Hava Durumu

#Manisa

Kırsal Haber - Manisa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Manisa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Patates ve Soğan da Lüks Oldu: "Vatandaş Artık Açlığını Planlamak Zorunda Kalıyor" Haber

Patates ve Soğan da Lüks Oldu: "Vatandaş Artık Açlığını Planlamak Zorunda Kalıyor"

YENİ Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, son dönemde patates ve soğan fiyatlarında yaşanan fahiş artışlara tepki gösterdi. İktidarın yanlış tarım politikalarının mutfaktaki yangını büyüttüğünü belirten Başevirgen, "Bir zamanlar dar gelirlinin son sığınağı olan patates ve soğan bile artık vatandaşın sofrasından uzaklaşıyor. İktidar, 'Hiç olmazsa patates yeriz, soğan yer ayakta kalırız' diyen vatandaşın elinden onları da aldı" dedi. ​Bir Ayda %32,5 Artış: "Makas Açılıyor" ​Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) haziran ayı verilerine dikkat çeken Başevirgen, üretici ile market arasındaki fiyat makasının hızla açıldığına vurgu yaptı: ​Kuru Soğan: Marketteki fiyatı sadece bir ayda %32,5 oranında arttı. ​Patates: Patatesin fiyatı bir aylık süreçte %24,7 oranında yükseldi. ​Kırmızı et, tavuk ve balığı çoktan sofrasından çıkaran dar gelirlinin artık en temel gıda maddelerine bile erişemez duruma geldiğini ifade eden Başevirgen, "Bugün geldiğimiz noktada patates de soğan da dar gelirli için lüks haline getirildi" diye konuştu. ​"Çiftçi Üretmiyor, Vatandaş Açlığını Planlıyor" ​Yaşanan tablonun tesadüf olmadığını, yanlış tarım politikalarının doğrudan bir sonucu olduğunu savunan Başevirgen, mazot, gübre, ilaç ve elektrik maliyetlerinin üreticiyi iflasın eşiğine getirdiğini belirtti. ​İktidarın enflasyonla mücadele söylemlerinin mutfaktaki gerçeklikle uyuşmadığını vurgulayan Milletvekili Başevirgen, sözlerini şöyle tamamladı: ​"Saraydan bakınca enflasyon düşüyor olabilir ama pazara çıkan vatandaş için gerçek enflasyon etiketlerde yazıyor. İnsanlar artık çocuklarına et almayı hayal bile edemiyor. Şimdi patatesi, soğanı da hesaplayarak alıyor. Bir ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki vatandaş açlığını bile planlamak zorunda kalıyor."

Matlı, Üretim Gücünü Yeni Bir Hizmet Yatırımına Taşıdı Haber

Matlı, Üretim Gücünü Yeni Bir Hizmet Yatırımına Taşıdı

Matlı Şirketler Grubu, üretim ve marka yönetimindeki deneyimini hizmet alanına taşıyan yeni yatırımını tamamlayarak Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde hayata geçirdiği Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi’ni hizmete açtı. İzmir–İstanbul Otoyolu’nun her iki yönünde konumlanan tesis; Yörsan, Keskinoğlu, HEG Gıda ve CHOK’u aynı yapı içinde tüketiciyle buluştururken istihdam ve bölge ekonomisine de katkı sağlayacak. Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi, grubun üretim kapasitesini doğrudan tüketiciyle buluştururken Yörsan’ın yatırım ve hizmet alanlarıyla desteklenen gelişim sürecine de yeni bir halka ekliyor. Tesisle birlikte Matlı Şirketler Grubu bünyesindeki markalar, yolculuk ve gastronomi deneyiminin parçası olarak daha geniş bir tüketici kitlesine ulaşacak. Tarım, gıda ve hizmet aynı yatırımda buluştu Otoyolun iki yönünde karşılıklı olarak konumlanan ve iki ayrı bloktan oluşan tesis, toplam 5 bin 500 metrekare kapalı alana sahip. Restoran, kafe, market ve şarküteri alanlarının yanı sıra akaryakıt istasyonu, elektrikli araç şarj üniteleri ve geniş otopark kapasitesi bulunan tesis, 24 saat kesintisiz hizmet verecek. Bebek bakım odaları, çocuk oyun alanı, aile tuvaletleri ve mescit gibi bölümlerle farklı ziyaretçi ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlanan tesis, bireysel yolculardan ailelere kadar geniş bir ziyaretçi kitlesine konforlu bir mola imkânı sunuyor. Yörsan, Keskinoğlu, HEG Gıda ve CHOK’un aynı yatırım içerisinde yer alması, Matlı Şirketler Grubu’nun üretimden markalaşmaya ve tüketiciyle doğrudan temasa uzanan yönetim yaklaşımını yansıtıyor. Tesisin gastronomi konsepti ve menü yapılanması ise Şef Murat Bozok’un danışmanlığında hazırlandı. Yörsan’ın gelişim sürecine yeni yatırım Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi, Yörsan’ın yalnızca mevcut ürün ve pazarlarını koruyan değil, yeni yatırım alanlarıyla gelişimini sürdüren bir marka olarak konumunu destekliyor. Yörsan’ın köklü marka birikimi; Matlı Şirketler Grubu’nun üretim kapasitesi, dağıtım deneyimi ve tüketici beklentilerini izleyen hizmet yaklaşımıyla bir araya getiriliyor. Böylece Yörsan, geleneksel ürün gücünü farklı tüketim alanlarına taşıyarak tüketiciyle temas noktalarını artırıyor. Özer Matlı: “Bir yatırımın gerçek değeri oluşturduğu ekonomik etkiyle ölçülür” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi’nin grubun yatırım anlayışını somut biçimde yansıttığını belirtti. Özer Matlı, yatırıma ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bir yatırımın gerçek değeri yalnızca fiziksel büyüklüğüyle değil; oluşturduğu istihdam, geliştirdiği markalar, genişlettiği tedarik ağı ve bulunduğu bölgeye kazandırdığı ekonomik hareketlilikle ölçülür. Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi’ni de bu anlayışla tamamlayarak hizmete açtık.” “Matlı Şirketler Grubu olarak tarım, gıda, üretim, marka yönetimi, perakende ve hizmet alanlarındaki birikimimizi aynı yatırım içerisinde buluşturduk. Yörsan, Keskinoğlu, HEG Gıda ve CHOK’u doğrudan tüketiciyle temas eden bir yapıya taşıdık. Böylece ürettiğimiz değeri yalnızca ürünlerimizle değil, sunduğumuz hizmet ve deneyimle de tüketicilerimize ulaştırıyoruz.” “Şef Murat Bozok’un danışmanlığında hazırlanan gastronomi konsepti, grubumuzun üretim birikimini nitelikli bir hizmet deneyimiyle buluşturdu. Bu çalışma sayesinde markalarımızın sahip olduğu kalite yaklaşımını, yolculuk sırasında tüketicinin doğrudan deneyimleyebileceği bir yapıya dönüştürdük.” “Yörsan’ı yalnızca sahip olduğumuz köklü bir marka olarak görmüyoruz. Yörsan’ın üretim, dağıtım, perakende ve hizmet alanlarında yeni yatırımlarla gelişmesini sağlıyoruz. Saruhanlı yatırımımız da markamızın tüketiciyle daha fazla noktada buluşmasını sağlayan bu sürecin önemli adımlarından biridir.” “Faaliyet gösterdiğimiz her bölgede yalnızca yatırım yapan değil; o bölgenin üretimine, istihdamına ve ticaretine değer katan bir yapı kurmayı önemsiyoruz. Saruhanlı’da tamamladığımız bu yatırımın Manisa ekonomisine, yerel tedarikçilere ve çevredeki hizmet sektörlerine kalıcı katkı sağlamasını amaçlıyoruz.” Bölgesel ekonomiye yeni hareket alanı Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi’nin doğrudan oluşturacağı istihdamın yanı sıra yerel tedarik, lojistik, bakım ve hizmet faaliyetleri üzerinden Saruhanlı ve Manisa ekonomisine katkı sağlaması bekleniyor. İzmir ile İstanbul arasındaki yoğun yolcu hareketliliğini bölgesel ekonomik değere dönüştürecek tesis, Matlı Şirketler Grubu’nun markalarını yeni tüketici temas noktalarına taşırken, çevredeki ekonomik faaliyetlerin çeşitlenmesine de katkıda bulunacak. Tesis bünyesinde yer alan TotalEnergies akaryakıt istasyonu ve elektrikli araç şarj altyapısı da yolcuların enerji ve mobilite ihtiyaçlarına aynı noktadan cevap verecek. Yörsan Saruhanlı Dinlenme Tesisi, Matlı Şirketler Grubu’nun üretim gücünü markalaşma, hizmet, istihdam ve bölgesel ekonomik değerle birleştiren yatırım anlayışının yeni bir örneği olarak faaliyet gösterecek.

Türk Kirazı Tek Yön Çin Biletini Almak Üzere Haber

Türk Kirazı Tek Yön Çin Biletini Almak Üzere

Türkiye, 1 milyon 400 bin dekar alanda yıllık 700 bin ton kiraz üretimiyle dünya lideri konumunda. Kiraz üretimindeki gücünü ihracata yansıtmak isteyen Türkiye, Çin Halk Cumhuriyeti’ne kiraz ihracatının başlaması için kritik bir eşikte. Türkiye’den Çin’e kiraz ihracatının yeniden açılmasına yönelik çalışmalar kapsamında; Çin Halk Cumhuriyeti Gümrükler Genel İdaresi’nden görevli iki teknik uzmandan oluşan heyet 22-28 Haziran 2026 tarihlerinde Türkiye’de kiraz bahçeleri, paketleme tesisleri ve soğuk işlem/fumigasyon uygulama tesislerinde incelemeler yaptı. Heyet, kirazın bahçeden nihai tüketiciye kadar olan izlenebilirliğini bahçelerde ve işletmelerde gözlemledi. Çin heyetinin vereceği rapor doğrultusunda Pekin Yönetiminin Türkiye’den kiraz ithalatı için vize vermesi bekleniyor. Çin heyeti yoğun bir hafta geçirdi Çin Halk Cumhuriyeti Gümrükler Genel İdaresi’nden gelen Wenjun Chen ve Jinlu Cui, ilk olarak Ankara’da Tarım ve Orman Bakanlığı’yla toplantıda bir araya geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı, Çinli uzmanlara Türkiye’nin kiraz üretiminde gıda güvenliği noktasında yürüttüğü projelerle ilgili bir sunum yaptı. Çin heyetinin ikinci durağı Tarım ve Orman Bakanlığı Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü oldu. Heyet, Enstitüde Akdeniz Meyve Sineği ve Kiraz Sineğiyle mücadele tuzaklarıyla ilgili yürütülen çalışmaları yerinde gördü. Bahçeler ve işletmeleri de incelediler Türkiye’den Çin’e kiraz ihracatı için belirlenen 85 kiraz bahçesinden birisi olan AA Grup Besi ve Tarım Ürünleri San. Tic. A.Ş.’nin Salihli’de 520 dönüm arazide kurulu kiraz bahçesinde incelemelerde bulunan heyet kirazın üretim sürecindeki gıda güvenliği aşamalarını sahada gözlemledi. AA Grup Besi ve Tarım Ürünleri San. Tic. A.Ş. Ziraat Mühendisi Gamze Göktaş ve Manisa Tarım İl Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Tarık Memiş kiraz üretiminde Akdeniz Meyve Sineği ve diğer zararlılarla mücadele yöntemlerini Çin heyetine aktardı. Kiraz bahçesinden sonra Çin’e ihracat yapabilecek 15 işletmeden biri Alaşehir’de kurulu Cena Dış Ticaret ve Tarım Ürünleri San. Tic. A.Ş.’ye geçen heyet kirazın işletmeye girişinden itibaren fumigasyon, sterilizasyon, işleme, paketleme ve ihracat yolculuk süreçlerini Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık’tan dinledi. Türk kirazının Çin’e ihracat yolculuğunda kritik kararı verecek heyet üyeleri Denizli, Isparta ve Afyonkarahisar’da da kiraz bahçeleri ve işletmelerde incelemelerde bulundu. Türk kirazı Avrupa’da premium ürün Türk kirazının kalitesi ve aroması nedeniyle en çok tercih edildiği ülkelerin Almanya, Rusya, Avusturya, Hollanda, Birleşik Krallık, Orta Doğu ülkelerinde Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar olduğu bilgisini veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, Avrupa Birliği pazarının, kalite ve standartları nedeniyle ürün ihraç etmenin en güç olduğu pazarlardan birisi olduğunu, AB’de Türk kirazının “premium ürün” olarak konumlandığının altını çizdi. Türkiye’de Akdeniz Meyve Sineğiyle mücadelede çok yol kat edildiğini vurgulayan Balık, “Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü, Akdeniz meyve sineğinin en dayanıklı dönemi olan olgun larva ile bulaşık meyvelerde, meyve iç sıcaklığı 20–22 °C aralığındayken 32 g/m³ dozunda metil bromid ile 3 saat süreyle fumigasyon uygulanıp, ardından havalandırma yapılarak 1 °C’nin altında 3 gün süreyle soğuk uygulama gerçekleştirildikten sonra yapılan analizlerde ürün kalitesinin korunduğu ve kalıntı seviyelerinin ilgili limitlerin altında kaldığını bilimsel olarak ortaya koydu. Bu çerçevede Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çin Tarım Bakanlığı’nın gerekli protokolleri imzalamasını ve Çin’e kiraz ihracatımızın başlamasını bekliyoruz” şeklinde konuştu. Türkiye’de Nisan ortasında Manisa'nın Şehzadeler ilçesi ve İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde başlayan kiraz hasadının, Salihli, Denizli, Afyonkarahisar, Isparta, Konya, Niğde, Gaziantep, Mardin güzergahını takip ederek ağustos ayında Doğu Anadolu Bölgesi'nin Çukurova'sı niteliğindeki Iğdır'da sona erdiği bilgisini veren Balık sözlerini şöyle tamamladı; “Kiraz, Çin'de oldukça popüler ve pahalı bir ithal meyve. Kiraz zenginliği, refahı ve bereketi simgeliyor. Özellikle Çin Yeni Yılı'nda (Bahar Bayramı) dostlara ve aile büyüklerine verilen en prestijli hediyelerden birisi konumunda. Çin, yıllık yaklaşık 600 bin ton kiraz ithalatı gerçekleştiriyor. Bu ithalatın piyasa değeri 3,5 milyar dolar seviyelerine ulaşıyor. İthalat hacmine göre Çin, dünyanın en büyük kiraz ithalatçısı konumunda. Günümüzde dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelen Çin’de 300 milyonun üstünde Avrupa standartlarında gelir sahibi bir kitle oluştu. 2019-2020 yıllarındaki hatalarımızdan ders alarak Çin’e kiraz ihracatımızın bir daha kesintiye uğramaması için sektördeki üretici ve ihracatçılarımızın üzerlerine düşen sorumluluğu eksiksiz yerine getireceklerine inanıyoruz. Orta vadede Çin’e yıllık 100 milyon dolarlık kiraz ihraç etmeyi hedefliyoruz.”

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 557 Milyon Dolarlık İhracat Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nden 1 Milyar 557 Milyon Dolarlık İhracat

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Mayıs ayında yüzde 4,8 azalışla 1 milyar 557 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye’nin ihracatı ise Mayısta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,3 azalarak 22 milyar 504 milyon dolar oldu. EİB’nin 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde ihracatı yüzde 1,9 artışla 7 milyar 709 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 2 artışla 18 milyar 649 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi ihracatı Mayıs ayında yüzde 2 artışla 883 milyon dolar, tarım ihracatı ise yüzde 14 azalışla 546 milyon dolar olarak gerçekleşti. 242 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği zirvedeki yerini korudu. Demir demirdışı metaller ihracatçıları Mayıs ihracatını yüzde 2,6 artırdı. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 154 milyon dolar, Ege Maden İhracatçıları Birliği 128 milyon dolarlık ihracatla Mayıs ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 102 milyon dolarlık döviz getirdi. Ege Tütün İhracatçıları Birliği 88 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Mayıs ayında 79 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 77 milyon dolar, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 61 milyon dolarlık, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 29 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 20 milyon dolarlık dövizi, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise ihracatını 8 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Ege Bölgesi’nin ihracatı 2 milyar 583 milyon dolar Ege Bölgesi, Mayıs ayında 2 milyar 583 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İzmir’de yerleşik iki serbest bölge İzmir’in ihracatına 255 milyon dolarlık katkı sağladı. Mayıs ayında İzmir, 1 milyar 462 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi ihracatının yüzde 56’sını tek başına gerçekleştirdi Denizli, Mayıs ayında 382 milyon dolar, Manisa 344 milyon dolar ihracat yaptı. Muğla Mayıs ayında 107 milyon dolarlık ihracatı, Balıkesir 104 milyon dolarlık ihracatı Türkiye’ye kazandırdı. Aydın, Mayıs ayında 84 milyon dolarlık döviz getirisine imza attı. Kütahya’nın ihracatı 41 milyon dolar, Afyonkarahisar’ın ihracatı 31 milyon dolar olarak gerçekleşti. Uşak 24 milyon dolarlık ihracat yaptı. İhracatçımız varlığını güçlendirmeye devam ediyor Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Mayıs ayında yaşanan takvim etkisinin ihracat rakamlarına yansıdığını belirterek, “Milli ve dini bayramlar nedeniyle geçen yıla göre yaklaşık 6 iş günü eksik çalıştığımız bir ayı geride bıraktık. Bu durum Ege Bölgesi ihracatında yaklaşık 500 milyon dolarlık bir kayba neden oldu. Ancak ihracatçımız üretmeye, istihdam yaratmaya ve yeni pazarlarda varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Mayıs ayında Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz ile Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz ihracatlarını artırarak pozitif ayrıştı.” dedi. 19 milyar dolar seviyesini aşmayı hedefliyoruz Avrupa Birliği ve ABD pazarlarında talebin canlılığını sürdürdüğüne dikkat çeken Öztürk, “En büyük iki ihracat pazarımız olan AB ve ABD'den gelen siparişlerde olumlu sinyaller alıyoruz. Haziran ayıyla birlikte ihracat performansımızın yeniden ivme kazanmasını ve yıllık bazda Ege İhracatçı Birlikleri ihracatının 19 milyar dolar seviyesini aşmasını hedefliyoruz. Çin’de ürün fiyatlarının yükselmesi ve kapasite kullanım oranlarının düşmeye başlaması, Türk ihracatçısı açısından rekabet avantajı oluşturuyor. Özellikle Avrupa ve ABD pazarlarında alternatif tedarikçi arayışlarının arttığı bir dönemde Türkiye'nin üretim gücü ve lojistik avantajı daha fazla öne çıkıyor.” diye konuştu. İhracatı destekleyen politikalarla ihracat yeniden büyümenin itici gücü haline gelmeli Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin üretim ve ihracat odaklı bir anlayışla mümkün olacağını belirten Öztürk şunları söyledi: “Üretici fiyatlarının yaklaşık 40 aydır artış gösterdiği bir ortamda sanayi ihracatçılarımızın rekabet gücünü koruyabilmesi için desteklenmesi büyük önem taşıyor. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde büyümesini sürdürse de sanayi sektörü yüzde 0,8 daralma yaşadı. Büyümenin kalıcı ve sağlıklı olabilmesi için üretim ve ihracatın ekonomiye daha fazla katkı sunması gerekiyor. Son altı çeyrektir ihracat büyümeye yeterli katkıyı veremiyor. Önümüzdeki dönemde üretimi ve ihracatı destekleyen politikalarla ihracatın yeniden büyümenin itici gücü haline gelmesini sağlamalıyız. Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasının yolu üretimden, yatırımdan ve ihracattan geçiyor.”

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu Haber

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu

Türkiye’nin geleneksel lezzetleri arasında yer alan turşu ürünleri, 2025 yılında dünya pazarlarında liderliğini pekiştirdi. Türkiye 2025 yılında 458 milyon dolarlık turşu ihraç ederken, İzmir, 207 milyon dolarlık turşu ihracatıyla dünyanın turşusunu kurma başarısı gösterdi. Türkiye, 2025 yılında iklim krizinde hammadde sorunu yaşamasına rağmen turşu ihracatında yüzde 2,5’luk artışa imza atarak 447 milyon dolardan 458 milyon dolara ilerledi ve 500 milyon dolar hedefine ulaşmak için büyük bir adım attı. Türkiye’nin turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefine bir adım kaldı. Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton meyve sebze ürettiği bilgisini veren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, sezonunda tüketilemeyen meyve sebzelerin yıl boyunca tüketilmesi amacıyla kurulan turşuların, Türk sofraları yanında dünyanın dört bir tarafındaki sofralara lezzet ve şifa olduğunu vurguladı. Turşu ihracatında 2026 yılı hedefi 500 milyon doları geçmek Turşu ihracatının 2024 yılında 447 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle meyve sebze üretiminde düşüşler yaşandı. Bunun etkisiyle turşu ihracatımız miktar bazında 332,1 milyon kilogramdan 311 milyon kilograma geriledi. Miktardaki düşüşe rağmen ihracat gelirimiz yüzde 2,5’luk artışla 458 milyon dolara ulaştı. Bu tablo katma değerli ihracat ve birim fiyat performansındaki yükseliği ortaya koydu. 2026 yılında meyve sebze üretiminde daha verimli bir sezon geçiriyoruz. Turşu ürünlerinin sağlıklı beslenme trendinden dolayı dünya genelinde daha fazla talep görmesiyle birlikte ürün çeşitliliği, markalaşma ve katma değerli üretim yatırımlarıyla 2026 yılında turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefini aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. İzmir, Türkiye’nin turşu ihracatının yüzde 45’ini yaptı Türkiye’nin turşu ihracatında İzmir’in 207 milyon dolarlık tutarla açık ara birinci olduğunun altını çizen Başkan Uçak şöyle devam etti: “İzmir, turşu sektörünün lokomotifi olmayı sürdürüyor. İzmir, turşu ihracatından yüzde 45 pay alıyor. İzmir’i 65 milyon dolarla Bursa, 52 milyon dolarla Manisa takip etti. İstanbul, Aydın, Gaziantep ve Hatay da ihracata güçlü katkı veren iller arasında yer aldı. Türk turşusunu en çok Almanlar, Amerikalılar ve İngilizler sevdi Türkiye, 2025 yılında 128 ülkeye turşu ihraç ederken, Türk turşusunu en çok Almanlar sevdi. Almanya, 84,5 milyon dolarlık Türk turşusu talep ederken, ikinci sırada 42,3 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. İngiltere 32,5 milyon dolarlık turşu ithalatıyla zirvenin üçüncü basamağının sahibi olurken, Romanya’ya 19 milyon dolarlık, Hollanda’ya 16,5 milyon dolarlık turşu ihraç edildi.

Ege Bölgesi’nin Nisan Ayı İhracatı Arttı Haber

Ege Bölgesi’nin Nisan Ayı İhracatı Arttı

Ege Bölgesi’nin nisan ayı ihracatında 4 milyar dolar barajının aşılmasına ramak kaldı.Ticaret Bakanlığı’nın faaliyet illerine göre, Ege Bölgesi 2025 yılı nisan ayında 3 milyar 440 milyon dolar ihracat gerçekleştirmişken, 2026 yılı nisan ayında yüzde 13,6’lık artışla 3 milyar 908 milyon dolara yükseldi. Ege Bölgesi’nin ocak-nisan dönemindeki ihracatı 13 milyar 882 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7’lik gerileme yaşanmasına rağmen, nisan ayında yakalanan çift haneli artış bölge ihracatında toparlanma sinyali verdi. 2026 yılının ilk çeyreğinde 720 milyon dolara ulaşan ihracat kaybı, nisan ayındaki başarılı performans sonrasında 237 milyon dolara düştü. İzmir Türkiye’de üçüncü sırada yer aldı Ege Bölgesi’nin ihracat üssü konumundaki İzmir, nisan ayında 2 milyar 40 milyon dolarlık ihracata imza atarak bölgenin liderliğini sürdürdü. İzmir, Türkiye genelinde en çok ihracat yapan üçüncü il olurken, Ege Bölgesi ihracatının yüzde 52’sini tek başına gerçekleştirdi. İzmir’in nisan ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,7 artış gösterdi. Ancak İzmir’in ocak-nisan dönemi ihracatı yüzde 3,2 düşüşle 7 milyar 382 milyon dolar oldu. Manisa’nın ihracatta kan kaybı durdu Ege Bölgesi’nin ihracatında ikinci sırada yer alan Manisa, 2026 yılının ilk üç aylık döneminde ihracatta yaşadığı kan kaybını nisan ayında durdurdu. Nisan ayında Manisa’nın ihracatı yüzde 12,1’lik artışla 599,4 milyon dolardan 671,8 milyon dolara ilerlerken, Manisa, 2026 yılının dört aylık diliminde 2,3 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Denizli’de çarklar daha hızlı dönüyor Ege Bölgesi’nin ihracatını domine eden illerden Denizli’de çarklar nisan ayında daha hızlı döndü. Denizli’nin nisan ayında ihracatı yüzde 29’luk artışla 351,6 milyon dolardan 452 milyon dolara tırmandı. Denizli’nin dört aylık dönemdeki ihracatı da yüzde 9’luk artışla 1 milyar 460 milyon dolardan 1 milyar 593 milyon dolara ilerledi. Ege Bölgesi’nde ihracat sıralamasında ilk üçte yer alan İzmir, Manisa ve Denizli’nin nisan ayı ihracatı yüzde 12’lik artışla 2 milyar 828 milyon dolardan 3 milyar 163 milyon dolara yükseldi. Üç il Ege Bölgesi ihracatından yüzde 81 pay aldı. Ege Bölgesi ihracat artış rekortmeni Balıkesir oldu Nisan ayında ihracatını yüzde 52’lik dikkat çekici 168 milyon dolardan 255,7 milyon dolarla taşıyan Balıkesir, Ege Bölgesi illeri arasında ihracat artış rekortmeni oldu. Aydın’ın nisan ayı ihracatı yüzde 23,2 artışla 173,6 milyon dolar olurken, Muğla yüzde 5,4’lük artışla 113,6 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Kütahya yüzde 13,5 artışla 93,6 milyon dolara, Uşak ise yüzde 41,3 artışla 37,6 milyon dolara ulaştı. Ege Bölgesi’nde nisan ayındaki ihracatı gerileyen tek il Afyonkarahisar oldu. 2025 yılı nisan ayında 86,8 milyon dolarlık ihracata imza atan Afyonlu ihracatçılar, 2026 yılı nisan ayında yüzde 19’luk kayıpla 70 milyon dolar ihracat seviyesine indiler. Öztürk: “Nisan’da iki gün fazla çalışma ve parite ihracatı artırdı Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Nisan ayında ihracattaki artışın altında 2025 yılına göre iki iş günü fazla ihracat yapılması ve paritenin yattığını vurguladı. İhracat artışının kalıcı olması için ihracatçılara sağlanan TCMB döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’ten 5’e çıkarılmasını beklediklerinin altını çizen Öztürk; “Döviz dönüşüm desteği oranını artırmak yanında 3’er aylık dönemlerde uzatılması yerine yıllık kararlar alınmasını bekliyoruz. Bu sayede ihracatçılarımızın öngörüleri artacaktır. İhracatçının nefes alabileceği finansman koşullarının oluşturulması, kur-enflasyon dengesinin daha sağlıklı yönetilmesi ve özellikle katma değerli üretimi destekleyen politikaların artırılması ihracat performansımızın daha da pozitif bir tabloya dönüşmesini sağlayacaktır. İhracatçının güç kaybetmesi sadece dış ticareti değil; üretimi, yatırımı, istihdamı ve ülkemizin büyüme hedeflerini de doğrudan etkiler” diye konuştu.

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli'' Haber

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli''

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarımsal üretim ve gıda arzına yönelik iddialarını TÜİK’in resmi verileriyle eleştirdi. Başevirgen, "Enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşanıyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Erdoğan’ın 'sorun yok' dediği tablo, çiftçinin iflas, halkın açlık tablosudur " dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, TÜİK’in Nisan 2026 enflasyon verilerini ve sahada bizzat gözlemlediği üretim krizini değerlendirdi. “RAFLAR DOLU OLABİLİR AMA O RAFLAR HALK İÇİN ARTIK SADECE BİRER VİTRİNDEN İBARET” TÜİK’in Nisan 2026 raporuna göre genel enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşandığını belirten Başevirgen, “Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK’in bu makyajlı verileri bile gıdadaki durdurulamaz artışı gizleyemiyor. Nisan ayında aylık bazda gıda fiyatları yüzde 3,70 artmış durumda. Bu, vatandaşın her ay tenceresinden bir kaşık daha eksilmesi demektir. Erdoğan 'arzda sorun yok' diyor; raflar dolu olabilir ama o raflar halk için artık sadece birer vitrinden ibaret” dedi. “ÇİFTÇİ, MAZOTU VE GÜBREYİ TÜİK'İN HESAPLADIĞI FİYATTAN DEĞİL, BAYİNİN ETİKETİNDEN ALIYOR” Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikede olduğunu ifade eden Başevirgen, Tarım-GFE (Girdi Fiyat Endeksi) verilerine de dikkat çekti. Başevirgen, “Mart ve Nisan verilerine göre girdi maliyetleri veterinerlik harcamalarında yüzde 41,37, yem fiyatlarında yüzde 37,70 ve gübre maliyetlerinde ise yüzde 36,89 oranında arttı” diye konuştu. Reel artışın daha da yüksek olduğunu sözlerine ekleyen Başevirgen, "TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli” açıklamasını yaptı. “GIDA GÜVENLİĞİ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Bitkisel üretimdeki tehlikeli düşüş öngörülerine de vurgu yapan Başevirgen, tehlikenin kapıda olduğu uyarısında bulunarak, “Tahıl, sebze ve meyvede ciddi oranlarda daralma öngörülüyor. Kendi çiftçisini desteklemeyen iktidar, çözümü yabancı çiftçiyi zengin eden ithalatta arıyor. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Gıda güvenliği milli güvenlik meselesidir. Üretimden kopan her bir çiftçimiz, vatandaşın gelecekte daha pahalı ekmek, daha pahalı et yemesi demektir” dedi. “ÇÖZÜM İTHALATTA DEĞİL DESTEKLERİN TAM VERİLMESİNDE VE PLANLI ÜRETİMDEDİR” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını da eleştiren Başevirgen, son olarak şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gıda arzında sorun yok’ açıklaması, sadece kendi konfor alanını yansıtmaktadır. Biz Manisa’nın üzüm bağlarında, Ege’nin tarlalarında, Gediz Ovası’nda çiftçinin, besicinin, üreticilerin, pazarda emeklinin, fabrikada işçinin, okulda öğrencinin sorunlarını bizzat görüyoruz. Gübre dökemediği için rekoltesi düşen çiftçinin, eti gramla alan emeklinin, çocuğunun beslenme çantasına meyve koyamayan annenin dünyasında çok büyük bir sorun var. Çözüm ithalatta değil; Tarım Kanunu’nun emrettiği desteklerin tam verilmesinde ve planlı üretimdedir. Pembe tablolar değil, gerçek icraat bekliyoruz. Siz yapmasanız ilk seçimlerde iktidar olarak biz tüm emekçilere hakkını vereceğiz, üretimde dışa bağımlılığı sonlandıracağız.”

Manisa’da Kiraz Üreticisine Büyük Destek: 160 Bin Şişe Elma Sirkesi Dağıtılıyor Haber

Manisa’da Kiraz Üreticisine Büyük Destek: 160 Bin Şişe Elma Sirkesi Dağıtılıyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi Kiraz bahçelerini tehdit eden zararlılara karşı biyoteknik mücadele başlattı. Belediye, kimyasal ilaç kullanımını azaltarak ihracatta "kalıntı" sorununa son vermeyi hedefliyor. ​11 İlçede 32 Bin Dekarlık Alanda Mücadele ​Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen proje, Manisa’nın kiraz üretimiyle öne çıkan 11 ilçesini kapsıyor. Akhisar’dan Alaşehir’e, Demirci’den Yunusemre’ye kadar 106 mahallede; ​160 bin adet kükürtsüz elma sirkesi dağıtılacak. 31 bin 942 dekarlık kiraz üretim alanı koruma altına alınacak. ​2 bin 653 üretici bu destekten doğrudan faydalanacak. ​"İlaçsız ve Kalıntısız Üretimi Destekliyoruz" ​Demirci’deki dağıtım töreninde konuşan Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yılmaz Usta, biyoteknik mücadelenin hem ekosistemi koruduğunu hem de üreticinin maliyetini düşürdüğünü belirtti. Usta, "Gıdada kalıntı bırakmayan bu yöntemle Manisa kirazının dünya pazarındaki değerini artırıyoruz" ifadelerini kullandı. ​Üretici Memnun: "İhracatta Önümüz Açıldı" ​Uygulamanın meyvelerini aldıklarını belirten mahalle muhtarları ve üreticiler, sirkeli tuzak yöntemi sayesinde kirazdaki "kurtlanma" sorununun tarihe karıştığını vurguladı. Kargınışıklar Mahalle Muhtarı Osman Altun, destekler sayesinde ürünlerin rahatlıkla ihracata gönderildiğini ifade ederek Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür etti. ​Biyoteknik Mücadele Neden Önemli? ​Kimyasal ilaçlar yerine elma sirkesi kullanılarak yapılan bu yöntem; ​Ekosistemi korur: Yararlı böceklere zarar vermez. ​Maliyeti düşürür: Üreticinin ilaç giderini azaltır. İhracat Avantajı: Avrupa ve dünya pazarlarında aranan "sıfır kalıntı" şartını karşılar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.