Hava Durumu

#Limon

Kırsal Haber - Limon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Limon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaş Meyve Sebze İhracatında Bülent Sarıkaya Dönemi Haber

Yaş Meyve Sebze İhracatında Bülent Sarıkaya Dönemi

Türk yaş meyve sebze sektörü, 2025 yılı Nisan ayında sergilediği performansla göz doldurdu. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (AKİB) seçimli genel kurulunda başkanlığa seçilen Bülent Sarıkaya, göreve rekor rakamlarla başladı. Nisan ayında ihracat, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 40 artışla 329,4 milyon dolara ulaştı. ​AKİB’de Yeni Yönetim ve Sürdürülebilirlik Vizyonu ​Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda, Sarıkaya Tarım temsilcisi Bülent Sarıkaya bayrağı Ferhat Gürüz’den devraldı. Tek listeyle girilen seçimlerin ardından açıklama yapan Sarıkaya, yeni dönemde temel önceliklerinin ihracatta sürdürülebilirlik ve katma değerli üretim olduğunu vurguladı. ​Başkan Sarıkaya, "Üretici ile ihracatçı arasındaki bağı güçlendirerek küresel rekabet gücümüzü artıracağız. Lojistik maliyetlerin optimizasyonu ve pazar çeşitliliği stratejik rotamız olacak," dedi. ​Nisan Ayı İhracat Verileri: Mandalina ve Limon Zirvede ​Türkiye’nin nisan ayı yaş meyve sebze ihracat verilerini paylaşan Sarıkaya, sektörün başarısında AKİB’in kilit rol oynadığını belirtti. Toplam ihracatın yüzde 44’ünü tek başına sırtlayan AKİB, 143,7 milyon dolarlık dış satıma imza attı. Öne çıkan ürünler ise şu şekilde; ​Mandalina: Yüzde 326 artışla 82,2 milyon dolar. ​Limon: Yüzde 57 artışla 52,3 milyon dolar. ​Domates: 49 milyon dolar ihracat geliri. ​Öne Çıkan Diğer Ürünler: Portakal, havuç, turp ve nar ihracat hacminde en güçlü ivmeyi yakalayan gruplar oldu. ​Irak Pazarında %222’lik Değer Patlaması ​Nisan ayında en dikkat çekici büyüme Irak pazarında yaşandı. Irak, hem miktar hem de değer bazında Türkiye'nin bir numaralı ihracat rotası konumuna yükseldi. ​Irak: İhracat geliri yüzde 222 artışla 98,9 milyon dolara çıktı. ​Rusya: 43,9 milyon dolarlık gelirle yerini korudu. ​Romanya: Değer bazında yüzde 16 artışla 40,7 milyon dolarlık performans sergiledi. ​Suudi Arabistan ve Gürcistan: Dinamik yükselişiyle dikkat çeken diğer önemli pazarlar oldu. ​Hedef Kuzey Amerika: Kanada Çıkartması ​Pazar çeşitlendirme stratejisi kapsamında rotayı Kuzey Amerika’ya çeviren AKİB, Kanada’nın Toronto şehrinde düzenlenen CPMA Convention and Trade Show’a katıldı. Türk narenciyesi, narı ve incirinin kalitesini Kanadalı profesyonel alıcılara tanıtan birlik, uluslararası arenadaki güvenilir tedarik zinciri imajını güçlendirdi.

Üreticiden Markete Fiyat Uçurumu: Elmada %393 Fark! Haber

Üreticiden Markete Fiyat Uçurumu: Elmada %393 Fark!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Nisan ayı üretici ve market fiyat verilerini açıkladı. Verilere göre Nisan ayında fiyat farkı rekoru elmada kırılırken, marketteki en büyük artış yeşil soğanda görüldü. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektöründeki fiyat değişimlerini ve girdi maliyetlerini değerlendirdi. Nisan ayında üretici ile market arasındaki makasın iyice açıldığına dikkat çeken Bayraktar, özellikle elma, havuç ve yeşil soğandaki fiyat katlanmalarına vurgu yaptı. Market ve Üretici Arasındaki Makas Açılıyor Nisan ayında üretici ile market arasındaki en büyük fiyat farkı yüzde 393,7 ile elmada yaşandı. Elmayı şu ürünler takip etti: Havuç: %329,9 Yeşil Soğan: %245,3 Marul: %245,2 Pırasa: %242,4 Bayraktar, "Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elma markette 92 lira 58 kuruşa satılarak 4,9 kat fark oluşturdu" diyerek tüketicinin ödediği yüksek fiyatlara işaret etti. Nisan Ayı Fiyat Şampiyonları ve Düşüş Yaşayanlar Market ve üretici cephesinde fiyat değişimleri farklı seyretti. Nisan ayının zam şampiyonu markette yeşil soğan olurken, üreticide kuru soğan oldu. Markette Durum: En Fazla Artan: %48,7 ile Yeşil Soğan Takip Edenler: Ispanak (%29,9), Kuru Soğan (%29,2) En Fazla Düşen: %74,3 ile Patlıcan Üreticide Durum: En Fazla Artan: %109,1 ile Kuru Soğan Takip Edenler: Beyaz Lahana (%42,4), Patates (%31) En Fazla Düşen: %64,7 ile Patlıcan Fiyat Değişimlerinin Nedenleri: Hava Koşulları ve Hasat Şemsi Bayraktar, fiyat dalgalanmalarının arkasındaki temel nedenleri şu şekilde sıraladı: Soğan ve Patates: Depolardaki ürünün azalması ve yeni hasat edilen ürünlerin yağışlar nedeniyle çürümesi rekolteyi düşürerek fiyatları artırdı. Sebzeler: Aşırı yağışlar beyaz lahana, karnabahar ve ıspanak arzını azalttı. Buna karşılık, iyi giden hava koşulları patlıcan, biber ve salatalıkta verimi artırarak fiyatları düşürdü. Elma ve Havuç: Talepteki azalma, bu ürünlerde fiyat düşüşüne yol açtı. Girdi Maliyetleri Üreticiyi Zorluyor Sadece gıda fiyatları değil, tarımsal üretim maliyetleri de yükselmeye devam ediyor. Bayraktar’ın paylaştığı verilere göre: Gübre: Amonyum sülfat gübresi aylık %24,1, yıllık ise %104,3 oranında arttı. Yem: Besi ve süt yemi fiyatları yıllık bazda ortalama %35 artış gösterdi. Mazot: Aylık bazda %3,1 düşüş yaşansa da, yıllık artış %57,6 olarak kayıtlara geçti.

Türkiye'nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Rekor İlk Çeyrek: 1 Milyar Dolar Eşiği Aşıldı! Haber

Türkiye'nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Rekor İlk Çeyrek: 1 Milyar Dolar Eşiği Aşıldı!

​Türk yaş meyve sebze sektörü, 2026 yılına hızlı bir giriş yaptı. Yılın ilk çeyreğinde ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre %30 artarak 1 milyar 70 milyon dolara ulaştı. ​Türkiye, tarımsal üretim gücünü ihracat rakamlarına yansıtmaya devam ediyor. 2025 yılının ilk üç ayında 821 milyon dolar olan yaş meyve sebze ihracatı, 2026'nın aynı döneminde büyük bir ivme kazanarak 1 milyar 70 milyon dolar seviyesine çıktı. Meyve sebze mamulleri ile birlikte toplam ihracat ise 1 milyar 580 milyon doları buldu. ​İhracatın Yıldızı: Mandalina ve Domates ​2026 yılı ilk çeyrek verilerine göre, dış satımda en çok talep gören ürünlerin başında narenciye ve sebze grubu geldi. ​Mandalina: 333 milyon dolar ile ihracatın lideri oldu. ​Domates: 159 milyon dolarlık satışla ikinci sırayı aldı. ​Biber: 152 milyon dolar ile üçüncü sırada yer aldı. ​Listeyi 121 milyon dolarla limon ve 71 milyon dolarla nar takip ederken; portakal, greyfurt, kabak ve kornişon gibi ürünler de ihracat gelirlerine önemli katkı sağladı. Özellikle ilk 10 ürünün tamamında ihracat artışı yaşanması, sektörün başarısını perçinledi. ​Hedef: 2026 Sonunda 7 Milyar Doları Aşmak ​Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2026 yılı hedeflerinin oldukça iddialı olduğunu belirtti. Uçak, 2025 yılında toplam 6,2 milyar dolarlık ihracat yapıldığını hatırlatarak şunları söyledi: ​"İlk çeyrekteki performansımız, 7 milyar dolarlık yıl sonu hedefimizi aşacak potansiyele sahip olduğumuzu gösteriyor. Bu yıl yağışların iyi olması rekolte beklentimizi artırdı. İklim koşulları bu şekilde devam ederse hedeflerimize rahatlıkla ulaşacağız." ​En Çok İhracat Yapılan Ülkeler Hangileri? ​Türkiye'nin yaş meyve sebze ürünlerine en yoğun talep yine geleneksel pazarlardan geldi. İhracat pazarlarında ilk üç sırayı şu ülkeler paylaştı: ​Rusya Federasyonu: 263 milyon dolar ​Irak: 127 milyon dolar ​Romanya: 122 milyon dolar ​Bu ülkeleri Almanya ve Ukrayna takip ederek Türk ürünlerinin Avrupa ve bölge coğrafyasındaki hakimiyetini tescilledi. ​Ege Bölgesi İhracat artışında Hız Kesmiyor ​Ege Bölgesi, Türkiye'nin toplam yaş meyve sebze ve mamulleri ihracatının %20'sini sırtlamaya devam ediyor. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2026’nın ilk çeyreğinde ihracatını %11 artırarak 68 milyon dolara çıkardı. ​Ege'nin ihracat listesinde ise domates, 28,5 milyon dolarlık pay ile zirvedeki yerini korurken; mandalina ve biber bölgenin en çok kazandıran diğer kalemleri oldu. Ege Bölgesi'nden yapılan ihracatta en önemli pazarlar ise Rusya, Polonya ve Ukrayna olarak sıralandı.

Ticaret Bakanlığından Ankara ve İzmir'de Fahiş Fiyat Operasyonu Haber

Ticaret Bakanlığından Ankara ve İzmir'de Fahiş Fiyat Operasyonu

Ticaret Bakanlığı, Ankara ve İzmir’de yürüttüğü denetimlerde market raflarındaki fahiş fiyat artışlarını tek tek deşifre etti. Hal Kayıt Sistemi (HKS) üzerinden yapılan incelemelerde, bazı ürünlerin alış fiyatının tam 7 katına satıldığı ortaya çıktı. ​Ticaret Bakanlığı piyasa gözetim ve denetim ekipleri, fahiş fiyatla mücadele kapsamında saha çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. 06 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen denetimlerde, özellikle sebze ve meyve reyonlarındaki alış-satış fiyat farkları mercek altına alındı. Haksız kazanç sağladığı tespit edilen işletmeler, ağır idari yaptırımlar uygulanması talebiyle Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'na sevk edildi. ​Ankara’da Şok Tespitler: 42 TL’lik Biber 250 TL Oldu! ​Ankara Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, 13 farklı ticaret unvanına sahip zincir marketin toplam 94 şubesinde detaylı inceleme yaptı. İnceleme sonucunda ortaya çıkan bazı çarpıcı veriler şöyle: ​Çarliston Biber: Market tarafından 42,00 TL’ye satın alınan ürün, tüketiciye 249,67 TL’den satıldı. ​Pancar: 15,00 TL’lik alış fiyatına sahip olan ürünün raf fiyatı 79,95 TL olarak belirlendi. ​Dolmalık Biber: 63,33 TL’ye tedarik edilen biber, 249,67 TL etiket fiyatıyla rafa çıktı. ​Maydanoz: Markete girişi 5,00 TL olan maydanoz, tüketiciye 19,95 TL’den sunuldu. ​İzmir’de Tedarik Zinciri Takibi: Hal ve Raf Arasındaki Uçurum ​İzmir’de gerçekleştirilen denetimlerde ise ürünlerin tarladan veya halden çıkış fiyatı ile market satış fiyatı arasındaki devasa farklar raporlandı. Özellikle Antalya ve çevre illerden gelen ürünlerdeki yüksek kar marjları dikkat çekti: ​Sivri Biberde Rekor Fark: Antalya Elmalı’dan 50,00 TL’ye alınan sivri biberin, İzmir’deki bir firma tarafından 389,95 TL’ye satıldığı tespit edildi. ​İthal Ayva Fiyatı Katlandı: İran’dan ithal edilip halden 30,00 TL’ye alınan ayva, markette 225,00 TL’ye alıcı buldu. ​Limon ve Patates: Muğla Dalaman’dan 18,00 TL’ye gelen limon 129,95 TL’ye; Ödemiş halinden 5,00 TL’ye alınan patates ise 28,99 TL’ye rafa konuldu. ​Diğer Ürünler: Çarliston biber 48,00 TL’den 199,00 TL’ye, Golden elma ise 30,00 TL’den 99,99 TL’ye yükseltildi. ​Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Devreye Girdi ​Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, denetimler neticesinde fahiş fiyat artışı yaptığı kanaatine varılan tüm işletmeler hakkında gerekli idari yaptırımların uygulanacağı belirtildi. Dosyalar, cezai işlemlerin karara bağlanması amacıyla Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na gönderildi. ​Denetimler 81 İlde Devam Edecek ​Ticaret Bakanlığı yetkilileri, vatandaşların mağduriyetini önlemek ve piyasadaki fiyat dengesini korumak adına denetimlerin kararlılıkla süreceğini, haksız kazanç sağlayanlara geçit verilmeyeceğini vurguladı.

Üretici ve Market Fiyatları Arasındaki Uçurum Büyüyor! Haber

Üretici ve Market Fiyatları Arasındaki Uçurum Büyüyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mart ayına damga vuran gıda fiyatlarındaki değişimleri ve girdi maliyetlerindeki artışı değerlendirdi. Mart ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı rekor seviyelere ulaşırken, karnabahar ve sivri biber fiyat artışında başı çekti. ​Fiyat Farkında Şampiyon: Karnabahar ​Mart ayında üretici ve market arasındaki en büyük uçurum yüzde 275,8 ile karnabaharda görüldü. Karnabaharı sırasıyla portakal, pırasa ve limon takip etti. Fiyat katlamaları ise şu şekilde gerçekleşti: ​Karnabahar: Üreticide 23,76 TL olan ürün markette 89,29 TL’ye satılarak 3,8 kat fark oluşturdu. ​Portakal: Üreticide 13,71 TL iken markette 50,04 TL ile 3,6 kat farka ulaştı. ​Pırasa: Üreticide 16,64 TL olan fiyat markette 56,51 TL’ye çıkarak 3,4 kat arttı. ​Limon: Üreticide 31,87 TL olan ürün market raflarında 97,23 TL ile 3,1 kat daha fazlaya satıldı. ​Marketlerde Fiyatı En Çok Artan ve Azalan Ürünler ​Mart ayında market raflarındaki 41 ürünün 33'ünde fiyat artışı yaşandı. ​En Çok Artanlar: Market fiyatı en çok artan ürün yüzde 119,1 ile karnabahar oldu. Onu yüzde 91,3 ile sivri biber, yüzde 75,2 ile domates, yüzde 61,2 ile patlıcan ve yüzde 48,7 ile marul izledi. ​En Çok Azalanlar: Marketin en çok ucuzlayan ürünü yüzde 50,4 ile kabak oldu. Salatalık (%18,3), fındık (%6,5), yumurta (%5,8) ve yeşil soğan (%4,6) da fiyatı düşen ürünler arasında yer aldı. ​Üretici Fiyatlarındaki Değişimin Nedenleri ​Şemsi Bayraktar, üretici fiyatlarındaki dalgalanmaların arkasındaki temel nedenleri şu şekilde özetledi: ​Doğal Afetler: Sel ve su baskınları; domates, sivri biber ve marulda arzı azaltarak fiyatları tırmandırdı. ​Hava Koşulları: Havaların ısınmasıyla hasadı sıklaşan kabak ve salatalıkta arz artışı fiyatları düşürdü. ​Sezon Sonu ve Talep: Portakalda sezon sonu olması ve elmada talebin azalması fiyatlara düşüş olarak yansıdı. ​İhracat ve İthalat Kararları: Kuru soğanda ihracat teşviki beklentisi fiyatı artırırken, limonda alınan ithalat rejimi kararı fiyatları düşürdü. ​Tarımsal Girdi Maliyetlerinde Korkutan Artış ​Üreticinin maliyet yükü Mart ayında da artmaya devam etti. Özellikle gübre ve mazot fiyatlarındaki yükseliş dikkat çekti: ​Gübre Fiyatları: Aylık bazda amonyum nitrat gübresi yüzde 26,5 artarken, yıllık bazda ÜRE gübresindeki artış yüzde 62,1’e ulaştı. ​Mazot ve Elektrik: Mart ayında mazot fiyatı aylık yüzde 22,3, yıllık ise yüzde 57,9 oranında zamlandı. Elektrik fiyatları ise yıllık bazda yüzde 12,8 arttı. ​Hayvancılık Girdileri: Son bir yılda besi yemi yüzde 37,3, süt yemi ise yüzde 34,1 oranında artış gösterdi. ​Özetle: Mart ayı verileri, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik için girdi maliyetlerinin kontrol altına alınması ve üretici-market zincirindeki makasın daraltılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Mersinli Üreticinin Emeğine Adeta Limon Sıkılıyor Haber

Mersinli Üreticinin Emeğine Adeta Limon Sıkılıyor

Zirai don felaketinin etkilerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu üyesi ve CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, limon ithalatında gümrük vergisinin düşürülmesine ilişkin yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına sert tepki gösterdi. Kış, Mersin başta olmak üzere Türkiye’nin limon üretim merkezlerinde üreticinin büyük bir belirsizlik ve ekonomik baskı altında olduğunu belirterek, hükümetin tarım politikalarını “tutarsız ve günü kurtarmaya yönelik” sözleriyle eleştirdi. Resmî Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026’ya kadar yüzde 10’a indirildiğini hatırlatan Kış, bu kararın piyasada üretici aleyhine sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Kış, “Türkiye limon üretiminde dünyanın sayılı ülkelerinden biri. Mersin, Adana ve Hatay gibi üretim merkezlerinde çiftçiler yıl boyunca emek veriyor, maliyetlere katlanıyor. Ancak depolarda hâlâ limon dururken ithalatın önünün açılması üreticiye ‘sen üretme’ demekten başka bir şey değildir” dedi. “Önce ihracat yasağı, şimdi ithalat kolaylığı” Gülcan Kış, limon piyasasında son dönemde alınan kararların birbirini çürüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Daha kısa bir süre önce limona ihracat yasağı getirildi. Üreticinin dış pazarı kapatıldı. Şimdi ise ithalatın önü açılıyor. Bu nasıl bir planlama, nasıl bir tarım politikası? Bir tarafta depolarda ürününü satamayan çiftçi var, diğer tarafta ithalat kapısı aralanıyor. Bu tablo, Türkiye’de tarımın nasıl yönetildiğinin açık bir göstergesidir.” “Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor” Mersin’in Türkiye’de limon üretiminin kalbi olduğunu vurgulayan Kış, alınan kararların doğrudan bölge üreticisini etkilediğini söyledi. Kış, “Mersin’de binlerce aile limon üretiminden geçimini sağlıyor. Bahçelerde yıl boyunca verilen emek, yapılan masraf, işçinin alın teri var. Ama yanlış kararlarla Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor. İthal ürün piyasaya girdiğinde tüccar yerli limonu daha düşük fiyatla almak ister. Bunun bedelini de çiftçi öder” ifadelerini kullandı. “Tarım politikası ithalatla yönetilemez” Kış, Türkiye’de son yıllarda tarım politikalarının ithalata dayalı hale geldiğini belirterek hükümeti sert sözlerle eleştirdi. “Patateste, soğanda, ette, buğdayda aynı tabloyu gördük. Fiyat yükseldiğinde çözüm olarak ithalat kapısı açılıyor. Oysa sorun üretimde değil; planlamada, piyasa denetiminde ve üreticiyi koruyan politikaların eksikliğinde” dedi. Kış, limon kararının da bu yanlış yaklaşımın yeni bir örneği olduğunu vurgulayarak, “Tarımı ithalatla yönetemezsiniz. Çiftçi üretmezse sofradaki ürün de olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi koruyan güçlü ve sürdürülebilir bir tarım politikasıdır” diye konuştu. “Tarım Bakanlığı’nda bile istikrar yok” AKP iktidarının tarım politikalarında tutarsızlık içinde olduğunu ifade eden Kış, son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı’nda yaşanan değişikliklere dikkat çekti. “Tarım gibi stratejik bir alanda bile istikrar yok. AKP iktidarı döneminde Tarım Bakanlığı koltuğunda sürekli değişiklikler yaşandı. Son yıllarda bakanlar hızla değişirken, tarım politikası da sürekli yön değiştiriyor. Bu tablo, üreticinin neden yalnız bırakıldığını açıkça gösteriyor. Tarım yönetilemeyince bedelini çiftçi ödüyor.” “Üreticinin yanındayız” Zirai don felaketinin etkilerini araştıran Meclis Komisyonu’nda görev yaptığını hatırlatan Kış, sahada üreticilerin yaşadığı sorunları yakından gördüklerini belirtti. “Mersin’de, Adana’da, Hatay’da çiftçilerimizin yaşadığı sıkıntıları birebir dinliyoruz. Üretici maliyet altında eziliyor, ürününü değerinde satamıyor. Tarım politikalarının günü kurtaran kararlarla değil, üreticiyi merkeze alan uzun vadeli bir planlamayla yürütülmesi gerekiyor.” Kış, limon üreticilerinin sorunlarının takipçisi olacaklarını belirterek, “Çiftçinin emeğini korumak, üretimi sürdürülebilir hale getirmek ve Türkiye’yi yeniden güçlü bir tarım ülkesi yapmak için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Gürer: ''Savaş Tarımda Girdi Maliyetlerini Patlattı'' Haber

Gürer: ''Savaş Tarımda Girdi Maliyetlerini Patlattı''

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında savaşın tarım sektörüne yansıyan etkilerini, gübre ve yem fiyatlarındaki sert artışı ve üreticinin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunları kapsamlı verilerle değerlendirdi. Gürer, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin kontrol altına alınmaması durumunda hem üreticinin hem de tüketicinin çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağını vurguladı. “GÜBRE VE YEM FİYATLARI SON HAFTALARDA HIZLA ARTTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın tarım sektörüne doğrudan etki ettiğini belirterek, “Savaşın bölgemize olumsuz yansımaları tarım kesiminde şiddetle hissedilir hâle geldi. Özellikle gübre ve yem fiyatları son haftalarda önemli ölçüde arttı. Gübrede güncel fiyatlara bakıldığında amonyum sülfatın ton fiyatı 15 bin 750 lirayı gördü. Üre gübre 30 bin lira seviyesinde ancak satışı yok, piyasada kapalı durumda,” dedi. Üre gübrenin üretimde kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Gürer, “Üre gübre taban ve üst gübresi olarak kullanılan ve neredeyse tamamı ithal olan bir gübre. Özellikle İran’dan ticari anlamda gübre gelişi yoğun olduğundan bu süreçte onun da fiyatı arttı,” diye konuştu. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de üretilen DAP gübresinde de ciddi artış yaşandığını ifade ederek, “DAP gübre ise ülkemizde Mazıdağı fosfat madenlerinden elde edilen bir gübre ve 37 bin liraya çıkmış durumda. Son dönemdeki fiyat artışı neredeyse geçen yılın toplam artışını geçmiş durumda” dedi. “STOK VAR DENİYOR AMA ÇİFTÇİ GÜBRE BULAMIYOR” AKP İktidarının stokların yeterli olduğu yönündeki açıklamalarını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sahadaki durumun farklı olduğunu söyledi. Gürer, “Bakanlar bu konuda açıklamalar yapıyor, önlemlerin alındığını ve stokların yeterli olduğunu söylüyorlar. Ancak gübreyi almaya gittiğinizde ya gübre bulunamıyor ya da fiyatı katlanmış durumda,” dedi. İRAN’DAN YEM VE GÜBRE İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin İran ile olan tarımsal girdi ticaretine ilişkin verileri de paylaştı. Buna göre 2025 yılında İran’dan iki farklı yem grubunda ithalat yapıldığını belirten Gürer, “Hayvan gıdası olarak kullanılan diğer bitkisel maddeler, bitkisel döküntü, artık ve yan ürünler kapsamında 2 bin 883 ton ürün ithal edildi ve bunun karşılığında 223 bin 667 dolar ödeme yapıldı. Aynı yıl 6 bin 876 ton farklı yem ürünü ithal edildi ve bunun için 12 milyon 415 bin 151 dolar İran’a ödeme yapıldı,” şeklinde konuştu. Gübre ithalatına ilişkin verileri de paylaşan Gürer, “2025 yılında İran’dan 6 milyon 114 bin 98 dolar değerinde azotlu ve kimyasal gübre ithalatı yapıldı. 2026 yılında ise ilk dönemde 428 bin 255 dolar tutarında ithalat gerçekleştirildi. Bu veriler İran’ın hem yem hem gübre konusunda Türkiye’nin ithalat yaptığı ülkelerden biri olduğunu gösteriyor,” dedi. “TÜRKİYE KENDİ KENDİNE YETERLİ OLMAK ZORUNDA” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, savaşın tarımda dışa bağımlılığın risklerini açık şekilde ortaya koyduğunu belirterek, “Gübre fabrikaları ve yem fabrikaları özelleştirilirken, 24 yıllık iktidar döneminde Türkiye’nin kendi kendine yeter hâle getirilmesi gerektiğini defalarca dile getirdik. Pandemiden ders çıkarılmadı, kuraklık ve don da ders alınması için yeterli olmadı,” diye konuştu. Gürer sözlerini şöyle sürdürdü: “Savaş ise girdi maliyetlerini artıran ürünlerin fiyatındaki artışla birlikte Türkiye’nin kendi kendine yeterli olmasının ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha gösterdi.” “YANLIŞ TARIM POLİTİKALARI RAF FİYATLARINI DA ARTIRIYOR” Tarım politikalarındaki eksikliklerin sadece üreticiyi değil tüketiciyi de etkilediğini belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Tarım politikalarındaki yanlışlar ve uygulamadaki eksiklikler raftaki ürünlerin fiyatının artmasına yol açıyor. Böylece fiyatlar yükseliyor ve vatandaş her gıdaya erişemiyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye, 2002 yılının da altında hububat ve bakliyat üreten bir ülke konumuna geldi,” dedi. Girdi maliyetlerindeki artışın üretimi doğrudan etkileyeceğini belirten Gürer, “Girdi maliyetlerindeki bu artış yeterli gübrenin kullanılmasının önüne geçecek. Daha az gübre atılacak ve bu durum verim ve üretimde kayıplara yol açacak,” ifadelerini kullandı. “DESTEKLER ZAMANINDA ÖDENMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilere verilen desteklerin gecikmesinin üretimi zorlaştırdığını belirterek “2025 yılının destekleri 2026 yılında ödeniyor. Çiftçi zaten zor durumda. Desteklerin mazot ve gübre için iki taksitte verilmesi daha büyük sıkıntılar yaratacaktır. 2025’ten kalan desteklerin verilmesi yanında 2026 yılı desteklerinin de çiftçiye ulaştırılması gerekir,” dedi. “ÇİFTÇİNİN BANKA BORCU 1 TRİLYON 240 MİLYAR LİRA” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin borç yükünün de üretimi zorlaştırdığını ve temel girdi kalemi olan yem ve gübre girdilerinde sübvansiyon sağlanması gerektiğini belirterek, “Çiftçilerin bankalara olan kredi borcu 1 trilyon 240 milyar liraya ulaşmış durumda. Bu nedenle büyük bir zorluk yaşıyorlar. İcra ve haciz işlemleri devam ediyor. Bu süreci aşmanın yollarından biri yem ve gübrede yüzde 50 oranında sübvansiyon sağlanmasıdır. Çiftçilere bu anlamda destek verilmelidir. Ayrıca borç yükünün hafifletilmesi için icra işlemleri durdurulmalı, üretimi sürdürebilmeleri için ek kredi destekleri verilmelidir. Borçlar ötelenmelidir,” diye konuştu. “TÜRKİYE ÜRETMEK ZORUNDADIR” Tarımda üretimin stratejik önemine dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Türkiye üretmek zorundadır. Üretimde yaşanacak her düşüş ülkenin sorunlarını daha da büyütecektir. Bu nedenle hem çiftçiye hem besiciye destek verilmesi gerekir,” dedi. Ömer Fethi Gürer “ Çiftçiler borçlarını ödemekte sorun yaşıyor. Mutlak surette icralar durdurulmalıdır ve üretim yapmasını sağlayacak hem kredi desteği verilmeli hem de borçlar ötelenmelidir. Bu süreç devam ettiğinde stokta ürünün varlığı fiyatının düşmesine vesile olmuyor, fiyatın daha da artmasına neden oluyor. Bu konuda 'stoklar yeterli' diye açıklama yapan bakanların niye fiyatların arttığını da açıklaması gerekiyor. Savaş İran'da oluyor, Türkiye'de stoktaki ürünün fiyatı artıyor. Doğal olarak ithalat yapanlar gittiklerinde aynı fiyatta ürün getiremeyecekleri için şimdiden fiyatı güncelleyerek kendi kayıplarının önüne geçmeye çalışıyorlar. Oysa Türkiye'de gübreyle ilgili ithalat yapan da üretim yapan da AK Parti'nin yakın iş insanları. Bunların da eğer bakanın sözü yetmiyorsa Cumhurbaşkanı tarafından uyarılması gerekir. Türkiye üretmek zorundadır. Üretimdeki her düşme Türkiye'nin sorunlarını katlar. Onun için hem çiftçiye destek verilmeli hem besiciye destek verilmeli hem üretimi sürdürülebilecek oranda ek kredi desteklerinin yolu açılmalıdır. Girdi maliyetleri mutlak surette durdurulacak, gübre ve yemde sübvanse sağlanarak destek verecek yöntemler uygulamaya geçirilmelidir. Aksi takdirde savaşın bitmesine rağmen Türkiye'de fiyatlar geriye gelmediği için maliyetler artacaktır. Bunun üstüne düşük alım fiyatı uygulanırsa çiftçi oldukça zor bir noktaya gelecektir."” dedi. LİMONDA İTHALAT ELEŞTİRİSİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, limon üretimine rağmen ithalatın sürmesini de eleştirerek, “Limonla ilgili olarak ithalat vergisinin yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldüğü görülüyor. Oysa şu anda limon hasadı sona ermiş durumda ve üreticilerin elinde ciddi miktarda ürün bulunuyor. Yanlış politikalar nedeniyle tüccarın piyasaya girmemesi sonucunda limon fiyatı 5 liraya kadar düşmüştü. Doğru bir planlama yapılmış olsaydı limonlar bahçede kalmazdı,” ifadelerini kullandı Limon ithalatına ilişkin verileri de paylaşan Gürer, “2025 yılında limon ithalatı 2 bin 130 ton oldu ve bunun için 2 milyon 376 bin 276 dolar ödendi. 2024 yılında ise 2 bin 54 ton ithalat yapıldı ve 1 milyon 941 bin 609 dolar yurt dışına ödendi. Sadece bir ayda 705 ton limon ithal edildi ve bunun için 549 bin 344 dolar ödeme yapıldı,” dedi. “ÜRETİCİYİ KORUYAN POLİTİKALAR GEREKİYOR” Türkiye’nin önemli bir narenciye üreticisi olmasına rağmen üreticinin yeterince korunmadığını belirten Gürer şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye önemli bir narenciye ülkesi olmasına rağmen üreticinin yaşadığı sorunlara yeterince sahip çıkılmıyor. Stokta ürün varken ithalatın yolu açılıyor. Dengeli, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir politika izlenmediği için limon da sorunlu ürünlerden biri hâline geldi. Bu sorunun çözümü doğru planlama ve üreticiyi koruyan politikaların hayata geçirilmesidir.”

Kendi Çiftçisini Korumayan Bir Anlayış Tarımı Ayakta Tutamaz Haber

Kendi Çiftçisini Korumayan Bir Anlayış Tarımı Ayakta Tutamaz

Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, limon ithalatında gümrük vergisinin %54’ten %10’a düşürülmesine sert tepki gösterdi. Kılıç, "Kendi çiftçisini korumayan bir anlayış gıda güvenliğini sağlayamaz" dedi. Resmi Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatındaki gümrük vergisinin düşürülmesine Saadet Partisi Antalya Milletvekili Şerafettin Kılıç, yaptığı basın açıklamasıyla tepki gösterdi ve hükümetin tarım politikalarını eleştirerek, yerli üreticinin sahipsiz bırakıldığını savundu. "Çiftçinin Feryadı Duyulmadı" Milletvekili Kılıç, kısa süre öncesine kadar limonun dalında kaldığını ve maliyetini kurtaramayan çiftçilerin ağaçlarını sökmek zorunda kaldığını hatırlattı. Üreticinin o dönemde feryat ederek destek istediğini ancak karşılığında sadece "sabredin" denildiğini belirten Kılıç, gelinen noktada ithalatın önünün açılmasının "manidar" olduğunu ifade etti. Vergi %54’ten %10’a Çekildi Hükümetin gümrük vergisi hamlesini eleştiren Kılıç, şu ifadeleri kullandı:"Bugün Resmî Gazete’de yayımlanan bir kararla limon ithalatındaki gümrük vergisi yüzde 54’ten yüzde 10’a indirildi. Yani kendi çiftçimize destek verilmiyor, ama yabancı üreticinin limonuna kapılar sonuna kadar açılıyor. Madem limona ihtiyaç vardı, neden üretim aşamasında üretici korunmadı? Neden bahçeler sökülürken kimse harekete geçmedi?" "Yanlış Politika Gıda Güvenliğini Tehdit Ediyor" Tarımda uygulanan yöntemin bir döngü haline geldiğini savunan Şerafettin Kılıç, bu durumun hem üreticiye hem de tüketiciye zarar verdiğini vurguladı. Yanlış politikaların üretim azalışına neden olduğunu ve ardından ithalatın tek çözüm gibi sunulduğunu belirten Kılıç, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Üretici zarar eder, üretim azalır, sonra ithalat çözüm diye sunulur. Sonunda olan yine çiftçiye de tüketiciye de olur. Kendi çiftçisini korumayan bir anlayış tarımı ayakta tutamaz, gıda güvenliğini sağlayamaz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.