Hava Durumu

#Meclis Araştırması

Kırsal Haber - Meclis Araştırması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meclis Araştırması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor! Haber

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor!

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle Rusya ve Ukrayna’ya yönelik yaş meyve ve sebze ihracatında ortaya çıkan lojistik krizi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Kış; Ticaret, Tarım ve Orman ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarına ayrı ayrı soru önergeleri verirken, sorunun bütün yönleriyle araştırılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi. Kış, “Mersin üretiyor, Türkiye kazanıyor. Şimdi Mersinli üreticinin emeğine sahip çıkma zamanı. Ürün daldayken çözüm üretilmezse yarın çok geç olabilir” dedi. Türkiye’nin narenciye üretim ve ihracatının merkezi Mersin’de yeni sezon, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunlarının gölgesinde başladı. Rusya Federasyonu ve Ukrayna’ya deniz yoluyla ulaşımda yaşanan güçlükler, bölgedeki üretici ve ihracatçılarda ciddi endişeye yol açtı. Sektör temsilcileri, mevcut koşulların devam etmesi hâlinde Rusya ve Ukrayna pazarlarına ihracatın aksayabileceği, karayolu taşımacılığında kapasite sorunu yaşanabileceği ve artan navlun maliyetlerinin üretici fiyatlarını aşağı çekebileceği uyarısında bulunuyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış da Mersinli üreticilerin ve sektör temsilcilerinin çağrısını Meclise taşıyarak üç ayrı bakanlığa soru önergesi verdi ve Meclis Araştırması açılmasını istedi. MERSİN TÜRKİYE'NİN NARENCİYE İHRACATINDA ZİRVEDE Kış, sorunun Mersin açısından taşıdığı ekonomik büyüklüğe dikkat çekti. 2025 yılında Türkiye, narenciye ihracatından 1 milyar 477 milyon dolar gelir elde ederken bunun 696 milyon 257 bin dolarlık bölümü tek başına Mersin’den gerçekleştirildi. Türkiye’nin aynı dönemde Rusya’ya yaptığı narenciye ihracatı 461 milyon doları, Ukrayna’ya yaptığı ihracat ise 106 milyon doları aştı. Kış, Mersin’in üretimde olduğu kadar ihracat ve lojistikte de Türkiye açısından stratejik bir merkez olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’nin narenciyesini Mersin üretiyor, paketliyor ve dünyaya gönderiyor. Geçen yıl yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatını tek başına gerçekleştiren bir kentten söz ediyoruz. Dolayısıyla Karadeniz’de yaşanan sorun Mersin için yalnızca bir lojistik problem değildir. Binlerce üreticinin geliri, on binlerce insanın geçimi ve ülkemizin ihracat geliri söz konusudur.” “ÜRÜN DALDA BEKLEMEZ” Narenciyenin uzun süre bekletilebilecek bir ürün olmadığına dikkat çeken Kış, hükümetin kriz derinleştikten sonra değil, ürün henüz bahçedeyken harekete geçmesi gerektiğini söyledi. “Üreticimiz bir yıl boyunca bahçesine bakıyor. Gübreyi, ilacı, mazotu, sulamayı, işçiliği cebinden karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde de ‘Gemi yok, güzergâh yok, navlun pahalı, pazar kapalı’ denilerek bütün faturayı çiftçinin önüne koyamazsınız. Ürün dalda beklemez. Üreticinin borcu da beklemez. Çözüm bugün üretilmek zorundadır.” ÜÇ BAKANLIĞA ÜÇ AYRI ÖNERGE Kış, sorunun tek bir bakanlığın görev alanıyla sınırlı olmadığını belirterek Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle üç ayrı soru önergesi verdi. Ticaret Bakanlığına yönelttiği önergede Rusya ve Ukrayna pazarlarının korunması, alternatif ihracat pazarları, yabancı plakalı boş tırların Türkiye’den ihracat yükü alabilmesi, navlun desteği ve alternatif ticaret güzergâhlarını soran Kış, ihracat sezonu öncesinde gerekli tedbirlerin neden alınmadığının açıklanmasını istedi. Tarım ve Orman Bakanlığına ise doğrudan üreticinin geleceğini soran Kış; ihracatta daralma yaşanması hâlinde ürünün dalında kalmasını önleyecek bir müdahale mekanizmasının bulunup bulunmadığını, üreticiye ilave destek sağlanıp sağlanmayacağını, borçların ertelenmesi ve kamu eliyle alım seçeneklerinin değerlendirilip değerlendirilmediğini gündeme getirdi. “MERSİN–ST. PETERSBURG HATTI İÇİN DAHA NE BEKLENİYOR?” Kış’ın Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına verdiği önergenin merkezinde ise Mersin Limanı yer aldı. Sektör temsilcilerinin de dile getirdiği, Mersin Limanı’ndan Rusya’nın St. Petersburg Limanı’na başka bir limana uğramadan doğrudan yaş meyve ve sebze taşıyacak bir gemi hattı oluşturulması önerisini Meclise taşıyan Kış, hattın teknik ve ekonomik fizibilitesinin yapılıp yapılmadığını ve ne zaman faaliyete geçirilebileceğini sordu. Kış şöyle konuştu: “Mersin’in limanı var, üretimi var, ihracatçısı var, lojistik altyapısı var. Sektör de çözüm önerisini ortaya koyuyor. Mersin’den St. Petersburg’a doğrudan hat mümkünse vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Karayolunda kapasite artırılabiliyorsa gerekli düzenleme yapılmalıdır. Alternatif güzergâh oluşturulabiliyorsa bugünden oluşturulmalıdır. Üreticinin ürünü daldayken bürokrasinin karar vermesini aylarca bekleyemeyiz.” KONUYU MECLİS ARAŞTIRMASINA DA TAŞIDI Gülcan Kış, üç soru önergesinin yanı sıra Mersin ve Çukurova’daki narenciye üreticilerinin karşı karşıya bulunduğu ihracat ve lojistik sorunlarının bütün yönleriyle incelenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını da istedi. Araştırma önergesinde Karadeniz’deki gelişmelerin yaş meyve ve sebze ihracatına etkisinden alternatif transit güzergâhlara, navlun maliyetlerinden yeni ihracat pazarlarına, üreticinin gelir kaybının önlenmesinden Mersin’in liman ve soğuk zincir kapasitesinin geliştirilmesine kadar sektörün temel sorunlarının araştırılması talep edildi. “MERSİN YARDIM İSTEMİYOR, EMEĞİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR” Mersinli üreticinin artan girdi maliyetleri nedeniyle zaten ağır bir ekonomik yük altında olduğuna dikkat çeken Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Mersinli çiftçi sadaka istemiyor. Üretiyor, istihdam yaratıyor, ihracat yapıyor, Türkiye’ye döviz kazandırıyor ve emeğinin karşılığını istiyor. Biz de Mersin’in hakkını, üreticimizin alın terini sonuna kadar savunacağız. Rusya ve Ukrayna’ya giden yol tıkanıyorsa o yolu açmak devletin görevidir. Alternatif pazar gerekiyorsa bulmak devletin görevidir. Ürün dalında kalma tehlikesiyle karşı karşıyaysa üreticiyi korumak devletin görevidir. Yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatı yapan Mersin’i ve binlerce üreticimizi kendi kaderine terk edemezsiniz. Üreticinin bir yıllık emeği göz göre göre heba edilemez. Mersin’in ürünü dalda kalmayacak; Mersinli üreticinin hakkını Mecliste de her platformda da takip edeceğiz.” ...

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır" Haber

CHP'li Şevkin: "Dalda Çürüyen Ürün Tarım Politikalarının İflasıdır"

CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, dalında çürüyen narenciyenin tarım politikalarının iflası olduğunu vurguladı CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, başta Adana olmak üzere Çukurova’da narenciye üreticilerinin her geçen yıl ağırlaşan ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirterek, sektörün geleceğinin Meclis Araştırması ile bütün yönleriyle ele alınmasını istedi. Çukurova’nın Türkiye’nin en önemli narenciye üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Dr. Şevkin, limon, mandalina, portakal ve greyfurt üretimiyle geçimini sağlayan binlerce üreticinin artan maliyetler, ürün fiyatlarındaki belirsizlik, pazarlama ve depolama sorunları ile ihracattaki sıkıntılar nedeniyle üretimden kopma noktasına geldiğini ifade etti. “Mazotundan gübresine, ilacından elektriğine, sulamasından işçiliğine, ambalajından nakliyesine kadar her kalemde maliyet artışı yaşayan üretici, hasat zamanı ürününü kaç liraya satacağını bilemiyor. Üreticinin alın terinin karşılığını alamadığı bir sistem sürdürülebilir değildir” diyen Dr. Şevkin, narenciye üreticisinin yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi. “ÜRÜN DALDA KALIRKEN ÜRETİCİ BORCA BATIYOR” Narenciyede en büyük sorunlardan birinin hasat döneminde yeterli ve öngörülebilir pazar bulunamaması olduğuna dikkat çeken Şevkin, ürünün dalında kalmasının yalnızca o yılın gelir kaybına değil, üreticinin gelecek sezon için ihtiyaç duyduğu finansmanı da sağlayamamasına yol açtığını kaydetti. Dr. Şevkin, “Üretici ürününü yetiştiriyor, masrafını yapıyor, borçlanıyor; ancak hasat geldiğinde alıcı bulamıyor ya da ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalıyor. Bir başka ifadeyle üretici hem üretirken hem de ürününü satarken kaybediyor. Bu tabloya seyirci kalınamaz” diye konuştu. (Basın Bülteni)

​CHP’li Taşkent’ten Adapazarı Şeker Fabrikası Çıkışı: "Üretim Değil, Rant Modeli!" Haber

​CHP’li Taşkent’ten Adapazarı Şeker Fabrikası Çıkışı: "Üretim Değil, Rant Modeli!"

CHP Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Adapazarı Şeker Fabrikası üzerinden Türkiye’nin tarım ve üretim politikalarını sert bir dille eleştirdi. Taşkent, fabrikanın özelleştirilme sürecinden kota devrine, imar planlarından işçi mağduriyetine kadar birçok kritik konuyu Meclis gündemine taşıdı. ​Adapazarı Şeker Fabrikası’nda Kota Oyunu mu Oynanıyor? ​Milletvekili Taşkent, fabrikanın geçmişten bugüne sistematik bir şekilde değersizleştirildiğini iddia etti. 2005 yılında APEK (Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi) tarafından satın alınan fabrikanın, bilinçli kota kısıtlamalarıyla borç batağına sürüklendiğini belirten Taşkent, sürecin kronolojisine dikkat çekti: Şeker Kurulu’nun kısıtlamalarıyla fabrikanın Bank Asya’ya devredildiğini ve Yıldız Holding’in satın alması sonrası kotaların aniden artırıldığını ifade eden Taşkent, son durumda kotanın Niğde’deki Bor Şeker Fabrikası’na devredildiğini söyledi. Taşkent; ​"Önce üretimi düşür, değersizleştir, sonra el değiştir ve en sonunda araziyi imara aç. Bu bir istisna değil, bir modeldir." dedi. ​Çiftçi ve İşçi Mağdur: Bor Şeker Devri Ne Getirecek? ​Kotaların Bor Şeker Fabrikasına devredilmesinin ardından Sakaryalı pancar üreticisinin belirsizliğe itildiğini vurgulayan Taşkent, şu soruları yöneltti: ​Sözleşme yapan çiftçilere neden önceden bilgi verilmedi? ​Ürünün Niğde’ye nakliye maliyetini kim karşılayacak? ​Fabrikada çalışan yaklaşık 500 işçinin akıbeti ne olacak? ​"Şeker Fabrikası Arazisi Ranta mı Açılıyor?" ​Konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden biri ise fabrika arazisine yönelik imar planı değişiklikleri oldu. Sakarya Büyükşehir Belediyesi'nin tutumunu eleştiren Taşkent, şehrin en değerli bölgesinde "rant odaklı" bir planlama yapıldığını öne sürdü. ​İmar Planındaki Soru İşaretleri: ​Kat Artışı: Çevrede 3 kat izni varken, fabrika arazisi için 5 kat planlanması. ​Nüfus Yoğunluğu: Bölgeye 7 bin kişilik yeni bir yapılaşma getirilmesi ve bunun yaratacağı trafik/altyapı yükü. ​Millet Bahçesi İddiası: "Eğer burası Millet Bahçesi olacaksa, holdinge karşılığında hangi arazi teklif edildi?" sorusu. ​Meclis Araştırması Çağrısı ​Taşkent, şeker fabrikalarının özelleştirme süreçlerinin, kota politikalarının ve taşınmazların imar durumlarının şeffaf bir şekilde incelenmesi için Meclis Araştırması açılması çağrısında bulundu. "Mesele sadece bir fabrika değil, ülkenin üretimden koparılıp ranta teslim edilmesidir" diyerek sözlerini noktaladı.

CHP'li Karaca’dan Tekstil Sektörü İçin Çağrı Haber

CHP'li Karaca’dan Tekstil Sektörü İçin Çağrı

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, başta Denizli olmak üzere tekstil ve konfeksiyon sektöründe yaşanan sorunların üretim, ihracat ve istihdama etkilerinin araştırılması için TBMM’ye Meclis Araştırması önergesi sundu. Önergede kriz koşullarının özellikle kadın istihdamında yarattığı daralma ve alınması gereken ekonomik ve sosyal tedbirler öne çıkarıldı. DENİZLİ MERKEZLİ, TÜRKİYE ÖLÇEĞİNDE BİR UYARI CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca tarafından 23 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan araştırma önergesinde, tekstil ve konfeksiyon sektörünün Türkiye ekonomisi ve istihdam açısından temel alanlardan biri olduğu vurgulandı. Önergede Denizli’nin, ev tekstili başta olmak üzere güçlü üretim birikimi, ihracat kapasitesi ve yan sanayi ekosistemiyle sektörün başlıca merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekildi. KADIN EMEKÇİLER İÇİN SOSYAL POLİTİKA VURGUSU Araştırma önergesinde, sektördeki daralmanın kadın emekçiler bakımından daha ağır sonuçlar doğurduğu vurgulandı. Kadınların yoğun biçimde istihdam edildiği alanda iş kayıplarının hane gelirini azalttığı, yoksulluk riskini artırdığı, bakım yükünü ağırlaştırdığı ve kadınların işgücünden çekilmesine yol açabildiği belirtilerek, meselenin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal politika ve toplumsal cinsiyet boyutu taşıdığına işaret edildi. SEKTÖR YOĞUN İLLERDE KATILIMCI DİNLEME, İZLEME, İNCELEME Önergede kadın istihdamındaki daralmanın nedenlerinin araştırılması ve kadınların yeniden istihdama dönüşünü güçlendirecek bakım hizmetleri, beceri dönüşümü ve hedefli destek araçlarının belirlenmesi gerektiği kaydedildi. Denizli başta olmak üzere sektör yoğun illerde yerinde inceleme yapılması, ilgili bakanlıklar, meslek kuruluşları, ihracatçı birlikleri, işçi ve işveren örgütleri, üniversiteler ve uzmanların dinlenmesi çağrısı da gerekçede yer aldı. MALİYET, FİNANSMAN VE DIŞ TALEP BASKISI Önergenin gerekçesinde; üretim maliyetlerindeki artış, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, enerji ve girdi fiyatlarındaki oynaklık, kur-enflasyon dengesizliğinin rekabet gücüne etkileri, küresel talep daralması ve düşük maliyetli ülkelerle artan rekabetin sektör üzerinde eş zamanlı baskı yarattığı belirtildi. Bu koşulların sipariş kayıpları, kapasite düşüşleri ve istihdam daralması riskini büyüttüğü ifade edildi. MECLİS ARAŞTIRMASIYLA SAHA, VERİ VE POLİTİKA MASAYA YATIRILSIN Biçer Karaca’nın önergesinde, kurulacak komisyon marifetiyle sektörde maliyet-finansman-enerji-kur-dış talep kaynaklı baskıların ana unsurlarının tespit edilmesi; kapasite düşüşü ve kapanma risklerinin nedenlerinin belirlenmesi; kayıt dışılık ve çalışma yaşamına ilişkin sorunların değerlendirilmesi; mevcut kamu desteklerinin etkililiğinin incelenmesi, yeşil ve dijital dönüşüm yükümlülüklerinin sektöre etkilerinin ortaya konulması gerektiği ifade edildi. AMAÇ: KRİZİN KALICI HASARA DÖNÜŞMESİNİ ÖNLEMEK Araştırma önergesiyle, başta Denizli olmak üzere tekstil ve konfeksiyon sektöründe yaşanan sorunların ve kriz koşullarının kadın istihdamı üzerindeki etkileriyle birlikte tüm yönleriyle araştırılması, mevcut politikaların etkililiğinin değerlendirilmesi ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amaçlanıyor.

Denizli’de Sulama Krizi TBMM Gündeminde Haber

Denizli’de Sulama Krizi TBMM Gündeminde

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Denizli’de tarımsal sulamada yaşanan sorunların nedenlerinin, su kaynaklarının kullanım planlamasının ve HES projelerinin tarımsal sulamaya etkilerinin araştırılması amacıyla TBMM Başkanlığı’na Meclis Araştırması önergesi sundu. Denizli Milletvekili Biçer Karaca, Denizli’de tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin suya erişim, adil tahsis ve etkin sulama altyapısına bağlı olduğunu vurgulayarak, iklim kriziyle birlikte derinleşen kuraklık riskinin artık yalnızca meteorolojik bir başlık değil, doğrudan kamu yönetimi, üretim güvenliği ve kırsal yaşam meselesi haline geldiğini belirtti. DENİZLİ TARIMININ ÖLÇEĞİ SORUNUN BOYUTUNU GÖSTERİYOR Araştırma önergesinin gerekçesinde, Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre ilde toplam tarım alanının 376 bin 738 hektar olduğu; sulanır ve sulanabilir alanın 194 bin 158 hektara ulaştığı; toplam sulanan alanın 167 bin 477 hektar, sulamaya açılacak alanın ise 26 bin 681 hektar olarak belirtildiğine dikkat çekildi. Biçer Karaca bu büyüklüğün, sulama altyapısındaki her aksamanın üretimden çiftçi gelirine, gıda fiyatlarından kırsal istihdama kadar geniş bir etki alanı yarattığını ifade etti. “Denizli’de mesele yalnızca yağışın azlığı değildir. Mesele; suyun nasıl planlandığı, nasıl tahsis edildiği, altyapının ne kadar verimli çalıştığı ve üreticinin bu sürecin neresinde bırakıldığıdır” değerlendirmesinde bulunan Biçer Karaca, sulama sorununun bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini söyledi. KURAKLIK VE SU YÖNETİMİ AYNI MASADA ELE ALINMALI CHP Milletvekili Biçer Karaca, iklim krizi ve kuraklık riskinin sulama planlamasını daha kırılgan hale getirdiğini, bu nedenle depolama, tahsis ve kullanım kararlarının şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir bir çerçevede yürütülmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Denizli’de su kaynaklarının yalnızca bugünün değil, gelecek üretim sezonlarının da güvencesi olduğunu belirten Biçer Karaca, kamu yararı odaklı su yönetimi anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. HES PROJELERİ İÇİN KÜMÜLATİF ETKİ VURGUSU Araştırma önergesinde, Denizli’de tarımsal sulamayı etkileyen bir diğer başlığın da su rejimi üzerinde etkili enerji projeleri olduğu belirtildi. Biçer Karaca, HES projelerinin sulamaya etkisinin tek tek tesisler üzerinden değil, havza ölçeğinde ve kümülatif etki yaklaşımıyla incelenmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda DSİ’nin yayımladığı proje listelerinde Denizli’ye ilişkin farklı kapsamlarda kayıtlar bulunduğuna işaret eden Biçer Karaca, Tablo-2’de Denizli için 12 kayıt yer aldığını, proje adları esas alındığında bunun 11 benzersiz projeye karşılık geldiğini; Tablo-3’te ise Denizli için 18 kayıt bulunduğunu belirtti. Biçer Karaca, listelerin kapsam ve dönem farkları nedeniyle sayıların bire bir örtüşmemesinin doğal olduğunu, ancak tam da bu nedenle Denizli’deki HES envanterinin tek bir şeffaf çerçevede toplanması ve tarımsal sulamaya gerçek etkisinin bilimsel ölçütlerle ortaya konulması gerektiğini söyledi. “SUYU TARIM-ENERJİ-EKOSİSTEM DENGESİYLE YÖNETMEK ZORUNDAYIZ” Biçer Karaca, Meclis Araştırması kapsamında DSİ’nin havza bazlı su tahsis süreçlerinden sulama altyapısındaki kayıp-kaçaklara, sulama birliklerinin işletme kapasitesinden kuraklık risk yönetimine, yeraltı suyu baskısından HES projelerinde çevresel akış ve su kullanım hakkı uygulamalarına kadar çok boyutlu bir inceleme yapılması gerektiğini belirtti. Biçer Karaca açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi: “Denizli gibi sulamaya bağımlılığı yüksek bir ilde suyu tarım, enerji ve ekosistem dengesi içinde kamu yararı temelinde yönetmek zorundayız. Üreticinin toprağında kalması, gıda arz güvenliği ve doğal varlıklarımızın korunması için günü kurtaran değil, veriye dayalı ve kalıcı çözümler üretilmelidir. Bu nedenle verdiğimiz Meclis Araştırması önergesi, yalnızca bugünün sulama sorunlarını değil, Denizli’nin tarımsal geleceğini ilgilendiren stratejik bir adımdır.” CHP’li Biçer Karaca, araştırma önergesinin Denizli’de tarımsal sulamada yaşanan yapısal sorunların görünür hale gelmesine, ilgili kurumların sorumluluk alanlarının netleşmesine ve üreticiyi koruyacak somut politika önerilerinin geliştirilmesine katkı sunmasını hedeflediklerini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.