Hava Durumu

#Mazot Fiyatları

Kırsal Haber - Mazot Fiyatları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mazot Fiyatları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Odunpazarı Belediyesi’nden Tarıma Yerel Tohum Desteği Haber

Odunpazarı Belediyesi’nden Tarıma Yerel Tohum Desteği

Odunpazarı Belediyesi, tarımsal üretimi desteklemek ve çiftçinin üretim maliyetlerini azaltmaya katkı sunmak amacıyla “Kalkanlı’dan Tarlalara Yunus Çeşidi Tohumluk Buğday Üretici Buluşması” düzenledi. Buluşmada, üreticilere toplam 15 ton Yunus çeşidi tohumluk buğday dağıtıldı. 50 kilogramlık 300 çuval tohumun üreticilerle buluşturulduğu programda, konuşan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Türkiye’de tarım politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini belirterek üreticinin doğrudan desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un yanı sıra Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu, Eskişehir Genç Rençberler Derneği Başkan Vekili Görkem Alçın, Dr. Necmettin Polat, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Selim Taşkın ve çok sayıda üretici katıldı. Programda söz alan konuşmacılar, tarımsal üretimin geliştirilmesi, araştırma merkezlerinin önemi ve üreticilerin desteklenmesi konusunda görüşlerini paylaştı. “100 YIL ÖNCE ATATÜRK’ÜN ATTIĞI TEMELLERİ YENİDEN HAYATA GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORUZ” Konuşmasında Atatürk’ün 100 yıl önce Eskişehir’de bu araştırma merkezini kurmuş olmasının önemine değinen Başkan Kurt, bu tarihsel vizyonun göz ardı edilemeyeceğini söyledi. Kurt, “Biz bugün, 100 yıl önce Atatürk’ün attığı temelleri yeniden hayata geçirmeye çalışıyoruz. Eğer bu işi eksiksiz ve doğru yapabilseydik, bugün Türk tarımı kesinlikle bu noktada olmazdı” dedi. Tarım sektöründeki ekonomik tabloya dikkat çeken Başkan Kurt, üreticinin alım gücündeki gerilemeyi mazot fiyatları üzerinden anlattı. Başkan Kurt, “Bugün 6 kilo buğday satıp 1 litre mazot alabilecek duruma geldiysek ortada çok ciddi bir sıkıntı var demektir. Aynı şekilde 30 kilo pancar satıp 1 litre mazot alabiliyorsak bu sıkıntının boyutu daha da büyümüştür. Bu tabloyu aşmanın yegâne yolu üreticimizi desteklemektir” diye konuştu. “ÜRETEN VE DAHA ÇOK ÜRETEN DAHA ÇOK KAZANMALI” Üreticiye verilen desteğin doğrudan üretimi yapan çiftçiye ulaşması gerektiğini vurgulayan Başkan Kurt, tarımda üretimi teşvik eden politikaların hayata geçirilmesini istedi. Üreticinin daha fazla kazandığı bir sistemin kurulması gerektiğini belirten Başkan Kurt, ithalat yerine yerli üreticinin desteklenmesinin hem çiftçiye hem de ülke ekonomisine katkı sağlayacağını ifade etti. Başkan Kurt, “Yıl sonunda ya da kışın ortasında Fransa’dan, Ukrayna’dan 30 liraya buğday ithal edeceğimize, temmuz ayında, ağustos ayında kendi Türk köylümüzden 50 liraya buğday alalım. Çiftçimize, köylümüze vereceğimiz bu para yine bu ülkenin sınırları içerisinde kalacaktır. Yabancı ülkelere giden para ise ülkemizden çıkmış olur” ifadelerini kullandı. “YUNUS BUĞDAYI ÜRETİMİ ARTARAK DEVAM EDECEK” Odunpazarı Belediyesi olarak tarımsal üretime katkı sunmak için imkânları ölçüsünde çalıştıklarını kaydeden Başkan Kurt, Yunus çeşidi buğday tohumlarının üreticilere dağıtılabilecek aşamaya gelmesinde emeği bulunan Dr. Necmettin Polat’a teşekkür etti. Dağıtılan tohumların önümüzdeki yıllarda çoğalarak daha fazla üreticiye ulaşmasını beklediklerini belirten Başkan Kurt, “İnşallah bu adım, tarımımıza küçük de olsa anlamlı bir katkı sunar. Dağıtılan bu tohumlar seneye 600-700 kilo gibi verimlerle alındıkça daha da çoğalacak ve büyüyecektir” dedi. “TARIM POLİTİKALARI BAŞTAN SONA DEĞİŞMELİ” Türkiye'nin tarım politikalarının bütüncül biçimde değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Kurt, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün çalışmalarının ve kapasitesinin önemine de dikkat çekti. Enstitünün başarılı çalışmalarını yakından takip ettiğini belirten Başkan Kurt, araştırma merkezinin kapasitesinin artırılması gerektiğini söyledi. Başkan Kurt, enstitü çalışanlarına emekleri için teşekkür ederek üreticilere dağıtılan Yunus çeşidi buğday tohumlarının tüm çiftçiler için hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diledi. Konuşmaların ardından Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, üreticilere 50 kilogramlık çuvallar halinde hazırlanan Yunus çeşidi tohumluk buğdayları takdim etti.

Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir Haber

Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir

Yeni Partili Sencer Solakoğlu, Sakarya’da şeker pancarı tarlasından yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin gelir kaybını, ürün alımlarındaki uygulamaları ve tarımsal planlama politikalarını eleştirdi. Üreticilerin bir sonraki sezonun girdilerini karşılamakta zorlandığını savunan Solakoğlu, ekim öncesinde alıcının, fiyatın ve kalite koşullarının belli olduğu bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Solakoğlu, Tarım ve Orman Bakanı’na da istifa çağrısında bulundu. Sakarya’da şeker pancarı tarlasında konuşan Solakoğlu, ziyaretinin yalnızca pancarın gündeme gelmesiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti. Şeker pancarının tarımda yaşanan sorunların bir örneği olduğunu ifade eden Solakoğlu, üreticilerin farklı ürün gruplarında benzer güçlüklerle karşılaştığını öne sürdü. Elmadan cevize, fındıktan şeker pancarına kadar birçok üründe üreticinin zarar ettiğini savunan Solakoğlu, et ve süt üretiminde de ekonomik sorunlar yaşandığını söyledi. Solakoğlu, “Bu sene ne yazık ki her ürün zarar ediyor. Çiftçi perişan durumda” ifadelerini kullandı. Tarımdaki sorunların temelinde plansızlık olduğunu savundu Üreticilerin zarar etmesinin belirli nedenleri olduğunu söyleyen Solakoğlu, hükümetin sorunları açıklarken öne çıkardığı gerekçeleri eleştirdi. Mazot ve gübre fiyatlarındaki artış ile ürün fazlalığının, tarımdaki kayıpların temel gerekçeleri olarak sunulmasına karşı çıktı. Solakoğlu, “Neymiş, mazot fiyatları çok artmış. Neymiş, gübre fiyatları çok artmış. Neymiş, ürün çok fazlaymış” diyerek bu açıklamaların sorunun kaynağını doğru yansıtmadığını savundu. Tarımda yaşanan sıkıntıların en büyük nedeninin plansızlık olduğunu ileri sürdü. “Çarşambanın geleceği salı gününden bellidir” diyen Solakoğlu, üretim miktarının ve ortaya çıkabilecek alım sorunlarının önceden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorunlar ortaya çıkana kadar beklediğini iddia etti. Sakarya’da bekleyen şeker pancarları Niğde’ye taşındı Sakarya’da şeker pancarlarının tarlada beklediğini anlatan Solakoğlu, üreticilerin tepkileri ve Bakanlıkla kurdukları temasların ardından alım sürecine müdahale edildiğini söyledi. Solakoğlu’nun anlatımına göre Bakanlık, fabrikayla görüşerek ürünlerin alınmasını istedi. Bu görüşmelerin ardından bölgeye tırlar geldiğini belirten Solakoğlu, çürümeye yüz tutan pancarların Sakarya’dan yaklaşık 600 kilometre uzaklıktaki Niğde’ye taşındığını ifade etti. Ürünlerin taşınmasının kalıcı bir çözüm oluşturmadığını savunan Solakoğlu, “Ve ne oldu? Çözüldü iş. Hayır, çözülmedi. Problem hâlâ aynı problem. Önümüzdeki sene hâlâ aynı şeyler yeniden gerçekleşecek” dedi. Sorun ortaya çıktıktan sonra yapılan müdahaleleri eleştiren Solakoğlu, “Önce problem çıkıyor, o problemi bir yara bandıyla sarıyorlar ama asla hiçbir planlama yapmıyorlar” ifadelerini kullandı. “Ürün bol olduğunda çiftçinin hasılatı düşmek zorunda değil” Elma ve üzüm gibi ürünlerde üretim miktarının yüksek olmasının olumsuz bir durum gibi gösterilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, ürün bolluğunun doğrudan üreticinin zarar etmesiyle ilişkilendirilmesini eleştirdi. Ürün miktarı arttığında birim fiyatın düşebileceğini ancak daha fazla ürün satılması nedeniyle toplam hasılatın mutlaka gerilemeyeceğini savunan Solakoğlu, Türkiye’de ise çiftçinin gelir kaybı yaşadığını öne sürdü. Şeker pancarı üreticilerinin bir sonraki sezonun girdi maliyetlerini karşılamakta zorlandığını belirten Solakoğlu, üreticilerin mevcut sezonda sattıkları pancardan elde ettikleri gelirle gelecek yılın gübre ihtiyacını dahi karşılayamadıklarını ifade etti. Şeker pancarı fiyatı üzerinden yönetim sistemini eleştirdi Şeker pancarı alım fiyatına ilişkin taleplere de değinen Solakoğlu, üreticilerin Cumhurbaşkanı tarafından 3 bin 720 lira olarak açıklandığını belirttiği fiyatın 4 bin 200 veya 4 bin 500 liraya yükseltilmesini istediğini aktardı. Bu talepler üzerinden yönetim sistemini eleştiren Solakoğlu, şeker pancarı fiyatının doğrudan Cumhurbaşkanı’nın müdahalesine bağlı biçimde tartışılmasına karşı çıktı. “Sayın Cumhurbaşkanının işi gücü yok, şeker pancarı fiyatıyla mı uğraşacak?” diye soran Solakoğlu, dünyadaki fiyat oluşum mekanizmalarının incelenmesi gerektiğini söyledi. Borsaların neden devrede olmadığını sorgulayan Solakoğlu, şeffaf ticaretin işleyişine ilişkin eleştirilerde bulundu. Tarımsal verilerin yönetilmesine ilişkin eleştirilerde bulundu Tarım ve Orman Bakanlığının hayvan varlığı, verim ve bölgesel üretim miktarlarına ilişkin bilgi ve planlama kapasitesini eleştiren Solakoğlu, Bakanlığın bu alanlarda yeterli bilgiye sahip olmadığını iddia etti. Hangi ilde, hangi üründe, ne tür sorunlar yaşandığının önceden bilinmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, Bursa örneği üzerinden elma, kayısı, şeftali ve incir üretim miktarlarının gelecek sezonun programıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu, üretim verilerinin yeterince yönetilememesinin sorunlara önceden müdahale edilmesini engellediğini savundu. Mazot fiyatları ile gıda enflasyonunu karşılaştırdı Girdi maliyetleriyle gıda enflasyonu arasındaki ilişkiye de değinen Solakoğlu, Hürmüz Boğazı kaynaklı krizin İsviçre ve Hollanda gibi ülkeleri de etkilediğini belirtti. Hollanda’da bir litre mazotun 2,5 avro olduğunu söyleyen Solakoğlu, bu tutarı yaklaşık 150 lira olarak ifade etti. Türkiye’de ise mazotun 96 lira olduğunu belirterek iki ülke arasında karşılaştırma yaptı. Gıda enflasyonunun yalnızca girdi fiyatlarıyla açıklanmasına itiraz eden Solakoğlu, mazotun daha pahalı olduğu ülkelerde aynı ölçüde yüksek gıda enflasyonu görülmesi gerekeceğini savundu. Bu gerekçeyle, tarımdaki sorunlara ilişkin mevcut açıklamaları “yanlış” ve “mesnetsiz” olarak nitelendirdi. Tarım ve Orman Bakanı ile bürokratlara eleştiri Tarım ve Orman Bakanı’nın tarımı ve Bakanlığı yönetme yeterliliğini sorgulayan Solakoğlu, bürokratlara da eleştiriler yöneltti. Bakanlık bürokrasisinin büyük bölümünü “vasıfsız” olarak nitelendiren Solakoğlu, yetkililerin sorunları açık biçimde anlatamadığını ve Bakan’a doğruları söylemekten çekindiklerini ileri sürdü. Eleştiri yönelten kişilerin olumsuz bir tutumla karşılandığını savunan Solakoğlu, kendisi gibi isimlere “hain gözüyle” bakıldığını söyledi. Açıklamalarının yalan veya iftira olarak değerlendirilmesine karşı çıktı. Konuşmasında incir fidanının saksısıyla dikilmesi üzerinden de Bakan’a eleştiri yönelten Solakoğlu, çiftçi olmayan bir kişinin çiftçilik yapıyormuş gibi davranmasına gerek bulunmadığını ifade etti. Solakoğlu, “Gel, çiftçilik yapmak istiyorsan ben öğretirim sana nasıl çiftçilik yapılacağını” dedi. Maliyetlerin açıklanması konusunda da eleştiride bulunan Solakoğlu; et, süt, pancar ve incir üretiminde kriz yaşandığını savundu. “Üretimi problem değil, nimet olarak görüyoruz” Ürün bolluğunun ve tarımsal üretimin bir sorun kaynağı gibi değerlendirilmesine karşı çıkan Solakoğlu, kendi yaklaşımlarının farklı olduğunu söyledi. “Biz böyle görmüyoruz. Biz bunu bir nimet olarak görüyoruz. Biz nimete hiçbir zaman haksızlık yapmayız” diyen Solakoğlu, iktidara gelmeleri hâlinde üreticinin ürününü tarlada bırakmayacaklarını ifade etti. Siyasi iktidar hedeflerine ilişkin de konuşan Solakoğlu, “Biz geliyoruz. Ne yaparsanız yapın geliyoruz” dedi. En geç bir buçuk yıl sonra iktidara geleceklerini savunarak tarımsal üretim ve pazarlama süreçlerini değiştireceklerini belirtti. Ekim öncesinde alıcı, fiyat ve kalite koşullarının belirlenmesini önerdi Üreticinin gelecek sezon elde edeceği ürünü kime satacağını bilmeden ekim yapmak zorunda kalmasını eleştiren Solakoğlu, bu belirsizliği ortadan kaldırmayı hedeflediklerini söyledi. Solakoğlu, çiftçinin tohumu toprağa koyduğu gün ürününü kime, hangi fiyatla ve hangi standartlarda satacağını bilmesi gerektiğini ifade etti. Üretimin satış koşullarından bağımsız yürütüldüğü mevcut düzenin değişmesi gerektiğini savundu. Şeker pancarı alımlarındaki fire kesintilerine ilişkin iddialar Şeker pancarı alımlarındaki fire uygulamalarına da değinen Solakoğlu, ürünün yıkanarak toprağından ayrılmasına rağmen ayrıca fire kesintisi yapıldığını iddia etti. Pancarın temizlenmesi sırasında örneğin yüzde 15 oranında fire ortaya çıkabildiğini anlatan Solakoğlu, temizlenen ürün kantara konulduktan sonra yeniden yüzde 15 kesinti yapılmasına yönelik iddiasını dile getirdi. Solakoğlu, bu uygulamayı “sahtekârlık” olarak nitelendirdi. Kendi yönetimlerinde böyle bir uygulamaya izin vermeyeceklerini söyleyen Solakoğlu, anlaşmaların uygulanmasında ve ürün kalitesinin belirlenmesinde devletin görevlendireceği komiserlerin rol alacağını ifade etti. Ürün bol olduğunda fire kesintilerinin artırıldığı, ürün az olduğunda ise alıcılar arasında rekabet yaşandığı yönünde eleştirilerde bulunan Solakoğlu, piyasanın sağlıklı biçimde oluşmasını engellediğini savunduğu plansız düzeni değiştireceklerini söyledi. “Kolay demiyorum ama zor da değil” Tarımda önerdiği değişimin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin konuşan Solakoğlu, diğer ülkelerin deneyimlerine işaret etti. “Nasıl mı çıkacağız? Bütün ülkeler nasıl çıktıysa öyle çıkacağız. Bakın, kolay demiyorum ama zor da değil” diyen Solakoğlu, milyonlarca üreticinin zarar etmesine izin verilmesini eleştirdi. Sahtekârlık, hırsızlık ve dinin istismarına ilişkin suçlamalar da yönelten Solakoğlu, üreticilerin yaşadığı kayıpların bireysel hatalarla açıklanamayacağını savundu. “Bir ülkede eğer bütün çiftçiler zarar ediyorsa o zaman problem çiftçilerin değildir” dedi. Üretici tepkilerinin “münferit” görülmesine karşı çıktı Üzüm üreticilerinin, elma bahçesi sahiplerinin veya başka ürünleri yetiştiren çiftçilerin eleştirilerinin “münferit” olarak değerlendirilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, sorunların tek tek üreticilerle sınırlı olmadığını ileri sürdü. Anadolu’yu gezdiğini belirten Solakoğlu, sahadaki gözlemlerine dayanarak çiftçilerin bu yıl ağır ekonomik güçlükler yaşadığını söyledi. Solakoğlu, “Ben Anadolu’yu geziyorum ve ben söylüyorum: Türk çiftçisi perişan oldu bu sene” ifadelerini kullandı. “Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek” Çiftçilerin üretimden kaynaklanan zararlarını karşılamak için bankalara başvurmak zorunda kalacağını savunan Solakoğlu, bu durumun borç yükünü ağırlaştıracağını belirtti. “Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek. Bu, batmanın en hızlı yoludur” diyen Solakoğlu, mevcut tarım politikalarının üreticiyi ekonomik açıdan çıkmaza sürüklediğini öne sürdü. Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısı Açıklamasının sonunda hükümete yönelik eleştirilerini sürdüren Solakoğlu, “Siz Türk çiftçisini batırdınız. Çekin elinizi ayağınızı bu tarımdan” dedi. Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısında bulunan Solakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Derhâl istifa edin. Bırakın gidin. Bu kadar insanın vebalini üstünüze aldınız. Bundan nasıl arınacaksınız? Onun hesabını yapın.”

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi Haber

YENİ Partili Başevirgen Manisa’da Besicilerin Sorunlarını Dinledi

YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Hem süt hem et fiyatlarından dert yanan besiciler, hayvancılığı bırakma noktasına geldi. Bir besici, “Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız” dedi. Bir diğer besici, “hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız” sözleriyle dert yandı. Bir başka besici ise, “Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” ifadelerini kullandı. YENİ Parti Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da besicilerin sorunlarını dinledi. Besiciler, Başevirgen’e hem süt hem de et fiyatlarından yana dert yandı. “İŞİN SONUNDA YOK OLUP GİDECEĞİZ” Bir daha ki ziyarette işi bırakıp kahvehane de oturur hale geleceklerini söyleyen besici, “Süt konseyinin açıkladığı fiyat 24,30 lira. Mandıranın bizden aldığı fiyat ise 27,50 lira. Devlet 24,30’a fiyat açıklıyor, mandıra 27,50’ye süt alıyor. Fiyatın üzerine geçiyor. Çünkü mandıralarda anladı bizim yok olduğumuzu. En son bize ziyarete geldiğinizde 700-800 kilo süt vardı. Şimdi 300 kilo. Bir daha geldiğinizde biz yokuz, kahvehanede oturuyor olacağız. Yem fiyatları, süt fiyatlarıyla bire bir gidiyor. Yem fiyatlarıyla, üzüm fiyatları eşitlenmek üzere. 5 römork üzümüm var eğer üzümdeki bu fiyat rezilliği devam ederse, üzümleri ineklere yedireceğiz. Geçen yıl aynı zamanlarda 90-100 hayvan vardı. Şu an hayvan sayımız 60’larda. Anaçları kestiriyoruz. İşin sonunda yok olup gideceğiz. Hiçbir iş yapmayalım traktörle yem dağıtalım 500 lira harcıyoruz. Eskiden her çiftlikte hayvanlara bakmak için bir aile çalışırdı. Şimdi işçi bile çalıştırmıyoruz, çünkü kendimize bakamıyoruz. Özbekistan’dan üzümü hayvan yemi adı altında getiriyorlar. Bizde zaten üzümü bundan sonra hayvan yemi olarak vermeye başlayacağız. 45 liraya geliyor, zaten bizim üzümü de 50 liraya alıyorlar” diye konuştu. “GİRDİ MALİYETLERİ HER SENE ÜSTÜMÜZE ÇIĞ GİBİ DÜŞERSE BU İŞİN İÇİNDEN HİÇ ÇIKAMAYIZ” Üreticinin yem maliyetinde, süt üretiminde paritenin 1,5 olması gerektiğini belirten bir diğer besici, “Bizim gittiğimiz parite şu an 1. Yani, 1 kilo yeme 1 kilo süt. Normalde 1 kilo süt sattığım zaman 1,5 kilo yem alabiliyor olmam gerek. 5 sene önce işi babamdan devraldım. Girdi maliyetleri çok yüksek. Kendimiz üretmeye çalışıyoruz ama bu sefer enflasyondan dolayı girdi maliyeti bizi işin içinden çıkartmıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı süt fiyatı 24,30 ama biz o fiyattan satamıyoruz. Aldığım fiyat 21 lira. Üreticilerin süt maliyeti aşağı yukarı 27 lira. Mecbur bakıyoruz, mal canın yongası. Bırakmak istemiyoruz çünkü biz bu işte çekirdekten geldik. Dedemde hayvancıydı, babamda hayvancıydı bende hayvancıyım. Köyde yaşamak, kendi standardını oluşturmak, kendi yaşamını idame ettirmek, hayvancılık yapmak kadar güzel bir şey yok ama girdi maliyetleri her sene üstümüze çığ gibi düşerse bu işin içinden hiç çıkamayız. Burada bu işi yapan 3 kişi kaldık. Seneye 2 olur sonraki sene baktınız bende giderim. Karkas ete 10 lira zam gelsin, 50 lira yeme zam geliyor. Bizi şu an kurtarabilecek olan belki hamile hayvanlarım, elimden çıkacak olan buzağılar başka türlü biz bu işin içinden çıkamayız. Geçen yıl 45 hayvanım vardı bu yıl 29-30 tane. 15 tanesini maliyetleri karşılayamadığım için satmak zorunda kaldım” ifadelerini kullandı. Kendi çocuklarını çiftlikten uzaklaştırdığını belirten besici, “Kazancımız olmadığı için benim oğlum gidip tanker şoförlüğü yapıyor, ağabeyimin oğlu başka bir fabrikada çalışıyor. Biz buradan randımanlı bir ekmek kazanmış olsak çocuklarımızın ne işi var başka işlerde. Bizden sonra bu işi yapacak kimse yok. En genç olarak bizler varız” dedi. “PARA KAZANAMADIĞIMIZ İÇİN HAYVANLARI SATIYORUZ, SENEYE BIRAKACAK GİBİYİZ” Devletten destek bulamadıklarından yana dert yanan bir başka besici ise, “Burada şu anda 120 hayvan var. Daha önceki yıllarda hayvan sayısı daha fazlaydı. Her sene aşağıya düşüyoruz. Et para etmediği için, süt para etmediği için, yem pahalı. Geçen sene şaptan dolayı 30-40 zayiat verdik. Buzağılar, inekler hep gitti. Devletten hiçbir destek almadık. Zaten hayvanlar şu an ithal geliyor. Bir danayı bize 110 bin liraya veriyorlar. 50-60 bin lira da yiyecek masrafı var. Biz bundan ne kazanacağız? Sadece bize gübresi kalıyor. Onu da tarlaya atıyoruz, bize darıda biraz destek oluyor başka da bir şey yok. Geçen yıl 215 tane hayvan vardı. Para kazanamadığımız için hayvanları satıyoruz. Seneye bırakacak gibiyiz” diye konuştu. “BÖYLE DEVAM EDERSE SATACAĞIZ, BIRAKACAĞIZ YAPACAK BİR ŞEY YOK” Hem et hem de süt fiyatlarından yana durumun çok berbat olduğuna dikkat çeken besici ise, “Her geçen yıl değil, her ay bir önceki ayı aratıyor. Bu şekilde devam ederse, bizim devam etme şansımız yok. Para kazanabilmemiz için süt fiyatının en az 30-35 lira olması lazım. Yem maliyetleri yüksek, mazot fiyatları yüksek. Aynı zamanda etten de para kazanamıyoruz. Gittikçe düşüyor. Bugün etin kilosunu 700-800 liradan kestirmem lazım, aradığım zaman 580 liralardan bahsediyorlar. Böyle devam ederse satacağız, bırakacağız yapacak bir şey yok” ifadelerini kullandı. “SEKTÖRDEN ÇEKİLECEĞİZ ARTIK, YETER DİYECEĞİZ” Şu an sütün litresinin piyasa ortalamasının 27,5-28 lira civarında olduğunu ve maliyet fiyatlarına süt sattıklarını ifade eden besici, “Para kazanabilmemiz için 35 liraların altında olmaması lazım. 18 bin 250 lira sadece bir aylık su faturası, darıları suladım. 60 dönüm arazinin. Ben 100 küsür dönüm yer dikiyorum bir tek tarlanın su parası. Yem fiyatları son 9 gün içinde 3 kere zam gördü. Ortalama bir yem fiyatı 800 ila 1100 lira arasında değişiyor. Ama sütün fiyatı artmıyor. Mazot giderlerimiz günlük değişiyor. Genel anlamda harcadığımız emek, hayvana yatırdığımız öz sermayeyle kazanılan para, ki kazanılmıyor karın tokluğu. Bu işi 12 yıldır yapıyorum. 12 yıl önce daha iyiydi. Git gide kötüye gidiyor. Yem, mazot, elektrik giderlerimiz bu kadar yüksek değildi. Sadece bu çiftliğin elektrik giderine geçen yıl 6- 6 bin 500 lira para veriyorduk. Bu sene 14-15 bin lira para ödüyoruz. Her şey yüzde 100 arttı. Ziraat Bankası’ndan çıkamıyoruz. Geçen sene 135-140 hayvan vardı bu sene 95-100’e düştü. Sektörden çekileceğiz artık, yeter diyeceğiz. Çalışırken batmak diye bir şey var; bu olsa gerek” dedi. “PARAYI KAZANANLAR SON NOKTA SATICILAR” Üretici kazanamadığını, hakkını alamadığını belirten bir diğer besici ise şunları kaydetti: “Hem de bu işin sanayi kısmında peynir üreticileri, yoğurt, ayran, süt sektörü üreticileri de eskiye oranla çok düşük, minimal karlarla çalışıyorlar. Tereyağın maliyeti 400 lira ama markete gittiğimiz zaman tereyağ 700 lira 800 lira hatta geçen 980 liraya tereyağ gördüm. Parayı kazananlar son nokta satıcılar. Aynı ürün A markete gittiğimiz zaman başka, B markete gittiğimiz zaman başka fiyatlara satılıyor. Herkes kafasına göre fiyat yazabiliyor. Biz burada, üreticiler olarak her zaman mağdur olan tarafız. Son nokta satışta devletin daha hükmedici olması lazım. Hükümetin görevini yapması lazım. Ama çok zayıf kalıyoruz. Nedenini düşündüğüm zaman orada da devletin şöyle bir rantı oluyor; ne kadar fazla fiyattan satılırsa alınan vergi o kadar yükseliyor. O yüzden ses çıkarılmıyor. Böyle olduğu sürece bu ülkede tarım ve hayvancılığın kalkınma ihtimali çok zayıf.”

ÇİFTÇİ-SEN’den Üzüm Üreticisi İçin Acil Çağrı: "Verim Var, Fiyat Yok!" Haber

ÇİFTÇİ-SEN’den Üzüm Üreticisi İçin Acil Çağrı: "Verim Var, Fiyat Yok!"

Çiftçiler Sendikası (ÇİFTÇİ-SEN), 2026 yılı üzüm hasat sezonunun başlamasıyla birlikte bağcılık sektöründe yaşanan derin krize dikkat çekti. Rekoltede %50’ye varan artışa rağmen girdi maliyetlerinin katlandığını ve alım fiyatlarının maliyetin altına düştüğünü vurgulayan ÇİFTÇİ-SEN, 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için referans taban fiyatının en az 151,50 TL/kg olması gerektiğini açıkladı. İzmir merkezli Çiftçiler Sendikası Genel Başkanı Ali Bülent Erdem ve Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu imzasıyla yayımlanan bildiride; artan mazot ve girdi maliyetleri, tarım alanlarını tehdit eden maden ve enerji projeleri, dolandırıcı tüccarlar ve şirket odaklı tarım politikaları sert bir dille eleştirildi. "Verim Artarken Kazanç Yok: Üretici Daha Çok Borçlanıyor" Üzüm üretim bölgelerinde son 2-3 yıldır ulaşılamayan verimliliğe bu yıl ulaşılmasına rağmen çiftçinin sevinemediğini belirten ÇİFTÇİ-SEN, tüccar ve şirketlerin belirlediği alım fiyatlarının geçmiş yılların dahi gerisinde kaldığını belirtti. Açıklamada, mazottaki fahiş artışa dikkat çekilerek şu kıyaslamaya yer verildi: "Mazot fiyatları 2024 yılında litresi 41-44 TL, 2025 yılında 45-53 TL arasında iken 2026 yılında 55 TL’den başlayıp 83 TL’ye kadar çıkmıştır. Yani sadece mazotta %50'yi aşan bir artış yaşanmıştır. Buna karşın, geçen yıl 16-18 TL/kg bandında olan sumalık yaş üzüm alım fiyatı bu yıl 11 TL/kg seviyesine kadar düşmüştür." Maden ve Enerji Yatırımları Bağcılığı Tehdit Ediyor Bölgedeki madencilik faaliyetleri ve enerji yatırımlarının doğaya yaydığı asit, gaz ve aşırı tozun mevsim dışı doğa olaylarına yol açtığını belirten sendika yetkilileri; üreticilerin bağlarını koruyabilmek adına petrol türevi naylon örtüler kullanmak zorunda kaldığını, bu durumun da masraf kalemlerini fırlattığını vurguladı. Şaraplık Üzüm Üreticisi Şirketlerin İnsafına Bırakıldı Tekel’in özelleştirilmesinin ardından şaraplık üzüm üreten çiftçilerin büyük şirketlerin inisiyatifine terk edildiği ifade edildi. Mevcut mevzuat nedeniyle üreticinin üzümünü işleyip şarap olarak satmasının yasak olduğuna dikkat çekilerek: Üreticinin kendi imkânlarıyla işletme kurmasının ve ağır vergi/bandrol yükümlülüklerini karşılamasının imkânsız olduğu, Kurutma imkânı da kısıtlı olan üreticilerin üzümlerini şarap fabrikalarına yok pahasına satmak zorunda kaldığı dile getirildi. Kuru Üzüm Maliyeti 93 TL: Referans Taban Fiyat En Az 151,50 TL Olmalı ÇİFTÇİ-SEN, 2026 yılı kuru üzüm maliyet analizini de kamuoyuyla paylaştı. Rekolte artışına rağmen ortalama kuru üzüm kg maliyetinin 93,00 TL/kg civarında hesaplandığı belirtilerek taban fiyatının en az 151.50 TL/kg olması gerektiği ifade edildi. ÇİFTÇİ-SEN’den 9 Maddelik Çözüm Deklarasyonu Çiftçiler Sendikası, bağcılığın ve üreticinin kurtarılması için acilen atılması gereken adımları şu şekilde sıraladı: Sendikal Katılım: Fiyat belirleme süreçlerine çiftçi sendikaları dahil edilmelidir. TARİŞ’in Yeniden Yapılandırılması: TARİŞ, üreticilerin söz sahibi olacağı şekilde düzenlenmeli ve destekleme alımlarında aktif kılınmalıdır. Taban Fiyat ve Destek: ÇİFTÇİ-SEN’in açıkladığı 151,50 TL referans fiyatı üzerinden TARİŞ aracılığıyla destekleme alımı yapılmalıdır. Şaraplık Üzüm Yasasında Düzenleme: Üreticilerin ürünlerini işleyip satabilmelerinin önü açılmalı ve teşvik edilmelidir. Maden ve Enerji Kısıtlaması: Tarım alanlarındaki maden ve enerji faaliyetleri durdurulmalı, faal olanlar kapatılmalıdır. Caydırıcı Cezalar ve Deşifre: Çiftçileri dolandıran tüccar ve şirketlere yönelik caydırıcı cezalar ve ticaretten men yasası getirilmelidir. TARSİM Reorganizasyonu: Tarım Sigortaları Yasası çiftçi lehine yeniden düzenlenmelidir. Agroekolojik Üretim Teşviki: Kamusal kaynaklar ekolojik üretime yönelen çiftçilere aktarılmalıdır. Gıda Egemenliği: Uluslararası şirketlerin değil, halkın ve köylünün gıda egemenliği savunulmalıdır.

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı" Haber

CHP'li Başevirgen: "Mazot On Kat Arttı, Destek Yerinde Saydı"

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, artan mazot fiyatları karşısında çaresiz kalan çiftçilere dikkat çekti. Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı. Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır” dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılından bu yana tarımsal üretim maliyetlerinde yaşanan büyük artışın çiftçiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini belirterek, iktidarın tarım politikalarını sert sözlerle eleştirdi. “ÇİFTÇİ ARTIK TRAKTÖRÜNÜ ÇALIŞTIRMADAN ÖNCE CEBİNDEKİ PARAYI HESAPLIYOR” Başevirgen, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılında yaklaşık 6,5 lira olan motorinin litre fiyatı bugün 71 liraya dayandı. Sekiz yılda mazot yaklaşık 10 kattan fazla zamlandı. Mazot 10 kat arttı, destek yerinde saydı; çiftçi üretemez hale getirildi. Çiftçi artık traktörünü çalıştırmadan önce cebindeki parayı hesaplıyor” dedi. Mazottaki artışın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini de ifade eden Başevirgen, “Gübre fiyatları 6 ila 10 kat arttı. Zirai ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak üreticinin ulaşamayacağı seviyelere çıktı. Tohum, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri de sürekli yükseldi. Üretimin her aşaması zamlandı ama çiftçinin kazancı aynı oranda artmadı” diye konuştu. “KANUNU BİLE UYGULAMIYORLAR” Tarım Kanunu’nun açık hükmüne rağmen çiftçiye verilmesi gereken desteğin yıllardır eksik ödendiğini vurgulayan Başevirgen, “Tarım Kanunu, çiftçiye verilecek desteğin milli gelirin en az yüzde 1’i olmasını emrediyor. Ancak iktidar yıllardır kendi çıkardığı kanuna dahi uymuyor. Çiftçiden desteği esirgeyenler, ithalata milyarlarca doları gözlerini kırpmadan harcıyor. Yerli üretici kaderine terk edilirken yabancı üretici destekleniyor” ifadelerini kullandı. Üreticinin artık borçla üretim yapmaya çalıştığını söyleyen Başevirgen, “Çiftçi bankalara, kooperatiflere ve tarım kredi kuruluşlarına borçlanarak ayakta durmaya çalışıyor. Hasat sonunda ise çoğu zaman borcunu bile kapatamıyor. Bu düzenin kazananı çiftçi değil; ithalat lobileri ve aracılar oluyor. Kaybeden ise hem üretici hem de pazarda yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalan milyonlarca vatandaşımızdır” dedi. “ÜRETİMİ BİTİREN HER KARAR, SOFRADAKİ EKMEĞİ KÜÇÜLTÜR” Başevirgen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çiftçiyi desteklemek bir tercih değil, milli güvenlik meselesidir. Üreticiyi üretimden vazgeçirirseniz, gıda enflasyonunu da önleyemezsiniz. Mazot desteği gerçek maliyetleri karşılamalı, gübre ve zirai ilaç destekleri artırılmalı, Tarım Kanunu eksiksiz uygulanmalıdır. Üretimi bitiren her karar, sofradaki ekmeği küçültür. Sarayın israfına kaynak bulanlar, bu ülkenin alın teriyle üreten çiftçisine kaynak bulmak zorundadır. Çiftçi ayakta kalırsa Türkiye ayakta kalır; çiftçi çökerse kaybeden 86 milyon olur.”

TZOB Başkanı Bayraktar Açıkladı: Üretici ile Market Arasında Elma 5 Kat Farkla Satılıyor! Haber

TZOB Başkanı Bayraktar Açıkladı: Üretici ile Market Arasında Elma 5 Kat Farkla Satılıyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayı üretici ve market fiyatlarındaki değişimler ile tarımsal girdi maliyetlerini mercek altına aldı. Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat makasının en fazla açıldığı ürünün elma olduğunu belirten Bayraktar, tarla ile raf arasındaki uçurumu çarpıcı rakamlarla gözler önüne serdi. Peki, Mayıs ayında fiyatı en çok artan ve düşen ürünler hangileri oldu? Gübre, yem ve mazot fiyatlarında son durum ne? İşte üreticinin ve tüketicinin merak ettiği tüm piyasa detayları... Elma Tarla ile Raf Arasında 4,9 Kat Değerlendi Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının zirvesinde yüzde 388,5 oranı ile elma yer aldı. Elmadaki bu devasa farkı yüzde 278,6 ile havuç, yüzde 215,3 ile kabak, yüzde 206,5 ile fındık ve yüzde 195,7 ile marul takip etti. Rakamlar analiz edildiğinde; elma 4,9 kat, havuç 3,8 kat, kabak 3,2 kat, fındık 3,1 kat ve marul ise 3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elma markette 91 lira 59 kuruşa, 15 lira olan havuç 56 lira 79 kuruşa, 410 lira olan fındık ise rafta tam 1256 liraya alıcı buldu. Ayın Zam Şampiyonu Kuru Soğan, En Çok Ucuzlayanı Sivri Biber ve Domates Mayıs ayında hem üreticide hem de markette fiyatı en fazla artan ortak ürün kuru soğan olarak kayıtlara geçti. Market Fiyatlarında Son Durum Markette incelenen 36 ürünün 22’sinde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görülürken 1 üründe fiyat değişmedi. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 44,7 ile kuru soğan olurken, bu artışı sırasıyla patates, limon, havuç ve yumurta izledi. Rafta fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 54,3 ile sivri biber oldu. Sivri biberi çilek, marul, domates ve yeşil soğan takip etti. Üretici Fiyatlarında Son Durum Üreticide ise 28 ürünün 9’unda fiyat artışı, 9’unda fiyat düşüşü yaşanırken 10 üründe fiyatlar sabit kaldı. Tarlada en çok fiyat artışı yüzde 77,2 ile kuru soğanda görülürken; patates, limon, havuç ve maydanoz zamlanan diğer ürünler oldu. Üreticide en çok fiyat düşüşü ise yüzde 54,7 ile domateste yaşandı. Domatesteki gerilemeyi kabak, sivri biber, salatalık ve patlıcan izledi. Fiyat Değişimlerinin Arkasındaki Nedenler Neler? TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ürün bazlı yaşanan bu sert fiyat hareketlerinin gerekçelerini şu şekilde sıraladı: Kuru Soğan ve Patates: İç Anadolu Bölgesi'ndeki depolarda ürün kalmaması, Çukurova ve İzmir’de ise hasadın henüz yeni başlaması arzı düşürdü ve fiyatları tırmandırdı. Limon: Ürünlerin depolara girmesiyle birlikte ortaya çıkan depo maliyetleri fiyat artışına neden oldu. Havuç: Tarla ürünlerinin azalmasına bağlı olarak arz yetersizliği fiyatları yükseltti. Domates, Kabak ve Biber: Hava şartlarının iyi gitmesiyle birlikte ürün verimliliği arttı; tarladaki bu bolluk üretici fiyatlarının hızla düşmesini sağladı. Gübre ve Yem Fiyatlarında Yıllık Artış Korkuttu Üreticinin en büyük gider kalemlerini oluşturan tarımsal girdi fiyatlarındaki yıllık ve aylık değişimler de paylaşıldı. Gübre ve Yem Maliyetleri Mayıs ayında, bir önceki aya göre kompoze, DAP ve amonyum sülfat gübrelerinde yüzde 1'e yakın küçük artışlar görülürken, amonyum nitrat ve ÜRE gübresinde hafif düşüşler yaşandı. Ancak yıllık bazda bakıldığında son bir yılda amonyum sülfat gübresi yüzde 85,4, amonyum nitrat gübresi yüzde 82,2 ve ÜRE gübresi yüzde 70,8 oranında artış gösterdi. Hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren besi ve süt yemi fiyatları ise aylık yüzde 1,4 artarken, yıllık bazda besi yemi yüzde 35,4, süt yemi yüzde 32,9 oranında yükseldi. Enerji, İlaç ve Mazot Fiyatları Son bir yıllık dönemde elektrik fiyatları yüzde 25,1, tarım ilaçları ise yüzde 27,8 oranında arttı. Üreticinin en önemli girdilerinden biri olan mazot fiyatı ise Mayıs ayında, Nisan ayına göre aylık bazda yüzde 7,3 oranında düşüş gösterse de yıllık bazda yüzde 43,6'lık artış oranını korudu.

Vecdi Gündoğdu Kırklareli’de: “Tarımı İhmal Eden, Açlığa Davetiye Çıkarır!” Haber

Vecdi Gündoğdu Kırklareli’de: “Tarımı İhmal Eden, Açlığa Davetiye Çıkarır!”

CHP Kırklareli Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Kırklareli’deki saha çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Köylü ve çiftçiyle bir araya gelen Gündoğdu, "Mazot ve gübre fiyatları çiftçiyi tarlasına küstürdü; bu durum sofradaki ekmeğin fiyatını vuruyor" dedi. ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu, "Kırklareli Saha Çalışmaları-3" kapsamında kentin köylerinde vatandaşlarla buluştu. Kocahıdır ve Dokuzhöyük köylerinde düzenlenen yağmur ve şükür dualarına katılan Gündoğdu, tarım sektöründeki derin krize dikkat çekerek hükümete üretim odaklı politika çağrısında bulundu. ​"Çiftçi Traktörünü Çalıştıramaz Hale Geldi" ​Kırklareli halkının yaşadığı geçim sıkıntısını yerinde tespit eden Vecdi Gündoğdu, ekonomik krizin en ağır yükünü üreticilerin omuzladığını vurguladı. Saha çalışmaları sonrası yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​“Mazot fiyatları artıyor, çiftçi traktörünü çalıştıramaz hale geliyor. Gübre fiyatları katlanıyor, üretici tarlasına gübre atamıyor. Bu durum doğrudan verim kaybına ve üretim düşüşüne yol açıyor. Sonuç ise mutfaktaki yangın ve pahalı ekmek oluyor.” ​Saha Çalışmaları: Kocahıdır ve Dokuzhöyük Ziyaretleri ​Gündoğdu’nun saha programı, Kırklareli’nin tarımsal potansiyeli yüksek köylerinde yoğunlaştı: ​11 Nisan 2026: Kırklareli Merkez Kocahıdır Köyü’nde yağmur ve şükür duasına katılım. ​12 Nisan 2026: Dokuzhöyük Köyü’nde hemşehrileriyle bereket ve dayanışma sofrasında buluşma. ​Ziyaretler sırasında çiftçilerin girdi maliyetleri altındaki ezilmesine şahitlik ettiğini belirten Milletvekili Gündoğdu, üreticinin mutsuz olduğu bir sistemde tüketicinin de huzur bulamayacağını ifade etti. ​"Açlık Krizinin Tohumlarını Atıyorlar" ​Tarımın stratejik önemine dikkat çeken Gündoğdu, acil önlem alınması gerektiğini savundu. Çiftçinin ve köylünün ayağa kaldırılmasının bir tercih değil zorunluluk olduğunu belirten Gündoğdu; “Tarımı ihmal edenler, aslında gelecekteki büyük bir açlık krizinin tohumlarını ekiyorlar. Üretimi ve üreteni desteklemek zorundayız” diyerek uyarılarını sürdürdü. ​Çözüm Önerileri Gündemde ​Vecdi Gündoğdu, 7 gün 24 saat esasıyla Kırklareli’nin her köşesinde dertleri paylaşmaya devam edeceklerini; partisinin tarım, hayvancılık ve çevre politikalarını halka anlatarak umudu örgütleyeceklerini belirtti.

Üretici Kaygılı: "Toprağa Dökülen Emek, Cebe Para Olarak Dönmüyor" Haber

Üretici Kaygılı: "Toprağa Dökülen Emek, Cebe Para Olarak Dönmüyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekim sezonunun başlamasıyla birlikte tarlada üreticilerle bir araya geldi. Ziraat Mühendisi ve üretici Doğukan Eker ile görüşen Gürer, artan girdi maliyetleri, plansız tarım politikaları ve çiftçinin hasat dönemindeki sahipsizliği üzerine dikkat çekici açıklamalarda bulundu. ​Girdi Maliyetlerinde Yüzde 40 Artış: Çiftçi Çıkmazda ​Ekim çalışmaları devam ederken en büyük sorunun mazot, gübre ve elektrik fiyatlarındaki fahiş artışlar olduğu vurgulandı. Üretici Doğukan Eker, geçen yıla oranla girdi maliyetlerinin en az %40 arttığını belirterek şu detayları paylaştı: ​Mazot Fiyatları: Geçen yıl 45-55 TL bandında olan mazotun 76 TL’yi geçtiği, yaz aylarında ise 90 TL’ye çıkacağı öngörülüyor. Sadece bir traktörün günlük mazot maliyeti 9 bin TL'ye ulaşmış durumda. ​Gübre ve Fide: DAP gübresinin tonu 40 bin TL’ye, üre gübresinin tonu ise 33 bin TL’ye yükseldi. Geçen yıl 3 TL olan domates fidesi bu yıl 4 TL’den alıcı buluyor. ​"Tarlada 2 TL, Rafta 60 TL" ​Türkiye'nin yıllık yaklaşık 14 milyon ton domates ürettiğini hatırlatan Ömer Fethi Gürer, piyasadaki fiyat dengesizliğine isyan etti. Gürer, "Domates tarlada 1,5 ile 3 lira arasında kalırken, vatandaş rafta 50-60 liraya ürün almak zorunda kalıyor. Bu makasın sorumlusu üretim sonrası planlama yapamayan siyasi iktidardır" dedi. ​Gıda İsrafı Kapıda: 23 Milyon Ton Çöpe Gidiyor ​Üretim sürecinin planlanmamasının devasa bir israfa yol açtığını belirten Gürer, her yıl Türkiye'de 23 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini ifade etti. Hasat döneminde alıcı bulamayan ürünlerin tarlada bırakıldığını söyleyen Ziraat Mühendisi Doğukan Eker, "Bazen köylüye gelin bedava toplayın diyoruz, çünkü satış maliyeti kurtarmıyor" sözleriyle durumun ciddiyetini özetledi. ​Çözüm Önerileri: Mazotta Vergi Kaldırılmalı ​Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması ve arz açığının oluşmaması için CHP'li Gürer şu acil önlemleri sıraladı: ​Vergi Muafiyeti: Çiftçinin kullandığı mazotta ÖTV ve KDV tamamen kaldırılmalıdır. ​Sübvansiyon: Tohum ve gübre gibi temel girdilerde devlet desteği artırılmalıdır. ​Sanayi Entegrasyonu: Tarlada kalan ürünlerin israf olmaması için kurutma, dondurma ve işleme tesisleri yaygınlaştırılmalıdır. ​Doğru Planlama: Üretim öncesi, süreci ve sonrasını kapsayan öngörülebilir bir ulusal tarım politikası oluşturulmalıdır. ​Gürer, çiftçinin "alabildiğim mazot kadar ekeceğim" noktasına geldiğini belirterek, üretimden kopuşun gıda krizini derinleştireceği uyarısında bulundu.

Vatandaş Geçinemiyor, İktidar Hâlâ ‘Nasıl Alırım’ Derdinde! Haber

Vatandaş Geçinemiyor, İktidar Hâlâ ‘Nasıl Alırım’ Derdinde!

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen torba yasa teklifine sert tepki gösterdi. Mazot fiyatlarının 75 lirayı aştığını ve yoksulluk sınırının 106 bin lirayı geçtiğini vurgulayan Kış, iktidarı "müflis tüccar" anlayışıyla hareket etmekle suçladı. ​Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, yeni vergi düzenlemelerini içeren kanun teklifini görüşürken, CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın ekonomi odaklı konuşması gündeme damga vurdu. 12’nci madde üzerine söz alan Kış, derinleşen ekonomik krize rağmen iktidarın çözüm yerine yeni vergi yükleri getirdiğini ifade etti. ​"Açlık Sınırı 32 Bin, Mazot 75 Lira!" ​Konuşmasında güncel ekonomik verilere dikkat çeken Gülcan Kış, vatandaşın alım gücünün bittiğini şu sözlerle özetledi: ​Açlık Sınırı: 32 bin lirayı aştı. ​Yoksulluk Sınırı: 106 bin lira sınırını geçti. ​Akaryakıt Krizi: Mazot fiyatları 75 lira seviyesine dayanarak üretim maliyetlerini uçurdu. ​Kış, iktidara seslenerek; "Bir kez de ‘nasıl alırım’ yerine ‘vatandaşı nasıl rahatlatırım’ diye düşünün. İlk iki ayda faize 640 milyar lira ödediniz ama vatandaşa gelince ‘kaynak yok’ diyorsunuz" ifadelerini kullandı. ​Kıymetli Taşlara ÖTV: "Sektör Risk Altında" ​Düzenlemeyle kıymetli ve yarı kıymetli taşların yüzde 20 ÖTV kapsamına alınmasını eleştiren Kış, bu durumun üretimi düşüreceğini ve kayıt dışılığı artıracağını belirtti. CHP'nin lüks tüketime yönelik adil vergi önergesinin reddedildiğini hatırlatan Kış, "Saatin kordonundan vergi alıyorsunuz ama saatten almıyorsunuz. Vergi vatandaşa, muafiyet lükse gidiyor" dedi. ​İşsizlik Fonu ve Özelleştirme Tepkisi ​Torba yasada yer alan diğer maddelere de değinen Mersin Milletvekili, kamu kaynaklarının yönetimi konusunda şu uyarılarda bulundu: ​İşsizlik Sigortası Fonu: 628 milyar liralık fonun tek imzaya (Cumhurbaşkanı yetkisine) bağlanması, emeğin güvencesini zayıflatıyor. ​Kamu Taşınmazları: Üniversite ve SGK arazilerinin Özelleştirme İdaresi'ne devredilerek satışa çıkarılmasına tepki gösteren Kış, Mersin’deki 3 kamu sağlık alanının da bu listede olduğunu vurguladı. ​Depremzede Konutları: "Bütçe Açığını Kapatma Çabası" ​Deprem konutlarına yönelik ödeme düzenlemesini de eleştiren Kış, iktidarın 2046’ya kadar beklemek yerine parayı erkenden tahsil etmeye çalışmasını "ekonomiyi yönetememenin itirafı" olarak nitelendirdi. CHP olarak depremzedelere ilk konutun bedelsiz verilmesi taleplerinin yine reddedildiğini hatırlattı. ​Sonuç: "Bu Yasa Boşalan Kasayı Doldurma Girişimidir" ​Gülcan Kış, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla vergi değil; adalet, üretim ve refahtır. Bu teklif, ekonomik çöküşün açık bir itirafıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.