Hava Durumu

#Kentleşme

Kırsal Haber - Kentleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kentleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uluslararası Gemlik Sempozyumu Başladı Haber

Uluslararası Gemlik Sempozyumu Başladı

Gemlik’te “Kios’tan Günümüze Gemlik ve Güney Marmara” başlığıyla düzenlenen Uluslararası Gemlik Sempozyumu, akademisyenleri, araştırmacıları ve kent paydaşlarını bir araya getirdi. Sempozyuma Gemlik Kaymakamı Osman Aslan Canbaba, Gemlik Belediye Başkanvekili Fatih Uzun, Belediye Başkan Yardımcıları Durmuş Uslu ve Zülküf Zor, Yeni Parti İlçe Başkanı Canan Bulut ve yönetimi, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda Gemlikli katıldı. Gemlik Belediye Başkanvekili Fatih Uzun, sempozyum kapsamında bilim insanlarının gerçekleştireceği çalışmaların yerel yönetimlere ışık tutacağını belirtti. Gemlik Kaymakamı Osman Aslan Canbaba ise sempozyumun kenti tarihsel geçmişinden günümüze uzanan bir perspektifle ele alacağını ifade ederek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Canbaba, Atatürk’ün vizyonuyla bir liman kentinden sanayi kentine dönüşen Gemlik’te sanayi, tarım ve turizmin geliştiğini, ancak kentleşme ve yapılaşma konusunda daha fazla adım atılması gerektiğini vurguladı. Sempozyumun planlama sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yusuf Ziya Karaaslan, Gemlik’in tarihinin, coğrafyasının ve farklı alanlarla kurduğu ilişkilerin bir bütün olarak ele alındığını söyledi. Bir kenti anlamanın çevresiyle kurduğu ilişkileri de anlamaktan geçtiğini belirten Karaaslan, Kios’tan günümüze uzanan tarihsel birikimin farklı disiplinler aracılığıyla değerlendirileceğini ifade etti. İlk gün programında konuşmacılar Prof. Dr. Thomas Corsten, Prof. Dr. Mustafa Şahin, Doç. Dr. Hüseyin Yanar, Prof. Dr. Naci Görür, Dr. Erkan Kaya, Raif Kaplanoğlu, Doç. Dr. Turgay Akkuş, Prof. Dr. Odile Moreau, Agon Krasniqi, Prof. Dr. Özlem Köprülü Bağbancı, Lamiya Oruçova, Dr. Ayşegül Demircioğlu, Prof. Dr. Sertaç Dokuzlu, Dr. Soner Duman ve Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan Gemlik’in antik dönemden günümüze uzanan tarihini, kültürel mirasını, işgal ve göç süreçlerini, sanayileşmesini, tarımsal üretimini ve kentleşme dinamiklerini farklı başlıklar altında ele aldı. İki gün sürecek Uluslararası Gemlik Sempozyumu kapsamında Gemlik’in tarihsel ve kültürel mirasının bilimsel çalışmalar ışığında değerlendirilmesi, kentin geçmişi ile günümüz arasındaki ilişkilerin ortaya konulması ve geleceğine yönelik değerlendirmelere katkı sunulması hedefleniyor.

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası’ndan Dünya Habitat Günü Mesajı Haber

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası’ndan Dünya Habitat Günü Mesajı

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası 17. Dönem Yönetim Kurulu, Dünya Habitat Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda adil, dirençli ve ekolojik kentlerin önemine dikkat çekti. Barınma hakkının sadece konuttan ibaret olmadığının vurgulandığı açıklamada, peyzaj mimarlığının ve yeşil altyapının sürdürülebilir kentler için temel unsur olduğu belirtildi. Her yıl Ekim ayının ilk pazartesi günü kutlanan Dünya Habitat Günü, kentlerin ve yaşam alanlarının geleceğini yeniden düşünmek için küresel bir çağrı niteliği taşıyor. 2026 yılı teması çerçevesinde bir açıklama yayımlayan TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, iklim değişikliği, afetler, hızlı kentleşme ve derinleşen sosyo-ekonomik eşitsizlikler karşısında kentlerin ekolojik, sosyal ve mekânsal bütünlük içinde ele alınması gerektiğini vurguladı. Barınma Hakkı Dört Duvardan İbaret Değil Açıklamada, sağlıklı bir kent yaşamı için konut kadar çevre şartlarının da kritik önem taşıdığı ifade edildi. Nitelikli kamusal ve yeşil alanlara, temiz havaya, doğayla uyumlu bir çevreye, güvenli ulaşım olanaklarına ve sosyal yaşama erişimin, barınma hakkının ayrılmaz birer parçası olduğunun altı çizildi. Kentlerin yalnızca yapılaşma ve betonlaşma üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, peyzaj mimarlığı disiplininin adil, dirençli ve yaşanabilir kentlerin kurulmasındaki stratejik rolüne dikkat çekti. Ekolojik Denge ve İklim Dirençli Kentler Peyzaj mimarlığının; doğal ve kültürel kaynakları koruyan, ekolojik dengeleri güçlendiren ve iklim değişikliğine uyum sağlayan erişilebilir kamusal mekânlar ürettiği hatırlatıldı. TMMOB Peyzaj Mimarları Odası 17. Dönem Yönetim Kurulu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Doğayla uyumlu ve iklim dirençli kentlerin oluşturulmasında peyzaj mimarlığının ve yeşil altyapının temel bir unsur olduğunu vurguluyoruz. Yeşil alanları yalnızca kent estetiğinin bir parçası değil, yaşamın ve ekolojik dengenin temel altyapısı olarak ele alan; doğal varlıkları koruyan, kamusal alanlara herkesin eşit erişimini gözeten ve gelecek kuşakların yaşam hakkını merkeze alan bir kent anlayışının savunucusuyuz. Daha yaşanabilir ve dirençli kentler, daha sağlıklı toplumlar ve doğayla uyumlu bir gelecek dileğiyle Dünya Habitat Günü’nü kutluyoruz."

İstanbul’un Parklarında "Dalından Meyve" Dönemi Başladı Haber

İstanbul’un Parklarında "Dalından Meyve" Dönemi Başladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şehirdeki aktif yeşil alan miktarını artırma ve vatandaşları doğayla yeniden buluşturma hedefiyle başlattığı yeni projesiyle parkları meyve bahçesine dönüştürüyor. "İstanbul Meyve Verecek" sloganıyla hayata geçen çalışma kapsamında, şehrin parklarında artık dalından taze meyve yeme kültürü yeşertiliyor. ​İstanbul’un parkları sadece dinlenme ve yürüyüş alanları olmanın ötesine geçiyor. İBB tarafından yürütülen bu özel projeyle, İstanbulluların beton yapılar arasında özlediği doğal yaşam, parkların içine taşınıyor. Şehrin ekolojik çeşitliliğine de büyük katkı sağlaması beklenen projede, parklar baharda çiçek kokuları, yaz ve sonbahar aylarında ise taze meyvelerle şenlenecek. ​İlk Adım: Baltalimanı ve Sultanbeyli ​Projenin startı, şehrin iki önemli noktası olan Baltalimanı Yaşam Vadisi ve Sultanbeyli Gölet Parkı’nda verildi. Şimdilik 43 meyve ağacının toprakla buluştuğu bu pilot bölgelerde; nar, kayısı, vişne, kiraz, elma, erik, şeftali, armut, hünnap ve Trabzon hurması gibi sevilen meyve türleri yer alıyor. ​"İstanbullular Dalından Koparıp Yiyebilecek" ​İBB yetkilileri, dikilen fidanların şehir hayatına en sağlıklı şekilde uyum sağlaması ve güçlü kökler salması için özel bir bakım süreci yürüteceklerini belirtti. Vatandaşların, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde parklarda yürüyüş yaparken ağaçlardan taze meyve toplayabileceği bir ekosistem hedefleniyor. ​Bu proje, aynı zamanda İstanbul’da kentleşme ile birlikte unutulmaya yüz tutan "dalından meyve yeme" kültürünü de yeniden canlandırmayı amaçlıyor. Özellikle çocuklar için meyvelerin nasıl yetiştiğini gözlemleyebilecekleri doğal bir eğitim alanı da oluşturulmuş olacak.

Nilüfer’in Gıda Modeli Bükreş’te Anlatıldı Haber

Nilüfer’in Gıda Modeli Bükreş’te Anlatıldı

Nilüfer Belediyesi, Romanya’da düzenlenen “Bükreş Gıda Sohbetleri” toplantısında tarım arazilerinin korunması ve kentsel gıda güvenliği alanındaki çalışmalarını paylaştı. Nilüfer’in 107 noktadan oluşan gıda ağı ve dijital tarım uygulamaları, kendi gıda politikasını oluşturmaya hazırlanan Bükreş için referans modellerden biri oldu. Nilüfer Belediyesi, kentsel gıda direnci ve tarım alanlarının korunması konularındaki uygulamalarını Romanya’da düzenlenen “Bükreş Gıda Sohbetleri” (Bucharest Food Conversations) konferansında aktardı. Bükreş’in gıda politikası oluşturma sürecinin ilk adımı sayılan toplantıda, Nilüfer’in tarımsal altyapısı ve gıda tedarik zincirindeki rolü paylaşıldı. Institut Français de Roumanie’de yapılan ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Eurocities ile Let’s Food Association temsilcilerinin katıldığı zirvede Nilüfer Belediyesi’ni, Sağlıklı Kentler Proje Koordinatörü ve Nilüfer Planlama ve Kalkınma Ajansı (PlaKA) Sorumlusu Mehmet Can Yılmaz temsil etti. Hızlı kentleşme ve sanayi baskısı altındaki tarım topraklarını korumanın önemine değinen Yılmaz, arazilerdeki yapılaşma riskine karşı yürütülen çalışmaları anlattı. Yılmaz, belediyenin, kırsal ile kent arasındaki bağları güçlendirmek amacıyla Hasanağa Gıda Merkezi ve Nilüfer Bostan satış noktaları üzerinden üretimi doğrudan kentliyle buluşturduğunu ve sürdürülebilir bir ekonomik model oluşturduklarını ifade etti. 107 NOKTADA GIDA AĞI Sistemin, 64 mahalle komitesi ve Nilüfer Kent Konseyi’nin dahil olduğu katılımcı bir yapıyla şekillendiğini belirten Yılmaz; tohum kütüphanesinden aşevlerine, kompost tesisinden çocuklara yönelik “Bostan Kaşifleri” eğitimlerine kadar 107 noktada faaliyet gösterdiklerini vurguladı. Toplantıda ayrıca, Nilüfer Belediyesi’nin test aşamasındaki tarım-gıda mobil uygulaması ile toprak kullanım haritaları ve analiz raporlarını içeren dijital altyapısı hakkında katılımcılara bilgi verildi. Yılmaz sunumunda, “Bu sistem, kadın derneklerinden mahalle komitelerine kadar tüm Nilüferlilerin desteğiyle oluşturulan kolektif bir yapıdır. Belediye olarak hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği dirençli bir kent için sistemdeki eksiklikleri gidermeye devam ediyoruz. Bu ekosistem, emek ve zaman verildiğinde yerel yönetimlerin neleri başarabileceğinin bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Su Kaynaklarını Korumak, Geleceğimizi Korumaktır Haber

Su Kaynaklarını Korumak, Geleceğimizi Korumaktır

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi tarafından 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yapıldı. Şube Başkanı Merve Edizkan Cihan tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Su, yaşamın temelidir. Ancak bugün, hem dünyada hem de ülkemizde su kaynakları üzerindeki baskı her geçen gün artmakta; yanlış kullanım, plansız kentleşme, iklim değişikliği ve bilimden uzak uygulamalar su krizini derinleştirmektedir. Jeoloji mühendisliği; yeraltı sularının aranması, korunması ve sürdürülebilir yönetimi açısından kritik bir bilim dalıdır. Yeraltı suyu rezervleri, özellikle kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan ülkemiz için stratejik öneme sahiptir. Ancak ne yazık ki bu kaynaklar, yeterli bilimsel etütler yapılmadan açılan kaçak kuyular, aşırı ve kontrolsüz çekimler ile geri dönüşü zor zararlar görmektedir. Şehrimiz, yeraltı suyu açısından önemli havzalardan biri üzerinde yer almasına rağmen, son yıllarda artan su tüketimi ve bilinçsiz kullanım nedeniyle risk altındadır. Özellikle tarımsal sulamada vahşi sulama yöntemlerinin yaygınlığı, yeraltı su seviyelerinde ciddi düşüşlere neden olmaktadır. Bunun yanı sıra, sanayi ve kentsel büyümenin getirdiği baskı da su kaynaklarımızı tehdit etmektedir. Bilimsel gerçekler ışığında uyarıyoruz: Yeraltı suları sınırsız değildir; bilinçsiz kullanım geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurur. Su yönetimi, mutlaka hidrojeolojik etütlere ve bilimsel planlamaya dayanmalıdır. Kaçak kuyuların önüne geçilmeli, mevcut kuyular sıkı şekilde denetlenmelidir. Tarımda modern sulama tekniklerine geçiş hızlandırılmalıdır. Ayrıca kentleşme ve sanayi planlamasında yeraltısuyu rezervi dikkate alınmalıdır, ayrıca şehrin tarımsal ürün deseni seçimi de bu yönde yapılmalıdır. İklim krizi gerçeğiyle de yüzleşmemiz gereken zamanlardan geçiyoruz. Küresel iklim değişikliği, yağış rejimlerini değiştirmekte ve kuraklık riskini artırmaktadır. Bu durum, özellikle yeraltı suyu rezervlerine olan bağımlılığı artırırken, aynı zamanda bu kaynakların daha hızlı tükenmesine yol açmaktadır. Bu nedenle su yönetimi politikaları kısa vadeli değil, uzun vadeli ve bütüncül olmalıdır. Su bir kamu hakkıdır! Su; ticari bir meta değil, herkes için eşit ve adil erişilmesi gereken temel bir yaşam hakkıdır. Bu doğrultuda su politikalarının kamu yararı gözetilerek oluşturulması, özelleştirme ve rant odaklı yaklaşımlardan uzak durulması gerekmektedir. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi olarak; Bilim ve mühendislik hizmetlerinin karar süreçlerinde etkin rol almasını, Su kaynaklarının korunmasına yönelik denetimlerin artırılmasını, Yeraltı sularının sürdürülebilir kullanımına yönelik acil eylem planlarının hayata geçirilmesini, Tüm paydaşların ortak akılla hareket etmesini talep ediyoruz. Unutulmamalıdır ki; Suyun olmadığı bir Dünya’da yaşamak düşünülemez. Su kaynaklarını korumak, geleceğimizi korumaktır."

Sulak Alanların Tahribi Toplum Sağlığını Tehdit Ediyor! Haber

Sulak Alanların Tahribi Toplum Sağlığını Tehdit Ediyor!

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü'ne ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı. TVHB Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Şubat, 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar (Ramsar) Sözleşmesi’nin kabul edildiği güne atfen Dünya Sulak Alanlar Günü olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeyi 172 ülke imzalamıştır. Sulak alanlar; dünyamızın biyolojik çeşitliliğinin korunması, iklim dengesinin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının devamlılığı açısından hayati öneme sahip doğal ekosistemlerdir. Bu alanlar yalnızca çok sayıda canlı türü için yaşam alanı oluşturmakla kalmamakta; suyun doğal filtrasyonu, taşkınların dengelenmesi, karbon tutumu, mikroklimanın düzenlenmesi ve ekosistem sürekliliğinin sağlanması gibi yaşamsal işlevleri de yerine getirmektedir. Ancak son yıllarda hızlanan kentleşme, plansız arazi kullanımı, kontrolsüz tarımsal faaliyetler, endüstriyel kirlilik ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle sulak alanlarımız ciddi baskı altındadır. Sulak alanların kirlenmesi ya da yok olması, yaban hayatındaki hassas dengeyi bozarak yabani türlerin insan ve evcil hayvanlarla temasını artırmakta; bu durum halk sağlığı açısından önemli biyolojik riskler doğurmaktadır. Özellikle göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, Kuş Gribi, Batı Nil Virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır. Sulak alanlar aynı zamanda, çağımızın en önemli küresel tehditlerinden biri olan antimikrobiyal dirençle mücadelede “doğanın böbrekleri” işlevini görmektedir. Hayvansal ve tarımsal atıkların su kaynaklarına karışmasını engelleyen, patojen yükünü azaltan bu doğal filtrasyon sistemlerinin bozulması; dirençli mikroorganizmaların doğrudan çevreye ve gıda zincirine karışmasına zemin hazırlamaktadır. Sulak alanlar; hayvancılık, balıkçılık ve tarımsal üretim açısından stratejik öneme sahip olmasının yanı sıra, zoonotik hastalıkların izlenmesi, çevresel risklerin erken tespiti ve biyogüvenliğin sağlanması bakımından da kritik alanlardır. Bu ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, ekosistem dengesini zayıflatmakta ve toplum sağlığını tehdit eden yeni risk alanlarının oluşmasına neden olmaktadır. Veteriner hekimler; hayvan hastalıklarının kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve sulak alanlarda yaşayan canlıların sağlığının korunması süreçlerinde bilimsel ve kamusal sorumluluk üstlenmektedir. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu esas alan Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı, sulak alanların korunmasında temel bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Ülkemiz, uluslararası sözleşmeler kapsamında sulak alanların korunmasına yönelik önemli yükümlülükler üstlenmiş bulunmaktadır. Ancak mevcut tehditlerin boyutu dikkate alındığında; bu taahhütlerin sahaya etkin biçimde yansıtılması, koruma-kullanma dengesini esas alan, bilimsel temelli, şeffaf ve denetlenebilir politikaların kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekosistem sağlığının sürekliliği ve doğal mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sulak alanların korunması zorunludur. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; ilgili kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, meslek örgütlerini ve toplumu, sulak alanlarımızın korunması konusunda daha duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.