Hava Durumu

#Kırsal Kalkınma

Kırsal Haber - Kırsal Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırsal Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sivas'ta Mera Islahı Çalışmaları Haber

Sivas'ta Mera Islahı Çalışmaları

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kırsal üretimi güçlendirmek ve hayvancılığı desteklemek amacıyla yürüttüğü projelere hız kesmeden devam ediyor. "Verimli Meralar, Güçlü Hayvancılık, Sürdürülebilir Üretim" sloganıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında, Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Salih İnan, Yıldızeli ilçesine bağlı Seren köyünü ziyaret ederek yürütülen projeleri yerinde inceledi. ​Meralarda Su Erişimi Kolaylaştı ​Ziyaret sırasında "Mera Islahı ve Amenajman Projesi" bünyesinde tamamlanan yatırımlar detaylı şekilde incelendi. Proje çerçevesinde Seren köyü meralarında inşa edilen 2 adet cazibeli hayvan içme suyu tesisi tamamlanarak üreticilerin hizmetine sunuldu. Bu sayede bölgede küçükbaş ve büyükbaş hayvanların temiz içme suyuna kesintisiz ve kolay bir şekilde erişmesi sağlandı. ​Proje ile meraların verimliliğinin artırılması hedefleniyor. ​Üreticilerin maliyetlerinin düşürülmesi ve hayvan refahının yükseltilmesi amaçlanıyor.​Kırsal kalkınma hamleleri kapsamında bölgedeki tarım ve hayvancılık faaliyetleri destekleniyor. ​"Üreticilerimizin Yanındayız" ​İl Tarım ve Orman Müdürü Salih İnan, incelemeleri sonrasında yaptığı değerlendirmede üreticilerin emeklerine değer katmanın temel öncelikleri olduğunu belirtti. Meraların korunmasının ve kırsal üretimin sürdürülebilir kılınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan İnan, Sivas genelindeki benzer projelerin artarak süreceğini ifade etti.

Başkan Şahin Üzüm Hasadına Katıldı Haber

Başkan Şahin Üzüm Hasadına Katıldı

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, İslahiye ilçesi Altınüzüm Mahallesi’nde üzüm hasadına katılarak çiftçilerle bir araya geldi. Akıllı tarımın yaygınlaştırılması ve modern sulama yöntemlerinin hayata geçirilmesi amacıyla projeler üreten Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı öncülüğünde İpekyolu Kalkınma Ajansı işbirliğinde Altınüzüm Sulama Kooperatifi’ne ait tarlada depremde hasar gören 11 kuyu ve 3000 dekar alanın kapalı sulama sisteminin tamiratı yapıldı. Normal sisteme göre iki kat daha fazla verim veren telli terbiye sistemi kurularak yönteminin yaygınlaşması sağlandı. Başkan Şahin de desteklerden yararlanan çiftçilerle birlikte üzüm hasadı gerçekleştirdi. Şahin ayrıca antioksidan içeriği bağlamında en zengin çeşitlerden birisi olan Antep Karası Üzüm çeşidinin özellikleri hakkında bilgi aldı. ŞAHİN: BİZE DÜŞEN BU BEREKETLİ HİLALİ SUYLA KAVUŞTURMAKTI Başkan Fatma Şahin, hasat sonrası yaptığı açıklamada İslahiye Ovası’nı suyla buluşturan çalışmaların içerisinde yer aldığını belirterek şunları söyledi: “Baktığımız zaman üzüm gerçekten şifa. İçinde demir var, içinde D vitamini var, içinde hafızayı geliştiren özel bir mineraller var. Bu bölgenin en büyük ürünü altın üzüm gerçekten altın. Bize düşen bu bereketli hilali suyla kavuşturmaktı. Bugün bu suya kavuşmasında hem bakanlarımızın hem vekillerimizin çok büyük emeği var.” ÇİFTÇİMİZİN CEBİ RAHATLAYINCA AİLE EKONOMİSİ, ŞEHİR EKONOMİSİ RAHATLAYACAK Başkan Fatma Şahin, konuşmasının devamında telli bağ sisteminin verimliliği artırdığını ifade ederek sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Şimdi kooperatif başkanlarımız, oda başkanlarımız bütün sistemi telli bağa çevirmemiz gerektiğini söylüyorlar. Buranın güneş enerjisi, daha önce 5 MW yapmıştık, şimdi 25 MW ilave, yatırım gerekiyor. Rabbim verecek en güzel meyveyi vermiş, toprağı vermiş, güneşin en güzelini vermiş. Bize de burayı yeşil ekonomiye dönüştürmek, akıllı tarımı kullanmak gerektiğini belirtiyoruz. Çiftçimizin cebi rahatlayınca aile ekonomisi rahatlayacak, şehir ekonomisi rahatlayacak.” “BURADAKİ ALTYAPI YATIRIMI İLE BU OVA KURTULDU” Altınüzüm Sulama Kooperatif Başkanı Fatih Cihan ise konuşmasında Başkan Fatma Şahin’e yaptığı destekler için teşekkür ederek, “Tarıma verdiğimiz destek, yakıt destekleri, tohum destekleri ben gözlemleyebildiğim kadar Türkiye'de eşi yok. Buradaki altyapı yatırımı ile bu ova kurtuldu” dedi. Programa ayrıca İslahiye Kaymakamı Emre Oğuztürk İslahiye Ziraat Odası Başkanı Osman Erdoğan Nurdağı Ziraat Odası Başkanı Kemal Belpinar katıldı.

Samsun’da 2026 Yılı Fındık Hasadı Başladı Haber

Samsun’da 2026 Yılı Fındık Hasadı Başladı

Samsun'da 2026 yılı fındık hasadı sezonu, Canik ilçesinde düzenlenen resmi programla başladı. Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, bu yıl il genelinde yaklaşık 115 bin ton rekolte beklediklerini belirterek üreticilere hibe desteklerinin süreceğini açıkladı. ​Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün koordinesinde, Canik İlçe Müdürlüğü, Canik Belediyesi ve İlkadım Ziraat Odası iş birliğiyle "2026 Yılı Fındık Hasadı Sezon Açılışı" gerçekleştirildi. Canik Kale Boğazı Mahallesi'nde üretici Ali Karagöl'e ait bahçede düzenlenen programa protokol üyeleri ve çok sayıda çiftçi katıldı. ​Açılış programına; Canik Kaymakamı Şeref Aydın, Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, Canik İlçe Müftüsü Bayram Karar, Canik Milli Eğitim Müdürü Dr. Zahit Köseoğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi Müdürü Derya Şahinler ve Samsun Ziraat Odası Başkanı Hasan Tütüncü iştirak etti. ​Kemal Yılmaz: "Bu Yıl Üretim Geçen Senenin Üzerinde" ​Türkiye genelinde 450 bin civarında üreticinin bahçelerinde hasat mesaisine başladığını belirten Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, yıl boyunca verilen emeklerin karşılığının alındığı günlerin yaşandığını ifade etti. Samsun'un fındık potansiyeline dikkat çeken Yılmaz, şu bilgileri paylaştı: ​"Samsun ilimizde 125 bin hektar fındık alanı var. Fındık alanlarının yaklaşık yüzde 90’ı doğu yakasında yer alan Tekkeköy, Çarşamba, Terme, Salıpazarı ve Ayvacık ilçelerimizde bulunmaktadır. Geçen sene yüksek kesimlerde yaşanan don olayları nedeniyle sıkıntılar yaşanmıştı. Bu sene ise rekoltemiz geçen senenin üzerinde, yaklaşık 115 bin ton civarında bir fındık bekliyoruz." ​İşçilik Maliyetlerini Düşürmek İçin Hasat Filesi Desteği ​Fındıkta hasat işçiliği maliyetlerinin önemine değinen Yılmaz, bakanlık olarak üreticilerin yükünü hafifletmek adına yeni adımlar attıklarını kaydetti. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında bahçelerinde hasat filesi kullanan üreticilere yüzde 70'e varan hibe desteği sağlandığını hatırlatan Yılmaz, bugüne kadar 151 üreticinin bu imkandan yararlandığını, bu yıl da 97 üreticinin başvuru dosyalarının bakanlığa gönderildiğini belirtti. ​Samsun genelinde büyük bir coşkuyla başlayan 2026 yılı fındık hasadı sezonunun üreticilere bolluk ve bereket getirmesi temenni edildi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Süt Tankı Desteği Sürüyor Haber

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Süt Tankı Desteği Sürüyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarımsal kalkınma kooperatiflerine hibe ettiği süt soğutma tankı ekipman desteği ile süt üreticilerinin kazancını arttırıyor. Antalya genelinde kooperatiflere hibe edilen 34 adet süt soğutma tankı ile yıllık 39 bin 420 ton süt soğuk zincire girerek, üreticilerin litre başı 1.8 TL’den yıllık 70 milyon 956 bin TL soğutma pirimi kazanması sağlanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Kırsal Kalkınma Kooperatifleri aracılığı ile süt üreticilerine soğuk zincir şartlarını sağlamaları için hibe edilen soğutma tankları çiftçilerin üretimlerine katma değer katıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çiğ sütün kalitesini korumak ve kayıt altına almak için üreticilere verdiği süt soğutma primi ve süt toplayan firmaların ek desteğinden faydalanan üreticiler kilo başına 1.8 TL ek kazanç sağlıyor. KOOPERATİFLERE 34 SÜT SOĞUTMA TANKI HİBE EDİLDİ Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Şube Müdürü Dr. Asaf Özalp, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kırsal Kalkınma Kooperatifleri ile işbirliğinin güçlenerek devam ettiğini belirtti. Özalp, soğutma tankı hibelerine ilişkin şunları söyledi: “Üreticilerimizin süt soğutma pirimi alabilmeleri için 2019- 2026 yılları arasında hayvancılığın ve süt üretiminin yoğun olduğu bölgelerdeki kooperatiflerimize 34 adet 4 tonluk süt soğutma tankı hibe ettik. Bu tankları kullanan üreticilerimiz süt fiyatına ek litre başına 1.8 TL süt soğutma pirimi kazanabilmektedir. Ortalama %80 kapasite ile kullanımı hesaplanarak günlük 108 ton süt, yıllık ise yaklaşık 40 Bin ton süt soğutuluyor. Bu hibelerimiz sayesinde üreticilerimiz yıllık toplam 70 Milyonun üzerinde pirim kazanması sağlanıyor.” SÜT TANKI OLMAZSA OLMAZ Soğutma tankı hibeleri sayesinde sütleri en iyi şartlarda koruduklarını söyleyen Yuva Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Muhammed Tonbul, “Büyükşehir Belediyemiz kooperatifimize 2 adet süt tankı hibe etti. Kooperatiflerimiz aracılığı ile toplanıp soğutulan sütlerden üreticilerimiz ek soğutma pirimi kazanıyor. Sütlerimizi sabah ve akşam toplayarak soğutma tanklarımıza aktarıyoruz. Yuva mahallemizde günlük ortalama 14-15 ton süt toplayarak 3 derece soğutuyoruz. Süt tankı süt üretiminde olmazsa olmaz sütleri en iyi şartlarda koruyarak tüketicilere ulaşmasını sağlıyoruz. Köylümüze üreticilerimize verdiği destekler için Antalya Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederim” diye konuştu. BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR Elmalı Yuva Mahallesinde hayvancılık yapan Necati Toy ise “Mahallemizin sütlerinin toplandığı yere kooperatifimize Büyükşehir Belediyesi süt tankı hibe etmişti. Kooperatifimiz sabah erken saatlerde gelerek sütlerimizi alıyor. Süt sağma makinemizden bidonlara oradan tankımıza sütlerimizi aktarıyoruz. Soğutma tankı sayesinde hem kooperatifimiz sütü toplu aldığı için hem de süt soğutma primi aldığımız için bize kazanç ve kolaylık sağlıyor. Biz hayvancılara verdiği desteklerden dolayı Büyükşehir Belediyemize teşekkür ederiz” dedi.

TMMOB ZMO Danışma Kurulu Toplandı: "Tarımda Kamucu ve Planlı Politikalar Şart" Haber

TMMOB ZMO Danışma Kurulu Toplandı: "Tarımda Kamucu ve Planlı Politikalar Şart"

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) 50. Dönem I. Danışma Kurulu Sonuç Bildirgesi yayımlandı. İstanbul'da gerçekleştirilen toplantıda; artan maliyetler, gıda enflasyonu, tarımsal afetler, mesleki yetki gaspları ve orman yangınları başlıklarında çarpıcı tespitlere yer verildi. ​TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nın 50. Dönem I. Danışma Kurulu Toplantısı, Yönetim Kurulu, Onur ve Denetleme Kurulu üyeleri, şube başkanları ve il temsilcilerinin katılımıyla İstanbul Şubesi'nin ev sahipliğinde toplandı. Türkiye’nin tarımsal üretimde karşı karşıya kaldığı çok boyutlu krizlerin masaya yatırıldığı toplantıda, yayımlanan sonuç bildirgesiyle tarım sektöründeki acil çözüm bekleyen sorunlar kamuoyuyla paylaşıldı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası'nın 50. Dönem I. Danışma Kurulu Toplantısı, ZMO Ana Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri uyarınca; Yönetim Kurulu, Onur Kurulu ve Denetleme Kurulu üyeleri, şube başkanları ve il temsilcilerinin katılımı ile İstanbul Şubemizin ev sahipliğinde toplanmış, mesleğimiz ve meslek alanlarımız ile ilgili konular görüşülmüş, değerlendirmeler yapılmıştır. 50.Dönem I. Danışma Kurulumuz; dünyada savaşların, ekonomik ve siyasal gerilimlerin, iklim değişiminin ve ekolojik yıkımın derinleştiği; ülkemizde ekonomik sorunların, yüksek enflasyonun, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve yoksullaşmanın ağırlaştığı; tarımsal üretimin, üreticilerin ve tüketicilerin çok boyutlu sorunlarla karşı karşıya bırakıldığı bir dönemde toplanmıştır. Tarım; yalnızca ekonomik bir faaliyet alanı değil, yaşamın, toplum sağlığının, bağımsızlığın, egemenliğin ve geleceğin temel güvencesidir. Buna karşın uzun yıllardır uygulanan ithalata, piyasalaştırmaya ve günü kurtaran müdahalelere dayalı politikalar; üreticinin üretimden kopmasına, tarımsal alanların azalmasına, kırsal nüfusun yaşlanmasına, gıda egemenliği ve güvencesinin zayıflamasına neden olmaktadır. Oda’mız, tarım politikalarının; piyasa aktörlerinin kısa vadeli çıkarlarına göre değil; kamu yararı, gıda egemenliği, üretici refahı, tüketici hakkı, ekolojik üretim ve bilimsel planlama temelinde oluşturulması gerektiğini bir kez daha vurgulamaktadır. Üretimde Süreklilik, Üreticiye Güvence Sağlanmalıdır Türkiye'de tarımsal üretim açısından en temel sorunlardan biri, üreticinin yeterli ve öngörülebilir gelir elde edememesidir. Artan girdi ve finansman maliyetleri karşısında üretici gelirlerinin yeterli oranda artmaması, üreticiyi borçlanmaya ve üretimden çekilmeye zorlamaktadır. Odamızın 14 Mayıs 2026 Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada belirtildiği üzere; “2026 yılı Şubat ayında Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,64 artması; tarımsal üretimde maliyet baskısının devam ettiğini göstermektedir. Aynı dönemde tarım sektörünün bankalara olan nakdi kredi borcunun 1 trilyon 355 milyar TL'yi aşması, üreticinin finansal yükünün boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.” Borçlanmaya dayalı tarımsal üretim sürdürülebilir değildir. Tarımsal destekler sosyal yardım niteliğinden çıkarılmalı; üretim planlamasının temel araçlarından biri haline getirilmelidir. Çiftçinin üretim yapabilmesinin koşulları güvence altına alınmalıdır. Üretim maliyetleri düşürülmeli, destekler zamanında ve yeterli düzeyde ödenmeli, destekleme sistemi üretim planlamasıyla bütünleştirilmeli, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda bırakılmasının önüne geçilmelidir. Gıda Enflasyonu Üretim Sorunundan Bağımsız Değerlendirilemez Gıda fiyatlarındaki artış, yalnızca tüketici fiyatlarını değil, toplumun sağlıklı ve yeterli gıdaya erişimini de doğrudan etkilemektedir. Haziran 2026 itibarıyla TÜFE yıllık yüzde 32,11 artarken, gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki yıllık artış yüzde 35,45 olarak gerçekleşmiştir. Gıda enflasyonuyla mücadele, üretimi baskılayarak veya ithalatı artırarak değil; üretim kapasitesini güçlendirerek, üretim sürekliliğini sağlayarak ve tarladan sofraya kadar olan zincirdeki yapısal sorunları çözerek yürütülmelidir. Üreticinin düşük fiyatla ürününü satmak zorunda bırakıldığı, tüketicinin ise yüksek fiyatlarla gıdaya erişebildiği mevcut yapı sürdürülemez. Üretici ile tüketici arasındaki zincirin adil, şeffaf ve etkin biçimde düzenlenmesi; kooperatiflerin ve üretici örgütlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Hububatta Üreticinin Emeği Korunmalıdır 2026 yılı hububat alım fiyatlarında ekmeklik ve makarnalık buğday için ton başına 16.500 TL, arpa için 12.750 TL fiyat açıklanmış; desteklerle birlikte üreticinin eline geçmesi öngörülen tutarlar sırasıyla 19.514 TL ve 15.764 TL olarak belirtilmiştir. Odamız açısından temel ölçüt, açıklanan fiyatın yalnızca geçmiş yıl fiyatıyla karşılaştırılması değil, üreticinin gerçek maliyetleri, emeği, arazi ve sermaye kullanım bedeli ile bir üretim için gerekli geliri karşılayıp karşılamadığıdır. Üretici maliyetlerini dikkate almayan fiyat politikaları, kısa vadede piyasayı düzenliyor gibi görünse de uzun vadede üreticinin üretimden çekilmesine ve ithalat bağımlılığının artmasına neden olacaktır. Yaşanan enflasyonist süreç nedeniyle hububat başta olmak üzere stratejik ürünlerde; bölgelere göre tavsiye yada taban alım fiyatları = maliyet + enflasyon kaybı (girdi temin dönemi ile hasat-satış dönemi arasında oluşan) + yıllık büyüme oranı + yaşam payı esas alınarak tespit edilmelidir. Tarımsal Afetlerde Adalet Sağlanmalıdır İklim değişiminin etkileri artık yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkmış; tarımsal üretimin doğrudan tehdit eden ekonomik ve sosyal bir krize dönüşmüştür. Aşırı ve düzensiz yağışlar, seller, taşkınlar, kuraklık, dolu, zirai don, sıcak hava dalgaları ve yangınlar; tarım arazilerini, hayvan varlığını, sulama altyapısını, tarımsal yapı ve ekipmanları tahrip etmekte, üretim maliyetlerini artırmaktadır. ZMO'nun Mayıs 2026 tarihli “Tarımsal Afet ve Adalet” açıklamasında da vurgulandığı üzere, afetlerden zarar gören üreticilerin kayıpları hızlı biçimde tespit edilmeli; üreticinin ÇKS veya tarım sigortası kapsamındaki durumuna bakılmaksızın yaşanan zararların sosyal devlet ilkesi çerçevesinde karşılanması sağlanmalıdır. Afet sonrasında yalnızca zarar ödemesi yapılması yeterli değildir. Üreticinin yeniden üretime başlayabilmesi için tohum, fide, fidan, yem ve diğer temel girdiler zamanında ve yeterli miktarda sağlanmalı; kredi, elektrik ve sulama borçları yeniden yapılandırılmalı veya gerekli durumlarda ertelenmelidir. Orman Yangınları Ve Tarımsal Üretim Birlikte Ele Alınmalıdır 2026 yazında orman yangınları, tarım alanları ve kırsal yaşam açısından ciddi risk oluşturmaya devam etmektedir. Temmuz ayında Muğla'da meydana gelen yangında yaklaşık 200 hektarlık orman alanının zarar gördüğü; düşük nem ve şiddetli rüzgârın yangının yayılmasını hızlandırdığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından açıklanmıştır. Yangınlarla mücadele yalnızca yangın çıktıktan sonra söndürme faaliyetlerine indirgenemez. Ormancılık ve tarım yapılan köy ve mahallelerde yaşayan halka yangın risk azaltma ve yangınla mücadele eğitimleri verilmeli, müdahale ekipleri kurulmalıdır. Yangın öncesi risk azaltma, erken uyarı, izleme, kırsal alan yönetimi, anız yangınlarının önlenmesi, yangın şeritleri, su varlıklarının korunması ve yerel yönetimler ile kamu kurumları arasında etkin koordinasyon yangın politikasının temel unsurları haline getirilmelidir. Orman yangınları aynı zamanda tarımsal üretimi, arıcılığı, hayvancılığı, mera alanlarını, ormanlardan elde edilen ürünleri ve kırsal ekonomiyi etkilemektedir. Yangınların tarımsal üretim üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri bütüncül olarak ele alınmalıdır. Su Yetersizliğine Karşı Tarım Politikası Yeniden Şekillendirilmelidir İklim değişiminin ve artan su talebi karşısında su varlıklarımız üzerindeki baskı giderek artmaktadır. Tarım sektörü açısından suyun yalnızca daha fazla kullanılmasına değil, daha etkin, planlı ve verimli kullanılmasına odaklanılmalıdır. Su kısıtı bulunan havzalarda ürün deseni yeniden değerlendirilerek su varlıklarımızın taşıma kapasitesiyle uyumlu üretim planlaması yapılmalı; basınçlı ve kontrollü sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı, sulama yatırımları bilimsel önceliklere göre gerçekleştirilmelidir. Su havzalarının madencilik, sanayi, yapılaşma ve diğer rant baskılarıyla kirletilmesine ve yok edilmesine izin verilmemelidir. Su hakkı, yaşam hakkıdır. Su varlıkları kamusal bir değer olarak korunmalıdır. Tarım Arazileri, Meralar, Zeytinlikler ve Ormanlar Korunmalıdır Tarımsal üretimin temel koşulu olan toprak varlığımız hızla artan yapılaşma, sanayi, enerji, madencilik ve ulaşım yatırımları nedeniyle baskı altındadır. Tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımının kolaylaştırılması, yalnızca bugünün üretim kapasitesini değil, gelecek kuşakların gıda güvencesini ve yeterliliğini de tehdit etmektedir. Tarım arazileri, meralar, zeytinlikler, ormanlar, sulak alanlar ve su havzaları rantın konusu değil, toplumun ortak varlıkları ve geleceğidir. Odamız; tarımsal üretim alanlarının parçalanmasına, verimli tarım topraklarının yapılaşmaya açılmasına, meraların amaç dışı kullanımına ve doğal varlıkların geri dönüşü olmayacak biçimde tahrip edilmesine karşı bilimsel, teknik ve hukuki mücadelesini sürdürecektir. Tarım Sayımı Şeffaf ve Bilimsel Esaslar ile Sonuçlandırılmalıdır Tarım politikalarının doğru biçimde oluşturulabilmesi için öncelikle ülkenin gerçek tarımsal yapısının bilinmesi gerekmektedir. Uzun yıllardır gerçekleştirilmeyen Genel Tarım Sayımının sonuçlarının; arazi varlığı, işletme büyüklükleri, üretim deseni, sulama, hayvan varlığı, tarımsal makine parkı, işgücü ve diğer temel göstergeler bakımından eksiksiz ve güvenilir biçimde ortaya konulması büyük önem taşımaktadır. Tarım sayımından elde edilecek veriler, tarımsal üretim planlamasının temelini oluşturmalıdır. Veriler kamuoyuna açık, anlaşılır ve şeffaf biçimde paylaşılmalı; üretim planlaması gerçek veriler üzerinden yeniden değerlendirilmelidir. Üretim Planlaması Bilimsel Veriye Dayanmalıdır Üretim planlaması; yalnızca belirli ürünlerin belirli alanlarda üretilmesinin ötesinde, toprak, su, iklim, pazar, üretici yapısı, girdi maliyetleri ve tüketici ihtiyaçlarını birlikte değerlendiren bütüncül bir sistem olarak ele alınmalıdır. Üreticinin hangi ürünü neden üreteceğini, ne kadar gelir elde edeceğini ve ürününü nerede pazarlayacağını öngöremediği, alım garantisi olmayan bir sistem gerçek anlamda planlı üretim değildir. Bu nedenle üretim planlaması; Ziraat Mühendisleri Odası’nın, çiftçi örgütlerinin, üniversitelerin, ilgili kamu kurumlarının ve diğer tüm paydaşların katılımıyla demokratik ve bilimsel bir süreç olarak yürütülmelidir. Kamucu Tarım Yönetimi ve Liyakat Güçlendirilmelidir Tarım ve Orman Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatında yeterli sayıda, nitelikli ve uzman personel istihdam edilmesi kamusal tarım hizmetlerinin etkinliği açısından zorunludur. Bakanlığın 2026 yılında açıkladığı 1.874 sözleşmeli personel alımında 515 Ziraat Mühendisi, 49 Su Ürünleri Mühendisi ve 6 Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi kadrosuna yer verilmesi olumlu olmakla birlikte, Odamız bu sayıların mevcut ihtiyaç karşısında yetersiz olduğunu belirtmiş; Ziraat Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi kadrolarının artırılmasını ve Su Bilimleri Mühendislerine de kadro tahsis edilmesini talep etmiştir. Tarım sayımı, üretim planlaması, bitki sağlığı, toprak ve su koruma, gıda güvenliği ve yeterliliği, kırsal kalkınma, su ürünleri yönetimi ve iklim değişimine uyum gibi stratejik alanlarda kamu istihdamı liyakat temel alınarak artırılmalıdır. Tarım politikalarının başarısı, masa başında oluşturulan düzenlemelerden önce, bu politikaları sahada uygulayacak uzman insan gücünün varlığına bağlıdır. Ziraat Mühendisliği Eğitimi Ve Meslek İstihdamı Güçlendirilmelidir Ziraat Fakültelerinin sayısındaki plansız artış, eğitim altyapısındaki yetersizlikler ve mezunların istihdam sorunları mesleğimizin geleceğini tehdit etmektedir. Eğitim, istihdam ve tarımsal üretim politikaları birlikte ele alınmalıdır. Ziraat fakültelerinde eğitim kalitesi yükseltilmeli, uygulamalı eğitim güçlendirilmeli, üniversite-kamu-özel sektör ve meslek örgütü iş birliği geliştirilmelidir. Ziraat Fakültelerine girebilmek için 300.000 puan barajı tekrar getirilmelidir. ZMO'nun destek verdiği ZİDEK akreditasyon süreçleri yaygınlaştırılmalı; nitelikli ziraat mühendisi yetiştirilmesi bir kamu politikası olarak ele alınmalıdır. Kamuda yeterli sayıda Ziraat Mühendisi istihdam edilmeli; meslektaşlarımızın özlük hakları, ücretleri, ek göstergeleri ve emeklilik koşulları iyileştirilmelidir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Hakkındaki Kanun kapsamında 4 Nisan 2026 tarihinde yönetmelik değişikliği yapılmış olup, 2023-2026 tarih aralığındaki, tarımsal yapı izinlendirilmesinde, Ziraat Mühendislerinin imza yetkisi kaldırılmıştır. Bu durum; Ziraat Mühendisliği mesleğini yok saymak anlamına gelmektedir. Bu hususta ivedilikle düzenleme yapılmalıdır. B-Reçete uygulamasındaki 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren, Zirai İlaç Bayilerinden “Oda Üyelik Belgesi” istenilmeyeceği yönündeki uygulamadan vazgeçilmelidir. ZMO Anayasa’dan aldığı yetkiye istinaden, özel sektörde çalışan Ziraat Mühendislerinin disiplin örgütü olup, yaptıkları uygulamaların meslek etiği ve bilimsel kurallara uygunluğunu denetlemekle de görevlidir. Zirai İlaç Bayileri mesleki dayanışma ve kamu sağlığı bakımından mesleki denetimden ve Oda üyeliğinden istisna tutulamaz/tutulmamalıdır. Yaşanan finansal kriz tarımsal üretim ve pazarlamanın her aşamasında gübre, BKÜ, Tarım alet ve makinaları alanlarında işletme sahibi olarak görev yapan meslektaşlarımızı konkordato ve iflas noktasına getirmekte, intihar vakaları yaşanmaktadır. Finansal kriz kapsamında uygun koşullarda bir kredi paketi acilen planlanmalı ve yaşanan problemler bütün tarımsal üretime zarar vermeden bir an önce çözülmelidir. Bilirkişilik yapan meslektaşlarımızın; alt uzmanlık alanı seçiminde yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla, Bilirkişilik Daire Başkanlığı ile, ZMO olarak görüşmeler sürdürülmektedir. Gıda Güvenliği ve Yeterliliği Kamusal Bir Sorumluluktur Gıdanın güvenilirliği ve yeterliliği, toplum sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Bitkisel ve hayvansal üretimden işleme, depolama, nakliye ve tüketime kadar tüm süreçlerde etkin denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır. Bitki koruma ürünlerinin üretimi, satışı, reçetelendirilmesi ve uygulanmasında bilimsel yeterlilik ve uzmanlık temel alınmalı; bitki sağlığı alanındaki mesleki yetkilerin zayıflatılmasına izin verilmemelidir. Kalıntı, sahte veya tağşiş edilmiş gıda ürünleriyle mücadelede denetimler güçlendirilmeli; özellikle ihracattan geri dönen tarımsal ürünlere ilişkin nedenler, analiz sonuçları ve alınan önlemler şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Hayvancılıkta Üretici Korunmalı, Yerli Üretim Güçlendirilmelidir Hayvancılıkta temel amaç, dönemsel ithalatlarla piyasa açığını kapatmak değil, yerli üretim kapasitesini artırmak olmalıdır. Yem maliyetleri düşürülmeli, mera alanları korunmalı, hayvan sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli ve üreticinin gelir güvencesi sağlanmalıdır. Et ve süt üretiminde üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasının azaltılması için kooperatifçilik ve üretici örgütlenmesi desteklenmelidir. Hayvancılık politikaları yalnızca et ve süt miktarının artırılması üzerinden değil; hayvan refahı, çevrenin korunması, yem kaynakları ve agroekolojik üretim ilkeleri üzerinden yeniden değerlendirilmelidir. Kırsalın Boşalmasına Karşı Kalıcı Politikalar Uygulanmalıdır Kırsal nüfusun yaşlanması ve gençlerin tarımsal üretimden uzaklaşması, ülkemizin gelecekteki gıda üretim kapasitesi açısından stratejik bir tehdit oluşturmaktadır. Köyler yalnızca yaşlı nüfusun yaşadığı yerleşimler değil, aynı zamanda üretim alanlarıdır. Gençlerin tarımda kalmasını sağlayacak gelir, eğitim, sosyal güvenlik, sağlık, barınma ve kültürel yaşam koşulları oluşturulmalı; köy okulları ve kırsal kamu hizmetleri güçlendirilmelidir. Genç ve kadın üreticilerin tarımsal üretimde kalıcı olarak yer almasını sağlayacak uzun vadeli destek programları oluşturulmalıdır. Boşaltılmış köylere geri dönüş ve tarımsal üretimin yeniden başlaması planlanmalı, üretici köy halkının köye dönüşü ve tarımsal üretime başlaması için destekleme paketi oluşturulmalı, yıllardır üretim dışında kalan araziler bilimsel programlar uygulanarak yeniden tarıma kazandırılmalıdır. Kooperatifçilik Güçlendirilmelidir Üreticilerin girdi temininden ürün pazarlamaya kadar yaşadığı sorunların çözümünde kooperatifçilik önemli bir araçtır. Kooperatifler siyasi ve ekonomik bağımlılıklardan uzak, demokratik ve şeffaf bir yapıya kavuşturulmalı, mevzuat özendirici olmak üzere yeniden düzenlenmeli, üreticinin örgütlü biçimde pazara erişimi sağlanmalıdır. Kooperatiflerin finansman, eğitim, teknik danışmanlık, depolama, işleme ve pazarlama kapasiteleri güçlendirilmelidir. Afet Bölgelerinde Tarımsal Üretim Yeniden Kurulmalıdır 6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden geçen zamana rağmen deprem bölgesindeki tarımsal üretim ve kırsal yaşam açısından sorunların tümü giderilememiştir. Deprem bölgesinde kırsal nüfusun yeniden üretime kazandırılması, tarım arazilerinin korunması ve üretim altyapısının yeniden kurulması için özel destek programları uygulanmalıdır. Yeni yerleşim alanlarının belirlenmesinde verimli tarım arazileri, meralar, su kaynakları ve tarımsal üretim bütünlüğü mutlaka korunmalıdır. Deprem güvenli yerleşim ile tarımsal üretimin korunması birbirinin alternatifi olarak görülmemelidir. Bilimsel yer seçimi ve doğru planlama ile verimli tarım arazileri tarım dışı kullanılmamalı her iki ihtiyaç birlikte karşılanmalıdır. Mesleki Yetkilerimizi ve Meslek Örgütlülüğümüzü Savunacağız Ziraat Mühendisliği; yalnızca teknik bir meslek değil, gıda, toprak, su, çevre, üretim ve toplum sağlığıyla doğrudan ilişkili kamusal bir meslektir. Mesleki yetki ve sorumlulukların bilimsel yeterlilik yerine farklı çıkar ilişkileri doğrultusunda dağıtılmasına karşı çıkıyoruz. Meslek alanımızın parçalanmasına, mesleki yetkilerimizin daraltılmasına, mühendislik hizmetlerinin niteliğinin düşürülmesine ve meslek örgütümüzün işlevsizleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Bilimsel bilgi, mühendislik etiği, liyakat ve kamu yararı temelinde mesleğimizi savunmaya devam edeceğiz. Toplumsal Adalet, Tarıma Adalet Sağlanmadan Tesis Edilemez TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası; demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkesini; insan haklarını, emeği, eşit yurttaşlığı, toplumsal barışı ve özgürlükleri savunmaktadır. Tarım politikalarının toplumdan bağımsız ele alınamayacağı açıktır. Adil bir tarım politikası, adil bir toplum düzeninin parçasıdır. Kadınların, gençlerin, çocukların, mevsimlik tarım işçilerinin ve tüm emekçilerin haklarının korunması; tarımsal üretimin sürdürülebilirliği kadar önemlidir. Mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve yaşam koşulları iyileştirilmeli, sosyal güvenceye erişimleri sağlanmalı ve tarımda çocuk işçiliğinin tüm biçimleriyle mücadele edilmelidir. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda Odamızın çalışmaları kararlılıkla sürdürülecektir. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Olarak Diyoruz ki; Kamucu, planlı, üreticiyi ve tüketiciyi koruyan bir tarım politikası yaşama geçirilmelidir. Gıda egemenliği, gıda güvencesi ve gıda güvenliği temel kamu politikaları haline getirilmelidir. Çiftçinin üretimde kalmasını sağlayacak yeterli, zamanında ve öngörülebilir destekleme sistemi oluşturulmalıdır. Tarımsal üretimde ithalata bağımlılığı azaltacak, yerli üretimi ve üretim kapasitesini güçlendirecek politikalar uygulanmalıdır. Tarım arazileri, meralar, zeytinlikler, ormanlar, sulak alanlar ve su havzaları korunmalıdır. İklim değişimine uyum politikaları tarım, su, orman ve kırsal kalkınma politikalarıyla birlikte ele alınmalıdır. Tarımsal afetlerden zarar gören üreticilerin zararları sosyal devlet ilkesi doğrultusunda karşılanmalı ve yeniden üretime geçmeleri güvence altına alınmalıdır. Orman yangınlarıyla mücadelede önleyici, bilimsel, teknolojik ve bütüncül yöntemler güçlendirilmelidir. Su varlıklarının korunması ve tarımsal su kullanımının planlanması ülke politikalarının temel önceliklerinden biri olmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın teknik personel yapısı güçlendirilmeli, kamuya yeterli sayıda Ziraat Mühendisi, Su Ürünleri Mühendisi, Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi ve Su Bilimleri Mühendisi alınmalıdır. Ziraat Fakültelerinde eğitim kalitesi yükseltilmeli, plansız fakülte ve kontenjan artışına son verilmelidir. Gençlerin ve kadınların tarımsal üretimde kalmasını sağlayacak sosyal ve ekonomik politikalar uygulanmalıdır. Kooperatifçilik ve üretici örgütlenmesi güçlendirilmelidir. Tarım işçilerinin insanca çalışma ve yaşam koşullarına sahip olması sağlanmalı, tarımda çocuk işçiliği sona erdirilmelidir. Tarım politikaları bilimsel veriler, meslek uzmanlığı ve kamu yararı temelinde oluşturulmalıdır. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak; üreten, ürettiğinin karşılığını alan çiftçinin; sağlıklı, güvenilir ve erişilebilir gıdaya ulaşabilen tüketicinin; bilimsel ve nitelikli mühendislik hizmeti sunan meslektaşlarımızın ve korunmuş bir doğal çevrede yaşama hakkının yanında olmaya devam edeceğiz. Ülkemizin tarımsal varlıklarını, toprağını, suyunu, ormanlarını, meralarını, zeytinliklerini ve biyolojik çeşitliliğini gelecek kuşaklara aktarmak; üreticinin emeğini korumak, gıda egemenliğini ve kamusal yararı savunmak mesleki ve toplumsal sorumluluğumuzdur. Bilimin, emeğin, üretimin, dayanışmanın ve kamu yararının rehberliğinde mücadelemizi büyüteceğiz. Mesleğimize, meslektaşlarımıza, üreticilerimize ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yaşasın TMMOB! Yaşasın ZMO! Yaşasın ZMO Örgütlülüğü!" Seo uyumlu detaylı bir haber metni hazırlarmısın

Gaziantep'te Tarımsal Destekler ve Krediler Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi Haber

Gaziantep'te Tarımsal Destekler ve Krediler Bilgilendirme Toplantısı Düzenlendi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliğinde tarımda yapılan desteklerin ve yeni uygulamaların anlatıldığı Tarımsal Destekler ve Krediler Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Tarımsal üretimin gelişmesi ve sürekliliğin sağlanması için kurumların yaptığı destekler ile uygulamaların anlatıldığı toplantı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü önderliğinde yapıldı. Gaziantep Şehir Tiyatrosu Onat Kutlar Salonu’nda tarımın bütün taraflarının katıldığı toplantıda tarımsal destekler, kredi ve finansman imkanları, güncel destek programları, sektör iş birliği ve gelişim üzerine sunumlar ile konuşmalarla üreticiler bilgilendirildi, merak ettikleri sorular yanıtlandı. Programda ayrıca Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Kenan Seçkin, yaptığı sunumda kurum olarak yapılan mazot desteği, Çiftçi Kart, Can Suyum Projesi, fide, tohum, gübre dağıtımı ile modern tarımsal sistemlerin yaygınlaştırılmasına yönelik uygulamalar başta olmak üzere birçok alanda yapılan projeler hakkında bilgi verdi. ŞAHİN: ALIN TERİYLE SOFRAMIZA LEZZET GETİREN ŞEHRİ YEŞİL EKONOMİYE DÖNÜŞTÜREN BÜTÜN ÇİFTÇİLERİMİZİN ELLERİNDEN ÖPÜYORUM Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin yaptığı konuşmada tarımda finansa ulaşımla ilgili yapılan toplantılar sonucu raporlamaların yapılması amacıyla toplanıldığını belirterek şunları söyledi: “Artık büyük balık, küçük balığı yutmuyor, hızlı balık hepsini yutuyor. Emanetin emin ellerde olması için hukuksal kapasitemizi güçlendirmemiz, önem verdiğimizi anlatmak için belediyemizde bir birim oluşturmamız gerekiyordu. Tarımda çok dağınığız kimden ne kadar destek geldiğini bilmiyoruz. Hızlı hareket edemiyoruz. Gereğini yaparak bu çabanın boşa gitmemesini sağlamalıyız. Bu çaba berekete, rahmete dönüşmeli. Güçlü üretici, güçlü tarım, güçlü Gaziantep, güçlü Türkiye, mutlu dünyaya dönüşmeli. Güç dediğim şey para gücü değil. İman gücü, akıl gücü, birlik ve beraberlik gücü, birbirimizi gerçekten sevmenin gücü. Ben toprakla uğraşan alın teriyle soframıza lezzet getiren şehri yeşil ekonomiye dönüştüren bütün çiftçilerimizin ellerinden öpüyorum.” BAYAT: TARIMI BİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI BÜNYESİNDE BU KADAR BİLİM KURARAK ARICILIKTAN HAYVANLARIN SU İHTİYACINA KADAR DÜŞÜNMELERİNE ÇOK MUTLU OLDUM Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Tarımsal Bankacılık Grup Başkanı Kemalettin Bayat, yaptığı konuşmada yapılan çalışmalar ve hizmetler hakkında bilgi vererek, “Bildiğiniz üzere ülkemiz aslında coğrafi kurumu, üretim kültürü, genç nüfusu ve sahip olduğu potansiyelle tarımsal üretimde önemli bir ülke konumundadır. Tabii potansiyeli ortaya çıkarmak verimli işletmeler, sürdürülebilir üretim modelleri ve güçlü finansal destek mekanizmalarıyla mümkündür. İlk kez görüyorum. Yani gerçekten tarım çok önemli ama bunu bir belediye başkanlığı bünyesinde bu kadar bilim kurarak arıcılıktan hayvanların su ihtiyaçlarına meradaki suya kadar düşünüp planlamalarından gerçekten de çok mutlu oldum. Bugün ekip olarak buraya geldiğimizde Gaziantep'te tarımın tüm taraflarının aynı masada bulunduğu, doğrudan iletişim kurabildiği ve sahadaki ihtiyaçların birebir ele alındığı bir alan olarak görüyoruz” açıklamasında bulundu. İl ve Tarım Müdürü İbrahim Sağlam yaptığı konuşmada Antep Model’ini tanımlayarak, “Gaziantep'te Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı 48 bin 800 çiftçimiz var. Bunun yanında 30 bin civarı Arı Kayıt Sistemleri’ne (AKS) kayıtlı çiftçimiz var. Bunların tüm sorunlarıyla alakalı sadece buradaki kredilendirme değil, arazide ne kadar problem varsa bütün çalışmalarda biz kurumların tamamı tek vücut olduk. Antep modeli diye isimlendiriyoruz” diye konuştu. Konuşmalar ve katılımcıların merak ettiği soruların yanıtlanmasının ardından toplu fotoğraf çekimi ile program sonlandı.

Marmaris’te Enerji Nakil Hatlarına Lavanta Barajı Haber

Marmaris’te Enerji Nakil Hatlarına Lavanta Barajı

Orman Genel Müdürlüğü, orman yangınlarını önleme çalışmaları kapsamında Muğla'nın Marmaris ilçesinde yenilikçi bir projeyi hayata geçirdi. Hisarönü ve Yeşilbelde bölgelerindeki enerji nakil hatlarının altındaki yanıcı alt örtü temizlenerek yangın riskini minimuma indirecek güvenli koridorlar oluşturuldu. Temizlenen alanlara ise toplam 150 bin lavanta fidanı dikildi. Bu uygulamayla yüksek yangın riski taşıyan enerji nakil hattı güzergâhları koruma altına alınırken, temizlenen alanların ekolojik ve ekonomik açıdan değerlendirilmesi sağlandı. Arıcılığa ve Yerel Ekonomiye Çifte Katkı Marmaris'te hayata geçirilen proje, yangın önleme amacının yanı sıra bölge ekosistemine ve orman köylüsüne de önemli avantajlar sunuyor: Arıcılık ve Biyoçeşitlilik: Çiçeklenme döneminde tozlaştırıcı canlılar ve arılar için zengin bir besin kaynağı oluşturan lavantalar, bölgesel arıcılık faaliyetlerini ve biyoçeşitliliği destekleyecek. Alternatif Gelir Kapısı: Lavanta yetiştiriciliği sayesinde yöre halkı ve orman köylüleri için yeni ve sürdürülebilir gelir kaynakları yaratılacak. İklim Dirençli Ormanlar: Yanıcı örtünün yerini alan lavantalar sayesinde hem ormanlar yangına karşı dirençli hale getirilecek hem de kırsal kalkınma desteklenecek. OGM, doğal ekosistemleri korumak ve orman köylülerinin refah düzeyini yükseltmek amacıyla yangın öncesi koruyucu tedbirleri yaygınlaştırmaya devam ediyor.

Kırsalın Nabzı Mahmudiye ve Çifteler'de Tutuldu Haber

Kırsalın Nabzı Mahmudiye ve Çifteler'de Tutuldu

Eskişehir Kent Konseyi Kırsal Çalışma Grubu, yeni dönem çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Eskişehir Kent Konseyi Başkanlık görevine seçilen İnci Ülüğ öncülüğünde yeni dönem planlamasını yapan ve projelerini paylaşan Kent Konseyi Kırsal Çalışma Grubu, kırsalın nabzını tutmak, bitkisel ve hayvansal üretimi güçlendirmek amacıyla Mahmudiye ve Çifteler Belediyelerini ziyaret etti. Kırsal Kalkınma İçin Güç Birliği ​Eskişehir Kent Konseyi Kırsal Çalışma Grubu Başkanı Levent Özbunar ve çalışma grubu üyeleri, yerel yönetimlerle iş birliğini artırmak ve kırsal bölgelerin ihtiyaçlarını yerinde tespit etmek adına ilçe turuna başladı. Çalışma Grubu üyeleri bu kapsamda Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan ve Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakçı'yı makamlarında ziyaret etti. ​Gerçekleştirilen samimi ve verimli görüşmelerde; Kırsal mahallelerin acil ve kalıcı ihtiyaçları, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerinin geliştirilmesi, yöresel ürünler, bölgedeki üreticilere sağlanabilecek destekler, Eskişehir Kent Konseyi ile ilçe belediyeleri arasında ortaklaşa yürütülebilecek projeler ele alındı ​"Sürdürülebilir Kırsal Kalkınma, Eskişehir'in Geleceğidir" ​Ziyaretlerin ardından açıklamalarda bulunan Kırsal Çalışma Grubu Başkanı Levent Özbunar, kırsal bölgelerin sürdürülebilir kalkınmasının kentin geleceği açısından taşıdığı kritik öneme dikkat çekti. Özbunar, yerel yönetimlerle kurulacak güçlü köprülerin ve iş birliklerinin hem üreticilere hem de bölge halkına doğrudan katkı sağlayacağını vurguladı. ​Başkanlardan Ortak Projelere Yeşil Işık ​Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan ve Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakçı ise Eskişehir Kent Konseyi Kırsal Çalışma Grubu'na nazik ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerini iletti. Her iki belediye başkanı da kırsal kalkınmayı, üretimi ve üreticiyi destekleyen her türlü projeye ve ortak çalışmaya kapılarının açık olduğunu belirtti. ​Eskişehir Kent Konseyi'nin yeni dönemde kırsal mahallelere yönelik hayata geçireceği projelerin, bölgedeki bitkisel ve hayvansal üretime ivme kazandırması bekleniyor.

Kocaeli Büyükşehir’den Üreticiye 10 Milyon TL'lik Ek Gelir Haber

Kocaeli Büyükşehir’den Üreticiye 10 Milyon TL'lik Ek Gelir

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin çiftçiye yönelik yatırımlarından biri olan “Kandıra Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi”, ilk hasat sezonunda üreticiye büyük katkı sağladı. Depolama, kurutma ve TMO alım hizmetleriyle çiftçinin ürününü değer kaybetmeden ekonomiye kazandıran merkez sayesinde üretici kısa sürede yaklaşık 10 milyon TL’lik ek gelir elde etti. ÜRETİCİLER EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALIYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından geçtiğimiz ay hizmete açılan Kandıra Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi, üreticinin yıllardır yaşadığı depolama, kurutma ve pazarlama sorunlarına çözüm olmaya başladı. Modern altyapısıyla dikkat çeken merkez, özellikle buğday ve arpa üreticilerine hasat döneminde önemli bir güvence sundu. Kandıra Çalköy Mahallesi’nde hizmet veren merkezde randevu işlemlerini tamamlayan üreticiler, ürünlerini Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) alım noktasına getirerek gerekli kontrollerin ardından satış işlemlerini gerçekleştirdi. Kantar tartımları ve kalite değerlendirmelerinin ardından TMO tarafından alınan buğday ve arpalar, üreticinin emeğinin karşılığını daha güçlü şekilde almasını sağladı. TMO ALIMLARI ÇİFTÇİNİN KAZANCINI ARTIRDI TMO’nun arpa ve buğday alım sürecinin tamamlanmasıyla birlikte merkezin üreticiye sağladığı ekonomik katkı da ortaya çıktı. Yapılan alımlar kapsamında 2 bin 100 ton arpa ve buğday karşılığında üreticiler toplam 9 milyon 860 bin 250 TL tutarında ek gelir elde etti. Piyasa fiyatlarının üzerinde gerçekleştirilen TMO alımları sayesinde çiftçiler, ürünlerini bekletmeden güvenilir bir alıcıya ulaştırırken, ürünlerinin değerini de korumuş oluyor. ÇİFTÇİ DOSTU BÜYÜKŞEHİR’DEN ÜRETİME TAM DESTEK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimin her alanında çiftçinin yanında olmayı sürdürüyor. Tohum, gübre, yem bitkisi, sera, ekipman ve hayvancılık destekleriyle üreticinin maliyetlerini azaltan Büyükşehir, hayata geçirdiği yatırımlarla da çiftçinin ürününü daha kolay pazarlamasına imkan sağlıyor. Kandıra Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi de bu anlayışın önemli projelerinden biri olarak öne çıkıyor. Merkez sayesinde üretici ürününü uygun koşullarda muhafaza edebilirken, hasat döneminde yaşanan fiyat ve depolama kayıplarının da önüne geçiliyor. SIRADA FINDIK ÜRETİCİSİ VAR Buğday ve arpa alımlarının tamamlanmasının ardından Kandıra Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi, önümüzdeki süreçte fındık üreticilerine de hizmet verecek. Hasat döneminde fındık üreticilerinin ürünlerini güvenli şekilde muhafaza edebilmesi ve değerlendirebilmesi için merkezde gerekli hazırlıklar yapılırken, alım süreçleriyle birlikte üreticinin emeğinin karşılığını daha iyi alması hedefleniyor. BAŞKAN BÜYÜKAKIN’IN KIRSAL KALKINMA VİZYONU Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın öncülüğünde yürütülen kırsal kalkınma projeleri, kentte tarımsal üretimin güçlenmesine önemli katkı sunuyor. Çiftçiyi sadece desteklemekle kalmayıp üretimin sürdürülebilir hale gelmesi için altyapı yatırımlarına da önem veren Büyükşehir Belediyesi, kırsal bölgelerde ekonomik hareketliliği artırıyor. DAHA FAZLA ÜRETİCİYE HİZMET VERECEK Üreticinin alın terinin değerini korumayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılık alanındaki destekleriyle Kocaeli’de üretimin artmasına katkı sağlıyor. Güçlenen üreticiyle birlikte hem kent ekonomisi hem de ülke ekonomisi kazanıyor. Merkez, ilk sezonunda ortaya koyduğu sonuçlarla çiftçinin yanında olan belediyecilik anlayışının önemli örneklerinden biri olurken, önümüzdeki dönemlerde daha fazla üreticiye hizmet vermesi hedefleniyor. “ÇİFTÇİMİZ EMEĞİNİN KARŞILIĞINI ALDI” Kandıra Ziraat Odası Başkanı Erdal Çetin, Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi’nin bölge üreticileri açısından önemli bir ihtiyacı karşıladığını belirterek, “Merkezin hizmete girmesiyle birlikte çiftçimiz, ürününü güvenli şartlarda muhafaza etme ve Toprak Mahsulleri Ofisi’ne kolaylıkla ulaştırma imkânı buldu. TMO alımları sayesinde üreticimiz piyasa şartlarının üzerinde fiyatlarla ürününü değerlendirerek emeğinin karşılığını tam anlamıyla aldı. Bu yatırım, Kandıralı çiftçimiz için büyük bir kazanım olmuştur. Tarımsal üretime verdiği destek ve ilçemize kazandırdığı bu önemli tesis dolayısıyla Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne, Başkanımız Tahir Büyükakın’a, ayrıca üreticimizin yanında olan Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ve Tarım ve Orman Bakanlığımıza tüm çiftçilerimiz adına teşekkür ediyorum. Bu tür yatırımların üretimi ve kırsal kalkınmayı daha da güçlendireceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu. ÜRETİCİLER YATIRIMLARDAN MEMNUN Hasat döneminde merkezin kendilerine önemli kolaylıklar sunduğunu belirten çiftçiler, depolama, kurutma ve TMO alım hizmetleri sayesinde ürünlerini güvenle teslim edebildiklerini ve emeklerinin karşılığını aldıklarını ifade etti. Üreticiler ayrıca, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin tarıma yönelik yatırımlarından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.