Hava Durumu

#Ömer Fethi Gürer

Kırsal Haber - Ömer Fethi Gürer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ömer Fethi Gürer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Türk Malı İmajına Zarar Veren Firmalar Açıklanmalı" Haber

CHP'li Gürer: "Türk Malı İmajına Zarar Veren Firmalar Açıklanmalı"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, "Türk malı" imajına zarar veren firmalara ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanı Ömer Bolat'tan yanıt geldi. Bakanlık, 2023 yılından 2026 yılının ilk altı ayına kadar toplam 23 firmaya idari para cezası uygulandığını açıklarken, söz konusu firmaların isimlerini paylaşmadı. Gürer, kamuoyunun doğrudan ilgisini ilgilendiren bu konuda, yalnızca rakamların açıklanmasının yeterli olmadığını belirterek, tüketicilerin yanıltılmasına neden olan firmaların daha şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi. GÜRER'İN SORU ÖNERGESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu soru önergesinde şu soruları yöneltti: 1- Türk malı imajına zarar veren firmalardan 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılının ilk aylarında kaç firmaya idari para cezası uygulanmıştır? 2- İdari para cezalarından ne kadar tahsilat gerçekleştirilmiştir? 3- Bu firmaların iştigal alanları nelerdir? BAKANLIKTAN GELEN YANIT Ticaret Bakanlığı tarafından verilen yanıtta, 2023 yılında 8, 2024 yılında 5, 2025 yılında 6 ve 2026 yılının ilk altı ayında 4 firmaya idari para cezası uygulandığı bildirildi. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "2023 yılında 8 firmaya, 2024 yılında 5 firmaya, 2025 yılında 6 firmaya ve 2026 yılının ilk altı ayında 4 firmaya, güvenli olmayan veya tağşişe konu olan ya da işaretleme, etiketleme ve belgelendirme işlemleriyle tüketiciyi yanıltan ürünleri ihraç etmeleri nedeniyle idari para cezası uygulanmıştır. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamında uygulanan bu idari para cezalarının toplam 3 milyon 729 bin 167 lira 15 kuruşluk bölümünün ödendiğine ilişkin belgeler Bakanlığa ulaştırılmıştır. İdari para cezası uygulanan firmaların faaliyet alanlarının ise tarım ve gıda ürünleri, ayakkabı ve tekstil ürünleri ile çeşitli sanayi ürünlerinden oluştuğu belirtilmiştir." Bakanlık ayrıca, Reklam Kurulunun doğrudan "Türk malı" imajına yönelik bir denetim mekanizması yürütmediğini, buna karşın 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılının ilk altı ayında gerçekleştirilen denetimler sonucunda yaklaşık 787 milyon liralık idari para cezası uygulandığını bildirdi. "RAKAMLAR VAR, ŞEFFAFLIK YOK" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Bakanlığın verdiği yanıtın kamuoyunun beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu söyledi. Gürer, "Bakanlık, kaç firmaya ceza verildiğini ve ne kadar tahsilat yapıldığını açıklıyor ancak hangi firmaların Türk malı imajına zarar verdiğini açıklamıyor. Tüketicinin korunması ve ihracatta güven unsurunun sağlanması için yalnızca ceza uygulanması yeterli değildir. Şeffaflık da sağlanmalıdır." ifadelerini kullandı. Türk ürünlerinin uluslararası pazarlardaki itibarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Gürer, özellikle tarım, gıda, ayakkabı ve tekstil sektörlerinde yaşanan sorunların tüm üreticileri olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Gürer, "Bir firmanın yaptığı hata, binlerce üreticinin emeğine zarar verebilir. Bu nedenle denetim süreçleri daha etkin yürütülmeli, caydırıcı önlemler artırılmalı ve tüketicinin doğru bilgiye ulaşması sağlanmalıdır." dedi. TOPLAM 23 FİRMAYA CEZA UYGULANDI Bakanlığın verdiği rakamlara göre; 2023 yılında 8 firmaya, 2024 yılında 5 firmaya, 2025 yılında 6 firmaya, 2026 yılının ilk altı ayında ise 4 firmaya, olmak üzere toplam 23 firmaya idari para cezası uygulandı. Buna karşın, kamuoyunun en çok merak ettiği konuların başında gelen firma isimleri ve hangi ürünlerde usulsüzlük tespit edildiği soruları yanıtsız kaldı.

Gürer: ''Geçen Ay Dalındaki Domatese, Bugün Depolardaki Elmaya Haciz'' Haber

Gürer: ''Geçen Ay Dalındaki Domatese, Bugün Depolardaki Elmaya Haciz''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, üreticilerin yaşadığı ekonomik çıkmazın tarladan depoya kadar uzandığını belirterek, geçen ay dalındaki domateslere uygulanan hacizlerin ardından bu kez soğuk hava deposunda elmaların icra yoluyla satışa çıkarıldığını söyledi. Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün bankalara olan borcunun 1 trilyon 459 milyar liraya yükseldiğini, üreticinin emeğinin, alın terinin ve aylar süren mücadelesinin icra dosyalarına konu olmasının tarımın içine sürüklendiği ödeme güçlüğünün göstergesi olduğunu ifade etti. Kayseri Yeşilhisar İcra Dairesi tarafından yayımlanan satış ilanına göre, bir soğuk hava deposunda bulunan borçlu üretici V.Y.’ye ait 65 bin kilogram Arjantin, Golden, Starking ve Pikleydi cinsi elma, yaklaşık 4 milyon 424 bin 264 lira muhammen bedelle icra yoluyla satışa çıkarıldı. TARLADAN DEPOYA KADAR HACİZ CHP’li Ömer Fethi Gürer, yaşananların münferit olaylar olmadığını belirterek, “Geçtiğimiz ay üreticinin dalındaki domatese haciz uygulanıyordu. Bugün ise aylarca emek verilerek üretilen ve değer bulması için soğuk hava deposunda depolanan elmalar icra yoluyla satışa çıkarılıyor. Bu tablo, üreticinin borç ödeme konusunda içinde bulunduğu ekonomik darboğazın göstergesidir. Çiftçi, üretici, besici artık ürettiği ürünü satamıyor, borcunu çeviremiyor ve sonunda emeği icra masasında satışa çıkarılıyor.” dedi. ÜRETİCİ BORÇLA ÜRETİM YAPIYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin sürekli arttığını belirterek, “Çiftçi mazotu, gübreyi, ilacı, tohumu, elektriği krediyle alıyor. Hasat zamanı geldiğinde ise ürün değerine para etmiyor. Borçlarını ödeyemeyen üreticinin traktörü, tarlası, dalındaki ürünü, şimdi de depodaki elması haczediliyor. İktidar bu süreci durduracak önlemler almalıdır. İcralar durdurulup ek kredi desteği sağlanmalıdır.” diye konuştu. TARIMDA İCRA DOSYALARI DURUMUN FOTOĞRAFIDIR TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 65 ton elmanın icra yoluyla satışa çıkarılmasının yalnızca bir hukuki işlem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Bugün satışa çıkarılan sadece 65 ton elma değildir. Satışa çıkarılan, çiftçinin umudu, emeği ve geleceğidir. Bir üreticinin ürününün icra yoluyla satılması, üreticinin ürününün değeri altında işlem görmesine de neden olabilecektir. Her ay farklı bir ilde, farklı ürünler için haciz haberleri geliyor. Çiftçi üretirken değil, borcunu nasıl ödeyeceğini düşünerek yaşamaya çalışıyor.” şeklinde konuştu. ÜRETİCİYİ KORUYACAK POLİTİKALAR ŞART CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün ayakta kalabilmesi için üreticiyi rahatlatacak acil adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, “Üreticinin borçları yapılandırılmalı, borç faizleri silinmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve ürününü değerinde satabileceği planlı bir üretim modeli oluşturulmalıdır. Aksi hâlde bugün depodaki elmaya uygulanan icra, yarın başka bir ilde başka bir ürüne uygulanacak. Çiftçi, üretici, besici her ay yeni bir icra ile karşı karşıya kalıyor. Tarla, traktör, ev, dalda ve depoda ürün, inek, Malta keçisine kadar yaygınlaşan icralar, tarımda sorunların hangi boyuta geldiğini gösteriyor.” dedi. ...

Keçiler Ormanlara Dönmelidir Haber

Keçiler Ormanlara Dönmelidir

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, orman yangınlarının önlenmesi için geleneksel hayvancılık yöntemlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, ormanlarda keçi ve koyun yetiştiriciliğinin teşvik edilmesinin, yangın riskinin azaltılmasına önemli katkı sağlayacağını ifade etti. ÇOBANLARIN VARLIĞI YANGIN RİSKİNİ AZALTIYOR Geçmiş yıllarda orman alanlarında keçi yetiştiriciliği yapan üreticilerin, keçilerin ormanlara zarar verdiği gerekçesiyle bu alanlardan uzaklaştırıldığını hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Avrupa'da ise tam tersine bir yaklaşımın benimsendiğini belirtti. Ömer Fethi Gürer, bazı Avrupa ülkelerinde orman yangınlarının önlenmesi amacıyla keçi ve koyun yetiştiriciliğinin yeniden yaygınlaştırılmasının tartışıldığını vurgulayarak, çobanların ormanlık alanlardaki varlığının dip örtüsünün temizlenmesinde önemli rol oynadığını dile getirdi. TÜRKİYE'DE DE ÇALIŞMA BAŞLATILMALI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'de de benzer uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, ormanlarda yeniden keçi yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi için kapsamlı çalışmalar yapılmasının artık bir ihtiyaç hâline geldiğini söyledi. Keçilerin otlama faaliyetleri sayesinde kuru otların ve yanıcı bitki örtüsünün temizlendiğini ifade eden Gürer, bu durumun olası yangınların yayılma riskini azaltabileceğine dikkat çekti. KEÇİ VARLIĞINDA BÜYÜK DÜŞÜŞ Türkiye'deki keçi varlığının yıllar içinde önemli ölçüde azaldığını da hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1980'li yıllarda yaklaşık 19 milyon olan keçi sayısının günümüzde 11 milyon civarına kadar gerilediğini belirtti. Gürer, "Orman yangınlarının önlenmesinde etkili bir yöntem olduğu görüldüğüne göre, ormanlık alanlarda yeniden keçi yetiştiriciliğinin desteklenmesi ve çobanların bu alanlarda bulunmasının sağlanması gerekiyor. Bu konu vakit kaybetmeden değerlendirilmeli ve gerekli adımlar atılmalıdır." dedi

CHP'li Gürer: "Fındık Alım Fiyatı Üreticiler İçin Büyük Bir Şok Oldu" Haber

CHP'li Gürer: "Fındık Alım Fiyatı Üreticiler İçin Büyük Bir Şok Oldu"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada açıklanan fındık alım fiyatına tepki gösterdi. Açıklanan 250 liralık fiyatın üreticiler için büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirten Gürer, fındığın geleceğinin korunabilmesi için alım fiyatının girdi maliyetleri ve makul kâr dikkate alınarak en az 370 lira olarak yeniden belirlenmesi gerektiğini söyledi. AÇIKLANAN FİYAT ÜRETİCİ İÇİN BÜYÜK BİR ŞOK OLDU TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın açıkladığı fındık alım fiyatını eleştirerek, "İktidar fındık alım fiyatını açıkladı, üreticiler için büyük bir şok oldu." dedi. Açıklanan rakamın üreticilerin beklentilerinin çok uzağında kaldığını belirten Gürer, fiyatın üreticiyi memnun etmediğini ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından ciddi endişeler yarattığını ifade etti. 370 LİRALIK FİYAT TALEP ETMİŞTİK Fiyatın belirlenmesi sürecinde yaptıkları çalışmayı anlatan CHP’li Gürer, "Tarım Komisyonu üyesi olarak Bölge Milletvekilimiz Mustafa Adıgüzel'le birlikte yaptığımız bir çalışmada girdi maliyetlerini dikkate alarak kilo fiyatının 370 lira olarak açıklanmasını talep etmiştik." diye konuştu. Hazırladıkları çalışmanın üretim maliyetlerine dayandığını vurgulayan Gürer, buna rağmen iktidarın üreticinin beklentisini karşılamayan bir fiyat açıkladığını söyledi. 250 LİRA ENFLASYONUN DA ALTINDA KALDI Açıklanan fiyatın ekonomik gerçeklerle bağdaşmadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Verilen 250 liralık fiyat enflasyonun da altında bir fiyat oldu." ifadelerini kullandı. Üreticinin gübre, mazot, ilaç, işçilik ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan maliyet artışlarıyla mücadele ettiğini belirten Gürer, bu şartlarda üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını dile getirdi. YABANCI TEKELLER KAZANIYOR, ÜRETİCİ KAYBEDİYOR Türkiye'nin dünya fındık pazarındaki önemine dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Yüzde 80'i ihraç edilen fındığın sonunu getirmek adına yapılabilecek uygulama ne derseniz, bu olmalı." sözleriyle açıklanan fiyatın yanlışlığını dile getirdi. Üreticinin giderek ağırlaşan maliyet yükü altında ezildiğini ifade eden Gürer, "Üreticinin girdi maliyeti artıyor, üreticiden çıkan üründen para kazanan yabancı tekeller var ama ülkemizin üreticisi bu bağlamda boğuluyor." dedi. Türkiye'nin dünya markası haline gelmiş fındıkta asıl kazancı üreticinin değil, uluslararası şirketlerin elde ettiğini belirten Gürer, mevcut fiyat politikasının devam etmesi halinde üretimin zarar göreceği uyarısında bulundu. FİYAT MUTLAKA YENİDEN GÜNCELLENMELİ Fındık üretiminin devamı için üreticinin korunması gerektiğini vurgulayan Gürer, "Onun için mutlaka fiyat yeniden güncellenmeli, girdi maliyeti artı makul kâr üzerinden belirlenmeli ve 370 liralık bir kilo alım fiyatı açıklanmalıdır." çağrısında bulundu. Fiyatın maliyetlerin altında kalmasının üreticiyi üretimden uzaklaştıracağını belirten Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için üreticinin kazanacağı bir fiyat politikasının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. FINDIĞIN GELECEĞİ KARANLIĞA SÜRÜKLENMEMELİ Konuşmasının sonunda iktidara bir kez daha çağrıda bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Yoksa fındığın, dünya markası olan ürünün geleceği karanlıktır diyorum." sözleriyle uyarısını yineledi. Gürer, Türkiye'nin dünya fındık üretimindeki lider konumunun korunabilmesi için üreticinin desteklenmesi, alım fiyatının girdi maliyetleri ve makul kâr esas alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

CHP'li Gürer: “Mısır Alım Fiyatı En Az 17 Lira Olmalı” Haber

CHP'li Gürer: “Mısır Alım Fiyatı En Az 17 Lira Olmalı”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bazı bölgelerde mısır hasadının başlamasına rağmen Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) henüz alım fiyatı açıklamamasını eleştirdi. Belirsizliğin tüccarın fiyatları düşük tutmasına yol açtığını belirten Gürer, üreticinin mağdur olmaması için kilogram fiyatının en az 17 lira olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. ​TMO Fiyat Açıklamadı, Tüccar Piyasayı Düşük Tutuyor ​Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hasadın başlamasıyla birlikte üreticilerin gözünü TMO’ya çevirdiğini ancak kurumun henüz fiyat duyurusu yapmamasının piyasada belirsizlik yarattığını ifade etti. ​TMO'nun sessizliğinin tüccarlar tarafından fırsata çevrildiğini belirten Gürer, fiyatların düşük tutulduğunu vurguladı. Gürer çiftçinin emeğinin karşılığını alabilmesi için TMO alım fiyatının derhal kamuoyuna duyurulması gerektiği dile getirdi. ​“Mısırın Kilogram Fiyatı En Az 17 Lira Olmalı” ​Gübre, mazot, ilaç, tohum ve sulama giderlerindeki aşırı artışların çiftçiyi omuzlayamayacağı bir noktaya getirdiğine dikkat çeken CHP’li Gürer, artan maliyetler ve makul kâr beklentisinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti: ​"Çiftçimiz yüksek girdi maliyetleriyle mücadele ediyor. TMO, üreticinin belini büken bu maliyetleri dikkate alarak mısır alım fiyatını kilogram başına en az 17 lira olarak açıklamalıdır." ​Türkiye’de Mısır Üretimi Var, İthalat Baskısı Devam Ediyor ​Mısırın tanelik, yağlık ve yemlik olarak kritik bir stratejik ürün olduğuna işaret eden Ömer Fethi Gürer, yerli üretime rağmen ithalat bağımlılığının sürdüğünü kaydetti. TÜİK verilerine göre bu yıl yaklaşık 8 milyon tonluk mısır üretimi öngörülmesine karşın, yaklaşık 3 milyon tonluk ithalat beklentisi bulunuyor. 2024-2025 döneminde mısır ithalatının 5,5 milyon tona kadar yükseldiği hatırlatılarak, yerli üreticinin desteklenmesinin hayati önem taşıdığı vurgulandı. ​“Yanlış Politikalar Üreticiyi Tarımdan Uzaklaştırıyor” ​Uygulanan yanlış fiyat politikalarının üreticiyi topraktan ve üretimden soğuttuğunu belirten Gürer, sözlerini şu uyarılarla tamamladı: ​"Açığın oluşmaması için çiftçinin refahını sağlayacak bir alım fiyatı esas alınmalıdır. Üreticiler bu anlamda acil fiyat beklemektedir. Düşük alım fiyatları, üreticinin o üründen hızla uzaklaşmasına neden olmaktadır."

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks" Haber

CHP'li Gürer: "Milyonlar Harcanıyor, Vatandaşın Sofrasında Et Yine Lüks"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin kırmızı et politikası ile canlı hayvan ithalatı rakamlarına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. İktidarın ithalatla fiyatları düşürme politikasının başarısız olduğunu belirten Gürer, yıllık ithalat kotalarının daha ilk altı ayda dolduğuna dikkat çekti. ​Yıllık İthalat Kotası İlk Altı Ayda Tükendi ​Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2026 yılı boyunca toplam 500 bin baş besilik sığır ithal edileceğini açıkladığını hatırlatan Gürer, yılın ilk 6 ayında bu rakamın %80'inden fazlasına ulaşıldığını belirtti. Yılın ilk yarısında toplam 412 bin 343 baş sığır ithal edildiğini vurgulayan Gürer, son 1,5 yıldaki toplam ithalatın ise 1 milyon 151 bin başı bulduğunu ifade etti. ​Yabancı besicilere sadece 6 ayda 736 milyon 951 bin dolar ödendiğini belirten Gürer, "Gemiler dolusu hayvan getiriyoruz, servet harcıyoruz ama vatandaşın et yemeği için tabağı yine boş" dedi. ​Okyanus Ötesinden İthalat: İlk 6 Ayda Hangi Ülkeden Kaç Sığır Geldi? ​Gürer'in paylaştığı verilere göre, 2026 yılının ilk yarısında en çok canlı hayvan ithal edilen ülkeler ve adetleri şu şekilde sıralandı: ​Brezilya: 250.983 baş ​Uruguay: 147.866 baş ​Avustralya: 8.572 baş ​Azerbaycan: 2.633 baş ​Estonya: 1.280 baş ​Letonya: 609 baş ​Polonya: 400 baş ​"Yeni Nesiller Antrikotun Tadını Bilmeden Büyüyecek" ​Brezilya ve Uruguay gibi ülkelerden okyanuslar aşılarak binlerce hayvan getirilmesine rağmen sektör sorunlarının çözülemediğini vurgulayan Gürer, dar gelirli vatandaşların, emeklilerin ve asgari ücretlilerin et almakta zorlandığını söyledi. Yerli besicinin artan yem ve ahır giderleri altında ezildiğini belirten Gürer, "Bu gidişle yeni nesiller antrikotun, bonfilenin ve pirzolanın tadına bakamadan büyüyecek. Kendi besicisini desteklemeyenler, başka ülkelerdeki besicileri zengin ediyor" diye konuştu. ​Yılbaşından Günümüze Et Fiyatlarındaki Artış Dikkat Çekti ​Kırmızı et fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken CHP'li Gürer, yılbaşından bu yana yaşanan değişimleri şu rakamlarla özetledi: ​Dana Kıyma: Yılbaşında 690 TL iken bugün 850 TL ​Dana Kuşbaşı: Yılbaşında 740 TL iken bugün 920 TL ​Dana Antrikot: Yılbaşında 950 TL iken bugün 1.495 TL ​Dana Bonfile: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Pirzola: Yılbaşında 1.050 TL iken bugün 1.950 TL ​Kuzu Kuşbaşı: Yılbaşında 930 TL iken bugün 1.320 TL ​"Çözüm İthalat Değil, Yerli Üretim" ​Artan maliyetlerin besiciyi, kira, işçilik, elektrik, mazot ve nakliye zamlarının ise kasapları zor durumda bıraktığını belirten Gürer, krizden yine ithalatçıların ve aracıların karlı çıktığını ifade etti. İthalatın kalıcı bir çözüm olmadığını vurgulayan Ömer Fethi Gürer, ülke hayvancılığının geliştirilerek yerli üretimin desteklenmesi ve mera hayvancılığının yaygınlaştırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Buğday Üreticisi Mazot Karşısında Eridi: 73 Litre Kayıp! Haber

Buğday Üreticisi Mazot Karşısında Eridi: 73 Litre Kayıp!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM’de yaptığı kapsamlı konuşmada Türkiye’nin tarım politikasındaki yanlışları ve üreticinin karşı karşıya olduğu derin krizleri gözler önüne serdi. Ömer Fethi Gürer, “Bitkisel üretim, tarla, bahçe ve sebze üretimiyle ilgili bazı iktidar milletvekili arkadaşlarımız geliyor, bu dönem üretimdeki artıştan söz ediyor, bir önceki yıla göre değerlendiriyorlar. Bir önceki yıla göre değerlendirirseniz tabii üretim artışı var. 2023 yılına göre 2025 yılında yalnızca 10 milyon ton tahıl tarla ürünlerinde kayıp oluştu, meyvedeki kayıp da kayıt dışıyla beraber 10 milyon tona yakın. Bunun nedeni kuraklık ve zirai dondur. O kriterlere göre bakarsanız bu yıl üretimde artış görülür ama 2002 yılında bu ülkede 19 milyon 500 bin ton buğday yetişirken geçen yıl 17 milyon 900 bin ton yetişmişti. Öyle olunca, nüfusa göre değerlendirdiğinizde, geçen yıldan bu yıla da 22 milyon ton ilk tahmin olduğuna göre, nüfus oranı ölçüsünde buğday üretiminde artışımız yok, açığımız var.” diye konuştu. 2025 YILINDA 1 TON BUĞDAY SATAN ÇİFTÇİ 287 LİTRE MAZOT ALIYORDU, BU YIL 1 TON BUĞDAY SATAN ÇİFTÇİ 214 LİTRE MAZOT ALABİLİYOR. Gürer, “DİR (Dahilde İşleme Rejimi) kapsamında da her yıl buğday ithal ediyoruz. Peki, buğday üreticisine gerekli destek sağlanıyor mu? Verilen alım fiyatının düşük olduğunu defalarca dile getirdik. Bakınız, 2025 yılında 1 ton buğday satan çiftçi 287 litre mazot alıyordu. Bu yıl 1 ton buğday satan çiftçi 214 litre mazot alabiliyor. Mazot da üretimdeki en önemli gider kalemlerinden biri. Keza, gübrede de benzer bir durum var. 2021 yılında mazot 7 lirayken, 2026 yılında mazot 77 lira. Verilere böyle baktığımız zaman tarım kesiminin sorunlarını daha iyi fark eder, irdeleriz.” dedi. Gürer, “Bölgelerimizdeki üreticilerle konuştuğunuzda, çiftçilerle konuştuğunuzda sıkıntıları sizlere anlatıyorlardır. En örgütsüz kesimlerden biri tarım kesimi. Bireysel anlamda kredisini alıyor, borçlanıyor, üretim yapıyor, sonra da ödeyemediği zaman kapıya icra geliyor. Yalnızca bu ay için 77 traktör, 5.400 tarlaya icra yine gelmiş. Öyle olunca, bu rakamsal artışları da gözlediğinizde her yıl kırsalda bu işi yapanın sayısı azalıyor. Veriler doğru kullanılmadı mı sorun yok gibi görünür ama sorun var.” dedi. MISIRDA SORUN VAR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mısır üretiminde Türkiye'nin üretim açığı olmayabilir ama her yıl mısırda 3-4 milyon ton açığımız var. Niye var? Çünkü ithalatı kolaylıyoruz. Oradaki fiyat dengesini Türkiye'deki üretimle paçal yapıp fiyat düşürme yolunda bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz. Bunu yapacağınıza, çiftçi için ürünlerde girdi maliyetlerinde, gübrede yüzde 50 sübvansiyon desteği sağlansa, mazotta ÖTV, KDV kaldırılsa, Ziraat Bankası kredilerinde çiftçiyi koruyan bir anlayış geliştirilse, bu bağlamda borçların ötelenmesi yoluna gidilip faizleri silinse bu meselelerde üretici korunur. Üreticinin korunmasıyla üretim açığı kapatılabilir. 21 üründe arz açığı var. Bu benim belirlediğim bir arz açığı değil; verileri bakanlığın, TÜİK'in verilerinin dışında veri kullanmam ama TÜİK mayıs ayında bitkisel üretimi açıklıyor, bir de aralık ayında açıklıyor. İkisi arasında geçen yıl bazı ürünlerde 2 milyon tona yakın sapma var. Bu ülkenin tarımını ayağa kaldırmak için doğru politikalara ihtiyaç var.” dedi. TARIMDA SORUNLAR DERİNLEŞİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM'de yaptığı konuşmada tarımdaki sorunların derinleştiğini de söyledi. Gürer, “Ülkemizde Toprak Mahsulleri Ofisinin önemli bir işlevi var. 1938 yılında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kurulmuş, çiftçinin kara gün dostuydu, sonradan yapısal değişikliklere uğradı. 2006 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları döneminde Toprak Mahsulleri Ofisinin depoları satıldı, bölgelerden çekildi, serbest piyasa ekonomisi mantığıyla ofis neredeyse tükenme noktasına geliyordu. Sonra baktılar ki üretilen ürün var, üretici ürettiği ürünü satacak nokta arıyor, yeniden TMO'nun işlevini değiştirdiler, günümüze kadar gelen farklı yapılanmalar oluştu. Burada ortaya çıkan en önemli sorun, kamunun alım fiyatı adı altında belirlediği fiyatı tüccarın beklemesi, onun altında fiyatla da piyasaya girmesi oluyor. Taban fiyat uygulaması olmadığı için TMO'nun açıkladığı fiyat bir alım fiyatı ama TMO'ya ürün teslim etmenin şartları ağır. 'Randevu sistemi' diyor, ödemede problem var, 'Ayağıma getir, belirlediğim yerde olsun.' diyor çünkü her yerde alım yapmıyor. Her yerde alım yapmadığı zaman borçlu çiftçi, tarlaya gelen tüccara ürününü vermek durumunda kalıyor ve üründen para kazanamıyor.” dedi. TMO ALIM FİYATI DÜŞÜK TUTUYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “TMO'nun açıkladığı fiyatları da eleştirdi. Gürer, 'Genelde TMO alım fiyatı düşük oluyor. Bu yıl buğdayın tonunda 16.500 lira fiyat açıkladı. Çukurova'daki verimliliğe göre 20 bin lira civarında bir maliyet fiyatı varken, İç Anadolu'da kıraç arazideki verime göre de 24 bin lira civarında bir maliyeti var ton olarak. Onun için bölgesel olarak da sorunun oluşumuna yol açıyor.'” diye konuştu. FINDIK ALIM FİYATI KİLOSU 370 LİRA OLMALI TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, fındık alım fiyatıyla ilgili çağrıda bulundu. Gürer, “Bugünlerde fındıkla ilgili alım fiyatı açıklanacak. Toprak Mahsulleri Ofisinin açıklayacağı bu fiyat, ülkemiz fındığı için de önemli. Cumhuriyet Halk Partisi olarak önerimiz, çiftçi refahını sağlayacak kiloda 370 liralık bir fiyat. Nedenine gelince, stratejik bir ürün fındık. Fındığın yüzde 80'ini ihraç ediyoruz, katma değerli ürüne dönüştürüyoruz ama Türkiye'de fındık üreticisinin yanında durmayan bir kamu var. Tekelleşmiş yabancı şirketlere fındığımız neredeyse peşkeş çekilip farklı ülkelerde Türkiye'den götürülen fındıkla pazar yaratıp, üretim alanı yaratıp Türkiye fındığının da önü kesilmek isteniyor. Oysa fındıkta dünya markasıyız. Fındık üreticisinin yapısı da genelde büyük kentlerde olup fındığına bakım yapar, gelir, orada hasadını yapar, tekrar dönüş sağlar. Böyle giderse fındıkta da sorunlar oluşacak. Son yıllardaki yanlış politikalar fındığı da sorunlu kıldı. Çayda sorun, fındıkta sorun, buğday mevsimsel yıllık değişimlere uğradığında sorun, mısırda sorun; mercimekte ürettiğimizin iki katını ithal eder duruma geldik. Mercimek ülkesiyken 21 üründe arz açığı devam ediyor. Yanlış tarım politikası ve uygulamalarıyla ortaya çıkan sorunlar, tarımda Türkiye'yi bir kaosa doğru sürüklüyor.” dedi. İTHAL ÜRÜNÜ İŞLEYİP İHRACAT ETMEK YERİNE ÇİFTÇİMİZ ÜRETSİN CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşmasında, “Ne deniliyor? 'Tarımsal üretim ihracatında yükseldik.' Yurt dışından, yabancı ülkelerden getirdiğin ürünü Türkiye'de işliyorsun, dâhilde işleme rejimi kapsamında yurt dışına satıyorsun, onunla övünüyorsun. Önemli olan kendi üreticini desteklemek, kendi üreticinin refahını sağlamak, ürettiğin ürünün değer bulmasına yol açmak, girdi maliyetlerini düşürmek ve tüketicinin de uygun fiyatlarla ürün alacağı bir sistemi oluşturmak. Bu sistem oluşmazsa ülke için sorunlar oluşur.” dedi.

Dalındaki Olgunlaşmamış Yeşil Domatesler İcradan Satışa Çıkarıldı! Haber

Dalındaki Olgunlaşmamış Yeşil Domatesler İcradan Satışa Çıkarıldı!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Antalya’nın Serik ilçesinde yaşanan skandal bir haciz olayına sert tepki gösterdi. Bir üreticinin henüz dalında olgunlaşmamış, yeşil haldeki domateslerinin icradan satışa çıkarılmasının tarım sektörünün geldiği vahim tabloyu gözler önüne serdiğini belirtti. ​"Güvercin Hacizlerinden Sonra Şimdi de Dalındaki Domates İcralık" ​Türkiye’deki ekonomik krizin ve borç yükünün vatandaşları çıkmaza sürüklediğini vurgulayan CHP’li Gürer, daha önce Yozgat’ın Yerköy ilçesinde borcu nedeniyle evindeki güvercinleri haczedilen vatandaşı hatırlattı. Gürer, haciz memurlarının şimdi de seralara girerek hasat edilmemiş ürünlere el koyduğunu ifade ederek şunları söyledi: ​‘’Daha önce farklı bir ilde borcu nedeniyle güvercinlerin dahi haczedildiği bir ülkede şimdi de çiftçinin dalındaki yeşil domatesi icralık oluyor. Bu tablo, iktidarın uyguladığı yanlış tarım politikalarının acı bir özetidir.’’ ​Tarım sektörünün bankalara ve finans kuruluşlarına 1 trilyon 439 milyar lirayı aşan borçla tarihin en büyük borçlanma sürecini yaşadığını belirten Gürer; artan girdi maliyetleri ve ürünlerin hak ettiği değeri bulamaması nedeniyle üreticilerin borçlarını ödeyemez hâle geldiğini kaydetti. ​Serik’te 36 Ton Yeşil Domatese Haciz Tespiti ​Antalya’nın Serik ilçesinde 4,5 dekarlık serada üretim yapan bir çiftçinin karşılaştığı durumun bilirkişi raporlarına yansıdığını belirten Gürer, yaşanan süreci şu sözlerle aktardı: ​Üretici şubat ayından bu yana gübre, ilaç, su ve mazot maliyetleriyle serasına gözü gibi baktı. ​Tarlada henüz tek bir domates bile toplanmadan, ürün büyüme ve olgunlaşma aşamasındayken icra tespiti yapıldı. ​Henüz toplanmamış 36 ton yeşil domatese el konulması, ürünün hak ettiği değerle satılmasının da önüne geçiyor. ​"Çözüm İcra Değil, Üreticiye Destektir" ​Gübre, yem, su, mazot, elektrik ve ilaç fiyatlarının katlanarak arttığını; çiftçinin don, sel, kuraklık gibi iklim risklerinin yanı sıra günlük fiyat dalgalanmalarıyla boğuştuğunu belirten Ömer Fethi Gürer, iktidara şu çağrıda bulundu: ​Tarım Kredileri: Tarımsal kredi borçlarının faizleri derhâl silinmeli, anapara makul bir vadeye yayılmalıdır. ​Acil Destek: Üreticiye icra memuru değil, ek kredi desteği ve teşvik sağlanmalıdır. ​İtibar ve Emeğin Korunması: Çiftçiyi toprağa küstüren, seradaki yeşil domatese kadar haciz getiren uygulamalardan vazgeçilmelidir. ​Gürer, "Alıcı gelip ürünü tarladan toplayacakmış! Peki, aylarca o seraya emek veren çiftçimiz ne olacak?" diyerek tarım kesiminin acil önlemlere ihtiyacının altını çizdi.

Gıda İhracatında Alarm: AB’den 270 Bildirim, Yüzde 86’sı Ciddi Risk İçeriyor Haber

Gıda İhracatında Alarm: AB’den 270 Bildirim, Yüzde 86’sı Ciddi Risk İçeriyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Avrupa Birliği Gıda ve Yem İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) verilerini değerlendirerek Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine yönelik bildirimlerin endişe verici boyutlara ulaştığını duyurdu. Yılbaşından 17 Temmuz 2026 tarihine kadar olan süreci kapsayan verilere göre, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin yapılan 270 bildirimin 197'si sınırda geri çevrilirken, 195'i "ciddi risk" kategorisinde değerlendirildi. ​270 Bildirimin Dörtte Üçü Sınırda Kaldı ​Avrupa Birliği’nin resmi kayıtlarına yansıyan verilere göre Türkiye’den ihraç edilen gıda ürünlerinde yaşanan sorunlar şu şekilde dağılım gösterdi: ​197 bildirim sınır reddi ile sonuçlandı. ​13 bildirim alarm niteliği taşıdı. ​49 bildirim bilgilendirme amacıyla yapıldı. ​11 bildirim ise takip amaçlı kayda geçti. ​İhraç edilen ürünlerin yaklaşık dörtte üçünün sınır kapılarından geri çevrildiğini belirten Ömer Fethi Gürer, bu tablonun üreticiden ziyade denetim mekanizmalarındaki eksiklikleri ve yanlış tarım politikalarını gözler önüne serdiğini vurguladı. ​Bildirimlerin Yüzde 86’sı Yüksek Risk Grubunda ​Yapılan toplam 270 bildirimin 195’inin doğrudan ciddi risk kapsamında değerlendirildiğini, 38 bildirimin ise potansiyel ciddi risk taşıdığını belirten Gürer, toplam vakaların yaklaşık %86’sının yüksek risk grubunda yer aldığını ifade etti. Bu durumun ihracat öncesi gerçekleştirilen denetimlerin yeterince etkin olmadığını kanıtladığını dile getirdi. ​Pestisit Kullanım Oranları Dünya Ortalamasının Çok Üzerinde ​Türkiye’de pestisit (tarım ilacı) kullanımının yoğun tarım yapılan bölgelerde dünya ortalamasını katbekat aştığına dikkat çeken Gürer, şu rakamları paylaştı: ​Dünya genelinde hektar başına ortalama pestisit kullanımı 2,6 kilogram düzeyinde seyrediyor. ​Türkiye genel ortalaması 2,1–2,3 kg arasında görünse de, yoğun üretim yapılan ilk 10 ilde bu rakam 6,7 kilograma çıkıyor. ​Konya hariç tutulduğunda, 9 üretim ilinde ise hektar başına 9,5 kilograma kadar ulaşıyor. ​En Büyük Sorun: Mikotoksinler ve Pestisit Kalıntıları ​AB pazarına gönderilen ürünlerde en sık karşılaşılan problemin mikotoksinler olduğunu belirten Gürer; kurutulmuş meyve, baharat ve sert kabuklu ürünlerde görülen Ochratoksin A, Aflatoksin B1 ve toplam aflatoksin sorunlarına işaret etti. Uygun olmayan depolama, kurutma ve üretim koşullarının bu toksinlerin oluşumuna zemin hazırladığını belirtti. ​Ayrıca ihracatta sorun yaratan başlıca pestisit kalıntıları arasında Acetamiprid, Formetanate, Indoxacarb, Prochloraz, Imazalil ve Fosthiazate maddelerinin yer aldığı açıklandı. ​En Çok Bildirim Yapan Ülkeler: Bulgaristan, Almanya ve Fransa ​Türkiye kaynaklı gıda ürünlerine yönelik en fazla bildirimin gerçekleştirildiği Avrupa ülkeleri şu şekilde sıralandı: ​Bulgaristan: 65 bildirim ​Almanya: 61 bildirim ​Fransa: 53 bildirim ​Bu üç ülkenin tek başına toplam bildirimlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu, yaşanan bu tablonun Türkiye'nin uluslararası pazardaki güvenilirliğini olumsuz etkilediği ifade edildi. ​"Sorun Çiftçide Değil, Plansız Yönetimde" ​Artan girdi maliyetleriyle (gübre, ilaç, mazot) mücadele eden üreticinin yalnız bırakıldığını belirten CHP’li Gürer, tarım sektöründeki yapısal sorunların çözümü için Tarım ve Orman Bakanlığı'na çağrıda bulundu: ​İhracata gidecek ürünlerde kalıntı analizleri artırılmalı. ​Üreticiye yönelik teknik destek ve eğitim faaliyetleri yaygınlaştırılmalı. ​Pestisit kullanımı sıkı bir şekilde denetlenmeli. ​Hasat sonrası depolama ve işleme süreçlerinde uluslararası standartlar eksiksiz uygulanmalı. ​Gürer, Avrupa kapılarından geri dönen her ürünün yalnızca ekonomik bir kayıp olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin tarımsal itibarı açısından da ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.