Hava Durumu

#Kırsal Kalkınma

Kırsal Haber - Kırsal Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırsal Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kastamonu’da Süt Üretimine 2,3 Milyon TL Hibe Desteği Haber

Kastamonu’da Süt Üretimine 2,3 Milyon TL Hibe Desteği

Kastamonu’da süt üretiminde kaliteyi artırmak ve soğuk zinciri güçlendirmek amacıyla 5 tarımsal kalkınma kooperatifine ait süt toplama merkezinin modernizasyonu için 2,3 milyon TL hibe desteği sağlandı. Projenin toplam yatırım tutarı 3,1 milyon TL olarak açıklandı. Süt Toplama Merkezleri Modernize Edilecek Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi (KDAKP) kapsamında, Kastamonu’daki 5 süt toplama merkezinin modernizasyonu için hibe sözleşmeleri imzalandı. Taşköprü’de 3, Kastamonu Merkez’de 1 ve Ağlı’da 1 olmak üzere toplam 5 merkezde gerçekleştirilecek çalışmalar için 3,1 milyon TL yatırım yapılacak. Proje kapsamında 2,3 milyon TL hibe desteği kullanılacak. Soğuk Zincir ve Süt Kalitesi Güçlendirilecek Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç’ın katılımıyla düzenlenen imza töreninde, süt üretiminde soğuk zincirin korunması, süt kalitesinin artırılması ve üreticilerin pazarlama imkânlarının geliştirilmesi konuları öne çıktı. İmza törenine İl Müdür Yardımcısı Satı Mehmet Sezer, Köy-Koop Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Özcan Özdemir, KDAKP Bölge Koordinatörü Dr. Murat Demirbük, Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürü Cihat Sipahi ile kooperatif temsilcileri katıldı. Modernizasyon yatırımlarıyla süt toplama altyapısının geliştirilmesi ve kooperatifler aracılığıyla yürütülen süt üretimi ve pazarlama faaliyetlerinin desteklenmesi hedefleniyor.

Yörükkırka, Kırsal Turizmin Önemli Duraklarından Biri Oluyor Haber

Yörükkırka, Kırsal Turizmin Önemli Duraklarından Biri Oluyor

Eskişehir’in Odunpazarı ilçesine bağlı Yörükkırka Mahallesi’nde bu yıl üçüncüsü düzenlenen Geleneksel Balkabağı Festivali, iki gün boyunca yaklaşık 8 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Kırsal kalkınmayı desteklemek, yerel üretimi güçlendirmek ve Yörükkırka’nın yöresel değerlerini tanıtmak amacıyla düzenlenen festival; konserler, halk oyunları, gastronomi atölyeleri, yöresel ürün stantları ve çeşitli etkinliklerle renkli görüntülere sahne oldu. Odunpazarı Kent Konseyi öncülüğünde, Yörükkırka Mahalle Meclisi ve mahalle sakinlerinin katkılarıyla düzenlenen festival, protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen kurdele kesimiyle başladı. KIRSAL KALKINMA VE YEREL ÜRETİME VURGU Festivalin açılışında konuşan Yörükkırka Muhtarı İlhami Yolcular, festivalin mahalleye ve yöre ekonomisine sağladığı katkıya dikkat çekerek, organizasyona destek veren herkese teşekkür etti. Yolcular, “Köyümüzü kalkındırmak ve yöresel ürünlerimizi tanıtmak için çıktığımız bu yolda bizleri yalnız bırakmayan ve destekleyen Odunpazarı Belediye Başkanımız Sayın Kazım Kurt’a, Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru ve ekibine, Mahalle Meclisimize ve tüm köylülerimize teşekkür ediyorum” dedi. Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı İsmail Kumru ise kırsal bölgelerin sahip olduğu kültürel, tarihi ve doğal değerlerin görünür hale getirilmesinin önemine dikkat çekti. Kumru, “Amacımız gittiğimiz her yere dokunmak; oranın kültürünü, tarihini ve toprağını ön plana çıkarmaktır. Kırsalın Türk ekonomisini kurtaracağını düşünüyoruz. Yörükkırka sadece kabağıyla değil; Cüneyt Arkın’ın beş filminin çekildiği volkanik kayalıkları, nesli tükenmekte olan arı kuşları ve tarihi zenginlikleriyle de özel bir bölgedir” ifadelerini kullandı. BAŞKAN KAZIM KURT: “KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR” Festivalin ikinci gününde Yörükkırka’yı ziyaret eden Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, festival alanını gezerek yerel üreticiler ve vatandaşlarla bir araya geldi. Stantları ziyaret eden Kurt, üreticilerin sorunlarını dinleyerek yerel üretimin ve köylünün desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Başkan Kurt, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Maalesef çiftçi buğday ve tarım ürünlerini ucuza verirken , mazot ve benzini pahalıya almaktadır .Ekonominin zor olduğu şartlarla kırsalda tarım yapanlar bu ülkede kalkınmaya katkı sağlayamazlar. Bizler istiyoruz ki köylü milletin efendisidir , felsefesinin karşılığı olan değeri vermeye ve sorunlarını her zaman katkı vererek sizleri yaşadığınız kırsalda güçlendirmeye çalışarak destek vermeye devam edeceğiz. Biz Yörükkırka’da mahalle meclisimizle ve halkımızla birlikte küçük dokunuşlarla büyük bir dayanışma sağladık. Türk köylüsü çalışkan, sabırlı ve üreticidir. Üretimi teşvik eden adımlarla Yörükkırka bu köylerin merkezi haline geldi. Emeği geçen muhtarımızı, mahalle meclisimizi, özellikle Yörükkırkalı kadınlarımızı ve festivalimize katılan şeflerimizi kutluyorum.” YÖRÜKKIRKA’DA KÜLTÜR, SANAT VE GASTRONOMİ BULUŞTU İki gün boyunca devam eden festival, farklı yaş gruplarına hitap eden etkinlikleriyle ziyaretçilere dolu dolu bir program sundu. Festivalin ilk gününde Semah Açıkel ve Arzu Elmacı sahne alırken, ikinci gün Murat Şan konseriyle festival coşkusu doruğa ulaştı. Eskişehir Dünya Gastronomi Aşçılar Pastacılar Derneği (ESDAP) tarafından gerçekleştirilen gastronomi workshoplarında ise balkabağı kullanılarak hazırlanan özel lezzetler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Festival kapsamında Yörükkırka Efeleri halk oyunları gösterisi gerçekleştirirken, Yörükkırkalı kadınların hazırladığı geleneksel “Şalvar Gecesi” de büyük ilgi gördü. Yaklaşık 50 stantta Yörükkırkalı üreticilerin el emeği ürünleri, yöresel lezzetleri ve birbirinden farklı balkabağı çeşitleri ziyaretçilerle buluştu. YÖRÜKKIRKA, KIRSAL TURİZMİN ÖNEMLİ DURAKLARINDAN BİRİ OLUYOR Yaklaşık 8 bin kişinin ziyaret ettiği festival, Yörükkırka’nın yalnızca tarımsal üretimiyle değil; kültürel, tarihi ve doğal zenginlikleriyle de tanınmasına katkı sağladı. Yerel üreticilerin ürünlerini doğrudan tüketiciyle buluşturduğu festival, bölge ekonomisine katkı sunarken Yörükkırka’nın kırsal turizm potansiyelinin de daha geniş kitlelere tanıtılmasına olanak sağladı. 3. Geleneksel Yörükkırka Balkabağı Festivali, üreticisiyle, kadınlarıyla, gençleriyle, çocuklarıyla ve ziyaretçileriyle dayanışmanın, yerel üretimin ve köy kültürünün buluştuğu iki günlük büyük bir şölene dönüşerek sona erdi.

Ankara’nın Kırsal Kalkınma Modeli Türkiye’ye Örnek Oldu Haber

Ankara’nın Kırsal Kalkınma Modeli Türkiye’ye Örnek Oldu

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliğiyle düzenlenen "Tarım ve Gıda Güvenliği Saha Ziyaretleri" programında, Başkent’in kırsal kalkınma ve tarımsal üretim projeleri Türkiye’nin dört bir yanından gelen belediye yöneticilerine tanıtıldı. Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen belediye temsilcileri ve uzmanlar, Ankara’nın tarımsal ticaret, ürün işleme, kooperatifçilik ve yerel üretici desteklerine yönelik başarı hikâyelerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Üç gün süren yoğun program kapsamında; üretimden pazarlamaya, akıllı sulamadan kadın emeğinin desteklenmesine kadar kırsal kalkınmanın tüm aşamaları saha gezileriyle paylaşıldı. 3 Günlük Saha Ziyaretinde Başkent Projeleri Yerinde İncelendi Başkent Ankara’nın güçlü bir tarım kenti kimliğini öne çıkaran program süresince katılımcı heyet, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın yürüttüğü vizyon projeleri yerinde inceledi. Ziyaret edilen stratejik merkezler ve kooperatifler şunlar oldu: Çubuk Ürün İşleme Tesisi: Tarımsal ürünlerin katma değerli hale getirilmesi süreçleri. Gölbaşı ATA Çiftliği & ANFA Seraları: Yerli tohum, fide üretimi ve modern seracılık uygulamaları. Polatlı Ticaret Borsası: Tarımsal ticaret, borsa mekanizmaları ve üretici odaklı satış sistemleri. Ayaş Akkaya Kadın Kooperatifi Salça Fabrikası: Kadın istihdamı ve yerel kooperatifçilik modelleri. Beypazarı Bostancılar Kooperatifi & Yaşayan Köy Açık Hava Müzesi: Kırsal turizm, geleneksel tarım ve kooperatif dayanışması. Katılımcılara ayrıca sunumlar eşliğinde gübre, tohum, mazot ve ekipman destekleri gibi üreticinin maliyetlerini düşüren Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı projeleri hakkında detaylı bilgi aktarıldı. Ahmet Mekin Tüzün: “Çiftçinin Gönlüne Girmek İçin Sahada Olmalıyız” Belediyeler arasında deneyim ve bilgi paylaşımını artırmayı hedeflediklerini belirten Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, Başkent’in tarımsal potansiyeline dikkat çekti. Tüzün, tarımda başarının anahtarının saha varlığı ve doğrudan iletişim olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Çiftçinin gönlüne girmek için sahada olmanız lazım. Hedefimiz; üreticinin bize en kısa yoldan ulaşabilmesi, bizim de sorunları yerinde çözebilmemizdir. Bunun için üreticilerimizle doğrudan iletişim kurabileceğimiz alternatif kanallar oluşturduk. Bu saha ziyaretleriyle ABB’nin uygulama yöntemlerini diğer belediyelerimize aktararak Türkiye genelinde kırsal kalkınma hamlelerine katkı sunmayı amaçlıyoruz." Türkiye Genelinde Kırsal Kalkınmaya Yeni Bir Bakış Açısı Program sonunda katılımcı belediye temsilcileri, Ankara'da edindikleri tecrübe ve uygulama modellerini kendi illerinde hayata geçirmek üzere önemli veriler elde ettiklerini ifade etti. Ankara Büyükşehir Belediyesi, yerel üreticiyi destekleyen ve sürdürülebilir gıda güvenliğini odağına alan projeleriyle Türkiye genelindeki yerel yönetimlere ilham vermeye devam ediyor.

Büyükşehir'in Zeytin Fidanları Ürün Verdi Haber

Büyükşehir'in Zeytin Fidanları Ürün Verdi

Mersin Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı desteklemek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sunmak amacıyla üreticilere yönelik fidan desteklerini sürdürüyor. Geçmiş yıllarda dağıtılan zeytin fidanlarının ürün vermeye başlamasıyla birlikte üreticiler hasat döneminin sevincini yaşarken, Karaisalı Mahallesi’ndeki çiftçiler de yetiştirdikleri zeytinleri toplamaya başladı. Sağlanan desteklerle tarımsal üretimin güçlendirilmesi ve üreticilerin ekonomik açıdan desteklenmesi hedefleniyor. Büyükşehir’in fidan desteği sayesinde tarlalar zeytin ağaçlarıyla kaplandı Kentin önemli tarımsal ürünlerinden biri olan zeytinin üretim alanlarının geliştirilmesi, fidan desteklerinin üreticilere ulaştırılması ve tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğinin sağlanması, kırsal kalkınma açısından önem taşıyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde bugüne kadar 6 bin 657 üreticiye toplam 200 bin 419 adet zeytin fidanı ulaştırıldı. Dağıtılan Sarı Ulak ve Gemlik çeşidi zeytin fidanları, üreticilerin bahçelerinde gelişerek ürün vermeye başladı. Fidan desteğinden yararlanan üreticiler, yetiştirdikleri zeytinlerin hasadını gerçekleştiriyor. Bu yıl içerisinde 13 ilçeyi kapsayacak şekilde badem, ceviz ve alıcın yanı sıra, Sarı Ulak ve Gemlik çeşidi fidanların dağıtılması planlanıyor. Desteklerden yararlanmak isteyen üreticiler, başvurularını Teksin uygulaması ve Alo 185 hattı üzerinden gerçekleştirebilecek. Savaş: “Fidan desteğinden yararlanan üreticiler, emeklerinin karşılığını hasat etmenin mutluluğunu yaşıyor” Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Mühendisi Vakıf Savaş, Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınmayı desteklemek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla üreticilere yönelik zeytin fidanı desteklerinin devam ettiğini belirtti. Savaş, “Bu kapsamda, geçtiğimiz yıllarda 6 bin 657 üreticiye toplamda 200 bin 419 adet zeytin fidanı ulaştırıldı. Üreticilere dağıtılan Sarı Ulak ve Gemlik çeşidi zeytin fidanları, dikildikleri bahçelerde gelişerek ürün vermeye başladı. Fidan desteğinden yararlanan üreticiler şimdi emeklerinin karşılığını hasat etmenin mutluluğunu yaşıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı desteklerle zeytin üretim alanlarını artırılması, üreticilerin desteklenmesi ve yerelde tarımsal üretimin güçlendirilmesi hedefleniyor” dedi. Ersoy: “Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal destek ve teşviklerini takdirle karşılıyoruz” Mersin Akdeniz Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkan Vekili Alper Ersoy, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal destek ve teşviklerini takdirle karşıladıklarını belirterek, Mersin’in iklimi, toprak yapısı ve ürün çeşitliliğiyle Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu, zeytinin de öne çıkan ürünler arasında yer aldığını ifade etti. Ersoy, “Vahap Başkan’ımıza bu konudaki duyarlılığı için teşekkür ediyoruz. Önemli buluyoruz. Görevi olmamasına rağmen bir belediyenin bu kadar duyarlı davranması bizim için de gerçekten takdire şayan bir durum. Bu bağlamda belediyemizin dağıttığı zeytin fidanlardan ilk ürünlerin alınmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Belediyemize bu konuda çok teşekkür ediyoruz” dedi. Kaplan: “Büyükşehir bana fidan desteği sağlamış olmasaydı tarlam boş kalacaktı” Büyükşehir’in zeytin fidanı desteğinden yararlanan çiftçilerden Emine Kaplan, geçen yıl zeytin hasatının kendilerine kadar yettiğini, bu yıl ise çok daha fazla verim aldıklarını anlattı. Kaplan, “Büyükşehir’e teşekkür ediyorum. Ekonomik olarak zor şartlarda aldım. Maddi imkânsızlıklar yüzünden tarlam kaç yıldır boş duruyordu. Onların sayesinde fidanı aldım, diktim. Bu yıl ilk kez sofralık zeytin hasatına başladık. Hiç ilaç, gübre atmadım. Her şey doğal. Bu destekler kadınlar için çok önemli. Sadece zeytin değil, başka desteklerden yararlanan arkadaşlar da var” dedi. “Bir zeytin ağacı bir evi geçindirir” Kadınların ekonomik açıdan özgür olmalarının önemine vurgu yapan Kaplan, “Hasatımız ne kadar çoğalırsa gelirimiz de o derece düzelir. Büyükşehir bunu bana sağlamış olmasaydı tarlam boş kalacaktı. Bir zeytin ağacı bir evi geçindirir. Zeytin fidanı ömürlüktür, tarlam boş kalmaz. Ne kadar güzel bir şey. Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer’e ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Çok büyük bir özveriyle bu işlerin peşinde duruyorlar” diye konuştu. Özbayrak: “Büyükşehir Belediyemiz her zaman çiftçinin yanında” Büyükşehir’in desteklerinden çok memnun olduğunu belirten bir diğer çiftçi Rukiye Özbayrak, “Büyükşehir Belediyemiz her zaman çiftçinin yanında. Çeşitli fidanlar veriyor. Zeytinlerimiz büyüdü, emeğimizin karşılığını görüyoruz. Bu sene yağmur güzel yağdığı için hasatımız çok şükür iyi, zeytinlerimiz kaliteli ve güzel. İlk hasatımızı almanın mutluluğunu yaşıyoruz. Hasatlarımız çoğaldıkça kazançlarımız da artar umarım” dedi. Özbayrak, bir sonraki aşamada siyah zeytin hasat edeceklerini belirterek, “Sonrasında da zeytinyağımız olacak. Allah bollukla, bereketle huzur içerisinde yedirmeyi nasip eylesin. Büyükşehir Belediye Başkanımıza sonsuz teşekkür ediyoruz. Çünkü gerçekten çiftçinin ve dar gelirlinin yanında. Bizlere destek, biz de onlara desteğiz” ifadelerine yer verdi.

Başkan Yüceer: "Trakya’nın ve Balkanların Geleceğini Hep Birlikte Kuralım" Haber

Başkan Yüceer: "Trakya’nın ve Balkanların Geleceğini Hep Birlikte Kuralım"

Trakya Belediyeler Birliği Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Trakya Belediyeler Birliği ve Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Candan Yüceer’in başkanlığında gerçekleştirildi. Bölgesel işbirliği, su, afet, çevre, ortak projeler ve yerel yönetimlerin kapasitesinin güçlendirilmesinin öne çıktığı toplantıda konuşan Candan Başkan, “Birlikte düşünelim, birlikte üretelim, birlikte mücadele edelim ve Trakya’nın, Balkanlar’ın geleceğini birlikte kuralım” dedi. Trakya’nın ortak sorunlarına ortak akılla çözüm üretme anlayışının öne çıktığı toplantıda, belediyeler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve bölgesel ölçekte ortak çalışmaların geliştirilmesi mesajı verildi. Trakya Belediyeler Birliği Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıya, Trakya genelinden belediye başkanları ve meclis üyeleri katıldı. Toplantıda Birlik tüzüğüne ilişkin düzenlemelerin yanı sıra yeni üyelik talepleri, belediyeler arası işbirliği, 2027 yılı yatırım planı ve çalışma programı ile bütçe konuları görüşüldü. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Trakya Belediyeler Birliği arasında yürütülecek iş birliğine ilişkin çalışmalar da ele alındı. Toplantıda ayrıca Romanya Güneydoğu Bölgesi Belediyeler Birliği ve Bulgaristan RAM Trakya Belediyeler Birliği heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen temasların sonuçları değerlendirilirken, bölgesel ve yerel yönetimler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar gündeme geldi. CANDAN BAŞKAN: “TRAKYA BİR BÜTÜNDÜR” Toplantıda katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Candan Başkan, yeni çalışma döneminin ilk önemli buluşmalarından birinde bölge belediyeleriyle ortak akıl ve dayanışma anlayışıyla bir araya geldiklerini belirterek, “Romanya Güneydoğu Bölgesi Belediyeler Birliği ve Bulgaristan RAM Trakya Belediyeler Birliği heyetleri ile dün tüm gün birlikte vakit geçirdik, neler yapabileceğimiz üzerine konuştuk. Buna vesile olan, emeği ve katkısı bulunan herkese, ayrıca Trakya Belediyeler Birliğimizin çok kıymetli çalışma arkadaşlarına huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bir kez daha hoş geldiniz diyorum. Dünkü toplantılarımızda bölgesel ve yerel yönetimler arasında işbirliğini nasıl sağlayabileceğimiz üzerine çalışmalar yaptık. İşbirliği protokolümüzü ve birlikte hayata geçirebileceğimiz çalışmaları değerlendirdik. Yeni çalışma dönemimizin ilk önemli buluşmalarından birinde, ortak akıl ve dayanışmayla buradayız. Bu dayanışmanın sizlerin katılımıyla daha da büyüyeceğinden, çoğalacağından ve güçleneceğinden dolayı çok mutluyuz. Çünkü biz biliyoruz ki Trakya bir bütündür. Sorunlarımız ortak; doğal olarak çözümlerimiz de ortak olmak zorundadır” dedi. “GÜÇLÜ BİR YEREL YÖNETİM ANLAYIŞINI HAYATA GEÇİRMEK İSTİYORUZ” Trakya Belediyeler Birliği’ni yalnızca toplantı yapan ve karar alan bir yapı olarak görmediklerini ifade eden Başkan Yüceer, belediyelerin bilgi ve deneyimlerini paylaşacağı, ortak projeler üreteceği bir işbirliği anlayışını büyütmek istediklerini ifade ederek, “Biz Trakya Belediyeler Birliğimizi sadece toplantı yapan ya da karar alan bir birlik olarak görmüyoruz. Bizim hedefimiz; belediyelerimizin bilgi ve deneyimlerini paylaşan, birbirimizin kapasitesini güçlendiren, ortak projeler üreten ve ortak meselelerde birlikte söz söyleyen güçlü bir yerel yönetim anlayışını hayata geçirmek” şeklinde konuştu. “SU, BÖLGESEL VE BÜTÜNCÜL ANLAYIŞLA YÖNETİLMELİ” Trakya’nın ortak gündemindeki en önemli başlıklardan birinin su olduğunu vurgulayan Candan Başkan, iklim değişikliği, kuraklık, tarımsal sulama, sanayi ve artan su ihtiyacının bölgesel ölçekte ele alınması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün Trakya’nın önündeki en önemli başlıklardan biri, takdir edersiniz ki, su sorunudur. İklim değişikliği, kuraklık, tarımsal sulama, sanayi ve yoğun göçle birlikte artan su ihtiyacı hepimizi ilgilendiren ortak sorunlardır. Su meselesi artık tek bir belediyenin çözüm üretebileceği bir mesele değildir. Su, havza bazında, bölgesel ve bütüncül bir anlayışla yönetilmelidir. Bu nedenle Trakya Belediyeler Birliği olarak su kaynaklarının korunması, kayıp kaçakla mücadele edilmesi, alternatif su kaynaklarının geliştirilmesi, kuraklıkla mücadele edilmesi ve bu alandaki politikaların oluşturulması noktasında daha güçlü bir işbirliği geliştirmeliyiz.” “AMACIMIZ: AFET OLMADAN ÖNCE HAZIRLANAN BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞINI HAYATA GEÇİRMEK” Afetlere karşı dirençli kentler oluşturmanın da ortak sorumluluk olduğuna işaret eden Yüceer, belediyeler arasında ekipman, eğitim, arama kurtarma ve müdahale kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların önemini vurgulayarak, “Bir diğer önceliğimiz afetlere karşı dirençli kentler oluşturmaktır. Geçtiğimiz yıllarda deprem, yangın ve sel gibi birbirinden farklı afetlerle karşı karşıya kaldık. İşte tam da bu nedenle afetlere karşı dayanışmayı hep birlikte kurumsallaştırmamız gerekiyor. Biraz sonra arkadaşlarımız ve bürokratlarımız bu konuda sunumlarını gerçekleştirecek. Ortak ekipman havuzları, eğitim programları, arama kurtarma kapasitesinin geliştirilmesi ve ortak müdahale alanlarının oluşturulması gibi başlıkları ele alacağız. Amacımız, afet olduktan sonra müdahale eden değil, afet olmadan önce hazırlanan bir belediyecilik anlayışını hayata geçirmek” ifadelerini kullandı. “TRAKYA’NIN ÇEVRE POLİTİKASI ORTAK OLMALI” Çevre politikalarının da bölgesel ölçekte ele alınması gerektiğini belirten Candan Başkan, atık yönetimi, iklim değişikliği, yenilenebilir enerji ve su kaynaklarının korunması gibi alanlarda ortak çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Bölge belediyeleri olarak birlikte hareket etmenin bir zorunluluk olduğunu ifade eden Yüceer, “Çevre de ortak sorumluluğumuzdur. Trakya’nın çevre politikası ortak olmalıdır. Atık yönetiminden iklim değişikliğiyle mücadeleye, yenilenebilir enerji kaynaklarından su kaynaklarının korunmasına kadar pek çok alanda birlikte çalışmamız gerekiyor. Finansman, Avrupa Birliği fonları, uluslararası ve ulusal hibe programları konusunda da bütün belediyelerimizin, küçük ya da büyük ölçekli fark etmeksizin, proje üretebilmesi için destek olacağız” dedi. “TRAKYA’NIN SESİ DE SÖZÜ DE İŞBİRLİĞİ SAYESİNDE DAHA GÜÇLÜ ÇIKMALI“ Belediyelerin farklı alanlarda ortaya koyduğu başarılı çalışmaların bölge genelinde paylaşılması gerektiğini ifade eden Yüceer, Trakya Belediyeler Birliği çatısı altında deneyim paylaşımını güçlendireceklerini belirterek konuşmasına şu şekilde devam etti: “Her bir belediyemizin farklı başarı öyküleri var. Biz inanıyoruz ki bu başarılar sadece o belediyenin sınırları içinde kalmamalı, bütün Türkiye’ye örnek olmalı. Bu işbirliği sayesinde birimizin iyi uygulamasını diğer belediyelerimiz örnek alacak, birimizin deneyiminden diğerleri yararlanacak, birimizin imkânını diğeriyle paylaşacağız. Çok güzel bir atasözümüz var: ‘Bir elin nesi var, iki elin sesi var.’ Trakya’nın sesi de sözü de işbirliği sayesinde daha güçlü çıkmalı.” “BU BİRLİĞİN GÜCÜ TÜM ÜYE BELEDİYELERİMİZİN ORTAK İRADESİDİR” Tarım, su, çevre, ulaşım, turizm, sanayi, afet yönetimi, kırsal kalkınma ve sosyal belediyecilik gibi başlıklarda ortak aklın büyütülmesi gerektiğini söyleyen Candan Başkan, Birliğin gücünün tüm üye belediyelerin ortak iradesinden geldiğini vurguladı. Yüceer, “Tarım, su, çevre, ulaşım, turizm, sanayi, afet yönetimi, kırsal kalkınma ve sosyal belediyecilik… Bütün bu alanlarda ortak aklı, ortak projeleri ve ortak mücadeleyi büyütmeliyiz. Trakya Belediyeler Birliği’nin gücü sadece birliğin ya da biz başkanların gücü değil, bu birliğin gücü tüm üye belediyelerimizin ortak iradesidir. Buna çok inanıyoruz. Her belediyemizin deneyimi, her başkanımızın önerisi, her meclis üyemizin katkısı bizim için çok kıymetli. Her deneyim, her fikir ve her sohbet çok önemli ve çok değerli. Ben inanıyorum ki bu dayanışmayı büyüttüğümüz, birlik içinde, bir ve beraber olduğumuz sürece Trakya’mızın ve bu coğrafyanın geleceğini el birliğiyle daha güzel inşa edeceğiz” diye konuştu. “TRAKYA’NIN VE BALKANLAR’IN GELECEĞİNİ BİRLİKTE KURALIM” Bölgesel dayanışma ve ortak mücadele mesajı veren Yüceer, toplantının Trakya, bölge belediyeleri ve yurttaşlar için hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Sözlerimi bu anlayışla bitirmek istiyorum: Birlikte düşünelim, birlikte üretelim, birlikte mücadele edelim ve Trakya’nın, Balkanlar’ın geleceğini birlikte kuralım. Eylül ayı olağan meclis toplantımızın bölgemiz, belediyelerimiz ve hemşehrilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bugün aramızda bulunan ve bu işbirliğini geliştirmek için davetimize içtenlikle karşılık veren çok kıymetli Bulgaristan ve Romanya heyetlerine, belediye başkanlarına ve temsilcilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun.” Trakya Belediyeler Birliği, ortak akıl ve dayanışma temelinde geliştirdiği işbirlikleriyle bölge belediyelerini aynı hedef etrafında buluşturmayı sürdürüyor. Trakya’nın ortak sorunlarına ortak çözümler üretme anlayışıyla yürütülecek çalışmaların, bölgesel işbirliğini daha da güçlendirmesi ve Trakya’nın ortak geleceğine katkı sunması hedefleniyor.

Samsun Kaz Yetiştiriciliğinde Türkiye’ye Örnek Olmayı Hedefliyor Haber

Samsun Kaz Yetiştiriciliğinde Türkiye’ye Örnek Olmayı Hedefliyor

Samsun’da 1. Kaz Yetiştiriciliği Bilim Kurulu Toplantısı yapıldı. Kaz yetiştiriciliğinin bilimsel ve ticari altyapısının geliştirilmesi ele alındığı toplantıda, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi ile Kaz Yetiştiriciliği Üretim ve İşletme Kooperatifi arasında bilimsel destek protokolü imzalandı. Kaz Yetiştiriciliği Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Burak Şahinkaya, kaz üretimini bilimin rehberliğinde yapmak istediklerini söyledi. Türkiye’nin ilk kaz yetiştiriciliği kooperatifi tarafından Samsun’un Kavak ilçesinde düzenlenen 1. Kaz Yetiştiriciliği Bilim Kurulu Toplantısı’nda, kaz yetiştiriciliğinin bilimsel ve ticari altyapısının geliştirilmesi ele alındı. Toplantıya kamu kurumları, yerel yönetimler, akademisyenler, sektör temsilcileri ve üreticiler katıldı. BİLİM VE ÜRETİM BİR ARAYA GELDİ Kavak’ta düzenlenen 1. Kaz Yetiştiriciliği Bilim Kurulu Toplantısı, kaz yetiştiriciliğinin geliştirilmesi ve ticari bir sektör haline getirilmesi hedefiyle gerçekleştirildi. Toplantıya Kavak Belediye Başkanı Şerif Ün, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Çenesiz, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Göcükoğlu, Samsun Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Mehmet Yıldız, Kavak Yerel Eylem Derneği Proje Müdürü Ebru Akman, TKDK İletişim Uzmanı Serhat Taş, Kavak İlçe Tarım Temsilcisi Murat Taş, OMÜ Veteriner Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. M. Yavuz Gülbahar, Prof. Dr. Murat Selçuk, Prof. Dr. Murat Fındık, Prof. Dr. İsmail Kaya, Prof. Dr. Oktay Genç, Prof. Dr. Şinasi Umur ve Prof. Dr. Mehmet Kaya, OMÜ Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Sarıca, Yozgat Bozok Üniversitesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Boz, kamu kurumlarının temsilcileri, kooperatif yöneticileri ve üreticiler katıldı. KAVAK İÇİN ÖNEMLİ BİR ADIM Kavak Belediye Başkanı Şerif Ün, toplantının ilçede düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kaz yetiştiriciliğinde Kavak’ın Türkiye’ye örnek bir merkez haline gelmesini hedeflediklerini söyledi. Ün, bilimsel çalışmalarla desteklenen üretimin ilçenin ve ülkenin ekonomisine katkı sağlayacağına inandığını belirterek, çalışmalara destek vermeye devam edeceklerini ifade etti. ÜRETİM MERKEZİ HEDEFİ Samsun Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Mehmet Yıldız ise geçen yıl Kavak’ta gerçekleştirilen çalıştayla kooperatifin temellerinin atıldığını hatırlattı. Kaz yetiştiriciliğinin ticari faaliyete dönüştürülmesi için bilimsel desteğin önemine dikkat çeken Yıldız, damızlık işletmesi, kuluçkahane ve kesimhane kurulması için çalışmaların başlatıldığını açıkladı. Mehmet Yıldız, Kavak, Ladik, Vezirköprü ve Havza’da yıllardır var olan kaz yetiştiriciliği kültürünü daha sistematik bir yapıya kavuşturmak istediklerini belirterek, Samsun’un kaz üretiminde önemli bir merkez haline gelmesini hedeflediklerini söyledi. BİLİMSEL DESTEK İÇİN PROTOKOL OMÜ Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Çenesiz de Samsun'da kaz yetiştiriciliğinin kültürel birikime sahip olduğunu belirterek, bu birikimin ticari ölçekte üretime dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti. Kooperatifle bilimsel destek konusunda protokol imzalandığını belirten dekan Çenesiz, hastalıklar ve yetiştiricilik alanında karşılaşılan sorunlara çözüm üretmeyi amaçladıklarını aktardı. Çenesiz, kurulacak üretim tesislerinin, öğrencilerin kaz yetiştiriciliğini uygulamalı olarak öğrenmesine de imkan sağlayacağını ifade ederek, "Ülke ekonomisine katkı sağlayacak bir kooperatife bilimsel destek verecek olmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu protokol aynı zamanda üniversitemiz açısından da büyük önem taşıyor. Kooperatifin hastalıklar ve yetiştiricilik konusunda ihtiyaç duyduğu, yaşadığı tüm sorunlara çözüm üretmek için elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Aynı zamanda öğrencilerimizin kazların nasıl yetiştirildiğini, kuluçkahanenin nasıl çalıştığını ve inşallah en kısa sürede hayata geçecek işletmede üretimin nasıl gerçekleştirildiğini teknik gezilerle yerinde görmelerini sağlayacağız. Böylece bu iş birliği her iki taraf için de faydalı olacak. Öğrencilerimize de önemli katkılar sunacak. Hayırlı olmasını diliyorum. Böylelikle hepimiz ülkemiz için fayda sağlamış olacağız.” diye konuştu. ARDAHAN YERİNE SAMSUN'A YATIRIM OMÜ Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa Sarıca ise kooperatifin kısa sürede önemli bir mesafe katettiğini belirterek, "Kooperatif başkanımız Burak Şahinkaya'nın hayallerini sıraladığı zaman, 'Adımlarını kocaman atıyorsun. Biraz yavaş' demişti. Fakat o koca adımlar atmaya devam etti. Bir yılda geldiği nokta o kadar güzel ki, birçok ilimizde gerçekleştirilemeyen bir sürü işe ön ayak oldu. Ardahan'da yapılması planlanan bir takım yatırımlar buraya gelecek." dedi. Kavak menşeili kazın Türkiye genelinde tanınması için yapılan çalışmaların önemine dikkat çeken Gülbahar, hedefin hijyenik ve kaliteli kaz eti üretmek ve ürünü Türkiye geneline, uzun vadede ise yurt dışına pazarlamak olduğunu belirtti. BİLİMİN IŞIĞINDA ÜRETİM YAPMAK İSTİYORUZ Kaz Yetiştiriciliği Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Burak Şahinkaya, kaz üretimini bilimin ışığında yapmak istediklerini ifade ederek, "Kaz çobanlığı yaparken bilimsel olarak da ilerlemek istedik. Kazlarla ilgili uzun yıllardır detaylı bilimsel araştırmalar yapılmadığını görüyoruz. Bir hastalıkla karşılaştığımızda diğer kanatlı hayvanlarda kullanılan ilaçlara başvurmak zorunda kalıyoruz. Oysa kaz, otçul olması ve dış ortamda yaşayabilmesiyle diğer kanatlılardan farklı özelliklere sahip bir canlı. Bizim için çok kıymetli. Uzun vadede hedefimiz yurt dışına açılmak ve bunun için ilk adımlarımızı attık. Bilimin rehberliğinde ilerlemenin öneminin farkındayız. İmzaladığımız protokol ile hocalarımızın sağlayacağı bilimsel katkının çalışmalarımıza büyük değer katacağına inanıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun.” şeklinde konuştu.

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı'' Haber

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı''

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Dr. Ayşegül Selışık ile yaptığı röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nı bir iletişim kampanyası olarak değil, somut politika ve yatırım kararları için bir dönüm noktası olarak değerlendirmeliyiz. Bugün dünya genelinde yaklaşık 1,37 milyar kadın tarım - gıda sistemlerinde çalışıyor ve kadınlar bu sistemlerdeki iş gücünün yüzde 42’sini oluşturuyor. Buna rağmen kadınlar hâlâ araziye, finansmana, teknolojiye ve karar alma mekanizmalarına erişimde önemli engellerle karşılaşmaktadır. FAO verileri, kadın ve erkek çiftçiler arasındaki üretkenlik ve ücret farklarının kapatılmasının küresel GSYH’ye 1 trilyon ABD dolarına kadar katkı sağlayabileceğini ve milyonlarca insanın gıda güvencesizliğinden çıkmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Türkiye’de bu yılın kalıcı etki yaratabilmesi için kadın çiftçilere yönelik desteklerin proje bazlı uygulamalardan çıkarılarak ulusal tarım ve kırsal kalkınma politikalarının ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi gerekir. Kadınların arazi kullanım haklarının güçlendirilmesi, kadın üreticilere özel finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, kadın kooperatiflerinin pazara erişiminin artırılması ve tarımsal yayım hizmetlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı şekilde yeniden tasarlanması öncelikli alanlar olmalıdır. FAO Türkiye olarak bu yaklaşımı uzun süredir sahada destekliyoruz. Türkiye Ortaklık Programı kapsamında yürüttüğümüz kırsal kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarla kadınların girişimcilik, kooperatifçilik ve liderlik kapasitelerinin artırılmasına katkı sağlıyoruz.'' Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da kırsaldaki kadınların dijital dönüşüm sürecine yeterli ölçüde dahil edildiğini söylemek henüz mümkün değil. Dijital teknolojiler artık yalnızca iletişim araçları değil; pazara erişimin, finansmana ulaşmanın, iklim bilgisine erişmenin ve işletmeleri büyütmenin temel unsurlarıdır. Ancak kadınlar dijital araçlara ve teknolojilere erişimde erkeklere göre daha fazla engelle karşılaşmaktadır. Bu nedenle kadınların dijital becerilerinin geliştirilmesi, e-ticaret platformlarına erişimlerinin kolaylaştırılması ve dijital tarım uygulamalarına katılımlarının artırılması büyük önem taşımaktadır. FAO Türkiye bu alanda somut uygulamalar yürütmektedir. Kadın liderliğindeki kooperatiflerin desteklenmesi programı kapsamında geliştirilen Hep Yerinden (www.hepyerinden.com) platformu, kadın kooperatiflerinin ürünlerini dijital ortamda daha geniş pazarlara ulaştırmasına katkı sağlamaktadır. Bunun yanında Dijital Köyler Girişimi ile kadın kooperatiflerinin dijital pazaryerlerine erişimi ve dijital satış becerileri desteklenmektedir. Bu deneyimler bize dijitalleşmenin yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda ekonomik güçlenme ve görünürlük anlamına geldiğini göstermektedir.'' Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kesinlikle mümkündür. Bunun için öncelikle kadınların tarımsal üretime katkısının görünür hâle getirilmesi gerekir. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar üretimden işleme ve pazarlamaya kadar değer zincirinin her aşamasında aktif rol üstlenmektedir. Ancak bu emek çoğu zaman kayıt dışı kalmakta ve ekonomik karşılığını tam olarak bulamamaktadır. Kayıtlı istihdam ve girişimciliğe geçişin en etkili yollarından biri kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesidir. Kooperatifler kadınların ürünlerini katma değerli hâle getirmelerine, ortak markalar oluşturmalarına, pazarlara erişmelerine ve gelirlerini artırmalarına olanak sağlamaktadır. FAO Türkiye’nin kadın liderliğindeki kooperatifleri destekleme çalışmaları bu dönüşümün başarılı örneklerini ortaya koymuştur. Kadınlara verilen eğitimler, ekipman destekleri ve pazarlama çözümleri sayesinde birçok kooperatif gelir artırıcı faaliyetlerini büyütmüş ve daha sürdürülebilir işletmelere dönüşmüştür.'' Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kırsal kadınların karşılaştığı engeller göz önüne alındığında, geleneksel eğitim modelleri her zaman yeterli sonuç vermeyebilir. Bu nedenle eğitim hizmetlerinin kadınların günlük yaşam gerçeklerine uygun şekilde tasarlanması gerekir. Mobil eğitim ekipleri, yerel kooperatifler üzerinden yürütülen uygulamalı eğitimler, köy bazlı öğrenme merkezleri ve dijital eğitim platformları bu açıdan büyük fırsatlar sunmaktadır. Ayrıca eğitimlerin yalnızca teknik bilgiyle sınırlı kalmaması; liderlik, finansal okuryazarlık, girişimcilik ve dijital becerileri de kapsaması önemlidir. FAO’nun Türkiye ve Orta Asya’da yürüttüğü “Kimseyi Geride Bırakma” yaklaşımı tam da bu anlayışa dayanmaktadır. Kadınların yaşadıkları bölgelerde eğitim almaları, bilgiye erişmeleri ve kendi topluluklarında değişimin öncüsü olmaları hedeflenmektedir'' Gizem Tanrıkul Tunca: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Bugünün genç kadınları için yalnızca gelir elde etmek yeterli değildir. Gençler, özellikle de genç kadınlar, ekonomik fırsatların yanı sıra sosyal hayat, eğitim, kültürel faaliyetler, dijital bağlantı, güvenli yaşam alanları ve kendilerini ifade edebilecekleri ortamlar da istemektedir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim perspektifinden değerlendiremeyiz. Genç kadınların köylerinde kalabilmeleri için üretken kapsayıcı ve yaşam kalitesi yüksek kırsal alanlar oluşturulması gerekir. Kırsalda güçlü internet altyapısı, sosyal hizmetler, eğitim olanakları, kadın örgütlenmeleri ve girişimcilik ekosistemleri bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır FAO’nun sahadaki deneyimi gösteriyor ki kadınlar ekonomik olarak güçlendiklerinde yalnızca kendi hayatlarını değil, ailelerini, topluluklarını ve yerel ekonomileri de dönüştürüyorlar. Bu nedenle genç kadınların kırsalda kalmasını sağlayacak en güçlü model, ekonomik fırsatları sosyal aidiyet ve yaşam kalitesiyle birleştiren bütüncül bir kırsal kalkınma yaklaşımıdır.''

İncir, Zeytin ve Üzümün Geleceği Tartışıldı Haber

İncir, Zeytin ve Üzümün Geleceği Tartışıldı

Mudanya Belediyesi’nin düzenlediği Tarım Çalıştayı’nda incir, üzüm ve zeytin üretiminin sorunları ile çözüm önerileri ele alındı. Üreticinin emeğinin karşılığını alması için atılabilecek adımların tartışıldığı çalıştayda, Mudanya tarımının geleceğine ilişkin yol haritasına yönelik öneriler geliştirildi. Mudanya Belediyesi, tarımsal kalkınmayı desteklemek, yerel üreticiyi güçlendirmek ve üretimi daha sürdürülebilir ve verimli hale getirmek amacıyla yürüttüğü çalışmalara bir yenisini ekledi. Mudanya TARIM iş birliğiyle “Mudanya’nın Bereketi: İncir – Üzüm – Zeytin” başlıklı Tarım Çalıştayı, Tirilye Taş Mektep Akademi’de düzenlendi. Sürdürülebilir yerel kalkınmaya katkı sağlamayı hedefleyen çalıştayda, Mudanya’nın tarımsal potansiyeli ve üretimin mevcut durumu değerlendirildi. İncir, üzüm ve zeytinin üretimden pazarlamaya uzanan sorunları tartışılırken, tarımsal verimliliği artırmak, üreticiyi desteklemek ve yerel üretimi güçlendirmek için çözüm önerileri paylaşıldı. Çalıştaya akademisyenler, muhtarlar, üreticiler, sektör temsilcileri ve kamu kurumu temsilcileri katıldı. “HER ÜRÜNÜN ARKASINDA EMEK VAR” Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Mudanya Belediye Başkan Yardımcısı Volkan Keçeci, “Her ürünün arkasında yılların birikimi, üreticinin emeği ve toprağa duyulan bağlılık var” dedi. Mudanya’nın zeytin, incir ve üzümüyle önemli bir tarım kenti olduğunu belirtti. Ürünlerin her birinin arkasında yılların birikiminin, üreticinin emeğinin ve toprağa duyulan bağlılığın olduğunu söyleyen Keçeci, şöyle konuştu: “Tarımın geleceği açısından önümüzde önemli başlıklar bulunuyor. İklim değişikliği, su kaynakları, toprak sağlığı, üretim maliyetleri ve üreticinin emeğinin karşılığını alamaması bunların başında geliyor. Özellikle bilimsel bilgi ile üreticimizin deneyimini buluşturmayı ve çalıştaydan uygulanabilir sonuçlar çıkarmayı önemsiyoruz. Mudanya’nın toprağını, üretimini ve tarımsal değerlerini geleceğe birlikte taşıyabilmek dileğiyle çalıştaya katkı sunan tüm akademisyenlerimize, uzmanlarımıza, üreticilerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” TARIMIN GELECEĞİ İÇİN BİLİMSEL ÖNERİLER Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Gürbüz, “Mudanya Tarımının Geleceği” isimli sunumunda pazarlama, coğrafi işaret, tescil miktarları, iklim, bitki sağlığı ve gastronomi başlıklarında son gelişmeleri aktardı. Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, “Toprak Sağlığı ve Besleme” başlıklı sunumunda Mudanya’da gerçekleştirdikleri toprak analizi verilerini paylaştı. Zeytin başta olmak üzere tarımsal ürünlere çok fazla önem verilmesi gerektiğini söyleyen Aksoy, üreticilerin destekleneceği politikaların hayata geçmesinin önemini vurguladı. Yüksek Ziraat Mühendisi Arca Atay ise “Ekolojik Tarım” başlıklı sunumunda organik tarım sisteminin Türkiye’deki verilerini paylaştı. Organik tarımın 1984 yılında başladığını ve 2004 yılında kanunlaşarak yürürlüğe girdiğini belirten Atay, Türkiye’de sertifikalı 37 bin çiftçinin olduğunu söyledi. Organik tarımın iklim krizine ve tarıma olan etkilerinden de bahseden Atay, en büyük katkısının toprak karbonunu artırması olduğunu ifade etti. TEMATİK TOPLANTILAR DÜZENLENDİ Sunumların ardından “İncir ve Üzüm: Mudanya’nın Saklı Değeri”, “Zeytin: Mudanya’nın Köklü Değeri ve Geleceği” ve “Kırsal Kalkınma, Örgütlenme, Gastronomi ve Agro Turizm” isimleriyle kurulan tematik masalarda ürünlerin kuvvetli ve zayıf yönleri, tehditler ve fırsatlar konularında katılımcıların fikirleri ve önerileri alındı. Üretimden pazarlamaya, ürün kalitesinden markalaşmaya kadar uzanan tarımsal değer zincirinin değerlendirildiği çalıştay, farklı paydaşların bilgi ve deneyimlerini bir araya getirerek Mudanya tarımının geleceğine yönelik öneriler ortaya koydu. Çalıştayda gün boyunca Taş Mektep Terası’nda zeytin, zeytinyağı, siyah incir ve kara üzüm başta olmak üzere yerel ürünler, kurulan stantlarda sergilendi.

Türk Balıkları Future Fish Eurasia’da Görücüye Çıktı Haber

Türk Balıkları Future Fish Eurasia’da Görücüye Çıktı

Türkiye’ye yıllık 2,3 milyar dolar döviz kazandıran Türk su ürünleri sektörü, 2,5 milyar dolar hedefine ulaşmak için Future Fish Eurasia - 12. Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı’nda Türk balıklarını görücüye çıkardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Avrasya Fuarcılık tarafından düzenlenen Future Fish Eurasia, 24-26 Eylül tarihleri arasında Fuar İzmir C Hol’de gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin su ürünleri alanındaki önemli uluslararası buluşmalarından olan fuarda; balık işleme teknolojilerinden akuakültür ekipmanlarına, kafes sistemlerinden yem üretim teknolojilerine ve balıkçılık malzemelerine kadar sektörün farklı alanlarındaki ürün ve teknolojiler sergileniyor. Norveç ve Libya ise fuarda ülke pavyonlarıyla yer alıyor. Fuar İzmir’de 26 ülkeden 165 firma ve markanın katıldığı fuar, su ürünleri, akuakültür ve balıkçılık teknolojileri sektörünün uluslararası temsilcilerini İzmir’de buluşturdu. Future Fish Eurasia Fuarı’nın 12 yıl önce küçük bir organizasyon olarak başladığını günümüzde sektörün en büyük buluşma noktası olduğunu dile getiren Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün Türkiye genelinde 4,5 milyar dolarlık bir ihracata imza atar konuma geldiğini bunun 2,3 milyar dolarlık kısmının su ürünleri sektörünce yapıldığını belirtti. Su ürünleri sektörünün 1999 yılında 50 milyon dolar olan ihracatının hızlı bir gelişim gösterdiğini paylaşan Kızıltan, “Ege Bölgesi’nde o yıllarda en az ihracat yapan sektörken bugün en çok ihracat yapan ikinci sektör konumuna yükseldik. Bundan da çok büyük gurur duyuyoruz. Bugünlere kolay gelinmedi. Çok zorluklarla gelindi. Küçük toprak havuzlarda yetiştirilen tahta kafeslerde başlayan bir ihracat yolculuğunda bugün yurt dışına teknoloji ve ARGE'yi ihraç eden bir konuma geldik. Bugün diğer ülkelere özellikle Türkiye Cumhuriyetlere, Afrika ülkelerine ve birçok ülkeye kültür balıkçılığı konusunda yatırımlarda yön vermeye başladık. Bu yüzden de bu sektörün geleceğinin çok parlak olduğunu düşünüyoruz. Son zamanlarda özellikle Türk somonu büyük gelişim gösterdi. Bu yıl 650 milyon dolar ihracata ulaşacağız” şeklinde konuştu. Akbaş; “Su ürünleri sektöründe yetiştiricilik avcılığı geçti” Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Akbaş su ürünleri sektörünün gıda güvenliği, sağlıklı beslenme, istihdam, ihracat, kırsal kalkınma ve ekosistemlerin korunması açısından stratejik bir sektör haline geldiğini vurguladı. Üretimde yetiştiriciliğin avcılığın önüne geçtiğine dikkat çeken Akbaş, “Geleceğin su ürünleri sektörü daha fazla üretmekten önce daha planlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir üretmek zorundadır” dedi. Türkiye’nin 2025 yılında 1 milyon 37 bin tonluk su ürünleri üretimiyle Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını, bunun yaklaşık 627 bin tonunun yetiştiricilikten elde edildiğini belirten Akbaş, sektörün teknoloji ve yenilikçilik kapasitesindeki gelişimine vurgu yaptı. Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa Birliği ülkeleri arasında birinci sırada bulunduğunu belirten Akbaş, “Çipura ve levrek üretiminde dünyada birinci, alabalık üretiminde ise ikinci sırada yer alıyoruz. Birinciliğe yükselmeyi hedefliyoruz. 100 ülkeye ihracat yapıyoruz. Asıl hedefimiz ürünlerin katma değerini ve marka değerini artırarak Türkiye’yi dünya su ürünleri sektöründe daha güçlü bir merkez haline getirmek. 2026 yılı ihracat hedefimiz 2,5 milyar dolar” ifadelerini kullandı. Camara: “İş birliği yapmak istiyoruz” Gine Cumhuriyeti Balıkçılık ve Deniz Ekonomisi Bakanı Fatima Camara, Gine'nin Future Fish Eruasia Fuarı’na balıkçılık ve su ürünleri sektörümüzü dış ticarete, yatırımlara, inovasyona ve uluslararası iş birliğine daha fazla açma kararlılığı nedeniyle katıldıklarını ifade etti. Gine’nin su ürünleri sektöründe muazzam bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen Bakan Camara; “Gine, Atlas Okyanusu'na açılan bir kıyı şeridine, 1164 akarsuya, 14'ü uluslararası olan 23 nehir havzasına ve yüksek bir yağış miktarına sahiptir. 2026 yılı itibarıyla değerlendirilebilir deniz balıkçılığı potansiyelimiz yaklaşık 905.000 tona ulaştı. Balıkçılık ve su ürünlerini ekonomimizin önemli sektörleri haline getirmek için gerekli kaynaklara ve potansiyele sahibiz. ​Ancak sadece kaynaklara sahip olmak yetmez; bunları üretime, istihdama, gelire ve ülkemiz için katma değere dönüştürebilmemiz gerekir. Gine'de amacımız daha fazla değer yaratmak. ​Yavru balık bulunabilirliğini ve kalitesini artırmak için modern kuluçkahanelerin kurulması, ​İşletmelerin performansını ve verimliliğini artırmak için modern su ürünleri üretim teknolojilerinin benimsenmesi, ​Yerel balık yemi üretimi ve bunların kalite denetiminin güçlendirilmesi ​Bu öncellikler somuttur. Sahada tespit edilen ihtiyaçlara karşılık gelmektedir ve aramızda bulunan şirketler, yatırımcılar, araştırma kurumları ve kalkınma ortakları ile iş birliği imkanları sunmaktadır.​Gine bu buluşmaya soyut bir hedefle gelmemiştir. Kaynaklarıyla, tespit edilmiş ihtiyaçlarıyla, öncelikleriyle ve sürdürülebilir ortaklıklar kurma iradesiyle gelmiştir. Diyaloğa açığız, yatırıma açığız, iş birliğine açığız ve her şeyden önce uzun vadeli ilişkiler inşa etmeye hazırız. Yatırım yapmak isteyenleri, teknolojisini paylaşmak isteyenleri, eğitime katkıda bulunmak isteyenleri, araştırmayı geliştirmek isteyenleri ve Gine'de değer zincirleri oluşturmaya katılmak isteyenleri ağırlamak istiyoruz. Amacımız ortaklarımızla birlikte inşa etmektir” şeklinde konuştu. Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Şebnem Türe, İzmir’in denizle kurduğu ilişkinin yalnızca kıyısında yaşamakla sınırlı olmadığını, üretimden ticarete ve kültüre kadar kentin birçok alanında kendini gösterdiğini ifade etti. İzmir’in su ürünleri sektörü açısından da önemli bir merkez olduğunu ifade eden Türe, “Türkiye’nin yıllık 2,3 milyar dolarlık su ürünleri ihracatında Ege Bölgesi üçte ikisini gerçekleştiriyor. Önümüzde yalnızca ihracatı artırmak değil, bunu sürdürülebilir biçimde yapmak gibi önemli bir sorumluluk da var. Denizlerimiz ve su kaynaklarımız sınırsız değil” dedi. Fuarın açılış törenine, Gine Cumhuriyeti Balıkçılık ve Deniz Ekonomisi Bakanı Fatima Camara, Norveç’in Ankara Büyükelçisi Andreas Gaarder, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Akbaş, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Şebnem Türe, Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Atakan Demir, Başkan Yardımcısı Bedri Girit, Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Şahin Çakan, İsmail Aksoy ve Avrasya Fuarcılık Genel Müdürü Selin Akdoğan ile sektör temsilcileri katıldı. Future Fish Eurasia ile eş zamanlı düzenlenen AquaFeed Eurasia Uluslararası Yem Konferansı’nda ise akuakültür yemleri, beslenme, üretim teknolojileri ve sektördeki yeni gelişmeler ele alınacak. Fuar boyunca sektör temsilcileri yeni ürün ve teknolojileri inceleme, iş bağlantıları kurma ve yeni ihracat pazarlarına yönelik temaslarda bulunma fırsatı bulacak. Future Fish Eurasia, 26 Eylül Cumartesi gününe kadar Fuar İzmir’de ziyaret edilebilecek. ESÜHMİB standına akın var Türkiye’nin su ürünleri ihracatının üçte ikisine imza atan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin standı, Future Fish Eurasia Fuarı’nda çekim merkezi oldu. Chef İbrahim Önen’in Türk balıklarıyla hazırladığı lezzetler uzun kuyruklar oluşturdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.