Hava Durumu

#Milli Güvenlik

Kırsal Haber - Milli Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu ağır tabloyu değerlendirdi. Gürer, çiftçinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirterek, “Çiftçi mutlu değil. Ürettiği üründen para kazanamıyor, borcunu çevirmeye çalışıyor” dedi. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üreticisi olan köylüdür” sözleriyle başlayan Gürer, Cumhuriyetin ilk yıllarında üreticiye verilen desteğin bugün sürdürülmediğini söyledi. “Cumhuriyetin ilk yıllarında çiftçiye, köylüye, üretene verilen desteklerle Türkiye yürüyebilseydi bugün 21 üründe arz açığı olan, ithalata mecbur bırakılan bir ülke olmayacaktık” diyen Gürer, özellikle hububat ve bakliyatta dışa bağımlılığın giderek arttığını vurguladı. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR, KIRSAL YAŞLANIYOR” Türkiye’de çiftçi sayısının her geçen yıl düştüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçi bulunuyor. Ancak nüfusa oranladığımızda ciddi bir azalma var. Kırsalda yaş ortalaması 58’e yükseldi” dedi. Kırsal yaşamın cazibesini kaybettiğini belirten Gürer, “Buralarda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnsanlar yalnızca üretim için yaşıyor. Destek verilmediği için kırsal göç devam ediyor,” şeklinde konuştu. “22 YILDA ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğini belirterek, “Ankara büyüklüğünde tarım arazisi artık yok. Bu alanlar kaybedilmeseydi bugün yaklaşık 8 milyon ton daha fazla buğday üretirdik. Türkiye ithalata ihtiyaç duymazdı” ifadelerini kullanan Gürer, “Her saatte 18 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisi kaybediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ KAZANMIYOR, ARACILAR KAZANIYOR” Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, ilaç, elektrik ve sulama giderlerinin üreticiyi ezdiğini ifade etti. , “Çiftçi bu maliyet artışları kadar kazanmıyor. Aracılar, tüccarlar, ithalatçılar kazanıyor. Esas üreten ise desteklenmiyor” diyen TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, taban fiyat uygulamasının kaldırılmasıyla üreticinin tüccarın insafına bırakıldığını ifade etti. Alım fiyatı açıklanıyor ama tüccar bunun altında fiyat veriyor. Ürün tarlada değer bulmuyor” dedi. “TÜRKİYE 21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞI VERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “Buğdayda, arpada, pamukta, bitkisel ham yağda, soyada, ayçiçeğinde, cevizde, bademde, çayda ithalata muhtaç durumdayız,” dedi. Mercimek üretimindeki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “2025 yılında mercimek üretimi 2002’nin yarısı kadar gerçekleşti. Nohut ve fasulyede dahi arz açığı oluştu” diye konuştu. “TARIM KANUNU UYGULANMIYOR” Cumhurbaşkanı’nın Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığı açıklamalara değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ifade ederek, “Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar lira. Verilen destek ise yalnızca 168 milyar lira. Çiftçiye kanunla verilmesi gereken destek dahi verilmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile çiftçiye verilmesi gereken desteğin altında tutuluyor,” ifadelerini kullandı. “GES YAPILSIN AMA VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNE DEĞİL” Son dönemde verimli tarım arazilerine kurulan güneş enerji santrallerini de eleştiren CHP’li Ömer Fethi Gürer, “GES’e karşı değiliz ama verimli tarım arazileri üzerine GES yapılmasının mantığı yok. Yol kenarında ürün yetişebilecek en verimli alanlar enerji yatırımı için kullanılıyor. Bu da tarım alanlarının daha da daralmasına neden oluyor” dedi. “GEÇEN YIL KURAKLIK ÜRETİMİ VURDU” Su yönetimi ve kuraklık konusuna da değinen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye geçtiğimiz dönemde yaşadığı kuraklık nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşadı. Geçen yıl yalnızca hububat ve bahçe bitkilerinde yaklaşık 20 milyon ton kayıp oluştu” dedi. “MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini belirterek, çiftçinin ayakta kalabilmesi için acil düzenlemeler gerektiğini söyledi. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Elektrik borçları yapılandırılmalı. Çiftçi borçları ötelenmeli, icralar durdurulmalı. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşuna dönüştürülmeli. Kooperatifçilik de güçlendirilmeli” dedi. “GIDA YOKSA YAŞAM YOK” Konuşmasının sonunda tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çok güzel villalarınız olabilir, çok güzel apartmanlarınız olabilir ama gıdanız yoksa yaşamı sürdüremezsiniz. Duvarı kemirerek yaşam devam etmiyor.” Sümerlerden kalan bir sözü hatırlatan Gürer, “Koyunu ve buğdayı olanın kapısını altını olan bekler” diyerek gıdanın ve üretimin önemine vurgu yaptı. Gürer, “Çiftçiyi, üreticiyi sahiplenmek zorundayız. Çünkü bu sektör milli güvenlik kadar önemlidir” dedi.

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli'' Haber

CHP’li Başevirgen: ''Üretici Borç Batağında, Traktörü Hacizli, Tarlası İpotekli''

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarımsal üretim ve gıda arzına yönelik iddialarını TÜİK’in resmi verileriyle eleştirdi. Başevirgen, "Enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşanıyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Erdoğan’ın 'sorun yok' dediği tablo, çiftçinin iflas, halkın açlık tablosudur " dedi. CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Bekir Başevirgen, TÜİK’in Nisan 2026 enflasyon verilerini ve sahada bizzat gözlemlediği üretim krizini değerlendirdi. “RAFLAR DOLU OLABİLİR AMA O RAFLAR HALK İÇİN ARTIK SADECE BİRER VİTRİNDEN İBARET” TÜİK’in Nisan 2026 raporuna göre genel enflasyon yıllık yüzde 32,37 seviyesindeyken, mutfaktaki yangının çok daha şiddetli yaşandığını belirten Başevirgen, “Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 34,55 ile genel enflasyonun üzerinde seyretmeye devam ediyor. TÜİK’in bu makyajlı verileri bile gıdadaki durdurulamaz artışı gizleyemiyor. Nisan ayında aylık bazda gıda fiyatları yüzde 3,70 artmış durumda. Bu, vatandaşın her ay tenceresinden bir kaşık daha eksilmesi demektir. Erdoğan 'arzda sorun yok' diyor; raflar dolu olabilir ama o raflar halk için artık sadece birer vitrinden ibaret” dedi. “ÇİFTÇİ, MAZOTU VE GÜBREYİ TÜİK'İN HESAPLADIĞI FİYATTAN DEĞİL, BAYİNİN ETİKETİNDEN ALIYOR” Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikede olduğunu ifade eden Başevirgen, Tarım-GFE (Girdi Fiyat Endeksi) verilerine de dikkat çekti. Başevirgen, “Mart ve Nisan verilerine göre girdi maliyetleri veterinerlik harcamalarında yüzde 41,37, yem fiyatlarında yüzde 37,70 ve gübre maliyetlerinde ise yüzde 36,89 oranında arttı” diye konuştu. Reel artışın daha da yüksek olduğunu sözlerine ekleyen Başevirgen, "TÜİK yıllık tarımsal girdi maliyeti artışını yüzde 31,55 olarak açıklasa da sahadaki gerçek maliyet artışı yüzde 50-60 bandındadır. Çiftçi, mazotu ve gübreyi TÜİK'in hesapladığı fiyattan değil, bayinin etiketinden alıyor. Üretici borç batağında, traktörü hacizli, tarlası ipotekli” açıklamasını yaptı. “GIDA GÜVENLİĞİ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR” Bitkisel üretimdeki tehlikeli düşüş öngörülerine de vurgu yapan Başevirgen, tehlikenin kapıda olduğu uyarısında bulunarak, “Tahıl, sebze ve meyvede ciddi oranlarda daralma öngörülüyor. Kendi çiftçisini desteklemeyen iktidar, çözümü yabancı çiftçiyi zengin eden ithalatta arıyor. Saray’ın penceresinden bakınca sorun görünmüyor olabilir ama sokağın ve tarlanın gerçeği tam bir yangın yeri. Gıda güvenliği milli güvenlik meselesidir. Üretimden kopan her bir çiftçimiz, vatandaşın gelecekte daha pahalı ekmek, daha pahalı et yemesi demektir” dedi. “ÇÖZÜM İTHALATTA DEĞİL DESTEKLERİN TAM VERİLMESİNDE VE PLANLI ÜRETİMDEDİR” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını da eleştiren Başevirgen, son olarak şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gıda arzında sorun yok’ açıklaması, sadece kendi konfor alanını yansıtmaktadır. Biz Manisa’nın üzüm bağlarında, Ege’nin tarlalarında, Gediz Ovası’nda çiftçinin, besicinin, üreticilerin, pazarda emeklinin, fabrikada işçinin, okulda öğrencinin sorunlarını bizzat görüyoruz. Gübre dökemediği için rekoltesi düşen çiftçinin, eti gramla alan emeklinin, çocuğunun beslenme çantasına meyve koyamayan annenin dünyasında çok büyük bir sorun var. Çözüm ithalatta değil; Tarım Kanunu’nun emrettiği desteklerin tam verilmesinde ve planlı üretimdedir. Pembe tablolar değil, gerçek icraat bekliyoruz. Siz yapmasanız ilk seçimlerde iktidar olarak biz tüm emekçilere hakkını vereceğiz, üretimde dışa bağımlılığı sonlandıracağız.”

Bakan Yumaklı'dan Net Mesaj: "Tarım Artık Bir Milli Güvenlik Meselesidir!" Haber

Bakan Yumaklı'dan Net Mesaj: "Tarım Artık Bir Milli Güvenlik Meselesidir!"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yalova’da düzenlenen "Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni"nde hayati açıklamalarda bulundu. Tarımın sadece bir ekonomik faaliyet olmadığını vurgulayan Yumaklı, gıda arz güvenliğinin ülkelerin bağımsızlığı ile doğrudan ilgili olduğunu ifade etti. ​"Tarımsal Hasılada Avrupa Lideriyiz" ​Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde çiftçilerle buluşan Bakan Yumaklı, Türkiye’nin tarımdaki küresel gücüne dikkat çekti. Dünyadaki jeopolitik krizler ve iklim değişikliği karşısında Türkiye'nin konumunu şu sözlerle özetledi: ​"Ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ise ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Toprağına sahip çıkan ve suyunu verimli kullanan ülkeler artık dünyada stratejik gücü elinde tutuyor. Tarım, sadece çiftçinin faaliyeti değil; ülkelerin bir milli güvenlik meselesidir." ​Yalova'da Üretime Büyük Destek: Fide ve Sulama Sistemleri Dağıtıldı ​Yüzölçümü küçük olmasına rağmen Yalova'nın üretim kapasitesinin memnuniyet verici olduğunu belirten Yumaklı, tören kapsamında çiftçilere sağlanan destekleri açıkladı. Bitkisel üretimi güçlendirmek adına dağıtılan ekipmanlar şunlar: ​170 bin adedi aşkın sebze fidesi toprakla buluşuyor. ​46 ton sera örtüsü ile 130 dekarlık alan yeniden üretime kazandırılıyor. ​650 rulo damlama sulama hortumu ile su israfının önüne geçiliyor. Suyun Her Damlası İçin Yeni Dönem: "En Kıymetli Meta" ​Konuşmasında su verimliliğine geniş yer ayıran Bakan Yumaklı, geleceğin en büyük gündem maddesinin su yönetimi olacağını söyledi. Kuraklığa karşı alınan tedbirlerin toplumsal bir seferberliğe dönüşmesi gerektiğini vurguladı: ​"Suyu israf etmeden kullanmak zorundayız. Boşa akan her bir damla su, bu ülkenin geleceğinden çalmaktadır. Suyu sadece bir kaynak değil, geleceğin en kıymetli metası olarak görmeliyiz." ​Modern Üretim ve Sürdürülebilirlik Hedefi ​Bakanlık olarak tarım arazilerinin etkin kullanımı projelerine (TAKE) devam edeceklerini belirten Yumaklı, özellikle çalı fasulyesi ve yağlık ayçiçeği tohumu dağıtımlarıyla üreticinin maliyetlerini düşürmeyi hedeflediklerini söyledi. Modern üretim tekniklerinin verimlilik artışındaki rolüne değinen Bakan, "Üreten herkesin yanındayız" mesajı verdi. ​Tören, Bakan Yumaklı ve protokol üyelerinin çiftçilere sera örtüsü, fide ve sulama hortumlarını bizzat teslim etmesiyle sona erdi.

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!" Haber

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!"

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan "Kırmızı Et Üretim İstatistikleri"ne ilişkin değerlendirmede bulundu. Ün, kontrolsüz ithalata rağmen yerli üretimin çöktüğünü vurgulayarak, hayvancılık sektörünün bir "yok oluş" sürecine girdiğini ifade etti. Et Üretiminde Son 5 Yılın En Düşük Seviyesi Açıklanan verilerin bir başarı değil, bir felaket senaryosu olduğunu belirten Ediz Ün, şunları söyledi: Üretim Kaybı Hızlanıyor: "2025 yılı verilerine göre kırmızı et üretimi yaklaşık 1,9 milyon ton seviyesinde kaldı. Bu rakam, son 5 yılın en düşük seviyesidir. Geçen yıla oranla %10, iki yıl öncesine göre ise %21’lik bir üretim kaybı yaşıyoruz. Son iki yıldır üst üste yaşanan bu düşüş, sektörün yapısal bir krize girdiğinin kanıtıdır." İthalat Çare Olmadı: "Milyonlarca canlı hayvan ithal edilmesine rağmen hayvan sayımızı artıramıyoruz. Sığır, manda, koyun ve keçi varlığımız hem bir önceki yıla hem de iki yıl öncesine göre gerilemiş durumda. Kesilen hayvan sayısı azaldıkça et üretimi de doğal olarak dibe vuruyor." "14,3 Milyar Doları Elin Çiftçisine Verdik" Türkiye’nin kaynaklarının ithalata kurban edildiğini vurgulayan Ün, yerli ve milli söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi: "Türkiye, 2010 yılından bugüne kadar 8 milyon büyükbaş, 3,2 milyon küçükbaş ve 500 bin ton et ithalatı için toplam 14,3 milyar dolar ödedi. Bugün mevcut 17 milyon büyükbaş hayvanımızın yarısından fazlası ithal kökenli. Yem dışarıdan, ilaç dışarıdan, çoban dışarıdan; hayvancılığa dair ne varsa ithal! Hal böyleyken bize 'yerli ve milli' edebiyatı yapanların samimiyeti, ancak timsah gözyaşlarından ibarettir." Süt Üretimi de Alarm Veriyor Krizin sadece etle sınırlı kalmadığını, süt üretiminde de tarihi bir gerileme yaşandığını belirten Ün, şöyle devam etti: "Etteki başarısızlık sütte de aynı şiddette hissediliyor. Çiğ süt üretimi bir önceki yıla göre %5 azalarak 21,4 milyon tona geriledi. 2020 yılında 23,5 milyon ton olan üretim, son 5 yılda %9 eridi. Daha vahimi, son sekiz yılın en düşük çiğ süt üretimini yaşıyoruz. Çiğ süt tavsiye fiyatları maliyetleri karşılamadığı sürece kimse üretim yapmaz. Makyajlanmış veriler bile artık bu acı gerçeği gizleyemiyor." "Gıda Egemenliğimiz Tehlikede" AKP’nin tarım politikalarının bir "milli güvenlik sorunu" haline geldiğini belirten Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Üzülerek ifade ediyorum ki; bu ülkenin tarım politikası iflas etmiştir. AKP iktidarda kaldığı her gün, ülkemizin gıda egemenliğinin yabancı devletlere ve küresel şirketlere devredilmesi anlamına gelmektedir. Bu toprakların varoluş nedeninin tarım olduğunu öğrenemediler, bilseler de gereğini yapmadılar. Ancak üreticimizle el ele vererek, tarımı ve hayvancılığı bu karanlıktan çıkaracak ve ülkemizi yeniden ayağa kaldıracağız."

Çiftçi Girdi Maliyetleri Altında Eziliyor, Gıda Güvenliği Tehlikede! Haber

Çiftçi Girdi Maliyetleri Altında Eziliyor, Gıda Güvenliği Tehlikede!

CHP Manisa Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, TÜİK verilerine göre %32’ye ulaşan tarımsal girdi maliyetlerindeki artışın reel piyasada %60’ları bulduğunu belirterek; “İktidar çiftçiyi bu bataktan çıkarmak zorundadır; aksi takdirde gıda krizi kaçınılmazdır” uyarısında bulundu. ​TÜİK Verileri Gerçeğin Sadece Bir Kısmını Yansıtıyor ​TÜİK’in son yayınladığı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi raporunu değerlendiren Bekir Başevirgen, Şubat ayında yıllık artışın %31,55 olarak açıklandığını ancak bu rakamların sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini ifade etti. Başevirgen, “TÜİK’e göre yıllık %31,55 olan maliyet artışı, çiftçimizin tarlasında ve ahırında reelde en az %50-60 seviyesindedir. İktidar, bu devasa yük altında üretim yapmaya çalışan çiftçimizi görmezden gelmektedir,” dedi. ​Veterinerlik, Yem ve Gübrede Fahiş Artış ​Üreticinin en temel ihtiyaç kalemlerindeki artış oranlarını tek tek sıralayan Başevirgen, tarımın sürdürülebilirliğini tehdit eden tabloyu şu verilerle ortaya koydu: ​Veterinerlik Harcamaları: %41,37 artış ​Yem Fiyatları: %37,70 artış ​Gübre Maliyetleri: %36,89 artış ​Tohum Fiyatları: %34,58 artış ​Başevirgen, “Üreticimizin besicilik yapması ya da mahsul alması için kullanması gereken tüm kalemlerdeki bu artış, artık göz ardı edilemez bir boyuta ulaşmıştır,” ifadelerini kullandı. ​Mazot Fiyatlarındaki Savaş Etkisi Henüz İstatistiklere Yansımadı ​Jeopolitik gerilimlerin (ABD-İsrail-İran) enerji maliyetlerine olan etkisinin henüz TÜİK raporlarına dahil edilmediğini hatırlatan Başevirgen, “Mazottaki son fiyat artışlarının yansımasıyla birlikte çok daha korkunç bir tabloyla karşı karşıya kalacağız. Mazot artışı, iğneden ipliğe her girdiyi tetikleyecek,” dedi. ​“Çiftçinin Borç Yükü 1 Trilyon 400 Milyar Liraya Ulaştı” ​Çiftçinin bir borç sarmalına girdiğini ve hasat sonrası bile borçlarını kapatamadığını vurgulayan Başevirgen, tarımdan kopuşun nedenlerini şöyle açıkladı: ​“Çiftçilerimizin banka ve finans kuruluşlarına olan borcu 1 trilyon 400 milyar lirayı buldu. Girdi maliyetini karşılamak için kredi çeken üretici, ürünü satınca borcunu ödeyemiyor ve tekrar borçlanıyor. Bu kısır döngü gençleri tarımdan uzaklaştırıyor, kırsal boşalıyor.” ​Gıda Güvenliği Bir Milli Güvenlik Meselesidir ​Gıdanın tüm ülkeler için artık bir milli güvenlik meselesi olduğunu hatırlatan Bekir Başevirgen, iktidara şu sözlerle çağrıda bulundu: “Türkiye’de çiftçi üretiyor ama kazanamıyor. İktidar gıda güvenliğimizi sağlamak, çiftçiyi üretime teşvik etmek ve gerekli destekleri derhal sağlamak zorundadır. Aksi takdirde, bugün ete hasret kalan vatandaşımız, yarın taneyle aldığı sebze ve meyveye de ulaşamayacak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.