Hava Durumu

#Kültürel Miras

Kırsal Haber - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik Mersin’de Masaya Yatırıldı Haber

Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik Mersin’de Masaya Yatırıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi; Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Avrupa Birliği Bilgi Merkezi ve Slow Food iş birliğinde ‘Gastronomi, Kültür ve Sürdürülebilirlik: Topraktan Sofraya Lezzetin Hafızası’ başlıklı etkinlik düzenledi. Etkinlikte; gastronominin kültürel mirası, yerel üretim ve sürdürülebilirlik ile ilişkisi birçok farklı bakış açısıyla ele alındı. Türkiye’nin değişik bölgelerinden yerel üreticileri, şefleri, akademisyenleri ve gastronomi öğrencilerini Mersin’de buluşturan program, 5 oturum halinde gerçekleştirildi. Etkinlikte; topraktan sofraya uzanan üretim zinciri, yerel ürünlerin korunması, agroekolojik yaklaşımlar ve gastronominin kültürel kimlikle bağı, detaylı biçimde değerlendirildi. Etkinliğin ilk oturumunda ‘Gastronomi, Kültür ve Kimlik İlişkisi’, ikinci oturumda ‘Kültürel Diyalog ve Kültürel Miras Aracı Olarak Gastronomi’ başlıkları ele alındı. Programın diğer bölümlerinde ise ‘Topraktan Sofraya Gastronomi Kimliğinin Sürdürülebilirliği’, ‘Yerel ve Sürdürülebilir Üretimin Haritalanması: Organik ve Agroekolojik Çiftlikler’ ile ‘Türkiye Slow Food Liderleri Deneyim Paylaşımı’ başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. Şahutoğlu: “Mersin, geniş mutfağıyla Akdeniz’in gastronomi hafızasıdır” Programa katılan Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Selçuk Şahutoğlu, Mersin’in gastronomi konusunda çok zengin bir kent olduğunu vurguladı. Toroslar’dan Akdeniz’e uzanan geniş coğrafyada her ürünün, her tarifin ve her sofranın bir hikaye taşıdığını ifade eden Şahutoğlu, “Bu hikayeler nesilden nesile aktarıldıkça bir anlam kazanıyor. Bizler bu coğrafyadaki her bir hikayenin, aslında gastronomiyle bağlantısı olduğunu düşünüyoruz. Gastronomi sadece bir yemek değil; bir kültür ve birlikteliktir. Mersin bereketli toprağı, iklimi, coğrafyası, güçlü tarımı, aynı zamanda çok geniş mutfağıyla, aslında Akdeniz'in bir gastronomi hafızası” dedi. “Gastronomi kültürel bir mirastır ve aktarıldıkça varlığını sürdürür” Dünyada gıda sistemlerinin; yaşanan iklim değişikliği, gıda israfı ve sürdürülebilir tarımın zorlukları dolayısıyla büyük sorunlar yaşadığını kaydeden Şahutoğlu, gastronominin bir dayanışma olduğunu ve bu bilinçle çalışmalar sürdürdüklerini belirtti. Şahutoğlu, “Bizler, gıda sistemlerinin yaşamış olduğu bu sorunları da ele alarak, sağlıklı gıdanın üretimini destekleyecek ve üretilen bu sağlıklı gıdaların nesilden nesile aktarılmasını sağlayacak gıda sistemi oluşturuyoruz” diye konuştu. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak yerelde üretimi destekleyen, önceleyen, kooperatifleri güçlendiren, kadın emeğini görünür kılan önemli çalışmalara da imza attıklarını sözlerine ekleyen Şahutoğlu, “Bizler aynı zamanda gastronominin kültürel bir miras olduğunu ve bunun aktarıldıkça var olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü sürdürülebilir gastronominin temelinin, sürdürülebilir tarımdan geçtiğini düşünüyor ve sürdürülebilir tarımın da yerelden desteklenebileceğini biliyoruz” ifadelerine yer verdi. Çakır: “Mersin’in önemli ürünlerini lezzete çevirmemiz lazım” MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır da Mersin’de üreticiden tüketiciye kadar herkesin birlik ve beraberlik içerisinde hareket edip, üretilen ürüne katma değer kazandırdığını söyleyerek, “Mersin’de çok önemli değerlerimiz var. Bu değerleri lezzete çevirmemiz lazım” dedi. Slow Food ekibinin çalışmalarının bu açıdan çok kıymetli olduğunu söyleyen Çakır, “Çünkü sürdürülebilirliği destekliyorlar. Slow Food-Yeryüzü pazarları da üreticimizi, tohumlarımızı ve ürünlerimizi koruyan önemli platformlar” diye konuştu. Lokmanoğlu: “Slow Food, hız odaklı tüketim anlayışına karşı doğmuş bir harekettir” Etkinliğin açılışında konuşan Türkiye Slow Food Koordinatörü Yasmina Lokmanoğlu ise Slow Food’un, modern dünyanın hız odaklı tüketim anlayışına karşı doğmuş önemli bir kültürel hareket olduğunu vurguladı. Slow Food’un, gıda ile nasıl bir gelecek kurulmak istendiğiyle alakalı olduğunu kaydeden Lokmanoğlu, “Bizler yiyeceği sadece tüketmeyen; aynı zamanda onu anlayan, sorgulayan ve sahip çıkan bir topluluğuz. Toprağı, üreticiyi ve geleceğimizi koruyabiliyoruz. İyi, temiz ve adil bir dünya ancak birlikte mümkün” ifadelerini kullandı. Programda ayrıca Slow Food Asya ve Pasifik Bölgesi Koordinatörü Elena Aniere, Avrupa’da sürdürülebilir gastronomi konulu sunumunda, Avrupa Birliği’nin ‘Çiftlikten Sofraya’ stratejisi kapsamında yürütülen iyi uygulama örneklerini paylaştı.

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım Haber

İzmir’in Bağcılık Mirası İçin Yeni Adım

İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen “İzmir Bağ Yolu”, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı kapsamında gerçekleştirilen program ile tanıtıldı. Proje, İzmir’in köklü bağcılık kültürünü korumayı, görünür kılmayı ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla geleceğe taşımayı hedefliyor. İzmir Bağ Yolu’nda 17 işletme, 1 onursal üye, 4 tane aday üye yer alıyor. İzmir Bağ Yolu’nun temeli, Avrupa Konseyi Kültür Rotaları arasında yer alan Iter Vitis üyeliği ile atıldı. Bu üyelik sayesinde İzmir, bağcılık mirasını uluslararası ölçekte temsil eden kentler arasındaki yerini aldı. İzmir .Bağ Yolu Lansmanı’na, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Turizm ve Fuarlar Komisyonu Başkanı Seyhan Müşerref Kuralı, Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, Menderes Belediye Başkan Yardımcısı Rüzgar Sönmez, Torbalı Belediye Başkan Yardımcısı Murat Gilgil, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, SKAL İzmir Başkanı Aydın Tokbaş, İzmir Ticaret Odası Meclisi Konaklama Komitesi Başkanı Ahmet Kilimci, TÜRSAB Ege BTK Yönetim Kurulu üyeleri, firma ve sektör temsilcileri katıldı. “Bu hikayenin kendisi de biziz” Programın açılışında konuşan Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, İzmir’in gastronomi ve bağ turizmi potansiyeline dikkat çekti. Güçer, “Üzümün ve şarabın gen kaynağı olan bu coğrafyanın yeniden güçlü bir kültür rotasıyla temsil edilmesi büyük bir anlam taşıyor. Yaklaşık 15 yıl boyunca bu ölçekte bir yapılanma yoktu, ancak kararlı bir çalışmayla kısa sürede Avrupa ölçeğinde en hızlı büyüyen ağlardan biri haline geldik. Bu rota, kültürel mirasımızı yalnızca anlatmakla kalmıyor; onu bir deneyime ve ekonomik değere dönüştüren bütüncül bir yaklaşım sunuyor. İzmir ise bu hikayenin en güçlü duraklarından biri. Bu potansiyelin, ekonomik hayatın içinde yer alması gerekiyor. Çünkü bir rotanın anlam kazanabilmesi için hikayeleştirilmesi şart. Bu hikayeyi anlatanlar biziz; aslında bu hikayenin kendisi de biziz. Bu nedenle bu değeri birlikte üretmek, birlikte anlatmak ve kalıcı bir ekonomik karşılığa dönüştürmek zorundayız” dedi. Pozitif birlikteliğe dikkat çekti Iter Vitis Başkanı Emanuela Panke, gönderdiği video mesajında; İzmir’de aktif ve dinamik bir bağcılık topluluğunu olduğunu ifade ederek, pozitif ve motive olmuş birlikteliğin birçok destinasyonda olmadığını sözlerine ekledi. İzmir Bağ Yolu’nun da bu pozitif birlikteliğin bir kanıtı olarak başarılı olacağını belirten Panke, İzmir’in doğal güzelleri ve kaliteli turizm ürünleriyle daha iyi yerlere geleceğine inandığını ifade etti. “Bölgesel refahı destekliyor” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ise “Oluşturduğumuz İzmir Bağ Rotası; yerel üreticilerimizi destekleyen, kırsal kalkınmayı teşvik eden, kültürel mirasımızı koruyan ve ziyaretçilere özgün deneyimler sunan bütüncül bir model olarak öne çıkmakta. Bu rota sayesinde yalnızca şarap üretimi değil; gastronomi, kültür, turizm ve yerel ekonomi arasında güçlü bir bağ kurulmakta” dedi. Konuşmasında İzmir’in bağcılık mirasının uluslararası platformlarda buluşacağını ifade eden Prof. Dr. Okyay, bağ evleri ve şaraphanelerden kültürel miras alanlarına, gastronomi duraklarından konaklama tesislerine kadar uzanan geniş bir ekosistem oluştuğunu, bu yapının, yalnızca turizmi değil, aynı zamanda yerel kalkınmayı ve bölgesel refahı da desteklediğini dile getirdi. Ortak hareket çağrısı yaptı Kültürel mirasın korunması ve doğru anlatılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Okyay, “Bu çalışmaların uluslararası ölçekte nasıl karşılık bulduğunu gördükçe, kendimizi nasıl anlattığımızın ne kadar belirleyici olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bu süreç sizlerin katkılarıyla mümkün oluyor. Hepinize İzmir adına çok teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak süreci kolaylaştırmak için buradayız. Turizm Şube Müdürlüğümüz bu işe gönül verdi. Birçok farklı ağda, farklı destinasyonlarla birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmak bu işin en önemli noktası. Burası Homeros’un memleketi, öyküler elbette bizim olacak. Bu öyküyü çok daha geliştireceğimizi biliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz buradayız, birlikte yol almaya devam edelim. İlçe belediye başkanlarımız burada, sizler buradasınız. Bu birliktelikten çok daha güzel çalışmalar çıkacak” diyerek İzmir’in potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi için ortak hareket çağrısı yaptı. Ortak marka çatısı Turizm Şube Müdürlüğü Birim Şefi Sinem Soygül tarafından İzmir Bağ Yolu tanıtım sunumu gerçekleştirildi. Sunumda rotanın hedefleri, üyelik kriterleri ve gelecek dönem planları paylaşıldı. Program kapsamında; İzmir Bağ Yolu’nda yer alan ilçelerin belediye başkanları ve başkan yardımcıları, kendi bölgelerinde yer alan işletmelere üyelik sertifikalarını sundu. Ayrıca, Efes Tarlası Yaşam Köyü’ne Iter Vitis Onursal Üyelik Sertifikası Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e takdim edildi. Urla Bağ Yolu Derneği’nin de Iter Vitis üyelik sertifikasını, Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ile birlikte aldı. İzmir Bağ Yolu ile birlikte üreticiler, yerel yönetimler ve turizm paydaşları ortak bir marka çatısı altında buluşacak; hazırlanacak tur paketleri, eğitim programları ve uluslararası iş birlikleri ile İzmir’in bağcılık mirası dünya sahnesine taşınacak.

Urla’da 12. Enginar Festivali Coşkusu  Haber

Urla’da 12. Enginar Festivali Coşkusu 

İzmir’in gastronomi merkezi Urla’nın dünyaca ünlü organizasyonu Uluslararası Urla Enginar Festivali, 12’nci kez kapılarını açtı. 1-3 Mayıs tarihleri arasında Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktasına dönüştüren festivalin açılış töreni Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirildi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir milletvekilleri Deniz Yücel, Ednan Arslan, Ümit Özlale, ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ve ilçe belediye başkanları, geçmiş dönem Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler, dünyaca ünlü şefler ve Türkiye’nin dört bir yanından Urla’ya akın eden binlerce yurttaş katıldı. Çiftçilerden Urla’nın emeğine yakışır kortej Festival gelenekselleşen kortejle başladı. Başkan Dr. Cemil Tugay ve protokol, Jandarma Kavşağı’ndan başlayarak festivalin coşkusunu Urla sokaklarına taşıdı. Urla’nın bereketli topraklarını ve kültürel zenginliğini simgeleyen renkli kortej; özel kostümler, çiçeklerle bezeli figürler, minik sporcular, şefler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğiyle karnaval havasında gerçekleştirildi. Kortej Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Ardından Başkan Tugay ve protokol Urla Belediyesi önünden geçiş yapan çiftçileri selamladı. Çiftçiler atlarla enginar yüklü traktörlerle coşkuyu zirveye taşıdı. Açılış töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda halk oyunları gösterisi yapıldı. “İzmir Türkiye’nin en fazla tarım yapılan kentidir” Sözlerine tüm emekçilerin 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayarak başlayan Başkan Tugay, bahar aylarının İzmir’in dört bir yanında festival ayı olduğunu ifade ederek, “İzmir'in kendi yerel üretim kültürünün önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Ve her sene Enginar Festivali'nin biraz daha büyüdüğünü, geliştiğini, daha fazla ilgi gördüğünü hepimiz görüyoruz. İzmir tarihsel olarak bir tarım kenti. Havzalarıyla bütün İzmir, en köklü tarımsal gelenekleri olan ve halen de yoğun tarım yapılan topraklar. İzmir şu anda hayvansal üretimde Türkiye'de ikinci sırada. Hem ette hem süt ve süt ürünlerinde böyle. Ama bitkisel tarımda da bazen ikinci, bazen üçüncü oluyor” diye konuştu. “Urla’nın önce kökenini bilmek lazım” Yapılaşma riskine dikkat çeken Başkan Tugay, Urla’nın tarihsel ve tarımsal değerlerine vurgu yaptı. Evliya Çelebi’nin bölgeye dair anlatılarına da değinen Tugay, Urla’nın özel bir ekosisteme sahip olduğunu belirterek, “Burası tarım için son derece uygun ve çok kıymetli topraklara sahip. Tarihine baktığımızda, dünyanın ilk şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu, üzümcülüğün en eski örneklerinin bu coğrafyada geliştiğini görüyoruz” dedi. Bir kentin geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tugay, “Bir yeri gerçekten tanımak için onun hikâyesini de bilmek gerekir. Urla’yı yalnızca yapılaşma alanı olarak görmek büyük bir eksiklik olur. Bu bölgenin güçlü bir tarımsal ve ekolojik geçmişi var; bu değerleri koruyarak hareket etmek zorundayız” diye konuştu. “İzmir'de yaşamaya her zaman özeniyorlar” Başkan Tugay, tarımın yalnızca gıda ihtiyacını karşılayan bir alan olmadığını, aynı zamanda korunması ve geliştirilerek geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer olduğunu vurguladı. Tarımın, insanlığın en önemli kültürel birikimlerinden biri olan gastronominin de temelini oluşturduğunu belirten Tugay, “Urla’da bugün gördüğümüz gibi, nitelikli tarım yapıldığında ve insanlar bunun kıymetini bildiğinde, gastronomi de aynı ölçüde gelişiyor. Bu süreçlerin hiçbiri tesadüfen ortaya çıkmıyor; zamanla ve emekle oluşuyor” dedi. İzmir’in 35 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, bu zenginliğin önemli örneklerinden birinin de sakız enginarı olduğunu ifade etti. Tugay, “Böyle bir zenginliğin içinde yaşıyoruz. Bu zenginlik sadece toprağı ve tarımıyla değil; insanıyla ve kültürüyle de var oluyor. Bu nedenle İzmir, pek çok insan için çekici ve nitelikli bir yaşam alanı sunuyor; insanlar burada yaşamayı her zaman arzu ediyor” diye konuştu. “Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız” İzmir ile gurur duyduklarını ifade eden Başkan Tugay, “Biz bu şehirde memleketimizin her tarafından gelen insanlarla hep dostluk, kardeşlik içerisinde yaşadık. Komşuluğun, insanlığın değerini bildik. İzmir halkı her zaman yardımsever oldu. İzmir'le gurur duyuyoruz. Bazı insanlar İzmirlilerin 'İzmir'in dağlarında çiçekler açar' marşıyla neden coştuğunu anlayamıyorlar. Ya da umuda ihtiyacınız olduğu zaman 'Güzel günler göreceğiz çocuklar' şarkısında kendimizi bulmamızı da anlayamıyorlar. Ama biz öyle insanlarız. Biz bu şehrin değerini bilen insanlarız; bu şehrin kültürel değerini, insana dair değerini, barışa dair değerini, çevreye dair değerini, yaşama dair değerini her anlamda bilen insanlarız. İzmir, her zaman değerleriyle, güzellikleriyle, mutluluklarıyla, keyfiyle İzmir olarak yaşamaya devam edecek. Bu şehre hizmet etmek bizler için büyük bir onurdur” diye konuştu. “Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak” Festivalin açılış töreninde konuşan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, “Gelecek toprağıyla bağını koparmayan şehirlerin olacak. Urla o şehirlerden birisi olacak. Bazı şehirler kalabalığıyla hatırlanır, bazıları ise ürettikleriyle. Urla üreten olmayı tercih eden ilçelerdendir. Tarım sadece üretim değil, bilgiyle, sabırla, doğayla kurulan bir dengedir. Biz bu toprağı korumaya, işlemeye devam ediyoruz. Atalarımızdan aldığımız mirası çocuklarımıza bırakmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Enginar da zeytin ve üzüm gibi bu değerlerin en önemli temsilcisi. Bütün dünya iklim krizi ve gıda güvenliği sorunuyla uğraşıyor. Urla bu yıl krizlere rağmen 6 milyar baş enginar rekoltesine ulaştı. Bu da topraktan bağımızın kopmadığının göstergesidir” diye konuştu. “Urla’da toprak konuşur, emek büyür” Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan ise, “Bugün burada sadece bir festivali değil, toprağın sabrını, emeğin değerini selamlıyoruz. Urla tarımının en büyük kahramanlarından birisi sakız enginarıdır. Enginar çiftçiye umut olur. Sadece enginarıyla değil üzümüyle, zeytiniyle, şevketi bostanıyla nice ürünler bu toprakların kültürüdür, değeridir. Toprak varsa hayat var. Urla her geçen gün betonlaşıyor. Kendi elimizle geleceğimizi yok ediyoruz. Urla’da toprak konuşur, emek büyür. Her emek geleceğe bırakılmış bir mirastır” dedi. İzmir’in ilk deniz ürünleri festivali için kollar sıvandı Açılış töreninin ardından Başkan Tugay, Başkan Balkan ve Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Dr. Levent Köstem ile festivalin ilk söyleşisinde konuşmacı oldu. Ahmet Güzelyağdöken’in moderatörlüğünde gerçekleşen “Tarım Gastronomi ve Turizm” başlıklı söyleşide Urla’nın gastronomi geleceği konuşuldu. İzmir’in dört bir yanında gerçekleştirilen festivallere karşın kentin en büyük değerlerinden deniz ürünlerine dair festivalin olmadığının konuşulması üzerine Başkan Tugay, “İzmir, Türkiye’nin en önemli gastronomi şehirlerinden birisi. İzmir’in zeytinyağlıları var, ot kültürü var ama aynı zamanda deniz ürünleri var. Deniz ürünleriyle ilgili bir festival olması lazım. Foça’da, Karaburun’da ya da kıyı balıkçılığının geliştiği yerlerde bu festivali yapabiliriz” dedi. Başkan Balkan ise Urla olarak deniz ürünleri festivaline talip olduklarını ifade etti. “Ege Bölgesi adeta bir maden” Söyleşide İzmir’in turizmde kalkınma yol haritasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, İzmir için hedeflerinin katma değeri yüksek turizm ve nitelikli turist olduğunu söyledi. Bu doğrultuda İzmir’in iki önemli potansiyelinin bulunduğunu ifade eden Tugay, bunlardan ilkinin antik ve tarihi-kültürel miras olduğunu belirtti. İzmir’in 7 antik kente sahip olduğuna dikkat çeken Tugay, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin verdiği yaklaşık 200 kazı alanının bulunduğunu, yer altında keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda tarihi değer olduğunu söyledi. Bu potansiyelin ortaya çıkarılmasıyla İzmir’in Roma benzeri bir kültürel çekim merkezine dönüşebileceğini ifade etti. İkinci önemli alanın gastronomi olduğunu vurgulayan Tugay, “Yurt dışında bize tattırılan yemeklerin çok daha iyisi bizim mutfağımızda var. İzmir gerçekten bir cennet. Ege Bölgesi gastronomi hammaddesi açısından adeta bir maden” dedi. Bu zenginliğin yeterince değerlendirilemediğine dikkat çekti. Urla sokakları sanat ve gastronomiyle dolup taşacak 12. Uluslararası Urla Enginar Festivali 3 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Yerel üreticilerin taze ürünlerinin tezgahları bereketlendireceği festivalde dünyaca ünlü şeflerin mutfak atölyeleriyle gastronomi tutkunlarını ağırlayacak. Üç gün boyunca Urla’nın tarihi sokaklarını sanatın ve lezzetin buluşma noktası haline getirecek festival kapsamında Otopark, Malgaca ve Sanat Çarşısı’nda müzik dinletileri yer alacak. Ana sahnede ilk gün Grup Papara, ikinci gün Cuba Duo ve Grup Pikap, son gün ise ünlü sanatçı Mehmet Erdem konser verecek. Festival boyunca birbirinden ünlü şefler ana sahnede söyleşiler düzenleyecek. Festivalin sonunda ise Enginarlı Lezzetler Yemek Yarışması’nın ödülleri sahiplerini bulacak.

Ezogelin Yöresel Bebek Çalıştayı Gaziantep’te Başladı Haber

Ezogelin Yöresel Bebek Çalıştayı Gaziantep’te Başladı

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından Anelsander iş birliğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Ezogelin Yöresel Bebek Çalıştayı, yurt dışından ve Türkiye’nin farklı illerinden gelen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatkarları Gaziantep’te buluşturdu. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Bilim Daire Başkanlığı Kütüphaneler ve Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından, Anadolu El Sanatlarını Yaşatma ve Geliştirme Derneği (Anelsander) iş birliğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Ezogelin Yöresel Bebek Çalıştayı başladı. Kültürel mirasın önemli değerlerinden biri olan Ezogelin figürünü sanatla buluşturan çalıştay, bu yıl da sanatseverleri, kültür paydaşlarını, yöresel bebek sanatkarlarını, eğitmenleri, çocukları ve aileleri bir araya getirdi. Çalıştayın açılış programına Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Feray Yılmaz, Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdürü Selçuk Korkmaz, Oğuzeli Belediyesi Başkanvekili Mehmet Akif Tuncer, Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Özer, bez bebek ustaları, eğitmenler, çocuklar ve aileleri katıldı. Programda kurdele kesim töreni öncesinde, dünyanın ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden Gaziantep’e gelen bez bebek sanatçılarına ve eğitmenlere, çalıştaya katılımlarından dolayı teşekkür belgesi takdim edildi. Belgeler protokol üyeleri tarafından verildi. YILMAZ: “EZOGELİN, KÜLTÜRÜMÜZDE YER ALMIŞ GÜÇLÜ BİR KARAKTER” Açılış programında konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Feray Yılmaz, çalıştayın kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması açısından önem taşıdığını belirterek, şunları söyledi “Bugün çok özel bir mekanda, Oyun ve Oyuncak Müzemizde, çok güzel bir festivalin açılışını gerçekleştiriyoruz. Altıncısını düzenlediğimiz Uluslararası Ezogelin Bebek Çalıştayı’nda birbirinden güzel çalışmalar yapılacağına yürekten inanıyoruz.. Ezogelin başlı başına güçlü bir karakter, tarihe damgasını vurmuş, kültürümüzde yer almış kıymetli bir değerdir. Bunun yeniden canlandırılması ve gelecek nesillere aktarılması için bu çalıştay çok kıymetli.” FARKLI YÖRELERE AİT BEBEK ATÖLYELERİ DÜZENLENECEK Yurt dışından Macaristan, Gürcistan, Ukrayna ve Özbekistan’dan; Türkiye’den ise İzmir, Çanakkale, Akşehir, Bartın, Sivas, Kars, Adıyaman ve Isparta’dan gelen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı 12 yöresel bebek sanatkarı, çalıştay süresince kendi yörelerine özgü bebek sanatını katılımcılarla buluşturacak. Çalıştay kapsamında ayrıca “Dünya Bebekleri Sergisi” de ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. 3 Mayıs’a kadar devam edecek etkinlik takvimine göre, sanatkarlar tarafından kitre bebek, bez bebek, ahşap oyuncak, pamuk ve kil bebekler, geleneksel boncuklu anahtarlık, turistik maskot yaka iğnesi, hasır bebek, motanka bebeği, maskot bez bebek, bileklik yapımı ve farklı yörelere ait bebek atölyeleri düzenlenecek. ÇALIŞTAY KAPSAMINDA SÖYLEŞİ PROGRAMLARINA DA YER VERİLECEK Çalıştayda söyleşi programları da yer alacak. Bu kapsamda “Geleneksel ve Belgesel Bebek Üretimi ve Aktarımında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar, Teknikler, Örnekler”, “Müzeler, Masallar ve Mitoloji Temalı Oyun Kültürü” ile “Etnografik ve Sosyokültürel Kimliğin Yöresel Bebekler Üzerine Uygulanışı” başlıklarında sunumlar yapılacak. Program süresince katılımcılar, Gaziantep Müzeleri Gezisi, Ezogelin-Barak Kültür Evi ziyareti ve Gaziantep kültür gezisiyle kentin kültürel dokusunu yakından tanıma imkanı bulacak. 6’ncı Uluslararası Ezogelin Yöresel Bebek Çalıştayı, atölye uygulamaları, sergi, söyleşi, kültür gezileri ve genel değerlendirme programlarının ardından 3 Mayıs’ta sona erecek.

2026 Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri Başlıyor! Haber

2026 Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri Başlıyor!

Baharın müjdeleyicisi, bereketin ve kardeşliğin simgesi olan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri için Edirne’de geri sayım başladı. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan ve her yıl on binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan şenlikler, bu yıl 5-6 Mayıs 2026 tarihlerinde Edirne Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. ​Kakava Ateşi 5 Mayıs’ta Gökyüzüne Yükselecek ​Şenliklerin kalbi sayılan geleneksel Kakava Ateşi, 5 Mayıs Salı günü saat 16.00’da Sarayiçi’nde yakılacak. Yaklaşık 1400 yıllık bir geçmişe sahip olan bu dev ateş, Edirne Belediye Bandosu’nun seslendireceği efsanevi "Ederlezi" ezgileri eşliğinde alev alacak. Roman kültüründe arınmayı ve yeni başlangıçları temsil eden ateşin etrafında binlerce kişi dans ederek baharı selamlayacak. ​Tarık Mengüç ile Eğlence Zirve Yapacak ​Edirne Belediyesi, bu yılki programda hem ulusal hem de yerel sanatçılara geniş yer ayırıyor. 5 Mayıs akşamı saat 20.00’de ünlü Roman müziği sanatçısı Tarık Mengüç, sahne performansıyla şenlik coşkusunu zirveye taşıyacak. ​Programda Yer Alan Diğer Sanatçı ve Gruplar: ​Yerel Güç: Çengel Kardeşler, Göksel Demlendirici Blues Show, Hayrettin Zurnacı ve ekibi. ​Misafir Ekipler: Üsküdar Belediyesi Roman Orkestrası. ​Dans Gösterileri: Edirne Belediyesi Modern Dans ve Roman ekipleri, DJ performansları. ​Tunca Nehri’nde Şafak Ritüeli ve Dilek Çiçekleri ​Şenliklerin ikinci günü olan 6 Mayıs Çarşamba sabahı, gün ağarmadan Tunca Nehri kıyısında kadim ritüeller başlayacak. "Turkish Romani By Burcu Koçyiğit" ve dans ekibinin sergileyeceği Hıdırellez özel gösterisinin ardından, protokol ve vatandaşlar nehir kıyısında buluşacak. ​Tarihi köprü üzerinden Tunca Nehri’nin serin sularına bırakılacak temsili dilek çiçekleri; tüm insanlık için barış, sağlık, bereket ve adalet dileklerini suyla buluşturacak. ​Başkan Filiz Gencan: "Tüm Dünyayı Edirne’ye Davet Ediyoruz" ​Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan, Kakava ve Hıdırellez’in birleştirici gücüne vurgu yaparak şunları söyledi: ​"Edirne’miz farklı renklerin ve ritimlerin buluşma noktasıdır. Bu kadim geleneği gelecek kuşaklara aktarmak ve tüm dünyaya tanıtmak bizim görevimiz. Müziğin ve dansın birleştirici gücüyle baharı karşılamak için tüm vatandaşlarımızı Kakava ateşinin etrafında buluşmaya davet ediyorum."

Kayseri Pastırması'nın Avrupa Zaferi YÖREX'te Taçlandı Haber

Kayseri Pastırması'nın Avrupa Zaferi YÖREX'te Taçlandı

Kayseri Ticaret Odası (KTO), Antalya’da düzenlenen 14. YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı’na "AB Tescilli Kayseri Pastırması" damgasını vurdu. Şehrin gastronomi değerlerini dünyaya açan KTO’nun bu başarısı, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından takdim edilen teşekkür plaketi ile onurlandırıldı. Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde, TOBB’un desteğiyle kapılarını açan 14. YÖREX Fuarı, bu yıl çok özel bir törene ev sahipliği yaptı. Kayseri’nin kadim lezzeti Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Tescili alması dolayısıyla, Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy’a teşekkür plaketi takdim edildi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun elinden plaketi alan Başkan Gülsoy, bu tescilin Kayseri’nin dünya mutfağındaki yerini sağlamlaştırdığını vurguladı. GÜLSOY : KAYSERİ’NİN YÖRESEL ÜRÜNLERİ YÖREX’TE BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ Fuar süresince ziyaretçilerin akınına uğrayan KTO standında açıklamalarda bulunan Başkan Ömer Gülsoy, coğrafi işaretli ürünlerin sadece birer kültürel miras değil, aynı zamanda dev bir ekonomik güç olduğunu belirtti. Gülsoy şunları söyledi: " Dünyada coğrafi işaretli ürünler pazarı gelişerek artmakta. 16 senede neredeyse 18 kat arttı ve 1800'ün üzerine çıktı. TOBB’un desteğiyle AB’de tescilli ürün sayısı 46’ya çıktı. Daha bir bu kadar ürünümüz de sırada bekliyor. Dünya genelinde coğrafi işaretli ürünler 200 milyar dolarlık bir pazar payına sahip. Amacımız bu büyük pastadan Kayseri olarak hak ettiğimiz payı almaktır. Hedefimiz, ürünlerimizin sadece sergilenmesi değil, sürdürülebilir bir ekonomik kazanca dönüşmesidir. Bu kapsamda hem Coğrafi işaret algısının hem de bilinirliğinin artmasını sağlayan YÖREX Fuarı, şehrimiz ve ülkemiz adına oldukça önemlidir. YÖREX, yöresel ürünlerin getirildiği, gösterildiği fuar olmanın dışında kendini geliştiren bir fuar. Yerel ürünlerimizin tanıtımına olan bağımlılığımızı vurgulamak istiyoruz. Bizde Kayseri Ticaret Odası olarak geniş bir ekiple fuarda yerimizi alarak kadim şehrimizin coğrafi işaretli ürünlerini sergiledik. Standımıza gelen misafirlerimize pastırma, sucuk, mantı, tandır böreği, kayseri yağlaması, çemen ve nevzine ikramında bulunduk. Kayseri’nin diğer illerle göre marka bilinilirliği daha yüksek." 17 TESCİLLİ LEZZET, TEK BİR STANTTA BULUŞTU KTO standı, fuarın en çok ziyaret edilen noktası olurken; başta AB Tescilli Kayseri Pastırması olmak üzere; sucuk, mantı, yağlama, nevzine, tandır böreği, fırın ağzı kebabı, gül baklava, yağ mantısı ve purov mantısı gibi toplam 17 tescilli lezzet görücüye çıktı. Fuarın açılışının ardından TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve beraberindeki heyet KTO standını ziyaret ederek Kayseri’nin eşsiz lezzetlerini deneyimledi. YEREL KALKINMANIN ANAHTARI: COĞRAFİ İŞARET Başkan Gülsoy, yerel değerlere sahip çıkmanın önemine değinerek, "Sağlıklı ve doğal ürünlere olan ilgi arttıkça, coğrafi işaretli ürünlerimizin katma değeri de artıyor. Bu tesciller sayesinde ürünlerimiz muadillerine göre daha yüksek değerle alıcı buluyor. Bu da yerel kalkınmaya, kadın istihdamına ve ülke ihracatına doğrudan katkı sağlıyor. Biz bu topraklardan çıkan zenginliğin farkındayız ve onu dünyaya pazarlamaya kararlıyız." dedi. BAŞKAN GÜLSOY’DAN TOBB BAŞKANI HİSARCIKLIOĞLU’NA TEŞEKKÜR Fuarın verimliliğine ve gördüğü ilgiye dikkat çeken Başkan Gülsoy, "Ürünlerimizin aldığı tam not, şehrimizin mutfağına olan güvenimizi bir kez daha perçinledi. Bu başarının mimarlarından olan, yerel değerlerin markalaşması yolunda her zaman önümüzü açan ve bizleri bu plaketle onurlandıran TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu organizasyona öncülük eden Antalya Ticaret Borsası Başkanı Sayın Ali Çandır’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. 22-26 Nisan tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayan fuarda, yerel üreticiler doğal gıdalar, el emeği ürünler ve yöresel lezzetlerle kültürel mirası tanıtma fırsatı buldu.

Gaziantep Mutfağına Yeni Tescil: Leblebili Kıtır Helva Coğrafi İşaret Aldı! Haber

Gaziantep Mutfağına Yeni Tescil: Leblebili Kıtır Helva Coğrafi İşaret Aldı!

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, kentin gastronomi mirasına bir halka daha ekledi. "Gaziantep Leblebili Kıtır Helva", yaklaşık bir yıllık çalışmanın ardından resmen coğrafi işaret tescili alarak koruma altına alındı. ​Gaziantep mutfağının köklü lezzetlerinden biri olan Leblebili Kıtır Helva, Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı’nın titiz çalışmaları sonucunda tescillendi. Bu yeni tescille birlikte Gaziantep, Türkiye’nin en çok coğrafi işaretli ürüne sahip şehri olma unvanını pekiştirdi. ​Gaziantep’in 109. Tescilli Lezzeti: Leblebili Kıtır Helva ​Gaziantep, uluslararası gastronomi dünyasındaki yerini 109 tescilli ürünle sağlamlaştırmaya devam ediyor. Kent kültüründe uzun yıllardır misafir ağırlamalarının vazgeçilmezi olan, çay ve kahvenin yanında sunulan Gaziantep Leblebili Kıtır Helva, artık resmi bir marka değeri taşıyor. Festival, bayram ve özel günlerin aranılan hediyeliği olan bu helva, kıtır yapısı ve özgün aromasıyla dikkat çekiyor. ​Geleneksel Ustalık ve Sabırla Üretiliyor ​Gaziantep Leblebili Kıtır Helva’nın üretim süreci, büyük bir ustalık ve geleneksel yöntemlere sadakat gerektiriyor. Ürünün içeriğinde ve yapımında öne çıkan özellikler şunlar: ​İçerik: Susam, leblebi, beyaz şeker, su, çöven ekstraktı ve limon tuzu. ​Görünüm: Beyaz krem tonlarında, leblebi ve susam taneleriyle zenginleştirilmiş yapı. ​Doku: Kısmen sert ve ağızda dağılan kırılgan yapı. ​Ayırt Edici Özellik: Hiçbir yabancı tat ve koku içermeyen, tamamen doğal ve geleneksel tekniklerle elde edilen özgün lezzet. ​Gaziantep Coğrafi İşarette Türkiye Lideri ​Gaziantep, sadece yerel değil, uluslararası tescil süreçlerinde de öncü rol oynuyor. Şehirde halen Araban Sarımsağı, Antep Baklavası, Menengiç Kahvesi, Antep Fıstık Ezmesi ve Gaziantep Lahmacunu gibi ürünler Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Tescili’ne sahip. ​Ayrıca; Oğuzeli Nar Ekşisi, Antep Muskası, Antep Bulguru, Nizip Nanesi ve Nizip Mızar Havucu için de AB tescil süreçleri devam ediyor. ​Kültürel Miras Gelecek Kuşaklara Aktarılıyor ​Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı, kentin yöresel değerlerini korumak ve ekonomik katma değer yaratmak adına markalaşma projelerini sürdürüyor. Coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımı için yurt içi ve yurt dışı fuarlarda aktif rol alınırken, diğer kamu kurumlarıyla koordineli bir çalışma yürütülüyor.

Osmanlı Saraylarının İhtişamı Gaziantep’te Yaşıyor Haber

Osmanlı Saraylarının İhtişamı Gaziantep’te Yaşıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in girişimleriyle yeniden hayat bulan "Saray Kumaşı" Kutnu, asırlık dokuma geleneğini modern tasarımlarla buluşturuyor. Şehzadelerin kaftanlarını süsleyen bu özel miras, şimdi dünya vitrinine çıkmaya hazırlanıyor. ​Osmanlı döneminde padişah ve sultanların vazgeçilmezi olan, ancak zamanla unutulmaya yüz tutan Kutnu kumaşı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin 2015 yılında başlattığı seferberlikle küllerinden doğdu. Gaziantep Sanayi Odası’nın destekleriyle 2016 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillenen Kutnu, bugün şehrin en prestijli kültürel markalarından biri haline geldi. ​Saraydan Günümüze: İpek ve Pamuğun Muazzam Uyumu ​Kutnu kumaşı, içeriğindeki ipek ve pamuk karışımıyla sadece bir tekstil ürünü değil, aynı zamanda bir zanaat harikası olarak kabul ediliyor. Kendine has parlaklığı ve dokusuyla tarih boyunca saray tekstilinin vazgeçilmezi olan bu kumaş, günümüzde ev tekstilinden modaya, aksesuardan dekorasyona kadar geniş bir yelpazede yeniden yorumlanıyor. ​Zahmetli Yolculuk: 9 Aşamada Gelen Bir Sanat ​Kutnu kumaşının üretimi, sabır ve ustalık gerektiren çok aşamalı bir süreçten oluşuyor. Gazikültür AŞ Atölye Sorumlusu Ayşegül Tanrıöver, kumaşın üretim zorluğunu şu sözlerle özetliyor: ​"Kutnu, üretimi ve dokunması oldukça zahmetli bir kumaş. Tam 8-9 farklı aşamadan geçtikten sonra o muazzam doku ortaya çıkıyor. Günümüzde hâlâ geleneksel el tezgâhlarında dokunmaya devam ederek ruhunu koruyor." ​Tanrıöver, el emeği olması nedeniyle maliyeti yüksek olsa da özellikle turistlerin ve koleksiyonerlerin bu özel dokumaya yoğun ilgi gösterdiğini vurguluyor. ​Yeni Ustalar GASMEK ve TAGEM ile Yetişiyor ​Gaziantep’in bu kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılması için akademik ve kurumsal iş birlikleri de hız kesmiyor. ​Gaziantep Üniversitesi Naci Topçuoğlu MYO bünyesinde akademik çalışmalar yürütülüyor. ​Olgunlaşma Enstitüsü ve Büyükşehir Belediyesi’nin eğitim merkezi GASMEK’te düzenlenen kurslarla yeni Kutnu ustaları yetiştiriliyor. ​Kültürel Miras ve Modern Tasarım Bir Arada ​Gaziantep Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen projeler, Kutnu’yu sadece müzelik bir değer olmaktan çıkarıp günlük yaşamın bir parçası haline getirdi. Modern tasarımcıların dokunuşlarıyla canlanan Kutnu kumaşı, geleneksel el tezgâhlarındaki yerini korurken küresel moda dünyasında da yerini sağlamlaştırıyor.

Şifa, Gelenek ve Coşku: Mesir Festivali Başladı Haber

Şifa, Gelenek ve Coşku: Mesir Festivali Başladı

Bu yıl 486’ncısı düzenlenecek olan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, Nevruz Bayramı ve Mesir Macunu Karma Töreni ile başladı. Baharın müjdecisi Nevruz’un simgelerinin canlandırıldığı programda, geleneksel kortej yürüyüşü gerçekleştirildi, 41 çeşit baharatın karılmasıyla mesir macunu hazırlandı. UNESCO’nun Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan festival kapsamında tonlarca mesir macunu 26 Nisan Pazar günü Sultan Camii’nin minare ve kubbelerinden halka saçılacak. Manisa’nın asırlardır süregelen köklü geleneği Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, 486’ncı kez başladı. UNESCO’nun Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan festival öncesinde Nevruz Bayramı kutlama programı, kortej yürüyüşü ve Mesir Macunu Karma Töreni gerçekleştirildi. Programa Manisa Valisi Vahdettin Özkan, CHP Manisa Milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ve Bekir Başevirgen, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral İlhan Şen, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak, Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Tören, Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali çelenginin Milli Egemenlik ve Atatürk Anıtına sunulmasıyla başladı. “Güzel Başlangıçlara Vesile Olsun” Programda konuşan İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak, “Yüzyıllardır kutlanan Nevruz, Manisa’mızda Mesir Festivali ile birleşen bir şifa geleneğidir. Bu özel günün herkes için güzel başlangıçlara vesile olmasını diliyorum” dedi. “Kardeşlik Simgesidir” Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise Nevruz’un sadece bir mevsim değişimi değil, kardeşlik simgesi olduğunu belirterek; “Şehrimizi tarihine yakışır şekilde huzur ve bereket içerisinde yarınlara taşımak önceliğimizdir. Bayramların hatırlattığı dayanışma ruhu, bu yoldaki en büyük rehberimizdir” ifadelerini kullandı. Nevruz’un Gelenekleri Yaşatıldı Şiirlerin okunduğu, halk oyunları gösterilerinin yapıldığı programda protokol üyeleri Nevruz’un simgesi olan renkli yumurtaları tokuşturarak geleneksel ritüeli yaşattı. Ardından örste demir dövülüp Nevruz ateşi üzerinden atlanırken, etkinlik sonunda vatandaşlara fidan dağıtımı gerçekleştirildi. Şifahaneye Uzanan Geleneksel Yürüyüş Festivalin en önemli ritüellerinden biri olan Geleneksel Mesir Karma Töreni öncesinde görkemli bir kortej yürüyüşü düzenlendi. Mesir macunuyla şifa bulan Hafsa Sultan ve macunu hazırlayan Merkez Efendi’yi temsil eden oyuncular eşliğinde, protokol üyeleri ve vatandaşlar Sultan Camii Külliyesi içindeki Şifahane’ye kadar yürüdü. Mesir ilahisinin okunmasıyla başlayan karma töreninde konuşan Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, “21-26 Nisan tarihleri arasında dolu dolu bir festival haftası yaşayacağız. Biz sadece macun değil; şifa, sevgi ve kardeşlik saçıyoruz” dedi. “Dolu Dolu Etkinliklerle Yaşamayı Hedefliyoruz” Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise, “486 yıl önce Merkez Efendi’nin, Hafsa Sultan’ın şifa bulması için hazırladığı bu şifalı macun, bugün sadece bir geleneği değil; hoşgörüyü, dayanışmayı ve bir arada yaşama kültürünü temsil ediyor. Bizler, bu kadim mirası sadece korumakla kalmıyor, aynı zamanda daha ileriye, dünya sahnesine taşımak için çalışıyoruz. Bu vizyonla 21-26 Nisan tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’ni, tıpkı geçmişin izinde olduğu gibi, büyük bir coşkuyla ve dolu dolu etkinliklerle yaşamayı hedefliyoruz. Ben bu şehre, bu şehrin insanına, bu şehrin tarihine ve potansiyeline inanan bir kardeşiniz olarak karşınızdayım. Görevi devraldığımız ilk andan itibaren hedefimiz çok net: Manisa’mızı sadece geçmişiyle anılan bir şehir değil; yaşayan, üreten ve kültürünü dünyaya daha gür bir sesle duyuran bir merkez haline getirmek” dedi. “Kadim Şifa Geleneğimizi Bilimsel Bir Temelle Taçlandırıyoruz” Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’ni ‘yenilikçi ve kapsayıcı’ bir anlayışla geleceğe taşıyacaklarını aktaran Başkan Dutlulu, “Bu yıl bir ilki gerçekleştirmenin de haklı gururunu yaşıyoruz. Kadim şifa geleneğimizi bilimsel bir temelle taçlandırıyor; Manisa Eczacı Odası iş birliğiyle festivalimiz kapsamında ‘Ulusal Fitoterapi Kongresi’ni düzenliyoruz. 41 çeşit baharatın gizemini, modern tıbbın imkanları ve değerli bilim insanlarımızın katkılarıyla yeniden ele alacağız. Böylelikle Mesir’in şifasını sadece meydanlarda saçmakla kalmayacak, akademik dünyada da hak ettiği noktaya hep birlikte taşıyacağız. Nisan ayının sonuna doğru başlayacak festival haftası boyunca; konserlerden gastronomi etkinliklerine, halk oyunlarından sergilere kadar şehrimizin dört bir yanını bayram yerine çevireceğiz. Manisa’mızın kültürel zenginliğini yerli ve yabancı tüm misafirlerimize en güzel şekilde göstereceğiz” dedi. Manisa Valisi Vahdettin Özkan da Mesir’in dünyanın en kadim festivallerinden biri olduğunu belirterek, bu mirası sürdürülebilir kılan belediyelere ve derneğe teşekkür etti. Mesir Macunu 486’ncı Kez Karıldı Konuşmaların ardından temsili mesir macunu karımı gerçekleştirildi. Mesir macunu içerisinde yer alan 41 çeşit baharat dualar eşliğinde kazana döküldü. 486’ncı Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında, hazırlanacak olan tonlarca mesir macunu, 26 Nisan Pazar günü Sultan Camii’nin minare ve kubbelerinden halka saçılacak. Ülkemizin kültürel mirasını yaşatmaya devam eden festival, bu yıl da on binlerce kişiyi bir araya getirecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.