Hava Durumu

#Limon

Kırsal Haber - Limon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Limon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karadeniz’de Güvenli Ticaret Koridorunun Acilen Oluşturulması Gerekiyor Haber

Karadeniz’de Güvenli Ticaret Koridorunun Acilen Oluşturulması Gerekiyor

Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatı ocak-eylül döneminde yüzde 42 artışla 3,17 milyar dolara ulaşırken, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği aynı dönemde ihracatını yüzde 55 artırarak 1,38 milyar doların üzerine çıkardı. Ulusal sektör ihracatının yaklaşık yüzde 44’ünü gerçekleştiren Birlik; mandalina ve şeftali başta olmak üzere birçok ürün grubunda kaydettiği yükselişle sektörün büyümesine önemli bir katkı sağladı. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Sarıkaya, 2026 yılı üçüncü çeyreği sonu itibarıyla sektörün ihracat performansını değerlendirdi. Sarıkaya; üretim gücünü uluslararası pazarlara taşıma, ürün çeşitliliğini artırma ve ticari ilişkileri geliştirme çalışmalarının sonuçlarını almaya devam ettiklerini belirtti. Geçen yılın aynı döneminde 894,2 milyon dolar olan Birlik ihracatını 1,38 milyar doların üzerine çıkardıklarını kaydeden Sarıkaya, dokuz ayda toplam 1,2 milyon ton ürünü dünya pazarlarında değere dönüştürdüklerini açıkladı. "En çok narenciye ve sert çekirdekli meyveler ihraç ettik" Narenciye ve sert çekirdekli meyvelerin, Birliğin yılın ilk 9 ayındaki ihracat artışında belirleyici rol üstlendiğini vurgulayan Sarıkaya, narenciye ihracatının yüzde 72 artışla 642,5 milyon dolara ulaştığını kaydetti. Sarıkaya; mandalinanın yüzde 86 artış ve 357,9 milyon dolarlık ihracat değeriyle Birlik ihracatından yaklaşık yüzde 26 pay aldığını ifade etti. Şeftali ihracatında da güçlü bir performans sergilendiğini aktaran Sarıkaya; bu ürün grubunda miktar bazında yüzde 132, değer bazında ise yüzde 144 artışla 221,1 milyon dolarlık dış satıma ulaşıldığını bildirdi. Limon ihracatının 171,1 milyon dolar, kayısının 78,2 milyon dolar, portakalın ise 67 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Sarıkaya, kiraz ve vişne ihracatının yüzde 584 artışla 33,4 milyon dolara yükselmesinin dikkat çekici olduğunu kaydetti. Başkan Sarıkaya, “Ürün gruplarında yakalanan bu başarı; mevcut pazarların yanında farklı pazarlardaki talebin doğru değerlendirilmesinin bir sonucu olarak gerçekleşti. Rusya Federasyonu’na yapılan ihracat yüzde 47 artışla 463,4 milyon dolara ulaştı. Yakın coğrafyadaki pazarlarda artan ticari hareketliliğin yanı sıra Avrupa pazarlarındaki ilişkilerin geliştirilmesi de ihracat performansımıza önemli katkılar sağladı.” dedi. “Mersin, 937,1 milyon dolarlık ihracatla Türkiye yaş meyve sebze sektöründeki liderliğini korudu” Mersin, Hatay ve Adana’nın üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve lojistik avantajlarıyla sektörün gelişiminde önemli rol üstlendiğini ifade eden Sarıkaya, 9 aylık bölge ihracatını illere göre değerlendirirken şunları söyledi: “Bölgemizdeki iller bazında ihracat performansına bakıldığında, Mersin 937,1 milyon dolarlık dış satım ve yüzde 30’luk payla Türkiye yaş meyve sebze ihracatındaki liderliğini korudu. Hatay’ın ihracatı ise yüzde 22 artışla 375,4 milyon dolar oldu. Adana’nın ihracatı 129,9 milyon dolar düzeyinde oluştu.” “Karadeniz’de güvenli ticaret koridorunun acilen oluşturulması gerekiyor” Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında sevkiyatların yaklaşık yüzde 80’inin deniz, yüzde 20’sinin kara yoluyla gerçekleştirildiğine dikkat çeken Sarıkaya, özellikle yüksek rekolte beklentisinin bulunduğu narenciye sezonunda deniz taşımacılığında yaşanabilecek aksaklıkların ihracatı ciddi ölçüde sekteye uğratabileceğini ifade etti. Sarıkaya, “Narenciye sezonuna girerken Karadeniz’de güvenli bir ticaret koridorunun acilen oluşturulması gerekiyor. Rekoltenin yüksek olduğu bu dönemde ürünlerimizi pazarlara zamanında ulaştıramamamız, ihracatımızda önemli kayıplara yol açabilir. Üreticimizin emeğinin karşılığını bulması ve ihracat pazarlarımızdaki konumumuzun korunması için deniz taşımacılığının güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürülmesi büyük önem taşıyor.” diye konuştu. “Küresel pazarlarda yeni fırsatlar peşindeyiz” Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin uluslararası tanıtım faaliyetlerinin ihracat hedeflerini doğrudan desteklediğini belirten Sarıkaya; eylül ayında Rusya’da düzenlenen WorldFood Moscow 2026 ve ekim ayında İspanya’da gerçekleştirilen Fruit Attraction 2026 fuarlarında sektör temsilcilerini uluslararası alıcılarla buluşturduklarını ifade etti. Madrid’deki fuara koordinasyonunu üstlendikleri milli katılım organizasyonu kapsamında 23 firmayla katıldıklarını kaydeden Sarıkaya, 50’den fazla ülkeden gelen alıcılar ve perakende temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerin yeni ticari bağlantıların kurulması ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi açısından büyük fırsatlar sunduğunu vurguladı. Moskova’daki temaslarda narenciye, kayısı ve nar gibi taze ürünlerin yanı sıra dondurulmuş meyve ve meyve püresine yönelik talebi de değerlendirdiklerini aktaran Sarıkaya, özellikle premium segment limon ve mandalinaya gösterilen ilginin öne çıktığını belirtti. Hindistan gibi alternatif pazarlara elma ihracatı konusunda da uluslararası ölçekte görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildiren Sarıkaya, fuarların farklı pazarlardaki talebi yakından izlemek ve yeni ihracat fırsatlarını yakalamak için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak küresel pazarlarda uzun vadeli ticari ilişkilere odaklandıklarını vurgulayan Sarıkaya, “Kalıcı ihracat başarısının anahtarı, sürdürülebilir ve güçlü ticari ilişkiler kurmaktır. Amacımız; güvenilir tedarikçi kimliğimizi pekiştirmek, ürün portföyümüzü pazar beklentilerine göre şekillendirerek üreticimizin altın teri ve emeğini dünya sofralarında daha güçlü konumlandırmaktır.” diye konuştu.

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü! Haber

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü!

CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı ekonomik sorunları TBMM gündemine taşıdı. Portakal, limon ve mandalinaları Meclis kürsüsüne dökerek üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Şevkin, narenciye üreticisine ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesini ve çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesini istedi. CHP’nin araştırma önergesi ise AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için Meclis’te dikkat çeken çıkış Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Çukurova başta olmak üzere narenciye üretiminin yoğun olarak yapıldığı bölgelerde çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla Meclis’e sunulan araştırma önergesi, CHP Grubu’nun önerisi olarak TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Önergenin gerekçelerini CHP Grubu adına açıklayan Şevkin, konuşması sırasında torbadaki portakal, limon ve mandalinaları kürsüye dökerek tarım sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Üreticinin ürününü dalında maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise aynı ürünleri pazarda ve markette yüksek fiyatlarla satın aldığını belirten Şevkin, mevcut fiyat politikalarının hem çiftçiyi hem de vatandaşları mağdur ettiğini savundu. Şevkin, konuşmasında, “Çiftçi bahçede zarar ediyor, tüketici pazarda ateş pahasına alıyor. Dalında 5 lira, pazarda 40 lira! Bu nasıl düzen?” ifadeleriyle üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkına tepki gösterdi. “Çukurova’nın çiftçisi kan ağlıyor” Türkiye'nin narenciye üretiminde önemli bir yere sahip olan Çukurova bölgesinde çiftçilerin ağır bir ekonomik darboğazdan geçtiğini ifade eden Müzeyyen Şevkin, Adana, Hatay ve Mersin’de üreticilerin yaşadığı sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi. Şevkin, “Adana’dan, Hatay’dan, Mersin’den çiftçinin sesi, gözü, kulağı olmak için buradan haykırıyoruz. Narenciye üreticimiz kan ağlıyor!” diyerek üreticilerin yaşadığı sıkıntıları gündeme taşıdı. Türkiye’de yıllık yaklaşık 6 milyon ton narenciye ve 2 milyon ton limon üretildiğini, üretimin yaklaşık yüzde 80’inin Çukurova’da gerçekleştirildiğini belirten Şevkin, böylesine büyük bir üretim potansiyeline rağmen çiftçilerin emeklerinin karşılığını alamadığını dile getirdi. Üreticinin artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını kaydeden Şevkin, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçilere yönelik somut destek politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Narenciye üretiminde maliyetler arttı, bahçe fiyatları düştü Mazot, gübre, elektrik ve zirai ilaç fiyatlarındaki artışın narenciye üreticisinin maliyetlerini önemli ölçüde yükselttiğini belirten Şevkin, üreticilerin ürünlerini satarken bu maliyetleri karşılayamadığını ifade etti. Limonun kilogram başına üretim maliyetinin 20 lirayı aştığını, dönüm başına maliyetin ise 15 bin liraya ulaştığını söyleyen Şevkin, sezon başında 8-12 lira seviyesinde olan limonun bahçe fiyatının 5 liraya kadar gerilediğini belirtti. Erkenci mandalinanın 5-7 lira aralığında alıcı bulduğunu, bazı mandalina türlerinde fiyatların 2 liranın altına düştüğünü kaydeden Şevkin, üreticilerin hasat masraflarını dahi karşılamakta zorlandığını söyledi. Narenciye bahçelerinin yıllar süren emek ve yatırım sonucunda verimli hale geldiğine dikkat çeken Şevkin, ürünün değerinde satılamamasının çiftçileri büyük zarara uğrattığını ifade etti. Şevkin, “Bir limon bahçesi yıllarca emek istiyor, yıllarca meyve vermesini bekliyorsunuz. Ama ürün para etmiyor. Bahçeye işçi soktuğunuzda, toplama masrafını bile karşılayamıyorsunuz. Üretici, binbir emekle yetiştirdiği ürünü dalında çürümeye terk ediyor. Bu nasıl bir düzendir?” sözleriyle üreticinin yaşadığı çıkmaza dikkat çekti. Dalında 5 lira olan narenciye pazarda 40 liraya satılıyor Müzeyyen Şevkin’in Meclis kürsüsünde gündeme getirdiği konuların başında, üreticinin satış fiyatı ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki fark geldi. Narenciyenin bahçede düşük fiyatlarla alıcı bulmasına rağmen pazarda ve markette çok daha yüksek fiyatlarla satıldığını belirten Şevkin, üreticinin de tüketicinin de mevcut sistemden olumsuz etkilendiğini savundu. Şevkin, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise yüksek fiyatlar nedeniyle temel gıda ürünlerine erişmekte zorlandığını dile getirdi. “Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Bu tablonun sorumluluğu görmezden gelinemez!” diyen Şevkin, tarımsal üretimden tüketiciye uzanan tedarik zincirindeki fiyat oluşumunun ve aracılık maliyetlerinin de değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, tüketicinin ise narenciyeyi uygun fiyatlarla satın alabileceği bir sistemin oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, iktidara tarım politikalarını yeniden gözden geçirme çağrısında bulundu. Mersin Limanı’ndaki maliyetler ihracatçıyı zorluyor Narenciye üreticilerinin karşılaştığı sorunların yalnızca tarımsal üretim maliyetleriyle sınırlı olmadığını belirten Şevkin, ihracat sürecinde ortaya çıkan lojistik giderlerin de üreticiler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Mersin Limanı’ndaki elleçleme ve ücretlendirme uygulamalarını gündeme getiren Şevkin, indirme, bindirme, forklift ve konteyner kiralama gibi 27 ayrı kalemde ücret alındığını, dolar üzerinden yapılan fiyatlandırmanın ihracatçıların maliyetlerini artırdığını ifade etti. Liman hizmetlerindeki ücretlendirme uygulamalarının yeniden değerlendirilmesini isteyen Şevkin, Mersin Deniz Ticaret Odası’nın görüşlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Limanların ülkenin üretim ve ihracat kapasitesini desteklemesi gerektiğini savunan Şevkin, üreticilerin ve ihracatçıların önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamaların Çukurova’nın tarımsal üretimine zarar verdiğini dile getirdi. Şevkin, “Limanlar bu ülkenin üreticisine hizmet etmeli. İhracatçının önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamalar, Çukurova’nın emeğine ve Türkiye’nin ihracatına zarar veriyor” dedi. İhracattaki lojistik sorunlar çiftçinin gelirini etkiliyor İklim krizi, zirai don ve kuraklığın yanı sıra ekonomi ve dış ticaret politikalarının da narenciye üreticileri açısından belirleyici olduğunu kaydeden Şevkin, ihracatta yaşanan lojistik sorunların ürünlerin pazara ulaşmasını zorlaştırdığını söyledi. Karadeniz hattındaki gemi trafiğine ilişkin aksaklıkların nakliye maliyetlerini artırdığını belirten Şevkin, deniz yoluyla yaklaşık 3 bin dolara gerçekleştirilebilecek bir sevkiyatın kara yoluyla tır başına 9-10 bin dolara mal olabildiğini ifade etti. Aradaki maliyet farkının ihracatçı ve üretici açısından ciddi bir yük oluşturduğunu kaydeden Şevkin, ihracat kanallarının daralmasının iç piyasada da fiyat baskısına yol açtığını savundu. Şevkin, “İhracat tıkanınca iç piyasa da darbe alıyor. Ürün elde kalıyor, fiyatlar üretici aleyhine geriliyor. Bunun bedelini yine çiftçimiz ödüyor” dedi. Lojistik maliyetlerinin azaltılması için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik yeni ihracat olanaklarının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Narenciye bahçelerinde ağaç sökümü uyarısı Narenciye üreticilerinin zarar etmeleri nedeniyle yıllardır emek verdikleri ağaçları sökmek zorunda kaldıklarını belirten Şevkin, bu durumun Türkiye’nin gelecekteki tarımsal üretim kapasitesi açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Daha önce süt, zeytin ve zeytinyağı sektörlerinde de benzer sorunların yaşandığını hatırlatan Şevkin, üreticilerin gelir elde edememesinin tarımsal üretimden uzaklaşmalarına neden olabileceğini söyledi. Narenciye ağaçlarının sökülmesinin yalnızca bugünkü üretimi değil, gelecek yıllardaki arzı da etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, çiftçilerin korunmasının stratejik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Bugün üretici para kazanamadığı için ağacını söküyor. Yarın bu ülkede limon ve narenciye bulmakta zorlanırsak bunun sorumlusu kim olacak? Tarımı ve üreticiyi korumak, ülkenin geleceğini korumaktır” ifadelerini kullandı. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için 5 somut çözüm önerisi CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı sorunların çözümü için iktidara beş temel öneri sundu. 1. Ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesi Şevkin, narenciye üreticilerinin artan maliyetler karşısında rahatlatılması için ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek sağlanmasını istedi. 2. Çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesi Üreticilerin finansman yükünün hafifletilmesi amacıyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının en az iki yıl süreyle faizsiz ertelenmesi çağrısında bulundu. 3. İç tüketimin artırılması Narenciye üreticilerine yeni pazar alanları oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, kamu kurumlarında ve fabrikalarda haftada en az bir gün narenciye suyu tüketiminin teşvik edilmesini önerdi. 4. Demiryolu ve lojistik desteğinin sağlanması İhracat maliyetlerinin düşürülmesi için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, tarımsal ürünlerin pazarlara daha ekonomik koşullarda ulaştırılmasını talep etti. 5. Yeni ihracat pazarlarının açılması Narenciye ihracatının geliştirilmesi için Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik çalışmaların artırılmasını öneren Şevkin, alternatif ihracat kanallarının üreticilerin elini güçlendireceğini ifade etti. “Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır” Tarım sektörünün desteklenmesinin yalnızca çiftçilerin değil, bütün ülke ekonomisinin yararına olacağını belirten Müzeyyen Şevkin, üreticilerin yaşadığı sorunların çözümü için kapsamlı bir destek politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Çiftçinin üretimden kopmasının uzun vadede hem gıda arzını hem de tüketici fiyatlarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, üreticilerin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Çiftçiyi desteksiz bırakmayın. Ülke ekonomisini bu şekilde büyütemezsiniz. Üreticinin sesini duyun. Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır, ülke ekonomisi de rahat eder. Çukurova’nın bereketli topraklarında üretim yapan çiftçimizin emeğinin karşılığını alması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. CHP’nin narenciye araştırma önergesi reddedildi TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen görüşmelerin ardından, Dr. Müzeyyen Şevkin’in hazırladığı ve gerekçelerini CHP Grubu adına açıkladığı narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin önerge oylamaya sunuldu. CHP’nin grup önerisi olarak görüşülen araştırma önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Böylece narenciye üreticilerinin artan maliyetleri, düşük bahçe fiyatları, ihracat ve lojistik sorunları ile üreticilerin borç yükü gibi başlıkların Meclis araştırması yoluyla incelenmesini amaçlayan öneri kabul edilmedi. Şevkin’in Meclis kürsüsüne portakal, limon ve mandalina dökerek gündeme taşıdığı fiyat farkı, Çukurova’daki üreticilerin ekonomik koşulları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

CHP'li Gürer: “Zeytin Üreticisi En Sorunlu Yılını Yaşıyor” Haber

CHP'li Gürer: “Zeytin Üreticisi En Sorunlu Yılını Yaşıyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, zeytin üreticilerinin yaşadığı sorunları anlattı , Gürer “tarım politikalarını, üretici fiyatlarını ve ihracatta yaşanan sorunları gündeme getirdi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı zeytinde yokluk ,2026 yılı varlık yılı oldu. Üretici için zeytinde üretim artmasına rağmen fiyatların geriledi.Oluşan alım fiyatı üreticinin maliyetlerini karşılamadı ” dedi. “YILLARDIR TARIM POLİTİKASININ OLMADIĞINI BU KÜRSÜDE İFADE EDİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz, yıllardır tarım politikasının olmadığını, öngörülebilir bir düzenlemeyle ürünlerin değer bulmadığını bu kürsüde ifade ediyoruz. Bu yıl bunu acı biçimde örnekleriyle yaşıyoruz. Fındık, fıstık, üzüm, incir, limon, elma, çay, domates, buğday, karpuz, şeker pancarı ve çeltikte üreticinin beklediği fiyatlar oluşmadı “ dedi. Gürer, bazı ürünlerde geçen yılın altında fiyatlar oluştuğunu ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Şeker pancarında yüzde 20’lik bir artış alım fiyatında oldu, çeltikte yüzde 12. Enflasyonun yüzde 30’ları bulunduğu süreçte üretenlere ‘Üretmeyin, bırakın bu işi.’ denen bir anlayışla fiyatlar belirleniyor ve ülkemiz bu bağlamda ciddi sıkıntılar yaşayacak.” diye konuştu. Çiftçinin yaşadığı sorunların ağırlaştığını belirten Gürer, üreticilerin traktörleriyle eylem yapmaya başladığına dikkat çekti.Çiftçi,üretici zorda olduğunu söyledi. ZEYTİNDE ÜRETİM ARTTI, FİYATLAR GERİLEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Zeytin kutsal da bir ağaç. Milattan önce dört bin yılında başlamış üretim vermeye, günümüze gelen süreçte Türkiye zeytinde de önemli bir dünya markası.” dedi. Geçen yıl zeytinde yok yılı yaşandığını ve üretimin 2 milyon 450 bin ton olduğunu belirten Gürer, bu yıl 3 milyon 814 bin ton zeytin ürünü beklendiğini ifade etti. Gürer, “Geçen yıl duble zeytin 90 liradan satılırken bu yıl 60 liradan alıcı bulamıyor.” diyerek üretim artışına rağmen fiyatların gerilediğine dikkat çekti. Bazı fabrikaların maliyetler nedeniyle zeytin işlemeyi bıraktığını belirten Gürer, “Yemeklikte yüzde 35, yağlıkta yüzde 80’lik bir fiyat geriye gelmesi var. Bu durumda işçilik ve hasat makinesine harcanan parayı dahi karşılayamıyor.” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ya, zeytin gibi bir ürünü dahi değerlendiremeyen, çözüm üretemeyen bir tarım politikasına sahip bir iktidarımız var. Fiyat düşük, alan da yok, ihracatta problem var.” dedi. “İHRACATI DURDURUNCA O PAZARI BULAMIYORSUNUZ” İhracat politikalarındaki değişikliklerin üretici ve ihracatçı açısından sorunlara yol açabileceğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bakınız, iç piyasada bazı ürünlerin fiyatı arttı mı salça ihracatı dursun, zeytin ihracatı dursun, o ürün dursun, bu ürün dursun. Sonra gittiniz mi o pazarı bulamıyorsunuz.Bulamadığınızda sizin pazarınızı başka ülkeler dolduruyor.. Şu anda dünyada tarımla ilgili kendini geliştiren, bu bağlamda pazar arayan, pazar yaratan ülkeler var, onlarla rekabet şansınız geriye düşüyor.” ifadelerini kullandı. ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelerin gümrük uygulamalarına ve ticari sınırlamalarına da dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarımsal ihracatta rekabet gücünü koruması gerektiğini vurguladı. “VATANDAŞ ZEYTİNYAĞINI UYGUN FİYATLI ALAMIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bazı tesislerde ‘Benim stokumda hâlâ yağ var.’ diyor ama vatandaş da zeytinyağını uygun fiyatlı alamıyor, burada sistemi sorgulamak lazım.” dedi. Fabrikaların elindeki ürünü satmakta zorlandığını, tüketicinin ise zeytinyağına uygun fiyatla ulaşamadığını belirten Gürer, piyasanın işleyişinin ve yaşanan sorunların araştırılması gerektiğini söyledi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “zeytinin içine düşürüldüğü durumu kapsamlı biçimde değerlendirip bununla ilgili Meclisin bir çalışma yapmasının faydası var.” ifadelerini kullandı. “ZEYTİN ÜRETİCİSİ EN SORUNLU YILINI YAŞIYOR” Ege ve Akdeniz başta olmak üzere farklı bölgelerde zeytin üreticilerinin yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ege'de, Akdeniz'de, farklı bölgelerde zeytin üreticisi en sorunlu yılını yaşıyor, bunun yansıması olacak?” diye sordu. Limon üreticilerinin yaşadığı sorunları da örnek gösteren Ömer Fethi Gürer, “Bakınız, limon bahçesinde ürün 5 lira, gidiyorsunuz markette 50 lira. Ne yapıyor? Gidip bahçedeki ağacı söküyor.Ağaç sökme yolu zeytinde olsun açılmasın “dedi. Üreticinin emeğinin karşılığını alamaması nedeniyle bahçelerini sökmek zorunda kalabildiğini belirten Gürer, “zeytine de insan yıllardır oluşan bir değer olarak iktidar sahip çıkamazsa neye sahip çıkacak ?” ifadelerini kullandı. ŞEKER PANCARI VE ÇELTİKTE FİYAT UYARISI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “zeytin üreticilerinin sorunları görülmeli, şeker pancarında mutlaka fiyat revize edilmeli, çeltik üreticisinin içine düştüğü durum ele alınıp orada da fiyat yeniden değerlendirilmeli.” dedi. Türkiye'nin çeltikte dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunların çözülmemesi hâlinde üretimin azalabileceğini ve ithalatın artabileceğini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çeltikte biz yurt dışına bağımlıyız, bu anlayışla çeltik üretimi azalacak, onun yansıması daha çok ithalat olacak.” diye konuştu. Şeker pancarı üretiminde sulama ve elektrik giderlerinin yüksekliğine dikkat çeken Gürer, “Bir şeker pancarına en az yılda 13 kere su veriyorsunuz, elektriği ile suyunu hesaplasanız onun artışı kadar bile fiyat artışı yapmıyorsunuz.” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üreticiyi bu hâle düşürmeye ne hakkınız var?” diye sorarak zeytin, şeker pancarı ve çeltik üreticilerinin yaşadığı sorunların çözülmesi çağrısında bulundu.

CHP'li Gürer: "Çeltik ve Şeker Pancarı Fiyatları Yeniden Değerlendirilmeli" Haber

CHP'li Gürer: "Çeltik ve Şeker Pancarı Fiyatları Yeniden Değerlendirilmeli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çeltik, şeker pancarı, fındık, üzüm, incir, limon, elma ve diğer tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin beklentilerinin altında kaldığını belirterek tarım politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu. Mazot, gübre, elektrik, tohum, ilaç ve işçilik maliyetlerinin arttığını, buna karşın birçok üründe alım fiyatlarının enflasyonun gerisinde kaldığını ifade eden Gürer, çiftçinin borcunu ödeyebilmek için ürününü düşük fiyattan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. Çiftçilerin toplam kredi borcunun 1 trilyon 511 milyar liraya ulaştığını belirten Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiğini vurguladı. TÜRKİYE’DE ÜRETİCİLER NEREDEYSE HER İLDE TEPKİ GÖSTERİYOR Tarım ürünlerinin alım fiyatlarında yaşanan sorunların ülke genelinde üreticileri etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çeltik ve şeker pancarı ile ilgili yapılan açıklamalarda da üreticilerimizin beklentilerinin altında, enflasyonun altında artışlar sağlandı. Tabii ki bunların çiftçi ve üretici üzerinde önemli ölçüde olumsuz yansıması oldu. Bir yerde Türkiye’de üretim yapan çiftçiler neredeyse her ilde ürettikleri ürünlerle ayaklanmış durumdalar” dedi. Fındık, üzüm, incir, narenciye, çay, zeytin, domates, buğday, karpuz, şeker pancarı, çeltik ve elma üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Gürer, pek çok üründe fiyatların geçen yılın seviyesinin dahi gerisine düştüğünü belirtti. Gürer, üreticinin artan maliyetler karşısında gelir kaybına uğradığını ifade ederek, alım fiyatlarının belirlenmesinde çiftçinin emeğinin ve üretim giderlerinin esas alınması gerektiğini söyledi. ÇELTİKTE YÜZDE 12’LİK ARTIŞ MALİYETLERİN GERİSİNDE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çeltik üreticisinin açıklanan alım fiyatları karşısında beklentilerinin karşılanmadığını belirterek, “Çiftçilerin umutları, geçen yıla göre bu yıl daha iyi bir üretim olduğu için ürününü girdi maliyeti artı makul bir kârla satarım, borcumu öderim noktasındaydı. Çeltikle ilgili gruplar için 45 lira, Osmancık grubu için 38 lira, diğer çeşitler için de 32 liralık bir fiyat açıklandı” dedi. Temel tarımsal girdilerdeki artışları hatırlatan Ömer Fethi Gürer, “Mazotta yüzde 90’a, azotlu gübrede yüzde 45’e, tarımsal elektrikte yüzde 27’ye erişen artışların yaşandığı bir süreçte çeltik için verilen yüzde 12’lik bir artış oldu” dedi. Türkiye’nin çeltik ve pirinç ithal eden bir ülke olduğuna işaret eden Ömer Fethi Gürer, “Türkiye çeltik ve pirinci ithal eden bir ülke. Bu bağlamda yurt dışına bağımlılığımızın azalması için çeltik üreten üreticinin desteklenmesi gerekirdi. Ama bir yıl öncesine göre verilen bu yüzde 12’lik artış, üretici için önemli ölçüde düşündürme noktası oldu” diye konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI 4 BİN 500 LİRANIN ÜZERİNE ÇIKARILMALI Şeker pancarı alım fiyatındaki artışın da üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılında şeker pancarına ton başına 2 bin 375 lira fiyat verilmişti. 2025 yılında 3 bin 100 liralık bir fiyat açıklandı. Burada oran yüzde 30 civarındaydı. 2025-2026 arasında yeni verilen fiyatta artış yüzde 20 olarak gerçekleşti. 3 bin 750 liralık bir fiyat verildi. Bunu şeker pancarı çiftçisi kabullenemiyor. Çünkü şu anda şeker pancarı için beklenti tonunun 4 bin 500 lira aralığında olmasıydı” dedi. Şeker fiyatındaki artışla pancar alım fiyatındaki artışın aynı düzeyde olmadığını belirten Gürer, “Şekere yüzde 24’lük bir artış sağlandı ama şeker pancarına bir yıllık artış yüzde 20’de kaldı” ifadelerini kullandı. Şeker pancarının stratejik bir tarım ürünü olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı ürettiğini ve bundan yaklaşık 2 milyon 800 bin ton şeker elde edildiğini söyledi. Stoklardaki şeker miktarının pancar alım fiyatına da yansıdığını belirten Gürer, üreticinin korunması gerektiğini dile getirdi. Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı sökümünün devam ettiğini, kampanyanın ise 20 Eylül’de başladığını hatırlatarak fiyatın yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Mutlaka revize edilmesi, şeker pancarı fiyatının 4 bin 500 liranın üzerine çıkarılması bekleniyor ve talep ediliyor” dedi. ŞEKER PANCARI ÜRETİCİSİ MALİYETİNİ KARŞILAYAMIYOR Şeker pancarı üretiminde tohum, sulama ve elektrik giderlerinin üreticiyi zorladığını ifade eden Gürer, “6 dekara 40 bin lira kaliteli bir ürün alabilmek için tohumun gittiği, sulama suyunun, elektrik fiyatlarının katlandığı bir süreçte üretici ürettiği üründen para kazanamadığı için dertleniyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticilerinin sayısındaki düşüşe de dikkat çekerek, “Şeker pancarı çiftçimiz 300 binlerin üzerindeyken 100 binlerin altına düşmüştü. Böyle giderse nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcılara yönelim artacak. İnsan sağlığı açısından eleştiri konusu olan tatlandırıcıların tüketimi daha da yükselecek. Şeker pancarı üreticisinin sayısı daha da düşecek” değerlendirmesinde bulundu. ÜZÜM, FINDIK VE İNCİRDE ÜRETİCİ GEÇEN YILIN FİYATINI ARIYOR Ömer Fethi Gürer, çeltik ve şeker pancarının yanı sıra ihracat açısından önemli ürünlerde de üreticilerin fiyat sorunu yaşadığını belirtti ve düşük alım fiyatlarının gelecek yılın üretimini de riske atabileceğini söyledi. Türkiye’nin fındık, üzüm, incir, narenciye ve zeytin gibi ürünleri yurt dışına ihraç ettiğini hatırlatan Gürer, üreticinin yeterli gelir elde edememesinin üretim kararlarını etkileyeceğini ifade etti. Üzüm fiyatlarındaki gerilemeye dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Üzümde geçen yılki fiyat 120 lira civarındayken bu yıl 100 lira civarında bir fiyata geriledi. Bırakın artışı, daha düşük fiyatta alınıyor” dedi. Fındık üreticisinin beklentisinin karşılanmadığını kaydeden Gürer, “Fındık üreticisinin beklentisi 370 lira civarında bir fiyattı. 200 lira civarında, 250 lira civarında bir fiyatla alıma girildi. Fındık üreticisi de isyanda” ifadelerini kullandı. Gürer, girdi maliyetlerinin artmaya devam ettiği bir ortamda ürün fiyatlarının düşmesinin çiftçiyi üretimden uzaklaştırabileceğini vurguladı. LİMON ÜRETİCİDE 5 LİRA, MARKETTE 50 LİRA Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Gürer, limon fiyatlarını örnek göstererek tarımsal ürünlerin tarladan market rafına ulaşana kadar geçirdiği fiyat değişimini eleştirdi. Gürer, “Limon dalında 5 lira, şu anda marketlerde 50 lira civarında satılıyor. Yani ürünler üreticideyken para kazanılmıyor. Üretici mağdur durumda. İşçiliği, tarla kirası da artıyor. Ama üreticiden ürün çıktıktan sonra fiyatta artış başlıyor. Oradan da rafa daha yüksek fiyatla ürün gidiyor. Böyle olunca da üreten kazanamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor. Arada aracılar ve ithalatçılar kazanıyor” diye konuştu. DÜŞÜK ALIM FİYATLARI İTHALATA KAPI ARALIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kamu tarafından belirlenen alım fiyatlarının yalnızca üreticinin bugünkü gelirini değil, gelecek yıllardaki üretim miktarını da etkilediğini belirterek, “Türkiye’nin bu yıl uyguladığı kamu alım fiyatları, yeni ithalatlara önümüzdeki yıllarda daha çok kapı aralayacağını gösteriyor. Onun için bu fiyatların yeniden değerlendirilmesi gerekiyor” dedi. Nohut ve mercimekte yaşananlara da değinen Gürer, üreticinin borçlarını ödemek amacıyla ürününü elinden çıkarmak zorunda kaldığını, ürün tüccara geçtikten sonra fiyat artışlarının görülebildiğini ifade etti. “Üretici çiftçi elindeki ürünü satıp bir an önce borcunu ödemek istiyor. Orada fiyat artışları da beraberinde geldi. Şu anda buğdayda da benzer bir artış görülüyor” diyen Gürer, tarım politikalarının üreticinin hasat dönemindeki zorunlu satışlarını önleyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti. “ÜRETİCİYE BİR YIL ÖNCEDEN HANGİ ÜRÜNÜ, HANGİ FİYATA ALACAĞINIZI SÖYLEMELİSİNİZ” Tarımda planlı üretimin önemini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ekim yapmadan önce hangi ürünü yetiştireceğini, ne kadar verim elde edebileceğini ve ürününü hangi fiyattan satacağını bilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, “Esas olan, üreticinin ürettiği ürünün değer bulması. Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek, buradan ne kadar verim alınır, rekolte ne olur, bunun fiyatı ne olması gerekir; planlanarak belirlenirse ve üreticiye ‘Ben senin ürününü şu fiyata alacağım’ denirse o da tercihini ona göre belirler. Ürün oluyor, hasat dönemi geliyor. Gene açıklanmıyor alım fiyatı. Ardından açıklanan alım fiyatı girdi maliyetlerinin altında olunca çiftçi ne yapacağını şaşırıyor. Borcunu ödeyemiyor, icra kapıya dayanıyor. Farklı bölgelerde üreticiler traktörlerine binip tepkilerini gösteriyorlar” diye konuştu. MAZOT 55 LİRADAN 100 LİRAYA, TABAN GÜBRESİ 30 LİRADAN 50 LİRAYA ÇIKTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Geçtiğimiz yıl ekim yaptığı dönemde mazotun litresi 55 liraydı. Şimdi 100 liraya geldi. Taban gübresinin fiyatı 50 liraya geldi. Geçen yıl 30 lira civarındaydı. Fiyatlar girdi olarak durmuyor. Girdi fiyatlarının durmadığı yerde üretici enflasyon gerekçesiyle baskılanıyor. Ama bunun yansıması üretimden çekilmesi oluyor” diyen Gürer, tarımsal üretimin devamı için maliyet ve fiyat dengesinin gözetilmesi gerektiğini belirtti. ELMA VAR, FİYAT YOK; ÜRETİCİNİN GEÇEN YILKİ ZARARI DA ÜZERİNDE Elma üreticilerinin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Gürer, “Bu yıl ürün var, alım fiyatı yok. Girdi maliyeti artıyor. Çiftçiye, üreticiye gerekli alım fiyatı verilmiyor. Taban fiyatı uygulaması olmadığı için de bu kez tüccar devreye giriyor. Tüccar daha düşük fiyatla, peşin fiyatına ürün alıyor. Şimdi elma meyve suyu fabrikaları için 4,5 liradan toplanıyor. Bazı bölgelerde 3,5 liraya da satılıyor” ifadelerini kullandı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçen yıl zirai don nedeniyle elma üretiminde önemli kayıplar yaşandığını hatırlatarak, “Geçen yıl zirai don nedeniyle elmada önemli kaybımız vardı. Bu yıl elma var, fiyat yok. Fiyat olmayınca geçen yılın zararı da çiftçinin, üreticinin üzerinde olunca sıkıntılar daha da yoğunlaşıyor” diye konuştu. “ÇELTİK VE ŞEKER PANCARI FİYATLARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ” Açıklanan fiyatların üreticinin maliyetlerini karşılamadığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, çeltik ve şeker pancarı başta olmak üzere tarımsal ürünlerde alım fiyatlarının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Gürer, “Şeker pancarı ve çeltik başta olmak üzere tüm açıklanan fiyatlar yeniden değerlendirilerek enflasyonun altında bir alım uygulaması yapılmaması gerekiyor. Çiftçi için girdi maliyeti artı makul bir kârı sağlayamazsak çiftçi refahını sağlayamayız” dedi. Üreticinin refahının sağlanamaması durumunda tarımsal üretim deseninin değişeceğini, bazı ürünlerin ekiminden vazgeçilebileceğini belirten Gürer, bunun Türkiye’nin dışa bağımlılığını artırabileceği uyarısında bulundu. Gürer, “Çiftçi refahını sağlayamazsak üretim desenindeki değişmelerden dolayı dışa bağımlılığımız artar, sorunlar katlanır ve Türkiye gıda açısından riskli bir sürece yuvarlanır” ifadelerini kullandı. Çeltik fiyatının da gecikmeden yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin mevcut koşullar dikkate alınarak belirlenecek yeni fiyat üzerinden ürününü satabilmesinin önemini vurguladı.

Eylül'de Üretici ve Market Arasındaki Fiyat Farkı En Fazla Limonda! Haber

Eylül'de Üretici ve Market Arasındaki Fiyat Farkı En Fazla Limonda!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Eylül ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla, girdi maliyetlerinde yaşanan değişimlere ilişkin hazırlanan raporu yayınladı. “Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 633,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat farkını yüzde 339,1 ile kuru incir, yüzde 337,8 ile havuç, yüzde 237,9 ile elma, yüzde 228,3 ile maydanoz takip etti. Limon 7,3 kat, kuru incir ve havuç 4,4 kat, elma 3,4 kat, maydanoz ise 3,3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 7 lira olan limon markette 51 lira 34 kuruşa, 130 lira olan kuru incir 570 lira 77 kuruşa,11 lira olan havuç 48 lira 16 kuruşa, 21 lira 66 kuruş olan elma 73 lira 20 kuruşa, 7 lira 66 kuruş olan maydanoz 25 lira 14 kuruşa satıldı. Eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün markette patlıcan, üreticide kuru fasulye olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette limon, üreticide ise kuru incir oldu.” Market fiyatları “Eylül ayında markette 36 ürünün 25 inde fiyat artışı, 11’ inde ise fiyat azalışı görüldü. Eylül ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 26 ile patlıcan oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 21,1 ile kırmızı mercimek, yüzde 18,5 ile sivri biber, yüzde 16,4 ile yeşil mercimek ve Antep fıstığı takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 39,5 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 33,4 ile yeşil soğan, yüzde 21 ile kuru soğan, yüzde 18,3 ile elma ve yüzde 14,3 ile mısırözü yağı izledi.” Üretici fiyatları “Eylül ayında üreticide 28 ürünün 16’sında fiyat artışı olurken 11’inde fiyat düşüşü görüldü. 1 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 48 ile kuru incirde görüldü. Kuru incirdeki fiyat düşüşünü yüzde 30 ile limon, yüzde 20,7 ile patates, yüzde 14,1 ile kuru soğan ve yüzde 13,6 ile kuru üzüm izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 62,5 ile kuru fasulyede görüldü. Kuru fasulyedeki fiyat artışını yüzde 23,3 ile patlıcan, yüzde 15,5 ile elma, yüzde 13,1 ile kabak ve yüzde 12,1 ile yeşil mercimek izledi.” Üretici fiyat değişiminin nedenleri “Kuru incirde TARİŞ’in alım fiyatını henüz açıklamamış olması, piyasada fiyatların geçtiğimiz sezonun altında oluşmasına neden oldu ve üretici fiyatları 130 lira seviyelerine kadar geriledi. Üreticiler, piyasadaki fiyat düşüşünün önlenmesi ve istikrarın sağlanması amacıyla TMO’nun alım fiyatını açıklayarak piyasaya müdahil olmasını bekliyor. Limon da hasat döneminin halen devam etmesi ile birlikte depolarda geçen yıldan kalan ürünlerinde piyasaya arz edilmesi, arzın artmasına ve buna bağlı olarak fiyatların gerilemesine neden oldu. Patates ve kuru soğanda hasadın devam etmesiyle birlikte piyasaya ürün arzının artması, fiyatların düşmesine neden oldu. Patlıcan ve kabakta olumsuz hava koşulları ve tarladan seraya geçiş döneminde olunması nedeniyle arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Kuru fasulye ve elmada hasadın yeni başlamasıyla birlikte üretici fiyatlarında artış yaşandı.” Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Eylül ayında, Ağustos ayına göre DAP gübresi yüzde 9,9, ÜRE gübresi yüzde 6,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 6,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 6,3, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,4 oranında artış gösterdi. Geçen yılın Eylül ayına göre son bir yılda amonyum nitrat gübresi yüzde 69,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 55,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 38,6, DAP gübresi yüzde 35,9, ÜRE gübresi yüzde 13,7 oranında arttı. Eylül ayında Ağustos ayına göre süt yemi yüzde 4,4, besi yemi yüzde 4,2, son bir yılda besi yemi ve süt yemi yüzde 31,8 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 25,1 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,7 oranında arttı. Eylül ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 12,8 oranında, yıllık yüzde 70,7 oranında arttı.”

Adana Limonunda İhracat Endişesi: Üretici Alternatif Rota Bekliyor Haber

Adana Limonunda İhracat Endişesi: Üretici Alternatif Rota Bekliyor

Türkiye’nin önemli limon üretim merkezlerinden Adana’da mayer cinsi limonda hasat sürerken, ihracat sürecindeki belirsizlik üretici ve tüccarı endişelendiriyor. Rusya ve Ukrayna’ya yönelik ihracatta yaşanan sorunlar nedeniyle alternatif ihracat rotalarının açılması bekleniyor. Adana’da limon hasadı devam ederken, üreticiler ihracat pazarlarındaki hareketliliğin artmasını bekliyor. Türkiye’nin narenciye üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan kentte, mayer cinsi limonun hasadı 11 Eylül’de başladı. Turunçgil Kesim ve İhraç Tarihlerini Belirleme Komisyonu tarafından limonun ihraç tarihi ise 21 Eylül’de açıklandı. Bu yıl Adana genelinde yaklaşık 218 bin dönüm alanda limon üretimi yapılırken, kentte 710 bin ton rekolte hedefleniyor. Limon üreticisi alternatif ihracat rotası bekliyor Adana’da limon ihracatında önemli pazarlar arasında yer alan Rusya ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle Karadeniz’e yönelik gemi trafiğinde yaşanan sorunlar, ihracat sürecine ilişkin endişeleri artırıyor. Bölgede hasat devam etmesine rağmen geçmiş yıllara kıyasla kesimin daha yavaş ilerlediği belirtilirken, üretici ve tüccarlar limonun farklı pazarlara ulaştırılabilmesi için alternatif ihracat rotalarının oluşturulmasını bekliyor. Arjantin ve Güney Afrika limonu ihracatı etkiliyor Adana limonunda ihracat talebinin şu aşamada sınırlı olmasında, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bazı pazarlarda Arjantin ve Güney Afrika menşeli limonların bulunmasının da etkili olduğu belirtiliyor. Sektör temsilcileri, söz konusu ülkelerden yapılan limon ihracatının eylül ayı sonunda azalmasıyla birlikte ekim ayında Türk limonuna yönelik dış talebin artabileceğini değerlendiriyor. “Alıcı bekliyoruz, alıcılar yok” Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Adana Ovası’nda geçmiş yıllardaki yoğunluğun henüz görülmediğini belirterek, limon hasadının devam ettiğini ancak kesimin önceki yıllara göre yavaş ilerlediğini ifade etti. Doğan, yurt dışından talebin şu anda düşük olduğunu, ancak ekim ayında talebin hızlanmasını beklediklerini belirtti. Arjantin ve Güney Afrika limonlarının piyasadaki arzının azalmasının ardından Türk limonuna yönelik talebin artabileceğini kaydetti. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan ayrıca, piyasada geçen yıldan kalan depolanmış limonların da bulunduğunu ve bu limonların toptan 25-30 lira seviyelerinden piyasaya sunulduğunu ifade etti. Üretim maliyetlerinin de yükseldiğine dikkat çeken Doğan, limonun mevcut piyasa koşullarında üretici açısından maliyet baskısı oluşturduğunu belirtti.

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır" Haber

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır"

CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, dalında çürüyen narenciyenin tarım politikalarının iflası olduğunu vurguladı CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, başta Adana olmak üzere Çukurova’da narenciye üreticilerinin her geçen yıl ağırlaşan ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirterek, sektörün geleceğinin Meclis Araştırması ile bütün yönleriyle ele alınmasını istedi. Çukurova’nın Türkiye’nin en önemli narenciye üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Şevkin, limon, mandalina, portakal ve greyfurt üretimiyle geçimini sağlayan binlerce üreticinin artan maliyetler, ürün fiyatlarındaki belirsizlik, pazarlama ve depolama sorunları ile ihracattaki sıkıntılar nedeniyle üretimden kopma noktasına geldiğini ifade etti. “Mazotundan gübresine, ilacından elektriğine, sulamasından işçiliğine, ambalajından nakliyesine kadar her kalemde maliyet artışı yaşayan üretici, hasat zamanı ürününü kaç liraya satacağını bilemiyor. Üreticinin alın terinin karşılığını alamadığı bir sistem sürdürülebilir değildir” diyen Dr. Şevkin, narenciye üreticisinin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. “ÜRÜN DALDA KALIRKEN ÜRETİCİ BORCA BATIYOR” Narenciyede en büyük sorunlardan birinin hasat döneminde yeterli ve öngörülebilir pazar bulunamaması olduğuna dikkat çeken Şevkin, ürünün dalında kalmasının yalnızca o yılın gelir kaybına değil, üreticinin gelecek sezon için ihtiyaç duyduğu finansmanı da sağlayamamasına yol açtığını kaydetti. Dr. Şevkin, “Üretici ürününü yetiştiriyor, masrafını yapıyor, borçlanıyor; ancak hasat geldiğinde alıcı bulamıyor ya da ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Bir başka ifadeyle üretici hem üretirken hem de ürününü satarken kaybediyor. Bu tabloya seyirci kalınamaz” diye konuştu. (Basın Bülteni)

Ağustos Ayında Üretici ile Market Arasındaki Makas Açıldı: Zirvede Limon Var Haber

Ağustos Ayında Üretici ile Market Arasındaki Makas Açıldı: Zirvede Limon Var

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ağustos ayı tarım ve gıda piyasalarındaki fiyat değişimlerini, üretici-market arasındaki uçurumu ve girdi maliyetlerindeki son durumu kamuoyuyla paylaştı. Ağustos ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı rekor seviyelere ulaşırken, bu farkın en fazla görüldüğü ürün yüzde 748,4 ile limon oldu. ​Üretici ve Market Arasındaki Fiyat Uçurumu Derinleşiyor ​Ağustos ayında üreticide çok ucuz olan tarım ürünlerinin market raflarında katbekat fiyatlarla satılması dikkat çekti. Bayraktar’ın açıkladığı verilere göre, üretici ve market fiyatları arasındaki en yüksek farklar şu şekilde sıralandı: ​Limon: Üreticide 10 TL olan limon, markette 84,84 TL’ye satılarak 8,5 kat (yüzde 748,4 fark) fiyata ulaştı. ​Havuç: 10,66 TL'den üreticiden çıkan havuç, markette 51,20 TL (yüzde 380,3 fark) oldu. ​Elma: 18,75 TL olan elma, market raflarında 89,60 TL’den (yüzde 377,9 fark) alıcı buldu. ​Kabak: Üretici fiyatı 16,02 TL iken markette 54,61 TL’ye (yüzde 240,9 fark) yükseldi. ​Yeşil Soğan: 17,33 TL olan yeşil soğan, markette 58,83 TL’den (yüzde 239,4 fark) satıldı. ​Markette ve Üreticide En Çok Hangi Ürünler Etkilendi? ​Ağustos ayında markette 37 ürünün 19’unda fiyat artışı yaşanırken, 18 üründe düşüş görüldü. Üretici cephesinde ise incelenen 29 üründen 9’u zamlanırken, 13’ünde ucuzlama, 7’sinde ise fiyat değişimi olmadı. ​Öne Çıkan Değişimler: ​Markette Fiyatı En Çok Artan: %37,8 oranındaki artışla yumurta oldu. Yumurtayı yeşil fasulye, yeşil soğan, marul ve kuru incir izledi. ​Markette Fiyatı En Çok Düşen: %34,2 düşüşle sivribiber oldu. Sivribiberi kuru soğan, kuru üzüm, şeftali ve kırmızı mercimek takip etti. ​Üreticide Fiyatı En Çok Artan: %39,9 ile yine yumurta liderliği kimseye bırakmadı. ​Üreticide Fiyatı En Çok Düşen: %75 azalışla rekor düzeyde ucuzlayan ürün limon oldu. ​Fiyat Değişimlerinin Temel Nedenleri Nelerdir? ​TZOB raporunda, ürün bazında yaşanan fiyat hareketlerinin ardındaki arz ve talep dengeleri detaylandırıldı: ​Limon ve Kuru Soğan: Limonda, geçen yıldan depolanan ürünlerin arzı sürerken erkenci çeşitlerin de piyasaya girmesi fiyatları aşağı çekti. Kuru soğanda ise Orta Anadolu’daki hasat yoğunluğu ve devam eden ithalat fiyatları düşürdü. ​Patates: Afyonkarahisar, Denizli, Amasya, Niğde ve Nevşehir gibi merkezlerde yazlık patates sökümünün aynı döneme denk gelmesi arzı patlattı. Önceki dönem fiyat yüksekliği nedeniyle üreticinin hızlı söküme yönelmesi de fiyatları baskıladı. ​Yumurta: Üretim maliyetlerindeki (yem, enerji, nakliye) artışlar ve sektördeki planlama eksikliğinden doğan arz-talep dengesizliği fiyatları yukarı taşıdı. ​Marul ve Maydanoz: Üretimde beklenen daralmaların yanı sıra, Samsun’un Çarşamba ilçesinde yaşanan aşırı yağışlar ve seraların su altında kalması ürün kayıplarına yol açarak fiyatları artırdı. ​Girdi Maliyetlerindeki Yıllık Artış Üreticiyi Zorluyor ​Tarım sektörünün en büyük sorunlarından biri olan girdi maliyetlerindeki tırmanış Ağustos ayında da devam etti. Son bir yıllık veriler, tarımsal enflasyonun boyutunu gözler önüne serdi: ​Gübre Fiyatları: Aylık bazda DAP gübresi yüzde 4,5, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 4,4 artarken; yıllık bazda amonyum nitrat gübresi yüzde 61,2, amonyum sülfat yüzde 55,2, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 32,7 ve DAP gübresi yüzde 25,3 oranında zamlandı. ​Yem ve Enerji: Süt ve besi yemleri aylık bazda yataya yakın artsa da yıllık bazda besi yemi yüzde 34,5, süt yemi yüzde 31,8 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık yüzde 25,1 yükseldi. ​Mazot: Çiftçinin en temel masraf kalemlerinden olan mazot, aylık yüzde 7 artış gösterirken, yıllık bazda yüzde 57,9 oranında zamlandı. Tarım ilacı fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 27,8 oldu.

Yaş Meyve Sebze Sektörü 2026’nın İlk Yarısında Yüzde 49 Büyüdü! Haber

Yaş Meyve Sebze Sektörü 2026’nın İlk Yarısında Yüzde 49 Büyüdü!

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2026 yılının ilk altı ayında gösterdiği performansla Türkiye ekonomisine büyük bir katma değer sağladı. Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Sarıkaya, Ocak-Haziran döneminde 1,12 milyar dolarlık ihracat başarısına ulaştıklarını duyurarak, sektörün Türkiye genelindeki toplam ihracata yaklaşık yüzde 48 oranında katkı sunduğunu belirtti. ​Narenciye İhracatın Lokomotifi Oldu ​Sektörün büyümesinde en büyük payı narenciye grubu aldı. Toplam yaş meyve sebze ihracatının yaklaşık yüzde 55’ini oluşturan narenciye ürünleri, geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 66 artışla 620,5 milyon dolara ulaştı. ​Ürün bazındaki rekor performanslar ise dikkat çekti: ​Mandalina: 357,6 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 86 değer artışıyla listenin başında yer aldı. ​Şeftali: Yüzde 169 artışla 164,9 milyon dolara yükseldi. ​Limon: Birim fiyat avantajıyla yüzde 32 büyüme kaydetti. ​Diğer Ürünler: Portakal, kayısı ve kiraz-vişne grubunda üç haneli artışlar yakalanırken, greyfurt, nar ve sebze çeşitlerinde de istikrarlı büyüme devam etti. ​Rusya Liderliğini Korudu, Irak’ta “Rekor” Artış ​Küresel pazarlardaki çeşitliliğin ihracat ivmesini desteklediğini belirten Başkan Sarıkaya, hedef pazarlardaki başarıyı şu verilerle özetledi: ​Rusya Federasyonu: 402,5 milyon dolarla lider pazar olma konumunu sürdürdü (Yüzde 46 artış). ​Irak: Yüzde 315 gibi dikkat çekici bir oranla 245,5 milyon dolarlık ihracata ulaştı. ​Romanya: 113,1 milyon dolarlık hacimle üçüncü sırada yer aldı. ​Ayrıca Avrupa pazarında Polonya, Ukrayna ve Almanya’daki istikrarlı büyümenin yanı sıra; Çekya’da yüzde 124 ve Bulgaristan’da yüzde 48 oranındaki artışlar, Türk yaş meyve sebze ürünlerine olan küresel talebin güçlendiğini kanıtladı. ​"2026’yı Güçlü İhracat Rakamlarıyla Tamamlayacağız" ​Yılın ikinci yarısına dair hedeflerini paylaşan Bülent Sarıkaya, kalite ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmaların hız kesmeden devam edeceğini vurguladı. Sarıkaya, "Yeni pazarlara erişimi kolaylaştıran tanıtım faaliyetlerimiz, uluslararası fuar organizasyonları ve ticaret heyetlerimizle küresel pazarlardaki konumumuzu daha da sağlamlaştıracağız. Üreticimizden ihracatçımıza kadar tüm paydaşlarımızın ortak emeğiyle 2026 yılını başarıyla kapatacağız," dedi. ​Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında öncü rol üstlenen Akdeniz bölgesi, stratejik pazar çeşitliliği ve yüksek katma değerli ürün portföyü ile yılın geri kalanında da rekorlar kırmaya hazırlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.