Hava Durumu

#Ömer Fethi Gürer

Kırsal Haber - Ömer Fethi Gürer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ömer Fethi Gürer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: “Yılın İlk 8 Ayında 82 Bin 669 İş Yeri Kapandı” Haber

CHP'li Gürer: “Yılın İlk 8 Ayında 82 Bin 669 İş Yeri Kapandı”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, esnaf ve sanatkârların artan maliyetler, yüksek faiz, vergi yükü ve finansmana erişim sorunları nedeniyle zor durumda olduğunu belirterek iktidara acil düzenleme çağrısı yaptı. 2026 yılının ilk sekiz ayında 82 bin 669 esnaf iş yerinin kapandığını ifade eden Gürer, “Esnaf kredi borcunu ödemekte zorlanıyor, siftahsız dükkân kapatıyor. Küçük esnafı koruyacak adımlar bir an önce atılmalı” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde'de Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı ile diğer oda başkanlarını ziyaret ederek esnafın sorunlarını dinledi. Ziyaretlerinin ardından esnafla yaptığı görüşmelerde de ekonomik sıkıntıların derinleştiğini gördüğünü belirten Gürer, esnafın yaşadığı sorunların çözümü için iktidara çağrıda bulundu. Türkiye'de yaklaşık 1 milyon 749 bin esnaf ve sanatkâr iş yeri bulunduğunu belirten Gürer, 2026 yılının ilk sekiz ayında 82 bin 669 esnaf iş yerinin kapandığına dikkat çekti. Gürer, “Esnafımızın sorunlarını hem dile getirmek hem de çözüm üretilmesini sağlamak için iktidara çağrıda bulunuyoruz. Görüştüğümüz esnaflar büyük bir sıkıntı içinde. Vergi, faiz ve sıkı para politikasının oluşturduğu ekonomik tablo doğrudan esnafı etkiliyor. İşçilik, ham madde ve genel giderlerdeki artışlar iş yerlerinin kapanmasına yol açıyor” ifadelerini kullandı. ESNAF KREDİ BORCUNU ÖDEMEKTE ZORLANIYOR Esnafın önemli bir bölümünün işini sürdürebilmek için kredi kullanmak zorunda kaldığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yüksek faizlerin borçların geri ödenmesini güçleştirdiğini söyledi. Gürer, “Krediyle ayakta duran esnafımızın büyük bölümü, kullandığı krediyi geri ödemekte artık zorlanıyor. Esnaf finansmana erişmekte güçlük çekiyor. Kredi bulsa bile yüksek faiz nedeniyle geri ödemede sıkıntı yaşıyor. Geçmişte Esnaf Kefalet Kooperatifinden kredi kullanan ve borcunu süresi içinde ödeyebilen esnaf, bugün faiz yüküyle birlikte borcunu ödemekte zorlanıyor” dedi. Esnafın yaşadığı sermaye sıkıntısına da dikkat çeken Gürer, görüştüğü esnafların kendilerine şu sözlerle yaşadıkları sorunu anlattığını aktardı: “Esnafımız, ‘Ben ürünü satıyorum. Sonra gidiyorum, aynı ürünü alıp yeniden rafa koyacağım zaman aynı fiyattan alamıyorum’ diyor. Sattığı ürünü yerine koyamayan esnafın sınırlı sermayesi eriyor. İşini sürdürebilmek için yeniden krediye yöneliyor. Ancak bu kez de faiz yüküyle karşılaşıyor. Faiz, sıkı para politikası ve vergiler esnafımızı mağdur ediyor.” Gürer, vergilendirmede büyük işletmelerle küçük işletmeler arasındaki farklılıkların gözetilmemesinin küçük esnafı daha fazla zorladığını belirterek, “Küçük işletmelerin ekonomik koşulları dikkate alınmalı, esnafın taşıyamayacağı yükler ortadan kaldırılmalıdır” diye konuştu. 82 BİN 669 İŞ YERİ KAPANDI, ESNAF DESTEK BEKLİYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, esnafın iş yerini kapatmasının yalnızca iş yeri sahibini değil, istihdamı, yerel ekonomiyi ve kent yaşamını da etkilediğini ve kamu desteğinin önemli olduğunu belirterek, “Bir esnafın iş yerini kapatması yalnızca kendisinin yaşadığı bir sorun değildir. O iş yerinde çalışanlar, o işletmeden alışveriş yapan vatandaşlar ve bulunduğu bölgedeki ekonomik hareketlilik de bundan etkilenir. Esnafın ayakta kalması, istihdamın ve yerel ekonominin devamı açısından önemlidir. İş yerlerinin sürdürülebilirliği ve büyümesi için kamu desteğine ihtiyaç vardır” değerlendirmesinde bulundu. Tüketici gelirlerindeki daralmanın da esnafın satışlarını olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Akaryakıt, doğal gaz, elektrik, işçilik ve diğer zorunlu giderler artıyor. Faiz yüksek, tüketicinin geliri ise sınırlı. Bu koşullarda esnafın ayakta kalması giderek zorlaşıyor. İktidar, kredi uygulamalarında esnaf lehine acil düzenlemeler yapmalıdır” çağrısını yaptı. BAĞ-KUR'DA 9 BİN GÜN SORUNU ÇÖZÜLMEDİ Esnafın emeklilik ve sosyal güvenlik primleri konusunda da ciddi sorunlar yaşadığını belirten Gürer, Bağ-Kur prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200'e düşürülmesi yönündeki sözün hâlâ yerine getirilmediğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Esnafımız hem işini sürdürmeye çalışıyor hem de sosyal güvenlik primini ödemek zorunda kalıyor. Ancak birçok esnaf primlerini ödemekte önemli ölçüde sıkıntı yaşıyor. Geçen seçimlerden önce 9 bin günün 7 bin 200 güne düşürüleceği yönünde verilen söz hâlâ gerçekleşmedi. Esnafın emeklilik beklentisi karşılanmalı, prim yükünü hafifletecek destekleyici önlemler alınmalıdır” dedi. LOKANTACI ESNAFININ KDV YÜKÜNE DİKKAT ÇEKTİ Lokanta esnafının mal ve hizmet alımlarında uygulanan KDV oranları nedeniyle de sıkıntı yaşadığını belirten Gürer, ürünleri yüzde 1 KDV ile alıp yüzde 10 KDV ile satmak zorunda kalmalarının işletmeler açısından ek yük oluşturduğunu ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Lokanta esnafı ürünlerini yüzde 1 KDV ile alırken satışta yüzde 10 KDV uygulamak zorunda kalıyor. Alış ve satış arasındaki bu fark, özellikle küçük işletmelerin mali yapısını zorluyor. Esnafın içinde bulunduğu koşullar dikkate alınarak bu sorun çözüme kavuşturulmalıdır. Esnafımız bazı günler siftah yapamadan dükkânını kapatıyor. Geliri olmayan ya da giderlerini karşılayamayan işletmelerin borçları faizlerle daha da büyüyor. Çarkların dönmesi ve istihdamın korunması için kamu alacaklarına yönelik acil faizsiz yapılandırma ve matrah artırımı düzenlemesi yapılmalıdır” ifadelerini kullandı. KİRA STOPAJI KALDIRILMALI, KADEMELİ VERGİ SİSTEMİNE GEÇİLMELİ Esnafın vergi yükünün hafifletilmesi gerektiğini belirten Gürer, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu ile ilgili mevzuatın da yeniden ele alınması gerektiğini ifade ederek, “Esnafın koşulları lehine yeniden düzenlenmelidir. Kiralarda stopaj yükü kaldırılmalı, ciro esas alınarak kademeli vergi sistemine geçilmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumu primleriyle ilgili destekleyici yeni önlemler getirilmelidir. Kredi uygulamaları esnafın gerçek koşullarına göre düzenlenmelidir. Esnafın sorunlarını çözmek için yalnızca tespit yapmak yeterli değildir; somut ve uygulanabilir adımlar atılmalıdır” dedi. KONKORDATO BAŞVURULARI ESNAFI DA ETKİLİYOR İşletmelerin yaşadığı mali sorunların esnaf üzerinde de etkili olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, 2026 yılının ilk yedi ayında konkordato başvurusunda bulunan işletme sayısının 3 bin 529'a ulaştığını, 171 işletmenin ise iflas ettiğini kaydetti. Gürer, konkordato süreçlerinin esnaf açısından iki yönlü risk oluşturduğunu belirterek, “Esnaf bu işletmelerden ürün alıyor ya da onlara ham madde veriyor. İşletmenin ödeme güçlüğüne düşmesi, ürün aldığı esnafı da kendisine malzeme sağlayan işletmeyi de etkiliyor. Her iki durumda da esnafın yaşadığı sıkıntılar derinleşiyor. Ekonomideki sorunlar birbirini tetikliyor ve küçük işletmeler bu tablodan doğrudan etkileniyor” dedi. “PERAKENDE KANUNU BİR AN ÖNCE MECLİSE GELMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük esnafın zincir marketler, büyük marketler ve alışveriş merkezleri karşısında yeterince korunmadığını belirterek, “Perakende Kanunu yıllardır konuşuluyor ancak hâlâ çıkarılmış değil. Küçük esnaf, zincir marketler ve büyük alışveriş merkezleri karşısında korumasız bırakılıyor. Haksız rekabet önlenmediği için bazı esnaflar iş yerlerini kapatmak zorunda kalıyor. Perakende Kanunu bir an önce Meclise getirilmeli ve küçük esnafı koruyacak düzenlemeler hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı. Ticaret Bakanlığının yapısının da esnafın sorunlarını doğrudan ele alacak şekilde yeniden düzenlenebileceğini belirten Gürer, “Ticaret Bakanlığının adının Esnaf ve Ticaret Bakanlığı olarak değiştirilmesi ve esnafın sorunlarına doğrudan müdahale edebilecek bir yapının oluşturulması yararlı olacaktır” dedi. GÜRER'DEN KÜÇÜK ESNAFIN POS KOMİSYONLARI İÇİN KANUN TEKLİFİ Küçük esnafın kartlı satışlarda ödediği POS komisyonlarının azaltılması için kanun teklifi verdiğini hatırlatan Gürer, teklifin amacının esnafın üzerindeki mali yükü hafifletmek olduğunu belirtti. Gürer, “Küçük esnafımızın POS komisyonları nedeniyle yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini istiyoruz. Bu konuda verdiğimiz kanun teklifinde gerekçelerimizi ve yapılması gerekenleri ayrı ayrı anlattık. Mikro ölçekli ve belirlenen cironun altında faaliyet gösteren esnaf ve sanatkârların kartlı işlemlerinden komisyon alınmamasını öneriyoruz” dedi. Teklifin diğer esnaf gruplarına yönelik düzenlemeler de içerdiğini belirten Gürer, “Diğer esnaf ve sanatkârlar bakımından komisyon oranının yüzde 50'ye düşürülmesini, diğer üye iş yerleri bakımından ise yüzde 0,75 sınırı getirilmesini amaçlayan kanun teklifimizi Meclis Başkanlığına sunduk. Bu düzenleme küçük esnafın özellikle dile getirdiği taleplerden biridir. Teklifimizin bir an önce Meclis gündemine alınmasını ve yasalaşmasını temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı. YEREL ESNAF VE EL SANATLARI KORUNMALI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Esnafın her bölgenin kendine özgü özellikleri açısından ayrı bir değeri ve önemi vardır. Yerel ürünleri, geleneksel meslekleri ve el sanatlarını yaşatan esnafımız, aynı zamanda kültürel mirasımızı da koruyor. Ancak birçok yerde meslekler arasında sayılan el sanatları yok olmak üzere. Yerel özellik taşıyan esnafımızın ve el sanatlarımızın korunması, bu alanlara farklı destekler verilmesi gerekiyor” dedi. Esnafın sorunlarının çiftçiden işçiye, memurdan sanayiciye kadar toplumun diğer kesimlerinin yaşadığı ekonomik sorunlardan ayrı düşünülemeyeceğini belirten Gürer, çözümün bütüncül politikalarla mümkün olacağını ifade etti. TIR VE KAMYONCULAR KONTAK AÇMAYA KORKUYOR Gürer, “Akaryakıta gelen zamlar, yedek parça fiyatları, servis ücretleri ve diğer giderler nedeniyle bugün birçok tır ve kamyon garajdan çıkamaz duruma gelmiştir. Büyük lojistik firmalarının dışında, tek başına çalışan tırcı ve kamyoncular çok daha ağır koşullarla karşı karşıyadır” dedi. Nakliyeci esnafının yaşadığı sıkıntıyı kendi ifadeleriyle aktaran CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Esnafımız, ‘İş yaparsak daha çok zarar edeceğiz’ düşüncesiyle kontağı dahi basmaya korkuyor. Bir araç yola çıktığında akaryakıt, bakım, yedek parça ve diğer giderlerini karşılamak zorunda. Kazandığı para bu maliyetleri karşılamıyorsa çalışması da sürdürülebilir olmuyor. Bu alanda yaşanan mağduriyetler değerlendirilmeli, ek destekler sağlanmalı ve gerekli düzenlemeler acilen yapılmalıdır” diye konuştu. “ESNAFIN SORUNLARINA ACİL ÇÖZÜM ÜRETİLMELİ” Esnafın sorunlarının yalnızca ekonomik göstergeler üzerinden değil, sahadaki gerçek koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, iktidarın esnaf temsilcileriyle ve doğrudan esnafla görüşerek çözüm üretmesi çağrısında bulundu. Gürer, “Esnafımızın yaşadığı sorunları hem oda başkanlarımızla hem de iş yerlerini ziyaret ederek doğrudan esnafımızla görüştük. Sorunlar açıkça ortada. Vergi yükü, yüksek faiz, finansmana erişim güçlüğü, artan maliyetler ve daralan tüketici geliri küçük işletmeleri zorluyor. Bağ-Kur primleri, emeklilik koşulları, POS komisyonları ve haksız rekabet gibi konularda da çözüm bekleniyor. Esnafımızın ayakta kalması, istihdamın korunması ve kentlerimizin ekonomik yaşamının sürmesi için acil adımlar atılmalıdır. Çiftçimizin, işçimizin, memurumuzun ve sanayicimizin yaşadığı sorunlar gibi esnafımızın sorunları da bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır. İktidarı, esnafın sesine kulak vermeye ve çözüm üretmeye çağırıyoruz” dedi.

CHP'li Gürer: "Küçük Esnafın Kazancından Komisyon Adı Altında Kesinti Yapılmasın" Haber

CHP'li Gürer: "Küçük Esnafın Kazancından Komisyon Adı Altında Kesinti Yapılmasın"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, banka ve kredi kartıyla yapılan ödemelerde küçük esnafın karşı karşıya kaldığı POS komisyonları ve ek ücretlerin azaltılması amacıyla 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Gürer, küçük esnafın kartlı ödeme sistemlerini kullanmak zorunda olduğunu belirterek, “POS cihazı bulundurmak ve kartlı ödeme kabul etmek artık esnaf için bir tercih olmaktan çıkmıştır. Müşteri kaybetmemek ve ticari faaliyetini sürdürebilmek isteyen esnaf kartlı ödemeyi kabul etmek zorundadır. Ancak bankaların ve ödeme kuruluşlarının aldığı komisyonlar küçük esnafın kazancını olumsuz biçimde etkilemektedir.” dedi. ESNAFIN KAZANCI KOMİSYONLARA GİTMESİN Mahalle bakkalından manava, berberden kuaföre, kahvehaneden büfeye, simitçiden küçük lokantaya kadar çok sayıda işletmenin düşük kâr marjıyla faaliyet gösterdiğine dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Büyük işletmeler açısından yönetilebilir düzeyde kalan kartlı ödeme maliyetleri, küçük esnaf için doğrudan gelir kaybına oluşturmaktadır. Esnaf zaten kira, elektrik, su, personel, hammadde, vergi ve sigorta gibi çok sayıda zorunlu giderle karşı karşıyadır. Bunların üzerine her kartlı işlemden yapılan kesinti eklendiğinde esnafın gerçek kazancı daha da düşmektedir. Özellikle küçük esnaf uygulanan ekonomik politikalar ile iyice daralmış durumdadır. Kredisini ödemekte zorlanmakta sattığı ürünün yerine yeni ürün alıp koymakta da zorlanmaktadır” dedi. Esnafında zorda olduğu ve küçük esnafın işini sürdürmekte zorlandığını söyleyen Ömer Fethi Gürer, esnaf vergi, faiz, kira, sabit giderlerle uğraşırken sattığı ürünün yerine sattığı fiyattan ürün almakta zorlandığını ifade etmektedirler” dedi. Gürer, ekonomik büyüklüğü ve taşıma kapasitesi birbirinden farklı işletmelere aynı maliyet yapısının uygulanmasının adil olmadığını belirterek, “Mikro ölçekli bir esnaf ile büyük bir işletmenin kartlı ödeme sistemlerinden kaynaklanan maliyeti aynı şekilde değerlendirilmemelidir. Küçük esnafın korunması için işlem hacmi ve ekonomik büyüklük dikkate alınarak farklılaştırılmış bir sistem oluşturulmalıdır” dedi. MİKRO ESNAFA YÜZDE 0 KOMİSYON CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifinde, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren mikro ölçekli ve belirlenen cironun altında kalan esnaf ve sanatkârlardan kartlı ödeme işlemleri için komisyon alınmaması gerektiğini belirtti. Gürer, teklifinde diğer esnaf ve sanatkârlar için azami komisyon oranının yüzde 0,50, diğer tüm üye işyerleri için ise yüzde 0,75 olarak belirlenmesi amaçlandığını ifade etti. Ömer Fethi Gürer, “Mikro ölçekli esnaf için komisyonun yüzde sıfıra indirilmesini, diğer esnaf ve sanatkârlar için yüzde 0,50, diğer üye işyerleri için ise yüzde 0,75 üst sınır getirilmesini öneriyoruz. Esnafın ayakta kalabilmesi için kartlı ödeme sistemlerinin oluşturduğu maliyetin makul ve ölçülü seviyeye çekilmesi gerekiyor” diye konuştu. KOMİSYON DÜŞÜRÜLÜP BAŞKA AD ALTINDA ÜCRET ALINMASIN Teklifte yalnızca komisyon oranlarının düşürülmesinin yeterli olmadığına dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bankalar ve ödeme kuruluşları tarafından farklı adlar altında alınabilecek ek ücretlerin de engellenmesi gerektiğini belirterek, “Komisyon oranını düşürüp POS cihazı kira bedeli, cihaz kullanım bedeli, aktivasyon ücreti, paket ücreti, yazılım, bakım, hizmet veya bloke bedeli adı altında yeni ücretler alınırsa yapılan düzenlemenin hiçbir anlamı kalmaz. Komisyon sınırı farklı adlar altında dolanılmamalıdır” dedi. Gürer, “Tek çekim ile taksitli işlem arasında esnafın aleyhine yeni bir komisyon yükü oluşturulmamalıdır. Belirlenen üst sınır hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın aşılmamalıdır” ifadelerini kullandı. BLOKE EDİLEN PARADAN DA AYRICA ÜCRET ALINMASIN CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Esnafın yaptığı satışın bedeli bloke ediliyor, parasına belirli bir süre ulaşamıyor ve bunun üzerine bir de ayrıca ücret ödemek zorunda bırakılıyorsa esnafın finansman yükü daha da ağırlaşıyor. Bloke ve aktarım süreleri kullanılarak belirlenen komisyon sınırlarının dolaylı biçimde aşılmasına izin verilmemelidir” dedi. KARTLI ÖDEME MALİYETİ TÜKETİCİYE DE YANSIYOR Kartlı ödeme sistemlerinin maliyetinin yalnızca esnafı değil, tüketiciyi de ilgilendirdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Esnaf artan maliyetlerini karşılamak için fiyatlarını artırmak zorunda kaldığında, kartlı ödeme sistemlerinin maliyeti dolaylı olarak tüketiciye de yansımaktadır. Bu nedenle komisyonların makul seviyeye çekilmesi hem esnafın hem tüketicinin korunması açısından önemlidir” değerlendirmesinde bulundu. Gürer, teklifin kartlı ödeme sistemlerini sınırlamayı değil, bu sistemlerin maliyetinin küçük işletmeler üzerinde oluşturduğu orantısız yükü ortadan kaldırmayı amaçladığını belirterek, “Biz kartla ödeme yapılmasına karşı değiliz. Tam tersine, kartlı ödeme sistemleri günlük ticaretin vazgeçilmez bir parçası hâline gelmiştir. Ancak bu sistemin maliyeti küçük esnafın sırtına yüklenmemelidir” dedi. ESNAFIN AYAKTA KALMASI KAMU YARARIDIR Ömer Fethi Gürer, teklifin temel amacının küçük işletmelerin ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesini sağlamak olduğunu vurgulayarak, “Esnafın ayakta kalması yalnızca esnafın sorunu değildir. Esnafın ayakta kalması istihdamın, yerel ekonominin, küçük işletmelerin ve tüketicinin korunması anlamına gelir. Küçük esnafın kazancını koruyacak, öngörülebilir ve adil bir kartlı ödeme sistemi oluşturulmalıdır” ifadelerini kullandı. Teklifle ayrıca, kanuna aykırı biçimde tahsil edilen ücret, komisyon ve kesintilerin esnafın talebi üzerine en geç 30 gün içinde iade edilmesi öngörülüyor. Düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların ise işletmelerin faaliyet alanı, ekonomik büyüklüğü, yıllık cirosu, işlem hacmi ve kartlı ödeme sistemlerinin maliyetleri dikkate alınarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenmesi teklif ediliyor.

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?" Haber

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe üretim artışının çiftçi refahına yansımadığını belirterek yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları, artan borç yükü ve yetersiz tarımsal desteklerin üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Gürer, 2006-2026 döneminde çiftçiye verilmesi gereken destek ile gerçekleşen destek arasında 1 trilyon 630 milyar 523 milyon liralık fark bulunduğunu belirtti. ÜRETİM ARTTI AMA ÇİFTÇİNİN REFAHI ARTMADI 2025 yılında kuraklık ve zirai don nedeniyle bitkisel ve bahçe üretiminde 2023 yılı üretimine göre yaklaşık 20 milyon ton ürün kaybı yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılında iklim koşullarının daha olumlu seyretmesiyle üretimde artış yaşandığını ancak bunun üretici gelirlerine yansımadığını söyledi. Gürer, “2025 yılı bitkisel üretim ve bahçe üretiminde 2023 yılına göre yaklaşık 20 milyon ton civarında ürün kaybı oluşmuştu. Çünkü kuraklık ve zirai don önemli ölçüde üretime zarar vermişti. 2026 yılı ise iklim açısından 2025'e göre daha iyi koşullarda oluştu ve bunun yansıması verimde, rekoltede, üretim artışı olarak ortaya çıktı. Ancak üretim artışının çiftçi refahına katkısı umuluyordu öyle olmadı. Kamu tarafından açıklanan alım fiyatları düşük tutuldu ve bir yerde üretici tüccara mahkûm edildi” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, alım şartlarının da üreticinin elindeki ürünü gerçek değerinin altında satmasına neden olduğunu belirterek, “Alım fiyatlarının düşük olmasının ötesinde, alım şartlarının kamu alımlarında kurallara bağlanması, tarlaya gelen tüccarın daha düşük fiyatını çiftçinin tercih etmesine neden oldu” dedi. ÇİFTÇİ ÜRÜNÜNÜ SATIP BANKAYA BORCUNU ÖDÜYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün en önemli sorunlarından birinin borçluluk olduğunu, çiftçinin üretim yapmak için kredi kullanmak zorunda kaldığını belirterek, “1 trilyon 511 milyar liraya ulaşan kredi borçlarından dolayı çiftçinin tarladaki ürününü hemen satıp paraya çevirerek bankaya kredi borcunu ödemek zorunda kaldığı bir süreç yaşandı. Ama bazı ürünlerde tarlada da ürün önemli ölçüde kaldı ve bu da yine çiftçiler için yeni sorunlu bir süreci yarattı” dedi. ÜRETİCİ AÇIKLANAN FİYATLARDAN MEMNUN OLMADI İncirden üzüme, fındıktan buğdaya, domatesten narenciyeye ve çaya kadar birçok üründe açıklanan fiyatların üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle üzümde geçen yılın altında fiyat açıklanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Gürer, “Açıklanan alım fiyatları incirde, üzümde, fındıkta, buğdayda, domateste, narenciyede ve çayda üreticileri mutlu etmedi. Bir yıl önceki alım fiyatı dikkate alındığında mevcut enflasyonun altında bu yıl ürüne alım rakamlar verilirken özellikle üzümde geçen yılın altında bir fiyat açıklandı. Bu durumda gelirinin bu yıl daha iyi olacağını düşünen çiftçimiz hüsrana uğradı. Karpuzun turfandası para etti ama son hasat o da tarlada kaldı” şeklinde konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI HÂLÂ AÇIKLANMADI Şeker pancarının sözleşmeli üretim açısından özel bir öneme sahip olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin kampanya döneminde fiyatın açıklanmasını beklediğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin münavebeli ekim yaptığı, sözleşmeli tarım olarak da çiftçiyi en azından alım garantili gördüğü şeker pancarı ile ilgili de her yıl 20 Eylül'de başlayan kampanya dönemi içinde ya da o ayın sonunda açıklanan şeker pancarı fiyatı şu ana kadar açıklanmadı.” Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı üretildiğini belirten Gürer, bu yıl da yaklaşık 22 milyon ton üretim beklendiğini ifade etti. Şeker tüketiminin yıllık 2 milyon 700 bin ile 2 milyon 900 bin ton arasında değiştiğini belirten Gürer, geçen yıldan bu yıla yaklaşık 700 bin ton stokla girildiğini söyledi. ŞEKER PANCARI ÇİFTÇİSİ BEKLİYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticisi sayısının gerilediğini ve üreticinin maliyetler nedeniyle sektörden çekildiğini belirtti. Gürer, “Şeker pancar üreten Çiftçi sayımız yıllar öncesi 350 binlerdeyken 83 binlere kadar geriledi. Bu yıl 90 bin civarında bir şeker pancarı çiftçisi varlığından söz ediliyor. Şeker pancarının 2026 yılında, yani hasat edilecek ürünün tohumu, 6 dekar için 40 bin lira civarında bir fiyata sahip. Dekara 8 ton pancar elde ediliyor. Klasik tohum 10 bin lira civarında olmasına rağmen doğal olarak üretici verimi daha iyi olduğu için 40 bin lira olan tohumu kullanıyor” dedi. BİR DEKARIN SULAMA MALİYETİ 25 BİN LİRAYA ULAŞTI Şeker pancarında sulama maliyetinin de üreticiyi zorladığını belirten Gürer, “Sulama suyu maliyeti Niğde'de bir dekara yaklaşık 25 bin lira tutuyor. Yılda en az 13 kez şeker pancarı sulama gerektiriyor. Su ve elektrik giderleri de artıyor” şeklinde ifade etti. Ömer Fethi Gürer, pancar üreticisinin yalnızca tohum ve sulama değil, mazot, gübre, ilaç ve diğer girdiler nedeniyle de yüksek maliyetle karşı karşıya olduğunu belirtti. TRAKTÖR MAZOTU 6 YILDA UÇTU CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021 yılında 7,50 lira olan mazotun bugün 91,30 liraya yükseldiğini belirterek, “20 Temmuz 2021 tarihinde ülkemizde mazotun litresi 7 lira 50 kuruştu. 2025 yılı üretim döneminde 55 liraya çıkmıştı. Şu anda mazot 91 lira 30 kuruş. Altı yılda çok ciddi ve fahiş artış gösteren mazot fiyatı çiftçi için büyük bir külfete dönüştü” dedi. Mazottaki artışın sadece çiftçiyi değil, nakliye sektörünü de etkilediğini belirten Gürer, “Traktörü tarlaya soktuğunda gideri traktörün yalnızca mazot üzerinden artarken, tırcı ve kamyoncu da bu ürünü üretildikten sonra nakliyesini yaparken mazottaki artış fiyatlarından doğrudan etkileniyor” diye konuştu. 2026’DA ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEĞİN BÜYÜK BÖLÜMÜ VERİLMEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında Tarım Kanunu'nun 21. maddesinde yüzde 1 olarak verilmesi gereken toplam tutar 722 milyar lira. Ancak Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında yer aldığı biçimiyle bu anlamda verilen destek 168 milyar lira.” Diye konuştu. Gürer, aradaki farkın yaklaşık 604 milyar lira olduğunu belirterek, iktidarın farklı kaynak kalemlerini bir araya getirerek yaptığı açıklamalar ile tarımsal destekleme rakamlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. “İktidar açıklama yaparken tarım kesimine yapılmış tüm kaynakları toplayarak bir desteğin verildiğinden söz ediyor. Ama Cumhurbaşkanlığı kitabına baktığımız zaman orada yalnızca tarım için verilen desteğin 168 milyar lira olduğu kendi açıklamalarında yer alıyor.” ÇİFTÇİNİN BANKA BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI Tarım sektörünün banka borcundaki artışa dikkat çeken TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Temmuz 2026 itibarıyla borcun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldiğini belirterek, “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara borcu 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Çiftçilerimizin borcu son bir yılda 411 milyar 249 milyon lira arttı. Ayrıca, tarım sektörünün bankalara kredi borcunun 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira olduğu dikkate alındığında aradaki farkın ne kadar katlandığını gösteriyor. Yaklaşık 230 kat artış gerçekleştiği görülüyor” diye konuştu. BORÇSUZ ÜRETİM ZOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin yalnızca bankalara değil, piyasaya da borçlu olduğunu, mevcut tablo nedeniyle üreticinin borçlanmadan üretim yapmasının mümkün olmadığını ifade etti. Gürer, “Üreticinin alın teriyle, emeğiyle, üretimiyle ayakta tuttuğu tarım sektöründe kanunda öngörülen kaynak aktarılmamış. Çiftçinin hakkı olan destek yıllar boyunca eksik bırakıldı ve tarım kesimi bu nedenle borçlanmanın ötesinde giderek icra ve haciz kıskacı altında. Bu borçların 1 trilyon 511 milyar liralık kısmı bankalara. Bir de piyasaya olan borçlar var. 2 milyon 300 bin çiftçimiz olduğuna göre borçsuz üretim şu anda olası değil” dedi. TARIM SAYIMI AÇIKLANMALI Tarımda planlamanın sağlıklı yapılabilmesi için güncel verilere ihtiyaç olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sayımı sonuçlarının açıklanmasını isteyerek, “2001 yılından beri bu ülkede tarım sayımı yapılmıyordu. 2025 yılında tarım sayımının başladığı ifade edilmişti. 2026 yılının sonuna geldik. TÜİK ve Bakanlık bu konuda tarım sayımının sonuçlarını şu ana kadar açıklamadı” şeklinde konuştu. ÇİFTÇİ BİR YIL SONRASINI GÖREBİLMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde planlamanın yalnızca hangi ürünün ekileceğini belirlemekten ibaret olmadığını, üreticinin maliyet ve gelir hesabını da önceden yapabilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek? Bu üründen ne kadar verim sağlanır? Maliyeti nedir? Ve bu maliyetin üstüne konacak makul kârla üreticinin cebine ne girecek? Çiftçimiz bunları bilmeli. Girdi maliyetlerinin bu kadar arttığı, ilacın, tohumun, gübrenin, elektriğin, sulama suyunun, yem fiyatının bu kadar yükseldiği bir süreçte üreticinin artan girdi maliyetleri eğer dengelenmezse önümüzdeki süreçte yaşanacak sorunlar artar” diye konuştu. ÜRETİM BiR YILLIK EMEK CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer tarımın zor bir iş olduğunu belirterek “Çiftçi için ekmek elden su gölden değil aslanın ağzından. Çiftçi,üretici,hayvancılık yapan en az bir yıl uğraşarak ürün elde ediyor.Sofraya gelen gıdayı yetiştirenler yaşadığı soruna rağmen emek veriyor.Gece,gündüz çalışıyor.Çiftçi refahı hak ediyor.Sahipsiz bırakılırsa sorunlar mutfağa da daha yüksek yansır.. “ dedi. Gürer alım fiyatı yerine taban fiyat uygulamasına yeniden dönülmesini de istedi.Kamu belirlediği alım fiyatı altında tüccar fiyat belirliyor.Her ürün için kamu taban fiyat belirlemelidir ve altında tüccarda alım yapamamalıdır” diye konuştu.. ÇİFTÇİNİN HAKKI OLAN DESTEK 1 TRİLYON 630 MİLYAR LİRA EKSİK KALDI Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinin çiftçiye millî gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesini öngördüğünü belirten Gürer, kanunun kabulünden bu yana üreticinin hak ettiği desteği alamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “18 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre her yıl çiftçiye millî gelirin yüzde 1'inin destek olarak verilmesi zorunlu. Ancak kendi çıkardıkları kanuna uymuyorlar” dedi. Gürer, 2006-2026 dönemindeki toplam desteği ve kanuna göre verilmesi gereken tutarı şöyle açıkladı: “2006-2026 döneminde 20 yılda 682 milyar 185 milyon lira destek verildi. Kanuna göre verilmesi gereken destek ise 2 trilyon 312 milyar 780 milyon liraydı. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira.” Bu farkın çiftçinin bugün yaşadığı borç sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Gürer, “Üretici sürekli borçlanmak durumunda kalıyor” dedi.

Gürer: “Çiftçinin Hakkı Olan 1 Trilyon 630 Milyar Lira Destek Verilmedi” Haber

Gürer: “Çiftçinin Hakkı Olan 1 Trilyon 630 Milyar Lira Destek Verilmedi”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde yer alan tarımsal destekleme hükmünün yıllardır uygulanmadığını belirterek, 2006-2026 dönemine ilişkin çarpıcı rakamları açıkladı. Gürer, 18 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde, tarımsal destekleme programları için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden az olamayacağının açıkça hükme bağlandığını hatırlattı. “Kanunun üzerinden 20 yıl geçti, ancak çiftçi hakkı olan desteği alamadı” diyen Gürer, 2006-2026 yılları arasındaki gerçekleşen tarımsal destek ödemeleri ile kanunun öngördüğü tutarların karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablonun, üreticinin neden sürekli borçlandığını da gösterdiğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, 2006-2026 döneminde çiftçiye toplam 682 milyar 185 milyon lira tarımsal destek ödemesi yapıldığını, aynı dönemde Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesi kapsamında verilmesi gereken toplam desteğin ise 2 trilyon 312 milyar 708 milyon lira olduğunu belirtti. Bu iki rakam arasındaki farkın 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira olduğunu vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “20 yılda çiftçiye 682 milyar 185 milyon lira destek verilmiş. Oysa kanunun öngördüğü tutar 2 trilyon 312 milyar 708 milyon lira. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira. Yani üreticinin alın teriyle, emeğiyle, üretimiyle ayakta tuttuğu tarım sektörüne kanunda öngörülen ölçüde kaynak aktarılmamış. Çiftçinin hakkı olan destek yıllar içinde eksik bırakılmıştır” dedi. 2026’DA DA KANUNUN GEREĞİ YERİNE GETİRİLMEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sorunun yalnızca geçmiş yıllarla sınırlı olmadığını, 2026 yılında da aynı tablonun devam ettiğini belirterek, “Verilere göre 2026 yılında gerçekleşen tarımsal destek tutarının 168 milyar lira. Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesindeki yüzde 1'lik hüküm esas alındığında verilmesi gereken desteğin 772 milyar liradır” dedi. Gürer, “2026 yılında 772 milyar lira olması gereken destek 168 milyar lirada kalıyor. Arada 604 milyar liralık fark var. Çiftçi üretim yapıyor, tarlasını ekiyor, ürününü yetiştiriyor ama devletin kanunla belirlenmiş desteğine gelince kaynak yetersiz deniliyor. Oysa çiftçi için destek lütuf değil, tarımsal üretimin sürdürülebilmesi için gerekli bir kamu politikasıdır” diye konuştu. ÇİFTÇİNİN BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin yetersiz kalmasının üreticinin borçlanma ihtiyacını da artırdığını belirterek, “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Çiftçilerimizin borcu son bir yılda 417 milyar lira arttı. 2006 yılında tarım sektörünün bankalara kredi borcu 6 milyar 475 milyon lira seviyesindeydi. Temmuz 2026'da bu borç 1 trilyon 511 milyar liraya çıktı. Çiftçinin borcu büyüyor, ancak geliri ve aldığı destek aynı ölçüde büyümüyor. Üretici bir taraftan yüksek girdi maliyetleriyle mücadele ederken diğer taraftan eski borcunu kapatmak için yeniden borçlanıyor” şeklinde konuştu. KANUNDA YAZAN YÜZDE 1, KÂĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu'nun 21’inci maddesinin açık olduğunu belirterek, “Kanun açıkça ‘yüzde 1’den az olamaz’ diyor. Çiftçinin hakkı olan desteğin bütçede gerçek anlamda karşılığının bulunması gerekir. Kanun çıkarıp kanunun gereğini yerine getirmemek kabul edilemez. Üreticiye verilen destek, tarımın geleceğine yapılan yatırımdır.” Ömer Fethi Gürer, 20 yıllık tabloyu şöyle özetledi: 2006-2026 gerçekleşen tarımsal destek: 682 milyar 185 milyon TL Kanunun öngördüğü toplam destek: 2 trilyon 312 milyar 708 milyon TL Aradaki fark: 1 trilyon 630 milyar 523 milyon TL 2026 gerçekleşen destek: 168 milyar TL 2026 için kanunun öngördüğü tutar: 772 milyar TL 2026 farkı: 604 milyar TL

Gürer: "Tarım Kesimi Sorunu Çözmeden Ürün Fiyatı Düşmez" Haber

Gürer: "Tarım Kesimi Sorunu Çözmeden Ürün Fiyatı Düşmez"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılında tarımsal üretimde geçen yıla göre daha verimli bir dönem yaşanmasına rağmen çiftçinin ürettiği ürünün tarlada yeterli değeri bulamadığını belirterek, tarımda sürdürülebilir üretim için kamu merkezli yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğunu söyledi. Gürer, çiftçinin bir yandan artan girdi maliyetleriyle mücadele ettiğini, diğer yandan ürününü beklediği fiyattan satamadığını ifade ederek, bankalardan kullanılan yaklaşık 1 trilyon 500 milyar liralık kredi yüküne dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, “2026 yılı 2025 yılına göre çiftçiler için daha verimli bir yıl oldu. Ancak ürettikleri ürünün önemli ölçüde tarlada değer bulmaması çiftçiyi gene zora soktu” dedi. Çiftçinin üretimi sürdürebilmek için yalnızca mevcut borçlarını ödemek değil, gelecek yılın üretim masraflarını da karşılamak zorunda olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimin yüksek maliyet baskısı altında devam ettirilmeye çalışıldığını belirterek, “1 trilyon 500 milyar lira yalnız bankalardan kredi kullanarak üretim yapan çiftçimiz, ürettiği üründen sağlayacağı gelirle gelecek yıl ekimini yapabilmek ve bu bağlamda da işini sürdürmek istiyordu” diye konuştu. GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ DÜŞÜNDÜRÜYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle mazot başta olmak üzere tarımsal girdilerde yaşanan artışın çiftçinin üretim kararlarını doğrudan etkilediğini ifade ederek, “Ancak içinde bulunduğu koşullarda geçen yılki fiyatı neredeyse katlayan mazot başta olmak üzere giderler çiftçiyi nasıl üretim yaptıracağı konusunda düşündürüyor. Bu yıl buğdayda, arpada, pamukta, mısırda, fındıkta, çayda, fasulyede, mercimekte, nohutta beklediği fiyatları oluşmadı.Ürün çiftçiden aracıya geçince fiyat artmaya başlıyor .Son tüketici ise en az üç el değişen ürünün artan fiyatı ile sorun yaşıyor ” şeklinde konuştu. TÜCCARA MAHKÛM BİR PİYASA VAR Tarımda kamu müdahalesinin yetersiz kalmasının üreticiyi piyasa koşullarına ve tüccara bağımlı hale getirdiğini ifade eden TBMM Tarım Orman Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Tüccara mahkûm bir piyasa var. Kamu bu işin içinde olmadıktan sonra çiftçi refahını sağlamak olası değil. Girdi maliyetleri artı bir makul kârla tarımın sürdürülebildiği sağlanabilir. Bunun için de anlayışın değişmesi gerekir” diye konuştu. ALIM FİYATI DEĞİL, TABAN FİYAT UYGULANMALI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda üreticiyi koruyacak kamucu politikaların uygulanması gerektiğini belirterek, “Mutlak surette kamucu bir anlayışla alım fiyatı değil, taban fiyatı uygulanarak, kredi borçları ötelenerek, faizler silinerek çiftçiye ciddi anlamda destek sağlanırsa üretimimiz artar. İthalata da ihtiyaç kalmaz” dedi. Çiftçinin borç baskısından kurtarılmasının yalnızca üreticinin değil, Türkiye'nin gıda arz güvenliğinin de güçlendirilmesi anlamına geleceğini ifade eden Gürer, yerli üretimin artırılması halinde ithalata duyulan ihtiyacın azalacağını söyledi. YERLİ ÜRETİCİ DESTEKLENİRSE KIRSALA DÖNÜŞ SAĞLANIR Tarımın yalnızca gıda üretimi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Gürer, kırsal nüfusun korunması ve yeniden üretime yönlendirilmesinin ekonomik ve sosyal açıdan önemli olduğunu ifade etti. Gürer, “Yerli üretici desteklenirse kırsala göçü yeniden sağlarsa hem büyük kentler rahatlar hem de Türkiye ürettiği ürünü işlenmiş, dondurulmuş, katma değerli ürüne dönüştürerek yurt dışına satarak da bu anlamda gelir sağlar” diye konuştu. KÜÇÜK AİLE TİPİ ÜRETİCİLER DESTEKLENMELİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İşsizliği önlemek için de küçük aile tipi üreticiler desteklenmeli. Kooperatifçilik yeniden düzenlenip tarım kooperatifçiliği çiftçi lehine olacak biçimde oluşturulmalı. Üretim öncesi, üretim süreci, üretim sonrasında, pazarlamada, üretimde kooperatiflerle sürdürülmeli” dedi. Gürer, “Bu sayede hem üreten kazanır hem tüketene uygun fiyatla ürün giderek Türkiye'deki raftaki pahalılığın önüne geçirir. Aracılık sistemi, tüccarın varlığı ve de ithalat bu sistemde sorun yaratıyor. Bu sorun görülmeli ve çözüm üretilmelidir” diye konuştu. DAR GELİRLİ DARDA CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer Tarımda çözülmeyen sorunların rafta ürün fiyatına yansıdığını söyledi. Gürer “ Tarlada kalan ürün,ahır gideri ile soruna dönüşen hayvancılık ile ortaya çıkan sorunların yanında en az üç kez el değiştirerek üreticiye ulaşan ürünün katlayan fiyatı dar gelirlileri zorluyor.İthal ürün fiyatı piyasayı dengeleme yerine haksız kazancın oluşumuna neden oluyor. Fakir Fukara aç.Tarım Kesimi sorunu çözmeden ürün fiyatı düşmez.Ekmek elden su gölden yaşayanlar dışında herkes gıda fiyatlarından dertli.Dünyada gıda enflasyonunda önde olmamız tarıma yönelik düzenlemelerde desteklerin yetersiz ve plansız olması önemi var.Emekli,asgari ücretli sofrada tabak eksiktirken günde üç öğün sofra kurmaya zorlanıyor.Gelir düşük ve sabit fiyatlar sürekli artıyor.Akaryakıta gelen her zam sofraya eren her ürünün fiyatını etkiliyor.Gerekli önlemler alınmalıdır” diye konuştu.

Gürer: ''Hayvan İthalatında 2026 Kotası Daha Yıl Bitmeden Doldu'' Haber

Gürer: ''Hayvan İthalatında 2026 Kotası Daha Yıl Bitmeden Doldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 yılında 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı planlamasını değerlendirdi. Gürer, 2026 yılı için açıklanan 500 bin başlık ithalat planının daha yılın ilk 7 ayında 495 bin 527 başa ulaştığını belirterek, Türkiye’nin hayvancılıkta ithalata dayalı politikanın sonuçlarını yıllardır yaşadığını söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı, 2027 yılı besilik erkek sığır ithalatı planlamasını açıkladı. Bakanlığın duyurusuna göre 2027 yılında toplam 480 bin baş besilik erkek sığırın ithalatına izin verilmesi planlanıyor. Bu miktarın 380 bin başı 200 ve üzeri hayvan kapasiteli işletmelere, 100 bin başı ise 200 başın altındaki işletmelere ayrılacak. Başvurular 5-16 Ekim 2026 tarihleri arasında alınacak ve ithalat işlemleri Et ve Süt Kurumu aracılığıyla gerçekleştirilecek. “2026'DA 500 BİN DENİLDİ, 7 AYDA 495 BİN 527 HAYVANA ULAŞILDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2027 yılı için yeni bir ithalat programının açıklanmasının, Türkiye’de hayvancılığın temel sorunlarının çözülmediğini gösterdiğini ifade ederek “Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 yılı için 500 bin baş hayvan ithalatı planlamıştı. Daha yılın ilk 7 ayında 495 bin 527 baş hayvan ithal edildi. Yani bir yıl için öngörülen ithalat miktarının yüzde 99’undan fazlası daha yılın ilk yedi ayında gerçekleşti. İthalatın bu hızla sürdürülmesi, Türkiye’de hayvancılığın kendi kendine yeterli hale getirilemediğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Gürer, 2026 yılı ilk 7 ayında gerçekleşen 495 bin 527 başlık ithalatın 82 bin 454 başının damızlık sığır, 413 bin 73 başının ise damızlık olmayan sığır olduğunu belirterek, bu ithalat için 177 milyon 265 bin dolar ödeme yapıldığını da açıkladı. “480 BİN BAŞLIK YENİ İTHALAT PLANI SORUNUN ÇÖZÜMÜ DEĞİL, İTHALAT POLİTİKASININ DEVAMIDIR” 2027 yılı için açıklanan 480 bin başlık kontenjana da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında 500 bin baş hayvan ithalatı planlandı. Daha yedi ayda bu rakama neredeyse ulaşıldı. Şimdi 2027 yılı için 480 bin baş yeni ithalat planlanıyor. Rakam 20 bin baş azaltılmış olabilir ancak ortada değişen temel bir politika yok. Yine dışarıdan hayvan getirilecek, yine döviz yurt dışına çıkacak. Oysa asıl yapılması gereken, Türkiye’de üreticinin neden hayvan yetiştiremediğini çözmektir” diye konuştu. Bakanlığın 2027 planında 200 baş ve üzeri işletmelere 380 bin, 200 baş altındaki işletmelere ise 100 bin başlık kontenjan ayrıldığını belirten Gürer, ithalatın işletme kapasitesi üzerinden planlanmasının yanında yerli üretimin sürdürülebilirliği için üreticinin maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Bakanlık duyurusunda TÜRKVET'teki işletme kapasitesinin esas alınacağı ve kapasite bilgisi bulunmayan işletmelerin başvuru yapamayacağı da belirtiliyor. “HER GELEN BAKAN İTHALATI 3 YIL İÇİNDE BİTİRECEĞİNİ SÖYLEDİ” Hayvan ve et ithalatının Türkiye’de uzun yıllardır devam ettiğine dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, geçmişte yapılan “ithalatı sona erdireceğiz” açıklamalarını hatırlatarak “Hayvan ithalatı Türkiye’de yeni bir uygulama değil. AKP iktidarında farklı dönemlerde ithalat yapılıyor. Her gelen Bakan, hayvan ithalatının üç yıl içerisinde sona ereceğini ifade etti. Ancak yıllar geçti, Bakanlar değişti, ithalat devam etti. Bugün geldiğimiz noktada 2027 yılı için 480 bin baş yeni ithalat planlanıyor. İthalat geçici bir tedbir olarak uygulanabilir. Ancak yıllarca devam eden ithalat artık geçici olmaktan çıkar, politikanın kendisi haline gelir. Türkiye'nin ihtiyacı sürekli ithalat yapmak değil, kendi üreticisinin üretimini sürdürebileceği ekonomik koşulları oluşturmaktır.” “ÜRETİCİ AHIRINDAKİ HAYVANI NEDEN AZALTIYOR, BUNUN CEVABI VERİLMELİDİR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün üreticinin en büyük sorunu hayvan yetiştirmek istememesi değil, hayvan yetiştirmenin ekonomik olmaktan çıkmasıdır. Yem pahalı, ilaç pahalı, veterinerlik hizmetleri pahalı, elektrik ve diğer işletme giderleri yüksek. Üreticinin geliri giderini karşılamıyorsa üretici hayvan sayısını artırmaz. Hayvan sayısı artmayınca da ortaya çıkan açık ithalatla kapatılmaya çalışılır.” “İTHALAT ARTTI AMA YURTTAŞIN ETE ERİŞİMİ SORUNU BİTMEDİ” Gürer, canlı hayvan ithalatının yanı sıra kırmızı et ithalatındaki artışa da dikkat çekti. Gürer, Türkiye’nin büyükbaş et ithalatı 2022’de 2 bin 169 ton iken 2023’te 36 bin 538 tona, 2024’te 81 bin 164 tona çıktı. 2025 yılında ise 65 bin 708 ton büyükbaş et ithal edildi. 2026’nın ilk 7 ayında büyükbaş et ithalatının 54 bin 218 tona ulaştığı ve bunun karşılığında 535 milyon 398 bin dolar ödeme yapıldığını belirtti.

CHP'li Gürer: ''Domates Üreticisi Ürününden Para Kazanamıyor'' Haber

CHP'li Gürer: ''Domates Üreticisi Ürününden Para Kazanamıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Yıllara göre değişse de ülkede yıllık ortalama 14 milyon ton domates üretildiğini ve önemli miktarda domates ve salça ihraç edildiğini belirterek, artan girdi maliyetleri nedeniyle üreticinin ürününü değerinde satamadığını söyledi. Domates üretiminde bölgesel planlamaya ihtiyaç olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer, “Üreticilerle konuştuğumuzda diyorlar ki, girdi maliyeti düşük olsun, biz domatesi daha uygun fiyatta verelim. Ama ürettiğimiz fiyata satamadığımız zaman bu işi yapmak istemiyoruz” dedi. Domates Üreticisi Ürününden Para Kazanamıyor CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu yıl yine domates üreticisi ürettiği üründen para kazanamadığını söyleyerek dert yanıyor. 14 milyon ton ortalama ülkemizde domates yetişiyor. Önemli ölçüde de ürün ve salça ya da kurutularak ihraç ediliyor” dedi. Gürer, “Bölgelere göre domatesle ilgili giderler farklılaşıyor. Özellikle sudaki gider, su olmayan bölgelere göre daha fazla ek maliyet yaratıyor” ifadelerini kullandı. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, işçilik maliyetlerinin de üretici üzerindeki yükü artırdığını belirterek, “İşçilik maliyeti günlük 1200 lira yevmiyesine kadar yükselmiş durumda. İlacı, gübresi, tohumu, sulama suyu ve diğer giderlerle maliyet artıyor. Domates üreticisi bu yıl ürünün değer bulmasını bekledi ama değer bulmadı” diye konuştu. DOMATES FİYATI BÖLGELERE GÖRE DEĞİŞİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domatesin farklı illerde 3 ila 8 lira arasında değişen fiyatlarla satıldığını belirterek, “3 lira ile 8 lira aralığında farklı illerde domatesin fiyatı oluşuyor. Çünkü üretim alanı daha geniş olan yerde domatesin fiyatı daha düşük. Bazı bölgelerde 8 liraya kadar toptan satışlar gerçekleşiyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Doğal olarak girdi maliyetlerindeki artış üreticiyi zorluyor” diyerek, üreticinin yüksek maliyetler nedeniyle ürününü değerinde satamadığını ifade etti. “GİRDİ MALİYETİ DÜŞÜK OLSUN, DOMATESİ DAHA UYGUN FİYATA VERELİM” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticilerle yaptığı görüşmelerde çiftçilerin girdi maliyetlerinin düşürülmesini istediğini belirterek, “Üreticilerle konuştuğumuzda diyorlar ki girdi maliyeti düşük olsun biz domatesi daha uygun fiyatta verelim. Ama ürettiğimiz fiyata satamadığımız zaman bu işi yapmak istemiyoruz” dedi. Gürer, Türkiye’de domates üretiminde uzun yıllardır benzer sorunların yaşandığını belirterek, “Ülkemizde son 25 yıl içinde domateste birden fazla sorun yaşandı. Bununla ilgili de bir planlamaya ihtiyaç var” diye konuştu. “DOMATESİN GİRMEDİĞİ HEMEN HEMEN YEMEK DAHİ YOK” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domatesin çok geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu belirterek, “Salçalık domates, kurutmalık domates, turşuluk domates gibi domatesin girmediği hemen hemen yemek dahi yok” dedi. Gürer, domatesin yanı sıra patates ve soğan gibi temel tarım ürünlerinde de planlamanın şart olduğunu vurgulayarak, “Onun için domateste olsun, patateste, soğanda olsun, Tarım ve Orman Bakanlığı bölgesel olarak bu işi düzenli planlamalı ve üretici ürettiği üründen zarar etmemeli. Girdi maliyetleri makul bir noktaya çekilmeli ve üreticiden tüketiciye giden ürünün kat kat fiyat artmasının önüne geçilmeli” dedi. TARLADA ÜRETİCİ KAZANAMIYOR, RAFTA TÜKETİCİ ZORLANIYOR Ömer Fethi Gürer, “tarlada üreten para kazanamıyor. Rafta da giden ürünü alırken zorlanıyor” diyerek üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çekti. Ömer Fethi Gürer, özellikle emeklilerin, asgari ücretlilerin ve dar gelirli yurttaşların sebze ve meyveye erişimde sorun yaşadığını belirterek, “Özellikle emekli, asgari ücretli dar gelirliler sebzeye, meyveye ulaşımda sıkıntı çekiyorlar. Çünkü burada 8 liraya satılan domatesi 60 liradan 70 liradan rafta almak durumunda kalıyorlar. Bu sistemin sorunu. Sistem doğru planlanırsa bu sorunlar aşılır” ifadelerini kullandı. İHRACATTAKİ KISITLAMALAR ÜRETİCİYİ DE ETKİLİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates ve salça ihracatında yaşanan gelişmelerin üretim sürecini etkilediğini belirterek, “İhracatta da yurt dışına salça gönderilirken orada kısıtlama getirilip fabrikadaki salça stokta kalmasına yol açılırsa öyle olunca da fabrika gidip domatesi ikinci yıl alırken nazlanıyor. Bunların doğru planlaması, üreticiye destek verilmesi, girdi maliyetlerinin düşürülmesi için çalışma yapılması esas olmalıdır” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, domatesin farklı şekillerde değerlendirilerek katma değerinin artırılabileceğini ifade ederek, “Ne yapılır? Kurutulur, salça yapılır. Bunun yanı sıra turşusu yapılır. Yani farklı alanlarda domatesten yararlanabilir” diye konuştu. SÖZLEŞMELİ ÜRETİMDE ÜRETİCİ SORUN YAŞIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllarda domates üretiminde sorunların devam ettiğini belirterek, “Oysa ülkemizde son yıllarda domateste de sorun var. Yurt dışına önemli ihracat yapıyoruz. Salça ihracatı, domates ihracatı gerçekleştiriyoruz. Ancak uygulanan yanlış politikalar bu bağlamda da çiftçiyi sorumlu kılıyor. Bazı bölgelerde domates sözleşmeli ürün olarak yetiştiriliyor. Fabrikalar ürün çok olunca üreticiyi boğuyorlar. Böyle olunca sıkıntı oluyor” ifadelerini kullandı. “ÜRÜNLERİMİZ TARLADA KALMASIN” CHP’li Gürer, Anadolu’nun birçok bölgesinde domatesin salçaya dönüştürüldüğünü belirterek, “Anadolu'nun çoğu yerinde salça şu anda kaynatılıyor. Yurttaşlarımız pazar yerlerinden aldıkları domatesleri ya da yetiştirdikleri ürünleri salçaya çevirerek 6-7 ay boyunca bundan fayda sağlıyorlar” dedi. Ömer Fethi Gürer, domatesin işlenmiş ve kurutulmuş ürünlere dönüştürülmesinin önemine dikkat çekerek, “Önemli olan işlenmiş ve kurutulmuş ürüne dönüştürülerek daha fazla fayda sağlayacağımız ürünlerimiz tarlada kalmasın” diye konuştu. “DOMATES ÇİFTÇİSİNİN BİR YILLIK EMEĞİ BOŞA GİTMEMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin bir yıllık emeğinin karşılığını alamamasının önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, “Domates çiftçisi para kazanamadığını söylüyor. O domates çiftçisinin bir yıllık emeği boşa gitmemeli. Bu anlamda daha çok tesis, daha çok üretim, daha çok ihracat ve ihracat yapılırken de uygulamalarda sorun olmayacak düzenlemelere gidilmelidir. Domates üreticisinin bu yıl yaşadığı sorun daha önceki dönemlerde de tekrarlanmıştır. Artık planlı bir tarım politikasıyla bu sorunların önüne geçilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Gürer: “Hayvansal Üretimde Düşme Raftaki Fiyata Yansır” Haber

Gürer: “Hayvansal Üretimde Düşme Raftaki Fiyata Yansır”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvansal üretimde son yıllarda yaşanan gerilemeyi resmî verilerle değerlendirdi. 2023 yılı ile 2025 yılı verilerine bakıldığında Kırmızı et üretimi yaklaşık yarım milyon ton düşerken, sütte kayıp 2,1 milyon tonu buldu. Yumurtada yıllık kayıp 1,26 milyar adedi aşarken, bal üretimi de geriledi. 2026 yılı verileri yıl sonu açıklanacak ancak son üç yıla bakınca işler iyi gitmiyor” dedi. Gürer: “Et, süt, yumurta, bal temel besin sağlayan ürünler. Sağlıklı yaşam için tüketilmesi önerilen gıdalar da bu ürünlerle sağlanıyor. Hayvanlardan elde edilen ürünlerde son yıllarda azalma dikkat çekici. Bu bağlamda sorun görülerek önlemler alınmalıdır.” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe üretim durumunu son yılların rakamlarla bakıldığında sorun görülüyor . Ahır,ağıl, kümes, kovan giderleri artıyor. Özellikle hayvan beslenmesinde temel tüketim yem, mazot ve bakım maliyetleri sürekli artış üreticileri zorluyor. Arz talep, gelir gider dengesi bozulması da her alanda olduğu gibi temel tüketim ürünlerine de olumsuz yansıyor. İthalatçı yaklaşım yerli üreticiye de olumsuz yansıyor. Bal gibi önemli üretimin dahi daralması da ayrıca dikkat çekici. Nakliyede artış dahi bal üreticisi bölgesel taşınmada dahi olumsuz yansıyor. Bu durum da verime yansıyor.” dedi. KIRMIZI ET ÜRETİMİNDE 2 YILDA 500 BİN TONLUK KAYIP Kırmızı et üretimindeki düşüşün altını çizen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2023 yılında 2 milyon 384 bin ton olan kırmızı et üretimi, 2025 yılına gelindiğinde yaklaşık %21 oranında (498 bin 917 ton) azalarak 1 milyon 885 bin tona geriledi. Sadece 2 yılda yarım milyon tona yakın kırmızı et kaybı yaşadık. Ahır ve yem fiyatlarında artış hayvancılık için önemli soruna dönüştü. Yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalata yönelmek bu bağlamda sorunları artırdı. İthal et ucuz et olarak rafa yansımadı." dedi. SÜT SUDAN UCUZ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiğ süt üretiminde yaşanan gerilemenin hem süt hem de ette sorun olduğunu ifade ederek, "Çiğ süt üretimi 2020 yılında 23 milyon 503 bin ton iken 2025 yılında ise bu rakam 21 milyon 379 bin tona kadar düştü. 2020 yılından bu yana 2,12 milyon tonun üzerinde süt kaybı var. Yalnızca son bir yılda (2024-2025) yaşanan süt üretim kaybı 1,1 milyon tonu aştı. Süt üreticisi maliyetini karşılayamayınca anaç hayvanını satış ve kesime gönderiyor." diye konuştu. YUMURTADA ÜRETİMİ DE GERİLEDi Tavuk yumurtasında da düşüşe de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanatlı sektöründeki sıkıntıları da belirterek, "2024 yılında 21 milyar 155 milyon adet gerçekleşen tavuk yumurtası üretimi, 2025 yılında 19 milyar 892 milyon adede geriledi. Sadece tek bir yılda yumurta üretiminde 1 milyar 262 milyon adetten fazla (%6'lık) kayıp yaşandı. Yem ve enerji maliyetleri de kanatlı sektöründe de üretimi sorunlar oluşturdu." diye konuştu. BAL ÜRETİMİ %17,8 GERİLEDİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, arıcılık sektörünün de bu süreçten nasibini aldığını ve bal üretimindeki gerilemenin yaşandığını ifade ederek, "2022 yılında 118 bin 297 ton olan bal üretimi, 2025 yılı verilerine göre %17,8’lik bir düşmeyle 97 bin 253 tona geriledi. Üretim 21 bin tondan fazla azaldı. Mazot ve nakliye maliyetleri yüzünden kovanını meraya çıkaramayan arıcıya yeterli destek verilmelidir. Taklit ve tağşişe karşı da gerçek bal üreten arıcımız da desteklenmelidir." şeklinde konuştu. HAYVANCILIK POLİTİKALARI BU DURUMU DOĞURDU CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Tarımda plansızlık, yüksek girdi maliyetleri ve ithalat odaklı politikalar hayvancılığı sorunlu kıldı. Üretimi düşen her bir kalem ürün, vatandaşın mutfağına daha yüksek fiyat ve gıda enflasyonu olarak neden olabilir. Yerli üreticiyi koruyacak sübvansiyonlu yem desteği ve damızlık hayvan koruma tedbirleri hayata geçirilmelidir. İhracatı olan ürünlerin yeni pazarlara açılması ve katma değerli marka ürünler için çalışmaların da artırılması önemlidir. Bu ürünlerde 2026 yılında da düşüş yaşanması durumunda sektördeki sorunlar katlanarak artacaktır.Bu yıl verilerin küsmen iyi gelmesi dahi sorun ortadan kaldırmıyor. Sorun planlama,destek,denetim,eğitim bir arada ele alınması ile aşılabilir ." dedi.

Gürer: "Türkiye’nin Tarımsal İhracat İtibarı Korunmalı" Haber

Gürer: "Türkiye’nin Tarımsal İhracat İtibarı Korunmalı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin Avrupa Birliği RASFF bildirimlerini değerlendirdi. Gürer, 2026 yılının henüz tamamlanmamış olmasına rağmen özellikle okratoksin A bildirimlerinin 2025 yılının tamamındaki sayıyı geçtiğine dikkat çekerek, “Bu tablo yalnızca ihracat sorunu değildir. Gıda güvenliği, üretim, kurutma, depolama ve denetim zincirinin tamamının önemle ele alınması gerektiğini gösteriyor. Sıcak, nemli havalarda yanlış depolama ile ortaya çıkan küflerin iadede de önemli bir yer tutması dikkat çekici. Gönderilen ürün laboratuvar incelemesine tabi. Ülkeden çıkmadan yapılan kontrollerde laboratuvarlarda bu sorunlar neden saptanamıyor?” dedi. Türkiye menşeli gıda ürünlerinin Avrupa Birliği ülkelerindeki sınır kontrollerinde karşılaştığı uygunsuzlukların sorun olmaya devam ettiğini belirten CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye menşeli ürünlere ilişkin RASFF kayıtlarının 2025 ve 2026 verilerini karşılaştırdı. Gürer, özellikle okratoksin A, aflatoksin ve pestisit kalıntılarındaki bildirimlerin dikkat çekici boyutta olduğunu belirtti. Gürer, incelenen verilere göre 2025 yılında Türkiye menşeli ürünlerle ilgili 486 bildirim bulunduğunu, 2026 yılının ise 11 Eylül'e kadar olan bölümünde 326 bildirimin kayıtlara geçtiğini ifade etti. Gürer, 2026 verilerinin henüz yılın tamamını kapsamadığını vurgulayarak, “2026'nın yaklaşık 9 aylık verisiyle 2025'in 12 aylık verisini karşılaştırırken dönem farkını dikkate almak gerekiyor. Ancak bazı kalemlerde ortaya çıkan artış doğru irdelenmeli.” dedi. EN ÇARPICI ARTIŞ OKRATOKSİN A’DA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının tamamında AB ülkelerinden Türkiye menşeli ürünler için 132 okratoksin A bildirimi yapılırken, 2026'nın 11 Eylül'üne kadar bu sayının 136'ya yükseldiğini belirtti. Gürer, “2026 yılı henüz tamamlanmadan okratoksin A bildirimleri, 2025 yılının tamamındaki sayıyı geride bırakmış durumda. Bazı kuru ve işlenmiş ürünlerde tekrar eden bildirimler görüyoruz. Bu durum, ürünün tarladan çıkmasından sonraki süreçlerin de en az üretim kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.” dedi. Gürer, okratoksin gibi mikotoksinlerin uygun olmayan kurutma, nem, depolama ve saklama koşullarında oluşabileceğine dikkat çekerek, “Sorunu yalnızca kullanılan tarım zehiri üzerinden değerlendirmek yetmiyor. Hasat sonrası süreç, ürünün kurutulması, depolanması, taşınması ve ihracat öncesi kontrolü de bütüncül biçimde ele alınmalıdır. Sorun çok boyutludur. Özellikle ihraç edilen ürünlerde oluşan sorun dış pazar için de olumsuzluğa neden olmadan önlemler artırılmalıdır. Çıkış kontrollerinde kurallar yeniden düzenlenmelidir. Yurt dışına gönderilen ürün, yurt içi tüketimde benzer sorunlarla karşılaşılıyor mu? Bu durumda ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.” dedi. PESTİSİT KALINTILARI SORUNLARDAN BİRİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında 106, 2026'nın 11 Eylül'üne kadar ise 74 pestisit bildirimi bulunduğunu söyledi. Gürer, “Pestisit bildirimleri özellikle taze meyve ve sebzelerde yoğunlaşıyor. Acetamiprid, formetanate, prochloraz, indoxacarb, imazalil ve fosthiazate gibi farklı etken maddeler nedeniyle bildirimler yapılmış durumda. Bu, ihracat öncesi kalıntı kontrolünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.” dedi. 2026 yılı kayıtlarında özellikle acetamiprid 17, formetanate 12, prochloraz 11, indoxacarb 10 ve imazalil 8 bildirimle öne çıktığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Avrupa ülkelerine giden ürünlerde farklı pestisit etken maddelerinin limitlerin üzerinde tespit edildiğini belirtti. Bir üründe izin verilen limitin çok üzerinde kalıntı tespit edilmesi, yalnızca ihracatçının değil, üretim zincirinin tamamının sorgulanmasını gerektirir. RASFF'ın 2026 Mayıs kayıtlarında Türkiye menşeli farklı ürünlerde farklı pestisit kalıntıları nedeniyle sınır reddi bildirimleri yer alıyor.” dedi. SINIRDA REDDEDİLEN ÜRÜN, İHRACAT ÖNCESİNDE TESPİT EDİLMELİDİR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda güvenliği denetiminin sınır kapılarına bırakılmaması gerektiğini ifade ederek, “Bir ürün Avrupa sınırına kadar gidip orada uygunsuzluğu nedeniyle reddediliyorsa, burada ihracat öncesi kontrol sistemini sorgulamak gerekir. Ürünün sınırdan dönmesini beklemek değil, uygunsuzluğu depoda veya ihracat öncesinde tespit etmektir.” şeklinde konuştu. SİLDENAFİL BİLDİRİMLERİ DE AYRICA ARAŞTIRILMALI Gürer, tarımsal ürünlerdeki pestisit ve mikotoksin sorunlarının yanında, gıda takviyelerinde tespit edilen yetkisiz maddelere de dikkat çekti. 2026 yılı kayıtlarında sildenafil nedeniyle 17 bildirim bulunmasının ayrıca incelenmesi gerektiğini belirten Gürer, “Bu konu pestisit ya da mikotoksinden farklı bir başlık olmakla birlikte gıda güvenliği açısından önemlidir. Gıda takviyesi adı altında piyasaya sunulan ürünlerde ilaç etken maddesi bulunması kabul edilemez.” dedi. TÜRKİYE'NİN TARIMSAL İHRACAT İTİBARI KORUNMALI Ömer Fethi Gürer, “Türkiye tarım ülkesi. Ürünlerimizin Avrupa pazarında güvenilirliği bizim için son derece önemli. Bu bağlamda yurt dışı pazarının korunması çok önemli, aynı şekilde ülke pazarı da bu bağlamda düzenli denetim ve kontrol altında tutulmalıdır. Marketlerin bazıları denetim yaptığını duyuruyor. Bu denetim market ve hal, her alanda, satış noktalarında sağlanmalı. Özellikle kullanım noktalarında bilinçli tarım zehiri kullanımı sağlanmalı. Mevcut koşullarda tarım zehiri kullanmadan üretim olamıyor. O bağlamda en az zararlı olan ve kullanım miktarı ile beklenen faydayı sağlayan ilaçlar önceliklenmelidir.” dedi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ülkemizden ihraç edilen gıda ürünleri için AB ülkelerinin iadelerde bulunduğunu belirterek, “Ülkemiz aynı zamanda ciddi bir gıda ithalatçısı ülke. Ülkemize gelen gıda ürünleri de AB'nin farklı ülkelerine gönderildiğinde iade ile karşılaşabiliyor. Ülkemize gelen her gıda ürünü sorunsuz mu? Ülkemizde GDO'lu gıda yasak. Acaba ithal ürünler bu yönden de irdeleniyor mu? Bu bağlamda pestisit, aflatoksin gibi ithal ürün incelemeleri ile iade ettiğimiz ürün var mı? AB dışı gönderilen ürünlerde iade var mı? Bu konular da ayrıca gündeme alınmalıdır.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.