Hava Durumu

#Okyanuslar

Kırsal Haber - Okyanuslar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Okyanuslar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Murat Kurum: "Tuvalu'nun Sesini Antalya'daki COP31'e Taşıyacağız" Haber

Bakan Murat Kurum: "Tuvalu'nun Sesini Antalya'daki COP31'e Taşıyacağız"

Çevre, Şehirmcilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Antalya'da düzenlenecek dev zirve öncesinde sular altında kalma riskiyle karşı karşıya olan Pasifik ada ülkesi Tuvalu'yu ziyaret etti. Bölgedeki incelemelerinin ardından Fiji'deki Liderler Genel Oturumu'na katılan Kurum, "1,5 derece hedefi Tuvalu gibi ülkelerin var olup yok olma meselesidir." diyerek küresel eylem çağrısında bulundu. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde kritik diplomatik temaslar sürüyor. Müzakereler öncesinde ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları azaltmak ve ana zirvenin zeminini hazırlamak amacıyla Pasifik ada ülkeleri Fiji ve Tuvalu’da düzenlenen Pre-COP programı, küresel iklim diplomasisinin merkez üssü oldu. Tuvalu Kıyı Uyarlama Projesi İncendi: "Geleceğin Habercisi" Saha ziyaretleri kapsamında beraberindeki heyetle Tuvalu’ya giden COP31 Başkanı Murat Kurum, deniz seviyesinin yükselmesine karşı geliştirilen Tuvalu Kıyı Uyarlama Projesi’ni yerinde inceledi. Geleneksel törenle karşılanan Bakan Kurum’a, yükselen deniz seviyesine karşı inşa edilen ıslah edilmiş karasal alanlar ve güneş enerjisi projeleri hakkında detaylı bilgi verildi. Saha incelemesinin ardından sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Kurum, şu mesajı verdi: "Antalya’da ev sahipliğini yapacağımız COP31 öncesinde iklim değişikliğini en derinden hisseden Pasifik’teki ada ülkelerinden Tuvalu’dayız. Sular altında kalma tehdidi yaşayan Tuvalu’da bilim insanlarını ve yerel halkı dinledik. Tuvalu’nun sesini Fiji’deki Pre-COP’a, oradan Antalya’ya taşıyacağız." Eylem Gündeminin En Kırılgan Noktası: Okyanuslar ve Denizler COP31 Başkanlığı’nın açıklayacağı Eylem Gündemi’nin 10 öncelikli temasından birini "Okyanuslar ve Denizler" başlığı oluşturuyor. Pasifik'te 9 mercan adasından oluşan ve yaklaşık 10 bin kişilik nüfusa sahip Tuvalu, iklim kırılganlığının en somut örneğini teşkil ediyor. Bilim insanlarının tahminlerine göre, ada topraklarının %95’inin 2100 yılına kadar su altında kalması öngörülüyor. Topraklarıyla birlikte devlet statüsünü de kaybetme riski yaşayan Tuvalu, bu felaket senaryosuna karşı Kasım 2023'te Avustralya ile "Avustralya-Tuvalu Falepili Birliği" anlaşmasını imzaladı. Anlaşma, her yıl 280 Tuvalu vatandaşına Avustralya'da kalıcı ikamet, eğitim ve çalışma hakkı tanıyor. Fiji, Vanuatu, Maldivler ve Karayip ülkeleri de benzer risklerle karşı karşıya bulunuyor. Taku Pakasoa Bildirgesi ile Birlik Çağrısı Tuvalu ziyaretinin ardından Fiji’deki Liderler Genel Oturumu'na katılan Bakan Murat Kurum, konuşmasına Tuvalu dilinde "Talofa" ve Fijice "Bula Vinaka" selamlarıyla başladı. Kurum, Tuvalu dilinde "birlik ve ortak eylemde bulunan güç" anlamına gelen Taku Pakasoa Bildirgesi’ne dikkat çekti: "Mavi Pasifik'e yönelen ciddi tehdidi yerinde gördük. Taku Pakasoa Bildirgesi, iklim krizinin ön saflarındaki Pasifik halklarının arkasında birleşme çağrısıdır. Artık görüşme ve konuşma yeter; dünya genelinde 'birlikte eyleme geçme zamanıdır' mesajını vermek zorundayız." "1,5 Santigrat Derece Hedefi Bir Varoluş Meselesidir" Paris İklim Anlaşması'nın küresel sıcaklık artışını 1,5 °C sınırında tutma hedefinin vital bir zorunluluk olduğunu ifade eden Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü: Varoluş Mücadelesi: "Sıcaklık artışı 1,5 santigrat dereceye yaklaşırken bu hedef Tuvalu gibi ülkelerin var olup yok olma meselesi haline geldi." Bilimsel Gerçeklik: "Bilim; derin, hızlı ve sürdürülebilir emisyon azaltımlarının şart olduğunu gösteriyor. Pasifik ada ülkelerinin iklim liderliğini takdir ediyor; devletlik, egemenlik ve deniz bölgelerinin korunması kararlılığımızı teyit ediyoruz." COP31 Antalya Öncelikleri: Elektrifikasyon ve Yenilenebilir Enerji Bakan Kurum, Paris Anlaşması’nın ikinci 10 yılında ülkelere Ulusal Katkı Beyanları’nı (NDC) sunma çağrısını yineleyerek COP31 Antalya Zirvesi’nin ana hedeflerini paylaştı: Yenilenebilir Enerji: 2030'a kadar yenilenebilir enerji kapasitesini 3 katına çıkarmak. Enerji Verimliliği: Enerji verimliliği artış hızını 2 katına ulaştırmak. Adil Geçiş: Fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir şekilde uzaklaşmak. Elektrifikasyon Target: 2035 yılına kadar %35 elektrifikasyon hedefine ulaşmak. İklim Finansmanı: Gelişmiş ülkeleri Pasifik Dayanıklılık Fonu'na katkı sağlamaya ve hibe temelli finansman sunmaya davet etmek. Konuşmasını Tuvalu dilinde teşekkür anlamına gelen "Fakafetai" ifadesiyle tamamlayan Kurum, tüm tarafları Kasım ayında Antalya'da düzenlenecek COP31'e davet etti. Zirveye Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Fiji Başbakanı Sitiveni Rabuka ve BM İklim Değişikliği İcra Sekreteri Simon Stiell gibi üst düzey liderler katıldı. Pre-COP Nedir ve COP31 Süreci Nasıl İşliyor? Pre-COP Nedir? Her yıl düzenlenen BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP) öncesinde, ana zirveye hazırlık yapmak, müzakere metinlerini olgunlaştırmak ve ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları azaltmak için düzenlenen ön zirvedir. COP31 Ev Sahipliği: BM bölgeler arası rotasyon sistemine göre COP31’e Türkiye, "Batı Avrupa ve Diğerleri" (WEOG) grubu adına ev sahipliği yapmaktadır. Müzakere başkanlığını ise Avustralya üstlenmiştir. Bu iş birliği doğrultusunda Pre-COP toplantıları Pasifik ada ülkelerinde gerçekleştirilmiştir.

COP31'e Doğru Trabzon Denizler Ve Okyanuslar Zirvesi Haber

COP31'e Doğru Trabzon Denizler Ve Okyanuslar Zirvesi

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 süreci kapsamında Trabzon’da düzenlenen Denizler ve Okyanuslar Zirvesi'de konuştu. Yaşam kaynağı okyanusların iklim risklerine dikkat çeken Bakan Kurum, Türkiye’nin dijital ikiz uygulamalarını, Akdeniz’de uluslararası merkez kurma ve mapa-şamandıra gibi adımlarını anlattı. COP31 için ülkelere iş birliği çağrısı yapan Bakan Kurum, “Mesele, insanlığın ortak evini korumaktır. Bugün vereceğimiz kararlar, yarının dünyasını şekillendirecektir. Ve tarih, iklim krizinin kapımıza dayandığı bu dönemde ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacaktır. Okyanusların korunması hepimizin, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Artık bu sorumlulukları somut adımlara dönüştürmenin zamanıdır. Gidişatı değiştirmek bizim elimizde. Ve bunun için ülkeler arasında daha güçlü iş birliğine, bilgi ve deneyim paylaşımına ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var” dedi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında Trabzon’da Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu düzenlendi. Farklı ülkelerden temsilcilerin katıldığı programda Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avustralya Sürdürülebilir Okyanus Ekonomisi Yüksek Düzeyli Paneli Başbakanlık Temsilcisi Anthony Worby, UNFCCC Hükümetlerarası Destek ve Kolektif İlerleme Bölümü Direktörü Cecilia Kinuthia-Njenga, Trabzon Valisi Tahir Şahin ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç yer aldı. “OKYANUS EKOSİSTEMLERİNDEKİ BOZULMANIN EKONOMİK MALİYETİ 2050 YILINA KADAR 400 MİLYAR DOLARI AŞABİLİR” Programda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim değişikliğinden doğrudan etkilenen okyanusların karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çekti. Bakan Kurum, “Hem Karadeniz, hem de tüm denizlerimiz iklim değişikliğinden negatif etkiler alıyor, ortak evimiz dünyamızın mavi akciğerleri adeta alarm veriyor. Açık ve net söylüyorum. 3 milyardan fazla insanın geçim kaynağı olan, soluduğumuz havanın yarısını üreten okyanuslarımızın geleceği devasa bir risk altındadır. Araştırmalara göre; okyanus ekosistemlerindeki bozulmanın ekonomik maliyeti 2050 yılına kadar 400 milyar doları aşabilir” dedi. Bu tablo karşısında sınırlı da olsa olumlu adımların da hayata geçirildiğini belirten COP31 Başkanı Kurum, Akdeniz ve Karadeniz’de balık stoklarında yüzde 15 oranında iyileşme kaydedildiğini, dijital ikiz uygulamaları gibi teknolojik çalışmaların ilerlediğini ve mavi ekonomi uygulamalarının da giderek yaygınlaştığını vurguladı. “İKLİM KRİZİNE DİRENÇLİ DENİZ VE OKYANUSLAR HEDEFİNİ TEORİDE BIRAKMIYORUZ” Türkiye’nin denizlerde hayata geçirdiği projeleri anlatan Bakan Kurum, “Türkiye olarak iklim değişikliğinin deniz ve okyanuslar üzerindeki etkileriyle mücadelede gerçekten önemli bir deneyime sahibiz. Çünkü hem Akdeniz’in hem de Karadeniz’in küresel ortalamanın çok üzerinde çok daha fazla ısındığı bir coğrafyada bulunuyoruz. Bu nedenle; iklim krizine dirençli deniz ve okyanuslar hedefini teoride bırakmıyor, pratikte uyguluyoruz. Deniz ve okyanusların korunmasına yönelik politika ve uygulamalarımızı; Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 14’üncüsü olan ‘Sudaki Yaşam’ hedefi başlığı doğrultusunda yürütüyoruz. Deniz alanlarının planlanması, deniz koruma alanlarının sayı ve yüzölçümü bakımından artırılması, dijital ikiz modelleri gibi yenilikçi karar destek sistemlerinin geliştirilmesi ve mavi ekonomi uygulamalarının da yaygınlaştırılması yönündeki çalışmalarımızı başarıyla sürdürüyoruz” diye konuştu. “DENİZLERİMİZİ GÖLLERİMİZİ ANLIK TAKİP EDİYORUZ” Türkiye’nin çabalarıyla iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Akdeniz’de iklim değişikliğine uyum kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla Akdeniz ülkelerinin ortak kararıyla bir merkez kurulduğunu hatırlatan Bakan Kurum, Fethiye-Göcek’te denizi koruyacak Mapa-Şamandıra Sistemi’ni anlattı: 17 koyda 856 tekneye hizmet veren bu sistemle, bir çapanın deniz tabanında bir pulluk gibi sürüklenerek deniz çayırlarını sökmesine, balıkların yaşam ve üreme alanlarına zarar vermesine mani olduk. Bu tecrübeyi COP31’de Antalya’da anlatacağız. Çok kısa zamanda da bütün koyları bu anlamda düzen ve kontrol altına alacağız. Denizlerimizi, göllerimizi anlık takip ediyor; adeta bir seferberlik anlayışıyla temizlik yapıyor; denetimlerle kirletenlere karşı ciddi yaptırımlar uyguluyoruz. Denizlerimizin neye ihtiyacı olduğunu iyi biliyoruz. Ve yine biz; tüm denizlerimizin, farklı adlarla anılsa da aslında birbirine bağlı, tek bir iklim ve tek bir hayat sistemi olduğunu biliyoruz. “DENİZ BİZE BAKIYOR, BİZ DE DENİZE BAKMAK ZORUNDAYIZ” “Okyanus ve Denizler” temasını COP31 Eylem Gündemi’nin önceliklerinden biri olduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, “Başta Avustralya olmak üzere Pasifik ve Afrika ülkeleri, İklim Şampiyonları ve okyanus alanındaki tüm paydaşlarımızla birlikte iş birliğimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Bölgesel iş birliğini küresel düzeye taşıyoruz. Yani burada bu istişareleri yapacağız. Birbirimizden bilgi, teknoloji ve yine birikimlerimizi paylaşma imkanına erişmiş olacağız. Ve en önemlisi de bu sorunları gidermek için ‘Mavi Finansman’ dediğimiz yeni imkanları geliştirmek durumundayız. Deniz olmasa aç kalırız. Deniz bize bakıyor, biz de denize bakmak zorundayız, okyanuslara da bakmak zorundayız. Bu kötü gidişata eğer 'dur' demek istiyorsak her şeyden önce okyanus alanındaki tüm paydaşları ortak hedef etrafında buluşturmak zorundayız” dedi. ‘MAVİ COP’ YAKLAŞIMI Bakan Kurum, Trabzon’daki toplantının amacına ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı: ‘Okyanus ve Denizler’ teması kapsamında bugüne kadar sağladığımız ilerlemeleri, Mavi Paket gibi somut çıktıları ve bu alandaki önemli girişimleri ortak bir zeminde buluşturuyoruz. Geçtiğimiz ay İstanbul’da başlayan çalışmaları bugün Trabzon’da ileriye taşıyoruz. Toplantılar süresince; Bakanlarımızı, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşların temsilcilerini, gençleri, yerel yönetimleri, akademisyenleri, özel sektör ve finans kuruluşlarının temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdik. Bu geniş katılımla teknik, bilimsel ve politik boyutları bir araya getirerek hem süreci hem de birlikte elde edeceğimiz sonuçları daha güçlendirmeyi hedefliyoruz. Burada gerçekleştireceğimiz 2 günlük çalışmaların sonucunda da ‘Mavi COP’ yaklaşımımız doğrultusunda somut, uygulanabilir ve üzerinde uzlaşılan çıktıları yine alacağımız karara bağlanmasını istiyoruz. Buradan Antalya'ya giden yolda o diyaloğu en iyi şekilde yapacağız. Antalya'da da karar alacağız, netice alacağız. Trabzon'da şekillenecek bu çıktıları COP31 küresel eyleme taşıyacağız ve uygulanabilir sonuçlara dönüştürmek için de hep birlikte mücadele edeceğiz. “GİDİŞATI DEĞİŞTİRMEK BİZİM ELİMİZDE” İnsanlığın geleceği için uygulamaya yönelik ortak iradenin otaya konulması gerektiğinin altını çizen Bakan Kurum, iş birliği çağrısını yineledi: Mesele, insanlığın ortak evini korumaktır. Bugün vereceğimiz kararlar, yarının dünyasını şekillendirecektir. Tarih, iklim krizinin kapımıza dayandığı bu dönemde ne söylediğimizi değil, ne yaptığımızı hatırlayacaktır. Okyanusların korunması hepimizin, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Artık bu sorumlulukları somut adımlara dönüştürmenin zamanıdır. Gidişatı değiştirmek bizim elimizde. Bunun için ülkeler arasında daha güçlü iş birliğine, bilgi ve deneyim paylaşımına ve birlikte hareket etmeye ihtiyacımız var. Türkiye olarak, denizlerimizin korunması konusunda edindiğimiz tecrübeyi ve başarılı uygulamaları paylaşmaya hazırız. Başta Avustralya ve Pasifik Ada Devletleri - iklim değişikliğinin denizler ve okyanuslar başlığında en fazla etkilenen ülkeler- olmak üzere onların önceliklerini bilerek, onların sorunlarına kendi sorunlarımız gibi sahip çıkacağız. Tüm ortaklıklarımızla, tüm paydaşlarımızla iş birliğimizi güçlendirmek ve başarılı, somut adımlar atmak üzere hep birlikte çalışacağız. “ROTAMIZ DAHA ADİL, DAHA YEŞİL VE DAHA MAVİ BİR DÜNYA” Bakan Kurum sözlerini şöyle tamamladı: Karadeniz'imizi şöyle biliriz, hırçın dalgalarıyla biliriz ve o hırçın dalgalar bize şunu öğretir; ‘Rüzgar ne kadar güçlü olursa olsun, rotasını bilen ve birlikte hareket edenler mutlaka güvenli limana ulaşacaktır.’ İnsanlık olarak, rotamız bellidir. Rotamız temiz denizlerdir, rotamız dirençli kıyılardır, rotamız çocuklarımıza bırakacağımız daha adil, daha yeşil ve daha mavi bir dünyadır. BAKAN URALOĞLU TÜRKİYE’NİN YEŞİL LİMAN SERTİFİKASINI ANLATTI Programda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin denizcilikte sera gazı takibi ve azaltımı için hayata geçirdiği projeleri anlattı: Gemi kaynaklı emisyonların azaltılması, yeni nesil yakıtlar, enerji verimliliği, limanlarda yeşil dönüşüm ve mavi karbon ekosistemlerinin korunması Bakanlığımızın önceliklerindendir. Yeşil Liman Sertifika Uygulamasını hayata geçirdik. Yeşil Liman kriterleri kapsamında yenilenebilir enerji kullanımını, liman ekipmanlarının elektrifikasyonunu, gemilere kıyıdan elektrik sağlanmasını, enerji verimliliğini ve Sıfır Atık uygulamalarını teşvik ediyoruz, destekliyoruz. Böylece gemilerin limanda bulundukları sürede fosil yakıt kullanımını ve buna bağlı emisyonları azaltmayı, düşük karbonlu liman altyapısını geliştirmeyi hedefliyoruz. Şu anda Yeşil Liman Sertifikası’na sahip 4 limanımız bulunuyor. Mevzuatımızla yeni inşa edilecek veya mevcut alanını yüzde 25'ten fazla genişletecek belirli kıyı tesislerini, Yeşil Liman kriterlerine uygun hale getirmeyi zorunlu hale getirdik. UNFCCC DİREKTÖRÜ NJENGA: PAYLAŞILAN DENİZ, PAYLAŞILAN SORUMLULUKLAR DEMEKTİR Programda konuşan UNFCCC Hükümetlerarası Destek ve Kolektif İlerleme Bölümü Direktörü Cecilia Kinuthia-Njenga da iş birliği için erişilebilir ‘Mavi Finansman’ hedefine dikkat çekerek, “Paylaşılan denizler, paylaşılan sorumluluklar demektir. Dolayısıyla lokal, bölgesel ve global çabalara ihtiyaç var ortaklaşa olarak. Eylem çağrımız şöyle; Birlikte çalışalım. Uluslararası bir koalisyon kuralım. Kıyı devletlerinin, bölge deniz örgütlerinin, iklim ve biyoçeşitlilik enstitülerinin, kalkınma bankalarının, özel sektörün, bilim camiasının ve toplumların bir arada olduğu yapıda, sizleri planlarınızı, verilerinizi, bilgilerinizi paylaşmaya davet ediyorum. Erişilebilir ‘Mavi Finansmanı’ mobilize edebilmek için denizler ve okyanuslar NDC'lere, uyum planlarına ve yatırım planlarına entegre edilmeli. COP31 yolunda, Antalya yolunda bizim görevimiz yıllardır sürdürdüğümüz diyaloğu artık somut ilerlemelere çevirmek” dedi. AVUSTRALYA TEMSİLCİSİ WORBY: TÜRKİYE İLE HEDEFLERİ MAVİ EYLEME DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYORUZ Avustralya Sürdürülebilir Okyanus Ekonomisi Yüksek Düzeyli Paneli Başbakanlık Temsilcisi Anthony Worby de ülkesinin ve ada devletlerinin COP31 beklentilerini dile getirdi: COP31'de Avustralya, Türkiye ve Pasifik'teki ortaklarımızın çok sade ve pratiğe dönük bir hedefi var; hedefleri mavi eyleme dönüştürmek. Türkiye ve Pasifik bölgesiyle birlikte çalışarak okyanusların güçlü, görünür ve büyüyen bir ‘mavi hat’ olmasını sağlıyoruz. Pre-COP yolculuğunda ve müzakereler yolculuğunda hedefimiz hükümetleri, toplumları, yatırımcıları, bilim insanlarını ve sivil toplumu mobilize etmek, burada uygulanabilir eylemler etrafında toplanmak ve iklim için gerçek sonuçlar elde etmek. Neden? Çünkü okyanuslar hem iklim değişikliğinin ön cephesinde yer alıyor, hem de iklim çözümünün önemli bir parçasını oluşturuyor. Çünkü Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmak istiyorsak, okyanusları göz ardı edemeyiz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.