Hava Durumu

#Manisa

Kırsal Haber - Manisa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Manisa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Artık Su Bile Ucuz Değil! Haber

Artık Su Bile Ucuz Değil!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafını hesapladı. Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” dedi. Musluk suyuna güven sorunu yaşayan geniş kesimler için damacana su bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Her kalemde olduğu gibi enflasyon damacana suları da vurdu. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, 4 kişilik bir ailenin su giderinin maliyetini hesapladı. “DÖRT KİŞİLİK BİR AİLENİN AYLIK İÇME SUYU MASRAFI 3 BİN LİRAYI BULUYOR” Türkiye’de ortalama damacana su fiyatının 180 lirayı bulduğuna dikkat çeken Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor” dedi. “İÇME SUYU KRİZ HALİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA” Aylık su giderinin 3 bin lirayı bulmasının bir kriz başlığı haline geldiğini vurgulayan Başevirgen, “Gıda enflasyonu, kira artışları ve enerji faturaları zaten dar gelirlinin belini bükmüşken, asgari ücretle geçinen bir aile için yalnızca içme suyuna ayrılan 3 bin lira ayrı bir kriz başlığı haline gelmiş durumda. Temiz içme suyuna erişim, temel bir insan hakkıdır. Ancak bugün gelinen noktada su, fiilen yüksek maliyetli bir tüketim ürünü haline dönüştü. Türkiye’de ekonomik kriz artık saklanamaz noktada. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” diye konuştu. “BU TABLO, İKTİDARIN YILLARDIR ANLATTIĞI ‘GÜÇLÜ EKONOMİ’ MASALININ EN SOMUT ÇÖKÜŞÜDÜR” İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Başevirgen, “İktidar yıllardır ‘büyüme’ ve ‘istikrar’ söylemini tekrarlıyor. Fakat vatandaş için büyüyen tek şey faturalar. İstikrar kazanan ise zamların sürekliliği. Bir ülkede insanlar içtikleri suyu hesaplamak zorunda kalıyorsa, mesele yalnızca ekonomi değil; sosyal adalet sorunudur. Ve görünen o ki, bugün en temel ihtiyaç bile AKP’nin siyasi tercihlerden bağımsız değil. Su hayattır denir. Ama artık hayatın kendisi bu kadar pahalıyken, su da lüks haline gelmiş durumda. Bugün Türkiye’de insanlar tasarrufu tatilden, eğlenceden değil; sudan yapmayı düşünüyor. Ve bu tablo, iktidarın yıllardır anlattığı ‘güçlü ekonomi’ masalının en somut çöküşüdür” ifadelerini kullandı.

Türk Çam Balı, Manuka Balının Tahtına Göz Dikti Haber

Türk Çam Balı, Manuka Balının Tahtına Göz Dikti

Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda. Çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Ancak üretimdeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor. Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesi kolları sıvadı. Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti. İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı. Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, “Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak” şeklinde konuştu. Kalpaklıoğlu: “Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış” Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi. Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor.” Hedef: 3,9 dolardan Premium Segmente geçmek “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Bilimsel olarak standardize edilmiş, fonksiyonel ve terapötik potansiyeli kanıtlanmış, uluslararası pazarda premium segmentte konumlanan Türkiye, üretim gücünü artık değer gücüyle buluşturmak zorundadır. Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak.” Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının Protokateşik Asit (PCA) varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, “Türk Çam Balının: Kimyasal olarak standardizasyonu, Otantik ürün doğrulaması, Fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, Uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam Balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir” diyerek sözlerini noktaladı. 24 Aylık Ar-Ge Yol Haritası Planlanan proje kapsamında: Çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanması Canlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılması Kimyasal yapı–biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konması Marker bileşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesi En az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor.

Zeytin Üreticilerine Kritik Uyarı! Haber

Zeytin Üreticilerine Kritik Uyarı!

Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, zeytin ağaçlarında ciddi verim kayıplarına yol açabilen "Zeytin Halkalı Leke Hastalığı" (Spilocaea oleaginea) konusunda üreticileri uyardı. Hava sıcaklıklarının 15°C seviyelerine ulaşmasıyla birlikte hastalığın aktifleştiği belirtilirken, doğru zamanda yapılacak müdahalenin hayati önem taşıdığı vurgulandı. ​Hastalık Hangi Koşullarda Yayılıyor? ​Uzmanlar, özellikle yağışlı ve serin geçen ilkbahar ve sonbahar aylarının hastalık için en uygun dönem olduğunu hatırlatıyor. Hastalığın yayılımını hızlandıran temel faktörler ise şunlar: ​15°C civarındaki sıcaklıklar. ​Nemli ve ağır yapılı topraklar. ​Ilıman, nemli ve hava sirkülasyonu düşük, sık dikim alanları. ​Budanmamış, sık dallı ağaçlar. ​Mücadele Yöntemleri ve Korunma Yolları ​Zeytinliklerde verimi korumak için sadece ilaçlama değil, kültürel önlemlerin de bir bütün olarak uygulanması gerektiğini ifade eden İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün önerdiği temel mücadele yöntemleri şunlar; ​Budama: Ağaçlar mutlaka budanmalı ve hava alması sağlanmalıdır. ​Gübreleme: Aşırı azotlu gübre kullanımından kaçınılmalıdır. ​Temizlik: Hastalıklı (lekeli) yapraklar toplanarak imha edilmelidir. ​Takip: İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından yayınlanan ilaçlama ilanları dikkatle izlenmelidir. ​İlaçlama Zamanı Geçirilmemeli! ​Hastalıkla kimyasal mücadelede zamanlamanın en kritik faktör olduğunu ifade eden yetkililer üreticilerin şu üç dönemde ilaçlama yapması öneriyor; ​İlkbahar öncesi, ​Çiçeklenme öncesi, ​Sonbahar sürgünleri görülmeden hemen önce. ​

Manisa’nın İklim Haritası Ortak Akılla Güncelleniyor Haber

Manisa’nın İklim Haritası Ortak Akılla Güncelleniyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi, Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nı (SECAP) güncellemek ve kapsamını genişletmek amacıyla geniş katılımlı bir paydaş toplantısı düzenledi. Toplantıda, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda atılacak yeni adımlar ele alındı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu tarafından imzalanan Küresel Belediye Başkanları Sözleşmesi (GCoM) ile Manisa, 2050 yılına kadar net-sıfır emisyon hedefi doğrultusunda uluslararası taahhüt altına girdi. Bu çerçevede güncellenecek Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) ile kentte karbon emisyonlarının azaltılması, iklim krizine uyum kapasitesinin artırılması ve dirençli şehir modelinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Güncelleme ve genişletme çalışmaları kapsamında geniş katılımlı bir paydaş toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, daire başkanları, şube müdürleri, Manisa Valiliği, il ve bölge müdürlükleri, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, sanayi ve ticaret odaları, organize sanayi bölgeleri temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı. SECAP Ortak Akılla Şekillendiriliyor Toplantıda, kentin karbon salımının azaltılmasına ve iklim direncinin artırılmasına yönelik yol haritası ele alındı. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nın (SECAP) yalnızca teknik bir belge değil, şehrin tüm paydaşlarının katkısıyla oluşturulan stratejik bir yol haritası olması gerektiği dile getirildi. Manisa’nın tarım, sanayi ve su kaynakları üzerindeki iklim kırılganlıkları değerlendirilirken; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve uyum stratejilerine yönelik sektörel öneriler masaya yatırıldı. Hazırlanacak güncel planın, Manisa’nın uluslararası finansman ve teknik destek mekanizmalarına erişimini güçlendirmesi ve kurumlar arası veri paylaşımını artıracak bir iletişim ağı oluşturması hedefleniyor. “Bu Süreç Manisa’nın Geleceğini Belirleyecek” Toplantıda konuşan Genel Sekreter Burak Deste, sürecin yalnızca teknik bir güncelleme olmadığını belirterek şunları söyledi: “Bugün burada sadece bir planı revize etmek için değil, Manisa’nın önümüzdeki yıllarını şekillendirmek için bir aradayız. İklim krizi artık uzak bir tehdit değil, tarımımızı, sanayimizi ve su kaynaklarımızı doğrudan etkileyen somut bir gerçek. Bu nedenle SECAP’ı bir çevre projesi olarak değil, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsuru olarak görüyoruz. 2050 net-sıfır hedefi doğrultusunda kurumsal yapımızı güçlendirdik ve İklim Değişikliği Komitesi’ni oluşturduk. Ortak akılla risk alanlarını belirleyecek, kırılganlık haritamızı çıkaracak ve uygulanabilir çözümler geliştireceğiz. Atacağımız her adım, Manisa’nın geleceğini güvence altına almak için olacak” ifadelerini kullandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi, bilimsel veriler ve güçlü iş birlikleri doğrultusunda yürütülen çalışmalarla kentin iklim dostu ve dirençli bir yapıya kavuşması için süreci kararlılıkla sürdürüyor.

Kilo İle Peynir Dönemi Bitti! Haber

Kilo İle Peynir Dönemi Bitti!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, peynir üreticilerini ziyaret etti. Başevirgen’e dert yanan bir esnaf eskiden kiloyla sattıkları peynirleri artık 80 gramlık, 100 gramlık paketlere koyduklarını, vatandaşların gramla satılan peyniri bile almakta zorlandığını söyledi. Bir diğer esnaf ise, “Emekli zaten peynir alamıyor. Alabildikleri lor ve çökelek. Ben burada çalışıyorum ben bile alamıyorum” dedi. Kendi üretim yaptığı için ayakta kalabildiğini söyleyen bir başka esnafta kiloluk peynir paketlerinin gramlara düştüğünü ifade etti. Esnaf, “Peynirler eskiden büyük paketlerdeydi. Artık küçüle küçüle 360 grama kadar düştü. Böyle sıkıntılı bir dönem görmedik. Genelde ucuz olduğu için lor grubu satılıyor” diye konuştu. Başevirgen ise, “Kilo kilo alınan peynirden en son gelinen nokta 80 gram peynir. Ülkenin geldiği durum bu. İşçi, emekçi emekli bu durumda” sözleriyle durumu özetledi. CHP Manisa Milletvekili, TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da peynir üreticilerini ziyaret etti. Sofraların değişmez gıdalarından biri olan peynir artık lüks hale geldi. Artan maliyetlerle birlikte fiyatları ulaşılamaz noktaya gelen peyniri vatandaş alamamaktan, üretici de satamamaktan şikayetçi. “ŞU ANDA 300 GRAMLIK PEYNİR PAKETLERİNİN DAHA KÜÇÜĞÜ VAR MI DİYE SORUYORLAR” Şarküteri işleten bir esnaf eskiden kiloyla sattıkları peynirleri artık 80 gramlık, 100 gramlık paketlere koyduklarını, vatandaşların gramla satılan peyniri bile almakta zorlandığını söyledi. Bu yıl kadar kötü bir yıl görmediğini belirten esnaf, “Bu yıl berbat bir durumdayız. Evimiz kira, dükkan kira, iki tane evladım var. Geçim sıkıntısı gerçekten de çok zor. Önce gelip peyniri kilo kilo alıyorlardı. Şu anda 300 gramlık peynir paketlerinin daha küçüğü var mı diye soruyorlar. Vatandaşlar gelip peynirlerin fiyatına bakıyor kilosu 80 lira olan çökelek ve lor alıyor, peyniri alacak bütçesi yok. Masraflarımızı çıkaramıyoruz. Ailemizden destek alıyoruz. Desteksiz olmuyor. Borçlanıyoruz, kartlara yöneliyoruz. 2-3 tane kartım kapalı halde. Nereye kadar ailelerden destek isteyeceksin? Bu şartlarda esnafın ayakta durma şansı yok. Ramazan ayında indirime gidelim dedik olmazsa kepenk kapatacağız” dedi. Başevirgen ise, “Kilo kilo alınan peynirden en son gelinen nokta 80 gram peynir. Ülkenin geldiği durum bu. İşçi, emekçi emekli bu durumda” sözleriyle durumu özetledi. “EMEKLİ ZATEN PEYNİR ALAMIYOR ALABİLDİKLERİ LOR VE ÇÖKELEK” Bir diğer esnaf ise Başevirgen’e şu sözlerle dert yandı: “Emekli zaten peynir alamıyor. Alabildikleri lor ve çökelek. Ben burada çalışıyorum ben alamıyorum. Vatandaş içinde yağı olmayan, yağı alınmış kilosu 195 lira olan peyniri alabiliyor. Kilosu 400-500 lira olan peynire vatandaş yaklaşamıyor.” Kendi besi çiftliği olduğu için maliyetinin az olduğunu ve bir şekilde çarkı döndürebildiğini söyleyen bir diğer esnaf ise, “Eğer dışarıdan alırsan bu işin içinden çıkamazsın. Peynirler eskiden büyük paketlerdeydi. Artık küçüle küçüle 360 grama kadar düştü. Böyle sıkıntılı bir dönem görmedik. Genelde ucuz olduğu için lor grubu satılıyor” diye konuştu.

Büyükşehir Selden Etkilenen Arıcıyı Yalnız Bırakmadı Haber

Büyükşehir Selden Etkilenen Arıcıyı Yalnız Bırakmadı

Manisa’nın Salihli ilçesi Yılmaz Mahallesi’nde, Gediz Nehri’nin taşması sonucu kovanların zarar görmesiyle arıları telef olan üretici Hakan Bozyel’e, Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından 40 adet kovan desteği sağlandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi, şiddetli yağışların ardından Gediz Nehri’nin taşmasıyla zarar gören üreticilere destek sağladı. Salihli ilçesi Yılmaz Mahallesi’nde arıcılık yapan Hakan Bozyel’in sel sularına kapılan kovanları zarar gördü, arıları telef oldu. Büyükşehir Belediyesi ekipleri bölgede inceleme yaparak hasar tespit çalışmalarında bulundu. Yapılan saha çalışmasında zararın boyutu yerinde tespit edilirken, üreticinin yeniden üretime devam edebilmesi için gerekli planlanma da hızla yapıldı. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında, selden etkilenen üretici Bozyel’e 40 adet kovan desteği sağlandı. “Vatandaşlarımızı Yalnız Bırakmamak En Önemli Sorumluluklarımızdan Biri” Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Şube Müdür Vekili Hüseyin Sungur, Hakan Bozyel’in zarar gördüğünü yerinde tespit ettiklerini belirterek, “Yaşanan afetten etkilenen üreticimizin durumunu öğrendiğimiz andan itibaren hızlıca harekete geçtik. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığımız ile koordinasyon sağlayarak kendisiyle iletişime geçtik. Zararının tamamını karşılamak mümkün olmasa da imkânlarımız ölçüsünde en kısa sürede destek vereceğimizi ilettik. Gerekli planlamaların ardından kovanlarını teslim ederek üreticimizin yanında olduk” dedi. Sungur, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde üreticilere yönelik desteklerin devam ettiğini vurgulayarak, “Büyükşehir Belediyesi olarak üretimin ve üreticinin her zaman yanındayız. Özellikle afet ve zor zamanlarda vatandaşlarımızı yalnız bırakmamak en önemli sorumluluklarımızdan biridir. Başkanımız Besim Dutlulu’nun öncülüğünde, kırsal kalkınmayı desteklemeye ve üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. “Bu Zor Zamanda Yanımda Oldular” Yoğun yağışlardan dolayı zarar gördüğünü ifade eden Arıcı Hakan Bozyel, “Toplam 103 kovanım vardı. Sel sonrası elimden geldiğince kurtarabildiklerimi kurtardım ancak 88 kovanım zarar gördü. Bu süreçte Manisa Büyükşehir Belediyesi bana ulaşarak Kırsal Hizmetler Dairesi’nin benimle iletişime geçeceğini ve afet nedeniyle zarar gören kovanlarım için destek sağlayacaklarını bildirdi. Kısa süre içinde benimle iletişime geçtiler ve 40 adet kovan desteğinde bulunuldu. Bu zor zamanda yanımda oldular. Desteklerinden dolayı Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’ya ve Kırsal Hizmetler Dairesi ekiplerine çok teşekkür ediyorum” dedi.

Besi Çiftliklerini ve Tarım Arazilerini Su Bastı Üretici Destek Bekliyor Haber

Besi Çiftliklerini ve Tarım Arazilerini Su Bastı Üretici Destek Bekliyor

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Manisa’da etkili olan yağış sonrasında selden kaynaklı tarım arazileri ve besi çiftlikleri zarar gören üreticileri ziyaret etti. Başevirgen’e sorunlarını anlatan üreticiler, aralıksız devam eden yağış sonrasında tarım arazilerinin su ile kaplandığını, besi çiftliklerinde hayvanların zarar gördüğünü ve bölgede yaşayan bazı vatandaşların evlerinde ise selden kaynaklı maddi hasar oluştuğunu ifade etti. Şiddetli yağmurun devam etmesi durumunda malını çıkaracak hiçbir yolunun olmadığını söyleyen üretici, “Biz hayvancılar olarak sular altındayız ama şu an bize uzanan bir tane el yok. Hep büyüklere destek var. Küçük üreticileri destekleyeceksin ki bu ülke kalkınacak” sözleriyle isyan etti. Manisa genelinde etkili olan sağanak yağışı sonrası sel suları hayatı olumsuz etkiledi. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Turgutlu ilçesinde selden kaynaklı tarım arazileri ve besi çiftlikleri zarar gören üreticileri ziyaret etti. “MANİSA AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMELİ” Başevirgen’e sorunlarını anlatan üreticiler, aralıksız devam eden yağış sonrasında tarım arazilerinin su ile kaplandığını, besi çiftliklerinde hayvanların zarar gördüğünü ve bölgede yaşayan bazı vatandaşların evlerinde ise selden kaynaklı maddi hasar oluştuğunu ifade etti. Hayvan yemlerinin de sular altında kalmasıyla beraber zarar görmeyen hayvanlarında bu kez de aç kalma riskiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken üreticiler, sel sularından kapanan yollar nedeniyle hayvanlar için yem almaya gidemediklerini de belirttiler. Manisa’nın afet bölgesi ilan edilmesi çağrısında da bulunan üreticiler, destek bekliyor. “BİZ HAYVANCILAR OLARAK SULAR ALTINDAYIZ” Bir üretici selden kaynaklı zarar gören silajın maliyetinin 150-200 bin lirayı bulduğunu belirtirken, “Evimizde halı, koltuk, televizyon ne varsa her şey gitti. 3 tane kuzu öldü. Hayvanlarımızdan ayağı kırılanlar var. Sadece saman verebiliyoruz yetmiyor, besi yemi veriyorduk o selde gitti” dedi. Şiddetli yağmurun devam etmesi durumunda malını çıkaracak hiçbir yolunun olmadığını söyleyen bir diğer üretici ise, “Bir yolum vardı oradan da şu an hiçbir nakliye arabası geçmez. Yemim bitiyor, içeriye şu an yem koyacak durumum yok. Nakliyeciden istesem yemi nereden getireceğim diyecek. Komşudan isteyeceğim suyun içinden sırtımda taşıyarak bir şekilde geçireceğim. Ödenecek borçlarım var, ticaretim durdu mal satamıyorum. Bir yandan alacaklılar arıyor. Malımızı mı kurtaracağız, canımızı mı kurtaracağız, ödemeleri mi yapacağız? Biz hayvancılar olarak sular altındayız ama şu an bize uzanan bir tane el yok. Hep büyüklere destek var. Küçük üreticileri destekleyeceksin ki bu ülke kalkınacak” sözleriyle isyan etti.

Don Felaketinin Faturası Üreticiye mi Kesiliyor? Haber

Don Felaketinin Faturası Üreticiye mi Kesiliyor?

​İYİ Parti Manisa Milletvekili ve Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat, Manisalı üzüm üreticilerinin TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) poliçelerinde karşılaştığı fahiş fiyat artışlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi veren Sunat, 2025 yılındaki don felaketinin ardından gelen bu zamların üreticiyi "güvencesiz" bıraktığını vurguladı. ​"Don Felaketinin Faturası Üreticiye mi Kesiliyor?" ​2025 tarım yılının Manisa için büyük kayıplarla geçtiğini hatırlatan Sunat, ülke genelindeki zirai don hasarının %51'inin tek başına Manisa'da gerçekleştiğini belirtti. Özellikle üzüm ürününde yaşanan 11 milyar liralık devasa zarara dikkat çeken Sunat, 2026 yılı için açıklanan sigorta primlerinin "akıl dışı" seviyelere ulaştığını ifade etti. ​Sunat, açıklamasında şu çarpıcı örneği paylaştı: ​"2025 yılında 600 bin liraya yapılan bir sigortanın, 2026 yılında 2,5 milyon liraya çıktığı görülmektedir. Dekara düşen maliyetin 5 bin liradan 30 bin liraya yükselmesi, sigortacılık tekniğiyle açıklanamaz. Geçtiğimiz yıl Manisalı hemşehrilerimize verilen afet destekleri, bu yıl pahalı poliçelerle geri mi alınmak isteniyor?" ​"Sigortalı Ama Korumasız Üretici" ​TARSİM'in kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olduğunu hatırlatan Şenol Sunat, yeni uygulamaya konulan "yüksek muafiyet" seçeneklerini de eleştirdi. Sunat, poliçe bedelini düşürmek için sunulan bu seçeneklerin, aslında bir hasar durumunda üreticinin alacağı ödemeyi kuşa çevirdiğini belirtti. Sunat, "Bu durum üreticiyi 'sigortalı ama korumasız' hale getirmekte, TARSİM’e olan güven eşiğini yerle bir etmektedir" dedi. ​Bakan Yumaklı’ya 10 Kritik Soru ​İYİ Partili Sunat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'ya yönelttiği 10 maddelik önergede şu soruların yanıtlanmasını istedi: • ​Manisa’da 2020-2025 yılları arasında ödenen tazminat ve uygulanan sürprim (ek prim) oranları nedir? • ​2026 yılındaki fahiş artışların bilimsel, teknik ve ekonomik gerekçesi nedir? • ​Üretici lehine bir fiyat düzenlemesi veya yeni bir devlet destek kararnamesi yayınlanacak mıdır? • ​Poliçe bedellerinin yüksekliği nedeniyle üreticinin sigortadan vazgeçmesinin "gıda arz güvenliği" üzerindeki etkileri analiz edilmiş midir? ​"Takipçisi Olacağız" ​Manisalı üreticilerin sesini duyurmaya devam edeceğini vurgulayan Sunat, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için TARSİM poliçelerinin derhal üretici lehine gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

Büyükşehir Tarım Arazilerini Taşkınlara Karşı Koruyor Haber

Büyükşehir Tarım Arazilerini Taşkınlara Karşı Koruyor

Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapılan dere temizlik çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. 2025 yılı içinde 400 kilometrelik dere temizliği yapan MASKİ ekipleri son Kula ilçesi Ahmetli ve İbrahimağa Mahallelerinde de yaklaşık 10 kilometrelik dere temizlik çalışmasını tamamladı. Bölgede bulunan tarım arazileri yağışlı havalarda meydana gelebilecek taşkınlara karşı koruma altına alınmış oldu. Manisa Büyükşehir Belediyesi, çevreyi korumaya yönelik çalışmalarına devam ederken bir yandan da MASKİ Genel Müdürlüğü ekipleri dere yataklarında temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Dere yataklarında suyun akışını engelleyen atıkları ve zararlı maddeleri temizleyerek tarım arazilerini taşkınlardan korumaya devam ediyor. MASKİ Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından Kula ilçesi Ahmetli ve İbrahimağa Mahallelerinde 10 kilometrelik dere temizliği çalışması gerçekleştirildi. Dere yatağındaki atıklar ve zararlı maddeler temizlenerek, suyun sağlıklı akışı sağlandı. “2025 Yılı İçerisinde 400 Kilometre Dere Temizledik” Dere temizlik çalışmalarının büyük bir bölümünün MASKİ ekipleri tarafından sağlandığını söyleyen MASKİ Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Recep Günay, “2025 yılı içerisinde yapılan çalışmalarda 400 km dere temizlik çalışması yaptık. Gerekli durumlarda Büyükşehir Belediyemiz ile ilçe belediyeleri personelini de çalışmalara entegre ederek oluşturduğumuz yeni hizmet modelimiz ile kurum bütçemizden yaklaşık 108 milyon TL tasarruf sağladık. Son olarak Kula ilçemize bağlı Ahmetli ve İbrahimağa Mahalleleri sınırları içerisinden geçen 10 kilometrelik deremizin temizlik çalışmasını gerçekleştirdik. Muhtarlarımızdan gelen taleplerin değerlendirilmesi sonucu derenin tıkalı olduğu tespit edilmesinin ardından temizlik çalışmalarına başladık. Kısa süre içerisinde de çalışmaları tamamlayarak vatandaşlarımıza rahat bir nefes aldırdık. 2026 yılında da dere temizlik çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz” dedi. “50 Yıldır Temizlenmiyordu” Dere yatağının 50 yıldır temizlenmediğini söyleyen Ahmetli Mahalle Muhtarı Şinasi Kaymak, “Mahallemiz sınırları içinden geçen ve özellikle kış aylarında tarım arazilerini olumsuz yönde etkileyen dere yatağımız 50 yıldır temizlenmemişti. Manisa Büyükşehir Belediyesi ve MASKİ Genel Müdürlüğü’ne yaptığımız müracaatlar sonucunda deremizin temizlik çalışması hemen başladı. Allah razı olsun ekipler iki kepçeyle gelerek çalışmaları çok güzel bir şekilde yürüttü. Hizmetlerinden ötürü Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’ya çok teşekkür ediyorum” dedi. “Araziler Sular Altında Kalıyordu” Kış aylarında arazilerin sular altında kaldığını söyleyen İbrahimağa Mahalle Muhtarı Kerim Gündüz ise, “Ahmetli ve İbrahimağa mahallelerimiz sınırları içinden geçen deremizde temizlik çalışması başladı. 50 yıldır temizlenmeyen dere nedeniyle kış aylarında çiftçilerimizin arazileri sular altında kalıyordu. Üreticilerimizi olumsuz yönde etkileyen bu deremiz için gerekli yerlere dilekçeler verdik. Akabinde hemen incelemeler yapılarak temizlik çalışmalarına başlandı. Şuan çalışmalar tamamlandı. Ekipler çok güzel ve hızlı bir şekilde çalışmaları yürüttü. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu olmak üzere emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.