Hava Durumu

#Orman Yangınları

Kırsal Haber - Orman Yangınları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orman Yangınları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım Haber

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım

Denizli Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kent vizyonu kapsamında hazırladığı Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) Lansmanı ve İş Birliği Protokolü imza törenini geniş bir katılımla gerçekleştirdi. DBB Kongre ve Kültür Merkezi Mehmet Gazi Salonu’nda düzenlenen törene Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın, DBB Genel Sekreteri Bülent Bozbaş, belediye bürokratları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda genç katıldı. “Geleceğe miras bırakma yolculuğu” Törende konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, küresel iklim krizine karşı dayanışmanın önemine dikkat çekti. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakma sorumluluğuna vurgu yapan Başkan Çavuşoğlu, "Bu işin hikayesi tamamen 'ben' değil 'biz' diyebilen bir nesille geleceği yaratmaktan ibaret. Kendi hırslarının ve zenginleşmelerinin fütursuzluğundan kurtulup, başkalarının ve geleceğin mutluluğuna ortak olan insanların sayısını çoğalttığımızda birçok sorunu da çözeceğiz. Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bu yana doğanın, çevrenin, suyun ve atığın en doğru şekilde yönetilmesi için çaba sarf ediyoruz. Birlikte elimizi taşın altına koyarak geleceğe bırakacağımız mirasa daha çok sahip çıkacağız" ifadelerini kullandı. "Gezegenin rengi değişiyor, enerji bağımsızlığı şart" İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın ise konuşmasında küresel ısınmanın yarattığı gıda, su ve enerji krizlerine değindi. Sanayi devriminden bu yana küresel ölçekte yaşanan tahribatın son 25 yılda zirveye ulaştığını belirten Yalçın, "Dünyanın rengi maviden pembeye, kırmızıya doğru ilerliyor. Gelecekte kuraklık nedeniyle yaşanacak tarımsal krizler ve göçler bilimsel bir gerçek. Bu süreçte yerel yönetimlerin imar planlarından enerji üretimine kadar sorumluluk alması gerekiyor. Binaların üzerine güneş enerjisi sistemlerinin entegre edilmesi artık bir tercih değil, imar anlayışımızın doğal bir parçası olmalı" dedi. Enerji bağımsızlığının milli bağımsızlığın temeli olduğunu vurgulayan Yalçın, "Dünyadaki savaşların ana sebebi enerjidir. Bu ülke gelecekte de tam bağımsız kalacaksa, kendi enerjisini kendi üretmek zorunda. Denizli’de attığımız bu imza, kentin 2050 yılı için koyduğu karbon nötr hedefine giden yolda çok kıymetli bir adımdır" diye konuştu. 8 aşamalı yol haritası ve bütüncül yaklaşım Süreç ve teknik detaylar hakkında sunum yapan Denizli Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Umut Somyürek, YİDEP’in sadece bir çevre planı değil; ulaşım, altyapı, halk sağlığı, tarım ve afet yönetimini kapsayan bütüncül bir yatırım programı olduğunu ifade etti. İklim Kanunu ve ilgili yönetmelik doğrultusunda başlatılan 8 aşamalı yol haritasını aktaran Somyürek, teknik altyapı ve veri toplama süreçlerinin ardından kent genelinde sera gazı envanterinin hesaplanacağını ve risk analizlerinin çıkarılacağını belirtti. Denizli’nin orman yangınları, su güvenliği, kentsel ısı adaları ve jeotermal kaynakların korunması gibi belirgin kırılganlıkları olduğunu kaydeden Somyürek, belirlenecek uyum ve azaltım eylemlerinin Valilik onayı ve kamuoyunun katılımıyla hayata geçirileceğini vurguladı. Törende ayrıca Denizli Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Enerji A.Ş. arasında işbirliği protokolü imzalandı. Akademik panelde "Denizli’nin iklim geleceği" masaya yatırıldı Protokol imza töreninin ardından düzenlenen "Denizli'nin İklim Geleceği" başlıklı akademik panele uzman isimler katılarak kentin iklim vizyonunu çok yönlü olarak ele aldı. Moderatörlüğünü Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Yaşar’ın üstlendiği oturumda panelistler şu isimlerden oluştu: Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış – PAÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Prof. Dr. Görkem Gülhan – PAÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Dr. Öğr. Üyesi Yağmur Meltem Aydın Kızılkaya – PAÜ Çevre Mühendisliği Bölümü, İbrahim Engin Demirci – DESKİ Arıtma Tesisleri Daire Başkanı, Aykut Atlas – Denizli Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Ersin Aydın – İstanbul Enerji A.Ş. Enerji Yönetimi ve Proje Müdürü kentin iklim geleceğine yönelik birikimlerini paylaştı. Soru-cevap bölümü ve görüşlerin alınmasının ardından program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Akdeniz İklim Zirvesi Muğla’da Başladı Haber

Akdeniz İklim Zirvesi Muğla’da Başladı

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Europe iş birliğiyle düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi dünyanın üç kıtasından gelen katılımcılarla başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Ağı ICLEI Europe, iklim değişikliğinin etkilerinin en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olan Akdeniz’in geleceğini Muğla’da masaya yatırdı. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen Akdeniz İklim Zirvesi’ne Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ev sahipliğinde Muğla Vali vekili İsmail Soykan, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş, Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, çok sayıda yerli ve yabancı misafir katıldı. Gonca Köksal Aras: “Aynı denizin kıyısından aynı geleceğe bakıyoruz” Akdeniz İklim Zirvesi’nin açılışında konuşan Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras; “İklim Krizi artık geleceği ilişkin bir öngörü olmaktan çıktı, hepimizin derinden hissettiği kentlerimizin, gündelik yaşamına, ülkelerin kentlerinin ekonomisine, tarım alanlarımıza, su kaynaklarımıza, ormanlarımıza, kıyılarımıza, denizlerimize doğrudan dokunan bir gerçekliğe dönüştü. Bizler yerel yönetimler olarak, deneyim ve imkânlarımızı ortak çözüm haline getirmek zorundayız. Geleceğimizi nasıl inşa edeceğiz bunu konuşmalıyız. Aynı denizin kıyısından aynı geleceğe bakıyoruz. Bu bakış açısıyla zirvemizin yeni fikirlerin yeni ortak iradeye katkı sunacağına inanıyorum.” dedi. Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş; “Akdeniz’e kıyısı bulunan Muğla, iklim krizinin etkilerini en erken ve yoğun hisseden bölgelerimizden biri” Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş yaptığı konuşmada şu sözlere yer verdi. ”Burada Akdeniz’in ortak geleceğini tartışmak ve bu geleceğe ilişkin birlikte neler yapabileceğimizi konuşmak üzere bir aradayız. Akdeniz’e kıyısı bulunan Muğla, iklim krizinin etkilerini en erken ve yoğun hisseden bölgelerimizden biri. Kuraklık, su kıtlığı, aşırı sıcaklıklar, orman yangınları, seller ve biyolojik çeşitlilik kaybı artık gelecekte karşılaşacağımız ihtimaller değil, bugünün sorunlarıdır.Bugün ise bu salondan Akdeniz havzasının geleceğine ilişkin çıkacak sonuçların yalnızca burada kalmamasını; dünya gündemine ve COP31’e taşınmasını son derece önemsiyoruz. COP31’i aynı zamanda Türkiye’nin iklim alanında yürüttüğü çalışmaları dünyaya anlatmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bütün tarafları dahil eden kapsayıcı bir süreç yürütmeyi önemsiyoruz.” dedi. Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi; “Akdeniz İklim Zirvesi de finansmana erişim, kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımı açısından önemli bir platform sunuyor” Zirvenin önemli isimlerinden biri olan Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi; Akdeniz İklim Zirvesi’nin projelerin finansmanlar ile buluşturulması için bir adım olacağına dikkat çekti. Ahonsi; “Öncelikle böylesine acil ve önemli bir konuda bu kadar farklı paydaşı bir araya getiren tüm ortakları tebrik etmek istiyorum. Bugün önümüzdeki temel soru şu; Ortaya koyduğumuz planları nasıl anlamlı ve somut eylemlere dönüştürebiliriz Akdeniz daha sık ve şiddetli sıcak hava dalgaları, su kıtlığı ve sellerle karşı karşıya. Bu etkiler yalnızca doğal çevreyi değil; ekonomiyi, altyapıyı ve insanların refahını da doğrudan etkiliyor. Akdeniz İklim Zirvesi de finansmana erişim, kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımı açısından önemli bir platform sunuyor. Finansman burada kritik bir başlık. Fakat geniş ölçekli uygulamaların hayata geçirilebilmesi için finansmanın tek başına var olması yeterli değil. Yerel yönetimler, özel sektör ve finans kuruluşları arasında daha güçlü bir bağ kurmamız ve yerel kapasiteyi artırmamız gerekiyor. Bugün şehirlerin ve belediyelerin projeleri var. Dünyada bu projeleri destekleyebilecek finansman kaynakları da var. Ancak çoğu zaman ikisi arasında bir boşluk bulunuyor. Asıl mesele bu boşluğu kapatabilmek. Planlardan projelere, projelerden uygulamaya geçmeliyiz. Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani; “İklim krizini Akdeniz’in hiçbir kenti, hiçbir bölgesi ve hiçbir ülkesi tek başına çözemez” Zirvenin bir diğer önemli ismi Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani konuşmasında Muğla ile Fas’ın Akdeniz’in iki farklı kıyısında olmasına rağmen aslında aynı gerçekliklerle karşı karşıya olduğunu belirtti.Mohamed Sefiani; “Belediye başkanlarının, kentlerin ve bölgelerin ortak sesi küresel iklim yönetiminin her aşamasında duyulmalıdır. Küresel hedefler ile yereldeki uygulamalar arasında güçlü bir bağ kurulmalıdır. Çünkü iklim politikalarının gerçek karşılığını gördüğümüz yer kentlerimiz ve bölgelerimizdir.COP31 bu açıdan önemli fırsatlar sunacaktır. Ortak kırılganlıklarımızı ortaya koyarken, ortak çözüm imkânlarımızı da görünür hale getirecektir. Ortak yolculuğumuza birlikte devam edelim. Bugün burada konuştuklarımızı iş birliğine, iş birliğimizi somut projelere dönüştürelim ve birlikte güçlendirelim. Çünkü iklim krizini Akdeniz’in hiçbir kenti, hiçbir bölgesi ve hiçbir ülkesi tek başına çözemez. Bu sorumluluğu paylaşmak zorundayız. Muğla’yı bu anlamda güçlü bir Akdeniz ittifakının başlangıç noktalarından biri haline getirelim.” dedi. Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş; “İklim Değişikliğinin Etkileri Yerelde Ortaya Çıkıyor Ve Çözümün Önemli Bir Bölümü Yerelde Üretiliyor” Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş Akdeniz İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Akdeniz kentlerinin ortak sorunlarını ve önceliklerini ele almak, kent deneyimlerimizi paylaşmak, birlikte geliştirebileceğimiz çözümleri değerlendirmek üzere bir aradayız. Akdeniz iklimi, suyu, doğası, kültür ve ekonomisi ile bizleri birbirine bağlayan ortak bir yaşam alanı ancak bu coğrafya iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha ağır bir biçimde hissetmektedir. Akdeniz Bölgesi küresel ortalamalardan yaklaşık yüzde 20 daha hızlı ısınıyor. Aşırı sıcaklıklar, kuraklık ve seller artık geleceğe ilişkin riskler olmaktan çıkmış belediyelerimizin bugün yönetmek zorunda olduğu gerçeklere dönüşmüştür. İklim değişikliğinin etkileri artık belediyelerimizin yalnızca çevre politikalarını değil günlük hizmetlerinden uzun vadeli planlama ve süreçlerine kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kentlerin yalnızca iklim politikalardan uygulayıcısı olarak görünmemesi gerektiğine inanıyoruz. Kentler aynı zamanda iklim politikalarının geliştirilmesinde, uygulanmasında ve sonuçlarının değerlendirilmesinde etkin aktörler olmalıdır çünkü iklim değişikliğinin etkileri yerelde ortaya çıkıyor ve çözümün önemli bir bölümü yerelde üretiliyor.” dedi. Başkan Aras; “Akdeniz İklim Zirvesi İle Üç Kıtayı Muğla’da Buluşturduk” Akdeniz İklim Zirvesi’nin ev sahipliğini yapan Kıyı Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın iklim krizi geçekliğinin farkında olduğunu, somut adımlarla hareket ettiğini belirtti ve Akdeniz İklim Zirvesi’nde üç kıtadan katılımcıları buluşturduğunu söyledi. Başkan Aras; ”Bugün COP31’e olan yolculuğumuzda Akdeniz kentlerinin sorunlarını, çözüm süreçlerini konuşmak için bir araya geldik. Muğla’mız coğrafi konumu sebebiyle küresel iklim krizin en çok hisseden illerden biri. Bu nedenle Muğla olarak Sıfır Atık projesi olsun, güneş panelleri sistemleri olsun, deniz kıyı temizliği olsun, Fethiye Körfezi’nin dip çamuru temizliği konusu olsun zaten bir farkındalıkla harekete geçerek bu hususlarda önemli adımlar attık. Kıyı temizliği için 14 teknemiz ile kıyılarımızı temizliyoruz. Gökova ve Bodrum’da Posidonia çayırlarının dip haritasını çıkarttık ve nasıl korunacağı hakkında çalışmalar yapıyoruz. Gerçekleştirmeyi planladığımız bir diğer proje ise Akyaka Azmak Nehrindeki teknelerin motorlarının elektrikli motorlara dönüştürülmesi. Kirliliği azaltmak ve sürdürülebilir enerji açısından önemli bulduğumuz noktalardan birisi. Yerel yönetimler bu iklim krizi çözüm çalışmalarında baş aktörlerdir. Destekleri bu nedenle çok önemlidir. Bizler Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak bölgede yapılan ve yapılacak olan tüm çalışmalara katılıp destek olmaya hazırız. “ dedi. Vali Vekili İsmail Soykan; “Sıfır atık kültürünü eğitim kurumlarımızda en temelden inşa ediyoruz” Akdeniz İklim Zirvesi’nde konuşan Muğla Vali vekili İsmail Soykan Akdeniz Havzası’nın tarih boyunca önemli medeniyetlerin buluştuğu bir coğrafya olduğunu belirtti. Soykan; “Şehrimizin geleceğini korumak; doğasını, denizini, kıyısını, ormanını, suyunu korumakla eş değerdir. Bu nedenle bu önemli işi eğitimden ele alarak başladık. Okullarda çocuklarımıza çevre bilinci ve sıfır atık kültürünü eğitim kurumlarımızda en temelden inşa ediyoruz.” dedi. Akdeniz İklim Zirvesi’nin ilk günü açılış konuşmaları ardından Dirençli Bir Akdeniz Yerel Liderlik ve Bölgesel işbirliğini Güçlendirilmesi, Ortak Zorluklardan Bölgesel Eyleme oturumları ile devam etti. Akdeniz İklim Zirvesi’nin ikinci günü olan 29 Eylül Salı günü COP31’e Doğru; Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu, Değişen İklim Koşullarında Dirençli Kentler, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde düzenlenecek.

İzmir’den Akdeniz Kentlerine İklim İş Birliği Çağrısı Haber

İzmir’den Akdeniz Kentlerine İklim İş Birliği Çağrısı

İzmir’den Akdeniz kentlerine iklim iş birliği çağrısı Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Avrupa iş birliğinde düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi’nde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentler arası iş birliğinin somut projelere, teknik kapasiteye ve finansmana dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Okyay, COP31’in yerel yönetimler, gençler ve kadınların etkin katılımıyla uygulamaya odaklanması gerektiğini belirtti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim kriziyle mücadelede uluslararası iş birliklerini güçlendirmek ve yerel çözümlerin yaygınlaştırılmasına katkı sunmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Muğla’da düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi’ne katılan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentler arasındaki deneyim paylaşımının somut uygulamalara dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Europe iş birliğiyle 28-29 Eylül tarihlerinde düzenlenen zirvede; iklim dirençli kentler, kuraklık, su stresi, aşırı sıcaklar, orman yangınları, seller ve iklim finansmanı gibi başlıklar ele alındı. Akdeniz kentleri, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar ve akademi dünyasını bir araya getiren zirvede, COP31 öncesinde bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi de gündeme geldi. “Akdeniz’i yaşayan bir iklim laboratuvarına dönüştürebiliriz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Ortak Sorunlardan Bölgesel Eyleme: Akdeniz İş Birliğinin Güçlendirilmesi” başlıklı panelde yaptığı konuşmada, uluslararası kent ağlarının yalnızca deneyim paylaşımına değil, ortak çözümlerin geliştirilmesine ve uygulanmasına katkı sunması gerektiğini belirtti. İzmir’in ICLEI, UCLG, U20, WHO Sağlıklı Kentler Ağı ve NetZeroCities gibi uluslararası ağlardaki çalışmalarına değinen Okyay, Akdeniz kentlerinin aşırı sıcaklar, kuraklık, su stresi, yangınlar ve seller gibi ortak risklerle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Okyay, “Akdeniz’i iklim ve sağlık uyumu açısından yaşayan bir laboratuvara dönüştürebiliriz. Bir kentte geliştirilen çözüm başka bir kentte uyarlanabilir, geliştirilebilir, etkisi ölçülebilir ve ölçeklendirilebilir. İklim risklerimiz sınır tanımıyor; çözümlerimiz ve bilgimiz de sınır tanımamalı” diye konuştu. Kent ağları finansmana erişimi kolaylaştırmalı Uluslararası iş birliğinin, teknik kapasitesi ve kaynakları sınırlı belediyeler için önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Okyay, kent ağlarının iyi uygulama paylaşımının ötesine geçmesi gerektiğini söyledi. Belediyelerin proje geliştirme, uluslararası ortaklık kurma ve finansmana erişim süreçlerinde desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Okyay, özellikle küçük ve orta ölçekli belediyelerin iklim yatırımlarını hayata geçirmesini kolaylaştıracak mekanizmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti. COP31 için uygulama vurgusu Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’in, iklim taahhütlerini somut ve izlenebilir adımlara dönüştüren bir süreç olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Okyay, iklim eyleminin önemli bir bölümünün kentlerde hayata geçirileceğine dikkat çekti. İzmir’in COP31 hazırlıklarına yerel düzeyde de katkı sunduğunu ifade eden Okyay, İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği iş birliğiyle gerçekleştirilen Yerel COP, COP Gençlik ve COP Kadın buluşmalarının önemini vurguladı. Bu çalışmalarla küresel iklim gündeminin yerel yönetimlerin, gençlerin ve kadınların deneyimleriyle buluşturulmasının amaçlandığını belirten Okyay, şöyle konuştu: “Bir Uygulama COP’undan söz ediyorsak, uygulamanın nerede gerçekleşeceğini de konuşmalıyız. İklim eyleminin önemli bir bölümü kentlerde hayata geçecek. Bu nedenle belediyelerin yanı sıra gençlerin, kadınların ve yerel toplulukların COP sürecinin aktif aktörleri olması gerekiyor. İzmir’de Yerel COP, COP Gençlik ve COP Kadın çalışmalarıyla tam da bu yaklaşımı güçlendirmeye çalışıyoruz.” İklim yatırımları aynı zamanda sağlık yatırımı İklim politikalarının yerelden küresele, küreselden yeniden yerele uzanan bir iş birliği ve öğrenme süreciyle güçlenebileceğini belirten Prof. Dr. Okyay, kentlerde geliştirilen çözümlerin uluslararası ağlar aracılığıyla paylaşılmasının önemine değindi. İklim yatırımlarının halk sağlığına katkılarının da görünür kılınması gerektiğini vurgulayan Okyay, yeşil alanların artırılması, gölgeleme uygulamaları, temiz ulaşım, su güvenliği ve dirençli gıda sistemlerinin aynı zamanda sağlık ve sağlıkta eşitlik yatırımları olduğunu ifade etti.

Uşak’ta Arıcılara Orman Yangınlarına Karşı Farkındalık Eğitimi Verildi Haber

Uşak’ta Arıcılara Orman Yangınlarına Karşı Farkındalık Eğitimi Verildi

Uşak’ta orman alanlarında faaliyet gösteren arıcılara yönelik orman yangınları farkındalık eğitimi düzenlendi. Yaklaşık 35 arıcının katıldığı eğitimde, yangınların önlenmesi, ihbar süreçleri ve yangına ilk müdahale yöntemleri ele alındı. Uşak’ta, Bal Ormanları ve Orman Alanlarında Yürütülecek Arıcılık Faaliyetlerine İlişkin Tebliğ kapsamında, orman alanlarında konaklama yapan arıcılara yönelik Orman Yangınları Farkındalık Eğitimi gerçekleştirildi. Uşak Orman İşletme Müdürlüğü ile Uşak Arı Yetiştiricileri Birliği iş birliğinde düzenlenen eğitim, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa yaklaşık 35 arıcı katıldı. Arıcılara orman yangınlarına karşı alınması gereken tedbirler anlatıldı Eğitim programına Uşak Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Ali Çorum, Uşak Orman İşletme Müdürü Mustafa Dağıstanlı, Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri ve arıcılar katıldı. Birinci derece yangına hassas bölgeler arasında yer alan Uşak’ta düzenlenen eğitimde, orman yangınlarının çıkış nedenleri ve yangınların önlenmesine yönelik alınması gereken tedbirler hakkında bilgi verildi. Programda ayrıca yangın ihbar süreçleri, yangın anında doğru hareket yöntemleri, yangın söndürme ekipmanlarının kullanımı ve ilk müdahale teknikleri ele alındı. Arıcılara eğitim sertifikası verilecek Eğitim programını başarıyla tamamlayan üreticilere Orman Yangınları Farkındalık Eğitimi Sertifikası verilecek. Orman alanlarında arıcılık faaliyetinde bulunan arıcıların 2026 yılı sonuna kadar eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarını almalarının, hem ilgili mevzuata uyum sağlanması hem de ormanların yangınlara karşı korunmasına katkı sunulması açısından önem taşıdığı belirtildi. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, eğitim programının gerçekleştirilmesinde emeği geçen Uşak Orman İşletme Müdürlüğü, Uşak Arı Yetiştiricileri Birliği, ilgili kurum ve yetkililer ile eğitime katılan arıcılara teşekkür etti. Birlik ayrıca, orman alanlarında faaliyet gösteren tüm arıcıları yıl sonuna kadar eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarını almaya davet etti.

Orman Yerleşim Arayüzlerinde Yapılaşma Standartları Çanakkale'de Değerlendirildi Haber

Orman Yerleşim Arayüzlerinde Yapılaşma Standartları Çanakkale'de Değerlendirildi

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) tarafından Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası (ŞPO) iş birliğiyle yürütülen “Orman-Yerleşim Arayüzü Yapılaşma Standartları Rehberi” çalışması kapsamında “Orman Yerleşim Arayüzü Alanlarında Yangın Güvenliği ve Yapılaşma Standartları Çalıştayı” düzenleniyor. TBB tarafından, ormanlarla bitişik veya orman içi yerleşimlere sahip belediyelerin karşı karşıya kaldığı sorunların ele alınması ve bu alanlarda alınabilecek önlemlere ilişkin ortak bir yaklaşım geliştirilmesi amacıyla başlatılan “Orman-Yerleşim Arayüzü Yapılaşma Standartları Rehberi” çalışmasının ikinci aşaması Çanakkale’de gerçekleştiriliyor. Orman Yerleşim Arayüzü Alanlarında Yangın Güvenliği ve Yapılaşma Standartları Çalıştayı’nda sahadaki deneyimler ve mevcut sorunlar üzerinden rehbere girdi oluşturacak çözüm önerileri ele alınıyor. Çalıştayın açılışında Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, TOD Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara ve TMMOB Şehir Plancıları Odası Afet Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Dr. Gencay Serter konuşma yaptı. Erkek: “Ormanlarımızı ve tarım arazilerimizi korumak zorundayız” Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, çalıştayın Çanakkale’de gerçekleştirilmesini anlamlı bulduğunu belirterek kentin son yıllarda büyük orman yangınları nedeniyle ciddi travmalar ve acılar yaşadığını ifade etti. Çanakkale’nin olağanüstü bir ekosisteme sahip olduğunu vurgulayan Erkek, “Ekosistemi korumak ve gelecek nesillere aktarmak çok çok önemli.” dedi. İklim değişikliğinin yarattığı olumsuz sonuçlara karşı merkezi yönetim, yerel yönetimler, meslek odaları ve ilgili tüm paydaşların uyum ve dayanışma içinde çalışmasının önemine dikkati çeken Erkek, depremlere, yangınlara, heyelanlara, sellere ve taşkınlara karşı dirençli kentlerin oluşturulması gerektiğini söyledi. Çanakkale’nin geçmişte büyük sel ve taşkınlar da yaşadığını hatırlatan Erkek, kentte iklim değişikliği ve sıfır atık alanlarında çalışmalar yürütüldüğünü, çevre yatırımları ve su yönetimi konularında da çalışmalar yapıldığını belirtti. Orman yangınlarının ciddi ekolojik krizlere yol açtığını ifade eden Erkek, yangın sonrasında yanan alanların ekosistemin kendini toparlayabilmesi için korunmasının önemine değinerek, “Bugün maalesef Türkiye’nin birçok yerinde ormanların içerisinde yerleşimler görüyoruz. Ormanlarımızı ve tarım arazilerimizi mutlaka korumak zorundayız” ifadelerini kullandı. Çalıştay kapsamında ortaya çıkacak çıktı, bildiri ve rehberlerin önem taşıdığını söyleyen Erkek, “Bu rehber bize gerçekten rehberlik edecek.” diyerek çalışmaya katkı sunan TBB’ye, TOD’a, TMMOB Şehir Plancıları Odasına, akademisyenlere ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etti. Yıldız: “Rehber, yerel yönetimlerimiz için yol gösterici bir kaynak olacak” TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, iklim krizinin etkisiyle artan sıcaklıkların orman yangınlarının yayılma hızını ve şiddetini artırdığına dikkat çekerek, yangınların yalnızca ekolojik bir kriz olmaktan çıkarak yerleşim yerlerini, can ve mal güvenliğini, tarım alanlarını ve altyapıyı tehdit eden çok boyutlu bir afet haline geldiğini belirtti. Yıldız, kentleşme politikaları ve bütüncül planlamadan uzak yerleşim kararlarının orman alanları üzerindeki insan baskısını artırarak riskleri büyüttüğünü ifade etti. TBB’nin belediyelerin kurumsal kapasitelerini güçlendirmek ve kentleri afetlere karşı dirençli hale getirmek gibi önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Yıldız, “Belediyelerimizin karşı karşıya kaldığı sorun alanlarında, onlara bilimsel temellere dayanan, uygulanabilir ve ufuk açıcı politikalarla destek olmak, Birliğimiz açısından büyük bir sorumluluktur.” dedi. Bu sorumluluk doğrultusunda ŞPO ve TOD iş birliğinde “Orman-Yerleşim Arayüzü Yapılaşma Standartları Rehberi” çalışmasının başlatıldığını aktardı. Çalışmanın ilk etabında İzmir’in Seferihisar ve Menderes ilçelerine saha ziyareti gerçekleştirildiğini belirten Yıldız, yangınlardan etkilenen yerleşimlerin ve yangın riski yüksek orman-yerleşim arayüzlerinin yerinde incelendiğini, bu alanlarda yaşayan yurttaşların deneyimlerinin ve karşılaştıkları sorunların dinlendiğini söyledi. Çanakkale’de çalışmanın ikinci aşamasına geçildiğini ifade eden Yıldız, rehberin sahadaki sorunlar, bilgi ve deneyimler ile ortaya konulacak çözüm önerilerinden besleneceğini kaydetti. “Yapılaşma Standartları Rehberi, siz değerli katılımcıların sahada karşılaştıkları sorunlar ve paylaşılacak bilgi ve deneyimlerden hareketle ortaya konulacak çözüm önerilerinden beslenecek, yerel yönetimlerimiz için güçlü ve yol gösterici bir kaynak olacaktır.” diyen Yıldız, çalıştay ve rehberle mevzuattaki eksikliklerin tespit edilmesi, belediyelerin imar uygulamalarına katkı sağlayacak çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve orman-yerleşim arayüzlerinde alınması gereken önlemlerin yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini belirtti. Özkara: “İklim değişikliği orman yangınlarında belirleyici bir faktör” TOD Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, giderek büyüyen orman yangını tehdidinin özellikle yerleşim alanları üzerindeki etkisinin nasıl azaltılacağının ele alınmasının önemine dikkat çekti. İklim değişikliğinin yangınlar ve diğer afetler açısından belirleyici bir faktör olduğunu belirten Özkara, “İklim değişikliği gerçekten çok önemli bir değişken ve yaşadığımız olaylar özellikle orman yangınları ve diğer afetlerle ilgili son derece belirleyici bir faktör.” dedi. Son yıllardaki yangın sayısı ve yanan alanlardaki artışa işaret eden Özkara, “Rakamlar açık bir şekilde hem adet olarak hem alan olarak bize şu gerçeği gösteriyor: İklim değişikliğinin henüz farkında değiliz, henüz bu konuda kendimizi yeteri kadar ifade edecek çalışmaları maalesef hayata geçiremiyoruz.” ifadelerini kullandı. Orman yangınlarıyla mücadelede kurumlar arası iş birliğinin önemine vurgu yapan Özkara, sorunların birlikte değerlendirilerek ortak bir sistemin harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımı “bütünleşik orman yangınlarıyla mücadele yönetimi” olarak tanımlayan Özkara, “Bu durum artık bir kurumun işin altından çıkacağı bir noktadan çıkmıştır, bu sadece Orman Genel Müdürlüğünün başarabileceği bir iş değildir.” dedi. Serter: “Orman yangınları yükselen yeni kentsel risk” ŞPO Afet Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Dr. Gencay Serter ise şehir planlama mesleğinin temel faaliyet alanlarından birinin riskleri tespit etmek, mümkün olduğunda ortadan kaldırmak ve gerçekleşmesi halinde etkilerini en aza indirecek faaliyet ve arazi kullanım kararlarını belirlemek olduğunu söyledi. Afetlere karşı önlem alma yaklaşımının uzun yıllar ikinci plana atıldığını belirten Serter, “Gerçekleşmesi muhtemel risklere karşı önlem alma düşüncesi; maalesef ülkemizde uzun yıllardır hep ikinci plana atılmış ve bu yanlış tutum yaşanan her afette yıkıcı sonuçlar yaratarak kendini acı bir şekilde hatırlatmıştır.” ifadelerini kullandı. Ekonomik getiri odaklı yaklaşımların afet riskleri karşısında ciddi sonuçlar doğurabildiğine dikkat çeken Serter, “Halbuki, türü her ne olursa olsun yaşanan bir afet, elde edilen tüm ekonomik getirileri bir anda yok edebilmekte, sebep olduğu can kayıplarıyla toplumumuzda tarifi mümkün olmayan acılara sebep olmaktadır.” dedi. Serter, orman yangınlarına ilişkin mevzuatın yeterli seviyede olmadığını ve kentleşme süreçlerinde bu afet türünün adeta göz ardı edildiğini ifade etti. Orman yerleşim arayüzlerinde yapılaşma standartları değerlendirildi Açılış konuşmalarının ardından “Orman Yerleşim Ara Yüzü Alanlarında Yapılaşma Standartları” başlıklı panel gerçekleştirildi. Doç. Dr. Cihan Erdönmez’in moderatörlüğündeki panelde Prof. Dr. Doğan Dursun, Prof. Dr. Arzu Başaran Uysal, Prof. Dr. Cumhur Güngöroğlu ve Orman Mühendisi Vehbi Tutmaz konuşmacı olarak yer aldı. Çalıştayın öğleden sonraki bölümünde ise üç ayrı atölye çalışması gerçekleştirilecek. Atölyelerde; yerleşim ve orman bitişiğindeki orman alanlarında yaşanan sorunlar, eksiklikler ve alınabilecek önlemler ele alınacak. Çalıştayın sonunda ise atölye çalışmalarından elde edilen çıktıların sunumu gerçekleştirilecek.

Bakan Yumaklı Sivas'ta Bal Sağımına Katıldı Haber

Bakan Yumaklı Sivas'ta Bal Sağımına Katıldı

​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sivas'ta merkeze bağlı İnceyol köyünde bal sağımı programında katıldı. Bakan Yumaklı burada yaptığı açıklamada, ülkenin arıcılık açısından son derece önemli bir coğrafyaya sahip olduğunu söyledi. Ülkedeki kovan sayısı ve bal üretimi rakamlarını paylaşan Yumaklı, "Bal üretiminde dünyada ikinci sıradayız, birinci sırayı zorlamaya devam ediyoruz. Bu konuda arıcılık yapan kardeşlerimizin çok yoğun bir emeği ve gayreti söz konusu. Türkiye'de yaklaşık 9 milyon kovanımız var. İnşallah 97 bin ton ile 100 bin ton arasında da bal üretimimiz gerçekleşmiş olacak." diye konuştu. "TÜRKİYE'DE COĞRAFİ İŞARETLİ 41 ÇEŞİT BAL VAR" Yumaklı, çam balı üretiminin yüzde 90'ının Türkiye'de gerçekleştirildiğine dikkati çekti. Bütün bunları yaparken sadece kovanları doğaya bırakıp bir üretimin olmasının beklenmediğini anlatan Yumaklı, şunları kaydetti: "Bakanlığımız özellikle arıcılık yapılması son derece elverişli olan yerlerle ilgili bir çalışma yaptı ve bununla ilgili bir harita yayımladık. Dolayısıyla arıcı kardeşlerimizin hem kendi tecrübelerini hem de bu haritaya bakarak üretimle alakalı bütün konularını gerçekleştirmesi mümkün. Son dönemde ülkemizde bilinmesiyle beraber arı zehriyle alakalı herhangi bir düzenleme yoktu. Bununla ilgili de yönetmeliği yayımladık. Bu konuda da çok önemli ürün ülkemize gelir kaynağı olacak. Türkiye'de coğrafi işaretli 41 çeşit bal var. Bu güzel ülkemizin her bir köşesi aslında kendisine özgü florasıyla, doğal güzellikleriyle, biyolojik çeşitliliğiyle arıcılık yapmak için son derece müsait. Zara balı da bunlardan biri. Sivas, Türkiye'deki bal üretiminin büyük bir kısmını yapıyor ve bu konuda dördüncü sırada. Yani üretilen bal miktarında Türkiye'de dördüncü sırada Sivas ve özellikle Zara balı var." "KOVAN VARLIĞI YÜZDE 85 ARTTI" Bakan Yumaklı, son 24 yılda Türkiye'de ve Sivas'ta önemli gelişmeler olduğuna işaret ederek, "Kovan varlığı son 24 yılda yüzde 85, bal üretimi de yüzde 78 arttı. Yani kovan sayısına mütenasip bir bal üretimi de söz konusu." ifadesini kullandı. Sürekli gelişen teknolojiler olduğunu ve bu teknolojiler üzerine bakanlık olarak çalışmalara devam ettiklerini söyleyen Yumaklı, bal sağımının uzmanlık istediğini belirtti. Orman yangınları açısından da riskli bir dönemden geçildiğine dikkati çeken Yumaklı, açıklamasını şöyle tamamladı: "Bütün arıcı kardeşlerime gittikleri yerlerde bakanlığımızın ilgili birimlerinin uyarılarına mutlaka riayet etmelerini, rüzgarın ve sıcaklığın çok yüksek olduğu, nemin çok düşük olduğu dönemlerde ve saat dilimlerinde orman alanlarının çok uzak olmasına bakmaksızın tütsüleme için yaktıkları ateş başta olmak üzere herhangi bir alevlenmeye sebep olabilecek hususlardan kaçınmalarını da özellikle rica ediyorum. Ülkemizdeki bütün arıcılara kolaylıklar, bereket dolu bal sağımları diliyorum ." Bakan Yumaklı, daha sonra aynı bölgede Kangal koyunu sürüsü sahipleriyle buluştu

Yağmurun Ülkesinde Kuraklık Alarmı: Birleşik Krallık İklim Değişikliğiyle Yüzleşiyor Haber

Yağmurun Ülkesinde Kuraklık Alarmı: Birleşik Krallık İklim Değişikliğiyle Yüzleşiyor

Yağışlı havasıyla tanınan Birleşik Krallık, 2026 yazında tarihinin en şiddetli ve yıkıcı kuraklıklarından biriyle sarsıldı. Kış aylarındaki bol yağışa ve dolup taşan barajlara rağmen Nisan-Temmuz döneminde yaşanan olağanüstü kuraklık, iklim krizinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Newcastle Üniversitesi Hidroloji Okutmanı Dr. Anna Murgatroyd, son beş yılda üçüncü kez tekrarlanan bu krizin, uzun süreli sıcak hava dalgalarıyla kesişmesi nedeniyle geçmiş yıllara kıyasla çok daha hayati riskler barındırdığını vurguluyor. Islak Kışlar, Kurak Yazlar: "Hava Durumunda Kırbaç Etkisi" İklim modelleri, artan sera gazı emisyonlarının aşırı hava olaylarını birer istisna olmaktan çıkarıp günlük yaşamın parçası haline getirdiğini gösteriyor. Süreci "hava durumunda kırbaç etkisi" olarak tanımlayan uzmanlar, sistemin bir uçtan diğerine savrulduğuna dikkat çekiyor: Sıcaklık Rekorları ve Aşırı Talep: İngiltere'nin güneyi, doğusu ve Galler'de sıcaklıklar günlerce 30-35 derecenin, yer yer 40 derecenin üzerinde seyretti. Aşırı sıcaklar su talebini patlattı; bazı su şirketleri yaz döneminde beklenenin %20 üzerinde bir taleple karşılaştı. Jet Akımı ve Yüksek Basınç: Kuzey Atlantik jet akımının yerini Avrupa kıtası üzerinde kenetlenen yüksek basınç alanlarına bırakması, sıcak ve kuru havanın ada üzerinde sıkışıp kalmasına yol açıyor. Yangınlar, Kuruyan Nehirler ve Yükselen Gıda Fiyatları Kuraklığın sıcak dalgalarıyla birleşmesi ekosistem, gıda güvenliği ve toplum sağlığı üzerinde ağır tahribat yaratıyor: Çöken Ekosistemler ve Orman Yangınları: Nehir seviyeleri kritik eşiklerin altına düşerken bazı nehir yatakları tamamen kurudu. Toprak neminin tükenmesi ve kuruyan bitki örtüsü, ülke genelinde kontrol edilmesi güç orman ve fundalık yangınlarını tetikledi. Tarımda Mahsul Kaybı ve Pahalılık: Tarlalarını sulayamayan çiftçiler ürünlerini kurumaya terk etmek zorunda kaldı. Taze meyve ve sebzede dışa bağımlılık artarken, gıda fiyatlarındaki tırmanış sosyoekonomik baskıyı derinleştirdi. Sağlık Riskleri: Soğuma imkanlarının kısıtlanması; çocuklar, hamileler ve yaşlılar başta olmak üzere hassas grupların sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Altyapı Yatırımları Tek Başına Yetersiz: Çözüm Talep Yönetiminde Oxford Üniversitesi’nde Londra’nın su temin altyapısı üzerine doktora çalışmasını tamamlayan Dr. Anna Murgatroyd, sadece yeni barajlar inşa etmenin veya depolama kapasitesini artırmanın tek başına çözüm olmadığını belirtiyor. Sürecin talep yönetimi ile desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Murgatroyd, atılması gereken üç kritik adımı şöyle sıralıyor: Akıllı Su Sayaçları: Evlerde sabit tarife yerine su sayacı kullanımına geçilerek bireysel tüketim bilincinin oluşturulması. Su Verimliliği Yüksek Teknolojiler: Yeni yapılarda su tasarruflu beyaz eşyaların ve sistemlerin kullanımının zorunlu kılınması. Eski Altyapı ve Sızıntı Önleme: Bazen 100 yılı bulan eski şehir altyapılarındaki boru sızıntılarının giderilmesi. Özelleştirmenin Unutulan Vaatleri Birleşik Krallık’ta su yönetimi 1989 yılında özelleştirilerek Thames Water ve Northumbrian Water gibi bölgesel özel şirketlere devredilmişti. Piyasa rekabeti sayesinde altyapıya devasa yatırımlar yapılacağı sözü verilmiş olsa da, ülkede son barajın 1992 yılında inşa edilmiş olması kamuoyundaki tepkileri artırıyor. Bugün İngiliz halkı, su şirketlerinin vaat ettikleri altyapı iyileştirmelerini acilen hayata geçirmesini talep ediyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Dr. Anna Murgatroyd

Antalya Ticaret Borsası'nda Gündem: Tarım, İhracat ve Ekonomi Haber

Antalya Ticaret Borsası'nda Gündem: Tarım, İhracat ve Ekonomi

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda Antalya’nın tarımı, ekonomisi, finansman sorunları, ihracatı, orman yangınları, su kaynakları ve tarımsal üretime ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuldu. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, toplantıda yaptığı konuşmada Antalya ekonomisine ilişkin güncel verileri paylaşırken, kent ve ülke gündemindeki gelişmeleri de değerlendirdi. Orman Yangınları Antalya İçin Büyük Risk Alanya, Gazipaşa, Kaş ve Kumluca başta olmak üzere orman yangınlarından etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Ali Çandır, yangınların yalnızca ormanları değil; su kaynaklarını, tarım alanlarını, kırsal ekonomiyi ve yaşam alanlarını da tehdit ettiğini söyledi. Çandır, ormanların korunması, yangın riskinin azaltılması ve zarar gören alanların yeniden kazanılmasının ortak sorumluluk olduğunu vurguladı. Antalya’da Karşılıksız Çekler Yüzde 85 Arttı Antalya ekonomisine ilişkin Temmuz ayı verilerini değerlendiren Çandır, yılın ilk yedi ayında ibrazında ödenen çek tutarının Antalya’da yüzde 25 arttığını belirtti. Aynı dönemde karşılıksız çek tutarının Antalya’da yüzde 85 yükseldiğini ifade eden Çandır, Temmuz ayında ise karşılıksız çek tutarındaki yıllık artışın yüzde 99’a ulaştığını söyledi. Çandır, ticaret hacmi büyürken ödeme ve tahsilat sorununun daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekti. Antalya’da Kredi Kullanımı Artıyor Haziran ayı verilerine göre Antalya’da toplam nakdi kredilerin yüzde 42 arttığını belirten Çandır, takipteki alacakların ise yüzde 89 yükseldiğini açıkladı. Antalya’da kredi kullanımının ticaret ve inşaatta yüzde 38, tarımda yüzde 34, turizmde ise yüzde 30 arttığını belirten Çandır, kredi büyümesine karşın işletmelerin ödeme gücünün aynı hızda artmadığını söyledi. Çandır, işletmelerin üretim ve ticareti destekleyecek uygun maliyetli, uzun vadeli ve erişilebilir finansmana ihtiyaç duyduğunu vurguladı. OVP’de Tarım Stratejik Sektör Olmalı Eylül ayında açıklanması beklenen yeni Orta Vadeli Program’a ilişkin beklentilerini paylaşan Çandır, tarımın stratejik sektör olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Üreticinin yüksek gübre, enerji, akaryakıt ve işçilik maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirten Çandır, desteklerin maliyetlerle uyumlu ve öngörülebilir olması gerektiğini ifade etti. Çandır ayrıca üretim ve ihracatın rekabet gücünü koruyacak finansman, kur ve kredi politikalarının önemine dikkat çekti. Antalya İhracatı Yüzde 14,2 Arttı 2026 yılının ilk yedi ayında Antalya ihracatının yüzde 14,2 artarak 1,38 milyar dolara ulaştığını belirten Çandır, Türkiye ihracatının aynı dönemde yüzde 4,2 büyüdüğünü söyledi. Antalya ihracatında tarımın payının yüzde 59 olduğunu kaydeden Çandır, tarım ve gıda ihracatının 817 milyon dolara ulaştığını açıkladı. Yaş meyve ve sebze ihracatı yüzde 24 artışla 497 milyon dolara, süs bitkileri ihracatı ise yüzde 2 artışla 43,6 milyon dolara ulaştı. Karadeniz’deki Güvenlik Riski Antalya İhracatını da Etkiliyor Rusya-Ukrayna Savaşı kapsamında Karadeniz’de limanlara ve ticari gemilere yönelik saldırıların dış ticaret açısından risk oluşturduğunu belirten Çandır, Rusya’ya yaş meyve ve sebze ihracatında Samsun-Karadeniz hattının önemli bir güzergâh olduğunu söyledi. Çandır, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin Antalya ihracatının sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu vurguladı. Konkordato Süreci İçin Yeni Düzenleme Çağrısı Antalya Halinde bazı firmaların konkordato ilan etmesinin sektörde endişe yarattığını belirten Çandır, ancak birkaç işletmenin yaşadığı finansal sorunun sektörün tamamının riskli olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Konkordato sisteminin finansal sıkıntı yaşayan işletmeye nefes aldırırken üreticiyi ve ticari zinciri mağdur etmeyecek şekilde yeniden ele alınması gerektiğini belirten Çandır, bankaların da firmaları sektör bazında değil, kendi mali yapı ve ödeme performanslarına göre değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Üreticinin Desteklenmesi Gıda Arzı İçin Kritik Antalya’da hububat hasat sezonunun tamamlandığını belirten Çandır, Türkiye genelinde de hasadın önemli bölümünün geride kaldığını söyledi. Antalya’da verimin bölgelere göre farklılık gösterdiğini belirten Çandır, yüksek girdi maliyetlerinin üreticilerin gelecek sezon ekim kararlarını etkilediğine dikkat çekti. Çandır, üreticinin üretimden kopmaması için doğrudan, hedefli ve öngörülebilir desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Manavgat Altın Susamı İçin Koruma Talebi Susam üretimindeki gelişmeleri değerlendiren Çandır, ithal susamın fiyat avantajı ve ürün benzerliğinin coğrafi işaretli Manavgat Altın Susamı açısından rekabet riski oluşturduğunu söyledi. Çandır, coğrafi işaret tescilinin tek başına yeterli olmadığını belirterek yerli üreticinin korunması, ürünün markalaşması ve haksız rekabetin önlenmesi gerektiğini ifade etti. Antalya’nın Geleceğinde Su Stratejik Öneme Sahip ATB’nin 2026 yılı faaliyet programında “Su”yu ana tema olarak belirlediğini hatırlatan Çandır, suyun tarım, turizm, sanayi ve kent ekonomisinin geleceği açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. 15-16 Eylül tarihlerinde “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarının, 23 Eylül’de ise Antalya Su Zirvesi’nin gerçekleştirileceğini belirten Çandır, Antalya’nın su ve iklim politikalarına yönelik ortak bir eylem çerçevesi oluşturmayı hedeflediklerini açıkladı. ATB Organ Seçimleri Ekim Ayında Yapılacak Çandır, 5174 sayılı Kanun kapsamında oda ve borsa organ seçimlerinin Ekim-Kasım aylarında yapılması gerektiğini belirterek, Antalya Ticaret Borsası organ seçimlerinin Ekim ayında gerçekleştirilmesi amacıyla ilgili seçim kuruluna başvuru yapılacağını açıkladı. Toplantının sonunda Meclis üyeleri de faaliyet gösterdikleri sektörlere ilişkin değerlendirme ve görüşlerini paylaştı.

Bugün Doğan Bebekler İki Kat Daha Fazla "Yangın Havası"na Maruz Kalacak! Haber

Bugün Doğan Bebekler İki Kat Daha Fazla "Yangın Havası"na Maruz Kalacak!

Avrupa genelinde orman yangınları yıkıcı etkisini sürdürürken, Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma çarpıcı bir gerçeği gözler önüne serdi. Mevcut iklim politikalarının devam etmesi durumunda, bugün doğan bebekler ömürleri boyunca büyükanne ve büyükbabalarına kıyasla iki kat daha fazla "yangın havası" koşullarıyla karşı karşıya kalacak. ​İspanya, Sırbistan ve Bosna Hersek'te devam eden orman yangınları, bu yaz Avrupa genelinde yaşanan krizin devamı niteliğini taşıyor. Henüz Ağustos ayı dahi başlamadan önce İstanbul'un yüzölçümünün yaklaşık yarısı büyüklüğündeki bir alan kül olmuş, yüzbinlerce kişi güvenli bölgelere tahliye edilmişti. Bu tablo, gelecek nesillerin karşılaşacağı riskleri yeniden gündemin merkezine taşıdı. ​Akdeniz Havzası'nda Risk Daha Büyük: Fazladan Beş Yıl ​Mevcut iklim politikalarının sürdüğü ve küresel ısınmanın yüzyıl sonuna kadar 2,6°C’yi aştığı senaryoyu temel alan araştırma, şu dikkat çekici sonuçları ortaya koyuyor: ​Bugün doğan bir çocuk, önceki nesillere kıyasla yaşamı boyunca fazladan üç yıl boyunca yangın havası koşullarıyla yaşayacak. ​Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası'nda ise bu olumsuz sürenin beş yıla kadar uzayabileceği öngörülüyor. ​"Yangın Havası" Nedir? ​Sıcak, kuru ve rüzgârlı hava koşullarını ifade eden "yangın havası" kavramı; yangın çıkma olasılığını artırıyor, alevlerin daha hızlı yayılmasına yol açıyor ve söndürme çalışmalarını sekteye uğratıyor. İklim değişikliği bu koşulların sıklığını ve şiddetini tırmandırdığı için, orman yangını riski artık daha önce nadir görülen coğrafyalarda ve mevsimlerde bile kendini gösteriyor. ​Tehlikeyi Azaltmak Hâlâ Mümkün ​Araştırmanın en umut verici yönü ise bu geleceğin henüz kesinleşmemiş olması. Emisyonların Paris Anlaşması'nın hedeflediği 1,5°C sınırına uygun şekilde azaltılması hâlinde tablonun ciddiyeti hafifletilebiliyor: ​Avrupa genelinde maruziyet 1,3 yıl azaltılabilecek. ​Yalnızca Güney Avrupa'da bu kazanç 2 yıldan fazla olacak. ​Uzmanlardan "İklim Adaleti ve Yatırım" Vurgusu ​Çalışmanın başyazarı ve Belçika’daki Vrije Universiteit Brussel’dan (VUB) doktora araştırmacısı Rosa Pietroiusti, iklim krizindeki sorumluluğu en az olan gençlerin sonuçları en ağır şekilde yaşayacağına dikkat çekerek, "Gençlerin öncülük ettiği iklim adaleti hareketleri ve hukuki girişimler tam da bu nedenle hükümetlerden ve şirketlerden daha iddialı adımlar talep ediyor" dedi. ​VUB Profesörü Wim Thiery ise güneş ve rüzgâr enerjisi maliyetlerinin düşmesiyle fosil yakıt kullanımında hızlı kesintiler yapmanın kesinlikle mümkün olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: ​"Önlediğimiz her bir derecelik ısınma, bir çocuğun yaşamı boyunca maruz kalacağı yangın riskinin azalmasını sağlar; onlara dolu dolu ve daha sağlıklı bir yaşam ve eğitim fırsatı verir. Paris Anlaşması’na uygun olarak fosil yakıt emisyonlarını azaltmak - yangın önleme, hazırlıklılık ve daha dayanıklı peyzajlara yapılan yatırımlarla birlikte - genç Avrupalıları amansız ve ölümcül olabilecek yangın sezonlarından koruyabilmek için hayati önemde." Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Environmental Research Letters

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.