Hava Durumu

#Niğde

Kırsal Haber - Niğde haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Niğde haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Tarım Çökertildi ve İthalata Bağımlı Kılındı" Haber

Gürer: "Tarım Çökertildi ve İthalata Bağımlı Kılındı"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, AKP iktidarları döneminde tarımın ciddi bir çöküş yaşadığını belirtti. Gürer, “Tarım âdeta çökertildi ve ithalata bağımlı kılındı” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu durumun etkilerinin kuraklıkta, zirai donda ve savaş dönemlerinde bir kez daha ortaya çıktığını vurgulayarak, “Çünkü girdi maliyetlerinin hızla artmasına neden olan ithal ürünlerin fiyatı yükseldi. Gübresi, yemi, tohumu, mazotu yurt dışından ithal edince bunlardaki artış da üreticiyi zora soktu” ifadelerini kullandı. Konuşmasında AKP iktidarının destek politikalarına da eleştiri getiren Ömer Fethi Gürer, “İktidar şu anda destekleri mazot ve gübrede iki süreçte vermeyi hedefliyor. Oysa destekler bir yıl sonrasında veriliyor ve enflasyonla eriyor” dedi. Çiftçilerin içinde bulunduğu zor duruma dikkat çeken CHP’li Gürer, çözüm önerilerini de sıraladı: “Bir an önce desteklerin artırılarak bu yılın desteği bu yılda verilmeli; çiftçilerin borçları ötelenmeli, icralar durdurulmalı ve çiftçinin ayakta kalmasını sağlayacak önlemler iktidar tarafından bir an önce alınmalıdır. Yoksa gidiş iyi gidiş değil.” Ömer Fethi Gürer, ithalata bağımlı bir tarım politikasının Türkiye’yi daha da sorunlu bir sürece sokacağını da belirterek, “İthalata bağımlı bir süreç Türkiye’yi daha da sorunlu kılacak,” dedi.

Kapalı Sulama Sistemleri Gecikmeden Tamamlanmalı Haber

Kapalı Sulama Sistemleri Gecikmeden Tamamlanmalı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Toros Dağları’nın Bolkarlar bölgesinde yaşanan su sorununu gündeme taşıdı. Gürer, bölgede kar yağışının az olması nedeniyle 2025 yılında hem sulama hem de içme suyu açısından ciddi sıkıntılar yaşandığını belirterek acil önlem çağrısında bulundu. “KAR YAĞIŞININ AZ OLMASI SU SIKINTISINI ARTIRDI” TBMM’de yaptığı konuşmada bölgedeki kuraklığa dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle Ulukışla ilçesi ve Toros Dağları’nın Bolkar Dağları kesiminde kar yağışının yetersiz kalmasının su kaynaklarını ciddi biçimde etkilediğini ifade etti. Gürer, “Niğde ili Ulukışla ilçesi Toros Dağları'nın Bolkarlar bölgesinde karın az yağması neticesinde 2025 yılında sulama ve içme suyu sıkıntısı yaşanmıştır.” “NAPOLYON KİRAZI BÖLGE EKONOMİSİ İÇİN STRATEJİK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bölgenin dünyaca ünlü Napolyon kirazı üretimi açısından önemli bir merkez olduğuna dikkat çekti. Üretilen kirazın büyük bölümünün ihraç edildiğini vurgulayan Gürer, bunun Türkiye ekonomisi için önemli bir döviz kaynağı olduğunu belirterek, “Dünyaca ünlü Napolyon kirazının yetiştiği bölgede ürünlerin tamamı yurt dışına ihraç edilip ülkemize döviz girdisi sağlanmaktadır,” dedi. Gürer ayrıca, su sorununun üretimi doğrudan tehdit ettiğini de ifade etti. KÖYLERDE GÖLET BEKLENTİSİ Bölgedeki bazı köylerde su depolama amacıyla gölet yapılması beklentisinin bulunduğunu belirten Gürer, özellikle Darboğaz köyünde sulama ihtiyacının Devlet Su İşleri tarafından yapılan sulama göletiyle karşılanmaya çalışıldığını söyledi. Ancak mevcut sulama yöntemlerinin su tüketimini artırdığını belirten Gürer, “Darboğaz köyünde Devlet Su İşleri sulama göletinden bahçelere su sağlanmaktadır. Sulama 1/3 oranında damlama, 2/3 oranında vahşi sulama yapıldığından su sıkıntısı su kullanım yöntemiyle daha da artmaktadır,” diye konuştu. 7 YILDIR BEKLEYEN PROJE CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaklaşık yedi yıl önce hazırlanan Darboğaz Köyü Kapalı Sulama Damla Sistemi Projesinin hâlâ hayata geçirilmediğini belirterek projenin Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı bünyesinde beklediğini söyledi. Gürer, söz konusu projenin hayata geçirilmesi gerektiğini şu sözlerle dile getirdi: “Yedi yıl kadar önce projesi hazırlanan Darboğaz Köyü Kapalı Sulama Damla Sistemi Projesi Konya KOP'ta beklemektedir. Darboğaz Sol Vadi kapalı sulama tesisinin bir an önce yapım ödeneği ayrılıp 2026 yılı sulama sezonuna yetiştirilmesi sağlanmalıdır.” AKKAYA BARAJI İÇİN DE KAPALI SİSTEM ÇAĞRISI Niğde ve Bor ilçesinde sulama altyapısının modernize edilmesi gerektiğini de ifade eden CHP’li Ömer Fethi Gürer, özellikle Akkaya Barajı sulama sisteminin açık sistemden kapalı sisteme dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Gürer, bu dönüşümün su kayıplarını önleyeceğini vurgulayarak, “Niğde ili ve Bor ilçesinde de Akkaya Barajı açık sulama sistemi kapalı sisteme alınmalıdır, su kayıpları bu yolla önlenmelidir,” şeklinde konuştu. “SU YÖNETİMİ ÜRETİMİN GELECEĞİNİ BELİRLİYOR” Konuşmasında iklim değişikliği ve kuraklık riskine de dikkat çeken Gürer, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için modern sulama yatırımlarının gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Kapalı sulama sistemleri ve damla sulama uygulamalarının yaygınlaştırılmasının hem su tasarrufu sağlayacağını hem de üreticinin geleceğini güvence altına alacağını ifade etti.

CHP'li Gürer: Yeşil Erik Gram Altını Solladı Haber

CHP'li Gürer: Yeşil Erik Gram Altını Solladı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada artan gıda fiyatları ve vatandaşın alım gücündeki düşüşe dikkat çekti. Gürer, Niğde’de yayımlanan Niğde Anadolu Gazetesi’nin manşetini örnek göstererek ekonomide yaşanan tabloyu çarpıcı ifadelerle anlattı. “EMEKLİ MAAŞIYLA 2 KİLO ERİK ALINIYOR” Gürer konuşmasında, Niğde’de bir yerel gazetenin “Yeşil erik gram altını solladı.” manşetiyle çıktığını belirterek, “Niğde'de Niğde Anadolu gazetesi ‘Yeşil erik gram altını solladı.’ manşetiyle çıktı. Pazarda 1 kilo turfanda erik 9 bin liradan satılıyor, gram altın ise 7.470 lira. Emekli maaşıyla 2 kilo erik alınıyor, iki bayram ikramiyesiyle 1 kilo erik alınamıyor,” diye konuştu. “TARIMDA İYİYİZ DEMEYE UTANIRDIM” Tarım politikalarına yönelik eleştirilerde bulunan Gürer, “Ben, ülkenin Cumhurbaşkanı, Tarım Bakanı olsam ‘Tarımda iyiyiz.’ demeye utanır, öz eleştiri yapardım; Hazine ve Maliye Bakanı olsam masal anlatmayı bırakır, ülkenin en büyük para birimi 200 lirayla 1 tane erik alınır duruma sistemi getirdiğim için istifa ederdim,” dedi. Gürer, tarım sektöründe artan maliyetlerin gıda fiyatlarını daha da artıracağını belirterek şu uyarıda bulundu: “Artan girdi maliyeti gıda ürünlerinin fiyatını daha da artıracak, toplama işçiliği, nakliye gideri gibi ek külfet de vatandaşın raftaki ürününün fiyatına yansıyacaktır. Fakir fukara, üretici, besici zor durumda kalırken iktidar bu süreci yaratandır.”

Akaryakıt ve Gübre Zamları Üretimi Tehdit Ediyor Haber

Akaryakıt ve Gübre Zamları Üretimi Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada artan akaryakıt ve gübre fiyatlarının çiftçiyi üretimden koparma noktasına getirdiğini belirterek iktidara eleştiriler yöneltti. Gürer, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçiş sürecini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: “2018 yılında Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiğinde mazotun litre fiyatı 5 lira 25 kuruştu. İktidar eliyle yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10 zam yapıldı ve mazotun litre fiyatı 61 liraya kadar çıktı, savaş bahanesiyle yeni zamlar da yolda. Petrol bulup, doğal gaz bulup sürekli zam yapan dünyada öncü bir ülke durumuna Türkiye getirildi.” Artan mazot fiyatlarının doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi traktörünün deposuna akaryakıt doldurduğunda geçen yıla göre daha çok gider olacak, nasıl üretim yapacak?” diye sordu. Girdi maliyetlerindeki artışın yalnızca akaryakıtla sınırlı olmadığını belirten Gürer, gübre fiyatlarındaki yükselişe de dikkat çekti. Tarım Bakanlığının “sıkıntı yok” açıklamalarını eleştiren Gürer, “Gübre fiyatları da fırladı. Bakan ‘Sıkıntı yok.’ diyor da gübrede DAP gübrenin tonu 37.500 liraya, amonyum sülfat 15.750 liraya, 20-20 gübre 24.500 liraya, 15-15 gübre 24.500 liraya, üre gübre 28.000 liraya fırladı. Gübreyi bulmak da almak da zorlaştı,” diye konuştu. “ÇİFTÇİ ÜRETİM YAPAMAZ HÂLE GELİYOR” Konuşmasında artan maliyetlerin üretim planlamasını imkânsız hâle getirdiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübre fiyatlarındaki artışın doğrudan gıda enflasyonuna yansıyacağını ifade etti. Çiftçinin hem finansman hem de girdi temininde ciddi sorunlar yaşadığını belirten Gürer, mevcut politikaların gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

2018’de Bir Koyun Alan İkramiye, Bugün Harçlık Bile Değil! Haber

2018’de Bir Koyun Alan İkramiye, Bugün Harçlık Bile Değil!

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri üzerinden iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Gürer, açıklanan büyüme rakamları ile vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında derin bir çelişki bulunduğunu ifade ederek, özellikle emeklilerin ve dar gelirli kesimlerin ağırlaşan geçim sıkıntısına ve emekliye reva görülen ikramiye tutarına dikkat çekti. “BÜYÜME VAR DENİYOR, TARIMDA YÜZDE 8,8 DÜŞME VAR” Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılına ilişkin verilerine göre Türkiye ekonomisi geçen yıl yüzde 3,6 büyürken, 2025’in son çeyreğinde de yüzde 3,4’lük büyüme kaydedildiğini belirten Gürer, bu tabloya karşın tarım sektöründe yüzde 8,8’lik bir gerileme yaşandığını vurguladı. Tarımda yaşanan düşmenin , uzun süredir dile getirdikleri sorunların rakamlara yansımış hali olduğunu belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarımda her şeyin iyi olduğu yönündeki açıklamalar, resmi verilerle çökmüştür” dedi. İthalata dayalı tarım anlayışının sürdürülebilir olmadığını ifade eden Gürer, gıda fiyatlarındaki artışın en çok emeklileri ve asgari ücretlileri vurduğunu söyledi. “KİŞİ BAŞI GELİR 18.440 DOLAR DENİYOR AMA EMEKLİYE ARTIŞ YOK” Hazine ve Maliye Bakanı’nın kişi başına gelirin 18.440 dolara yükseldiği ve Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler grubuna dahil olduğu yönündeki açıklamalarına da değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, büyüme söylemi ile emeklinin yaşadığı hayat arasındaki çelişkiye işaret etti. “Büyüyen bir ülkede emekli maaşına cüzi miktarda dahi artış yapılamıyorsa burada ciddi bir tutarsızlık vardır” diyen Gürer, 17 milyon emekliyi ilgilendiren bayram ikramiyesi konusunda yapılan açıklamaların hayal kırıklığı yarattığını ifade etti. BAYRAM İKRAMİYESİ TARTIŞMASI: “2018’DE BİR KOYUN ALINABİLİYORDU” Bayram ikramiyesinin 2018 yılında başlatıldığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, o dönem verilen 1.000 liralık ikramiye ile bir koyun alınabildiğini, bugün ise 4.000 liralık ikramiyenin alım gücünün o günün çok gerisinde kaldığını söyledi. İktidar cephesinden bayram ikramiyesinde artış olmayacağı yönünde yapılan açıklamaların emekliler için yeni bir hüsran yarattığını belirten Gürer, “Bayram ikramiyesi en azından asgari ücret düzeyine çıkarılmalıydı. Asgari ücret talebinden vazgeçtik; mevcut 4.000 lira üzerine dahi artış yapılmayacağı açıklanmıştır. Bu büyük bir haksızlıktır” dedi. “BÜTÇE DİSİPLİNİ SÖZ KONUSU OLUNCA HEP EMEKLİ HATIRLANIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ne zaman emekliye ya da asgari ücretliye artış gündeme gelse bütçe disiplini hatırlanıyor. Ancak yandaşa ya da rant odaklarına yönelik harcamalarda aynı hassasiyet gösterilmiyor” ifadelerini kullandı. Açıklanan enflasyon rakamları nedeniyle yılbaşında yapılan maaş artışlarının kısa sürede eridiğini belirten Ömer Fethi Gürer, yılbaşından bu yana bir emekli maaşında yaklaşık 2.500 liralık alım gücü kaybı oluştuğunu söyledi. 20 bin liraya çıkan emekli maaşının reel olarak geçen yılın başındaki seviyenin altına gerilediğini ifade etti. “EMEKLİ AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” CHP’li Ömer Fethi Gürer, kira, ulaşım, sağlık, eğitim ve özellikle gıda giderlerindeki artışın emeklileri ağır biçimde etkilediğini belirtti. Mevcut maaşların açlık ve yoksulluk sınırının altında kaldığını vurgulayan Gürer, emekli maaşlarının asgari ücretin altına düşmemesi gerektiğini söyledi. 2008 yılında çıkarılan düzenleme ile aylık bağlama oranının yüzde 70’ten yüzde 30’lara kadar düşürülmesinin emekli maaşlarında ciddi kayba yol açtığını ifade eden Gürer, şu talepleri sıraladı: Tüm emekli maaşları asgari ücret düzeyine çıkarılmalı. Ayrımsız tüm emeklilere seyyanen zam yapılmalı. Enflasyona karşı koruyucu düzenleme getirilmeli. Farklı dönemlerde emekli olanlar için intibak düzenlemesi yapılmalı. Aynı prim ve gün sayısıyla emekli olanlar arasındaki maaş farkı giderilmeli. Hizmete dayalı intibak sistemi uygulanmalı. İlaç katkı payı kaldırılmalı. Emeklilerin sendikalaşmasının önündeki engeller kaldırılmalı.” Dedi. “ET VE SÜT KUYRUĞU EMEKLİNİN GERÇEĞİ OLDU” Emeklilerin artık çarşı pazarda zorunlu ihtiyaçlarının dışına çıkamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, et ve süt ürünlerine erişimin dahi kamu kurumlarının uygun fiyatlı satış noktalarında kuyruğa girerek sağlanabildiğini söyledi. Protein ürünlerinde tüketiminde ciddi düşüş yaşandığını vurguladı. Pazarlarda dahi uygun fiyatlı ürün bulunamadığını ifade eden Gürer, tarımdaki gerilemenin gıda enflasyonunu artırdığını ve bunun da doğrudan dar gelirliyi etkilediğini belirtti. “50 MİLYONA YAKIN KİŞİ YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA” Bölgede devam eden savaşların Türkiye ekonomisine olası etkilerine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, önümüzdeki dönemin daha zorlu geçeceğini söyledi. Yaklaşık 50 milyona yakın kişinin yoksulluk sınırının altında gelire sahip olduğunu ifade eden Gürer, sosyal devlet anlayışının gereği olarak bu kesimlerin korunması gerektiğini vurguladı. Bu grubun 17 milyonunu emeklilerin oluşturduğunu belirten Gürer, “Açlık sınırının altında yaşıyor” dedi. “KARAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayram ikramiyesi kararının mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde bir gelire kavuşturulmasının zorunlu olduğunu ifade eden Gürer, seyyanen zam ve ikramiye artışının artık bir ihtiyaç değil, zorunluluk haline geldiğini dile getirdi. “Gıdasız yaşam olmaz” diyen Ömer Fethi Gürer, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine yansımadığı sürece anlamlı olmayacağını belirterek, emekli ve dar gelirli yurttaşların alım gücünü artıracak adımların ivedilikle atılması çağrısında bulundu.

Reis Gıda’ya Yeşil Ekonomi Ödülü Haber

Reis Gıda’ya Yeşil Ekonomi Ödülü

21 Şubat’ta Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği (YAPDER) tarafından düzenlenen 18. Küresel Isınma Kurultayı ve Yeşil Ekonomi Ödülleri, iklim krizinin ertelenemez bir küresel meydan okuma olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bu yılki ödül, sürdürülebilir tarım ve iklim dostu üretim anlayışı ile öne çıkan Reis Gıda’ya verildi. 21 Şubat’ta gerçekleştirilen Kurultay’da bilim dünyası, iş dünyası ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelerek iklim dönüşümünün kentlere, ekonomiye ve yaşam biçimlerine etkilerini kapsamlı biçimde değerlendirdi. Toplantıda, tarımsal üretimin güçlendirilmesi, doğal kaynakların bilinçli kullanımı ve gıda arz güvenliğinin sürdürülebilir şekilde desteklenmesi yönünde kararlılık mesajları paylaşıldı. Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, 2000’li yılların başından bu yana sürdürülebilir tarımı şirket vizyonunun temel unsurlarından biri olarak konumlandırıyor. Mehmet Reis, 2016 Dünya Gıda Günü kapsamında gerçekleştirdiği sunumda; su verimliliği, toprak sağlığının korunması ve planlı üretimin stratejik önemine dikkat çekmiş, bakliyatın hem çevresel hem ekonomik değer üreten bir ürün grubu olduğunu ifade etti. Reis, farklı platformlarda yaptığı açıklamalarda üretimin doğayla uyum içinde yürütülmesinin hem ekonomik kalkınma hem de gelecek kuşaklar için değer oluşturduğunu vurguluyor. Sürdürülebilir Tarımda Güçlü ve Yapıcı Bir Model Mehmet Reis’in yaklaşımında sürdürülebilir tarım, verimlilik artışı ile doğal kaynakların korunmasını aynı potada buluşturan bütüncül bir model olarak tanımlanıyor. Tarımın iklim koşullarına hızlı uyum sağlayabilen bir sektör olduğunu ifade eden Reis, suyun etkin kullanımı, toprağın verimliliğinin desteklenmesi ve yerel üretimin güçlendirilmesiyle dayanıklı bir tarım yapısının mümkün olduğunu belirtiyor. Kırsalda üretim dinamizminin artırılması, gençlerin tarıma kazandırılması ve dijital tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, Reis Gıda’nın vizyonunun önemli başlıkları arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, üretim kapasitesini güçlendirirken aynı zamanda tarımsal sürdürülebilirliği desteklemektedir. Mehmet Reis’in vizyonunu yansıtan ifadelerden biri şu şekilde: “İklim değişikliği tarımı, tarım ekonomiyi, ekonomi ise toplumsal refahı doğrudan etkiliyor. Üretirken doğayı gözetmek bir sorumluluktur. Toprağı korumak geleceği korumaktır.” Sahada Hayata Geçen Projelerle Güçlenen Vizyon Reis Gıda’nın Yeşil Ekonomi Ödülü’ne layık görülmesi, sürdürülebilirlik vizyonunun sahadaki uygulamalarla desteklenmesinin bir göstergesi olduğu ifade edildi. 2020 yılında başlatılan Reis Bakliyat Köyleri Projesi ile yerli ve sertifikalı tohum kullanımı yaygınlaştırılırken; Samsun Bafra’da çeltik ve bakliyat üretimi gerçekleştirildi, Bolu Çamyayla’da kadın kooperatifleriyle iş birliği içinde üretim modeli güçlendirildi. Proje sonraki yıllarda da devam ederken, Niğde Çarıklı köyünde ata tohumlarıyla üretim yapılarak yerel çeşitliliğin korunmasına katkı sağlandı. Bu çalışmalar, toprağın verimliliğini destekleyen ve yerel kalkınmayı güçlendiren bir model ortaya koyuyor. Reis Gıda, sürdürülebilir tarımı yalnızca üretim modeli olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinç ve dönüşüm alanı olarak ele alıyor. Bu kapsamda, gıda israfının azaltılmasına yönelik küresel ölçekte yürütülen 10x20x30 girişimine destek vererek, tedarik zincirinde kayıpların azaltılması ve daha verimli üretim süreçlerinin teşvik edilmesi yönünde sorumluluk üstleniyor. Uluslararası ölçekte benimsenen bu yaklaşım, üretimden perakendeye kadar uzanan değer zincirinde daha bilinçli bir sistem kurulmasına katkı sağlıyor. Reis Gıda aynı zamanda “Sofrana Sahip Çık” gibi ulusal farkındalık kampanyalarına katılarak, tüketiciden üreticiye kadar tüm paydaşları kapsayan bir bilinç dönüşümünü destekliyor. Reis bakliyatın hem çevresel sürdürülebilirlik hem de sağlıklı beslenme açısından taşıdığı değeri farklı platformlarda anlatarak iklim dostu ürün gruplarının yaygınlaşmasına katkı sunuyor. Gençlerin tarıma kazandırılması ve kırsalda üretim dinamizminin artırılması ise şirket vizyonunun önemli bir parçası. Mehmet Reis’in söylemlerinde de sık sık vurguladığı üzere, genç nüfusun tarıma dahil edilmesi ve çiftçilerin bilgi teknolojileri ile desteklenmesi, sürdürülebilir tarım için kritik öncelikler arasında yer alıyor. Mehmet Reis’in bu yılki Kurultay’daki değerlendirmeleri, Reis Gıda’nın vizyonunu özetler nitelikte olup şu ifadelere yer verildi: “Tarım, iklim değişikliğine karşı en ön cephedir. Toprağı korumak, suyu verimli kullanmak ve yerel üretimi güçlendirmek, hem ulusal gıda güvenliğimizi hem de iklim dayanıklılığımızı artırır.” Reis Gıda, Yeşil Ekonomi Ödülü ile bu vizyonunu bir kez daha tescil ederken stratejik, uzun vadeli ve somut iklim eylem planlarını sürdürme kararlılığını bir kez daha gösterdi.

Gürer: ''İthal Değil, Yerli Üretimle Tarım Ayağa Kalkmalıdır'' Haber

Gürer: ''İthal Değil, Yerli Üretimle Tarım Ayağa Kalkmalıdır''

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım kesiminin kredi kullanarak ayakta durmaya çalıştığını belirtti. Geçen yıl yaşanan üretim kayıplarının tarımdaki sorunları artırdığını ifade eden Gürer, ithale dayalı olarak gıda açığının giderilmeye çalışılmasının, çevremizde birden çok savaşın yaşandığı bir dönemde ciddi riskler yarattığını vurguladı. Bu nedenle arz açığı bulunan temel gıda ürünleri için acil önlemler alınması gerektiğini söyledi. Savaşların ve salgınların ders niteliğinde olduğuna dikkat çeken Gürer, bu nedenle üretimin kapsamlı biçimde planlanması gerektiğini belirterek, “Savaşlar, gıdada kendi kendine yeterliliğin zorunluluğunu gösteriyor. İthal değil, yerli üretimle tarım ayağa kaldırılmalıdır. Çiftçi, üretici ve besici, borçla üretimi ve hayvancılığı sürdürmeye çalışmaktadır.” dedi. Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının tarım kesimi için çok zor bir yıl olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kuraklık ve zirai donun yanı sıra düşük alım fiyatları, çiftçiyi, üreticiyi ve besiciyi daha çok borçlanmaya neden oldu. Tarım sektörü geçen yıl saatte 42 milyon TL borçlandı. Kredi ödeyemeyen çiftçi ve besici icralık oldu. Bunun yanında, 2002 yılının altında üretim yapılan ürünler de oldu. Dünya; savaş, salgın ve iklim değişikliğinin etkisi altında. Birçok ülkede olduğu gibi, kendi kendine yeten ülkeler dışında ithal ürün alan ülkeler her olumsuz gelişmeden doğrudan etkileniyor. Ülkemizde yaşanan süreçleri dikkate alarak mutlaka bakliyat ve hububat başta olmak üzere gıda üretiminde yeterli düzeye ermeliyiz. Bunun yolu da ihtiyaçlar dikkate alınarak planlı üretime geçilmesidir.” CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım kesiminin bir yılda kredi borcunun 370 milyar TL artarak 1,2 trilyon lirayı aşan bir boyuta ulaştığını belirtti. Bu borç yükünün tarım sektörünü icra kıskacına aldığını ifade eden Gürer, 5 binden fazla tarla ve yüzlerce üretim aracının icra daireleri tarafından satışa çıkarıldığını söyledi. “Yeni krediye erişemeyen, beklediği gelire de ulaşamayan üretici büyük sıkıntıya düştü.” diyen Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “Artık sadece traktör değil, iflas edenlerin tohumu ve ilacı bile icradan satılıyor. Çiftçi, üretici ve besici, borçları nedeniyle tarımın dışına itilmemelidir.” GEÇEN YIL HERGÜN 1 MİLYARIN ÜSTÜNDE TARIM KESİMİ BORÇLANDI. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım borçları son bir yılda %42,7 oranında artış gösterdi. Bu artış hızı, sadece bir günde ortalama 1 milyar 15 milyon TL yeni borç yükü anlamına geliyor. 26 Şubat 2026 gününe kadar bu yıl verileri ise her gün yaklaşık 200 tarlanın icra daireleri ve sulh hukuk mahkemesi tarafından satışa çıkarıldığını gösteriyor” diye konuştu. "1 YILDA BORÇ DAĞ GİBİ BÜYÜDÜ" Ömer Fethi Gürer, 2024 ve 2025 yılları arasındaki değişkenlik 2026 yılına bu yönden de iktidarın daha çözümcü bakması gerektiğini gösteriyor. 2024 yılını tarım sektörü 868 milyar 658 milyon TL borçla bitirmişti. 2025 yılını 1 trilyon 239 milyar 445 milyon TL borçla kapattı. Bu, tarım tarihimizde bir yılda yaşanan en yüksek artıştır. Çiftçinin sırtına bir yılda tam 370 milyar liradan fazla ek yük bindi. Bunu tarım kesimi sırtına yüklemek üretenleri ezer.Bu nedenle destekler artırılmalıdır.Özellikle akaryakıt,gübre,yem ithal ürünler olarak savaşlarında etkisiyle artacağı görülüyor.Bu süreç tarım kesimini daha zorlayacaktır.Aynı zamanda savaşlar stoklama gereği artırması ithal ürün temininde sorun yaratacağı hesaplanıp yerli üretimi arttırıcı politikalar oluşturulmalıdır “ dedi. "İCRA DAİRELERİ TARIM PAZARINA DÖNDÜ" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, borç yükünün sadece rakamlardan ibaret olmadığını, somut bir mülkiyet kaybına dönüştüğünü vurgulayarak 26 Şubat itibarıyla icra dairelerindeki "satılık tarım envanterini" paylaşarak, "Sadece bugün icradan satılık listesine baktığımızda karşımıza çıkan tablo düşündürücüdür . 26 Şubat tarihinde; 60 traktör, 5 bin 249 tarla, 7 besi damı, 352 bağ ve 24 tarım makinesi icradan satışa çıktı. Çiftçinin eli, ayağı, toprağı elinden alınıyor. İcra daireleri adeta birer tarım pazarına dönüştü ama burada satış yapan çiftçi değil, alacaklı bankalar!" dedi. "İFLAS EDEN İŞLETMENİN TOHUMU BİLE HACİZLİ" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımdaki çöküşün boyutunun artık taşınmazları aşıp üretimin en temel girdilerine kadar ulaştığına dikkat çekti. “Çiftçi ve üreticinin tarlası, traktörü icrada satıldığı gibi, iflas eden işletmelerden çok sayıda tohum ve zirai ilaç dahi icra yoluyla satışa çıkarıldı. İcra ne bulursa satıyor. Çiftçi, üretici ve besici, tarımın bu şartlarda nasıl sürdürüleceğini düşünüyor. 2026 yılında, Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre verilmesi gereken doğrudan desteğin 772 milyar lira olması gerekirken, 168 milyar lira olarak verileceği açıklandı. Bu destek artırılmalıdır. Mazottan ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Tarım kesiminin borçları ötelenip faizler silinerek, bir an önce haciz işlemleri durdurulmalıdır.” diye konuştu.

Gürer: "Köyler Değişiyor, Hayvancılıkta Dertler Aynı" Haber

Gürer: "Köyler Değişiyor, Hayvancılıkta Dertler Aynı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in saha ziyaretlerinde besicinin de süt inekçiliği yapan üreticinin de ortak sorununun artan ahır giderleri ve önlenemeyen yem fiyatı artışları olduğu belirtildi. Hayvancılık yapan üreticiler, “Biz yüksek kazanç peşinde değiliz, maliyetimizi düşürecek önlemler alınsın. Fiyatlar artmasın.” dediler. “YİRMİ DÖRT SAAT EMEK İSTİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor.” dedi. Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil.” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir.” şeklinde konuştu. YEM-SÜT DENGESİ KAÇTI Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum.” dedi. Ünal, “Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz.” dedi. Küçükbaş hayvan üreticisi Zafer Özyiğit ise, “Daha önce 400 davar vardı, şimdi 50–60 davara düştü. Bakım yok, destek yok. Devlet bize destek çıkmıyor. Yem alamıyoruz, gücümüz yetmiyor. Köyde 20 kişi hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6 kişiye düştü. Köyde göç var, kimse kalmadı.” şeklinde konuştu. “YEM MALİYETİ ARTTIKÇA HAYVANCILIK DAHA DA ZORLAŞIYOR” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor.” dedi. Süt inekçiliği yapan Bülent Özden ise, “Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek, veteriner giderleri yüksek. Yetişemiyoruz. Hem tarım hem hayvancılık yaptığımız için iki yıldır çiftçi perişan. Yüz hayvanım varsa yetmişe düşürdüm. Yemi versek bu sefer yemciye çalışıyoruz. Samancıya, yoncacıya çalışıyoruz. Bunları kendimiz ürettiğimiz hâlde maliyetler yüksek. Ekmeği zor kazanıyoruz. Çoluk çocuk çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. On iki ay kapalı, meraya da çıkmıyor hayvanlar. Maliyetler çok yüksek. Çoluk çocuk bakmazsa bu işten ekmek çıkmaz. Şu anda çiftçi zorda, hayvancılık zorda.” dedi. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş.” dedi. Gürer, “Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur.” diye konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini ise net şekilde sıralayarak, “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek.” dedi. Kızılca Köyü’nde besiciler de, “Çiftçilik yapmazsak bunları besleme şansımız yok. Kaba yemini kendin üretmek zorundasın. Şu an yemin yüzde 70’ini kendimiz ürettiğimiz hâlde zor ayakta duruyoruz. Yemi sürekli hazır almamız durumunda bu işin sürdürülebilirliği yok.” ifadelerini kullandı. SEYRETMEYİN, DÜZENLEME YAPIN CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

Gürer: "Üretici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor" Haber

Gürer: "Üretici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Yeşilgölcük kasabasında süt inekçiliği yapan üretici Bülent Özden’i ziyaret ederek hayvancılığın geldiği noktayı yerinde inceledi. Artan yem fiyatları, şap salgını nedeniyle yaşanan hayvan kayıpları ve süt fiyatlarının maliyetleri karşılamaması üreticiyi çıkmaza sürüklerken, sahada dile getirilen tablo hayvancılığın geleceğine dair kaygıları büyüttü. “50 KİLOLUK SÜT YEMİ 900 LİRAYA DAYANDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt inekçiliğinin artan girdi maliyetleri altında ezildiğini belirterek, “Süt inekçiliği süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılıyor. Bugün süt yeminin 50 kiloluk torbası 900 liraya dayanmış durumda. 12 ay kapalı alanda sürekli besleme gerekiyor. Hayvan refahı sağlanmadan hayvan yeterli süt de vermiyor. Bu sütü alabilmek için yem almak gerekiyor. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor,” dedi. Ömer Fethi Gürer, çok sayıda üreticinin hayvan satmak zorunda kaldığını vurgulayarak, şap hastalığı döneminde yaşanan kayıpların sektörü daha da zayıflattığını ifade etti, Gürer “ Süt inekleri aynı zamanda yavrulama yapıyor ama buzağılar doğduktan sonra özellikle şap döneminde çok sayıda hayvan telef oldu. Ülkemiz hayvancılığı ciddi biçimde sorunlu ve risk altında. Bunun önüne geçmek için hayvancılık yapanlarla ilgili gerçekçi projeler geliştirilmeli. Destekler verilmeli. İthalat değil, yerli hayvancılığın gelişimine yönelik çalışmalar yapılmalı,” şeklinde konuştu. Gürer, mevcut politikaların günü kurtarmaya yönelik olduğunu belirterek uyardı: “Ne et ucuzluyor, ne süt ucuzluyor, ne hayvan sayısı artıyor. Süreç doğru yönetilmezse ülkenin hayvancılığı ciddi bir çıkmaza doğru yol alıyor.” “100 HAYVANIM VARDI, 70’E DÜŞTÜM” 20 yıldır hayvancılık yaptığını belirten üretici Bülent Özden, “20 yıldır hayvancılık yapıyorum. Durumlar iç açıcı değil. Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek. Veteriner, girdiler hepsi yüksek. Yetişemiyoruz,” diye konuştu. Hem tarım hem hayvancılık yaptıklarını ifade eden Özden, son iki yılda ciddi küçülmeye gittiklerini belirterek, “100 tane hayvanım varsa ben 70’e falan düşürdüm. Şaptan dolayı, hastalıktan dolayı telef olan hayvanlarımız da var. İlaç tedavisini bayağı yaptık ama yine de yüzde 20 zayiat verdik. Sütü azaldı. Hayvanlarda bayağı bir sıkıntı yaşadık,” dedi. Artan yem ve enerji maliyetlerinin üreticiyi borç sarmalına ittiğini dile getiren Bülent Özden, şöyle konuştu: “50 kilo yem 900 liraya yakın. Yonca, silaj… Verirsen süt alıyorsun ama bu sefer de yemciye çalışıyorsun, samancıya çalışıyorsun, yoncacıya çalışıyorsun. Elektrik şu anda 2 lira 22 kuruş oldu. Sütün litre fiyatı bize 20,5 lira olarak yansıyor.” ULUSAL SÜT KONSEYİNİN FİYATI UYGULANMIYOR Ulusal Süt Konseyinin açıkladığı 22 lira 22 kuruş olan süt fiyatının bölgede 20,5 lira olarak uygulandığını belirten Üretici Bülent Özden, “Biz direkt aracıya veriyoruz. Fabrikalara satamıyoruz. Burada sütçüler var, onlara veriyoruz. Soğutma tankından gelip alıyorlar. Günde iki sefer sabah akşam.” Hayvan kesime verdiklerini de belirten Özden, durumun sürdürülebilir olmadığını söyledi: “Kesime de hayvan veriyoruz, besi de yapıyoruz ama al birini vur ötekine. Maliyetler yüksek. Ekmeği zordan yiyoruz. Kendimiz çoluk çocuğumuz çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız.” “12 AY KAPALI SİSTEM, MALİYET ÇOK YÜKSEK” Bölgedeki hayvanların meraya çıkmadığını ve yıl boyunca kapalı sistemde bakıldığını belirten Özden, sözlerini şöyle tamamladı: “12 ay kapalı. Devamlı hazır yem yiyor. Maliyetler yüksek. Çoluk çocuk kendimiz bakmayalım ekmek kalmaz. Şu anda çiftçi çok zorda. Hayvancılık zorda. Bu işin sürdürülebilirliği kalmadı.” HAYVANCILIK SORUNLARI ALARM VERİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yem maliyetleri ile süt fiyatı arasındaki dengesizliğin giderilmemesi halinde üreticinin sektörden çekilmeye devam edeceğini vurguladı. Artan girdi maliyetleri, hastalık kaynaklı kayıplar ve aracı sistemi nedeniyle düşük gelirle karşı karşıya kalan üreticiler, yerli hayvancılığın desteklenmesini ve kalıcı çözümler üretilmesini talep ediyor. Hayvan hastalıkları önlenip buzağı ölümleri azaltılması yanında yemin sübvanse edilmesi ahır giderleri azaltılması gerekiyor,” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.