Hava Durumu

#Mersin

Kırsal Haber - Mersin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mersin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MTSO’nun Yeni Başkanı Serdar Yıldızgörer Haber

MTSO’nun Yeni Başkanı Serdar Yıldızgörer

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Yıldızgörer oldu. Kazanan Mersin anlayışıyla çalışacaklarını söyleyen Yıldızgörer, üyelerin sorunlarına çözüm üreten, kente yeni yatırımlar kazandıran, üretimi ve istihdamı büyüten bir oda için sorumluluk aldıklarını vurguladı. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda 9 Ekim’de gerçekleştirilen Yönetim Kurulu ve Meclis Başkanlık Divanı seçimleri tamamlandı. Serdar Yıldızgörer, Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. DEİK Türkiye–Güney Sudan İş Konseyi Başkanı ve Dicle Group Genel Müdürü olan Yıldızgörer, yeni dönemde üyelerin ihtiyaçlarını ve Mersin’in ekonomik gelişimini çalışmalarının merkezine alacaklarını belirtti. Yıldızgörer, sanayicinin, tüccarın, üreticinin, ihracatçının, lojistikçinin ve girişimcinin taleplerini takip eden, çözüm için sorumluluk üstlenen bir anlayışla çalışacaklarını söyledi. GEÇMİŞ YÖNETİMLERE TEŞEKKÜR Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda görev yapan geçmiş yönetimlere, oda üyelerine ve Mersin’e kazandırdıkları değerler için teşekkür eden Yıldızgörer, kentin bugün ulaştığı ekonomik güce katkı sunan çalışmaların önemine dikkat çekti. Yıldızgörer, bu birikimi daha ileri taşımak, mevcut yatırımlara yenilerini eklemek, üretimi ve istihdamı büyütmek için çalışacaklarını belirtti. Yıldızgörer, Mersin’in gelişmesi ve yeni yatırımlarla güçlenmesi için kurumlarla ve iş dünyasıyla iş birliği içinde hareket edeceklerini ifade etti. DAHA ÇOK DİNLEYEN, DAHA ÇOK ÇALIŞAN BİR ODA Üyelerin günlük sorunlarına çözüm üretmenin temel öncelikleri olduğunu söyleyen Yıldızgörer, daha çok dinleyen, daha çok çalışan ve sorumluluk alan bir oda yönetimi için çalışacaklarını kaydetti. Odanın başarısını yapılan toplantı sayısıyla değil, üyelerine ve Mersin’e kazandırdığı değerle ölçeceklerini belirten Yıldızgörer, sektörlerin ihtiyaçlarını doğrudan takip edeceklerini söyledi. Yıldızgörer, işletmelerin karşılaştığı sorunları ilgili kurumlara taşıyacaklarını ve çözüm süreçlerini sonuç alınana kadar izleyeceklerini ifade etti. KAZANAN MERSİN İÇİN ÇALIŞACAKLAR Kazanan Mersin anlayışının yeni dönem çalışmalarına yön vereceğini belirten Yıldızgörer, Üreten Mersin, Dünyaya Satan Mersin, Yatırım Çeken Mersin, Birlikte Kazanan Mersin, Lojistik Üs Mersin ve Geleceğini Planlayan Mersin başlıkları altında hazırladıkları projeleri hayata geçirmek için çalışacaklarını söyledi. Yıldızgörer, üretimin desteklenmesi, ihracatın artırılması, yeni yatırımların kente kazandırılması ve sektörler arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi için çalışacaklarını kaydetti. İşletmelerin nitelikli çalışan ihtiyacına, verimliliğine, dijital ve yeşil dönüşümüne yönelik çalışmalar yürüteceklerini belirten Yıldızgörer, üniversitelerin bilgi birikimini işletmelerin ihtiyaçlarıyla buluşturacaklarını ifade etti. MERSİN’İ DAHA İLERİ TAŞIYACAKLAR Mersin’in liman, serbest bölge, sanayi, tarım ve lojistik gücünü büyütmeyi hedeflediklerini söyleyen Yıldızgörer, ulaşım ve sanayi altyapısı ile büyük yatırımlar konusunda kentin önceliklerinin takipçisi olacaklarını belirtti. Merkezi hükümet ve ilgili kurumlarla sürekli iletişim içinde çalışacaklarını ifade eden Yıldızgörer, Mersin’in ticaretin üssü olması ve kentteki ticaretten doğan değerin daha büyük bölümünün Mersin’de kalması için sorumluluk üstleneceklerini söyledi. Yıldızgörer, üyelerle ve kentin bütün kurumlarıyla ortak akıl etrafında buluşarak Mersin’i daha ileri taşımak için çalışacaklarını vurguladı.

Mersin’in Yerel Lezzetleri Torino’da Dünyaya Tanıtıldı Haber

Mersin’in Yerel Lezzetleri Torino’da Dünyaya Tanıtıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Mersin’in zengin gastronomi kültürünü uluslararası arenaya taşıdı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen FOODGaP Projesi kapsamında kentin yöresel ürünleri İtalya’nın Torino kentinde dünya gastronomi çevreleriyle ve katılımcılarla buluşturuldu. Program kapsamında düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansında ise gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Mersin’in zengin gastronomi kültürünü uluslararası arenaya taşıdı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen FOODGaP Projesi kapsamında kentin yöresel ürünleri İtalya’nın Torino kentinde dünya gastronomi çevreleriyle ve katılımcılarla buluşturuldu. Program kapsamında düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansında ise gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı. 24-27 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Slow Food Terra Madre Salone del Gusto’ya Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO), Tarsus Ticaret Borsası (TTB) ve Slow Food Türkiye iş birliğiyle katılım sağlayan Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmaları yoğun ilgi gördü. Mersin gastronomisi uluslararası ağın parçası oldu Proje kapsamında düzenlenen etkinlikler yalnızca Mersin’in mevcut gastronomik değerlerinin tanıtılması açısından değil, kentin uluslararası gastronomi ağı içerisinde daha görünür hale gelmesi açısından da önemli bir buluşma noktası oldu. Paydaşların farklı ülkelerden katılımcılarla kurduğu temaslar, kentin mutfak kültürünün uluslararası ölçekte tanınırlığını artıracak yeni iş birliklerinin önünü açtı. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin etkinlikteki çalışmaları kapsamında, kentte Slow Food Yeryüzü Pazarı kurulmasına yönelik fikir alışverişlerinde bulunulurken, önümüzdeki yıllarda Türkiye’de düzenlenmesi planlanan Slow Food Terra Madre Anadolu etkinliğinin Mersin’de gerçekleştirilmesine yönelik temaslar da gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca elde edilen deneyim ve kurulan uluslararası bağlantıların Mersin’in gastronomi alanındaki çalışmalarına katkıda bulunması hedefleniyor. Mersin’in gastronomik kimliğinin yalnızca yöresel ürünlerden ibaret olmadığına dikkat çekilen etkinlikte, kentin tarihi ve kültürel mirasının mutfak kültürü üzerindeki etkilerine de dikkat çekildi. Tarihi Kilikya Yolu’nun Mersin gastronomisine kattığı değer ve bölgenin binlerce yıllık kültürel birikimi, kentin uluslararası tanıtımının önemli başlıklarından biri oldu. Akdeniz yerel gıda sistemleri için ortak çözüm çağrısı yapıldı Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı temsilcileri, proje çerçevesinde düzenlenen ‘Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’ konferansına katıldı. Konferansta Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni FOODGaP Proje Yöneticisi olarak temsil eden Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu, Mersin’in yerel gıda sistemi deneyimini paylaşarak üretici ve tüketici arasındaki bağların, kırsal ve kentsel alanlar arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Şahutoğlu, iklim değişikliği ve su kaynakları başta olmak üzere Akdeniz’in ortak sorunlarına birlikte çözüm geliştirilmesinin önemine dikkat çekerek, Akdeniz Yerel Gıda Sistemleri Platformu’nun kentlerin politika araçlarını, verilerini ve deneyimlerini paylaşabileceği kalıcı bir iş birliği ağına dönüştürülmesi çağrısında bulundu. Mersin’in lezzetleri ziyaretçilerden tam not aldı Dünya genelinden gastronomi profesyonellerini, üreticileri, şefleri ve ziyaretçileri bir araya getiren proje kapsamında açılan Mersin stantında Tarsus Sarıulak Zeytini ve zeytinyağı, harnup lokumu, mamul, kaynar, Tarsus Humusu, ayran aşı çorbası, Türk çayı, Türk kahvesi, tahin ve pekmez gibi kente özgü ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Farklı ülkelerden etkinliğe katılan ziyaretçiler, Mersin’in yöresel ürünlerini deneyimleme fırsatı bulurken özellikle ürünlerin özgünlüğü ve lezzetiyle ilgili olumlu değerlendirmelerde bulundu. Ürünlerin tadına bakan çok sayıda katılımcı, Mersin’in gastronomik çeşitliliğini ve yöresel lezzetlerini övgüyle karşıladı.

Badem Fidanları Meyve Vermeye Başladı Haber

Badem Fidanları Meyve Vermeye Başladı

Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen ‘Badem Fidanı Dağıtım Projesi’ kapsamında geçmiş yıllarda üreticilerle buluşturulan fidanlar yetişerek ürün vermeye başladı. Proje kapsamında Gülnar ilçesinde 23 bin 288, Mersin genelinde ise 34 bin 204 adet badem fidanı üreticilere ulaştırılmıştı. Gülnar’da ilk hasat heyecanı Bölgenin iklim, toprak ve yetiştiricilik koşulları dikkate alınarak yöreye uygun çeşitlerin üreticilerle buluşturulduğu proje kapsamında, Gülnar’ın Köseçobanlı Mahallesi’nde yaşayan Köprübaşı ailesinin bahçesinde de ilk hasat gerçekleştiriliyor. 2021 yılında yüzde 50 hibe desteğiyle temin edilen badem fidanlarını yetiştiren aile, yıllar içerisinde gelişen ağaçlardan ilk ürünlerini almaya başladı. Köprübaşı ailesi, ilerleyen dönemlerde elde edeceği ürünlerle birlikte, bahçenin kendileri için önemli bir gelir kaynağı oluşturmasını amaçlıyor. Projenin amacı, yeni badem bahçelerinin kurulmasını teşvik etmek Proje ile üreticilerin taleplerine yanıt verilmesi, Mersin’in farklı bölgelerindeki iklim ve toprak koşullarına uygun badem çeşitlerinin yaygınlaştırılması, yeni badem bahçelerinin kurulmasının teşvik edilmesi ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sağlanması amaçlanıyor. Proje kapsamında geçmiş yıllarda dağıtılan fidanların gelişim süreçleri de takip edilerek, üreticilerin sahadaki ihtiyaçları gözlemleniyor. Elde edilen sonuçlar ve üreticilerden gelen talepler doğrultusunda bu yıl da yöreye uygun çeşitler esas alınarak, yüzde 50 hibeli badem fidanı desteğinin sürdürülmesi planlanıyor. Kutlu: “Mersin genelinde dağıtılan 34 bin 204 adet badem fidanının hasadını yapıyoruz” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Yüksek Mühendisi Aylin Kutlu, ‘Badem Fidanı Dağıtım Projesi’ kapsamında üreticilerden gelen talepler doğrultusunda; bölgenin iklim, toprak ve yetiştiricilik koşulları dikkate alınarak, yöreye uygun badem fidanlarının dağıtımını gerçekleştirdiklerini ifade etti. Kutlu, “Mersin genelinde 34 bin 204, Gülnar ilçemizde ise 23 bin 288 adet badem fidanı dağıtımını gerçekleştirdik. Geçmiş yıllarda dağıtımı gerçekleştirilen badem fidanları bugün hasat dönemine ulaştı. Üreticilerden gelen talepler doğrultusunda, bu yıl da yöreye uygun çeşitler esas alınarak yüzde 50 hibeli fidan dağıtımı yapılacak. Amacımız; üreticilerimizin doğru ürünlerle sürdürülebilir üretim yapmalarını desteklemek ve tarım gelirlerinin artmasına katkı sağlamak” diye konuştu. Köprübaşı ailesinin badem fidanları meyvelerini vermeye başladı Gülnar ilçesi Köseçobanlı Mahallesi’nde yaşayan ve Büyükşehir’in badem fidanı desteğinden yararlanan Ali İhsan Köprübaşı, “Biz fidanlarımızı 2021 yılında Büyükşehir’den yüzde 50 hibe desteğiyle almıştık. Bu yıl ilk hasadımızı yapıyoruz. Belediyeden aldığımız fidanlardan hem gelişim hem de rekolte anlamında memnunuz. Yine bu yıl hibe desteği olduğunu duyduk. Bahçemizdeki eksik noktaları da bu destekten yararlanarak tamamlamayı planlıyoruz” dedi. Büyükşehir’in tarımsal desteklerini beğeniyle takip ettiğini sözlerine ekleyen Köprübaşı, “Mahallemizde hayvancılıkla ve çiftçilikle uğraşan komşularımız var. Onlar da bu desteklerden memnun olduklarını söylüyorlar. Belediye bize destek veriyor. Bu sayede vatandaş ya elindeki işletmesini büyütüyor ya da sıfırdan kuruyor. Dağıtılan fidanların gelişimini de bizzat takip ediyorlar. Bu süreç takibinden de memnunuz” ifadelerini kullandı. Badem fidanı desteğinden yararlanan Sevim Köprübaşı; Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal desteklerinin yanı sıra, yol ve ulaşım başta olmak üzere birçok hizmetinden memnun olduğunu belirterek, “Evimiz ve bahçemiz Köseçobanlı’da. Yılın yarısını burada, yarısını Mersin’de geçiriyoruz. Eşim ve 2 çocuğumuzla bahçemizde hasatla ilgileniyoruz. Bu ilk hasadımız. İnşallah bize gelir getirecek. Büyükşehir Belediyesi’ne ve Vahap Bey’e çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor! Haber

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor!

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle Rusya ve Ukrayna’ya yönelik yaş meyve ve sebze ihracatında ortaya çıkan lojistik krizi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Kış; Ticaret, Tarım ve Orman ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarına ayrı ayrı soru önergeleri verirken, sorunun bütün yönleriyle araştırılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi. Kış, “Mersin üretiyor, Türkiye kazanıyor. Şimdi Mersinli üreticinin emeğine sahip çıkma zamanı. Ürün daldayken çözüm üretilmezse yarın çok geç olabilir” dedi. Türkiye’nin narenciye üretim ve ihracatının merkezi Mersin’de yeni sezon, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunlarının gölgesinde başladı. Rusya Federasyonu ve Ukrayna’ya deniz yoluyla ulaşımda yaşanan güçlükler, bölgedeki üretici ve ihracatçılarda ciddi endişeye yol açtı. Sektör temsilcileri, mevcut koşulların devam etmesi hâlinde Rusya ve Ukrayna pazarlarına ihracatın aksayabileceği, karayolu taşımacılığında kapasite sorunu yaşanabileceği ve artan navlun maliyetlerinin üretici fiyatlarını aşağı çekebileceği uyarısında bulunuyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış da Mersinli üreticilerin ve sektör temsilcilerinin çağrısını Meclise taşıyarak üç ayrı bakanlığa soru önergesi verdi ve Meclis Araştırması açılmasını istedi. MERSİN TÜRKİYE'NİN NARENCİYE İHRACATINDA ZİRVEDE Kış, sorunun Mersin açısından taşıdığı ekonomik büyüklüğe dikkat çekti. 2025 yılında Türkiye, narenciye ihracatından 1 milyar 477 milyon dolar gelir elde ederken bunun 696 milyon 257 bin dolarlık bölümü tek başına Mersin’den gerçekleştirildi. Türkiye’nin aynı dönemde Rusya’ya yaptığı narenciye ihracatı 461 milyon doları, Ukrayna’ya yaptığı ihracat ise 106 milyon doları aştı. Kış, Mersin’in üretimde olduğu kadar ihracat ve lojistikte de Türkiye açısından stratejik bir merkez olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’nin narenciyesini Mersin üretiyor, paketliyor ve dünyaya gönderiyor. Geçen yıl yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatını tek başına gerçekleştiren bir kentten söz ediyoruz. Dolayısıyla Karadeniz’de yaşanan sorun Mersin için yalnızca bir lojistik problem değildir. Binlerce üreticinin geliri, on binlerce insanın geçimi ve ülkemizin ihracat geliri söz konusudur.” “ÜRÜN DALDA BEKLEMEZ” Narenciyenin uzun süre bekletilebilecek bir ürün olmadığına dikkat çeken Kış, hükümetin kriz derinleştikten sonra değil, ürün henüz bahçedeyken harekete geçmesi gerektiğini söyledi. “Üreticimiz bir yıl boyunca bahçesine bakıyor. Gübreyi, ilacı, mazotu, sulamayı, işçiliği cebinden karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde de ‘Gemi yok, güzergâh yok, navlun pahalı, pazar kapalı’ denilerek bütün faturayı çiftçinin önüne koyamazsınız. Ürün dalda beklemez. Üreticinin borcu da beklemez. Çözüm bugün üretilmek zorundadır.” ÜÇ BAKANLIĞA ÜÇ AYRI ÖNERGE Kış, sorunun tek bir bakanlığın görev alanıyla sınırlı olmadığını belirterek Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle üç ayrı soru önergesi verdi. Ticaret Bakanlığına yönelttiği önergede Rusya ve Ukrayna pazarlarının korunması, alternatif ihracat pazarları, yabancı plakalı boş tırların Türkiye’den ihracat yükü alabilmesi, navlun desteği ve alternatif ticaret güzergâhlarını soran Kış, ihracat sezonu öncesinde gerekli tedbirlerin neden alınmadığının açıklanmasını istedi. Tarım ve Orman Bakanlığına ise doğrudan üreticinin geleceğini soran Kış; ihracatta daralma yaşanması hâlinde ürünün dalında kalmasını önleyecek bir müdahale mekanizmasının bulunup bulunmadığını, üreticiye ilave destek sağlanıp sağlanmayacağını, borçların ertelenmesi ve kamu eliyle alım seçeneklerinin değerlendirilip değerlendirilmediğini gündeme getirdi. “MERSİN–ST. PETERSBURG HATTI İÇİN DAHA NE BEKLENİYOR?” Kış’ın Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına verdiği önergenin merkezinde ise Mersin Limanı yer aldı. Sektör temsilcilerinin de dile getirdiği, Mersin Limanı’ndan Rusya’nın St. Petersburg Limanı’na başka bir limana uğramadan doğrudan yaş meyve ve sebze taşıyacak bir gemi hattı oluşturulması önerisini Meclise taşıyan Kış, hattın teknik ve ekonomik fizibilitesinin yapılıp yapılmadığını ve ne zaman faaliyete geçirilebileceğini sordu. Kış şöyle konuştu: “Mersin’in limanı var, üretimi var, ihracatçısı var, lojistik altyapısı var. Sektör de çözüm önerisini ortaya koyuyor. Mersin’den St. Petersburg’a doğrudan hat mümkünse vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Karayolunda kapasite artırılabiliyorsa gerekli düzenleme yapılmalıdır. Alternatif güzergâh oluşturulabiliyorsa bugünden oluşturulmalıdır. Üreticinin ürünü daldayken bürokrasinin karar vermesini aylarca bekleyemeyiz.” KONUYU MECLİS ARAŞTIRMASINA DA TAŞIDI Gülcan Kış, üç soru önergesinin yanı sıra Mersin ve Çukurova’daki narenciye üreticilerinin karşı karşıya bulunduğu ihracat ve lojistik sorunlarının bütün yönleriyle incelenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını da istedi. Araştırma önergesinde Karadeniz’deki gelişmelerin yaş meyve ve sebze ihracatına etkisinden alternatif transit güzergâhlara, navlun maliyetlerinden yeni ihracat pazarlarına, üreticinin gelir kaybının önlenmesinden Mersin’in liman ve soğuk zincir kapasitesinin geliştirilmesine kadar sektörün temel sorunlarının araştırılması talep edildi. “MERSİN YARDIM İSTEMİYOR, EMEĞİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR” Mersinli üreticinin artan girdi maliyetleri nedeniyle zaten ağır bir ekonomik yük altında olduğuna dikkat çeken Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Mersinli çiftçi sadaka istemiyor. Üretiyor, istihdam yaratıyor, ihracat yapıyor, Türkiye’ye döviz kazandırıyor ve emeğinin karşılığını istiyor. Biz de Mersin’in hakkını, üreticimizin alın terini sonuna kadar savunacağız. Rusya ve Ukrayna’ya giden yol tıkanıyorsa o yolu açmak devletin görevidir. Alternatif pazar gerekiyorsa bulmak devletin görevidir. Ürün dalında kalma tehlikesiyle karşı karşıyaysa üreticiyi korumak devletin görevidir. Yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatı yapan Mersin’i ve binlerce üreticimizi kendi kaderine terk edemezsiniz. Üreticinin bir yıllık emeği göz göre göre heba edilemez. Mersin’in ürünü dalda kalmayacak; Mersinli üreticinin hakkını Mecliste de her platformda da takip edeceğiz.” ...

Eylül Ayında 12 Yöresel Ürün Daha Coğrafi İşaretle Tescillendi Haber

Eylül Ayında 12 Yöresel Ürün Daha Coğrafi İşaretle Tescillendi

Türkiye’nin farklı illerine özgü 12 yöresel ürün, Eylül ayında coğrafi işaretle tescillendi. Böylece Türkiye’de tescilli coğrafi işaretlerin sayısı 1.898’e ulaştı. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yapılan açıklamada, Eylül ayında Türkiye’nin farklı bölgelerinden 12 ürünün daha coğrafi işaret olarak tescillendiği duyuruldu. Tescillenen ürünler arasında geleneksel el sanatlarından yöresel yemeklere, tarımsal ürünlerden orman ürünlerine kadar farklı alanlardan ürünler yer aldı. Eylül ayında tescillenen coğrafi işaretler Eylül ayında coğrafi işaret tescili alan ürünler ve illeri şöyle sıralandı: Çamlıyayla İğne Oyaları – Mersin Bursa Dede Çorbası / Bursa Kesme Hamur Çorbası – Bursa Zonguldak Kestane Balı – Zonguldak Haymana Yoğurdu – Ankara Pazaryeri Bozası – Bilecik Alaşehir Çekirdeksiz Üzümü – Manisa Osmancık Irgat Böreği – Çorum Nevşehir Üzüm Turşusu – Nevşehir Adıyaman Kavurmalı Hıtap – Adıyaman Kızıldamlar Kestane Kabağı – Bilecik Acıpayam Çakır Havucu – Denizli Fethiye Kuzu Göbeği Mantarı – Muğla Tescilli coğrafi işaret sayısı 1.898 oldu Türk Patent ve Marka Kurumu’nun paylaşımına göre, Eylül ayında tescillenen 12 ürünle birlikte Türkiye’deki tescilli coğrafi işaret sayısı 1.898’e ulaştı. Coğrafi işaretler; belirli bir yöreyle özdeşleşen, üretim yöntemi veya niteliği bakımından o yöreyle bağlantısı bulunan ürünlerin korunmasına ve tanıtılmasına katkı sağlıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki yöresel ürünlerin coğrafi işaretle tescillenmesi, bu ürünlerin yöresel kimliğinin korunmasının yanı sıra yerel üretim ve gastronomi kültürünün görünürlüğünü de artırıyor. Coğrafi işaretli ürünlere erişim Türkiye’de tescilli coğrafi işaretler ve başvuru süreçlerine ilişkin bilgilere Türk Patent ve Marka Kurumu’nun Coğrafi İşaretler Portalı üzerinden ulaşılabiliyor.

Doğu Akdeniz'in Su Ürünleri Üreticileri Ortak Çatıda Buluştu Haber

Doğu Akdeniz'in Su Ürünleri Üreticileri Ortak Çatıda Buluştu

Doğu Akdeniz’de su ürünleri yetiştiriciliğini ortak çatı altında buluşturmak amacıyla kurulan Adana, Hatay ve Mersin İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği, 18 üye ile faaliyetlerine başladı. Birliğin Kurucu Başkanlığı’nı Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Üyesi, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ASHİB) Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz üstlendi. Adana, Hatay ve Mersin İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği’nin kuruluş genel kurulu Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirdi. Genel kurula müteşebbis heyet, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Hüseyin Akbaş, Yetiştiricilik Daire Başkanı Tanju Özdemir ve Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt katıldı. Genel kurulda Birliğin tüzüğü, geçici yönetim kurulu faaliyet raporu ve diğer gündem maddeleri görüşülerek karara bağlandı. Gündem maddelerinin değerlendirilmesinin ardından Adana, Hatay ve Mersin İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği’nin Yönetim Kurulu belirlendi. Birliğin Kurucu Başkanlığı’nı su ürünleri sektöründeki çalışmalarıyla öne çıkan Ali Can Yamanyılmaz üstlendi. Yönetim kurulunda Halim Kılınçlı, Sıtkı Akgöl, Mehmet Pars Sezer ve Abbay Polat görev aldı. Yeni yapılanmayla birlikte Adana, Hatay ve Mersin’de faaliyet gösteren üreticilerin ortak bir temsil mekanizması altında buluşturulması, sektörün sorunlarının ilgili kurumlara daha güçlü biçimde aktarılması ve bölgesel üretim kapasitesinin artırılması amaçlandı. “10 bin 581 tonluk mevcut üretim kapasitesi büyümenin başlangıcı” Başkan Ali Can Yamanyılmaz, “Birliğimizin 10 bin 581 tonluk mevcut üretim kapasitesi, aslında Doğu Akdeniz’in su ürünleri yetiştiriciliğinde ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. İç sularda 1.831 ton, denizlerde 8 bin750 tonluk kapasitemizle önemli bir üretim altyapısına sahibiz. Ancak biz bu kapasiteyi bir başlangıç noktası olarak görüyoruz. Adana, Hatay ve Mersin’de 86 yetiştiricilik belgesine sahip üreticimizin bulunması, bölgede güçlü bir üretici tabanının oluştuğunu yansıtıyor. Kuruluş aşamasında birliğimize katılan üreticilerimizin sayısının önümüzdeki dönemde artacağına inanıyoruz. Çünkü hedefimiz sadece daha fazla üreticiyi aynı çatı altında buluşturmak değil; Doğu Akdeniz’de su ürünleri yetiştiriciliğini daha büyük bir ekonomik değere dönüştürmek. Kuruluşumuz itibarıyla kendi branşımızda Türkiye’nin üçüncü büyük birliği konumundayız. Bu bizim için önemli bir başlangıç. Asıl hedefimiz, büyüyen üretici yapımız ve yeni yatırımlarla Türkiye’nin kendi branşımızdaki en güçlü birliği haline gelmektir.” diye konuştu. Yeni Birlikten üretime ve yatırıma güçlü finansman zemini Genel kurulda Birliğin yatırım ve finansman kapasitesini güçlendirecek kararlar da alındı. Yönetim kuruluna, gayrimenkul satın alma, gayrimenkul kiralama ve buna ilişkin tapu işlemlerini yürütme yetkisi verildi. Ayrıca araç ve makine-ekipman alım ve satımına ilişkin işlemleri yürütme yetkisi tanındı. Birliğin ulusal ve uluslararası kaynaklardan finansman sağlamasına yönelik kararlar da alındı. Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere Avrupa Birliği fonları ve IPA/IPARD programları ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Çukurova Kalkınma Ajansı, Adana Büyükşehir Belediyesi ve diğer kamu ve özel kurumların kredi ve hibe desteklerinden yararlanılması için proje hazırlanması, başvuruların yapılması ve uygulamaların yürütülmesi konusunda yönetim kuruluna yetki verildi. Genel kurulda ayrıca, proje yatırımlarının gerçekleştirilmesi ve finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla bankalardan kredi kullanılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesi oy birliğiyle kabul edildi.

Silifke'de Enginar Üretimi Yaygınlaştırılıyor Haber

Silifke'de Enginar Üretimi Yaygınlaştırılıyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin’de tarımsal üretimin çeşitlendirilmesi ve üreticilerin katma değeri yüksek ürünlerle buluşturulması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından Silifke’nin Atakent Mahallesi’nde 10 üreticiye toplam 10 bin adet enginar yumrusu dağıtıldı. Yüzde 100 hibeli olarak gerçekleştirilen destek kapsamında üreticiler; hem yeni bir ürünü toprakla buluşturacak hem de 2 yıl sonra aldıkları miktardaki yumruyu Büyükşehir’e teslim ederek, desteğin başka üreticilere ulaşmasına da katkı sunacak. Atlı: “2025 yılında başlattığımız enginar yumrusu desteği, sürdürülebilir bir proje” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Mühendisi Mehmet Atlı, Silifke’nin iklim ve toprak yapısının enginar üretimine uygun olduğunu ifade ederek, özellikle don riskinin bulunmadığı bölgelerde enginar üretiminin yaygınlaşmasını hedeflediklerini söyledi. Enginarın ılıman bölgelere daha fazla adapte olduğunu aktaran Atlı, “Yumruların parçalar haline getirilerek, çok sıcak olmayan eylül ayı içerisinde toprağa ekilmesini tavsiye ediyoruz. Bu aylarda ekimi yapılan ürün nisan ayı gibi hasat edilebilir” bilgisini verdi. Projenin sürdürülebilir bir yapıda hazırlandığını da vurgulayan Atlı, “2025 yılında başlattığımız bu projeyle; destek verdiğimiz her çiftçiden 2 yıl sonra aldığımız aynı miktardaki ürünü, yeni üreticilere ulaştıracak ve böylece sürdürülebilir bir döngü yakalamış olacağız. Bu bağlamda 2026’da teslim ettiğimiz yumrulardan bin tanesini 2028’de çiftçilerimizden geri alıp, onu da yine diğer çiftçilerimizle buluşturmak istiyoruz” dedi. “Yerel ürün çeşitlerinin desteklenmesine yönelik farklı projelerimiz de devam ediyor” Mersin genelinde yerel ürün çeşitlerinin desteklenmesine yönelik farklı projelerin de sürdüğünü belirten Atlı, “Mersin’de tamamen yerli veya spesifik ürün çeşitleriyle çiftçimizin yanında oluyoruz. Gülnar’da atalık nohut, leklek fasulyesi; Silifke’de yerli sarı buğday; Aydıncık’ta salatalık; Erdemli’de sırık domates; Mersin genelinde badem, ceviz, alıç, sarıulak ve gemlik zeytin fidanı gibi yerel ürünleri de çiftçilerimize yüzde 50 hibeli olarak sunuyoruz” ifadelerini kullandı. Erkut Belli: “Enginarın hem bölgemize hem de ülkemize bir getirisi olacak” Destekten yararlanan üreticilerden Erkut Belli, enginar üretimine daha önce tecrübesi bulunan yakınlarının yönlendirmesiyle karar verdiğini anlattı. Daha önce çilek ve narenciye üretimi yaptığını belirten Belli, enginar üretiminden beklentisini, “Piyasamız iyi olursa elbette bir getirisi olacak. Çiftçilerin en büyük sermayesi umuttur. Ben inanıyorum ki enginarın hem bölgemize hem de ülkemize bir getirisi olacak” sözleriyle dile getirdi. Dilara Belli: “Enginar bizim için alternatif bir üretim alanı oluşturdu” Bir diğer üretici Dilara Belli ise bu yıl ilk kez enginar üretimi yapacağını belirterek, Büyükşehir’in desteğini Atakent Mahalle Muhtarı aracılığıyla öğrendiğini söyledi. Daha önce çilek üretimi yaptığını, ancak yüksek maliyetlerin kendilerini zorladığını ifade eden Belli, enginarın kendileri için alternatif bir üretim alanı oluşturduğunu belirterek, “Enginar hem sağlık açısından faydalı, hem de maliyet olarak bizi çok zorlamayacak bir ürün. O yüzden bu şekilde ilerleme kararı aldık. İlerisi için de bize güzel sonuçlar vereceğini düşünüyoruz” dedi. Genç bir üretici kadın olarak Büyükşehir’in sunduğu tarımsal desteklerden yararlanmaktan mutluluk duyduğunu da sözlerine ekleyen Belli, “Biz üretici kadınlara sağladığı tüm imkânlar için Vahap Seçer’e teşekkür ederim” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.