Hava Durumu

#Narenciye

Kırsal Haber - Narenciye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Narenciye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: “Rekolte Yüksek Ancak Fiyatlar Çok Düşük” Haber

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: “Rekolte Yüksek Ancak Fiyatlar Çok Düşük”

Türkiye’nin önemli narenciye üretim merkezlerinden Adana’da erkenci portakal hasadı başladı. Kent genelinde 670 bin ton rekolte beklenirken, geçen yıl bahçede kilogramı 27-32 liradan satılan portakalın fiyatı bu yıl 5-7 liraya geriledi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, ihracatta yaşanan sorunlara dikkat çekerek üreticilere destek verilmesini istedi. Türkiye’nin narenciye ihtiyacının yüzde 65’inden fazlasını karşılayan Adana’da, erkenci Navelina ve Fukumoto cinsi portakalların hasadına başlandı. Kentte 160 bin dönüm alanda üretimi yapılan portakalın hasadı için işçiler sabahın erken saatlerinde bahçelere girdi. Toplanan portakallar, yurt içinde satışa sunulmak üzere Adana haline gönderildi. Adana’da Portakal Rekoltesi 670 Bin Ton Olarak Bekleniyor Adana’da dönüm başına ortalama 4 ton verim alınan portakalda, bu yıl kent genelinde 670 bin ton rekolte hedefleniyor. Ancak üretimdeki yüksek verime rağmen ihracatta yaşanan sorunlar, portakalın bahçe fiyatlarına yansıdı. Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaş nedeniyle Karadeniz’de gemi trafiğinde yaşanan aksaklıklar, limon ve mandalinanın yanı sıra portakal ihracatını da etkiledi. Rusya ve Ukrayna pazarlarına ürünlerin sınırlı miktarda ve ağırlıklı olarak tırlarla gönderilebilmesi nedeniyle fiyatlar geriledi. Geçen yıl bahçede kilogramı 27 ile 32 lira arasında alıcı bulan portakal, bu yıl 5-7 liradan satılıyor. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: “Rekolte Yüksek Ancak Fiyatlar Çok Düşük” Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, portakal üretiminde bu yıl yüksek rekolte beklendiğini ancak ihracatta yaşanan sorunların fiyatları olumsuz etkilediğini belirtti. Doğan, “Bu yıl rekolte yüksek ancak Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yurt dışına gidemiyor. O nedenle fiyatlar çok düşük. Geçen yıl bahçede kilogram fiyatı 27-32 liraydı ancak şu anda 5-7 lira. Mersin'den haftada 1-2 kere, Samsun'dan da yine aynı şekilde Rusya ve Ukrayna'ya gemi gidiyor ancak o yeterli değil” ifadelerini kullandı. Portakal Üreticileri İçin DFİF ve Navlun Desteği Talebi Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, üreticilerin yaşadığı sorunların hafifletilmesi amacıyla Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) desteği ile navlun desteğinin verilmesini istedi. Ürünü ağaçta kalan çiftçilere kilogram başına destek sağlanması gerektiğini belirten Doğan, şunları söyledi: “Ürünü ağaçta kalan çiftçiye kilogram başına 5 lira destek verilse, bu çok büyük para değil ama çiftçimizi rahatlatır. Geçen sene don olduğu için yok yılıydı, bu sene çok yılı. Limon ve mandalinada da verim çok ancak o da ihraç edilemediği için çok fazla para etmiyor.” Portakal Üreticisi: “Seneye Verim Almak İçin Hasat Yapıyoruz” Adana’da 240 dönüm alanda portakal üretimi yapan Vedat Yıldız da hasadın devam ettiğini ancak fiyatların düşük olduğunu belirtti. Ağaç başına 150-200 kilogram arasında verim aldıklarını ifade eden Yıldız, “240 dönüm alanda portakalımız var. Ağaç başı 150-200 kilogram arasında verim alıyoruz. Şu anda kilogram fiyatı 5 lira ve hasat devam ediyor. Seneye verim almak için meyveleri hasat yapıyoruz. Ağacın üzerinde bırakmakta olmuyor...” dedi.

Gülcan Kış: ''Çiftçinin Zararını Kim Karşılayacak?'' Haber

Gülcan Kış: ''Çiftçinin Zararını Kim Karşılayacak?''

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, limonda üretim maliyetinin altında kalan alım fiyatlarını ve narenciye ihracatındaki taşıma sorunlarını gündeme taşıdı. Ticaret Bakanlığının önergesine verdiği yanıtı değerlendiren Kış, “Navlun desteği sorduk, genel destekleri anlattılar. Üreticinin ürününü nasıl koruyacaklarını sorduk, somut bir tedbir açıklamadılar. Mersinli çiftçinin bir yıllık emeği, ‘değerlendiriyoruz’ cümlesine bırakılamaz” dedi. Mersin’de narenciye hasat ve ihracat sezonu sürerken, limon üreticisinin gündeminde düşük alım fiyatları, yüksek üretim maliyetleri ve dış pazarlara ulaşımda yaşanan güçlükler bulunuyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, üretici temsilcilerinin uyarılarına dikkat çekerek Ticaret Bakanlığından üreticinin gelirini koruyacak önlemleri ve bunların uygulama takvimini açıklamasını istedi. Kış’ın 23 Eylül 2026 tarihinde verdiği on soruluk yazılı önergeye, Ticaret Bakanı Ömer Bolat imzasıyla 22 Ekim’de gönderilen cevapta genel ihracat destekleri, tanıtım faaliyetleri, alternatif güzergâh çalışmaları ve Ukrayna ile ticaret anlaşmasına yer verildi. Ancak sevkiyat kayıplarının miktarı, navlun desteği, Mersin–St. Petersburg hattı ve üretici fiyatlarını koruyacak somut tedbirler konusunda istenen bilgiler açıklanmadı. “ÇİFTÇİ ÜRÜNÜNÜ SATTIĞINDA MASRAFINI KARŞILAYABİLECEK Mİ?” Erdemli Ziraat Odası Başkanı Rasim Şahin’in 20 Ekim’de kamuoyuna yansıyan açıklamasında, limon alım fiyatlarının kilogram başına 4–15 lira, üretim maliyetlerinin ise 15–20 lira arasında değiştiğini belirttiğini hatırlatan Kış, bu tablonun üreticinin karşı karşıya olduğu gelir kaybını ortaya koyduğunu söyledi. Fiyatların ürünün çeşidine, kalitesine ve bahçenin koşullarına göre değişebildiğini belirten Kış, şöyle konuştu: “Üretici temsilcisi, alım fiyatlarının maliyeti karşılamadığını söylüyor. Çiftçi gübreye, ilaca, sulamaya, işçiliğe para harcıyor; aylarca bahçesinde çalışıyor. Hasat geldiğinde ise ürününü satıp masrafını çıkarıp çıkaramayacağını düşünüyor. Bakanlığın cevap vermesi gereken soru budur: Mersinli çiftçi bu sezon emeğinin karşılığını nasıl alacak?” “SORUNU DA ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ DE SEZON BAŞINDA İLETTİK” Mersin Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulunun eylül ayında güvenli sevkiyat, alternatif güzergâhlar ve taşıma kapasitesinin artırılması için çağrı yaptığını anımsatan Kış, üreticilerin taleplerini sezon başında Meclis gündemine taşıdığını belirtti. Önergede Rusya ve Ukrayna’ya sevkiyatta yaşanan iptal, gecikme ve kapasite kayıplarını; güvenli ticaret koridoru için yürütülen görüşmeleri; Mersin’den St. Petersburg’a düzenli deniz hattı oluşturulmasını ve navlun desteği verilmesini sorduğunu ifade eden Kış, şunları kaydetti: “Üreticilerimiz yalnızca sorun anlatmadı, çözüm de önerdi. Biz de bu taleplerin hangi aşamada olduğunu sorduk. Bakanlık on soruyu tek başlık altında cevapladı. Kaç sevkiyat aksadı, ne kadar kapasite kaybedildi, hangi destek ne zaman verilecek; bunlar açıklanmadı. Üreticinin önünü görebilmesi için açık karar, yeterli kaynak ve uygulama takvimi gerekiyor.” “MALİYETİ HESAPLADINIZ, ÜRETİCİYİ KORUMAK İÇİN NE YAPTINIZ?” Tarım ve Orman Bakanlığının 30 Eylül tarihli duyurusunda, Mersin’de narenciye üretim maliyetlerinin belirlenmesine yönelik teknik toplantı yapıldığının açıklandığına dikkat çeken Kış, toplantıda ele alınan maliyetlerin sonuçlarının da kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi. Gübreleme, sulama, işçilik, hasat ve taşıma giderlerinin değerlendirildiği çalışmayı hatırlatan Kış, iki bakanlığa şu soruları yöneltti: “Kamunun elinde maliyet çalışması varsa sonuçlarını açıklayın. Mersin’de limonun, mandalinanın, portakalın kilogram başına üretim maliyetini ne kadar hesapladınız? Bu maliyetlerle bahçedeki alım fiyatlarını karşılaştırdınız mı? Üretici maliyetinin altında satış yapmak zorunda kalıyorsa hangi önlemi devreye sokacaksınız? Maliyet hesabı, çiftçiyi koruyacak karara dönüşmediği sürece bahçedeki sorunu çözmez.” “İHRACAT RAKAMI ÇİFTÇİNİN NET KAZANCINI GÖSTERMİYOR” Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğinin açıkladığı dokuz aylık verilerde ihracat artışı bulunduğunu belirten Kış, toplam ihracat gelirinin yeni hasat dönemindeki üretici fiyatlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Aynı Birliğin Karadeniz’de güvenli ticaret koridoru oluşturulması çağrısı yaptığına işaret eden Kış, “İhracatın artması ülkemiz için değerlidir. Ancak ihracat tablosundaki artış, çiftçinin cebine ne kaldığını tek başına göstermiyor. Üreticinin maliyeti, satış fiyatı ve borcu da o tablonun yanında görülmelidir. Mersin’in ihracattaki gücünü sürdürebilmesi için önce üreticisinin ayakta kalması gerekir” dedi. “YENİ HAT ÖNEMLİ; KAPASİTESİ VE MALİYETİ DE AÇIKLANMALI” Arkas’ın 30 Ekim tarihli açıklamasında, Mersin ile St. Petersburg arasında yıl sonuna kadar iki gemiyle çalışılması planlanan servise ilişkin bilgi verildiğini belirten Kış, alternatif deniz bağlantılarının geliştirilmesini önemli bulduğunu ifade etti. Kış, bu gelişmenin üretici ve ihracatçı açısından somut sonuçlarının izlenmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti: “Yeni bağlantının sezonun ihtiyacını ne ölçüde karşılayacağını, taşıma maliyetini nasıl etkileyeceğini görmek istiyoruz. Kaç ton ürün taşınabilecek, seferler hangi sıklıkla yapılacak, küçük üretici ve ihracatçı bu imkândan nasıl yararlanacak? Bakanlık, özellikle sorduğumuz bu hat hakkında önerge cevabında bilgi vermedi. Şimdi kapasiteyi, maliyeti ve kamunun sağlayacağı desteği açıklamalıdır.” “BUGÜNKÜ HASADA BUGÜNÜN ÇÖZÜMÜ GEREKİYOR” Bakanlık cevabında Ukrayna ile Serbest Ticaret Anlaşması’na da yer verildiğini hatırlatan Kış, anlaşmanın ticarete katkısının önemli olduğunu, ancak mevcut hasat dönemindeki sorunlar bakımından somut sonuçlarının açıklanması gerektiğini söyledi. Bakanlığın bilgilendirmesine göre anlaşmanın 1 Ekim’de yürürlüğe girdiğini, mal ticaretine ilişkin gümrük vergisi indirimlerinin ise 1 Ocak 2027’de uygulanmaya başlayacağını belirten Kış, “Anlaşmanın bugünkü taşıma sorununa, navlun maliyetine ve üreticinin satış fiyatına katkısı nedir? Hasat takvimi ilerliyor. Çiftçinin ödemeleri beklemiyor. Bu sezonun ürününü ve üreticisini koruyacak kararların şimdi açıklanması gerekiyor” ifadelerini kullandı. “MERSİN’İN BEREKETİ ÜRETİCİSİNİN BORCUNA DÖNÜŞMESİN” Kış, Bakanlıklara üretim maliyetlerini yayımlama, sevkiyat kayıplarını açıklama, navlun desteği konusunda karar verme ve üretici örgütleriyle birlikte takvimli bir çalışma yürütme çağrısında bulundu. “Bu mesele bahçeden limana kadar Mersin’in meselesidir. Üreticinin kazanamadığı yerde tarım işçisi, nakliyeci, paketleme tesisi ve esnaf da etkilenir. Mersinli çiftçi üretmekten vazgeçmesin diye emeğinin karşılığını güvence altına almak zorundayız. Bakanlığın cevabı var; fakat üreticinin kazancını koruyacak somut kararlar o cevapta yok. Biz bu kararların takipçisi olacağız. Mersin’in bereketinin üreticisinin borcuna dönüşmesine izin vermeyeceğiz.”

Narenciye Üreticisine Acil Destek Çağrısı: 2026 Girdi Maliyetleri Karşılansın Haber

Narenciye Üreticisine Acil Destek Çağrısı: 2026 Girdi Maliyetleri Karşılansın

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, narenciye üreticilerinin son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşadığını belirterek, artan tarımsal girdi maliyetleri, düşen ürün fiyatları ve pazarlama sorunlarına dikkat çekti. Üreticilerin ekonomik açıdan çıkmaza sürüklendiğini ifade eden Doğan, narenciye çiftçileri için acil destek mekanizmalarının devreye alınmasını istedi. Narenciye bahçelerinde yaşanan tablonun üreticiler açısından sürdürülebilir olmaktan uzaklaştığını belirten Doğan, çiftçilerin aylarca emek vererek, gübreleyip sulayarak ve ilaçlayarak yetiştirdiği ürünleri kimi zaman yok pahasına satmak zorunda kaldığını söyledi. Bazı üreticilerin ise yalnızca ağaçlarını bir sonraki sezona hazırlayabilmek amacıyla ürünlerini değerinin çok altında elden çıkardığını vurgulayan Doğan, yaşanan durumun sektördeki ekonomik sıkıntının ciddi boyutlara ulaştığını gösterdiğini ifade etti. NARENCİYE ÜRETİCİLERİNE 2026 YILI GİRDİ MALİYETİ DESTEĞİ TALEBİ Üreticilerin ekonomik kayıplarının hafifletilmesi için acil destek mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Mehmet Akın Doğan, Tarım ve Orman Bakanlığına çağrıda bulundu. ÇKS kayıtlarının esas alınarak ürününü pazarlayamayan, ürünü dalında kalan ve ekonomik kayba uğrayan üreticilerin belirlenmesini isteyen Doğan, bu üreticilerin 2026 yılına ait tarımsal girdi maliyetlerinin tamamının destek kapsamında karşılanmasını talep etti. Bu desteğin çiftçilerin üretimden kopmaması ve gelecek sezona hazırlanabilmesi açısından hayati önem taşıdığını belirten Doğan, üreticilerin içinde bulunduğu olağanüstü şartların acil destekleri gerekli kıldığını dile getirdi. İHRACATÇILARA DFİF VE NAVLUN DESTEĞİ ÇAĞRISI Narenciye sektöründeki pazarlama sorunlarının çözümü için ihracat desteklerinin de önem taşıdığını ifade eden Doğan, ihracatçılara sağlanacak Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) ve navlun desteklerinin narenciye ürünlerinin dış pazarlardaki rekabet gücünü artıracağını söyledi. Söz konusu desteklerin hasat sezonu başlamadan önce açıklanması ve ödemelerin zamanında yapılması gerektiğini vurgulayan Doğan, desteklerde yaşanacak gecikmelerin ihracatçıların hareket alanını daralttığını ve üreticilerin pazarlama sorunlarını artırdığını belirtti. Ticaret Bakanlığının bu konuda atacağı adımların sektöre önemli katkı sağlayacağına inandığını kaydetti. NARENCİYEDE İÇ VE DIŞ PAZARLAR GÜÇLENDİRİLMELİ Narenciye sektöründe yaşanan pazarlama sorunlarının aşılması, iç ve dış pazarlardaki tıkanıklıkların giderilmesi ve üreticilerin ürünlerini hak ettiği değerden satabilmesi için ilgili kurum ve kuruluşların iş birliği içerisinde hareket etmesi gerektiğini belirten Doğan, kalıcı çözümlerin vakit kaybetmeden üretilmesini istedi. Bu kapsamda iç piyasadaki pazarlama ve dağıtım kanallarının güçlendirilmesi, üreticilerin yeni alıcılarla buluşturulması ve ihracatta yeni pazarların açılması gerektiğine dikkat çekti. Mevcut dış pazarların genişletilmesi için çalışmaların hızlandırılmasını isteyen Doğan, özellikle üreticilerin elinde kalan ve dalında bekleyen ürünlerin ekonomiye kazandırılması amacıyla acil ve somut tedbirler alınması gerektiğini ifade etti. “ÜRETİCİMİZİ YALNIZ BIRAKIRSAK ÜRETİMİ KAYBEDEBİLİRİZ” Narenciye üreticilerinin ekonomik dayanma gücünün giderek azaldığını belirten Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, üreticilerin desteklenmemesi halinde tarımsal üretimin geleceğinin tehlikeye girebileceğini söyledi. Doğan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bugün üreticimizi yalnız bırakırsak, koruyamazsak yarın üretimi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Çiftçimiz üretmek, toprağına sahip çıkmak ve ülke ekonomisine katkı sağlamak istiyor. Ancak bunun için emeğinin karşılığını alması ve ekonomik olarak desteklenmesi gerekiyor. Üreticilerimizin yaşadığı sorunların çözümü için ilgili tüm kurum ve kuruluşların gerekli hassasiyeti göstererek bir an önce somut adımlar atmasını bekliyoruz. Unutulmamalıdır ki üreticimizin ayakta kalması, tarımımızın ve ülkemizin geleceği açısından hayati önem taşımaktadır.”

Karadeniz’de Güvenli Ticaret Koridorunun Acilen Oluşturulması Gerekiyor Haber

Karadeniz’de Güvenli Ticaret Koridorunun Acilen Oluşturulması Gerekiyor

Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatı ocak-eylül döneminde yüzde 42 artışla 3,17 milyar dolara ulaşırken, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği aynı dönemde ihracatını yüzde 55 artırarak 1,38 milyar doların üzerine çıkardı. Ulusal sektör ihracatının yaklaşık yüzde 44’ünü gerçekleştiren Birlik; mandalina ve şeftali başta olmak üzere birçok ürün grubunda kaydettiği yükselişle sektörün büyümesine önemli bir katkı sağladı. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Sarıkaya, 2026 yılı üçüncü çeyreği sonu itibarıyla sektörün ihracat performansını değerlendirdi. Sarıkaya; üretim gücünü uluslararası pazarlara taşıma, ürün çeşitliliğini artırma ve ticari ilişkileri geliştirme çalışmalarının sonuçlarını almaya devam ettiklerini belirtti. Geçen yılın aynı döneminde 894,2 milyon dolar olan Birlik ihracatını 1,38 milyar doların üzerine çıkardıklarını kaydeden Sarıkaya, dokuz ayda toplam 1,2 milyon ton ürünü dünya pazarlarında değere dönüştürdüklerini açıkladı. "En çok narenciye ve sert çekirdekli meyveler ihraç ettik" Narenciye ve sert çekirdekli meyvelerin, Birliğin yılın ilk 9 ayındaki ihracat artışında belirleyici rol üstlendiğini vurgulayan Sarıkaya, narenciye ihracatının yüzde 72 artışla 642,5 milyon dolara ulaştığını kaydetti. Sarıkaya; mandalinanın yüzde 86 artış ve 357,9 milyon dolarlık ihracat değeriyle Birlik ihracatından yaklaşık yüzde 26 pay aldığını ifade etti. Şeftali ihracatında da güçlü bir performans sergilendiğini aktaran Sarıkaya; bu ürün grubunda miktar bazında yüzde 132, değer bazında ise yüzde 144 artışla 221,1 milyon dolarlık dış satıma ulaşıldığını bildirdi. Limon ihracatının 171,1 milyon dolar, kayısının 78,2 milyon dolar, portakalın ise 67 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Sarıkaya, kiraz ve vişne ihracatının yüzde 584 artışla 33,4 milyon dolara yükselmesinin dikkat çekici olduğunu kaydetti. Başkan Sarıkaya, “Ürün gruplarında yakalanan bu başarı; mevcut pazarların yanında farklı pazarlardaki talebin doğru değerlendirilmesinin bir sonucu olarak gerçekleşti. Rusya Federasyonu’na yapılan ihracat yüzde 47 artışla 463,4 milyon dolara ulaştı. Yakın coğrafyadaki pazarlarda artan ticari hareketliliğin yanı sıra Avrupa pazarlarındaki ilişkilerin geliştirilmesi de ihracat performansımıza önemli katkılar sağladı.” dedi. “Mersin, 937,1 milyon dolarlık ihracatla Türkiye yaş meyve sebze sektöründeki liderliğini korudu” Mersin, Hatay ve Adana’nın üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve lojistik avantajlarıyla sektörün gelişiminde önemli rol üstlendiğini ifade eden Sarıkaya, 9 aylık bölge ihracatını illere göre değerlendirirken şunları söyledi: “Bölgemizdeki iller bazında ihracat performansına bakıldığında, Mersin 937,1 milyon dolarlık dış satım ve yüzde 30’luk payla Türkiye yaş meyve sebze ihracatındaki liderliğini korudu. Hatay’ın ihracatı ise yüzde 22 artışla 375,4 milyon dolar oldu. Adana’nın ihracatı 129,9 milyon dolar düzeyinde oluştu.” “Karadeniz’de güvenli ticaret koridorunun acilen oluşturulması gerekiyor” Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında sevkiyatların yaklaşık yüzde 80’inin deniz, yüzde 20’sinin kara yoluyla gerçekleştirildiğine dikkat çeken Sarıkaya, özellikle yüksek rekolte beklentisinin bulunduğu narenciye sezonunda deniz taşımacılığında yaşanabilecek aksaklıkların ihracatı ciddi ölçüde sekteye uğratabileceğini ifade etti. Sarıkaya, “Narenciye sezonuna girerken Karadeniz’de güvenli bir ticaret koridorunun acilen oluşturulması gerekiyor. Rekoltenin yüksek olduğu bu dönemde ürünlerimizi pazarlara zamanında ulaştıramamamız, ihracatımızda önemli kayıplara yol açabilir. Üreticimizin emeğinin karşılığını bulması ve ihracat pazarlarımızdaki konumumuzun korunması için deniz taşımacılığının güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürülmesi büyük önem taşıyor.” diye konuştu. “Küresel pazarlarda yeni fırsatlar peşindeyiz” Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin uluslararası tanıtım faaliyetlerinin ihracat hedeflerini doğrudan desteklediğini belirten Sarıkaya; eylül ayında Rusya’da düzenlenen WorldFood Moscow 2026 ve ekim ayında İspanya’da gerçekleştirilen Fruit Attraction 2026 fuarlarında sektör temsilcilerini uluslararası alıcılarla buluşturduklarını ifade etti. Madrid’deki fuara koordinasyonunu üstlendikleri milli katılım organizasyonu kapsamında 23 firmayla katıldıklarını kaydeden Sarıkaya, 50’den fazla ülkeden gelen alıcılar ve perakende temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerin yeni ticari bağlantıların kurulması ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi açısından büyük fırsatlar sunduğunu vurguladı. Moskova’daki temaslarda narenciye, kayısı ve nar gibi taze ürünlerin yanı sıra dondurulmuş meyve ve meyve püresine yönelik talebi de değerlendirdiklerini aktaran Sarıkaya, özellikle premium segment limon ve mandalinaya gösterilen ilginin öne çıktığını belirtti. Hindistan gibi alternatif pazarlara elma ihracatı konusunda da uluslararası ölçekte görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildiren Sarıkaya, fuarların farklı pazarlardaki talebi yakından izlemek ve yeni ihracat fırsatlarını yakalamak için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak küresel pazarlarda uzun vadeli ticari ilişkilere odaklandıklarını vurgulayan Sarıkaya, “Kalıcı ihracat başarısının anahtarı, sürdürülebilir ve güçlü ticari ilişkiler kurmaktır. Amacımız; güvenilir tedarikçi kimliğimizi pekiştirmek, ürün portföyümüzü pazar beklentilerine göre şekillendirerek üreticimizin altın teri ve emeğini dünya sofralarında daha güçlü konumlandırmaktır.” diye konuştu.

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü! Haber

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü!

CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı ekonomik sorunları TBMM gündemine taşıdı. Portakal, limon ve mandalinaları Meclis kürsüsüne dökerek üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Şevkin, narenciye üreticisine ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesini ve çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesini istedi. CHP’nin araştırma önergesi ise AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için Meclis’te dikkat çeken çıkış Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Çukurova başta olmak üzere narenciye üretiminin yoğun olarak yapıldığı bölgelerde çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla Meclis’e sunulan araştırma önergesi, CHP Grubu’nun önerisi olarak TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Önergenin gerekçelerini CHP Grubu adına açıklayan Şevkin, konuşması sırasında torbadaki portakal, limon ve mandalinaları kürsüye dökerek tarım sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Üreticinin ürününü dalında maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise aynı ürünleri pazarda ve markette yüksek fiyatlarla satın aldığını belirten Şevkin, mevcut fiyat politikalarının hem çiftçiyi hem de vatandaşları mağdur ettiğini savundu. Şevkin, konuşmasında, “Çiftçi bahçede zarar ediyor, tüketici pazarda ateş pahasına alıyor. Dalında 5 lira, pazarda 40 lira! Bu nasıl düzen?” ifadeleriyle üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkına tepki gösterdi. “Çukurova’nın çiftçisi kan ağlıyor” Türkiye'nin narenciye üretiminde önemli bir yere sahip olan Çukurova bölgesinde çiftçilerin ağır bir ekonomik darboğazdan geçtiğini ifade eden Müzeyyen Şevkin, Adana, Hatay ve Mersin’de üreticilerin yaşadığı sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi. Şevkin, “Adana’dan, Hatay’dan, Mersin’den çiftçinin sesi, gözü, kulağı olmak için buradan haykırıyoruz. Narenciye üreticimiz kan ağlıyor!” diyerek üreticilerin yaşadığı sıkıntıları gündeme taşıdı. Türkiye’de yıllık yaklaşık 6 milyon ton narenciye ve 2 milyon ton limon üretildiğini, üretimin yaklaşık yüzde 80’inin Çukurova’da gerçekleştirildiğini belirten Şevkin, böylesine büyük bir üretim potansiyeline rağmen çiftçilerin emeklerinin karşılığını alamadığını dile getirdi. Üreticinin artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını kaydeden Şevkin, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçilere yönelik somut destek politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Narenciye üretiminde maliyetler arttı, bahçe fiyatları düştü Mazot, gübre, elektrik ve zirai ilaç fiyatlarındaki artışın narenciye üreticisinin maliyetlerini önemli ölçüde yükselttiğini belirten Şevkin, üreticilerin ürünlerini satarken bu maliyetleri karşılayamadığını ifade etti. Limonun kilogram başına üretim maliyetinin 20 lirayı aştığını, dönüm başına maliyetin ise 15 bin liraya ulaştığını söyleyen Şevkin, sezon başında 8-12 lira seviyesinde olan limonun bahçe fiyatının 5 liraya kadar gerilediğini belirtti. Erkenci mandalinanın 5-7 lira aralığında alıcı bulduğunu, bazı mandalina türlerinde fiyatların 2 liranın altına düştüğünü kaydeden Şevkin, üreticilerin hasat masraflarını dahi karşılamakta zorlandığını söyledi. Narenciye bahçelerinin yıllar süren emek ve yatırım sonucunda verimli hale geldiğine dikkat çeken Şevkin, ürünün değerinde satılamamasının çiftçileri büyük zarara uğrattığını ifade etti. Şevkin, “Bir limon bahçesi yıllarca emek istiyor, yıllarca meyve vermesini bekliyorsunuz. Ama ürün para etmiyor. Bahçeye işçi soktuğunuzda, toplama masrafını bile karşılayamıyorsunuz. Üretici, binbir emekle yetiştirdiği ürünü dalında çürümeye terk ediyor. Bu nasıl bir düzendir?” sözleriyle üreticinin yaşadığı çıkmaza dikkat çekti. Dalında 5 lira olan narenciye pazarda 40 liraya satılıyor Müzeyyen Şevkin’in Meclis kürsüsünde gündeme getirdiği konuların başında, üreticinin satış fiyatı ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki fark geldi. Narenciyenin bahçede düşük fiyatlarla alıcı bulmasına rağmen pazarda ve markette çok daha yüksek fiyatlarla satıldığını belirten Şevkin, üreticinin de tüketicinin de mevcut sistemden olumsuz etkilendiğini savundu. Şevkin, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise yüksek fiyatlar nedeniyle temel gıda ürünlerine erişmekte zorlandığını dile getirdi. “Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Bu tablonun sorumluluğu görmezden gelinemez!” diyen Şevkin, tarımsal üretimden tüketiciye uzanan tedarik zincirindeki fiyat oluşumunun ve aracılık maliyetlerinin de değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, tüketicinin ise narenciyeyi uygun fiyatlarla satın alabileceği bir sistemin oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, iktidara tarım politikalarını yeniden gözden geçirme çağrısında bulundu. Mersin Limanı’ndaki maliyetler ihracatçıyı zorluyor Narenciye üreticilerinin karşılaştığı sorunların yalnızca tarımsal üretim maliyetleriyle sınırlı olmadığını belirten Şevkin, ihracat sürecinde ortaya çıkan lojistik giderlerin de üreticiler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Mersin Limanı’ndaki elleçleme ve ücretlendirme uygulamalarını gündeme getiren Şevkin, indirme, bindirme, forklift ve konteyner kiralama gibi 27 ayrı kalemde ücret alındığını, dolar üzerinden yapılan fiyatlandırmanın ihracatçıların maliyetlerini artırdığını ifade etti. Liman hizmetlerindeki ücretlendirme uygulamalarının yeniden değerlendirilmesini isteyen Şevkin, Mersin Deniz Ticaret Odası’nın görüşlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Limanların ülkenin üretim ve ihracat kapasitesini desteklemesi gerektiğini savunan Şevkin, üreticilerin ve ihracatçıların önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamaların Çukurova’nın tarımsal üretimine zarar verdiğini dile getirdi. Şevkin, “Limanlar bu ülkenin üreticisine hizmet etmeli. İhracatçının önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamalar, Çukurova’nın emeğine ve Türkiye’nin ihracatına zarar veriyor” dedi. İhracattaki lojistik sorunlar çiftçinin gelirini etkiliyor İklim krizi, zirai don ve kuraklığın yanı sıra ekonomi ve dış ticaret politikalarının da narenciye üreticileri açısından belirleyici olduğunu kaydeden Şevkin, ihracatta yaşanan lojistik sorunların ürünlerin pazara ulaşmasını zorlaştırdığını söyledi. Karadeniz hattındaki gemi trafiğine ilişkin aksaklıkların nakliye maliyetlerini artırdığını belirten Şevkin, deniz yoluyla yaklaşık 3 bin dolara gerçekleştirilebilecek bir sevkiyatın kara yoluyla tır başına 9-10 bin dolara mal olabildiğini ifade etti. Aradaki maliyet farkının ihracatçı ve üretici açısından ciddi bir yük oluşturduğunu kaydeden Şevkin, ihracat kanallarının daralmasının iç piyasada da fiyat baskısına yol açtığını savundu. Şevkin, “İhracat tıkanınca iç piyasa da darbe alıyor. Ürün elde kalıyor, fiyatlar üretici aleyhine geriliyor. Bunun bedelini yine çiftçimiz ödüyor” dedi. Lojistik maliyetlerinin azaltılması için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik yeni ihracat olanaklarının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Narenciye bahçelerinde ağaç sökümü uyarısı Narenciye üreticilerinin zarar etmeleri nedeniyle yıllardır emek verdikleri ağaçları sökmek zorunda kaldıklarını belirten Şevkin, bu durumun Türkiye’nin gelecekteki tarımsal üretim kapasitesi açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Daha önce süt, zeytin ve zeytinyağı sektörlerinde de benzer sorunların yaşandığını hatırlatan Şevkin, üreticilerin gelir elde edememesinin tarımsal üretimden uzaklaşmalarına neden olabileceğini söyledi. Narenciye ağaçlarının sökülmesinin yalnızca bugünkü üretimi değil, gelecek yıllardaki arzı da etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, çiftçilerin korunmasının stratejik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Bugün üretici para kazanamadığı için ağacını söküyor. Yarın bu ülkede limon ve narenciye bulmakta zorlanırsak bunun sorumlusu kim olacak? Tarımı ve üreticiyi korumak, ülkenin geleceğini korumaktır” ifadelerini kullandı. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için 5 somut çözüm önerisi CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı sorunların çözümü için iktidara beş temel öneri sundu. 1. Ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesi Şevkin, narenciye üreticilerinin artan maliyetler karşısında rahatlatılması için ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek sağlanmasını istedi. 2. Çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesi Üreticilerin finansman yükünün hafifletilmesi amacıyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının en az iki yıl süreyle faizsiz ertelenmesi çağrısında bulundu. 3. İç tüketimin artırılması Narenciye üreticilerine yeni pazar alanları oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, kamu kurumlarında ve fabrikalarda haftada en az bir gün narenciye suyu tüketiminin teşvik edilmesini önerdi. 4. Demiryolu ve lojistik desteğinin sağlanması İhracat maliyetlerinin düşürülmesi için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, tarımsal ürünlerin pazarlara daha ekonomik koşullarda ulaştırılmasını talep etti. 5. Yeni ihracat pazarlarının açılması Narenciye ihracatının geliştirilmesi için Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik çalışmaların artırılmasını öneren Şevkin, alternatif ihracat kanallarının üreticilerin elini güçlendireceğini ifade etti. “Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır” Tarım sektörünün desteklenmesinin yalnızca çiftçilerin değil, bütün ülke ekonomisinin yararına olacağını belirten Müzeyyen Şevkin, üreticilerin yaşadığı sorunların çözümü için kapsamlı bir destek politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Çiftçinin üretimden kopmasının uzun vadede hem gıda arzını hem de tüketici fiyatlarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, üreticilerin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Çiftçiyi desteksiz bırakmayın. Ülke ekonomisini bu şekilde büyütemezsiniz. Üreticinin sesini duyun. Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır, ülke ekonomisi de rahat eder. Çukurova’nın bereketli topraklarında üretim yapan çiftçimizin emeğinin karşılığını alması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. CHP’nin narenciye araştırma önergesi reddedildi TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen görüşmelerin ardından, Dr. Müzeyyen Şevkin’in hazırladığı ve gerekçelerini CHP Grubu adına açıkladığı narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin önerge oylamaya sunuldu. CHP’nin grup önerisi olarak görüşülen araştırma önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Böylece narenciye üreticilerinin artan maliyetleri, düşük bahçe fiyatları, ihracat ve lojistik sorunları ile üreticilerin borç yükü gibi başlıkların Meclis araştırması yoluyla incelenmesini amaçlayan öneri kabul edilmedi. Şevkin’in Meclis kürsüsüne portakal, limon ve mandalina dökerek gündeme taşıdığı fiyat farkı, Çukurova’daki üreticilerin ekonomik koşulları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

CHP'li Gürer: "Çeltik ve Şeker Pancarı Fiyatları Yeniden Değerlendirilmeli" Haber

CHP'li Gürer: "Çeltik ve Şeker Pancarı Fiyatları Yeniden Değerlendirilmeli"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çeltik, şeker pancarı, fındık, üzüm, incir, limon, elma ve diğer tarım ürünlerinde açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin beklentilerinin altında kaldığını belirterek tarım politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu. Mazot, gübre, elektrik, tohum, ilaç ve işçilik maliyetlerinin arttığını, buna karşın birçok üründe alım fiyatlarının enflasyonun gerisinde kaldığını ifade eden Gürer, çiftçinin borcunu ödeyebilmek için ürününü düşük fiyattan satmak zorunda bırakıldığını söyledi. Çiftçilerin toplam kredi borcunun 1 trilyon 511 milyar liraya ulaştığını belirten Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiğini vurguladı. TÜRKİYE’DE ÜRETİCİLER NEREDEYSE HER İLDE TEPKİ GÖSTERİYOR Tarım ürünlerinin alım fiyatlarında yaşanan sorunların ülke genelinde üreticileri etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çeltik ve şeker pancarı ile ilgili yapılan açıklamalarda da üreticilerimizin beklentilerinin altında, enflasyonun altında artışlar sağlandı. Tabii ki bunların çiftçi ve üretici üzerinde önemli ölçüde olumsuz yansıması oldu. Bir yerde Türkiye’de üretim yapan çiftçiler neredeyse her ilde ürettikleri ürünlerle ayaklanmış durumdalar” dedi. Fındık, üzüm, incir, narenciye, çay, zeytin, domates, buğday, karpuz, şeker pancarı, çeltik ve elma üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Gürer, pek çok üründe fiyatların geçen yılın seviyesinin dahi gerisine düştüğünü belirtti. Gürer, üreticinin artan maliyetler karşısında gelir kaybına uğradığını ifade ederek, alım fiyatlarının belirlenmesinde çiftçinin emeğinin ve üretim giderlerinin esas alınması gerektiğini söyledi. ÇELTİKTE YÜZDE 12’LİK ARTIŞ MALİYETLERİN GERİSİNDE KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çeltik üreticisinin açıklanan alım fiyatları karşısında beklentilerinin karşılanmadığını belirterek, “Çiftçilerin umutları, geçen yıla göre bu yıl daha iyi bir üretim olduğu için ürününü girdi maliyeti artı makul bir kârla satarım, borcumu öderim noktasındaydı. Çeltikle ilgili gruplar için 45 lira, Osmancık grubu için 38 lira, diğer çeşitler için de 32 liralık bir fiyat açıklandı” dedi. Temel tarımsal girdilerdeki artışları hatırlatan Ömer Fethi Gürer, “Mazotta yüzde 90’a, azotlu gübrede yüzde 45’e, tarımsal elektrikte yüzde 27’ye erişen artışların yaşandığı bir süreçte çeltik için verilen yüzde 12’lik bir artış oldu” dedi. Türkiye’nin çeltik ve pirinç ithal eden bir ülke olduğuna işaret eden Ömer Fethi Gürer, “Türkiye çeltik ve pirinci ithal eden bir ülke. Bu bağlamda yurt dışına bağımlılığımızın azalması için çeltik üreten üreticinin desteklenmesi gerekirdi. Ama bir yıl öncesine göre verilen bu yüzde 12’lik artış, üretici için önemli ölçüde düşündürme noktası oldu” diye konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI 4 BİN 500 LİRANIN ÜZERİNE ÇIKARILMALI Şeker pancarı alım fiyatındaki artışın da üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2024 yılında şeker pancarına ton başına 2 bin 375 lira fiyat verilmişti. 2025 yılında 3 bin 100 liralık bir fiyat açıklandı. Burada oran yüzde 30 civarındaydı. 2025-2026 arasında yeni verilen fiyatta artış yüzde 20 olarak gerçekleşti. 3 bin 750 liralık bir fiyat verildi. Bunu şeker pancarı çiftçisi kabullenemiyor. Çünkü şu anda şeker pancarı için beklenti tonunun 4 bin 500 lira aralığında olmasıydı” dedi. Şeker fiyatındaki artışla pancar alım fiyatındaki artışın aynı düzeyde olmadığını belirten Gürer, “Şekere yüzde 24’lük bir artış sağlandı ama şeker pancarına bir yıllık artış yüzde 20’de kaldı” ifadelerini kullandı. Şeker pancarının stratejik bir tarım ürünü olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı ürettiğini ve bundan yaklaşık 2 milyon 800 bin ton şeker elde edildiğini söyledi. Stoklardaki şeker miktarının pancar alım fiyatına da yansıdığını belirten Gürer, üreticinin korunması gerektiğini dile getirdi. Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı sökümünün devam ettiğini, kampanyanın ise 20 Eylül’de başladığını hatırlatarak fiyatın yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Mutlaka revize edilmesi, şeker pancarı fiyatının 4 bin 500 liranın üzerine çıkarılması bekleniyor ve talep ediliyor” dedi. ŞEKER PANCARI ÜRETİCİSİ MALİYETİNİ KARŞILAYAMIYOR Şeker pancarı üretiminde tohum, sulama ve elektrik giderlerinin üreticiyi zorladığını ifade eden Gürer, “6 dekara 40 bin lira kaliteli bir ürün alabilmek için tohumun gittiği, sulama suyunun, elektrik fiyatlarının katlandığı bir süreçte üretici ürettiği üründen para kazanamadığı için dertleniyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticilerinin sayısındaki düşüşe de dikkat çekerek, “Şeker pancarı çiftçimiz 300 binlerin üzerindeyken 100 binlerin altına düşmüştü. Böyle giderse nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcılara yönelim artacak. İnsan sağlığı açısından eleştiri konusu olan tatlandırıcıların tüketimi daha da yükselecek. Şeker pancarı üreticisinin sayısı daha da düşecek” değerlendirmesinde bulundu. ÜZÜM, FINDIK VE İNCİRDE ÜRETİCİ GEÇEN YILIN FİYATINI ARIYOR Ömer Fethi Gürer, çeltik ve şeker pancarının yanı sıra ihracat açısından önemli ürünlerde de üreticilerin fiyat sorunu yaşadığını belirtti ve düşük alım fiyatlarının gelecek yılın üretimini de riske atabileceğini söyledi. Türkiye’nin fındık, üzüm, incir, narenciye ve zeytin gibi ürünleri yurt dışına ihraç ettiğini hatırlatan Gürer, üreticinin yeterli gelir elde edememesinin üretim kararlarını etkileyeceğini ifade etti. Üzüm fiyatlarındaki gerilemeye dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Üzümde geçen yılki fiyat 120 lira civarındayken bu yıl 100 lira civarında bir fiyata geriledi. Bırakın artışı, daha düşük fiyatta alınıyor” dedi. Fındık üreticisinin beklentisinin karşılanmadığını kaydeden Gürer, “Fındık üreticisinin beklentisi 370 lira civarında bir fiyattı. 200 lira civarında, 250 lira civarında bir fiyatla alıma girildi. Fındık üreticisi de isyanda” ifadelerini kullandı. Gürer, girdi maliyetlerinin artmaya devam ettiği bir ortamda ürün fiyatlarının düşmesinin çiftçiyi üretimden uzaklaştırabileceğini vurguladı. LİMON ÜRETİCİDE 5 LİRA, MARKETTE 50 LİRA Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Gürer, limon fiyatlarını örnek göstererek tarımsal ürünlerin tarladan market rafına ulaşana kadar geçirdiği fiyat değişimini eleştirdi. Gürer, “Limon dalında 5 lira, şu anda marketlerde 50 lira civarında satılıyor. Yani ürünler üreticideyken para kazanılmıyor. Üretici mağdur durumda. İşçiliği, tarla kirası da artıyor. Ama üreticiden ürün çıktıktan sonra fiyatta artış başlıyor. Oradan da rafa daha yüksek fiyatla ürün gidiyor. Böyle olunca da üreten kazanamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor. Arada aracılar ve ithalatçılar kazanıyor” diye konuştu. DÜŞÜK ALIM FİYATLARI İTHALATA KAPI ARALIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kamu tarafından belirlenen alım fiyatlarının yalnızca üreticinin bugünkü gelirini değil, gelecek yıllardaki üretim miktarını da etkilediğini belirterek, “Türkiye’nin bu yıl uyguladığı kamu alım fiyatları, yeni ithalatlara önümüzdeki yıllarda daha çok kapı aralayacağını gösteriyor. Onun için bu fiyatların yeniden değerlendirilmesi gerekiyor” dedi. Nohut ve mercimekte yaşananlara da değinen Gürer, üreticinin borçlarını ödemek amacıyla ürününü elinden çıkarmak zorunda kaldığını, ürün tüccara geçtikten sonra fiyat artışlarının görülebildiğini ifade etti. “Üretici çiftçi elindeki ürünü satıp bir an önce borcunu ödemek istiyor. Orada fiyat artışları da beraberinde geldi. Şu anda buğdayda da benzer bir artış görülüyor” diyen Gürer, tarım politikalarının üreticinin hasat dönemindeki zorunlu satışlarını önleyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti. “ÜRETİCİYE BİR YIL ÖNCEDEN HANGİ ÜRÜNÜ, HANGİ FİYATA ALACAĞINIZI SÖYLEMELİSİNİZ” Tarımda planlı üretimin önemini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ekim yapmadan önce hangi ürünü yetiştireceğini, ne kadar verim elde edebileceğini ve ürününü hangi fiyattan satacağını bilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, “Esas olan, üreticinin ürettiği ürünün değer bulması. Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek, buradan ne kadar verim alınır, rekolte ne olur, bunun fiyatı ne olması gerekir; planlanarak belirlenirse ve üreticiye ‘Ben senin ürününü şu fiyata alacağım’ denirse o da tercihini ona göre belirler. Ürün oluyor, hasat dönemi geliyor. Gene açıklanmıyor alım fiyatı. Ardından açıklanan alım fiyatı girdi maliyetlerinin altında olunca çiftçi ne yapacağını şaşırıyor. Borcunu ödeyemiyor, icra kapıya dayanıyor. Farklı bölgelerde üreticiler traktörlerine binip tepkilerini gösteriyorlar” diye konuştu. MAZOT 55 LİRADAN 100 LİRAYA, TABAN GÜBRESİ 30 LİRADAN 50 LİRAYA ÇIKTI CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Geçtiğimiz yıl ekim yaptığı dönemde mazotun litresi 55 liraydı. Şimdi 100 liraya geldi. Taban gübresinin fiyatı 50 liraya geldi. Geçen yıl 30 lira civarındaydı. Fiyatlar girdi olarak durmuyor. Girdi fiyatlarının durmadığı yerde üretici enflasyon gerekçesiyle baskılanıyor. Ama bunun yansıması üretimden çekilmesi oluyor” diyen Gürer, tarımsal üretimin devamı için maliyet ve fiyat dengesinin gözetilmesi gerektiğini belirtti. ELMA VAR, FİYAT YOK; ÜRETİCİNİN GEÇEN YILKİ ZARARI DA ÜZERİNDE Elma üreticilerinin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Gürer, “Bu yıl ürün var, alım fiyatı yok. Girdi maliyeti artıyor. Çiftçiye, üreticiye gerekli alım fiyatı verilmiyor. Taban fiyatı uygulaması olmadığı için de bu kez tüccar devreye giriyor. Tüccar daha düşük fiyatla, peşin fiyatına ürün alıyor. Şimdi elma meyve suyu fabrikaları için 4,5 liradan toplanıyor. Bazı bölgelerde 3,5 liraya da satılıyor” ifadelerini kullandı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçen yıl zirai don nedeniyle elma üretiminde önemli kayıplar yaşandığını hatırlatarak, “Geçen yıl zirai don nedeniyle elmada önemli kaybımız vardı. Bu yıl elma var, fiyat yok. Fiyat olmayınca geçen yılın zararı da çiftçinin, üreticinin üzerinde olunca sıkıntılar daha da yoğunlaşıyor” diye konuştu. “ÇELTİK VE ŞEKER PANCARI FİYATLARI YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ” Açıklanan fiyatların üreticinin maliyetlerini karşılamadığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, çeltik ve şeker pancarı başta olmak üzere tarımsal ürünlerde alım fiyatlarının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Gürer, “Şeker pancarı ve çeltik başta olmak üzere tüm açıklanan fiyatlar yeniden değerlendirilerek enflasyonun altında bir alım uygulaması yapılmaması gerekiyor. Çiftçi için girdi maliyeti artı makul bir kârı sağlayamazsak çiftçi refahını sağlayamayız” dedi. Üreticinin refahının sağlanamaması durumunda tarımsal üretim deseninin değişeceğini, bazı ürünlerin ekiminden vazgeçilebileceğini belirten Gürer, bunun Türkiye’nin dışa bağımlılığını artırabileceği uyarısında bulundu. Gürer, “Çiftçi refahını sağlayamazsak üretim desenindeki değişmelerden dolayı dışa bağımlılığımız artar, sorunlar katlanır ve Türkiye gıda açısından riskli bir sürece yuvarlanır” ifadelerini kullandı. Çeltik fiyatının da gecikmeden yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin mevcut koşullar dikkate alınarak belirlenecek yeni fiyat üzerinden ürününü satabilmesinin önemini vurguladı.

Tarsus Narenciyesi Değişik Ürünlere Dönüşüyor Haber

Tarsus Narenciyesi Değişik Ürünlere Dönüşüyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi; üretici kadınların emeğini görünür kılmak, ürünlerini daha geniş kitlelerle buluşturmak ve ekonomik hayatta daha güçlü yer almalarını sağlamak amacıyla hayata geçirdiği stantlar ve eğitim programlarıyla kadınlara destek olmayı sürdürüyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nın desteklerinden yararlanan Tarsuslu üretici kadın Ahenk Arkan da kendi markası ‘Tarcitrus’ ile kentin narenciye zenginliğini kolonyadan reçele, turunç ekşisinden sabuna kadar pek çok ürüne yansıtıyor. Tarsus narenciyesi kadın emeğiyle çeşit çeşit ürüne dönüşüyor Doğayla iç içe olma ve üretme tutkusunu kendi işletmesinde bir araya getirdiğini söyleyen Arkan, Tarsus’un ilk ekolojik ana okulunu kurduğunu; bugün ise kentin coğrafi işaretli ürünlerini kullanarak, özellikle narenciye üzerine çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Kendi markası olan ‘Tarcitrus’ ile Tarsus’un narenciye zenginliğini farklı ürünlere dönüştüren Arkan, marka ismini de kentin kimliğinden aldığı ilhamla oluşturduğunu belirtti. Arkan “Citrus narenciye demek. Tarsus’un da ‘Tar’ olarak ilk üç harfini aldık ve kendi markamızı ürettik. Şu an marka tescilini de aldık” dedi. Üretim yolculuğunun turunç reçeliyle başladığını anlatan Arkan, narenciye kabuklarını da değerlendirdiğini belirterek, “Turunç, portakal, greyfurt ve limon kabuklarını kullanarak doğal kolonyalar ürettim. Daha sonra portakal çiçeği ve esanslar kullanarak kolonya çeşitlerimizi genişlettim. Aynı zamanda bütün narenciye çeşitleriyle reçel üretiyorum. Turunç ekşimiz oldukça meşhur oldu. Bunların yanı sıra sabun üretimi de yapıyorum” diye konuştu. ‘Tarcitrus’ta üretimin yanı sıra butik kafe konsepti de bulunduğunu söyleyen Arkan, kendi ürettiği ya da doğal içerikli üretim yapan üreticilerden temin ettiği ürünlerle ziyaretçilerine farklı bir deneyim sunduğunu söyledi. Arkan: “Büyükşehir’in üretici kadın stantları marka tanınırlığımızı artırdı” Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kadın stantlarının kendisi için önemli bir destek olduğunu vurgulayan Arkan, bu stantlar aracılığıyla tanıştığı diğer üretici kadınlarla da dayanışma içerisinde olduklarını kaydetti. Büyükşehir’in desteğinin yalnızca ürünlerini tanıtmakla sınırlı kalmadığını, üretici kadınlar arasında güçlü bir iş birliği kurulmasına da katkı sunduğunu kaydeden Arkan, “Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kadın stantları, işletmemi açtıktan sonra çok büyük destek sağladı. Özellikle marka tanınırlığımız açısından çok büyük faydası oldu. Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne o açıdan teşekkür ediyorum. Hem bizleri buluşturuyor hem de üretici kadınlara destek oluyor” ifadelerini kullandı. Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kadınlara yönelik eğitim programlarından da yararlandığını sözlerine ekleyen Arkan, “Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kadınlar için sunmuş olduğu birçok eğitim programı var. Ben de bunlardan faydalanıyorum” diye konuştu.

Adana Limonunda İhracat Endişesi: Üretici Alternatif Rota Bekliyor Haber

Adana Limonunda İhracat Endişesi: Üretici Alternatif Rota Bekliyor

Türkiye’nin önemli limon üretim merkezlerinden Adana’da mayer cinsi limonda hasat sürerken, ihracat sürecindeki belirsizlik üretici ve tüccarı endişelendiriyor. Rusya ve Ukrayna’ya yönelik ihracatta yaşanan sorunlar nedeniyle alternatif ihracat rotalarının açılması bekleniyor. Adana’da limon hasadı devam ederken, üreticiler ihracat pazarlarındaki hareketliliğin artmasını bekliyor. Türkiye’nin narenciye üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan kentte, mayer cinsi limonun hasadı 11 Eylül’de başladı. Turunçgil Kesim ve İhraç Tarihlerini Belirleme Komisyonu tarafından limonun ihraç tarihi ise 21 Eylül’de açıklandı. Bu yıl Adana genelinde yaklaşık 218 bin dönüm alanda limon üretimi yapılırken, kentte 710 bin ton rekolte hedefleniyor. Limon üreticisi alternatif ihracat rotası bekliyor Adana’da limon ihracatında önemli pazarlar arasında yer alan Rusya ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle Karadeniz’e yönelik gemi trafiğinde yaşanan sorunlar, ihracat sürecine ilişkin endişeleri artırıyor. Bölgede hasat devam etmesine rağmen geçmiş yıllara kıyasla kesimin daha yavaş ilerlediği belirtilirken, üretici ve tüccarlar limonun farklı pazarlara ulaştırılabilmesi için alternatif ihracat rotalarının oluşturulmasını bekliyor. Arjantin ve Güney Afrika limonu ihracatı etkiliyor Adana limonunda ihracat talebinin şu aşamada sınırlı olmasında, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bazı pazarlarda Arjantin ve Güney Afrika menşeli limonların bulunmasının da etkili olduğu belirtiliyor. Sektör temsilcileri, söz konusu ülkelerden yapılan limon ihracatının eylül ayı sonunda azalmasıyla birlikte ekim ayında Türk limonuna yönelik dış talebin artabileceğini değerlendiriyor. “Alıcı bekliyoruz, alıcılar yok” Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Adana Ovası’nda geçmiş yıllardaki yoğunluğun henüz görülmediğini belirterek, limon hasadının devam ettiğini ancak kesimin önceki yıllara göre yavaş ilerlediğini ifade etti. Doğan, yurt dışından talebin şu anda düşük olduğunu, ancak ekim ayında talebin hızlanmasını beklediklerini belirtti. Arjantin ve Güney Afrika limonlarının piyasadaki arzının azalmasının ardından Türk limonuna yönelik talebin artabileceğini kaydetti. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan ayrıca, piyasada geçen yıldan kalan depolanmış limonların da bulunduğunu ve bu limonların toptan 25-30 lira seviyelerinden piyasaya sunulduğunu ifade etti. Üretim maliyetlerinin de yükseldiğine dikkat çeken Doğan, limonun mevcut piyasa koşullarında üretici açısından maliyet baskısı oluşturduğunu belirtti.

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor! Haber

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor!

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle Rusya ve Ukrayna’ya yönelik yaş meyve ve sebze ihracatında ortaya çıkan lojistik krizi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Kış; Ticaret, Tarım ve Orman ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarına ayrı ayrı soru önergeleri verirken, sorunun bütün yönleriyle araştırılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi. Kış, “Mersin üretiyor, Türkiye kazanıyor. Şimdi Mersinli üreticinin emeğine sahip çıkma zamanı. Ürün daldayken çözüm üretilmezse yarın çok geç olabilir” dedi. Türkiye’nin narenciye üretim ve ihracatının merkezi Mersin’de yeni sezon, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunlarının gölgesinde başladı. Rusya Federasyonu ve Ukrayna’ya deniz yoluyla ulaşımda yaşanan güçlükler, bölgedeki üretici ve ihracatçılarda ciddi endişeye yol açtı. Sektör temsilcileri, mevcut koşulların devam etmesi hâlinde Rusya ve Ukrayna pazarlarına ihracatın aksayabileceği, karayolu taşımacılığında kapasite sorunu yaşanabileceği ve artan navlun maliyetlerinin üretici fiyatlarını aşağı çekebileceği uyarısında bulunuyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış da Mersinli üreticilerin ve sektör temsilcilerinin çağrısını Meclise taşıyarak üç ayrı bakanlığa soru önergesi verdi ve Meclis Araştırması açılmasını istedi. MERSİN TÜRKİYE'NİN NARENCİYE İHRACATINDA ZİRVEDE Kış, sorunun Mersin açısından taşıdığı ekonomik büyüklüğe dikkat çekti. 2025 yılında Türkiye, narenciye ihracatından 1 milyar 477 milyon dolar gelir elde ederken bunun 696 milyon 257 bin dolarlık bölümü tek başına Mersin’den gerçekleştirildi. Türkiye’nin aynı dönemde Rusya’ya yaptığı narenciye ihracatı 461 milyon doları, Ukrayna’ya yaptığı ihracat ise 106 milyon doları aştı. Kış, Mersin’in üretimde olduğu kadar ihracat ve lojistikte de Türkiye açısından stratejik bir merkez olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’nin narenciyesini Mersin üretiyor, paketliyor ve dünyaya gönderiyor. Geçen yıl yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatını tek başına gerçekleştiren bir kentten söz ediyoruz. Dolayısıyla Karadeniz’de yaşanan sorun Mersin için yalnızca bir lojistik problem değildir. Binlerce üreticinin geliri, on binlerce insanın geçimi ve ülkemizin ihracat geliri söz konusudur.” “ÜRÜN DALDA BEKLEMEZ” Narenciyenin uzun süre bekletilebilecek bir ürün olmadığına dikkat çeken Kış, hükümetin kriz derinleştikten sonra değil, ürün henüz bahçedeyken harekete geçmesi gerektiğini söyledi. “Üreticimiz bir yıl boyunca bahçesine bakıyor. Gübreyi, ilacı, mazotu, sulamayı, işçiliği cebinden karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde de ‘Gemi yok, güzergâh yok, navlun pahalı, pazar kapalı’ denilerek bütün faturayı çiftçinin önüne koyamazsınız. Ürün dalda beklemez. Üreticinin borcu da beklemez. Çözüm bugün üretilmek zorundadır.” ÜÇ BAKANLIĞA ÜÇ AYRI ÖNERGE Kış, sorunun tek bir bakanlığın görev alanıyla sınırlı olmadığını belirterek Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle üç ayrı soru önergesi verdi. Ticaret Bakanlığına yönelttiği önergede Rusya ve Ukrayna pazarlarının korunması, alternatif ihracat pazarları, yabancı plakalı boş tırların Türkiye’den ihracat yükü alabilmesi, navlun desteği ve alternatif ticaret güzergâhlarını soran Kış, ihracat sezonu öncesinde gerekli tedbirlerin neden alınmadığının açıklanmasını istedi. Tarım ve Orman Bakanlığına ise doğrudan üreticinin geleceğini soran Kış; ihracatta daralma yaşanması hâlinde ürünün dalında kalmasını önleyecek bir müdahale mekanizmasının bulunup bulunmadığını, üreticiye ilave destek sağlanıp sağlanmayacağını, borçların ertelenmesi ve kamu eliyle alım seçeneklerinin değerlendirilip değerlendirilmediğini gündeme getirdi. “MERSİN–ST. PETERSBURG HATTI İÇİN DAHA NE BEKLENİYOR?” Kış’ın Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına verdiği önergenin merkezinde ise Mersin Limanı yer aldı. Sektör temsilcilerinin de dile getirdiği, Mersin Limanı’ndan Rusya’nın St. Petersburg Limanı’na başka bir limana uğramadan doğrudan yaş meyve ve sebze taşıyacak bir gemi hattı oluşturulması önerisini Meclise taşıyan Kış, hattın teknik ve ekonomik fizibilitesinin yapılıp yapılmadığını ve ne zaman faaliyete geçirilebileceğini sordu. Kış şöyle konuştu: “Mersin’in limanı var, üretimi var, ihracatçısı var, lojistik altyapısı var. Sektör de çözüm önerisini ortaya koyuyor. Mersin’den St. Petersburg’a doğrudan hat mümkünse vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Karayolunda kapasite artırılabiliyorsa gerekli düzenleme yapılmalıdır. Alternatif güzergâh oluşturulabiliyorsa bugünden oluşturulmalıdır. Üreticinin ürünü daldayken bürokrasinin karar vermesini aylarca bekleyemeyiz.” KONUYU MECLİS ARAŞTIRMASINA DA TAŞIDI Gülcan Kış, üç soru önergesinin yanı sıra Mersin ve Çukurova’daki narenciye üreticilerinin karşı karşıya bulunduğu ihracat ve lojistik sorunlarının bütün yönleriyle incelenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını da istedi. Araştırma önergesinde Karadeniz’deki gelişmelerin yaş meyve ve sebze ihracatına etkisinden alternatif transit güzergâhlara, navlun maliyetlerinden yeni ihracat pazarlarına, üreticinin gelir kaybının önlenmesinden Mersin’in liman ve soğuk zincir kapasitesinin geliştirilmesine kadar sektörün temel sorunlarının araştırılması talep edildi. “MERSİN YARDIM İSTEMİYOR, EMEĞİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR” Mersinli üreticinin artan girdi maliyetleri nedeniyle zaten ağır bir ekonomik yük altında olduğuna dikkat çeken Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Mersinli çiftçi sadaka istemiyor. Üretiyor, istihdam yaratıyor, ihracat yapıyor, Türkiye’ye döviz kazandırıyor ve emeğinin karşılığını istiyor. Biz de Mersin’in hakkını, üreticimizin alın terini sonuna kadar savunacağız. Rusya ve Ukrayna’ya giden yol tıkanıyorsa o yolu açmak devletin görevidir. Alternatif pazar gerekiyorsa bulmak devletin görevidir. Ürün dalında kalma tehlikesiyle karşı karşıyaysa üreticiyi korumak devletin görevidir. Yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatı yapan Mersin’i ve binlerce üreticimizi kendi kaderine terk edemezsiniz. Üreticinin bir yıllık emeği göz göre göre heba edilemez. Mersin’in ürünü dalda kalmayacak; Mersinli üreticinin hakkını Mecliste de her platformda da takip edeceğiz.” ...

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.