Hava Durumu

#Mavi Ekonomi

Kırsal Haber - Mavi Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mavi Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31'e Doğru Trabzon Denizler Ve Okyanuslar Zirvesi Haber

COP31'e Doğru Trabzon Denizler Ve Okyanuslar Zirvesi

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 süreci kapsamında Trabzon’da düzenlenen Denizler ve Okyanuslar Zirvesi'de konuştu. Yaşam kaynağı okyanusların iklim risklerine dikkat çeken Bakan Kurum, Türkiye’nin dijital ikiz uygulamalarını, Akdeniz’de uluslararası merkez kurma ve mapa-şamandıra gibi adımlarını anlattı. COP31 için ülkelere iş birliği çağrısı yapan Bakan Kurum, “Mesele, insanlığın ortak evini korumaktır. Bugün vereceğimiz kararlar, yarının dünyasını şekillendirecektir. Ve tarih, iklim krizinin kapımıza dayandığı bu dönemde ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacaktır. Okyanusların korunması hepimizin, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Artık bu sorumlulukları somut adımlara dönüştürmenin zamanıdır. Gidişatı değiştirmek bizim elimizde. Ve bunun için ülkeler arasında daha güçlü iş birliğine, bilgi ve deneyim paylaşımına ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var” dedi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında Trabzon’da Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu düzenlendi. Farklı ülkelerden temsilcilerin katıldığı programda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avustralya Sürdürülebilir Okyanus Ekonomisi Yüksek Düzeyli Paneli Başbakanlık Temsilcisi Anthony Worby, UNFCCC Hükümetlerarası Destek ve Kolektif İlerleme Bölümü Direktörü Cecilia Kinuthia-Njenga, Trabzon Valisi Tahir Şahin ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç yer aldı. “OKYANUS EKOSİSTEMLERİNDEKİ BOZULMANIN EKONOMİK MALİYETİ 2050 YILINA KADAR 400 MİLYAR DOLARI AŞABİLİR” Programda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim değişikliğinden doğrudan etkilenen okyanusların karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çekti. Bakan Kurum, “Hem Karadeniz, hem de tüm denizlerimiz iklim değişikliğinden negatif etkiler alıyor, ortak evimiz dünyamızın mavi akciğerleri adeta alarm veriyor. Açık ve net söylüyorum. 3 milyardan fazla insanın geçim kaynağı olan, soluduğumuz havanın yarısını üreten okyanuslarımızın geleceği devasa bir risk altındadır. Araştırmalara göre; okyanus ekosistemlerindeki bozulmanın ekonomik maliyeti 2050 yılına kadar 400 milyar doları aşabilir” dedi. Bu tablo karşısında sınırlı da olsa olumlu adımların da hayata geçirildiğini belirten COP31 Başkanı Kurum, Akdeniz ve Karadeniz’de balık stoklarında yüzde 15 oranında iyileşme kaydedildiğini, dijital ikiz uygulamaları gibi teknolojik çalışmaların ilerlediğini ve mavi ekonomi uygulamalarının da giderek yaygınlaştığını vurguladı. “İKLİM KRİZİNE DİRENÇLİ DENİZ VE OKYANUSLAR HEDEFİNİ TEORİDE BIRAKMIYORUZ” Türkiye’nin denizlerde hayata geçirdiği projeleri anlatan Bakan Kurum, “Türkiye olarak iklim değişikliğinin deniz ve okyanuslar üzerindeki etkileriyle mücadelede gerçekten önemli bir deneyime sahibiz. Çünkü hem Akdeniz’in hem de Karadeniz’in küresel ortalamanın çok üzerinde çok daha fazla ısındığı bir coğrafyada bulunuyoruz. Bu nedenle; iklim krizine dirençli deniz ve okyanuslar hedefini teoride bırakmıyor, pratikte uyguluyoruz. Deniz ve okyanusların korunmasına yönelik politika ve uygulamalarımızı; Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 14’üncüsü olan ‘Sudaki Yaşam’ hedefi başlığı doğrultusunda yürütüyoruz. Deniz alanlarının planlanması, deniz koruma alanlarının sayı ve yüzölçümü bakımından artırılması, dijital ikiz modelleri gibi yenilikçi karar destek sistemlerinin geliştirilmesi ve mavi ekonomi uygulamalarının da yaygınlaştırılması yönündeki çalışmalarımızı başarıyla sürdürüyoruz” diye konuştu. “DENİZLERİMİZİ GÖLLERİMİZİ ANLIK TAKİP EDİYORUZ” Türkiye’nin çabalarıyla iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Akdeniz’de iklim değişikliğine uyum kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla Akdeniz ülkelerinin ortak kararıyla bir merkez kurulduğunu hatırlatan Bakan Kurum, Fethiye-Göcek’te denizi koruyacak Mapa-Şamandıra Sistemi’ni anlattı: 17 koyda 856 tekneye hizmet veren bu sistemle, bir çapanın deniz tabanında bir pulluk gibi sürüklenerek deniz çayırlarını sökmesine, balıkların yaşam ve üreme alanlarına zarar vermesine mani olduk. Bu tecrübeyi COP31’de Antalya’da anlatacağız. Çok kısa zamanda da bütün koyları bu anlamda düzen ve kontrol altına alacağız. Denizlerimizi, göllerimizi anlık takip ediyor; adeta bir seferberlik anlayışıyla temizlik yapıyor; denetimlerle kirletenlere karşı ciddi yaptırımlar uyguluyoruz. Denizlerimizin neye ihtiyacı olduğunu iyi biliyoruz. Ve yine biz; tüm denizlerimizin, farklı adlarla anılsa da aslında birbirine bağlı, tek bir iklim ve tek bir hayat sistemi olduğunu biliyoruz. “DENİZ BİZE BAKIYOR, BİZ DE DENİZE BAKMAK ZORUNDAYIZ” “Okyanus ve Denizler” temasını COP31 Eylem Gündemi’nin önceliklerinden biri olduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, “Başta Avustralya olmak üzere Pasifik ve Afrika ülkeleri, İklim Şampiyonları ve okyanus alanındaki tüm paydaşlarımızla birlikte iş birliğimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Bölgesel iş birliğini küresel düzeye taşıyoruz. Yani burada bu istişareleri yapacağız. Birbirimizden bilgi, teknoloji ve yine birikimlerimizi paylaşma imkanına erişmiş olacağız. Ve en önemlisi de bu sorunları gidermek için ‘Mavi Finansman’ dediğimiz yeni imkanları geliştirmek durumundayız. Deniz olmasa aç kalırız. Deniz bize bakıyor, biz de denize bakmak zorundayız, okyanuslara da bakmak zorundayız. Bu kötü gidişata eğer 'dur' demek istiyorsak her şeyden önce okyanus alanındaki tüm paydaşları ortak hedef etrafında buluşturmak zorundayız” dedi. ‘MAVİ COP’ YAKLAŞIMI Bakan Kurum, Trabzon’daki toplantının amacına ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı: ‘Okyanus ve Denizler’ teması kapsamında bugüne kadar sağladığımız ilerlemeleri, Mavi Paket gibi somut çıktıları ve bu alandaki önemli girişimleri ortak bir zeminde buluşturuyoruz. Geçtiğimiz ay İstanbul’da başlayan çalışmaları bugün Trabzon’da ileriye taşıyoruz. Toplantılar süresince; Bakanlarımızı, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşların temsilcilerini, gençleri, yerel yönetimleri, akademisyenleri, özel sektör ve finans kuruluşlarının temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdik. Bu geniş katılımla teknik, bilimsel ve politik boyutları bir araya getirerek hem süreci hem de birlikte elde edeceğimiz sonuçları daha güçlendirmeyi hedefliyoruz. Burada gerçekleştireceğimiz 2 günlük çalışmaların sonucunda da ‘Mavi COP’ yaklaşımımız doğrultusunda somut, uygulanabilir ve üzerinde uzlaşılan çıktıları yine alacağımız karara bağlanmasını istiyoruz. Buradan Antalya'ya giden yolda o diyaloğu en iyi şekilde yapacağız. Antalya'da da karar alacağız, netice alacağız. Trabzon'da şekillenecek bu çıktıları COP31 küresel eyleme taşıyacağız ve uygulanabilir sonuçlara dönüştürmek için de hep birlikte mücadele edeceğiz. “GİDİŞATI DEĞİŞTİRMEK BİZİM ELİMİZDE” İnsanlığın geleceği için uygulamaya yönelik ortak iradenin otaya konulması gerektiğinin altını çizen Bakan Kurum, iş birliği çağrısını yineledi: Mesele, insanlığın ortak evini korumaktır. Bugün vereceğimiz kararlar, yarının dünyasını şekillendirecektir. Tarih, iklim krizinin kapımıza dayandığı bu dönemde ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacaktır. Okyanusların korunması hepimizin, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Artık bu sorumlulukları somut adımlara dönüştürmenin zamanıdır. Gidişatı değiştirmek bizim elimizde. Bunun için ülkeler arasında daha güçlü iş birliğine, bilgi ve deneyim paylaşımına ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var. Türkiye olarak, denizlerimizin korunması konusunda edindiğimiz tecrübeyi ve başarılı uygulamaları paylaşmaya hazırız. Başta Avustralya ve Pasifik Ada Devletleri - iklim değişikliğinin denizler ve okyanuslar başlığında en fazla etkilenen ülkeler- olmak üzere onların önceliklerini bilerek, onların sorunlarına kendi sorunlarımız gibi sahip çıkacağız. Tüm ortaklıklarımızla, tüm paydaşlarımızla iş birliğimizi güçlendirmek ve başarılı, somut adımlar atmak üzere hep birlikte çalışacağız. “ROTAMIZ DAHA ADİL, DAHA YEŞİL VE DAHA MAVİ BİR DÜNYA” Bakan Kurum sözlerini şöyle tamamladı: Karadeniz'imizi şöyle biliriz, hırçın dalgalarıyla biliriz ve o hırçın dalgalar bize şunu öğretir; ‘Rüzgar ne kadar güçlü olursa olsun, rotasını bilen ve birlikte hareket edenler mutlaka güvenli limana ulaşacaktır.’ İnsanlık olarak, rotamız bellidir. Rotamız temiz denizlerdir, rotamız dirençli kıyılardır, rotamız çocuklarımıza bırakacağımız daha adil, daha yeşil ve daha mavi bir dünyadır. BAKAN URALOĞLU TÜRKİYE’NİN YEŞİL LİMAN SERTİFİKASINI ANLATTI Programda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin denizcilikte sera gazı takibi ve azaltımı için hayata geçirdiği projeleri anlattı: Gemi kaynaklı emisyonların azaltılması, yeni nesil yakıtlar, enerji verimliliği, limanlarda yeşil dönüşüm ve mavi karbon ekosistemlerinin korunması Bakanlığımızın önceliklerindendir. Yeşil Liman Sertifika Uygulamasını hayata geçirdik. Yeşil Liman kriterleri kapsamında yenilenebilir enerji kullanımını, liman ekipmanlarının elektrifikasyonunu, gemilere kıyıdan elektrik sağlanmasını, enerji verimliliğini ve Sıfır Atık uygulamalarını teşvik ediyoruz, destekliyoruz. Böylece gemilerin limanda bulundukları sürede fosil yakıt kullanımını ve buna bağlı emisyonları azaltmayı, düşük karbonlu liman altyapısını geliştirmeyi hedefliyoruz. Şu anda Yeşil Liman Sertifikası’na sahip 4 limanımız bulunuyor. Mevzuatımızla yeni inşa edilecek veya mevcut alanını yüzde 25'ten fazla genişletecek belirli kıyı tesislerini, Yeşil Liman kriterlerine uygun hale getirmeyi zorunlu hale getirdik. UNFCCC DİREKTÖRÜ NJENGA: PAYLAŞILAN DENİZ, PAYLAŞILAN SORUMLULUKLAR DEMEKTİR Programda konuşan UNFCCC Hükümetlerarası Destek ve Kolektif İlerleme Bölümü Direktörü Cecilia Kinuthia-Njenga da iş birliği için erişilebilir ‘Mavi Finansman’ hedefine dikkat çekerek, “Paylaşılan denizler, paylaşılan sorumluluklar demektir. Dolayısıyla lokal, bölgesel ve global çabalara ihtiyaç var ortaklaşa olarak. Eylem çağrımız şöyle; Birlikte çalışalım. Uluslararası bir koalisyon kuralım. Kıyı devletlerinin, bölge deniz örgütlerinin, iklim ve biyoçeşitlilik enstitülerinin, kalkınma bankalarının, özel sektörün, bilim camiasının ve toplumların bir arada olduğu yapıda, sizleri planlarınızı, verilerinizi, bilgilerinizi paylaşmaya davet ediyorum. Erişilebilir ‘Mavi Finansmanı’ mobilize edebilmek için denizler ve okyanuslar NDC'lere, uyum planlarına ve yatırım planlarına entegre edilmeli. COP31 yolunda, Antalya yolunda bizim görevimiz yıllardır sürdürdüğümüz diyaloğu artık somut ilerlemelere çevirmek” dedi. AVUSTRALYA TEMSİLCİSİ WORBY: TÜRKİYE İLE HEDEFLERİ MAVİ EYLEME DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYORUZ Avustralya Sürdürülebilir Okyanus Ekonomisi Yüksek Düzeyli Paneli Başbakanlık Temsilcisi Anthony Worby de ülkesinin ve ada devletlerinin COP31 beklentilerini dile getirdi: COP31'de Avustralya, Türkiye ve Pasifik'teki ortaklarımızın çok sade ve pratiğe dönük bir hedefi var; hedefleri mavi eyleme dönüştürmek. Türkiye ve Pasifik bölgesiyle birlikte çalışarak okyanusların güçlü, görünür ve büyüyen bir ‘mavi hat’ olmasını sağlıyoruz. Pre-COP yolculuğunda ve müzakereler yolculuğunda hedefimiz hükümetleri, toplumları, yatırımcıları, bilim insanlarını ve sivil toplumu mobilize etmek, burada uygulanabilir eylemler etrafında toplanmak ve iklim için gerçek sonuçlar elde etmek. Neden? Çünkü okyanuslar hem iklim değişikliğinin ön cephesinde yer alıyor, hem de iklim çözümünün önemli bir parçasını oluşturuyor. Çünkü Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmak istiyorsak, okyanusları göz ardı edemeyiz.

Kıyı Kentlerinin Geleceği Mersin’de Tartışıldı Haber

Kıyı Kentlerinin Geleceği Mersin’de Tartışıldı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen “Kıyı Kentleri Çalıştayı” Mersin’de gerçekleştirildi. Çalıştayda; kıyı kentlerinde planlama, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum, kıyı ekosistemlerinin korunması, kamusal alan kullanımı, yetki ve yönetim süreçleri ile mavi ekonomi başlıkları ele alındı. TBB ve Mersin Büyükşehir Belediyesi, kıyı kentlerinin sorunlarının tespiti ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını amaçlayan “Kıyı Kentleri Çalıştayı” düzenledi. Mersin Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştay, belediye başkanlarını, akademisyenleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Kıyı kentlerinin turizm, ulaşım ve ekonomik faaliyetler açısından yoğun kullanımına dikkat çekilen çalıştayda, bu alanların aynı zamanda hassas ve kırılgan ekosistemler olduğuna vurgu yapıldı. Artan nüfus, turizm hareketliliği, konut ve sanayi yatırımları ile altyapı ihtiyaçlarının kıyı alanları üzerindeki etkilerinin ele alındığı programda, ortak sorunlara yönelik çözüm yolları ele alındı. Çalıştayın açılış konuşmalarını TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız yaptı. Seçer: “196 belediye kıyılarda yer alıyor” Seçer konuşmasında Türkiye’nin yaklaşık 8 bin 333 kilometrelik kıyı uzunluğuna sahip olduğunu ve 196 belediyenin kıyı alanlarında yer aldığını ifade etti. Bu belediyelerin sınırları içerisinde yaklaşık 22 milyon kişinin yaşadığını vurgulayan Seçer, “Veriler bize çok açık bir gerçeği göstermektedir; kıyı kentlerinin geleceği, aslında Türkiye’nin geleceğinin önemli bir parçasıdır.” dedi. Kıyıların; limanlar, tersaneler, enerji tesisleri, lojistik merkezler ve balıkçılık faaliyetleri gibi birçok kullanım alanını barındırdığını dile getiren Seçer, bu durumun zaman zaman mekansal kullanım çatışmalarına, çevresel sorunlara ve planlama güçlüklerine yol açabildiğini söyledi. Seçer: “Kıyı yönetimi stratejik bir alan” İklim değişikliğinin kıyı kentleri üzerindeki etkilerine de değinen Seçer, deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı erozyonu, aşırı hava olayları ve sel felaketinin bu riskler arasında yer aldığını belirtti. Seçer, kıyı yönetiminin çevre politikaları, şehir planlaması, ekonomik kalkınma, afet yönetimi ve sosyal adaletin kesişiminde yer alan stratejik bir alan olduğunu ifade etti. Seçer: “TBB’de Kıyı Kentleri Komisyonu kurduk” TBB olarak kıyı yönetimini yerel yönetimlerin geleceğini ilgilendiren bir yönetişim alanı olarak ele aldıklarını belirten Seçer, bu kapsamda Birlik bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nun kurulduğunun altını çizdi. Komisyon çalışmaları ile sahadan beslenen ve yerel deneyimleri merkeze alan bir çalışma modeli hedeflediklerini dile getiren Seçer, Mersin’de gerçekleştirilen toplantının bölgesel toplantıların ilk adımı olduğunu dile getirdi. Sürecin devamında Ege ve Marmara bölgelerinde düzenlenecek toplantı ve çalıştaylarla “Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi”nin hazırlanmasının planlandığını aktaran Seçer, “Bu belge ile kıyı alanlarının planlanması, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum, kamusal erişim hakkı ve mavi ekonomi başlıklarında yerel yönetim perspektifini ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi. Seçer: “Kıyıların korunması tüm kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğu” Seçer ayrıca kıyı alanların korunmasının tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu dile getirerek sözlerini şu şekilde devam etti: “Kıyı yönetimi konusunda yerel yönetimlerin bilgi birikimi ve deneyimi son derece değerlidir. Kıyı alanlarının planlanması ve yönetilmesi süreçlerinde yerel yönetimlerin daha güçlü biçimde sürece dahil edilmesi, hem uygulama etkinliğini artıracak hem de daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracaktır." Mersin Büyükşehir Belediyesinin yaptığı çalışmaları anlatan Seçer, Türkiye Belediyeler Birliği olarak belediyelerin deneyimlerini görünür kılmayı, iyi uygulamaları yaygınlaştırmayı ve merkezi idare ile yerel yönetimler arasında güçlü bir diyalog zemini oluşturmayı önemli bir görev olarak gördüklerini de sözlerine ekledi. Yıldız: “Kıyı kentlerimiz ülkemizin önemli zenginlikleri arasında yer alıyor” TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız da konuşmasında, Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz’e uzanan sınırlarıyla son derece önemli bir potansiyele sahip kıyı kentlerinin doğal, ekonomik ve kültürel açıdan Türkiye’nin önemli zenginlikleri arasında olduğunu belirtti. Bu zenginliğin kıyıların kent kimliğinin oluşumunda ve kamusal yaşamın şekillenmesinde belirleyici rol oynadığını ifade eden Yıldız, “Kıyı kentleri, gelecek nesillere bırakacağımız ortak mirasımızdır. Bu nedenle kıyı alanlarının doğru planlanması ve yeni nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması büyük önem taşıyor.” dedi. Yıldız: “Kıyı alanlarının yönetimi ve korunması yerel yönetimler açısından önemli bir sorumluluk alanı” Kıyı alanlarının yönetimi, korunması ve sürdürülebilir kullanımının yerel yönetimler açısından önemli bir sorumluluk alanı olduğuna dikkati çeken Yıldız, atık su yönetimi ve kıyı temizliği gibi konuların belediyelerin öncelikli gündemleri arasında yer aldığını kaydetti. Bu kapsamda TBB bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nun kurulduğunu belirten Yıldız, komisyon aracılığıyla kıyı belediyelerinin sorunlarının ele alınmasını, iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını ve yerel yönetim perspektifini merkeze alan bir politika çerçevesi oluşturulmasını amaçladıklarını ifade etti. Kıyı Alanları, Planlama ve Mavi Ekonomi Ele Alındı TBB Genel Sekreter Yardımcıları Dr. Şengül Altan Arslan ve Feridun Ulutaş ile uzmanlardan oluşan geniş bir TBB ekibinin görev aldığı çalıştayda, TBB Kıyı Kentleri Komisyonu Üyesi ve İzmir Deniz İşletmeciliği Nakliye ve Turizm Tic. A.Ş. (İZDENİZ) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler genel değerlendirmelerde bulundu. Çalıştayda; İskenderun Körfezi Kıyı Alanları Planları, belediyelerin kıyı alanlarına yönelik yetki ve sorumlulukları ile yasal kurumsal yapı başlıklarında sunumlar yapılırken Mersin Büyükşehir Belediyesinin yerel uygulamalarına ilişkin de katılımcılara bilgi verildi. Çalıştay kapsamında “Kıyının Kamu Yararına Kullanımı (Engeller, Sorunlar ve Potansiyeller)”, “Kıyı ve Deniz Ekosisteminin Korunması, Çevresel Sürdürülebilirlik ve Dayanıklılık”, “Planlama Süreçleri, Yönetim, Yetki ve Kurumsal Yapı” ve “Mavi Ekonomi, Kıyıdaki Ekonomik Sektörler” başlıklı dört ayrı atölye çalışması düzenlendi. Atölyelerde; kıyıya erişim, kamusal alan, kıyı–kent ilişkisi ve toplumsal eşitlik; kıyı ekosistemlerinin korunması, çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği; planlama süreçleri, yerel ve merkezi yönetimlerin yetki ve sorumlulukları ile mevzuat; ayrıca mavi ekonomi kapsamında kıyıdaki ekonomik faaliyetler ve sektörlere ilişkin konular ele alındı.

Deniz Kabuklarıyla Körfez’e Yeni Hayat Haber

Deniz Kabuklarıyla Körfez’e Yeni Hayat

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Körfez’deki canlı yaşamı yeniden canlandırmak için dikkat çeken bir projeyi hayata geçiriyor. Aylık 10 ton atık midye kabuğu, yapay resiflere dönüştürülerek İzmir Körfezi’nde yeni yaşam alanları oluşturacak. Körfez’de yeni bir yaşam döngüsü İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ, İzmir merkezli ekolojik teknoloji girişimi NE-SEA ile birlikte TÜBİTAK destekli “Mavi Ekonomi İş Birliği: Atık Kabuklar Yapay Resiflerle Deniz Yaşamına Dönüşüyor” projesini başlatıyor. Proje kapsamında her ay yaklaşık 10 ton atık midye kabuğu işlenerek yapay resiflere dönüştürülecek ve Körfez’de belirlenen noktalara yerleştirilecek. Amaç ise deniz canlıları için yeni yaşam alanları oluşturmak ve zayıflayan ekosistemi yeniden güçlendirmek. Yapay resifler denizi canlandıracak NE-SEA tarafından İZDENİZ için özel tasarlanan yapay resifler, kıyı bölgelerinde biyolojik çeşitliliği artırmayı hedefliyor. Projenin ilk prototipleri Seferihisar açıklarında suya indirilecek ve deniz canlılarının bu alanları nasıl kullandığı anlık olarak izlenecek. Elde edilen verilerle sistem geliştirilerek seri üretim aşamasına geçilecek. “Deniz ekosistemi için somut adım” İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, projenin Körfez için önemli bir adım olduğunu söyledi: “İzmir Körfezi’nin ekolojik yapısını güçlendirmek ve deniz yaşamını yeniden canlandırmak için uzun süredir çalışıyoruz. Yapay resifler sayesinde deniz canlıları için yeni yaşam alanları oluşturmayı ve ekosistemin kendini yenilemesini desteklemeyi hedefliyoruz.” Marım ayrıca atık midye kabuklarının yeniden değerlendirilmesinin döngüsel ekonomi açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. “Sadece bir yapı değil, ekosistem tasarlıyoruz” NE-SEA kurucusu ve baş tasarımcısı Nermin Sena Özger ise projeyi şöyle anlattı: “Amacımız denize sadece bir yapı bırakmak değil. Atığı değere dönüştüren, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yaşam altyapısı kuruyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.