Hava Durumu

#Liman

Kırsal Haber - Liman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Liman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hürmüz Boğazı Krizine Türkiye Kalkanı: Gıda İhracatı Tam Gaz Haber

Hürmüz Boğazı Krizine Türkiye Kalkanı: Gıda İhracatı Tam Gaz

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; ayçiçek yağı, çikolata ve kakaolu ürünler, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk üç ayında 2,8 milyar dolarlık ihracat yaptı. Miktar bazında ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 24,6 gerilemiş olsa da ihracat birim fiyatlarında dolar bazında yaşanan yüzde 17’4’lük yükselişin etkisiyle, değer bazındaki düşüş yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 17,2 artışla 316,8 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı, sektörde ilk sırada yer alırken; yüzde 14,7 düşüşle 248,7 milyon dolar olarak kayıtlara geçen çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer aldı. Tatlı bisküvi ve gofretler ile makarna, ihracatı bu dönemde 200 milyon doları aşan diğer ürün grupları oldu. 315,2 milyon dolar ihracat yapılan Irak’taki yüzde 40,1’lik düşüşün de etkisiyle Orta Doğu pazarında yüzde 25,3’lük düşüş kaydedildi. 3 aylık süreçte geçtiğimiz yıla göre yüzde 4 artışla 68 milyon dolar ihracat yapılan İran, Türkiye’nin toplam hububat sektörü ihracatında ilk 7 içerisinde yer aldı. “Krizlere dayanıklı yapımız, küresel sarmalı soğukkanlı yönetebilmemizi sağlıyor” Küresel gıda ticaretinin Hürmüz Boğazı odağında gelişen enerji ve lojistik darboğazı nedeniyle kritik süreçten geçtiği bu dönemde yaşanan aksamaların ihracata etkilerini değerlendiren TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “Orta Doğu’da devam eden süreç, 2022 yılında yaşanan ve tahıl ile yağlı tohum arzını doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan farklı bir dinamikle ilerliyor. O dönemde ürün arzı sekteye uğramıştı; bugünse sahaya yansımalar enerji, gübre ve navlun maliyetleri üzerinden dünya üretim altyapısını baskılayan sistematik bir şekilde gelişiyor. Bu tablonun küresel bir riski temel gıda maddeleri olan pirinç, buğday, mısır ve soya rekoltesinde muhtemel düşüşleri tetikleyerek, özellikle ithalata bağımlı ülkeleri uzun süreli istikrarsızlığa mahkûm edebilecek olması. Bunun yanında yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıt talebini artırması mısır, soya ve palm yağı gibi ürünlerde ek bir fiyat baskısı oluşturabilir, tüm bu gelişmeler de gıda ticaretini sadece bir tarım meselesi olmaktan çıkararak küresel ekonomi için istikrar başlığına dönüştürebilir Türkiye gıda sanayii, şu an tüm ülkeleri etkileyen bu sarmalı; geçmiş krizlerde test edilmiş çevik yapısı, hammaddeye erişim ve onu katma değerli ürüne dönüştürme kabiliyetiyle soğukkanlı bir şekilde yönetiyor. Mart’ta aylık bazda yaşanan yüzde 14,2’lik daralmaya rağmen sektörel ihracatımızın 1 milyar dolar sınırına yaklaşması, ticari ilişkiler normale döndüğü zaman ticari verilerde hızlı bir toparlanma yaşanabileceğine işaret ediyor.” “Dinamik lojistik altyapımız en stratejik kalkanımız” Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki tıkanıklıklar küresel petrol ticaretinin üçte birini işlevsiz bırakma potansiyeline sahip olsa da Türkiye’nin, lojistik açıdan tek bir rotaya mahkûm olan diğer ülkelerden ayrıştığına dikkat çeken Tiryakioğlu şunları söyledi: “Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan geniş liman ağımız, gelişmiş kara yolu taşımacılığımız ve stratejik demir yolu bağlantılarımız; bölgesel blokajları alternatif güzergahlarla bypass edebilmemize imkân tanıyan eşsiz bir esneklik sunuyor. Bu lojistik çeşitlilik sayesinde, küresel tedarik zincirindeki kopmaları minimize ederek hem tedarik akışımızı güvence altına alıyor hem de ihracat menzilimizi koruyabiliyoruz. Bölgedeki deniz yolu trafiğinin yüzde 90 oranında aksadığı bu gibi dönemlerde, Türkiye’nin sahip olduğu taşımacılık altyapısının, sanayicimize hammaddeye erişim konusunda rakiplerinin önüne geçen bir avantaj sağlayacağını düşünüyoruz. Jeopolitik risklerin deniz yolu rotalarını felç ettiği bir süreçte, ülkemizin alternatifli ve dinamik lojistik altyapısı sadece ticari bir avantaj değil, aynı zamanda geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğini sürdürülebilir kılan en stratejik kalkanımız olmaya devam ediyor.”

İzmir Ticaret Odası’ndan Çin Açılımı Haber

İzmir Ticaret Odası’ndan Çin Açılımı

İzmir’in küresel ticaret hacmini artırmayı hedefleyen İzmir Ticaret Odası (İZTO), Çin’in lojistik ve sanayi devi Qingdao heyetini ağırladı. İki liman kenti arasındaki ekonomik bağları kopmaz bir noktaya taşıyacak organizasyon kapsamında, İzmir Ticaret Odası ile Qingdao Ticaret Bürosu arasında kritik bir iş birliği anlaşması imzalandı. ​Liman Kentlerinin Güç Birliği: İzmir ve Qingdao ​İzmir Ticaret Odası ve Çin Halk Cumhuriyeti Qingdao Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen tanıtım toplantısı, üst düzey diplomatik ve ticari temsilcilerin katılımıyla gerçekleşti. T.C. Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu, iki şehrin benzer liman özelliklerine dikkat çekerek geniş bir iş birliği potansiyelinin altını çizdi. ​Kızılgüneşler: "Çin ile Ticarette %14,9’luk Pay" ​İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Kızılgüneşler, 2026 yılı Ocak ayı verilerine göre Türkiye'nin toplam ithalatının %14,9’unun Çin’den yapıldığını vurguladı. İlişkilerin sadece ticaretle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Kızılgüneşler, şu ifadeleri kullandı: ​"Ekonomik ilişkilerimizin yatırımlar, teknoloji transferi, ortak projeler ve lojistik çerçevesinde stratejik bir derinlik kazanması gerekiyor. İmzalanan bu anlaşma, dengeli ve sürdürülebilir bir yapı için güçlü bir zemindir." ​Qingdao: Asya ve Avrupa Arasında Lojistik Köprü ​Qingdao Belediye Başkan Yardımcısı Gao Jian, şehrin "Kuşak ve Yol Girişimi" içerisindeki kritik konumuna değindi. Qingdao’nun güçlü sanayi altyapısını İzmirli iş insanlarına tanıtan Jian; modern tarım teknolojileri, e-ticaret ve endüstriyel ekipman üretimi alanlarında Türkiye ile büyük fırsatlar olduğunu belirtti. ​20 Çinli Dev Firma İzmirli İş İnsanlarıyla Buluştu ​İş birliği protokolünün imza töreninin ardından, iki ülke firmaları arasında ikili iş görüşmeleri (B2B) gerçekleştirildi. Toplantıya katılan 20 büyük Çinli firma; ​Enerji ve elektrik ekipmanları, ​Lastik ve otomotiv yan sanayi, ​Tarım makineleri ve gıda üretimi, ​Sınır ötesi e-ticaret ve lojistik, ​Su ve çevre teknolojileri gibi stratejik sektörlerde İzmirli firmalarla yeni ortaklıkların kapısını araladı. ​Çin’den İzmirli Yatırımcılara Davet ​Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Elçi Müsteşarı Li Bin, geçen yıl Çin’in Türkiye’ye yaptığı 3,3 milyon dolarlık yatırıma dikkat çekerek, ticaret hacminin her geçen gün arttığını ifade etti. Bin, konuşmasını İzmirli iş insanlarını yatırım fırsatlarını yerinde görmeleri için Qingdao’ya davet ederek noktaladı.

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs Haber

Başkan Tugay’dan İzmir Körfezi İçin Ortak Mücadele Çağrıs

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Körfezi’nin kirlilikten arındırılması için liman, tersane ve Gediz Nehri’nin olumsuz etkilerinin önlenmesi gerektiğini ve bu konularda merkezi idareyle iş birliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nda konuşan Başkan Tugay “Bize dip temizliği için gerekli yetkiyi vermezseniz, kil uygulamasına engel olursanız, Gediz Nehri’nin kirliliğini durdurmazsanız, davet ettiğimiz toplantılara gelmezseniz, bu soruna nasıl katkı vermiş olacaksınız?” dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Büyükşehir Belediyesi’nin “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda “Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı’nın ikinci gün oturumlarının açılışına katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta konuşan Başkan Tugay, kamuoyunun İzmir Körfezi’nin yaşamış olduğu durum hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını söyledi. Merkezi hükümet de dahil olmak üzere farklı kesimlerden farklı şeyler söylendiğini vurgulayan Tugay, “İzmir’de bir sorun var ama bu sorunu kimse sahiplenmiyor ve çözüm için de yeterli çaba gösterilmiyor. Birbirilerinin üstüne sorumluluk atıyorlar gibi bir düşünce içindeler. Haklılar; maalesef bu bilgi kirliliği böyle bir algının ortaya çıkmasına neden oluyor” diye konuştu. “Yoğun nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir” İzmir Körfezi’nin yapısına değinen Başkan Tugay, “İzmir Körfezi, dünyada çok nadir olan körfezlerden birisi. Şehrin metropolü körfez çevresine yerleşmiş. Yoğun bir nüfusun doğrudan körfezle yakın temasta olduğu bir şehir. Benzer sorun çok yerde var ama insanların yerleşim yerlerinden uzak olduğu için bu şekilde gündeme gelmiyor. En uç kısmında bir liman olan bir körfez bu. Farklı havzalardan gelen tam 33 tane akarsu bu körfeze boşalıyor. Bunların içinde Gediz Nehri de var” dedi. “Gediz, körfezi kirletmiyor demek art niyetli” Gediz Nehri’nin körfezi kirletmediği iddialarının art niyetli olduğunu dile getiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Gediz’in kirli suyu kesinlikle körfeze giriyor. Gediz’in dışında da hepimizin bildiği birçok akarsu, pek çok yerden topladığı atıkları körfeze boşaltıyor. Bir kısmı kentsel ve sanayi atıkları, bir kısmı da doğal alüvyonlar. Dün hocamızın da söylediği gibi, körfez artık bir depolama alanı. En doğru ifadelerden birisi bu. Bu derelerden gelen atıklar körfezde dibe çöküyor ve birikiyor. Efes Antik Kenti’nin bir liman kentiyken bin yıllar içinde Küçük Menderes’in taşıdığı alüvyonlarla nasıl dolduğunu görüyorsunuz. Akarsu yataklarının yanında bu kaçınılmaz bir şey” şeklinde konuştu. “Koku ve balık ölümleri travmatize etti” İklim krizinin etkisiyle özellikle yaz aylarında sıkça görülen alg patlamasına bağlı koku ve balık ölümleri hakkında konuşan Başkan Tugay, konferansın temel amaçlarından birinin bu soruna biyolojik çözüm bulmak olduğunu belirtti. Başkan Tugay, “Çok rahatsız edici bir sorunla karşı karşıyayız. Körfezde ‘alg patlaması’ olarak adlandırılan biyolojik bir problem var. Yaz aylarında ortaya çıkan koku ve balık ölümleri, insanları adeta travmatize etti. İzmir Körfezi’nin kanalizasyon atıklarıyla kirletildiği ve bu durumun belediye hizmetlerinin yetersizliğinden kaynaklandığı yönünde suçlamalar yapılıyor. Ben 59 yaşındayım; kendimi bildim bileli İzmir Körfezi’nde koku ve kirlilik vardı ancak balık ölümleri yaşanmıyordu. Bu durumda şu soruyu sormalıyız: Sorun, son dönemde artan kentsel atık kirliliğinin bir sonucu mu, yoksa başka bir nedeni mi var? Cevap çok açık; bu durum farklı bir nedene dayanıyor. Alg patlaması yeni bir olgu. Üstelik yalnızca İzmir Körfezi’ne özgü değil, dünyanın birçok bölgesinde görülüyor. Avustralya’nın güney kıyılarında da bu durumun yaşandığını biliyoruz. İstanbul’a yaptığım yolculuk sırasında Karadeniz kıyılarında da alg oluşumlarını gözlemledim. Bu durum hem denizlerde hem de tatlı sularda ortaya çıkıyor. Bu, çağımızın yeni sorunlarından biri. Temel nedeni ise iklim krizi, artan hava sıcaklıkları ve deniz suyunun ısınması. İzmir Körfezi’nde de karasal alanlarda olduğu gibi sıcaklık rekorları kırılıyor. Yaz aylarında su sıcaklığı 30 dereceye kadar yükseldi. Bu aşırı sıcaklık, alglerin çok hızlı ve yoğun şekilde çoğalmasına neden oluyor” dedi. “Alg patlaması çözmemiz gereken ağır ve yoğun bir sorun” Sıcaklığın yanı sıra körfez dibinde biriken atıkların da alg patlamasını tetiklediğini belirten Başkan Tugay, şunları söyledi: “Bu toplantının düzenlenme amacı da, alg patlamasına biyolojik bir çözüm bulup bulamayacağımız sorusuna yanıt aramak. Çünkü biyolojik sorunlara kalıcı çözümler de yine biyolojik yöntemlerle geliştirilebilir. Ancak bugün itibarıyla alg patlamasıyla etkin şekilde mücadele edebilecek kesin bir yöntem bulunmuyor. Biz bu konuya dikkat çekmek ve İzmir’i bu alanda önemli bir bilimsel çalışma merkezi haline getirmek istiyoruz. Şehrimizdeki bilim insanlarının ve deniz biyologlarının bu meseleye daha fazla odaklanmasına ihtiyaç var. Vatandaşlarımız şunu bilsin ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi bu konuyu son derece ciddiye alıyor. Bu, bizim en öncelikli gündem maddelerimizden biri.” “Arıtma nedenli kirliliği durdurduk, 1 ton çamur çıkardık” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “sağlıklı körfez” hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmalara değinen Başkan Tugay, arıtma kaynaklı kirliliğin tamamen önlendiğini vurguladı. Körfezde kapsamlı temizlik çalışmalarının sürdüğünü belirten Tugay, “İzmir tarihinde yapılan en büyük dip temizliğini gerçekleştiriyoruz ve bu çalışmalara kararlılıkla devam edeceğiz. Şu ana kadar 1 milyon tondan fazla dip çamuru çıkarıldı. Bakanlıktan alınan 4 milyon tonluk izin kapsamında çalışmalarımız sürecek” ifadelerini kullandı. Körfezin yapısal özelliklerine de dikkat çeken Tugay, “Körfezin güney kesimi daha derinken, kuzey kesiminde ciddi bir sığlık söz konusu. Hatta körfezin orta kesimindeki derinlik yer yer 2 metreye kadar düşüyor. Bu durum, körfez suyunun açık denizle yeterince sirkülasyon yapmasını engelliyor. Su adeta bir göl gibi durağan, hareket çok sınırlı. Bu düşük sirkülasyon da alg patlamasını kolaylaştırıyor” diye konuştu. “Körfezin en sıkıntılı yerinde tersane ve yük limanı işletemezsiniz” İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin körfez temizliği kapsamında müdahale edemediği alanlara dikkat çeken Başkan Tugay, yetki sınırlamalarına vurgu yaptı. Tugay, “Müdahale edemediğimiz en önemli noktalardan biri Gediz Nehri. Murat Dağı’ndan temiz çıkan su, Manisa ve İzmir’e ulaştığında kirlenmiş halde geliyor. Gediz Nehri, körfezin kirlenmesinde önemli bir etken” dedi. Körfezin yapısal özelliklerine uygun olmayan faaliyetlere de değinen Tugay, “Bu kadar sığ bir körfezin en uç ve en sığ noktasına tersane kurulamaz. Tersane kaynaklı kirlilik, ekiplerimiz tarafından defalarca ortaya kondu. Aynı şekilde, ağır yük gemilerinin atıklarını kontrolsüz şekilde bırakabildiği bir düzene de izin verilmemeli. Körfezin en hassas bölgesinde bu tür faaliyetlerin yürütülmesi doğru değil” ifadelerini kullandı. Bu konularda belediyenin yetkisinin bulunmadığını belirten Tugay, “Ne yazık ki bu alanlarda karar verme yetkisi bizde değil. Belediye olarak gemi atıklarını izleyebileceğimiz bir sistem kurma konusunda kararlıyız. Ancak bu sistemle yalnızca tespit yapabiliriz; yaptırım uygulama yetkimiz yok” diye konuştu. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin önemine de değinen Tugay, “Bazı çevreler konuyu çarpıtarak farklı yönlere çekmeye çalışıyor. Oysa biz kamuoyunun doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesini çok önemsiyoruz” dedi. “Körfezin sürekli bir temizliğe ihtiyacı var” Başkan Tugay, konuşmasının devamında körfezde sürdürülebilir temizlik ihtiyacına dikkat çekerek şunları söyledi: “Körfezde sürekli ve sistemli bir temizliğe ihtiyacımız var. Bunun için özel donanımlı bir temizlik gemisi edinilmeli. Bu yatırımı ya biz yapmalıyız ya da bakanlık üstlenmeli. Bakanlığın İzmit Körfezi’nde yürüttüğü çalışmanın benzeri mutlaka İzmir Körfezi’nde de hayata geçirilmeli. Vakumlu sistemlerle dipte biriken çamuru çekmeli ve çevreye zarar vermeden bertaraf etmeliyiz. Bu konuyu bakanlıkla defalarca, hatta bakan düzeyinde görüştük. Ancak ne yazık ki beklediğimiz desteği alamıyoruz. Herhangi bir çözüm önerisi sunulmadığı gibi, sürekli suçlamalara maruz bırakılıyoruz. Gerekli yetkiler verilmezse, dip temizliği çalışmalarımız engellenirse, kil uygulamasına izin verilmezse, Gediz Nehri’ndeki kirlilik durdurulmazsa ve düzenlediğimiz toplantılara dahi katılım sağlanmazsa bu sorunu nasıl çözeceğiz? Biz inanıyoruz ki bu süreçte halkın doğru bilgilendirilmesi, bilinçlenmesi ve duyarlılığı büyük önem taşıyor. Bilim insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili tüm kurumların çözüm sürecine aktif katkı sunması gerekiyor. Biz de belediye olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da daha fazla ne yapabiliriz sorusuna yanıt aramaya, çalışmaya devam edeceğiz. Öte yandan İzmit Körfezi’nde uygulanan yöntemlerin İzmir’de de hayata geçirilmesi, sorunun çözümünü hızlandırabilir. Körfezde sürekli temizlik yapılmazsa zamanla dolma, karasallaşma ve doğal yapının kaybolması riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez Haber

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nı (MTSO) ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Başkanı Hamit İzol, oda yönetimi ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Ziyarette Mersin’in ekonomik potansiyeli, lojistik altyapısı, tarım, sanayi ve ihracat kapasitesi ile kentin geleceğine ilişkin stratejik başlıklar ele alındı. MTSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleriyle yapılan toplantıda konuşan CHP’li Gülcan Kış, Mersin’in yalnızca bugünün gündemiyle değil uzun vadeli kalkınma perspektifiyle planlanması gereken bir şehir olduğunu söyledi. Kış, Mersin’in tarım, sanayi, lojistik ve turizm alanlarında Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayan stratejik bir merkez olduğuna dikkat çekerek, kentin potansiyelinin doğru planlama ve güçlü altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “Mersin artık kendi haline bırakılacak bir şehir değil” diyen Kış, küresel ticarette yaşanan dönüşümün Mersin için önemli fırsatlar barındırdığını ifade etti. Jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki değişimin Doğu Akdeniz’de yeni lojistik merkezleri ön plana çıkardığını belirten Kış, Mersin’in bu süreçte güvenli bir ticaret koridoru ve liman kenti olarak öne çıkabileceğini söyledi. “Potansiyel tek başına yetmez” Mersin’in sahip olduğu potansiyelin doğru yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Kış, özellikle lojistik altyapı, sanayi bölgeleri ve ticaret bağlantılarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Kış, “Liman yapmak tek başına yeterli değildir. O limana dünya ticaretinin rotasını getirecek planlamayı da yapmak gerekir. Mersin’in rekabet gücünü artıracak yatırımların gecikmesi yalnızca kente değil Türkiye ekonomisine de zarar verir” dedi.  “Mersin’in sorunlarını Meclis’te gündeme taşımaya devam edeceğiz” Ziyarette Mersin’de devam eden ve uzun süredir gündemde olan altyapı projeleri de ele alındı. CHP’li Kış, kentin ulaşım ve altyapı sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürekli gündeme getirdiklerini belirterek, özellikle D-400 Karayolu’ndaki yoğunluk ve güvenlik sorunlarını defalarca dile getirdiklerini ifade etti. Kış, Çeşmeli-Taşucu otoyolu ve Akdeniz Sahil Yolu gibi projelerin yalnızca ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda turizm ve ticaret açısından da stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Tarım açısından büyük önem taşıyan Pamukluk Barajı ve su yönetimi konularının da yakından takip edildiğini belirten Kış, Mersin’in üretim gücünün sürdürülebilir olması için tarımsal altyapı yatırımlarının tamamlanması gerektiğini dile getirdi. “Mersin için ortak akıl şart” Toplantıda MTSO’nun Mersin’in uzun vadeli ekonomik vizyonuna yönelik yürüttüğü çalışmalar da değerlendirildi. MTSO’nun 2050 ve 2075 perspektifiyle yürüttüğü planlama çalışmalarının önemli olduğunu belirten Kış, iş dünyası ile kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin kentin geleceği açısından kritik olduğunu söyledi. Kış, “Bir şehrin gelişmesi yalnızca iş dünyasının çabasıyla değil, aynı zamanda o şehrin sorunlarının Ankara’da güçlü bir şekilde dile getirilmesiyle mümkündür. Biz Mersin’in meselelerini Meclis’te takip etmeye devam edeceğiz” dedi. Ziyaretin sonunda Mersin iş dünyasının beklentileri ve kentin ekonomik gelişimine yönelik öneriler karşılıklı olarak değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.