Hava Durumu

#Kredi Borcu

Kırsal Haber - Kredi Borcu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kredi Borcu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: “Çiftçinin Hakkı Olan 1 Trilyon 630 Milyar Lira Destek Verilmedi” Haber

Gürer: “Çiftçinin Hakkı Olan 1 Trilyon 630 Milyar Lira Destek Verilmedi”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde yer alan tarımsal destekleme hükmünün yıllardır uygulanmadığını belirterek, 2006-2026 dönemine ilişkin çarpıcı rakamları açıkladı. Gürer, 18 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde, tarımsal destekleme programları için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağının açıkça hükme bağlandığını hatırlattı. “Kanunun üzerinden 20 yıl geçti, ancak çiftçi hakkı olan desteği alamadı” diyen Gürer, 2006-2026 yılları arasındaki gerçekleşen tarımsal destek ödemeleri ile kanunun öngördüğü tutarların karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablonun, üreticinin neden sürekli borçlandığını da gösterdiğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, 2006-2026 döneminde çiftçiye toplam 682 milyar 185 milyon lira tarımsal destek ödemesi yapıldığını, aynı dönemde Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesi kapsamında verilmesi gereken toplam desteğin ise 2 trilyon 312 milyar 708 milyon lira olduğunu belirtti. Bu iki rakam arasındaki farkın 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira olduğunu vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “20 yılda çiftçiye 682 milyar 185 milyon lira destek verilmiş. Oysa kanunun öngördüğü tutar 2 trilyon 312 milyar 708 milyon lira. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira. Yani üreticinin alın teriyle, emeğiyle, üretimiyle ayakta tuttuğu tarım sektörüne kanunda öngörülen ölçüde kaynak aktarılmamış. Çiftçinin hakkı olan destek yıllar içinde eksik bırakılmıştır” dedi. 2026’DA DA KANUNUN GEREĞİ YERİNE GETİRİLMEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sorunun yalnızca geçmiş yıllarla sınırlı olmadığını, 2026 yılında da aynı tablonun devam ettiğini belirterek, “Verilere göre 2026 yılında gerçekleşen tarımsal destek tutarının 168 milyar lira. Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesindeki yüzde 1'lik hüküm esas alındığında verilmesi gereken desteğin 772 milyar liradır” dedi. Gürer, “2026 yılında 772 milyar lira olması gereken destek 168 milyar lirada kalıyor. Arada 604 milyar liralık fark var. Çiftçi üretim yapıyor, tarlasını ekiyor, ürününü yetiştiriyor ama devletin kanunla belirlenmiş desteğine gelince kaynak yetersiz deniliyor. Oysa çiftçi için destek lütuf değil, tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için gerekli bir kamu politikasıdır” diye konuştu. ÇİFTÇİNİN BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin yetersiz kalmasının üreticinin borçlanma ihtiyacını da artırdığını belirterek, “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Çiftçilerimizin borcu son bir yılda 417 milyar lira arttı. 2006 yılında tarım sektörünün bankalara kredi borcu 6 milyar 475 milyon lira seviyesindeydi. Temmuz 2026'da bu borç 1 trilyon 511 milyar liraya çıktı. Çiftçinin borcu büyüyor, ancak geliri ve aldığı destek aynı ölçüde büyümüyor. Üretici bir taraftan yüksek girdi maliyetleriyle mücadele ederken diğer taraftan eski borcunu kapatmak için yeniden borçlanıyor” şeklinde konuştu. KANUNDA YAZAN YÜZDE 1, KÂĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu'nun 21’inci maddesinin açık olduğunu belirterek, “Kanun açıkça ‘yüzde 1’den az olamaz’ diyor. Çiftçinin hakkı olan desteğin bütçede gerçek anlamda karşılığının bulunması gerekir. Kanun çıkarıp kanunun gereğini yerine getirmemek kabul edilemez. Üreticiye verilen destek, tarımın geleceğine yapılan yatırımdır.” Ömer Fethi Gürer, 20 yıllık tabloyu şöyle özetledi: 2006-2026 gerçekleşen tarımsal destek: 682 milyar 185 milyon TL Kanunun öngördüğü toplam destek: 2 trilyon 312 milyar 708 milyon TL Aradaki fark: 1 trilyon 630 milyar 523 milyon TL 2026 gerçekleşen destek: 168 milyar TL 2026 için kanunun öngördüğü tutar: 772 milyar TL 2026 farkı: 604 milyar TL

CHP'li Gürer: "Keçilerde İcralık Oldu" Haber

CHP'li Gürer: "Keçilerde İcralık Oldu"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, icra yoluyla borcunu ödeyemeyen tarım kesimi elinde ne kaldı ise alındığını söyledi. Gürer, “Ev, tarla, eşya, traktör, sığır, ürün, koyun, güvercin derken keçiler de icralık oldu. Keçiler için de icra kapıya dayanmış.” dedi. Farklı illerde tarım kesiminin kredi borçları nedeniyle sorun yaşadığını belirten Gürer, “20 yılda takipteki alacak 125 kat artması, ödemede yaşanan sonucunda yansımasıdır.” diye konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yalnız Eylül 2026'da 67 traktör ve 6.757 tarla icra ve Sulh Hukuk Mahkemeleri tarafından satışa çıkarıldı.” dedi. KEÇİLERİ KAÇIRTMADILAR TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Farklı illerde ilginç icra uygulamaları var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk talimatı ile 1936 yılında çıkarılan bir kanunla tarım kesimi önemli ölçüde icradan muaf kılınsa da AKP iktidarında bu kanunda önemli ölçüde uygulama dışı kaldı. Çiftçi, üretici, hayvancılık yapan kredi borcu ödeyemediğinde icra kapıya dayanıyor. Kırklareli Vize İcra Dairesi tarafından 32 keçi de satışa konmuş. 32 keçisi kalanı olsun, iktidar korusun.” diye konuştu. Gürer, “Sürekli bakanlık destek ve hibe açıklamaları yapıyor ama ağılda keçiye, ahırda ineğe, çiftçinin traktörüne, tarım alanına icra geliyor. Seyrediyor. Kime gidiyor hibeler, destekler?” Kırklareli Vize İcra Dairesi tarafından yayımlanan satış ilanında, toplam 32 keçinin icra yoluyla satışa çıkarıldığından haberleri olmuyor mu? İlanda yer alan hayvanların büyük bölümünü 2021, 2023 ve 2024 doğumlu dişi Malta keçileri oluştururken, iki hayvanın da 2025 doğumlu dişi Kıl Keçisi olduğu belirtilmiş. Hayvanların tamamı için toplam 320 bin lira muhammen bedel belirlenmiş. İcra yoluyla satışa çıkarılan hayvanların önemli bölümünün genç ve damızlık niteliğindeki dişi keçiler olması dikkat çekici. “Bu durumun yalnızca bir icra dosyasından ibaret görülmemesi gerekir.” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici hayvanını satıyorsa üretimden kopuyor, hayvanı icraya düşüyorsa hayvancılıkta oluşan açık nasıl giderilecek? 16 milyon büyükbaş hayvan, 54 milyon küçükbaş hayvan varlığı kişi başı üzerinden nüfusa göre irdelersek 1980'lerin gerisinde kalıyor. Hayvancılığın sürdürülebilirliğini sağlamak bu işin küçük aile tipi işletmeleri korumakla olası. İcra ile değil. Hayvancılık yapan çoğu bu işten vazgeçme noktasında. Hayvancılık yapan sürüsünün icra dairesinde satışa çıkarılması onu bu süreçten dışarı çıkarır.” dedi. Gürer, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2025 yılında Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde borçları nedeniyle bir üreticiye ait 33 adet Malta melezi anaç keçi ile 30 adet oğlağın icra yoluyla satışa çıkarılmıştı. Bu kere Kırklareli'nde benzer bir durum yaşanıyor. Bu süreçte icraların tarım kesimi için durdurulması yönünde kanun teklifi de verdim. Tarım kesimi traktör, tarım alanı, hayvanlar icra dışı tutulması çağrısı da yaptım. Ama iktidar bu konuda adım atmadı. Süreç benzer sonuçlarla tekrarlanıyor.” dedi. HAYVANCILIKTA MALİYET BASKISI BÜYÜYOR Yem, veterinerlik, ilaç, vitamin, su, enerji, işçilik, ahır giderleri ve diğer girdi maliyetlerinin arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Üretici borcunu ödeyemediği için hayvanı icra yoluyla elinden çıkıyorsa burada sadece borçlu üreticiyi değil, uygulanan tarım politikasını da sorgulamak gerekir.” diye konuştu. İCRA İLANLARI TARIMDA SORUNLARIN YANSIMASIDIR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İcra dairelerinin ilanlarında tarım işletmelerinin, traktörlerin, makinelerin ve hayvanların satışa çıkarıldığını görüyoruz. Hayvancılık yapan elindeki hayvanı icra yoluyla satılırsa o işin içinde nasıl kalacak? İcralar durdurulup borcu ödeyemeyene ek destek sağlanmalıdır.” dedi.

Mersinli Üretici Battı, Bakanlık Cevap Vermedi Haber

Mersinli Üretici Battı, Bakanlık Cevap Vermedi

Mersin’de mart ayında etkili olan sel, dolu ve hortum felaketi binlerce dönüm tarım arazisinde ağır hasara yol açarken, üreticiler zararlarının karşılanmasını bekliyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın afetin ardından Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya yönelttiği 9 soruluk yazılı soru önergesine gelen yanıt ise tartışma yarattı. Üreticilerin yaşadığı mağduriyetin boyutunu, zarar gören alanların büyüklüğünü, sağlanacak destekleri ve alınacak önlemleri soran Kış, Bakanlığın kritik soruların büyük bölümünü yanıtsız bıraktığını belirterek tepki gösterdi. "Çiftçi selde ürününü kaybetti, serasını kaybetti, gelirini kaybetti. Biz Bakanlığa üreticinin zararını nasıl karşılayacağını sorduk. Bakanlık ise sayfalarca mevzuat gönderdi. Mersinli çiftçi cevap bekliyor, iktidar sorumluluktan kaçıyor" dedi. "Üretici zararını biliyor, Bakanlık açıklamıyor" Silifke’de hortum ve dolunun, Tarsus’ta ise sel felaketinin tarımsal üretime büyük darbe vurduğunu hatırlatan Kış, sahada görülen tabloyla Bakanlığın açıkladığı rakamlar arasında ciddi fark bulunduğunu söyledi. Kış, "Çiftçilerimizin beyanları, ziraat odalarının tespitleri ve sahadaki görüntüler ortada. Ancak Bakanlık gerçek zararın boyutuna ilişkin net bir tablo ortaya koymuyor. Hasar tespit çalışmalarının tamamlanıp tamamlanmadığı bile açık şekilde belirtilmiyor. Üretici ne kadar zarar gördüğünü biliyor ama devlet hâlâ bunun hesabını veremiyor" ifadelerini kullandı. "Destek yerine kredi öneriliyor" Tarım ve Orman Bakanlığı'nın cevabında yeni bir hibe, doğrudan gelir desteği ya da özel bir afet desteğine yer verilmediğine dikkat çeken Kış, üreticilerin borç yükü altında ezildiğini belirtti. "Çiftçi zaten yüksek mazot, gübre, ilaç ve sulama maliyetleriyle mücadele ediyor. Afet geliyor, eldeki ürünü de götürüyor. Böyle bir tabloda üreticinin beklediği şey yeni kredi borcu değil, zararını karşılayacak gerçek destektir" diyen Kış, Bakanlığın yeni bir destek programı açıklamamasını eleştirdi. "TARSİM yaptıramayan çiftçi ne olacak?" Bölgede birçok üreticinin yüksek maliyetler nedeniyle tarım sigortası yaptıramadığını belirten Kış, önergesinde bu sorunu da gündeme taşıdığını ancak Bakanlığın bu konuda da yanıt vermediğini söyledi. "Sigorta yaptıramayan çiftçi ne olacak? TARSİM kapsamı dışında kalan üreticiler nasıl korunacak? Topraksız tarım yapan üreticiler için bir çalışma var mı? Bu soruların hiçbirine cevap verilmedi. Afetin ardından en çok mağdur olan kesim yine kaderine terk edildi" dedi. "Aynı felaket yaşanıyor, aynı ihmaller sürüyor" Tarsus'ta taşkın riski bulunan bölgelerde yıllardır kalıcı önlem alınmadığını vurgulayan Kış, yaşananların doğal afet kadar plansızlığın ve ihmalin sonucu olduğunu söyledi. "Biz yıllardır aynı bölgelerde aynı manzaraları görüyoruz. Her kuvvetli yağışın ardından tarım arazileri su altında kalıyor, üretici zarar görüyor. Buna rağmen neden kalıcı önlemler alınmadığını sorduk. Bakanlığın verdiği cevap ise yeni bir çalışmanın değerlendirildiği yönünde. Çiftçi yıllardır değerlendirme değil çözüm bekliyor." "Mersin üretirse Türkiye kazanır" Mersin'in Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan CHP'li Gülcan Kış, üreticinin yalnız bırakılmasının yalnızca çiftçiyi değil gıda arzını ve tüketiciyi de etkileyeceğini belirtti. Kış, "Mersin üretirse Türkiye kazanır. Ancak bugün üretici zararını karşılayamıyor, maliyetlerin altında eziliyor ve afetlerle baş başa bırakılıyor. Çiftçinin ayakta kalması için somut destek şarttır. Mersinli üreticinin hakkını savunmaya ve bu soruların peşini bırakmamaya devam edeceğiz" dedi.

ZMO’dan 14 Mayıs Uyarısı: "Çiftçi Borç Batağında, Tarım Sektörü Alarm Veriyor!" Haber

ZMO’dan 14 Mayıs Uyarısı: "Çiftçi Borç Batağında, Tarım Sektörü Alarm Veriyor!"

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde acı tabloyu açıkladı. 2026 verilerine göre çiftçinin borcu 1,3 trilyon TL’yi aşarken, tarım sektörü küçülmeye devam ediyor. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde bir açıklama yayımlayan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Türkiye tarımının içinde bulunduğu yapısal krizi çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. "Üreticiyi korumak, geleceği korumaktır" vurgusu yapan oda, neoliberal politikaların ve artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi üretimden kopardığını belirtti. Tarımsal Borç Yükü 1,3 Trilyon TL’yi Geçti Ziraat Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; ''Tarım, yalnızca bir üretim faaliyeti değil; toplumların beslenmesini, kalkınmasını ve yaşam kültürünü şekillendiren temel bir değerdir. Sofralarımıza ulaşan her üründe çiftçilerin alın teri, emeği ve özverisi bulunmaktadır. Çiftçilerin üretimdeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekmek ve emeklerini görünür kılmak amacıyla her yıl 14 Mayıs, Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanmaktadır. Bu tarih, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından 1984 yılında alınan bir kararla ilan edilmiştir. Ülkemizde uygulanagelen neoliberal tarım politikaları sonucunda, tarım sektörü ve çiftçilerimiz çok katmanlı sosyo-ekonomik ve yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Savaşlar, kuraklık, pandemi, ekonomik krizler ve jeopolitik gerilimler gibi olağanüstü süreçler sorunların temel nedenleri olarak gösterilmiş ve normalleştirilmeye çalışılmış; üretimi ve üreticiyi güçlendirecek kalıcı ve etkin tarım politikaları oluşturulup, uygulanamamış, mevcut sorunlar daha da derinleşmiştir. Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üretici sayısı yaklaşık 2 milyon 363 bin olup, son yıllarda artış görülse de kırsal nüfusun yaşlanması ve küçük ölçekli işletmelerin üretimden çekilmesi tarım açısından önemli bir risk oluşturmaktadır. Aynı dönemde ÇKS kayıtlı tarımsal üretim alanı 170 milyon dekara ulaşmış olsa da toplam 239 milyon 780 bin dekar toplam tarım arazileri varlığımızın yaklaşık 70 milyon dekarı ÇKS kaydı dışında ve desteklemelerden yararlanamamaktadır. Girdi maliyetlerindeki artış üretim üzerindeki en önemli baskı unsurlarından biri haline gelmiştir. 2026 yılı şubat ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi oniki aylık ortalamalara göre %32,64 oranında artarken; gübre fiyatları 2025 yılı itibarı ile %44,95, tohum fiyatları %38,98 ve veteriner harcamaları %72,78 oranında yükselmiştir. Buna karşın üretici gelirleri aynı oranda artmamakta, bu durum çiftçilerin kârlılığını ve sonraki yıl üretme motivasyonlarını ciddi biçimde azaltmaktadır. Artan üretim maliyetleri ve yetersiz destekler nedeniyle üreticiler, tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmek için giderek daha fazla borçlanmak zorunda kalmaktadır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2026 yılı Mart ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara olan toplam nakdi kredi borcu 1 trilyon 355 milyar 462 milyon TL’ye ulaşmıştır. Tarım, avcılık ve ormancılık sektörleri birlikte değerlendirildiğinde ise toplam kredi borcu 1 trilyon 371 milyar 425 milyon TL düzeyine çıkmaktadır. Aynı dönemde tarım sektöründe 21 milyar 203 milyon TL tutarında kredi takibe düşmüş olup, takipteki kredilerin toplam tarımsal kredilere oranı yüzde 1,56 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, önemli bir kredi tutarının yakın izlemede bulunduğu ve bazı kredilerin yeniden yapılandırıldığı dikkate alındığında, üreticilerin finansal yükünün giderek ağırlaştığı anlaşılmaktadır. Bu veriler, çiftçilerimizin artan girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatları ve yetersiz destekleme politikaları nedeniyle üretimlerini büyük ölçüde kredi kullanarak sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Tarımsal üretimin devamlılığının sağlanabilmesi için üreticilerin borç yükünün hafifletilmesi, uygun koşullu finansman olanaklarının genişletilmesi ve destekleme politikalarının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Üreticilerin kredi borçları dolayısıyla kredibiliteleri olmadığından kredi kuruluşları dışında girdi tedarikçileri, tüccarlar ve sözleşmeli üretim yaptıranlardan sağladıkları finansmanın istatistiki verileri, üreticiye ve üretime etkileri de araştırılmaya muhtaçtır. Tarımsal üretimin planlanmasında kamu müdahalesinin zayıflaması, tarımsal KİT’lerin ortadan kaldırılması ve kooperatiflerin etkinliğinin azalması, çiftçinin pazarlık gücünü ciddi şekilde zayıflatmıştır. Çiftçi örgütlerinin karar süreçlerine yeterince dâhil olamaması da üreticinin emeğinin karşılığını almasını zorlaştırmaktadır. Buna karşın ithalata dayalı politikaların devam etmesi, hasat dönemlerinde yapılan dış alımlar ve fiyat baskılamaları üreticiyi daha da kırılgan hale getirmektedir. Tarım sektöründe yaşanan sorunlar yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı değildir. Üretilen ürünlerin pazarlanmasında da yapısal problemler bulunmaktadır. Zincir marketlerin piyasadaki güçlü konumu, Hal Yasası’nın yetersizliği ve çiftçi aleyhine işleyen sözleşmeli üretim modelleri, gıda tedarik zincirinde ciddi dengesizliklere yol açmaktadır. Bu durum, “tarlada ucuz, rafta pahalı ürün” sorununun kalıcı olarak çözülmesini engellemektedir. Sosyal yapıya bakıldığında ise çiftçi nüfusunun yaş ortalaması giderek yükselmekte, gençlerin tarıma ilgisi azalmakta ve kırsal alanlardan kente göç devam etmektedir. Kadın ve çocuk işçiliği ile mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlar ise halen çözüm beklemektedir. TÜİK verilerine göre Türkiye’de tarım sektörü 2025 yılında %8,8 oranında küçüldüğü dikkate alındığında, üretim planlamasına dayanmayan ve destek mekanizmaları yetersiz kalan bir yapının gıda güvenliğini sürdürülebilir kılması mümkün görünmemektedir. Tüm bu göstergeler, tarım sektörünün yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve yapısal bir dönüşüm ihtiyacı içinde olduğunu ortaya koymaktadır. Kalıcı çözüm, üreticiyi ve tüketiciyi merkeze alan, tarımsal varlıkları koruma altına alan, planlı üretimi esas alan ve girdi maliyetlerini kontrol altına alan bütüncül bir tarım politikası ile mümkündür. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, yalnızca üreticilerimizin emeklerinin hatırlandığı bir gün değil, aynı zamanda tarım sektörünün yapısal sorunlarının çözümüne yönelik güçlü bir iradenin ortaya konulması gereken önemli bir gündür. Ziraat Mühendisleri Odası olarak; planlı ve bilimsel temellere dayalı tarımsal üretimin esas alınmasını, kamusal girdi üretimi ile girdi maliyetlerinin düşürülerek üreticinin korunmasını, tarımsal kamu yönetiminin ve kooperatifçiliğin güçlendirilmesini, tarım arazilerinin etkin biçimde korunmasını, planlı bir kıra dönüş ve tarımsal üretime katılma politikası geliştirilmesini ve tarımda genç nüfusun arttırılmasını temel öncelikler olarak görmekteyiz. Çiftçimizin emeğinin karşılığını alabildiği, adil bir tarım yapısının oluşturulması, ülkemizin gıda egemenliği açısından ertelenemez bir zorunluluktur.''

CHP'li Gürer: "TÜİK Verileri İle Çiftçinin Yaşadığı Gerçekler Farklı" Haber

CHP'li Gürer: "TÜİK Verileri İle Çiftçinin Yaşadığı Gerçekler Farklı"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki maliyet artışlarını, hayvancılık verilerini ve çiftçinin yaşadığı ekonomik sorunları değerlendirdi. Gürer, özellikle Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilerin sahadaki gerçekleri yansıtmadığını belirterek, çiftçinin artan maliyetler nedeniyle icralık hale geldiğini söyledi. “TÜİK VERİLERİ ÇİFTÇİNİN HİSSETTİĞİ MALİYETİ YANSITMIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer TÜİK’in açıkladığı tarımsal girdi fiyat endeksini değerlendirdi. Gürer, “Türkiye İstatistik Kurumu aylık olarak çiftçinin maliyetlerindeki artış veya azalışı açıkladı. Tarım kesiminin tarımsal üretim yaparken kullandıkları tohum, gübre, ilaç, mazot, yem, elektrik gibi mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişim gösteren tablo içerik olarak geneli kapsayan ama veri olarak çiftçinin hissettiğini yansıtmayan bir tablo oldu” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, “2026 yılı Şubat ayında bir önce aya göre %3.10'luk artış, 2025 yılı Aralık ayına göre %7.8'lik artış, 2025 yılının aynı ayına göre 31.5'lik artış ve son 12 aylık ortalama artışa göre %33.4 artış TÜİK tarafından gerçekleştiği belirtildi. Dikkat çeken tarım ilaçları, gübre ve toprak geliştiricilerdeki artışın orana düşük yansımasıydı,” dedi. “VETERİNER HİZMETLERİ ARTIŞI YÜKSEK GÖSTERİLİYOR, BESİCİ YEMDEN ŞİKÂYETÇİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, verilerde veteriner hizmetlerindeki artışın dikkat çektiğini ancak sahada ise veteriner değil yem fiyat artışı konuşulduğunu söyledi. Gürer “Veteriner hizmetlerinin %41.37'lik artışı dikkat çekmekte. Son dönemlerde yapılan istatistiklerde bu bağlamda veteriner hizmetleri ile ilgili artış yüksek olarak ortalamaya yansımakta. Oysa alana gittiğimizde veteriner hizmetlerine yönelik hayvancılık yapanlardan ya da besicilerden böyle şikayetler almıyoruz. Genelde yem fiyatlarındaki artışı belirtiyorlar.” Dedi. Gürer, çiftçilerin özellikle yem fiyatlarından dert yandığını belirterek, “İthal yemlerin her ay düzenli bir artış gerçekleştiğini, 1 litre süt satarak 1,5 kilo yem alamadıklarını ifade etmektedirler.” Diye konuştu. “YEM FİYATLARINDAKİ ARTIŞ DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR” Yem fiyatlarındaki artışın da TÜİK verileri için düşük kaldığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvan yemindeki artış ise %37.7 olarak gösteriliyor. Süt yemi, arpa, yonca, saman, silaj, pamuk tohumu küspesi, soya gibi yem fiyatlarının artışı dikkate alındığında yemdeki bu artış da düşük bir rakamı ifade ediyor,” diye konuştu. “PESTİSİT KULLANIMI BAZI BÖLGELERDE DÜNYA ORTALAMASININ ÇOK ÜSTÜNDE” Tarım ilaçları konusunda da değerlendirmelerde bulunan CHP’li Ömer Fethi Gürer, ortalama verilerin yanıltıcı olduğunu belirterek, “Örneğin tarım ilaçlarında pestisit kullanımında dünya ortalaması hektara 2.6 kg. Ülkemizde ise bakanlık bu verileri hektara 2.1 kilogram olarak açıklıyor. Rakam olarak söylenen doğru ama bir de işin öbür boyutu var. Ülkemizde 10 tane üretimi yüksek illeri aldığımızda bu veri 6.7–7 kilograma çıkıyor,” Akdeniz'de, Çukurova'da özellikle sebze üretimi yapılan bölgeleri dikkate aldığımızda bu kez hektara 9 kilo 9,5 kiloya kadar çıktığını görüyoruz. Yani dünya ortalaması 2.6'nın altında görünüp 2.3 kilogram hektara tarım zehir Türkiye'de kullanılıyor dersek genel ortalamaya doğru yansıtıyor. Ama üretim bölgelerini değerlendirmeye alırsak bu kere 9,5 kiloya hektara da çıkıyor ki bu dünya ortalamasının çok çok üzerinde.” “GÜBRE FİYATLARI KATLANDI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübre fiyatlarındaki artışın da düşük gösterildiğini ifade ederek, “Gübre ve toprak gelişiminde de %38.36'lık bir oran var ki bu oranın da çok çok üzerinde gübre fiyatları arttı. Üre gübre İran'da savaşın etkisiyle 30.000 Tl rakamını geçti ton fiyatı. DAP gübre 40.000'e Tl dayandı. Bu rakamları göz önünde bulundurursak gübrenin ihtiyaç olduğu dönemde kullanılanlar esas alınırsa bu oranın çok yüksek olduğu görülür,” şeklinde konuştu. “HAYVAN VARLIĞI ARTIŞI GERÇEKÇİ DEĞİL” Hayvancılık verilerine de değinen Ömer Fethi Gürer, açıklanan artışların sahadaki verilerle örtüşmediğini belirtti: “TÜİK'e Tarım ve Orman Bakanlığı büyükbaş hayvan verilerini ilettiğinde 2025 yılı için %4.3 oranında büyükbaş hayvan varlığımız arttığı görülüyor. 17.709.000 baş olarak da bu varlık açıklanıyor. Küçükbaşta da %5.4 oranında artışla 57.874.000 baş küçükbaş hayvanımız olduğu görülüyor.2025 yılında şap hastalığından dolayı rakamları bakanlık vermese de alanda yaptığımız gözlemlere göre 2 milyona yakın hayvan ya telef. Ya şartlı kesime gitti. Bunun yanı sıra Kurban Bayramında 1 milyona yakın büyükbaş hayvan kesildi. 2 milyona yakın da her yıl et tüketiminde hayvan kesiliyor. Bu durumda %4'lük artış çok iddialı bir rakam,” dedi. “TÜRKİYE KIRMIZI ETTE YÜZDE 93 YETERLİLİKTE AMA İTHALAT SÜRÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kırmızı et verilerini de değerlendirdi. Gürer, “Bakanlığa yazılı soru önergesi verdim. Bakanlık yanıtında Türkiye'nin et arzında %93'lük bir yeterliliği olduğunu belirtiyor. Kırmızı et arzında kendi kendine yeterince oranımız %93 oldukça yüksek bir seviyedir diyor. Yani %93'ü yüksek bir seviye olarak belirtiyor ve ithalat için %7'lik bir açığımız var diyor,”dedi ve buna rağmen ithalatın sürdüğünü de belirtti. “ÇİFTÇİ İCRALIK HALE GELDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin borç yüküne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizde üretilen ürünler bağlamında yaşanan sorunlar çiftçiyi icralık ediyor. Çünkü çiftçi para kazanamıyor. Nisan ayında 6393 tarla, 64 traktör, 29 tarım makinesi icra yoluyla satışa çıkması çiftçinin yaşadığı enflasyonun esas somut göstergesi bunlar.” Gürer, çiftçilerin borç yükünün arttığını da ifade ederek, “1 trilyon 400 milyar bankalar ve finans kuruluşlarına kredi borcu olan çiftçi, piyasaya olan borçlarıyla 1 trilyon 500 milyar gibi cumhuriyet tarihinin en büyük borçlanmasını yaşıyor,” diye konuştu. “DÜŞÜK ALIM FİYATI ÇİFTÇİYİ ÜRETİMDEN KOPARIYOR” Açıklanan verilerin alım fiyatlarını da belirlenmesini etkilediğini söyleyen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Girdiyi düşük gösterdiğiniz zaman alım fiyatları da ona göre düşük açıklanıyor. Çünkü kriter olarak TÜİK'in tarımsal girdilerle ilgili maliyetleri öne çıkıyor. Onun üzerinden alım fiyatı yapıldığında çiftçi gerçek bir alım fiyatı değerlendirmesiyle karşılaşılmıyor,” dedi. “Alım fiyatı taban fiyatı olmadığı için tüccar da çiftçinin borcunu dikkate alarak onu tarlasında, bahçesinde boğuyor. TMO ayağa gitmiyor. Tüccar gidiyor. Borçlu olan çiftçi de ürününü başa baş noktasında ya da altında fiyatta tüccara satmak zorunda kalıyor,” dedi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hesaplamaların önemine ve bölgesel olarak değerlendirilmesinin önemine değinerek, “Mayıs ayında Çukurova'da buğday hasadı başlayacak. Kuru tarımda 140 kilo alınırken sulu tarımda 600 kiloya kadar buğday alınabiliyor. Bu farklılık dikkate alınmadan yapılan hesaplamalar doğru sonuç vermez,” şeklinde konuştu. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR” CHP’li Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde yaşanan sorunlarla ilgili düzenlediği basın toplantısını şu sözlerle tamamladı: “Yalnızca tarımsal üretim girdi maliyetleri üzerinden genele bakarsak çiftçinin yaşadığı sorunlar artar. Düşük alım fiyatı topraktan çiftçiyi uzaklaştırır. 2 milyon 300 bin civarında çiftçimiz kalmışken yapılması gereken çiftçinin gerçek maliyeti üzerine hesaplama yapmaktır. TÜİK verileri kıstas alınarak değil çiftçinin gerçek maliyeti üzerinden fiyatlandırma yapılması ihtiyaçtır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.