Hava Durumu

#Mersin

Kırsal Haber - Mersin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mersin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TZOB Başkanı Bayraktar: "Çiftçinin Yaraları Sarılmalı" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Çiftçinin Yaraları Sarılmalı"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mersin ve Adana’da meydana gelen aşırı yağışların ardından sular altında kalan tarım arazilerini yerinde inceledi. Üreticilerle bir araya gelen Bayraktar, "Çiftçimizin mağduriyeti giderilmeli, gerekli önlemler hızla alınmalı" dedi. ​Mersin: Seyhan Nehri Kritik Seviyede ​Bayraktar’ın inceleme duraklarından ilki Mersin’in Tarsus ilçesi oldu. Özellikle Kelahmet Mahallesi’nde yoğun yağışın vurduğu tarım arazilerini gezen Bayraktar, ürünlerin su altında kaldığı bölgede tablonun ciddiyetini vurguladı. ​Yaramış Köyü yakınlarındaki Tuzla Köprüsü’nde de incelemelerde bulunan Genel Başkan, Seyhan Nehri’ndeki su seviyesinin kritik eşiğe ulaştığına dikkat çekerek yetkilileri uyardı. ​Adana: Çotlu Köyü’nde Çiftçiyle Buluşma ​Saha çalışmalarına Adana’da devam eden Şemsi Bayraktar, Yüreğir ilçesine bağlı Çotlu Köyü’nde bölge Ziraat Odası Başkanları ve üreticilerle bir araya geldi. Köy meydanında düzenlenen buluşmada çiftçilerin sorunlarını ve taleplerini tek tek dinleyen Bayraktar, doğal afetlerin bölge ekonomisine vurduğu darbeyi yerinde gözlemledi. ​"Üreticimizin Yanındayız" ​İncelemelerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Bölgede üreticilerimizin yaşadığı zararı yerinde gördük. Aşırı yağışlar tarım arazilerini kullanılamaz hale getirmiş durumda. Çiftçilerimizin taleplerini not aldık; mevcut durumun iyileştirilmesi ve benzer afetlerin tekrar etmemesi için alınması gereken önlemleri ilgili makamlara ileteceğiz. Üretimin devamlılığı için çiftçimizin mağduriyeti hızla giderilmelidir."

Vatandaş İcralık, İktidar Seyirci Haber

Vatandaş İcralık, İktidar Seyirci

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bireysel borç krizinin boyutunu sert sözlerle ortaya koydu. Kış, “Her dakika 20 vatandaş icralık oluyor” diyerek çözüm için sundukları kanun teklifinin acilen gündeme alınmasını istedi. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’de derinleşen borç krizini çarpıcı verilerle gündeme taşıdı. Vatandaşın artık geçim değil, borçla ayakta kalma mücadelesi verdiğini belirten Kış, mevcut tablonun ekonomik değil, doğrudan toplumsal bir kriz olduğunu vurguladı. Türkiye’de bireysel borcun ulaştığı seviyeye dikkat çeken Kış, bankalara ve finans kuruluşlarına olan toplam borcun 6 trilyon 343 milyar liraya çıktığını söyledi. Bu tablonun daha da ağırlaştığını belirten Kış, bankaların takibe aldığı borçların 273 milyar lirayı aştığını, varlık yönetim şirketleriyle birlikte batık borcun 375 milyar liraya ulaştığını ifade etti. Sadece iki ayda icra dairelerine 2 milyon 241 bin yeni dosya geldiğini hatırlatan Kış, “Ben burada konuşurken bile her dakika 20 vatandaş daha icralık oluyor” sözleriyle krizin boyutunu ortaya koydu. “Bu düzen vatandaşı değil, yandaşı koruyor” İktidarın ekonomi politikalarını hedef alan Kış, bugüne kadar çıkarılan vergi aflarının vatandaş yerine büyük sermayeyi koruduğunu söyledi. “13 kez vergi affı çıkardınız. Milyarlarca liralık borcu sildiniz ama dayanacak gücü kalmayan vatandaşı bir kez bile düşünmediniz” diyen Kış, mevcut anlayışın sosyal devlet ilkesini ortadan kaldırdığını ifade etti. Meclis’e sunulan teklif: Borç yükü silinsin, vatandaş nefes alsın Kış, çözüm olarak Meclis Başkanlığı’na sundukları “Kredi Kartı ve Bireysel Borçların Yeniden Yapılandırılması” kanun teklifine işaret etti. 19 Ocak 2026 tarihinde sunulan teklifin, borç krizini hafifletmeye yönelik kapsamlı bir düzenleme içerdiğini belirtti . Teklifin gerekçesinde, yüksek faizler ve artan yaşam maliyetleri nedeniyle borcun artık bir tercih değil, hayatta kalma aracı haline geldiği vurgulanırken, milyonlarca vatandaşın icra baskısı altında yaşamaya mahkûm edildiği ifade ediliyor. Düzenleme kapsamında; Borçların anapara üzerinden yeniden yapılandırılması, Faiz, gecikme cezası ve icra masraflarının tamamen silinmesi, 60 ila 72 ay vadeyle ödeme imkânı sağlanması, İcra ve haciz işlemlerinin durdurulması, Borcunu ödeyen vatandaşların kredi sicilinin temizlenmesi öngörülüyor Ayrıca yapılandırma sürecinde uygulanacak faiz oranına üst sınır getirilerek vatandaşın yeniden borç sarmalına sürüklenmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. “Borç artık bireysel değil, kamusal bir kriz” Kanun teklifinin en dikkat çekici yönlerinden biri ise borç meselesinin artık sadece bireylerin değil, toplumun tamamını etkileyen bir kriz olarak tanımlanması. Teklifte, vatandaşların maaş haczi, hesap blokesi ve sürekli icra tehdidi altında yaşadığına dikkat çekilerek mevcut sistemin sürdürülemez olduğu ifade ediliyor (sayfa 3). Kış’tan açık çağrı: “Bu teklif bekleyemez” Konuşmasının sonunda Meclis’e çağrıda bulunan CHP’li Kış, vatandaşın borç yükünün hafifletilmesi için siyasi irade gösterilmesi gerektiğini belirtti. “Vatandaşın borcundaki faiz yükü silinmeli, anapara yapılandırılmalı ve bu teklif bir an önce gündeme alınmalıdır” diyen Kış, iktidarın tercihini netleştirmesi gerektiğini vurguladı. Gülcan Kış’ın Meclis kürsüsünden yaptığı bu çıkış, ekonomik krizin en yakıcı başlıklarından biri olan bireysel borç meselesini yeniden Türkiye’nin gündemine taşıdı.

Kıyı Kentlerinin Geleceği Mersin’de Tartışıldı Haber

Kıyı Kentlerinin Geleceği Mersin’de Tartışıldı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen “Kıyı Kentleri Çalıştayı” Mersin’de gerçekleştirildi. Çalıştayda; kıyı kentlerinde planlama, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum, kıyı ekosistemlerinin korunması, kamusal alan kullanımı, yetki ve yönetim süreçleri ile mavi ekonomi başlıkları ele alındı. TBB ve Mersin Büyükşehir Belediyesi, kıyı kentlerinin sorunlarının tespiti ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını amaçlayan “Kıyı Kentleri Çalıştayı” düzenledi. Mersin Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştay, belediye başkanlarını, akademisyenleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Kıyı kentlerinin turizm, ulaşım ve ekonomik faaliyetler açısından yoğun kullanımına dikkat çekilen çalıştayda, bu alanların aynı zamanda hassas ve kırılgan ekosistemler olduğuna vurgu yapıldı. Artan nüfus, turizm hareketliliği, konut ve sanayi yatırımları ile altyapı ihtiyaçlarının kıyı alanları üzerindeki etkilerinin ele alındığı programda, ortak sorunlara yönelik çözüm yolları ele alındı. Çalıştayın açılış konuşmalarını TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız yaptı. Seçer: “196 belediye kıyılarda yer alıyor” Seçer konuşmasında Türkiye’nin yaklaşık 8 bin 333 kilometrelik kıyı uzunluğuna sahip olduğunu ve 196 belediyenin kıyı alanlarında yer aldığını ifade etti. Bu belediyelerin sınırları içerisinde yaklaşık 22 milyon kişinin yaşadığını vurgulayan Seçer, “Veriler bize çok açık bir gerçeği göstermektedir; kıyı kentlerinin geleceği, aslında Türkiye’nin geleceğinin önemli bir parçasıdır.” dedi. Kıyıların; limanlar, tersaneler, enerji tesisleri, lojistik merkezler ve balıkçılık faaliyetleri gibi birçok kullanım alanını barındırdığını dile getiren Seçer, bu durumun zaman zaman mekansal kullanım çatışmalarına, çevresel sorunlara ve planlama güçlüklerine yol açabildiğini söyledi. Seçer: “Kıyı yönetimi stratejik bir alan” İklim değişikliğinin kıyı kentleri üzerindeki etkilerine de değinen Seçer, deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı erozyonu, aşırı hava olayları ve sel felaketinin bu riskler arasında yer aldığını belirtti. Seçer, kıyı yönetiminin çevre politikaları, şehir planlaması, ekonomik kalkınma, afet yönetimi ve sosyal adaletin kesişiminde yer alan stratejik bir alan olduğunu ifade etti. Seçer: “TBB’de Kıyı Kentleri Komisyonu kurduk” TBB olarak kıyı yönetimini yerel yönetimlerin geleceğini ilgilendiren bir yönetişim alanı olarak ele aldıklarını belirten Seçer, bu kapsamda Birlik bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nun kurulduğunun altını çizdi. Komisyon çalışmaları ile sahadan beslenen ve yerel deneyimleri merkeze alan bir çalışma modeli hedeflediklerini dile getiren Seçer, Mersin’de gerçekleştirilen toplantının bölgesel toplantıların ilk adımı olduğunu dile getirdi. Sürecin devamında Ege ve Marmara bölgelerinde düzenlenecek toplantı ve çalıştaylarla “Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi”nin hazırlanmasının planlandığını aktaran Seçer, “Bu belge ile kıyı alanlarının planlanması, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum, kamusal erişim hakkı ve mavi ekonomi başlıklarında yerel yönetim perspektifini ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi. Seçer: “Kıyıların korunması tüm kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğu” Seçer ayrıca kıyı alanların korunmasının tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu dile getirerek sözlerini şu şekilde devam etti: “Kıyı yönetimi konusunda yerel yönetimlerin bilgi birikimi ve deneyimi son derece değerlidir. Kıyı alanlarının planlanması ve yönetilmesi süreçlerinde yerel yönetimlerin daha güçlü biçimde sürece dahil edilmesi, hem uygulama etkinliğini artıracak hem de daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracaktır." Mersin Büyükşehir Belediyesinin yaptığı çalışmaları anlatan Seçer, Türkiye Belediyeler Birliği olarak belediyelerin deneyimlerini görünür kılmayı, iyi uygulamaları yaygınlaştırmayı ve merkezi idare ile yerel yönetimler arasında güçlü bir diyalog zemini oluşturmayı önemli bir görev olarak gördüklerini de sözlerine ekledi. Yıldız: “Kıyı kentlerimiz ülkemizin önemli zenginlikleri arasında yer alıyor” TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız da konuşmasında, Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz’e uzanan sınırlarıyla son derece önemli bir potansiyele sahip kıyı kentlerinin doğal, ekonomik ve kültürel açıdan Türkiye’nin önemli zenginlikleri arasında olduğunu belirtti. Bu zenginliğin kıyıların kent kimliğinin oluşumunda ve kamusal yaşamın şekillenmesinde belirleyici rol oynadığını ifade eden Yıldız, “Kıyı kentleri, gelecek nesillere bırakacağımız ortak mirasımızdır. Bu nedenle kıyı alanlarının doğru planlanması ve yeni nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması büyük önem taşıyor.” dedi. Yıldız: “Kıyı alanlarının yönetimi ve korunması yerel yönetimler açısından önemli bir sorumluluk alanı” Kıyı alanlarının yönetimi, korunması ve sürdürülebilir kullanımının yerel yönetimler açısından önemli bir sorumluluk alanı olduğuna dikkati çeken Yıldız, atık su yönetimi ve kıyı temizliği gibi konuların belediyelerin öncelikli gündemleri arasında yer aldığını kaydetti. Bu kapsamda TBB bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nun kurulduğunu belirten Yıldız, komisyon aracılığıyla kıyı belediyelerinin sorunlarının ele alınmasını, iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını ve yerel yönetim perspektifini merkeze alan bir politika çerçevesi oluşturulmasını amaçladıklarını ifade etti. Kıyı Alanları, Planlama ve Mavi Ekonomi Ele Alındı TBB Genel Sekreter Yardımcıları Dr. Şengül Altan Arslan ve Feridun Ulutaş ile uzmanlardan oluşan geniş bir TBB ekibinin görev aldığı çalıştayda, TBB Kıyı Kentleri Komisyonu Üyesi ve İzmir Deniz İşletmeciliği Nakliye ve Turizm Tic. A.Ş. (İZDENİZ) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler genel değerlendirmelerde bulundu. Çalıştayda; İskenderun Körfezi Kıyı Alanları Planları, belediyelerin kıyı alanlarına yönelik yetki ve sorumlulukları ile yasal kurumsal yapı başlıklarında sunumlar yapılırken Mersin Büyükşehir Belediyesinin yerel uygulamalarına ilişkin de katılımcılara bilgi verildi. Çalıştay kapsamında “Kıyının Kamu Yararına Kullanımı (Engeller, Sorunlar ve Potansiyeller)”, “Kıyı ve Deniz Ekosisteminin Korunması, Çevresel Sürdürülebilirlik ve Dayanıklılık”, “Planlama Süreçleri, Yönetim, Yetki ve Kurumsal Yapı” ve “Mavi Ekonomi, Kıyıdaki Ekonomik Sektörler” başlıklı dört ayrı atölye çalışması düzenlendi. Atölyelerde; kıyıya erişim, kamusal alan, kıyı–kent ilişkisi ve toplumsal eşitlik; kıyı ekosistemlerinin korunması, çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği; planlama süreçleri, yerel ve merkezi yönetimlerin yetki ve sorumlulukları ile mevzuat; ayrıca mavi ekonomi kapsamında kıyıdaki ekonomik faaliyetler ve sektörlere ilişkin konular ele alındı.

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin’de kamuoyuna yansıyan et tartışmalarını ve bir safkan yarış atının kesilmesine rağmen resmi kayıtlarda hâlâ “yaşıyor” görünmesiyle ilgili iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesi veren Kış, hem gıda denetim zincirinin nasıl işlediğinin hem de “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Son günlerde kamuoyunda yürütülen tartışmalarda sorumluluğun belediyelere yüklenmeye çalışıldığını belirten Kış, gıda güvenliği konusundaki yetki ve sorumluluğun mevzuatta açık biçimde tanımlandığını söyledi. CHP’li Kış, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’de et ve et ürünlerinin üretiminden kesimine, işlenmesinden depolanmasına ve tüketiciye sunulmasına kadar geçen tüm süreçte resmî denetim yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na aittir. Bu denetimler Bakanlığın taşra teşkilatı olan İl Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından yürütülür. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan bu tablo, gıda denetim zincirinin hangi aşamada kırıldığının sorgulanmasını zorunlu hale getirmektedir.” Kış, Mersin’de kamu kurumlarına veya belediyelere et tedarik eden işletmelerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlenip denetlenmediğinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. “Bu işletmeler Bakanlık tarafından onaylı ve kayıtlı işletmeler midir? Son üç yılda kaç resmî denetim yapılmıştır? Bu denetimlerde kaç numune alınmış ve kaçında mevzuata aykırılık tespit edilmiştir? Mersin’de son yıllarda tek tırnaklı hayvan eti tespit edilen işletmeler var mıdır ve bu işletmeler hakkında hangi idari ve cezai işlemler uygulanmıştır? Tüm bunlar kamuoyuna açık ve şeffaf şekilde açıklanmalıdır.” “SMART LATCH SKANDALI” CHP’li Kış’ın Meclis’e taşıdığı bir diğer konu ise kamuoyunda büyük tartışma yaratan “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbeti oldu. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre söz konusu at son yarışını 14 Ekim tarihinde koştu ve sakatlığı nedeniyle yarış hayatı sona erdi. Atın sahibi tarafından bir bakımevine gönderildiği belirtilirken, daha sonra ortaya çıkan bilgiler söz konusu atın kesildiği ve etinin Mersin’de bir aşhanede kullanılan etler arasında yer aldığı iddialarını gündeme getirdi. Olayın en dikkat çekici yönlerinden biri ise Türkiye Jokey Kulübü (TJK) kayıtlarında Smart Latch isimli atın hâlâ “yaşıyor” görünmesi oldu. CHP’li Kış, bu durumun yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetinin nasıl takip edildiği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti. “YASAK OLAN BİR KESİM NASIL GERÇEKLEŞTİ?” Tek tırnaklı hayvanların kesimi ve etinin gıda amaçlı kullanımı Türkiye’de mevzuat gereği yasak. Bu nedenle bir yarış atının kesilmesi ve etinin gıda zincirine girmesi yalnızca hayvan refahı açısından değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da son derece ciddi bir durum olarak değerlendiriliyor. CHP’li Gülcan Kış, konunun yalnızca bir hayvanın akıbetiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda denetim sistemine ilişkin ciddi bir sorunu ortaya çıkardığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tek tırnaklı hayvanların kesimi açık biçimde yasaktır. Buna rağmen bir safkan yarış atının kesildiği ve etinin gıda zincirine girdiği iddiaları kamuoyuna yansıyor. Bu at gerçekten bakımevine gönderildi mi? Gönderildiyse hangi işletmeye gönderildi ve bu işletme Bakanlık tarafından ruhsatlı mı? Yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetini kim takip ediyor? Yasak olan bir kesim nasıl gerçekleşti ve bu kesim hangi işletmede, hangi veteriner hekim denetiminde yapıldı? Bu soruların tamamı yanıtlanmak zorundadır.” “BAKIM ALTINDA OLMASI GEREKEN BİR AT SOFRAYA NASIL GELDİ?” Kış, bakım altında olması gereken bir yarış atının kesime gönderilmesinin ciddi bir denetim zafiyetine işaret edebileceğini söyledi. “Bakım altında olması gereken bir yarış atının nasıl olup da kesime gönderildiği ve sofralara kadar uzanan bir zincirin parçası haline geldiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu olay yalnızca bir hayvanın akıbeti değil; aynı zamanda gıda güvenliği, kamu denetimi ve devletin sorumluluğu açısından da son derece ciddi bir meseledir.” CHP’li Gülcan Kış, ortaya çıkan tablonun ciddi bir denetim zinciri krizi olduğunu belirterek Tarım ve Orman Bakanlığı’na sert sözlerle yüklendi. “Eğer gıda denetimi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğundaysa ve buna rağmen yasak olan bir kesim gerçekleşmiş, bu et gıda zincirine girmiş ve denetim mekanizması bunu engelleyememişse ortada çok ciddi bir yönetim sorunu var demektir. Böyle bir denetim zinciri krizi yaşanıyorsa Tarım ve Orman Bakanı derhal oturduğu o koltuktan istifa etmelidir.”

Mutfak Atölyesi Çocuklara Yeni Beceriler Kazandırıyor Haber

Mutfak Atölyesi Çocuklara Yeni Beceriler Kazandırıyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin Toroslar Çocuk Kampüsü’nde düzenlenen Mutfak Atölyesi’nde çocuklar, geleneksel Türk mutfağı ve dünya mutfağından lezzetlerle tanışma fırsatı bulurken, sağlıklı beslenmenin de püf noktalarını öğreniyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde, çocukların sosyal becerilerini ve gelişimlerini desteklemek amacıyla faaliyet gösteren Toroslar Çocuk Kampüsü, Mutfak Atölyesi ile çocukların mutfak becerilerini geliştiriyor. Sağlıklı beslenmenin önemini öğrenen çocuklar, aynı zamanda iş birliği yapma, paylaşma ve üretme deneyimi kazanıyor. Her hafta yeni tarifler öğrenen çocuklar, Mutfak Atölyesi’nde bu hafta Ezogelin çorbası ve tam buğday ekmeği yapımını öğrendi. Başol: “Çocukların hayal gücünü ve sosyal becerilerini destekliyoruz” Toroslar Çocuk Kampüsü’nde aşçı olarak görev yapan Sabiha Başol, atölye çalışmalarının çocukların gelişimine çok yönlü katkı sunduğunu belirterek, “Toroslar Çocuk Kampüsü olarak; buraya gelen çocuklarımızın hem sağlıklı beslenmelerini amaçlıyor, hem de geleneksel yemeklerle tanışmalarını sağlıyoruz. Yaptığımız etkinliklerde, çocukların iş birliği yapmalarına ve paylaşımcı olmalarına da destek veriyoruz” dedi. Çocukların mutfakta doğrama, el işçiliği ve şekillendirme gibi becerileri kullanarak hayal güçlerini geliştirdiğini ifade eden Başol, “Sunum tekniklerini ve sofra adabını öğretiyoruz. Gruplarımız oldukça yoğun ve çocukların ilgisi de çok güzel. Ebeveyn atölyeleri ve anne-çocuk grupları da düzenliyoruz. Orada da çok keyifli zaman geçiriliyor” diye konuştu. Mutfak Atölyesi’nde dünya mutfağına da yer verdiklerini sözlerine ekleyen Başol, “Hem dünya mutfağı hem de geleneksel mutfağımız üzerine çalışmalarımız devam ediyor. Bir sonraki atölyemizde çocuklarımız, ev yapımı puding yapıp yoğurt mayalamayı öğrenecekler” ifadelerini kullandı. Minik şeflerden Mutfak Atölyesi’ne tam not Mutfak Atölyesi’ne katılan 10 yaşındaki İnci Mina Acar, mutfakta zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını belirterek, “Bugün Ezogelin çorbası ve tam buğday ekmeği yaptık. Burada her şeyi kendim yaptım ve en sevdiğim kısım buydu. Evde anneme yardım ediyorum. Burada yeni arkadaşlar da ediniyorum. Burası iyi ki var” dedi. 9 yaşındaki Feraye Özbay ise atölyede olmaktan mutluluk duyduğunu dile getirerek, “Ezogelin çorbası ve çıtır ekmek yaptık. Çok güzel bir his. Burada olduğum için çok mutluyum. İlk haftalarda yumurtadan tavşan yapmıştık, şimdi de çorba ve ekmek yaptık” diye konuştu. Atölyeye yeni katılan 10 yaşındaki Elif Gökçen Yılmaz da en çok ekmek yapmaktan keyif aldığını belirterek, “Burada zaman çok hızlı geçiyor. Arkadaşlarımla olmak çok güzel bir duygu. Yaz aylarına kadar buradan çıkmayı düşünmüyorum. Ayrıca dans atölyesine de katılıyorum” ifadelerini kullandı. 9 yaşındaki Eser Erdoğru ise gelecekte aşçı olmak istediğini söyleyerek, “Ezogelin çorbası ve çıtır ekmek yaptık. Atölye’ye yazın başlamıştım. Burası bana çok güzel hissettiriyor. En sevdiğim yemek lahmacun. Burada onu da yapmak isterim” dedi.

Yaş Meyve Sebze İhracatının Yıldızları Mersin'de Ödüllendirildi Haber

Yaş Meyve Sebze İhracatının Yıldızları Mersin'de Ödüllendirildi

Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında lider konumda bulunan Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2025 yılında ulaştığı 1,73 milyar dolarlık ihracat başarısına en büyük katkıyı sağlayan 50 üyesini ödüllendirdi. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Gürüz’ün ev sahipliğinde Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) hizmet binasında düzenlenen törene Mersin Vali Vekili İrfan Demiröz, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya, Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz, Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (ATHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Doğan, AKİB Genel Sekreteri Mehmet Ali Erkan, oda, borsa ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Türkiye genelinden çok sayıda sektör temsilcisi ve ihracatçı iş insanı katıldı. 2025 Yılı İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nin açılış konuşmasını yapan Başkan Ferhat Gürüz, Türkiye’nin 2025 yılında 3,7 milyar dolarlık yaş meyve sebze ihracatı gerçekleştirdiğini belirterek, bunun yaklaşık yüzde 50’sinin Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği tarafından yapıldığını vurguladı. Türk narenciye ihracatında da güçlü bir paya sahip olduklarını dile getiren Gürüz, 1,5 milyar dolarlık narenciye ihracatının yüzde 72’sinin birlik üyeleri tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti. “Net döviz girdisi sağlayan stratejik bir sektörüz” Yaş meyve sebze sektörünün ekonomiye sağladığı katkıya dikkat çeken Gürüz, ihracatın büyük ölçüde yerli üretime dayandığını belirtti. Gürüz, “İhracatımızın yaklaşık yüzde 95’i yerli üretimden oluşuyor. Otomotiv, tekstil veya kimya gibi sektörlerde ihracat rakamları yüksek olsa da ithalat oranları da oldukça fazla. Bizim sektörümüzde ise ithalat kalemi yok denecek kadar az. Bu nedenle net döviz girdisi açısından sektörümüz ülkemizin göz bebeğidir.” dedi. Sektörün iklim değişikliği, jeopolitik gelişmeler ve kur dalgalanmaları gibi birçok değişkene rağmen üretim ve ihracatı sürdürdüğünü belirten Gürüz, 2025 yılı performansına ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Olumsuz iklim koşullarına ve yüksek enflasyon-düşük kur politikasına rağmen yaş meyve sebze ihracatımız değer bazında yüzde 10 artış sağladı. 2025–2026 narenciye sezonunda ise şubat sonu itibarıyla Türkiye’nin narenciye ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 82 artış gösterdi.” “Zor koşullara rağmen ihracatta yüzde 10 artış sağladık” Yaş meyve sebze sektörünün sadece ihracat değil istihdam açısından da stratejik bir rol üstlendiğini ifade eden Gürüz, üretimden hasada, paketlemeden lojistiğe kadar milyonlarca kişinin geçimini bu sektörden sağladığını söyledi. Gürüz, sektörün dayanışma gücünü 6 Şubat depremleri sonrasında da gösterdiğini belirterek, ihracatçıların katkılarıyla Hatay’da üretimini sürdürmeye çalışan 460 çiftçiye yaşam konteyneri desteği sağladıklarını hatırlattı. Görev süresiyle ilgili de değerlendirmede bulunan Gürüz, nisan ayında yapılacak genel kurulda aday olmayacağını açıkladığını hatırlatarak, sektör içinde uzlaşı kültürünün korunması adına adayların ortak bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. Konuşmasının sonunda ihracat şampiyonu firmaları tebrik eden Gürüz, sektörün büyümesine katkı sağlayan tüm ihracatçılara, çalışanlara ve kamu kurumlarına teşekkür etti. Kılıçkaya: Yaş meyve sebze sektörü tarım ürünleri ihracatında önemli yer tutuyor Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya ise tarım sektörünün Türkiye ihracatındaki stratejik rolüne dikkat çekti. Kılıçkaya, 2025 yılında tarım ürünleri ihracatının yüzde 0,2 artışla 32,6 milyar dolara yükseldiğini ifade etti. 2026’nın ilk iki ayında ise tarım ürünleri ihracatının 5,4 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirten Kılıçkaya, yaş meyve sebze sektörünün bu tablo içinde önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Kılıçkaya, 3,2 milyar doları aşan yaş meyve sebze ihracatı ile 2,6 milyar doların üzerindeki meyve sebze mamulleri ihracatının, üreticiden lojistiğe uzanan geniş bir ekonomik ekosistem oluşturduğunu vurguladı. İhracattaki artışın planlı politikaların sonucu olduğunu dile getiren Kılıçkaya, ihracatçıların fuar katılımından pazar araştırmasına, TURQUALITY, UR-GE projeleri, e-ihracat destekleri ve ticaret heyetlerine kadar geniş bir yelpazede desteklendiğini belirtti. Kılıçkaya, Bu kapsamda 2025 yılında ihracatçılara toplam 33 milyar TL destek sağlandığını, 2026 yılında ise bu tutarın 45 milyar TL’ye çıkarılacağını açıkladı. Tarım sektöründe 478 firmaya UR-GE desteği Tarım ürünleri sektöründe rekabet gücünü artırmak amacıyla yürütülen projelere de değinen Kılıçkaya, Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) kapsamında 20 projenin 478 firmanın katılımıyla devam ettiğini söyledi. Tarım sektöründe ayrıca 26 marka ve 21 TURQUALITY programı olmak üzere toplam 47 firmanın desteklendiğini belirten Kılıçkaya, Türk gıda ürünlerinin küresel pazarlarda marka değerinin güçlendirilmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Tarım ihracatının önündeki teknik engellerin kaldırılması için Gıda ve Tarım İhracatındaki Teknik Engellerin Aşılması Projesi’nin (GATE) hayata geçirildiğini belirten Kılıçkaya, bu kapsamda Kanada, Filipinler, Çin ve Endonezya pazarlarında önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi.Demiröz: Asıl yıldızlar üretendir, toprağa sevdalı olandır, üretimle değer oluşturan sizlersiniz Mersin Vali Vekili İrfan Demiröz de konuşmasında üretim ve ticaretin ülkenin kalkınmasındaki rolüne dikkat çekerek, “Asıl yıldızlar üretendir, toprağa sevdalı olandır. Anadolu’nun bereketli topraklarına emek veren, üretimle değer oluşturan sizler, bu ülkenin geleceğini inşa eden insanlarsınız.” dedi. Mersin’in üretim ve ticaret kültürüyle Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Demiröz, özellikle tarımsal üretim ve ihracatın stratejik önem taşıdığını belirtti. Toprağın verimli kullanılmasının önemine değinen Demiröz, üretimden uzaklaşmanın ülkeler için ciddi riskler barındırdığını söyledi. Konuşmasında iş dünyasının kamu ile güçlü bir iş birliği içinde olduğuna da dikkat çeken Demiröz, “Devlet ve iş dünyası birbirini tamamlayan iki güçtür. Devlet varsa yatırımcı vardır, yatırımcı varsa üretim ve istihdam vardır. Bu uyum sayesinde Türkiye büyümeye devam ediyor.” diye konuştu. Mersin iş dünyasının dayanışma örnekleriyle de öne çıktığını ifade eden Demiröz, kentte gerçekleştirilen sosyal sorumluluk ve kamu destekli projelerde iş insanlarının önemli katkılar sunduğunu belirterek, bu dayanışmanın Türkiye genelinde dikkat çektiğini söyledi. Ödül alan ihracatçıları tebrik eden Demiröz, üretim ve ihracata katkı sağlayan tüm iş insanlarına teşekkür ederek, “Türkiye’nin büyüme hikâyesinde sizlerin emeği ve vizyonu çok büyük pay taşıyor.” dedi.Yaş meyve sebze ihracatında 2025 yılı ihracatın yıldızları Törenin devamında Başkan Ferhat Gürüz, Vali Vekili İrfan Demiröz, İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya ve protokol üyeleri, yaş meyve sebze sektörünün koordinatörlük ve sekretarya hizmetlerini yürüten Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında en fazla ihracat gerçekleştiren üyelerine ödüllerini takdim etti. 2025 Yılı İhracatın Yıldızları listesinde şu firmalar yer aldı: Mir Mirsom Ticaret, Menas Mersin Zirai Ürünler, Tek Asya Tarım, Gül Gıda, Özler Tarım, ALN Narenciye, Altun Gıda, Yeni Ada, Feede Tarım, Biberciler iç Dış Gıda, Sin Gıda, Beş Yıldız, Polat Sebze Meyve Narenciye, Sarıkaya Narenciye, Celiller Tarım, Ak-Oruç Gıda, Er Mey Tarımsal Ürünler, Soylu Gıda, Aktur Taşımacılık, Eren Tarım Ürünleri, ZGR Narenciye Dış Ticaret, Ava Global Dış Ticaret, Dolce Dış Ticaret, Regen Gida Tarım Ürünleri, Özgür Yeter Gıda, Akan Narenciye, Aksun Tarımsal Ürünler, Lisa İthalat İhracat Nakliye, Değirmenciler Zirai Ürünler, Çınar Ambalaj, Semt Tarım Ürünleri, Karagözler Gıda, Arman Narenci̇ye, Sas Ziraat, Serhat Narenciye, Özler Ziraat, Karaali Sentetik Dokuma, Sim-Pa Orman Ve Tarım Ürünleri, FBA Plastik, Topal Narenciye, Üçel Narenciye, Vdexport, Tümen Tarım, Soom Gıda, Minerva Fruit, Arıdağ Agro, Sarıkaya Tarım, Cancumhur Tarım, Asi Zirai Ürünleri ve AYT Group.

Mersinli Üreticinin Emeğine Adeta Limon Sıkılıyor Haber

Mersinli Üreticinin Emeğine Adeta Limon Sıkılıyor

Zirai don felaketinin etkilerini araştırmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu üyesi ve CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, limon ithalatında gümrük vergisinin düşürülmesine ilişkin yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına sert tepki gösterdi. Kış, Mersin başta olmak üzere Türkiye’nin limon üretim merkezlerinde üreticinin büyük bir belirsizlik ve ekonomik baskı altında olduğunu belirterek, hükümetin tarım politikalarını “tutarsız ve günü kurtarmaya yönelik” sözleriyle eleştirdi. Resmî Gazete’de yayımlanan kararla limon ithalatında uygulanan gümrük vergisinin 31 Temmuz 2026’ya kadar yüzde 10’a indirildiğini hatırlatan Kış, bu kararın piyasada üretici aleyhine sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Kış, “Türkiye limon üretiminde dünyanın sayılı ülkelerinden biri. Mersin, Adana ve Hatay gibi üretim merkezlerinde çiftçiler yıl boyunca emek veriyor, maliyetlere katlanıyor. Ancak depolarda hâlâ limon dururken ithalatın önünün açılması üreticiye ‘sen üretme’ demekten başka bir şey değildir” dedi. “Önce ihracat yasağı, şimdi ithalat kolaylığı” Gülcan Kış, limon piyasasında son dönemde alınan kararların birbirini çürüttüğünü vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Daha kısa bir süre önce limona ihracat yasağı getirildi. Üreticinin dış pazarı kapatıldı. Şimdi ise ithalatın önü açılıyor. Bu nasıl bir planlama, nasıl bir tarım politikası? Bir tarafta depolarda ürününü satamayan çiftçi var, diğer tarafta ithalat kapısı aralanıyor. Bu tablo, Türkiye’de tarımın nasıl yönetildiğinin açık bir göstergesidir.” “Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor” Mersin’in Türkiye’de limon üretiminin kalbi olduğunu vurgulayan Kış, alınan kararların doğrudan bölge üreticisini etkilediğini söyledi. Kış, “Mersin’de binlerce aile limon üretiminden geçimini sağlıyor. Bahçelerde yıl boyunca verilen emek, yapılan masraf, işçinin alın teri var. Ama yanlış kararlarla Mersinli üreticinin emeğine adeta limon sıkılıyor. İthal ürün piyasaya girdiğinde tüccar yerli limonu daha düşük fiyatla almak ister. Bunun bedelini de çiftçi öder” ifadelerini kullandı. “Tarım politikası ithalatla yönetilemez” Kış, Türkiye’de son yıllarda tarım politikalarının ithalata dayalı hale geldiğini belirterek hükümeti sert sözlerle eleştirdi. “Patateste, soğanda, ette, buğdayda aynı tabloyu gördük. Fiyat yükseldiğinde çözüm olarak ithalat kapısı açılıyor. Oysa sorun üretimde değil; planlamada, piyasa denetiminde ve üreticiyi koruyan politikaların eksikliğinde” dedi. Kış, limon kararının da bu yanlış yaklaşımın yeni bir örneği olduğunu vurgulayarak, “Tarımı ithalatla yönetemezsiniz. Çiftçi üretmezse sofradaki ürün de olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi koruyan güçlü ve sürdürülebilir bir tarım politikasıdır” diye konuştu. “Tarım Bakanlığı’nda bile istikrar yok” AKP iktidarının tarım politikalarında tutarsızlık içinde olduğunu ifade eden Kış, son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı’nda yaşanan değişikliklere dikkat çekti. “Tarım gibi stratejik bir alanda bile istikrar yok. AKP iktidarı döneminde Tarım Bakanlığı koltuğunda sürekli değişiklikler yaşandı. Son yıllarda bakanlar hızla değişirken, tarım politikası da sürekli yön değiştiriyor. Bu tablo, üreticinin neden yalnız bırakıldığını açıkça gösteriyor. Tarım yönetilemeyince bedelini çiftçi ödüyor.” “Üreticinin yanındayız” Zirai don felaketinin etkilerini araştıran Meclis Komisyonu’nda görev yaptığını hatırlatan Kış, sahada üreticilerin yaşadığı sorunları yakından gördüklerini belirtti. “Mersin’de, Adana’da, Hatay’da çiftçilerimizin yaşadığı sıkıntıları birebir dinliyoruz. Üretici maliyet altında eziliyor, ürününü değerinde satamıyor. Tarım politikalarının günü kurtaran kararlarla değil, üreticiyi merkeze alan uzun vadeli bir planlamayla yürütülmesi gerekiyor.” Kış, limon üreticilerinin sorunlarının takipçisi olacaklarını belirterek, “Çiftçinin emeğini korumak, üretimi sürdürülebilir hale getirmek ve Türkiye’yi yeniden güçlü bir tarım ülkesi yapmak için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez Haber

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nı (MTSO) ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Başkanı Hamit İzol, oda yönetimi ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Ziyarette Mersin’in ekonomik potansiyeli, lojistik altyapısı, tarım, sanayi ve ihracat kapasitesi ile kentin geleceğine ilişkin stratejik başlıklar ele alındı. MTSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleriyle yapılan toplantıda konuşan CHP’li Gülcan Kış, Mersin’in yalnızca bugünün gündemiyle değil uzun vadeli kalkınma perspektifiyle planlanması gereken bir şehir olduğunu söyledi. Kış, Mersin’in tarım, sanayi, lojistik ve turizm alanlarında Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayan stratejik bir merkez olduğuna dikkat çekerek, kentin potansiyelinin doğru planlama ve güçlü altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “Mersin artık kendi haline bırakılacak bir şehir değil” diyen Kış, küresel ticarette yaşanan dönüşümün Mersin için önemli fırsatlar barındırdığını ifade etti. Jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki değişimin Doğu Akdeniz’de yeni lojistik merkezleri ön plana çıkardığını belirten Kış, Mersin’in bu süreçte güvenli bir ticaret koridoru ve liman kenti olarak öne çıkabileceğini söyledi. “Potansiyel tek başına yetmez” Mersin’in sahip olduğu potansiyelin doğru yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Kış, özellikle lojistik altyapı, sanayi bölgeleri ve ticaret bağlantılarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Kış, “Liman yapmak tek başına yeterli değildir. O limana dünya ticaretinin rotasını getirecek planlamayı da yapmak gerekir. Mersin’in rekabet gücünü artıracak yatırımların gecikmesi yalnızca kente değil Türkiye ekonomisine de zarar verir” dedi.  “Mersin’in sorunlarını Meclis’te gündeme taşımaya devam edeceğiz” Ziyarette Mersin’de devam eden ve uzun süredir gündemde olan altyapı projeleri de ele alındı. CHP’li Kış, kentin ulaşım ve altyapı sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürekli gündeme getirdiklerini belirterek, özellikle D-400 Karayolu’ndaki yoğunluk ve güvenlik sorunlarını defalarca dile getirdiklerini ifade etti. Kış, Çeşmeli-Taşucu otoyolu ve Akdeniz Sahil Yolu gibi projelerin yalnızca ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda turizm ve ticaret açısından da stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Tarım açısından büyük önem taşıyan Pamukluk Barajı ve su yönetimi konularının da yakından takip edildiğini belirten Kış, Mersin’in üretim gücünün sürdürülebilir olması için tarımsal altyapı yatırımlarının tamamlanması gerektiğini dile getirdi. “Mersin için ortak akıl şart” Toplantıda MTSO’nun Mersin’in uzun vadeli ekonomik vizyonuna yönelik yürüttüğü çalışmalar da değerlendirildi. MTSO’nun 2050 ve 2075 perspektifiyle yürüttüğü planlama çalışmalarının önemli olduğunu belirten Kış, iş dünyası ile kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin kentin geleceği açısından kritik olduğunu söyledi. Kış, “Bir şehrin gelişmesi yalnızca iş dünyasının çabasıyla değil, aynı zamanda o şehrin sorunlarının Ankara’da güçlü bir şekilde dile getirilmesiyle mümkündür. Biz Mersin’in meselelerini Meclis’te takip etmeye devam edeceğiz” dedi. Ziyaretin sonunda Mersin iş dünyasının beklentileri ve kentin ekonomik gelişimine yönelik öneriler karşılıklı olarak değerlendirildi.

Şiddetli Fırtına Üreticimizin Bir Yıllık Geçimini Aldı Götürdü Haber

Şiddetli Fırtına Üreticimizin Bir Yıllık Geçimini Aldı Götürdü

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Kazanlı ve Adanalıoğlu mahallelerinde etkili olan şiddetli fırtınanın ardından zarar gören seralarda incelemelerde bulundu. Kış’a ziyaret sırasında Cumhuriyet Halk Partisi Mersin İl Başkanı Koral Ömür, CHP Akdeniz İlçe Başkanı Semih Palamut, Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hamit Mert Avcı, Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz ve mahalle muhtarları eşlik etti. Heyet, fırtınanın ağır yıkıma yol açtığı seraları yerinde inceleyerek üreticilerle bir araya geldi, hasarın boyutuna ilişkin bilgi aldı. Ziyaret kapsamında konuşan Gülcan Kış, Kazanlı ve Adanalıoğlu’nda örtü altı üretimin büyük darbe aldığını vurgulayarak, “Bir gecede aylarca verilen emek yok oldu. Çiftçilerimiz seralarını, mahsullerini evlatları gibi büyütüyor. Bu fırtına yalnızca ürünleri değil, üreticimizin bir yıllık geçimini de aldı götürdü” dedi. Seralarda plastik örtülerin parçalandığını, demir konstrüksiyonların çöktüğünü ve ürünlerin büyük bölümünün tamamen kullanılamaz hâle geldiğini belirten Kış, zararın sanılandan çok daha büyük olduğunu ifade etti “TARSİM sahadaki gerçekliği karşılamıyor” Tarım sigortaları konusunda yaşanan sorunlara dikkat çeken Kış, mevcut uygulamaların üreticiyi korumakta yetersiz kaldığını söyledi. Kış, “TARSİM üreticilerimizin zararlarını karşılamakta ciddi eksiklikler barındırıyor. Zarar tespitleri gecikiyor, yapılan değerlendirmeler çoğu zaman sahadaki gerçek kaybı yansıtmıyor. Çiftçi zaten zor koşullarda üretim yapıyor; bir de afet sonrası belirsizlikle baş başa bırakılıyor. Zarar tespitleri bir an önce tamamlanmalı ve mağduriyetler gecikmeksizin giderilmelidir” diye konuştu. İklim krizinin etkilerinin her geçen yıl daha ağır hissedildiğini vurgulayan Kış, fırtına, don, sel ve kuraklık gibi afetlerin artık istisna değil, tarımın yeni gerçeği hâline geldiğini söyledi. Bu nedenle geçici çözümler yerine kalıcı ve güçlü bir kurumsal yapıya ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Afet Bakanlığı çağrısı TBMM’ye sunduğu Afet Bakanlığı kurulmasına ilişkin kanun teklifini hatırlatan Kış, “Bu tür afetlerde üretici, hangi kuruma başvuracağını bilemez hâle geliyor. Aracıların, karmaşık bürokrasinin arasında zaman kaybediliyor. Oysa bu sorunlara bire bir muhatap olacak, koordinasyonu sağlayacak ve hızlı karar alabilecek bir Afet Bakanlığına ihtiyaç var. Aradan aracıları kaldırmak, sorunların hızlı çözüme kavuşmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı. Meclis Gündemine Taşınacak Yaptığı incelemelerin ardından çiftçilerin yaşadığı mağduriyeti TBMM gündemine taşıyacağını belirten CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, konunun hem soru önergeleri hem de kanun teklifleriyle takipçisi olacağını vurguladı. Kış, “Kazanlı’da, Adanalıoğlu’nda gördüğümüz tablo kabul edilemez. Üreticimizin yaşadığı bu kaybı Meclis’te gündeme getireceğim. Zarar tespitlerinin hızlandırılması, TARSİM uygulamalarının gözden geçirilmesi ve afetlere karşı kurumsal bir yapının oluşturulması için mücadele edeceğim. Çiftçilerimiz yalnız değildir; bu mağduriyet giderilene kadar sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi. Ziyaret sırasında üreticiler de yaşadıkları kayıpları ve beklentilerini dile getirirken, acil destek, borç ertelemesi ve yeniden üretime geçebilmek için somut adımlar atılmasını talep etti. Gülcan Kış, üreticilerin sesi olmaya devam edeceklerini belirterek, “Bu topraklarda üretim sürsün istiyorsak, çiftçimizi ayakta tutmak zorundayız” mesajını verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.