Hava Durumu

#Orta Doğu

Kırsal Haber - Orta Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Doğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güneydoğu Anadolu’nun 3 Aylık Hububat Sektörü İhracatı 871,3 Milyon Dolar Haber

Güneydoğu Anadolu’nun 3 Aylık Hububat Sektörü İhracatı 871,3 Milyon Dolar

Güneydoğu Anadolu'nun toplam ihracatındaki yüzde 31,2 payı ile liderliğini sürdüren hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı yılın ilk çeyreğinde 871,3 milyon dolar oldu. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre bölgedeki hububat sektörü ihracatı miktar bazında yüzde 6,8 düşerken, değer bazında gerileme yüzde 2,9 seviyesinde kaldı. Üç aylık süreçte yaklaşık olarak 285,8 bin ton makarna, 191,8 bin ton buğday unu, 121 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 31,1 artış ile 195,6 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı yüzde 9,4 artışla 156,2 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 4,2 olarak gerçekleştiği bu dönemde Orta Doğu’ya ihracat yüzde 20,8 düşüşle 340,7 milyon dolar olurken, 317,2 milyon dolar ihracat yapılan Afrika pazarında yüzde 20,9 artış sağlandı. “Alıcıların daha temkinli ve fiyat odaklı hareket edeceği bir döneme giriyoruz” Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ışığında enerji ve lojistik dengelerinin yeniden tanımlandığını, Hürmüz Boğazı’nda artan risklerin ve enerji arz güvenliğine ilişkin belirsizliklerin Türkiye’nin lojistik merkez olma potansiyelini güçlendirdiğini belirten Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu şunları söyledi: “Irak’ın petrol ihracatında Türkiye güzergâhını daha aktif kullanma stratejisi ve Kalkınma Yolu gibi projelerin hız kazanması, ülkemizi yalnızca bir transit ülke değil, bölgesel ticaretin ve enerji akışının merkezlerinden biri haline getirebilecek stratejik bir fırsat sunuyor. Jeopolitik avantajların kısa vadeli kazanımlarla sınırlı kalmaması ve uzun vadede rekabet gücüne dönüşebilmesi için elbette ticaret altyapısının, finansman ve tahsilat süreçlerinin ve sınır kapılarındaki operasyonel akışın aynı ölçüde güçlü ve öngörülebilir olması gerekiyor. Savaşa bağlı gerekçelerle, küresel tarım piyasalarında ihracatçılarımız açısından baskı yaratan unsurların bir süre daha devam etmesini bekliyoruz. Karadeniz havzasında üretim beklentilerinin güçlü seyretmesine de bağlı olarak, fiyat odaklı rekabetin daha da artacağı bir döneme giriyoruz. Bu tablo, özellikle buğday unu, makarna ve ayçiçek yağı gibi temel ürünlerde daha da belirleyici olacak. Öte yandan enerji, gübre ve lojistik maliyetlerindeki artışın üretim maliyetlerine yansıması yalnızca ihracat fiyatlarını değil, aynı zamanda ticaretin kontrat yapısını, risk iştahını ve pazar tercihlerini de doğrudan etkiliyor. Bu nedenle mevcut dönemi yalnızca jeopolitik bir kırılma olarak değil; fiyatlama davranışlarından tedarik zincirlerine, rekabet dengelerinden üretim planlamasına kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşüm süreci olarak değerlendirmek gerekiyor.” “Bazı pazarlarda daha yoğun bir rekabetle karşılaşacağız” Bölgesel ticarette lojistik ve güzergâh konularında yaşanan değişimin, rekabet baskısını artıracağını da dile getiren Kadooğlu şunları söyledi: “Irak ile Suriye arasında yaklaşık 14 yıldır kapalı olan sınır kapısının yeniden açılması ve alternatif transit hatların devreye girmesi, bölgesel ticaretin toplam büyüklüğünü artırma potansiyeli taşırken Türkiye açısından mevcut lojistik üstünlüğün daha rekabetçi bir zemine taşınmasına neden olabilir. Bugüne kadar Türkiye üzerinden akan ticaretin belirli bir zorunlulukla şekillendiği bir yapıdan, alternatif koridorların olduğu çok merkezli bir yapıya geçilebilir. Maliyet ve süre avantajları sağlayan yeni hatların aktif hale gelmesinin, Türk ihracatçılarının bazı pazarlarda daha yoğun bir rekabetle karşılaşmasına yol açması muhtemel. Nitekim bu süreçte yalnızca lojistik hatlar değil, aynı pazarlara erişen tedarikçilerin sayısı ve çeşitliliği de artıyor; bu da özellikle Afrika ve Orta Doğu pazarlarında fiyat hassasiyetinin daha da belirleyici hale gelmesine yol açıyor. Dolayısıyla bizim için asıl mesele, bölgesel ticaret içindeki payımızın ve yönlendirme kapasitemizin korunması olacak. Bu nedenle Orta Doğu’ya açılan gümrük kapılarımızın tam kapasiteyle ve kesintisiz çalışması, mevcut hatların hız ve maliyet avantajını koruyacak şekilde güçlendirilmesi ve Türkiye’nin ‘doğal tedarikçi’ konumunu destekleyecek politikaların sürdürülmesi kritik önem taşıyor.”

Automechanika Istanbul 2026: Otomotiv ve Tarım Dünyası 25. Yılda Buluşuyor! Haber

Automechanika Istanbul 2026: Otomotiv ve Tarım Dünyası 25. Yılda Buluşuyor!

Otomotiv satış sonrası endüstrisinin bölgedeki lider buluşması Automechanika Istanbul, 2026 yılında çeyrek asrı geride bırakıyor. 19-22 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek fuar, bu yıl otomotivin yanı sıra tarım makineleri yedek parça sektörüne de damga vuracak. ​Türkiye’yi küresel otomotiv endüstrisinin stratejik merkezlerinden biri haline getiren Automechanika Istanbul, 2026 yılında 25. yılını kutlamaya hazırlanıyor. Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle organize edilen dev buluşma, bu yıl ilk kez hafta içi günlerde (Salı-Cuma) kapılarını açarak ticaretin ritmini hızlandıracak. ​Tarım Makineleri Yedek Parçaları İlk Kez Bu Kadar Güçlü! ​Automechanika Istanbul 2026, ürün yelpazesine eklediği yeni kategorilerle dikkat çekiyor. Fuar, bu yıl otomotiv yedek parça üreticilerinin yanı sıra tarım makineleri yedek parça üreticilerine de küresel bir ticaret platformu sunacak. ​Agricultural Competence etiketiyle sergilenecek olan dayanıklı ve yüksek performanslı parçalar, tarım ve otomotiv tedarik zincirleri arasında yeni iş birliklerinin kapısını aralayacak. Sektörün dev isimleri olan; Yanmar, Yenmak, Hattat, Çayırova, Hars Traktör, Yücesan, Kale Oto, Çözüm Makina, Tan Kauçuk ve Tırsan gibi lider firmalar en son teknolojilerini ziyaretçilerle buluşturacak. ​25 Yıllık Başarı Hikayesi: Türkiye’den Dünyaya Ticaret Köprüsü ​2001 yılında Türkiye’de ilk kez düzenlenen Automechanika, o günden bu yana sadece bir fuar değil, Türkiye’nin üretim ve mühendislik gücünü dünyaya tanıtan bir marka haline geldi. ​Küresel Erişim: 40’tan fazla ülkeden katılımcı ve 60 binden fazla profesyonel ziyaretçi. ​Stratejik Konum: Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya pazarları arasında ticaret köprüsü. ​Ekonomik Katkı: 2025 yılındaki 13 milyar dolarlık ticaret hacmi başarısının ardından 2026’da yeni rekorlar hedefleniyor. ​Geleceğin Mobilitesi: E-Mobilite ve Dijital Dönüşüm ​Fuar, çeyrek asırlık mirasını kutlarken rotasını geleceğe çeviriyor. Mobilite, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı etkinliklerin yer alacağı Automechanika Istanbul 2026’da; elektrikli araçlar (e-mobility), akıllı ulaşım teknolojileri ve yeniden imalat çözümleri ön planda olacak. ​1.500’ü aşkın katılımcı firma; ticari araçlar, ağır vasıtalar ve elektrikli araçlar için geliştirdikleri inovatif çözümleri Truck Competence ve E-mobility Competence etiketleriyle tanıtacak. ​Fuar Bilgileri: Ne Zaman ve Nerede? ​Tarih: 19 – 22 Mayıs 2026 (Salı - Cuma) ​Yer: İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi ​Kapsam: Binek, Ticari, Ağır Vasıta, Tarım ve Elektrikli Araçlar ​Automechanika Istanbul 2026, 25. yılında da "bir fuardan çok daha fazlası" vizyonuyla otomotiv satış sonrası sektörünün geleceğini yeniden tanımlamaya devam ediyor.

Hürmüz Boğazı Krizine Türkiye Kalkanı: Gıda İhracatı Tam Gaz Haber

Hürmüz Boğazı Krizine Türkiye Kalkanı: Gıda İhracatı Tam Gaz

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; ayçiçek yağı, çikolata ve kakaolu ürünler, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk üç ayında 2,8 milyar dolarlık ihracat yaptı. Miktar bazında ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 24,6 gerilemiş olsa da ihracat birim fiyatlarında dolar bazında yaşanan yüzde 17’4’lük yükselişin etkisiyle, değer bazındaki düşüş yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 17,2 artışla 316,8 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı, sektörde ilk sırada yer alırken; yüzde 14,7 düşüşle 248,7 milyon dolar olarak kayıtlara geçen çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer aldı. Tatlı bisküvi ve gofretler ile makarna, ihracatı bu dönemde 200 milyon doları aşan diğer ürün grupları oldu. 315,2 milyon dolar ihracat yapılan Irak’taki yüzde 40,1’lik düşüşün de etkisiyle Orta Doğu pazarında yüzde 25,3’lük düşüş kaydedildi. 3 aylık süreçte geçtiğimiz yıla göre yüzde 4 artışla 68 milyon dolar ihracat yapılan İran, Türkiye’nin toplam hububat sektörü ihracatında ilk 7 içerisinde yer aldı. “Krizlere dayanıklı yapımız, küresel sarmalı soğukkanlı yönetebilmemizi sağlıyor” Küresel gıda ticaretinin Hürmüz Boğazı odağında gelişen enerji ve lojistik darboğazı nedeniyle kritik süreçten geçtiği bu dönemde yaşanan aksamaların ihracata etkilerini değerlendiren TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “Orta Doğu’da devam eden süreç, 2022 yılında yaşanan ve tahıl ile yağlı tohum arzını doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan farklı bir dinamikle ilerliyor. O dönemde ürün arzı sekteye uğramıştı; bugünse sahaya yansımalar enerji, gübre ve navlun maliyetleri üzerinden dünya üretim altyapısını baskılayan sistematik bir şekilde gelişiyor. Bu tablonun küresel bir riski temel gıda maddeleri olan pirinç, buğday, mısır ve soya rekoltesinde muhtemel düşüşleri tetikleyerek, özellikle ithalata bağımlı ülkeleri uzun süreli istikrarsızlığa mahkûm edebilecek olması. Bunun yanında yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıt talebini artırması mısır, soya ve palm yağı gibi ürünlerde ek bir fiyat baskısı oluşturabilir, tüm bu gelişmeler de gıda ticaretini sadece bir tarım meselesi olmaktan çıkararak küresel ekonomi için istikrar başlığına dönüştürebilir Türkiye gıda sanayii, şu an tüm ülkeleri etkileyen bu sarmalı; geçmiş krizlerde test edilmiş çevik yapısı, hammaddeye erişim ve onu katma değerli ürüne dönüştürme kabiliyetiyle soğukkanlı bir şekilde yönetiyor. Mart’ta aylık bazda yaşanan yüzde 14,2’lik daralmaya rağmen sektörel ihracatımızın 1 milyar dolar sınırına yaklaşması, ticari ilişkiler normale döndüğü zaman ticari verilerde hızlı bir toparlanma yaşanabileceğine işaret ediyor.” “Dinamik lojistik altyapımız en stratejik kalkanımız” Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki tıkanıklıklar küresel petrol ticaretinin üçte birini işlevsiz bırakma potansiyeline sahip olsa da Türkiye’nin, lojistik açıdan tek bir rotaya mahkûm olan diğer ülkelerden ayrıştığına dikkat çeken Tiryakioğlu şunları söyledi: “Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan geniş liman ağımız, gelişmiş kara yolu taşımacılığımız ve stratejik demir yolu bağlantılarımız; bölgesel blokajları alternatif güzergahlarla bypass edebilmemize imkân tanıyan eşsiz bir esneklik sunuyor. Bu lojistik çeşitlilik sayesinde, küresel tedarik zincirindeki kopmaları minimize ederek hem tedarik akışımızı güvence altına alıyor hem de ihracat menzilimizi koruyabiliyoruz. Bölgedeki deniz yolu trafiğinin yüzde 90 oranında aksadığı bu gibi dönemlerde, Türkiye’nin sahip olduğu taşımacılık altyapısının, sanayicimize hammaddeye erişim konusunda rakiplerinin önüne geçen bir avantaj sağlayacağını düşünüyoruz. Jeopolitik risklerin deniz yolu rotalarını felç ettiği bir süreçte, ülkemizin alternatifli ve dinamik lojistik altyapısı sadece ticari bir avantaj değil, aynı zamanda geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğini sürdürülebilir kılan en stratejik kalkanımız olmaya devam ediyor.”

Bakan Yumaklı: "Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak" Haber

Bakan Yumaklı: "Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aksaray’da yaptığı açıklamada tarımsal girdilerde hiçbir sorun yaşanmayacağını belirterek üreticilere müjdeyi verdi: 17,2 milyar liralık temel destek ödemeleri bugün itibarıyla hesaplara aktarılıyor. ​Aksaray’da sera ziyaretlerinde bulunan Bakan İbrahim Yumaklı, küresel krizler ve Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik risklerin gölgesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğine dair kritik mesajlar verdi. Bakan Yumaklı, özellikle gübre ve mazot gibi stratejik girdilerle ilgili tüm senaryoların planlandığını ve kısa, orta, uzun vadeli tedbirlerin devrede olduğunu vurguladı. ​"Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak" ​Son dönemde ABD, İsrail ve İran hattındaki gerilimlerin tarımsal girdi endişesi yarattığını hatırlatan Yumaklı, bakanlık olarak sürece tam hakim olduklarını ifade etti. Yumaklı, "Başta gübre olmak üzere tarımsal girdilerle ilgili almış olduğumuz bütün tedbirler hamdolsun şu anda yerinde. Savaşın gidişatını takip ediyoruz, planlamalarımız hazır. Vatandaşlarımız sadece bizim açıklamalarımıza itibar etsin" dedi. ​Jeotermal Seracılıkta Dev Atılım: 15 Yeni Bölge Planlandı ​Türkiye'nin örtü altı üretimde dünyada dördüncü, Avrupa'da ise ikinci sırada olduğunu belirten Bakan Yumaklı, jeotermal enerji kullanımına dikkat çekti: ​15 Jeotermal Organize Tarım Bölgesi: Planlanan bölgelerin 3’ü hayata geçti. ​1 Milyon Ton Domates: Organize tarım bölgeleri tam kapasiteye ulaştığında yıllık 1 milyon tonluk ek domates üretimi hedefleniyor. ​Sera Varlığında Rekor: Son 23 yılda sera varlığı %44 artışla 776 bin dekara ulaştı. ​Kırsal Kalkınma Desteklerinde Hibe Oranı Arttı ​Resmi Gazete’de yayımlanan yeni tebliğe değinen Yumaklı, Kırsal Kalkınma Destekleri’ndeki hibe limitlerini güncellediklerini duyurdu. Yatırım proje tutarındaki hibe sınırının 20 milyon liradan 30 milyon liraya çıkarıldığını belirten Bakan, bu bütçenin %20’sinin kadın ve genç girişimcilere, %30’unun ise aile işletmelerine ayrıldığını söyledi. ​Toplam Destek 81 Milyar Lirayı Aşacak ​Üreticilerin merakla beklediği ödeme takvimi hakkında detay paylaşan Yumaklı, tarımsal desteklerin planlandığı gibi devam ettiğini belirtti: ​Bugünkü Ödeme: 17,2 milyar liralık temel destek ödemesi bugün hesaplara yatıyor. ​Nisan Ayı Takvimi: 10 ve 17 Nisan tarihlerinde yapılacak 33 milyar liralık ek ödeme ile süreç devam edecek. ​Yıl Sonu Hedefi: Temel destek, üretim planlama ve yem bitkileri desteğiyle birlikte toplam rakam 81 milyar liranın üzerine çıkacak. ​"Gece Gündüz Üreticimizin Yanındayız" ​Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gıda arz güvenliğini sağlamak için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Yumaklı, üreticinin sürdürülebilir üretim yapması, tüketicinin ise uygun fiyatla gıdaya erişmesi için tüm dijitalleşme ve teknoloji teşviklerinin de devreye alındığını sözlerine ekledi.

Özer Matlı: ''Orta Doğu'daki Gelişmeler Tarım ve Gıda Piyasalarını Etkiliyor'' Haber

Özer Matlı: ''Orta Doğu'daki Gelişmeler Tarım ve Gıda Piyasalarını Etkiliyor''

Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Orta Doğu’da derinleşen savaşın yalnızca enerji piyasalarını değil, tarım ve gıda zincirinin tamamını etkilediğini söyledi. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Hürmüz Boğazı’ndaki riskler ve gübre tedariğindeki kırılganlıkların maliyet baskısını artırdığını belirten Matlı, “Bu tablo, önümüzdeki dönemde gıda fiyatları üzerinde yeni bir artış dalgasını tetikleyebilir” dedi. Orta Doğu’da son haftalarda tırmanan savaşın küresel piyasalarda yarattığı sarsıntı, Türkiye gibi enerji ve bazı stratejik tarımsal girdilerde dışa bağımlı ekonomiler açısından yeni bir risk alanına dönüşmüş durumda. Küresel enerji piyasalarında artan oynaklıkla birlikte Brent petrol varil fiyatının mart ayında 100 dolar sınırını aşması ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, arz yönlü riskleri artırarak maliyet baskısını derinleştiriyor. Enerjideki dalgalanma tarım ve gıdaya doğrudan yansıyor Yaşanan gelişmelerin artık yalnızca enerji başlığı altında değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, jeopolitik krizlerin tarım sektöründeki etkisine dikkat çekti. Matlı, “Orta Doğu’daki savaş ortamı, petrol ve doğalgaz fiyatları üzerinden sanayiye; gübre, yem, lojistik ve navlun maliyetleri üzerinden de tarım ve gıda sektörüne yansıyor. Türkiye, ithalat ağırlıklı girdi yapısı nedeniyle bu tür jeopolitik kırılmalara karşı daha hassas bir konumda. Bugün enerjide yaşanan her dalgalanma, yarın tarlada maliyet, hasatta verim kaybı ve tezgâhta fiyat artışı olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu noktada devletimizin süreçte sağduyulu bir politika izlemesi ve savaş ortamından uzak durma yönündeki yaklaşımı, risklerin yönetilmesi açısından önemli bir denge unsuru oluşturmaktadır” dedi. Hürmüz Boğazı’ndaki risk gübre tedarikini de etkiliyor Hürmüz Boğazı’nda son dönemde artan jeopolitik risklerin, yalnızca petrol sevkiyatını değil, tarımsal üretimin önemli girdilerinden olan gübre tedarikini de etkilediğine dikkat çeken Özer Matlı, “Bölgedeki gelişmeler, üre, amonyak ve benzeri kritik hammaddelere erişimde zaman zaman zorluklar yaşanmasına neden olabiliyor. Şubat ayından bu yana gözlemlenen bu tablo, gübre fiyatlarında yüzde 20-25 aralığında bir artışı beraberinde getirirken, akaryakıt fiyatlarının 70 lira seviyelerinde seyretmesi de üreticilerimizin maliyetlerini artırmaktadır” ifadelerini kullandı. Süreçte üretim tarafındaki dengeleri korumak adına atılan adımların kıymetli olduğunu vurgulayan Başkan Özer Matlı, “Bu noktada, 7 Mart’ta yayımlanan kararla üre gübresinde bazı ülkelerden yapılan ithalat için uygulanan yüzde 6,5’lik gümrük vergisinin tüm ülkeler için sıfırlanmasını, üreticilerimiz adına küçük de olsa moral verici bir destek olarak görüyoruz. Ancak tarımsal sürdürülebilirliğin devamı için bu tür önlemlerin zamanında alınması; sürecin dikkatle yönetilmesi, arz-talep dengesinin korunması, gıda fiyatlarında istikrarın sağlanması açısından kritik önem taşımaktadır” diye konuştu. Orta Doğu pazarı ihracat açısından kritik önemde Riskin sadece iç pazarla sınırlı olmadığını, Türkiye’nin gıda ihracatı için Orta Doğu’nun kritik bir kale olduğunu hatırlatan Başkan Matlı, “Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektöründe önemli bir ihracat hacmine sahibiz ve bunun yaklaşık 4 milyar dolarlık kısmı Orta Doğu ülkelerine gerçekleştiriliyor. Özellikle Irak, sektörümüz açısından en büyük pazar konumunda yer alıyor. Süt ve süt ürünlerinde de benzer bir yoğunlaşma söz konusu. Bölge ülkeleriyle olan ticaretimiz, yaşanan her gerilimden doğrudan etkileniyor. Bu süreçte ihracat performansımızı korumak için pazar çeşitliliği hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı. “Yeni dönemde risk yönetimi kritik olacak” Bursa Ticaret Borsası olarak süreci yalnızca kısa vadeli bir piyasa dalgalanması olarak görmediklerini ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Başkan Özer Matlı, “Bundan sonraki dönemde şirketlerimiz için en kritik başlıklar; girdi tedarik güvenliği, pazar çeşitlendirmesi, maliyet yönetimi ve finansal dayanıklılık olacaktır. Artık ‘bekle-gör’ yaklaşımının değil, ‘erken önlem al, kaynağı çeşitlendir, riski dağıt’ anlayışının zorunlu hale geldiği bir dönemdeyiz. Üyelerimizin rekabet gücünü koruyacak, tedarik ve ihracat risklerini azaltacak ve tarım-gıda zincirinin dayanıklılığını artıracak çalışmalara odaklanmayı sürdüreceğiz” dedi.

Otomotiv Dünyasının Çeyrek Asırlık Buluşması: Automechanika Istanbul 2026 Haber

Otomotiv Dünyasının Çeyrek Asırlık Buluşması: Automechanika Istanbul 2026

Otomotiv satış sonrası endüstrisinin bölgedeki en büyük ticaret platformu olan Automechanika Istanbul, 2026 yılında 25. yılını kutlamaya hazırlanıyor. 19-22 Mayıs tarihlerinde TÜYAP’ta gerçekleşecek fuar, bu yıl ilk kez tarım makineleri sektörünü de güçlü bir şekilde bünyesine katarak stratejik kapsama alanını genişletiyor. ​Türkiye’yi küresel otomotiv endüstrisinin merkez üslerinden biri haline getiren Automechanika Istanbul, çeyrek asırlık başarı hikayesini kutlamak için gün sayıyor. Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle organize edilen fuar, 19–22 Mayıs 2026 tarihlerinde İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açacak. Bu yılki organizasyonun en dikkat çekici değişikliği ise fuarın ilk kez hafta içi günlerinde (Salı - Cuma) düzenlenecek olması. ​Çeyrek Asırlık Liderlik: Türkiye’den Dünyaya Ticaret Köprüsü ​2001 yılında Türkiye serüvenine başlayan Automechanika Istanbul, geride bıraktığı 25 yılda sadece bir sergi alanı değil, Türkiye’nin üretim ve mühendislik gücünü dünyaya kanıtlayan stratejik bir platforma dönüştü. Her yıl 40’tan fazla ülkeden katılımcıyı ve 60.000’e yakın profesyoneli ağırlayan fuar; Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarları arasında kritik bir ticaret köprüsü kuruyor. ​2025 yılında ulaşılan rekor katılımcı sayısı ve sektörel ticaret hacmine sağlanan 13 milyar dolarlık katkı, 2026 yılındaki "Gümüş Yıl" kutlamaları için çıtayı en tepeye taşıyor. ​Yeni Odak Noktası: Tarım Makineleri ve Yedek Parça ​Automechanika Istanbul 2026, bu yıl ürün yelpazesine stratejik bir genişleme ekliyor. Otomotiv satış sonrası dünyası, ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde tarım makineleri yedek parça üreticileriyle buluşacak. ​Sektörel Sinerji: Tarım ve ağır iş makineleri için geliştirilen yüksek performanslı komponentler, otomotiv tedarik zinciriyle entegre edilecek. ​Dev Markalar Bir Arada: Yanmar, Yenmak, Hattat, Tırsan ve Kale Oto gibi sektör liderleri, en yeni çözümlerini "Agricultural Competence" etiketi altında sergileyecek. ​Geleceğin Mobilitesi: Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik ​Fuar, 25. yılında sadece bugünün değil, yarının teknolojilerine de ışık tutacak. Katılımcılar; e-mobility, akıllı mobilite, yeniden imalat (remanufacturing) ve dijital dönüşüm temaları çerçevesinde şekillenen özel alanlarda deneyim paylaşımında bulunacak. ​1.500’den fazla katılımcı firmanın yer alacağı fuarda; binek araçlardan ağır vasıtalara, elektrikli araçlardan tarım makinelerine kadar her türlü segment için özelleşmiş "Competence" etiketleri, ziyaretçilerin aradıkları teknolojiye hızlıca ulaşmasını sağlayacak. ​Fuar Künyesi: ​Tarih: 19 – 22 Mayıs 2026 ​Yer: İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi ​Odak Noktaları: Sürdürülebilirlik, Tarım Makineleri, E-Mobilite, Dijitalleşme ​Katılımcı Sayısı: 1.500+ Firma ​Automechanika Istanbul 2026, çeyrek asırlık mirası ve yenilikçi vizyonuyla, otomotiv sektörünün geleceğini İstanbul’da yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.

Hazır Giyim Sektöründe Rüzgar Akdeniz’den Esiyor Haber

Hazır Giyim Sektöründe Rüzgar Akdeniz’den Esiyor

Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (AHKİB), şubat ayında ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,7 artırarak 40,6 milyon dolar seviyesine taşıdı. Yılın ilk iki aylık döneminde ise Birlik ihracatı yüzde 22,2 artışla 87,6 milyon dolar olarak gerçekleşti. AHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Tekin, küresel talepteki dalgalanmalar ve sektörde yaşanan maliyet baskılarına rağmen Akdenizli hazır giyim ihracatçılarının güçlü bir performans ortaya koyduğunu belirtti. Başkan Tekin, “Türkiye genelinde hazır giyim ve konfeksiyon sektörü şubat ayında yüzde 1,9’luk daralma yaşayarak 1,32 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, AHKİB olarak aynı dönemde ihracatımızı önemli ölçüde yükselttik. Bu tablo, bölgemizdeki üreticilerimizin rekabet gücünü ve pazar çeşitliliğini artırma yönündeki çabalarının olumlu sonuç verdiğini gösteriyor.” dedi. Dış giyim liderliğini korudu, ev tekstilinde talep arttı Şubat ayında AHKİB’in ihracatı ürün grupları bazında incelendiğinde bayan dış giyim sektörü 17,9 milyon dolar ihracat ve yüzde 44 pay ile ilk sırada yer aldı. Bu kalemde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artış gösterdi. Bay dış giyim ürün grubu ise 9,7 milyon dolar ihracat ve yüzde 24 pay ile ikinci sırada yer alırken, bu kategoride yüzde 36’lık güçlü bir artış kaydedildi. Şubat ayında ihracat artışının öne çıktığı ürün grupları arasında pamuklu ev tekstili, diğer ev tekstili ürünleri ve giyim aksesuarları yer aldı. Bu dönemde pamuklu ev tekstili ihracatı yüzde 50 artışla 2,5 milyon dolara, diğer ev tekstili ürünleri yüzde 24 artışla 2 milyon dolara ve giyim aksesuarları yüzde 56 artışla 1,7 milyon dolara ulaştı. İhracat artışının en dikkat çekici olduğu ürün grupları arasında yünlü yatak kıyafetleri, diğer spor ve yüzme kıyafetleri ile suni-sentetik ev tekstili ürünleri öne çıktı. Bu dönemde yünlü yatak kıyafetleri ihracatı yüzde 810 artışla 256,5 bin dolara, diğer spor ve yüzme kıyafetleri yüzde 725 artışla 195,7 bin dolara, suni ve sentetik ev tekstili ürünleri ise yüzde 241 artışla 1 milyon dolara ulaştı. Bu güçlü artışlar, söz konusu ürün gruplarında talebin belirgin şekilde hız kazandığını ortaya koydu. Başkan Gürkan Tekin, “Tacikistan, İspanya, Almanya ve Polonya gibi ülkelere yapılan ihracatta dikkat çekici artışlar yaşandı. Özellikle Tacikistan pazarında elde ettiğimiz ivme, yeni pazarlardaki potansiyelimizi göstermesi açısından önemli." diye konuştu. Hollanda, Irak ve Tacikistan şubat ihracatında öne çıktı Şubat ayında AHKİB ihracatı ülkelere göre incelendiğinde Hollanda yüzde 18 pay ile ilk sırada yer aldı. Bu ülkeye yapılan ihracat yaklaşık 7,5 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Hollanda’yı yüzde 12 pay ve 4,7 milyon dolar ile Irak, yüzde 11 pay ve 4,3 milyon dolar ile Tacikistan takip etti. Listenin devamında İspanya ve Almanya öne çıkan Avrupa pazarları arasında yer alırken, Polonya, Kazakistan, Lübnan, Belarus ve Fransa da AHKİB ihracatında önemli paya sahip ülkeler arasında sıralandı. Başkan Gürkan Tekin, ihracatın coğrafi dağılımına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Şubat ayında Avrupa Birliği pazarında güçlü konumumuzu korurken Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinde de ihracatımızın ivme kazandığını görüyoruz. Özellikle Hollanda, İspanya ve Almanya gibi Avrupa pazarlarının yanı sıra Irak, Tacikistan ve Kazakistan gibi gelişen pazarlarda elde edilen artışlar, pazar çeşitlendirme stratejimizin doğru yönde ilerlediğini gösteriyor.” Tekin, hazır giyim sektöründe rekabet gücünü koruyabilmek için hızlı teslimat, tasarım gücü ve sürdürülebilir üretim odaklı stratejilerin önümüzdeki dönemde ihracat performansını desteklemeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Hürmüz Boğazı’ndaki Güvenlik Riskleri Küresel Gıda Ticaretini Etkiler Haber

Hürmüz Boğazı’ndaki Güvenlik Riskleri Küresel Gıda Ticaretini Etkiler

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk iki ayında 1,9 milyar dolarlık ihracat yaptı. Miktar bazında ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 21,3 gerilemiş olsa da ihracat birim fiyatlarındaki yüzde 14’4’lük yükselişin etkisiyle değer bazındaki düşüş yüzde 9,9 seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 10,9 artışla 191,8 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı, sektörde ilk sırada yer alırken; yüzde 6,9 düşüşle 170,3 milyon dolar olarak kayıtlara geçen çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer aldı. Tatlı bisküvi ve gofretler ile makarna, ihracatı bu dönemde 150 milyon doları aşan diğer ürün grupları oldu. 212,4 milyon dolar ihracat yapılan Irak’taki yüzde 42,2’lik düşüşe bağlı olarak Orta Doğu pazarında yüzde 22,8’lik düşüş kaydedildi. “Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri küresel gıda ticaretini etkiler” Yurt dışında yaşanan gelişmelerin uluslararası ticaret üzerindeki etkisinin yoğunlaştığı bu süreçte, sektörün dikkatinin Orta Doğu’daki gerilimler üzerinde yoğunlaştığına dikkat çeken TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “İran ile bağlantılı olarak bölgede son dönemde yaşanan gelişmeler, küresel gıda ticaretini yalnızca siyasi açıdan değil, enerji ve lojistik kanalları üzerinden de etkileyen yeni bir belirsizlik alanı oluşturuyor. Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri ve ticari gemi trafiğinde zaman zaman yaşanan aksaklıklar, küresel emtia taşımacılığı açısından kritik bir dar boğaza işaret ediyor. Küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen, günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrolün geçtiği bu koridorda yaşanan gerilim, enerji fiyatları üzerinden tarım ve gıda piyasalarına da yansıyabiliyor. Brent petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, Körfez’de artan risk primleri ve taşımacılık maliyetlerindeki yükseliş ihracat faaliyetlerini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Enerji ve lojistikte yaşanan bu dalgalanmalar, tarımsal üretimin temel girdileri açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Çünkü Hürmüz Boğazı aynı zamanda küresel azot bazlı gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 25 ila 35’inin geçtiği bir hat niteliğinde. Bu nedenle sevkiyatlarda yaşanabilecek uzun süreli aksaklıklar, gübre fiyatlarının yükselmesine ve önümüzdeki üretim sezonunda maliyet baskısının artmasına neden olabilir. Enerji, navlun ve sigorta maliyetleri aynı anda yükseldiğinde, gıda ticaretinin yalnızca bir tarım meselesi olmaktan çıkarak küresel ekonomik istikrar ve tedarik güvenliği açısından da kritik bir başlık haline geldiğini unutmamak gerekiyor.” “Geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğinde kilit bir merkeziz” İran’la ticaretin, ihracatçı firmaların Orta Doğu’daki rekabetçiliğini sürdürebilmesi açısından önemli bir konu olduğuna değinen Tiryakioğlu şunları söyledi: “Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri alanında yılda yaklaşık 4-5 milyar dolarlık ithalat yapan İran, Türkiye için de önemli bir pazar niteliği taşıyor. Türkiye’nin 2025 yılında bu ülkeye gerçekleştirdiği hububat sektörü ihracatı 300 milyon doların üzerinde ve İran bu tutarla en büyük 10 ihracat pazarımız arasında yer alıyor. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi istikrarı, sadece İran için değil; Rusya-Ukrayna savaşının küresel etkilerinin devam ettiği ve çevre coğrafyamızda jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde, tüm bölgenin gıda tedariki açısından daha da stratejik hale geliyor. Güçlü sanayi altyapımız, hammadde işleme kapasitemiz ve üstün lojistik ağımız sayesinde Türkiye yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke değil; çevresindeki geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğine katkı sunan kilit bir üretim ve tedarik merkezi. Üstlendiğimiz bu sorumluluğun önümüzdeki dönemde hem ticari hem de insani açıdan daha da önem kazanacağını düşünüyoruz.”

Jeopolitik Gerilim Bölgesel Ticaret Akışlarını Doğrudan Etkiliyor Haber

Jeopolitik Gerilim Bölgesel Ticaret Akışlarını Doğrudan Etkiliyor

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, şubat ayında 140,8 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini açıkladı. Başkan Veysel Memiş, küresel talepteki dalgalanmalara rağmen ürün çeşitliliği ve katma değerli üretimin ihracatta dengeleyici rol oynadığını vurgulayarak, “Şubat ayında bölge ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre sınırlı bir düşüş gösterdi; ancak işlenmiş gıda ürünlerimiz ve geniş ürün portföyümüzün güçlü performansı sayesinde ihracatımız istikrarlı bir şekilde yüksek seviyesini koruyor.” dedi. “Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim bölgesel ticaret akışlarını doğrudan etkiliyor” Küresel gelişmelerin sektöre yansımalarını değerlendiren Başkan Veysel Memiş, Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimin bölgesel ticaret akışlarını doğrudan etkilediğini belirterek, özellikle lojistik maliyetlerde yaşanan sert artışın ihracat planlamasını zorlaştırdığını söyledi. Veysel Memiş, “Orta Doğu’daki gerilim, ticaret rotalarının güvenliği ve maliyet yapısı üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Bölgenin içinde bulunduğu belirsizlik ortamı, hem ticaret akışını hem de fiyat dengelerini doğrudan etkiliyor. Bu süreçte bazı fırsatçı yaklaşımların maliyetleri spekülatif şekilde artırması ihracatçılar açısından önemli bir risk oluşturuyor.” diye konuştu. Navlun ve operasyonel giderlerde yaşanan artışın yalnızca taşıma ücretleriyle sınırlı kalmadığını ifade eden Veysel Memiş, özellikle savaş riski nedeniyle uygulanan ek primlerin lojistik maliyetlerini hızla yükselttiğine dikkat çekti. Veysel Memiş, “Yük taşıma ücretlerinin yanı sıra yükleme ve boşaltma bedelleri, liman hizmetleri, sigorta primleri ve risk farkları da ciddi oranlarda arttı. Özellikle savaş riski gerekçesiyle uygulanan ek teminat ve sigorta primleri toplam lojistik maliyetlerini katladı. Kısa süre içinde 4-5 kat seviyesine ulaşan bu artış, ihracatçının maliyet hesaplarını öngörülemez hale getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu. “Lojistik maliyetlerde dengeli ve makul bir yapı korunmalı” Artan maliyetlerin ihracatçıların kârlılığını doğrudan erittiğini vurgulayan Veysel Memiş, maliyetlerin fiyatlara yansıtılması halinde ise hedef pazarlarda rekabet avantajının zayıfladığına işaret etti. Veysel Memiş, “İhracatçı bu maliyet artışını tek başına üstlenemez. Fiyatlara yansıtıldığında ise rekabet gücü zayıflıyor ve sipariş akışı yavaşlıyor. Bu durum yalnızca maliyet artışı değil, aynı zamanda pazar kaybı riski anlamına geliyor. Bu nedenle lojistik maliyetlerde dengeli ve makul bir yapı korunmalı.” diye konuştu. Kriz dönemlerinde lojistik zincirinin kesintisiz işlemesinin ticaretin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını belirten Veysel Memiş, ani ve kontrolsüz maliyet artışlarının küresel tedarik zincirini de olumsuz etkilediğini dile getirdi. Veysel Memiş, “Lojistikte yaşanan sert dalgalanmalar yalnızca ihracatçıyı değil, ithalatçı firmaları ve nihai tüketicileri de etkiliyor. Tedarik güvenliğinin korunması için maliyetlerde öngörülebilir ve dengeli bir yapının sürdürülmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “En fazla ihracatı pastacılık ürünlerinde gerçekleştirdik; ülke bazında ise Suriye öne çıktı” AHBİB’in şubat ayı ihracatını ürün gruplarına göre değerlendiren Veysel Memiş, özellikle işlenmiş gıda ürünlerinin ihracatta önemli bir denge unsuru olmaya devam ettiğini vurguladı. Veysel Memiş, şunları söyledi: “Sektör ihracatımızda ürün çeşitliliğinin sağladığı avantajı açık şekilde görüyoruz. Pastacılık ürünleri 27,4 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 20’lik pay ile şubat ayında en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ürün grubu oldu. Tatlı bisküvi ve gofretler ise yaklaşık 8 milyon dolarlık ihracatla toplam ihracatımızın yüzde 6’sını oluşturdu. Bakliyat ürünlerinde ise küresel fiyat hareketleri ve talep değişimlerinin etkisi hissediliyor. Şubat ayında bakliyat ihracatımız 26,7 milyon dolar olarak gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23’lük bir gerileme yaşandı. Özellikle bezelye ve bazı baklagil kalemlerinde miktar ve değer bazında düşüşler dikkat çekti. Buna karşın kırmızı mercimek 19,6 milyon dolarlık ihracatla sektörümüzün en güçlü ürünlerinden biri olmaya devam etti. Bitkisel yağ grubunda ise güçlü bir performans yakaladık. Bu alandaki ihracatın sektör için önemli bir büyüme alanı oldu. Yağlı tohumlar ihracatımız yüzde 16 artışla 20,9 milyon dolara ulaştı. Özellikle yer fıstığı ve ayçiçeği tohumu ürünlerinde artan talep, bu ürün grubunun toplam ihracatımız içindeki payını güçlendirdi. AHBİB’in ülke bazında şubat ayı ihracat verilerine göre en fazla ihracatın komşu ülkelere gerçekleştirildiğini belirten Veysel Memiş, bölge pazarlarının sektör için stratejik önemini koruduğunu dile getirdi. Veysel Memiş, “Şubat ayında en fazla ihracatı 14,5 milyon dolar ve yüzde 11 pay ile Suriye’ye gerçekleştirdik. Bu ülkeyi 11,9 milyon dolar ve yüzde 9 pay ile Irak takip etti. Sudan 8,7 milyon dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer alırken Almanya 6,9 milyon dolar değer ile Avrupa pazarında önemli bir konumda bulunuyor.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.