Hava Durumu

#Kültürel Miras

Kırsal Haber - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep’te Kurutmalık Sezonu Ekonomiye Değer Katıyor Haber

Gaziantep’te Kurutmalık Sezonu Ekonomiye Değer Katıyor

Gaziantep’te yaz aylarında damları, avluları ve balkonları renklendiren kurutmalık sebzeler, asırlık kış hazırlığı geleneğini bugün önemli bir ekonomik değere dönüştürüyor. Patlıcan, biber, kabak ve acur başta olmak üzere kentin geleneksel lezzetleri arasında yer alan kurutmalık ürünlerde, Gaziantep Ticaret Borsasında (GTB) 2025 yılında yaklaşık 140 milyon liralık işlem hacmi gerçekleşti. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Gaziantep’te yaz aylarında evlerin damlarından işletmelerin üretim alanlarına kadar uzanan kurutmalık geleneğinin bugün tarımsal üretimi katma değere dönüştüren önemli bir ekonomik faaliyete evrildiğini söyledi. Gaziantep’in köklü mutfak kültüründe önemli bir yere sahip olan kurutmalık sebzeler, yeni sezon hazırlıklarıyla birlikte kentin birçok noktasını yeniden renklendirmeye başladı. Patlıcan, biber, kabak ve acur başta olmak üzere yaz aylarında hazırlanan kurutmalıklar, geleneksel yöntemlerle işlenerek kış sofralarına hazırlanıyor. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Gaziantep’te kurutmalık hazırlamanın yalnızca mevsimsel bir üretim faaliyeti olmadığını, geçmişten günümüze taşınan önemli bir kültürün parçasını oluşturduğunu ifade etti. Kurutmalıkların zaman içerisinde ailelerin kışlık ihtiyacını karşılayan geleneksel bir hazırlıktan önemli bir ticari ürüne dönüştüğünü kaydeden Akıncı, “Gaziantep’te kurutmalık denildiğinde aslında üretim, emek, kültür ve ticaretin bir araya geldiği çok özel bir değer zincirinden söz ediyoruz. Yaz aylarında başlayan bu yoğun emek, sofralarımıza lezzet olarak ulaşırken üreticimize ve sektör temsilcilerine ekonomik değer kazandırıyor” dedi. 57,6 MİLYON ADET KURUTMALIK İŞLEM GÖRDÜ Verilerin sektörün ulaştığı ekonomik boyutu ortaya koyduğunu belirten Akıncı, 2025 yılında borsada patlıcan, biber, kabak ve acur kurusunda toplam 57 milyon 610 bin 512 adet ürünün işlem gördüğünü söyledi. Bu ürünlerde gerçekleşen işlem tutarının 135 milyon 748 bin lirayı aştığını açıklayan Akıncı, kilogram üzerinden işlem gören domates kurusu, bamya kurusu ve maydanoz kurusunda ise toplam 10 bin 270 kilogramlık işlem gerçekleştirildiğini ve bunun parasal karşılığının yaklaşık 4 milyon 160 bin lira olduğunu dile getirdi Akıncı, “2025 yılında Borsamızda kurutmalık ürünlerin toplam işlem hacmi 139 milyon 907 bin lirayı aştı. Bu rakamlar, Gaziantep’in geleneksel kış hazırlığının aynı zamanda ciddi bir ekonomik değere dönüştüğünü göstermesi açısından önemli” ifadelerini kullandı. GÜNEŞTE KURUYAN KÜLTÜREL MİRAS Gaziantep’in iklim özelliklerinin geleneksel kurutma yöntemlerine önemli avantaj sağladığına işaret eden Akıncı, güneş altında doğal yöntemlerle gerçekleştirilen üretimin ürünlerin kendine özgü lezzet ve karakter kazanmasında önemli rol oynadığını dile getirdi. Kurutmalık üretiminin tarımsal ürünlerin değerlendirilmesi ve katma değerinin artırılması açısından da önem taşıdığını vurgulayan Akıncı, üretimden işleme, kurutma, paketleme ve ticarete kadar uzanan sürecin geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturduğunu kaydetti. ÜÇ KURUTMALIK ÜRÜN COĞRAFİ İŞARET KORUMASINDA Gaziantep’in geleneksel üretim bilgisinin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine değinen Akıncı, GTB tarafından Antep Dolmalık Biber Kurusu, Antep Haylan Kabağı Kurusu ve Antep Kuruluk Patlıcanı için coğrafi işaret tescili alındığını hatırlattı. Akıncı, “Coğrafi işaretlerimizle yalnızca ürünlerimizin isimlerini değil, Gaziantep’e özgü üretim kültürünü ve bu ürünlerin taşıdığı geleneksel bilgiyi de koruma altına alıyoruz. Hedefimiz, bu değerlerimizin özgün kimliğini muhafaza ederek ekonomik değerini daha da artırmak ve Gaziantep’in kurutmalık ürünlerini daha geniş pazarlara taşımak” diye konuştu.

Dipsizgöl’ün Kültürel Miras Hikâyesi Avrupa’ya Taşınıyor Haber

Dipsizgöl’ün Kültürel Miras Hikâyesi Avrupa’ya Taşınıyor

İnegöl’ün Dipsizgöl Mahallesi’nde yılda bir gün kadınların kamusal alanı devraldığı, erkeklerin ise evlerde kaldığı özgün gelenek, önce gençlerin araştırmasına ve ardından TÜBİTAK başarısına konu olmuştu. Bu yerel kültürel miras hikâyesi şimdi İnegöl Belediyesi’nin Erasmus+ desteği almaya hak kazanan “Rewriting Heritage” (Mirası Yeniden Yazmak) projesiyle Avrupa’ya taşınıyor. İnegöl’ün kırsal Dipsizgöl Mahallesinde yıllardır yaşatılan ve yılda bir gün kadınlarla erkeklerin kamusal alan kullanımında rollerini değiştirdiği özgün gelenek, bu kez Avrupa ölçeğinde ele alınacak. İnegöl Belediyesi tarafından geliştirilen ve Dipsizgöl’ün bu geleneğini konu alan “Rewriting Heritage” (Mirası Yeniden Yazmak) projesi, Erasmus+ KA210-YOU – Gençlik Alanında Küçük Ölçekli Ortaklıklar Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. BURSA’DA DESTEK ALMAYA HAK KAZANAN TEK BELEDİYE PROJESİ OLDU Proje aynı zamanda, ilgili başvuru döneminde Bursa ilindeki belediyeler tarafından sunulan Erasmus+ projeleri arasında destek almaya hak kazanan tek belediye projesi oldu. PROJE; TÜRKİYE, İSPANYA VE YUNANİSTAN’DAN GENÇLERİ ORTAK BİR ÇALIŞMA ZEMİNİNDE BULUŞTURACAK İnegöl’ün kültürel miras değerlerinin uluslararası ölçekte tanıtılması ve gençlerin bu mirasın araştırılması, yorumlanması ve geleceğe taşınmasında aktif rol üstlenmesi amacıyla hazırlanan proje; Türkiye, İspanya ve Yunanistan’dan gençleri ortak bir çalışma zemini üzerinde buluşturacak. DİPSİZGÖL’DE YILDA BİR GÜN ROLLER DEĞİŞİYOR Projenin çıkış noktasını, İnegöl’ün Dipsizgöl Mahallesi’nde yaşatılan özgün kültürel miras pratiği oluşturuyor. Mahallede yılda bir gün gerçekleştirilen gelenekte, günlük yaşam içerisindeki toplumsal roller ve kamusal alan kullanımı sembolik olarak değişiyor. O gün kadınlar kıraathane gibi erkeklerin ağırlıklı olarak kullandığı kamusal alanda bir araya gelirken, erkekler evlerinde kalıyor. Kadınlar kıraathanede sohbet ediyor, çay ve kahvelerini içiyor, çeşitli masa oyunları oynayarak sosyal bir ortamda vakit geçiriyor. Erkekler ise o gün ev işleriyle ilgilenerek günlük yaşamın farklı sorumluluklarını üstleniyor. Yıllardır mahalle içerisinde yaşatılan bu gelenek, yalnızca farklı bir sosyal uygulama olmanın ötesinde; kamusal alanın kullanımı, toplumsal roller, kadınların görünürlüğü, gündelik yaşamın sorumlulukları ve karşılıklı empati açısından dikkat çekici bir kültürel miras örneği olarak değerlendiriliyor. YERELDEN DOĞAN ARAŞTIRMA TÜBİTAK BAŞARISINA DÖNÜŞTÜ Dipsizgöl’de yaşatılan bu gelenek, daha önce İnegöl Halil İnalcık Sosyal Bilimler Lisesi’nde felsefe grubu öğretmeni Pınar Yıldız ve öğrencisi Sıla Yavuz tarafından araştırma konusu haline getirilmişti. “KıraatAnne: Dipsizgöl’de Yılda Bir Gün Rol Mekân Değişimi” başlıklı çalışma ile Dipsizgöl’deki gelenek; toplumsal cinsiyet, kamusal alan, kültürel miras ve toplumsal roller çerçevesinde ele alındı. Yerel bir gelenekten yola çıkarak hazırlanan çalışma, TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda Bölge Üçüncülüğü elde etti. Böylece Dipsizgöl’de yıllardır yaşatılan yerel bir uygulama önce gençlerin araştırma konusu oldu, ardından elde edilen akademik ve sosyal birikim yeni bir uluslararası projenin çıkış noktasını oluşturdu. DİPSİZGÖL’DEN AVRUPA’YA: BENZER GELENEKLER KARŞILAŞTIRILACAK İnegöl Belediyesi tarafından geliştirilen Rewriting Heritage (Mirası Yeniden Yazmak) projesiyle Dipsizgöl’deki kültürel miras pratiği Avrupa’daki benzer geleneklerle birlikte ele alınacak. Proje kapsamında Türkiye’deki Dipsizgöl geleneğinin yanı sıra İspanya’daki Saint Águeda ve Yunanistan’daki Gynaikokratia gelenekleri incelenecek. Üç farklı ülkede ortaya çıkan bu gelenekler; kadınların kamusal alandaki görünürlüğü, toplumsal roller, yaşayan kültürel miras ve toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde gençlerin perspektifinden karşılaştırılacak. Böylece birbirinden farklı coğrafyalarda ortaya çıkan kültürel uygulamaların ortak yönleri ve farklılıkları gençler tarafından araştırılacak; geleneklerin ortaya çıktıkları toplumlarda ne ifade ettiği ve günümüzde nasıl yorumlandığı ele alınacak. KÜLTÜREL MİRAS SADECE KORUNMAYACAK, YENİDEN YORUMLANACAK Rewriting Heritage projesinin temel yaklaşımı, kültürel mirası yalnızca geçmişten geleceğe aktarılması gereken bir değer olarak görmenin ötesine geçiyor. Proje ile kültürel mirasın gençler tarafından araştırılan, sorgulanan, farklı kültürlerle karşılaştırılan ve günümüz değerleri doğrultusunda yeniden yorumlanan yaşayan bir alan olarak ele alınması hedefleniyor. Türkiye, İspanya ve Yunanistan’dan gençlerin bir araya geleceği proje sürecinde araştırma, saha gözlemleri, kültürlerarası öğrenme, tartışma ve yaratıcı üretim yöntemlerinden yararlanılacak. Gençler, farklı ülkelerdeki gelenekleri yerinde inceleyerek bu uygulamaların tarihsel ve toplumsal anlamlarını araştıracak. Farklı kültürlerden gelen akranlarıyla gerçekleştirecekleri çalışmalar sayesinde kendi kültürel miraslarına da farklı bir perspektiften bakma imkânı bulacak. GENÇLERİN GÖZÜNDEN BELGESEL HAZIRLANACAK Projenin dikkat çeken çıktılarından biri de gençlerin gerçekleştireceği araştırma ve saha çalışmalarından hareketle hazırlanacak belgesel çalışma olacak. Gençler, proje sürecinde elde ettikleri bilgi, gözlem ve deneyimleri görsel-işitsel içeriklere dönüştürerek kültürel mirasın aktarımında yeni nesil anlatım yöntemlerini kullanacak. Bu yönüyle proje, yalnızca kültürel mirasın tanıtılmasını değil, gençlerin araştırmacı, üretici ve aktif kültürel miras aktörleri olarak sürece dahil olmasını da amaçlıyor. İNEGÖL’ÜN KÜLTÜREL MİRASI AVRUPA’DA GÖRÜNÜRLÜK KAZANACAK Rewriting Heritage ile Dipsizgöl’de yaşatılan yerel bir kültürel değer, Avrupa’daki benzer örneklerle buluşturulacak. Projenin; İnegöl’ün kültürel mirasının uluslararası düzeyde görünürlüğünün artırılmasına, farklı ülkelerden gençler arasında kültürlerarası öğrenmenin güçlendirilmesine ve yerel değerlerin Avrupa ölçeğinde tanıtılmasına katkı sunması hedefleniyor. İNEGÖL’ÜMÜZÜN TARİHİ VE KÜLTÜRÜNÜ ÖNEMSİYORUZ Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yerel yönetimler olarak görevlerinin şehri geleceğe taşıyacak fiziki yatırım ve projelerle birlikte şehrin geçmişini gelecekle buluşturacak adımları da atmak olduğunu ifade etti. Bu kapsamda İnegöl Belediyesi olarak İnegöl’ün kültürü ve tarihini önemsediklerini kaydeden Taban, “Bu konuda da yaptığımız çalışmalar var. Şehir Araştırmaları Merkezimizi kurduk. Akademisyenlerimizle Yüzey Araştırmaları çalışmaları yaptık. Yine İnegöl gastronomisine dair çalışmalarımız bu yönde atılan adımlardan. Aynı zamanda bu kültürel birikimi ülke sınırları dışına taşıyacak çalışmalarımız da var. Gençlerimizi yurtdışı fırsatlarıyla buluşturan Eurodesk Temas Noktasını belediyemiz bünyesinde açtık. Arge Müdürlüğümüz tarafından çeşitli projeler hazırlıyoruz. Dipsizgöl mahallemizin özgün geleneği de bu kapsamda hazırladığımız projelerden. Bugün itibariyle neticesini aldık, İnegöl’ümüzün bir kültürünün Avrupa ölçeğinde tanınmasına katkı sağlamış olduk. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Başkan Er: “Malatya Gastronominin Merkezi Olacak” Haber

Başkan Er: “Malatya Gastronominin Merkezi Olacak”

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’nın zengin yemek kültürünün kalıcı bir şehir değerine dönüştürülmesi gerektiğini belirterek “Malatya denildiğinde nasıl kayısı akla geliyorsa, bundan sonra gastronomimizin ve yemek kültürümüzün de akla gelmesini istiyoruz.” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Gastronomi ve Kültür Sokağı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen yarışmalarda dereceye giren yarışmacılar için düzenlenen ödül törenine katıldı. Kentteki bir otelde düzenlenen ödül töreni öncesi konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’nın yeniden imar ve ihya çalışmalarının yanı sıra turizm, kültür, sanat, spor ve gastronomi alanlarında da önemli çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Başkan Sami Er, 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’nın sadece fiziki olarak yeniden inşa edilmediğini, geleceğe yönelik önemli adımlar da atıldığını ifade etti. Malatya’nın konut ve iş yerlerinden altyapı ve ulaşıma, sanayiden tarıma ve turizme kadar birçok alanda yeniden ayağa kaldırıldığını belirten Başkan Er, “Bizler sadece depremin yaralarını sarmadık, geleceğin Malatya’sını inşa ettik.” dedi. “MALATYA’NIN TURİZM POTANSİYELİNİ ORTAYA ÇIKARIYORUZ” Malatya’nın turizm potansiyelini daha etkin şekilde değerlendirmek amacıyla Turizm Çalıştayı düzenlediklerini belirten Başkan Er, kentin tarihi, kültürel ve doğal değerlerinin bölgesel bir turizm anlayışıyla tanıtılması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Arslantepe Höyüğü’nün Malatya’nın en önemli tarihi değerlerinden biri olduğunu vurgulayan Başkan Er, düzenlenen etkinliklerle kentin depremle değil; tarihi, kültürü ve sahip olduğu değerlerle anılmasını hedeflediklerini ifade etti. Uluslararası Arslantepe Yarı Maratonu, Kayısı Festivali ve Kültür Yolu Festivali gibi organizasyonların da Malatya’nın normalleşmesine ve tanıtımına katkı sağladığını dile getiren Er, şehre daha fazla yerli ve yabancı ziyaretçi kazandırılması gerektiğini kaydetti. “GASTRONOMİ, TURİZMİMİZİN EN ÖNEMLİ UNSURLARINDAN BİRİ” Malatya’nın turizm hedefleri içerisinde gastronominin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Başkan Sami Er, geçen yıl Kültür Yolu Festivali kapsamında gastronomiye yönelik çalışmalar yaptıklarını, bu yıl ise gastronominin festival programının önemli bir parçası hâline geldiğini söyledi. Malatya mutfağının yalnızca kayısıdan ibaret olmadığını vurgulayan Başkan Er, kentin güçlü bir mutfak kültürüne sahip olduğunu ifade etti. Etkinlik kapsamında 31 lezzet noktasının oluşturulduğunu, gastronomi merkezi açıldığını, yarışmalar ve paneller düzenlendiğini belirten Er; Malatya’nın zengin mutfak kültürünün hem hemşehrilerle hem de şehir dışından gelen misafirlerle buluşturulduğunu aktardı. “MALATYA’NIN MUTFAK HAFIZASI ÇOK GÜÇLÜ” Ünlü şef Ömür Akkor’un Malatya ziyaretine de değinen Başkan Er, Akkor’un Malatya’nın sahip olduğu mutfak hafızasıyla Türkiye’nin önemli mutfaklarından birine sahip olduğunu ifade ettiğini aktardı. Başkan Er, “Biz güçlü bir iddiayla yola çıktık. Malatya sadece kayısısıyla değil, mutfağıyla da Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir.” ifadelerini kullandı. Gastronomi alanındaki çalışmaların önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirten Başkan Sami Er; etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere, yarışmacılara, STK temsilcilerine ve vatandaşlara teşekkür etti. “MALATYA GASTRONOMİNİN DE MERKEZİ OLACAK” Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’nın zengin yemek kültürünün kalıcı bir şehir değerine dönüştürülmesi gerektiğini belirterek “Malatya mutfağı, yaşayan bir mutfak. Malatya denildiğinde nasıl kayısı akla geliyorsa, bundan sonra gastronomimizin ve yemek kültürümüzün de akla gelmesini istiyoruz.” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya mutfağının nesilden nesile aktarılan önemli bir kültürel miras olduğunu ifade etti. Gastronomi ve yemek kültürünün Malatya’nın önemli değerlerinden biri olduğunu belirterek “Hâlâ ellerimizde pişen, annelerimizden evlatlarımıza aktarılan; düğünlerimizde, bayramlarımızda ve misafir sofralarımızda yaşamaya devam eden büyük bir kültürel mirasa sahibiz. Biz de bu zenginliğin farkında olarak geçtiğimiz yıl bu etkinliğin ilkini gerçekleştirdik, bugün ise ikincisini düzenliyoruz. İnşallah Malatya daha nice etkinliklere ev sahipliği yapacak ve hep birlikte bu etkinlikleri daha da artıracağız.” diye konuştu. “GASTRONOMİYİ 365 GÜN YAŞATACAĞIZ” Amaçlarının yalnızca birkaç günlük etkinlik düzenlemek olmadığını vurgulayan Başkan Er, Malatya gastronomi kültürünü kalıcı bir şehir değerine dönüştürmek istediklerini söyledi. Bu kapsamında Gastronomi Merkezi’ni hizmete açtıklarını belirten Başkan Er, “Bugün bizim meselemiz sadece birkaç günlük bir etkinlik düzenlemek değil. Asıl hedefimiz, Malatya’nın gastronomisini kalıcı bir şehir değerine dönüştürmek ve hak ettiği noktaya taşımaktır. Bu amaçla parkımızın içerisinde Gastronomi Merkezimizi hizmete açtık ve şehrimize çok önemli bir tesis kazandırdık.” ifadelerini kullandı. Gastronomi Merkezinde yöresel yemeklerin modern mutfak anlayışı ve dünya mutfağıyla buluşturulduğunu kaydeden Başkan Sami Er, “Kaliteli hizmeti, şık bir ortamı ve yüksek lezzet standardını bir araya getiriyoruz. Çünkü gastronomide bir iddiamız varsa bunu yalnızca festivallerde değil, yılın 365 günü yaşatmamız gerekiyor.” diye konuştu. “MUTFAK SANATLARI AKADEMİSİNİ KURUYORUZ” Gastronomi Merkezi bünyesinde Mutfak Sanatları Akademisini de kuracaklarını açıklayan Başkan Er, merkezin Malatya’nın gastronomi alanındaki gelişimine önemli katkı sunacağını söyledi. Başkan Er, “Yerimiz hazır, ekipmanlarımız hazır, ekiplerimiz hazır. İnşallah Malatya artık gastronominin de merkezi olacak. Gastronomi Merkezimizde hemşehrilerimize nezih bir ortamda kaliteli ve lezzetli yemekleri uygun fiyatlarla sunacağız. Bütün hemşehrilerimizi buraya davet ediyorum.” diye konuştu. Malatya’nın turizm potansiyelinin gastronomiyle daha da güçleneceğini ifade eden Başkan Er, kente gelen ziyaretçilerin yalnızca tarihi, doğal ve kültürel değerleri değil, Malatya’nın yemeklerini ve misafirperverliğini de hatırlayacağını dile getirdi. “MALATYA MUTFAĞI HAK ETTİĞİ KADAR TANITILAMIYOR” Malatya mutfağının Türkiye’nin önemli mutfaklarından biri olduğunu belirten Er, gastronomi alanında daha fazla tanıtım yapılması gerektiğini söyledi. Başkan Er şunları kaydetti: “Gerçekten çok önemli bir mutfağımız var. Ömür Akkor başta olmak üzere Türkiye’nin önemli gurmeleri ve şefleri de Malatya mutfağının önemini ifade ediyor. Ancak Malatya mutfağımızı hak ettiği kadar tanıtamadığımızın da farkındayız. İnşallah bundan sonra düzenleyeceğimiz festivaller ve etkinliklerle mutfağımızı daha güçlü şekilde tanıtacağız.” “Malatya denildiğinde nasıl kayısı akla geliyorsa, bundan sonra gastronomimizin ve yemek kültürümüzün de akla gelmesini istiyoruz.” diyen Başkan Er, bu hedef doğrultusunda çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti. 44 MALATYALI ESNAF ETKİNLİKTE YER ALDI Etkinliğe 44 esnafın katıldığını belirten Başkan Er, organizasyona dışarıdan esnaf alınmadığını, tüm katılımcıların Malatyalı esnaflardan oluştuğunu ifade etti. Başkan Sami Er, “Bu yıl etkinliğimize 44 esnafımız katıldı. Etkinliğimizde yer alan esnaflarımızın tamamı Malatyalı. Dışarıdan herhangi bir esnaf almadık. Tamamen yerli Malatya esnafımızla bu organizasyonu gerçekleştirdik.” diye konuştu. Gastronomi yarışmasına katılan tüm yarışmacılara teşekkür eden Er, etkinliğin kazananının Malatya olduğunu vurgulayarak “Burada aslında kazanan tek bir kişi yok. Bu etkinliğin kazananı herkes oldu, kazanan Malatya oldu.” ifadelerini kullandı. Organizasyonun gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere de teşekkür eden Er, gastronominin tüm paydaşların ortak meselesi olduğunu belirtti. Başkan Er, “Gastronomi hepimizin ortak meselesi, hepimizin ortak değeridir. Hep birlikte Malatya’yı gastronomide hak ettiği yere taşıyacağız. Üniversitemizdeki hocalarımızın katkıları da bizim için son derece kıymetli. İnşallah hep birlikte, el ele vererek Malatya gastronomisini çok daha güçlü bir noktaya getireceğiz.” dedi. Başkan Er, konuşmasının sonunda etkinliğe katılan vatandaşlara ve emeği geçenlere teşekkür ederek “Bu soğuk günde buraya kadar gelerek bizleri yalnız bırakmayan, etkinliğimize katılan, emek veren herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. DERECEYE GİREN YARIŞMACILARA ÖDÜLLERİ VERİLDİ Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in konuşmasının ardından yarışmalarda dereceye girenlere ödülleri takdim edildi. Ev hanımları kategorisinde Sibel Altun birinci, Gülsen Karabulut ikinci, Semra Gürbüz üçüncü, Gül Bakal dördüncü oldu. Yarışmacılara ödüllerini Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er takdim etti. Öğrenci dalında Ramazan Sertdemir birinci, Yusuf Hakverdi ikinci, Hilal Mercan üçüncü, İnanç Oktay ise dördüncü oldu. Influencer dalında Tülay Dağdelen birinci, Arife Dinç ikinci, Kübra Erdoğan üçüncü oldu. Şefler, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e şef önlüğü hediye etti. Festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere de plaket takdim edildi.

Kınık’ta Asırlık Çömlekçilik Geleneği Festivalle Yaşatılıyor Haber

Kınık’ta Asırlık Çömlekçilik Geleneği Festivalle Yaşatılıyor

Bilecik’in Pazaryeri ilçesine bağlı Kınık Köyü’nde, yaklaşık bir asırdır kuşaktan kuşağa aktarılan çömlekçilik geleneğini yaşatmak ve tanıtmak amacıyla Uluslararası Kınık Çömlek & Sanat Festivali düzenlendi. Festival, Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer’in katılımıyla gerçekleştirildi. Çömlekçilikle özdeşleşen Kınık Köyü’ndeki festivalde geleneksel üretim yöntemleri, ustaların el emeğiyle hazırladığı eserler ve çömlek sanatının incelikleri ziyaretçilerle buluştu. Festival kapsamında çömlek atölyelerini ve sergi alanlarını ziyaret eden Vali Sözer, ustalar ve vatandaşlarla bir araya geldi. Kınık’ta yaklaşık bir asırdır sürdürülen çömlekçilik geleneğinin yalnızca bir üretim faaliyeti değil, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılması gereken önemli bir kültürel miras olduğunu ifade etti.Ayrıca, Vali Sözer, Kınık’ın çömlekçilik alanındaki değerinin daha geniş kitlelere tanıtılmasının ve genç nesillerin bu geleneksel sanata sahip çıkmasının önemine dikkat çekti. Kınık çevresinden çıkarılan kırmızı kilin işlenmesiyle hazırlanan çömlekler, ustaların ellerinde şekillendirilerek geleneksel yöntemlerle fırınlanıyor. Geçmişte ağırlıklı olarak testi, sürahi ve su kabı üretilirken, günümüzde ürün çeşitliliği artarak Kınık çömlekleri kendine özgü bir kimlik kazandı. Kınık’ta üretilen çömlekler başta İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerine ulaştırılırken, tanıtım çalışmaları sayesinde yurt dışından da ilgi görüyor. Çömlekçilik, köyün kültürel kimliğinin yanı sıra önemli geçim kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. Festival kapsamında ayrıca geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden ve “Yaşayan İnsan Hazinesi” ödülüne layık görülen Kınıklı çömlek ustası Salim Yaşar rahmet ve minnetle anıldı.

Bursa'nın 700 Yıllık Lezzet Mirasına Bilimsel Yolculuk Haber

Bursa'nın 700 Yıllık Lezzet Mirasına Bilimsel Yolculuk

Bursa Büyükşehir Belediyesi, 27-30 Ağustos tarihlerinde gerçekleştireceği ‘Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi’ (EGCON) ile şehrin zengin mutfak mirasını akademi dünyasının görüşüne açıyor. Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı koordinasyonuyla bu yıl 5’incisi düzenlenecek Uluslararası Gastronomi Festivali kapsamında Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi (EGCON) gerçekleştirilecek. ‘700 Yıllık Bursa Sofrası: 7 Asırlık Gastronomi Yolculuğu’ temasıyla organize edilen kongre, 27-30 Ağustos 2026 tarihleri arasında düzenlenecek. Türkiye’nin 21 farklı üniversitesinden akademisyenlerin katkı sunacağı kongrede, Bursa’nın coğrafi işaretli ürünleri, yöresel lezzetleri, geleneksel üretim biçimleri, gastronomi kültürü ve kentin tarihsel süreç içerisinde oluşan mutfak mirası bilimsel çalışmalar çerçevesinde değerlendirilecek. TARİH VE GASTRONOMİ AYNI ZEMİNDE BULUŞACAK Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi ile kentin sahip olduğu gastronomik değerlerin oluşmasını sağlayan tarihsel, kültürel ve sosyal süreçlerin de ortaya konulması hedefleniyor. Bu kapsamda kongrenin en önemli buluşmalarından biri ise 29 Ağustos 2026 tarihinde, Aktopraklık Höyük Arkeopark Açık Hava Müzesi’nde gerçekleştirilecek. Böylece gastronomi yalnızca yemek ve mutfak kültürü üzerinden değil; arkeoloji, tarih, kültür, tarım, üretim, turizm ve sosyal yaşamla ilişkili çok katmanlı bir kültürel miras alanı olarak ele alınacak. KÖKLÜ MİRAS AKADEMİK LİTERATÜRE KAZANDIRILACAK Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi kapsamında akademisyenler tarafından hazırlanan bildiriler, Türkçe ve İngilizce özet bildiri olarak yayımlanacak. Bilimsel değerlendirme sürecinin ardından uygun bulunan çalışmaların ise gastronomi alanındaki akademik yayınlardan biri olan Journal of Gastronomy (JoGA) dergisinde tam metin makale olarak değerlendirilerek yayımlanması planlanıyor. Bu yayın süreci sayesinde kongrede ortaya konulacak bilimsel çalışmaların yalnızca etkinlik kapsamında kalmaması, Bursa’nın gastronomi mirasına ilişkin akademik bilgi birikiminin genişletilmesi ve ulusal ve uluslararası bilimsel literatüre kazandırılması hedefleniyor. ULUSAL VE ULUSLARARASI GÖRÜNÜRLÜK ARTIRILACAK Bursa’nın coğrafi işaretli ürünleri, yerel lezzetleri, geleneksel mutfak kültürü ve gastronomi mirasının akademik çalışmalarla belgelenmesi; kentin gastronomi turizmi açısından sahip olduğu potansiyelin daha görünür hale gelmesine katkı sağlayacak. Bilimsel çalışmaların ulusal ve uluslararası akademik çevrelerle buluşturulmasıyla Bursa’nın gastronomi alanındaki özgün kimliğinin güçlendirilmesi ve kentin gastronomi destinasyonu olarak konumlandırılmasına yönelik çalışmalara akademik bir altyapı oluşturulması amaçlanıyor. ‘700 YILLIK BURSA SOFRASI’ GELECEĞE TAŞINIYOR ‘700 Yıllık Bursa Sofrası: 7 Asırlık Gastronomi Yolculuğu’ teması, Bursa’nın 700 yıllık Osmanlı-Türk şehir kültürü içerisindeki gastronomik birikimini tarihsel süreklilik içerisinde değerlendirmeyi amaçlıyor. Bursa Deneyimsel Gastronomi Kongresi ile geçmişten günümüze ulaşan yemek kültürünün, üretim geleneklerinin, yerel ürünlerin ve gastronomi mirasının bilimsel yöntemlerle incelenmesi, elde edilen bilgi ve belgelerin akademik literatüre kazandırılması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Kongre, bu yönüyle Uluslararası 5. Bursa Gastronomi Festivali’nin yalnızca lezzetlerin ve gastronomi deneyimlerinin buluştuğu bir organizasyon olmanın ötesine taşınmasına; Bursa mutfağının bilimsel, kültürel ve tarihsel yönleriyle ele alınmasına katkı sağlayacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilecek çalışmalarla, Bursa’nın zengin mutfak mirasının korunması, belgelenmesi, araştırılması, tanıtılması ve sürdürülebilir biçimde geleceğe aktarılması yönünde önemli bir akademik birikim oluşturulması hedefleniyor.

Gençlik ve Tarım Kampının 3. Dönemi Tamamlandı Haber

Gençlik ve Tarım Kampının 3. Dönemi Tamamlandı

Bodrum Belediyesi tarafından gençlerin tarımsal üretimi tanımaları, sürdürülebilir tarım konusunda bilgi ve deneyim kazanmaları amacıyla düzenlenen Gençlik ve Tarım Kampının 3. dönemi tamamlandı. Türkiye’nin farklı illerinin yanı sıra Bodrum ve Muğla’nın ilçelerinden katılımcıların yer aldığı kamp, Garaova Tarım Park’ta gerçekleştirildi. Doğayla iç içe bir ortamda düzenlenen programda katılımcılar, tarımsal üretimin aşamalarını görerek uygulamalı çalışmalara katıldı. Bodrum Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştirilen kamp, sabahın erken saatlerinde lavanta hasadı ile başladı. Hasadın ardından gerçekleştirilen eğitim ve etkinliklerde sürdürülebilir tarım, yerel üretim ve doğal kaynakların korunması gibi konular ele alındı. Program kapsamında yerel gastronomi, kültürel miras ve kırsal yaşamı bir araya getiren Agro Bodrum Rotası üzerindeki üretim alanları da ziyaret edildi. Ziyaretlerde üretim süreçlerini yerinde inceleyen katılımcılar, üreticilerden yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Kampın son gününde sertifika töreni düzenlendi Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Ercan Pehlivan ile Tarımsal Hizmetler Müdürü Sinem Uyar Kuyumcu’nun katıldığı törende, programı tamamlayan katılımcılara sertifikaları takdim edildi. Gençleri toprakla, üretimle ve yerel değerlerle buluşturan Gençlik ve Tarım Kampı, önümüzdeki dönemlerde de katılımcılara tarımsal üretimi yakından tanıma ve uygulamalı deneyim kazanma fırsatı sunmayı sürdürecek.

Türkiye’de Bir İlk: Gaziantep’te Gastrobotanik Parkı’nın İnşaatı Başladı Haber

Türkiye’de Bir İlk: Gaziantep’te Gastrobotanik Parkı’nın İnşaatı Başladı

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Bereketli Hilal’in binlerce yıllık tarım mirasını geleceğin bilimiyle buluşturan Türkiye’nin ilk Gastrobotanik Parkı için inşaat çalışmalarına başladı. Deneyimleme, öğrenme ve dinlenme alanı özelliklerini aynı çatı altında toplayan dev projenin temel özellikleri ve detayları netleşti. ​500 Dönümlük Dev Yeşil Yaşam Alanı ​Galle Parkı’nın hemen devamı niteliğinde hayata geçirilen Gastrobotanik Park, 150 bin metrekaresi yeşil alan olmak üzere toplam 232 bin metrekarelik özel bir alanda kuruluyor. ​İçerisinde yer alacak 3,5 kilometrelik yürüyüş yolu, Galle Park ile birleşerek toplam 7 kilometrelik kesintisiz bir güzergâh oluşturacak. ​Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölgede 500 dönümlük dev bir yeşil yaşam alanı şehre kazandırılacak. ​Proje, tamamen Büyükşehir Belediyesi mühendisleri ve mimarları tarafından, dış hizmet alınmadan tasarlandı. ​Tarihi Ağaçlar Korundu, Doğa Dostu Mimari Benimsendi ​İnşaat alanındaki mevcut dokuyu korumaya büyük önem verdiklerini belirten Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, alanda bulunan yüz yıllık mirasların muhafaza edildiğini vurguladı: ​‘’Bu değerli mekanda 100 yıllık çınar ağacı, 200 yıllık ceviz ağacı, 120 yıllık fıstık ağacı var. Biz bunları koruduk ve projemizi ağaçların konumuna göre hazırladık. Doğa dostu, insan dostu bir projeyi hayata geçiriyoruz.’’ ​Park Değil, Yaşayan Bir Okul ve Bilim Altyapısı ​Botanik, gastronomi, tarım, etnobotanik, fitoterapi, ekolojik tasarım, kültürel miras ve bilimsel araştırmayı buluşturan merkez, ziyaretçilerine çok yönlü deneyimler sunacak: ​Tropik Sera: 2.280 metrekarelik alanda dünyanın farklı iklimlerinden egzotik bitkileri bir araya getirecek. ​Üretim Serası: 6.400 metrekarelik alanda bitki üretimi, araştırma ve geleceğin tarım teknolojilerinin geliştirildiği yaşayan bir laboratuvar olacak. ​Zengin Donatı Alanları: Herbaryum, 3 eğitim binası, şifahane, attar, botanik sanat atölyesi, Etnobotanik Müzesi, Fitoterapi Merkezi ve Labirent Parkı ile hizmet verecek. ​Konforlu Ulaşım: Ziyaretçiler için 55 bin metrekarelik ulaşım ağı ve toplam 542 araç kapasiteli üç otopark yer alacak. ​Çocukların doğayı ve tarımı kitaplardan değil, bizzat atölyelerde deneyimleyerek öğreneceğini belirten Başkan Şahin, projeyi akademik dünya için güçlü bir bilimsel altyapıya dönüştüreceklerini ifade etti.

Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik Mersin’de Masaya Yatırıldı Haber

Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik Mersin’de Masaya Yatırıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi; Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Avrupa Birliği Bilgi Merkezi ve Slow Food iş birliğinde ‘Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik: Topraktan Sofraya Lezzetin Hafızası’ başlıklı etkinlik düzenledi. Etkinlikte; gastronominin kültürel mirası, yerel üretim ve sürdürülebilirlik ile ilişkisi birçok farklı bakış açısıyla ele alındı. Türkiye’nin değişik bölgelerinden yerel üreticileri, şefleri, akademisyenleri ve gastronomi öğrencilerini Mersin’de buluşturan program, 5 oturum halinde gerçekleştirildi. Etkinlikte; topraktan sofraya uzanan üretim zinciri, yerel ürünlerin korunması, agroekolojik yaklaşımlar ve gastronominin kültürel kimlikle bağı, detaylı biçimde değerlendirildi. Etkinliğin ilk oturumunda ‘Gastronomi, Kültür ve Kimlik İlişkisi’, ikinci oturumda ‘Kültürel Diyalog ve Kültürel Miras Aracı Olarak Gastronomi’ başlıkları ele alındı. Programın diğer bölümlerinde ise ‘Topraktan Sofraya Gastronomi Kimliğinin Sürdürülebilirliği’, ‘Yerel ve Sürdürülebilir Üretimin Haritalanması: Organik ve Agroekolojik Çiftlikler’ ile ‘Türkiye Slow Food Liderleri Deneyim Paylaşımı’ başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. Şahutoğlu: “Mersin, geniş mutfağıyla Akdeniz’in gastronomi hafızasıdır” Programa katılan Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Selçuk Şahutoğlu, Mersin’in gastronomi konusunda çok zengin bir kent olduğunu vurguladı. Toroslar’dan Akdeniz’e uzanan geniş coğrafyada her ürünün, her tarifin ve her sofranın bir hikaye taşıdığını ifade eden Şahutoğlu, “Bu hikayeler nesilden nesile aktarıldıkça bir anlam kazanıyor. Bizler bu coğrafyadaki her bir hikayenin, aslında gastronomiyle bağlantısı olduğunu düşünüyoruz. Gastronomi sadece bir yemek değil; bir kültür ve birlikteliktir. Mersin bereketli toprağı, iklimi, coğrafyası, güçlü tarımı, aynı zamanda çok geniş mutfağıyla, aslında Akdeniz'in bir gastronomi hafızası” dedi. “Gastronomi kültürel bir mirastır ve aktarıldıkça varlığını sürdürür” Dünyada gıda sistemlerinin; yaşanan iklim değişikliği, gıda israfı ve sürdürülebilir tarımın zorlukları dolayısıyla büyük sorunlar yaşadığını kaydeden Şahutoğlu, gastronominin bir dayanışma olduğunu ve bu bilinçle çalışmalar sürdürdüklerini belirtti. Şahutoğlu, “Bizler, gıda sistemlerinin yaşamış olduğu bu sorunları da ele alarak, sağlıklı gıdanın üretimini destekleyecek ve üretilen bu sağlıklı gıdaların nesilden nesile aktarılmasını sağlayacak gıda sistemi oluşturuyoruz” diye konuştu. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak yerelde üretimi destekleyen, önceleyen, kooperatifleri güçlendiren, kadın emeğini görünür kılan önemli çalışmalara da imza attıklarını sözlerine ekleyen Şahutoğlu, “Bizler aynı zamanda gastronominin kültürel bir miras olduğunu ve bunun aktarıldıkça var olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü sürdürülebilir gastronominin temelinin, sürdürülebilir tarımdan geçtiğini düşünüyor ve sürdürülebilir tarımın da yerelden desteklenebileceğini biliyoruz” ifadelerine yer verdi. Çakır: “Mersin’in önemli ürünlerini lezzete çevirmemiz lazım” MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır da Mersin’de üreticiden tüketiciye kadar herkesin birlik ve beraberlik içerisinde hareket edip, üretilen ürüne katma değer kazandırdığını söyleyerek, “Mersin’de çok önemli değerlerimiz var. Bu değerleri lezzete çevirmemiz lazım” dedi. Slow Food ekibinin çalışmalarının bu açıdan çok kıymetli olduğunu söyleyen Çakır, “Çünkü sürdürülebilirliği destekliyorlar. Slow Food-Yeryüzü pazarları da üreticimizi, tohumlarımızı ve ürünlerimizi koruyan önemli platformlar” diye konuştu. Lokmanoğlu: “Slow Food, hız odaklı tüketim anlayışına karşı doğmuş bir harekettir” Etkinliğin açılışında konuşan Türkiye Slow Food Koordinatörü Yasmina Lokmanoğlu ise Slow Food’un, modern dünyanın hız odaklı tüketim anlayışına karşı doğmuş önemli bir kültürel hareket olduğunu vurguladı. Slow Food’un, gıda ile nasıl bir gelecek kurulmak istendiğiyle alakalı olduğunu kaydeden Lokmanoğlu, “Bizler yiyeceği sadece tüketmeyen; aynı zamanda onu anlayan, sorgulayan ve sahip çıkan bir topluluğuz. Toprağı, üreticiyi ve geleceğimizi koruyabiliyoruz. İyi, temiz ve adil bir dünya ancak birlikte mümkün” ifadelerini kullandı. Programda ayrıca Slow Food Asya ve Pasifik Bölgesi Koordinatörü Elena Aniere, Avrupa’da sürdürülebilir gastronomi konulu sunumunda, Avrupa Birliği’nin ‘Çiftlikten Sofraya’ stratejisi kapsamında yürütülen iyi uygulama örneklerini paylaştı.

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım Haber

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım

İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen “İzmir Bağ Yolu”, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen program ile tanıtıldı. Proje, İzmir’in köklü bağcılık kültürünü korumayı, görünür kılmayı ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla geleceğe taşımayı hedefliyor. İzmir Bağ Yolu’nda 17 işletme, 1 onursal üye, 4 tane aday üye yer alıyor. İzmir Bağ Yolu’nun temeli, Avrupa Konseyi Kültür Rotaları arasında yer alan Iter Vitis üyeliği ile atıldı. Bu üyelik sayesinde İzmir, bağcılık mirasını uluslararası ölçekte temsil eden kentler arasındaki yerini aldı. İzmir .Bağ Yolu Lansmanı’na, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Turizm ve Fuarlar Komisyonu Başkanı Seyhan Müşerref Kuralı, Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, Menderes Belediye Başkan Yardımcısı Rüzgar Sönmez, Torbalı Belediye Başkan Yardımcısı Murat Gilgil, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, SKAL İzmir Başkanı Aydın Tokbaş, İzmir Ticaret Odası Meclisi Konaklama Komitesi Başkanı Ahmet Kilimci, TÜRSAB Ege BTK Yönetim Kurulu üyeleri, firma ve sektör temsilcileri katıldı. “Bu hikayenin kendisi de biziz” Programın açılışında konuşan Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, İzmir’in gastronomi ve bağ turizmi potansiyeline dikkat çekti. Güçer, “Üzümün ve şarabın gen kaynağı olan bu coğrafyanın yeniden güçlü bir kültür rotasıyla temsil edilmesi büyük bir anlam taşıyor. Yaklaşık 15 yıl boyunca bu ölçekte bir yapılanma yoktu, ancak kararlı bir çalışmayla kısa sürede Avrupa ölçeğinde en hızlı büyüyen ağlardan biri haline geldik. Bu rota, kültürel mirasımızı yalnızca anlatmakla kalmıyor; onu bir deneyime ve ekonomik değere dönüştüren bütüncül bir yaklaşım sunuyor. İzmir ise bu hikayenin en güçlü duraklarından biri. Bu potansiyelin, ekonomik hayatın içinde yer alması gerekiyor. Çünkü bir rotanın anlam kazanabilmesi için hikayeleştirilmesi şart. Bu hikayeyi anlatanlar biziz; aslında bu hikayenin kendisi de biziz. Bu nedenle bu değeri birlikte üretmek, birlikte anlatmak ve kalıcı bir ekonomik karşılığa dönüştürmek zorundayız” dedi. Pozitif birlikteliğe dikkat çekti Iter Vitis Başkanı Emanuela Panke, gönderdiği video mesajında; İzmir’de aktif ve dinamik bir bağcılık topluluğunu olduğunu ifade ederek, pozitif ve motive olmuş birlikteliğin birçok destinasyonda olmadığını sözlerine ekledi. İzmir Bağ Yolu’nun da bu pozitif birlikteliğin bir kanıtı olarak başarılı olacağını belirten Panke, İzmir’in doğal güzelleri ve kaliteli turizm ürünleriyle daha iyi yerlere geleceğine inandığını ifade etti. “Bölgesel refahı destekliyor” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ise “Oluşturduğumuz İzmir Bağ Rotası; yerel üreticilerimizi destekleyen, kırsal kalkınmayı teşvik eden, kültürel mirasımızı koruyan ve ziyaretçilere özgün deneyimler sunan bütüncül bir model olarak öne çıkmakta. Bu rota sayesinde yalnızca şarap üretimi değil; gastronomi, kültür, turizm ve yerel ekonomi arasında güçlü bir bağ kurulmakta” dedi. Konuşmasında İzmir’in bağcılık mirasının uluslararası platformlarda buluşacağını ifade eden Prof. Dr. Okyay, bağ evleri ve şaraphanelerden kültürel miras alanlarına, gastronomi duraklarından konaklama tesislerine kadar uzanan geniş bir ekosistem oluştuğunu, bu yapının, yalnızca turizmi değil, aynı zamanda yerel kalkınmayı ve bölgesel refahı da desteklediğini dile getirdi. Ortak hareket çağrısı yaptı Kültürel mirasın korunması ve doğru anlatılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Okyay, “Bu çalışmaların uluslararası ölçekte nasıl karşılık bulduğunu gördükçe, kendimizi nasıl anlattığımızın ne kadar belirleyici olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bu süreç sizlerin katkılarıyla mümkün oluyor. Hepinize İzmir adına çok teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak süreci kolaylaştırmak için buradayız. Turizm Şube Müdürlüğümüz bu işe gönül verdi. Birçok farklı ağda, farklı destinasyonlarla birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmak bu işin en önemli noktası. Burası Homeros’un memleketi, öyküler elbette bizim olacak. Bu öyküyü çok daha geliştireceğimizi biliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz buradayız, birlikte yol almaya devam edelim. İlçe belediye başkanlarımız burada, sizler buradasınız. Bu birliktelikten çok daha güzel çalışmalar çıkacak” diyerek İzmir’in potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi için ortak hareket çağrısı yaptı. Ortak marka çatısı Turizm Şube Müdürlüğü Birim Şefi Sinem Soygül tarafından İzmir Bağ Yolu tanıtım sunumu gerçekleştirildi. Sunumda rotanın hedefleri, üyelik kriterleri ve gelecek dönem planları paylaşıldı. Program kapsamında; İzmir Bağ Yolu’nda yer alan ilçelerin belediye başkanları ve başkan yardımcıları, kendi bölgelerinde yer alan işletmelere üyelik sertifikalarını sundu. Ayrıca, Efes Tarlası Yaşam Köyü’ne Iter Vitis Onursal Üyelik Sertifikası Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e takdim edildi. Urla Bağ Yolu Derneği’nin de Iter Vitis üyelik sertifikasını, Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ile birlikte aldı. İzmir Bağ Yolu ile birlikte üreticiler, yerel yönetimler ve turizm paydaşları ortak bir marka çatısı altında buluşacak; hazırlanacak tur paketleri, eğitim programları ve uluslararası iş birlikleri ile İzmir’in bağcılık mirası dünya sahnesine taşınacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.