Hava Durumu

#Niğde

Kırsal Haber - Niğde haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Niğde haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: “Türkiye’den Giden 385 Gıda Ürünü AB’de Riskli Bulundu” Haber

Gürer: “Türkiye’den Giden 385 Gıda Ürünü AB’de Riskli Bulundu”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Ticaret Bakanlığının bütçe görüşmelerinde gıda ihracatında yaşanan sorunlar, Avrupa Birliği’nin Türkiye’den gönderilen ürünlere yönelik ret kararları, ithal gıdalardaki denetimler, fahiş fiyat uygulamaları, tüccarların tutuklanmasının meyve-sebze piyasasına etkileri ve tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, Avrupa Birliği Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistemi kayıtlarına dikkat çekerek, “2026 yılının ilk on ayında 385 bildirim yapılmış, bunların 278’i ciddi risk olarak kayıtlara geçmiştir. Üreticiyi, tüccarı, sanayiciyi ve tüketiciyi aynı anda gözeten kamucu bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır” dedi. AB’DEN TÜRKİYE’NİN GIDA ÜRÜNLERİNE 385 RET VE RİSK BİLDİRİMİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanlığının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmelerinde Avrupa Birliği Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistemi tarafından Türkiye’den gönderilen gıda ürünlerine yönelik ret kararlarının önemli bir sorun oluşturduğunu belirtti. Gürer, 2025 yılında 486 üründe ret kararı verildiğini, 2026 yılının ilk on ayında ise 385 bildirime ulaşıldığını ifade ederek, bu tablonun Türkiye’nin gıda ihracatı açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, “Avrupa Birliği Gıda ve Yem Hızlı Alarm Sistemi ülkemizden gönderilen gıda ürünleriyle ilgili ret kararı vermektedir. 2025 yılında 486 üründe verilen ret kararı 2026 yılının ilk on ayında 385 bildirime erişmiş bulunmaktadır. Bildirim türleri; 284 sınır reddi, 60 dikkat bildirimi, 23 alarm bildirimi olarak kayıtlara geçerken, 278 kayıt ciddi risk, 39’u ise potansiyel risk olarak bildirilmiştir” dedi. Meyve ve sebze ürünlerinin bildirimlerde ağırlıklı yer tuttuğunu belirten Gürer, “Öne çıkan kayıtlarda meyve ve sebze grupları 296 ürünle ilk sırada yer almakta ve tüm kayıtların yüzde 77’sini oluşturmaktadır. Bu ürünlerin Bakanlığınızın laboratuvarlarında incelendikten sonra ihracatı yapılmasına karşın gittiği ülke sınırından dönmesi hem Türkiye’den giden ürünler için hem de o ürünü gönderen tüccar ve üreten üretici için önemli sorun oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı. “PESTİSİT ÇIKAN ÜRÜNLERİN İÇ PİYASADAKİ KARŞILIĞI DA DENETLENMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İnsan sağlığı açısından da bu bağlamda risk vardır. Özellikle pestisit çıkan ürünlerde iadelerin imha edildiği söylense de aynı ürünün üretim alanında üretilip iç pazara verilen ürünlerinin toplatılmasına yönelik bir örnek bugüne kadar kamuoyuna yansımamıştır” dedi. İhracattan dönen ürünlerin imha edilmesinin tek başına yeterli olmadığını belirten Gürer, aynı üretim alanından çıkan ve iç piyasaya sunulan ürünlerin de denetlenmesi gerektiğine dikkat çekti. İnsan sağlığını ilgilendiren bu konuda üretimden tüketiciye kadar bütün süreçlerin takip edilmesinin önemini ortaya koydu. “ABD’DEN İTHAL EDİLEN CEVİZDEKİ DENETİM FARKI DÜŞÜNDÜRÜCÜ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ayrıca ülkemizde ithal edilen farklı ürünler de vardır. Avrupa Birliği sınır kontrollerinde bu ürünlerde iadeye rastlansa da ülkemize gelen ithal ürünlerde bu tür bir iade görülmemektedir. Türkiye’de ithal ürünleriyle ilgili yeterli denetim yapılıyorsa örneğin aynı dönemde Avrupa Birliğine gönderilen Amerika Birleşik Devletleri’nin cevizi iade olurken, Türkiye’de bu ürünün girişinde hiçbir sorun saptanmaması da ilginç ve düşündürücüdür. İthal gıda ürünlerinde GDO kontrolü, tatlandırıcı kontrolü ve bunların girişine yönelik inceleme sağlanmakta mıdır?” sorusunu yöneltti. “FAHİŞ FİYAT SORUNU SİSTEMDİR, BOZUK DÜZEN DEĞİŞMEDEN SORUNLAR SÜRER” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Fahiş fiyatla mücadele yıllardır konuşulagelir. İşin özünde serbest piyasa ekonomisi uygulayan iktidarın fiyata müdahalesi sistemsel olarak sorunludur. Sorun sistemdedir, bozuk düzen değişmeden fiyatlardaki bu oynamalar da sürer. Açıkçası fahiş fiyatla ilgili Hazine ve Maliye, Ticaret, Tarım ve Orman Bakanlığıyla işler düzene girmeyince Adalet ve İçişleri Bakanlıkları da devreye girdi. Birkaç sektörde operasyonlar yapıldı. ‘Stokçu’ diye normalde stoklanması gereken ürünlerin depolarını basıp, sistemin sorununun depolayanlara kesildiği gibi, bu kez de tutuklamalar yapılarak tüccarlar gözaltına alındı” dedi. Suç işleyenlerin cezalandırılması gerektiğini ancak sorunun kaynağının da doğru tespit edilmesinin önem taşıdığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Suçlu varsa mutlaka ceza kesmek de gerekir ama bazı sorunlarda olayın doğuşuna neden olan konuları da öngörebilmek önemlidir” ifadelerini kullandı. “GIDA, YEM VE GÜBREDE TEKELLEŞME SORUNU VAR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yıllarca çoğu iktidara yakın muhafazakâr iş insanları, özellikle gıda sektörü, yem sektörü ve gübre sektöründe egemendir. Kamu fabrikalarının satılan gübrede, ithalat dışında bir tekelleşme vardır ki fiyat denetiminin başta yem ve gübre için yönelik yapılması gerekir. Kamunun her alanda olması, planlama ve öngörüyle süreçlerin yönetilmesi, üreticiyi, tüccarı, sanayiciyi ve tüketiciyi aynı anda mutlu edecek kamucu bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır” dedi. “KAMU OLMADAN KOOPERATİFÇİLİK GELİŞTİRİLEMEZ” Ömer Fethi Gürer, “Kooperatiflerle ilgili yapısal sorunları ortadan kaldıracak, yalnız gıda ve tarıma yönelik kooperatifleri özerk bir anlayışla güçlendirmek ve yasal düzenlemeler de ihtiyaçtır. Kamu olmadan kooperatifçilik geliştirilip üretim öncesi ve sonrası planlamayla piyasa varlığı sağlanmadan, uygun fiyatlı ürün için baskı yaratmak sorunları artırmaktadır” ifadelerini kullandı. “MEYVE-SEBZE PİYASASINI ETKİLEDİ” Meyve ve sebze piyasasında yaşanan sıkıntılara da değinen Ömer Fethi Gürer, “41 tüccar ve sanayicinin gözaltına alınmasıyla başlayan sürecin, bahçe bitkileri için ihracatın önemli bir soruna dönüşmesinde etken olduğu kamuoyunda da ifade edilmektedir. Ülkemizin dünyada önemli yer bulan ihraç ürünleri; fındık, üzüm, zeytin, elma ve limon gibi ürünlerin ihracatında sıkıntılar yaşanmaktadır. Niğde’de iyi elma fiyatları 10-15 lira, meyve suyu 2-3,5 lira aralığında işlem görmekte ve çok bahçede elma dalında kalmaktadır” ifadelerini kullandı. Elmanın pazara sunulmasında farklı yöntemlerin kullanıldığını belirten Gürer, “Elmanın bir bölümü doğrudan satılırken, bir bölümünün 15 ülkeye ihracı yapılıp, bir bölümü stoklamayla sekiz ay aralıkla pazara sunulurdu” dedi. “NORMAL DEPOLAMA YAPAN TÜCCARLAR DA KAYGI DUYUYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “‘Stokçu piyasayı manipüle ediyor, enflasyonu bunlar yükseltiyor.’ diye oluşturulan baskılarla normal depolama yapanların dahi süreçten kaygılandığı ifade edilmektedir. Farklı nedenlerle tutuklu yargılananlar zaten pamuk ipliğine bağlı olan meyve-sebze piyasasını doğrudan ve olumsuz etkilemektedir. Bu durumun yalnızca tüccarları değil, binlerce üreticiyi de etkilediğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Bu durum binlerce üreticiyi de etkilemektedir. Üretici ürününü satamamakta, cezaevindeki tüccarın ise işinin daralmasının oluşan durumda etkisi olduğu dikkat çekmektedir” değerlendirmesinde bulundu. “SEBZE VE MEYVE FİYATLARININ ARTMASINI ÖNLEYEMEYEN, ÇİFTÇİNİN YANINDA OLMAYAN ANLAYIŞ SÜRÜYOR” Sebze ve meyve fiyatlarındaki artışların önlenemediğini, buna karşın çiftçinin de yeterince desteklenmediğini ifade eden Gürer, “Sebze, meyve fiyatlarının çok artmasını da önleyemeyen, çiftçinin ve üreticinin yanında olmayan bir anlayış devam etmektedir. Yanlış uygulamalarla gerek ihracatta gerekse ithalatta sorunlu bir döneme girilmesinde kamucu politikalardan uzaklaşılmasının doğrudan etkisi vardır” dedi. İTHALAT ARTIŞI İHRACATIN ÜÇ KATINA YAKLAŞTI Dış ticaret verilerine de dikkat çeken Gürer, “2026 yılının ilk sekiz aylık dış ticaret verilerinde ihracat yüzde 6 oranında artarken, ithalat yüzde 17,72 oranında artmıştır. İhracatın 21 milyar 190 milyon dolara, ithalatın ise 20 milyar 430 milyon dolara ulaştığı görülmektedir” ifadelerini kullandı. Hayvan yemi ithalatındaki artışın da dikkat çekici olduğunu belirten Gürer, “İlk sekiz ayda yalnızca hayvan yemine ödenen artış 1 milyar 225 milyon dolara erişmiştir” dedi.

CHP'li Gürer: “İki Yılda 11 Bin 297 Konkordato Başvurusu Var” Haber

CHP'li Gürer: “İki Yılda 11 Bin 297 Konkordato Başvurusu Var”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçe görüşmelerinde tekstil sektöründeki konkordato ve iflas başvurularından sanayideki istihdam kaybına, fabrikaların kapanmasından GAP ve KOP projelerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. Gürer, iki yılda 11 bin 297 konkordato başvurusu yapıldığını belirterek, “Siz bu duruma rağmen nasıl yüzde 100 istihdamın korunduğunu ifade edebiliyorsunuz?” diye sordu. “iki Yılda 11 Bin 297 Konkordato Başvurusu Var” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, hazır giyim, tekstil, deri ve mobilya sektörlerinde istihdamın 2026 yılında yüzde 100 korunduğuna ilişkin Sanayi ve Teknoloji Bakan Mehmet Fatih Kacır’ın konuşmasını eleştirdi Ömer Fethi Gürer, konkordato başvurularındaki artışın sanayi sektöründe yaşanan sorunları açıkça ortaya koyduğunu belirterek, “Sayın Bakan, sunumunuzda hazır giyim, tekstil, deri ve mobilya sektöründe istihdamı 2026 yılında yüzde 100 koruduğunuzu ifade ettiniz. Sayın Bakan, 2026 yılının ilk on ayında 4.936 şirket, firma konkordato için başvuru yaptı. 2025 yılında toplam 6.361 başvuru yapılmıştı. Bu yılın sonuna kadar bu rakamın artacağı da görülüyor. 2026 yılındaki başvurular inşaat ve tekstil sektörü ilk sırada yer aldı. Tekstil sektörü 430 başvuruyla ikinci sırada görülüyor. İki yılda 11.297 konkordato için başvuru var. 2026 yılının ilk on ayında 249 iflas kararı verildi. 1.656 geçici mühlet, 1.256 kesin mühlet kararı verildi. Konkordato bir firmayı değil hem hammaddeyi üreteni hem de mamul maddeyi de kapsayan geniş bir alanı da doğrudan ilgilendiriyor. Bu durum binlerce işçiyi de, esnafı da, şirketi de etkiledi. Siz bu duruma rağmen nasıl yüzde 100 istihdamın korunduğunu ifade edebiliyorsunuz? Bunlar resmî veriler” dedi. “NİĞDE’DE TEKSTİL FABRİKALARI KAPANIYOR, ÜRETİM DÜŞÜYOR” Niğde’de tekstil sektörünün yaşadığı sorunlara da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Niğde'de Koyunlu Halı Fabrikası, Keçeciler Tekstil Fabrikası, Teymur Tekstil Fabrikası makinalarını da satıp sektörden çekildi. Çetinkaya Tekstil ve Orteks faaliyetine ara verdi, 4 tekstil fabrikası da yarı yarıya üretim kapasitesini düşürmüş durumda. Niğde teşviklerde beşinci bölgede, buna rağmen fabrikaların kapanması uygulanan ekonomik politikayla da doğrudan ilgili. Yüksek faiz, enflasyon, yurt dışı pazarlarında daralma sorunun en önemli nedenleridir. Türkiye sanayisi büyük bir risk altındadır. Sanayicilerle konuştuğumuzda bu sürecin sürdürülebilir süreç olmadığını ifade etmektedirler. Sanayici yok olursa daralan iş alanları işçinin işsiz kalmasına, yoksulluğun derinleşmesine neden olacaktır” diye konuştu. “FABRİKALAR YURT DIŞINA TAŞINIYOR MU?” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Son iki yılda kaç Türk vatandaşının şirket ve firması yabancı uyruklu kişi ve şirketlere satılmıştır? Kaç kişi yabancı uyruklu kişi, firma, şirketlerle ortaklık kurmak zorunda kalmıştır? Yurt dışına taşınan fabrika sayısı kaçtır?” diye sordu. “TÜRKİYE ENDÜSTRİ 3.5 SÜRECİNİ YAŞIYOR, GELİŞMİŞ ÜLKELER ENDÜSTRİ 5.0’A GEÇTİ” Türkiye’nin sanayideki teknolojik dönüşüm sürecini de gündeme getiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gelişmiş ülkelerle Türkiye arasındaki sanayi teknolojisi farkına dikkat çekti. Türkiye’nin Endüstri 5.0’a geçiş takviminin açıklanmasını isteyen Gürer, “Sayın Bakan, ülkemiz Endüstri 3.5'la tanımlanan süreci yaşıyor, gelişmiş ülkeler Endüstri 5.0'a geçtiler. Türkiye için öngörünüz, Endüstri 5.0'a geçiş hangi tarihtedir?” diye sordu. “GAP BİR AN ÖNCE TAMAMLANMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda üretim ve gıda arzının artırılması açısından GAP’ın önemine değinerek, “GAP ülkemiz için çok önemlidir. Gıdada arz açığını gidermede GAP'ın bitmesinin ciddi katkısı olacaktır; Sudan'da, Nijer'de, Venezuela'da tarım yapmaya gideceğimize GAP'ın bir an önce bitirilmesi sağlanmalıdır. GAP kaç yılında tam anlamıyla tamamlanmış olacaktır?” ifadelerini kullandı. “KOP’TA RUHSATSIZ KUYULAR MODERN SULAMAYA ENGEL OLUYOR” Gürer, “KOP da bu bağlamda önemlidir. Bölgede yer altı suları çekilmekte, obruklar oluşmaktadır. KOP Bölgesi kuyularının ruhsatsız olması nedeniyle bankaların modern sulama için kredi vermemesi vahşi sulamanın devamına yol açmaktadır; bu bağlamda, düzenleme ihtiyaç ve şarttır” dedi. Gürer ayrıca bölgesel kalkınma projelerinin uygulama durumunu sorgulayarak, “KOP, GAP, DAP, DOKAP bölgeleri için beş yılda kaç proje yapıldı, kaçı uygulandı, kaçı rafta kaldı?” sorusunu yöneltti. “NİĞDE’DE 1 MİLYON TON PATATES ÜRETİLİYOR, ENTEGRE TESİS NEDEN YOK?” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Niğde ili ülkemizde patates üretiminde ilk sıradadır. Bölgemizde 1 milyon ton patates yetiştirilmektedir. Niğde'de bir patates entegre tesisi neden düşünülmez? Bölge tarımı için bu yatırım ihtiyaçtır” ifadelerini kullandı. “ÖLÇÜ ALETİ DENETİMLERİNDE KAÇ UYGUNSUZLUK TESPİT EDİLDİ?” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ölçü aletlerinin teknik düzenlemelere uygun olarak piyasaya arzı ve kullanımı için bu yıl 1,5 milyon muayene ve 240 bin ani denetim gerçekleştirdiğinizi ifade etmişsiniz; uygunsuzluk çıkanların sayısını vermemişsiniz, bu sayı nedir?” diye sordu. “TÜRKİYE PAMUK ÜRETİMİNDE İTHALATIN GERİSİNDE KALDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İyi Pamuk Projesi'yle 2.118 çiftçiye sağlanan desteğe yer vermişsiniz. Ne acı ki Türkiye pamuk üretimi ithal pamuk üretiminin gerisinde kaldı, bu da Türkiye'deki pamuk üretiminin dâhi ne hâle düştüğünün somut göstergesidir” dedi. “STAJYERLER İŞÇİ GÖSTERİLİYOR, İSTİHDAM YÜKSEK TANIMLANIYOR” CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Stajyer işçileri TÜİK işçi olarak göstermektedir; istihdam, bu bağlamda, 1 milyona yakın yüksek tanımlanmaktadır; 1 milyon işçiyi çıkardığımızda bu istihdamın da düşmüş olduğu görülür” diye konuştu. “DAHİLDE İŞLEME REJİMİ KAPSAMINDA HANGİ ÜRÜNLER İTHAL EDİLİYOR?” Gürer, Dâhilde İşleme Rejimi kapsamında Türkiye’ye getirilen ürünlerin hangi ülkelerden temin edildiğini, hangi sanayi sektörlerinde kullanıldığını ve ihracattaki payını da Bakanlığa sordu. Gürer, “Dâhilde İşleme Rejimi kapsamında hangi ülkelerden hangi ürünler gelmekte, Türkiye'de hangi sanayide bunlar kullanılıp ithal edilen bu ürünler ihraç edilmektedir? Bunun da ihraç rakamları içindeki değeri nedir? “ dedi. Gürer soru cevaptada Bakana “Zeytinyağı fabrikaları gelir gider hesabıyla zeytin almıyorlar, fabrikalar çalışmıyor. Fabrikaların çalışması için destek girişiminiz olacak mı? 2025-2026 yıllık kredi borcu geri ödemeyip icralık olan KOBİ sayısı kaçtır? Faaliyetine son veren var mıdır?i soruları yöneltti.Bakan sorulara yazılı yanıt verecek.

CHP'li Gürer: “Elma Dalda Kaldı, Vatandaş Rafta Elma Almaya Zorlanıyor'' Haber

CHP'li Gürer: “Elma Dalda Kaldı, Vatandaş Rafta Elma Almaya Zorlanıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’de elma üreticilerini ziyaret ederek yaşadıkları sorunları dinledi. Geçen yıl zirai don ve kuraklık nedeniyle ürün kaybı yaşayan, bu yıl ise elmalarını satmakta zorlanan üreticiler, artan maliyetler ve düşen alım fiyatları nedeniyle zarar ettiklerini anlattı. Üreticiler, meyve suyu fabrikalarının geçen yıl 9 liradan aldığı elmayı bu yıl 3,5 liraya aldığını, tüccarın ise alıma yanaşmadığını belirterek topladıkları elmanın parasının işçilik ve nakliye giderlerini dahi karşılamadığını ifade etti. CEMİL ERTAMA: “İKİ SEFER ELMA GÖTÜRDÜM, SEKİZ TONUN PARASINI İŞÇİYE VERDİM” Elma üreticisi Cemil Ertama, geçen yıl soğuk nedeniyle ürün alamadıklarını, bu yıl ise ürün olmasına rağmen para kazanamadıklarını belirterek, “Geçen sene soğuk aldıydı, elmamız yoktu. Bu sene de Cenab-ı Allah elma verdi. Yalnız 3 liraya meyve suyu fabrikasına topluyoruz. Akşama kadar sekiz işçimiz var. İki sefer elma götürdüm. Dörder tondan sekiz ton sattım, onun parasını da işçiye verdim. Yani işçilik parası meyvenin kendisini karşılamıyor. Bizim attığımız ilaç, gübre, su masraflarımız ve emeğimiz bunun içinde yok. Bu hâle geldik. Bizi yönetenler bu duruma getirdi” dedi. Ömer Fethi Gürer, Niğde ülke genelinde elma üretiminde ilk üç sıradadır. Elma ağacı sayısında ise ilk sıradadır. Elma önemli bir bahçe ürünüdür. Elma kurutularak, depolanarak ve doğal tüketim yoluyla değerlendirilebilecek bir üründür, Elma stoklanabilen bir ürün. Bütün bunlara rağmen üretici dalındaki elmayı bırakıyor ya da tüccara veya meyve suyu fabrikasına yok fiyatına vermeye çalışıyor” diye konuştu. ERTAMA: “DEPOYA KOYSAK KASASI 150 LİRA, ÇÜRÜSE AYRI DERT, DEPOLASAK AYRI DERT” Üretici Cemil Ertama, tüccarın elma almadığını, depolama maliyetlerinin de üreticinin karşılayamayacağı seviyeye ulaştığını belirterek, “Şimdi tüccar elmayı almıyor. Depoya koyuyoruz. Kasası 150 lira. İster depoya koy, ister çürüsün. Depolama maliyeti de var. Onu da ödeyemiyoruz. Nereye kadar ödeyeceğiz? Sekiz sefer ilaç attık. Elmada verim var ama para etmeyince bizi perişan ediyor. Bu elmaların hepsi meyve suyuna gidiyor. Toplanan elmayı meyve suyu fabrikasına veriyoruz. Akşama kadar topladığımızı fabrikaya gönderiyoruz. Motor kirası ve işçi parasını zor çıkarıyor. Bir işçinin yevmiyesi 2 bin lira. Yemesi, içmesi de bize ait. Getirip götürmesi de bize ait. İşçiye 2 bin lira veriyoruz. Budama yaptırdık. Budamanın günlük yevmiyesi 4 bin lira. Maliyetimizi karşılayamıyoruz” dedi. GÜRER: “ELMA DALDA, ÜRETİCİ ZORDA” Niğde’nin elma üretimindeki önemine dikkat çeken Gürer, “Elma Niğde için önemli bir ürün. İhracaata Amasya elması, misket elması olarak bilinir. Bu elma, diğer elmalardan farklı yönüyle yurt dışına gönderilmeyen bir elma türü. Damak tadı olarak misket elması çok güzel bir ürün, yurt dışına gönderilen elma türleri de var. Geçmişte ihracata verilen elmalar da bu yıl para etmiyor. Üretici oldukça mağdur durumda. Çoğu yerde elma dalında duruyor. Çünkü işçilik gideri yüksek olunca elmayı toplatamıyorlar. Bu yıl çöpe giden ürünlerin arasına elma da katıldı. Elma dalda, üretici zorda. Yetkililerin bu konuda gerekli desteği sağlaması gerekiyor. Elmayı dahi doğru değerlendiremeyen bir yönetimimiz var. Bu bağlamda elma üreticisinin sıkıntısı bu yıl olabildiğince katlandı. Geçen yıl kuraklık ve zirai dondan dolayı elma ürününde rekolte kaybı vardı. Elma yurt dışına da gönderilebilen bir ürün ama bu yıl ihracatta da sorunlar var. Böyle olunca üretici ciddi anlamda sıkıntı yaşıyor” şeklinde konuştu. “240 BİN DEKAR ALANDA 10 BİN ÜRETİCİ VAR” Niğde’nin elma üretimindeki yerine ilişkin rakamları da paylaşan Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde elma üretiminde Niğde ilk üçte, elma ağacı sayısında ise ilk sırada. Bu yıl Niğde'de elma üreticisinin de yüzü gülmedi. 240 bin dekar alanda, Niğde'de yaklaşık 10 bin elma üreticisi var. Ülke genelinde 4,5 milyon ton elma üretiliyor. Ancak farklı bölgelerden de benzer şikâyetler alıyoruz. Bu yıl değer bulmayan ürünler arasına elma da katıldı. Geçtiğimiz yıla göre neredeyse yarı fiyatına dahi tüccar alıma girmedi. Meyve suyu fabrikaları, geçen yıl 9 liradan aldıkları elmayı bu yıl 3,5 liradan alıyor. Böyle olunca üretici, meyve suyuna vermek için daldaki elmayı toplatıyor. Ancak bu satış da işçilik parasını karşılamıyor” dedi. HASAN HÜSEYİN İLKNUR: “3,5 LİRAYA VERİYORUZ, İŞÇİ PARASINI BİLE KURTARMIYOR” Elma üreticisi Hasan Hüseyin İlknur da ürünlerini düşük fiyattan satmak zorunda kaldıklarını, buna rağmen işçilik ve nakliye giderlerini karşılayamadıklarını belirterek, “Elmayı topluyoruz, 3,5 liraya veriyoruz. İşçi parasını, motor parasını kurtarmıyoruz. Bu yıl bu elmadan hiçbir kazancımız yok. Zararla içeri giriyoruz” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, elma üreticisinin artan girdi maliyetleri ile düşük satış fiyatları arasında sıkıştığını belirterek, “Elma üreticisinin en büyük sorunu, girdi maliyetlerinin sürekli artması. İlaç, sulama suyu, elektrik, bakım giderleri, budama ve işçilik masrafları karşısında üretici, ürününün değerinde satılmasını istiyor. Rafta vatandaş elma almaya gittiği zaman elmanın fiyatına yaklaşamıyor ama üretici de elmadan para kazanmıyor. Bunun bir nedeni de yurt dışına yapılan ihracatta kısıtlamalar ve daralma yaşanması. Türkiye'de elmanın da sorunlu ürünler arasında olduğunu ifade etmek gerekiyor. Ağaç sayısı giderek artıyor. Ürünün kalitesi artıyor. Ancak ürünün tüketiminde, raftaki fiyatlar nedeniyle daralma yaşanması sorun yaratıyor. Yurt dışı bağlantısı olan üreticiler bu yıl ürünlerinin bir kısmını satabilse de genel olarak elma şu anda çöpe giden ürünler arasında yer alıyor” diye konuştu. İLKNUR: “20 DÖNÜM ARAZİDE 80-100 TON ELMA VAR, SATAMIYORUZ” Üretici Hasan Hüseyin İlknur, yaşadıkları ekonomik sıkıntının çiftçiliği sürdürülemez hâle getirdiğini belirterek, “Çiftçi bitiyor. 20 dönüm arazi var. 80-100 ton elmayı bu sene satamıyorsun. Maliyetimin yarısını bile karşılayamadım. İçeri girdim” dedi. GÜRER: “ELMA GİBİ DEPOLANABİLEN BİR ÜRÜN BİLE DALINDA KALIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hem doğa koşullarıyla mücadele ediyorsunuz hem girdi maliyetleriyle mücadele ediyorsunuz. Sonra da elma dalda kalıyor. Elmayı meyve suyu fabrikaları dahi almıyor. Oysa elmanın kurutulması, yemeği, tatlısı ve doğal tüketimi mümkün. Ayrıca elma depolanabilen bir ürün. Bütün bunlara rağmen elma sorunlu hâle geliyorsa burada oturup düşünülmesi gerekir. Çünkü saklanabilen bir elmayı dahi işçilik parası nedeniyle dalından toplatmaktan kaçınan küçük aile tipi işletmeler var. Bu işi geniş alanlarda yapanlar, kısmen ilişkileri ve bağlantıları sayesinde üretimlerini sürdürüyor. Ancak bu yıl genel olarak herkesin sıkıntısı var” ifadelerini kullandı. ELMADA ZAYİ OLUYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “2024’ de 15-20 TL olan elmalar, sezon başında 25-30 TL iken şu an 10-15 TL ‘ye kadar düşmüş durumdadır. Yine 2024 meyve suyu 9- 11 TL arasında iken bugün 3,5 TL ye ancak satılabilmektedir. Birçok parametrenin olduğu üretimde soğuk, dolu, sıcaklık, kuraklık, hastalık ve zararlılar, hasat önü dökümü, depo kayıpları vb. bütün bunları aştıktan sonra üretim maliyetlerinin altında satmak ekonomik olarak zaten zor durumda olan üreticilerimiz bahçelerine masraf yapmayacak ya da azaltacak bu da üretimin sürdürülebilirliğini etkileyecek uzun vadede arzı da etkileyebilecektir. Türkiye’nin elma üretimi 4,5 milyon tonlardadır. Bu elmaların hepsine birden talep olması söz konusu değildir. Depolanıp 8 ay gibi bir zamanda pazara arz olması gerekmektedir. Ancak düşük fiyat soğuk hava deposu gideri ile üreticiyi daha zora sokmaktadır. Üreticileri desteklemek için, ihracatı desteklemek için ne yapabiliriz çareleri aranmalıdır.12 ülkeye ihracaat yapılan Niğde’de bu dönem yaşanan sorun üreticiyi zora soktu. Ürün dalda üretici zorda. Çözüm iktidar isterse” dedi

CHP'li Gürer: "Lahana da Çiftçisinin Yüzünü Güldürmedi" Haber

CHP'li Gürer: "Lahana da Çiftçisinin Yüzünü Güldürmedi"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ve KİT Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor İlçesi Kaynarca köyünde lahana üreticileriyle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi. Geçen yıl 70 liraya kadar satılan lahananın bu yıl 30-35 lira aralığında alıcı bulmakta zorlandığını belirten üretici Yunus Emre Akbulut ; mazot, gübre, tarım ilacı, elektrik, işçilik ve nakliye maliyetlerindeki artış nedeniyle zarar ettiklerini ifade etti. Üreticiler, tarlada kalan lahananın hem çiftçinin geçimini hem de üretimden ekmek yiyen binlerce kişinin gelirini olumsuz etkilediğini belirtirken, üretim planlaması ve pazarlama sorunlarına çözüm bulunmasını istedi. GÜRER “NİĞDE LAHANASI KALİTESİYLE ARANAN BİR ÜRÜN” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki lahana üretimine ve Niğde’nin üretimdeki yerine dikkat çekerek, “Ülkemizde 692 bin ton lahana yetişiyor. Türkiye üretiminde Samsun birinci, Niğde ikinci. Ürün kalitesi bakımından ise Niğde lahanası aranan bir lahana. Geçtiğimiz yıl çiftçinin 70 lira civarında sattığı lahanayı bu sene 30-35 lira aralığında satmakta zorlandığını görüyoruz. Üretim planlaması olmaması sorunların kaynağı. Çiftçi ve üreticinin girdi maliyetlerinde artıştan ve ürün satamamaktan dertli. Üretici, ‘Geçen yılki fiyata satamıyorum.’ diyor. Lahananın yemeği yapılır, turşusu yapılır, sarması yapılır. İnsan sağlığı açısından da yararları saymakla bitmez. Ama lahana tarlada kaldı” dedi. ÜRETİCİ “GEÇEN SENENİN YARISI FİYATA SATIYORUZ” Bölgenin önemli lahana üretim merkezi Kaynarca köyünde lahana yetiştiren üreticiler, ürün fiyatlarının gerilemesine karşın maliyetlerin arttığını belirterek, “Geçen seneye bakınca lahanayı yarı parasına satıyoruz. Geçen sene 70 liraya satıyorduk. Bu sene yarı yarıya fiyatla satışımız var. Girdi maliyetleri de arttı. Geçen sene mazot 55 liraydı, bu sene 100 lira oldu. Geçen sene gübre 25 liraydı, bu sene 50 lira. Başka bir gübre çeşidi geçen sene 8 liraydı, şimdi 17 lira. Tarım ilaçları da iki katına çıktı. Kendi maliyetlerini karşılayamıyorsun. Şu anda elektrik parası aşırı geliyor. Girdiyi karşılayamıyoruz. Zarar ediyoruz. Ekim yaptık ama sonuç böyle oldu. Burada tarım politikalarındaki yanlışlıkların da etkisi var. Geçen sene para kazandığımız için çiftçi olarak ekim alanlarını biraz daha artırdık. Şimdi de mağdur olduk. Ürünü satsakta para kazanmadık” diye konuştu. “BİR LAHANANIN MALİYETİ 20 LİRANIN ÜZERİNDE” Lahana üreticileri Sezayi Aydın ve İlker Uyanık ürünün tarlada kaldığını, yapılan satışların maliyetleri karşılamadığını belirterek, “Şu anda lahana tarlada kaldı. Kısmi bir satış oldu. Çiftçilerin durumu neyse hepsinin durumu aynı. Burada bir ayrımcılık yok. Köy olarak da aynı durumdayız. Şu lahananın maliyeti 20 liranın üzerinde. Biz kaça veriyoruz? Yeri geldiğinde 25 liraya, 30 liraya, 35 liraya veriyoruz. Yani zararına gidiyor. Zarar ediyoruz. Şu lahananın yalnızca işçilik parası 5-6 lirayı buluyor. Sadece yükleme için bile masraf yapıyoruz. Bırakın diğer masrafları, ürünü buradan çıkarmak için 8-10 kişi yükleme yapıyor. Kişi başı 2 bin lira derken ciddi maliyet oluşuyor. Bir arabanın yalnızca işçilik masrafı 20 bin lirayı buluyor. O masrafı da düştüğümüzde bize kalacak para… O da işçiliğe gidiyor” dedi. “BU ÜRETİMDEN EN AZ 10 BİN KİŞİ EKMEK YİYOR” Üretici İlker Aydın, lahana yetiştiriciliğinin yalnızca çiftçinin geçim kaynağı olmadığını, tarımsal üretim zincirinde çalışan çok sayıda insanın da bu faaliyetten gelir elde ettiğini vurguladı. Üretici Sezai Uyanık, “Bizim bu bölgede en az 10 bin kişi bu üretimden ekmek yiyor. İşçisinden kamyoncusuna, satıcısından pazarcısına kadar birçok insan geçimini buradan sağlıyor. Bir de devletin bu işe el atması lazım. Hal fiyatları aslında düşük. Pazarcı çok pahalı satıyor, market çok pahalı satıyor. Lahananın markette kilosu 25 liraymış. Yani buna dikkat etmeleri gerekiyor. Bu işten kazanan pazarcı ve marketçi oluyor. Gerçekten burada halci de kazanmıyor” şeklinde konuştu. GÜRER “DOĞRU BİR ÜRETİM PLANLAMASIYLA SORUNA EL ATILMALI” Üreticinin artan maliyetler karşısında gelir kaybı yaşadığını, ürünün tarladan çıktıktan sonra tüketiciye ulaşana kadar fiyat değişikliklerinin ortaya çıktığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üretim planlamasının önemine dikkat çekerek, “Üreticinin girdi maliyetleri artıyor, üreticinin geliri daralıyor. Ürün üreticiden çıktıktan sonra tüketiciye ulaşana kadar fiyatı değişiyor. Raftaki fiyat artışından da vatandaş şikâyetçi oluyor. Burada doğru bir planlamayla, üretim planlamasıyla soruna el atılması lazım” dedi. “İSTANBUL’A NAKLİYE 45 BİN LİRADAN 90 BİN LİRAYA ÇIKTI” Lahana üreticileri, ürünün pazara ulaştırılmasında nakliye maliyetlerinin de önemli bir yük oluşturduğunu belirterek, “Ayrıca nakliyenin de önemli bir etkisi oldu. Bu yıl nakliye bizim lahanadan çok tutuyor. Geçen yıl 45 bin liraya İstanbul'a giden ürünün nakliye masrafı şu anda 90 bin lirayı buluyor. Lahanayı 35 liraya satıyoruz, pazarda yine 150 lira. Burada da bir sıkıntı var. Şu anda tüketici de ucuz yiyemiyor. Yani vatandaş da pahalıya tüketiyor. Kooperatif yok. Bir kooperatifleşme girişimimiz oldu ama başarılı olamadık. Köylü arkamızda durmadı. On kişi bir araya gelip kurduk ama bu sefer de köylü destek vermedi” diye konuştu.

Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir Haber

Sencer Solakoğlu: Bir Ülkede Bütün Çiftçiler Zarar Ediyorsa Sorun Çiftçide Değildir

Yeni Partili Sencer Solakoğlu, Sakarya’da şeker pancarı tarlasından yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde yaşanan sorunları, çiftçilerin gelir kaybını, ürün alımlarındaki uygulamaları ve tarımsal planlama politikalarını eleştirdi. Üreticilerin bir sonraki sezonun girdilerini karşılamakta zorlandığını savunan Solakoğlu, ekim öncesinde alıcının, fiyatın ve kalite koşullarının belli olduğu bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Solakoğlu, Tarım ve Orman Bakanı’na da istifa çağrısında bulundu. Sakarya’da şeker pancarı tarlasında konuşan Solakoğlu, ziyaretinin yalnızca pancarın gündeme gelmesiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti. Şeker pancarının tarımda yaşanan sorunların bir örneği olduğunu ifade eden Solakoğlu, üreticilerin farklı ürün gruplarında benzer güçlüklerle karşılaştığını öne sürdü. Elmadan cevize, fındıktan şeker pancarına kadar birçok üründe üreticinin zarar ettiğini savunan Solakoğlu, et ve süt üretiminde de ekonomik sorunlar yaşandığını söyledi. Solakoğlu, “Bu sene ne yazık ki her ürün zarar ediyor. Çiftçi perişan durumda” ifadelerini kullandı. Tarımdaki sorunların temelinde plansızlık olduğunu savundu Üreticilerin zarar etmesinin belirli nedenleri olduğunu söyleyen Solakoğlu, hükümetin sorunları açıklarken öne çıkardığı gerekçeleri eleştirdi. Mazot ve gübre fiyatlarındaki artış ile ürün fazlalığının, tarımdaki kayıpların temel gerekçeleri olarak sunulmasına karşı çıktı. Solakoğlu, “Neymiş, mazot fiyatları çok artmış. Neymiş, gübre fiyatları çok artmış. Neymiş, ürün çok fazlaymış” diyerek bu açıklamaların sorunun kaynağını doğru yansıtmadığını savundu. Tarımda yaşanan sıkıntıların en büyük nedeninin plansızlık olduğunu ileri sürdü. “Çarşambanın geleceği salı gününden bellidir” diyen Solakoğlu, üretim miktarının ve ortaya çıkabilecek alım sorunlarının önceden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorunlar ortaya çıkana kadar beklediğini iddia etti. Sakarya’da bekleyen şeker pancarları Niğde’ye taşındı Sakarya’da şeker pancarlarının tarlada beklediğini anlatan Solakoğlu, üreticilerin tepkileri ve Bakanlıkla kurdukları temasların ardından alım sürecine müdahale edildiğini söyledi. Solakoğlu’nun anlatımına göre Bakanlık, fabrikayla görüşerek ürünlerin alınmasını istedi. Bu görüşmelerin ardından bölgeye tırlar geldiğini belirten Solakoğlu, çürümeye yüz tutan pancarların Sakarya’dan yaklaşık 600 kilometre uzaklıktaki Niğde’ye taşındığını ifade etti. Ürünlerin taşınmasının kalıcı bir çözüm oluşturmadığını savunan Solakoğlu, “Ve ne oldu? Çözüldü iş. Hayır, çözülmedi. Problem hâlâ aynı problem. Önümüzdeki sene hâlâ aynı şeyler yeniden gerçekleşecek” dedi. Sorun ortaya çıktıktan sonra yapılan müdahaleleri eleştiren Solakoğlu, “Önce problem çıkıyor, o problemi bir yara bandıyla sarıyorlar ama asla hiçbir planlama yapmıyorlar” ifadelerini kullandı. “Ürün bol olduğunda çiftçinin hasılatı düşmek zorunda değil” Elma ve üzüm gibi ürünlerde üretim miktarının yüksek olmasının olumsuz bir durum gibi gösterilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, ürün bolluğunun doğrudan üreticinin zarar etmesiyle ilişkilendirilmesini eleştirdi. Ürün miktarı arttığında birim fiyatın düşebileceğini ancak daha fazla ürün satılması nedeniyle toplam hasılatın mutlaka gerilemeyeceğini savunan Solakoğlu, Türkiye’de ise çiftçinin gelir kaybı yaşadığını öne sürdü. Şeker pancarı üreticilerinin bir sonraki sezonun girdi maliyetlerini karşılamakta zorlandığını belirten Solakoğlu, üreticilerin mevcut sezonda sattıkları pancardan elde ettikleri gelirle gelecek yılın gübre ihtiyacını dahi karşılayamadıklarını ifade etti. Şeker pancarı fiyatı üzerinden yönetim sistemini eleştirdi Şeker pancarı alım fiyatına ilişkin taleplere de değinen Solakoğlu, üreticilerin Cumhurbaşkanı tarafından 3 bin 720 lira olarak açıklandığını belirttiği fiyatın 4 bin 200 veya 4 bin 500 liraya yükseltilmesini istediğini aktardı. Bu talepler üzerinden yönetim sistemini eleştiren Solakoğlu, şeker pancarı fiyatının doğrudan Cumhurbaşkanı’nın müdahalesine bağlı biçimde tartışılmasına karşı çıktı. “Sayın Cumhurbaşkanının işi gücü yok, şeker pancarı fiyatıyla mı uğraşacak?” diye soran Solakoğlu, dünyadaki fiyat oluşum mekanizmalarının incelenmesi gerektiğini söyledi. Borsaların neden devrede olmadığını sorgulayan Solakoğlu, şeffaf ticaretin işleyişine ilişkin eleştirilerde bulundu. Tarımsal verilerin yönetilmesine ilişkin eleştirilerde bulundu Tarım ve Orman Bakanlığının hayvan varlığı, verim ve bölgesel üretim miktarlarına ilişkin bilgi ve planlama kapasitesini eleştiren Solakoğlu, Bakanlığın bu alanlarda yeterli bilgiye sahip olmadığını iddia etti. Hangi ilde, hangi üründe, ne tür sorunlar yaşandığının önceden bilinmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, Bursa örneği üzerinden elma, kayısı, şeftali ve incir üretim miktarlarının gelecek sezonun programıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Solakoğlu, üretim verilerinin yeterince yönetilememesinin sorunlara önceden müdahale edilmesini engellediğini savundu. Mazot fiyatları ile gıda enflasyonunu karşılaştırdı Girdi maliyetleriyle gıda enflasyonu arasındaki ilişkiye de değinen Solakoğlu, Hürmüz Boğazı kaynaklı krizin İsviçre ve Hollanda gibi ülkeleri de etkilediğini belirtti. Hollanda’da bir litre mazotun 2,5 avro olduğunu söyleyen Solakoğlu, bu tutarı yaklaşık 150 lira olarak ifade etti. Türkiye’de ise mazotun 96 lira olduğunu belirterek iki ülke arasında karşılaştırma yaptı. Gıda enflasyonunun yalnızca girdi fiyatlarıyla açıklanmasına itiraz eden Solakoğlu, mazotun daha pahalı olduğu ülkelerde aynı ölçüde yüksek gıda enflasyonu görülmesi gerekeceğini savundu. Bu gerekçeyle, tarımdaki sorunlara ilişkin mevcut açıklamaları “yanlış” ve “mesnetsiz” olarak nitelendirdi. Tarım ve Orman Bakanı ile bürokratlara eleştiri Tarım ve Orman Bakanı’nın tarımı ve Bakanlığı yönetme yeterliliğini sorgulayan Solakoğlu, bürokratlara da eleştiriler yöneltti. Bakanlık bürokrasisinin büyük bölümünü “vasıfsız” olarak nitelendiren Solakoğlu, yetkililerin sorunları açık biçimde anlatamadığını ve Bakan’a doğruları söylemekten çekindiklerini ileri sürdü. Eleştiri yönelten kişilerin olumsuz bir tutumla karşılandığını savunan Solakoğlu, kendisi gibi isimlere “hain gözüyle” bakıldığını söyledi. Açıklamalarının yalan veya iftira olarak değerlendirilmesine karşı çıktı. Konuşmasında incir fidanının saksısıyla dikilmesi üzerinden de Bakan’a eleştiri yönelten Solakoğlu, çiftçi olmayan bir kişinin çiftçilik yapıyormuş gibi davranmasına gerek bulunmadığını ifade etti. Solakoğlu, “Gel, çiftçilik yapmak istiyorsan ben öğretirim sana nasıl çiftçilik yapılacağını” dedi. Maliyetlerin açıklanması konusunda da eleştiride bulunan Solakoğlu; et, süt, pancar ve incir üretiminde kriz yaşandığını savundu. “Üretimi problem değil, nimet olarak görüyoruz” Ürün bolluğunun ve tarımsal üretimin bir sorun kaynağı gibi değerlendirilmesine karşı çıkan Solakoğlu, kendi yaklaşımlarının farklı olduğunu söyledi. “Biz böyle görmüyoruz. Biz bunu bir nimet olarak görüyoruz. Biz nimete hiçbir zaman haksızlık yapmayız” diyen Solakoğlu, iktidara gelmeleri hâlinde üreticinin ürününü tarlada bırakmayacaklarını ifade etti. Siyasi iktidar hedeflerine ilişkin de konuşan Solakoğlu, “Biz geliyoruz. Ne yaparsanız yapın geliyoruz” dedi. En geç bir buçuk yıl sonra iktidara geleceklerini savunarak tarımsal üretim ve pazarlama süreçlerini değiştireceklerini belirtti. Ekim öncesinde alıcı, fiyat ve kalite koşullarının belirlenmesini önerdi Üreticinin gelecek sezon elde edeceği ürünü kime satacağını bilmeden ekim yapmak zorunda kalmasını eleştiren Solakoğlu, bu belirsizliği ortadan kaldırmayı hedeflediklerini söyledi. Solakoğlu, çiftçinin tohumu toprağa koyduğu gün ürününü kime, hangi fiyatla ve hangi standartlarda satacağını bilmesi gerektiğini ifade etti. Üretimin satış koşullarından bağımsız yürütüldüğü mevcut düzenin değişmesi gerektiğini savundu. Şeker pancarı alımlarındaki fire kesintilerine ilişkin iddialar Şeker pancarı alımlarındaki fire uygulamalarına da değinen Solakoğlu, ürünün yıkanarak toprağından ayrılmasına rağmen ayrıca fire kesintisi yapıldığını iddia etti. Pancarın temizlenmesi sırasında örneğin yüzde 15 oranında fire ortaya çıkabildiğini anlatan Solakoğlu, temizlenen ürün kantara konulduktan sonra yeniden yüzde 15 kesinti yapılmasına yönelik iddiasını dile getirdi. Solakoğlu, bu uygulamayı “sahtekârlık” olarak nitelendirdi. Kendi yönetimlerinde böyle bir uygulamaya izin vermeyeceklerini söyleyen Solakoğlu, anlaşmaların uygulanmasında ve ürün kalitesinin belirlenmesinde devletin görevlendireceği komiserlerin rol alacağını ifade etti. Ürün bol olduğunda fire kesintilerinin artırıldığı, ürün az olduğunda ise alıcılar arasında rekabet yaşandığı yönünde eleştirilerde bulunan Solakoğlu, piyasanın sağlıklı biçimde oluşmasını engellediğini savunduğu plansız düzeni değiştireceklerini söyledi. “Kolay demiyorum ama zor da değil” Tarımda önerdiği değişimin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin konuşan Solakoğlu, diğer ülkelerin deneyimlerine işaret etti. “Nasıl mı çıkacağız? Bütün ülkeler nasıl çıktıysa öyle çıkacağız. Bakın, kolay demiyorum ama zor da değil” diyen Solakoğlu, milyonlarca üreticinin zarar etmesine izin verilmesini eleştirdi. Sahtekârlık, hırsızlık ve dinin istismarına ilişkin suçlamalar da yönelten Solakoğlu, üreticilerin yaşadığı kayıpların bireysel hatalarla açıklanamayacağını savundu. “Bir ülkede eğer bütün çiftçiler zarar ediyorsa o zaman problem çiftçilerin değildir” dedi. Üretici tepkilerinin “münferit” görülmesine karşı çıktı Üzüm üreticilerinin, elma bahçesi sahiplerinin veya başka ürünleri yetiştiren çiftçilerin eleştirilerinin “münferit” olarak değerlendirilmesine de karşı çıkan Solakoğlu, sorunların tek tek üreticilerle sınırlı olmadığını ileri sürdü. Anadolu’yu gezdiğini belirten Solakoğlu, sahadaki gözlemlerine dayanarak çiftçilerin bu yıl ağır ekonomik güçlükler yaşadığını söyledi. Solakoğlu, “Ben Anadolu’yu geziyorum ve ben söylüyorum: Türk çiftçisi perişan oldu bu sene” ifadelerini kullandı. “Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek” Çiftçilerin üretimden kaynaklanan zararlarını karşılamak için bankalara başvurmak zorunda kalacağını savunan Solakoğlu, bu durumun borç yükünü ağırlaştıracağını belirtti. “Türk çiftçisi zararını finanse etmek için bankaya gidecek. Bu, batmanın en hızlı yoludur” diyen Solakoğlu, mevcut tarım politikalarının üreticiyi ekonomik açıdan çıkmaza sürüklediğini öne sürdü. Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısı Açıklamasının sonunda hükümete yönelik eleştirilerini sürdüren Solakoğlu, “Siz Türk çiftçisini batırdınız. Çekin elinizi ayağınızı bu tarımdan” dedi. Tarım ve Orman Bakanı’na istifa çağrısında bulunan Solakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Derhâl istifa edin. Bırakın gidin. Bu kadar insanın vebalini üstünüze aldınız. Bundan nasıl arınacaksınız? Onun hesabını yapın.”

Gürer: ''Esnaflarımızın Sorunları İçin Çözüm Şart'' Haber

Gürer: ''Esnaflarımızın Sorunları İçin Çözüm Şart''

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer TESK Genel Başkanlığına seçilen Mehmet Yiginer, TESK Genel Başkan Vekili Hayrettin Yıldırım, Niğde Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve TESK Denetim Kurulu Üyesi Alim Yeşil’i ayrı ayrı ziyaret ederek seçildikleri görevlerden dolayı başarı diledi Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) Başkanı Mehmet Yiğiner, TESK’in yeni Genel Başkanı seçildi. 19 yıldır görev yapan Bendevi Palandöken aday olmadı. Seçimler sonunda Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Yiğiner Genel Başkan seçildi. Niğde Esnaf Sanatkarlar Oda Başkanı Alim Yeşil ile Denetim kurulunda yer alırken Türkiye Madeni Eşya Federasyonu Genel Başkanı, Hayrettin Yıldırımda TESK Genel Başkan Vekili oldu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ziyaretinde esnafların durumu üzerinde değerlendirmelerde bulundu.TBMM ‘de esnaflar için verdiği önerge ve kanun tekliflerini ifade eden Gürer “esnaflarımızın durumu iyileştirilmesi, sorunlar çözüm bulması için biz esnaflarımız yanında olduk.Olmaya devam edeceğiz.Yeni yönetime başarılar diliyorum.Niğde Esnaf ve Oda Başkanımız Alim Yeşil üst kurul üyesi olması da Niğde’miz içinde önemli” dedi. POS İÇİN DÜZENLEME KANUNU CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, POS cihazı bulundurmak ve kartlı ödeme kabul etmek zorunda olan esnafın bankaların ve ödeme kuruluşlarının aldığı komisyonlar kazançlarını olumsuz biçimde etkilediği belirterek bunun düzeltilmesi için kanun teklifi verdi Gürer “Mahalle bakkalından manava, berberden kuaföre, kahvehaneden büfeye, simitçiden küçük lokantaya kadar çok sayıda işletmenin düşük kâr marjıyla faaliyet gösterdiğine dikkat çekti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Büyük işletmeler açısından yönetilebilir düzeyde kalan kartlı ödeme maliyetleri, küçük esnaf için doğrudan gelir kaybına oluşturmaktadır. Esnaf zaten kira, elektrik, su, personel, hammadde, vergi ve sigorta gibi çok sayıda zorunlu giderle karşı karşıyadır. Bunların üzerine her kartlı işlemden yapılan kesinti eklendiğinde esnafın gerçek kazancı daha da düşmektedir. Özellikle küçük esnaf uygulanan ekonomik politikalar ile iyice daralmış durumdadır. Kredisini ödemekte zorlanmakta sattığı ürünün yerine yeni ürün alıp koymakta da zorlanmaktadır” dedi. Esnafında zorda olduğu ve küçük esnafın işini sürdürmekte zorlandığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, esnaf vergi, faiz, kira, sabit giderlerle uğraşırken sattığı ürünün yerine sattığı fiyattan ürün almakta zorlandığını ifade etmektedirler” dedi. Gürer, ekonomik büyüklüğü ve taşıma kapasitesi birbirinden farklı işletmelere aynı maliyet yapısının uygulanmasının adil olmadığını belirterek, “Mikro ölçekli bir esnaf ile büyük bir işletmenin kartlı ödeme sistemlerinden kaynaklanan maliyeti aynı şekilde değerlendirilmemelidir. Küçük esnafın korunması için işlem hacmi ve ekonomik büyüklük dikkate alınarak farklılaştırılmış bir sistem oluşturulmalıdır” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifinde, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren mikro ölçekli ve belirlenen cironun altında kalan esnaf ve sanatkârlardan kartlı ödeme işlemleri için komisyon alınmaması gerektiğini belirtti. Gürer, teklifinde diğer esnaf ve sanatkârlar için azami komisyon oranının yüzde 0,50, diğer tüm üye işyerleri için ise yüzde 0,75 olarak belirlenmesi amaçlandığını ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Mikro ölçekli esnaf için komisyonun yüzde sıfıra indirilmesini, diğer esnaf ve sanatkârlar için yüzde 0,50, diğer üye işyerleri için ise yüzde 0,75 üst sınır getirilmesini öneriyoruz. Esnafın ayakta kalabilmesi için kartlı ödeme sistemlerinin oluşturduğu maliyetin makul ve ölçülü seviyeye çekilmesi gerekiyor” diye konuştu.

CHP'li Gürer: “Zeytin Üreticisi En Sorunlu Yılını Yaşıyor” Haber

CHP'li Gürer: “Zeytin Üreticisi En Sorunlu Yılını Yaşıyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, zeytin üreticilerinin yaşadığı sorunları anlattı , Gürer “tarım politikalarını, üretici fiyatlarını ve ihracatta yaşanan sorunları gündeme getirdi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı zeytinde yokluk ,2026 yılı varlık yılı oldu. Üretici için zeytinde üretim artmasına rağmen fiyatların geriledi.Oluşan alım fiyatı üreticinin maliyetlerini karşılamadı ” dedi. “YILLARDIR TARIM POLİTİKASININ OLMADIĞINI BU KÜRSÜDE İFADE EDİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz, yıllardır tarım politikasının olmadığını, öngörülebilir bir düzenlemeyle ürünlerin değer bulmadığını bu kürsüde ifade ediyoruz. Bu yıl bunu acı biçimde örnekleriyle yaşıyoruz. Fındık, fıstık, üzüm, incir, limon, elma, çay, domates, buğday, karpuz, şeker pancarı ve çeltikte üreticinin beklediği fiyatlar oluşmadı “ dedi. Gürer, bazı ürünlerde geçen yılın altında fiyatlar oluştuğunu ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Şeker pancarında yüzde 20’lik bir artış alım fiyatında oldu, çeltikte yüzde 12. Enflasyonun yüzde 30’ları bulunduğu süreçte üretenlere ‘Üretmeyin, bırakın bu işi.’ denen bir anlayışla fiyatlar belirleniyor ve ülkemiz bu bağlamda ciddi sıkıntılar yaşayacak.” diye konuştu. Çiftçinin yaşadığı sorunların ağırlaştığını belirten Gürer, üreticilerin traktörleriyle eylem yapmaya başladığına dikkat çekti.Çiftçi,üretici zorda olduğunu söyledi. ZEYTİNDE ÜRETİM ARTTI, FİYATLAR GERİLEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Zeytin kutsal da bir ağaç. Milattan önce dört bin yılında başlamış üretim vermeye, günümüze gelen süreçte Türkiye zeytinde de önemli bir dünya markası.” dedi. Geçen yıl zeytinde yok yılı yaşandığını ve üretimin 2 milyon 450 bin ton olduğunu belirten Gürer, bu yıl 3 milyon 814 bin ton zeytin ürünü beklendiğini ifade etti. Gürer, “Geçen yıl duble zeytin 90 liradan satılırken bu yıl 60 liradan alıcı bulamıyor.” diyerek üretim artışına rağmen fiyatların gerilediğine dikkat çekti. Bazı fabrikaların maliyetler nedeniyle zeytin işlemeyi bıraktığını belirten Gürer, “Yemeklikte yüzde 35, yağlıkta yüzde 80’lik bir fiyat geriye gelmesi var. Bu durumda işçilik ve hasat makinesine harcanan parayı dahi karşılayamıyor.” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ya, zeytin gibi bir ürünü dahi değerlendiremeyen, çözüm üretemeyen bir tarım politikasına sahip bir iktidarımız var. Fiyat düşük, alan da yok, ihracatta problem var.” dedi. “İHRACATI DURDURUNCA O PAZARI BULAMIYORSUNUZ” İhracat politikalarındaki değişikliklerin üretici ve ihracatçı açısından sorunlara yol açabileceğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bakınız, iç piyasada bazı ürünlerin fiyatı arttı mı salça ihracatı dursun, zeytin ihracatı dursun, o ürün dursun, bu ürün dursun. Sonra gittiniz mi o pazarı bulamıyorsunuz.Bulamadığınızda sizin pazarınızı başka ülkeler dolduruyor.. Şu anda dünyada tarımla ilgili kendini geliştiren, bu bağlamda pazar arayan, pazar yaratan ülkeler var, onlarla rekabet şansınız geriye düşüyor.” ifadelerini kullandı. ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelerin gümrük uygulamalarına ve ticari sınırlamalarına da dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarımsal ihracatta rekabet gücünü koruması gerektiğini vurguladı. “VATANDAŞ ZEYTİNYAĞINI UYGUN FİYATLI ALAMIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bazı tesislerde ‘Benim stokumda hâlâ yağ var.’ diyor ama vatandaş da zeytinyağını uygun fiyatlı alamıyor, burada sistemi sorgulamak lazım.” dedi. Fabrikaların elindeki ürünü satmakta zorlandığını, tüketicinin ise zeytinyağına uygun fiyatla ulaşamadığını belirten Gürer, piyasanın işleyişinin ve yaşanan sorunların araştırılması gerektiğini söyledi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “zeytinin içine düşürüldüğü durumu kapsamlı biçimde değerlendirip bununla ilgili Meclisin bir çalışma yapmasının faydası var.” ifadelerini kullandı. “ZEYTİN ÜRETİCİSİ EN SORUNLU YILINI YAŞIYOR” Ege ve Akdeniz başta olmak üzere farklı bölgelerde zeytin üreticilerinin yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ege'de, Akdeniz'de, farklı bölgelerde zeytin üreticisi en sorunlu yılını yaşıyor, bunun yansıması olacak?” diye sordu. Limon üreticilerinin yaşadığı sorunları da örnek gösteren Ömer Fethi Gürer, “Bakınız, limon bahçesinde ürün 5 lira, gidiyorsunuz markette 50 lira. Ne yapıyor? Gidip bahçedeki ağacı söküyor.Ağaç sökme yolu zeytinde olsun açılmasın “dedi. Üreticinin emeğinin karşılığını alamaması nedeniyle bahçelerini sökmek zorunda kalabildiğini belirten Gürer, “zeytine de insan yıllardır oluşan bir değer olarak iktidar sahip çıkamazsa neye sahip çıkacak ?” ifadelerini kullandı. ŞEKER PANCARI VE ÇELTİKTE FİYAT UYARISI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “zeytin üreticilerinin sorunları görülmeli, şeker pancarında mutlaka fiyat revize edilmeli, çeltik üreticisinin içine düştüğü durum ele alınıp orada da fiyat yeniden değerlendirilmeli.” dedi. Türkiye'nin çeltikte dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Ömer Fethi Gürer, üreticinin yaşadığı sorunların çözülmemesi hâlinde üretimin azalabileceğini ve ithalatın artabileceğini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çeltikte biz yurt dışına bağımlıyız, bu anlayışla çeltik üretimi azalacak, onun yansıması daha çok ithalat olacak.” diye konuştu. Şeker pancarı üretiminde sulama ve elektrik giderlerinin yüksekliğine dikkat çeken Gürer, “Bir şeker pancarına en az yılda 13 kere su veriyorsunuz, elektriği ile suyunu hesaplasanız onun artışı kadar bile fiyat artışı yapmıyorsunuz.” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üreticiyi bu hâle düşürmeye ne hakkınız var?” diye sorarak zeytin, şeker pancarı ve çeltik üreticilerinin yaşadığı sorunların çözülmesi çağrısında bulundu.

Süt Ürünlerinin Fiyatı Artıyor, Üreticinin Geliri Aynı Kalıyor Haber

Süt Ürünlerinin Fiyatı Artıyor, Üreticinin Geliri Aynı Kalıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, süt üreticilerinin artan maliyetler, güncellenmeyen çiğ süt fiyatı, geciken ödemeler ve destekleme uygulamalarındaki sorunlar nedeniyle zorlandığını belirtti. Gürer, 2022-2025 yılları arasında 112 bin 161 ahırın kapandığını, çiğ süt üretiminin ise 2020’deki 23,5 milyon tondan 2025’te 21,3 milyon tona gerilediğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiğ süt sudan ucuz. Hayvan bakımı sürekli ve düzenli ilgi gerektirir. Hayvan refahı verimi artırır ancak artan yem fiyatlarına yetişemeyen besici ya yemi kısmak ya da hayvanını satmak zorunda kalıyor. Bazı üreticiler, hayvanını satıp parasını faize koymanın daha kazançlı olduğunu söylüyor. Yem fiyatlarındaki artış süt fiyatına yansımayınca üretici zor durumda kalıyor. Beş aydır yeni süt tavsiye fiyatı açıklanmadı. Büyük işletmeler maliyet altında süt satmazken küçük üretici bu durumdan olumsuz etkileniyor. Süt fiyatı yerinde sayıyor, mamul ürün fiyatları ise artıyor” dedi. “ÜRETİCİ MALİYETLER KARŞISINDA AYAKTA KALMAKTA ZORLANIYOR” Kırsalda önemli bir kesimin geçimini hayvancılıkla sağladığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de yaklaşık 6,5 milyon süt ineği bulunduğunu, işletmelerin önemli bölümünün küçük aile işletmelerinden oluştuğunu ifade etti. Damızlık birliği verilerine göre Türkiye’deki sığır yetiştiriciliği yapılan ahır işletmelerinin sayısının 1 milyon 37 bin 914 olarak görüldüğünü belirten Gürer, Bakanlığın açıkladığı işletme sayısının ise bu rakamın üzerinde olduğunu kaydetti. Gürer, “Enflasyonun sorumlusu üreticilermiş gibi uygulamalar yapılması çiftçi ve besiciyi daha da zora sokuyor. Ahırların kapanması, çiğ süt üretiminin gerilemesi, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve üretici gelirinin maliyetleri karşılayamaması hayvancılığın geleceği açısından ciddi bir sorundur. Alım gücü düşen vatandaş et ve süte erişmekte zorlanıyor. Bunun temelinde mazot ve yem gibi girdi maliyetleriyle yeterince mücadele edilmemesi yatıyor. Mazot ve yem pahalı kaldıkça, üreticinin geliri maliyetlerini karşılamadıkça üretim gerileyecek ve yeni sorunlar ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Güre, hayvancılık işletmelerindeki kapanmalara dikkat çekerek, “2022-2025 yılları arasında üç yılda 112 bin 161 ahır kapandı. Bu durum, hayvancılık yapan üreticilerin karşı karşıya olduğu sorunların boyutunu gösteriyor” dedi. Süt üretimindeki gerilemenin de dikkat çekici olduğunu belirten Gürer, 2020 yılında 23 milyon 503 bin ton olan çiğ süt üretiminin 2025 yılında 21 milyon 379 bin tona düştüğünü söyledi. Gürer, yalnızca 2024-2025 yılları arasında yaşanan süt üretimi kaybının 1,1 milyon tonu bulduğunu vurguladı. “BEŞ AYDIR ÇİĞ SÜT TAVSİYE FİYATI GÜNCELLENMEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 Mayıs 2026 tarihinde soğutulmuş çiğ inek sütünün litre başına net tavsiye satış fiyatının 24,30 TL olarak belirlendiğini hatırlatarak, “Fiyatın üç ayda bir güncelleneceğinin açıklandığını ancak aradan beş ay geçmesine rağmen yeni tavsiye fiyatının duyurulmadı” dedi. Gürer, “Çiğ süt fiyatı yerinde sayıyor, ancak üreticinin giderleri artıyor. Süt yemi fiyatlarındaki artış, mazot, işçilik, elektrik, su, veterinerlik ve diğer giderler üreticiyi zorluyor. Süt fiyatı güncellenmediğinde üreticinin gelir-gider dengesi bozuluyor. Özellikle küçük aile işletmeleri bu koşullarda ayakta kalmakta güçlük çekiyor” diye konuştu. SÜT ÜRÜNLERİNİN FİYATI ARTIYOR, ÜRETİCİNİN GELİRİ AYNI KALIYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Beyaz peynirin kilogramı üretim biçimine göre ortalama 480-765 TL arasında, tereyağının kilogramı ise 480-1.000 TL arasında değişiyor. Sanayi sütünün litresinin de 52-80 TL aralığında satılıyor. Ancak çiğ süt üreticisinin geliri bu fiyat artışlarıyla aynı oranda yükselmedi” şeklinde konuştu. Süt sektöründe ithalatın da sürdüğünü kaydeden Gürer, 2 bin 297 ton süt tozu ithalatı karşılığında yurt dışına 6 milyon 695 bin dolar ödendiğini ifade etti. SÜT ÜRETİM MALİYETİNİN YÜZDE 62’Sİ YEM GİDERİ Süt üretiminde maliyetlerin büyük bölümünü yem giderlerinin oluşturduğunu belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, sağmal inek başına yapılan harcamaların yüzde 62’sinin yemden kaynaklandığını, kalan yüzde 38’lik bölümün ise yakıt, işçilik, su, elektrik, veterinerlik, sigorta, faiz ve amortisman giderlerinden oluştuğunu aktardı. Hayvancılık yapan üreticiler açısından mazot fiyatlarındaki artışın da önemli bir yük oluşturduğunu kaydeden Gürer, süt fiyatı sabit tutulurken yem ve diğer girdi maliyetlerinin yükselmesinin üreticinin kazancını azalttığını ifade etti. Süt bedellerinin 60 ila 90 güne varan vadelerle ödenmesinin özellikle küçük işletmeleri zorladığını belirten Gürer, üreticinin yem ve diğer zorunlu giderlerini karşılayabilmek için düzenli nakit akışına ihtiyaç duyduğunu söyledi. MALİYET ARTIYOR, SÜT FİYATI SABİT TUTULUYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiğ süt üreticisinin içinde bulunduğu ekonomik tablo giderek ağırlaşıyor. Eylül 2026 itibarıyla sıcak çiğ süt üretim maliyeti litre başına 29 lira 34 kuruşa yükselirken, çiğ süt referans fiyatı 24 lira 30 kuruşta kaldı. Ağustos ayına göre litre başına 84 kuruş artan maliyet, üreticinin zararını büyütüyor. Mazot ve kesif yeme gelen zamlar üretim giderlerini artırırken, süt yemi fiyatı temmuzdan ağustosa yüzde 11, ağustostan eylüle yüzde 8 yükseldi. Piyasada süt yemi çuvalı 1.000 ila 1.150 lira arasında satılıyor. Ocak 2020'de kilogramı 1,58 lira olan 19 HP süt yemi, Ağustos 2026'da 19,07 liraya çıkarak yüzde 1.106 arttı. Mısır silajı, yonca kuru otu ve saman fiyatlarındaki yükseliş de üreticinin maliyet yükünü artırdı” şeklinde konuştu. ÜRETİCİYE 3,6 ÇUVAL SÜT YEMİ KAYBI Üreticinin sattığı sütle alabildiği yem miktarında da gerileme yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ocak 2020'de 1 ton süt satan üretici 29 çuvaldan fazla, yaklaşık 1.455 kilogram süt yemi alabilirken bugün aynı miktarda sütle ancak 25,5 çuval, yani 1.274 kilogram yem alabiliyor. Bir ton süt karşılığında üreticinin kaybı 181 kilogram, yaklaşık 3,6 çuval süt yemine ulaşıyor. Aynı dönemde 1 ton süt karşılığında alınabilen mısır silajı miktarı da 5.348 kilogramdan 5.115 kilograma düştü. Girdi fiyatlarındaki artış karşısında üreticinin gelirinin eridiğini görüyoruz. Üretici, artan maliyetler altında hayvancılığını sürdürmekte zorlanırken bu durum süt üretiminin geleceğini de tehdit ediyor” dedi. SÜT ÜRETİMİ BEŞ YILDA 2,12 MİLYON TON AZALDI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “TÜİK verilerine göre 2020'de 23,50 milyon ton olan çiğ süt üretimi, 2025'te 21,38 milyon tona geriledi. Beş yılda 2,12 milyon tonu aşan üretim kaybı yaşanırken, yalnızca 2024-2025 dönemindeki düşüş 1,1 milyon tonun üzerine çıktı. Süt Çalıştayı kararlarında tavsiye fiyatının üç ayda bir güncellenmesi öngörülmesine rağmen, 1 Mayıs'ta açıklanan çiğ süt fiyatı beş aydır değişmedi. Ulusal Süt Konseyine çağrıda bulunuyorum: Artan yem, mazot ve diğer girdi maliyetleri dikkate alınarak çiğ süt referans fiyatı acilen yeniden belirlenmelidir. Üreticinin maliyetinin altında süt satmak zorunda kalması önlenmeli, süt üretiminin devamlılığı için üreticiyi koruyan bir fiyat politikası uygulanmalıdır” dedi. “TARSİM UYGULAMASINDAKİ SÜRELER ÜRETİCİYİ MAĞDUR EDİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta sigorta ve destekleme uygulamalarında yaşanan sorunlar var. TARSİM kapsamında hayvan sigortalarının yıllık yapılıyor. Sigorta süresinin bir gün dahi geçirilmesi durumunda süt desteğinin iptal ediliyor. Niğde’de 2026 yılının ocak, şubat ve mart aylarında süresi geçtiği için yaklaşık 1.050 kişinin sigortası iptal edildi” dedi. Gürer, üreticilerin desteklerden yararlanmasını zorlaştıran uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, süre aşımı nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesini istedi. Buzağı desteklerinin yılda iki kez, süt desteklerinin ise üç aylık dönemler üzerinden ödendiğini belirten Gürer, destekleme takviminin üreticinin ihtiyaçları ve hayvancılığın ekonomik koşulları dikkate alınarak düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. STOPAJ VE BORSA TESCİL ÜCRETİ DE ÜRETİCİNİN GÜNDEMİNDE Süt üreticilerinin vergi ve kesintiler nedeniyle de sorun yaşadığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, devletin süt satışları üzerinden stopaj vergisi aldığını, borsaya ödenen binde 2 oranındaki tescil ücretinin kaldırılmasının da üreticiler tarafından talep edildiğini aktardı. Gürer, “Borsa tescil ücretinin ödenmemesi durumunda stopaj oranı iki kat uygulanıyor. Üreticiler açısından ek bir yük oluşuyor. Ayrıca kesintiler küçük işletmeler üzerindeki etkisi değerlendirilmeli” diye konuştu. Buzağı ölümlerinin bakım koşullarına göre değişebildiğini ifade eden Gürer, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde buzağı ölümlerinin yüksekliğine dikkat çekti. Buzağı kayıplarının azaltılması için hayvan bakımının, beslemenin ve yetiştiricilere yönelik desteğin önem taşıdığını vurguladı. TEMMUZ AYINDA TOPLANAN İNEK SÜTÜ 987 BİN TONDA KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ticari süt işletmelerinin topladığı süt miktarındaki değişime de dikkat çekerek, “Temmuz 2026’da ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarının bir önceki aya göre yüzde 0,8 azalarak 987 bin 634 ton olarak gerçekleşti” Gürer, ahırların kapanması, çiğ süt üretiminin gerilemesi, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve üreticinin gelirinin maliyetleri karşılamakta yetersiz kalmasının hayvancılığın geleceği açısından ele alınması gereken sorunlar olduğunu ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.