Hava Durumu

#Neoliberal Politikalar

Kırsal Haber - Neoliberal Politikalar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Neoliberal Politikalar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMMOB’nin 72. Yılında Mesaj: “Emeğimize ve Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz” Haber

TMMOB’nin 72. Yılında Mesaj: “Emeğimize ve Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz”

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin kuruluşunun 72. yıl dönümü ve 18-22 Ekim Mühendislik ve Mimarlık Haftası dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşadığı ekonomik ve mesleki sorunlara dikkat çekilerek, bilimsel planlama, kamusal denetim ve güvenceli çalışma koşulları çağrısı yapıldı. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) kuruluşunun 72. yıl dönümü ve Mühendislik ve Mimarlık Haftası, Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Ortak Salon’da düzenlenen basın açıklamasıyla kutlandı. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Korkut tarafından okunan açıklamada, mühendislik ve mimarlık mesleklerinin toplumsal sorumluluğuna vurgu yapıldı. TMMOB’nin 72 Yıllık Mücadelesi 4 Şubat 1954 tarihinde 6235 sayılı Kanun ile kurulan TMMOB’nin ilk Genel Kurulu, 18-22 Ekim 1954 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Birliğin örgütlü mücadelesinin başlangıcını simgeleyen bu tarihler, her yıl Mühendislik ve Mimarlık Haftası kapsamında anılıyor. Açıklamada, TMMOB’nin 72 yıllık geçmişinin yalnızca mesleki hakların korunmasıyla sınırlı olmadığı, aynı zamanda emek, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini de kapsadığı belirtildi. Birliğin, mesleki sorunları ülkenin ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunlarından ayrı değerlendirmediği ifade edildi. Ekonomik Kriz ve Gelir Adaletsizliğine Dikkat Çekildi Türkiye’de ekonomik, siyasal ve toplumsal sorunların giderek derinleştiğine işaret edilen açıklamada, yıllardır uygulanan neoliberal politikalar ve özelleştirmelerin üretim kapasitesini zayıflattığı, planlama anlayışının geri plana itildiği ve kamusal varlıkların tasfiye edildiği savunuldu. Hayat pahalılığı, işsizlik, düşük ücretler ve gelir adaletsizliğinin milyonlarca yurttaşın yaşamını zorlaştırdığı belirtilirken, hukukun üstünlüğü, laiklik, demokratik haklar ve özgürlükler konusundaki sorunlara da dikkat çekildi. Açıklamada, uluslararası endekslerde Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında gerilerde yer aldığı belirtilerek, bu tablonun demokratik katılım, çalışma hayatı ve temel haklar açısından önemli sorunlara işaret ettiği kaydedildi. Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Gelecek Kaygısı Yaşıyor TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu açıklamasında, ülkedeki ekonomik ve toplumsal sorunlardan mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının da doğrudan etkilendiği vurgulandı. Genç meslektaşların işsizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya kaldığı belirtilen açıklamada, ücretli çalışanların düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve güvencesizlikle mücadele ettiği ifade edildi. Kamuda çalışanların özlük haklarının gerilediği, serbest çalışan mühendis ve mimarların artan maliyetler ve daralan iş olanaklarıyla karşı karşıya olduğu, emeklilerin ise insanca yaşamaya yetecek gelirden yoksun bırakıldığı savunuldu. Meslek alanlarının daraltılması, mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin piyasalaştırılması, kamusal denetimin etkisizleştirilmesi ve bilimsel bilginin karar süreçlerinin dışında bırakılmasının yalnızca meslek gruplarını değil, toplumun tamamını ilgilendirdiği belirtildi. “Mesleki Haklarımızı Savunmak, Toplumun Yaşam Hakkını Savunmaktır” Açıklamada, mesleki hakların korunmasının toplumun güvenli, sağlıklı ve insanca yaşama hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi. Türkiye’nin geleceğinin bilimsel planlama, kamusal üretim, nitelikli mühendislik ve mimarlık hizmetleri, etkin kamusal denetim ve halkın ihtiyaçlarını esas alan politikalarla mümkün olabileceği vurgulandı. TMMOB’nin, emeğin değersizleştirilmesine, meslek alanlarının daraltılmasına ve bilimsel birikimin yok sayılmasına karşı mücadelesini sürdüreceği belirtilerek, insanca ücret, güvenceli çalışma koşulları, nitelikli eğitim ve kamusal istihdam talepleri dile getirildi. “Bilim ve Teknik Halkın Yararına Kullanılmalı” Açıklamanın devamında, mesleki bilgi ve birikimin halkın yararına kullanılması gerektiği belirtilerek, mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının bilimsel planlama ve kamusal denetim süreçlerinde söz sahibi olması istendi. Demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı eşit, özgür ve bağımsız bir ülke hedefinin altı çizildi. Mesleki haklar için yürütülen mücadelenin emek, demokrasi ve toplumsal eşitlik mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği ifade edildi. TMMOB’nin unutulmaz başkanı Teoman Öztürk’ün toplumcu mücadele anlayışına ve birliğin 72 yıllık örgütsel birikimine vurgu yapılan açıklama, “Emeğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var! Mesleğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var! Ülkemize ve geleceğimize sahip çıkıyoruz, çünkü hakkımız var!” sözleriyle devam etti. Açıklama, “72 yıldır olduğu gibi bugün de bilimin ve tekniğin ışığında, emeğin ve halkın yanında mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz” mesajıyla sona erdi. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, tüm mühendis, mimar ve şehir plancılarının Mühendislik ve Mimarlık Haftası’nı kutlayarak “Yaşasın TMMOB! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” ifadelerini kullandı.

Depolarda Bekleyen Tütün Çiftçinin Sırtında Borç Yüküne Dönüştü Haber

Depolarda Bekleyen Tütün Çiftçinin Sırtında Borç Yüküne Dönüştü

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında tütünde alımların geciktirilmesi, sözleşme fiyatlarının tek taraflı olarak düşürülmesi ve şirketlerin belirsiz alım politikalarının üreticiyi ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya bıraktığını söyledi. Ürünlerin hala depolarda beklediğini belirten Sarıbal, “Mart ayı geldi ama ortada ne net bir alım takvimi var ne de üreticiyi rahatlatacak bir açıklama. Sözleşmeler çiftçinin aleyhine düzenleniyor. Alım takvimi belirsiz, fiyat tek taraflı aşağı çekiliyor. Bu, üreticiyi çaresiz bırakma düzenidir” dedi. Tütün üreticisinin maliyet baskısı altında olduğunu belirten Sarıbal, üretim maliyetinin kilogram başına ortalama 260 TL olduğunu hatırlatarak, “Sözleşme fiyatı 300 liraydı. Şimdi şirketlerin 220–250 lira bandında alım planladığı konuşuluyor. Bu, çiftçinin emeğinin ve alın terinin yok sayılması demektir” ifadelerini kullandı. Üreticinin yeni sezon için tarlaya hazırlanması gerekirken geçen yılın ürününü bile teslim edemediğini söyleyen Sarıbal, depolarda bekleyen tütünün çiftçinin sırtında borç yüküne dönüştüğünü ifade etti. TEKEL ÖZELLEŞTİRİLDİ, TÜRKİYE İTHALATA TESLİM EDİLDİ Türkiye’nin 2025 yılında işlenmemiş yaprak tütün ile sigara üretimine hazır hale getirilmiş ayıklanmış tütün ve tütün döküntüleri dış ticaret verilerine göre; 43 bin ton tütün ihraç ettiğini ve bunun karşılığında 346,5 milyon dolar gelir elde edildiğini belirten Sarıbal, “Aynı dönemde, 79,8 bin ton tütün ithal edildi ve bunun için 553,9 milyon dolar ödeme yapıldı. 1980 sonrası dönemde uygulanan neoliberal politikalar kapsamında, tütün ve tütün mamullerinin üretimi ile ticareti şirketlere bırakıldı. 1925 yılında Reji İdaresi yabancılardan satın alınarak kurulan TEKEL, özelleştirme adı altında yabancı sermayeye teslim edildi. Destekleme alımlarının kaldırılması, yerine sözleşmeli üretim sisteminin getirilmesi, TEKEL’in özelleştirilmesi, üretim maliyetlerindeki artış ve ithal tütün kullanımının yaygınlaşması; tütün üreticisinin gelirlerini ciddi şekilde azalttı. 2009 yılında 182 bin üreticiden tütün alımı yapılmışken, 2024 yılında 43 bin üreticiden tütün alımı yapıldı. Sözleşmeli üretimde devletin bir garantör olarak devreye girmesi gerekmektedir. TEKEL benzeri bir örgüt yeniden hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı. TARIM DESTEKLENMEZSE HER ULUSLARARASI KRİZ TÜRKİYE’DE GIDA KRİZİNE DÖNÜŞÜR 2025 yılında çiftçilerin bir yandan zirai don, kuraklık ve sel felaketleriyle mücadele ederken, diğer yandan ürününü maliyetinin altında satmak zorunda bırakıldığını belirten Sarıbal, “Uygulanan politikalar üretimi caydırdı, çiftçiyi borçlandırdı ve üretimden kopuşu hızlandırdı. Çiftçiyi zarar ettirip toprağından koparan, mülksüzleştiren; verimli tarım arazilerini ve meraları imara açan iktidarın politikası sonucunda tüketici pahalı gıdaya mahkum edildi. Üreten kazanamadı, tüketen ucuz gıdaya erişemedi. Üretici ile market arasındaki fiyat farkı yüzde 229’a ulaştı. Uluslararası piyasalarda 27 Şubat’ta ton başına 490 dolar/ton seviyesinde bulunan üre gübresi fiyatı bir hafta içinde 595 dolara yükseldi. Mısır’da mart ve nisan sevkiyatları için fiyatların 625 dolar/ton seviyesine çıktığı belirtilirken yurt içi piyasada da yeni fiyat listeleri açıklanmaya başladı. Bayilere gönderilen son listelerde DAP gübresinin ton fiyatı 34 bin liradan 37 bin liraya, üre gübresinin ton fiyatı ise 26 bin liradan 28 bin liraya yükseldi. Şimdiden ham petrol fiyatları yüzde 70’den fazla artarak 9 Mart itibariyle artarak 60 dolardan 103 dolara kadar çıktı. Doğalgaz fiyatları yüzde 80’e yakın arttı. Savaşın uzun sürmesi halinde ham petrol fiyatlarının 200 dolarlara varabileceği tahminleri yapılıyor. Önümüzdeki dönem, enflasyonun yükseldiği, bütçe açıklarının arttığı dönem olacak. Tarımda planlı üretim, kamusal destek mekanizması kurulmazsa; her uluslararası kriz Türkiye’de gıda krizine dönüşür” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.