Hava Durumu

#Manisa

Kırsal Haber - Manisa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Manisa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir’in Suyu Şaşal Yeni Yüzüyle Raflarda Haber

İzmir’in Suyu Şaşal Yeni Yüzüyle Raflarda

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İzdoğa tarafından işletilen Şaşal Su Fabrikası’nda üretilen sular yeni etiketleriyle raflarda yerini almaya başladı. Farklı boyutlardaki ambalaj seçenekleriyle satılan Şaşal Su, daha modern bir tasarıma sahip oldu. 94 yıllık bir Cumhuriyet markası olan ve atıl durumdayken İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden kente kazandırılan Şaşal Su, yeni yüzüyle raflarda yerini almaya başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İzdoğa tarafından işletilen ve Menderes ilçesindeki Şaşal Köyü’nde 0,5 L, 1,5 L ve 5 L pet, 0,33 L ve 0,75 L cam ambalaj seçenekleriyle üretilen sular, yeni yüzüyle tüketiciyle buluşuyor. Uzun yıllardır İzmir’in kent hafızasında yer etmiş, kentle özdeşleşmiş kamusal bir değer olarak öne çıkan Şaşal, ambalajını yeniledi. Logo korunarak hazırlanan yeni etiket tasarımına, İzmir’in simgelerinden Saat Kulesi de eklendi. Sürdürülebilir çevre vurgusu Şaşal Su Fabrikası Müdürü Eren Topal, “İzmir’in simgesini etiketimizle raflara taşıyoruz” dedi. Yüzde yüz geri dönüştürülebilir pet ve cam şişelerle üretim yapıldığını, İzdoğa AŞ bünyesinde faaliyet gösteren İzdönüşüm tesislerinde atık bertarafını gerçekleştirerek ekonomiye katkı sağlamayı hedeflediklerini söyleyen Topal, sürdürülebilir çevre konusunun altını çizdi. Aylık asgari 7 milyon şişe üretim hedefleniyor 5 zincir market, 5 bayi, İZMAR Tanzim Satış Marketleri, Grand Plaza satış noktaları ve İzmirli Kahve şubeleriyle Ege'ye yayılan Şaşal, geçen günlerde Türk Standartları Enstitüsü’nün analizleri ve denetimlerine tabi tutularak TS 266 İnsani Tüketim Amaçlı Sular Standardı’na uygun bulundu. Şaşal Su, başta İzmir olmak üzere Manisa, Aydın, Uşak ve Muğla’da genişleyen bayilik ve dağıtım ağıyla büyümeye devam ediyor. İzmir genelinde artan piyasa talebine yanıt verebilmek amacıyla üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor. Mart 2024 öncesinde aylık ortalama 200 bin şişe üretim yapılan tesiste, Ocak 2025’te 4,3 milyon şişe üretimle rekor kırıldı. 2025 yılı genelinde aylık ortalama üretim miktarı yaklaşık 4 milyon şişe seviyesine ulaştı. Nisan 2026 itibarıyla aylık üretim miktarının asgari 7 milyon şişe seviyesine çıkarılması hedefleniyor.

TAT Gıda İlk Entegre Faaliyet Raporunu Yayımladı Haber

TAT Gıda İlk Entegre Faaliyet Raporunu Yayımladı

Türkiye’nin 58 yıllık deneyime sahip gıda üreticisi Tat Gıda, kurumsal raporlama yaklaşımında önemli bir dönüşüme imza atarak 2025 yılına ilişkin ilk entegre faaliyet raporunu yayımladı. Şirket, finansal rapor ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu kapsamında hazırlanan açıklamaları ilk kez tek bir raporda birleştirerek paydaşlarına daha bütüncül ve şeffaf bir raporlama modeli sundu. Yeni nesil kurumsal raporlama yaklaşımını yansıtan entegre rapor, şirketin finansal performansını çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki sürdürülebilirlik performansıyla birlikte ele aldı. Böylece yatırımcılar, finans kuruluşları ve diğer paydaşlar için şirketin değer yaratma kapasitesine ilişkin daha kapsamlı bir görünüm ortaya koydu. Tat Gıda 2025 Entegre Faaliyet Raporu; şirketin iş modeli, stratejik öncelikleri, yönetişim yapısı, risk ve fırsat yönetimi ile sürdürülebilir değer yaratma yaklaşımını tek bir çerçevede sundu. Bu yapı sayesinde finansal sonuçlar ile sürdürülebilirlik performansı arasındaki ilişki daha net biçimde ortaya konulurken, kısa vadeli operasyonel sonuçlar ile uzun vadeli büyüme hedefleri aynı kurumsal anlatı içinde değerlendirilebiliyor. Entegre rapor, sürdürülebilirlik alanında yürürlüğe giren yeni standartlara uyumlu biçimde hazırlandı Salça, domates ürünleri, sos, hazır yemek ve konserve kategorilerinde geniş ürün portföyüne sahip olan Tat Gıda’nın ilk entegre faaliyet raporu, Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında yürürlüğe giren Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu şekilde hazırlandı. Raporda, TSRS standartlarıyla uyumlu çevresel, sosyal ve yönetişim göstergelerinin yanı sıra TSRS S2 “İklimle İlgili Açıklamalar” standardı kapsamında iklim kaynaklı risk ve fırsatların şirketin finansal performansı üzerindeki olası etkilerine de yer verildi. Bu kapsamda şirketin iklimle ilgili yönetişim yapısı, stratejik yaklaşımı, risk yönetimi süreçleri ve sera gazı emisyonları gibi performans göstergelerine ilişkin hedefler ve metrikler de raporda detaylı biçimde paylaşıldı. Finansallar, sürdürülebilirlik ve iklim verilerinin tek rapor altında toplanması; veri tekrarını azaltırken farklı raporlar arasındaki tutarsızlık riskini de ortadan kaldırarak yatırımcılar açısından daha karşılaştırılabilir ve güvenilir bir bilgi altyapısı oluşturuldu. “Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm iş modelimizin merkezinde” Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, entegre raporun şirketin sürdürülebilir büyüme vizyonunun önemli bir göstergesi olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Tat Gıda, tarım ve gıda sektöründeki köklü geçmişi, güçlü üretim altyapısı ve yüksek marka değeriyle Türkiye’den çıkan küresel bir gıda markası olma vizyonu doğrultusunda faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Güven, kalite ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen iş modelimiz sayesinde hem tüketicilerimizle hem de paydaşlarımızla güçlü bir bağ kuruyoruz.” Şirketin sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümünü stratejik öncelikleri arasında konumlandırdığını vurgulayan Veysel Memiş, sürdürülebilir gıda arzını yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir faaliyet olarak değil, gelecek nesiller için güvenilir ve erişilebilir gıdayı garanti altına alan stratejik bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade etti. Yenilenebilir enerji yatırımları hızlanıyor Tat Gıda, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında yenilenebilir enerji yatırımlarına da hız veriyor. Şirketin Manisa Yunusemre Akçaköy’de kurduğu 1,98 MWe kurulu güce sahip Güneş Enerjisi Santrali (GES), 2025 yılı itibarıyla devreye alındı. Yıllık yaklaşık 3.800 MWh elektrik üretim kapasitesine sahip tesisin, şirketin toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 19,5’inin yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde kurulumu devam eden ikinci güneş enerjisi santralinin devreye girmesiyle birlikte şirketin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması planlanıyor. Tat Gıda ayrıca Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumlu şekilde 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 55 azaltmayı, 2050 yılında ise net sıfır hedefine ulaşmayı taahhüt ediyor. Dijital tarım ve sözleşmeli üretim modeli Şirketin sürdürülebilir büyüme stratejisinde dijital tarım uygulamaları ve sözleşmeli üretim modeli de önemli bir yer tutuyor. Tat Gıda, 500’ü sözleşmeli 1.000’in üzerinde çiftçiyle iş birliği yaparak üretimde verimlilik, izlenebilirlik ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekliyor. Uydu görüntüleme sistemleri, tarımsal sensörler, iklim istasyonları ve veri temelli üretim modelleri sayesinde tarımsal üretimde verimliliğin artırılması, su ve gübre kullanımının optimize edilmesi ve çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Şirket ayrıca EBRD ile birlikte yürüttüğü genç çiftçi eğitim programları ve dijital tarım uygulamalarıyla veri temelli tarım modelinin yaygınlaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Tat Gıda, güçlü üretim altyapısı ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla küresel pazarlardaki büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Tat Gıda’nın ilk entegre faaliyet raporu, şirketin finansal performansını sürdürülebilirlik stratejileriyle birlikte ele alarak kurumsal raporlama alanında önemli bir dönüşümü temsil ediyor. Bu yaklaşım, şirketin yalnızca bugünkü performansını değil, geleceğe yönelik sürdürülebilir değer yaratma kapasitesini de daha görünür hale getiriyor. Aynı zamanda yatırımcılar başta olmak üzere tüm paydaşlara şeffaf, karşılaştırılabilir ve bütüncül bir raporlama sunulmasını amaçlıyor. Rapor; kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk ve adillik gibi temel yönetim bileşenlerini merkeze alırken, şirketin stratejik önceliklerini, risk yönetimi yaklaşımını ve uzun vadeli değer yaratma modelini de kapsamlı biçimde ortaya koyuyor.

Çiftçinin Maliyeti Düşecek, Üretimi Artacak Haber

Çiftçinin Maliyeti Düşecek, Üretimi Artacak

Manisa Büyükşehir Belediyesi, Salihli Ziraat Odası iş birliğinde Yaprak, Toprak ve Su Analiz Laboratuvarı’nı hayata geçirdi. Açılış töreninde konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Her zaman üreticimizin arkasındayız. Çok iyi biliyoruz ki; tarlada, bahçede, serada üretim olmazsa Türkiye’nin geleceği olmaz” dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi, Manisa’da tarımın gelişmesi için üreticilere desteğini sürdürüyor. Çiftçilerin ürünlerinin veriminin artması, bilim desteği ile toprağını işlemesi, girdi maliyetlerinin düşürülmesini sağlamak amacıyla Salihli Ziraat Odası işbirliğiyle Yaprak, Toprak ve Su Analiz Laboratuvarının açılışı gerçekleştirildi. Açılış törenine Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Genel Sekreter Yardımcıları Pınar Mine Hacıalibeyoğlu, Ulaş Aydın, Erk Kayabaş, Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yılmaz Usta, CHP İlçe Başkanı Mustafa Özer, Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, Akhisar Ziraat Odası Başkanı Ahmet Akbuğa, Salihli Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet Koruk ile mahalle muhtarları katıldı. Çiftçinin Maliyeti Düşecek, Üretimi Artacak 30 dönüm ve altında tarım arazisi olan üreticilere sembolik bir ücret karşılığında toprak analizi hizmeti verecek olan laboratuvardan 30 dönüm üstü arazi sahipleri de faydalanabilecek. Laboratuvar, üreticilerin ürün verimliliğini artırmasını, ekonomik bir tarım yapmasını hedefliyor. “Çiftçimiz Bilimle Buluşuyor, Bilinçli Üretim Başlıyor” Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Salihli, Manisa’mızın en nadide köşelerinden biri. 31 Mart 2024 seçimlerinden sonra merhum Ferdi Başkanımızla başlattığımız bu kıymetli vizyonu, Mazlum Başkanımız ve Cem Başkanımızla omuz omuza vererek kararlılıkla sürdürüyoruz. Laboratuvarımız eksiklerini tamamlayıp modern bir yapıya kavuşturduk. Amacımız çok net: Manisa’nın her bir çiftçisine, her bir üreticisine omuz vermek. Yaprak, toprak, ve su analizi yapabilen bu merkez, özellikle 30 dönüm altı arazisi olan küçük üreticimiz için büyük bir kazanç. Bölgedeki tüm üreticilerimiz, cüzi bir ücretle analizlerini yaptırarak topraklarını daha iyi tanıyacak. Böylece daha ekonomik, daha verimli ve bilinçli bir üretim modeline geçiş yapacağız. El birliğiyle çiftçimizi hak ettiği daha ileri noktaya taşıyacağız” dedi. “Üretim Olmazsa Türkiye’nin Geleceği Olmaz” Manisa'nın bereketli ovalarıyla Türkiye’nin tarımsal kalbi olduğunu vurgulayan Başkan Dutlulu, “Bizim görevimiz, bu kalbin her zaman güçlü atmasını sağlamak. Bu kırsal kalkınma hamlesini sadece Salihli ile sınırlandırmıyor; Akhisar ve Demirci Ziraat Odalarımızdan gelen taleplerle birlikte tüm ilçelerimize yayıyoruz. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman üreticimizin arkasındayız. Çok iyi biliyoruz ki; tarlada, bahçede, serada üretim olmazsa Türkiye’nin geleceği olmaz. Bu bilinçle, her bir ilçemizde tarımı desteklemeye devam edeceğiz” dedi. “Zor Durumdaki Üreticiye Can Suyu Oluyoruz” Başkan Dutlulu sözlerini şöyle tamamladı; “Bugün çiftçimiz maliyet artışları, düşük alım fiyatları ve aracıların yarattığı haksız piyasa koşullarıyla boğuşuyor. Bunun üzerine bir de su kaynaklarımızın yönetimi ekleniyor. Son dönemdeki yağmurlar bizi yanıltmamalı; su, geleceğimizin en stratejik meselesidir. Manisa’daki çiftçimizin suya ulaşımını kolaylaştırmak için sulama kooperatiflerimize verdiğimiz desteği artırdık. Şimdi ise bir adım daha ileri giderek, %100 hibeli kapalı sistem damlama sulama borusu desteğimizi başlatıyoruz. Küçük ve orta ölçekli üreticimizi korumak, toprağına sahip çıkmak zorundayız. Başvurularımız başladı; tüm çiftçilerimizi bu can suyu niteliğindeki projeye davet ediyorum.” “Tarımı, Bilimle Buluşturmanın Mutluluğunu Yaşıyoruz” Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, kendisinin de tarımla uğraştığını belirterek, “Tarımı, bilimle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanım, Ziraat Odası Başkanımı saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Hayırlı, uğurlu olsun” dedi. “Başkanımızın Maddi Manevi Desteği Oldu” Projenin merhum başkan Ferdi Zeyrek zamanında başladığını hatırlatan Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, Ferdi başkanın odayı ziyaret ettiğini, odanın gücü olmadığından dolayı, toprağın verimliliğini artırmak amacıyla kendisinden Yaprak, Toprak ve Su Analiz Laboratuvarı kurulmasını istediklerini hatırlattı. Oda Başkanı Yalvaç, “Topraktan daha iyi verim alalım diye Yaprak, Toprak ve Su Analiz Laboratuvarı yapalım diye karar verdi. Birçok ülkeden malzeme geldi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu da bize maddi ve manevi destek oldu. Tarımın üretimin çok zor olduğu bu dönemde, mazot fiyatlarının, gübre fiyatlarının, ilaç fiyatlarının en çok arttığı dönemde çok zor durumda olan çiftçimizin yanında olmaya devam edeceklerdir” dedi.

Artık Su Bile Ucuz Değil! Haber

Artık Su Bile Ucuz Değil!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafını hesapladı. Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” dedi. Musluk suyuna güven sorunu yaşayan geniş kesimler için damacana su bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Her kalemde olduğu gibi enflasyon damacana suları da vurdu. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, 4 kişilik bir ailenin su giderinin maliyetini hesapladı. “DÖRT KİŞİLİK BİR AİLENİN AYLIK İÇME SUYU MASRAFI 3 BİN LİRAYI BULUYOR” Türkiye’de ortalama damacana su fiyatının 180 lirayı bulduğuna dikkat çeken Başevirgen, “Standart bir su bardağının 200 mililitre olduğu düşünüldüğünde 19 litrelik bir damacanadan 95 su bardağı su çıkıyor. Bu da bir bardak suyun yaklaşık 2 liraya dayandığı anlamına geliyor. Uzmanların önerisine göre bir yetişkinin günde ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketmesi gerekiyor. Yani bu kişi başına ayda yaklaşık 75 litre su anlamına geliyor. Günlük 2,5 litre tüketen bir kişi ise her gün yaklaşık 25 liralık, aylık ise 750 liralık su içmiş oluyor. Dört kişilik bir aile üzerinden hesapladığımızda ise tablo daha karanlık hale geliyor. Dört kişilik bir ailenin aylık içme suyu masrafı 3 bin lirayı buluyor” dedi. “İÇME SUYU KRİZ HALİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA” Aylık su giderinin 3 bin lirayı bulmasının bir kriz başlığı haline geldiğini vurgulayan Başevirgen, “Gıda enflasyonu, kira artışları ve enerji faturaları zaten dar gelirlinin belini bükmüşken, asgari ücretle geçinen bir aile için yalnızca içme suyuna ayrılan 3 bin lira ayrı bir kriz başlığı haline gelmiş durumda. Temiz içme suyuna erişim, temel bir insan hakkıdır. Ancak bugün gelinen noktada su, fiilen yüksek maliyetli bir tüketim ürünü haline dönüştü. Türkiye’de ekonomik kriz artık saklanamaz noktada. Rakam makyajları, ‘enflasyon düşüyor’ söylemleri, pembe tablolar gerçeği değiştirmiyor. Vatandaşın mutfağındaki gerçek çok net: ‘Sudan ucuz’ söylemi geçerliliğini yitirdi çünkü artık su bile ucuz değil” diye konuştu. “BU TABLO, İKTİDARIN YILLARDIR ANLATTIĞI ‘GÜÇLÜ EKONOMİ’ MASALININ EN SOMUT ÇÖKÜŞÜDÜR” İktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Başevirgen, “İktidar yıllardır ‘büyüme’ ve ‘istikrar’ söylemini tekrarlıyor. Fakat vatandaş için büyüyen tek şey faturalar. İstikrar kazanan ise zamların sürekliliği. Bir ülkede insanlar içtikleri suyu hesaplamak zorunda kalıyorsa, mesele yalnızca ekonomi değil; sosyal adalet sorunudur. Ve görünen o ki, bugün en temel ihtiyaç bile AKP’nin siyasi tercihlerden bağımsız değil. Su hayattır denir. Ama artık hayatın kendisi bu kadar pahalıyken, su da lüks haline gelmiş durumda. Bugün Türkiye’de insanlar tasarrufu tatilden, eğlenceden değil; sudan yapmayı düşünüyor. Ve bu tablo, iktidarın yıllardır anlattığı ‘güçlü ekonomi’ masalının en somut çöküşüdür” ifadelerini kullandı.

Türk Çam Balı, Manuka Balının Tahtına Göz Dikti Haber

Türk Çam Balı, Manuka Balının Tahtına Göz Dikti

Türkiye, 100 bin tona yaklaşan üretimiyle dünyanın en büyük ikinci bal üreticisi konumunda. Çam balında ise yüzde 90’lık payla dünya üretiminin büyük bölümünü karşılıyor. Ancak üretimdeki bu güç, ihracata aynı ölçüde yansımıyor. Türkiye 33,5 milyon dolarlık tutarla bal ihracatında dünya sıralamasında 18’inci sırada yer alıyor. Türk bal sektörü, ihracatta da dünya genelinde ilk üç ülke arasında yer almak için “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesi kolları sıvadı. Bal ihracatında Türkiye lideri olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 24 ay süreli projeyi Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle gerçekleştirmek için harekete geçti. İhracatta 250 milyon dolarlık potansiyele sahibiz Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’yle konuyu görüştüklerini ve destek sözü aldıklarını dile getiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, Türkiye’nin 100 bin tona yaklaşan bal üretimiyle 33,5 milyon dolarlık ihracat rakamından çok daha fazlasını hak ettiğini vurguladı. Türkiye’nin bal ihracatında ortalama fiyatın 3,9 dolar olduğu bilgisini veren Girit, “Dünyada üretimde ikinci sıradayız, ancak ihracatta 18’inci sırada yer alıyoruz. Üretim gücü ile ihracat geliri arasındaki bu makas artık kapanmak zorunda. Çin 265 milyon dolar, Yeni Zelanda 250 milyon dolarlık bal ihraç ediyor. Biz de bal ihracatımızı 250 milyon dolarla bu ülkelerin seviyesine çıkmak istiyoruz. İhracatımız arttığında arıcılık sektörümüzde zincirin tüm halkaları bu refahtan payını alacak” şeklinde konuştu. Kalpaklıoğlu: “Çam balı bilimsel olarak yeterince tanımlanmamış” Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, Türkiye’de Muğla başta olmak üzere, Aydın, Antalya, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale illerinde yıllık 25 bin ton çam balı üretildiğini çam balının uluslararası pazarda düşük fiyatla konumlanmasının temel nedeninin bilimsel altyapı eksikliği olduğunu söyledi. Kalpaklıoğlu, çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşenlerin yeterince tanımlanmadığını, uluslararası kabul görmüş standardizasyon ve sınıflandırma sisteminin bulunmadığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Çam balında bulunan protokateşik asit, alfa-pinen ve beta-pinen gibi bileşenler yüksek biyolojik potansiyele sahip. Ancak bu potansiyel bilimsel yayınlarla ve uluslararası referanslarla desteklenmediği sürece ürün premium segmente taşınamıyor.” Hedef: 3,9 dolardan Premium Segmente geçmek “Türkiye Çam Balının Uluslararası Pazarda Rekabet Gücünü Artmak” isimli AR-GE Projesinin nihai hedefinin, Türkiye çam balını yüksek katma değerli ve rekabetçi bir ihracat ürünü haline getirmek olduğunun altını çizen Kalpaklıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; “Bilimsel olarak standardize edilmiş, fonksiyonel ve terapötik potansiyeli kanıtlanmış, uluslararası pazarda premium segmentte konumlanan Türkiye, üretim gücünü artık değer gücüyle buluşturmak zorundadır. Çam balı, doğru bilimsel altyapı ve stratejik konumlandırma ile küresel pazarda hak ettiği yere ulaşabilecek potansiyele sahiptir. Hedef: 3,9 dolardan premium segmente geçmek. Manuka balıyla rekabet edecek seviyeye çıkarmak.” Balın kalitesini ve özgünlüğünü belirleyen temel unsurlardan birisi olan Protokateşik Asit (PCA) varlığının Türk çam balının en önemli biyoaktif marker bileşenlerinden biri olduğu bilgisini de veren Kalpaklıoğlu, projede çam balının Protokateşik Asit (PCA) varlığının ortaya konulacağını vurguladı. Kalpaklıoğlu, “Türk Çam Balının: Kimyasal olarak standardizasyonu, Otantik ürün doğrulaması, Fonksiyonel gıda olarak konumlandırılması, Uluslararası bilimsel ve ticari değerinin artırılması açısından kritik bir bilimsel gelişmedir. Bu bulgu, Türk Çam Balının yalnızca geleneksel bir doğal ürün değil, aynı zamanda güçlü biyoaktif bileşenler içeren bilimsel temelli bir fonksiyonel gıda olduğunu göstermektedir” diyerek sözlerini noktaladı. 24 Aylık Ar-Ge Yol Haritası Planlanan proje kapsamında: Çam balına özgü biyoaktif ve marker bileşiklerin ileri analiz yöntemleriyle tanımlanması Canlı organizmada (in vivo) veya laboratuvar ortamında (in vitro) biyolojik etkinlik testlerinin yapılması Kimyasal yapı–biyolojik aktivite ilişkisinin ortaya konması Marker bileşiklere dayalı bilimsel sınıflandırma sistemi geliştirilmesi En az 10 SCI makale ve 15 uluslararası bilimsel sunum hedefleniyor.

Zeytin Üreticilerine Kritik Uyarı! Haber

Zeytin Üreticilerine Kritik Uyarı!

Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, zeytin ağaçlarında ciddi verim kayıplarına yol açabilen "Zeytin Halkalı Leke Hastalığı" (Spilocaea oleaginea) konusunda üreticileri uyardı. Hava sıcaklıklarının 15°C seviyelerine ulaşmasıyla birlikte hastalığın aktifleştiği belirtilirken, doğru zamanda yapılacak müdahalenin hayati önem taşıdığı vurgulandı. ​Hastalık Hangi Koşullarda Yayılıyor? ​Uzmanlar, özellikle yağışlı ve serin geçen ilkbahar ve sonbahar aylarının hastalık için en uygun dönem olduğunu hatırlatıyor. Hastalığın yayılımını hızlandıran temel faktörler ise şunlar: ​15°C civarındaki sıcaklıklar. ​Nemli ve ağır yapılı topraklar. ​Ilıman, nemli ve hava sirkülasyonu düşük, sık dikim alanları. ​Budanmamış, sık dallı ağaçlar. ​Mücadele Yöntemleri ve Korunma Yolları ​Zeytinliklerde verimi korumak için sadece ilaçlama değil, kültürel önlemlerin de bir bütün olarak uygulanması gerektiğini ifade eden İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün önerdiği temel mücadele yöntemleri şunlar; ​Budama: Ağaçlar mutlaka budanmalı ve hava alması sağlanmalıdır. ​Gübreleme: Aşırı azotlu gübre kullanımından kaçınılmalıdır. ​Temizlik: Hastalıklı (lekeli) yapraklar toplanarak imha edilmelidir. ​Takip: İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından yayınlanan ilaçlama ilanları dikkatle izlenmelidir. ​İlaçlama Zamanı Geçirilmemeli! ​Hastalıkla kimyasal mücadelede zamanlamanın en kritik faktör olduğunu ifade eden yetkililer üreticilerin şu üç dönemde ilaçlama yapması öneriyor; ​İlkbahar öncesi, ​Çiçeklenme öncesi, ​Sonbahar sürgünleri görülmeden hemen önce. ​

Manisa’nın İklim Haritası Ortak Akılla Güncelleniyor Haber

Manisa’nın İklim Haritası Ortak Akılla Güncelleniyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi, Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nı (SECAP) güncellemek ve kapsamını genişletmek amacıyla geniş katılımlı bir paydaş toplantısı düzenledi. Toplantıda, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda atılacak yeni adımlar ele alındı. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu tarafından imzalanan Küresel Belediye Başkanları Sözleşmesi (GCoM) ile Manisa, 2050 yılına kadar net-sıfır emisyon hedefi doğrultusunda uluslararası taahhüt altına girdi. Bu çerçevede güncellenecek Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) ile kentte karbon emisyonlarının azaltılması, iklim krizine uyum kapasitesinin artırılması ve dirençli şehir modelinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Güncelleme ve genişletme çalışmaları kapsamında geniş katılımlı bir paydaş toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, daire başkanları, şube müdürleri, Manisa Valiliği, il ve bölge müdürlükleri, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, sanayi ve ticaret odaları, organize sanayi bölgeleri temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları katıldı. SECAP Ortak Akılla Şekillendiriliyor Toplantıda, kentin karbon salımının azaltılmasına ve iklim direncinin artırılmasına yönelik yol haritası ele alındı. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nın (SECAP) yalnızca teknik bir belge değil, şehrin tüm paydaşlarının katkısıyla oluşturulan stratejik bir yol haritası olması gerektiği dile getirildi. Manisa’nın tarım, sanayi ve su kaynakları üzerindeki iklim kırılganlıkları değerlendirilirken; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve uyum stratejilerine yönelik sektörel öneriler masaya yatırıldı. Hazırlanacak güncel planın, Manisa’nın uluslararası finansman ve teknik destek mekanizmalarına erişimini güçlendirmesi ve kurumlar arası veri paylaşımını artıracak bir iletişim ağı oluşturması hedefleniyor. “Bu Süreç Manisa’nın Geleceğini Belirleyecek” Toplantıda konuşan Genel Sekreter Burak Deste, sürecin yalnızca teknik bir güncelleme olmadığını belirterek şunları söyledi: “Bugün burada sadece bir planı revize etmek için değil, Manisa’nın önümüzdeki yıllarını şekillendirmek için bir aradayız. İklim krizi artık uzak bir tehdit değil, tarımımızı, sanayimizi ve su kaynaklarımızı doğrudan etkileyen somut bir gerçek. Bu nedenle SECAP’ı bir çevre projesi olarak değil, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsuru olarak görüyoruz. 2050 net-sıfır hedefi doğrultusunda kurumsal yapımızı güçlendirdik ve İklim Değişikliği Komitesi’ni oluşturduk. Ortak akılla risk alanlarını belirleyecek, kırılganlık haritamızı çıkaracak ve uygulanabilir çözümler geliştireceğiz. Atacağımız her adım, Manisa’nın geleceğini güvence altına almak için olacak” ifadelerini kullandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi, bilimsel veriler ve güçlü iş birlikleri doğrultusunda yürütülen çalışmalarla kentin iklim dostu ve dirençli bir yapıya kavuşması için süreci kararlılıkla sürdürüyor.

Kilo İle Peynir Dönemi Bitti! Haber

Kilo İle Peynir Dönemi Bitti!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, peynir üreticilerini ziyaret etti. Başevirgen’e dert yanan bir esnaf eskiden kiloyla sattıkları peynirleri artık 80 gramlık, 100 gramlık paketlere koyduklarını, vatandaşların gramla satılan peyniri bile almakta zorlandığını söyledi. Bir diğer esnaf ise, “Emekli zaten peynir alamıyor. Alabildikleri lor ve çökelek. Ben burada çalışıyorum ben bile alamıyorum” dedi. Kendi üretim yaptığı için ayakta kalabildiğini söyleyen bir başka esnafta kiloluk peynir paketlerinin gramlara düştüğünü ifade etti. Esnaf, “Peynirler eskiden büyük paketlerdeydi. Artık küçüle küçüle 360 grama kadar düştü. Böyle sıkıntılı bir dönem görmedik. Genelde ucuz olduğu için lor grubu satılıyor” diye konuştu. Başevirgen ise, “Kilo kilo alınan peynirden en son gelinen nokta 80 gram peynir. Ülkenin geldiği durum bu. İşçi, emekçi emekli bu durumda” sözleriyle durumu özetledi. CHP Manisa Milletvekili, TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da peynir üreticilerini ziyaret etti. Sofraların değişmez gıdalarından biri olan peynir artık lüks hale geldi. Artan maliyetlerle birlikte fiyatları ulaşılamaz noktaya gelen peyniri vatandaş alamamaktan, üretici de satamamaktan şikayetçi. “ŞU ANDA 300 GRAMLIK PEYNİR PAKETLERİNİN DAHA KÜÇÜĞÜ VAR MI DİYE SORUYORLAR” Şarküteri işleten bir esnaf eskiden kiloyla sattıkları peynirleri artık 80 gramlık, 100 gramlık paketlere koyduklarını, vatandaşların gramla satılan peyniri bile almakta zorlandığını söyledi. Bu yıl kadar kötü bir yıl görmediğini belirten esnaf, “Bu yıl berbat bir durumdayız. Evimiz kira, dükkan kira, iki tane evladım var. Geçim sıkıntısı gerçekten de çok zor. Önce gelip peyniri kilo kilo alıyorlardı. Şu anda 300 gramlık peynir paketlerinin daha küçüğü var mı diye soruyorlar. Vatandaşlar gelip peynirlerin fiyatına bakıyor kilosu 80 lira olan çökelek ve lor alıyor, peyniri alacak bütçesi yok. Masraflarımızı çıkaramıyoruz. Ailemizden destek alıyoruz. Desteksiz olmuyor. Borçlanıyoruz, kartlara yöneliyoruz. 2-3 tane kartım kapalı halde. Nereye kadar ailelerden destek isteyeceksin? Bu şartlarda esnafın ayakta durma şansı yok. Ramazan ayında indirime gidelim dedik olmazsa kepenk kapatacağız” dedi. Başevirgen ise, “Kilo kilo alınan peynirden en son gelinen nokta 80 gram peynir. Ülkenin geldiği durum bu. İşçi, emekçi emekli bu durumda” sözleriyle durumu özetledi. “EMEKLİ ZATEN PEYNİR ALAMIYOR ALABİLDİKLERİ LOR VE ÇÖKELEK” Bir diğer esnaf ise Başevirgen’e şu sözlerle dert yandı: “Emekli zaten peynir alamıyor. Alabildikleri lor ve çökelek. Ben burada çalışıyorum ben alamıyorum. Vatandaş içinde yağı olmayan, yağı alınmış kilosu 195 lira olan peyniri alabiliyor. Kilosu 400-500 lira olan peynire vatandaş yaklaşamıyor.” Kendi besi çiftliği olduğu için maliyetinin az olduğunu ve bir şekilde çarkı döndürebildiğini söyleyen bir diğer esnaf ise, “Eğer dışarıdan alırsan bu işin içinden çıkamazsın. Peynirler eskiden büyük paketlerdeydi. Artık küçüle küçüle 360 grama kadar düştü. Böyle sıkıntılı bir dönem görmedik. Genelde ucuz olduğu için lor grubu satılıyor” diye konuştu.

Büyükşehir Selden Etkilenen Arıcıyı Yalnız Bırakmadı Haber

Büyükşehir Selden Etkilenen Arıcıyı Yalnız Bırakmadı

Manisa’nın Salihli ilçesi Yılmaz Mahallesi’nde, Gediz Nehri’nin taşması sonucu kovanların zarar görmesiyle arıları telef olan üretici Hakan Bozyel’e, Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından 40 adet kovan desteği sağlandı. Manisa Büyükşehir Belediyesi, şiddetli yağışların ardından Gediz Nehri’nin taşmasıyla zarar gören üreticilere destek sağladı. Salihli ilçesi Yılmaz Mahallesi’nde arıcılık yapan Hakan Bozyel’in sel sularına kapılan kovanları zarar gördü, arıları telef oldu. Büyükşehir Belediyesi ekipleri bölgede inceleme yaparak hasar tespit çalışmalarında bulundu. Yapılan saha çalışmasında zararın boyutu yerinde tespit edilirken, üreticinin yeniden üretime devam edebilmesi için gerekli planlanma da hızla yapıldı. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında, selden etkilenen üretici Bozyel’e 40 adet kovan desteği sağlandı. “Vatandaşlarımızı Yalnız Bırakmamak En Önemli Sorumluluklarımızdan Biri” Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Şube Müdür Vekili Hüseyin Sungur, Hakan Bozyel’in zarar gördüğünü yerinde tespit ettiklerini belirterek, “Yaşanan afetten etkilenen üreticimizin durumunu öğrendiğimiz andan itibaren hızlıca harekete geçtik. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığımız ile koordinasyon sağlayarak kendisiyle iletişime geçtik. Zararının tamamını karşılamak mümkün olmasa da imkânlarımız ölçüsünde en kısa sürede destek vereceğimizi ilettik. Gerekli planlamaların ardından kovanlarını teslim ederek üreticimizin yanında olduk” dedi. Sungur, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde üreticilere yönelik desteklerin devam ettiğini vurgulayarak, “Büyükşehir Belediyesi olarak üretimin ve üreticinin her zaman yanındayız. Özellikle afet ve zor zamanlarda vatandaşlarımızı yalnız bırakmamak en önemli sorumluluklarımızdan biridir. Başkanımız Besim Dutlulu’nun öncülüğünde, kırsal kalkınmayı desteklemeye ve üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. “Bu Zor Zamanda Yanımda Oldular” Yoğun yağışlardan dolayı zarar gördüğünü ifade eden Arıcı Hakan Bozyel, “Toplam 103 kovanım vardı. Sel sonrası elimden geldiğince kurtarabildiklerimi kurtardım ancak 88 kovanım zarar gördü. Bu süreçte Manisa Büyükşehir Belediyesi bana ulaşarak Kırsal Hizmetler Dairesi’nin benimle iletişime geçeceğini ve afet nedeniyle zarar gören kovanlarım için destek sağlayacaklarını bildirdi. Kısa süre içinde benimle iletişime geçtiler ve 40 adet kovan desteğinde bulunuldu. Bu zor zamanda yanımda oldular. Desteklerinden dolayı Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu’ya ve Kırsal Hizmetler Dairesi ekiplerine çok teşekkür ediyorum” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.