Hava Durumu

#Markalaşma

Kırsal Haber - Markalaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Markalaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Turizmde ve Tarımda Kadın Eli Marmaris’te Buluştu Haber

Turizmde ve Tarımda Kadın Eli Marmaris’te Buluştu

Turizm ve tarım sektörlerinde kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendirmeye yönelik “Turizmde ve Tarımda Kadın Eli Eğitim ve Çalıştayı”, Muğla’nın Marmaris ilçesinde gerçekleştirildi. Çalıştayda kadın istihdamından yerel üretime, gastronomiden markalaşmaya kadar birçok konu ele alındı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) koordinasyonunda, Marmaris Ticaret Odası ev sahipliğinde ve TOBB Muğla Kadın Girişimciler Kurulu tarafından düzenlenen “Turizmde ve Tarımda Kadın Eli Eğitim ve Çalıştayı” Marmaris’te gerçekleştirildi. Kadınların ekonomik hayattaki rolü ele alındı Çalıştayın açılışında konuşan TOBB Muğla Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı ve TOBB KGK Ege Bölge Temsilcisi Mehtap Şeniz Çahan, kadınların üretim, turizm ve ekonomik yaşamda daha güçlü şekilde yer almasının yerel kalkınma açısından önemine dikkat çekti. Programda kadın istihdamının geliştirilmesi, yerel üretimin desteklenmesi ve kadın girişimcilerin ekonomik hayattaki konumunun güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı. Tarım ve turizm için ortak başlıklar Çalıştay kapsamında gastronomi, markalaşma, turizmde kadın liderliği ve girişimcilik konularının yanı sıra iş dünyasında sivil toplumun rolü ile tarım ve turizmin bütünleşmesi de gündeme geldi. Kadın emeğinin görünürlüğünün artırılması, yerel üretimin ekonomik değere dönüştürülmesi ve kadın girişimciler arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesi çalıştayın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Kadın girişimciliği için iş birliği vurgusu Turizm ve tarım sektörlerinin kadın emeği üzerinden daha güçlü bir ekonomik yapıya kavuşturulmasının değerlendirildiği program, katılımcıların görüş ve deneyimlerini paylaşmasıyla tamamlandı. Çalıştayın, kadın girişimciliğinin desteklenmesi, yerel üretimin güçlendirilmesi ve tarım ile turizm arasındaki iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik yeni çalışmalara zemin oluşturması hedefleniyor.

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine Haber

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine

TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Işılay Reis Yorgun ile yaptığımız röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Işılay Reis Yorgun: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki rolünü görünür kılmak açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Bu farkındalığın kalıcı kazanımlara dönüşmesi için kadın çiftçilerin kayıtlı üretime, finansmana, teknolojiye, eğitime ve pazara erişimini güçlendiren uzun vadeli uygulamalara ihtiyaç var. ​FAO’ya göre tarımda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklerin azaltılması, küresel ekonomiye yaklaşık 1 trilyon dolar katkı sağlayabilir ve gıda güvensizliği yaşayan insan sayısını 45 milyon azaltabilir. Bu veriler, kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, ekonomik kalkınma ve gıda güvencesi bakımından da stratejik önem taşıdığını gösteriyor. ​Türkiye’de yürütülen kırsal kalkınma programları, kadın ve genç girişimcilere sağlanan öncelikler ve kooperatifçilik çalışmaları bu alanda önemli bir zemin oluşturuyor. Bu çalışmaların eğitim, mentorluk, teknoloji kullanımı, markalaşma ve sürdürülebilir pazar erişimiyle desteklenmesi, daha kalıcı ve ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. ​Bu noktada TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuzun çalışmaları da büyük önem taşıyor. İl Kadın Girişimciler Kurullarımız, koordinatör oda ve borsalarımız ile sahada gönüllülükle görev yapan kurul üyelerimiz, 81 ilde geliştirdikleri projelerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını destekliyor. ​Bu çalışmaların önemli örneklerinden biri, bugün 41 ilimizde uygulanan “Tarımda Kadın Eli” projesidir. Bu projeyi dönemsel bir çalışma olmanın ötesinde, ölçülebilir sonuçlar üreten uzun vadeli bir kırsal kalkınma modeli olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz; kadınların üretimin her aşamasında söz sahibi olması, emeklerinin ekonomik değere dönüşmesi, kendi gelirlerini elde edebilmesi ve sürdürülebilir ticari yapıların kalıcı bir parçası hâline gelmesidir. ​Özel sektörün de üretim planlaması, sözleşmeli tarım, teknik destek ve düzenli alım modelleriyle bu sürece katkı sunması gerektiğine inanıyorum. Biz de Reis Gıda olarak “Reis Bakliyat Köyleri” projemizle üreticilerin doğru tohuma, üretim bilgisine, teknik desteğe ve güvenilir pazara erişimini destekleyen bütüncül bir model uyguluyoruz. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi arasındaki iş birliklerini güçlendiren, kadınların üretimden yönetime kadar tarımın her alanında daha etkin rol üstlendiği kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olmasını diliyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Son yıllarda kadınların dijital becerilerini geliştirmeye yönelik çok değerli projeleri TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurulu olarak da yürütüyoruz. “Dijitalde Hayat Kolay” and “Geleceği Yazan Kadınlar” gibi çalışmalar, kadınların teknolojiyle, e-ticaretle ve yeni iş modelleriyle buluşmasına önemli katkılar sağladı. ​Ticaret Bakanlığımız da 2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini ve e-ticaretteki rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birliği protokolü imzaladı. ​Bu çalışmaların kırsaldaki kadınlara yönelik özel içeriklerle de bütünleşmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü tarımda dijital dönüşüm yalnızca ürünün internet üzerinden satılması anlamına gelmiyor. Kadın çiftçinin üretim maliyetini hesaplaması, destekleri takip etmesi, hava ve toprak verilerine ulaşması, dijital tarım uygulamalarını kullanması ve ürününü doğrudan tüketiciyle buluşturması da bu dönüşümün parçasıdır. ​Köylerde kurulabilecek dijital eğitim noktaları, mobil eğitim ekipleri ve yerel mentorluk ağları bu süreci hızlandırabilir. Amaç, kadınların yalnızca teknolojiyi kullanması değil; teknolojiyi üretimlerini geliştiren ve pazara erişimlerini kolaylaştıran bir araca dönüştürmeleridir.'' ​Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Elbette mümkündür. Kadınlar tarımsal üretimin her aşamasında çok değerli bir sorumluluk üstleniyor. Tohumun hazırlanmasından ekime, hasattan ürünün işlenmesine ve sofraya ulaştırılmasına kadar kadın emeğinin güçlü bir katkısı bulunuyor. ​Bu emeğin ekonomik değere dönüşmesi için kadınların kayıtlı üretime, sosyal güvenceye, finansmana ve satış kanallarına erişiminin desteklenmesi gerekiyor. Kadın üreticilerin maliyet yönetimi, ürün geliştirme, paketleme, markalaşma ve e-ticaret gibi alanlarda güçlendirilmesi de girişimciliğe geçişi kolaylaştıracaktır. ​Kooperatifler, bu dönüşümde önemli bir dayanışma ve üretim modeli sunuyor. Kooperatiflerin profesyonel yönetim, kalite, lojistik, markalaşma ve pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesiyle kadınların ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırması mümkün olabilir. ​Biz Reis Gıda olarak kadın kooperatifleriyle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde yaklaşık 300 kadının iş gücüne katılımına katkı sağladık. Tecrübemiz bize kadınların bilgi, üretim desteği ve pazar imkanıyla buluştuklarında çok güçlü ve sürdürülebilir girişimler oluşturabildiklerini gösteriyor.'' ​Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Eğitim modellerinin kadınların günlük hayatına, üretim takvimine ve bulunduğu bölgenin koşullarına uyumlu olması gerektiğini düşünüyorum. Mobil eğitim araçları, köylerde gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalar, kooperatiflerde oluşturulan eğitim noktaları ve dijital eğitim platformları bu konuda etkili çözümler sunabilir. ​Eğitim saatlerinin tarımsal faaliyetlere göre planlanması, ulaşım ve çocuk bakım desteğinin sağlanması katılımı kolaylaştıracaktır. İnternet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde ise çevrimdışı kullanılabilen içerikler ve telefonla danışmanlık modelleri değerlendirilebilir. ​Mentorluk da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Aynı bölgeden başarılı kadın üreticilerin bilgi ve tecrübelerini paylaşması, kadınlara hem yol gösterir hem de cesaret verir. Eğitimin yalnızca bilgi aktaran değil, kadınları üretime ve girişimciliğe hazırlayan sürekli bir gelişim modeli olması gerektiğine inanıyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Toprak ve sürdürülebilir gelir temel unsurlardır. Ancak gençlerin kırsalda kalabilmesi için sosyal, kültürel ve teknolojik imkânların da geliştirilmesi gerekiyor. ​Genç bir kadın; eğitime, sağlık hizmetlerine, güvenli ulaşıma, internete ve sosyal yaşama erişebildiği bir yerde geleceğini daha güçlü kurabilir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim üzerinden değil, yaşam kalitesini geliştiren bütüncül bir anlayışla ele almalıyız. ​Akıllı köy uygulamaları, ortak çalışma alanları, kreşler, kültür merkezleri ve gençlerin sosyal hayata katılabilecekleri ortamlar kırsal yaşamı daha cazip hale getirebilir. Tarımsal üretimin yanı sıra gıda işleme, e-ticaret, kırsal turizm, gastronomi ve tarım teknolojileri gibi yeni çalışma alanlarının geliştirilmesi de genç kadınlara farklı fırsatlar sunacaktır. ​Genç kadınların köylerinde yalnızca üretim yapmalarını değil; kendilerini geliştirebilecekleri, karar süreçlerine katılabilecekleri ve geleceklerini güvenle kurabilecekleri bir yaşam oluşturabilmelerini hedeflemeliyiz. Çünkü kadın güçlendiğinde aile, kırsal ekonomi ve ülkemizin tarımsal geleceği de güçlenir.''

Dalaman’da 5. İncir Ve Nar Festivali Kapılarını Açtı Haber

Dalaman’da 5. İncir Ve Nar Festivali Kapılarını Açtı

Dalaman Belediyesi ev sahipliğinde, bölgenin en önemli tarımsal değerleri olan incir ve narı tanıtmak ve Yörük-Türkmen kültürünü yaşatmak amacıyla düzenlenen 5. Dalaman İncir ve Nar Festivali büyük bir coşkuyla başladı. Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilen ve üç gün sürecek olan festivalin ilk gün programı, renkli görüntülere sahne oldu. Festivalin açılışına Dalaman Kaymakamı Ferhat Vardar, Yeni Parti Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, Belediye Başkan Yardımcıları İlhan Kural, Rıza Kurt ve Eray Yıldız, siyasi parti ilçe başkanları, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş, Dalaman Ziraat Odası Başkanı Aydın Çepel, belediye meclis üyeleri, oda başkanları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, mahalle muhtarları, Yörük Türkmen dernekleri ve vatandaşların yoğun katılımıyla; birlik, beraberlik, dostluk ve kardeşlik içerisinde gerçekleştirildi. Festival, belediye önünden Cumhuriyet Meydanı’na uzanan temsili yörük göçü yürüyüşüyle başladı. Dalaman Belediye Başkanı Sezer Durmuş ve eşi Binnaz Durmuş, yöresel kıyafetleriyle dikkat çekti. Çiftçilerin traktörlerle katıldığı yürüyüş boyunca davul zurna eşliğinde oyunlar oynandı. Yürüyüşün hemen ardından Aydın Germencik Belediyesi Çiçek Kızlar Folklor Ekibi'nin sergilediği halk oyunları gösterisi meydandakilere keyifli anlar yaşattı. BAŞKAN SEZER DURMUŞ: "GELECEK NESİLLERE GÜÇLÜ BİR TARIM KÜLTÜRÜ BIRAKMAYI ÖNEMSEYEN BİR BELEDİYEYİZ" Açılış töreninde konuşan Dalaman Belediye Başkanı Sezer Durmuş, Dalaman'ın bereketli topraklarını, üretim yapan çiftçileri ve Yörük kültürünü yaşatmanın önemine vurgu yaptı. Başkan Durmuş, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Dalaman’ımızın bereketli topraklarını, alın teriyle üretim yapan çiftçilerimizi, Yörük kültürümüzü, geleneklerimizi ve bizi biz yapan değerlerimizi hep birlikte yaşatmak için 3 gün boyunca beraberiz. İncirimiz de narımız da bu toprakların bereketinin birer simgesi. Bizler Dalaman Belediyesi olarak üreticimizin emeğinin değer görmesini, yerel ürünlerimizin tanıtılmasını ve gelecek nesillere güçlü bir tarım kültürü bırakılmasını çok önemsiyoruz." DALAMAN İNCİRİ MARKALAŞMA YOLUNDA Festivalde konuşan Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) Başkanı Bülent Karakuş, Dalaman İncirinin coğrafi işaretle tescillenmesi amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvuruda bulunduklarını belirtti. Amaçlarının yalnızca ürünleri alıcıyla buluşturmak olmadığını ifade eden Karakuş, “Ürünlerimizi markalaştırmak, katma değerini artırmak ve üreticimizin daha fazla kazanmasını sağlamak istiyoruz. Çünkü üretici kazanırsa Dalaman kazanır, Dalaman kazanırsa Muğla kazanır” dedi. Festivalin Dalaman’ın inciri, narı ve tarımsal potansiyelinin tanıtımı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Karakuş, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti. Dalaman Ziraat Odası Başkanı Aydın Çepel de, festivalin düzenlenmesinde emeği geçen başta Dalaman Belediye Başkanı Sezer Durmuş olmak üzere İlçe Tarım Müdürlüğü, kurum ve kuruluşlar, üreticiler ve gönüllülere teşekkür etti. Festivalin Dalaman’a ve üreticilere hayırlı olmasını dileyen Çepel, “Festivalimizin bereketli ve güzel sonuçlara vesile olmasını, bereketimizin daim olmasını diliyorum” dedi. Resmi açılış konuşmaları ve kurdele kesim töreninin ardından, keşkek dövme ve ikramı gerçekleştirildi. Katılımcılar, Cumhuriyet Meydanı’na kurulan Yörük çadırlarını ve yöresel ürün stantlarını gezerek yerel lezzetleri ve el emeği ürünleri inceleme fırsatı buldu. Festival kapsamında Dalaman Belediye Başkan Yardımcısı Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. İlhan Kural ile İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Ziraat Yüksek Mühendisi Koray Karataş, incirin üretiminden geleceğine uzanan süreçte bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştılar. GECE MÜZİKLE TAÇLANDI İlk günün akşam programında ise Dalamanlılar müzik dolu bir gece yaşadı. Kültür Bakanlığı THM Sanatçısı İsmail Uzunoğlu, Ümmet Çelik, cura sanatçısı Sabri Özdemir ve sipsi sanatçısı Yasin Akkaya, geleneksel ezgileriyle festival coşkusunu zirveye taşıdı. Dalaman'ın bereketini ve neşesini yansıtan festival, yarışmalar, gastronomi şovları ve halk oyunlarıyla devam edecek. Etkinliğin son gününde ise Kapukargın Mahallesi’nde Nar Hasadı Şenliği gerçekleştirilecek ve akşamında Cumhuriyet Meydanı’nda Manuş Baba Konseri ile festival coşkusu final yapacak.

ETB Başkan Adayı Ahmet Oğuz'dan Güçlü Borsa Vizyonu Haber

ETB Başkan Adayı Ahmet Oğuz'dan Güçlü Borsa Vizyonu

Eskişehir Ticaret Borsası (ETB) Yönetim Kurulu Başkan Adayı Ahmet Oğuz, üyeyi merkeze alan, sahada aktif, dijitalleşen, lisanslı depoculukta güçlenen ve tarım ekonomisine yön veren yeni borsa vizyonunu kamuoyuna duyurdu. Düzenlenen proje tanıtım toplantısında konuşan Oğuz, Eskişehir’in tarım ve hayvancılık potansiyelini harekete geçirecek kapsamlı bir dönüşüm sürecini başlatmayı hedeflediklerini belirtti. "Güçlü, Üreten, Bereketli Borsa" anlayışıyla yola çıktıklarını vurgulayan Ahmet Oğuz; borsa üyelerinin ihtiyaçlarına çözüm üreten, ortak akılla hareket eden ve Eskişehir’in tarım ile hayvancılık hayatına yön veren güçlü bir idari yapı ortaya koyacaklarını ifade etti. "Geleceğe Katılımcı Yönetim Anlayışıyla Yürüyeceğiz" Eskişehir’in köklü ticari geçmişinden güç aldıklarını ve gençliğin enerjisini alanında uzman bir ekibin deneyimiyle birleştirdiklerini belirten Oğuz, şu değerlendirmelerde bulundu:“Üyelerimizin desteğiyle Eskişehir Ticaret Borsası’nda yeni bir dönemi başlatacağız. Eskişehir Ticaret Borsası’nı; üyelerinin arkasında kale gibi duran, şehre yön veren, üreticinin emeğini koruyan, tüccarın önünü açan ve çözüm üreten güçlü bir yapıya dönüştürmek istiyoruz. Hedefimiz, Eskişehir’in tarım, hayvancılık ve gıda ekonomisine değer katan, bölgesine örnek bir borsa oluşturmaktır.” Sektörel komisyonlar ve düzenli istişare mekanizmaları kuracaklarını belirten Oğuz, borsa üyelerinin görüş ve taleplerinin yönetim süreçlerine çok daha güçlü bir şekilde yansıtılacağını vurguladı. "Makamda Oturan Değil, Sahada Olan Bir Borsa Yönetimi" Yaklaşık 100 yıllık ticari birikime sahip bir gelenekten geldiğini ve 2018 yılından bu yana ETB bünyesinde meclis üyeliği ile yönetim kurulu üyeliği görevlerini sürdürdüğünü hatırlatan Ahmet Oğuz, elde ettiği tecrübeyle sektörün sorunlarına hakim olduğunu ifade etti. Borsanın sadece tescil işlemleri yapan bir yer olmaktan çıkarılıp üretici ve tüccarın sorunlarına doğrudan dokunan bir kuruma dönüştürüleceğini belirten Oğuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Borsa; makamda oturan değil, üyenin ve üreticinin yanında duran bir kurum olmalıdır. Tarlada, fabrikada, pazarda ve ilçelerde üyelerimizi dinleyen; sorunları ertelemeyen ve çözüm üreten bir anlayışı hayata geçirmek için uğraşacağız.” Öncelikli Hedefler: Depolama, Finansman ve Dijital Dönüşüm Hazırladıkları program dâhilinde ETB'yi çağın ve sektörün ihtiyaçlarına göre şekillendireceklerini ifade eden Başkan Adayı Ahmet Oğuz; yetersiz depolama, ilçelerdeki hizmet eksikliği, dijital altyapı yetersizliği, laboratuvar maliyetleri, finansmana erişim güçlükleri ve modern mezbaha ihtiyacını öncelikli gündem maddeleri arasına aldıklarını duyurdu. Ahmet Oğuz'un Eskişehir tarımı ve hayvancılığı için hayata geçirmeyi planladığı temel proje ve yatırımlar şunlardır: Tarım, Ticaret ve Eğitim Yerleşkesi: Üyelerin ihtiyaçlarına uygun depo ve ofis alanları, lisanslı depoculuk ve finansman merkezi, gelişmiş analiz laboratuvarı, eğitim alanları, genç çiftçi ve tarımsal inovasyon merkezi ile sosyal donatılar tek çatı altında toplanacak. Lisanslı Depoculuk ve ELÜS: Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) sistemi ve lisanslı depoculuk kent genelinde yaygınlaştırılacak. Böylece üreticiler ürünlerini uygun koşullarda depolayabilecek, hasat dönemindeki fiyat baskısından kurtulacak ve saklanan ürünleri finansmana erişimde teminat olarak kullanabilecek. Et ve Hayvancılık Değer Zinciri Çalışma Grubu: Şehre modern, hijyenik ve yüksek kapasiteli bir mezbaha kazandırılması için Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, sektör temsilcileri ve üreticilerin katılımıyla çalışmalar yürütülecek. Bu adımla kayıtlı ticaret ve gıda güvenliği teminat altına alınacak. Dijital Borsa ve Mobil Hizmetler: Borsa Üye Hizmet Merkezi, Dijital Borsa ve Mobil Üye Platformu ile işlemler dijitalleşecek. Eğitim ve Veri Odaklı Projeler: Eskişehir Çiftçi ve Tarım Akademisi, Eskişehir Tarım Veri Merkezi, Üye İçin Finansman Köprüsü, Ziraî Danışmanlık ve Verimli Üretim Programı ile Genç Çiftçi ve Tarım-Hayvancılık Girişimciliği Programı hayata geçirilecek. Markalaşma ve Coğrafi İşaret: Eskişehir’e özgü yerel ürünlerin katma değerini artırmak adına markalaşma süreçleri desteklenecek ve coğrafi işaret çalışmaları hızlandırılacak.

Interfresh Eurasia Fuarı 80 Ülkeden Alıcıları İzmir’de Buluşturdu Haber

Interfresh Eurasia Fuarı 80 Ülkeden Alıcıları İzmir’de Buluşturdu

Türkiye’nin yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörünün en önemli uluslararası buluşmalarından Interfresh Eurasia Sebze, Meyve, Ambalaj, Depolama, Lojistik, Tarım Makine ve Teknolojileri Fuarı İzmir’de üçüncü kez kapılarını açtı. Fuarın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, 2026 yılının 8 aylık döneminde tarım ürünleri ihracatımızın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,8 artarak 21,7 milyar dolara ulaştığını dile getirdi. Taze meyve sebze ve mamul ihracatı 8 ayda 4 milyar doları aştı Tarım sektöründeki güçlü yapının önemli bileşenlerinden birini yaş meyve ve sebze sektörünün oluşturduğunu paylaşan Kılıçkaya, “2025 yılında yaş meyve ve sebze ihracatımız 3,2 milyar dolar, meyve ve sebze mamulleri ihracatımız ise 2,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk sekiz ayında ise yaş meyve ve sebze ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45 artarak 2,3 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde meyve ve sebze mamulleri ihracatımız 1,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece yaş meyve ve sebze ile mamullerini birlikte değerlendirdiğimizde, yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 4 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmış durumdayız. Bizim açımızdan asıl fırsat da burada. Yaş üründeki güçlü üretim kapasitemizi; işleme, ambalaj, teknoloji, marka ve yenilikçi ürünlerle daha yüksek katma değere dönüştürmek” diye konuştu. “Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca daha fazla ürün ihraç etmek değil; birim değeri yükselen, pazarda süreklilik sağlayan ve daha fazla katma değerin ülkemizde kaldığı bir ihracat yapısını güçlendirmek” diyen Kılıçkaya sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu dönüşümün en güçlü merkezlerinden biri de kuşkusuz İzmir. Tarih boyunca Anadolu’nun dünyaya açılan önemli ticaret kapılarından biri olan İzmir, bugün de üretim kültürü, liman altyapısı ve güçlü ihracat ekosistemiyle ülkemizin dış ticaretinde öncü şehirlerimiz arasında yer alıyor. 2025 yılında İzmir’in toplam ihracatı 23,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, bunun yaklaşık 4,3 milyar dolarlık bölümünü tarım ürünleri oluşturdu. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak firmalarımızın yalnızca ürünlerini üretmelerini değil; dünyaya açılmalarını, yeni pazarlara girmelerini ve girdikleri pazarlarda kalıcı olmalarını sağlayacak güçlü bir destek ekosistemi oluşturuyoruz. Fuar desteklerinden ticaret ve alım heyetlerine, UR-GE projelerinden markalaşma ve TURQUALITY programlarına kadar çok geniş bir alanda ihracatçılarımızın yanındayız. Tarım sektöründe 1.225 firmamızın yer aldığı 48 aktif UR-GE projesi yürütüyoruz. Tarım ve gıda alanında 48 markamız Marka ve TURQUALITY programlarımız kapsamında destekleniyor. Fuarları da yeni pazarlara açılmanın en etkili araçlarından biri olarak görüyoruz. 2026 yılında tarım, gıda ve gıda teknolojileri alanında 200 fuarı bireysel katılım, 56 fuarı ise milli katılım kapsamında destekliyoruz. Ülkemizde düzenlenen 6 fuar da destek kapsamımızda bulunuyor. Bütün bu çalışmalar için ihracatçılarımıza ayırdığımız kaynağı 2025 yılındaki 33 milyar TL seviyesinden 2026 yılında 45 milyar TL’ye yükselttik.” Öztürk: “Ege Bölgesi dünyanın gıda ambarı” Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye’nin 36,5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının 7,5 milyar dolarlık diliminin Ege Bölgesi’nden yapıldığını, Ege Bölgesi’nin dünyanın gıda ambarı konumunda olduğunu söyledi. “Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatından yüzde 21 pay alıyoruz” diye konuşan Öztürk; “Yaş meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve sektörlerimiz Türkiye genelinde son bir yıllık dönemde 8,5 milyar dolarlık ihracata imza attı. Ege Bölgesi bu ihracattan 2 milyar 300 milyon dolarlık pay aldı. Kuru meyve ve meyve sebze mamulleri ihracatında Türkiye’nin lideri konumundayız. Taze meyve sebze üretiminde ve ihracatında da güçlü bir üretim ve ihracat merkeziyiz. İzmir’de Dikili, Bayındır ve Kınık’ta tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerine yönelik çalışmalar hızla ilerliyor. Bu üç bölgemizin sağlayacağı itici güçle önümüzdeki beş yılın sonunda Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatında 10 milyar dolara ulaşacak potansiyele ulaşacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. Fuar üretim ve ihracat potansiyelinin artmasına katkı sağlayacak Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık ise yaş meyve ve sebze sektörünün üretimden ihracata, istihdamdan kırsal kalkınmaya kadar Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Ege Bölgesi ve İzmir’in güçlü üretim yapısı, ürün çeşitliliği, lojistik altyapısı ve ihracat tecrübesiyle bu yapının en önemli merkezleri arasında yer aldığını belirten Balık, sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren uluslararası organizasyonların İzmir’de düzenlenmesini son derece değerli bulduklarını ifade etti. Balık, “Interfresh’in yeni ticari bağlantıların kurulmasına ve özellikle Ege Bölgesi’nin üretim ve ihracat potansiyelinin uluslararası alıcılara daha güçlü şekilde tanıtılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. Yıldır; “Tarım Master Planı için çalışmalarımız sürüyor” Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, tarımın çok geniş ve yaşamsal bir alan olduğunu belirterek, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretimin her aşamasında destek sağladıklarını ve Tarım Master Planı için çalışmaların sürdüğünü söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal üretim sürecinin her aşamasında yer aldıklarını ifade eden Yıldır, “Tarımsal hizmetler dediğimiz zaman sudan tutun da verilen ekipman ve malzemelere kadar üretimin her aşamasında bulunuyoruz. Böyle olduğu için bu konuda bir çalışma gerçekleştirdik. Tarım Master Planı raporu hazırladık. Şu anda taslak aşamasında. Katılımcılarımızın da bu taslaktan haberdar olmasını ve düşüncelerini bizlerle paylaşmasını istiyoruz. Her şeyin master planı var ama tarımın master planının bütün bunların içerisinde en önemlilerinden biri olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Tarımda sürdürülebilirliğin önemine de dikkat çeken Dr. Zafer Levent Yıldır, her alana sürdürülebilirlik bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal planlama çalışmaları kapsamında kırsalda yaşayan gençlere yönelik bir araştırma da yaptıklarını belirten Yıldır, “Kırsalda yaşayan gençliğin yaşam ve gelecek planları üzerine bir anket raporu hazırlattık. Tarım alanında ciddi bir iş gücü sorunumuz var. Bu konuda birtakım önlemlerin alınmasını ve desteklerin sağlanmasını en kısa sürede başarmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. “Destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) önemli bir tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğunu belirten KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Interfresh Eurasia Fuarı’nın büyük emeklerle gerçekleştirildiğini söyledi. Tatar, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 7 milyar doları aşmakta olan bu sektördeki ihracatının yanı sıra hala ambargo altında bulunan ve kolay kolay ticaret yapamayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin narenciyesini, portakalını ve her türlü yaş meyve sebzesini buradan dünyaya pazarlamak için destek olan herkese yürekten teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. KKTC’nin üretim ve girişimcilik potansiyelinin her geçen gün arttığını ifade eden Tatar, “Potansiyelimiz ve girişim yeteneklerimiz artmıştır. Elbette birtakım zorluklar vardır, ancak bu sektör önemlidir. Üreticimizin, sanayicimizin ve sektör paydaşlarının ekonomik olarak ayakta durmaları, istihdam yaratmaları ve ekonomiye katkı sağlamaları için sektörü büyütüp geleceğe taşıyabilmemiz adına yatırıma ihtiyaç vardır” diye konuştu. Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz da Interfresh Eurasia Fuarı’nın Türkiye’nin yaş meyve sebze sektörünün üretim ve ihracattaki gücünü uluslararası platformda ortaya koyan önemli bir buluşma olduğunu söyledi. Kaçmaz, fuar kapsamında kurulacak yeni iş bağlantıları ve ticari anlaşmaların üreticiye, ihracatçıya ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağına inandığını ifade etti. “Yabancı alıcı sayısı yüzde 300 arttı” Interfresh Eurasia Fuarı Genel Koordinatörü Murat Özer de fuarın uluslararası etkinliğini her geçen yıl artırarak yoluna devam ettiğini söyledi. 2018 yılından bu yana özellikle yurt dışından gelen alıcı sayısını bu yıl yüzde 300 artırdıklarını ifade eden Özer, fuar alanında 80’in üzerinde ülkeden 580’i aşkın kayıtlı yabancı alıcıyı ağırlayacaklarını belirtti. Fuar boyunca bin 300’ün üzerinde ikili iş görüşmesinin gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade eden Özer, “Amacımız Interfresh’i her yıl üzerine koyarak geliştirmek, uluslararası etkinliğini artırmak ve yurt dışında sektörümüzün önemli bir vitrini haline getirmek. Bugün itibarıyla Türkiye’nin tek yaş meyve sebze fuarı olarak büyüyerek yolumuza devam ediyoruz” dedi. Bu yıl Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin fuarın partner ülkesi, Denizli’nin ise partner şehri olduğunu belirten Özer, Denizli’nin üretim gücünü fuara taşımasından ve gösterdiği güçlü katılımdan duydukları memnuniyeti dile getirdi. İnterfresh Eurasia Fuarı 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Gaziemir Fuar İzmir alanında ziyaretçileri ağırlayacak.

TABİP’te Üretimden Markalaşmaya Uzanan Hasat Haber

TABİP’te Üretimden Markalaşmaya Uzanan Hasat

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Projesi (TABİP), Ar-Ge’den üretime, işleme ve markalaşmaya uzanan bütüncül modeliyle tarımsal üretime ekonomik değer katıyor. Proje kapsamında Kocaeli Üniversitesi Arslanbey Yerleşkesi’ndeki Ar-Ge ve Üretim Sahası’nda 2026 yılının ikinci hasadı gerçekleştirildi. Yaklaşık 100 dekarlık Ar-Ge alanının 17 dekarlık bölümünde yetiştirilen kekik, nane ve melisa, Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam edilen kadın personel tarafından toplandı. ARSLANBEY’DE ARAŞTIRMA, SAHADA ÜRETİM Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen TABİP kapsamında, Kartepe Arslanbey’de Kocaeli’nin iklim ve toprak yapısına uygun tıbbi ve aromatik bitkilerin belirlenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştiriliyor. Farklı yetiştirme yöntemlerinin uygulandığı Ar-Ge sahasında elde edilen sonuçlar değerlendirilerek başarılı üretim teknikleri kent genelindeki tarım alanlarına aktarılıyor. Böylece Arslanbey’deki saha, yalnızca üretim yapılan bir alan değil, Kocaeli tarımında alternatif ve katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yürütüldüğü bir merkez olarak öne çıkıyor. HASATTAN KATMA DEĞERLİ ÜRÜNE TABİP kapsamında üretim, hasatla sınırlı kalmıyor. Arslanbey’de toplanan tıbbi ve aromatik bitkiler, Büyükşehir Belediyesi’nin Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Distilasyon Merkezi’nde işlenerek uçucu yağlar ve farklı doğal içeriklere dönüştürülüyor. Elde edilen ürünler; kozmetik, ilaç ve takviye edici gıda başta olmak üzere çeşitli sektörlerde değerlendiriliyor. Böylece tarımsal üretim, işleme süreçleriyle birlikte daha yüksek ekonomik değere sahip ürünlere dönüştürülüyor. ORMANYA MARKASIYLA TÜKETİCİYE ULAŞIYOR TABİP’in üretim zincirinin önemli aşamalarından birini de markalaşma oluşturuyor. Proje kapsamında yetiştirilen biberiye, tıbbi nane, melisa, lavanta ve kekik gibi bitkilerden elde edilen ürünler, Ormanya markası altında çay, kolonya, diş macunu, doğal kozmetik, uçucu yağ ve takviye edici gıda gibi farklı ürün gruplarıyla tüketiciye sunuluyor. Bu süreçte Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki SEKAPark A.Ş. de aktif rol üstleniyor. SEKAPark A.Ş., üretim ve işleme süreçlerinin yanı sıra Ormanya markalı ürünlerin ticari olarak tüketiciyle buluşturulmasına katkı sağlıyor. KADIN EMEĞİ ÜRETİME DEĞER KATIYOR Arslanbey’de gerçekleştirilen ikinci hasatta kekik, nane ve melisanın toplanmasında Büyükşehir Belediyesi tarafından istihdam edilen kadın personel görev aldı. Böylece TABİP, tarımsal üretimin yanı sıra kadın istihdamına da katkı sunuyor. Ar-Ge ile başlayan süreç; üretim, hasat, distilasyon, markalaşma ve satış aşamalarının ardından vatandaşın günlük yaşamında kullandığı ürünlere dönüşüyor. TABİP ile Kocaeli’nin tarımsal potansiyelinin katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülmesi ve üretimin ekonomik değerinin artırılması hedefleniyor.

AKİB İhracatını Yüzde 19 Artırarak 1,45 Milyar Dolara Taşıdı Haber

AKİB İhracatını Yüzde 19 Artırarak 1,45 Milyar Dolara Taşıdı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), 2026 yılının ağustos ayında ihracatını geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19 artırarak 1,45 milyar dolara taşıdı. AKİB’in yılın sekizinci ayındaki ihracat performansında demir ve demir dışı metaller, yaş meyve sebze, hazır giyim ve konfeksiyon sektörlerinde yüksek oranlı artışlar öne çıkarken Malta, Birleşik Krallık, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Libya, ABD pazarlarındaki güçlü hareketlilik dikkat çekti. AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, ağustos ayında bölge ihracatında rakamsal artış kadar ihracatın sektörler ve pazarlar arasındaki dağılımının da önemli olduğunu belirtti. Hıradağı, “Bu performans, Akdenizli ihracatçıların küresel ticaretteki dalgalanmalara rağmen üretim gücünü, girişimcilik kapasitesini ve pazar çeşitlendirme kabiliyetini koruduğunu ve geliştirdiğini gösteriyor. Sanayi ürünlerimizdeki yüksek ihracat hacmini tarım ve hazır giyim sektörlerimizdeki güçlü artışlarla birlikte değerlendirdiğimizde, AKİB’in değişen rekabet koşullarına hızla uyum sağlayan, yeni pazarlara erişim kapasitesini artıran dinamik bir ihracat yapısına sahip olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz, bu güçlü tabanı yüksek katma değerli üretim, markalaşma, teknoloji ve inovasyon yatırımlarıyla daha ileri taşımak olacak. Akdeniz’i yalnızca yüksek ihracat yapan değil, küresel tedarik zincirlerinde daha fazla söz sahibi olan, teknoloji ve katma değer üreten güçlü bir üretim ve ihracat merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz.” dedi. “Bünyemizdeki 8 Birliğin 5'inde çift haneli artış yakaladık” AKİB'in ağustos ayı ihracat performansını bağlı Birlikler bazında değerlendiren Başkan Hıradağı, şunları söyledi: "Yılın sekizinci ayında en yüksek ihracat değerlerine demir ve demir dışı metaller, kimyevi maddeler ve mamulleri ile hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörlerinde ulaştık. Bünyemizdeki 8 Birliğin 5'inde çift haneli artış yakaladık. Yaş meyve ve sebzede yüzde 83, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 80, demir ve demir dışı metallerde yüzde 32 oranında ihracatımızı artırdık. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 456,4 milyon dolar değer ile ilk sırada yer aldı. Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 351,4 milyon dolar değer ile ikinci, Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 148,4 milyon dolar değer ile üçüncü sırada yer aldı. Yine ağustos ayında Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz 109,3 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 103,3 milyon dolar, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 98,2 milyon dolar, Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 91 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz ise 44,2 milyon dolarlık ihracata imza attı.” “İhracat haritamızdaki çift haneli büyümeler dikkat çekici” Ağustos 2026 döneminde de bölge ihracatının ülke bazında güçlü bir çeşitlilik sergilediğini belirten Hıradağı, özellikle Avrupa, Amerika ve Kuzey Afrika pazarlarında dikkat çekici artışlar yakalandığını söyledi. Ağustos ayında en fazla ihracatın 141,6 milyon dolarla Irak’a gerçekleştirildiğini kaydeden Hıradağı, ABD’ye 68,9 milyon dolar, İtalya’ya 59,1 milyon dolar, KKTC’ye 50,9 milyon dolar ve Malta’ya 49,6 milyon dolar ihracat yapıldığını ifade etti. Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre ihracat hacminde en güçlü ivmelenmenin yaşandığı ülkeleri değerlendiren Hıradağı, Malta, Birleşik Krallık, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Libya, ABD pazarlarının öne çıktığını vurguladı. Düşük baz etkisiyle Malta pazarında 5 haneli dikkat çekici bir sıçrama yaşandığını belirten Hıradağı, ağustos ihracatının bu ülkede 49,6 milyon dolara ulaştığını kaydetti. Birleşik Krallık'a yapılan ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 80 artışla 38,1 milyon dolara, KKTC'ye yönelik satışların yüzde 53 artışla 50,9 milyon dolara yükseldiğini belirten Hıradağı, Libya pazarının yüzde 51 artışla 30,1 milyon dolara, Amerika Birleşik Devletleri'nin ise yüzde 47 artışla 68,9 milyon dolara ulaştığını ifade etti. Hıradağı, Polonya, Ukrayna, Fransa, Mısır, Gürcistan, Rusya ve Fas pazarlarında da çift haneli artışlara imza attıklarını aktardı. Ocak-Ağustos 2026 döneminde AKİB’in toplam ihracatının yüzde 15 artışla 12,43 milyar dolara ulaştığını belirten Hıradağı, yıllıklandırılmış ihracatın ise 18,39 milyar dolar seviyesine yükseldiğini ifade etti. Hıradağı, yılın son çeyreğinde küresel pazarlardaki etkinliklerini daha da artırarak ihracatta sürdürülebilir büyümeyi güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti.

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı'dan "Yeni Nesil Sanayicilik" Vizyonu Haber

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı'dan "Yeni Nesil Sanayicilik" Vizyonu

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, geleceğin sanayicisinin sadece fabrikasını değil; enerjisini, verisini, karbonunu, finansmanını ve teknolojisini yönetebilen, dünyadaki değişimi önceden okuyan bir profile sahip olması gerektiğini belirtti. Karabağlı, adaylık sürecinde sanayicileri bu yeni nesil yeteneklerle donatmayı ana hedef olarak belirlediklerini dile getirdi. Başkan adaylığı kapsamında SwissÔtel Büyük Efes İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Karabağlı; adaylık vizyonunu, yönetim felsefesini ve hazırladıkları projeleri paylaştı. "Hayalim: İzmir’i Türkiye’nin Teknoloji Başkenti Yapmak" Mustafa Karabağlı, konuşmasında EBSO için çizdikleri vizyonu ve hedeflerini şu sözlerle özetledi:"Önümüzdeki 5-10 yılın sanayicisi sadece fabrikasını iyi yöneten sanayici olmayacak. Enerjisini, verisini, karbonunu, finansmanını ve teknolojisini yöneten; dünyadaki değişimi erkenden okuyabilen sanayici olacak. Bu yeteneklerle sanayicilerimizi donatmalıyız.Hayalim açık ve net: İzmir'i Türkiye’nin teknoloji başkenti yapmak. Üreten, teknolojiyi geliştiren, ihracat yapan, gençleri sanayiyle buluşturan, yeşil dönüşümde öncü, yüksek katma değer ve markalar yaratan, her zaman geleceğe hazırlanan bir İzmir sanayisi hedefliyoruz." Çıraklıktan Yerli Teknolojiye Uzanan Yolculuk Girişimcilik hayatına babasının demirci atölyesinde çırak olarak başladığını belirten Karabağlı, bugün yerli teknolojiyle geliştirilen %100 elektrikli hafif ticari araç üretimine uzanan bir tecrübeye sahip olduğunu vurguladı. Bu bilgi birikimini sanayicilerle paylaşmak ve yeni girişimlere destek olmak istediğini ifade etti. Sivil toplum kuruluşlarında uzun yıllardır aktif rol aldığını hatırlatan Karabağlı; ESİAD’da 12. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığını, EBSO’da ise 8 yıldır meclis üyeliği görevini sürdürdüğünü ve son 4 yıldır başkan adaylığı için hazırlık yürüttüğünü aktardı. Katılımcı ve Çoğulcu Yönetim Anlayışı Önerdikleri "Yeni Nesil Sanayicilik" anlayışının sadece bir isim değişikliği değil, yönetim felsefesinde köklü bir dönüşüm olduğunu söyleyen Karabağlı, şu değerlendirmelerde bulundu: Tepeden İnme Değil, Ortak Akılla Yönetim: EBSO’yu kararların tek merkezden alındığı bir yapıdan çıkarıp; meslek komitelerinin, çalışma komisyonlarının ve tüm üyelerin sürece dahil olduğu katılımcı bir modele dönüştüreceğiz. Kapsayıcı Temsil: Genç ve kadın sanayiciler başta olmak üzere tüm girişimcileri karar mekanizmalarına dahil edeceğiz. Çoğulculuk bizim için bir söylem değil, temel yönetim ilkesidir. Dönüşüm Hızı: Sanayide başarı artık sadece üretim miktarıyla değil; katma değer, markalaşma, dijitalleşme ve sürdürülebilirlikle ölçülüyor. Yapay zeka ve otomasyon çağında belirleyici olan faktör, dönüşüm hızı ve adaptasyon kabiliyetidir. "Odanın Bütçesi Faiz Geliri Yerine Sanayiciye Hizmete Dönüşmeli" Saha ziyaretlerinde sanayicilerin beklentilerini net bir şekilde gözlemlediklerini ifade eden Karabağlı, EBSO bütçesinin iki yıllık faiz gelirinin 200 milyon lira seviyesine ulaşmasını eleştirdi:"Tasarruf kuşkusuz önemlidir; ancak sanayicimiz, hizmet ve vizyon üretmesi gereken bir kurumun kasasında neden bu kadar para tutulduğunu ve faiz geliri elde edildiğini sorguluyor. Zorlu ekonomik koşulların yaşandığı bu dönemde bütçenin faizde bekletilmesi yerine sanayiciye hizmete dönüştürülmesi gerekirdi." EBSO Bir "Orkestra Şefi" Olacak İzmir’in sanayi kültürü, üniversiteleri, teknoloji ekosistemi, limanları ve yüksek yaşam kalitesiyle Türkiye’nin teknoloji başkenti olmaya en güçlü aday olduğunu vurgulayan Karabağlı, EBSO’nun tüm bu unsurları bir araya getiren bir "orkestra şefi" rolü üstleneceğini ifade etti. Öne Çıkan Projeler ve Dönüşüm Adımları Mustafa Karabağlı, "Birlikte üretmek, birlikte yönetmek" felsefesi doğrultusunda hayata geçirecekleri projeleri şöyle sıraladı: Meslek Komiteleri Analizi: Göreve gelir gelmez 52 meslek komitesinin güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditlerini (SWOT) analiz ederek sektörlerin detaylı röntgenini çekecekler. 100 Fabrika – 100 Dönüşüm: Gönüllü 100 sanayi kuruluşunun enerji tüketimi, dijitalleşme, yapay zeka entegrasyonu, verimlilik ve karbon ayak izi incelenerek özel dönüşüm reçeteleri hazırlanacak. EBSO; üniversite, teknoloji firması, teşvik ve finansman kaynaklarını sanayiciyle buluşturarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacak. Çözüm Destek Masaları & Sanayi Elçileri: Üyelere verilen hizmetler sistemli hale getirilecek. Yurtdışında uzmanlaşmış eski üst düzey yöneticilerden oluşacak "Sanayi Elçileri" ağıyla EBSO üyelerinin küresel ölçekte temsili sağlanacak. Üniversite-Sanayi İş Birliği: Ortak proje pazarları ve özel sanayi haftaları düzenlenecek. Genç Sanayici Meclisi kurularak yeni nesil sanayiciler tecrübeli isimlerle eşleştirilecek. EBSO Teknik Üniversitesi Hayali: EBSO Vakfı; araştırma, teknoloji geliştirme ve eğitim odaklı bir yapıya kavuşturulacak. Uzun vadede ise bir EBSO Teknik Üniversitesi kurulması hedeflenecek. Saha ve Mobil Hizmetler: Merkezden uzakta faaliyet gösteren üyeler için mobil hizmet araçları devreye sokulacak, yeni Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) kurulmasına öncelik verilecek. "Siyaset Dışı Bir Kurumuz, Herkese Eşit Mesafedeyiz" Gazetecilerin EBSO seçimlerinde siyasetin etkisi olup olmadığına yönelik sorusunu da yanıtlayan Karabağlı, tüm siyasi partilere eşit mesafede durduklarını vurguladı:"İşin, üretimin ve istihdamın tarafı olur; siyasi tarafı olmaz. Bizim tek pusulamız sanayicimizin ihtiyaçları ve EBSO’nun geleceğidir. Bugüne kadar benden siyasi bir söylem duymadınız. EBSO tamamen siyaset dışı bir kurumdur."

Kayseri Pastırması Tescillendi, Sıra Sucuk ve Mantıda Haber

Kayseri Pastırması Tescillendi, Sıra Sucuk ve Mantıda

Globalden Yerele: Kayseri Panelinde konuşan Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri iş dünyasının gelecek vizyonunu “markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık” ekseninde ortaya koydu. Borsa İstanbul’da işlem gören 12 Kayseri şirketinin bulunduğunu belirten Gülsoy, “Hedefimiz borsadaki şirket sayımızı katlamak” dedi. Kayseri Ticaret Odası 2030 vizyonunun merkezinde şirketlerin büyütülmesi, sermaye piyasalarıyla buluşturulması, yüksek teknolojiye geçiş, ihracatın artırılması ve Orta Anadolu’nun üretim merkezi haline gelmesi bulunuyor. Mobilya, elektrikli ev aletleri ve çelik kapı sektörlerinde Türkiye’nin lider üreticisi konumunda olan Kayseri, kapsamlı bir dönüşüm projesi ve lojistik yatırımları ile büyüyecek. "KAYSERİLİ ŞİRKETLERİN BORSAYA AÇILMASI İVEDİLİKLE GÜNDEME ALINMALI" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar ile KTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen “Globalden Yerele: Kayseri” başlıklı panelde, küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin Kayseri’ye etkilerini ve şehrin önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini paylaştı. Kayseri Ticaret Odası’nın 2030 vizyonunda, iş dünyasının gelecek 10 yılına ilişkin ortaya konulan yol haritasında şirketlerin kurumsallaşmasından halka arzlara, dijital ve yeşil dönüşümden yüksek teknoloji yatırımlarına, yabancı ortaklıklardan lojistik altyapının güçlendirilmesine kadar kapsamlı bir dönüşüm hedefleniyor. “Kayseri deyince akla ticaret gelir, evet doğrudur. Ancak artık şirketlerimiz kurumsallığıyla da tüm ülkede örnek olmalıdır” diyen Gülsoy, gelecek dönemin asıl hedefinin Kayseri şirketlerini daha büyük ve daha güçlü yapılara dönüştürmek olduğunu vurguladı. Bu dönüşümün en dikkat çekici başlıklarından biri ise şirketlerin sermaye piyasalarıyla buluşturulması. KTO Başkanı Gülsoy, şirketlerin büyümesi ve rekabetçi kalabilmesi için bir yol haritası belirlediklerini söyleyerek, “Ekonominin kurtuluş reçetesini; markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık olarak belirledik” dedi ve Kayseri’de birçok firmanın ilk iki aşamada önemli mesafe aldığını ifade etti. “Markalaşma safhasını çoğu işletmemiz tamamlamış noktada. Kurumsallaşma kısmı da KOBİ’sinden büyük işletmesine kadar pek çok şirketimizde tamamlanmış durumda. Artık Kayserili şirketlerimizin bir sonraki safha olan halka açılmayı, yani borsaya açılmayı ivedilikle gündeme alması gerekli” diyen Gülsoy, “Önümüzdeki dönemi 2030 vizyonu hedeflerimiz çerçevesinde şirketlerimizin borsaya açılma dönemi olarak planlıyoruz” diye konuştu ve sermaye piyasalarından sağlanacak kaynağın yalnızca halka açılan şirketi değil, şehir ekonomisinin tamamını etkileyeceğini söyledi. "İHRACATÇIMIZA YÜZDE 5 İLAVE DESTEK NEFES OLUR" İhracatçılara verilen yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğine ek yüzde 5 destek verilmesi gerektiğinin de altını çizen Gülsoy, “Enflasyonun, girdi ve enerji maliyetlerinin yükseldiği, kârlılık oranlarının sıfıra indiği, aynı zamanda finansa erişimin de zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun için devletimizin ihracatçılarımıza artı yüzde 5 daha destek vermesini talep ediyoruz. Bizim güçlü ve büyük devletimiz için bu rakam hiçbir şey değil. Bu gerçekleşirse ihracatçımız için nefes olur, moral buluruz. Şunu da özellikle belirtmeliyim ki bizim iş dünyamız enseyi karartmıyor, devletine güvenerek çalışmaya ve üretmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. BORSA İSTANBUL’DA 12 KAYSERİ ŞİRKETİ VAR Kayseri’nin sermaye piyasalarında bugün ulaştığı nokta, 2030 hedefinin başlangıç noktası olarak gösteriliyor. Borsa İstanbul’da 12 Kayseri şirketi işlem görüyor. Ayen Enerji, Erbosan Boru, Formet Metal ve Cam, Kayseri Şeker Fabrikası, Karsu Tekstil, Lüks Kadife, Mega Metal, Meysu Gıda, Oylum Sınai Yatırımlar, Rainbow Polikarbonat, Temapol Polimer Plastik ve Yataş, Kayseri’nin Borsa İstanbul’daki temsilcileri arasında bulunuyor. Gülsoy, bu sayının Anadolu açısından önemli olduğunu ancak Kayseri için yeterli olmadığını belirtti. “Kayseri’mizden 12 şirketle Anadolu’da bu konuda lideriz. Konya ve Antep dokuzar halka açık şirket barındırıyor. Ancak bu başarı bize yeter mi? Asla yetmez” ifadelerini kullanan Gülsoy, “Borsaya açılan tek bir şirketimiz, Kayseri ekonomisine neredeyse milyarlık bir fon akışı sağlıyor. Halka açılan şirketlere gelen para neticede Kayseri ekonomisine, Kayseri’deki diğer şirketlere de dolaylı olarak akıyor” şeklinde konuştu. Bu nedenle halka arz, KTO açısından yalnızca şirketlerin finansman bulmasına yönelik bir yöntem olarak değil, şehir ekonomisini büyütecek bir mekanizma olarak değerlendiriliyor. KAYSERİ; MOBİLYA, ELEKTRİKLİ EV ALETLERİ VE ÇELİK KAPIDA TÜRKİYE’NİN LİDERİ Kayseri'de üç büyük organize sanayi bölgesi var. Kayseri OSB'de bin 200'den fazla fabrika ve 80 bin civarı çalışan, Mimarsinan OSB'de yaklaşık 200 civarı fabrika ve 10 bin civarı çalışan, İncesu OSB'de ise 270'den fazla parselin yarısı kadarında işletmeler faaliyet gösteriyor ve 4 bin civarı çalışan bulunuyor. OSB’ler dışındaki sanayi işletmelerimizde ve şehrimizdeki binlerce işletmede çalışan yüz binlerce kişi ile Kayseri ekonomisi ve ticareti değer yaratmaya devam etmektedir. Kayseri’nin gurur kaynağı olan şirketlerin aslında geçmişin KOBİ’leri olduğunun altını çizen KTO Başkanı Gülsoy, “Geçmişteki KOBİ’lerimiz günümüzün büyük işletmeleri haline geldi. Bu durum şimdiki küçük ve orta ölçekli işletmelerimize de örnek olmalıdır. Dünün KOBİ’si bugünün büyük işletmesi, bugünün büyük işletmesi yarının dünya çapında işletmesidir. Kayseri Ticaret Odası yönetimi olarak biz de işletmelerimizin büyümesine vesile olmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İSO İlk 500’de 11 ve İSO İkinci 500’de yer alan 15 firmamız göğsümüzü kabartmıştır. Bu güçlü firmalarımız başta olmak üzere, üretim kapasitesi yüksek pek çok şirketimizin sermaye piyasalarına adım atarak Borsaya açılmalarını hedefliyoruz” dedi. Şirketlerin halka açılması için ilgili kurumlarla iş birliği yapacaklarını da belirten Gülsoy, sonraki aşamada ise dünya ölçeğindeki fonların ve küresel şirketlerin Kayseri firmalarına yatırım yapması, kaynak sağlaması ve yabancı ortaklıklar kurması için ticaret odası olarak yurt içinde ve dışında gerekli Kayseri Lobisini oluşturacaklarını söyledi. Gülsoy ayrıca, “Ormanımız olmadığı halde mobilya ve mobilya yan sanayi üretiminde Türkiye birincisiyiz. Elektrikli ev aletleri ve çelik kapı üretiminde yine Türkiye birincisiyiz. Savunma sanayiinde ve tekstil ürünlerinde de söz sahibiyiz” ifadelerini kullandı. ORTA ANADOLU ÜRETİM HAVZASI KAYSERİ’NİN GELECEK YÜZ YILINI KURTARACAK Kayseri'nin önümüzdeki döneme dair en büyük stratejik hedefinin ise “Orta Anadolu Üretim Havzası” olduğunu kaydeden Gülsoy, sadece Kayseri’nin değil Türkiye’nin geleceğini de ilgilendiren, sanayinin Anadolu’ya yayılmasına yönelik önemli açıklamalarda bulundu. “Marmara Bölgesi artık doldu, taştı. Sanayiyi tek bir bölgeye hapsetmek, Marmara’nın omuzlarına bu kadar yük yüklemek hem o bölgeye hem de Türkiye’nin geleceğine yazıktır. Marmara’da yaşanacak yıkıcı bir deprem, Türkiye ekonomisinin şalterini indirmek demektir. Ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşantısını riske atmamak için, yumurtaların hepsini aynı sepete koymamalıyız” diyen Gülsoy, Kırıkkale’den Ankara’ya, Konya’dan Aksaray’a, Niğde’den Mersin’e ve Kayseri’ye uzanan bir üretim koridorunun şart olduğunu söyledi. Orta Anadolu Üretim Havzası projesini 2019 yılından bu yana dile getirdiklerini ve artık somut bir devlet politikasına dönüşmeye başladığını kaydeden Gülsoy, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Sanayi Alanları Master Planı ile Marmara’daki sanayi kümelenmesinin risk haritası çıkarılacak kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Buna göre İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte büyük sanayi tesisleri ve kritik altyapılar; ulaşım ve enerji bağlantıları da dikkate alınarak incelenecek. Marmara’daki yoğunluğu azaltma hedefi doğrultusunda, İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yeni sanayi havzaları oluşturulması planlanıyor. Kayseri’mizin de içinde bulunduğu 16 ili kapsayan bu stratejik hamle, Türkiye’nin ikinci büyük sanayi koridorunu inşa edecektir. Kayseri; sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir 'çekim merkezidir'. Biz bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz. Bu vizyoner kararla hem bölgesel kalkınma farkları azalacak hem de Türkiye ekonomisi deprem riskine karşı sigortalanmış olacaktır” diye konuştu. Gülsoy, bu projenin, Kayseri ticaretinin ve sanayisinin gelecek 100 yılını kurtaracak bir dönüm noktası olduğunu söyledi. KAYSERİ’NİN 20 YILLIK GELECEĞİ İÇİN STRATEJİK PROJELER HAYATA GEÇİRİLİYOR Kayseri Ticaret Odası (KTO), yalnızca günün ekonomik sorunlarına değil, Kayseri’nin önümüzdeki 10-20 yıllık geleceğine yönelik stratejik projelere de odaklanıyor. Oda Başkanı Gülsoy, rekabetin artık teknoloji, inovasyon ve yüksek katma değer üzerinden şekillendiğine dikkat çekerek yürüttükleri projeleri anlattı. Projeler arasında Kayseri Teknoloji ve İnovasyon Kampüsü (TEKMER) öne çıkıyor. Abdullah Gül Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında girişimci ve yatırımcıların aynı ekosistemde buluşturulması hedefleniyor. Robotik, yazılım, yapay zekâ, elektronik ve makine tasarımı gibi alanlarda çalışmaların yürütüleceği merkezde, fikir aşamasındaki projelerin prototipten ticarileşmeye ve uluslararasılaşmaya kadar desteklenmesi planlanıyor. KTO Başkanı, TEKMER’in Kayseri’nin geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Biz burada sıradan bir bina yapmıyoruz; girişimcimizin tüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen bütüncül bir ekosistem kuruyoruz” ifadelerini kullandım. Projenin kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi hedefleniyor. Odanın Avrupa Birliği destekli DigiConnect projesi ile KOBİ’lerin dijital dönüşümünün hızlandırılması ve Avrupa pazarlarıyla bağlantılarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında Çekya ve Belçika’daki ticaret odalarıyla iş birlikleri geliştirilirken, son olarak Prag’da Kayserili iş insanlarının katılımıyla B2B görüşmeleri gerçekleştirildi. Gülsoy, KAGUTİM projesinin ise tamamlanarak KTO bünyesinde aktif şekilde hizmet verdiğini söyledi. KTO’nun 2026 yılı çalışmalarının merkezinde yer alan Üretim ve İhracatta Dönüşüm Programı kapsamında ise 500’ün üzerinde firmanın ziyaret edilerek üretim, ihracat, dijital ve yeşil dönüşüm, insan kaynağı ve finansmana erişim gibi alanlarda analiz edilmesi planlanıyor. Bu çalışmaların ardından Kayseri Üretim ve İhracat Stratejik Eylem Planı hazırlanacak. Oda ayrıca uluslararası öğrencilerle firmaları buluşturan Global Talent Kayseri programı, TOKİ ile süreci yürütülen Kayseri Ticaret Karma Küçük Sanayi Sitesi, gençlere yönelik KTO ERVA Spor Kulübü, savunma sanayii ve yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren KİM Teknoloji ile verimlilik ve yeşil dönüşüm çalışmaları yürüten Kayseri Model Fabrika projelerini de sürdürüyor. KTO Başkanı, tüm bu çalışmaların ortak hedefinin Kayseri’nin yalnızca ticaret ve sanayi alanında değil, teknoloji, inovasyon, ihracat ve yüksek katma değerli üretimde de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri haline gelmesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Çok mal satıp az kazanmak" yerine, nitelikli, yüksek fiyatlı, katma değer yaratan, marka değeri olan ürün üreteceğiz. Kilogram başına düşen ihracat değerimizi üst seviyelere çıkaracağız. İdari süreçlerden üretim bandına, e-ticaretten e-ihracata kadar her alanda tam dijitalleşmiş bir Kayseri iş dünyası hedefliyoruz. Gençlerimizin ve kadınlarımızın enerjisini ticarete kazandırarak, krizlere dirençli, sürekli yeni fikirler üreten güçlü bir girişimcilik altyapısı inşa ediyoruz. Bizim bütün gayretimiz; tüccarımızın, sanayicimizin yükünü hafifletmek ve Kayseri’yi küresel ligde hak ettiği yere taşımak.” “ULAŞIM OLMADAN TİCARET OLMAZ” Kayseri’nin dünya devleriyle yarıştığını ve lojistik avantajı elinde tutanların bir adım öne geçtiğini kaydeden Gülsoy, şunları söyledi: “Altını çizerek söylüyorum: Ulaşım olmadan ticaret olmaz. Biz hiçbir zaman denizimiz yok diye hayıflanmadık, sızlanmadık. Raylı sistemle Kayseri’mizi Mersin’e, İskenderun’a bağlayacak o demiryolu koridoru bizim denizimizdir. Yeni Havalimanı Terminal Binası hizmete açıldı. Hızlı tren projemiz kararlılıkla sürdürülüyor. Şu an yüzde 50’si tamamlandı, 2028’de faaliyete geçecek. Otoyol bağlantımız için ilk ihale yapıldı. Yıllardır her platformda yüksek sesle dile getirdiğimiz Lojistik Merkez’in de bugün somut adımlara dönüşmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Şunun altını özellikle ve kalın harflerle çizmek istiyorum: Lojistik Merkez sadece bir depo alanı değildir. Kayseri’ye kurulacak bu Lojistik Merkez, sadece bu şehre değil, tüm Orta Anadolu Üretim Havzası’na can suyu olacaktır. Biz bu projeyi olursa iyi olur diye değil, Kayseri için olmazsa olmaz diyerek takip ediyoruz. Biliyoruz ki ulaşım kanallarını açtığımız her nokta; Kayseri için yeni bir pazar, yeni bir aş ve yeni bir iş demektir. Bu proje, Kayseri’nin üretim gücünü dünya pazarlarına taşıyan en büyük köprümüz olacaktır. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin teknik birikimi, Büyükşehir Belediyemizin öncülüğü, Sayın Valimiz ve yerel yönetimlerimizle el ele vererek, bu projenin her bir çivisi çakılana kadar takipçisi olacağız. Çünkü biliyoruz ki ulaşım varsa hareket vardır, ticaret vardır; ticaret varsa da bereket vardır.” KAYSERİ PASTIRMASI TESCİLLENDİ, SIRA SUCUK VE MANTIDA Kayseri denilince akıllara artık sadece ticaret ve sanayi şehri değil, binlerce yıllık gastronomi kültürü de geliyor. Kayseri Ticaret Odası da bu kadim lezzetlere ve coğrafi işaretli ürünlere yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Başkan Gülsoy, “Biz Kayseri’nin sadece bugününü ve geleceğini değil, binlerce yıllık kadim mirasını da korumayı görev biliyoruz” sözleriyle Kayseri mutfağına sahip çıktıklarını belirtti. Kayseri’nin şu anda 34 tescilli coğrafi işaretli ürünü olduğunu ve bu ürünlerin 17’sinin KTO tarafından tescil ettirildiğini belirtilen Gülsoy, “Şehrimizin tescilli markalarının yarısında Kayseri Ticaret Odası’nın alın teri, imzası var. Kayseri Pastırması'nın Avrupa Birliği nezdinde tescil edilmesi sürecinde Bulgaristan karşısında verdiğimiz o büyük hukuk mücadelesinin ve kazandığımız tarihi zaferin mimarı Kayseri Ticaret Odası’dır. Şimdi sırada sucuğumuz ve mantımız var. Kayseri Sucuğu ve Kayseri Mantısı’nın da coğrafi işaret tescilini almak için çalışmalarımızı tüm hızıyla, kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.