Hava Durumu

#Organize Tarım

Kırsal Haber - Organize Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Organize Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Kastamonu'da Konuştu Haber

Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Kastamonu'da Konuştu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’da DSİ 23. Bölge Müdürlüğü Hizmet Binaları ve Tesisleri açılış törenine katıldı. Su kaynaklarının korunması, taşkın risklerinin azaltılması, sulama yatırımları ve kırsal kalkınma projelerine ilişkin açıklamalarda bulunan Yumaklı, Kastamonu’da 29 milyar liraya mal olacak Andıraz Barajı’nın ihalesinin yıl sonuna kadar yapılacağını duyurdu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Kastamonu Bölge Müdürlüğü Hizmet Binaları ve Tesisleri açılış töreninde yaptığı konuşmada, Kastamonu, Bartın, Zonguldak ve Karabük illerine hizmet verecek, suyun geleceğini planlayacak ve yeni yatırımlara yön verecek güçlü bir merkezi hizmet birimini hizmete aldıklarını söyledi. “Suyu doğru yönetmek gelecek nesillere karşı görevimiz” Suyun hayatın kendisi, tarımın, üretimin, sanayinin ve şehirlerin geleceği olduğunu vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, “Ancak biz suyu sadece bir kaynak olarak görmüyoruz. Çünkü suyu doğru yönetmek, hem bugünkü sorumluluğumuz hem de gelecek nesillere karşı vebalimiz görevimizdir. Bunun için suyu korumak, verimli kullanmak, kuraklığa karşı hazırlıklı olmak ve taşkın risklerini azaltmak zorundayız.” diye konuştu. Kastamonu’ya 24 yılda 53 milyar liralık yatırım Taşkından canı çok yanmış bir ilde bulunduklarına işaret eden Yumaklı, kalıcı çözümler üreten politikalar geliştirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Kastamonu'da bugüne kadar bu anlayışla önemli yatırımlara imza attık. Son 24 yılda birçok tesis yapıldı. 149 tesisi, bugünkü değerlerle yaklaşık 53 milyar lira yatırımla şehrimizin hizmetine sunduk. Bu yatırımların üçte biri son 5 yılda hayata geçti. Asıl önemli olan bu eserlerin sayısından ziyade ne ifade ettiği. O da daha güvenli yerleşim yerleri, daha güçlü tarımsal üretim altyapısı, suya erişen topraklar ve ülke ekonomisine katkı sağlayan enerji yatırımlarıdır.” Taşkın koruma ve sulama projelerinde çalışmalar devam ediyor Görevlerinin ihtiyaçlara cevap vermek olduğunu dile getiren Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, şöyle devam etti: “Bu kapsamda taşkın risklerini azaltacak, tarımsal üretimi destekleyecek ve su kaynaklarımızı daha verimli kullanmamızı sağlayacak yatırımlar yapmaya devam ediyoruz. Şenpazar Valay Çayı rehabilitasyonu, Azdavay Devrekani Çayı 2. kısım ve Tosya Suluca köyü çevresindeki dere ıslahı çalışmalarını yatırım programımıza aldık. Cide'de doğal afet ve taşkın hasarlarının giderilmesine, Pınarbaşı'nda, Devrekani ve Zarı çaylarının ıslahına yönelik işlerin ihalelerini gerçekleştirdik. Devrekani Alibeyoğlu Göleti Sulaması ile İnebolu Kızılkara Mahallesi Karadağ Deresi işlerinin sözleşmelerini imzaladık. Bunların hayatımızın içerisinde ne kadar önemli yer tuttuğunu başımıza kötü bir hadise geldiğinde görüyoruz. 14 bin hektarı sulayacak Gökırmak Obrucak Sulaması'nın yüzde 45'ini tamamladık. Taşkın riskini azaltmak için başlattığımız Araç Çayı Islahı Projemizi 2027 yılı sonuna kadar tamamlayacağız. Kastamonu'nun içme suyu ihtiyacı için Gökırmak Kırık Barajı'nda da çalışmalarımız devam ediyor.” Andıraz Barajı için yıl sonuna kadar ihale yapılacak Kastamonu için müjde vereceğini belirten Bakan Yumaklı, “Tam 29 milyar liraya mal olacak, hem enerji üretimi sağlayacak hem taşkın riskini bertaraf edecek Andıraz Barajı için bu yıl sonuna kadar ihaleyi yapmış olacağız. Bir başka projede ise şehrimizin içme suyu geleceği için yatırımlar yapıyoruz. DSİ'nin bu yatırımları yaparken ihtiyacı olan birimler de oluyor. Bölge müdürlüğümüz bünyesinde Kastamonu, Bartın, Zonguldak ve Karabük illerimize hizmet vermek üzere DSİ Sondaj Şube Müdürlüğümüzü de kurduk.” diye konuştu. Devrekani Besi Organize Tarım Bölgesi’nde yüzde 79’a ulaşıldı Yumaklı, Devrekani Besi Organize Tarım Bölgesi Projesi'nde yüzde 79'a ulaştıklarını vurgulayarak şunları kaydetti: “Kırsal kalkınma yatırımları desteğinden yararlanan 13 besi işletmesinin üstyapı inşaatı da tamamlandı, 5'inde fiilen besi faaliyetine başlandı. 2026 yılı kırsal kalkınma yardımları programlarında Kastamonu'da 3 farklı kalemde toplam 92 proje hibe almaya hak kazandı. Bu projelerin toplam tutarı yaklaşık 500 milyon lira olacak. Devrekani Besi Organize Tarım Bölgesi'nde de tesis kurulumu için Kırsal Kalkınma Yardımları Destekleme Programı'na başvuran 41 yatırımcıdan 19'unun sözleşme imzalamaya hak kazandığını özellikle vurgulamak isterim. Bölgenin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle 19 bin 500 baş besi kapasitesine, 8 bin 500 ton et üretimine ve 1500 kişilik istihdama ulaşılmasını hedefliyoruz. Organize Tarım Bölgesi tamamen faaliyete geçtiğinde ekonomiye yıllık katkısı yaklaşık 4,5 milyar olacak. Bir hayırseverimiz tarafından yaptırılacak Gölköy Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemiz de eğitim öğretime başladığında, bölgemiz ve ülkemiz tarımı için önemli bir kazanım olacak.” DSİ 23. Bölge Müdürlüğüne 1 milyar 950 milyon liralık yatırım Açılışı yapılan DSİ 23. Bölge Müdürlüğünün yeni hizmet kampüsünün belirlenen hedeflerin gerçekleştirilmesinde önemli rol üstleneceğini anlatan Bakan Yumaklı, “1 milyar 950 milyon liralık yatırımla 14 bina ve tesisi tamamladık ancak bu yatırımın değerini yalnızca binaların büyüklüğüyle veya maliyetiyle ölçemeyiz. Asıl değer, bu imkanların hangi hizmetleri mümkün kılacağında. Bu merkezden dört ilimize yönelik projeler planlanacak, su kaynaklarımız yönetilecek, taşkın risklerine karşı tedbirler geliştirilecek ve tarımsal üretimi destekleyen yatırımlar yürütülecek.” dedi.

Tarım Teknolojileri TEKNOFEST'te İkinci Yılında Haber

Tarım Teknolojileri TEKNOFEST'te İkinci Yılında

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçen yıldan itibaren tarım teknolojilerinin TEKNOFEST'te yer almaya başladığını belirterek, gıda arz güvenliğinin de savunma sanayisi kadar önemli bir milli güvenlik meselesi olduğunu söyledi. Yumaklı, savunma sanayisinde yakalanan mühendislik başarısının tarım teknolojilerinde de yakalanabileceğini ifade etti. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Şanlıurfa'da düzenlenen TEKNOFEST Güneydoğu'yu ziyaret etti. Etkinlik kapsamında stantları ziyaret eden Bakan Yumaklı, TEKNOFEST'e yönelik yoğun ilgiye dikkati çekerek, TEKNOFEST'in savunma sanayisi konusunda Türkiye'nin mühendislik anlamında geldiği noktayı ülkenin gündemine ve üretime dönüştürerek dünyanın gündemine sokmayı başardığını belirtti. Yumaklı, bu anlamda Selçuk Bayraktar'ı ve ekibini tebrik etti. Tarım teknolojileri TEKNOFEST'te ikinci yılında Bakan Yumaklı, tarım teknolojilerinin de TEKNOFEST'te yer aldığını belirterek şunları kaydetti: "TEKNOFEST'e geçen yıldan itibaren tarım teknolojileri dahil oldu. Bu çok önemli bir konuydu. Genelde çok bağdaştırılamayabilir ama eğer bir ülkenin savunma sanayisi o ülkenin istiklali ve istikbali için ne kadar önemliyse gıda arz güvenliği de o ülkenin milli güvenlik meselesidir, aynı derecede önemlidir. Bu yıl tarım teknolojileri ikinci yılına geldi. İnanıyorum ki savunma sanayisinde yakalamış olduğumuz mühendislik başarısını tarım teknolojilerinde de yakalayacağız. Geliştirilen teknolojiler sürdürülebilir tarımsal üretime katkı sağlayacak. Bu ülkenin insanları daha kaliteli ve sürdürülebilir bir tarımsal üretim için burada üretilen zihinsel, fikirsel ve uygulamalı olarak da geliştirilmiş teknolojiyi kullanacak, hatta bu teknolojiyi farklı ülkelere de ihraç ederek başka bir getirinin de yolunu açacak." Tarım teknolojileri alanındaki çalışmaları inceledi Bakan Yumaklı, daha sonra Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) Vakfı'nın TEKNOFEST'teki alanında yer alan uydu fotoğraflarıyla tarla takip sistemi hakkında bilgi aldı. Yumaklı, topraktan teknolojiye deneyim atölyelerine geçerek burada deneyim yaşayan çocuklarla sohbet etti ve yem hazırlamayı otomasyon hale getiren sistemi inceledi. “Bu bir vatan savunmasıdır” Etkinlik kapsamında TÜME Vakfı tarafından düzenlenen “Politika, Eğitim, Yatırım ve Adaptasyon Paneli”ne katılan Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, bir insanın doğumundan ölümüne kadar tarımsal üretime muhtaç olduğunu söyledi. Türkiye'de TEKNOFEST'in savunma sanayi başlığının altında ülkenin savunmasının en önemli garantisi olarak görüldüğünü belirten Yumaklı, TÜME ile geçtiğimiz yıl TEKNOFEST'in içinde tarım teknolojileri kümelenmesi kavramının girdiğini ifade etti. Yumaklı, “Bu bir vatan savunmasıdır. Bu da gıdanın garanti altına alınması savunmasıdır. Ülkeler, gıda güvenliği konusunu bir milli güvenlik meselesi olarak görüyor. Eğer halkınızı gıda anlamında bir endişeye sevk ediyorsanız orada büyük problemleri yaşamanız mümkün. Tohumdan sofranızdaki bir lokma ekmeğe kadarki olan süreci bloklar arasında bir boşluk bırakmadan yapmanız gerekir.” ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, TEKNOFEST'in Şanlıurfa başta olmak üzere bundan sonraki illerde de büyük bir heyecan oluşturacağını vurgulayarak, her geçen gün katlanarak, artarak devam edeceğini kaydetti. Tarımda doğru planlama ve teknoloji vurgusu Tarımda doğru planlamanın önemine değinen Yumaklı, “Doğru bir şekilde planlayıp tam o an hazır olmanız gerekir. Geçtiğimiz yıl birbiriyle entegre bir otonom çiftlik sisteminin nasıl olmalı konusunu konuşurken, orada insan unsuru önemliydi.” diye konuştu. Bakan Yumaklı, bu yıl TÜME'de sivil toplum kuruluşlarının, finansman ayağının, regüle edici bir kamu otoritesinin bir araya geldiğini söyledi. 2000'li yıllarda Türkiye'nin nüfusunun 68 milyon olduğunu anımsatan Yumaklı, “Bugün 86 milyon, dünya nüfusu ise 6 milyardı, bugün 8 milyar. Bu nüfusun ihtiyacı olan doğumundan ölümüne kadarki bütün tarımsal üretim ihtiyacını karşılamanız gerekir. Burada soru şu oluyor. Ne kadar çok hayvanımız var değil. Bir birim hayvandan alacağınız verim, süt hayvanıysa kaç kilogram alıyorsunuz? Nicelik değil niteliğe dönmüş durumda. Bunları yapabilmek için teknolojiye ihtiyacımız var. Bir entegre sistem olarak kullanabilecek, bunun kendi içinde içselleştirmiş insana ihtiyacımız var. Neyi ürettiğiniz değil nasıl ürettiğiniz önemli. Üretim planlaması konusu da tam da bu anlamda devreye girdi. Bizim mutlaka üretim planlaması yapmamız gerekir.” değerlendirmesinde bulundu. Yumaklı, geçmişte yaptıkları üretim planlamalarına dikkati çekerek, bu planlamaların, somutlaştırdıkları otonom çiftlikler gibi sonuçlar vermeye başladığını aktardı. “Çiftçilerimiz, üreticilerimiz olmazsa olmazımız” Bunun bir anda bütün Türkiye'de etki etmesini beklemediklerinin altını çizen Yumaklı, şöyle devam etti: “Bu aynı zamanda da bir zihinsel dönüşümü gerektiriyor. Şu anda Türkiye'deki bütün üreticilerimiz ne üretiyor olursa olsun, tarımsal üretimde artık üretim planlamasını sahiplenmiş ve bununla ilgili bütün unsurları kendileri uygulamaya başlamış. Hatta geliştirilmesiyle ilgili de bizlere sürekli geri bildirimde bulunmaya başlamış durumdalar. Bu bizim gibi geleneklerine bağlı, çok da görmeden inanmayan ya da uygulamayan bir kültür için kolay bir hadise değildi. Bir senede çok ciddi bir sahiplenme oldu. Şimdi sonuçlarını doğru alma zamanı. Mevcuttaki işimizi çok iyi yapıyoruz, ama geliştirmeye, modellemeye ve sürdürülebilir kılmaya dönük bütün uygulamalarımızı çok yakından takip edecek bir veri oluşturma, bunları analiz edebilme ve politikalara yansıtabilme zamanıdır.” Yumaklı, üretimde katma değerin önemine işaret ederek, Türkiye'nin bu konuda dünyanın gelişmiş ülkelerinin hiçbirinden kalır bir yanı olmadığını dile getirdi. Türkiye'nin devasa potansiyeli olduğuna dikkati çeken Yumaklı, “Pırıl pırıl gençlerimiz ve imkanımız var. Çok güzel bir ülkedeyiz. Her mevsimde farklı şeyler üretebilir haldeyiz. Yılın 12 ayı her türlü ürünü talep etme ve bunu üretme pozisyonundayız. Bütün bunları yapabilmek için un var, şeker var, helva yapmamız gerekiyor. Çiftçi olmak, üretmek, utanılacak bir şey asla değil. Eli öpülesi diye tabir ettiğimiz aslında gurur duyduğumuz çiftçilerimiz, üreticilerimiz olmazsa olmazımız. Ayağımızdaki ayakkabıdan üzerimizdeki kıyafetten, soframıza koyacağımız lokmaya kadar içtiğimiz suda yetiştirdiğimiz balığa kadar çok geniş bir alanımız var.” dedi. Yumaklı, Türkiye'de çiftçilerin yaş ortalamasının 57 olduğunu aktararak, Çiftçi Kayıt Sistemi'ndeki 2 milyon 380 bin çiftçinin sadece yüzde 13'ünün genç, yüzde 58'inin orta yaşlı, onun üzerindekilerin de ileri yaşlı olduğunu ifade etti. 7,3 milyon hektarlık alan sulamaya açıldı Gençler ve kadın girişimcilerin “Ben bu işi yapıyorum.” dediği her yerde var olduklarını dile getiren Yumaklı, Bakanlığın bütün teşvikleri ve destekleriyle onları hangi konuda olursa olsun birlikte hareket etmeyi sağlayacak her türlü oluşumun içinde olduklarını ve olacaklarını söyledi. Yumaklı, teknoloji denildiğinde sadece cihazın anlaşılmaması gerektiğini belirterek, tohumun da bir teknoloji olduğunu ifade etti. Tohumların yüzde 96'sını Türkiye'nin ürettiğini ve dünyada ilk 10 içinde yer aldığını belirten Yumaklı, dünyanın farklı ülkelerine gidildiğinde karşılarına Türk tohumculuk firmalarının çıktığını söyledi. Bitkisel üretimin verimli olması için sulama yapılması gerektiğine işaret eden Yumaklı, sulama teknolojilerinin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, “7,3 milyon hektarlık alanı sulamaya açtık daha da devam ediyoruz.” dedi. Türkiye'de 61 organize tarım bölgesi bulunuyor Yumaklı, organize tarım bölgelerini çok önemsediklerini vurgulayarak, bunun bütçede ve uygulamalarında çok önemli bir yeri olduğunu bildirdi. Türkiye'de 61 organize tarım bölgesi olduğunu aktaran Yumaklı, “Bunlardan 16 tanesinde üretim başladı. Bu sene peyderpey onlar devreye girmiş olacak. ORKÖY kredileri, destekleri ve hibeleri var. Amacımız küresel pazarda lider bir Türkiye oluşturmak.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Yumaklı, Bakanlığın standına geçerek stantta yer alan kurumların faaliyetleri hakkında bilgi aldı.

Tarımda Büyük Yatırım Hamlesi Haber

Tarımda Büyük Yatırım Hamlesi

Planlı tarımsal üretimi güçlendirmek, tarım ile sanayiyi bütünleştirmek ve Türkiye'nin üretim kapasitesini artırmak amacıyla Organize Tarım Bölgelerinde (OTB) yeni bir yatırım hamlesi başlatıldı. Eylül 2026 döneminde 14 ildeki 17 Organize Tarım Bölgesinde toplam 690 yatırım alanı, ön tahsis ve parsel tahsisi yoluyla yatırımcıların hizmetine sunuluyor. ​16 Bin Dekarlık Alanda Güçlü Üretim Zinciri ​Toplam 16 milyon 954 bin metrekare (yaklaşık 16.954 dekar) büyüklüğündeki yatırım alanlarının 280'i parsel tahsisi, 410'u ise ön tahsis kapsamında yatırımcılara açılıyor. ​Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Müdür Dr. Osman Yıldız, OTB'lerin Türkiye'nin planlı üretim, yatırım, istihdam, ihracat ve gıda arz güvenliği hedeflerinde stratejik bir görev üstlendiğini belirtti. Yıldız, "Sera üretiminden hayvancılığa, su ürünlerinden işleme, paketleme, depolama ve lojistiğe kadar uzanan güçlü ve bütünleşik bir üretim zincirinin önünü açıyoruz" dedi. ​Stratejik Kalkınma Hamlesi ve Avantajlar ​Bu çalışmanın yalnızca bir arsa tahsisi olmadığını, Türkiye'nin yeni tarımsal üretim üslerini kuran stratejik bir kalkınma hamlesi olduğunu vurgulayan Dr. Osman Yıldız, şu ifadelere yer verdi: ​"Organize Tarım Bölgelerimizde üretim, işleme, paketleme, depolama, lojistik ve pazarlama faaliyetlerini aynı merkezde buluşturuyoruz. Güçlü altyapı, ihtisaslaşmış üretim modeli ve yatırımcı odaklı yaklaşımımız sayesinde tarımsal yatırımların daha hızlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir şekilde hayata geçirilmesini sağlıyoruz." ​Üretime kazandırılacak her parselin daha fazla yatırım, yüksek üretim kapasitesi, yeni istihdam alanları, güçlü ihracat ve güvenli gıda arzı anlamına geldiğini belirten Yıldız, yatırımcıları Türkiye'nin üretim gücüne değer katmaya davet etti. ​Başvuru Süreçleri ve Detaylar ​Ön tahsis ve parsel tahsisi işlemleri, Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri kapsamında yürütülecek. ​Yatırımcılar; tahsise açılan alanların büyüklükleri, nitelikleri, metrekare bedelleri ve başvuru süreçlerine ilişkin ayrıntılı bilgilere Bakanlık ve Genel Müdürlüğün resmî web sayfalarından ya da ilgili Organize Tarım Bölgesi müdürlüklerinden ulaşabilecek.

Türkiye’nin Organize Tarım Bölgeleri Dünya Yatırımcısının Hizmetinde Haber

Türkiye’nin Organize Tarım Bölgeleri Dünya Yatırımcısının Hizmetinde

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin yeni nesil tarımsal üretim üsleri olan Organize Tarım Bölgelerini (OTB) yerli ve uluslararası yatırımcılara tanıtmak amacıyla Türkçe ve İngilizce dillerinde iki kapsamlı rehber yayınladı. 40’ar sayfadan oluşan yayınlar, OTB’lerin sunduğu teşvik mekanizmalarından finansal fizibiliteye kadar geniş bir yatırım haritası sunuyor. Küresel Yatırımcılar İçin Başvuru Kaynağı Hazırlanan “Neden Organize Tarım Bölgesinde Yatırım Yapmalısınız? - Türkiye'nin Tarımsal Üretim Üsleri” başlıklı Türkçe yayın ile İngilizce hazırlanan “Why Invest in an Organized Agricultural Zone? - Türkiye's Agricultural Production Hubs” yayınları, Türkiye’nin tarımsal yatırım potansiyelini küresel pazarlara aktarmayı hedefliyor. Yayınlar; Türkiye’nin tarımsal avantajlarından OTB modelinin sunduğu ayrıcalıklara, modern sera ve hayvancılık tesislerinden teşvik imkânlarına, yatırım süreçlerinden risk analizlerine kadar detaylı bir çerçeve sunuyor. OTB modeli; bitkisel ve hayvansal üretimi işleme, paketleme, depolama, soğuk zincir ve lojistik imkânlarıyla tek bir planlı alan içerisinde birleştiren yeni nesil bir kalkınma modeli olarak öne çıkıyor. Model sayesinde ortak altyapı, imarlı parseller, enerji bağlantıları, arıtma sistemleri, laboratuvar ve veterinerlik hizmetleriyle yatırımcıların başlangıç maliyetlerinin ve operasyonel risklerinin azaltılması amaçlanıyor. 42 İlde 61 OTB Projesi Geliştirildi Yayınlanan rehberlerde yer alan güncel verilere göre, Türkiye genelinde OTB’lere ilişkin öne çıkan göstergeler şu şekildedir: Sayısal Durum: 42 ilde toplam 61 OTB projesi geliştirildi. Bunlardan 46’sı tüzel kişilik kazanırken, 20 OTB’de altyapı çalışmaları tamamlandı ve 16 OTB doğrudan üretime geçti. Üretim Kapasitesi: OTB’lerde yıllık yaklaşık 60 bin ton bitkisel üretim ve 160 bin baş hayvansal üretim kapasitesine ulaşıldı. İstihdam ve Ekonomik Değer: Yaklaşık 10 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanırken, altyapı çalışmalarına yönlendirilen kamu kaynağı yaklaşık 10 milyar TL’ye ulaştı. OTB’lerin yıllık ekonomik katkısı ise yaklaşık 20 milyar TL olarak hesaplandı. Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Körfez, Rusya ve Orta Asya pazarlarının kesişim noktasında yer alan stratejik konumu da OTB’lerin ihracat potansiyelini güçlendiren temel faktörler arasında gösteriliyor. Yatırımcılara %70’e Varan Hibe ve Çok Katmanlı Teşvikler Rehberlerde yatırımcıların yararlanabileceği finansman araçları da detaylandırıldı. Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı kapsamında yüzde 70’e varan hibe, IPARD kapsamında ise yatırım konusuna göre yüzde 50-75 aralığında hibe imkânları sunuluyor. Ayrıca ilave faiz ve kâr payı indirimleri, genç ve kadın girişimci avantajları, yenilenebilir enerji kullanımı ve sözleşmeli üretime yönelik destekler de yatırımcıların kullanımına sunuluyor. Dr. Osman Yıldız: “OTB’ler Planlı Üretim Gücümüzün Ana Omurgası Olacak” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarım Reformu Genel Müdürü ve IPARD Yönetim Otoritesi Başkanı Dr. Osman Yıldız, OTB modelinin Türkiye’nin planlı üretim vizyonundaki rolüne dikkat çekerek şunları kaydetti: "Tarım Reformu Genel Müdürlüğü olarak temel hedefimiz; tarımsal üretimi planlı, altyapısı sağlam ve kurumsal bir modele dönüştürmektir. Bu vizyonun sahadaki en güçlü yansıması Organize Tarım Bölgeleri olmuştur. Jeotermal seracılık ve entegre hayvancılık odaklı projelerle Türkiye'nin üretim mimarisi yeniden şekillenmektedir. Önümüzdeki dönemde de Organize Tarım Bölgelerini, Türkiye'nin planlı üretim gücünün bir aracı haline getirme kararlılığımızı sürdüreceğiz." Yıldız; OTB’lerin gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, istihdam, yenilenebilir enerji kullanımı, sıfır atık yaklaşımı ve ihracat hedefleri bakımından stratejik bir rol üstlendiğini sözlerine ekledi.

Silopi Sera OTB Bölge Tarımına Güç Katacak Haber

Silopi Sera OTB Bölge Tarımına Güç Katacak

Şırnak’ta tarımsal üretimin geliştirilmesi ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesine yönelik çalışmalar değerlendirildi. Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız, kentte gerçekleştirdiği ziyaretlerde tarımsal yatırımlar ve üreticilerin desteklenmesine yönelik çalışmaları inceledi. Silopi Sera Organize Tarım Bölgesi gündemde Tarım Reformu Genel Müdürü Dr. Osman Yıldız, Şırnak programı kapsamında Şırnak Valisi Birol Ekici’yi ziyaret etti. Görüşmede ilde yürütülen tarımsal faaliyetler, üreticilerin desteklenmesi ve üretim imkânlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. Şırnak Valiliğinde gerçekleştirilen toplantıda ise Silopi Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) projesi tüm yönleriyle değerlendirildi. 947 dekar alanda hayata geçirilen proje için 202 milyon TL finansman desteği sağlandı. Altyapı çalışmalarının tamamlandığı Silopi Sera OTB’de 42 sera ve 9 tarıma dayalı sanayi parseli yatırımcılarını bekliyor. Projenin her yıl 1,2 milyar TL katma değer oluşturması ve 1.000 kişiye doğrudan istihdam sağlaması öngörülüyor. İstihdamın yüzde 75’inin kadınlardan oluşması hedefleniyor. TAKE Projesi kapsamında fide temini Program kapsamında Şırnak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de ziyaret edildi. Vali Birol Ekici ve Genel Müdür Dr. Osman Yıldız, Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında düzenlenen Fide Temini Töreni’ne katıldı. Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün internet sitesinde paylaşılan bilgilere göre, Şırnak’taki temaslarda tarımsal üretimin geliştirilmesi, yatırımların artırılması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesine yönelik çalışmalar değerlendirildi. Silopi Sera Organize Tarım Bölgesi ile birlikte kentte tarımsal üretim altyapısının güçlendirilmesi ve bölge ekonomisine katkı sağlanması hedefleniyor.

Bakan Yumaklı: "Türkiye 185 Ülkeye, 2 Bin 226 Çeşit Tarım ve Gıda Ürünü İhraç Ediyor" Haber

Bakan Yumaklı: "Türkiye 185 Ülkeye, 2 Bin 226 Çeşit Tarım ve Gıda Ürünü İhraç Ediyor"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'nin tarımsal hasılasının 2025'te 83,2 milyar dolara ulaşarak tarihin en yüksek seviyesini gördüğünü belirterek, “Bugün Türkiye, 86 milyon vatandaşımızın ve ülkemizi ziyaret eden 60 milyonu aşkın turistimizin gıda arzını sağlıyor. Aynı zamanda 185 ülkeye, 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor ve ekonomimize 32,6 milyar dolar katkı sunuyor." dedi. Bakan Yumaklı, Tüyap Kongre ve Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilen Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı “Foodist İstanbul"un açılış programına katıldı. Fuarın açılışında konuşan Bakan Yumaklı, dünyadaki gelişmelere bakıldığında insanlık tarihinin önemli kırılma noktalarından birine tanıklık edildiğini, küresel iklim değişikliği, ekstrem hava olayları, jeopolitik gerilimler, tedarik zincirlerinde yaşanan sorunlar, yükselen girdi maliyetleri, gübre krizleri ve hızla artan dünya nüfusunun bunlardan olduğunu dile getirdi. Bu dönemde tarım ve gıda sektörünün klasik bir ekonomik faaliyet alanı olmanın ötesine geçtiğini ifade eden Yumaklı, “Tarım ve gıda, bugün doğrudan bir milli güvenlik ve beka meselesidir. Nitekim dünyada yükselen gıda milliyetçiliği ve ülkelerin kendi kaynaklarını koruma arzusu bunun en açık göstergesidir." dedi. Bakan Yumaklı, nüfus artışı ve kentleşme hızına bakıldığında, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) projeksiyonlarının 2050'de bugün üretilenden çok daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağını gösterdiğini söyledi. “DÜNYADAKİ TARIMSAL ÜRETİMİN OLUŞTURDUĞU KATMA DEĞERİN YÜZDE 1,75'İ TÜRKİYE'YE AİT" Kaynakların sınırlı olduğunu, doğal kaynakların korunması gerektiğini belirten Yumaklı, şöyle devam etti: “Birim alandan daha fazla verim alacağız. Teknolojiyi ve planlamayı üretimin merkezine koyacağız. Tarımı, sürdürülebilir bir anlayışla geleceğe taşıyacağız. İşte tüm bu küresel fırtınanın ortasında Türkiye, pasif bir izleyici değil süreci yöneten, altyapısını güçlendiren ve geleceğe hazırlanan güçlü bir aktör. Bunun tesadüf olmadığını gösteren somut verilerimiz var. 2025 Dünya Bankası verilerine göre dünya ekonomisinde Türkiye'nin payı yaklaşık yüzde 1,35. Tarıma baktığımızda çok daha güçlü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Dünyadaki tarımsal üretimin oluşturduğu katma değerin yüzde 1,75'i Türkiye'ye ait. 2002'de tarımsal hasılada dünyada 12'nci sırada bulunan Türkiye, bugün 7'nci sıraya yükselmiş durumda. Tarımsal hasılamız 2025'te 83,2 milyar dolara ulaşarak tarihimizin en yüksek seviyesini gördü. Bu, Cumhuriyet tarihimizin tarımsal hasılada ulaştığı en yüksek seviye. Bugün Türkiye, 86 milyon vatandaşımızın ve ülkemizi ziyaret eden 60 milyonu aşkın turistimizin gıda arzını sağlıyor. Aynı zamanda 185 ülkeye, 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor ve ekonomimize 32,6 milyar dolar katkı sunuyor." “TÜRKİYE'NİN ÜRETİM GÜCÜNÜ, KALİTESİNİ VE GÜVENİLİRLİĞİNİ KÜRESEL BİR MARKA DEĞERİNE DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYORUZ" Bakan Yumaklı, mevcut başarılarla yetinmediklerini, üretmek kadar üretileni dünyaya ulaştırmanın da önemli olduğunu ve bu nedenle ihracatçıların yeni pazarlara erişimini son derece önemsediklerini söyledi. Bir taraftan üretim gücünü artırırken, diğer taraftan yürüttükleri yoğun müzakerelerle ürünlerin önündeki teknik engelleri kaldırdıklarını ve yeni pazarların kapılarını açtıklarını dile getiren Yumaklı, “İstiyoruz ki Türk çiftçisinin emeği, dünyanın dört bir yanında raflarda yer alsın. Türkiye'nin üretim gücünü, kalitesini ve güvenilirliğini küresel bir marka değerine dönüştürmek istiyoruz." diye konuştu. Bakan Yumaklı, bu doğrultuda yürüttükleri tarım diplomasisinin somut sonuçlarını almaya başladıklarını belirterek, somon, çipura ve levrek gibi su ürünlerinin yanı sıra bademin de Çin pazarına girişinin önünü açtıklarını ifade etti. Çin'e kanatlı eti ürünleri ihracatının önünü açacak süreci ilerlettiklerini belirten Yumaklı, “Kiraz ihracatımızın daha etkin gerçekleştirilmesi için teknik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İncir, üzüm, nar ve elma gibi ürünlerimizde de yeni pazarların önünü açmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Diğer taraftan yaş meyve ve sebzeden su ürünlerine, süt ürünlerinden kanatlıya kadar birçok alanda işletmelerimizin onay süreçlerini hızlandırıyor, ihracatçımızın Rusya pazarındaki konumunu güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." dedi. Yumaklı, Avrupa Birliği başta olmak üzere geleneksel pazarlarda ihracatın sürdürülebilirliğini güvence altına almak amacıyla gıda güvenilirliği, bitki ve hayvan sağlığı, izlenebilirlik ve sertifikasyon alanlarında da çalışmaları kararlılıkla yürüttüklerini söyledi. Yeni dönemde önemli bir başka fırsatın daha olduğunu ifade eden Yumaklı, Türkiye'nin Suriye üzerinden Ürdün'e ve oradan Körfez ülkelerine uzanan kara yolu bağlantısının yeniden işler hale gelmesinin, özellikle yaş meyve ve sebze ile raf ömrü kısa ürünler için önemli bir lojistik avantaj sağlayacağını ifade etti. Bakan Yumaklı, Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan transit koridorunun 15 Nisan 2026'dan itibaren faaliyete başladığını belirterek, bu hattın etkin kullanılmasıyla üreticilerin ürünlerini Körfez pazarlarına çok daha kısa sürede ulaştırabilecek yeni bir ticaret güzergahına kavuştuklarını dile getirdi. Üreticinin emeğini yalnızca Türkiye'nin 86 milyon vatandaşıyla değil, dünyanın dört bir yanındaki tüketicilerle buluşturmayı hedeflediklerini söyleyen Yumaklı, “Türkiye'yi, bulunduğu coğrafyanın imkanlarını en iyi şekilde değerlendiren, kaliteli, güvenilir ve rekabetçi gıdanın dünyanın önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri haline getirmek istiyoruz." diye konuştu. “YIL SONUNA KADAR 4 OTB'Yİ DAHA ÜRETİME KAZANDIRACAĞIZ" Bakan Yumaklı, tarım-sanayi entegrasyonu açısından kritik öneme sahip Organize Tarım Bölgelerine (OTB) değinerek, Sera Organize Tarım Bölgelerinde jeotermal enerjinin kesintisiz gücünü seralarla buluşturduklarını, Besi Organize Tarım Bölgeleri ile de hayvancılıkta güçlü olunan yörelerin kalkınmasına katkı sağladıklarını dile getirdi. Bugüne kadar 46 OTB'ye tüzel kişilik kazandırdıklarını belirten Yumaklı, “16 OTB'de üretim başladı. Yıl sonuna kadar 4 OTB'yi daha üretime kazandıracağız. Diğer taraftan kırsal kalkınma yatırımlarımızdaki hibe ve teşviklerle, kırsalda üretimden işleme ve paketlemeye kadar gıda sanayimizin farklı alanlarındaki yatırımları destekliyoruz. Bu yatırımlarla, tıpkı AB coğrafi işaret tescilli 46 ürünümüzde olduğu gibi dünya çapında tanınan markalarımızın sayısını da artıracağız." ifadesini kullandı. Bakan Yumaklı, güvenilir gıdanın önemine işaret ederek, vatandaşların gıda tüketim yerlerinin denetim geçmişine hızlıca ulaşabilmesi için karekod uygulamasını başlattıklarını ve belirli işletmeler için zorunlu hale getirdiklerini söyledi. Hasat öncesinden sonrasına, hallerden toplu tüketim ve satış yerlerine kadar denetimleri yoğunlaştırdıklarını belirten Yumaklı, şunları kaydetti: “Başta B-Reçete olmak üzere aldığımız tedbirlerle önemli mesafe katettik. Zararlılarla mücadelede kimyasal yöntemler yerine biyolojik ve biyoteknik mücadeleyi önceleyen politikalarımıza da devam ediyoruz. RASFF bildirim sayısının son 4 yılda yüzde 75 azalması, bu alanda doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Ancak daha yapacak çok işimiz olduğunu da biliyoruz. Çünkü hedefimiz sadece bugün güvenilir gıda üretmek değil, Türk tarım ürünlerinin güvenilirliğini dünya pazarlarında güçlü bir marka değerine dönüştürmek. Bu doğrultuda karekodlu sağlık sertifikası, onaylı işletme prosedürleri ve benzeri yenilikçi uygulamalar geliştiriyoruz. Hem ithalat hem de ihracat süreçlerinde daha güvenilir, daha izlenebilir ve daha kaliteli bir gıda sistemi oluşturmayı hedefliyoruz. Bütün bu düzenlemeleri sektörümüzün paydaşlarıyla birlikte hayata geçiriyoruz. Gıda ve içecek sanayicilerimize, üretici ve ihracatçı birliklerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve bu çalışmalara katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum." “SÖZLEŞMELİ ÜRETİMİ HEM ÜRETİCİMİZ HEM SANAYİCİMİZ İÇİN GÜVENLİ BİR LİMAN OLARAK GÖRÜYORUM" Bakan Yumaklı, Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi avantajı, modern üretim altyapısı, teknolojiye hızla adapte olan dinamik yapısı ve kararlı politikalarıyla, küresel fırtınaları en az zayiatla atlatarak küresel gıda tedarikinin güvenli limanı olmaya devam edeceğini söyledi. Sektörün rekabet gücünü daha da artırmak için sözleşmeli üretimin önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Özellikle ham madde tedarikinde sanayicimizin karşı karşıya kaldığı riskleri azaltmak, üretici ile sanayiciyi daha güçlü bir zeminde buluşturmak için sözleşmeli üretim modelini çok daha fazla benimsememiz gerekiyor. Ben sözleşmeli üretimi, hem üreticimiz hem sanayicimiz için güvenli bir liman olarak görüyorum." diye konuştu. Bakan Yumaklı, kurdele kesiminin ardından Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve beraberindeki heyetle fuar alanını gezerek firmalardan ürünlerine ilişkin bilgi aldı

Simav’da Jeotermal Tarım Hamlesi Haber

Simav’da Jeotermal Tarım Hamlesi

Kütahya’nın Simav ilçesinde jeotermal enerjinin tarımsal üretimde kullanıldığı Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nde altyapı çalışmaları tamamlandı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 1.185 dekarlık üretim alanına sahip bölgenin üretime hazır hale geldiğini açıkladı. Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi, jeotermal kaynakların tarımsal üretimde değerlendirilmesi ve bölge ekonomisine katkı sağlanması amacıyla hayata geçirildi. Altyapısı tamamlanan bölgede modern seralar ve sanayi tesisleri yatırımcıların hizmetine sunulacak. Simav’da 1.185 dekarlık üretim alanı Proje kapsamında toplam 1.185 dekarlık üretim alanı bulunuyor. Bölgede 17 modern sera ile 8 sanayi tesisi yer alıyor. Jeotermal enerjinin sera ısıtmasında kullanılmasıyla yıl boyunca kontrollü ve verimli tarımsal üretim yapılması hedeflenirken, bölgenin Simav ve Kütahya ekonomisine önemli katkı sağlaması bekleniyor. 1.500 kişiye istihdam sağlayacak Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın açıklamasına göre Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi, yaklaşık 1.500 kişiye istihdam sağlayacak. Projenin ülke ekonomisine yıllık yaklaşık 3 milyar lira katkı sunması öngörülüyor. Jeotermal enerji ile tarımsal üretimin bir araya getirildiği yatırımın, Kütahya’da modern sera üretiminin gelişmesine ve bölgesel ekonomik hareketliliğin artmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Jeotermal enerji tarımsal üretime güç katacak Jeotermal kaynakların seracılıkta kullanılması, enerji maliyetlerinin azaltılması ve kontrollü üretim imkanlarının geliştirilmesi açısından önem taşıyor. Simav’daki organize tarım bölgesinin de jeotermal kaynakların tarımsal üretime kazandırılması bakımından önemli bir yatırım olması bekleniyor. Bakan Yumaklı, altyapısı tamamlanan ve üretime hazır hale gelen Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nin Kütahya, bölge ve ülke için hayırlı olmasını diledi.

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı Haber

Adana Ticaret Borsası’nda Tarımın Geleceği Ele Alındı

Adana Ticaret Borsası’nın (ATB) Ağustos ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Osman Bağış’ın başkanlığında, meclis üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan ATB Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Bilgiç, iklim değişikliği, su kaynakları, üretim maliyetleri, iş gücü ve küresel ticarette yaşanan dönüşümün tarım sektörünün geleceğinin yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirtti. Adana’nın yalnızca hammadde üreten değil; işleyen, depolayan, paketleyen, markalaştıran ve ihraç eden güçlü bir tarım ve gıda merkezi olması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, tarımın geleceği konuşulurken üreticinin emeğinin ve ekonomik sürdürülebilirliğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. “Artık yalnızca ‘Ne kadar üreteceğiz?’ sorusunu değil; ‘Daha verimli nasıl üreteceğiz, üreticimizin emeğinin karşılığını nasıl artıracağız ve kaynaklarımızı nasıl daha etkin kullanacağız?’ sorularını da birlikte düşünmeliyiz” diyen Bilgiç, üreticiden tüccara, sanayiciden ihracatçıya kadar tüm paydaşların aynı zincirin parçaları olduğunu ifade etti. Tarımda yeşil dönüşümün yalnızca çevre konusu olmadığını, aynı zamanda verimlilik, maliyet ve rekabet gücü anlamına geldiğini belirten Bilgiç, daha az su ve enerji kullanarak daha fazla üretim yapılması gerektiğini söyledi. Modern sulama sistemleri, hassas tarım, toprak analizi, dijital teknolojiler, yenilenebilir enerji ve doğru gübre kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çeken Bilgiç, üreticilerin bu dönüşüme hazırlanırken yeni yüklerle karşı karşıya bırakılmaması, doğru teknolojiye, bilgiye ve finansmana erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti. Adana’nın tarımsal hedefini dijital tarım, yeşil üretim, güçlü sanayi, etkin lojistik ve yüksek katma değerli ihracat bütünlüğü olarak ortaya koyan Bilgiç, kentin tarımsal potansiyelinin yüksek katma değere dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti. Mısır hasadının başladığı Adana’da üreticilerin bir yıllık emeklerinin karşılığını almak için yoğun bir dönemden geçtiğini belirten Bilgiç, tüm üreticilere bereketli bir sezon diledi. Hasat döneminde ürünlerin sağlıklı muhafaza edilmesi ve üreticinin ürününü doğru zamanda ve uygun şartlarda değerlendirebilmesinin önemine dikkat çeken Bilgiç, lisanslı depoculuğun bu noktada önemli bir imkan sunduğunu söyledi. Lisanslı depoculuğun üreticinin hasat döneminde ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kalmasının önüne geçebileceğini belirten Bilgiç, ürün senedi üzerinden finansmana erişimin kolaylaşacağını ve piyasanın daha düzenli işlemesine katkı sağlanacağını ifade ederek üreticileri lisanslı depoculuk imkanlarından daha fazla yararlanmaya çağırdı. Mısır hasadıyla ortaya çıkan tarımsal atıkların da önemli bir fırsat olduğunu belirten Bilgiç, bunların yalnızca bertaraf edilmesi gereken atıklar olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Tarımsal atıkların kompost ve organik gübre, hayvancılık, biyokütle ve enerji üretiminde değerlendirilebileceğini belirten Bilgiç, “Tarladan çıkan her değeri mümkün olduğunca yeniden ekonomiye kazandırmalıyız” dedi. Gençler ve kadınlar tarımda daha fazla yer almalı Adana’nın tarımsal geleceğinde Organize Tarım Bölgelerinin önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Bilgiç, bu alanların üretimin yanı sıra işleme, paketleme, depolama ve lojistik faaliyetlerinin geliştiği merkezlere dönüşmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektöründe nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığına dikkat çeken Bilgiç, tarımın artık yalnızca tarlada üretim yapmak anlamına gelmediğini vurguladı. Tarımın teknoloji, mühendislik, otomasyon, dijitalleşme, ticaret ve girişimcilik alanlarını da kapsadığını belirten Bilgiç, gençlerin ve kadınların bu alanlarda daha fazla yer almasının sektörün geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Adana’nın güçlü tarımsal altyapısı ve üretim kültürüyle büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Bilgiç, hedeflerinin bu potansiyeli yüksek katma değere dönüştürmek olduğunu söyledi. Bilgiç, üreticinin emeğini koruyan, su ve toprağı verimli kullanan, teknolojiden yararlanan, ürününü işleyerek katma değer oluşturan ve dünya pazarlarına ulaştıran bir tarım ekonomisinin geliştirilmesi gerektiğini belirterek, Adana’nın yalnızca üreten değil, işleyen, markalaştıran ve ihraç eden bir tarım merkezi olması gerektiğini kaydetti. ATB olarak üretici, tüccar ve sanayicinin yanında olmaya ve sektörün ortak sorunlarına ortak akılla çözüm üretmeye devam edeceklerini belirten Bilgiç, mısır hasat döneminin tüm üreticilere ve sektör paydaşlarına hayırlı ve bereketli olmasını diledi.

Gönen’de Jeotermal Enerjiyle 8 Milyon Metrekarelik Sera Üretimi Haber

Gönen’de Jeotermal Enerjiyle 8 Milyon Metrekarelik Sera Üretimi

Balıkesir’in Gönen ilçesinde jeotermal kaynakların tarımsal üretimde daha etkin kullanılması amacıyla yürütülen sondaj çalışmalarında, sera ısıtması için gerekli sıcaklık ve debiye sahip 2 yeni jeotermal kaynağa ulaşıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yeni jeotermal kuyuların devreye alınmasıyla yerli ve yenilenebilir enerjinin kesintisiz tarımsal üretime dönüştürüleceğini belirtti. Jeotermal enerjiyle ısıtılacak seralarda yıl boyunca kesintisiz üretim yapılması, mevsim şartlarından bağımsız olarak yüksek verim elde edilmesi ve enerji maliyetlerinin azaltılması hedefleniyor. Projenin aynı zamanda çevre dostu ve düşük karbonlu tarım modellerinin yaygınlaştırılmasına katkı sağlaması bekleniyor. 8 milyon metrekarelik sera alanı Yüksek teknolojiyle donatılması planlanan 8 milyon metrekarelik Balıkesir Gönen Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi’nin (OTB) tamamen faaliyete geçmesiyle önemli bir üretim ve istihdam kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Projenin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle 10 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanması ve yıllık 250 bin ton yaş meyve ve sebze üretimi gerçekleştirilmesi öngörülüyor. Projenin ülke ekonomisine yıllık 20 milyar TL katkı sağlaması bekleniyor. Bakan Yumaklı, paylaşımında jeotermal kaynakların tarımsal üretimle buluşturulmasının önemine dikkat çekerek, yerin altındaki enerjinin üretime, üretimin ise istihdam ve ihracata dönüştürüleceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.