Hava Durumu

#Kdv

Kırsal Haber - Kdv haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kdv haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üretici Kaygılı: "Toprağa Dökülen Emek, Cebe Para Olarak Dönmüyor" Haber

Üretici Kaygılı: "Toprağa Dökülen Emek, Cebe Para Olarak Dönmüyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekim sezonunun başlamasıyla birlikte tarlada üreticilerle bir araya geldi. Ziraat Mühendisi ve üretici Doğukan Eker ile görüşen Gürer, artan girdi maliyetleri, plansız tarım politikaları ve çiftçinin hasat dönemindeki sahipsizliği üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. ​Girdi Maliyetlerinde Yüzde 40 Artış: Çiftçi Çıkmazda ​Ekim çalışmaları devam ederken en büyük sorunun mazot, gübre ve elektrik fiyatlarındaki fahiş artışlar olduğu vurgulandı. Üretici Doğukan Eker, geçen yıla oranla girdi maliyetlerinin en az %40 arttığını belirterek şu detayları paylaştı: ​Mazot Fiyatları: Geçen yıl 45-55 TL bandında olan mazotun 76 TL’yi geçtiği, yaz aylarında ise 90 TL’ye çıkacağı öngörülüyor. Sadece bir traktörün günlük mazot maliyeti 9 bin TL'ye ulaşmış durumda. ​Gübre ve Fide: DAP gübresinin tonu 40 bin TL’ye, üre gübresinin tonu ise 33 bin TL’ye yükseldi. Geçen yıl 3 TL olan domates fidesi bu yıl 4 TL’den alıcı buluyor. ​"Tarlada 2 TL, Rafta 60 TL" ​Türkiye'nin yıllık yaklaşık 14 milyon ton domates ürettiğini hatırlatan Ömer Fethi Gürer, piyasadaki fiyat dengesizliğine isyan etti. Gürer, "Domates tarlada 1,5 ile 3 lira arasında kalırken, vatandaş rafta 50-60 liraya ürün almak zorunda kalıyor. Bu makasın sorumlusu üretim sonrası planlama yapamayan siyasi iktidardır" dedi. ​Gıda İsrafı Kapıda: 23 Milyon Ton Çöpe Gidiyor ​Üretim sürecinin planlanmamasının devasa bir israfa yol açtığını belirten Gürer, her yıl Türkiye'de 23 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini ifade etti. Hasat döneminde alıcı bulamayan ürünlerin tarlada bırakıldığını söyleyen Ziraat Mühendisi Doğukan Eker, "Bazen köylüye gelin bedava toplayın diyoruz, çünkü satış maliyeti kurtarmıyor" sözleriyle durumun ciddiyetini özetledi. ​Çözüm Önerileri: Mazotta Vergi Kaldırılmalı ​Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması ve arz açığının oluşmaması için CHP'li Gürer şu acil önlemleri sıraladı: ​Vergi Muafiyeti: Çiftçinin kullandığı mazotta ÖTV ve KDV tamamen kaldırılmalıdır. ​Sübvansiyon: Tohum ve gübre gibi temel girdilerde devlet desteği artırılmalıdır. ​Sanayi Entegrasyonu: Tarlada kalan ürünlerin israf olmaması için kurutma, dondurma ve işleme tesisleri yaygınlaştırılmalıdır. ​Doğru Planlama: Üretim öncesi, süreci ve sonrasını kapsayan öngörülebilir bir ulusal tarım politikası oluşturulmalıdır. ​Gürer, çiftçinin "alabildiğim mazot kadar ekeceğim" noktasına geldiğini belirterek, üretimden kopuşun gıda krizini derinleştireceği uyarısında bulundu.

Mutfaktaki Yangın Sönmüyor, Çiftçinin Çarkı Dönmüyor Haber

Mutfaktaki Yangın Sönmüyor, Çiftçinin Çarkı Dönmüyor

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki borçlanmanın sadece Türk Lirası bazında değil, döviz bazında da ciddi bir seviyeye ulaştığını verilerle gözler önüne serdi. Gürer, gıda fiyatlarındaki 66 aylık kesintisiz artış ile çiftçinin 54 aydır aralıksız artan kredi borçlarının, AKP tarafından kurulan "üretenin de tüketenin de kaybettiği" bir sömürü sistemi olduğunu belirtti. BORÇ DAĞI 4 YILDA 1 TRİLYON TL BÜYÜDÜ! CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki nakdi kredi hacminin 2022 yılından bu yana ulaştığı yüksek artışa dikkat çekerek, "AKP’nin kurduğu bu bozuk düzende çiftçinin sırtındaki yük, artık taşınamaz bir noktaya gelmiştir. 2022 yılının Ocak ayında 173 milyar 25 milyon TL olan toplam borç, 2026 yılının aynı ayında 1 trilyon 269 milyar 989 milyon TL’ye fırlamıştır. Bu, sadece dört yıl içinde çiftçinin borcunun tam 1 trilyon 96 milyar 963 milyon TL artması demektir. Oransal olarak baktığımızda ise karşımıza çıkan tablo bir yıkımdır: Çiftçinin borcu 4 yılda tam %634 oranında artırılmıştır! Üretenin borcu bu denli katlanırken, tüketicinin ucuz gıdaya ulaşması imkansız hale getirilmiştir," diye konuştu. "BORÇ SADECE TL DEĞİL, DOLAR BAZINDA DA İKİYE KATLANDI!" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2022-2026 yılları arasındaki tarımsal kredi verilerini dolar kuruyla kıyaslayarak, iktidarın "borç odaklı" bir tarım modeli inşa ettiğini belirtti. İşte Gürer’in paylaştığı o çarpıcı tablo: Gürer, tablodaki verileri şöyle yorumladı: "AKP iktidarı döneminde borçlanma sadece kağıt üzerinde artmıyor. 2022'de çiftçinin sırtındaki yük 12,9 milyar dolar iken, bugün bu rakam 29,6 milyar dolara çıkmıştır. Yani çiftçinin borcu dolar bazında bile %129 oranında artmış!" dedi. 66 AYDIR KESİNTİSİZ ZAM, 54 AYDIR KESİNTİSİZ BORÇ! Gıda fiyatlarındaki yükselişin 5,5 yıldır durmaksızın devam ettiğini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sistemin nasıl bir çıkmaza girdiğini şu sözlerle özetledi: "Tüketici perişan. Ağustos 2020’den beri her ay bir önceki aydan daha pahalı gıda tüketiyoruz. Şubat 2026 itibarıyla aylık gıda enflasyonu %6,89 olmuş. İktidar, halkın mutfağındaki yangını izlemekle yetiniyor. Tüketici bu haldeyken üreticinin durumu da farklı değil. Çiftçinin bankalara borçlanma serisi 54 aydır kesintisiz artarak sürüyor. Çiftçi tarlasına girmeden borçlanıyor, ürünü hasat ediyor yine borçlu çıkıyor. AKP öyle bir mekanizma kurdu ki; çiftçi bankaya çalışıyor, vatandaş ise markette etiketlerle savaşıyor." "BU SİSTEMİN MİMARI AKP'DİR" Ömer Fethi Gürer, "Bu tesadüfi bir kriz değildir. Planlı üretimden kaçan, ithalatı teşvik eden ve çiftçinin girdi maliyetlerini (mazot, gübre, ilaç) dünya fiyatlarının üzerine çıkaran bu zihniyet, hem üreteni hem de tüketeni mağdur etmiştir. Bugün sofradaki ekmek pahalıysa sebebi çiftçinin tarladaki borcudur. Çiftçinin borcu dolar bazında ikiye katlanırken, halkın alım gücü de yerle bir olmuştur." ÇÖZÜM ÇAĞRISI: "BORÇLARI DONDURUN, ÜRETİMİ DESTEKLEYİN!" Ömer Fethi Gürer, iktidara acil eylem çağrısında bulunarak, “Tarımsal kredilerin faizleri derhal silinmeli ve ana para uzun vadeye yayılmalıdır. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı, girdi maliyetleri makul seviyeye çekilmelidir. İthalat odaklı politikalardan vazgeçilip, yerli üreticiyi koruyan bir fiyat politikası benimsenmelidir.”

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart! Haber

Savaş Tarımı Derinden Etkiledi, Acil Önlem Şart!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında savaşın tarım üzerindeki etkileri ve çözüm önerilerini açıkladı. Gürer, ABD-İsrail ve İran arasında dört haftayı geride bırakan savaşın Türkiye’de zaten sorunlu olan tarım sektöründe etkileri artırdığını söyledi. Gübre, akaryakıt, enerji, yem ve temel gıda ürünlerinde dışa bağımlılığın risk oluşturduğunu belirten Gürer, yanlış tarım politikaları ve yetersiz destekler nedeniyle krizin büyüdüğünü ifade etti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılının dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,6 büyürken tarımsal üretimin yüzde 8,8 gerilediğini belirten Gürer, hububat ve meyvede çift haneli kayıplar yaşandığını söyledi. DESTEKLER ARTIRILMALIDIR CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarım alanlarının daraldığını, çiftçi sayısının nüfusa paralel artmadığını, girdi maliyetlerinin yükseldiğini ve planlı üretim modelinden uzaklaşıldığını belirterek, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ve üreticinin yeterince korunmadığını ifade etti. ÇÖZÜM VAR, İKTİDAR ELİNİ ÇABUK TUTSUN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın etkileriyle gıda arzının kritik hale geldiğini belirterek ithalata dayalı politikalardan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Arz açığı olan ürünler için bölgesel üretim planlaması yapılması çağrısında bulunan Gürer, dünyada birçok ülkenin çiftçisine destek verdiğini ancak Türkiye’de ithalata yönelindiğini ifade etti. TARIMDA ACİL ÇÖZÜM POLİTİKALARI Gürer, tarımda alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı: 1- Acilen üretici girdi fiyatlarında indirim sağlanmalıdır. Hayvansal ve bitkisel üretimin sürdürülebilirliği için mevcutta ek muafiyetler sağlanmalıdır. Özellikle topraktan uzaklaşmış, kırsalda yaşayan küçük aile tipi işletmelerin toprakla tohumu buluşturması ve boşalan ahırların yeniden sürece katılmasını sağlayacak, ürün alım garantili, maliyet ve makul kar ile alım fiyatı oluşturulacak ve yem destekli cumhurbaşkanlığı çağrısı yapılmalıdır. 2- Gübre ve yem de %50 oranında sübvanse sağlanmalıdır. Sahte gübreye karşı denetimler artırılmalıdır. Gübre demek üretimde verim demektir. Gübresiz üretim verim kayıplarına da yol açar. Ülkemiz Gübre de önemli ölçüde dışa bağımlı kılınmıştır. 3- TARIM Kanun 21 maddesinde yer alan milli gelirin % 1 çiftçiye destek olarak verileri maddesi gereği 772 milyarı bulan destek yerine 2026 yılında 168 milyar destek ayrılmıştı. Bu destek kanuna uygun olarak verilmesi sağlanmalıdır. 4- Akaryakıtta ÖTV VE KDV Kaldırılmalı ve tarım kesimi ile nakliyecilere akaryakıt desteği sağlanmalıdır. Tarım kesimine verilen akaryakıt desteği artırılmalıdır. Kırmızı mazot uygulamasına geçilmelidir. 5- Tarım kesimi ve nakliyeciler ile esnaf için kredi borç yapılandırmasına gidilmeli, faizler silinmeli, ek kredi desteği sağlanmalıdır. 2025 yılı destekleri hemen ödenmelidir. Haciz işlemleri icralar derhal durdurulmalıdır. 6- Küçük aile işletmelerinde sigorta prim ödeme desteği verilmelidir. 7- Buğday ve arpa gibi ürünlerin alım fiyatı girdi maliyeti esas alınarak açıklanmalı ve taban fiyat uygulamasına dönülmelidir. 8- Sulama suyu ve elektrik borçları hasat sonuna bırakılmalıdır. 9- İhtiyaç sahibi üreticilere fide ve tohum desteği verilmelidir. 10- Arz açığı olan ürünlerde üretim artırıcı destekler sağlanmalıdır. 11- Veteriner ve aşı giderleri kamu tarafından karşılanmalıdır. 12- Hayvan hastalıklarıyla mücadele artırılmalıdır. 13- Nakliye köprü ve yol ücretleri bir yıl kaldırılmalıdır. 14- Üretim planlaması yapılmalıdır. 15- Ürün fiyat artışları kontrol altına alınmalıdır. 16- Hasat dönemlerinde iş gücü planlaması yapılmalıdır. 17- Tarım Kredi marketlerine doğrudan ürün sevki sağlanmalıdır. Gürer, savaş koşullarında gıda arz güvenliğinin daha da önem kazandığını belirterek, “Tarım stratejik bir sektördür. İktidar acil tarım destek paketini açıklamalıdır” dedi.

Ülke Yangın Yeri, Çiftçi ve İşçi Destek Bekliyor Haber

Ülke Yangın Yeri, Çiftçi ve İşçi Destek Bekliyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda 14 farklı kanunu ilgilendiren kanun teklifini eleştirdi. Bedelli askerlikten özelleştirmeye, İşsizlik Fonu’ndan ekonomik kriz önlemlerine kadar pek çok konuya değinen Gürer, İktidars acil adımlar atılmadı çağrısında bulundu. BEDELLİ ASKERLİK İÇİN YARIM MİLYON BEDEL CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bedelli askerlikte yapılan düzenlemeye dikkat çekerek, “14 farklı kanunu ilgilendiren bu kanun teklifinde de halkın faydasına olacak çok önemli maddeler yok ama dikkat çekici değişiklikler var; bunlardan biri, askerlikle ilgili. Bedelli askerlik katsayı düzenlemesiyle yarım milyon liraya çıkıyor. Böylece fakir fukaranın, garip gurebanın, orta hâlli çocukların, orta gelirli hanelerin çocuklarının artık askerliği bedelli yapma şansı ortadan kaldırılıyor. Parası olanın askerlikten faydalanmayacağı bir boyuta evriliyor,” diye konuştu. Gürer, askerliğin toplumsal bir olgu olduğuna da vurgu yaptı: “Askerlik bir yerde zengin çocuğu ile fakir çocuğunun aynı ortamda buluştuğu, birbirlerini tanıdığı, Türkiye'nin yapısının anlaşıldığı bir olguydu. Önce 'Yığılma var.' dendi, bedellinin ardından askerlik uzmanlar eliyle profesyonelleştirildi. Şimdi geldiğimiz noktada yarım milyon lira vermeden bedelli askerlik yapabilme olanağı kalmadı. Böylece artık yine orta hâlli ailelerin çocukları bedelli askerlik yapamayacak.”Dedi. KAMU ARAZİLERİNİN ÖZELLEŞTİRİLMESİNE TEPKİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinde özelleştirmeye ilişkin düzenlemeyi eleştirerek, “Bunun yanı sıra, 230 tane ayrı taşınmazın etki analizinde yazdığına göre, kamu kuruluşunun yetkilisine demişler ki: 'Sende atıl bir yer varsa bize bildir de satalım, bunları paraya çevirelim.' Bir bakıyorsunuz, Türkiye'nin en önemli merkezlerinde en önemli rant sağlayacak araziler buradaki kanun teklifiyle özelleştiriliyor,” dedi. Gürer, liyakat eksikliğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Arkadaşlar, 100 fabrikayı, limanı, enerji santrallerini sattınız, hazine arazilerini sattınız, pasaport karşılığında bina alanlara da vatandaşlığı sattınız, şimdi de geldiniz, 230 tane kamu kurum ve kuruluşundaki araziyi de burada özelleştiriyorsunuz. Eğer liyakat kavramı olsa, Özelleştirme İdaresine bu soruyu sorduğumda 'Ben bu alanın, taşınmazın satılmasını istiyorum.' diyen genel müdürü, daire başkanını o görevde ben oturtmazdım. (CHP sıralarından alkışlar) İşini yapamayacak ve kendisine ait değerleri değerlendiremeyecek adamın ne işi var, orada yöneticilik yapıyor? Ha, o iş öyle değil, onlara diyorlar ki: 'Şuralardan vazgeç, biz buraları ranta açacağız, birilerine kazanç sağlayacağız.'” İŞSİZLİK FONU DÜZENLEMESİ ELEŞTİRİSİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, İşsizlik Fonu’ndaki değişikliklere de tepki göstererek, “Bir de İşsizlik Fonu'nda devlet katkısının yüzde 1'den yüzde 0,5 düşürüp 1,5'a artırılması için Cumhurbaşkanına yetki veriliyor. Şimdi, tabii, bu geriye doğru işleyecek, 0,5'e getirilecek katkı. İşsizlik Fonu'nda zaten o kadar ağır şartlar var ki çoğu işsiz doğru dürüst yararlanamıyor. Bu fonda öyle düzenleme yapmalıyız ki ekonomik anlamda konkordato ilan eden veya iflasını isteyen iş yerlerinde işsiz kalan işçilerin de lehine bu İşsizlik Fonu kullanılır duruma getirelim. Bunun yerine ne yapıyoruz? İşsizlik Fonu'nun da kendi içinde devlet katkısını düşürüyoruz, oradaki fondan farklı alanlarda kullanmanın da zaten yolu açılmıştı, bu sürdürülüyor,” şeklinde konuştu. EKONOMİK KRİZ VE TOPLUMSAL SORUNLARA ACİL ÖNLEM ÇAĞRISI CHP’li Ömer Fethi Gürer, ülke genelindeki ekonomik sorunlara da dikkat çekti: “Şunu da söylemek zorundayız: Ülke yangın yeri; nakliyeciler isyanda, çiftçi isyanda, işçi isyanda, esnaf isyanda, her kesimin sorunları birikmiş. Bakınız arkadaşlar, yapılacak basit işler var: ÖTV'yi, KDV'yi akaryakıtta kaldırın, köprü-yol geçiş ücretlerini bir yıllık erteleyin, borçları yapılandırın, faizleri silin, emekli maaşını, asgari ücreti oluşan kayıpları dikkate alarak arttırın. Önümüz Kurban Bayramı gelin, şu kurban bayramı ikramiyesini asgari ücret düzeyine çıkarın. İçinde bulunduğumuz koşullarda sorunlar katlanıyor. Ne diyor Bakan Bey: 'Rafta ürün eksiğimiz yok, arz açığımız yok.' E, cepte para yok ki gitsin, vatandaşa o ürünü alabilsin. Böylesi sorunların oluştuğu bir yerde kalıcı çözümleri yaratmak yerine bunları seyretmenin kimseye faydası olmaz.” Ömer Fethi Gürer, “Bakın, dünya genelinde bu anlamda bazı devletler öncelikle savaşın etkisini dikkate alıp bu konuda paketler açıklıyor. Ya, siz 2025 yılının desteklerini hâlâ vermediniz çiftçiye. En azından 2025 yılı desteklerini hemen ödeyin. Çiftçi nasıl ekim yapacak? Mazotun bu fiyatıyla tarlaya traktörü nasıl sokacak?” diye konuştu. ARZ AÇIĞI VE TARIM ÜRÜNLERİ İÇİN ÖNLEM ÇAĞRISI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanına doğrudan çağrıda bulunarak, “Alım garantili, sözleşmeli, üret kardeşim, ben alacağım, sana zarar ettirmeyeceğim.” diye Cumhurbaşkanı açıklama yapsın. 21 üründe arz açığımız var; hububatta, bakliyatta. Bunlarla ilgili önlem alalım yoksa bu savaşın yansıması İran'dan fazla bize olacak,” diye konuştu.

TBB'den 88 Belediyeye 90 Hizmet Aracı Haber

TBB'den 88 Belediyeye 90 Hizmet Aracı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), 88 belediyeye toplam 90 yeni hizmet aracı daha kazandırdı. Hibe edilen araçlar, TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in katılımıyla Ankara’da düzenlenen törenle belediyelere teslim edildi. Belediyelerin sosyo-ekonomik yapısı, yüzölçümü, nüfusu ile ihtiyaç ve talepleri esas alınan hibe programı kapsamında; Cumhuriyet Halk Partisi, AK Parti, DEM Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti ile Yeniden Refah Partisi’ne mensup ve bağımsız belediye başkanlarının yönetimindeki 88 belediyeye toplamda 90 yeni hizmet aracı desteği sağlandı. Törende teslim edilen araçlarla birlikte yeni dönemde belediyelere toplam 619 araç hibe edilmiş oldu. Teslim edilen hizmet araçları; 36 çöp kamyonu, 15 damperli kamyon, 12 ekskavatör, 11 arazöz, 11 kazıcı yükleyici, 3 pikap, 1 cenaze aracı ve 1 greyderden oluştu. Seçer: “Vatandaşın derdini en iyi bilen belediye başkanlarıdır” TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, törende yaptığı konuşmada Birliğin yeni döneminde benimsediği dayanışma ve adalet anlayışına vurgu yaptı. TBB’nin araç destekleriyle belediyelerin işlerini kolaylaştırmayı ve yüklerini hafifletmeyi amaçladığını belirten Seçer, yerel yönetimlerin millet iradesinin yansıdığı, vatandaşa en yakın siyasi makamlar olduğunu hatırlattı. “Vatandaşın derdini en iyi bilen belediye başkanlarıdır. İhtiyacını, önceliklerini, yöresinin özelliklerini her noktasını karış karış en iyi bilen belediye başkanlarıdır.” diyen Seçer, “Belediye başkanları önemli görevler yapıyor. Bu önemli görevleri güçlü belediyeleri ile yaparlarsa çok daha etkin, çok daha sürdürülebilir görev ifa ederler. İşte belediyelerimizin güçlü olması demek, Türkiye’de demokrasinin güçlü olması demektir.” ifadelerini kullandı. TBB olarak belediyelere yalnızca araç-gereç ya da ayni destekler konusunda yardım yapmadıklarını belirten Seçer, belediye personelinin gelişmelerine, daha yeni projeler edinmelerine ve bilgiye ulaşmalarına katkı sağlamaya çalıştıklarını kaydetti. Seçer: “Daha yeni başlıyoruz” Araç desteği konusunda ise “Hibelerimiz bugün dağıtacağımız araçlarla sınırlı değil, daha yeni başlıyoruz.” ifadesini kullanan Seçer, teslim edilecek 90 aracın ardından Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında da hibelere devam edileceğini açıklayarak, “Salavat güçten doğar. Bizim kaynaklarımız geldikçe bu kaynakları biz de size aktaracağız. Zaten bu kaynakları bize sağlayanlar da sizlersiniz. Sizin kesenize bereket. Allah size, siz bize.” diye konuştu. Konuşmasında sık sık adalet vurgusu yapan Seçer, “Uygulamalarımızda adaleti önceliyoruz. Diyoruz ki ‘Her yerde adalet.’ Adaletin olmadığı yerde, adaletin sağlanmadığı yerde gerisi teferruat olarak kalır. Bu nedenle yaptığımız desteklerde parti ayrımı gözetmeksizin, belirli kriterleri göz önüne alarak, puanlama sistemine bağlı kalarak belediyelerimizin tamamına destek olma gayreti içerisinde oluyoruz.” dedi. Seçer, adil hizmet anlayışının TBB ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile başladığının ve daha sonra TBB Başkan Vekili Zeydan Karalar ile devam ettiğinin altını çizerek, halen aynı felsefeyle hareket ettiklerini belirtti. Seçer: “Bütün belediyelerin başkanları bizim belediye başkanlarımızdır” “Bütün belediyelerin başkanları bizim belediye başkanlarımızdır. Biz onlara adaletli hizmet verelim, onlar da vatandaşlarımıza adaletli hizmet götürsün.” diyen Seçer, “Dayanışma ve iş birliği kültürünü belediyelerimiz arasında güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Bu nedenle de yeni projeleri hayata geçiriyoruz. “Ortak Hizmet Projesi” protokolü kapsamında çalışmalarımızı başlatıyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyemizle TBB ortak çalışması olarak aramızda bir protokol yaptık. Araçları biz veriyoruz, İBB insan kaynağı ve teknik destek veriyor böylece birçok belediyemize ulaşabiliyoruz. İlk olarak bu çalışmayı Batı Karadeniz Bölgesi’ni pilot olarak belirlediğimiz için Safranbolu’da başlattık.” dedi. Seçer, TBB Belediye Akademisi tarafından yürütülen “Yönetici Geliştirme Programı” kapsamında ise belediyelerin her alanda daha iyi yetişmiş, liyakatli kadrolar elde etmesi adına eğitim çalışmalarına imza attıklarını söyledi. Birliğin afet bölgesine yönelik çalışmalarına da değinen Seçer, “Biz ilk araç dağıtımını 6 Şubat depreminde zarar gören illerimizin belediyeleri ile başlatmıştık. Yine aynı felsefeyle devam ediyoruz. Onlara pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Sadece ayni ve nakdi yardım çerçevesinde desteklerimiz olmuyor, proje destekleri de yapıyoruz. Adıyaman Belediyemizde yaptığımız kent içi ulaşım iyileştirme stratejisi ve eylem planını biz belediyemizle beraber hazırladık. Bu da depremden yoğun zarar gören Adıyaman için Sayın Belediye Başkanımızla birlikte çok önemli bir ortak çalışma oldu. Darısı diğer belediyelerimizin başına olsun istiyoruz.” dedi. Seçer: “Yasal düzenlemelerle ilgili TBB’nin görüşüne başvurulmalı” Dünyada yaşanan gelişmelerden etkilenen kurumların başında yerel yönetimlerin geldiğine dikkati çeken Seçer, mevcut mali mevzuatlarla belediye başkanlığı yapmanın her geçen gün zorlaştığına değindi. Seçer, merkezi yönetim tarafından yapılan yasal düzenlemelerde TBB’nin de dahil edilmesi gerektiğinin altını çizerek, “TBB, bütün belediyelerimizin kanunla üye olduğu önemli bir yapı, deneyimli bir kurumdur. Bir geçmişi var, bir birikimi var, liyakati var. Sahanın deneyimini bütün kurumlardan daha önce alabilecek nitelikte bir kurumdur çünkü belediye başkanlarıyla direkt iletişim içerisindedir. Bu yasal düzenlemelerle ilgili bakanlıkların TBB’nin görüşüne de başvurma gerekliliğine inanıyoruz ve bunu kendilerinden bekliyoruz. Bu düzenlemeleri yaparken TBB’nin de görüşünü alınız. Fikir fikirden üstündür. Belki sizin düşündüğünüzden bir tık daha iyi bir fikri size Türkiye Belediyeler Birliği aracılığıyla verebiliriz.” dedi. Seçer’den Belediyelerin Mali Sorunları İçin Çözüm Önerileri Seçer, özellikle Orta Doğu’daki gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatlarında yaşanan artışların her alana sirayet ettiğini, ancak en fazla belediyeleri etkilediğini kaydetti. Belediye hizmetlerinin sekteye uğramaması için iktidardan beklentileri olduğunu söyleyen Seçer, belediye başkanlarının bazı kamu alacaklarından özellikle Mayıs-Eylül aylarını kapsayacak şekilde Cumhurbaşkanlığı Kararı ile geçici olarak kesinti yapılmaması yönünde talepleri olduğunu belirtti. Akaryakıt fiyatlarındaki artıştan da söz eden Seçer, “KDV oranlarının düşürülmesi, ÖTV’nin tamamen ortadan kaldırılması özellikle belediye hizmetlerinin aksamaması için başta ulaşım olmak üzere çok önemli kararlar olacaktır. Bunu buradan bir kez daha duyurmak istiyoruz, bu konuda iktidarın dikkatini çekmek istiyoruz.” şeklinde konuştu. Belediyelere aktarılan payların artırılması ve öz gelir kaynaklarının güncel ekonomik koşullara uygun olarak yeniden düzenlenmesi konularına da değinen Seçer, bu talebini “Bu olağanüstü ekonomik sıkıntılar döneminde bir karar ile, geçici de olsa, merkezi bütçeden aktarılan payların artırılması yönünde bir çalışma yapılmasını istiyoruz.” sözleriyle ifade etti. Seçer, son olarak belediye başkanlarının kutsal ve zor bir görev yaptığını anımsatarak, “Vatandaşın derdine derman olmak, onun acısını, onun mutluluğunu paylaşmak, her hal ve şartta onunla beraber olmak bana göre bir insan için dünyanın en büyük servetidir. İşte böyle değerli bir görevi yapıyoruz. Hepimizin Allah yar ve yardımcısı olsun, hepimizin yolu açık olsun. Yaptığınız görevlerde başarılar diliyorum.” dedi. Seçer’in konuşmasının ardından hibe edilen araçların anahtarları belediye başkanları ve yöneticilerine teslim edildi. Hibe araçlar ülkenin dört bir yanına doğru yola çıktı.

Elektrik Maliyetleri Tarımsal Üretimi Durma Noktasına Getirdi Haber

Elektrik Maliyetleri Tarımsal Üretimi Durma Noktasına Getirdi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verilen yanıt, tarımsal sulamada elektrik maliyetlerinin çiftçiler üzerindeki ağır yükünü ortaya koydu. Resmi verilere göre son dört yılda yaklaşık 75 bin tarımsal abonenin elektriği borç nedeniyle kesildi. Gürer, artan elektrik maliyetlerinin çiftçiyi borç sarmalına sürüklediğini belirterek üreticiyi koruyacak özel tarifeler ve desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. TARIMSAL SULAMADA ELEKTRİK MALİYETİ KRİZİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde kullanılan elektriğe gelen zamların üreticiyi ciddi şekilde zorladığını belirterek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na soru önergesi verdi. Gürer, özellikle sulama dönemlerinde elektrik fiyatlarının yükselmesi nedeniyle çiftçilerin borçlandığını ve bazı üreticilerin üretim faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığını ifade etti. 4 YILDA 75 BİNE YAKIN ÇİFTÇİNİN ELEKTRİĞİ KESİLDİ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verdiği yanıt, tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Borcunu ödeyemediği için elektriği kesilen abone sayısı ise şu şekilde gerçekleşti: 2022: 19 bin 454 2023: 16 bin 18 2024: 21 bin 106 2025: 18 bin 214 Böylece dört yılda yaklaşık 74 bin 792 tarımsal abonenin elektriği borç nedeniyle kesildi. BAKANLIK: TARİFELER MALİYETLERE GÖRE BELİRLENİYOR Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın verdiği yanıtta elektrik tarifelerinin; üretim, iletim, dağıtım ve perakende satış maliyetlerinden oluştuğu belirtilerek tarifelerdeki değişimlerin bu maliyetlerdeki artış veya azalışların sonucu olduğu ifade edildi. Yanıtta ayrıca belirli tüketici gruplarına yönelik sübvansiyonların 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında Cumhurbaşkanı kararıyla yapılabileceği, tarımsal desteklerin ise 5488 sayılı Tarım Kanunu çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütüldüğü belirtildi. ÇİFTÇİYE ÖZEL TARİFE VAR MI? Gürer ise tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin giderek büyüyen bir sorun haline geldiğine dikkat çekerek çiftçiler için özel düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguladı. Elektrik maliyetlerinin düşürülmesi için dağıtım bedellerinin azaltılması, KDV’nin kaldırılması ve üreticilere özel tarife uygulanması gerektiğini belirtti. TARIMDA MALİYET BASKISI ARTIYOR Tarımda maliyetlerin hızla arttığını ve üreticinin her geçen gün daha ağır bir ekonomik baskı altında kaldığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle tarımsal sulamada kullanılan elektriğin çiftçiler için hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Gürer, “Tarlada üretimin sürdürülebilmesi için suya, suyun tarlaya ulaşması için de elektriğe ihtiyaç var. Ancak bugün çiftçi elektrik faturasını ödeyemediği için sulama yapamaz hale getiriliyor. Borç nedeniyle elektriğin kesilmesi yalnızca bir hizmetin durması değil, doğrudan üretimin kesilmesi anlamına gelir. Elektriği kesilen çiftçi ya ürününü kurutmak zorunda kalıyor ya da borçlanarak üretime devam etmeye çalışıyor. Bu tablo, tarımda işlerin iyi gitmediğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Elektrik kesintilerinin tarımsal üretimde zincirleme sorunlara yol açtığını ifade eden Gürer, “Çiftçi sulama yapamazsa verim düşer, üretim azalır ve sonuçta gıda fiyatları daha da artar. Enerji maliyetleri üretimin en kritik girdilerinden biri haline gelmiş durumda. Çiftçiye özel bir elektrik tarifesi uygulanmadan, dağıtım bedelleri ve vergiler düşürülmeden üreticinin ayakta kalması mümkün değil. Tarım stratejik bir sektördür; üreticinin elektriğini kesmek, aslında ülkenin gıda güvenliğini riske atmaktır” diye konuştu.

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin! Haber

Mazotta Vergiyi Kaldırın, Gübrede Hibe Desteği Verin!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından gübre ve mazotta tarımsal üretim ve çiftçiyi de zora sokan vahim bir durum yaşandığını söyledi. Savaş nedeniyle fahiş zamların ve arz sıkıntısının üretim ve çiftçiyi vurduğunu aktaran Barut, mazotta vergilerin kaldırılmasını, gübrede de çiftçiye hibe desteği verilmesini isteyerek iktidarı adım atmaya çağırdı. DIŞA BAĞIMLILIK VURGUSU TBMM Genel Kurulu'nda söz alan Ayhan Barut, "ABD ve İsrail'in İran'a yönelik vahşi saldırılarının etkilerini maalesef ülkemizde de hissediyoruz. Çiftçimizin en temel girdilerinden birisi olan mazot ve gübrede fahiş zam ve acı tablo ortada. Mazot ve gübrede maalesef dışa bağımlıyız. Ukrayna'da yaşanan savaş, daha öncesinde salgın döneminde yaşadıklarımız, maalesef iktidarın aklını başına getirmedi" dedi. MAZOT VE GÜBREDE FAHİŞ ZAMLARA DİKKAT ÇEKTİ Tarımsal üretim ve çiftçinin savaş nedeniyle yine zorda olduğunu bildiren Barut, "Savaş nedeniyle şimdi yine acı reçeteyle karşı karşıyayız. Mazot fiyatları uçtu gitti. Bahar vakti gübrede fiyat artışları son 10 günde yüzde 20'yi geçti. Ürenin tonu 30 bin, DAP'ın tonu 35 bin lirayı aştı. Çiftçinin perişan halini görün. Yerli üretimi ve üreticiyi gözetin. Mazotta KDV ve ÖTV'yi kaldırın. Gübre ve tohumda çiftçimize hibe destekleri verin. Bu yangını derhal söndürün" diye konuştu.

İthalata Dayalı Tarım Politikası Üreticiyi ve Halkı Yoksullaştırdı Haber

İthalata Dayalı Tarım Politikası Üreticiyi ve Halkı Yoksullaştırdı

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çiftçilerle iftar programında açıkladığı projelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu, “İthalata dayalı, bilinçli olarak sürdürülen tarım politikaları üreticiyi, halkı yoksullaştırdı. Derinleşen krizin üzeri ‘müjde’ başlıklarıyla örtülmek isteniyor” dedi. Tarımın günü kurtaran açıklamalarla, vitrin projeleriyle ve kampanya mantığıyla yönetilemeyeceğini vurgulayan Sarıbal, “Tarım istikrar ister, planlama ister, akıl ister. En önemlisi de kamucu bir anlayış ister. Ne yazık ki Türkiye’de uzun yıllardır bunların hiçbiri yok. Bugün geçim derdiyle boğuşan, ev kirasını ödeyemeyen, mutfağında tencere kaynatmakta zorlanan milyonlarca yurttaşa gerçek çözümler sunmak yerine, sadece yeni isimler verilmiş projelerle oyalanıyoruz. ‘Kırsalda bereket, küçükbaşa destek’ başlığıyla sunulan bu yaklaşım, tarımın yapısal sorunlarını çözmekten uzak, günü kurtarmaya dönük bir anlayışın ürünüdür” ifadelerini kullandı. 13,5 MİLYAR DOLAR İTHALATA GİTTİ, SONUÇ DEĞİŞMEDİ Et fiyatlarının geldiği noktaya dikkat çeken Sarıbal, bugüne kadar çok sayıda strateji belgesi ve proje açıklandığını, ancak somut bir sonuç alınamadığını söyledi. Buna rağmen yoksul halkın cebinden çıkan 13,5 milyar doların canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına gittiğini söyleyen Sarıbal, “Sonuç değişmedi. Et fiyatları düşmedi, dar gelirli yurttaş sofraya et koyamaz hale geldi. Türkiye’de 1 kg dana eti 21,5 dolar. Komşu ülkelerde 9–15 dolar bandında. Bu tablo, hayvancılık politikalarının iflasıdır. TÜİK’in Ekonomik Faaliyetlere (ISIC, Rev. 4) tarım dış ticareti verilerine göre 2003-2025 yılları arasında toplam ihracat 127 milyar TL, ithalat ise 185 milyar TL, dış ticaret açığı ise 58 milyar TL’dir. Tarıma dair bunu dışındaki sınıflandırmaların uluslararası geçerliliği yoktur” dedi. ÖNCE TARIM KANUNU’NU UYGULAYIN! Tarım Kanunu’na göre tarımsal desteklerin milli gelirin yüzde 1’i olması gerektiğini hatırlatan Sarıbal, iktidarın çiftçiye verdiği desteğin yüzde 0,22’de kaldığını söyledi. Bu nedenle çiftçinin 2007–2026 döneminde biriken alacağının 1 trilyon 977 milyar TL’ye ulaştığını ifade eden Sarıbal, “Çiftçi borç içinde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Tarım Kanunu çok açık. Üreticinin belini büken en büyük yük yem maliyetleri. 2020’de tonu 1.500 TL olan yem, 2025’te 6.500 TL’ye dayandı. Üstelik yem hammaddelerinde soya ve mısırda dışa bağımlıyız. Kur arttıkça maliyet artıyor, üretici eziliyor. Üstüne bir de Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğle yem üretiminde kullanılan premiks ve flake ürünlerindeki KDV istisnası kaldırıldı. Yüzde 20 KDV, yem fiyatlarına en az yüzde 3 ek yük demek. Çiftçi borç içinde, ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bugün itibariyle çiftçinin bankalara olan toplam borcu 1 trilyon 239 milyar TL’ye ulaştı. Takibe alınan tarım kredileri ise bir yılda 3,6 milyar TL’den 14,8 milyar TL’ye çıktı. Üreticiler Ziraat Bankası’ndan faizsiz kredi kullanabilecek, bu krediler 2 yıla kadar geri ödemesiz olacakmış. Ziraat Bankası’nın Demirören Holding’e kullandırdığı 800 milyon dolarlık kredinin gündeme gelmesinden sonra bu açıklamanın samimi olduğuna kim inanır?” dedi. KURTULUŞ KAMUCU TARIM POLİTİKASINDA! Milletvekili Sarıbal, üretimi korumak yerine ithalatı ve borçlanmayı esas alan bir anlayışla tarımın ayağa kalkamayacağını, buna bağlı olarak gıda fiyatlarının da ucuzlamayacağını belirtti. Hayvancılık sektörünün şap hastalığıyla birlikte ağır bir yıkım yaşadığını belirten Sarıbal, yıllık ekonomik zararın 162 milyar TL olarak öngörüldüğüne dikkati çekti. Buna karşın iktidarın hala “süslenmiş projeler” anlattığını ifade eden Sarıbal, tabloyu şu verilerle ortaya koydu: “Hayvansal üretimde maliyetlerin yaklaşık yüzde 70’i yemden oluşurken, süt/yem paritesi 1,5’in altına düşmüş durumda. Süt fiyatları baskılanırken yem fiyatları hızla artıyor, hayvancılık desteklerinin toplam tarımsal destekler içindeki payı ise yüzde 17,7’ye kadar gerilemiş bulunuyor. Sığır, manda ve keçi varlığı 2020’nin gerisine düştü. İşletmeler kapanıyor, üretici sektörden çekiliyor. Üretimi korumak yerine üreticiyi tasfiye eden, hayvancılığı sürdürülemez kılan, ithalatı ve borçlanmayı esas alan bir siyasal tercih var. Oysa yapılması gereken bellidir. Yerli yem hammaddesi üretimini artırmak, meraları ıslah etmek, destekleri zamanında ve gerçekçi düzeyde ödemek; Et ve Süt Kurumu’nu piyasada gerçekten dengeleyici bir araç olarak kullanmak. Tarım planla, üretimle ve kamucu politikalarla ayağa kalkar. Türkiye’nin ihtiyacı gösteri projeleri değil, çiftçiyi yaşatan gerçek bir tarım politikasıdır.”

Gürer: "Tırcı, Nakliyeci, Şoför Esnafı Battık, Batıyoruz Diyor" Haber

Gürer: "Tırcı, Nakliyeci, Şoför Esnafı Battık, Batıyoruz Diyor"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde nakliyeci esnafı olan tır şoförleriyle bir araya gelerek sektörün yaşadığı derin krizi yerinde dinledi. Tır ve nakliyeci şoförleri adına Süleyman Altun, Hüseyin Altun, Mustafa Barboros, Nevzat Çetin, Ahmet Bayoğlu, Uğur Cengiz ve Ahmet Kızıloğlan, yaşadıkları ekonomik sıkıntıları ve çıkmazı anlattılar. Bor’da otoparkta bağlı duran tırlar, nakliyeci esnafının içinde bulunduğu durumu adeta gözler önüne serdi. İş yapamaz hale geldiklerini söyleyen şoförler, artan maliyetler, düşen navlun fiyatları, ağır vergi yükü ve kredi borçları nedeniyle mesleği bırakma noktasına geldiklerini dile getirdi. “TIRLAR PARKTA, İŞ YOK, BORÇ ÇOK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde farklı kesimlerin sorunları artıyor. Nakliyeci esnafı da vergi, stopaj, bakım gideri, gelir dengesi bozulduğu için iş daralmasından dolayı sorunlar yaşıyor. tırlar parkta duruyor. İş yapamaz haldeler. Sıkıntılar artmış. Banka kredilerini ödeyemiyorlar. İcra gelmesiyle beraber sorun yaşayanlar var.” dedi. “BİR LASTİK 36 BİN LİRA, İSTANBUL SEFERİ 36 BİN LİRA” Şoför esnafı ise yaşadıkları zorlukları belirten Süleyman Altun , “Nakliye fiyatları aşırı derecede düşmüştür. Masraflarımız aşırıdır. Vergi yükü üzerimizde yüzde 50’lere varan bir yük var. Bunun altından kalkmamız mümkün değil. Bir lastik 36 bin lira iken biz 36 bin liraya İstanbul’a gidiyoruz. Niğde’den çıkıyorum, yükü karşıya boşaltıyorum, otoyola 4 bin 700 lira veriyorum. Bana kalan 3 bin 700 lira. Bu işi nasıl yapacağım?” dedi. Yılbaşından bu yana mazota gelen zamların, servis, muayene ve bakım ücretlerindeki artışların işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirdiğini belirten Mustafa Barboros, “Ben 27 yıllık tırcıyım. Vergi mükellefiyetini bitirip bahçelerde elma toplamayı düşünüyorum. Bu duruma geldik. Gittiğim zaman masrafı karşılayamaz hale geldim. Hepimiz böyleyiz. Bu sektörü bitirmişler.” TAKO CEZALARI, YOL ÜSTÜNDE YENİ BİR YÜK Hüseyin Altun , TAKO uygulamasının sahadaki gerçeklerle uyuşmadığını da belirterek, “Günde 9 saat çalışıp yatmak isteriz ama Ankara’dan sonra İzmit civarında duracak yer bulamıyoruz. Mecburen devam ediyoruz, polis durduruyor, ceza yazıyor. Giderler çok ağır, altından kalkacak hal kalmadı” diye konuştu. Kendi tırını kendisi süren Nevzat Çetin , emeğinin karşılığını alamadıklarını belirterek, “Bir tırın aylık maliyeti 80-90 bin liradan aşağı değil. Bu arabalarla 90 bin lirayı kazanabilsek şapkayı göğe atacağız. Kazanamıyoruz. Hem şoförüz hem mal sahibiyiz ama anlamı kalmadı” sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. GÜRER: “NAKLİYE DARALIRSA EKONOMİ DARALIR” Nakliyeci esnafının günlerce evinden, ailesinden uzak çalıştığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nakliyeci esnafı kolay kolay şikâyet etmez. Kamyon onun hem yatma yeridir, hem iş alanıdır, hem para kazanma noktasıdır. Bıçak kemiğe dayanırsa derdini anlatır. Şu anda tırlar otoparkta bağlı. Böyle giderse ödeme güçlüğüyle çoğu sektörden çekilecek. Nakliyenin daralması, ekonominin ne kadar sıkıştığını da gösterir. İş olsa her koşulda çalışacaklar. Ama iş yok, gider çok, vergi çok, mazot artıyor, gelir-gider dengesi bozuluyor. Yetkililerin bu sesi duyması gerekiyor,” şeklinde konuştu. “KDV’NİN KDV’Sİ VAR, VERGİ BELİMİZİ BÜKTÜ” Şoför esnafı Uğur Cengiz , vergi sisteminin sektörü adeta kilitlediğini ifade ederek, “KDV’nin KDV’si var. KDV 1, KDV 2 derken üç ayda bir yeni yük geliyor. Senede dört sefer KDV alınıyor. Bir tırcı yılın başında sigorta, kasko, vergi, harç derken 400 bin lira borçla başlıyor. Sigorta ve kasko 150 bin liranın altında değil,” dedi. Deprem döneminde lojistiğin bel kemiğini kendilerinin oluşturduğunu hatırlatan Ahmet Kızılbuğa , “Televizyonda gördüğünüz tırcılar lojistik ağababaları değil, biziz. Bu ülkenin yükünü çeken biziz ama görünmüyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi. “SATILIK TIR ÇOK, ALAN YOK” Navlun fiyatlarındaki adaletsizliğe de dikkat çeken şoförler, büyük firmaların yüksek fiyat yazabildiğini, küçük esnafın ise çok daha düşük bedellere çalışmak zorunda kaldığını söyleyen Ahmet Bayoğlu, “4 milyona aldığımız tırlar 2,5 milyona düştü, alan yok. Esnaf kefalete borcu olan var. Ödeyemezlerse ya hesaba el koyacaklar ya araca haciz gelecek. Ne yapacağız? Emeklilik için prim gün sayısı düşecekti. Düşürülmedi. Emeklilik içinde sigorta primi ödeyemez duruma düştük” dedi. Bor ilçesinde binlerce tır bulunduğunu vurgulayan esnaflar , “Tır demek sadece bir kişi değil, ailesiyle binlerce insan demek. Lastikçiden tamirciye, devlete kadar herkes bu sektörden kazanırdı. Ama artık ayakta duramıyoruz. Böyle giderse tırcıların yüzde 70’i batacak” sözleriyle uyardı. ŞOFÖRÜN DERDİ ÇOK Niğde Şoförler Esnaf Oda Başkanı Halil İbrahim Kızıltan ve Bor Şoförler Odası Başkanı H. Hüseyin Cengiz’i ziyaret ederek sorunları da görüştü. Gürer, “Türkiye genelinde Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri vasıtasıyla verilen 1.000.000 TL kredilerden yararlanabilmek için SGK, Bağ-Kur ve vergi dairelerinden ‘borcu yoktur’ belgesi istenmektedir. Hâlbuki esnafın durumu içler acısı; borcunu ödeyecek durumu yoktur. Nakliyeci esnaflarımızın dertleri, taşıdıkları yük kadar fazladır. Akaryakıt, lastik, otoyol ve köprü ücretleri, yedek parça, sanayi işçilikleri, trafik sigortası, kasko poliçeleri, Ulaştırma Bakanlığından alınan belge ücretleri, peşin vergi, KDV, stopaj, gelir vergisi, trafik cezaları, muhasebe ücretleri, Bağ-Kur primleri gibi yüksek maliyetler karşısında ezilmektedirler. Şoför esnaflarımız ne yapacağını bilmeden, tek geçim kaynağı şoförlük olduğu için bu işi zararına da olsa yapmaktadır. Kısacası şoför esnafının durumu hiç de iyi değil. Devlet büyüklerimizden şoför esnaflarının sesini duymalarını ve çözüm üretmelerini bekliyoruz.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.