Hava Durumu

#Kuru Üzüm

Kırsal Haber - Kuru Üzüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuru Üzüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başevirgen: "TARİŞ'in Açıkladığı Üzüm Fiyatı İle Çiftçi 1 Litre Mazot Alamaz!" Haber

Başevirgen: "TARİŞ'in Açıkladığı Üzüm Fiyatı İle Çiftçi 1 Litre Mazot Alamaz!"

YENİ Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, TARİŞ Üzüm Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nin 2026 yılı çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatına sert tepki gösterdi. Başevirgen, “TARİŞ geçen yıl numarasına göre 100 ila 120 lira arasında aldığı üzümü bu yıl kalite gözetmeksizin 80 liradan alacağını açıkladı. Girdi maliyetleri geçen yıla oranla yüzde 50-60 oranında arttı. Bugün TARİŞ’in açıkladığı 80 lira üzüm fiyatı ile çiftçi litresi 82,50 lira olan mazottan 1 litre bile alamıyor. Geçen yılın aynı dönemlerinde ise 120 liralık fiyat ile çiftçi 2,5 litre mazot alabiliyordu. Daha önce de söyledik; kuru üzümde 150 liranın altındaki bir fiyat üreticinin yarasına merhem olmaz. Şimdi TMO’nun sorumluluk alma zamanıdır. TMO piyasayı tüccarın insafına terk etmemeli, derhal alım fiyatını açıklamalıdır. Kuru üzüm için açıklanacak fiyat en az 150 TL olmalıdır. Bunun altındaki rakam üreticiyi korumaz” dedi. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, TARİŞ’in 2026 yılı çekirdeksiz kuru üzüm alımlarına kalite ayrımı gözetmeksizin brüt 80 TL/kg avans fiyatı açıklamasına tepki gösterdi. TARİŞ’in açıkladığı fiyatın üzüm üreticisinde büyük bir hayal kırıklığı yarattığını belirten Başevirgen, üreticinin bir yıl boyunca artan maliyetlerle mücadele ettiğine dikkat çekti. TMO’ya da fiyat çağrısında bulunan Başevirgen, konuya ilişkin bir açıklama yaptı. “ÜRETİCİ SADAKA DEĞİL, ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR” Başevirgen, “Gübreden ilaca, mazottan elektriğe, sulamadan işçiliğe kadar üreticinin bütün girdileri katlanarak arttı. Çiftçi bir yıl boyunca bağına baktı, ürününü ayakta tutabilmek için borçlandı, bütün riski sırtlandı. Hasat zamanı geldiğinde ise karşısına 80 liralık fiyat çıkardılar. Bu fiyat üreticiye açıkça ‘zararına üret’ demektir. Böyle bir rakamı kabul etmemiz mümkün değil. Ayrıca kalite gözetmeksizin 80 liradan alınacağı ifade ediliyor. 10 numara üzümü olanda 7 numara üzümü olanda aynı parayı alacak. TARİŞ hem fiyatı düşük açıklıyor hem de adaletli alım yapmıyor” ifadelerini kullandı. Kuru üzüm üreticisinin yıllardır artan maliyetler karşısında gelir kaybına uğradığını vurgulayan Başevirgen, “Üretici sadaka istemiyor. Bağında döktüğü alın terinin karşılığını istiyor. Bir taraftan üretim maliyetleri yükselirken diğer taraftan çiftçinin ürününü yok pahasına elinden çıkarması bekleniyor. 80 TL’lik avans fiyatı üreticinin ne maliyetini karşılar ne de gelecek yıl yeniden üretim yapmasına imkân verir. Çiftçiyi borca, bankaya ve tüccara mahkûm eden bu anlayışın sonu üretimden kopuştur” diye konuştu. “TMO SEYİRCİ KALAMAZ, EN AZ 150 TL AÇIKLAMALI” Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasaya müdahale etmesi gerektiğini belirten Başevirgen, TMO’ya 150 TL/kg fiyat çağrısını yineledi. Başevirgen, “TARİŞ geçen yıl numarasına göre 100 ila 120 lira arasında aldığı üzümü bu yıl kalite gözetmeksizin 80 liradan alacağını açıkladı. Girdi maliyetleri geçen yıla oranla yüzde 50-60 oranında arttı. Bugün TARİŞ’in açıkladığı 80 lira üzüm fiyatı ile çiftçi litresi 82,50 lira olan mazottan 1 litre bile alamıyor. Geçen yılın aynı dönemlerinde ise 120 liralık fiyat ile çiftçi 2,5 litre mazot alabiliyordu. Daha önce de söyledik; kuru üzümde 150 liranın altındaki bir fiyat üreticinin yarasına merhem olmaz. Şimdi TMO’nun sorumluluk alma zamanıdır. TMO piyasayı tüccarın insafına terk etmemeli, derhal alım fiyatını açıklamalıdır. Kuru üzüm için açıklanacak fiyat en az 150 TL olmalıdır. Bunun altındaki rakam üreticiyi korumaz” dedi. “ÇİFTÇİ BORÇLA BAĞINI AYAKTA TUTMAYA ÇALIŞIYOR” Üreticinin zararına üretmeye devam edemeyeceği uyarısında bulunan Başevirgen, “Bugün çiftçinin ürününü para etmez hale getirirseniz yarın o çiftçiden üretmeye devam etmesini bekleyemezsiniz. Çiftçi borçla bağını ayakta tutmaya çalışıyor. Üretici kazanamadığı zaman üretimden vazgeçer ve sonunda bağını kökler. Manisa’nın en önemli geçim kaynaklarından biri olan kuru üzümde üreticinin emeğinin değersizleştirilmesine sessiz kalmayacağız. 80 TL’lik fiyatı kabul etmiyoruz. TMO’yu göreve çağırıyoruz. En az 150 TL/kg alım fiyatı açıklansın, üreticinin ürünü gerçek değerinden alınsın. Manisa’nın üzümünü de üzüm üreticisinin alın terini de kimseye ezdirmeyeceğiz” dedi.

TARİŞ Üzüm Birliği 2026 Sezonu Kuru Üzüm Alım Fiyatını Belirledi Haber

TARİŞ Üzüm Birliği 2026 Sezonu Kuru Üzüm Alım Fiyatını Belirledi

TARİŞ Üzüm Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Yönetim Kurulu, 2026 yılı çekirdeksiz kuru üzüm alım sezonuna ilişkin uygulama esaslarını ve alım takvimini kararlaştırdı. Birlik tarafından paylaşılan detaylara göre yeni sezonda kalite ayrımı gözetilmeksizin brüt 80 TL/kg ön alım (avans) fiyatı üzerinden alımlara başlanacak. Piyasa gelişmelerinin yakından izleneceğini vurgulayan Birlik yönetimi, bu avans fiyatıyla hem üretici ortakların ürünlerinin en iyi şekilde değerlendirilmesini hem de kurumun sürdürülebilir yapısının korunmasını hedefliyor. Alım Kotaları ve Teslimat Şartları Belirlendi Alım kotalarının detaylandırıldığı duyuruda, üretici ortakların bağlı bulundukları kooperatiflere bildirdikleri 2026 yılı rekolte miktarının %50’sine kadar olan kısmının ürün alımı kapsamında değerlendirileceği ifade edildi. Ürün vadeli borcu bulunan üretici ortaklar için ise özel bir düzenlemeye gidildi. Bu doğrultuda, %50 oranındaki ürün tesliminin mevcut borcu karşılayamaması halinde, kooperatife bildirilen rekolte miktarını aşmamak kaydıyla borcu karşılayacak oranda ilave ürün teslimi kabul edilebilecek. Randevu ve Fiziki Alım Takvimi Üreticilerin alım sürecini planlayabilmesi amacıyla operasyonel takvim de netleştirildi: Randevu Sistemi: Alım işlemleri için randevu sistemi 7 Eylül 2026 tarihinde açılacak. Fiziki Alımlar: Bağlı kooperatifler aracılığıyla gerçekleştirilecek fiziki ürün alımlarına 10 Eylül 2026 tarihinde başlanacak.

Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümünde 2026-2027 Sezonu Coşkuyla Başladı Haber

Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümünde 2026-2027 Sezonu Coşkuyla Başladı

Manisa’nın ve Türkiye’nin en önemli tarımsal ihraç ürünleri arasında yer alan Sultani Çekirdeksiz Üzüm için 2026-2027 sezon açılışı ve geleneksel ilk kuru üzüm töreni büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Manisa Ticaret Borsası'nın ev sahipliğinde düzenlenen tören, protokolü, üreticileri ve sektör temsilcilerini bir araya getirdi. ​Yoğun Katılımla Gerçekleşen Tören ​Manisa Ticaret Borsası'nda düzenlenen sezon açılış törenine iş dünyası, siyaset ve tarım sektöründen çok sayıda önemli isim katıldı. Törene, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Önceki Dönem Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, TARİŞ Üzüm Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Şen, Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan ve AK Parti Manisa İl Başkanı Süleyman Turgut, Sektör temsilcileri ve çok sayıda üretici katıldı. ​Sezonun İlk Ürünü Geleneksel Açık Artırmada Satıldı ​Yeni sezonun bereketini ve üreticilerin emeğini simgeleyen ilk üzüm açık artırması, törenin en dikkat çekici anlarından biri oldu. Hacırahmanlı Mahallesi'nde üretim yapan Tuncay Anadolu tarafından üretilen ilk üzüm Manisa Ticaret Borsası tarafından 4.000 TL'ye alındı. Bu anlamlı açık artırma ile 2026-2027 sezonunun ilk kuru üzümü sembolik olarak alıcısını bulurken, üreticinin emeği onurlandırıldı. ​"Yeni Sezon Manisa'mıza ve Üreticilerimize Bereket Getirsin" ​Manisa Ticaret Borsası yetkilileri, yeni sezonun tüm tarım paydaşlarına bolluk, bereket ve yüksek kazançlar getirmesini temenni etti. Yapılan ortak açıklamada şu vurgular yapıldı: ​"Ülkemizin tarımsal gururu Sultani Çekirdeksiz Üzümümüz için yeni bir sezonu daha başlatmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Başta özveriyle üretim yapan çiftçilerimiz olmak üzere, ihracatçılarımıza, tüccarlarımıza ve tüm sektör paydaşlarımıza hayırlı ve bereketli bir sezon diliyoruz."

Saruhanlı'da Üzüm Hasadı Başladı Haber

Saruhanlı'da Üzüm Hasadı Başladı

Manisa'nın önemli tarımsal üretim merkezlerinden Saruhanlı'da üzüm hasadı ve kurutma sezonu tüm hızıyla sürüyor. Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan ve Saruhanlı Kaymakamı Fatih Özcan, bağlarda üreticilerle bir araya gelerek hasat çalışmalarına eşlik etti. ​Türkiye'nin en önemli çekirdeksiz kuru üzüm üretim merkezlerinin başında gelen Manisa'da, üreticilerin yıl boyunca büyük emek ve özveriyle yetiştirdiği üzümlerde hasat mesaisi devam ediyor. Saruhanlı ilçesinde gerçekleştirilen kapsamlı saha programına İl Müdürü Mehmet Karayılan ve Kaymakam Fatih Özcan’ın yanı sıra; Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Tarık Memiş, Saruhanlı İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ali Tunçel, teknik personel ve çok sayıda üretici katıldı. ​Bağlarda Hasat ve Kurutma Süreci Yerinde İncelendi ​Program kapsamında protokol üyeleri doğrudan bağlara girerek üreticilerle birlikte üzüm hasadı gerçekleştirdi. Hasat çalışmalarının ardından üzüm sergilerini ziyaret eden heyet, ürünlerin kurutulma süreci, sergi koşulları ve üreticilerin karşılaştığı saha çalışmaları hakkında detaylı incelemelerde bulundu. ​Üzüm üretiminin hem Manisa hem de Saruhanlı ekonomisi için stratejik bir öneme sahip olduğunu belirten Manisa Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Karayılan, tarımın her aşamasında üreticinin yanında olduklarını vurguladı. Sahadaki çalışmaları yakından takip ettiklerini ifade eden Karayılan, üreticilerin emeklerinin karşılığını alabilmesi için kurum olarak titizlikle çalıştıklarını kaydetti. ​Tarımsal Üretimde Kurumlar Arası İş Birliği Vurgusu ​Saruhanlı Kaymakamı Fatih Özcan ise ilçenin en önemli tarımsal değerlerinden biri olan üzüm üretim sürecinin ve çiftçilerin emeğinin kıymetine dikkat çekti. Tarımsal üretimin daha da geliştirilmesi ve modern tekniklerin yaygınlaştırılması noktasında kurumlar arası iş birliği ile koordinasyonun büyük önem taşıdığını belirtti. ​Saruhanlı genelinde süren hasat sezonunda ürün kalitesinin korunması, rekolte standartlarının artırılması ve üreticinin kazancının güvence altına alınması amacıyla denetim ve destek faaliyetlerinin aralıksız sürdürüleceği bildirildi. Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, bölgenin güçlü tarımsal altyapısını güçlendirmek adına üreticilere yönelik saha çalışmalarına devam edecek.

CHP’li Orhan Sarıbal: "Çiftçinin Banka Borcu 275 Kat Arttı!" Haber

CHP’li Orhan Sarıbal: "Çiftçinin Banka Borcu 275 Kat Arttı!"

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, çiftçinin bankalara olan tarımsal kredi borcunun 2004’te 5,3 milyar TL’den Haziran 2026’da 1 trilyon 459 milyar TL’ye çıktığını açıkladı. Tarımsal destekler aynı dönemde 54 kat artarken borcun 275 kat büyüdüğünü belirten Sarıbal, “Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında çiftçinin borçluluğunu, üretim maliyetlerinin altında kalan ürün fiyatlarını, Malatya’da selden zarar gören kayısı üreticilerini, kuru üzümde açıklanmayan alım fiyatını ve ABD’nin Türk zeytinyağına getirdiği ek gümrük vergisini değerlendirdi. Gıdaya erişimin temel bir hak olduğunu vurgulayan Sarıbal, tarımsal üretimin yalnızca çiftçinin değil, bütün toplumun geleceğini ilgilendirdiğini söyledi. Tarım toprakları kadar o topraklarda üretimi sürdüren çiftçilerin de korunması gerektiğini belirten Sarıbal, iktidarın üretim yerine ithalatı merkeze alan politikalarının hem çiftçiyi hem tüketiciyi yoksullaştırdığını ifade etti. Çiftçinin borcu desteğin 8,7 katına çıktı Çiftçinin bankalara olan tarımsal kredi borcunun Haziran 2026 itibarıyla 1 trilyon 459 milyar TL’ye ulaştığını açıklayan Sarıbal, 2004 yılında bu borcun 5,3 milyar TL düzeyinde olduğunu hatırlattı. Aynı dönemde tarımsal desteklerin 3,1 milyar TL’den 167,6 milyar TL’ye çıktığını belirten Sarıbal, çiftçinin borcu 275 kat artarken desteklerdeki artışın 54 katta kaldığını söyledi. 2004 yılında çiftçinin banka borcunun tarımsal desteklerin 1,7 katı olduğunu, bugün ise bu oranın 8,7 kata çıktığını kaydeden Sarıbal, takipteki tarım kredilerinin de bir yılda 7,7 milyar TL’den 25,5 milyar TL’ye yükseldiğine dikkat çekti. Sarıbal şöyle konuştu: “Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan. Bankalar çiftçinin traktörüne, tarlasına, malına mülküne el koyabiliyor. O yürekli, onurlu üretici bankanın, kamunun önünde boynu bükük yaşamak zorunda bırakılıyor. Krediler tarımsal finansmanın merkezi olmamalı. Çiftçi faizlerle sömürülmemeli; onurluca üretimini sürdürebilmeli.” Çiftçinin üretim girdilerinin hiçbirinde söz sahibi olmadığını ifade eden Sarıbal; mazotun, gübrenin, tohumun, fidenin, elektriğin, sulamanın ve kredi faizlerinin fiyatını çiftçinin belirlemediğini söyledi. Çiftçinin ürettiği ürünün fiyatında da söz sahibi olamadığını vurgulayan Sarıbal, sözleşmeli tarım uygulamalarının mevcut haliyle çiftçiyi değil şirketleri ve tüccarları koruduğunu belirtti. “Çiftçinin örgütü, hukukçusu ve kamusal güvencesi masada yok. Tüccarın ve sanayicinin ise hukukçusu da mühendisi de finansman gücü de var” diyen Sarıbal, üretim planlamasının çiftçi örgütleriyle birlikte yapılmasını, stratejik ürünlere taban fiyat ve alım güvencesi verilmesini istedi. Şeftali üreticisi maliyetin altında satışa zorlanıyor Şeftali üreticisinin Bursa, Mersin ve Denizli’de maliyetin altında kalan fiyatlarla karşı karşıya olduğunu belirten Sarıbal, Bursa’da kilogram maliyeti 20–25 TL’ye ulaşan sanayilik şeftaliye 5 TL’ye kadar fiyat verildiğini söyledi. Mersin’de yaklaşık 15 TL’ye mal edilen sanayilik şeftalinin yine 5 TL’ye alınmak istendiğini aktardı. Denizli’nin Çivril ilçesinde ise kilogram maliyeti yaklaşık 22 TL olan sofralık şeftalinin fiyatının 15 TL’ye kadar düştüğünü belirten Sarıbal, üreticinin ürünü sattığında da dalında bıraktığında da zarar ettiğini söyledi. Şeftalinin uzun süre depolanamayan ve yıllarca emek verilerek yetiştirilen bir ürün olduğuna dikkat çeken Sarıbal, şöyle devam etti: “Çiftçi bu bahçeyi bir yılda kurmadı. Fidanı dikti, dört beş yıl ürün bekledi. On, on beş, yirmi yıllık ağaçlarını bugün nasıl yok edecek? Ürün dalında toplanmıyor, çürüyor. Üretim yapan çiftçi adeta cezalandırılıyor.” Malatya’da 168 çiftçi selden etkilendi Malatya’da etkili olan sağanak ve selin kayısı üreticisine ağır zarar verdiğini belirten Sarıbal, CHP Malatya İl Başkanlığının sahadan aktardığı son bilgileri paylaştı. Bu bilgilere göre 168 çiftçinin selden etkilendiğini, 3 ev, 2 ahır ve 2 deponun hasar gördüğünü açıklayan Sarıbal, kurutulmak üzere serilen 400 tondan fazla kayısının telef olduğunu söyledi. Kayısı üreticisinin ürünü kurutarak kilogramını yaklaşık 500 TL’den satmayı beklediğini, selden etkilenen ürünlerin ise büyük ölçüde ekonomik değerini kaybettiğini belirten Sarıbal, zarar tespitinin gecikmeden tamamlanmasını istedi: “El uzatın çiftçiye. Derhal zarar tespiti yapın. Selin alıp götürdüğü ürünü yerinde bulamayabilirsiniz. Dalda kayısının toplandığı ağaçları, bu ağaçların verimini ve üretim alanını inceleyerek gerçek zararı belirleyin.” Yalnızca faizli borç ertelemesinin üreticinin sorununu çözmeyeceğini vurgulayan Sarıbal; kaybın doğrudan karşılanmasını, üreticilere karşılıksız destek sağlanmasını ve borçların faizsiz biçimde yeniden düzenlenmesini istedi. Benzer kayıpların yeniden yaşanmaması için yüksek ve gerektiğinde üzeri kapatılabilen kurutma alanları yapılması gerektiğini belirten Sarıbal, teknolojik kurutma tesisleri ve depolama altyapısının da kamu kaynaklarıyla desteklenmesini talep etti. Kuru üzümde fiyat geciktirilmemeli Çekirdeksiz kuru üzümün Türkiye’nin en önemli üretim ve ihracat kalemlerinden biri olduğunu belirten Sarıbal, ülkede yılda yaklaşık 250–300 bin ton kuru üzüm üretildiğini, bunun yaklaşık 150 bin tonunun ihraç edildiğini söyledi. Çiftçiler Sendikasının 2026 yılı için bir kilogram kuru üzümün çıplak maliyetini 93 TL olarak hesapladığını aktaran Sarıbal, çiftçinin emeği ve insanca yaşam payı eklendiğinde referans fiyatın 151,50 TL’ye ulaştığını belirtti. TMO’nun 2025 yılında 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için kilogram başına 120 TL fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, yeni sezon fiyatının hâlâ açıklanmamasının üreticiyi tüccarın insafına bıraktığını söyledi. Geçen yıl 16–18 TL arasında satılan şıralık ve şaraplık yaş üzümün bu yıl 11–12 TL’ye kadar düştüğünü kaydeden Sarıbal, “TMO bir an önce fiyat açıklamalı ve fiyat 150 liranın altında olmamalıdır. TARİŞ gibi üretici kuruluşları yeniden güçlendirilmeli, üretici piyasanın insafına terk edilmemelidir” dedi. Zeytinyağı üreticisi ek vergi baskısıyla karşı karşıya ABD’nin Türkiye’den ithal edilen zeytin ve zeytinyağına yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi getirmesinin üretici ve ihracatçı açısından yeni bir baskı oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, ABD’nin Türkiye zeytinyağı ihracatındaki önemine dikkat çekti. 2024–2025 sezonunun ilk dokuz ayında yaklaşık 480 milyon dolarlık zeytinyağı ihraç edildiğini, bunun 118 milyon dolarlık bölümünün ABD’ye yapıldığını belirten Sarıbal, miktar bakımından ihraç edilen her 100 ton zeytinyağının yaklaşık 43 tonunun ABD pazarına gönderildiğini kaydetti. Türkiye’ye ek tarife uygulanırken önemli bir zeytinyağı üreticisi olan Tunus’un aynı ek verginin dışında tutulduğunu ifade eden Sarıbal, şunları söyledi: “Dünyanın büyük ülkeleri kendi üreticisini korumak için gümrük vergisi koyuyor. Biz ise sıkıştığımız anda vergileri sıfırlayıp başka ülkelerin ürünlerini Türkiye’de satmayı tercih ediyoruz. Kendi üreticimizi koruyacak bir dış ticaret politikası oluşturmak zorundayız.” Türkiye’nin zeytinyağını dökme olarak düşük fiyatla ihraç etmesinin katma değerin başka ülkelerde kalmasına neden olduğunu belirten Sarıbal, markalaşmayı ve üreticinin ihracat gelirinden daha fazla pay almasını sağlayacak kamusal bir politika istedi. Turşuluk biber üreticisi birkaç alıcıya mahkûm edildi Balıkesir’in Deliklitaş ve Yaylacık mahallelerinde üretilen turşuluk biberin kilogramının 35–40 TL’ye zor alıcı bulduğunu belirten Sarıbal, üreticilerin maliyetlerini karşılayabilmek için en az 70 TL fiyat beklediğini söyledi. Mazot ve gübre fiyatlarının yüzde 50–60; işçilik, bakım, lastik ve tamir giderlerinin ise yüzde 40–50 arttığını aktaran Sarıbal, buna karşılık üreticinin ürününü geçen yılın fiyatının yaklaşık yarısına satmak zorunda kaldığını ifade etti. Üreticinin az sayıdaki sanayicinin belirlediği alım koşullarına mahkûm edildiğini söyleyen Sarıbal, piyasanın kamu tarafından düzenlenmesini, üretim maliyetinin altında alım yapılmasının önlenmesini ve üretici örgütlerinin fiyat belirleme sürecine katılmasını istedi. “Bu düzen böyle gitmez” Tarımın banka kredileriyle ve ithalatla değil; üretim planlaması, yeterli destek, taban fiyat, alım güvencesi ve güçlü üretici örgütleriyle ayakta tutulabileceğini vurgulayan Sarıbal, açıklamasını şöyle tamamladı: “Bu ülkenin çiftçisi onurludur. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda üretmektedir ama sahipsiz bırakılmıştır. Bu düzen böyle gitmez ve gitmeyecek. Bu ülkenin toprağından, suyundan, çiftçisinden, insanından ve doğasından yana yeni bir düzeni hep beraber kuracağız.”

ÇİFTÇİ-SEN’den Üzüm Üreticisi İçin Acil Çağrı: "Verim Var, Fiyat Yok!" Haber

ÇİFTÇİ-SEN’den Üzüm Üreticisi İçin Acil Çağrı: "Verim Var, Fiyat Yok!"

Çiftçiler Sendikası (ÇİFTÇİ-SEN), 2026 yılı üzüm hasat sezonunun başlamasıyla birlikte bağcılık sektöründe yaşanan derin krize dikkat çekti. Rekoltede %50’ye varan artışa rağmen girdi maliyetlerinin katlandığını ve alım fiyatlarının maliyetin altına düştüğünü vurgulayan ÇİFTÇİ-SEN, 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için referans taban fiyatının en az 151,50 TL/kg olması gerektiğini açıkladı. İzmir merkezli Çiftçiler Sendikası Genel Başkanı Ali Bülent Erdem ve Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu imzasıyla yayımlanan bildiride; artan mazot ve girdi maliyetleri, tarım alanlarını tehdit eden maden ve enerji projeleri, dolandırıcı tüccarlar ve şirket odaklı tarım politikaları sert bir dille eleştirildi. "Verim Artarken Kazanç Yok: Üretici Daha Çok Borçlanıyor" Üzüm üretim bölgelerinde son 2-3 yıldır ulaşılamayan verimliliğe bu yıl ulaşılmasına rağmen çiftçinin sevinemediğini belirten ÇİFTÇİ-SEN, tüccar ve şirketlerin belirlediği alım fiyatlarının geçmiş yılların dahi gerisinde kaldığını belirtti. Açıklamada, mazottaki fahiş artışa dikkat çekilerek şu kıyaslamaya yer verildi: "Mazot fiyatları 2024 yılında litresi 41-44 TL, 2025 yılında 45-53 TL arasında iken 2026 yılında 55 TL’den başlayıp 83 TL’ye kadar çıkmıştır. Yani sadece mazotta %50'yi aşan bir artış yaşanmıştır. Buna karşın, geçen yıl 16-18 TL/kg bandında olan sumalık yaş üzüm alım fiyatı bu yıl 11 TL/kg seviyesine kadar düşmüştür." Maden ve Enerji Yatırımları Bağcılığı Tehdit Ediyor Bölgedeki madencilik faaliyetleri ve enerji yatırımlarının doğaya yaydığı asit, gaz ve aşırı tozun mevsim dışı doğa olaylarına yol açtığını belirten sendika yetkilileri; üreticilerin bağlarını koruyabilmek adına petrol türevi naylon örtüler kullanmak zorunda kaldığını, bu durumun da masraf kalemlerini fırlattığını vurguladı. Şaraplık Üzüm Üreticisi Şirketlerin İnsafına Bırakıldı Tekel’in özelleştirilmesinin ardından şaraplık üzüm üreten çiftçilerin büyük şirketlerin inisiyatifine terk edildiği ifade edildi. Mevcut mevzuat nedeniyle üreticinin üzümünü işleyip şarap olarak satmasının yasak olduğuna dikkat çekilerek: Üreticinin kendi imkânlarıyla işletme kurmasının ve ağır vergi/bandrol yükümlülüklerini karşılamasının imkânsız olduğu, Kurutma imkânı da kısıtlı olan üreticilerin üzümlerini şarap fabrikalarına yok pahasına satmak zorunda kaldığı dile getirildi. Kuru Üzüm Maliyeti 93 TL: Referans Taban Fiyat En Az 151,50 TL Olmalı ÇİFTÇİ-SEN, 2026 yılı kuru üzüm maliyet analizini de kamuoyuyla paylaştı. Rekolte artışına rağmen ortalama kuru üzüm kg maliyetinin 93,00 TL/kg civarında hesaplandığı belirtilerek taban fiyatının en az 151.50 TL/kg olması gerektiği ifade edildi. ÇİFTÇİ-SEN’den 9 Maddelik Çözüm Deklarasyonu Çiftçiler Sendikası, bağcılığın ve üreticinin kurtarılması için acilen atılması gereken adımları şu şekilde sıraladı: Sendikal Katılım: Fiyat belirleme süreçlerine çiftçi sendikaları dahil edilmelidir. TARİŞ’in Yeniden Yapılandırılması: TARİŞ, üreticilerin söz sahibi olacağı şekilde düzenlenmeli ve destekleme alımlarında aktif kılınmalıdır. Taban Fiyat ve Destek: ÇİFTÇİ-SEN’in açıkladığı 151,50 TL referans fiyatı üzerinden TARİŞ aracılığıyla destekleme alımı yapılmalıdır. Şaraplık Üzüm Yasasında Düzenleme: Üreticilerin ürünlerini işleyip satabilmelerinin önü açılmalı ve teşvik edilmelidir. Maden ve Enerji Kısıtlaması: Tarım alanlarındaki maden ve enerji faaliyetleri durdurulmalı, faal olanlar kapatılmalıdır. Caydırıcı Cezalar ve Deşifre: Çiftçileri dolandıran tüccar ve şirketlere yönelik caydırıcı cezalar ve ticaretten men yasası getirilmelidir. TARSİM Reorganizasyonu: Tarım Sigortaları Yasası çiftçi lehine yeniden düzenlenmelidir. Agroekolojik Üretim Teşviki: Kamusal kaynaklar ekolojik üretime yönelen çiftçilere aktarılmalıdır. Gıda Egemenliği: Uluslararası şirketlerin değil, halkın ve köylünün gıda egemenliği savunulmalıdır.

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar Haber

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar

Türkiye’nin dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatında 2026 yılı hedefleri büyüdü. Yılın ilk yarısında 752 milyon dolarlık ihracat başarısı gösteren sektör, yıl sonunda toplam 2 milyar dolar barajını aşmayı hedefliyor. ​Türk kuru meyve sektörü, küresel pazarlardaki güvenilir tedarikçi konumunu 2026 yılının ilk yarısında perçinledi. Ege Bölgesi’nin sektördeki öncü rolü dikkat çekerken, toplam ihracatın yüzde 62’lik kısmını tek başına gerçekleştiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EKMİB), 465 milyon dolarlık performansla zirvedeki yerini korudu. ​Ege İhracatçısı Sektörün Lokomotifi Oldu ​2026 yılının ilk altı ayını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, Türkiye’nin yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle küresel pazarlarda tercih edildiğini belirtti. ​Başkan Gabay, sektörün başarısının arkasında yatan temel unsurları şu sözlerle özetledi: ​"Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün yeterli değil. Üretimin çevresel sorumluluk, izlenebilirlik ve gıda güvenliği ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin anahtarıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı, ihracatçılar ve üniversitelerimizle birlikte yürüttüğümüz yatırımlarla Türk kuru meyveleri, dünyanın dört bir yanında gönül rahatlığıyla tüketiliyor." ​İhracatta Yeni Pazar Hedefleri: Hindistan ve TURQUALITY ​Avrupa Birliği ve ABD gibi geleneksel pazarlardaki güçlü varlığını koruyan sektör, rotasını Uzak Doğu ve Güney Asya’ya çevirdi. Özellikle Hindistan pazarında büyümeyi hedefleyen EKMİB, TURQUALITY Projesi ile Türk kuru meyvelerinin marka değerini ve bilinirliğini artırmaya yönelik tanıtım faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. ​Sektörel Veriler ve 2026 İhracat Raporu ​2026 yılı ocak-haziran dönemi verilerine göre sektörün durum analizi şu şekilde: ​Çekirdeksiz Kuru Üzüm: 215 milyon dolar ile ihracatın lideri. ​Kuru İncir: 136 milyon dolar ile yükselişini sürdürdü. ​Kuru Kayısı: Yaşanan don olayı nedeniyle 60 milyon dolar seviyesinde kaldı. ​İngiltere İhracatta Zirveye Yerleşti ​EKMİB verilerine göre, 2026’nın ilk yarısında 94 ülkeye ihracat gerçekleştirildi. İngiltere, 81 milyon dolarlık talep ile Türkiye’nin kuru meyve ihracatında ilk sırada yer alırken; Almanya 55,2 milyon dolarla ikinci, ABD ise 54,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Fransa ve İtalya ise Türk kuru meyvelerinin en yoğun tercih edildiği diğer Avrupa pazarları oldu. ​Gelecek Vizyonu: Bilim ve Teknoloji Temelli Üretim ​İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında üniversiteler ve TÜBİTAK ile ortak projeler yürüttüklerini belirten Gabay, bilimsel veriye dayalı üretimin sektörün en önemli rekabet gücü olacağını vurguladı. Yılın ikinci yarısında beklenen rekolte artışlarıyla birlikte Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde ise 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşılması hedefleniyor.

Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu İlk Toplantısını Gerçekleştirdi. Haber

Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu İlk Toplantısını Gerçekleştirdi.

Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı, kuru incir ve Antep fıstığının domine ettiği kuru meyve sektöründe hayati kararların alındığı Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanlığına oy birliğiyle Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür seçildi. Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu ilk toplantısını Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirdi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür, Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı seçilirken, Başkan Yardımcılıklarına Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Bakır ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Birol Celep oy birliğiyle seçildiler. Önceliklerimiz tanıtım, kalite ve gıda güvenliğini artırmak Türk kuru meyvelerinin tanıtımı için TURQUALITY ve URGE Projelerine ağırlık vereceklerini, fuarlarda Türk kuru meyvelerinin daha görünür olması için birlik ve beraberlik içinde mesai vereceklerini dile getiren Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Özgür, hedef pazarlar olarak Çin ve Hindistan’a yoğunlaşacaklarını, odaklanacakları başlıklardan birisinin de kalite ve gıda güvenliğini arttırmak olacağını vurguladı. Kuru meyve sektöründeki sorunların çözümüne yönelik olarak İzmir, Gaziantep ve İstanbul’daki Kuru Meyve İhracatçı Birlikleri olarak ortak hareket edeceklerinin altını çizen Özgür, “Bu amaçla üretim bölgelerinin nabzını tutmak amacıyla Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Toplantılarını kuru meyve üretim bölgelerinde yapma konusunda da mutabık kaldık. Çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirde aflatoksin, okratoksin oluşumunun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, üreticiler, üniversiteler, araştırma enstitüleri, tüccarlar ve sektörün tüm paydaşlarıyla ortak projeler geliştireceğiz” ifadelerini kullandı. Türkiye’de 2025 yılında yaşanan iklim krizinin etkilerini 2025/26 kuru meyve ihraç sezonunda güçlü bir şekilde hissettiklerini aktaran Başkan Özgür kuru meyve sektörünün 2026 yılı ihracat performansı hakkında şöyle konuştu; “1 Ocak – 15 Mayıs 2026 döneminde 115 bin ton kuru meyve ihraç ettik ve 601 milyon 235 bin dolar dövizi ülkemize kazandırdık. 2025 yılının aynı döneminde ihracatımız 138 bin 220 ton karşılığı 678 milyon 848 bin dolar olmuştu. Miktar bazında yüzde 17, döviz getirisinde yüzde 11 kaybımız oldu. 2026 yılında iklim koşulları daha iyi seyir izlediği takdirde ihracattaki kayıplarımızı telafi edebiliriz. Yıllık 2 milyar dolar ihracat rakamına ulaşabiliriz.” Türkiye, 1 Ocak – 15 Mayıs 2026 tarihleri arasında 166 milyon dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm ihraç ederken, kuru incir ihracatı 134 milyon dolar oldu. Kuru kayısı ihracatı 97 milyon dolar olarak kayıtlara geçerken, Antep fıstığından elde edilen döviz geliri 50,5 milyon dolar oldu. Badem ihracatı 38,5 milyon dolar, çam fıstığı ihracatı 14 milyon dolar, ceviz ihracatı 11,5 milyon dolar ve leblebi ihracatı 10 milyon dolar döviz kazandırdı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gabay, EKMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ferhat Şen, EKMİB Yönetim Kurulu Üyeleri Barış Bayhan, Nejat Almış, Miray Usta, Naci Çetin, Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yalçın Geyik ve GAİB Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Abdülkadir Çıkmaz, İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Semih Ergüder ve İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Çınar, Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Üyesi olarak görev yapacaklar.

Şubat'ta Üretici ve Market Fiyat Farkı En Fazla Karnabahar'da Haber

Şubat'ta Üretici ve Market Fiyat Farkı En Fazla Karnabahar'da

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şubat ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla girdi maliyetlerinde yaşanan değişimleri değerlendirdi. “Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 229,7 ile karnabaharda görüldü” diyen Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Karnabahardaki fiyat farkını yüzde 226,7 ile marul, yüzde 223 ile kuru soğan, yüzde 218,7 ile pırasa takip etti. Karnabahar ve marul 3,3 kat, kuru soğan ve pırasa 3,2 kat fazlaya satıldı. Üreticide 12 lira 36 kuruş olan karnabahar markette 40 lira 75 kuruşa, 16 lira 29 kuruş olan marul 53 lira 20 kuruşa, 4 lira olan kuru soğan 12 lira 92 kuruşa, 16 lira 18 kuruş olan pırasa 51 lira 58 kuruşa satıldı. Şubat ayında fiyatı en fazla artan ürün hem üretici hem de markette marul olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette yeşil soğan, üreticide ise karnabahar oldu.” Market fiyatları “Şubat ayında markette 41 ürünün 28’inde fiyat artışı, 13’ünde ise fiyat azalışı görüldü. Şubat ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 50,3 ile marul oldu. Maruldaki fiyat artışını yüzde 34,2 ile sivri biber, yüzde 29,9 ile salatalık, yüzde 18,4 ile kabak ve yüzde 16,3 ile limon takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 14,2 ile yeşil soğan oldu. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 11,9 ile domates, yüzde 11,7 ile kuru üzüm, yüzde 10,4 ile yeşil mercimek ve yüzde 9,8 ile zeytinyağı izledi.” Üretici fiyatları “Şubat ayında üreticide 33 ürünün 18’inde fiyat artışı olurken 7’sinde fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 29 ile karnabaharda görüldü. Karnabahardaki fiyat düşüşünü yüzde 27,3 ile kuru soğan, yüzde 12,8 ile domates, yüzde 9,1 ile fındık ve yüzde 8,2 ile patates izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 49,9 ile marulda görüldü. Maruldaki fiyat artışını yüzde 39,5 ile sivribiber, yüzde 37,8 ile patlıcan, yüzde 36,3 ile salatalık ve yüzde 31,9 ile maydanoz izledi.” Üretici fiyat değişiminin nedenleri “Güzlük dönemde seralarda; salatalık, patlıcan ve sivri biber üretimine yönelen üreticilerimiz, baharlık sezonda domates üretimine yöneldiler. Domatesteki arz artışı üretici fiyatlarının düşmesine neden olurken salatalık, patlıcan ve sivri biberdeki arz düşüşü fiyatların artmasına yol açtı. Talepteki azalma, karnabahar fiyatlarının gerilemesine sebep oldu. Kuru soğandaki fiyat düşüşünün nedeni, yüksek rekolteye bağlı oluşan arz fazlası ile artan sıcaklıkların depolarda bozulmalara yol açmasıdır. Üreticilerimiz, ürün kaybını önlemek amacıyla soğanı düşük fiyatla piyasaya sunmak zorunda kaldı. Bazı bölgelerde aşırı yağışlar nedeniyle hasadın yapılamaması, marulda arz azalmasına neden oldu ve bu durum üreticide marul fiyatlarını yükseltti.” Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Şubat ayında, Ocak ayına göre amonyum sülfat gübresi yüzde 4,2, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 1,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 1,3, DAP gübresi yüzde 0,5 oranında artış gösterdi. Buna karşın ÜRE gübresi yüzde 0,2 oranında düştü. Geçen yılın Şubat ayına göre son bir yılda 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 38,5, üre gübresi yüzde 38,3, DAP gübresi yüzde 35,4, amonyum sülfat gübresi yüzde 33,3, amonyum nitrat gübresi yüzde 29,3 oranında arttı. Şubat ayında Ocak ayına göre besi yemi yüzde 2,8, süt yemi yüzde 2,7, son bir yılda besi yemi yüzde 34,3, süt yemi yüzde 30,1 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 12,8 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,8 oranında arttı. Şubat ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 5,1 oranında artarken, yıllık yüzde 26,1 oranında arttı.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.