Hava Durumu

#Mısır

Kırsal Haber - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMO Hububat Arzına Başladı Haber

TMO Hububat Arzına Başladı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2026 yılı buğday ve arpa rekoltesinde rekor seviyelere ulaşıldığını ve piyasa dengesini sağlamak amacıyla stoktaki ürünlerin satışa sunulacağını açıkladı. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2026/27 sezonu hububat üretimi, mısır hasadı ve piyasa regülasyon tedbirlerine ilişkin kapsamlı bir basın duyurusu yayımladı. Buğday ve arpa hasadında tarihinin en yoğun alım dönemlerinden birini geride bırakan kurum, mısır piyasasında yaşanan geçici fiyat hareketliliklerine karşı yeni önlemleri hayata geçirdiğini belirtti. Mısır Piyasasında Hasat Geçişi ve Beklenti Etkisi Türkiye genelinde mısır hasadının henüz %20 seviyelerinde olduğuna dikkat çekilen açıklamada, piyasa fiyatlarının üretici lehine seyretmesi sebebiyle alım fiyatı açıklanmadığı ifade edildi. Akdeniz Bölgesi'nde tamamlanma aşamasına gelen hasadın, İç Anadolu'nun da sürece dahil olmasıyla birlikte önümüzdeki haftalarda mısır arzını belirgin şekilde artıracağı vurgulandı. Piyasada gözlemlenen geçici arz daralmasının ise üretim bölgeleri arasındaki kısa geçiş döneminden ve fiyat artışı beklentisiyle ürünün piyasaya sunulmamasından kaynaklandığı altı çizildi. Stoklar Satışa Açılıyor: Buğday ve Arpa İle Piyasaya Destek Arz-talep dengesini korumak adına satış takvimini öne çeken TMO, güçlü stoklarıyla piyasayı beslemeye başladığını duyurdu. Bu kapsamda öne çıkan adımlar şunlar: TÜRİB Üzerinden Satış: İlk etapta düşük vasıflı buğdaylar Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) üzerinden satışa sunuldu. Önümüzdeki günlerde lisanslı depoların yanı sıra TMO’nun kendi depolarındaki ürünler de kapsama dahil edilecek. Besici ve Yetiştiriciye Arpa Desteği: Yem hammaddesi ihtiyacını karşılamak amacıyla arpa satışlarına başlanacak. Bu sayede mısır üzerindeki talep baskısının azaltılması hedefleniyor. "Gerekli Her Türlü Tedbir Alınacak" Ülke genelinde hububat arzı yönünden herhangi bir sorun bulunmadığını hatırlatan TMO, mısırın piyasaya sunulmasının fiyat beklentileriyle ötelenmeye devam etmesi halinde, gıda arz güvenliğini temin etmek adına gerekli her türlü ek tedbirin kararlılıkla alınacağını bildirdi.

Kestelli: "Daha Güçlü Bir Üretim için Daha Güçlü Piyasalar Kurmalıyız" Haber

Kestelli: "Daha Güçlü Bir Üretim için Daha Güçlü Piyasalar Kurmalıyız"

İzmir Ticaret Borsası ev sahipliğinde, ElüsMarket Ürün Piyasası Aracı Kurumu (ÜPAK) A.Ş., İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ve Türkiye Ürün İhtisas Borsası A.Ş. (TÜRİB) iş birliğinde TÜRİB Vadeli İşlem Piyasası Tanıtım Toplantısı düzenlendi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ticaret Borsası ve ElüsMarket ÜPAK A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, "Türkiye çok büyük bir tarım ve gıda ekonomisine sahip. Üretiyor, işliyor ve dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Ancak tarım ürünlerinin fiyatları artık yalnızca Türkiye'de oluşmuyor. Dünyanın herhangi bir yerindeki gelişme, Türkiye'deki üreticinin ve sanayicinin maliyetini etkileyebiliyor. Nitekim bugün Türkiye'deki birçok şirket, özellikle uluslararası ticarete konu olan tarım ürünlerinde fiyat risklerini yönetebilmek için küresel vadeli işlem piyasalarından yararlanıyor. Bu da çok önemli bir soruyu beraberinde getiriyor. Dünyanın önemli bir tarım ve gıda üreticisi olan Türkiye, kendi tarımsal ürünlerinin fiyat riskini kendi organize piyasalarında neden daha fazla yönetmesin? Bence bugün atılan adımın önemi tam da burada. Aslında bu hikâyenin Türkiye'de uzun bir geçmişi var ve başlangıcında İzmir Ticaret Borsası olarak önemli bir rolümüz bulunuyor." dedi. Kestelli: Daha Güçlü Bir Üretim için Daha Güçlü Piyasalar Kurmalıyız İzmir Ticaret Borsası'nın tarihinde önemli bir anlayış olduğunu dile getiren Işınsu Kestelli, “Biz yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya değil, yarının piyasalarının altyapısını kurmaya da çalışıyoruz. Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası (VOB) ile başlayan vadeli işlem piyasaları serüveni, lisanslı depoculukla güçlenen fiziki altyapı, TÜRİB ve ELÜS piyasalarıyla dijitalleşen ürün ticareti ve şimdi TÜRİB Vadeli İşlem Piyasası. Bunların tamamı, Türkiye'nin tarım piyasalarını daha modern, daha şeffaf ve daha öngörülebilir hale getiren aynı dönüşümün parçalarıdır. Sadece emtianın alıcı satıcılarını değil nitelikli yatırımcıyı da piyasada görmek istiyoruz ve bu dönüşümün artık hızlanması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye'nin tarımda yalnızca üretim gücüyle değil, piyasa gücüyle de öne çıkması gerekiyor. Daha güçlü bir üretim için daha güçlü piyasalar kurmalı, daha rekabetçi bir tarım sektörü için fiyat risklerini daha iyi yönetmeliyiz. Bugün İzmir'de bu sürecin önemli bir adımı atılıyor. Bundan sonraki görevimiz, bu piyasayı birlikte geliştirmek, doğru anlatmak ve gerçek sektör ihtiyaçlarıyla buluşturmak.” diye konuştu. Hem İzmir Ticaret Borsası olarak hem de 21 Ticaret Borsası ve İş Yatırım ortaklığında kurdukları ELÜSMarket ÜPAK A.Ş. olarak vadeli piyasanın hayata geçirilmesini beklediklerini sözlerine ekleyen Kestelli, "Hem teknik altyapımız hem de deneyimli insan kaynağımız ile buna hazırız. İnanıyorum ki TÜRİB Vadeli İşlem Piyasası, Türkiye'nin tarım sektöründe risk yönetimi anlayışının gelişmesine ve tarım ekonomimizin geleceğe daha güvenli bakmasına önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu düşüncelerle etkinliğimize katkı sağlayan ELÜSMarket'e, İş Yatırım'a, TÜRİB'e, değerli panelistlerimize ve toplantıya katılan tüm sektör temsilcilerine teşekkür ediyor, toplantımızın çıktılarının ülkemiz tarımı ve piyasalarımız için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Açılış konuşmasının ardından toplantı kapsamında moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün üstlendiği, Türkiye Ürün İhtisas Borsası A.Ş. Genel Müdürü Ali Kırali, İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Burak Kınalılar, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Onursal Başkanı Haluk Tezcan, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve ELİDAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Uçak ile Deriva Danışmanlık Kurucusu Dr. Tolga Uysal'ın panelist olarak yer aldığı ​"Vadeli İşlem Piyasalarındaki Gelişmeler" başlıklı panel düzenlendi. Tarım ürünlerinde vadeli işlem piyasaları, risk yönetimi, lisanslı depoculuk, ELÜS piyasası, vadeli işlemlerde bugün gelinen nokta panelde ön plana çıkan konu başlıkları arasında yer aldı. Bu yıl sonunda devreye alınması hedeflenen TÜRİB Vadeli İşlem Piyasasında kurgulanan piyasa yapısından bahseden Ali Kırali, “Öncelikle buğday ve mısır ürünleri ile başlamayı planlıyoruz. ELÜS dayanaklı kontratlar fiziki teslimatlı, endeks dayanaklı kontratlar nakdi uzlaşmalı olarak dizayn edildi. Fiziki teslimat noktasının, hububat üretiminin yoğun yapılması ve lojistik olarak merkezi konumda bulunması nedeniyle başlangıçta Konya olması düşünülmektedir. Dayanak ve teslimat noktalarını daha sonra artırma imkânı veren esnek bir altyapı oluşturduk. Vadeli piyasada üretici ve sanayicinin yanı sıra yatırımcılarında aktif olarak bulunmasını ve işlem derinliğinin artmasını hedefliyoruz” ifadelerinde bulundu. TÜRİB Vadeli İşlemler Piyasası’nda İş Yatırım’ın rolünden bahseden Burak Kınalılar ise “İş Yatırım olarak kendimizi tarım piyasaları ve sermaye piyasaları arasında bir köprü olarak görüyoruz. Sermaye piyasalarındaki aracılık, türev ürünler ve risk yönetimi konularındaki tecrübemizi bu yeni ekosisteme aktarabileceğimizi düşünüyoruz.” dedi. TÜRİB’in Vadeli İşlem Piyasaları Tanıtım Toplantısı’nın İzmir’de yapılıyor olmasının ülkemiz adına büyük bir şans olduğunu belirten Haluk Tezcan, “Bu durumu iyi yönetebilirsek dünyanın ambarı olma fırsatımız da var. Bunu yaparken günümüz teknolojisi ve finansman kaynakları ile merkez haline gelmemiz gerekiyor. Bunun için ülke olarak bilgimizde ve gücümüzde yeterli.” şeklinde konuştu. Uçak: Hızla Uyum Sağlayan Etkin ve Şeffaf Bir Tarımsal Üretim Sistemi İnşa Etmek Mecburiyetindeyiz Ülkemiz tarım sektörünün geleceği için etkin ve şeffaf bir tarımsal ticaret sistemi inşa etmemiz gerektiğini ifade eden İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve ELİDAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Uçak, “Lisanslı depoculuğun tam kapasiteyle çalışmasını sağlamalı, elektronik ürün senedi ticaretini derinleştirmeli ve fiyat riskinden korunmaya imkân sağlayacak vadeli işlemler piyasasını hayata geçirmeliyiz. Vadeli piyasanın devreye girmesiyle işletmeler gelecekteki fiyatlarını yöneterek risklerini azaltabilecek, tacir ve sanayicilerimizin katılımıyla daha sağlıklı ve şeffaf gösterge fiyatlar oluşacaktır. Bu sürecin başarıya ulaşmasında Ticaret Borsalarına önemli görevler düşüyor. İzmir Ticaret Borsası olarak geçmişten gelen vadeli işlem piyasası deneyimimizle, üretici, tüccar ve sanayicilerimize yalnızca vadeli işlemin nasıl çalıştığını değil, kendi ticari faaliyetlerinde ne gibi faydalar sağlayacağını da anlatmak ve piyasanın doğru şekilde anlaşılmasına katkı sunmak istiyoruz.” şeklinde konuştu. Türkiye’de yatırımcı açısından emtia borsalarını yurt dışı ile karşılaştıran Dr. Tolga Uysal ise tarım sektörü paydaşlarının fiyat riskinden korunmak amacıyla vadeli işlem piyasalarına ihtiyacı olduğunu ve TÜRİB tarafından başlatılan girişiminin bu konuda çok başarılı ve faydalı olacağını belirtti.

Çiftçiler Dert Yandı: "12 Bin Liraya Dolan Depo, Şimdi 20 Bin Liraya Dolmuyor!" Haber

Çiftçiler Dert Yandı: "12 Bin Liraya Dolan Depo, Şimdi 20 Bin Liraya Dolmuyor!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde çiftçilerle bir araya gelerek tarım sektöründe yaşanan sorunları dinledi. Bu yıl farklı ürünlerde rekoltenin yüksek olmasının beklendiğini belirten Gürer, yüksek rekoltenin çiftçinin gelirinin de yüksek olacağı anlamına gelmediğine dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, artan girdi maliyetleri ile ürünlerin düşük alım fiyatları arasında sıkışan üreticinin yaşadığı sorunların giderek büyüdüğünü söyledi. Gürer, “Bu yıl rekoltenin farklı ürünlerde bol olması bekleniyor. Ancak bunun bol olması üreticinin, çiftçinin gelirinin de yüksek olması anlamına gelmiyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Düşük alım fiyatlarından dolayı çok yerde ürün beklenen faydayı çiftçiye sağlayamadı. Niğde’nin Bor ilçesindeyiz. Burada arpa eken, buğday eken, mısır eken ve pancar eken üretici, doğal olarak girdi maliyetleri arttığı için ‘Kazancımız girdi maliyetine göre düşük kalıyor’ diyor.” diye konuştu. ÇİFTÇİ: “DURUM KÖTÜ, ÜRÜNÜMÜZ PARA ETMİYOR” Bor ilçesinde üretim yapan çiftçiler ise buğday ve mısır ektiğini belirterek yüksek maliyetlerden ve ürünlerin para etmemesinden yakındılar. Çiftçiler, “Bu sene buğday, mısır ektik. Durum kötü. Para etmiyor” dedi. Gübre ve mazot fiyatlarının üreticiyi zorladığını belirteler Çiftçiler , “Gübreyi en son 39 liradan kilosunu almıştım. Gübre, mazot 80 lira. Mazot aldı başını gidiyor. Elektrik de aynı şekilde. Şu anda çiftçinin durumu yatsın kalksın ağlasın” ifadelerini kullandı. Çiftçi olarak destek istemediklerini söyleyen çiftçiler , asıl beklentilerinin girdi maliyetlerinin düşürülmesi olduğunu belirterek, “Bize destek vermesinler. Destek istemiyoruz biz. Desteği de büyükler alıyor. Bizim elektriğimizi, gübremizi, ilacımızın fiyatını düşürsünler. Destek onların olsun. 1 lira destek veriyorsa bizden 100 lira gidiyor. Nasıl çıkacağız bunun içinden?” diye konuştu. GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞÜRÜLMELİ Çiftçinin taleplerinin destekten ziyade üretim maliyetlerinin düşürülmesi noktasında yoğunlaştığını belirten Gürer, çiftçilere , “Siz diyorsunuz ki girdi maliyetleri düşürse, maliyetimiz uygun bir yere gelirse, çiftçi refahı içinde girdi maliyetine artı bir makul kâr bize yeter diyorsunuz. Bir şey istemiyorsunuz değil mi?” diye sordu. Ömer Fethi Gürer, üreticinin bir yıl boyunca emek vererek yetiştirdiği ürünün tarladan çıktıktan sonra çok daha yüksek fiyatlarla tüketiciye ulaştığını belirterek, “Şimdi biz çiftçilerimize konuşurken diyorlar ki biz aynı zamanda ürettiğimizin dışında satın alanız. Eğer bizim girdi maliyetlerimiz düşük olursa, ürün uygun fiyatta da üretildiği zaman piyasada uygun oluşur. Ama bizden ürün çıktı mı 4-5 kat fiyatta başkaları bu işten para kazanıyor. Biz bir yıl emek veriyoruz. Bir yıl emek veren para kazanamıyor ama bunu alıp götürüp satan para kazanıyor.” dedi. ENFLASYONU ÇİFTÇİNİN SIRTINDAN DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR Çiftçiler ise ürünün tüketiciye ulaşmasındaki maliyetlerin de yüksek olduğunu belirterek, aracı ve nakliye maliyetlerine dikkat çekti. Bir çiftçi, “Şimdi satana da bir şey demiyoruz. Mazot pahalı, yol pahalı, nakliye pahalı. O adam da üstüne koyacak. Her şey girdi maliyetlerinden geliyor yani sonuçta. Mazot, nakliye. Adam otobana çıktı mı dünyanın yol parasını veriyor” dedi. Yaşanan tablonun enflasyonla da doğrudan bağlantılı olduğunu savunan çiftçi, “Enflasyonu çiftçinin sırtından düşürmeye çalışıyorlar. Başka bir şey değil. Ürün para etmesin, enflasyonumuz düşük görünsün. Başka bir şey değil” ifadelerini kullandı. “SİLAJLIK MISIRDA ALAN YOK, TALEP YOK” Çiftçiler, silajlık mısır üretiminde de geçen yıla göre fiyatların düştüğünü ve ürünlerini satmakta zorlandıklarını anlattı. Bir üretici, “Bu sene silajlık mısır diktik. Silajlıkta fiyatlar geçen yıla göre düşük. Alan yok şu anda. Talep yok” dedi. Mısır üreticisi Necip Gök de geçen yıl ile bu yıl arasındaki fiyat farkına dikkat çekerek, “Geçen sene 2 buçuğa verdiğimiz mısırı şu anda bin 800 liraya veriyoruz. Geçen yılın altında fiyatta satamıyoruz.” diye konuştu. EMEKLİ ÇİFTÇİ: “SALÇAYLA SOĞAN YİYORUM” Çiftçi Ahmet Eren ise hem emekli maaşı hem de tarımsal üretim maliyetleri nedeniyle geçinemediğini söyledi. “Emekliyim. Aldığım emekli parasını, su parasına yetiştiremiyorum. 25 lira, 23 lira maaş alıyorum. Yemiyorum, içmiyorum. Salçayla soğan yiyorum. Su parasını anca karşılıyor” diyen Eren , sulama maliyetlerinin de üreticinin yükünü artırdığını ifade etti. Eren , “Sulama parası da yüksek. Saati 500 lira” dedi. Mazot fiyatlarındaki artışın traktör kullanım maliyetlerini de katladığını belirten Eren , “Geçen yıl mazotun litresi 44 liraydı. Bu sene 80 liraya çıktı. Şu an daha da artıyor. Geçen sene benim traktörümün deposu 12 bin lira doluyordu. Şimdi 20 bin lira dolmuyor.” Girdi maliyetlerinin neredeyse tamamında büyük artış yaşandığını belirten çiftçi , “Tabii traktörün kontağını çevirdiğinizde geçen yıla göre katlamış oldu. Gübre katladı. Ama mahsulün fiyatı bir türlü katlamıyor” diye konuştu. “TARIM, MİLLİ GÜVENLİK KADAR ÖNEMLİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise farklı bölgelerde çiftçilerle yaptığı görüşmelerde benzer sorunlarla karşılaştığını belirterek, üreticilerin tarımı bırakmak istemese de başka seçeneklerinin olmadığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Genelde nereye gitsek çiftçi arkadaşların söylediği şu: ‘Yapacak başka işimiz yok. Traktör var, arazi var. Gidip de bir sanayi kuruluşunda çalışma şansımız da yok. Eve ekmek anca buradan geliyor. Onun için de bunu sürdürüyoruz diyorlar.” şeklinde konuştu. Tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Gürer, üreticinin üretimden kopmasının ülke açısından ciddi sonuçlar doğuracağını ifade ederek, “Tarım, milli güvenlik kadar önemli. Stratejik bir alan. Birden çok ürünümüz tarlada çiftçimiz ürettiği halde değer bulmayınca doğal olarak onların üretimden uzaklaşması, çocuklarının tarımdan kopması ülke geleceği açısından da sorun” dedi. Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yeten bir ülke olduğunu ancak bugün birçok üründe dışa bağımlı hale geldiğini savunan Ömer Fethi Gürer, “Yani biz kendi kendine yeten bir ülkeyken bugün için farklı ürünlerde artık dışa bağımlıyız. 21 üründe arz açığımız var” ifadelerini kullandı. “BUĞDAYI, ARPADA, FASULYEDE, NOHUTTA, MERCİMEKTE DIŞARIDAN ÜRÜN GETİRİYORUZ” Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin tarımsal üretimde sahip olduğu potansiyele rağmen bazı temel ürünlerde ithalata yönelmesini eleştirerek, “Buğdayda, arpada, fasulyede, nohutta, mercimekte yurt dışından ürün getiriyoruz. Oysa bizim çiftçimiz bunları yetiştirebilir. Niğde patatesle ünlü ama eskiden Niğde soğanla da ünlüydü. Şimdi Niğde’de soğan dikimi kalmadı” dedi. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üretim deseninin de değiştiğini belirten Gürer, “Adana’da dünyanın en güzel pamuğu yetişiyordu. Şimdi pamuk yetişen yerde tarlada havuçtu, soğandı, patates yetişiyor” diye konuştu. Gürer, çözümün doğru bir üretim planlamasından geçtiğini belirterek, “Üretim planlaması sağlanmalı. Ürün deseni doğru oluşturulmalı. Üretenler ürettiğinden para kazanıp bu işi severek yapmalı” ifadelerini kullandı. “GELECEK DÖNEMLERDE ÇİFTÇİ DE BULAMAYACAĞIZ” Çiftçinin üretimden kopmasının yalnızca bugünün değil, geleceğin de sorunu olduğunu vurgulayan TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi ,CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eğer bu işi severek yapmazlarsa gelecek dönemlerde çiftçi de bulamayacağız, ekilecek arazi de bulamayacağız” dedi. Tarım arazilerinin imara açılması konusunda da uyarıda bulunan Gürer, “Çünkü zaten imara giren bölgede tarlasını nasıl bir müteahhide veririm diye millet uğraşıyor. Onun için üreticimizin sorunları görülmeli” diye konuştu. “ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1 TRİLYON 459 MİLYAR LİRAYI BULMUŞ DURUMDA” Çiftçinin borç yüküne de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun 21. maddesi kapsamında verilmesi gereken destek ile fiilen verilen destek arasında büyük fark olduğunu belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre 722 milyar lira 2026 yılında destek verilmesi gerekirken 168 milyar lira verildi. Çiftçinin borç yükü ise giderek büyüdüğü. Şu an çiftçilerin bankalara borcu 1 trilyon 459 milyar lirayı bulmuş durumda. Çiftçi geliri giderini karşılamayınca haciz geliyor. Bu arada bölgede haciz gelenler de var” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİ: “TÜM HER ŞEYİMİZ İCRALIK” Gürer’in sözleri üzerine bir çiftçi de kendisinin doğrudan icra sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Çiftçi, “Bizzat kendimde var. Şu anda banka kredimizi ödeyemedik. Tüm her şeyimiz icralık” dedi. Çiftçinin borç ve icra sorununa ilişkin değerlendirmede bulunan Ömer Fethi Gürer, “Bir an önce bu icralar da durdurulmalı, çiftçiye ek destek sağlanmalı ve çiftçinin üretimin içinde durması sağlanmalıdır” dedi.

Kandıra Fındığı Büyükşehir Güvencesinde Haber

Kandıra Fındığı Büyükşehir Güvencesinde

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Kandıra’ya kazandırılan “Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi”, fındık hasat döneminde üreticinin yüzünü güldürdü. Bahçelerden toplanan fındıklarını merkeze getiren çiftçiler; sağlıklı depolama, kurutma ve TMO’ya teslim imkânıyla ürünlerini güvence altına aldı. Üreticiler, “Artık emeğimiz boşa gitmiyor, ürünümüz değerinde karşılık buluyor” sözleriyle Büyükşehir’e teşekkür etti. KANDIRA’NIN FINDIĞINA BÜYÜKŞEHİR ELİ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimin merkezi Kandıra’da çiftçinin yıllardır yaşadığı depolama ve kurutma sorununu çözüme kavuşturdu. Çalköy Mahallesi’nde hizmete açılan Tarımsal Ürün Depolama ve Değerlendirme Merkezi, fındık hasadının başlamasıyla birlikte üreticileri ağırlamaya başladı. Bahçelerden özenle toplanan fındıklar merkeze taşınırken, çiftçiler ürünlerini modern ve güvenli koşullarda muhafaza etmenin rahatlığını yaşadı. FINDIK ARTIK EVLERDE BEKLETİLMEYECEK Daha önce fındıklarını evlerinde veya uygun olmayan alanlarda saklamak zorunda kalan üreticiler; rutubet, nem ve böceklenme nedeniyle ürünlerinde kalite ve değer kaybı yaşayabiliyordu. Büyükşehir’in hayata geçirdiği merkez sayesinde fındıklar uygun koşullarda kurutulup depolanırken, üreticinin ürünü erkenden ve düşük fiyata satma zorunluluğunun da önüne geçiliyor. TMO ALIMLARI AYNI MERKEZDE Toplam 2 bin 98 metrekare kapalı alana sahip merkez; depolama, ürün işleme ve Toprak Mahsulleri Ofisi alım noktası olmak üzere üç ayrı bölümden oluşuyor. Buğday, arpa, mısır ve fındığın depolanabildiği tesiste nem oranı yüksek ürünler kurutma sistemleriyle alım standartlarına uygun hale getiriliyor. TMO’nun da aynı noktada alım yapmasıyla üretici, ürününü uzak mesafelere taşımadan teslim edebiliyor. DURAN: HİÇBİR SIKINTIMIZ KALMADI Çalköy Muhtarı Yaşar Duran, merkezin köylüler için önemli bir ihtiyacı karşıladığını belirterek, “Daha önce ürünlerimizi Çerçilli’ye götürürken sıkıntı yaşıyorduk. Şimdi ise hiçbir sıkıntımız kalmadı. Köylülerimiz bu merkezde buğdayını, arpasını ve diğer ürünlerini depolayabiliyor. Emeğimizin boşa gitmediğini görüyoruz. Büyükşehir Belediyemizin bizim için yaptığı çok önemli çalışmalar var. Allah Büyükşehir’den razı olsun” dedi. ÇAKMAK: ÜRÜNÜMÜZ ARTIK DAHA DEĞERLİ Üretici Feyyaz Çakmak da daha önce Kandıra’da ciddi bir depolama sorunu yaşandığını vurguladı. Merkezin üretici mağduriyetini ortadan kaldırdığını ifade eden Çakmak, “Büyükşehir’in desteğinden çok memnunuz. Daha önce böyle bir imkânımız yoktu ve üreticimiz depolama konusunda mağdur oluyordu. Kandıra’ya böyle güzel ve değerli bir yatırım kazandırıldığı için çok mutluyuz. Ürünümüzü tüccara daha düşük fiyattan vermek zorunda kalıyorduk. TMO’nun burada alım yapmasıyla fındığımız daha değerli hale geldi. Tahir Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. SARIKAYA: NEM VE BÖCEKLENME SORUNU BİTTİ Üretici İbrahim Sarıkaya ise fındıklarını daha önce evde muhafaza ettiklerini anlatarak, “Evde depoladığımızda rutubet ve nem oluşuyordu. Ürünü uzun süre bekletmek zorunda kaldığımızda böceklenme yaşanabiliyordu. Bu tesis bizim için çok faydalı oldu. Fındığın burada uygun koşullarda saklanması kalitesini de olumlu etkiliyor. Ürünümüzü TMO aracılığıyla devlete vermek bizim için daha avantajlı. Kandıra hem tarım hem de turizm ilçesi. Böyle bir merkezin yapılması çok değerli bir yatırım oldu. Tarıma yönelik yatırımların devam etmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı. FINDIĞA KATMA DEĞER KAZANDIRILACAK Merkezin kurutma ve işleme bölümünde fındık kırma, kavurma ve paketleme işlemlerinin de gerçekleştirilmesi planlanıyor. Böylelikle Kandıralı üreticinin fındığı yalnızca güvenli şartlarda saklanmayacak, işlenerek katma değerli bir ürüne dönüştürülecek. Büyükşehir’in yatırımıyla üreticinin nakliye maliyeti azalırken, fındığın kalitesi ve ekonomik değeri de korunacak.

Büyükşehir’den Kocaeli Tarımına Yeni Mısır Hamlesi Haber

Büyükşehir’den Kocaeli Tarımına Yeni Mısır Hamlesi

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kentte tarımsal üretimi güçlendirmek, çiftçinin gelirini artırmak ve sürdürülebilir modern tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu doğrultuda, yeni tanelik mısır çeşidinin Kocaeli genelindeki adaptasyon süreci başarıyla devam ederken, elde edilecek sonuçların üreticilere yol göstermesi ve tarımsal verimliliğe katkı sağlaması amaçlanıyor. 50 DEKARLIK ALANDA DENEME EKİMİ YAPILDI Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen proje ile yeni mısır çeşidinin deneme ekimleri, Kocaeli genelinde; Kaymaz, Bayraktar, Kulmahmut, İshakçılar, Sevindikli ve Kırkarmut mahallelerinde olmak üzere 6 farklı lokasyonda gerçekleştirildi. Kocaeli’nin farklı bölgelerinde yapılan toprak analizleri, ürün çeşitliliği çalışmaları ve tarla denemeleriyle bölgeye en uygun, verimi yüksek ve kaliteli ürünlerin belirlenmesi hedefleniyor. Toplam 50 dekarlık alanda kurulan deneme parsellerinde çeşidin bölge şartlarına uyumu, gelişimi, hastalıklara dayanıklılığı ve verim potansiyeli takip ediliyor. ERKENCİ, YÜKSEK VERİMLİ VE DAYANIKLI ÇEŞİT Denemesi yapılan mısır çeşidi erkenci tanelik yapısı, yüksek verim potansiyeli, düşük rutubet oranı ve kök-yaprak hastalıklarına karşı dayanıklılığıyla öne çıkıyor. Yapılan arazi kontrollerinde farklı ekim koşullarındaki gelişim yakından takip edilirken, özellikle ot arkası ve arpa arkası ekim alanlarında da incelemeler yapıldı. MISIRLAR İNSAN BOYUNU GEÇTİ, GELİŞİM SEVİNDİRDİ Büyükşehir Belediyesi ziraat mühendisleri tarafından gerçekleştirilen saha kontrollerinde, deneme ekimi yapılan mısırların gelişiminin oldukça iyi olduğu gözlemlendi. Diğer çeşitlerle karşılaştırıldığında daha hızlı ve sağlıklı gelişim gösteren ürünlerin bazı bölgelerde 6-8 yaprak döneminde olduğu, bazı bölgelerde ise püskül dönemine ulaştığı belirlendi. Arazi incelemelerinde bazı alanlarda çift koçan oluşumuna yatkınlık da tespit edildi. İnsan boyunu aşan mısırların gelişimi, hasat dönemi öncesinde yüksek verim beklentisini artırdı. ÇİFTÇİYE EN UYGUN ÇEŞİTLER SUNULACAK Büyükşehir Belediyesi, farklı bölgelerde yaptığı denemelerle Kocaeli’nin iklim ve toprak yapısına en uygun çeşitleri belirlemeyi amaçlıyor. Deneme sürecinin tamamlanması ve hasat sonuçlarının değerlendirilmesinin ardından başarılı sonuç veren mısır çeşidinin Kocaeli genelinde yaygınlaştırılması planlanıyor. Bu çalışmalarla üreticilerin daha kaliteli ve verimli ürün elde etmesi, tarımsal gelirlerinin artırılması ve Kocaeli’de katma değeri yüksek tarımsal üretimin geliştirilmesi hedefleniyor. GÜÇLÜ ÇİFTÇİ, SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, çiftçilere sağladığı hibe desteklerin yanı sıra modern tarım teknikleri, bilimsel araştırmalar ve saha çalışmalarıyla üreticilerin yanında olmaya devam ediyor. Toprak analizlerinden ürün geliştirme çalışmalarına kadar birçok alanda destek sağlayan Büyükşehir, üreticilerin daha güçlü hale gelmesi ve tarımın geleceğe taşınması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

CHP'li Gürer: “Mısır Alım Fiyatı En Az 17 Lira Olmalı” Haber

CHP'li Gürer: “Mısır Alım Fiyatı En Az 17 Lira Olmalı”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bazı bölgelerde mısır hasadının başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) henüz alım fiyatı açıklamamasını eleştirdi. Belirsizliğin tüccarın fiyatları düşük tutmasına yol açtığını belirten Gürer, üreticinin mağdur olmaması için kilogram fiyatının en az 17 lira olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. ​TMO Fiyat Açıklamadı, Tüccar Piyasayı Düşük Tutuyor ​Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hasadın başlamasıyla birlikte üreticilerin gözünü TMO’ya çevirdiğini ancak kurumun henüz fiyat duyurusu yapmamasının piyasada belirsizlik yarattığını ifade etti. ​TMO'nun sessizliğinin tüccarlar tarafından fırsata çevrildiğini belirten Gürer, fiyatların düşük tutulduğunu vurguladı. Gürer çiftçinin emeğinin karşılığını alabilmesi için TMO alım fiyatının derhal kamuoyuna duyurulması gerektiği dile getirdi. ​“Mısırın Kilogram Fiyatı En Az 17 Lira Olmalı” ​Gübre, mazot, ilaç, tohum ve sulama giderlerindeki aşırı artışların çiftçiyi omuzlayamayacağı bir noktaya getirdiğine dikkat çeken CHP’li Gürer, artan maliyetler ve makul kâr beklentisinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti: ​"Çiftçimiz yüksek girdi maliyetleriyle mücadele ediyor. TMO, üreticinin belini büken bu maliyetleri dikkate alarak mısır alım fiyatını kilogram başına en az 17 lira olarak açıklamalıdır." ​Türkiye’de Mısır Üretimi Var, İthalat Baskısı Devam Ediyor ​Mısırın tanelik, yağlık ve yemlik olarak kritik bir stratejik ürün olduğuna işaret eden Ömer Fethi Gürer, yerli üretime rağmen ithalat bağımlılığının sürdüğünü kaydetti. TÜİK verilerine göre bu yıl yaklaşık 8 milyon tonluk mısır üretimi öngörülmesine karşın, yaklaşık 3 milyon tonluk ithalat beklentisi bulunuyor. 2024-2025 döneminde mısır ithalatının 5,5 milyon tona kadar yükseldiği hatırlatılarak, yerli üreticinin desteklenmesinin hayati önem taşıdığı vurgulandı. ​“Yanlış Politikalar Üreticiyi Tarımdan Uzaklaştırıyor” ​Uygulanan yanlış fiyat politikalarının üreticiyi topraktan ve üretimden soğuttuğunu belirten Gürer, sözlerini şu uyarılarla tamamladı: ​"Açığın oluşmaması için çiftçinin refahını sağlayacak bir alım fiyatı esas alınmalıdır. Üreticiler bu anlamda acil fiyat beklemektedir. Düşük alım fiyatları, üreticinin o üründen hızla uzaklaşmasına neden olmaktadır."

AKİB’den Temmuz Ayında 1,32 Milyar Dolarlık İhracat Başarısı Haber

AKİB’den Temmuz Ayında 1,32 Milyar Dolarlık İhracat Başarısı

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), temmuz ayında 1,32 milyar dolarlık ihracata imza atarak küresel pazarlardaki istikrarlı büyümesini sürdürdü. AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 2 arttığını belirterek, bu performansta yaş meyve ve sebze, hazır giyim ve konfeksiyon, hububat, bakliyat ile tekstil sektörlerinin belirleyici rol oynadığını ifade etti. Başkan Hıradağı, Malta, Ukrayna, Rusya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Polonya pazarlarında kaydedilen dikkat çekici ihracat artışlarının, AKİB'in pazar çeşitlendirme stratejisinin başarıyla ilerlediğini ve uluslararası arenada rekabet gücünü daha da pekiştirdiğini vurguladı. Temmuz ayında ulusal ihracata AKİB olarak yüzde 6 oranında destek verdiklerini kaydeden Hıradağı, “Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2'lik artış elde etmiş olmamız, küresel ekonomide savaşlar ve belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve yüksek maliyet baskılarının devam ettiği dönemde son derece kıymetli bir başarıdır.” dedi. Kimya liderliğini korudu, yaş meyve sebze rekor büyüme kaydetti AKİB’in temmuz ayı ihracat performansını bağlı Birliklere göre değerlendiren Başkan Hıradağı, şunları söyledi: “Yılın yedinci ayında en yüksek ihracat değerlerine kimya, demir-çelik, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörlerinde ulaştık. Yaş meyve ve sebzede yüzde 54, hazır giyim ve konfeksiyonda yüzde 39, hububat, bakliyatta yüzde 13 ve tekstilde yüzde 10 oranında ihracatımızı artırdık. Temmuz ayında Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 362,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 338,7 milyon dolar değer ile ikinci, Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz 173,7 milyon dolar değer ile üçüncü sırada yer aldı. Yine temmuz ayında Akdeniz Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğimiz 100,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğimiz 94,2 milyon dolar, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz 92,7 milyon dolar, Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz 67,7 milyon dolar, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 38,2 milyon dolarlık ihracata imza attı.” Irak liderliğini sürdürdü, Malta temmuzun yükselen pazarı oldu Başkan Hıradağı, küresel ticarette korumacılık politikalarının, jeopolitik risklerin ve bölgesel talep değişimlerinin ihracat rotalarını yeniden şekillendirdiği süreçte AKİB'in ülke bazlı temmuz performansının, ihracatçıların değişen küresel dinamiklere hızlı uyum sağlama kabiliyetini ve pazar çeşitlendirme stratejisinin başarısını ortaya koyduğunu vurguladı. Temmuz ayında en yüksek ihracat değerlerine Irak, KKTC ve Rusya pazarlarında ulaştıklarını belirten Hıradağı, özellikle Malta, Ukrayna, Rusya, KKTC ve Polonya'da kaydedilen güçlü artışların yanı sıra Libya, Fransa, Gürcistan, Mısır ve Yunanistan pazarlarında da ihracat hacmini anlamlı ölçüde artırdıklarını ifade etti. Mersin, Adana, Kayseri, Hatay ve Karaman başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 31 bin ihracatçı üyeyi aynı çatı altında buluşturan AKİB'in, "İhracatla Yükselen Türkiye" vizyonuna güçlü destek vermeye devam ettiğini belirten Başkan Hıradağı, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “AKİB olarak temmuz ayında en fazla ihracatı yüzde 16 artış ve 126,3 milyon dolar değer ile Irak’a gerçekleştirdik. Yüzde 67 artış ve 62,1 milyon dolar değer ile KKTC ikinci, yüzde 103 artış ve 58,5 milyon dolar değer ile Rusya üçüncü sırada yer aldı. Temmuz ayında ihracat hacmindeki artışın lokomotifi Malta oldu. Bu ülkeye ihracatımızı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.577 artırarak 19,8 milyon dolara çıkardık. Malta’yı yüzde 117 artış ve 35 milyon dolar değer ile Ukrayna, yüzde 103 artış ve 58,5 milyon dolar değer ile ve Rusya takip etti. Aynı dönemde Polonya'ya ihracatımız yüzde 64 artışla 24 milyon dolara, Libya'ya yüzde 49 artışla 33,3 milyon dolara, Fransa'ya yüzde 33 artışla 42,6 milyon dolara, Gürcistan'a yüzde 29 artışla 19,5 milyon dolara, Mısır’a yüzde 26 artışla 44,5 milyon dolara ve Yunanistan'a yüzde 21 artışla 15,2 milyon dolara ulaştı.” AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, 2026 yılı Ocak-Temmuz ayları arasında yüzde 14 artışla 10,98 milyar dolar ihracat değerine eriştiklerini, son 12 aylık dış satım performansında ise yüzde 7 artışla 18,17 milyar dolar seviyesine ulaştıklarını sözlerine ekledi.

Özer Matlı: "Tarımın Geleceğine Yatırım Yapmaya Devam Edeceğiz" Haber

Özer Matlı: "Tarımın Geleceğine Yatırım Yapmaya Devam Edeceğiz"

Tarım ve gıda sektörüne yönelik hayata geçirdiği projelerle üretimden ticarete uzanan değer zincirini güçlendiren Bursa Ticaret Borsası, 2026 yılının ilk yarısında tescil işlem hacmini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artırarak 41 milyar 668 milyon TL’ye yükseltti. Bursa TB, kurucu ortakları arasında yer aldığı Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’ndaki işlem hacmini de yüzde 316 artırarak, borsalar arasında ilk sıradaki yerini korudu. Tarımsal ticaretin güvenli, şeffaf ve kayıtlı bir yapıda gelişmesine katkı sağlayan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), 2026 yılının ilk 6 ayına ilişkin tescil işlem hacmi verilerini açıkladı. Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, yılın ilk yarısında elde edilen verilerin, Bursa’nın tarım ve gıda sektöründeki güçlü üretim altyapısını ve kayıtlı ticaret kültürünü bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Ocak-Haziran 2026 döneminde tescil işlem hacminin 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 35 artış göstererek 41 milyar 668 milyon 448 bin TL’ye ulaştığını açıklayan Başkan Özer Matlı, “Bu tablo, küresel piyasalardaki tüm belirsizliklere ve firmalarımızın yaşadığı finansman sorunlarına rağmen kentimizin tarım ve gıda sektöründeki dinamizmini, üyelerimizin Borsamıza duyduğu güveni açıkça ortaya koymaktadır. Elde edilen bu sonuçta emeği bulunan tüm üyelerimize, üreticilerimize ve sanayicilerimize teşekkür ediyorum” dedi. Tarımın geleceğini bugünden inşa ediyoruz Tarım ve gıda sektörünün yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, gıda arz güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma açısından da stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Başkan Matlı, “Tarımın geleceği, bugünden atılan doğru adımlar ve hayata geçirilen güçlü projelerle şekillenir. Üreticimizin rekabet gücünü artıran, ticareti kolaylaştıran ve piyasalarda güven ortamını güçlendiren her çalışma, ülkemizin tarımsal geleceğine yapılmış önemli bir yatırımdır. Bursa Ticaret Borsası olarak Gıda İhtisas OSB gibi üyelerimize değer katacak projeleri hayata geçirmeyi ve sektörümüzün gelişimine katkı sunmayı sürdüreceğiz” diye konuştu. Zirvenin sahibi yine zeytin oldu Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, 2026 yılının ilk yarısında en fazla işlem gören ürünleri de açıkladı. Buna göre 9 milyar 217 milyon 851 bin TL ile zeytin ilk sırada yer aldı. Zeytini sırasıyla 6 milyar 107 milyon 269 bin TL ile canlı hayvan, 5 milyar 518 milyon 047 bin TL ile et, 4 milyar 762 milyon 485 bin TL ile yaş sebze-meyve ve 2 milyar 572 milyon 244 bin TL ile soya fasulyesi takip etti. İşlem hacminde öne çıkan ürünlerin Bursa’nın tarımsal üretimdeki zenginliğini ve ticaretteki çeşitliliğini ortaya koyduğunu belirten Başkan Matlı, “Zeytinden canlı hayvana, etten yaş sebze ve meyveye kadar uzanan geniş ürün yelpazesi, kentimizin tarım ekonomisindeki çok yönlü yapısını yansıtıyor. Ürün çeşitliliğimiz ve her geçen gün derinleşen piyasa yapımız, Borsamızın işlem hacmindeki istikrarlı büyümenin en önemli dinamikleri arasında yer alıyor” dedi. Marmara ÜPAK’ta Bursa TB Damgası Başkan Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nın kurucu ortakları arasında yer aldığı Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nun (Marmara ÜPAK) 2026 yılının ilk yarısındaki performansını da değerlendirdi. Bursa Ticaret Borsası’nın Marmara ÜPAK’taki işlem hacminin, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 316 artış göstererek 2 milyar 45 milyon 288 bin TL’ye ulaştığını açıklayan Özer Matlı, “Lisanslı depoculuk sistemi ile Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) piyasasına olan ilginin her geçen gün artması, doğru yönde ilerlediğimizi gösteriyor. Marmara ÜPAK bünyesinde yer alan borsalar arasında işlem hacmi bakımından ilk sırada yer alırken, acente kaydındaki müşteri sayımızı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 191 artırdık. Elde ettiğimiz bu sonuçlar, üreticilerimizin, tüccarlarımızın ve yatırımcılarımızın sisteme duyduğu güveni açıkça ortaya koyuyor” diye konuştu. Marmara ÜPAK’ta Bursa Ticaret Borsası acentesi üzerinden en fazla işlemin sırasıyla mısır, buğday ve arpada gerçekleştiğini belirten Başkan Özer Matlı, lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve ürün piyasalarının daha da derinleşmesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti. Bursa TB’de En Çok İşlem Gören 5 Ürün Zeytin 9.217.851.118 TL Canlı Hayvan 6.107.269.312 TL Et 5.518.047.575 TL Yaş Sebze Meyve 4.762.485.278 TL Soya Fasulyesi 2.572.244.482 TL

Soğan Üreticilerinden Uyarı: "Sorun İthalat Değil, Üretimin Sürdürülebilirliği!" Haber

Soğan Üreticilerinden Uyarı: "Sorun İthalat Değil, Üretimin Sürdürülebilirliği!"

Son dönemde artan soğan fiyatları Türkiye gündemindeki yerini korurken, Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (SO-DER) yaşananların perde arkasını açıkladı. Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı Reşit Kaya, artışın temelinde ithalatın değil, üretimin yok olma noktasına gelmesinin yattığını belirterek, yerli üretimi destekleyecek kalıcı adımlar çağrısında bulundu. SO-DER Başkanı Kaya yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "​Son günlerde soğan fiyatlarında yaşanan keskin yükseliş, kamuoyunda ithalat politikaları üzerinden tartışılmaktadır. Ancak SO-DER olarak açıkça ifade ediyoruz ki, bu fiyat hareketinin temelinde ithalat değil, Türkiye’de kuru soğan üretiminin sürdürülemez hale gelmesi ve çiftçilerimizin büyük bir kısmının üretimi terk etmek zorunda kalması yatmaktadır. Fiyat artışını üreticinin kazancına bağlamak gerçeği yansıtmamaktadır; aksine, üretici yıllardır zarar etmiş, bugün elinde ürün kalmayan çiftçimiz fiyat artışından pay alamamaktadır. ​Üretim maliyetleri açısından Türkiye ile rakip ülkeler arasındaki uçurum her geçen gün büyümektedir. Özbekistan, İran ve Mısır gibi ülkelerde bir kilogram soğanın üretim maliyeti yaklaşık 4-5 TL seviyesindeyken, Türkiye’de bu maliyet hasat işçiliği de dahil olmak üzere 15 TL’nin üzerine çıkmıştır. Bu farkın en çarpıcı örneği işçilik ücretlerinde görülmektedir: Mısır’da bir tarım işçisinin günlük yevmiyesi yaklaşık 3 dolar iken, Türkiye’de bu rakam 30 dolara ulaşmaktadır. Mazot, gübre, ilaç ve diğer girdilerde de benzer oranda bir fark bulunmakta; bu da yerli üreticinin uluslararası pazarda rekabet etme şansını ortadan kaldırmaktadır. Ne yazık ki çiftçilerimiz, yıllarca soğanını üretim maliyetinin üçte biri gibi sembolik fiyatlara satmak zorunda kalmış, artan borç yükü ve azalan gelir nedeniyle ekim alanlarını sürekli daraltmıştır. Bu süreçte yaşanan kuraklık, sel ve don gibi doğal afetler ise üretimdeki düşüşü daha da hızlandırmıştır. SO-DER olarak 2018 yılından bu yana her platformda hükümete sesimizi duyurmaya çalıştık; zaman zaman ihracat destekleri verilmiş olsa da yüksek girdi maliyetleri nedeniyle bu destekler kalıcı çözüm olmaktan uzak kalmıştır. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye genelinde yalnızca Amasya, Bursa ve bazı ilçelerde çok sayıda üreticinin elinde ürün kalmıştır. Mevcut durumda soğanın kilogram fiyatı 50 TL seviyesine ulaşmıştır. Ancak bu fiyat artışında en çok yerli üretici değil, Türkiye’ye ürün satan Mısır, Özbekistan ve İran gibi ülkeler faydalanacaktır. Çünkü yerli üreticinin elinde satacak yeterli ürünü kalmamıştır; arz açığı ithalatla kapatılmaya çalışıldığında, fiyatlardaki yükseliş doğrudan yabancı üreticilerin lehine işleyecektir. Bu durum, hem ülke tarımının geleceği hem de gıda güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. SO-DER olarak net bir şekilde belirtmek isteriz: Biz üreticiler ne soğanı 5 TL’ye ne de 50 TL’ye satmak istiyoruz. Bizim talebimiz, üretim maliyetlerimizi karşılayan ve sürdürülebilir üretimi mümkün kılan adil bir fiyatın oluşmasıdır. Bugün bir kilogram soğanın gerçek üretim maliyeti 17-18 TL seviyesindedir. Bu maliyetin üzerine yalnızca %10-15 oranında makul bir kâr eklendiğinde, üreticinin eline geçmesi gereken fiyat 22-23 TL civarındadır. Bu rakam, çiftçinin bir sonraki yıl yeniden ekim yapabilmesi, mevcut borçlarını ödeyebilmesi ve üretim faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olan asgari gelir düzeyidir. Eğer bu makul fiyat seviyesi sağlanamazsa, üretim her geçen yıl daha da azalacak, Türkiye ithalata daha fazla bağımlı hale gelecek ve tüketiciler çok daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalacaktır. Unutulmamalıdır ki üreticinin kazanması, tüketicinin kaybetmesi anlamına gelmez. Asıl amaç, üretimin devam ettiği, çiftçinin ayakta kaldığı ve tüketicinin uygun fiyatla ürüne ulaşabildiği sürdürülebilir bir tarım politikasının inşa edilmesidir. ​Bu noktada, kuru soğan ithalatına ilişkin son düzenlemeyi de değerlendirmek gerekir. Resmî Gazete’de 11 Temmuz 2026’da yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kuru soğan ithalatında yüzde 49,5 olan gümrük vergisi yüzde 5’e düşürülmüş ve bu uygulamanın 31 Ağustos 2026’ya kadar devam edeceği açıklanmıştır. Ne var ki, 2019 yılında da benzer bir yol izlenmiş, o dönemde soğan fiyatlarındaki artış gerekçesiyle ithalatta gümrük vergisi sıfırlanmış ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) soğan ithalatı gerçekleştirmiştir. Ancak bu tür geçici önlemler, sorunun kaynağına inmeden yalnızca acil fiyat baskısını hafifletmeye yarar; kalıcı çözüm ise üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve çiftçinin desteklenmesinden geçer. SO-DER olarak bir kez daha vurguluyoruz: Kalıcı çözüm ithalatı artırmak değil, yerli üretimi maliyet bazında destekleyerek sürdürülebilir kılmaktır. Hükümeti ve kamuoyunu bu gerçekle yüzleşmeye, çiftçimizin sesine kulak vermeye davet ediyoruz. Üretim biterse, ne ithalat ne de fiyat regülasyonları açığı kapatabilir. Yarının soğanı bugün ekilir; bugün önlem alınmazsa, önümüzdeki yıllarda hem soğan hem de diğer birçok tarım ürününde çok daha ağır tablolarla karşılaşabiliriz. SO-DER olarak hükümetimizden beklentilerimiz açıktır: Öncelikle, üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen mazot, gübre, ilaç ve elektrik gibi tarımsal girdilerdeki KDV-ÖTV indirimi ve akaryakıt desteği gibi kalıcı teşvik mekanizmaları hayata geçirilmeli, ayrıca hasat işçiliğinde kayıtlı istihdamı teşvik eden prim destekleri artırılmalıdır. Bununla birlikte, üreticinin emeğinin karşılığını alması için taban fiyat uygulaması getirilmeli ve bu fiyat, gerçek üretim maliyeti ile makul kâr marjı dikkate alınarak her yıl güncellenmelidir. İthalatın yalnızca arz açığının acilen kapatılması gereken durumlarda ve sınırlı süreyle yapılmasına izin verilmeli; ithal ürünlerin piyasaya girişinde yerli üreticiyi koruyacak telafi edici mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Ayrıca, TMO’nun piyasa müdahale yetkileri güçlendirilerek, ürün alım fiyatları maliyetlerin altına düştüğünde devreye giren bir alım garantisi sistemi oluşturulmalıdır. Son olarak, tarım sigortaları primleri devlet tarafından daha yüksek oranda sübvanse edilmeli ve doğal afetlerde üreticiye hızlı ve yeterli tazminat ödenmesi sağlanmalıdır. SO-DER olarak, bu taleplerimizin karşılanmasının yalnızca üreticisini değil, tüm tarım sektörünü ayakta tutacağına ve Türkiye’nin gıda güvenliğini uzun vadede garanti altına alacağına inanıyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.