gelmektedir. Güvencesizlik, mevsimlik işçilik, kadın ve çocuk emeği sömürüsü, düşük eğitim düzeyi, ekipman kullanımında eğitim eksikliği ve yaygın kayıt dışılık, tarımı İSG açısından en kırılgan ve riskli sektörlerden biri haline getirmektedir. Bu nedenle, yalnızca mevzuatın varlığı değil, etkin ve kararlı bir uygulama süreci de hayati önem taşımaktadır. ILO verilerine göre, dünyada her yıl 2,3 ila 3 milyon insan iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu hayatını kaybetmektedir. Dünya çapında her gün yaklaşık bir milyon iş kazası yaşanmakta, her 15 saniyede bir işçi iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Türkiye, ölümlü iş kazalarında Avrupa'da ilk sırada yer almaktadır. Türkiye’de iş kazalarına bağlı ölümlerin önemli bir bölümü tarım sektöründe gerçekleşmektedir. Bazı yıllarda bu sektör, en fazla can kaybının yaşandığı alan olarak öne çıkmaktadır. İSİG Verilerine göre; 2025 yılında tarım/orman işkolunda 414 emekçi (183 işçi ve 231 çiftçi) hayatını kaybetmiştir. İş cinayetlerinin yaklaşık %20’sinin tarımda meydana geldiğini göstermektedir. 2026 Nisan ayı İş Cinayetleri Raporunda; 189 hayat kaybına neden olan iş cinayetlerinden 41 kaybın (%22) Tarım/Orman işkolunda olduğu kaydedilmiştir. Özellikle tarım makinelerinin kullanımı ve traktör kazaları, bu kayıpların başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Etkisi uzun dönemde ortaya çıkabilen risklerinden Bitki Koruma Ürünleri maruziyeti İSG sorunu olarak da ele alınmalıdır. Bu tablo, tarımın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yüksek risk barındıran bir çalışma alanı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ziraat Mühendisleri Odası olarak; tarım sektöründe iş sağlığı ve güvenliğinin güçlendirilmesi için denetimlerin artırılması, yaptırımların caydırıcılığının sağlanması, kayıt dışı çalışmanın önlenmesi ve tüm tarım çalışanlarına düzenli İSG eğitimlerinin verilmesi gerektiğini vurgulamaktayız. Tarımda kullanılan makine ve ekipmanların güvenli hale getirilmesi, özellikle traktör kazalarını önleyici teknik tedbirlerin yaygınlaştırılması ve kişisel koruyucu donanım kullanımının zorunlu kılınması büyük önem taşımaktadır. Mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, çalışma sezonu öncesi İSG eğitimine tabi tutulmaları, küçük ölçekli işletmelerin İSG uygulamalarına uyumunun desteklenmesi ve toplumsal farkındalığı artıracak ulusal politikaların kararlılıkla hayata geçirilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, işçi sağlığı ve iş güvenliği yalnızca teknik bir düzenleme alanı değil, doğrudan insan hayatına temas eden etik bir sorumluluk ve haktır. Çalışma yaşamı; insan onurunu merkeze alan, emeğin değerini gözeten ve bilimin rehberliğini esas alan bir anlayışla yeniden inşa edilmelidir. Çünkü ancak emeğin gücü ile bilimin ışığı aynı ufukta buluştuğunda, çalışma hayatı daha adil, daha güvenli ve daha insanca bir düzene kavuşacaktır.''

Gürer: "Esnaf Sattığı Ürünü Aynı Fiyata Alamıyor" Haber

Gürer: "Esnaf Sattığı Ürünü Aynı Fiyata Alamıyor"

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda söz alan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik krizin toplumun tüm kesimlerini derinden etkilediğini belirterek, esnafın içinde bulunduğu çıkmazı çarpıcı ifadelerle dile getirdi. Ömer Fethi Gürer konuşmasında ekonomik krizin zincirleme etkisine dikkat çekerek, “İşçide, çiftçide, emeklide para yoksa esnafın da işi olmaz. Önce adını doğru koyalım; yaşadığımız ekonomik krizin yansıması her kesimi etkiledi.” dedi. Sanayiciden işçiye, çiftçiden esnafa kadar herkesin ciddi sorunlar yaşadığını vurgulayan Gürer, mevcut ekonomik politikaların sahadaki karşılığının ağır olduğunu ifade etti. “ESNAF SATTIĞI ÜRÜNÜ AYNI FİYATA ALAMIYOR” Esnafın yaşadığı mali sıkıntıları somut örneklerle anlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Esnaf sattığı ürünü tekrar gidip alıp yerine koyacağı zaman aynı fiyatla alabilme şansı yok. Öyle olunca da giderlerini karşılamada büyük sorun yaşıyor.” diye konuştu. Bu durumun BAĞ-KUR primlerinin ödenememesine kadar uzandığını belirten Gürer, “BAĞ-KUR primlerini ödeyemiyor, Esnaf Kefalet’ten aldığı kredilerde döngü sağlanamadığı için icra kapıya dayanıyor.” ifadelerini kullandı. E-haciz uygulamalarının da esnaf üzerindeki baskıyı artırdığını dile getiren Gürer, “Malındaki mülkündeki icralar dolayısıyla daha büyük sıkıntı yaşıyor.” dedi. “AVM POLİTİKALARI KÜÇÜK ESNAFI EZDİ” AKP iktidarı döneminde alışveriş merkezlerinin plansız yaygınlaşmasının küçük esnafı olumsuz etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “AVM’ler şehrin dışında olsun, küçük esnaf korunsun dedik, sözümüzü dinletemedik.” diyerek eleştiride bulundu. Sıkı para politikalarının tüketimi daralttığını vurgulayan Öner Fethi Gürer, “İşçiye, emekliye para vermezseniz onlar da alışveriş yapmaz. Esnaf daralır, küçülür.” ifadelerini kullandı. Bu daralmanın, AVM gibi büyük yapılarla birleşince esnafın rekabet şansını iyice ortadan kaldırdığını söyledi. “VERİLEN SÖZLER TUTULMADI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, esnafa verilen BAĞ-KUR prim gün sayısının düşürülmesi sözünün tutulmadığını hatırlatarak, “9000 gün olan prim gün sayısını 7200’e düşüreceğiz dediniz, aradan üç yıl geçti, hâlâ yok.” dedi. Bu durumun çelişkili uygulamalarla daha da ağırlaştığını belirterek, “BAĞ-KUR primini ödeyemiyor diye kredi vermiyorsunuz.” sözleriyle tepki gösterdi. “TIRCI KONTAK KAPATIYOR, EKMEK KAPISI ELİNDEN GİDİYOR” Sahadan gözlemlerini de paylaşan CHP’li Ömer Fethi Gürer, nakliyecilerin yaşadığı krizi şu sözlerle aktardı: “Tırcılar daha önce ‘İş yapıyoruz’ diyordu, şimdi ‘Kontak kapattık. Bir tırımız vardı, o da elden gidiyor vekilim, bunları dile getirin.’ diyorlar.” Bu durumun yalnızca bir meslek grubuna değil, tüm ekonomik yapıya yayılan bir kriz olduğunu ifade etti. “ESNAF YOK OLURSA İŞSİZLİK ARTAR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, esnafın ayakta kalamamasının işsizliği artıracağını belirterek, “Esnafı yok ederek yaratılmış iş alanlarını ortadan kaldırıyorsunuz. Bu da işsizliği tetikliyor.” dedi. Fabrikaların konkordato ilan etmesinin nedenlerinden birinin de ürünlerini satacak esnafın kalmaması olduğunu belirterek, “6 bine yakın fabrika konkordato ilan ettiyse bunun bir nedeni de üretilen ürünü satacak esnafın artık o noktada olmayışıdır.” ifadelerini kullandı. “VERİLER GERÇEĞİ YANSITMIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “On beş, yirmi yıldır var olan iş yerini bugün kayıt altına alıp ‘yeni iş yeri açıldı’ diyorsunuz. Bu, gerçeği değiştirmez.” diyerek resmi istatistiklere eleştiri getirdi. “KAYIT DIŞIYLA MÜCADELE EDİN” Denetim politikalarını da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Vergi, prim borcu, sürekli denetim… İşini doğru yapan esnafın yakasına yapışmayı bırakın.” dedi. Asıl mücadelenin kayıt dışı ve kaçak üretimle yapılması gerektiğini vurgulayan Gürer, “Dürüst çalışan esnafı cezalandırmak yerine onları destekleyin.” çağrısında bulundu. “BU DESTEK GELECEĞE YATIRIMDIR” Esnafa verilecek desteğin yalnızca bugünü değil, ülkenin geleceğini de ilgilendirdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Bu insanlara vereceğiniz destek, ülkenin geleceğine vereceğiniz destektir.” dedi. Konuşmasının sonunda hükümete ve Meclis’e çağrıda bulunan Gürer, “İşçiyi, çiftçiyi, esnafı, emekliyi, engelliyi, sanayiciyi, her kesimi sorunlu kılarak nereye gideceksiniz?” diyerek sözlerini tamamladı

Gürer: ''Patateste Ürün Çürüme Riskiyle Karşı Karşıya'' Haber

Gürer: ''Patateste Ürün Çürüme Riskiyle Karşı Karşıya''

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’de patates üreticilerinin yaşadığı sorunları TBMM’de gündeme taşıyarak açıklamalarda bulundu. Türkiye’de patates üretiminde ilk sırada yer alan Niğde’de üreticinin ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, acil önlem çağrısı yaptı. Gürer, 2025 yılında kayıt dışı üretimle birlikte Niğde’de yaklaşık 1 milyon ton patates üretildiğini belirterek, “Ancak bu üretimin önemli bir bölümü tüccar tarafından alınmayınca depolandı, bir kısmı tarlada kaldı, bir kısmı hayvan yemi oldu” dedi. Depolarda bekleyen ürünlerin büyük risk altında olduğuna dikkat çeken TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerde depolarda hâlâ önemli miktarda patates bulunduğunu ifade ederek, “Bir ay içinde eğer satılamazsa bu patates çürüyecek. Hatay’da, Adana’da turfanda patates yakında çıkacak” diye konuştu. “POLİTİKA YOK, ÇİFTÇİ YALNIZ BIRAKILDI” Patates üretimine yönelik uzun vadeli ve planlı bir tarım politikasının oluşturulmadığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bölgeye entegre tesis kazandırılmamasının üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Gürer, “Ne yazık ki patatesle ilgili son yıllarda bir politika oluşturulup bir entegre tesis de bölgeye kazandırılmadığı için çiftçimiz büyük zarar ediyor ve patates şirketlerin ve tüccarların kontrolüne girdi” ifadelerini kullandı. “KAMU DEVREYE GİRMELİ” Yaşanan sorunların çözümü için kamunun müdahalesinin şart olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, depolarda bekleyen ürünler için acil alım çağrısı yaptı. Gürer, “Kamunun bu bağlamda olması ve çiftçimize sahip çıkılması gerekiyor. Şu anda patates çöp olmadan -kalanı olsun- satın alınmalı” dedi. “ÇİFTÇİ ZARAR EDİYOR AMA ÜRETMEK ZORUNDA” Girdi maliyetlerinin altında oluşan fiyatlar nedeniyle üreticinin zarar ettiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, çiftçinin buna rağmen üretime devam etmek zorunda kaldığınıbelirterek, “Girdi maliyetlerinin altında bir fiyat oluştu, çiftçi zarar etti ama buna rağmen yapacak başka bir işi yok”sözleriyle üreticinin içinde bulunduğu söyledi Ömer Fethi Gürer yaptığı açıklamada da patateste üretici bu yılda hüsran yaşadığı ifade etti.Marketlerde kilosu 20 Tl satılan patates tarlada 3 TL zor satılırken depolanan ürün maliyeti 8 Tl bulduğunu bu fiyatla ürün satamayan üretici zarar ederken tüccar aracı ve marketlerin patatesten para kazandığını,tüketicininde yüksek fiyatla patatese dahi erişimde sıkıntı yaşadığına dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.