Hava Durumu

#Koordinasyon

Kırsal Haber - Koordinasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koordinasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İstanbul'da Sağanak ve Fırtına Etkisini Sürdürüyor Haber

İstanbul'da Sağanak ve Fırtına Etkisini Sürdürüyor

İstanbul genelinde etkili olan fırtına ve sağanak yağışa karşı İBB ekiplerinin müdahalesi sürüyor. 8.623 personel ve 2.394 araçla sahada görev yapan ekipler, kent genelinden gelen ihbarlara anında müdahale ederek olumsuzlukların önüne geçiyor. Sabah saatlerinde en fazla yağış 83.9 kilogram ile Şile Darlık Köyü’nde kaydedilirken, yağışların Avrupa Yakası’nda öğle saatlerine (13.00) kadar etkisini sürdürmesi öngörülüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı AKOM’un raporuna göre kentte kuzeyli yönlerden fırtına şeklinde esen rüzgar ve 12 dereceye gerileyen hava sıcaklığıyla birlikte sağanak yağış etkisini sürdürüyor. Sabah erken saatlerde Anadolu Yakası’nda başlayan ve giderek artan yağışlar karşısında İBB, vatandaşların can ve mal güvenliğini korumak amacıyla tüm birimleriyle tedbirlerini artırdı. EKİPLER SAHADA GÖREV YAPIYOR Kuvvetli sağanak ve fırtınanın yaratabileceği olumsuzluklara karşı 8.623 personel ile 2.394 araç ve iş makinesi hazır bekletilirken, ekipler il genelinden gelen ihbarlara aralıksız müdahale ediyor. İtfaiye, İSKİ, Yol Yapım Bakım ve Onarım, Çevre Koruma ve Kontrol / İSTAÇ, Zabıta, Park ve Bahçeler, Ulaşım, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler, İETT, Metro İstanbul, Şehir Hatları, İGDAŞ ve Destek Hizmetleri birimleri koordinasyon içinde çalışıyor. ŞİLE’YE 84 KİLOGRAM YAĞIŞ DÜŞTÜ Sabah saatlerinden bu yana yapılan istasyon ölçümlerine göre en fazla yağış 83.9 kilogram ile Şile Darlık Köyü’nde kaydedildi. Şile Darlık Köyü’nü sırasıyla 36.3 kilogram ile Kartal Aydos Dağı, 33.5 kilogram ile Beykoz Anadolu Feneri, 33.2 kilogram ile Kilyos, 30.4 kilogram ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 29.9 kilogram ile Çekmeköy Ömerli izledi. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı bölgesinde ise 26.8 kilogram yağış ölçüldü. ÖĞLE SAATLERİNE KADAR ETKİLİ OLACAK Şu anda Boğaz çevresinde etkili olan yağışın, ilerleyen saatlerde Avrupa Yakası genelinde kuvvetlenerek öğle saatlerine (13.00) kadar sürmesi, ardından hafifleyerek etkisini kaybetmesi bekleniyor. Bu süreçte sıcaklıkların 14 derece civarında seyredeceği, önümüzdeki 7 gün boyunca ise sistemin etkisiyle 13-16 derece aralığında, mevsim normallerinin altında kalacağı tahmin ediliyor.

Kahraman: “İnşaat Sektörü Üretmek İstiyor, Bürokrasiye Takılıyor” Haber

Kahraman: “İnşaat Sektörü Üretmek İstiyor, Bürokrasiye Takılıyor”

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Kahraman, kentte inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi süreçlerinin uzaması, esaslı olmayan tadilat işlemlerinin aylarca sonuçlandırılamaması ve hake diş onaylarında yaşanan gecikmelerin sektörü ciddi biçimde mağdur ettiğini belirterek yetkilileri çözüm üretmeye çağırdı. İzmir’de inşaat sektörünün karşı karşıya olduğu bürokratik sorunların artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Kahraman, bazı ilçelerde yapı ruhsatı süreçlerinin bir yılı aştığını, inşaatı tamamlanan yapıların yapı kullanma izin belgelerinin düzenlenmesinde de önemli gecikmeler yaşandığını söyledi. Kahraman, sorunun yalnızca ruhsat aşamasıyla sınırlı olmadığını vurgulayarak, basit ve esaslı olmayan tadilat işlemlerinin dahi aylarca sürdüğünü, yapılan imalatların hak edişlerinin zamanında onaylanmamasının ise müteahhitleri ciddi bir finansman yükü altında bıraktığını belirtti. İTİRAZIMIZ DENETİME DEĞİL İnşaat sektörünün üretmek, istihdam sağlamak ve ülke ekonomisine katkıda bulunmak istediğini ancak uzun ve öngörülemeyen bürokratik süreçlerle mücadele ettiğini belirten Kahraman, şöyle konuştu: “Bizim itirazımız mevzuata, denetime ya da kamu kurumlarının sorumluluklarına değildir. Elbette yapı güvenliği, şehircilik ilkeleri ve mevzuata uygunluk titizlikle denetlenmelidir. Ancak denetim yapmak ile işlemleri gereksiz yere uzatmak birbirinden farklıdır. Bugün İzmir’de yatırımcılarımız ruhsat almak için aylarca bekliyor, bazı ilçelerde bu süre bir yılı aşıyor. Esaslı olmayan tadilat işlemleri dahi aylarca sonuçlandırılamıyor. İnşaatını tamamlayan firmalar yapı kullanma izin belgesi beklerken, yaptığı imalatların hak edişlerinin onaylanmasını bekleyen müteahhitlerimiz de ciddi ekonomik sıkıntılar yaşıyor. Evrakların kurumlar arasında dolaştığı, işlemlerin neden sonuçlandırılmadığının net biçimde açıklanamadığı ve yatırımcının ne zaman sonuç alacağını öngöremediği bir sistemle karşı karşıyayız” YAPTIĞIMIZ İŞİN KARŞILIĞINI ALMAK İÇİN DE MÜCADELE EDİYORUZ Hakediş onaylarında yaşanan gecikmelerin inşaat firmalarının finansal yapısını doğrudan etkilediğini belirten Kahraman, şu değerlendirmede bulundu: “İnşaat sektöründe maliyetler her geçen gün artarken, firmalarımızın yaptığı imalatların hak edişlerini zamanında alamaması finansman yükünü daha da ağırlaştırıyor. İşini yapan, sahada üretimini gerçekleştiren ve yükümlülüklerini yerine getiren müteahhitlerimiz, hak edişlerinin onaylanması için uzun süre beklemek zorunda kalıyor. Bir tarafta yatırım yapmak için ruhsat bekleyen, diğer tarafta yaptığı imalatın karşılığını alabilmek için hakediş onayı bekleyen bir sektör var. Üstelik tamamlanan projelerde yapı kullanma izin belgesi süreçleri de uzayabiliyor. Bu gecikmeler firmalarımızın nakit akışını bozuyor, finansman maliyetlerini artırıyor, yeni yatırımları yavaşlatıyor ve istihdamı olumsuz etkiliyor. İşini zamanında yapan ve sorumluluklarını yerine getiren sektör temsilcilerinin, bürokratik gecikmeler nedeniyle mağdur edilmesi kabul edilemez.” DENETİM YAPILMALI, ANCAK SÜREÇLER SÜRÜNCEMEDE BIRAKILMAMALI Kamu kurumlarının denetim sorumluluğunun önemine dikkat çeken Kahraman, denetim süreçlerinin etkin ve zamanında yürütülmesi gerektiğini vurguladı: “Hiç kimse denetimsiz bir yapılaşma istemiyor. Biz de güvenli, mevzuata uygun ve nitelikli yapılar üretmek istiyoruz. Ancak denetim gerekçesiyle işlemlerin belirsiz sürelerle uzaması doğru değildir. Mevzuata uygun başvuruların zamanında sonuçlandırılması, eksikliklerin açıkça bildirilmesi ve gerekli onayların makul sürelerde verilmesi gerekir. Kamu kurumlarıyla sektör temsilcileri karşı karşıya gelmemeli. Tam tersine, kurumlarımızın tecrübesi ile sektörümüzün sahadaki bilgisi bir araya getirilerek sorunlara ortak çözümler üretilmelidir.” İZMİR İÇİN SOMUT ÇÖZÜM ADIMLARI ATILMALI İzmir’de inşaat sektörünün önünü açmak için bir dizi somut adım atılması gerektiğini belirten Kahraman, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: - Ruhsat süreçleri hızlandırılmalı: Yapı ruhsatı başvuruları için mevzuata uygun, açık ve ölçülebilir işlem süreleri belirlenmeli. - Tadilat işlemleri sadeleştirilmeli: Esaslı olmayan tadilatlarda gereksiz bürokratik işlemler kaldırılmalı ve başvurular gecikmeden sonuçlandırılmalı. - Yapı kullanma izin belgeleri zamanında düzenlenmeli: İnşaatı tamamlanan ve gerekli şartları sağlayan yapıların izin süreçleri etkin biçimde yürütülmeli. - Hakediş onayları geciktirilmemeli: Gerçekleştirilen imalatların kontrolleri ve hakediş değerlendirmeleri belirli bir takvim çerçevesinde tamamlanmalı. - Dijital takip sistemi güçlendirilmeli: Başvuruların hangi aşamada olduğu görülebilmeli, gecikmelerin nedenleri şeffaf biçimde açıklanmalı. - Kurumlar arası koordinasyon artırılmalı: Belediyeler, ilgili kamu kurumları ve sektör temsilcileri arasında düzenli bir çözüm mekanizması oluşturulmalı. Kahraman, İzmir Ticaret Odası başta olmak üzere ilgili kurumların ve sektör temsilcilerinin bir araya gelerek ilçelerdeki sorunları somut veriler üzerinden değerlendirmesinin önemine dikkat çekti. BİZ AYRICALIK DEĞİL, İŞLEYEN BİR SİSTEM İSTİYORUZ Açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunan İsmail Kahraman, şu ifadeleri kullandı: “Biz ayrıcalık istemiyoruz. Mevzuata uygun çalışan, üretim yapan, istihdam sağlayan ve ülke ekonomisine katkıda bulunan sektörümüzün önündeki gereksiz engellerin kaldırılmasını istiyoruz. İzmir gibi Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden birinde ruhsat süreçlerinin bir yılı aşması, esaslı olmayan tadilatların aylarca sürmesi ve hakedişlerin onaylanmasında gecikmeler yaşanması hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir meseledir. İnşaat sektörü yalnızca müteahhitlerden ibaret değildir. Konut üretiminden kentsel dönüşüme, istihdamdan sanayiye, esnaftan finans sektörüne kadar geniş bir ekonomik alanı etkilemektedir. Bu nedenle yaşanan sorunların çözümü yalnızca sektörümüz için değil, İzmir’in ekonomik gelişimi ve vatandaşlarımızın refahı açısından da büyük önem taşımaktadır. İzmir’in kaybedecek zamanı yok. Bürokratik engeller azaltılmalı, işlemler hızlandırılmalı ve üretimin önündeki tıkanıklıklar giderilmelidir. Biz sorunları dile getirmekle yetinmiyor, çözümün de bir parçası olmak istiyoruz.”

Eskişehir'de Kuş Gribi Tatbikatı Haber

Eskişehir'de Kuş Gribi Tatbikatı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından 28 Eylül - 2 Ekim 2026 tarihleri arasında Eskişehir'de “Kuş Gribi (Avian Influenza) Hastalığına Yönelik Gerçek Boyutlu Saha Tatbikatı ve Salgın Yönetim Eğitimi" gerçekleştirildi. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Ulaş Çınar, Hayvancılık Genel Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Epidemiyoloji Daire Başkanlığı Epidemiyoloji Grup Sorumlusu Yunus Vural, Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü Dr. Reşat Tazegül, Birim Amirleri, Eskişehir İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri ile Afyonkarahisar, Bilecik, Bursa, Kütahya ve Uşak illerinde görev yapan veteriner hekimlerin katılımıyla gerçekleşen programın açılışı Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı. İl Müdürü Yüksel Çil programın açılışında yaptığı konuşmada, Kuş Gribi hastalığının kanatlı sektörü ve halk sağlığı açısından taşıdığı önem, hastalığa karşı alınması gereken önlemler, Eskişehir’de ANADOLU-T yerli etlik damızlık tavuğunun geliştirilmesi ve üretimi ile ilgili çalışmalar ve Eskişehir’in kanatlı sektöründeki mevcut üretim kapasitesi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Beş gün süren eğitim ve tatbikat süresince, kuş gribi hastalığına ilişkin en güncel bilimsel ve sektörel bilgiler masaya yatırıldı. Olası bir salgın riskine karşı kriz yönetiminin nasıl işletileceği, karantina önlemleri, imha ve dezenfeksiyon süreçleri ile kurumlar arası koordinasyon başlıkları titizlikle gözden geçirildi. Eğitimin ardından gerçekleştirilen gerçek boyutlu uygulamalı saha tatbikatı ile ekipler, olası bir salgın durumunda sahada karşılaşabilecekleri senaryoları birebir simüle ederek reflekslerini test etme imkanı buldu.

TVHB'den Dünya Kuduz Günü Açıklaması: "Kuduz Önlenebilir Bir Hastalıktır'' Haber

TVHB'den Dünya Kuduz Günü Açıklaması: "Kuduz Önlenebilir Bir Hastalıktır''

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü vesilesiyle yayımladığı basın açıklamasında zoonotik hastalıklarla mücadelede aşılama, yaban hayatı takibi ve "Tek Sağlık" yaklaşımının kritik rolüne dikkat çekti. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Her yıl 28 Eylül, kuduz hastalığına karşı farkındalığın artırılması ve hastalıkla mücadelenin önemine dikkat çekilmesi amacıyla Dünya Kuduz Günü olarak anılmaktadır. 2026 yılı Dünya Kuduz Günü’nün teması ise Global Alliance for Rabies Control (GARC) tarafından “Birlikte Daha Güçlüyüz” (Stronger Together) olarak belirlenmiştir. Kuduz; insanları, evcil ve yabani hayvanları etkileyebilen, merkezi sinir sistemini hedef alan viral ve zoonotik bir hastalıktır. Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse daima ölümle sonuçlanmasına karşın, doğru zamanda alınan önlemlerle hastalığın gelişmesi engellenebilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kuduz nedeniyle yaşamını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 40’ını 15 yaş altındaki çocuklar oluşturmaktadır. Bu tablo, kuduzun doğrudan halk sağlığını ilgilendiren ve kurumlar arası mücadeleyi zorunlu kılan önemli bir zoonoz olduğunu ortaya koymaktadır. KUDUZLA MÜCADELE ISIRILMADAN ÖNCE BAŞLAR Kuduzla mücadelede temel hedef, hastalığı hayvan kaynağında kontrol altına almaktır. Bunun en etkili araçlarından biri aşılamadır. Sahipli ve sahipsiz kedi ve köpeklerin düzenli olarak aşılanması, yüksek aşılama oranlarının sürekliliğinin sağlanması, hayvan hareketlerinin etkin biçimde izlenmesi, şüpheli vakaların gecikmeden bildirilmesi ve sahipsiz hayvan popülasyonunun bilimsel, sürdürülebilir ve hayvan refahını gözeten yöntemlerle yönetilmesi mücadelenin birbirini tamamlayan unsurlarıdır. Türkiye’nin kuduz epidemiyolojisi değerlendirilirken evcil hayvanlar, çiftlik hayvanları ve yaban hayatı arasındaki ilişki birlikte ele alınmalıdır. Yabani hayvanların meralarda çiftlik hayvanları, çoban ve av köpekleriyle; yerleşim alanlarında ise sahipli veya sahipsiz hayvanlarla temas edebilmesi, virüsün farklı hayvan popülasyonları arasında taşınmasına imkan verebilmektedir. Bu nedenle bir bölgede evcil hayvanlarda kuduzun kontrol altına alınması, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Mücadele, yaban hayatı–evcil hayvan–çiftlik hayvanı–insan zincirinin tamamını kapsamalıdır. Ülkemizde yaban hayatındaki kuduzla mücadele kapsamında yürütülen oral aşılama çalışmaları bu açıdan önemlidir. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2019–2025 döneminde 592 bin kilometrekarelik alanda toplam 41,8 milyon doz oral aşı havadan doğaya bırakılmıştır. Başta tilkiler olmak üzere yabani etçil türleri hedefleyen bu çalışmaların, epidemiyolojik veriler doğrultusunda etkin biçimde sürdürülmesi gerekmektedir. KUDUZ ŞÜPHELİ TEMASTA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİDİR Şüpheli bir hayvan tarafından ısırılma veya tırmalanma ya da enfekte olabileceği düşünülen hayvan salyasının açık yara veya mukozayla teması halinde yara bölgesi mümkün olan en kısa sürede bol su ve sabunla en az 15 dakika boyunca iyice yıkanmalı ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Temasın niteliği ve risk düzeyi sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilerek gerekli görülmesi halinde kuduz aşısı, kuduz immünglobulini veya güncel tıbbi rehberlerde öngörülen diğer temas sonrası koruyucu uygulamalar gerçekleştirilmelidir. TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR Kuduz, hayvan sağlığı ile insan sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğinin en somut örneklerinden biridir. Veteriner hekimler; aşılama, sürveyans, hastalık şüphesinin değerlendirilmesi, laboratuvar tanısı, hayvan hareketlerinin kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve toplumun bilgilendirilmesi gibi alanlarda üstlendikleri görevlerle doğrudan halk sağlığının korunmasına katkı sağlamaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak uzun süredir ifade ettiğimiz üzere; zoonotik hastalıklarla mücadelede kurumların birbirinden bağımsız hareket ettiği parçalı yapıların yerine insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte değerlendiren kalıcı bir Tek Sağlık yapılanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Tek Sağlık artık yalnızca konuşulan, raporlara yazılan veya özel günlerde hatırlanan bir kavram olmaktan çıkarılmalıdır. Zoonotik hastalıklar kurumların görev alanı sınırlarını tanımamaktadır; dolayısıyla mücadele de kurumların kendi sınırları içerisinde kalamaz. Kurumlar arası koordinasyonu dönemsel uygulamalara ve kişisel inisiyatiflere bırakan bir anlayışla zoonotik hastalıklarla etkin mücadele mümkün değildir. Görev, yetki ve sorumlulukların açıkça tanımlandığı kalıcı bir Tek Sağlık yapılanmasının oluşturulması artık ertelenemez bir halk sağlığı gerekliliğidir. Bu kapsamda Tek Sağlık Yasası’nın hayata geçirilmesi ve insan, hayvan ve çevre sağlığına yönelik tehditlerin ortak bir sistem içerisinde izlenebileceği; erken uyarı, erken teşhis ve erken reaksiyon kapasitesine sahip, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi’nin (HAKİM) kurulması yönündeki önerimizi bir kez daha kamuoyunun ve yetkili makamların dikkatine sunuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimler, üniversiteler, veteriner hekimler, beşeri hekimler ve ilgili kurumlar arasında sürekli ve etkin bir koordinasyon sağlanmalı; toplumun doğru bilgiye ulaşmasına yönelik çalışmalar güçlendirilmelidir. Özellikle çocuklara hayvanlarla güvenli temas ve olası temas sonrasında yapılması gerekenler konusunda eğitim verilmesi, hayvan sahiplerinin aşılama ve kayıt konusundaki sorumluluklarına ilişkin farkındalığın artırılması önem taşımaktadır. 2030 HEDEFİNE ULAŞMAK MÜMKÜN Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ve Kuduz Kontrolü için Küresel İttifak tarafından ortaya konulan 2030 yılına kadar köpek aracılı kuduz nedeniyle insan ölümlerinin sona erdirilmesi hedefi, ancak bütüncül ve sürdürülebilir bir mücadeleyle mümkün olacaktır. Kuduz önlenebilir bir hastalıktır. Mücadele, vaka ortaya çıktıktan sonra değil, kaynağında başlamalıdır. Önlenebilir bir hastalık nedeniyle insan veya hayvan yaşamının kaybedilmesi kabul edilebilir değildir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.''

Eskişehir Esnafından Vali Yılmaz’a Ziyaret: Kayıt Dışı Gıda Satışına Sıkı Markaj Haber

Eskişehir Esnafından Vali Yılmaz’a Ziyaret: Kayıt Dışı Gıda Satışına Sıkı Markaj

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK) Başkanı Murat Arnik ve yönetim kurulu üyeleri, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ı ziyaret etti. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette; kayıt dışı ekonomiyle mücadele, akşam saatlerinde yoğunlaşan ruhsatsız ve denetimsiz seyyar gıda satışlarının önlenmesi, halk sağlığının korunması, haksız rekabetin sona erdirilmesi ve denetim birimleri arasında güçlü bir koordinasyon mekanizması kurulması ele alındı. Şehir dışından gelen geçici ticari organizasyonlara alan tahsis edilmesi ve Eskişehir Yerel Esnaf Fuarı projesi de görüşmenin gündeminde yer aldı. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “5 BİN İŞLETMENİN VE 65 BİN SEKTÖR ÇALIŞANININ SESİNİ VALİMİZE İLETTİK” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, yaklaşık 5 bin yiyecek-içecek işletmesi ile sektörden geçimini sağlayan yaklaşık 65 bin çalışanın beklentilerini, sahadaki sorunları ve çözüm önerilerini Vali Dr. Erdinç Yılmaz’a ayrıntılarıyla aktardıklarını belirtti. Murat Arnik, “Ruhsatını alan, vergisini ödeyen, çalışanının sigorta primini yatıran, hijyen ve gıda güvenliği kurallarına uyan esnafımız; kayıt dışı ve denetimsiz faaliyetler karşısında yalnız bırakılamaz. Esnafımızın emeğini korumak; Eskişehir’in ekonomisini, istihdamını ve vatandaşımızın güvenilir gıdaya ulaşma hakkını korumaktır.” dedi. MURAT ARNİK: “SAYIN VALİMİZİN ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIMI ESNAF TEŞKİLATIMIZA GÜVEN VERDİ” Arnik, “Sayın Valimizin samimi, mütevazı, çözüm odaklı ve kurumlar arası iş birliğini esas alan yaklaşımı bizlere güven vermiştir. Ruhsatlı esnafımızın haklarının ve halk sağlığının korunması yönünde ortaya koyduğu güçlü irade son derece kıymetlidir.” ifadelerini kullandı. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “KAYIT DIŞILIK AKŞAM BAŞLIYORSA DEVLETİMİZİN DENETİMLERİDE AKŞAM YAPILMALIDIR” Kayıt dışılıkla mücadelenin tek bir kurumla sonuçlandırılamayacağını vurgulayan Murat Arnik; Valilik koordinasyonunda belediyelerin zabıta ve ruhsat birimleri, Eskişehir Defterdarlığına bağlı vergi dairesi birimleri, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve meslek odaları arasında hızlı ve kesintisiz bilgi akışı kurulması gerektiğini belirtti. Murat Arnik, “Denetimler yalnızca ruhsat veya vergi kaydıyla sınırlı kalmamalıdır. Ürün kaynağı, fiş ve fatura düzeni, gıda işletmesi kayıt ve onay belgeleri, çalışanların sosyal güvenlik kayıtları, etiket bilgileri, muhafaza şartları, soğuk zincir, izlenebilirlik ve hijyen koşulları birlikte incelenmelidir. Bir kurumun tespit ettiği aykırılık diğer kurumlardan habersiz kalmamalı; işlem sonuçlanıncaya kadar ortak takip sürdürülmelidir.” dedi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, “Emek, 71 Evler, Çamlıca, Gündoğdu, Vadişehir ve Çankaya mahalleleri başta olmak üzere, saat 17.00’den sonra yoğunlaşan ruhsatsız, seyyar, kayıp-kaçak ve denetimsiz satışların Sayın Valimizin öncülüğünde sona erdirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” dedi MURAT ARNİK: “YALNIZCA TUTANAK DEĞİL, CAYDIRICI VE ORTAK YAPTIRIM GEREKİYOR” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, idari cezaların faaliyeti önlemeye yetmediği durumlarda kurumların eş zamanlı ve sonuç odaklı hareket etmesi gerektiğini söyledi. Arnik, “Tespit edilen kayıt dışı faaliyetler, şartları oluştuğunda vergi idaresince resen mükellefiyet ve vergilendirme yönünden işleme alınmalıdır. İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz, izinsiz veya mevzuata aykırı gıda satışlarına karşı mevzuatın öngördüğü en etkili ve caydırıcı yaptırımları gecikmeksizin uygulamalıdır. Belediyelerimiz de ruhsat, işgal ve seyyar satış hükümleri bakımından süreci sonuna kadar takip etmelidir. Amaç yalnızca ceza yazmak değil, aynı faaliyetin başka bir noktada yeniden kurulmasını önlemektir. Valilik öncülüğünde kurulacak güçlü koordinasyonla bu sorunun kısa sürede sona erdirilebileceğine inanıyoruz.” dedi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, Mesai bitimini fırsata çeviren ve sosyal medya fenomenleri aracılığıyla reklam yaparak müşteri toplayan kayıt dışı yapıların görmezden gelinemeyeceğini kaydeden Murat Arnik, “Esnafımızın hakkını savunmak kadar vatandaşımızın sağlık hakkını korumak da vicdani ve kamusal sorumluluğumuzdur. Tağşiş ve hile içerdiği tespit edilen, insan sağlığını hiçe sayan satışların Ahilik kültürüyle ve esnaflıkla hiçbir ilgisi yoktur. Dürüst esnafımızın emeğine ve itibarına kimsenin gölge düşürmesine izin vermeyeceğiz.” diye konuştu. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “ESKİŞEHİR ESNAFINDAN DAHA AYRICALIKLI HİÇBİR TİCARİ ORGANİZASYON OLAMAZ” Şehir dışından gelen bazı organizasyonların “yöresel ürün festivali”, “lezzet festivali” veya “konser” adı altında geçici satış alanlarına dönüştürülmesine de değinen Murat Arnik, kültürel etkinliklere karşı olmadıklarını; yerel esnafı dışlayan, denetimden uzak ve haksız rekabet oluşturan ticari yapılara itiraz ettiklerini söyledi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, “Şehir dışından gelen bütün ticari organizasyonlar da yerel esnafımızdan istenen vergi, ruhsat, hijyen, gıda güvenliği, ürün kaynağı, alan kullanım izni ve tüketici hakları kurallarına eksiksiz biçimde tabi olmalıdır. Eskişehir esnafından daha ayrıcalıklı hiçbir ticari organizasyon olamaz.” dedi. MURAT ARNİK: “ESKİŞEHİR YEREL ESNAF FUARI ŞEHRİMİZİN ÜRETİM GÜCÜNÜ ÖNE ÇIKARACAKTIR” Murat Arnik, Eskişehir Yerel Esnaf Fuarı’nın Valilik öncülüğünde; Eskişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, meslek odaları, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumlarının iş birliğiyle düzenlenmesini önerdiklerini açıkladı. Arnik, “Eskişehir’in lokantacısı, kasabı, pastacısı, fırıncısı, üreticisi ve yöresel değerleri kendi şehrinde daha görünür hâle gelmelidir. Şehrimizin imkânları; burada istihdam sağlayan, vergi veren ve kazancını yine bu şehirde bırakan yerel esnafımızın gelişmesine katkı sunmalıdır.” dedi. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “TESPİT EDECEĞİZ, BİLDİRECEĞİZ VE SONUÇ ALINCAYA KADAR TAKİP EDECEĞİZ” Murat Arnik sözlerini şöyle tamamladı: “Esnafımızdan ve vatandaşlarımızdan gelen ihbarları, sahadaki tespitlerimizi ve çözüm önerilerimizi yetkili kurumlarımıza ulaştıracağız. Riskli bölgeleri kayıt altına alacak; tespit edecek, bildirecek ve sonuç alınıncaya kadar takip edeceğiz. Eskişehir Valimiz Sayın Dr. Erdinç Yılmaz’ın öncülüğünde, ilgili kurumlarımızın iş birliğiyle kayıt dışı ve denetimsiz faaliyetlere karşı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Esnaf ve sanatkârımızın yanında olduğunu açıkça ortaya koyan Sayın Valimize; nazik kabulleri, samimi ilgileri ve çözüm odaklı yaklaşımları dolayısıyla yönetim kurulumuz ve üyelerimiz adına teşekkür ediyorum.”

Çukurova Narenciyesinin Geleceği İçin Eylem Planı Haber

Çukurova Narenciyesinin Geleceği İçin Eylem Planı

Çukurova’da narenciyenin geleceği, Adana Ticaret Borsası’nda düzenlenen toplantıda ele alındı. Sektörün üretimden ihracata, sanayiden tüketime kadar tüm değer zincirinin güçlendirilmesi, yeni pazarların oluşturulması ve katma değerli üretimin geliştirilmesine yönelik öneriler değerlendirildi. Toplantıya, Adana Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç’in yanı sıra TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve Adana Milletvekili Abdullah Doğru, Adana Vali Yardımcısı Abdullah Şahin, Ticaret İl Müdürü Hüseyin Gödelek, İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, üretici Mehmet Mühür ve sektör temsilcileri katıldı. “Her kilogram narenciyeye pazar oluşturmalıyız” Şahin Bilgiç, narenciye sektörünün yalnızca fiyat üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek üretim, depolama, pazarlama, ihracat, sanayi ve tüketim kanallarının birlikte güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bilgiç, “Temel hedefimiz yalnızca ürünü satmak değil, üretilen her kilogram narenciyeye bir pazar oluşturmaktır” dedi. Mevcut ihracat pazarlarının korunmasının yanı sıra Orta Doğu, Körfez ülkeleri, Orta Asya, Uzak Doğu, Güneydoğu Asya ve Afrika gibi yeni pazarlara yönelik çalışmaların hızlandırılması gerektiği ifade edildi. İç tüketim ve katma değerli üretim öne çıktı Toplantıda zincir marketler, belediyeler, okullar, üniversiteler, yurtlar, hastaneler ve otellerin önemli pazar kanalları olarak değerlendirilmesi önerildi. “Narenciye Satış Noktaları”, “Adana/Çukurova Okul Narenciyesi Programı”, taze narenciye suyu satış noktaları, hediye paketleri ve e-ticaret gibi uygulamalar gündeme geldi. Narenciyenin meyve suyu, konsantre, aroma, uçucu yağ, pektin ve kurutulmuş ürünlere dönüştürülerek katma değerinin artırılması gerektiği belirtilirken, “Narenciye Entegre İşleme ve Katma Değer Merkezi” oluşturulmasına yönelik fizibilite çalışmalarının değerlendirilmesi önerildi. Çukurova Narenciye Ekosistemi hedefleniyor Sektörde sürdürülebilir bir yapı oluşturulması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, hedefin dalında kalan ürünü yönetmek değil, üretilen her kilogram narenciyenin ekonomik değer bulacağı güçlü bir Çukurova Narenciye Ekosistemi oluşturmak olduğunu ifade etti. Toplantıda ayrıca sektör paydaşları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi amacıyla “Çukurova Narenciye Koordinasyon Masası” ile piyasa verilerinin düzenli izlenmesini sağlayacak “Çukurova Narenciye Piyasa Bilgi Sistemi” oluşturulması önerileri değerlendirildi. Adana Ticaret Borsası’nın, Çukurova narenciyesinde üreticiden tüketiciye uzanan değer zincirinin güçlendirilmesi ve yeni pazarların oluşturulması amacıyla çalışmalarını sürdüreceği bildirildi.

Hububat Sektörü İstişare Toplantısı Gerçekleşti Haber

Hububat Sektörü İstişare Toplantısı Gerçekleşti

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla, Türkiye hububat sektörünün mevcut durumu, sektörün beklentileri ve gelecek döneme ilişkin hedeflerin ele alındığı Hububat Sektörü İstişare Toplantısı Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ev sahipliğinde düzenlendi. Bakan Yumaklı: "Tarımsal Üretim Gücümüz ve Kendine Yeterliliğimiz Kanıtlandı" Hasat sezonunun sonuna yaklaşıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bereketli bir dönem geçirildiğine dikkat çekti. Üreticilerin emeği ve alın teriyle şekillenen bu sezonda Cumhuriyet tarihinin rekolte rekorunun beklendiğini ifade eden Yumaklı, stratejik tarım ürünlerinde Türkiye’nin üretim gücü ile kendine yeterliliğinin bir kez daha ortaya koyulduğunu vurguladı. Yumaklı, çiftçilerin desteklenmesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda arz güvenliğinin güçlendirilmesi yönündeki çalışmaların kararlılıkla süreceğini belirtti. Bakan Bolat: "Piyasa Dengesini Sağlamak İçin Yüksek Koordinasyon Şart" Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise bol ve bereketli yağışların yanı sıra uygulanan istikrarlı politikalar sayesinde tarımsal üretimde artış yaşandığını ifade etti. Tarım ürünlerinde arz kaynaklı herhangi bir sıkıntı bulunmadığını dile getiren Bolat, sağlıklı bir piyasa oluşumu için bakanlıklar arasında yüksek bir koordinasyon yürütüldüğünü belirterek, sektör paydaşlarının da bu uyumlu sürece katkı sunmasının önemine değindi. TMO ve Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü’nden Kapsamlı Sunum Toplantı kapsamında TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal, 2026 yılı hasat sezonunda yürütülen alım faaliyetleri, saha operasyonları ve piyasa düzenleme çalışmalarına dair detaylı bir sunum gerçekleştirdi. Ardından Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın düzenleme ve denetim faaliyetleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Sektör Temsilcileri Taleplerini Dile Getirdi Toplantının son bölümünde Ulusal Hububat Konseyi, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) ve Hububat Ürünleri İhracat Birlikleri başkanlarının görüş, öneri ve talepleri dinlendi. Yurt içi ve yurt dışı piyasalara ilişkin genel değerlendirmelerin yapılmasıyla istişare toplantısı sona erdi.

Trakya Belediyeler Birliği Silivri’de Haber

Trakya Belediyeler Birliği Silivri’de

Trakya Belediyeler Birliği, Çevre, İklim ve Afet Platformu aracılığıyla Silivri Belediyesi’nin afet koordinasyon çalışmalarını yerinde inceledi. Başkan Dr. Candan Yüceer, "Amacımız bölgemizde afetlere karşı ortak bir bilinç ve güçlü bir iş birliği oluşturmaktır" dedi. ​Trakya bölgesindeki belediyelerin kurumsal kapasitelerini artırmak ve afetlere karşı dayanıklılığı pekiştirmek amacıyla düzenlenen teknik inceleme programlarının durağı Silivri Belediyesi oldu. Trakya Belediyeler Birliği üye belediye temsilcileri, başkan vekilleri ve teknik personelden oluşan heyet, Silivri'nin afet yönetimi stratejilerini mercek altına aldı. ​Afet Koordinasyon Merkezi’nde Detaylı İnceleme ​Program kapsamında heyet, Silivri Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi'ni ziyaret ederek merkezin teknolojik altyapısı, işleyişi ve olası bir afet durumunda uygulanacak müdahale planları hakkında yetkililerden kapsamlı bilgi aldı. Ziyarette, Silivri Belediyesi’nin afet hazırlık süreçlerindeki "iyi uygulama örnekleri" diğer belediye temsilcilerine aktarıldı. ​​Candan Yüceer: "Bilgi ve Deneyim Paylaşımı Önemli Kazanımlar Sağlıyor" ​Trakya Belediyeler Birliği ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, teknik inceleme programının önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: ​"Bölgemizin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesi için Çevre, İklim ve Afet Platformumuz aracılığıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Silivri Belediye Başkanımız Sayın Bora Balcıoğlu’na ev sahipliği için teşekkür ediyoruz. Bu ziyaret, yerel yönetimler arasındaki bilgi paylaşımının etkin koordinasyon açısından ne denli kritik olduğunu bir kez daha gösterdi." ​Bölgesel Dayanıklılık İçin Ortak Akıl Vurgusu ​Başkan Yüceer, temel hedeflerinin tüm Trakya belediyelerinin afetlere müdahale kapasitesini eş düzeye getirmek olduğunu belirtti: "İyi uygulama örneklerini yaygınlaştırarak, olası afetlere karşı ortak bir bilinç ve güçlü bir iş birliği zemini oluşturmaya devam edeceğiz." ​Silivri ziyareti, Trakya genelinde iklim değişikliği ve afet yönetimi odaklı politikaların güçlendirilmesi yönünde atılan stratejik bir adım olarak kayıtlara geçti.

Muğlalı Kadınlar Karabuğday İle Tanışıyor Haber

Muğlalı Kadınlar Karabuğday İle Tanışıyor

Muğla’da kadın üreticilerin tarımsal üretimde daha etkin rol almasını hedefleyen “Muğlalı Kadınlar Karabuğday ile Tanışıyor” projesinin açılış programı ve eğitim çalışması, 27 Mart 2026 tarihinde Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Kadın üreticilere destek, üretime değer katacak Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kadın Çiftçiler Tarımsal Yeniliklerle Buluşuyor” programı kapsamında hayata geçirilen proje, Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şubesi tarafından hazırlanarak 2026 yılı için onay aldı. 140 bin TL bütçeyle uygulanacak proje ile kadın üreticilere tohum ve gübre desteği sağlandı. Proje kapsamında Muğla’nın belirlenen pilot ilçelerinde 7 kadın çiftçiye karabuğday tohumu dağıtılarak demonstrasyon çalışmaları yapılacak. Toplam 35 dönüm alanda gerçekleştirilecek üretimde 350 kilogram karabuğday tohumu kullanılacak. Ayrıca 7 kadın üreticiye toplam 700 kilogram (14 çuval) NPK (20-20-20) gübresi verildi. Karabuğday üretimi yaygınlaştırılacak Proje süresince Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bahri Dağdaş Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü iş birliğinde eğitimler, demonstrasyon çalışmaları ve üretim süreçlerine yönelik teknik destekler sürdürülecek. Program, Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar ve Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras’ın açılış konuşmalarıyla başladı. “Kadın ve genç çiftçiler üretimin temel gücü” İl Müdürü Seyfettin Baydar konuşmasında karabuğdayın önemine dikkat çekerek, 2021-2026 yılları arasında yürütülen projeler hakkında bilgi verdi. Kadın ve genç çiftçilerin tarımsal üretimdeki rolünün önemine vurgu yapan Baydar, katılımcılar nezdinde tüm üreticilere teşekkür etti. Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras ise konuşmasında karabuğdayın özellikle glutensiz gıda sektöründeki yerine değinerek, Muğla’nın tarımsal potansiyeline katkı sağlayan üreticilere teşekkürlerini iletti. Eğitimlerle üreticiye rehberlik edilecek Açılış konuşmalarının ardından program, Ziraat Mühendisi Sergül Çulha’nın proje sunumu ile devam etti. Çulha, 2021-2026 yılları arasında yürütülen projeler ve yeni başlayan proje hakkında katılımcılara bilgi verdi. Bahri Dağdaş Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Ahmet Güneş ise karabuğdayın bal üretimindeki önemi, glutensiz beslenmedeki yeri, tıbbi özellikleri ve düşük girdi maliyetleri hakkında kapsamlı bir eğitim verdi. Tohum ve gübre dağıtımı yapıldı Program, kadın üreticilere karabuğday tohumu ve gübre takdimi ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.