Hava Durumu

#Mekanik Mücadele

Kırsal Haber - Mekanik Mücadele haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mekanik Mücadele haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kahverengi Kokarcaya Karşı Dev Mücadele Haber

Kahverengi Kokarcaya Karşı Dev Mücadele

Tarım ve başta fındık olmak üzere 300'den fazla bitkisel üründe büyük zararlara yol açan kahverengi kokarca zararlısına karşı Türkiye genelinde yürütülen entegre mücadele aralıksız sürdürülüyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yaptığı açıklamada, 2026 yılı içinde doğaya 1 milyon 650 bin samuray arısı salındığını ve biyolojik mücadelede dünya ölçeğinde örnek projelere imza atıldığını bildirdi. ​40 İlde Entegre ve Çok Yönlü Mücadele Stratejisi ​Zararlının yayılım gösterdiği ve risk altında bulunan 40 ilde Kahverengi Kokarca ile Mücadele Eylem Planı kararlılıkla uygulanıyor. Mekanik, biyoteknik, biyolojik ve kimyasal yöntemlerin bir arada kullanıldığı süreçte şu çalışmalar öne çıkıyor: ​Kışlak Mücadelesi: Zararlının kış aylarında ev, ahır, samanlık ve depolar gibi korunaklı alanlara yöneldiği dönemde popülasyonun kırılması amacıyla 2026 yılında 859 bin 329 hanede kışlak mücadelesi gerçekleştirildi. ​Biyolojik ve Kimyasal Seferberlik: 40 ilde öncelikli olarak biyolojik mücadele yürütülürken; popülasyon yoğunluğunun ekonomik zarar eşiğini aştığı alanlarda kimyasal mücadeleye başvuruluyor. ​Cezbet-Öldür Yöntemi: Sonbahar döneminde Karadeniz ve Marmara bölgelerindeki bulaşık alanlarda feromon tuzaklar vasıtasıyla feromon tuzaklarla cezbet-öldür yöntemi uygulanıyor. ​Uluslararası İş Birliği: Azerbaycan'a Samuray Arısı Desteği ​Türkiye’nin kahverengi kokarcaya karşı geliştirdiği başarılı biyolojik mücadele modeli bölge ülkeleri tarafından da yakından takip ediliyor. Parazitoit üretim ve salımındaki tecrübelerini Gürcistan ve Azerbaycan ile paylaşan Tarım ve Orman Bakanlığı, bu kapsamda Türkiye'de üretilen 20 bin adet samuray arısını kardeş Azerbaycan'a gönderdi. Azerbaycan’daki ilk parazitoit salımı, 7 Temmuz 2026 tarihinde TAGEM'e bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü uzmanlarının teknik desteğiyle başarıyla hayata geçirildi. ​Üreticilere Kapsamlı Eğitimler Veriliyor ​Kahverengi Kokarca ile Ülkesel Entegre Mücadele Yönetimi Projesi çerçevesinde çiftçilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri de artarak devam ediyor. Uzmanlar tarafından üreticilere; zararlının biyolojisi, kışlak alanlarının tespiti, mekanik mücadele teknikleri ve alınması gereken koruyucu önlemler detaylı bir şekilde aktarılıyor. Toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla hazırlanan bilgilendirici broşürler üreticilere dağıtılarak doğru ve sürdürülebilir tarımsal uygulamalar teşvik ediliyor. ​Bilimsel Çalışmaları Güçlendirecek İki Yeni Proje Başlatıldı ​Mücadele sürecinde elde edilen başarıları daha üst seviyelere taşımak ve rekolte kayıplarını en aza indirmek adına 2026 yılı itibarıyla iki yeni stratejik proje devreye alındı: ​Kahverengi Kokarcanın Fındıkta Verim ve Kalite Kayıplarının Ekonomik Analizi ve Kimyasal Mücadele Optimizasyonu Projesi: Bu projeyle ekonomik zarar eşiği ile optimum kimyasal mücadele zamanı tespit edilerek karar destek sistemlerine entegre edilecek. ​Kahverengi Kokarcanın Farklı Konukçularındaki Zarar Potansiyelinin, Popülasyon Dinamiklerinin ve Kritik Mücadele Dönemlerinin Belirlenmesi Projesi: Farklı bitkilerdeki zarar potansiyelleri ortaya konularak, tahmin-uyarı sistemleriyle entegre yeni mücadele programları geliştirilecek.

Uluslararası Bilim İnsanlarından Güçlü El Niño Uyarısı Haber

Uluslararası Bilim İnsanlarından Güçlü El Niño Uyarısı

2026’nın ikinci yarısında yeni ve güçlü bir El Niño olayının gelişme ihtimali oldukça yüksek. Pasifik Okyanusu’nda alize rüzgarlarının zayıflamasıyla ortaya çıkan El Niño yılları, küresel ölçekte sıcaklık artışları, kuraklık, aşırı yağış ve orman yangınları gibi hava olaylarında belirgin artışlara yol açabiliyor. Bilim insanları, iklim değişikliği nedeniyle artık çok daha sıcak bir atmosferde gerçekleşen El Niño olaylarının etkilerinin geçmişe kıyasla daha yıkıcı olabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, yeni bir güçlü El Niño’nun küresel sıcaklık rekorlarını yeniden kırabileceği, sel, kuraklık ve orman yangını risklerini artırabileceği uyarısında bulunuyor. Yaz sonuna doğru gelişmesi muhtemel olan El Niño olayının, güçlü-çok güçlü bir seviyeye ulaşma olasılığının oldukça yüksek olduğunu belirten Kaliforniya Su Kaynakları Enstitüsü’nden (UCANR) İklim Bilimci Dr. Daniel Swain, ‘‘Bu, 2026 veya 2027'nin (ya da her ikisinin) bir kez daha yeni bir küresel sıcaklık rekoru kırma ihtimalinin yüksek olduğu anlamına geliyor,’’ diye konuştu. ‘‘İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan sürekli ve uzun vadeli ısınmaya ilaveten, geçici de olsa önemli bir küresel ısınmaya neden olacak güçlü bir El Niño olayı, Dünya'nın en az 6-12 aylık bir süre boyunca ‘1,5°C'nin çok üzerinde’ bir seviyeye çıkacağı anlamına geliyor. Modern insanlık tarihinde, küresel olarak bu kadar sıcak olan mevcut koşullar altında güçlü veya çok güçlü bir El Niño olayı hiç yaşanmamıştır; bu nedenle, 2026'nın sonlarına doğru ve 2027'ye kadar sel, kuraklık ve orman yangınlarıyla ilgili aşırı olaylar açısından benzeri görülmemiş küresel etkiler görmek şaşırtıcı olmayacaktır,’’ dedi. Imperial College London Çevre Politikası Merkezi İklim Bilimi Profesörü Dr. Friederike Otto, “El Niño, bu yılın ilerleyen dönemlerinde çok aşırı hava koşullarına yol açabilir, ancak bu nedenle paniğe kapılmaya gerek yok. El Niño doğal bir olgudur; gelir geçer. İklim değişikliği ise fosil yakıtları yakmayı bırakmadığımız sürece giderek kötüleşecek. Dolayısıyla aslında panik yaratması gereken şey iklim değişikliği. Ve ideal olan bu endişenin yapıcı olması, yani bu konuda bir şeyler yapmamız - kaldı ki ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Fosil yakıt kullanımından çok, çok uzaklaşmak için gerekli bilgi ve teknolojiye sahibiz,’’ ifadelerini kullandı. 2026’nın ilk ayları, dünya genelinde 150 milyon hektardan fazla alanın yanması nedeniyle de dikkat çekiyor. Imperial College London Çevre Politikası Merkezi'nden Araştırmacı Dr. Theodore Keeping, ‘‘Bu mevsim için ortalamaya göre %50 daha fazla alan yandı ve şu anda küresel olarak yanan alanlar bir önceki rekordan %20 daha yüksek. Üstelik dünyanın birçok yerinde yangın sezonu henüz başlamadı. Bu hızlı başlangıç, El Niño beklentisi ile birleştiğinde, bizi son derece şiddetli bir yılın beklediğine işaret ediyor,’’ diye konuştu. Sunway Gezegen Sağlığı Merkezi Direktörü Dr. Jemilah Mehmood ise yangınların sıklıkla gözden kaçan sağlık etkisine dikkat çekti. 2024 yılında Lancet dergisinde yayınlanan bir çalışmanın, orman yangını kaynaklı hava kirliliği nedeniyle her yıl bir buçuk milyon kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koyduğunu hatırlatan Mehmood, ‘‘Orman yangını dumanı sıradan bir kirlilik değildir. Yangın dumanından kaynaklanan PM 2.5 kirliliği, trafik emisyonlarından kaynaklanan PM 2.5’ten 10 kat daha zararlı olabilir. Üstelik ısı, tek başına hareket etmez: Hava kalitesini bozar, solunum yolu hastalıklarını şiddetlendirir, kalp-damar hastalıklarına yol açar,’’ ifadelerini kullandı. Mehmood, ‘‘2019 Avustralya yangınlarında 33 kişi alevlerin içinde doğrudan hayatını kaybetti. Duman ise 417 kişinin daha ölümüne neden oldu. 25 Ocak'taki Los Angeles yangınlarında araştırmacılar, doğrudan ölümlerin yanı sıra, duman maruziyetinden kaynaklanan yaklaşık %50 oranında ek ölüm tespit etti. Görünen yangın, hikayenin sadece başlangıcıdır. Ve hasar, akciğerlerin çok ötesine uzanıyor. Kardiyovasküler hastalıklar, nörolojik rahatsızlıklar, kötüleşen diyabet, böbrek hastalıkları ve giderek daha iyi belgelenen ruh sağlığı etkilerini kayda alıyoruz,’’ diye ekledi. Türkiye’ye olası etkileri: Uzmanlara göre olası bir El Niño olayının Türkiye üzerindeki etkisi ise dolaylı olacak. Ahi Evran Üniversitesi’nden Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Türkiye’nin yağış ve sıcaklık rejimi üzerinde Kuzey Atlantik Salınımı, Akdeniz üzerindeki basınç alanları, batı rüzgarları gibi daha belirleyici etkenler olduğuna dikkat çekiyor. Yavaşlı’ya göre asıl risk, El Niño nedeniyle artan küresel sıcaklıkların, Türkiye’nin halihazırda kırılgan iklim koşullarına eklenmesi. Yavaşlı, ‘‘Eğer 2026 sonu-2027 başında öngörülen küresel ısınma ivmesi gerçekleşirse, Türkiye’de uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşanması, gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, orman yangını sezonunun uzaması ve tarımsal su talebinin artması gibi sonuçlar doğurabilecek hassas bir döneme girilir. Bu açıdan en hassas bölgeler, Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu,’’ dedi. Çankırı Karatekin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Okan Ürker, bu sene yangın riskinin Türkiye’de de yüksek olduğuna dikkat çekti: ‘‘Aşırı yağışlı geçen kış aylarından sonra diri örtü çok hızlı gelişiyor. Bunu takip eden ani sıcaklık ve kuraklığa bağlı olarak da ölü örtüye dönüşüyor. Bu nedenle frekansı ya da şiddeti yüksek yangınların sayısında artış öngörülüyor.’’ ‘‘Bunun önüne geçmek veya riski azaltmak, ancak yanıcı madde yönetimi ile mümkün. Riskli sezon başlamadan evvel, orman-maki gibi doğal peyzajlarda yoğun bir mekanik mücadele gerekiyor - yol kenarlarının, elektrik hatları civarlarının, kır-kent arayüzlerinin sıklık bakımının yapılması, budanması, otsu tabakanın temizlenmesi önemli. Ayrıca silvopastoral uygulamaların yapılması ya da kontrollü yakmaların uygulanması gerekir,’’ ifadelerini kullandı. El Niño hakkında: Alize rüzgarlarının zayıflamasıyla ortaya çıkan El Niño yılları, genellikle küresel olarak ortalamadan daha sıcak geçer. El Niño olayları genellikle 9-12 ay sürer ve her 2-7 yılda bir meydana gelir. En son El Niño olayı 2023-2024 yıllarında yaşandı ve 2024, kayıtlara geçen en sıcak yıl oldu. El Niño yılları, dünya genelinde sıcaklık, sel ve kuraklık risklerinde belirgin değişimlere yol açıyor. Bu hava olayları; tarımsal ürün kayıplarına neden olabiliyor, orman yangını ve sel riskini artırabiliyor, şiddetli kuraklıklara yol açabiliyor ve balıkçılık faaliyetlerini aksatabiliyor. Bilimsel çalışmalar, iklim değişikliğinin El Niño olaylarının sıklığı ve şiddeti üzerinde giderek daha belirgin bir etkisi olduğunu ortaya koyuyor. 1950’lerden bu yana “aşırı” El Niño olaylarının sayısında artış gözlemleniyor. Fosil yakıt kullanımının gezegeni ısıtmaya devam etmesi halinde, bu aşırı olayların görülme sıklığının iki katına çıkabileceği belirtiliyor. Tahminlerde henüz net olmasa da, 2026-2027 döneminde beklenen “Süper” El Niño’nun, 2015-2016’daki El Niño kadar güçlü olabileceği öngörülüyor. Ancak bu kez olay, iklim değişikliği nedeniyle çok daha sıcak hale gelmiş bir dünyada yaşanacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.