Hava Durumu

#Madencilik

Kırsal Haber - Madencilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madencilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Üretici Fiyatlarında Eylül Rakamları Açıklandı Haber

Üretici Fiyatlarında Eylül Rakamları Açıklandı

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), Eylül 2026’da bir önceki aya göre yüzde 2,07, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,38 arttı. İmalat ürünlerindeki yıllık artış ise yüzde 29,09 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2026 dönemine ilişkin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini açıkladı. Yİ-ÜFE, 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,07 arttı. Endeks, geçen yılın Aralık ayına göre yüzde 23,38, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,38 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 27,81 yükseldi. İmalat ürünlerinde yıllık artış yüzde 29,09 Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimlerine bakıldığında en yüksek artış yüzde 34,15 ile madencilik ve taş ocakçılığında gerçekleşti. Yıllık değişim imalat sektöründe yüzde 29,09, su temininde yüzde 29,70, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında ise yüzde 8,67 oldu. Ana sanayi gruplarında yıllık bazda en yüksek artış yüzde 30,82 ile enerjide görüldü. Bunu yüzde 28,11 ile ara malları, yüzde 26,97 ile dayanıklı tüketim malları, yüzde 25,97 ile dayanıksız tüketim malları ve yüzde 21,55 ile sermaye malları izledi. Eylül ayında imalat fiyatları yüzde 2,32 yükseldi Yİ-ÜFE’de Eylül ayında imalat sektöründeki aylık artış yüzde 2,32 olarak gerçekleşti. Sanayinin dört sektöründe aylık değişim madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 0,78 azalış, imalatta yüzde 2,32 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 0,97 artış ve su temininde yüzde 1,83 artış şeklinde gerçekleşti. Ana sanayi gruplarında ise aylık bazda en yüksek artış yüzde 3,55 ile enerjide görüldü. Ara mallarında yüzde 2,04, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 1,54, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,59 ve sermaye mallarında yüzde 1,47 artış kaydedildi. Eylül ayında Yİ-ÜFE’nin yıllık artışı yüzde 27,38 olurken, aylık artış yüzde 2,07 olarak gerçekleşti. Endeksin yılın başından bu yana değişimi yüzde 23,38, on iki aylık ortalamalara göre değişimi ise yüzde 27,81 oldu.

Denizli’den Eylül’de Rekor İhracat Haber

Denizli’den Eylül’de Rekor İhracat

Denizli iş dünyası, küresel ekonomideki tüm belirsizliklere ve zorlu piyasa koşullarına rağmen başarısını sürdürmeye devam ediyor. Eylül ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, kentin Eylül ayında yüzde 22,6’lık etkileyici bir artışla 479 milyon dolarlık ihracata imza attığını duyurdu. Temmuz ayının ardından 2026 yılının en yüksek ikinci aylık ihracat performansına ulaşılan bu dönemde, son 12 aylık toplam ihracat 5 milyar dolar eşiğini aşarak Denizli için tarihi bir kilometre taşı oluşturdu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre ülke genelinde ihracat yüzde 15,4 artışla 25,9 milyar dolar olarak gerçekleşirken, Denizli Türkiye’nin en çok ihracat yapan 7. ili unvanını korudu. DENİB tarafından kayda alınan ihracat ise yüzde 28,3 artışla 388 milyon dolar seviyesine ulaştı. Ocak-Eylül dönemindeki toplam ihracat yüzde 10,4’lük artışla 3 milyar 855 milyon dolara yükselirken, kent yıl sonu 5 milyar dolar hedefine emin adımlarla ilerliyor. ​Eylül ayında Denizli’nin önde gelen tüm ana sektörlerinde yakalanan artış ivmesi dikkat çekti. İl genelinde elektrik-elektronik ihracatı yüzde 47,3 artışla 138 milyon dolara, tekstil-konfeksiyon ihracatı yüzde 11 artışla 128 milyon dolara ve demir-demir dışı metaller ihracatı yüzde 40,8 artışla 81 milyon dolara çıktı. Ayrıca tarım sektörü ihracatı yüzde 26,3 artışla 33 milyon doları, madencilik sektörü ise yüzde 7,1 artışla 27 milyon doları buldu. Özellikle elektrik-elektronik ile demir-demir dışı metaller sektörlerindeki güçlü sıçrama, Denizli'nin üretim ve pazar çeşitliliğindeki gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. İhracatın ilk 5 ülkesindeki tamamlanan büyüme trendi de bu başarıyı destekledi. Lider konumdaki İngiltere’ye ihracat yüzde 58,2 artarak 91 milyon dolara yükselirken; bu ülkeyi sırasıyla yüzde 38,2 artışla 45 milyon dolarla ABD, yüzde 22,9 artışla 38 milyon dolarla İtalya, yüzde 8,1 artışla 35 milyon dolarla Almanya ve yüzde 52,7 artışla 25 milyon dolarla Hollanda takip etti. ​Tüm bu başarılı tablonun arkasındaki zorluklara da değinen DENİB Başkanı Osman Uğurlu, imalat sanayindeki maliyet baskılarına ve PMI verilerine dikkat çekti. Eylül ayında Türkiye imalat PMI verisi 47,9 olarak gerçekleşirken, ağustos ayındaki 48,1'lik manşet PMI seviyesi aşağı yönlü bir ivme izledi. Türk imalatçıları üçüncü çeyrek sonunda zorlu piyasa şartlarıyla karşılaşırken, firmalar yeni sipariş alma ve üretimi genişletme konusundaki sıkıntıları Orta Doğu’daki savaşın etkileriyle ilişkilendirdi. Devam eden çatışmaların tetiklediği yakıt, petrol, taşımacılık ve ham madde maliyeti artışları, girdi enflasyonunu son dört ayın en yüksek düzeyine çıkardı. Benzer şekilde, yükselen maliyetlerin müşterilere yansıtılmasıyla nihai ürün fiyatları enflasyonu da dört aylık zirvesine ulaştı. Türkiye Sektörel PMI verileri, izlenen 10 sektörden dokuzunda üretimin yavaşladığını ortaya koyarken; bu durumun tek istisnası son yedi ayda ilk kez üretimini artıran gıda ürünleri sektörü oldu. Yeni ihracat siparişlerinde ise gıda sektörüne ek olarak kara ve deniz taşıtları sektörünün de genişleme bölgesine girmesi umut vadeden gelişmeler arasında yer aldı. Küresel talepteki dalgalanmalara, yüksek finansman maliyetlerine ve jeopolitik risklere rağmen ihracatçılarının üretim kararlılığından ödün vermediğini vurgulayan Osman Uğurlu, yakalanan bu istikrarlı ve güçlü seyrin kalıcı hale gelmesinin önemine işaret etti.

Angola’dan Türk Yatırımcılara Davet Var Haber

Angola’dan Türk Yatırımcılara Davet Var

Güney Batı Afrika ülkesi Angola, Türkiye’den madencilik, tarım ve turizm sektörlerinde yatırım bekliyor.İhracat gelirlerinin yüzde 92’sini petrol ve doğalgazın oluşturduğu Angola, zengin maden rezervlerini ekonomiye kazandırarak gelirlerini çeşitlendirmek istiyor. Angola'nın Ankara Büyükelçisi Sayın Joao Salvador Dos Santos Neto, Ege İhracatçı Birlikleri’ni ziyaret etti. Büyükelçi Dos Santos Neto, Angola’da yatırım yapacak sanayiciler için kolaylıklar sağlayan bir mevzuatları olduğunu, Türk yatırımcıları Angola’ya beklediklerini dile getirdi. Angola’nın altın, nikel, demir cevheri, mermer, nadir bulunan elementler yönüyle zengin rezervlere sahip olduğunu dile getiren Büyükelçi Dos Santos Neto, “36 maden açısından zengin kaynaklara sahibiz. Türk yatırımcıların yeterli kaynak bulabilecekleri maden yataklarına sahibiz. Enerji ve lojistik altyapısı için destek oluyoruz. Çinli 300’ün üzerinde firmanın Angola’da yatırımları var. Tarım, petrol, gaz, madencilik ve diğer sanayi kollarında yatırımlar yaptılar. Türkiye’den bir firmanın demir cevheri üretimi konusunda bir yatırımı söz konusu. Angola’da Türk yatırımcıları daha fazla sayıda görmek istiyoruz. Madencilik dışında tarım ve turizm sektörleri de yatırım yapılabilecek sektörler olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu. Türk dizileri Angola’da çok popüler Angola’da Türk dizilerinin çok popüler olduğu bilgisini de veren Dos Santos Neto şöyle devam etti; “Türk dizilerinden dolayı Angola’da Türklere sempati duyuluyor. Türk yatırımcılar Angola’ya geldiklerinde çok hoş karşılanacaklar. Türkiye’de okuyan çok sayıda Angolalı var. Angola’da yapacağınız yatırımlarda Türkiye’de okumuş, Türkçe bilen Angolalıları istihdam etmeniz işlerinizin hızla büyümesine katkı sağlayacaktır.” Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faik Tokatlıoğlu, Türkiye’nin yıllık 6,5 milyar dolar madencilik ürünleri ihraç ettiğini, Ege Bölgesi’nden yapılan madencilik ihracatının 1,5 milyar doları aştığını, Türkiye ile Angola arasında karşılıklı ticaretin artması için uygun bir zemin olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin Angola’ya yıllık ihracatının 102 milyon dolar, ithalatının ise 9 milyon dolar düzeyinde olduğunu vurgulayan Tokatlıoğlu, “Angola yıllık 15 milyar doların üzerinde ithalat yapan bir ülke. Angola’ya hem ihracatımızı artırabiliriz hem de Türk sanayicileri Angola’da yatırım yapabilirler. Karşılıklı temaslarla iki ülke arasındaki ticari bağların daha da güçleneceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Ayçiçeğinde ve Çeltikte İthalat Değil, Üretim Desteklenmelidir''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman alanlarının Cumhurbaşkanı kararıyla orman rejimi dışına çıkarılmasına tepki gösterdi; ayçiçeği ve çeltikte maliyetleri karşılamayan fiyatların, yetersiz desteklerin ve hasat dönemini baskılayan ithalat politikasının üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal, “Orman yoksa hayat yoktur. Ayçiçeğinde ve çeltikte ithalat değil, üretim desteklenmelidir” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında orman alanlarının amaç dışına çıkarılması ile ayçiçeği ve çeltik üreticilerinin yaşadığı sorunları değerlendirdi. Türkiye’nin doğal varlıklarının ve tarımsal üretiminin aynı anlayış tarafından tehdit edildiğini belirten Sarıbal, ormanları ranta açan ve çiftçiyi ithalat karşısında korumasız bırakan politikaların değiştirilmesi gerektiğini söyledi. “Orman yalnızca ağaç topluluğu değil, bir ekosistemdir” Ormanların yalnızca oksijen kaynağı olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Sarıbal, ormanların su kaynakları, toprak, yaban hayatı, iklim ve bütün canlıların yaşamı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Sarıbal şunları söyledi: “Ormanı yalnızca bir ağaç birikimi olarak görmek doğru değildir. Orman; mikroorganizmaların, yaban hayatının, su kaynaklarının, iklimin ve bütün canlıların yaşam alanıdır. Bugün yüzlerce yıllık bir ormanı ortadan kaldırıp başka bir yere fidan dikerek aynı ekosistemi kuramazsınız. Dikilen her ağaç değerlidir ancak her ağaç topluluğu orman değildir.” 17 Eylül 2026 tarihli ve 11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin 300 hektar, yani 43 milyon metrekare alanın orman sınırları dışına çıkarıldığını belirten Sarıbal, bu alanın büyük bölümünün Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunduğunu söyledi. 6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 düzenlemesinin yürürlüğe girdiği 2018’den bu yana orman rejimi dışına çıkarılan alanın son kararla birlikte yaklaşık 9 bin 600 hektara ulaştığını ifade eden Sarıbal, kararların bilimsel, hukuki ve ekolojik gerekçelerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. “43 milyon metrekarenin karşılığı olan yeni orman alanları nerede?” Orman sınırları dışına çıkarılan alanların en az iki katı büyüklüğünde Hazine arazisinin orman kurulması amacıyla tahsis edilmesi gerektiğini hatırlatan Sarıbal, şöyle konuştu: “Eğer 4 bin 300 hektar orman alanını başka amaçlarla kullanıma açıyorsanız, bunun karşılığında en az 8 bin 600 hektarlık yeni alanı orman kurulması için tahsis etmeniz gerekir. Soruyoruz: Bu alanlar nerede? Hangi ilde, hangi ilçede, hangi parsellerde? Tahsis yapıldı mı, ağaçlandırma ne zaman başlayacak ve dikilen fidanların yaşama oranını kim denetleyecek?” Sarıbal, ormanların konut, turizm, madencilik ve enerji projelerine açılmasına karşı çıkarak bütün kararların parsel bazında açıklanmasını; meslek odaları, bilim insanları, yerel yönetimler ve bölge halkının sürece katılmasını istedi. “Keçiyi, köylüyü ve çobanı ormandan çıkardılar; müteahhitleri, madencileri, GES ve HES projelerini ormana soktular” diyen Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orman yoksa hayat yoktur. Orman yoksa su yoktur. Orman, su ve toprak yaşamdır. Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak ormanlarımıza ve orman köylüsüne hep birlikte sahip çıkmalıyız.” “Ayçiçeği fiyatı maliyeti karşılamıyor” Ayçiçeği üreticisinin yüksek girdi maliyetleri ile düşük alım fiyatları arasında sıkıştığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve verime göre 33 ile 38 lira arasında değiştiğini, düşük verimli alanlarda maliyetin 40 liraya yaklaştığını söyledi. Yüzde 44 yağ oranlı ürün için Trakya Birlik’in 37 lira, Çukobirlik’in 37,50 lira; Konya Şeker’in ise ödeme koşullarına göre 36,50 ile 37,50 lira arasında fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Trakya Birlik’in geçen yılki 33 liralık fiyatına göre artışın yalnızca yüzde 12,1 olduğunu belirtti. Sarıbal, “Mazot, gübre, işçilik, sulama ve finansman maliyetleri çok daha yüksek oranlarda artarken çiftçinin ürününe yüzde 12 düzeyinde artış verilmesi kabul edilemez. Üretici yalnızca maliyetini karşılamak değil, ailesiyle insanca yaşamak ve gelecek yıl yeniden üretim yapabilmek zorundadır” dedi. Çiftçinin yalnızca tarımsal kredi borcunun 1,5 trilyon lirayı aştığını ifade eden Sarıbal, ayçiçeğinde kilogram başına yaklaşık 2 liraya karşılık gelen desteklerin maliyet artışı karşısında yetersiz kaldığını kaydetti. “Hasat zamanı çiftçi, sonraki sezon ithalatçı güvence altına alınıyor” İktidarın dış ticaret politikasının yerli üreticiyi korumadığını belirten Sarıbal, 4 Temmuz 2026 tarihli kararla 1 milyon 250 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu veya bunun karşılığı 500 bin ton ham ayçiçek yağı için tarife kontenjanı açıldığını hatırlattı. Sarıbal şöyle konuştu: “Hasattan önce ithalatın vergisini düşürerek stok yaptırıyorlar ya da hasattan hemen sonra yeni ithalat kararı açıklıyorlar. Her iki durumda da ithalatçıya güvence verilirken çiftçinin ürünü baskılanıyor. İthalat, yerli üretimin açığını tamamlamak için kullanılabilir; ancak üretimin ve üreticinin yerine geçirilemez.” Türkiye’nin 2003’ten 2026 yılının mayıs ayına kadar yaklaşık 16,5 milyon ton ayçiçeği tohumu için 9,7 milyar dolar, yaklaşık 15,9 milyon ton ayçiçek yağı için 18,2 milyar dolar ödediğini belirten Sarıbal, yalnızca bu iki kalemdeki ithalat faturasının 27,9 milyar dolara ulaştığını söyledi. Bu kaynağın sulama, tohum, gübre, depolama, işleme ve kooperatif altyapısına yöneltilmesi halinde Türkiye’nin ayçiçeği üretiminde önemli ölçüde kendine yeterli hale gelebileceğini ifade etti. “Ayçiçeğinde taban fiyat hasattan önce açıklanmalıdır” Ayçiçeği üretiminin sürdürülebilmesi için yapılması gerekenleri sıralayan Sarıbal, şu önerileri dile getirdi: - Hasattan önce bölgesel verim, yağ oranı ve gerçek maliyete dayanan bağlayıcı bir taban fiyat açıklanmalıdır. - Primler ekim kararından önce ilan edilmeli; mazot, gübre, tohum ve sulama giderleri gerçek maliyet üzerinden desteklenmelidir. - İthalat yalnızca yerli üretimin ihtiyacı karşılayamadığı dönemlerde ve üretici fiyatını düşürmeyecek bir takvimle yapılmalıdır. - Üreticiye en az beş yıllık öngörü sağlayacak destekleme ve üretim planı hazırlanmalıdır. - Kooperatiflere ve üretici birliklerine ucuz finansman sağlanmalı; lisanslı depoculuk ve işleme kapasitesi artırılmalıdır. - Tohumdan raf fiyatına kadar bütün maliyetler ve kâr marjları şeffaf biçimde denetlenmelidir. Sarıbal, “Türkiye ayçiçeğini ithalatla değil, kendi üreticisiyle güvence altına almalıdır” dedi. “Çeltikte hasat başladı ancak TMO fiyat açıklamadı” Çeltik hasadının birçok bölgede başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026 ürünü için alım fiyatı ve güçlü bir alım takvimi açıklamadığını belirten Sarıbal, kilogram başına üretim maliyetinin bölge ve çeşide göre 41 ile 48 lira arasında değiştiğini, ortalama maliyetin ise 45-46 liraya ulaştığını söyledi. TMO’nun 2025 ürünü alım fiyatlarını hasattan yaklaşık dört ay sonra, 23 Ocak 2026’da açıkladığını hatırlatan Sarıbal, Baldo çeşidi için 40, Cammeo için 38, Osmancık için ise 32 lira fiyat ilan edildiğini belirtti. “Üretici borcunu ödemek için ürününü hasat döneminde satmak zorundadır. Hasattan dört ay sonra açıklanan fiyat piyasayı düzenlemez, çiftçiyi korumaz” diyen Sarıbal, 2026 ürünü için fiyatın gecikmeden açıklanmasını istedi. “Destek, maliyetin çok küçük bir bölümünü karşılıyor” 2026 yılında çeltik için dekara 825,75 lira temel destek ve 550 lira sertifikalı tohum desteği verildiğini belirten Sarıbal, dekara 700 kilogram verim varsayımında iki desteğin toplamının kilogram başına yaklaşık 1,97 liraya karşılık geldiğini söyledi. Sarıbal, “Kilogram maliyeti 45-46 liraya ulaşmış bir üründe yaklaşık 2 liralık destek üreticinin sorununu çözmez. Destek önemlidir ancak düşük ürün fiyatının yerine geçirilemez” dedi. Türkiye’nin yılda yaklaşık 600 bin ton pirinç ürettiğini, buna karşılık ihtiyacın önemli bölümünü ithalatla karşıladığını ifade eden Sarıbal, üretim alanlarının ve verimliliğin artırılması halinde ülkenin kendi ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. “TMO çiftçinin kara gün dostu olmalıdır” Toprak Mahsulleri Ofisinin kuruluş amacının çiftçinin üretim ve alım güvencesini sağlamak olduğunu vurgulayan Sarıbal, çeltik üreticisinin korunması için şu önlemleri sıraladı: - Alım fiyatı her yıl hasattan önce açıklanmalıdır. - Fiyat hesabında bölgesel maliyet, arazi kirası, aile emeği, finansman gideri ve en az yüzde 25 üretici refah payı bulunmalıdır. - TMO alım noktaları hasatla birlikte açılmalı, randevu kapasitesi yeterli hale getirilmeli ve ödemeler en geç 10 gün içinde yapılmalıdır. - Hasat döneminde ithalat yapılmamalı; TMO’nun stok satışları yerli üreticinin fiyatını aşağıya çekmemelidir. - Dış ticaret kararları önceden alınmalı ve şeffaf biçimde kamuoyuna duyurulmalıdır. - Sulama suyu ve elektrik maliyetleri düşürülmeli; lazer tesviye, verimli sulama sistemleri ve kuraklığa dayanıklı çeşitler kamu tarafından desteklenmelidir. - Kurutma tesisleri, lisanslı depolar ve ürün senedi altyapısı üretici kooperatifleri eliyle yaygınlaştırılmalıdır. Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin güneşi, suyu, toprağı ve üreticisi var. Sorun kaynak yetersizliği değil, siyasi tercihtir. İthalatı ve rantı değil; üretimi, üreticiyi ve yaşamı koruyan yeni bir düzeni bu topraklarda birlikte kuracağız.”

Denizli İhracatta Vites Yükseltti: Ağustosta Türkiye 7'ncisi Oldu Haber

Denizli İhracatta Vites Yükseltti: Ağustosta Türkiye 7'ncisi Oldu

Denizli İhratçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, Ağustos ayı ihracat verilerini, ekonomik büyüme rakamlarını ve makroekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Denizli ihracatının Ağustosta %9,8 artışla 448 milyon dolara ulaştığını açıklayan Uğurlu, kentin bu performansla Türkiye’nin en çok ihracat yapan 7'nci ili olduğunu vurguladı. DENİB kaydıyla yapılan ihracatın ise %13,7 artışla 343 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Osman Uğurlu, küresel pazarlardaki zorlu rekabete rağmen ihracatçıların üretim ve dış satım kararlılığını sürdürdüğünü ifade etti. 8 Aylık İhracat 3,3 Milyar Doları Aştı Denizli'nin dönem bazlı dış ticaret performansına ilişkin verileri paylaşan Uğurlu, şu rakamları aktardı: Ocak-Ağustos Dönemi: Denizli ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre %8,9 artarak 3 milyar 377 milyon dolar oldu. Son 12 Aylık İhracat: 4 milyar 971 milyon dolar seviyesinde gerçekleşerek yeniden 5 milyar dolar barajına yaklaştı. Lokomotif Sektörlerin Tamamında Artış Denizli'nin öne çıkan tüm ana sektörlerinde Ağustos ayında artış ivmesi yakalandı: Tekstil ve Konfeksiyon: %1,1 artışla 128 milyon dolar Elektrik ve Elektronik: %39,3 artışla 116 milyon dolar Demir ve Demir Dışı Metaller: %29,3 artışla 79 milyon dolar Tarım: %10 artışla 30 milyon dolar Madencilik: %17,6 artışla 27 milyon dolar En Çok İhracat Yapılan İlk 5 Ülkede Güçlü Büyüme Ağustos ayında Denizli’nin en fazla dış satım yaptığı ilk 5 pazarın tamamında artış kaydedildi: İngiltere: %54 artışla 81 milyon dolar (Lider pazar) ABD: %33,1 artışla 50 milyon dolar İtalya: %9,4 artışla 36 milyon dolar Almanya: %4,2 artışla 34 milyon dolar Fransa: %18,3 artışla 18 milyon dolar Enflasyon ve PMI Verileri: Maliyet Baskısı Sürüyor Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ağustos ayı verilerine de değinen DENİB Başkanı Osman Uğurlu, Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) aylık %1,84, yıllık %31,51; Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi'nin (Yİ-ÜFE) ise aylık %2,57, yıllık %27,95 arttığını belirtti. Aylık enflasyonun beklentilerin altında kaldığını ancak yıllık %31,51'lik seviyenin fiyat baskılarının devam ettiğini gösterdiğini söyleyen Uğurlu, Körfez bölgesindeki gerilimin petrol fiyatlarını yükseltmesi nedeniyle ulaştırma grubunun enflasyona 0,82 puanla en yüksek katkıyı sağladığına dikkat çekti. İmalat sanayi göstergelerine de değinen Uğurlu, Manşet PMI endeksinin Temmuz'daki 47,7 seviyesinden 48,1'e yükselerek son üç ayın en yüksek seviyesine ulaştığını, ancak 50,0 eşik değerinin altında kalmasının talep baskısının sürdüğünü gösterdiğini belirtti. Sektörel PMI kapsamındaki 10 sektörün tamamında yeni siparişlerin daraldığını vurguladı. "Sürdürülebilir Büyümenin Amiral Gemisi İhracat Olmalı" Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde %2,3 büyüdüğünü hatırlatan DENİB Başkanı Osman Uğurlu, büyüme yapısına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "İkinci çeyrekte ekonomimizin %2,3 oranında büyümesi olumludur. İç talebin büyümeye sağladığı katkıyı önemli bulmakla birlikte, uzun vadeli ve dengeli bir ekonomik yapı için üretimin, yatırımın ve özellikle ihracatın büyümenin amiral gemisi olması gerektiğine inanıyoruz. Net ihracatın ikinci çeyrekte büyümeye 0,6 puan pozitif katkı vermesi dış ticarette olumlu bir ivmelenmeye işaret etse de, bu katkının artırılması için ihracatçılarımızın desteklenmesi kritik önem taşımaktadır."

KTO Başkanı Gülsoy: "Temmuz'da 368 Milyon Dolar İhracat Gerçekleştirdik" Haber

KTO Başkanı Gülsoy: "Temmuz'da 368 Milyon Dolar İhracat Gerçekleştirdik"

Kayseri, Temmuz ayında 368 milyon 22 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Temmuz Ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, “Yılın ilk yarısında toplam ihracatımız 2 milyar 296 milyon dolara çıkmıştır. Tüm olumsuz dış etkenlere rağmen üretim gücünü koruyan ihracatçı üyelerimizi tebrik ediyorum.“ dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2026 yılı Temmuz ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, rakamları ve sektörel gelişmeleri paylaştı. Kayseri’nin Haziran ayı ihracat performansına değinen Başkan Gülsoy, “Temmuz ayında 368 milyon 22 bin 980 dolar ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,43 oranında bir artış yaşanmıştır. İthalatımız ise 166 milyon 47 bin 455 dolar olmuştur. Geçen yılın aynı ayına oranla 2,20 artış gerçekleşmiştir.“ diye konuştu. 7 AYDA 2 MİLYAR 296 MİLYON 758 BİN DOLARLIK PERFORMANS 2026 yılının ilk 7 aylık verilerini de paylaşan Gülsoy, “Yılın ilk 7 ayında toplam ihracat rakamımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 5,7 artışla 2 milyar 296 milyon 758 bin 902 dolara ulaşmıştır. Aynı dönemde ithalat rakamlarımız ise yüzde 4,7 oranında artışla 1 milyar 90 milyon 411 bin 636 dolar seviyesine çıkmıştır.” dedi. Kayseri olarak Haziran ayında dünya genelinde 149 ülkeye ihracat gerçekleştirme başarısı gösterdiklerini ifade eden Gülsoy, “En çok ihracat yaptığımız ilk 10 pazarımız; Almanya, ABD, Fransa, İtalya, Polonya, Irak, Avusturya, Birleşik Krallık, Fan ve Çin olarak sıralanmıştır.” ifadelerini kullandı. Kayseri ihracatının sektörler bazında analizini de yapan Başkan Gülsoy, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun belirlediği sektörlerden; Elektrik ve Elektronik, Tekstil ve Hammaddeleri, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri, Madencilik Ürünleri, gibi sektörlerde artış yaşanırken; Demir ve Demir Dışı metaller, Mobilya Kağıt ve Orman Ürenleri, Çelik, Çimento sektöründe azalış yaşanmıştır.“ dedi. Temmuz ayı dış ticaret verilerini değerlendiren Başkan Gülsoy, küresel ekonomik daralmaya ve zorlu şartlara rağmen üretim ve ihracat yapan iş dünyasını tebrik etti. İhracat bedellerinin Merkez Bankası’na satış yükümlülüğündeki geçici uygulamanın süresinin uzatıldığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, iş dünyasının öncelikli beklentilerini dile getirdi. Döviz bozdurma zorunluluğunun ihracatçı üzerinde ek yük oluşturduğunu belirten Gülsoy, şu ifadeleri kullandı: "Uluslararası alanda ticaret yapmanın ve rekabet etmenin her geçen gün zorlaştığı bir süreçten geçiyoruz. Halihazırda yüzde 35 olarak uygulanan döviz bozdurma zorunluluğunun tamamen kaldırılması, ihracatçımızın elini rahatlatacak ve dış ticaretimize çok daha olumlu bir yansıma sağlayacaktır. İş dünyamızın bu beklentisinin karşılık bulması, sanayicimize moral ve güç verecektir." Sanayicinin ve ihracatçının omuzundaki yüklerin hafifletilmesi gerektiğine vurgu yapan Başkan Gülsoy, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Artan girdi maliyetleri, bölgesel savaşlar ve krizler nedeniyle küresel ticarette sürekli değişen koşullar zaten üreticimizi zorlamaktadır. Bunun yanı sıra, sanayicimiz için en büyük sorun haline gelen yüksek faiz ortamı da üretim ve yatırım iştahını olumsuz etkilemektedir. Tüm bu iç ve dış faktörlerin üzerine bir de ABD tarafından ülkemize yönelik yüzde 12,5 oranında ilave vergi uygulanması kararı, sanayicimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü kırma riski taşımaktadır. Türk iş dünyası olarak beklentimiz; finansmana erişimin kolaylaştırılması, maliyet baskılarının hafifletilmesi ve ihracatçımızı küresel pazarda koruyacak adımların atılmasıdır."

CHP'li Sarıbal: "Mehmet Şimşek Enflasyonun Değil, Çiftçinin Belini Kırdı" Haber

CHP'li Sarıbal: "Mehmet Şimşek Enflasyonun Değil, Çiftçinin Belini Kırdı"

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, orman yangınlarını önleme sorumluluğunun yurttaşların duyarlılığına bırakılamayacağını söyledi. Tarımsal ithalat verilerini de değerlendiren Sarıbal, yılın ilk altı ayında seçilmiş bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı için yaklaşık 410 milyar lira ödendiğini, çiftçiye ayrılan desteğin ise 168 milyar lirada kaldığını belirtti. Sarıbal, “Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı” dedi. Ormanları koruma sorumluluğu yurttaşa bırakılamaz Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa başta olmak üzere birçok ilde artan yangın riskine ilişkin, “En büyük gücümüz vatandaşlarımızın duyarlılığı ile yangın çıkmasını önlemektir” açıklamasını değerlendiren Sarıbal, yurttaşların sorumlulukla hareket etmesinin önemli olduğunu ancak kamusal hazırlığın yerine geçirilemeyeceğini söyledi. Sarıbal, “Vatandaşlarımız elbette duyarlı olacak, kendi sorumluluklarını yerine getirecek. Ama bu şu demek değildir: Vatandaşlarımız dikkat ederlerse orman yangınları çıkmaz. Asla böyle bir şey yok” diye konuştu. İklim değişikliği, artan sıcaklıklar, kuraklık, düşük nem ve rüzgârın yangın riskini artırdığını belirten Sarıbal; enerji nakil hatları, yol kenarlarındaki yanıcı maddeler, orman alanlarındaki ticari faaliyetler ve önleyici ormancılık çalışmalarındaki eksikliklerin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 2025'te 81 bin 473 hektar orman alanı yandı Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025 yılında Türkiye genelinde 3 bin 224 orman yangını çıktı ve 81 bin 473 hektar orman alanı zarar gördü. Yangınlardan 1.012'sinin çıkış nedeni belirlenemedi; nedeni belirlenemeyen yangınlarda yanan alanın büyüklüğü 37 bin 626 hektara ulaştı. Sarıbal, “Bir tane değil, iki tane değil, üç tane değil; 3 bin 224 orman yangınının 1.012'sinin sebebi belli değil. Açıkça itiraf ediliyor ki orman yangınlarının neden çıktığını bile tespit edemiyoruz” dedi. Ormancılık Politikası Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış'ın hesaplamasına göre 2010-2019 döneminde yılda ortalama 7 bin hektar orman alanı yanarken, 2020-2025 döneminde yıllık ortalama kayıp 49 bin hektara çıktı. Böylece yıllık ortalama yanan alan yaklaşık yedi katına yükseldi. 12,5 milyon hektarlık alan yüksek yangın riski altında Türkiye Ormancılar Derneğinin değerlendirmesine göre yaklaşık 12,5 milyon hektarlık alan yangına hassas bölgelerde bulunuyor. Akdeniz, Ege ve Marmara'daki riskli alanların uzun süredir bilindiğini belirten Sarıbal, yangın çıkmadan önce yol kenarlarının, enerji nakil hatlarının, yangın emniyet şeritlerinin ve müdahale altyapısının hazır hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Sarıbal, yangınların yalnız çıktıktan sonra söndürülmeye çalışılmasının yeterli olmadığını belirterek, “Yangınlar bir sonuçtur. Önemli olan, yangınlar çıkmadan önce gerekli çaba ve çalışmaları yapabilmektir” dedi. Enerji hatlarından çıkan yangınlar yanan alanın dörtte birini oluşturuyor Hazırlık notlarında aktarılan verilere göre enerji nakil hatlarından kaynaklanan yangınların toplam yangın sayısı içindeki payı yaklaşık yüzde 7 iken, bu yangınlarda zarar gören alanın toplam yanan alan içindeki payı yaklaşık yüzde 25'e ulaşıyor. Sarıbal, enerji hatlarından çıkan yangınların sayıca sınırlı görünmesine rağmen geniş alanlara yayıldığını belirterek, kritik hatların bakımının enerji şirketlerinin tercihine bırakılamayacağını ifade etti. “Kentin merkezinde, rantın yüksek olduğu yerde enerji hatlarını yer altına alıyorlar. Mesele orman olunca enerji şirketleri ve Bakanlık bu işin üzerine yeterince gitmiyor” diyen Sarıbal, ormanlık alanlardan geçen kritik hatların yer altına alınmasını istedi. 900 bin hektar orman alanı ticari faaliyetlere açıldı Yaklaşık 900 bin hektar, başka bir ifadeyle 9 milyon dekar orman alanı madencilik, enerji, turizm, taş ocağı, ulaşım ve atık tesisleri gibi faaliyetlere ilişkin izinlere konu edildi. Sarıbal, ormanlara yurttaşların girişinin sınırlandırıldığı dönemlerde aynı alanlarda madencilik, enerji ve turizm faaliyetlerinin devam etmesine tepki gösterdi: “Madenciler orada, enerji şirketleri orada, turizmciler orada ama halka yasak. Niye? Halk suçlu. Ormanların yangın sebebi halk olacak; böyle bir şey olamaz.” Orman köylüsünün, küçükbaş hayvancılığın ve geleneksel ormancılık faaliyetlerinin dışlanırken ticari faaliyetlerin genişlemesinin yangın riskini azaltmadığını belirten Sarıbal, verilen izin ve tahsislerin gözden geçirilmesini istedi. Orman işçileri geçici istihdamla çalıştırılamaz Yangınlara karşı sahada mücadele eden orman işçilerini ve kamu emekçilerini selamlayan Sarıbal, havadan müdahalenin tek başına yeterli olmadığını, yangının zeminde yer ekipleri tarafından söndürülmesi gerektiğini söyledi. Orman işçilerinin kadrolu, eğitimli ve sahayı tanıyan personelden oluşması gerektiğini belirten Sarıbal, çalışma sürelerinin, ücretlerinin, özlük haklarının ve kişisel koruyucu donanımlarının yaptıkları işin tehlikesine göre düzenlenmesini istedi. Sarıbal, “Bakanlığın bu işi geçici istihdamla değil, sahici bir kadrolaşmayla; uzman, eğitimli ve tecrübeli insanlarla yapması gerekir” dedi. Bakanlığa personel, hava aracı ve hazırlık soruları Sarıbal, yüksek yangın riski açıklanan Çanakkale, Balıkesir, Bursa, İzmir ve Manisa için Tarım ve Orman Bakanlığına şu soruları yöneltti: Riskli bölgelerde kaç kadrolu orman işçisi ve teknik personel hazır bekletilmektedir? Personelin yeterli eğitimi, tecrübesi, iş güvenliği malzemesi, aracı ve gereci var mıdır? Riskli bölgelerde müdahaleye hazır kaç uçak ve helikopter bulunmaktadır? Enerji nakil hatlarının ve yol kenarlarının son bakımları yapılmış mıdır? Yangın emniyet yollarındaki yanıcı madde yükü azaltılmış mıdır? Orman köyleri ve yerel yönetimlerle tahliye ve ilk müdahale planları hazırlanmış mıdır? Sarıbal, 1.012 yangının çıkış nedeninin belirlenememiş olmasının Bakanlığın inceleme, denetim ve uzman kadro kapasitesine ilişkin ciddi bir sorun ortaya koyduğunu söyledi. Yangın bütçesi Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılamaz Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Sarıbal, ormanların korunmasının yalnızca mali disiplin yaklaşımıyla ele alınamayacağını söyledi. Sarıbal, “Orman Genel Müdürlüğünün yangın önleme ve mücadele bütçesi güçlendirilmelidir. Daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Bütün bunlar Mehmet Şimşek'in oluruna bırakılmamalıdır” dedi. Yüksek riskli bölgelerde yeterli sayıda kadrolu personel istihdamı, kapatılan veya işlevsizleştirilen eğitim merkezlerinin yeniden açılması, enerji hatlarının denetlenmesi, tahliye planlarının hazırlanması ve yangınların çıkış nedenleri için bağımsız ve bilimsel bir inceleme sistemi kurulması gerektiğini vurguladı. Üretimde rekor deniliyor, ithalat büyüyor Açıklamasının tarım bölümünde iktidarın “üretimde rekor” söylemi ile dış ticaret verileri arasındaki çelişkiye dikkat çeken Sarıbal, artan mazot, gübre, enerji, sulama ve finansman maliyetlerinin yerli üreticiyi zayıflattığını söyledi. Hazırlık notlarına göre son bir yılda amonyum nitrat gübresinin fiyatı yüzde 71, amonyum sülfat gübresinin fiyatı yüzde 59,4, 20.20.0 kompoze gübrenin fiyatı yüzde 35,4, mazot fiyatı ise yüzde 43,6 arttı. Sarıbal, “Dışarıdan ithalat, içerideki üretimden daha ucuz hale getirildi. Bunun sorumlusu bizzat iktidar ve yakın dönemde Mehmet Şimşek'in ekonomi politikalarıdır” dedi. Buğday ithalatı yüzde 150 arttı 2026 yılının ilk altı ayında buğday ithalatı, geçen yılın aynı dönemindeki 1 milyon 329 bin 3 tondan 3 milyon 331 bin 700 tona yükseldi. Buğday ithalatına ödenen tutar 343 milyon 86 bin dolardan 856 milyon 796 bin dolara çıktı. Miktar ve değer artışı yaklaşık yüzde 150 oldu. Mısır ithalatı 3 milyon 458 bin 391 tondan 4 milyon 374 bin 514 tona, ödenen tutar ise 881 milyon 461 bin dolardan 1 milyar 106 milyon 293 bin dolara yükseldi. Toplam hububat ithalatı miktar olarak yaklaşık yüzde 59 artarak 7 milyon 908 bin 504 tona ulaştı. Hububat ithalatına ödenen tutar ise yüzde 54 artışla 2 milyar 82 milyon 53 bin dolara çıktı. Yağlı tohum ve küspe ithalatı büyüdü Yağlı tohum ithalatına ödenen tutar 2025'in ilk yarısındaki 1 milyar 543 milyon 185 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 998 milyon 325 bin dolara yükseldi. Artış yüzde 29 oldu. Ayçiçeği tohumu ithalatı 730 bin 137 tondan 977 bin 433 tona, ithalata ödenen tutar ise 493 milyon 691 bin dolardan 748 milyon 344 bin dolara çıktı. Küspe ithalatı 1 milyon 138 bin 887 tondan 1 milyon 602 bin 884 tona yükseldi. Küspeler için ödenen tutar 360 milyon 847 bin dolardan 558 milyon 97 bin dolara çıkarak yüzde 55 arttı. Soya küspesi ithalatı tek başına 602 bin 390 tondan 1 milyon 84 bin 878 tona yükseldi. Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına 1,17 milyar dolar Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ödenen toplam tutar, 2025'in ilk yarısındaki 977 milyon 631 bin dolardan, 2026'nın aynı döneminde 1 milyar 173 milyon 867 bin dolara çıktı. Kırmızı et ithalatı 34 bin 951 tondan 43 bin 995 tona yükseldi. İthalata ödenen tutar ise 248 milyon 19 bin dolardan 436 milyon 868 bin dolara çıkarak yaklaşık yüzde 76 arttı. İthalata 410 milyar, çiftçiye 168 milyar lira Tabloda yer alan seçilmiş bitkisel ürünlerin ithalatına 2026 yılının ilk altı ayında 8 milyar 105 milyon 982 bin dolar, canlı hayvan ve kırmızı et ithalatına ise 1 milyar 173 milyon 867 bin dolar ödendi. Toplam tutar 9 milyar 279 milyon 849 bin dolar oldu. Dolar kuru 44 lira üzerinden hesaplandığında karşılığı yaklaşık 408,3 milyar liraya ulaşıyor. Sarıbal, bu tutarı konuşmasında yuvarlayarak 410 milyar lira olarak ifade etti. Sarıbal, “İthalata yaklaşık 410 milyar lira veriyoruz. Peki bu iktidarın çiftçiye ayırdığı para ne kadar? 168 milyar lira” dedi. Mehmet Şimşek enflasyonun değil, çiftçinin belini kırdı Meyve ve sebze fiyatlarındaki üretici kaynaklı düşüşlerin enflasyonla mücadele başarısı olarak gösterilemeyeceğini belirten Sarıbal, ithalat ve düşük fiyat politikalarının çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Sarıbal şöyle konuştu: “Mehmet Şimşek enflasyonun belini kıramadı; kırsaydı faizler düşerdi. Ama bildiğim bir şey var: Mehmet Şimşek yoksulun, fakirin, emeklinin, emekçinin, köylünün ve çiftçinin belini kırdı. Vahşi liberal politikalara bu halkı, bu ülkeyi teslim etti.” Sarıbal, açıklamasını, “Bu düzen değişecek; hakkaniyetli, adil, halktan, ülkeden, emekçiden, çiftçiden ve topraktan yana yeni bir düzen elbet kurulacak” sözleriyle tamamladı.

Denizli’nin Mayıs Ayı İhracatı 383 Milyon Dolar Oldu Haber

Denizli’nin Mayıs Ayı İhracatı 383 Milyon Dolar Oldu

Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, Denizli'nin Mayıs 2026 ihracat rakamlarını açıkladı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Denizli ihracatı, mayıs ayında yüzde 14,5 azalışla 383 milyon dolar olarak gerçekleşti. DENİB tarafından kayda alınan ihracat ise yüzde 11,1 azalışla 301 milyon dolar oldu. Şubat, mart ve nisan aylarında Türkiye genelinde 8. sıraya yükselen Denizli, mayıs ayında da bu istikrarlı yerini korumayı başardı. Yılın ilk 5 ayını kapsayan Ocak-Mayıs döneminde ise Denizli ihracatı yüzde 1,9 artışla 1 milyar 982 milyon dolara ulaştı. Mayıs Ayındaki Düşüşün Nedeni: 6 Eksik İş Günü! İhracat rakamlarındaki gerilemeyi değerlendiren DENİB Başkanı Osman Uğurlu, bu düşüşte takvim etkisinin doğrudan belirleyici olduğunu vurguladı. Mayıs ayında toplamda 14 iş günü olduğunu belirten Uğurlu, geçen yılın aynı ayına göre 6 eksik iş günüyle faaliyet gösterdiklerini ifade etti. İhracatçıların küresel ve yerel ölçekte zorlu bir süreçten geçtiğini hatırlatan Uğurlu, şu ifadeleri kullandı: "İhracatçılarımız; yüksek finansman maliyetleri, artan üretim giderleri, kur-enflasyon makası ve küresel pazarlardaki yoğun rekabetle mücadele ediyor. Ancak Orta Doğu’daki gerilimlerin hafiflemesi ve haziran ayında çalışma günü sayısının 3,5 gün fazla olmasıyla ihracat performansımız yeniden dengelenecektir." Sektörel İhracat Performansı: Elektrik-Elektronik Yükselişte Denizli'nin lokomotif sektörlerinin mayıs ayı performans tablosu şu şekilde şekillendi: Tekstil ve Konfeksiyon: Yüzde 20,9 azalışla 103 milyon dolar. Elektrik-Elektronik: Yüzde 5,1 artışla 97 milyon dolar. Demir ve Demir Dışı Metaller: Yüzde 5 azalışla 66 milyon dolar. Tarım: Yüzde 17,4 azalışla 27,5 milyon dolar. Madencilik: Yüzde 10,2 azalışla 25,8 milyon dolar. İhracatın Zirvesinde İngiltere Var! Mayıs ayında Denizli'den en fazla ihracat yapılan ülkeler sıralamasında İngiltere liderliğini korudu. İngiltere'ye yapılan ihracat yüzde 4,3 artarak 61 milyon dolara yükseldi. Denizli ihracatında öne çıkan ilk 5 ülke ve ihracat rakamları: İngiltere: 61 milyon dolar (+%4,3) İtalya: 33,4 milyon dolar (-%15,6) ABD: 31,6 milyon dolar (+%31,8) Almanya: 28,6 milyon dolar (-%20,2) Fransa: 21,8 milyon dolar (+%9,2) Türkiye İmalat PMI 49,8’e Yükseldi: En Güçlü Performans Giyimde Ekonomik öncü göstergelerden biri olan Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi), nisan ayındaki 45,7 seviyesinden mayıs ayında 49,8’e yükselerek 50,0 olan eşik değerine yaklaştı. Üretimin yeniden büyümeye geçmesinde yeni ihracat siparişlerindeki toparlanma etkili oldu. Sektörel bazda ise nisan ayında olduğu gibi mayıs ayında da Türk imalat sanayisinin en iyi performans gösteren sektörü giyim ve deri ürünleri oldu. "Sürdürülebilir Büyüme İçin İhracatçının Rekabet Gücü Korunmalı" Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüme kaydettiğini belirten TÜİK verilerine de değinen DENİB Başkanı Osman Uğurlu, net ihracatın büyümeye katkısının negatif olmasının dikkatle incelenmesi gerektiğinin altını çizdi. Uğurlu, "Özellikle emek yoğun sektörlerde yaşanan maliyet baskıları, firmalarımızın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. İhracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak, maliyet yüklerini azaltacak ve uluslararası pazarlardaki rekabetçiliğini artıracak adımların kararlılıkla sürdürülmesi büyük önem taşıyor" diyerek destekleyici politikaların önemine vurgu yaptı.

Denizli İhracatında Nisan Rekoru: %26,5 Artışla 458 Milyon Dolar! Haber

Denizli İhracatında Nisan Rekoru: %26,5 Artışla 458 Milyon Dolar!

Türkiye’nin üretim ve ihracat merkezlerinden biri olan Denizli, 2026 yılı Nisan ayında sergilediği performansla yükselişini sürdürdü. Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu tarafından paylaşılan verilere göre, kentin ihracatı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre %26,5 artış göstererek 458 milyon dolara ulaştı. ​Yılın ilk dört aylık döneminde (Ocak-Nisan) ise toplam ihracat hacmi, %6,9’luk bir artışla 1 milyar 601 milyon dolar olarak kaydedildi. ​Sektörel Bazda Güçlü Toparlanma ​Nisan ayında Denizli’nin lokomotif sektörlerinin tamamında çift haneli büyüme rakamları yakalandı. Bir süredir daralma baskısı altında olan tekstil ve konfeksiyon sektörü, %20,5 artışla 129 milyon dolar ihracat gerçekleştirerek moral depoladı. ​Diğer önemli sektörlerdeki performans ise şu şekilde yansıdı: Elektrik-elektronik sektörü %31,7 artışla 109 milyon dolar, demir ve demir dışı metaller %38 artışla 83 milyon dolar, tarım ürünleri %27,1 artışla 37 milyon dolar ve madencilik sektörü %26,5 artışla 28 milyon dolarlık katkı sağladı. ​İhracatın Zirvesinde İngiltere Var ​Denizli’nin dış ticaretinde en büyük payı alan ülkeler listesinde İngiltere, %51’lik rekor artış ve 72 milyon dolarlık hacimle liderliğini korudu. İngiltere’yi 41 milyon dolarla İtalya, 36,4 milyon dolarla ABD ve 36,3 milyon dolarla Almanya takip etti. Hollanda ise 25 milyon dolarla ilk beş pazar arasında yer aldı. Başkan Uğurlu, en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülkenin tamamında çift haneli artışlar yaşanmasının istikrarın göstergesi olduğunu vurguladı. ​Finansal Destekler ve Vergi Düzenlemeleri ​İhracatçıların finansman yükünü hafifletecek önemli bir gelişme olarak, TCMB’nin yurt dışı kaynaklı dövizlerin TL’ye dönüşüm desteği 31 Temmuz 2026 tarihine kadar uzatıldı. Başkan Uğurlu, bu desteğin maliyet yönetimi açısından kritik olduğunu ifade ederken, rekabet gücünün korunması için destek oranının %5 seviyesine çıkarılması yönündeki beklentisini yineledi. ​Ayrıca, yeni vergi düzenlemesi ile ihracatçı firmalar için kurumlar vergisi oranının %14’e, imalatçı ihracatçılar için ise %9’a düşürülmesi, küresel pazarlardaki rekabetçiliği artıracak stratejik bir adım olarak değerlendirildi. ​Küresel Riskler ve PMI Verileri ​Savaşın etkisiyle Küresel İmalat PMI verilerinin 51,3’e, Türkiye İmalat PMI’nın ise 47,9’a gerilediği bu dönemde; Denizli ihracatçısı yüksek adaptasyon yeteneği ile takvim ve parite etkisini fırsata çevirmeyi başardı. Mart ayındaki bayram tatili ve jeopolitik gerilimlerin neden olduğu duraksama, Nisan ayındaki güçlü performansla dengelendi. ​Denizli, üretim gücü ve ihracat tecrübesiyle yılın geri kalanında daha güçlü hedeflere odaklanarak yoluna devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.