Hava Durumu

#Mersin

Kırsal Haber - Mersin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mersin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anamur Muz Üreticisi İsyanda: "Maliyet 42 TL, Satış 8 TL!" Haber

Anamur Muz Üreticisi İsyanda: "Maliyet 42 TL, Satış 8 TL!"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin ve Anamur’daki muz üreticilerinin artan girdi maliyetleri ve ithalat baskısı sebebiyle büyük bir ekonomik krize sürüklendiğini belirtti. Küresel ölçekteki üretici ülke örneklerine dikkat çeken Kış, Türkiye'deki üreticilerin kaderine terk edildiğini vurgulayarak ithalat politikalarının acilen gözden geçirilmesini talep etti. ​Anamur'da Üretici Çıkmazda: "Seramı Sökerim" İsyanı ​Türkiye’nin en önemli muz üretim merkezlerinden olan Mersin’de çiftçiler ciddi bir borç sarmalı ve darboğazla karşı karşıya. Üretici verilerine göre tablo şu şekilde: ​1 Kilogram Muzun Maliyeti: 42 Türk Lirası ​Satış Fiyatı: Kalitesine göre 8 TL ile 25 TL arasında değişiyor. ​Sonuç: Üretici, en iyi ihtimalle dahi ürününü maliyetinin çok altında satmak zorunda bırakılıyor. ​Milletvekili Kış, yıllarca sera yatırımları yapılarak büyütülen Türkiye muz üretim kapasitesinin bugün ithalat karşısında savunmasız bırakıldığını belirterek, "Bir ülkenin tarım politikası, üreticisine yatırım yaptırıp yıllar sonra onu ithal ürün karşısında savunmasız bırakmak olamaz" dedi. ​Dünya Üreticilerini Nasıl Destekliyor? Gülcan Kış’tan Küresel Örnekler ​Dünyanın önde gelen muz üreticisi ve ihracatçısı ülkelerinin piyasayı üretici aleyhine asla yalnız bırakmadığına dikkat çeken Kış, şu örnekleri paylaştı: ​Ekvador (Dünya Lideri): Üreticinin alacağı asgari fiyat kamu otoritesi tarafından güvence altına alınıyor. Üretici piyasanın insafına bırakılmıyor. ​Filipinler (Yeniden 2. Büyük İhracatçı): Tarım Bakanlığı eliyle çiftçiye fidan, organik gübre ve biyolojik mücadele girdileri sağlanıyor. 2025 yılında ihracatını yüzde 25,6 artırarak 2,93 milyon tona çıkardı. ​Avrupa Birliği (POSEI Programı): Fransa, İspanya ve Portekiz muz sektörüne yıllık toplam 278,9 milyon avro kaynak aktarıyor. Yalnızca Kanarya Adaları için 2025 kampanyasında 141,1 milyon avro ayrıldı. ​"İthalat Çiftçiyi Terbiye Etme Aracı Olamaz" ​Geçmişte uygulanan yüzde 145,8'lik gümrük vergisi oranının üreticilerin temel talebi olduğunu hatırlatan Kış, Ticaret Bakanlığına çağrıda bulundu: ​"İthalat, çiftçiyi fiyatla terbiye etmek için kullanılabilecek bir araç değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de daha önce gündeme getirildiği üzere geçmişte yüzde 145,8 olan gümrük vergisinin değiştirilmesi üreticiler açısından ciddi bir tartışma yaratmıştır. Ticaret Bakanlığı bu politikayı yeniden değerlendirmelidir." ​Mersin ve Türkiye İçin Uzun Vadeli Muz Politikası Önerileri ​Mersin'in muzda yalnızca üreten değil, dünyayla rekabet eden bir merkez haline gelmesi gerektiğini belirten Gülcan Kış, acil çözüm önerilerini sıraladı: Yerli üreticiyi ithalat baskısına karşı koruyacak önlemler alınmalı. Üretim maliyetini baz alan sürdürülebilir bir fiyat mekanizması kurulmalı. Sera yatırımları ve yüksek enerji maliyetleri sübvanse edilmeli. Hastalıklarla mücadele ve verimlilik artışı için bilimsel destekler artırılmalı. Mersin Limanı'ndaki ithal ürün denetimleri sıkılaştırılmalı; yerli muzun zincir marketlerdeki payı güçlendirilmeli. ​Kış, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: ​"Anamur'un üreticisi sadaka istemiyor. Üretmek, emeğinin karşılığını almak ve dünyayla rekabet etmek istiyor. Anamur'un seralarını söktürmeyin; Anamur'un muzunu dünyaya sattırın."

Avrupa Çöpünden Kurtulacak Diye Akdeniz’i Feda Edemezsiniz! Haber

Avrupa Çöpünden Kurtulacak Diye Akdeniz’i Feda Edemezsiniz!

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Mersin Körfezi’ndeki plastik ve mikroplastik kirliliğini gündeme taşıdı. Bir yıl önce verdiği soru önergesine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının “izliyoruz, denetliyoruz, takip ediyoruz” yanıtını verdiğini hatırlatan Kış, “Bir yıldır neyi izliyorsunuz? Denetliyorsanız bu kirlilik nasıl bu noktaya geldi? Önlem aldıysanız Mersin sahilleri neden bu hâlde?” diye sordu. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı gündem dışı konuşmada Mersin Körfezi’ndeki çevre kirliliği, plastik atık ithalatı ve mikroplastik tehdidine dikkat çekti. Mersin’in 321 kilometrelik sahili, eşsiz koyları ve bereketli deniziyle Akdeniz’in en önemli kentlerinden biri olduğunu belirten Kış, kentin doğal varlıklarının ciddi bir kirlilik tehdidi altında olduğunu söyledi. “BİR YILDIR NEYİ İZLİYORSUNUZ?” Kış, 3 Haziran 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verdiği soru önergesini hatırlatarak deniz suyundaki bozulma, sanayi ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan kirlilik, halk sağlığına yönelik riskler ve Seyhan Nehri’nin Mersin Körfezi’ne taşıdığı kirletici yük konusunda Bakanlığı uyardığını söyledi. Bakanlığın önergesine verdiği yanıtı “İzliyoruz, denetliyoruz, takip ediyoruz.” sözleriyle özetleyen Kış, aradan geçen bir yılda tablonun daha da ağırlaştığını vurguladı. Kış, şöyle konuştu: “Aradan tam bir yıl geçti. Mersin’in sahillerine baktığımızda plastik atıklar kıyılarımıza vuruyor, mikroplastikler denizimize yayılıyor, vatandaşlarımız plastik atıkların arasında yüzmek zorunda kalıyor. O hâlde soruyorum: Bir yıldır neyi izliyorsunuz? Denetliyorsanız bu kirlilik nasıl bu noktaya geldi? Önlem aldıysanız sonucu nerede, Mersin sahilleri neden bu hâlde?” “SORUNU BİLİYORSUNUZ AMA ÇÖZÜM PLANINIZ YOK” Bakanlığın verdiği resmî yanıtta Mersin Körfezi’ndeki çevresel bozulmayı durdurmaya ve geri çevirmeye yönelik herhangi bir ekosistem restorasyon planının bulunmadığının belirtildiğine dikkat çeken Kış, “Yani sorunu biliyorsunuz ama çözüm planınız yok.” dedi. Mersin Körfezi’ndeki tablonun birkaç plastik şişe veya poşetten ibaret olmadığını vurgulayan Kış, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunun sistematik bir çevre problemine dönüştüğünü ifade etti. PLASTİK ATIK İTHALATI 437 BİN TONDAN 1 MİLYON 290 BİN TONA ÇIKTI Çin’in plastik atık ithalatını büyük ölçüde yasaklamasının ardından Avrupa’nın plastik atıklarının rotasının Türkiye’ye çevrildiğini belirten Kış, plastik atık ithalatındaki artışa dikkat çekti. Kış, “Türkiye, Avrupa’nın başlıca plastik atık varış noktalarından biri hâline geldi. 2018 yılında 437 bin ton olan plastik atık ithalatı, 2024 yılında yaklaşık 1 milyon 290 bin tona ulaştı.” ifadelerini kullandı. Kış, Türkiye’ye getirilen plastik atıkların ülkeye girişinden sonraki sürecin şeffaf biçimde takip edilmesi gerektiğini belirterek şu soruyu yöneltti: “Bu atıklar ülkeye girdikten sonra ne oluyor?” “SAATTE 5,3 MİLYARDAN FAZLA MİKROPLASTİK SU SİSTEMLERİNE KARIŞABİLİYOR” Mersin ve Adana’nın ithal plastiklerin işlendiği önemli merkezler hâline geldiğini söyleyen Kış, bilimsel araştırmalardaki çarpıcı sonuçları da Meclis kürsüsünden paylaştı. Geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki sulama kanallarında mikroplastik yoğunluğunun yukarıdaki noktalara kıyasla 132 kat artabildiğini, su sistemlerine ise saatte 5,3 milyardan fazla mikroplastik parçacığının karışabildiğini belirten Kış, bu kirliliğin yalnızca ortaya çıktığı bölgede kalmadığını söyledi. Kış, plastik ve mikroplastiklerin drenaj kanallarına ve tarımsal sulama sistemlerine, oradan Seyhan Nehri’ne, ardından Akdeniz’e ve Mersin Körfezi’ne taşınabildiğine dikkat çekti. “PLASTİĞİ DENİZE ULAŞTIKTAN SONRA TOPLAMAK ÇÖZÜM DEĞİL” Mersin Körfezi’ndeki mikroplastik kirliliğinin tamamını tek bir kaynağa bağlamadıklarını özellikle vurgulayan Kış; liman, tarım, balıkçılık ve sera faaliyetlerinin de kirlilik üzerinde etkisi bulunduğunu söyledi. Ancak araştırılması, denetlenmesi ve kaynağında engellenmesi gereken ciddi bir karasal kirlilik yükünün bulunduğunu belirten Kış, sorumluluğun kamu kurumlarında olduğunu ifade etti: “Denize ulaştıktan sonra plastik toplamak çözüm değildir. O plastiğin denize ulaşmasını engellemek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının asli görevidir.” Kış; Devlet Su İşleri sorumluluğundaki kanalların ve geri dönüşüm tesislerinin denetlenmesi, filtre ve arıtma sistemlerinin çalışıp çalışmadığının kontrol edilmesi, mevzuatı ihlal edenlere caydırıcı yaptırımlar uygulanması ve ithal edilen plastik atıkların ülkeye girdikten sonraki sürecinin kayıt altına alınması gerektiğini söyledi. “TEHDİT MERSİN’LE SINIRLI DEĞİL” Sorunun yalnızca Mersin Körfezi üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade eden Kış, Adana’dan Mersin’e, Alanya’dan Antalya’ya kadar Akdeniz kıyılarının aynı tehditle karşı karşıya olduğunu belirtti. Akdeniz kıyılarının Türkiye turizminin vitrini olduğuna dikkat çeken Kış, deniz kirliliğinin çevresel sonuçlarının yanında Türkiye açısından ciddi bir ekonomik maliyet yaratabileceğini söyledi. “Milyonlarca insan bu kıyılara geliyor, yüz binlerce insan geçimini bu denizden ve turizmden sağlıyor. Türkiye milyarlarca dolarlık turizm geliri için dünyayla rekabet ederken sahillerimizin plastik atık görüntüleriyle dünya basınına taşınmasının ekonomik bedelini hesaplıyor musunuz? Bir taraftan turist gelsin diye milyonlar harcayarak diğer taraftan o turistin yüzdüğü denizi koruyamayacaksınız. Böyle turizm politikası da olmaz, çevre politikası da olmaz.” KIŞ’TAN BAKANLIĞA 4 KRİTİK SORU Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının artık “izliyoruz” açıklamasıyla yetinemeyeceğini belirten Kış, yanıtlanması gereken soruları Meclis kürsüsünden sıraladı: “Mersin Körfezi için somut önlemler alındı mı? Seyhan Nehri ve drenaj kanallarındaki mikroplastik yükü ölçüldü mü? Kaç geri dönüşüm tesisi denetlendi, kaçında uygunsuzluk tespit edildi? Güncel mikroplastik analizleri nerede?” Bu verilerin bir an önce kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyleyen Kış, plastik atık ithalatının da yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. “AVRUPA KENDİ ÇÖPÜNDEN KURTULACAK DİYE TÜRKİYE’NİN DENİZLERİNİ FEDA EDEMEZSİNİZ” Akdeniz için bölgesel bir eylem planının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan CHP’li Kış, konuşmasını sert sözlerle tamamladı: “Avrupa kendi çöpünden kurtulacak diye Türkiye’nin denizlerini, toprağını ve suyunu feda edemezsiniz. Akdeniz’in cennet koylarını kaderine terk edemezsiniz. Artık izlemeyi bırakıp somut adımlar atmalısınız. Mersin Körfezi plastik ve mikroplastik kirliliğinden kurtulmalı; Akdeniz’in doğası, halk sağlığı ve gelecek kuşakların yaşam hakkı korunmalıdır.”

Akdeniz'den Temmuz’da 92,6 Milyon Dolar Yaş Sebze Meyve İhracatı Haber

Akdeniz'den Temmuz’da 92,6 Milyon Dolar Yaş Sebze Meyve İhracatı

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, temmuz ayında 72 bin 74 ton yaş meyve ve sebze ihraç ederek 92,6 milyon dolar döviz geliri sağladı. Geçen yılın aynı dönemine göre ihracat değerini yüzde 54 oranında artıran Birlik, Türkiye'nin temmuz ayındaki 295,6 milyon dolarlık yaş meyve sebze ihracatının yaklaşık yüzde 31,3’ünü tek başına gerçekleştirdi. Temmuz ayı ihracat performansını değerlendiren Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Sarıkaya, küresel pazarlarda Türk yaş meyve ve sebzesine yönelik talebin güçlü seyrini koruduğunu belirterek, ürün çeşitliliği, kalite ve etkin pazarlama faaliyetlerinin ihracata olumlu yansıdığını söyledi. Başkan Sarıkaya, "Miktar bazında geçen yılın aynı dönemine yakın bir performans sergilememize rağmen, ihracat değerimizi yüzde 54 artırarak 92,6 milyon dolara ulaştırdık. Bu tablo, ürünlerimizin uluslararası pazarlarda daha yüksek katma değer oluşturduğunu ve doğru pazarlarda güçlü şekilde konumlandığını gösteriyor.” dedi. Şeftali temmuz ihracatına damga vurdu Temmuz ayında Birliğin en yüksek ihracatı 18,8 milyon dolarla şeftali grubunda gerçekleşti. Şeftaliyi 15,3 milyon dolarla kayısı ve 14,3 milyon dolarla kiraz-vişne takip etti. Değer bazında kayısı ihracatı yüzde 212, şeftali ihracatı yüzde 64,6 yükselirken, kiraz ve vişnedeki 384 kata varan değer artışı sektörün ihracatına önemli katkı sağladı. İhracatta yakalanan ivmenin sürdürülebilirliği için üretimden lojistiğe kadar tüm zincirin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Sarıkaya, pazar çeşitliliğini artırmaya, kalite standartlarını yükseltmeye ve üyelerin uluslararası rekabet gücünü desteklemeye devam edeceklerini belirtti. Mersin'den yüzde 197'lik ihracat artışı Yaş meyve sebze ihracatı gerçekleştiren ilk 20 il sıralamasında Birliğin görev alanındaki illerin güçlü konumunu koruduğunu belirten Başkan Sarıkaya, Mersin'in 60,6 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 21 payla temmuz ayında da sektör lideri olduğunu söyledi. Mersin'in ihracatını değer bazında yüzde 197 artırdığını ifade eden Sarıkaya, Hatay'ın 15,3 milyon dolarla altıncı, Adana'nın ise 3,1 milyon dolarla ilk 20 il arasında yer aldığını kaydetti. Kayseri ve Karaman'ın belirli ürün gruplarında ihracata sunduğu katkının bölgesel üretim gücünü desteklediğini belirten Sarıkaya, Akdeniz Bölgesi'nin üretim, paketleme, lojistik ve ihracat altyapısıyla Türkiye'nin yaş meyve sebze ihracatında küresel rekabet gücünü artıran en önemli merkezlerden biri olmayı sürdürdüğünü ifade etti.

Mersinli Üzüm Üreticisine Büyük Darbe Haber

Mersinli Üzüm Üreticisine Büyük Darbe

Tarsus’ta ikinci sınıf sanayi tipi üzüm alım fiyatının geçen yıla göre düşerek 11 liraya gerilemesi üreticileri isyan ettirdi. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, açıklanan rakamın çiftçiye "Bağını sök, toprağını terk et" demek olduğunu belirterek fiyatların derhal gözden geçirilmesini istedi. ​Türkiye’nin en önemli üzüm üretim merkezlerinden biri olan Mersin'in Tarsus ilçesinde, ikinci sınıf sanayi tipi üzüm için açıklanan alım fiyatı üreticileri çıkmaza sürükledi. Geçen yıl kilogramı 18 liradan işlem gören üzümün bu yıl 11 liraya düşürülmesi, tarım sektöründe sert tepkilere neden oldu. ​Konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’na taşıyan CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, iktidarın tarım politikalarını eleştirerek üreticinin yalnız bırakıldığını vurguladı. ​"Üretim Maliyetleri Katlandı, Fiyatlar Düştü" ​Gübre, mazot, ilaç, sulama, elektrik ve işçilik giderlerinin son bir yılda katlanarak arttığına dikkat çeken CHP’li Kış, açıklanan rakamın çiftçiyi doğrudan zarara mahkûm ettiğini ifade etti. ​Üzüm fiyatındaki düşüşün sadece ekonomik bir veri olmadığını belirten Kış, geçen yıla kıyasla yaşanan yaklaşık %39’luk fiyat kaybının üreticinin emeğini ve alın terini hedef aldığını söyledi. Hasat döneminde aşırı sıcaklar nedeniyle üzümlerin dalında çürüdüğünü ve kilo kaybettiğini hatırlatan Kış, çiftçinin zaten büyük bir afet yüküyle baş etmeye çalıştığını dile getirdi. ​"Özelleştirme Politikaları Üreticiyi Şirketlerin İnsafına Bıraktı" ​AKP’nin uzun yıllardır sürdürdüğü özelleştirme ve serbest piyasa politikalarının tarımda kamu güvencesini tamamen ortadan kaldırdığını savunan Gülcan Kış, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Bugün ortada ne üreticiyi koruyacak etkin bir taban fiyat politikası var ne alım garantisi ne de piyasaya müdahale edecek güçlü bir kamu iradesi. Özelleştirme anlayışı kazandırmadı; kaybeden yine üretici oldu. Devletin piyasadaki düzenleyici rolünden çekilmesi, üreticimizi tamamen şirketlerin insafına terk etmiştir." ​"11 Lira, Üreticiye 'Toprağını Terk Et' Demektir" ​Açıklanan 11 liralık alım fiyatının tarımsal üretimi sürdürülemez hâle getirdiğinin altını çizen Gülcan Kış, iktidara acil çağrıda bulundu: ​Tarımsal Üretim Tehlikede: Fiyatların maliyetin altında kalması, çiftçinin üretimden vazgeçmesine yol açarak Türkiye'nin gıda güvenliğini ve üretim gücünü zayıflatıyor. ​Acil Fiyat Revizyonu: İkinci sınıf sanayi tipi üzüm için belirlenen 11 liralık alım fiyatı derhâl gözden geçirilmeli; artan girdi maliyetleri ve çiftçinin emeği esas alınarak yeni bir taban fiyat açıklanmalıdır. ​Kamusal Destek Şart: Üreticinin ayakta kalabilmesi için kamunun piyasayı düzenleyen ve üreticiyi koruyan sosyal devlet rolünün acilen güçlendirilmesi gerekiyor.

AKİB’den Temmuz Ayında 1,32 Milyar Dolarlık İhracat Başarısı Haber

AKİB’den Temmuz Ayında 1,32 Milyar Dolarlık İhracat Başarısı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), temmuz ayında 1,32 milyar dolarlık ihracata imza atarak küresel pazarlardaki istikrarlı büyümesini sürdürdü. AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 2 arttığını belirterek, bu performansta yaş meyve ve sebze, hazır giyim ve konfeksiyon, hububat, bakliyat ile tekstil sektörlerinin belirleyici rol oynadığını ifade etti. Başkan Hıradağı, Malta, Ukrayna, Rusya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Polonya pazarlarında kaydedilen dikkat çekici ihracat artışlarının, AKİB'in pazar çeşitlendirme stratejisinin başarıyla ilerlediğini ve uluslararası arenada rekabet gücünü daha da pekiştirdiğini vurguladı. Temmuz ayında ulusal ihracata AKİB olarak yüzde 6 oranında destek verdiklerini kaydeden Hıradağı, “Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2'lik artış elde etmiş olmamız, küresel ekonomide savaşlar ve belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve yüksek maliyet baskılarının devam ettiği dönemde son derece kıymetli bir başarıdır.” dedi. Kimya liderliğini korudu, yaş meyve sebze rekor büyüme kaydetti AKİB’in temmuz ayı ihracat performansını bağlı Birliklere göre değerlendiren Başkan Hıradağı, şunları söyledi: “Yılın yedinci ayında en yüksek ihracat değerlerine kimya, demir-çelik, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörlerinde ulaştık. Yaş meyve ve sebzede yüzde 54, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 39, hububat, bakliyatta yüzde 13 ve tekstilde yüzde 10 oranında ihracatımızı artırdık. Temmuz ayında Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 362,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 338,7 milyon dolar değer ile ikinci, Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 173,7 milyon dolar değer ile üçüncü sırada yer aldı. Yine temmuz ayında Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 100,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 94,2 milyon dolar, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz 92,7 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 67,7 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 38,2 milyon dolarlık ihracata imza attı.” Irak liderliğini sürdürdü, Malta temmuzun yükselen pazarı oldu Başkan Hıradağı, küresel ticarette korumacılık politikalarının, jeopolitik risklerin ve bölgesel talep değişimlerinin ihracat rotalarını yeniden şekillendirdiği süreçte AKİB'in ülke bazlı temmuz performansının, ihracatçıların değişen küresel dinamiklere hızlı uyum sağlama kabiliyetini ve pazar çeşitlendirme stratejisinin başarısını ortaya koyduğunu vurguladı. Temmuz ayında en yüksek ihracat değerlerine Irak, KKTC ve Rusya pazarlarında ulaştıklarını belirten Hıradağı, özellikle Malta, Ukrayna, Rusya, KKTC ve Polonya'da kaydedilen güçlü artışların yanı sıra Libya, Fransa, Gürcistan, Mısır ve Yunanistan pazarlarında da ihracat hacmini anlamlı ölçüde artırdıklarını ifade etti. Mersin, Adana, Kayseri, Hatay ve Karaman başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 31 bin ihracatçı üyeyi aynı çatı altında buluşturan AKİB'in, "İhracatla Yükselen Türkiye" vizyonuna güçlü destek vermeye devam ettiğini belirten Başkan Hıradağı, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “AKİB olarak temmuz ayında en fazla ihracatı yüzde 16 artış ve 126,3 milyon dolar değer ile Irak’a gerçekleştirdik. Yüzde 67 artış ve 62,1 milyon dolar değer ile KKTC ikinci, yüzde 103 artış ve 58,5 milyon dolar değer ile Rusya üçüncü sırada yer aldı. Temmuz ayında ihracat hacmindeki artışın lokomotifi Malta oldu. Bu ülkeye ihracatımızı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.577 artırarak 19,8 milyon dolara çıkardık. Malta’yı yüzde 117 artış ve 35 milyon dolar değer ile Ukrayna, yüzde 103 artış ve 58,5 milyon dolar değer ile ve Rusya takip etti. Aynı dönemde Polonya'ya ihracatımız yüzde 64 artışla 24 milyon dolara, Libya'ya yüzde 49 artışla 33,3 milyon dolara, Fransa'ya yüzde 33 artışla 42,6 milyon dolara, Gürcistan'a yüzde 29 artışla 19,5 milyon dolara, Mısır’a yüzde 26 artışla 44,5 milyon dolara ve Yunanistan'a yüzde 21 artışla 15,2 milyon dolara ulaştı.” AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, 2026 yılı Ocak-Temmuz ayları arasında yüzde 14 artışla 10,98 milyar dolar ihracat değerine eriştiklerini, son 12 aylık dış satım performansında ise yüzde 7 artışla 18,17 milyar dolar seviyesine ulaştıklarını sözlerine ekledi.

Mersinli Üretici Battı, Bakanlık Cevap Vermedi Haber

Mersinli Üretici Battı, Bakanlık Cevap Vermedi

Mersin’de mart ayında etkili olan sel, dolu ve hortum felaketi binlerce dönüm tarım arazisinde ağır hasara yol açarken, üreticiler zararlarının karşılanmasını bekliyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın afetin ardından Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya yönelttiği 9 soruluk yazılı soru önergesine gelen yanıt ise tartışma yarattı. Üreticilerin yaşadığı mağduriyetin boyutunu, zarar gören alanların büyüklüğünü, sağlanacak destekleri ve alınacak önlemleri soran Kış, Bakanlığın kritik soruların büyük bölümünü yanıtsız bıraktığını belirterek tepki gösterdi. "Çiftçi selde ürününü kaybetti, serasını kaybetti, gelirini kaybetti. Biz Bakanlığa üreticinin zararını nasıl karşılayacağını sorduk. Bakanlık ise sayfalarca mevzuat gönderdi. Mersinli çiftçi cevap bekliyor, iktidar sorumluluktan kaçıyor" dedi. "Üretici zararını biliyor, Bakanlık açıklamıyor" Silifke’de hortum ve dolunun, Tarsus’ta ise sel felaketinin tarımsal üretime büyük darbe vurduğunu hatırlatan Kış, sahada görülen tabloyla Bakanlığın açıkladığı rakamlar arasında ciddi fark bulunduğunu söyledi. Kış, "Çiftçilerimizin beyanları, ziraat odalarının tespitleri ve sahadaki görüntüler ortada. Ancak Bakanlık gerçek zararın boyutuna ilişkin net bir tablo ortaya koymuyor. Hasar tespit çalışmalarının tamamlanıp tamamlanmadığı bile açık şekilde belirtilmiyor. Üretici ne kadar zarar gördüğünü biliyor ama devlet hâlâ bunun hesabını veremiyor" ifadelerini kullandı. "Destek yerine kredi öneriliyor" Tarım ve Orman Bakanlığı'nın cevabında yeni bir hibe, doğrudan gelir desteği ya da özel bir afet desteğine yer verilmediğine dikkat çeken Kış, üreticilerin borç yükü altında ezildiğini belirtti. "Çiftçi zaten yüksek mazot, gübre, ilaç ve sulama maliyetleriyle mücadele ediyor. Afet geliyor, eldeki ürünü de götürüyor. Böyle bir tabloda üreticinin beklediği şey yeni kredi borcu değil, zararını karşılayacak gerçek destektir" diyen Kış, Bakanlığın yeni bir destek programı açıklamamasını eleştirdi. "TARSİM yaptıramayan çiftçi ne olacak?" Bölgede birçok üreticinin yüksek maliyetler nedeniyle tarım sigortası yaptıramadığını belirten Kış, önergesinde bu sorunu da gündeme taşıdığını ancak Bakanlığın bu konuda da yanıt vermediğini söyledi. "Sigorta yaptıramayan çiftçi ne olacak? TARSİM kapsamı dışında kalan üreticiler nasıl korunacak? Topraksız tarım yapan üreticiler için bir çalışma var mı? Bu soruların hiçbirine cevap verilmedi. Afetin ardından en çok mağdur olan kesim yine kaderine terk edildi" dedi. "Aynı felaket yaşanıyor, aynı ihmaller sürüyor" Tarsus'ta taşkın riski bulunan bölgelerde yıllardır kalıcı önlem alınmadığını vurgulayan Kış, yaşananların doğal afet kadar plansızlığın ve ihmalin sonucu olduğunu söyledi. "Biz yıllardır aynı bölgelerde aynı manzaraları görüyoruz. Her kuvvetli yağışın ardından tarım arazileri su altında kalıyor, üretici zarar görüyor. Buna rağmen neden kalıcı önlemler alınmadığını sorduk. Bakanlığın verdiği cevap ise yeni bir çalışmanın değerlendirildiği yönünde. Çiftçi yıllardır değerlendirme değil çözüm bekliyor." "Mersin üretirse Türkiye kazanır" Mersin'in Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan CHP'li Gülcan Kış, üreticinin yalnız bırakılmasının yalnızca çiftçiyi değil gıda arzını ve tüketiciyi de etkileyeceğini belirtti. Kış, "Mersin üretirse Türkiye kazanır. Ancak bugün üretici zararını karşılayamıyor, maliyetlerin altında eziliyor ve afetlerle baş başa bırakılıyor. Çiftçinin ayakta kalması için somut destek şarttır. Mersinli üreticinin hakkını savunmaya ve bu soruların peşini bırakmamaya devam edeceğiz" dedi.

Çilek İhracatında Katma Değerli Büyüme Sürüyor Haber

Çilek İhracatında Katma Değerli Büyüme Sürüyor

Taze ve dondurulmuş halde yaklaşık 40 ülkeye ihraç edilen yaş meyve grubunun katma değerli ürünü çileğin Türkiye geneli ihracatı 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 56 artış gösterdi. Türkiye geneli çilek ihracatı ilk dört ayda 20 milyon 871 bin dolara yükseldi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2026’nın ilk dört ayında Türkiye geneli çilek ihracatımız yüzde 56 artarak 20 milyon 871 bin dolara, Bölgemiz ise yüzde 50 artışla 4 milyon 676 bin dolara ulaştı. Türkiye genelinde yaklaşık 40 ülkeye çilek ihraç ediyoruz. 2026 yılında 6 bin 608 ton taze çilek ihraç ettik. Miktar bazında yüzde 32 azalış gerçekleşti. Bu azalışın sebepleri arasında çilek fiyatları, ürünün bu yıl beklenildiği kadar fazla olmaması ve iç piyasadaki fiyatın şu an için cazip olması yer alıyor. Buna rağmen ihracatımızdaki yükseliş, Türk çileğinin uluslararası pazardaki güçlü konumunu gösteriyor.” dedi. Başkan Balık, “Çilek ihracatımızın yüzde 69’unu Rusya’ya gerçekleştirirken Rusya’yı Gürcistan, Irak ve Malezya takip etti. Taze çilek ihracatımızı 50 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye geneli dondurulmuş çilek ihracatımız ise 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 44 artışla 59 milyon dolar olarak gerçekleşirken, ilk sırada yüzde 100 artışla 16 milyon dolarla Kanada yer alıyor. Almanya, ABD ve İtalya da dondurulmuş çilek ihracatımızda öne çıkan ülkeler arasında. Bölgemizden de 5 milyon dolarlık dondurulmuş çilek ihracatı yapıldı.” diye konuştu. Türkiye’de çilek üretiminin 2024 yılında 606 bin ton, 2025 yılında ise 595 bin ton olarak gerçekleştiğini söyleyen Balık, “Dünya sıralamasında çilek üretiminde Çin, Amerika, Mısır ve Meksika’dan sonra Türkiye 5. sırada yer alırken, ihracatta değerde 20. sırada, miktarda 12. sırada yer alıyor. Çilek üretim ve ihracatında Ege Bölgesi’nin önemli bir yeri var. Çilek üretiminin yüzde 27’si Bölgemizde gerçekleşiyor. Özellikle Aydın’da çilek üretiminin son yıllarda önemli oranda arttı. Aydın örtü altı çilek üretiminde Mersin ve Antalya’dan sonra en büyük il durumunda.” dedi. İhracatın sürdürülebilir bir şekilde büyümesinin üretim kalitesine bağlı olduğunu vurgulayan Cengiz Balık, “Bu yüzden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak üretim bölgelerinde pestisit kullanımını izlemek ve kalıntı haritasını ortaya çıkarmak amacıyla yürüttüğümüz "Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi" kapsamındaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Son iki yılda toplamda 400’ün üzerinde numune toplayıp analiz yaptırdık. Üreticilerimize doğru tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak için ziraat mühendislerimiz, üniversitelerimiz ve Tarım ve Orman Bakanlığımız ile iş birliğimizi her geçen yıl daha da güçlendiriyoruz.” diye konuştu.

Yaş Meyve Sebze Sektörü Japonya, Abd, Mısır Ve Hindistan Pazarlarına Odaklandı Haber

Yaş Meyve Sebze Sektörü Japonya, Abd, Mısır Ve Hindistan Pazarlarına Odaklandı

Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ihracatında yeni bir dönemin kapıları aralandı. Sektörün çatı kuruluşu olan Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu, yol haritasını belirlemek üzere ilk toplantısını koordinatör birlik Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) ev sahipliğinde Mersin’de gerçekleştirdi. AKİB yerleşkesinde düzenlenen buluşmada, alınan stratejik kararlar yalnızca sektörün gelecek rotasını çizmekle kalmadı; aynı zamanda Türk tarımının küresel pazarlardaki yükselişine yeni bir ışık tuttu ve ihracat hedeflerine yönelik kararlılığı gözler önüne serdi. Oğuzhan Altun sektör kurulu başkanlığına seçildi Toplantıda oy birliğiyle Sektör Kurulu Başkanlığı’na seçilen Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuzhan Altun, 2026 -2027 sezonu vizyonunu net bir dille ortaya koydu. Başkan Yardımcılıklarına ise Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mehmet Ali Can ile Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Murat İsmail Hamdi Taner getirildi. “2026’yı rekor üretim ve rekor ihracat yılı yapma kararlılığındayız” Başkan Oğuzhan Altun, yaptığı açıklamada sektörün 2026 yılının ilk çeyreğinde yakaladığı başarıya dikkat çekerek, “Ocak-Mart döneminde yaş meyve sebze ihracatımız 1 milyar 73 milyon dolar seviyesine ulaşarak, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artış kaydetti. Bu sadece bir başlangıç. 2026’yı rekor üretim ve rekor ihracat yılı yapma kararlılığındayız. Ticaret Bakanlığımız ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın destekleriyle sektör olarak tarih yazmaya hazırlanıyoruz.” ifadelerini kullandı. “Bursa siyah incirinde Japonya’ya, narenciyede ABD’ye, elmada Mısır ve Hindistan’a odaklandık” Vizyoner bir yol haritasıyla yeni pazar açılımlarını ana gündemleri haline getireceklerini kaydeden Altun, “Japonya’ya prestijli bir adım atıyoruz. Bursa Siyah İnciri’nin Japonya’ya ihracatı için bitki sağlığı protokol görüşmelerini hızlandırdık. Bu sezon içerisinde ilk sevkiyatlarımızı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Böylece ‘Uzak Doğu’nun İncisi’ olarak anılan Türk inciri, Japon pazarında hak ettiği yeri alacak. ABD pazarına narenciye hamlesi de çok yakında geliyor. Mandalina ve diğer narenciye ürünlerimizin ABD’ye ihracatının önünü açacak teknik ve diplomatik görüşmeler olumlu ilerliyor. Bu önemli pazara çok kısa bir zamanda adım atmayı planlıyoruz. Rekor elma üretimimizi de en iyi şekilde değerlendirmek için Mısır ve Hindistan’a odaklandık. Mısır’daki ithal vergilerinin düşürülmesi için diplomatik trafiğimiz yoğun şekilde devam ediyor. Aynı zamanda en büyük alıcımız Hindistan’daki lojistik sorunlara da çözüm arıyoruz, böylece üretimimizi ihracata dönüştürerek katma değeri artırmayı hedefliyoruz.” diye konuştu. “2026 yılı ihracatta rekorlar yılımız olacak” Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu’nun ihracat hacminin önündeki en büyük engellerden biri olan lojistik ve sınır kapısı sorunlarının da masaya yatırıldığını kaydeden Altun, “Bulgaristan, Yunanistan ve Rusya Federasyonu sınır kapılarındaki yoğunlukların azaltılması ve AB tarafındaki denetim süreçlerinin daha adil ve verimli hale getirilmesi için kararlılıkla çalışıyoruz. Ticaret Bakanlığımızın proaktif diplomasisi sayesinde bu sorunları aşacağız. Sektörümüzün sürdürülebilir büyümesini desteklemek, geleneksel pazarlarımızı korumak, yeni pazarlar kazanmak ve rekabet gücümüzü artırmak amacıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla 2026 yılını rekorlar yılı yapmak için tüm üyelerimizin, paydaşlarımızın ve kurumlarımızın katkı ve iş birliğine büyük önem veriyoruz. Birlikte başaracağız.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.