Hava Durumu

#Navlun Maliyetleri

Kırsal Haber - Navlun Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Navlun Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor Haber

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor

Yıllık ihracatı 405 milyar dolara ulaşan Türkiye, Orta Vadeli İstikrar Programı’nda 2029 yılı için ortaya konulan 450 milyar dolar ihracat hedefine ihracat ve lojistik sektörlerinin güçlü iş birliğiyle ulaşabileceğine inanıyor. 8 bin 500 yıllık liman ve ticaret kenti olan İzmir, 7-9 Ekim 2026 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda ihracat ve lojistik sektörlerinin büyük buluşmasına ev sahipliği yapacak. LOGISTECH Fuarı’yla ilgili Ege İhracatçı Birlikleri’nde Basın Toplantısı düzenlendi. Toplantıda Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Serkan Buralı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu lojistik sektörüyle ihracat arasındaki güçlü bağlara dikkat çektiler. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Jeopolitik risklerin, savaşların, ticaret yollarında yaşanan kırılmaların, navlun maliyetleri, korumacılık politikaları, yeşil dönüşüm ve karbon düzenlemelerinin artık üretim kadar, ürünün hangi rotayla ve hangi maliyetle pazara ulaştığını da belirleyici hale geldiğine dikkati çekti. “Bu nedenle LOGISTECH gibi sektörün tüm taraflarını bir araya getiren organizasyonları son derece önemsiyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “İzmir, Türkiye’nin üretim ve ihracat ekosisteminde yalnızca güçlü bir sanayi merkezi değil; aynı zamanda liman altyapısı, lojistik kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla ülkemizin dış ticaret trafiğindeki en kritik merkezlerden birisi. İzmir’in liderlik ettiği Ege Bölgesi’nin yıllık 44 milyar dolara yaklaşan ihracatı var. Demir ve demir dışı metallerden gıdaya, kimyadan hazır giyime, yenilenebilir enerji ekipmanlarından tarıma lojistik sektörlerine kadar çok güçlü bir üretim ekosistemine sahibiz” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu 16 limanla Türkiye’de elleçlenen toplam yükün yaklaşık yüzde 17’sini, konteyner yüklerinin ise yüzde 15’ini gerçekleştirdiğini vurgulayan Öztürk, İzmir’in mevcut potansiyelinin tamamını kullanamadığını, Alsancak Limanı, Aliağa–Nemrut Limanlar Bölgesi ve Çandarlı Limanının birlikte ele alınarak İzmir için lojistik master planı oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. İzmir limanlarının işlem hacimlerindeki değişime temas eden Öztürk, “Bir dönem ihracatımızın yaklaşık yüzde 60’ı Alsancak Limanı'ndan, yüzde 40’ı diğer limanlardan gerçekleşirken bugün tablo tersine dönmüş durumda. Aliağa limanları ihracatımızın yaklaşık yüzde 70–75’ini taşırken Alsancak Limanı’nın payı yüzde 25 seviyelerine geriledi. Bu nedenle Alsancak Limanı’nın modernizasyonunu; yüksek kapasiteli ekipman yatırımları, dijital liman uygulamaları, liman sahası verimliliği ve kara–demir yolu bağlantılarının geliştirilmesiyle birlikte ele almalıyız. Aliağa–Nemrut Havzası ise Ege Bölgesi açısından vazgeçilmez bir lojistik merkez haline geldi” dedi. İzmir limanlarıyla OSB’ler arasında demiryolu bağlantısının kurulmasını İzmir'in gelecek 20–30 yıllık lojistik vizyonunun temel yatırımlarından biri olarak gördüklerini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti; “Bugün ihracatçımız ürününü organize sanayi bölgesinden limana büyük ölçüde TIR ile taşımak zorunda kalıyor. Bu durum lojistik maliyetleri artırdığı gibi liman çevresinde trafik yoğunluğuna ve daha yüksek karbon emisyonuna neden oluyor. Aliağa–OSB demiryolu aksının güçlendirilmesi, Alsancak Limanı ile Kemalpaşa Lojistik Merkezi arasındaki bağlantının etkin hale getirilmesi, Çandarlı Limanı için demiryolu entegrasyonunun planlanması, Aydın–Denizli–Manisa sanayi koridorunun limanlara demiryoluyla bağlanması öncelikli yatırım başlıklarımız arasında olmalıdır. Demiryolunun yük taşımacılığındaki payını yüzde 5 seviyelerinden yüzde 20’lere doğru çıkaracak bir dönüşümü gerçekleştirmeden Ege Bölgesi'nin lojistik rekabet gücünde kalıcı bir sıçrama yaratmamız kolay değil. Bu noktada, İzmir Valiliği, EBSO, İZTO ve Birliğimiz ortaklığında kurulan Kemalpaşa Lojistik Merkezi’ni de İzmir’in lojistik geleceğinin en stratejik yatırımlarından biri olarak görüyoruz. Alsancak ve Aliağa limanlarıyla bağlantısı, karayolu ve demiryolu altyapısına erişimi sayesinde yalnızca İzmir’e değil, Batı Anadolu’ya ve Türkiye’nin geneline hizmet verecek önemli bir lojistik üs niteliğinde. Projenin tamamlanmasıyla birlikte kombine taşımacılığın güçlenmesini, TIR ve kamyon trafiğinin azalmasını, demiryolu taşımacılığının payının artmasını, gümrük ve lojistik operasyonlarında hız ve verimlilik sağlanmasını bekliyoruz.” İzmir’in, 8 bin 500 yıllık bir liman ve ticaret kenti olduğunun altını çizen İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’nin günümüzde de güçlü limanları, sanayisi ve geniş hinterlandıyla Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden birisi konumuna dikkat çekerek, bu gerekçelerle lojistik sektörünün İzmir’de güçlü bir şekilde buluşmasının kendileri için ayrı bir önem taşıdığını vurguladı. 2022 yılından bu yana Logistech Fuarı 3 kat büyüdü “LOGITECH’e 2022 yılında 100 katılımcı ve yaklaşık 6 bin ziyaretçiyle başladık” diyen Cumalıoğlu, “5. yılında fuarımız alan olarak yaklaşık üç kat büyüdü ve İzmir sınırlarının ötesine geçen bir sektör buluşmasına dönüştü. Geçtiğimiz yıl 7 farklı ülkeden 136 katılımcıyı ve 20 bine yakın sektör profesyonelini ağırladık. Ama biz bir fuarın başarısını yalnızca rakamlarla ölçmüyoruz. Bizim için asıl mesele, o fuarın içinde yeni ticari ilişkiler kurulması, yeni iş birliklerinin doğması ve katılımcının fuardan somut bir değerle ayrılması. Logistech’te de karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital lojistiğe kadar geniş bir ekosistemi aynı çatı altında buluşturuyoruz. Bu nedenle Ege’nin ihracatçılarıyla Logistech arasında çok doğal ve güçlü bir bağ olduğuna inanıyorum. Yeni pazarlara ulaşmak, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek, alternatif taşıma modelleri oluşturmak ve maliyetleri daha iyi yönetmek bugün ihracatçımızın doğrudan gündeminde. Biz de Logistech’i yalnızca lojistik sektörünün kendi içinde buluştuğu bir fuar olarak görmüyoruz. Lojistik hizmeti üretenlerle, bu hizmeti kullanan ihracatçıyı aynı platformda buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu. LOGITECH büyürken uluslararası boyutu da büyüyor LOGITECH’i büyütürken en önemli hedeflerinden birinin uluslararasılaşma olduğunu dillendiren Cumalıoğlu bu noktada yaptıkları çalışmaları şöyle özetledi; “Dünya’nın en yoğun konteyner limanlarından biri olan Çin’in Ningbo kentinde WIFFA Expo’da ve İngiltere’deki Multimodal Fuarı’nda Türkiye Milli Katılım Organizasyonlarını gerçekleştirdik. Ningbo’da kurduğumuz ilişkilerin ardından Çinli lojistik firmalarının Logistech’e güçlü katılım göstermesi bunun somut örneklerinden biri. Bütün bunları tek bir amaçla gerçekleştiriyoruz: Bir taraftan Logistech’in uluslararası ağını büyütmek, diğer taraftan Türk lojistik sektörünün dünyadaki iş fırsatlarına erişimini güçlendirmek. Çin’den WIFFA çatısı altındaki firmaları, Almanya’dan DP World Logistics Germany’yi, Azerbaycan’dan AGTL ve üye firmalarını; Mısır’dan da sektör temsilcilerini İzmir’de ağırlamayı planlıyoruz.” Fuarlar ve sektörler birbirini büyütüyor “Bir fuar sektöründen bağımsız büyüyemez” tespitinde bulunan Cumalıoğlu, “Bunun en güzel örneklerinden biri Marble İzmir. Marble sektörle birlikte büyüdü; sektör büyüdükçe fuar da güçlendi. Logistech için hedefimiz de aynı ilişkiyi kurmak. Türkiye’nin lojistik ve taşımacılık hizmet ihracatı bugün 42,6 milyar dolar seviyesinde. Böylesine güçlü ve stratejik bir sektörün İzmir’de uluslararası ölçekte güçlü bir buluşma noktasına sahip olmasını çok önemsiyoruz. Fuarımızda sektörün bugününün yanı sıra geleceğini de konuşacağız; lojistik desteklerinden hava kargoya, deniz taşımacılığından karbonsuzlaşma ve yeni nesil yakıtlara kadar önemli başlıkları sektör temsilcileriyle ele alacağız. Ama bugün burada özellikle altını çizmek istediğim konu şu: Logistech yalnızca lojistikçilerin fuarı değil. Logistech’in ihracatçının da fuarı olmasını istiyoruz. Bu nedenle ihracatçılarımızı yalnızca fuarı ziyeret etmeye değil, Logistech’in bir parçası olmaya davet ediyoruz. Gelin, yeni çözüm ortaklarıyla tanışın, farklı taşıma modellerini görün, sektörün yeniliklerini yerinde takip edin. Ama aynı zamanda bize ihtiyaçlarınızı da anlatın. Hangi pazarlara ulaşmak istiyorsunuz? Hangi rotalarda sorun yaşıyorsunuz? Hangi ülkelerden firmaları İzmir’de görmek istiyorsunuz? Bunları birlikte konuşalım. Çünkü bizim fuarcılık anlayışımızda fuarlar masa başında değil, sektörle birlikte büyür. Ege’nin üretim ve ihracat gücü ile lojistik sektörünü Logistech’te daha güçlü biçimde buluşturmak istiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Buralı: “Lojistik sektörüne 1,7 TL destek sağladık” Lojistik ve taşımacılık sektörünün Türkiye ekonomisinin rekabet gücü açısından stratejik konuma sahip olduğuna dikkati çeken Ticaret Bakanlığı Uluslararası Ticaret Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı M. Serkan Buralı, ne üretildiğinin çoğu zaman çok bir önemi olmadığını, üretilen ürünün müşteriye ne kadar zamanlı ve ne kadar yerinde ne kadar istediği ulaştırılmasının çok kıymetli olduğunu vurguladı. “Lojistik sektörümüzün gelişmesi, ekonomimizin bütün kesimlerinin rekabet gücünü artırıyor” diyen Buralı, “Taşımacılık, depolama ve teknoloji firmalarının aynı platformda buluşması, sektörün ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin geliştirilmesi değerli. Türkiye 2025 yılında 122,6 milyar dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdi. Lojistik sektörü 42,6 milyar dolarlık ihracatla turizmden sonra hizmet sektöründe en çok ihracat yapan ikinci sektör oldu. Lojistik sektörü 115 milyar dolarlık büyüklükle Gayri Safi Milli Hasıla’dan yüzde 10 pay alıyor. Ticaret Bakanlığı olarak hizmet ihracatına 12 milyar TL’lik destek sağladık. Lojistik sektörü bundan 1,7 milyar TL pay aldı” şeklinde konuştu. Küresel riskler lojistiğin rotasını değiştiriyor Buralı, küresel ölçekte yaşanan savaşlar ve jeopolitik gelişmelerin lojistik sektöründe taşıma süreleri, güzergâhlar ve maliyetler üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Karadeniz ve Kızıldeniz’deki gelişmelerin yanı sıra Süveyş Kanalı’ndaki, Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlar ve dünya ticaretinde artan korumacılık eğilimlerinin sektör açısından yeni riskler ortaya çıkardığını belirtti. Bu gelişmelerin lojistikte alternatif güzergâhların önemini artırdığını söyleyen Buralı, kesintilere dayanıklı tedarik zincirlerinin oluşturulmasının önümüzdeki dönemin temel gündemlerinden biri olacağını ifade etti. Sınır geçişlerinin etkinleştirilmesi, transit işlemlerinin kolaylaştırılması ve sürücülerin uluslararası hareketliliğinin artırılması da sektörün öncelikli başlıkları arasında gösterildi. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu öne çıkıyor Türkiye’nin coğrafi konumunun lojistik alanında önemli fırsatlar sunduğunu belirten Buralı, önümüzdeki dönemde Orta Koridor’un etkinliğinin artırılması, Kalkınma Yolu ve bağlantı projelerinin güçlendirilmesi, farklı taşıma türleri arasındaki entegrasyonun geliştirilmesi ve katma değerli lojistik hizmetlerin artırılmasının önem taşıdığını söyledi.

TTDG’den Karadeniz’de Güvenli Tahıl Ticareti İçin 7 Maddelik Yol Haritası Haber

TTDG’den Karadeniz’de Güvenli Tahıl Ticareti İçin 7 Maddelik Yol Haritası

Türkiye’nin tarım ve gıda sektörlerinden farklı paydaşları aynı platformda buluşturan Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), Karadeniz’de güvenli tahıl ticaretinin yeniden tesis edilmesi için Türkiye merkezli koordinasyon, doğrulanabilir “Gıda Gemisi” kaydı ve savaş riski garantisini içeren yedi maddelik bir mekanizma önerdi. Karadeniz ve Azak Denizi’nde ticari gemileri, limanları ve tahıl terminallerini hedef alan saldırıların giderek yoğunlaşması, küresel gıda ticaretine yönelik riskleri artırıyor. Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), gıda ticaretini ve sivil deniz taşımacılığını savaşın dışında tutacak yeni bir uluslararası mekanizma kurulması çağrısında bulundu. Türk tarım ve gıda sektörlerinin dünyaya açılmasını, uluslararası temsilinin güçlendirilmesini ve küresel iş birliklerinin geliştirilmesini hedefleyen TTDG; akademisyenler, bürokratlar, iş insanları, ihracatçılar, üreticiler, medya mensupları ve sektörel kuruluş temsilcilerinden oluşan 80’i aşkın gönüllüyü bir araya getiriyor. TTDG, 31 Ağustos 2026 tarihli politika tavsiye bildirisinde, 2022 Karadeniz Tahıl Girişimi'nin tecrübesinden yararlanan ancak bugünkü güvenlik ve ticaret koşullarına göre yeniden tasarlanan bir “Karadeniz Gıda ve Tarımsal Ticaret Güvenliği Mekanizması” kurulmasını önerdi. Mekanizmanın Türkiye'nin kolaylaştırıcılığında; Birleşmiş Milletler, ilgili uluslararası kuruluşlar, Karadeniz ülkeleri, finans kuruluşları ile tahıl, denizcilik ve sigorta sektörlerinin katılımıyla geliştirilmesi istendi. KARADENİZ'DEKİ KESİNTİNİN ETKİSİ KÜRESEL Rusya ve Ukrayna, 2025/26 sezonunda birlikte küresel buğday ihracatının yaklaşık yüzde 27'sini gerçekleştirdi. İki ülke aynı zamanda mısır, arpa ve ayçiçek yağı başta olmak üzere temel tarımsal ürünlerin en önemli tedarikçileri arasında bulunuyor. Bu nedenle bölgedeki güvenlik sorunu yalnızca Karadeniz ülkelerini değil, özellikle ithalata bağımlı düşük ve orta gelirli ülkeleri doğrudan etkiliyor. Bu noktaya dikkat çekilen bildiride, “Gıda, tarımsal üretim, sivil ticari gemiler ve bunları dünya pazarlarına ulaştıran lojistik altyapı savaşın dışında tutulmalıdır. Gıda güvenliği ortak bir insanlık meselesidir; gıda savaşın aracı olmamalıdır.” denildi. Bildiride yer verilen verilere göre Ukrayna'nın 1-21 Ağustos dönemindeki tahıl ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 69 geriledi. Alternatif güzergâhlara yönelen yükler nedeniyle Tuna'daki Sulina Kanalı çevresinde yaklaşık 70 gemilik kuyruk oluştu. Novorossiysk'te toplam yıllık ihracat kapasitesi 14 milyon tonu aşan iki büyük tahıl terminali faaliyetlerini durdururken, Rusya'nın ağustos ayı buğday ihracatının geçen yılki 4,5 milyon tondan yaklaşık 2,2 milyon tona düşeceği öngörüldü. Gerilim fiyatlara da yansıdı. Chicago buğday vadeli işlemleri temmuz başından 20 Ağustos'a kadar yüzde 17'den fazla yükseldi. Artan savaş riski primleri, navlun maliyetleri ve gemi sahiplerinin bölgeye yönelik risk iştahındaki düşüş, tahılın nihai teslim maliyetini artırıyor. TTDG'DEN YEDİ MADDELİK GÜVENLİK MEKANİZMASI TTDG'nin önerdiği mekanizma şu başlıklardan oluşuyor: 1. Gıda altyapısına karşı saldırmazlık: Tahıl terminalleri, silolar, depolar ve yükleme tesisleri için sınırlı bir çatışmasızlık düzenlemesi oluşturulması. 2. Sivil gıda gemilerine güvenli seyrüsefer: Tahıl, yağlı tohum, bitkisel yağ, gübre ve diğer temel tarımsal ürünleri taşıyan gemiler için şeffaf bildirim ve koordinasyon sistemi kurulması. 3. Türkiye merkezli uluslararası koordinasyon: İstanbul'daki Müşterek Koordinasyon Merkezi tecrübesinden yararlanılarak Türkiye'nin kolaylaştırıcı rol üstlenmesi. 4. Doğrulanabilir “Gıda Gemisi” kaydı: Gemilerin sivil niteliğini, yükünü ve rotasını teyit edecek gönüllü bir şeffaflık sistemi oluşturulması. 5. Savaş riski sigorta ve garanti mekanizması: Türkiye, uluslararası finans kuruluşları ve özel sigorta/reasürans piyasalarının katılımıyla tarımsal yük taşıyan sivil gemiler için güvence geliştirilmesi. 6. Alternatif güzergâhların güçlendirilmesi: Tuna limanları, demiryolu ve karayolu hatları ile Romanya-Bulgaristan bağlantılarının kapasitesinin artırılması. 7. Erken uyarı ve erken eylem: FAO, WFP ve IGC verileriyle fiyat, navlun, ihracat ve stokların izlenmesi; kritik eşiklerde alternatif tedarik, finansman veya insani yardım araçlarının devreye alınması. 2022 TECRÜBESİ DİPLOMASİNİN MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖSTERDİ TTDG, Türkiye ve Birleşmiş Milletler'in girişimleriyle kurulan 2022 Karadeniz Tahıl Girişimi'nin savaş sürerken dahi insani ve ekonomik bir alanın çatışmanın dışında tutulabileceğini gösterdiğini vurguladı. Grup, geçmiş modelin birebir tekrarı yerine, mevcut koşullara uygun daha kapsayıcı bir düzenleme geliştirilmesini istedi. Bildiride, Karadeniz'in derin deniz limanlarındaki kaybın Tuna, demiryolu ve karayolu güzergâhlarıyla tamamen telafi edilemeyeceğine dikkat çekildi. Bu nedenle güvenli seyrüseferin yeniden tesis edilmesinin yalnızca bir denizcilik konusu değil, küresel gıda arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtildi. ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI TTDG; Rusya Federasyonu ve Ukrayna'ya, Türkiye Cumhuriyeti'ne, Birleşmiş Milletler'e, FAO, WFP ve IMO başta olmak üzere uluslararası kuruluşlara, Karadeniz ülkelerine, finans kuruluşlarına ve sektör temsilcilerine yeni bir mutabakat için gecikmeden temas başlatma çağrısında bulundu. Bildiride, “Savaşın tamamen sona ermesini beklemeden de gıda güvenliği için ortak bir zemin oluşturabiliriz. Sivil gemileri, tarımsal altyapıyı ve temel tarımsal ürünlerin güvenli hareketini koruyabiliriz. Karadeniz'de tarımsal diplomasi için harekete geçmenin zamanı bugündür,” çağrısı yapıldı. TTDG Hakkında... Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG), 4. Tarım Orman Şûrası kapsamında faaliyet gösteren Tarımsal Diplomasi Çalışma Grubu’nun, Şûra’nın tamamlanmasının ardından yeniden yapılanarak çalışmalarına bağımsız ve gönüllü bir oluşum olarak devam etme kararı almasıyla Haziran 2025’te kuruldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Tarım Kurulu Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu’nun başkanlığını yürüttüğü Grup; akademisyenler, bürokratlar, iş insanları, ihracatçılar, üreticiler, medya mensupları ve sektörel kuruluş temsilcilerinden oluşan 87 üyeyi bir araya getirmektedir. TTDG; Türkiye’nin tarım ve gıda alanındaki potansiyelini dünyaya daha etkili biçimde anlatmayı, uluslararası kuruluşlarda Türk temsilini güçlendirmeyi ve tarım-gıda ihracatının gelişmesine katkı sağlayacak fikir, proje ve iş birlikleri üretmeyi hedeflemektedir. Türk mutfağının ve gastronomi değerlerinin küresel ölçekte tanıtılması, sektörel etkinliklerin düzenlenmesi ve Türkiye’nin tarımsal diplomasi kapasitesinin geliştirilmesi Grubun öncelikli çalışma alanları arasındadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.