Hava Durumu

#Kırsal Yaşam

Kırsal Haber - Kırsal Yaşam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırsal Yaşam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı'' Haber

Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Bir Dönüm Noktası Olmalı''

FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Dr. Ayşegül Selışık ile yaptığı röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nı bir iletişim kampanyası olarak değil, somut politika ve yatırım kararları için bir dönüm noktası olarak değerlendirmeliyiz. Bugün dünya genelinde yaklaşık 1,37 milyar kadın tarım - gıda sistemlerinde çalışıyor ve kadınlar bu sistemlerdeki iş gücünün yüzde 42’sini oluşturuyor. Buna rağmen kadınlar hâlâ araziye, finansmana, teknolojiye ve karar alma mekanizmalarına erişimde önemli engellerle karşılaşmaktadır. FAO verileri, kadın ve erkek çiftçiler arasındaki üretkenlik ve ücret farklarının kapatılmasının küresel GSYH’ye 1 trilyon ABD dolarına kadar katkı sağlayabileceğini ve milyonlarca insanın gıda güvencesizliğinden çıkmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir. Türkiye’de bu yılın kalıcı etki yaratabilmesi için kadın çiftçilere yönelik desteklerin proje bazlı uygulamalardan çıkarılarak ulusal tarım ve kırsal kalkınma politikalarının ayrılmaz bir parçası hâline getirilmesi gerekir. Kadınların arazi kullanım haklarının güçlendirilmesi, kadın üreticilere özel finansman mekanizmalarının geliştirilmesi, kadın kooperatiflerinin pazara erişiminin artırılması ve tarımsal yayım hizmetlerinin toplumsal cinsiyete duyarlı şekilde yeniden tasarlanması öncelikli alanlar olmalıdır. FAO Türkiye olarak bu yaklaşımı uzun süredir sahada destekliyoruz. Türkiye Ortaklık Programı kapsamında yürüttüğümüz kırsal kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalarla kadınların girişimcilik, kooperatifçilik ve liderlik kapasitelerinin artırılmasına katkı sağlıyoruz.'' Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da kırsaldaki kadınların dijital dönüşüm sürecine yeterli ölçüde dahil edildiğini söylemek henüz mümkün değil. Dijital teknolojiler artık yalnızca iletişim araçları değil; pazara erişimin, finansmana ulaşmanın, iklim bilgisine erişmenin ve işletmeleri büyütmenin temel unsurlarıdır. Ancak kadınlar dijital araçlara ve teknolojilere erişimde erkeklere göre daha fazla engelle karşılaşmaktadır. Bu nedenle kadınların dijital becerilerinin geliştirilmesi, e-ticaret platformlarına erişimlerinin kolaylaştırılması ve dijital tarım uygulamalarına katılımlarının artırılması büyük önem taşımaktadır. FAO Türkiye bu alanda somut uygulamalar yürütmektedir. Kadın liderliğindeki kooperatiflerin desteklenmesi programı kapsamında geliştirilen Hep Yerinden (www.hepyerinden.com) platformu, kadın kooperatiflerinin ürünlerini dijital ortamda daha geniş pazarlara ulaştırmasına katkı sağlamaktadır. Bunun yanında Dijital Köyler Girişimi ile kadın kooperatiflerinin dijital pazaryerlerine erişimi ve dijital satış becerileri desteklenmektedir. Bu deneyimler bize dijitalleşmenin yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda ekonomik güçlenme ve görünürlük anlamına geldiğini göstermektedir.'' Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kesinlikle mümkündür. Bunun için öncelikle kadınların tarımsal üretime katkısının görünür hâle getirilmesi gerekir. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar üretimden işleme ve pazarlamaya kadar değer zincirinin her aşamasında aktif rol üstlenmektedir. Ancak bu emek çoğu zaman kayıt dışı kalmakta ve ekonomik karşılığını tam olarak bulamamaktadır. Kayıtlı istihdam ve girişimciliğe geçişin en etkili yollarından biri kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesidir. Kooperatifler kadınların ürünlerini katma değerli hâle getirmelerine, ortak markalar oluşturmalarına, pazarlara erişmelerine ve gelirlerini artırmalarına olanak sağlamaktadır. FAO Türkiye’nin kadın liderliğindeki kooperatifleri destekleme çalışmaları bu dönüşümün başarılı örneklerini ortaya koymuştur. Kadınlara verilen eğitimler, ekipman destekleri ve pazarlama çözümleri sayesinde birçok kooperatif gelir artırıcı faaliyetlerini büyütmüş ve daha sürdürülebilir işletmelere dönüşmüştür.'' Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Kırsal kadınların karşılaştığı engeller göz önüne alındığında, geleneksel eğitim modelleri her zaman yeterli sonuç vermeyebilir. Bu nedenle eğitim hizmetlerinin kadınların günlük yaşam gerçeklerine uygun şekilde tasarlanması gerekir. Mobil eğitim ekipleri, yerel kooperatifler üzerinden yürütülen uygulamalı eğitimler, köy bazlı öğrenme merkezleri ve dijital eğitim platformları bu açıdan büyük fırsatlar sunmaktadır. Ayrıca eğitimlerin yalnızca teknik bilgiyle sınırlı kalmaması; liderlik, finansal okuryazarlık, girişimcilik ve dijital becerileri de kapsaması önemlidir. FAO’nun Türkiye ve Orta Asya’da yürüttüğü “Kimseyi Geride Bırakma” yaklaşımı tam da bu anlayışa dayanmaktadır. Kadınların yaşadıkları bölgelerde eğitim almaları, bilgiye erişmeleri ve kendi topluluklarında değişimin öncüsü olmaları hedeflenmektedir'' Gizem Tanrıkul Tunca: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' Dr. Ayşegül Selışık: ''Bugünün genç kadınları için yalnızca gelir elde etmek yeterli değildir. Gençler, özellikle de genç kadınlar, ekonomik fırsatların yanı sıra sosyal hayat, eğitim, kültürel faaliyetler, dijital bağlantı, güvenli yaşam alanları ve kendilerini ifade edebilecekleri ortamlar da istemektedir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim perspektifinden değerlendiremeyiz. Genç kadınların köylerinde kalabilmeleri için üretken kapsayıcı ve yaşam kalitesi yüksek kırsal alanlar oluşturulması gerekir. Kırsalda güçlü internet altyapısı, sosyal hizmetler, eğitim olanakları, kadın örgütlenmeleri ve girişimcilik ekosistemleri bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır FAO’nun sahadaki deneyimi gösteriyor ki kadınlar ekonomik olarak güçlendiklerinde yalnızca kendi hayatlarını değil, ailelerini, topluluklarını ve yerel ekonomileri de dönüştürüyorlar. Bu nedenle genç kadınların kırsalda kalmasını sağlayacak en güçlü model, ekonomik fırsatları sosyal aidiyet ve yaşam kalitesiyle birleştiren bütüncül bir kırsal kalkınma yaklaşımıdır.''

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine Haber

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine

TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Işılay Reis Yorgun ile yaptığımız röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Işılay Reis Yorgun: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki rolünü görünür kılmak açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Bu farkındalığın kalıcı kazanımlara dönüşmesi için kadın çiftçilerin kayıtlı üretime, finansmana, teknolojiye, eğitime ve pazara erişimini güçlendiren uzun vadeli uygulamalara ihtiyaç var. ​FAO’ya göre tarımda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklerin azaltılması, küresel ekonomiye yaklaşık 1 trilyon dolar katkı sağlayabilir ve gıda güvensizliği yaşayan insan sayısını 45 milyon azaltabilir. Bu veriler, kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, ekonomik kalkınma ve gıda güvencesi bakımından da stratejik önem taşıdığını gösteriyor. ​Türkiye’de yürütülen kırsal kalkınma programları, kadın ve genç girişimcilere sağlanan öncelikler ve kooperatifçilik çalışmaları bu alanda önemli bir zemin oluşturuyor. Bu çalışmaların eğitim, mentorluk, teknoloji kullanımı, markalaşma ve sürdürülebilir pazar erişimiyle desteklenmesi, daha kalıcı ve ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. ​Bu noktada TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuzun çalışmaları da büyük önem taşıyor. İl Kadın Girişimciler Kurullarımız, koordinatör oda ve borsalarımız ile sahada gönüllülükle görev yapan kurul üyelerimiz, 81 ilde geliştirdikleri projelerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını destekliyor. ​Bu çalışmaların önemli örneklerinden biri, bugün 41 ilimizde uygulanan “Tarımda Kadın Eli” projesidir. Bu projeyi dönemsel bir çalışma olmanın ötesinde, ölçülebilir sonuçlar üreten uzun vadeli bir kırsal kalkınma modeli olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz; kadınların üretimin her aşamasında söz sahibi olması, emeklerinin ekonomik değere dönüşmesi, kendi gelirlerini elde edebilmesi ve sürdürülebilir ticari yapıların kalıcı bir parçası hâline gelmesidir. ​Özel sektörün de üretim planlaması, sözleşmeli tarım, teknik destek ve düzenli alım modelleriyle bu sürece katkı sunması gerektiğine inanıyorum. Biz de Reis Gıda olarak “Reis Bakliyat Köyleri” projemizle üreticilerin doğru tohuma, üretim bilgisine, teknik desteğe ve güvenilir pazara erişimini destekleyen bütüncül bir model uyguluyoruz. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi arasındaki iş birliklerini güçlendiren, kadınların üretimden yönetime kadar tarımın her alanında daha etkin rol üstlendiği kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olmasını diliyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Son yıllarda kadınların dijital becerilerini geliştirmeye yönelik çok değerli projeleri TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurulu olarak da yürütüyoruz. “Dijitalde Hayat Kolay” and “Geleceği Yazan Kadınlar” gibi çalışmalar, kadınların teknolojiyle, e-ticaretle ve yeni iş modelleriyle buluşmasına önemli katkılar sağladı. ​Ticaret Bakanlığımız da 2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini ve e-ticaretteki rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birliği protokolü imzaladı. ​Bu çalışmaların kırsaldaki kadınlara yönelik özel içeriklerle de bütünleşmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü tarımda dijital dönüşüm yalnızca ürünün internet üzerinden satılması anlamına gelmiyor. Kadın çiftçinin üretim maliyetini hesaplaması, destekleri takip etmesi, hava ve toprak verilerine ulaşması, dijital tarım uygulamalarını kullanması ve ürününü doğrudan tüketiciyle buluşturması da bu dönüşümün parçasıdır. ​Köylerde kurulabilecek dijital eğitim noktaları, mobil eğitim ekipleri ve yerel mentorluk ağları bu süreci hızlandırabilir. Amaç, kadınların yalnızca teknolojiyi kullanması değil; teknolojiyi üretimlerini geliştiren ve pazara erişimlerini kolaylaştıran bir araca dönüştürmeleridir.'' ​Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Elbette mümkündür. Kadınlar tarımsal üretimin her aşamasında çok değerli bir sorumluluk üstleniyor. Tohumun hazırlanmasından ekime, hasattan ürünün işlenmesine ve sofraya ulaştırılmasına kadar kadın emeğinin güçlü bir katkısı bulunuyor. ​Bu emeğin ekonomik değere dönüşmesi için kadınların kayıtlı üretime, sosyal güvenceye, finansmana ve satış kanallarına erişiminin desteklenmesi gerekiyor. Kadın üreticilerin maliyet yönetimi, ürün geliştirme, paketleme, markalaşma ve e-ticaret gibi alanlarda güçlendirilmesi de girişimciliğe geçişi kolaylaştıracaktır. ​Kooperatifler, bu dönüşümde önemli bir dayanışma ve üretim modeli sunuyor. Kooperatiflerin profesyonel yönetim, kalite, lojistik, markalaşma ve pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesiyle kadınların ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırması mümkün olabilir. ​Biz Reis Gıda olarak kadın kooperatifleriyle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde yaklaşık 300 kadının iş gücüne katılımına katkı sağladık. Tecrübemiz bize kadınların bilgi, üretim desteği ve pazar imkanıyla buluştuklarında çok güçlü ve sürdürülebilir girişimler oluşturabildiklerini gösteriyor.'' ​Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Eğitim modellerinin kadınların günlük hayatına, üretim takvimine ve bulunduğu bölgenin koşullarına uyumlu olması gerektiğini düşünüyorum. Mobil eğitim araçları, köylerde gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalar, kooperatiflerde oluşturulan eğitim noktaları ve dijital eğitim platformları bu konuda etkili çözümler sunabilir. ​Eğitim saatlerinin tarımsal faaliyetlere göre planlanması, ulaşım ve çocuk bakım desteğinin sağlanması katılımı kolaylaştıracaktır. İnternet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde ise çevrimdışı kullanılabilen içerikler ve telefonla danışmanlık modelleri değerlendirilebilir. ​Mentorluk da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Aynı bölgeden başarılı kadın üreticilerin bilgi ve tecrübelerini paylaşması, kadınlara hem yol gösterir hem de cesaret verir. Eğitimin yalnızca bilgi aktaran değil, kadınları üretime ve girişimciliğe hazırlayan sürekli bir gelişim modeli olması gerektiğine inanıyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Toprak ve sürdürülebilir gelir temel unsurlardır. Ancak gençlerin kırsalda kalabilmesi için sosyal, kültürel ve teknolojik imkânların da geliştirilmesi gerekiyor. ​Genç bir kadın; eğitime, sağlık hizmetlerine, güvenli ulaşıma, internete ve sosyal yaşama erişebildiği bir yerde geleceğini daha güçlü kurabilir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim üzerinden değil, yaşam kalitesini geliştiren bütüncül bir anlayışla ele almalıyız. ​Akıllı köy uygulamaları, ortak çalışma alanları, kreşler, kültür merkezleri ve gençlerin sosyal hayata katılabilecekleri ortamlar kırsal yaşamı daha cazip hale getirebilir. Tarımsal üretimin yanı sıra gıda işleme, e-ticaret, kırsal turizm, gastronomi ve tarım teknolojileri gibi yeni çalışma alanlarının geliştirilmesi de genç kadınlara farklı fırsatlar sunacaktır. ​Genç kadınların köylerinde yalnızca üretim yapmalarını değil; kendilerini geliştirebilecekleri, karar süreçlerine katılabilecekleri ve geleceklerini güvenle kurabilecekleri bir yaşam oluşturabilmelerini hedeflemeliyiz. Çünkü kadın güçlendiğinde aile, kırsal ekonomi ve ülkemizin tarımsal geleceği de güçlenir.''

Tarım Kampında Gençler Güne Lavanta Hasadıyla Başlıyor Haber

Tarım Kampında Gençler Güne Lavanta Hasadıyla Başlıyor

Bodrum Belediyesi tarafından düzenlenen Gençlik Tarım Kampı'nın ikinci döneminde öğrenciler, sabahın ilk ışıklarıyla Karaova'nın eşsiz manzarası eşliğinde lavanta hasadı yaparak güne başlıyor. Bodrum Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü koordinasyonunda Garaova Tarım Parkı'nda gerçekleştirilen kamp programında öğrenciler, günün serin saatlerinde yapılan lavanta hasadının ardından tarım, gıda ve hayvancılık alanlarında teorik ve uygulamalı eğitimlere katılıyor. Üretimin her aşamasını yerinde deneyimleyen gençler, toprağın bereketini ve emeğin değerini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buluyor. Sabah saat 06.15'te güne başlayan kamp katılımcıları, lavanta hasadının ardından kahvaltı programına geçiyor. Gün boyunca fide üretimi, bitki yetiştiriciliği, hayvancılık, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve doğal yaşam konularında eğitim alan öğrenciler, çeşitli atölye çalışmaları ve sosyal etkinliklerle verimli bir kamp süreci geçiriyor. Kamp kapsamında Agro Bodrum rotasında yer alan üretim alanlarını ziyaret eden gençler, Bodrum'un tarımsal potansiyelini ve kırsal yaşam kültürünü yakından tanırken, doğayla uyumlu üretim anlayışını da yerinde gözlemleme imkânı buluyor. Beş gün sürecek ikinci dönem kampına farklı il ve ilçelerden gelen öğrenciler katılırken, üç dönem olarak planlanan Gençlik Tarım Kampı'nın sonraki döneminde de yeni öğrencilerin katılımıyla daha fazla gencin tarım, üretim ve doğayla buluşması hedefleniyor.

Denizli’de Sulama Krizi TBMM Gündeminde Haber

Denizli’de Sulama Krizi TBMM Gündeminde

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli’de tarımsal sulamada yaşanan sorunların nedenlerinin, su kaynaklarının kullanım planlamasının ve HES projelerinin tarımsal sulamaya etkilerinin araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na Meclis Araştırması önergesi sundu. Denizli Milletvekili Biçer Karaca, Denizli’de tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin suya erişim, adil tahsis ve etkin sulama altyapısına bağlı olduğunu vurgulayarak, iklim kriziyle birlikte derinleşen kuraklık riskinin artık yalnızca meteorolojik bir başlık değil, doğrudan kamu yönetimi, üretim güvenliği ve kırsal yaşam meselesi haline geldiğini belirtti. DENİZLİ TARIMININ ÖLÇEĞİ SORUNUN BOYUTUNU GÖSTERİYOR Araştırma önergesinin gerekçesinde, Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre ilde toplam tarım alanının 376 bin 738 hektar olduğu; sulanır ve sulanabilir alanın 194 bin 158 hektara ulaştığı; toplam sulanan alanın 167 bin 477 hektar, sulamaya açılacak alanın ise 26 bin 681 hektar olarak belirtildiğine dikkat çekildi. Biçer Karaca bu büyüklüğün, sulama altyapısındaki her aksamanın üretimden çiftçi gelirine, gıda fiyatlarından kırsal istihdama kadar geniş bir etki alanı yarattığını ifade etti. “Denizli’de mesele yalnızca yağışın azlığı değildir. Mesele; suyun nasıl planlandığı, nasıl tahsis edildiği, altyapının ne kadar verimli çalıştığı ve üreticinin bu sürecin neresinde bırakıldığıdır” değerlendirmesinde bulunan Biçer Karaca, sulama sorununun bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini söyledi. KURAKLIK VE SU YÖNETİMİ AYNI MASADA ELE ALINMALI CHP Milletvekili Biçer Karaca, iklim krizi ve kuraklık riskinin sulama planlamasını daha kırılgan hale getirdiğini, bu nedenle depolama, tahsis ve kullanım kararlarının şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir bir çerçevede yürütülmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Denizli’de su kaynaklarının yalnızca bugünün değil, gelecek üretim sezonlarının da güvencesi olduğunu belirten Biçer Karaca, kamu yararı odaklı su yönetimi anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. HES PROJELERİ İÇİN KÜMÜLATİF ETKİ VURGUSU Araştırma önergesinde, Denizli’de tarımsal sulamayı etkileyen bir diğer başlığın da su rejimi üzerinde etkili enerji projeleri olduğu belirtildi. Biçer Karaca, HES projelerinin sulamaya etkisinin tek tek tesisler üzerinden değil, havza ölçeğinde ve kümülatif etki yaklaşımıyla incelenmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda DSİ’nin yayımladığı proje listelerinde Denizli’ye ilişkin farklı kapsamlarda kayıtlar bulunduğuna işaret eden Biçer Karaca, Tablo-2’de Denizli için 12 kayıt yer aldığını, proje adları esas alındığında bunun 11 benzersiz projeye karşılık geldiğini; Tablo-3’te ise Denizli için 18 kayıt bulunduğunu belirtti. Biçer Karaca, listelerin kapsam ve dönem farkları nedeniyle sayıların bire bir örtüşmemesinin doğal olduğunu, ancak tam da bu nedenle Denizli’deki HES envanterinin tek bir şeffaf çerçevede toplanması ve tarımsal sulamaya gerçek etkisinin bilimsel ölçütlerle ortaya konulması gerektiğini söyledi. “SUYU TARIM-ENERJİ-EKOSİSTEM DENGESİYLE YÖNETMEK ZORUNDAYIZ” Biçer Karaca, Meclis Araştırması kapsamında DSİ’nin havza bazlı su tahsis süreçlerinden sulama altyapısındaki kayıp-kaçaklara, sulama birliklerinin işletme kapasitesinden kuraklık risk yönetimine, yeraltı suyu baskısından HES projelerinde çevresel akış ve su kullanım hakkı uygulamalarına kadar çok boyutlu bir inceleme yapılması gerektiğini belirtti. Biçer Karaca açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “Denizli gibi sulamaya bağımlılığı yüksek bir ilde suyu tarım, enerji ve ekosistem dengesi içinde kamu yararı temelinde yönetmek zorundayız. Üreticinin toprağında kalması, gıda arz güvenliği ve doğal varlıklarımızın korunması için günü kurtaran değil, veriye dayalı ve kalıcı çözümler üretilmelidir. Bu nedenle verdiğimiz Meclis Araştırması önergesi, yalnızca bugünün sulama sorunlarını değil, Denizli’nin tarımsal geleceğini ilgilendiren stratejik bir adımdır.” CHP’li Biçer Karaca, araştırma önergesinin Denizli’de tarımsal sulamada yaşanan yapısal sorunların görünür hale gelmesine, ilgili kurumların sorumluluk alanlarının netleşmesine ve üreticiyi koruyacak somut politika önerilerinin geliştirilmesine katkı sunmasını hedeflediklerini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.