Hava Durumu

#Koruyucu Hekimlik

Kırsal Haber - Koruyucu Hekimlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Koruyucu Hekimlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB’den Yetiştiriciye 12,5 Milyon TL’lik Can Suyu Haber

ABB’den Yetiştiriciye 12,5 Milyon TL’lik Can Suyu

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin küçük aile işletmelerini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Veteriner Hekimliği Hizmet Projesi kapsamında 2 bin 321 yetiştirici, 3 ayda 18 bin 159 veterinerlik hizmetinden yararlandı. Başkent Kartlara yatırılan 12 milyon 528 bin 450 TL’lik destek, aşılamadan suni tohumlamaya, hastalık tedavisinden cerrahi müdahalelere kadar birçok hizmette kullanıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), kırsal bölgelerde hayvancılıkla uğraşan küçük aile işletmelerine yönelik desteklerini sürdürüyor. Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ile Ankara Veteriner Hekimleri Odası iş birliğinde hayata geçirilen Veteriner Hekimliği Hizmet Projesi kapsamında, 1 ile 20 büyükbaş veya 1 ile 200 küçükbaş hayvanı bulunan 2 bin 531 küçük aile işletmesinin Başkent Kartlarına toplam 12 milyon 528 bin 450 TL destek ödemesi yatırıldı. Destek ödemesini kullanan 2 bin 321 yetiştirici ise veteriner hekimlere başvurarak 3 ayda toplam 18 bin 159 işlem gerçekleştirdi. EN FAZLA DESTEK AŞILAMA İÇİN KULLANILDI Üç aylık verilere göre yapılan işlemlerin 11 bin 165’ini aşılama oluşturdu. Aşılamayı 2 bin 334 paraziter hastalık, 1062 solunum hastalığı tedavisi ve 1054 vitamin, mineral ve yem takviyesi izledi. Projede ayrıca 805 sindirim sistemi hastalığı, 525 ayak hastalığı, 364 gebelik muayenesi ve 335 suni tohumlama işlemi gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra meme hastalıkları, ahır ve ağıl dezenfeksiyonu, güç doğum ve yavru atma tedavileri ile cerrahi ve ortopedik uygulamalardan da yararlanıldı. Proje kapsamında yeni doğan hayvanlara yönelik müdahaleler de dikkat çekti. Verilere göre 5 bin 363 kuzu ve 491 buzağı için işlem gerçekleştirildi. UYSAL: “PROJENİN SON DERECE ÖNEMLİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ” ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal, sürdürülebilir hayvancılık açısından kuzu ve buzağıların hayatta kalmasının büyük önem taşıdığını belirterek, projenin son derece önemli olduğunu söyledi. Uysal, “Biz, Veteriner Hekimliği Hizmet Projesi’nin son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde sonbaharda da ikinci faslını başlatacağız. Daha fazla vatandaşımızın müracaat ederek bu ücretsiz veterinerlik hizmetlerinden yararlanmalarını arzu ediyoruz” diye konuştu. YILDIRIM: “HARCANAN PARADAN DAHA FAZLA CEPLERİNDE PARA KALIYOR” Veteriner Hekim Ali Yıldırım da desteğin yetiştiricileri maddi açıdan rahatlattığını belirterek, “Özellikle vatandaşlarımız koruyucu hekimlik ve suni tohumlama alanında ceplerinden çok para çıkmadığı için bunları gönül rahatlığıyla yaptırmaya başladı. İlk sonuçları almaya başlayınca da gördüler ki bu işte harcanan paradan daha fazla kendi ceplerinde para kalıyor veya para giriyor. Bu tür desteklemelerin ülke tarım ve hayvancılığı açısından önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi. YETİŞTİRİCİLERDEN ABB’YE TEŞEKKÜR Projeden yararlanan yetiştiriciler ise veterinerlik hizmetlerine daha kolay ulaşabildiklerini belirterek ABB’nin desteğinden duydukları memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi: -Necmettin Tümer: “Büyükşehir’den Allah razı olsun, memnunuz. Veteriner geliyor aşılar için, ilaç desteği aldık, buzağı yemlerini aldık, onun için çok memnunuz. Ben 53 yaşındayım ilk kez gördüm. Mansur Başkan geldi geleli bu işler onun vasıtasıyla oldu. Ne kadar destek varsa hepsinden yararlandık. Hep cebimizden gidiyordu ama şu an yarısını Büyükşehir’den aldığımız için zorlanmıyoruz.” -Hasan Tetik: “Büyükşehir’in verdiği desteklerden memnunuz. Yapmış olduğu destekler faydalı oldu, aşılama var, yavrulara destek veriyor, veterineri anında getirtebiliyoruz para yönünden sıkıntı çekmeden. Biz köylüyüz, fazla da gelirimiz olmadığı için diğer türlü yararlanamazdık danayı ölüme terk ederdik.” -Ayhan Tetik: “Hayvancılıkla uğraşıyoruz eşimle birlikte. Büyükşehir’in verdiği destekten memnunuz, rahatlıkla veterinerimizi çağırabiliyoruz, hayvanlarımızın bakımını yaptırabiliyoruz. Allah razı olsun verdikleri destekten. Önceden hayvanımız hastalandığında üzülüyorduk, veterineri çağırırken biraz zorlanıyorduk, şimdi gönül rahatlığıyla çağırabiliyoruz.” -Ömer Tuncel: “Başkent Kart’ımıza yatan veteriner desteği parasıyla ineğimize suni tohumlama yaptırdık, oradan karşılandı. Belediye’mize teşekkür ederiz. Böyle bir hizmeti bize Mansur Başkan getirdi, başka belediyede görmedik böyle bir hizmet.”

"Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim" Projesi Umut Olmaya Devam Ediyor Haber

"Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim" Projesi Umut Olmaya Devam Ediyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınmayı desteklemek, hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilerin üretim kapasitesini artırmak ve kırsalda hayvansal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla hayata geçirdiği ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim” projesi, 7. yılında da üreticilere umut olmaya devam ediyor. ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesi büyümeye devam ediyor Proje kapsamında her yıl 60 yetiştiriciye toplam 1.500 adet küçükbaş hayvan desteği sağlanırken, projenin 7. yılıyla birlikte toplam 420 yetiştiriciye ulaşılmış olup 1680 ton yem desteği de sağlanmış olacak. Böylece bugüne kadar yetiştiricilere dağıtılan küçükbaş hayvan sayısı da 10 bin 500’e ulaşacak. Yetiştiricilere teslim edilmeden önce hayvanların sağlık ve bakım süreçleri de titizlikle yürütülüyor. Hayvanların tırnak bakımları ve kırkımları yapılırken, dağıtımın adil ve düzenli şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla boylamaları da yapılıyor. Hayvanların sağlık kontrolleri ve aşılamaları ise veteriner hekimlerin gözetiminde gerçekleştiriliyor. Böylece yetiştiricilere sağlıklı hayvanların ulaştırılması ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin sürdürülebilir şekilde desteklenmesi hedefleniyor. Büyükşehir Belediyesi, hayvansal üretimin geliştirilmesi ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesine yönelik çalışmalarına devam edecek. Dr. Bebek: “Yıl sonunda 420 yetiştiriciye toplamda 10 bin 500 adet hayvan dağıtmış olacağız” Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Mühendisi Dr. Dilek Tüney Bebek, 7. yılında olan ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesi ile ilgili bilgi vererek, “Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak her yıl 60 yetiştiriciye, toplamda 1.500 adet küçükbaş hayvan dağıtmaktayız. Bu yıl projemizin 7. yılı ve bu yılla beraber 420 yetiştiriciye ulaşıp, toplamda 10 bin 500 adet hayvan dağıtmış olacağız. Hayvanlarımızın tırnak bakımı, kırkımları, adil bir şekilde vatandaşa dağıtılması için boylamaları yapılmaktadır. Ayrıca hayvanlarımızın sağlık kontrolleri ve aşı işlemleri de veteriner hekim gözetiminde yerine getirilmektedir” dedi. ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesi kapsamında 24 adet dişi, 1 adet erkek koyun veya keçi verdiklerini hatırlatan Bebek, “25-45 yaş aralığında, hayvancılıkla uğraşan ve kırsalda ikamet eden vatandaşlarımıza, 24 adet dişi ve 1 adet erkek koyun veya keçi veriyoruz. Bu projeyle kırsalda ikamet eden ve hayvan popülasyonunu artırmak isteyen yetiştiricilerimize ulaşıp onlara destek olarak, kırsalda ikamet etmelerinin devamını sağlıyoruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak hem hayvansal hem bitkisel üretimde, kırsalda yaşayan bütün vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Şenay: “Projede, aşılama ve koruyucu hekimlik boyutunda görev üstleniyoruz” Mersin Veteriner Hekimler Odası Başkanı Bektaş Şenay, ‘Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim’ projesinde aşılama ve koruyucu hekimlik boyutunda görev üstlendiklerini belirtti. Şenay, yapılan aşılama ve sağlık çalışmalarının, hayvanların daha sağlıklı ve verimli yetişmesine katkı sunduğunu ifade ederek, “Hayvanlarımızı daha sağlıklı, daha verimli, daha semiz olarak vatandaşlarımıza verdiğimiz takdirde, sağlıklı bir şekilde büyüyor ve ürüyorlar. Bu sayede vatandaşlarımıza da her yönden destek verilmiş olunuyor” ifadelerini kullandı.

Kars'ta Hayvancılıkta Güç Birliği Haber

Kars'ta Hayvancılıkta Güç Birliği

Kars tarım ve hayvancılık sektörünü daha güçlü, bilimsel ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak amacıyla Kars Veteriner Hekimleri Odası (Kars VHO) ile Kars Ticaret ve Sanayi Odası (Kars TSO) arasında stratejik bir İş Birliği Protokolü hayata geçirildi. ​Kars'ın ekonomik yapısının temel taşını oluşturan hayvancılık potansiyelini katma değere dönüştürmeyi hedefleyen bu önemli adım, Kars Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ercan ÖDÜL ile Kars Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kadir BOZAN tarafından resmi olarak imzalandı. ​Protokolün Öne Çıkan Hedefleri ve Çalışma Alanları ​Kars'ın sahip olduğu güçlü hayvancılık altyapısını geleceğe taşımak üzere hazırlanan protokol, geniş bir yelpazede ortak faaliyetlerin yürütülmesini öngörüyor. Bu kapsamda üreticilerin ve sektör paydaşlarının teknik bilgilerini artırmak amacıyla ortak çalıştay, seminer, eğitim ve konferanslar düzenlenecek. Koruyucu hekimlik, hayvan sağlığı ve sürü yönetimi bilincinin geliştirilmesiyle işletmelerdeki verimlilik artırılacak. Modern üretim teknikleri ve iyi uygulama örnekleri üreticilerle buluşturularak Kars hayvancılığında markalaşma ve pazarlama süreçleri güçlendirilecek. Sektörün gelişimine katkı sunacak ulusal ve uluslararası projelere imza atılacak; sektörel fuar ve organizasyonlara ortak katılım sağlanacak.Tarım ve hayvancılıkta yaşanan problemler ortak akılla tespit edilerek ilgili bakanlıklar ve üst kurumlar nezdinde çözüme kavuşturulacak. Kadınların ve gençlerin sektörde daha aktif, üretken ve girişimci roller üstlenmesini sağlayacak özel projeler hayata geçirilecek. ​"Bilimsel Birikim ve Ticari Dinamizm Bir Araya Geliyor" ​İmza töreninin ardından değerlendirmelerde bulunan Kars Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ercan ÖDÜL, protokolün Kars hayvancılığının geleceği için dönüm noktası niteliğinde olduğunu vurguladı: ​"Kars hayvancılığı yalnızca kentimizin ekonomisi açısından değil, ülkemizin gıda arz güvenliği açısından da stratejik bir öneme sahiptir. Veteriner hekimlik mesleğimizin bilimsel birikimini ve sahadaki tecrübemizi, ticaret ve sanayi dünyamızın dinamizmiyle bir araya getiriyoruz. Protokolün ilimize, meslektaşlarımıza ve üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum." ​Kars Veteriner Hekimleri Odası, bölgenin tarım ve hayvancılık potansiyelini artırmak, üretici refahını yükseltmek ve sürdürülebilir üretimi desteklemek adına ortak akıl odaklı çalışmalarına kararlılıkla devam edeceğini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Hantavirüs Nedir? Belirtileri Nelerdir? Türkiye'de Risk Var mı? Haber

Hantavirüs Nedir? Belirtileri Nelerdir? Türkiye'de Risk Var mı?

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından son günlerde Atlas Okyanusu’ndaki bir yolcu gemisinde görülen ve pandemi endişesine yol açan Hantavirüs vakalarına ilişkin bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Son günlerde dünya kamuoyunda gündeme gelen Hantavirüs vakaları nedeniyle vatandaşlarımız arasında çeşitli endişeler oluştuğu görülmektedir. Atlas Okyanusu’nda seyreden bir yolcu gemisinde bildirilen vakalar sonrasında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından konuya ilişkin açıklamalar yapılmış, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelere bilgilendirme geçilmiştir. Hantavirüsler; başta fareler olmak üzere bazı kemirgen türleri aracılığıyla taşınan zoonotik etkenlerdir. İnsanlara çoğunlukla kemirgenlerin idrar, dışkı ve salyalarıyla kirlenmiş ortamların solunması veya bu materyallerle temas edilmesi sonucu bulaşmaktadır. Hantavirüs enfeksiyonları; ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları gibi grip benzeri belirtilerle başlayabilmekte, bazı vakalarda bulantı, kusma, karın ağrısı ve solunum güçlüğü gibi daha ciddi klinik tablolara ilerleyebilmektedir. Hastalığın bazı türleri böbrek yetmezliğiyle seyreden kanamalı tablolara, bazı türleri ise akciğer tutulumu ve solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Kamuoyunda yer alan bazı haberlerin aksine, hantavirüslerin büyük çoğunluğu insandan insana kolay bulaşma özelliği göstermemektedir. Bilimsel olarak sınırlı düzeyde insandan insana bulaş gösterdiği bilinen Andes tipi hantavirüslerde dahi bulaşın yakın ve uzun süreli temasla gerçekleşebildiği, toplum genelinde yaygın bulaş riskinin düşük olduğu bildirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından mevcut küresel risk düzeyi düşük olarak değerlendirilmekte olup, mevcut veriler COVID-19 benzeri bir pandemi senaryosunu desteklememektedir. Hantavirüs Türkiye’de yeni ortaya çıkan bir hastalık değildir. Ülkemizde ilk doğrulanmış vaka kümeleri 2009 yılında özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde ve ülkemizin diğer illerinde sınırlı ve izole vakalar bildirilmiştir. 2009–2018 yılları arasında bildirilen toplam vaka sayısı 251 olup, bu vakaların 13’ü ölümle sonuçlanmış ve vaka ölüm oranı %5,1 olarak hesaplanmıştır. Ancak ülkemizde bugüne kadar insandan insana bulaş gösteren Hantavirüs’ün Andes tipi bulaşı bildirilmemiştir. Bugüne kadar ülkemizde görülen vakaların büyük çoğunluğu kırsal alanlarda, kemirgen teması riski bulunan bölgelerde ortaya çıkmıştır. Geniş çaplı toplumsal yayılım veya pandemi benzeri bir tablo oluşmamıştır. Son günlerde uluslararası kamuoyuna yansıyan yolcu gemisi vakalarıyla bağlantılı olarak gemide bulunan 3 Türk vatandaşının test sonuçlarının negatif olduğu bildirilmiştir. Türkiye’de şu ana kadar Andes türüne ait doğrulanmış bir vaka da bulunmamaktadır. Bu süreçte toplum sağlığının korunması açısından paniğe neden olabilecek bilgi kirliliğinden kaçınılması büyük önem taşımaktadır. Zoonotik hastalıklarla mücadelede en etkili yaklaşım; farkındalık, koruyucu hekimlik uygulamaları, çevresel hijyen ve riskli alanlarda biyogüvenlik önlemlerinin uygulanmasıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak vatandaşlarımızın özellikle kemirgen yoğunluğunun bulunduğu alanlarda dikkatli davranmalarının; depo, bodrum, samanlık ve benzeri kapalı alanların temizliği sırasında maske ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipman kullanmalarının; kemirgen dışkısı bulunan alanları kuru şekilde süpürmek yerine uygun dezenfektanlarla temizlemelerinin; gıda maddelerini açıkta bırakmamalarının ve hayvan barınakları ile kırsal alanlarda hijyen kurallarına azami özen göstermelerinin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını hatırlatıyoruz. Dün Ebola, Sars, Mers, Covid-19, bugün Hantavirüs, yarın ise ne ile karşılacağımız belli değilken Tek Sağlık uygulamaları kaçılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. “Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde veteriner hekimler; zoonotik hastalıkların izlenmesi, önlenmesi ve halk sağlığının korunması açısından kritik görev üstlenmektedir. Bugün bir kez daha göstermiştir ki; tüm dünyada olduğu gibi veteriner hekimlik hizmetlerinin, temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği kabul edilerek tıp doktorları, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını sağlayacak ve oluşumun kurumsal alt yapısını da içeren bir Tek Sağlık Yasası çıkarılmalı ve bu yasaya bağlı olarak uygun bir yapılanma oluşturulmalıdır. Bu doğrultuda; ilgili tüm meslek gruplarını bünyesinde barındıran ve salgın zoonotik hastalıkların kontrolü ve eradikasyonu olmak üzere, halk sağlığı ve hayvan sağlığı konusunda çalışmalar yapacak ve stratejiler oluşturacak, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi (HAKİM) acilen kurulmalıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak gelişmeleri bilimsel veriler ışığında takip etmeye, toplumumuzu doğru bilgilerle bilgilendirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda" Haber

TVHB'den 2026 Kurban Bayramı Uyarısı: "Sağlıklı Kurban, Güvenli Gıda"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), 2026 yılı Kurban Bayramı öncesinde halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği konularında hayati önem taşıyan uyarılarını paylaştı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, vatandaşları zoonotik hastalıklara ve hijyen kurallarına karşı uyardı. Kurban Bayramı yaklaşırken, kurban ibadetinin bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımıyla gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. TVHB, bu yıl özellikle şap hastalığı riskine ve kesim sonrası et muhafaza yöntemlerine dikkat çekiyor. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Kurban Bayramı, toplumsal dayanışmanın, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en güçlü şekilde hissedildiği müstesna günlerimizdendir. Bu özel günlerin, halk sağlığı, hayvan refahı ve gıda güvenliği açısından da büyük bir hassasiyetle yönetilmesi gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, geçmiş yıllarda olduğu gibi 2026 yılı Kurban Bayramı sürecinde de vatandaşlarımızın sağlığını önceleyen, bilimsel temelli ve koruyucu hekimlik yaklaşımını esas alan uyarılarımızı kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Kurbanlık Hayvan Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Kurban ibadetinin temel şartlarından biri, sağlıklı hayvanların seçilmesidir. Bu kapsamda kurbanlık hayvanların kulak küpesi bulunması, kayıtlı ve izlenebilir olması gerekmektedir. Veteriner sağlık raporu bulunmayan hayvanların satın alınmaması büyük önem taşımaktadır Kurbanlık hayvan seçiminde, özellikle dişi hayvanların damızlık değeri göz önünde bulundurulmalı; gebe veya damızlık niteliği taşıyan dişi hayvanlar kurbanlık olarak tercih edilmemelidir. Bunun yanı sıra tüberküloz, brusella, şarbon, kist hidatik (ekinokokkoz) ve tenya gibi zoonotik hastalıkların hayvanlardan insanlara bulaşabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle çok zayıf(kaşetik), güçlükle hareket eden, kabarık veya mat tüylü, yüksek ateşli, öksüren, burun ucu kuru olan, solunum güçlüğü çeken ya da ağız, burun, göz, kulak ve anüs gibi doğal açıklıklarından akıntı gelen hayvanların kurbanlık olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Şap Hastalığı ve Hayvan Hareketleri Son yıllarda ülkemizde görülen şap hastalığı vakaları, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınmasının ve resmi denetimlerin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Şap hastalığı son derece bulaşıcı olup hem hayvan sağlığını hem de hayvansal üretimi ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu nedenle özellikle şap hastalığından ari bölgelere kaçak hayvan girişlerine karşı dikkatli olunmalı, yalnızca resmi satış yerlerinden ve denetimden geçmiş hayvanlar tercih edilmelidir. 2026 yılı itibarıyla, önceki dönemlerde yaşanan şap vakalarının oluşturduğu riskler dikkate alınarak kurbanlık hayvanların il içi ve iller arası sevklerinde veteriner sağlık raporu zorunluluğunun titizlikle uygulanması gerekmektedir. Hayvan pazarlarında dezenfeksiyon uygulamalarının artırılması, giriş ve çıkışların kontrol altında tutulması büyük önem arz etmektedir. Şüpheli hastalık belirtileri gösteren hayvanların derhal izole edilmesi ve ilgili resmi otoritelere bildirilmesi gerekmektedir. Ayrıca kurban kesim alanlarında biyogüvenlik kurallarının eksiksiz uygulanması zorunludur. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından da ifade edildiği üzere, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması kapsamında yol kontrol ve denetim noktalarında faaliyet gösteren Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonlarından hayvan taşıyan araçların geçişinin sağlanması, sevk belgelerinin titizlikle incelenmesi ve belgesiz hayvan nakillerinin engellenmesi bulaşıcı hayvan hastalıklarının yayılımının önlenmesi açısından kritik önem arz etmektedir. Hijyenik Kesim ve Gıda Güvenliği Kurban kesimlerinin belediyeler tarafından belirlenen ruhsatlı kesim alanlarında, veteriner hekim kontrolünde ve hijyen kurallarına uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sokak aralarında ve kontrolsüz ortamlarda yapılan kesimler çevre kirliliğine yol açmakta, zoonotik hastalıkların yayılmasına neden olmakta ve toplum sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atmaktadır. Unutulmamalıdır ki bazı hastalıklar hayvanlarda belirgin klinik bulgular oluştururken, bazıları herhangi bir belirti vermeksizin seyredebilmektedir. Bu nedenle kesim öncesi ve sonrasında hayvanların, elde edilen etin ve iç organların veteriner hekim kontrolünden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı görünen bir hayvandan elde edilen etler dahi hijyen kurallarına uyulmadığı takdirde; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kontamine olabilmektedir. Kurban ibadetinin özünde merhamet ve saygı bulunmaktadır. Bu çerçevede hayvanların kesim öncesinde uzun süre aç ve susuz bırakılması, eziyet edilmemesi, uygun olmayan yöntemlerle taşınmaması ve bağlanmaması gerekmektedir. Kesim işleminin ehil kişiler tarafından, hayvanın acı çekmesini en aza indirecek şekilde gerçekleştirilmesi esastır. Kurban Eti Nasıl Saklanmalı? Kurban etlerinin sağlıklı tüketimi için etlerin kesim sonrası hemen tüketilmemesi, kas yapısının olgunlaşabilmesi amacıyla en az 12-24 saat uygun koşullarda dinlendirilmesi gerekmektedir. Kesim sonrası elde edilen etlerin serin, temiz ve hava akımı bulunan ortamlarda bekletilmesi; ardından tüketim süresine göre uygun şekilde muhafaza edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bir hafta içerisinde tüketilecek etlerin buzdolabı koşullarında (+4°C’de), daha uzun süre muhafaza edilecek etlerin ise uygun porsiyonlara ayrılarak derin dondurucuda saklanması gerekmektedir. Dondurulan etlerin çözündürülüp yeniden dondurulması hem gıda güvenliği açısından risk oluşturmakta hem de et kalitesini olumsuz etkilemektedir. Kesim ve parçalama işlemlerinde kullanılan ekipmanların hijyenine azami dikkat gösterilmeli; özellikle hayvanın deri yüzeyine temas eden bıçakların et yüzeyine doğrudan temas ettirilmemesi için mümkünse ayrı bıçaklar kullanılmalıdır. Çiğ et ile temas eden yüzeyler, ekipmanlar ve eller uygun şekilde temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Hijyen kurallarına uyulmaması durumunda etler; deri, bağırsak içeriği, kesim ekipmanları veya temas eden yüzeyler aracılığıyla kolaylıkla kontamine olabilmekte ve bu durum gıda kaynaklı hastalık riskini artırmaktadır. Çevre Sağlığı ve Atık Yönetimi Kurban kesimi sırasında ortaya çıkan atıkların usulüne uygun şekilde bertaraf edilmemesi, hastalık etkenlerinin çevrede yayılmasına ve insan-hayvan-çevre sağlığını tehdit eden bir döngünün oluşmasına neden olmaktadır. Tüketime uygun olmayan organ ve dokuların çevreye gelişigüzel atılması veya hayvanlara verilmesi, hastalıkların yayılımını artırmaktadır. Bu nedenle atıkların yetkili kurumlarca belirlenen yöntemlerle imha edilmesi gerekmektedir. Kırsal alanlarda kesim yapılması durumunda ise atıkların, diğer hayvanların ulaşamayacağı derinlikte çukurlara gömülmesi ve üzerlerinin kireçlenmesi uygun bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Kurban derileri milli bir değer olup ekonomik açıdan da önem taşımaktadır. Bu nedenle derinin yüzülmesi sırasında kesik ve zedelenmelerden kaçınılmalı, yüzülen deriler yıkanmamalı ve kesimi takiben en kısa sürede uygun şekilde tuzlanarak muhafaza edilmelidir. Derilerin serin ve kuru ortamlarda saklanması, hem ekonomik kayıpların önlenmesi hem de halk sağlığı açısından önem arz etmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve 72 Bölge ve İl Veteriner Hekimleri Odamız, Kurban Bayramı süresince hayvan pazarlarında, kesim alanlarında ve denetim süreçlerinde aktif olarak görev almakta; halk sağlığının korunması adına çalışmalarını kararlılıkla sürdürmektedir. Vatandaşlarımızın, resmi kurumların ve veteriner hekimlerin uyarılarını dikkate alması sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir bayram geçirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı kutluyor; sağlıklı, güvenli ve bilinçli bir bayram süreci temenni ediyoruz.''

Eskişehir’de Küçükbaş Hayvancılık Atağı: İlk 4 Ayda 800 Kuzu Dünyaya Geldi! Haber

Eskişehir’de Küçükbaş Hayvancılık Atağı: İlk 4 Ayda 800 Kuzu Dünyaya Geldi!

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınmayı odağına alan sürdürülebilir hayvancılık projeleri, 2026 yılında rekor başarılarla devam ediyor. Alpu, Mihalıççık ve Seyitgazi ilçelerinde kurulan damızlık çiftliklerinde bahar bereketi yaşanırken, yılın ilk dört ayında 800 kuzu dünyaya gözlerini açtı. ​Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında imzalanan "Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliğine İlişkin İş Birliği Protokolü" meyvelerini vermeye devam ederken, damızlık çiftliklerindeki kuzu sesleri bölgede bayram havası estiriyor. ​Bilimsel Yöntemlerle Gelen Başarı: Kayıplar Minimuma İndi ​Büyükşehir Belediyesi’nin damızlık çiftliklerinde uygulanan modern hayvancılık teknikleri, Türkiye ortalamasının üzerinde verimlilik sağlıyor. Bilimsel yöntemler ve titizlikle uygulanan planlı aşılama takvimi sayesinde kuzu kayıpları, ülke ortalamasının oldukça altına çekildi. ​Düzenli veteriner kontrolleri ve koruyucu hekimlik uygulamalarıyla sağlanan bu başarı, sadece sayısal bir artış değil, aynı zamanda sağlıklı ve dayanıklı sürüler oluşmasını da sağlıyor. Eskişehir’in uyguladığı bu sistem, bölgedeki diğer yerel yetiştiriciler için de örnek bir üretim modeli teşkil ediyor. ​"Başkan Ayşe Ünlüce’nin Vizyonuyla Üreticiye Rehber Oluyoruz" ​Çalışmaların detayları hakkında bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Veteriner Hekimi Eşref Genç, sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekti. Genç, şunları söyledi: ​“Planlı aşılama ve doğru sürü yönetimiyle elde ettiğimiz bu sonuçlar, yerel üreticimize de rehberlik ediyor. Hedefimiz bu başarıyı kalıcı hale getirmek. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’nin vizyonuyla, küçükbaş hayvancılığı desteklemeye ve Eskişehir’in tarımsal potansiyelini artırmaya kararlıyız.” ​Eskişehir’in Tarımsal Geleceğine Yatırım ​Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Alpu, Seyitgazi ve Mihalıççık’taki bu merkezler aracılığıyla yerel ekonomiye doğrudan katkı sağlamayı sürdürüyor. Hayvancılıkta verimliliği artıran ve üreticiyi bilimsel metotlarla tanıştıran bu projeler, Eskişehir’in tarım ve hayvancılık şehri kimliğini daha da güçlendiriyor. ​Sürdürülebilir hayvancılık projeleri kapsamında doğan 800 kuzu, kentin kırsal kalkınma yolculuğunda atılan en canlı adımlardan biri olarak kayıtlara geçti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.